# Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, Kadın Doğum Doktoru
> Contact: info@enfdigital.com
### Yazılar
#### Histeroskopi Nedir? Ameliyat Ücreti Nedir?
Histeroskopi nedir? Ameliyat ücreti nedir? Sorularının cevaplarını yazımızda bulabilirsiniz. Rahim içerisinin ince bir optik yardımıyla incelenmesi işlemidir. Rahim içerisinde anormal bir kanama var mı, hasta birden fazla düşük yapmış ise sebebi nedir gibi sorunların araştırılması amacıyla bu işlem uygulanabilir. Histeroskopi bu şikayetlere tanı koymak ve tedavi etmek amacıyla yapılmaktadır. Anormal bir durum hastada varlığı söz konusu ise doku örneği alınarak patoloji tarafından incelenir.
Histereskopi ekipmanları set olarak düzenlenmektedir.
Rahim içerisinin ince bir optik yardımıyla incelenmesi işlemidir. Rahim içerisinde anormal bir kanama var mı? hasta birden fazla düşük yapmış ise sebebi nedir gibi sorunların araştırılması amacıyla bu işlem uygulanabilir. Histeroskopi bu şikayetlere tanı koymak ve tedavi etmek amacıyla yapılmaktadır. Anormal bir durum hastada varlığı söz konusu ise doku örneği alınarak patoloji tarafından incelenir. Histereskopiye dair detaylı bir bilgi almak ve fiyat bilgisi için lütfen kliniğimizle iletişime geçin.
Histereskopi Setinin İçerisinde Neler Bulunur?
Ucunda kamera olan histereskopIşık kaynağıMonitörMakasForsepsKoter
Gibi malzemeler ile bir set oluşturulur.
Histereskopi iki çeşittir. Tanısal yani diagnostik histereskopi ve operatif histereskopi olarak ikiye ayrılmaktadır.
Tanısal Histereskopi Nedir?
Tanısal histereskopide, rahim iç boşluğuna kamera ile bakılmaktadır. Cerrahi işlem yapılmaz. Tedavi etmek değil tanı koymak amaçlanır. Tanısal histereskopi anestezi gerektirmeyen, uyanık dahi yapılabilen tanı koymak amacı ile girişimsel bir işlemdir. Ofis histereskopi de tanısı konulan hastalıkların tedavisi de operatif histereskopi ile yapılmaktadır.
Operatif Histereskopi Nedir?
Operatif histereskopi, ultrasonografide ya da ofis histereskopi de tanısı konulan rahmin içerisindeki patolojik bulguya müdahale gerçekleşir. Tanısal histereskopide, histereskopun çapı daha küçüktür. Operatif histereskopi de ise histereskopun çapı diğerine oranla daha geniştir.
Bu nedenle operatif histereskopi yapılacak olan hastada bazen işlem öncesinde serviksi yani rahim ağzını dilate etmek gerekebilir.
Histeroskopi ile Yapılan İşlemler
Rahim içerisini gözlemlemek
Biyopsi alıp hastaya tanı koymak
Kanamaya sebep olan polip ve miyomları almak
Rahim içi yapışıkları gidermek
Rahim içi duvarını yakıp kanamayı durdurmak amacı gibi işlemlerde tercih edilir.
Histereskopi Ne Zaman Yapılmaktadır?
Histereskopi, çoğunlukla tüp bebek tedavisine başlamadan hemen önceki adetin bitiminde yapılmaktadır. Adet bitiminde rahim iç tabakası daha net görülmektedir. Ameliyat daha kolay bir şekilde yapılır. Tanısal histereskopiler de tüp bebek tedavisinden önce yapılması gerekirken bazen de bebek isteği olmayan aşırı sık kanaması olan hastalar da ya da rahim duvarında polip izlenen hastalarda da histereskopi işlemi tercih edilir. Ancak genellikle de yumurtlama döneminde değil, adet bitiminin arkasından rahme uygulanması önerilmektedir.
Histereskopi nasıl yapılmaktadır?
Hasta litotomi pozisyonuna alınmalıdır.Genial bölge ve çevresi batikon ile temizlenir ve yıkanır.Rahim ağzını görmek için vajene spekulum yerleştirilir.Histereskop ile serviksden yani rahim ağzından girilerek rahim içi boşluğuna ulaşılır.Rahim içi boşluğa ulaştıktan sonra endometrial kavite içerisinde görüntünün sağlanabilmesi için rahim içi sıvı ile doldurulur. Distansiyon medyumu olarak adlandırılır.Rahim içi boşluğunda rahim duvarları, her iki tüpteki ostiumlar kamera ile incelenir.Rahim içerisi temiz ise herhangi bir patolojiye rastlanılmadı ise işlem sonlandırılır.Eğer rahmin içinde polip, septum yani perde gibi bir patoloji var ise operatif histereskopiye geçilebilir.Histereskopi sonrasında kanama kontrolünü takiben işleme son verilir.
Histereskopi Ameliyatında Anestezi Yöntemleri Nelerdir?
Histereskopi ameliyatında anestezi yöntemi histereskopinin çeşidine göre değişiklik gösterebilir. Ofis histereskopi de çoğu zaman eğer hastanın özellikli bir talebi yok ise anesteziye gerek duyulmazken operatif histereskopide anestezi hastaya hekim tarafından önerilir. Ofis histereskopi de hasta ağrı ev acı hissetmez. İşlem yapılmamaktadır. Operatif histereskopi de ise rahim ağzının genişletilmesinden içerideki patoloji bulgularının eksize edilmesine kadar ağrı ve acı hissedebileceği için hastaya anestezi önerilmektedir.
İki farklı anestezi tipi vardır.
Genel anestezidir. Ancak hastaya genel anesteziden ziyade histereskopide sedasyon anestezisi uygulanmaktadır. İşlem süresi kısa olacağı için hastanın kendi solunumu devam etmektedir.Spinal veya epidural anestezidir.
Hangi anestezinin seçileceğine hastanın özelliklerine ve yapılacak işleme göre hastanın hekimi ve anestezi hekimi karar vermektedir.
Histereskopi Ameliyatı Kimlere Uygulanmalıdır?
Rahimde polip,Rahimde myom,Rahim duvarının fazla kalınlaşması,Menopoz sonrasında meydana gelen kanamalar,Anormal kanamalar,Rahimde septum yani rahimde perde,Kayıp RİA,Çocuklarda vajende yabancı cisim,Tüp bebek tedavisi öncesinde tanı amaçlıda yapılabilir.
Rahimde Polip
Histereskopi de en sık rastlanan sorun poliplerdir. Polip ameliyatından polip rahmine tutunduğu yerden kesilerek eksize edilir.
Rahimde Myom
Submukoz denilen rahmin içine doğru büyümüş olan myomlar histereskop ile de alınabilir.
Postmenapozal Kanama
Tedaviye dirençli kanamalarda da histereskopi sıklıkla uygulanabilir. Bu kadın hastalıklarında önce tanısal histereskopi yapılabilir.
Kayıp RİA
İpi kopmuş spirallerde çıkarmak amacı ile histereskopi sıkça kullanılır. Kayıp RİA muayenehane şartlarında kolaylıkla çıkarılabilir. Operatife gerek yoktur. Tanısal histereskopi ile yeterli olabilir.
Tüp bebek Tedavisi Öncesinde
Tekrarlayan düşüklerde, tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında tanısal histereskopi uygulanacaktır. Rahme ait bir problem var mı bunu saptamak için histereskopi önerilir.
Histereskopide Meydana Gelen Riskler Nelerdir?
Rahmin delinmesi,Sıvı yüklenmesi,Kanama,Emboli,Enfeksiyon,Anesteziye yönelik riskler.
Histereskopi Hangi Amaçla Yapılmaktadır? Neden İstenir?
Anormal vajinal kanamalar, yapışıklıklar, miyomlar vb. hastalıklarda tanı veya tedavi amacıyla yapılmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıplarında kısırlıkta histereskop aracıyla teşhis amaçlı kullanılmaktadır.
Histereskopi Bir Ameliyat mıdır?
Kişiden kişiye değişmektedir tanı ve tedavi amacıyla yapılabilir. Görüntüleme de yapılabilir ameliyat şeklinde hastada yapışıklık varsa kist, miyom varsa alınabilir bir tedavi söz konusu ise bu durumda histereskopi ameliyatı diyebiliriz.
Histereskopi Acı Verir mi?
Histereskopi ameliyatında ağrı ve acı olması beklenmez. Tanısal histereskopi de hatta anesteziye dahi gerek yoktur. Ama operatif histereskopi spinal, epdiural veya genel anestezi altında yapıldığı içinde eksize edilen durumlar da hastanın ağrı ya da acı hissetmesi beklenmez.
Histereskopi sonrasında ciddi bir ağrı olmaz. Ağrı olsa bile analjezikler ile de eve reçete edilerek devamında ağrının sonlanması sağlanır.
Histereskopi Ameliyatından Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ameliyat sonrasında ayakta duş alınabilir.Havuz, hamam, oturarak banyo yapmaktan iki hafta uzak durmak gerekir.Ameliyat sonrasında iki hafta ilişki yasaktır.Histereskopi sonrası reçete edilen ilaçların düzenli kullanılması gerekir.Histereskopi sonrasındaki kontrol önemlidir.
Ameliyat sonrası aşırı ağrı, acı, sancı beklenmez. Eğer ağrınız olur ise hekiminizin önerdiği analjeziklerden muhakkak fayda göreceksiniz.
Histereskopi Ne Kadar Sürer?
Tanısal histereskopi süresi 15 dk. kadar sürmekle birlikte operatif histereskopide de süreç 30 dk. kadar sürebilir.
Histereskopiden Sonra Hastanede Yatmak Gerekir Mi?
Histereskopi işleminin türü ne olursa olsun kişinin hastanede gece yatışı zorunlu değildir. Hatta işlem sonrası 2-3 saatlik takibin arkasından hastanın taburculuğu mümkündür.
Histereskopide İyileşme Süreci?
Histereskopi yapılan hastada iyileşme süresi 3 ila 5 gün arasında değişiklik gösterebilir. Histereskopi yapılan hasta aynı gün taburcu edilir. Histereskopi sonrası 2 gün dinlenmeniz sizin için yeterli olacaktır. Aynı gün işe gitmenizi tavsiye etmiyoruz.
Bakirelere Histereskopi Yapılır mı?
Bakirelerde de histereskopi yapılabilir evet. Ofis histereskopi denilen yöntemde histereskopun çapı ortalama 3 mm’dir. Kızlık zarının ortasındaki açıklık da çoğunlukla 3 cm’den büyüktür. Bu nedenle bakire bir kıza kızlık zarına zarar vermeden yani bekareti bozulmadan da ofis histereskopi yapılır.
Tabi ki bakirelerde de ekstra bir özen gösterilerek kızlık zarına zarar vermemek için çaba gösterilerek histereskopi yapılabilmektedir.
Histereskopi Sonrası Neler Olur? Beni Neler Bekliyor?
Histereskopi sonrası kanamanız olabilir korkmayın 2-3 günde bitmesi beklenir. Ağrılarınız olabilir, akıntı olabilir işlem sonrası doktorunuzun ön gördüğü tarihte kontrolünüze gitmelisiniz.
Histereskopi Gerekli midir?
Bir tüp bebek tedavisi görüyorsanız ve 2 kez başarısızlık olmuş ise hekiminiz teşhis koymak amaçlı sizden bu işlemi isteyecektir. Tüp bebek tedavi süresi için size teşhis konmuş olması işlem süresini hızlandırmış olacaktır.
Histereskopi Sonrası Adet Düzeni Bozulur mu?
Histereskopi yapıldıktan 2-3 gün sonra kanamanın durması beklenir ilk adetiniz beklenen günden erken ya da geç olabilir ama 2. Adetinizde düzene girmesini bekleriz aksi takdirde hekiminize tekrar muayene olmanız gerekir.
Ofis Histereskopi Nedir? Niye Yapılır? Ne Kadar Sürer?
Ofis histereskopi tanı amaçlı yapılan bir işlemdir genel anestezi gerektirmez. Rahim içerisine girilen teleskoplarla görüntülemek için yapılır böylelikle hastaya teşhis konulur. Maksimum 30 dk sürmektedir.
Operatif Histereskopi Nedir? Ne İçin Kullanılır?
Operatif histereskopi küçük kistler, yapışıklıklar gibi tedavilerin yapılması amacıyla kullanılır kısa işlemlerdir. Amaç hastada rahim içerisinde saptanan hastalıkların tedavi edilmesidir.
Histereskopi Fiyatları 2023 Nedir?
Histeroskopi nedir? Ameliyat ücreti nedir? Histereskopi operasyonunun fiyatları işlem türüne göre değişiklik gösterebilmektedir. İşleme göre değişiklik göstermesi nedeni ile kliniğimize ulaşmanızı rica ederiz. 5324761198 telefon numarasından kliniğimize başvurarak detaylı bilgi alabilirsiniz.
#### 50 Yaşında Tüp Bebek Tedavisi Olur mu?
50 Yaşında tüp bebek tedavisi olur mu? İleri yaşlarda tüp bebek tedavisine karşı yaklaşım nedir? Doğal yollar ile korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler için bir çözümdür tüp bebek tedavisi. Gelişen teknoloji, gelişen sağlık teknolojisi ile birlikte pek çok mucizeye şahit oluyoruz. İleri yaşlarda da çok zor kan sonuçları ile, çok zor umutlar ile başlanan yokuşlu yolların sonunda aileler ile mutluluk yaşıyoruz. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde; anne adayının yaşı oldukça önemli bir yer kaplıyor. Anne adayının yaşının genç olması şansı her zaman arttırıyor tabii ki de.
Ancak günümüzde ilerleyen evlilik yaşı, ertelenen evlilik süreleri, iş hayatının zorluğu, hayatta kalabilme mücadelesi, eğitim süreleri de evlilik zamanını geciktirebiliyor. Bu da tüp bebek tedavisi isteyen çiftlerin yaşının ister istemez geç olmasına neden oluyor. İleri yaşlarda tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerimizde elbette eğer bulguları tedavi görmeye engel değil ise işlem yapıyoruz. Ancak özellikle hormon analizi, FSH değerleri, AMH raporları, sperm analizi önemli rol oynuyor tedavinin gidişatında. 50 Yaşında tüp bebek tedavisi olur mu? Sorusunu genel başlıkları ile incelersek;
Tüp Bebek Tedavisinde Kadının Yaşının Önemi
Tüp bebek tedavisinde kadının yaşı her ne kadar genç ise yumurtalık rezervi ve kalitesi de o kadar iyi diyebiliriz. Yaşı ile yumurta rezervi çoğu zaman doğru orantılıdır. Ancak elbette ki bazen yaşı ile yumurtalık rezervi uyuşamamsı olası da. Genç hastaların şansı daha yüksektir. İleri yaşlarda tüp bebekte başarı oranı maalesef eksiye dönük bir azalma göstermektedir.
Bu nedenle olabildiğince bebek sahibi olmak için geç kalmamak önerimizdir. Bir kadının en doğurgan yaş aralığı 18-25 yaş arasındadır. Doğurganlığının en yüksek olduğu yaş grubu 18-25 yaş arasındaki kitledir. Son zamanlarda tüp bebek tedavisi hasta profilinde artış izlendiği gibi, ilerleyen yaş gurubundaki tüp bebek tedavisi başvurularında da artış izlenmiştir. Bunu göz önüne alarak bebek isteyen çiftlerin doğurganlıklarını kaybetmeden hekime başvurmalarını önermekteyiz.
Ancak oldu ki gebelik düşünemeyecek durumda iseniz o zaman da yumurtalarınızı dondurarak geleceğe sağlıklı bir yatırım yapabilirsiniz. 28 yaşında dondurduğunuz yumurtalar ise 35 yaşında gebelik elde edebilmeniz mümkün. Daha genç yumurta ile gebelik oranlarında muhakkak artış izlemek mümkün.
Günümüzde teknolojideki gelişmeler ile birlikte anne adaylarının 45 yaşına kadar bebek sahibi olmaları konusunda sağlık desteği sunuyoruz. Ancak özellikle 40 yaş ve üzerinde ileri yaş gebelik olarak da nitelendirilmektedir. Gebelik durumunda da ileri yaş gebeliklerde, düşük riski, preeklampsiye yatkınlık, ek kronik rahatsızlıklar ile ilgili sorunlar, genetik problemler çıkabilmektedir.
İlerleyen Yaşlarda Tüp Bebek Tedavisinde Genetik Tanı Yapılmalı mı?
İlerleyen yaşlarda anne olmak isteyen çiftlerimize uyguladığımız tüp bebek tedavilerinde başarı oranını arttırmak, doğacak bebeğin sağlığından emin olmak için PGT NGS gibi embriyonun genetiğini ayrıştıran, genetiğine bakılmış embriyo transferi öneriyoruz.
Genetiğine bakılmış embriyo transferi yapabilmek için, önemli olan yeterli sperm ve yumurtanın bulunmasıdır. Sperm ve yumurtanın fertilizasyonu sonrasında embriyonun beşinci gününde dondurularak biopsi alıyoruz. Alınan biopsiler genetik merkezine gönderilerek, ortalama bir ay içinde raporluyoruz. Gelen raporlar doğrultusunda, sağlıklı gelen embriyoların transferi adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak 14 gün süren hazırlık sürecinden sonra, embriyo transferi gerçekleştirmek mümkün.
Tüp Bebek Tedavisinde Uygulamada Yaş Sınırı Var mıdır?
Adetin ikinci ya da üçüncü günü yapılan hormon analizlerinde ve ultrasonografide görülen yumurtalıkların fonksiyonlarının uygun olduğu durumlarda, 45 yaşına kadar tüp bebek tedavisi uygulayabiliriz. Tüp bebek tedavisi uygulamak mümkün. 38 yaşının üzerinde uygulanan tüp bebek tedavilerinde genetik testi tanı yöntemi ile genetiğine bakılarak embriyo transferi uygulamak olası.
Yumurta Dondurma Tedavisi Nedir?
Kadın üreme hücreleri yumurta olarak adlandırıyoruz. Her kız çocuğu yumurta hücreleri ile doğmaktadır. Yaşam boyunca da yumurta hücrelerini kullanmak olası. Hiçbir yaşta kadının kendiliğinden yumurta yaratma ya da yeniden yumurta oluşturma durumu söz konusu değildir.
Kadının yaşı ile birlikte doğru orantılı olarak yumurta rezervinde de azalma görmek mümkün. Bu durum ise normaldir. Aile de erken menopoz öyküsü var ise genç yaşta menopoza girme olasılığı olası. Bu durum aile öyküsü ile ilişkilidir.
Kadınlarda Yumurta Dondurma Tedavisi Kimlere Uygulanabilir?
Bu nedenle, kadının yaşı ilerledikçe yumurtalıklarda kalan yumurta sayısında azalma meydana gelmesi olası. İlerleyen kadın yaşında yumurta dondurma yapmak mümkün.Tanısı konmuş olan kemoterapi öncesinde ya da radyoterapi öncesinde yumurtalıkların dokusuna yumurtalıklara zarar vermemek için ileride anne olma şansını ertelememek için yumurta dondurma tedavisi uygulamak mümkün.Yakın zamanda evlilik planı olmayan kadınlarda yumurta dondurma işlemi yapmak mümkün.Yakın zamanda gebelik planı olmayan kadınlarda yumurta dondurma işlemi yapmak mümkün.
Bu nedenle yumurta dondurma tedavileri, doğurganlığın korunması açısından da avantajlıdır.
Yumurta Dondurma İşlemi Ne Kadar Sürer?
Yumurta dondurma işlemleri, adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak yumurtaların büyümesi sağlanmaktadır. Kullanılan çeşitli ilaçlar ile büyütülmesi sonrasında yumurtalar istenilen boyutlara ulaşınca çatlatma iğnesine takiben yumurtaların toplanması, daha sonrasında yumurtaların toplanması ile birlikte dondurulması gerçekleşmektedir. Kadınlarda yumurta dondurma işleminde, adetten itibaren yaklaşık iki hafta kadar sürmektedir.
Yumurta dondurma sürecinin planlaması için öncelikle ön görüşme ile hastalarımızı değerlendirmek istemekteyiz. Kişiye özel muayene bulguları yumurtalık rezervleri değerlendirilerek adet düzeni, vücut kitle endeksi ile birlikte yumurtalıkları uyarıcı tedaviler izlenmektedir. Kişiye özel tedavi süreci ile birlikte uygun ilaçların kullanımına başlanmaktadır. Yumurtalıkların uyarımı sırasında iğneli ilaç tedavilerine ek olarak, üç ila dört gün aralıklar ile kan ve ultrasonografi değerlendirmesi yapılması önerilmektedir. Bu nedenle düzenli olarak kontrolü sağlanarak ilaçların devamlılığına karar verilmektedir.
Yumurtalar istenen boyuta ulaştığında, uyguladığımız çatlatma iğnesinin arkasından yumurta toplama işlemi gerçekleştirmekteyiz. Yumurta toplama işleminde sedasyon anestezisi ile herhangi bir ağrı ve acı hissetmesi beklenmemektedir. İşlem süresi ortalama 15-20 dk’dır. Ultrasonografi eşliğinde işlem yapılmaktadır. Sterilizasyon önemlidir. Bu alınan sıvılar embriyoloji laboratuvarında değerlendirerek yumurtalar seçilerek, yumurta dondurma işlemi yapılmaktadır. Yumurta toplamadan sonra ortalama bir saat kadar hastanın istirahati önerilmektedir. Bu nedenle olgun dondurulan yumurtalar gruplar halinde dondurmak mümkün.
#### 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Gereğince Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Politikası Hakkında Aydınlatma Metni
Değerli ziyaretçimiz,
Bilgi, tarih boyunca en önemli varlıklarımız arasında gelerek zenginliğin, bilgeliğin ve en önemlisi teknolojinin en büyük kaynağı olmuştur. Bilgi, bazen masamızın üzerinde, bazen kitaplarda, bazen kağıtlarda, bazen ise özel olarak tasarlanan sistemlerde saklanmaktadır. En önemlisi de bilgi çalışanların aklındadır. Günümüzde kurumların vermiş oldukları hizmetlerin sürdürülmesi, kamu hizmetlerinin etkin bir şekilde halka arz edilmesi, mal ve hizmetlerin geliştirilmesi, dağıtımı ve pazarlanması için kişisel verilerin toplanması kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Bu sebeplerle toplanan kişisel veriler ise, hangi ortamda olursa olsun gerektiği şekilde korunmak zorundadır.
Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi hakkındaki eldeki aydınlatma metninin amacı, Muayenehanemizin ürün ve hizmetlerimizden faydalanan veya bunlardan faydalanmak üzere Muayenehanemiz ile temasa geçen kişiler, çalışanlarımız, çalışan adaylarımız ve iş ortaklarımız da dahil olmak üzere, Muayenehanemiz ile ilişkili tüm gerçek kişilere ait her türlü kişisel verinin ilgili kanun ve düzenlemelere uygun olarak, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 12’nci maddesine göre hukuka aykırı olarak açıklanmasını, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişimini, aktarılmasını veya herhangi bir şekilde meydana gelebilecek güvenlik eksikliklerini önlemek için, gerekli tedbirlerin alındığına, bu kapsamda veri sorumlusu sıfatıyla, yayımlanmış ve/veya yayımlanacak olan mevzuata uygun olarak ilgili kişinin kişisel verilerinin korunması için en üst seviyede gerekli güvenlik düzeyini sağlamaya yönelik idari ve teknik tedbirleri almakta, denetimleri yapmakta veya yaptırmakta olduğuna dair, Kanun’un 10. maddesine göre aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi kapsamında ilgili kişinin bilgilendirilmesidir.
Veri Sorumlusu
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, kişisel verilerinizin işlenmesine ilişkin veri sorumlusu “Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi No: 2/80 Söğütözü/Ankara” adresinde bulunan, 35281168664 vergi numarası ile Başkent/Ankara Vergi Dairesi’ne kayıtlı olan muayenehane sahibi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’tır.
Veri sorumlusu sıfatıyla; işleme amacı ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olacak şekilde gerek işyerimizin ve/veya internet sayfamızın ziyaret edilmesi gerekse çağrı merkezimiz tarafından aranılması yada çağrı merkezimizin aranması suretiyle talep edilen ve/veya ürün yada hizmet alımı için bizimle doğrudan ve/veya dolaylı şekilde paylaşılmış olan kişisel verilerinizin, işlenmelerini gerektiren amaç çerçevesinde; kaydedilebileceğini, depolanabileceğini, muhafaza edilebileceğini, yeniden düzenlenebileceğini, kanunen bu kişisel verileri talep etmeye yetkili olan kurumlar ile paylaşılacağını, Kanun’un öngördüğü hallerde ve koşullarda, yurt içi veya yurt dışı üçüncü kişilere aktarılabileceğini, devredilebileceğini, sınıflandırılabileceğini, ilgili kişinin talebi ile silinebileceğini ve Kanun’da sayılan şekillerde işlenebileceğini beyan ederiz.
İşlenecek Kişisel Veriler
Veri sorumlusu tarafından işlenecek kişisel verileriniz, KVKK’da tanımlandığı şekliyle “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” anlamına gelen verilerinizdir. Yine aynı Kanun kapsamında özel nitelikli kişisel veri ise “kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerini” ifade etmektedir.
Muayenehanemiz, hastaların/ziyaretçilerin onayı ile kişisel veya özel nitelikli kişisel verileri tamamen veya kısmen elde edebilir, sınıflandırabilir, kaydedebilir ve kişisel verilerin elde ediliş amacına göre ya da ilgili kanun hükümlerinin öngördüğü süre boyunca muhafaza edebilir.
Bu doğrultuda, aşağıda yer alanlar dahil ve bunlarla sınırlı olmaksızın işlenen kişisel veri kategorileriniz ile içerikleri şu şekildedir:
Kimlik verisi
Ad soyad, T.C. kimlik numarası, SGK sicil numarası, imza, medeni durum, nüfus cüzdan seri ve sıra numarası, doğum tarihi, doğum yeri, kimlik, ehliyet, pasaport fotokopisi
İletişim verisi
Telefon numarası, e-posta adresi, ikametgâh adresi
Finans verisi
Banka hesap numaranız, IBAN numaranız, kredi kartı bilginiz, faturalama bilgileriniz
İşlem güvenliği
IP, Mac ID, Erişim detayları
Sigorta Verisi
Sağlık hizmetlerinin finansmanı ve planlaması amacıyla özel sağlık sigortasına ilişkin verileriniz ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileriniz.
Özel nitelikli kişisel veriler
(Sağlık verileriniz)
Laboratuvar sonuçlarınız, test sonuçlarınız, muayene verileriniz, randevu bilgileriniz, check-up bilgileriniz, ölçümleriniz, çizimleriniz, çeşitli kalıplarınız, reçete bilgileriniz dahil ancak bunlarla sınırlı olmaksızın tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi sırasında veya bunların bir sonucu olarak elde edilen her türlü sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verileriniz.
Fiziksel Mekan Güvenliği
Kamera kayıtları
Aile ve yakını verisi
Gerekli hallerde hasta yakınları ad soyad, iletişim bilgisi, hasta geçmişi için gerekli olduğu halde aile sağlık bilgisi
Bizimle paylaşacağınız aile üyelerinize ait kişisel verilerle ilgili olarak aile üyelerinizin bilgilendirilmeleri ve gerektiği takdirde açık rızalarının alınmasına ilişkin sorumluluk tarafınıza aittir.
Kişisel Verilerin İşlenme Amacı
Veri sorumlusu tarafından kişisel verileriniz ve açık rıza halinde özel nitelikli kişisel verileriniz aşağıda belirtilen amaç ve hukuki sebepler doğrultusunda ve ancak bunlarla sınırlı olmayan ve gerektiği takdirde benzer amaç ve sebeplerle KVKK m.5 ve m.6’da belirtilen kişisel veri işleme şartları içerisinde ve muayenehanemiz VERBİS kaydında belirtilen ilkelere ve sürelere uygun amaçlarla ve koşullarla sınırlı olarak işlenmektedir.
Bu kapsamda kişisel verilerinizin işlenme amacı:
Hukuki yükümlülüklerimizi yerine getirme,
Muayenehanemiz tarafından sağlanan hizmet gerekliliği kimliğinizi teyit etme,
Kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi,
İlgili mevzuat uyarınca Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile talep edilen bilgilerin paylaşılması,
Muayenehanenin iç işleyişi ile günlük operasyonların planlanması ve yönetilmesi,
Hasta memnuniyetinin ölçülmesi, arttırılması ve araştırılması,
İlaç ve tıbbi cihaz temini,
Randevu almanız halinde randevu hakkında sizi haberdar edebilme,
Sağlık hizmetlerini geliştirme amacıyla analiz yapma, araştırma yapılması,
Muayenehanemiz tarafından kampanyalara katılım ve kampanya bilgisi verilmesi,
Web ve mobil kanallarda özel içeriklerin, somut ve soyut faydaların tasarlanması ve iletilebilmesi,
Faturalandırma yapılabilmesi başlıkları altında sayılabilir.
Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi
Kişisel verileriniz, Bilgi Teknolojilerine dayalı çeşitli yöntemlerle, çağrı merkezi, internet sitesi, sosyal medya mecraları, mobil uygulamalar ve benzeri vasıtalarla sözlü, yazılı ya da GSM teknolojileri de dahil olmak üzere elektronik olarak toplanabilmektedir.
Ayrıca, kişisel verilerin işlenmesi amaçları doğrultusunda, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde hüküm altına alınmış kişisel veri işleme şartlarından en az birine dayalı ve sınırlı olarak, başta Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ilkeler olmak üzere Kanun’da ve şirketimiz VERBİS kaydında belirtilen genel ilkelere ve sürelere uygun bir şekilde kişisel veriler işlenmektedir.
Kişisel Verilerin İşlenmesinde Uyulması Zorunlu İlkeler
Hukuka ve Dürüstlük Kuralına Uygun İşleme
Kişisel Verilerin Doğru ve Gerektiğinde Güncel Olmasını Sağlama
Belirli, Açık ve Meşru Amaçlarla İşleme
İşlendikleri Amaçla Bağlantılı, Sınırlı ve Ölçülü Olma
İlgili Mevzuatta Öngörülen veya İşlendikleri Amaç için Gerekli Olan Süre Kadar Muhafaza Etme
Kişisel Verilerin İşlenme Şartları
Kanun’un 5. maddesine göre kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. Kişisel Veri Sahibinin Açık Rızası belirli bir konuya ilişkin olmalı, bilgilendirilmeye dayalı olarak özgür iradeyle açıklanmalıdır. Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı halinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür.
Kanunlarda Açıkça Öngörülmesi
Fiili İmkansızlık Sebebiyle İlgilinin Açık Rızasının Alınamaması
Bir Sözleşmenin Kurulması veya İfasıyla Doğrudan İlgi Olması
Veri Sorumlusunun Hukuki Yükümlülüğünü Yerine Getirmesi
İlgili Kişinin Kendisi Tarafından Alenileştirilmiş Olması
Bir Hakkın Tesisi veya Korunması için Veri İşlemenin Zorunlu Olması
Veri Sorumlusu’nun Meşru Menfaati için Veri İşlemenin Zorunlu Olması
Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesi
Kanun’un 6. maddesinde kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veri olarak tanımlanmış ve özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu da hüküm altına alınmıştır. Buna göre; Özel nitelikli kişisel veriler veri sorumlusu tarafından, işbu Aydınlatma Metni’nde belirtilen ilkelere uygun olarak ve Kurul’un belirleyeceği usul ve esaslar da dahil olmak üzere gerekli her türlü idari ve teknik tedbirler alınarak ve aşağıdaki şartların varlığı halinde işlenmektedir:
a. Sağlık ve cinsel hayat dışındaki özel nitelikli kişisel veriler: kanunlarda açıkça öngörülen hâllerde veri sahibinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Bunun dışındaki her hal ve durumda söz konusu özel nitelikli kişisel verilerin işlenebilmesi için veri sahibinin açık rızası alınacaktır.
b. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin özel nitelikli kişisel veriler: ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.
Özel nitelikteki kişisel verileriniz arasında sayılan, sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verileriniz, ancak kanunlarda öngörülen hâllerde, açık rızanız aranmaksızın yukarıda sayılan gerçek veya tüzel kişilere aktarılabilecektir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel verileriniz ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanın planlanması ve yönetimi ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yanında 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 21.06.2019 tarihli Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatta yer alan hukuki yükümlülüklerimizi yerine getirmek amacıyla açık rızanız aranmaksızın yukarıda sayılan gerçek veya tüzel kişilere aktarılabilecektir. Elektronik Tıbbi Kayıtlar ve Elektronik Sağlık kayıtları da bu kapsamdadır.
Bunun dışındaki her hal ve durumda söz konusu özel nitelikli kişisel verilerin işlenebilmesi için veri sahibinin açık rızası alınacaktır. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır.
Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi
Kanun’un 7’nci maddesine göre, bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Bu kapsamda Muayenehanemiz, kişisel verileri ancak ilgili mevzuatta belirtildiği veya işlendikleri amaç için zorunlu ve gerekli olan süre kadar muhafaza etmektedir. Sürenin bitimi veya işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması durumunda kişisel veriler periyodik imha sürelerine veya veri sahibi ilgili kişinin varsa başvurusuna uygun olarak belirlenen imha yöntemleri (silme ve/veya yok etme ve/veya anonimleştirme) ile imha edilecektir. Kişisel veri işleme faaliyetinde 6698 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen genel ilkelere uygun olarak hareket edilmektedir.
Kişisel Verilerin Aktarılması
Kişisel verilerin aktarılması konusunda Kanun’da Kişisel Verilerin İşlenmesi’ne ilişkin düzenlemelere paralel düzenlemeler hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 8. maddesine göre:
Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. Kişisel veri sahibinin açık rızası olmasa dahi aşağıda belirtilen şartlardan bir ya da birkaçının mevcut olması halinde Muayenehanemiz tarafından gerekli özen gösterilerek ve Kurul tarafından öngörülen yöntemlerle gerekli tüm güvenlik önlemleri alınarak kişisel veriler üçüncü kişilere aktarılabilecektir. Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin ilgili faaliyetlerin kanunlarda açıkça öngörülmesi,
Kişisel verilerin Muayenehanemiz tarafından aktarılmasının bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili ve gerekli olması,
Kişisel verilerin aktarılmasının Muayenehanemizin hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması,
Kişisel verilerin veri sahibi tarafından alenileştirilmiş olması şartıyla, alenileştirme amacıyla sınırlı bir şekilde Muayenehanemiz tarafından aktarılması,
Kişisel verilerin Muayenehanemiz tarafından aktarılmasının Muayenehanemizin veya veri sahibinin veya üçüncü kişilerin haklarının tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,
Veri sahibinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla Muayenehanemiz meşru menfaatleri için kişisel veri aktarımı faaliyetinde bulunulmasının zorunlu olması,
Fiili imkansızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünü koruması için zorunlu olması.
Kanun’un 9. maddesine göre; Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamaz.
Kişisel Veri Sahibinin Hakları
KVKK 11. madde kapsamında kişisel veri sahibi olarak;
Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
Kişisel verileriniz işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
Kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
Kişisel verilerinizin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
6698 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
İşlenen verilerinizin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
Kişisel verilerinizin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız hâlinde zararın giderilmesini talep etme hakkınız bulunmaktadır.
KVKK 13. maddesinin 1.fıkrası uyarınca kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, yazılı veya Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirlediği diğer yöntemlerle Muayenehanemize iletebilirsiniz. Başvurunuzu ileteceğiniz kanallar ve usullerin açıklandığı başvuru bilgi metnine ve başvuru formuna internet sitemizden ulaşabilir veya tarafımızdan isteyebilirsiniz.
Kişisel veri sahibinin, haklara ilişkin talebini usule uygun olarak tarafımıza iletmesi durumunda, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç 30 (otuz) gün içinde ilgili talebi ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarife uyarınca ücret alınabilecektir. Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; cevabımızı öğrendiğiniz tarihten itibaren otuz ve herhâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilirsiniz.
Avrupa Birliği vatandaşı ve diğer yabancı ülke vatandaşı ziyaretçilerimiz/hastalarımız için bilgilendirme ve aydınlatma, talebi halinde metnin İngilizce tercümesi veya tercüman yardımıyla yapılabilecektir.
Yayım tarihi itibariyle güncel 6698 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uyarınca hazırlanan eldeki Kişisel Verilerin İşlenmesine İlişkin Aydınlatma Metni bilgilerinize sunulur.
Saygılarımızla.
Veri Sorumlusu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
#### AA ( Anadolu Ajansı ): Gebe kalma olasılığı 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azalıyor
Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Kılıç "Geçmişe dönmek mümkün değil zararın neresinden dönerseniz kar. Vakit kaybetmeden bir tüp bebek uzmanına başvurarak süreci bir an evvel başlatmalısınız" dedi.
Ankara
Medicana International Ankara Hastanesinden yapılan açıklamada, gebelik dönemlerine ve yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulunuldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, yaşam koşullarının değişmesiyle anne-baba olma yaşının da arttığına işaret ederek, kariyer planları, hayaller derken bebek isteklerinin ertelendiğini bildirdi.
Belli bir yaştan sonra ise çiftlerin çocuklarının olmayacağı endişesine kapıldığına işaret eden Kılıç, ileri yaş bebek istekleri arttıkça tüp bebek tedavilerinin de artış gösterdiğini kaydetti.
Kılıç, 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklerin ileri yaş gebelik sınıfında değerlendirildiği bilgisini vererek, gebe kalma olasılığının 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azaldığına dikkati çekti.
İlerleyen yaşla birlikte “infertilite” yani kısırlık problemlerinin arttığını, gebelik sürecinin biraz daha zorlaştığını doğuma yakın komplikasyonların artış gösterdiğini belirten Kılıç, 30 yaş altındayken her yumurtlama döneminde gebe kalabilme şansının yüzde 20 olduğunu, bu oranın 40 yaş itibarıyla yüzde 5’e kadar gerilediğini aktardı.
Kılıç, yaş ilerledikçe her sene biraz daha yumurta kalitesinin düştüğünü ifade ederek, sperm tarafından döllenme oranının azaldığını, ayrıca embriyolarda genetik problemler görülebildiğini bildirdi.
Bu koşullarla karşılaşan çiftlerin tüp bebek tedavisine başvuru yaptığını ifade eden Kılıç, şunları kaydetti:
"Ultrasonografik ve hormonal açıdan anne adayı tüp bebek tedavisi için başvuru yaptığında, adetin ikinci günü zorunlu olmakla beraber ultrasonografisi yapılarak hormon tetkikleri tamamlanır. Ultrasonu ile hormon tetkikleri değerlendirilen hastada yumurta rezerviyle ilgili herhangi bir soruna rastlanmazsa tüp bebek tedavisine başlanabilir. Baba adayı için de yaş oldukça önemlidir. Eğer spermle ilgili de herhangi bir sorun saptanmazsa tüp bebek tedavisi için yola çıkabiliriz. İleri yaş tüp bebek tedavilerinde embriyonun kromozom açısından incelenmesi gerekir. Bu doğrultuda, 'preimplantasyon genetik tanı' yöntemine başvurulur. İlerleyen yaşta tüp bebek tedavilerinde yumurta ve spermin varlıkları konusunda sorun olmasa bile 5'inci günde embriyodan biyopsi alınarak kromozomları yönünden değerlendirilmesi sağlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır."
İleri yaş tüp bebek tedavisinde öneriler
Kılıç, ileri yaşta tüp bebek tedavisine başvuran anne adayları için önerilerini de şöyle sıraladı:
"Söz konusu tedavilerde adetin ikinci ya da üçüncü gününde yapılan FSH, E2, AMH testi gibi yumurtaların durumuyla ilgili rakamsal değerler veren önemli bilgilere ulaşmamızı sağlayan testler bizi yönlendirecektir. Önceden saptanmayan ancak varlığı soru işareti olan ya da aile geçmişinde varlığıyla ilgili veriler olan hipertansiyon, diyabet gibi kardiyolojik, endokrin tabanlı ek hastalıklar tespit edilmelidir. Gebelik öncesi preimplantasyon testleri gibi genetik araştırmalar hakkında, genetik danışmanlık alınması önerilmektedir. Eğer kilo problemi varsa çözüm bulunabilir ancak bunun için uzun zamanlar verilemez. Gebelik kararıyla birlikte folik asit desteği almaya başlanması bebeğin muhtemel sinir sistemi anomalilerinin görülme sıklığını azaltacaktır. İleri yaş tüp bebek tedavilerinden sonra elde edilen ileri yaş gebeliklerde perinatoloji yan dalı olan bir kadın doğum hekimi tarafından takip edilmek anne adayını daha güvende tutacaktır."
Kılıç, anne yaşı kadar olmasa da gebelikte baba yaşının da önemli olduğunu belirterek, 40'lı yaşlarda sperm hareketinde azalma görüldüğünü bildirdi. Sperm parametrelerindeki bozulmalardan dolayı erkeğin yaşının ileri olması kadın kadar etkilemese de gebelik oluşması konusunda başarıyı azalttığını ifade eden Kılıç, erkeğe bağlı olarak çocuk sahibi olamama durumunun çiftlerin yaklaşık yüzde 50’sinde görüldüğü bilgisini verdi. Kılıç, anne adayında bir sorun saptanmaması durumunda, baba adayının da bazı testlerden geçmesi gerektiğini kaydetti.
Tüp bebek tedavisinde çiftlerin birlikte hareket etmesinin önem taşıdığını vurgulayan Kılıç, "Sorun her zaman ortaktır. Geçmişe dönmek mümkün değil, zararın neresinden dönerseniz kardır. Evet bebek isteğini erteledik ve şu an 35 yaşın üstündeyiz. O halde vakit kaybetmeden bir tüp bebek uzmanına başvurarak süreci bir an evvel başlatmalısınız. Bebek sahibi olma hayallerinizi ertelemek zorunda değilsiniz. İlerleyen tıp ve ilerleyen teknoloji ile her şeyi elde etmek mümkün." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak : https://www.aa.com.tr/tr/saglik/gebe-kalma-olasiligi-40li-yaslarla-birlikte-yuzde-50-azaliyor/2607464
#### Açıklanamayan İnfertilite
Açıklanamayan infertilite yani infertilite, halk arasındaki bir başka deyim ile kısırlık; çiftin korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen bir sene boyunca gebelik elde edememe durumu olarak adlandırıyoruz.
Bir sene boyunca korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edememe durumunda çiftin artık bir uzman desteği almasını önermekteyiz. Çiftin başvurması halinde yapılacak olan tetkikler;
Hormon analiziUltrasonografiHSG (Rahim Filmi)Sperm analizi
Gibi tetkiklerin arkasından, tüm sonuçların normal çıkması durumunda sebebi bilinmeyen yani açıklanamayan infertilite olarak adlandırıyoruz. Hormon analizi, ultrasonografi, rahim filmi, sperm analizinin sonuçları normal çıkmasına rağmen; çiftin çocuk sahibi olamamasının nedeninin tespit edilememesi durumudur.
Açıklanamayan İnfertilitenin Nedeni Nedir?
Açıklanamayan infertilite yani açıklanamayan kısırlık. Nedeninin birden fazla faktörün kombinasyonuna bağlı olduğu fikrini de ortaya çıkıyor. Örneğin, kadında hafif endometriozis yani çikolata kistinin varlığı. Hafif düzeyde olan yumurtlama düzensizlikleri. Servikal faktörler, spermin normal olması ancak gebelik elde edilememesi durumları da açıklanamayan infertilitenin nedenleri arasında sayılıyor.
Nedeni Açıklanamayan İnfertilite Tanısından Önce Hangi Tetkikler Yapılmalıdır?
Ultrasonografi yapılmalıdır.Adetin 2. Günü kadına ait hormon analizi yapılmalıdır.Rahim filmi, HSG; tüplerin açık olup olmadığı ve rahim anomalisinin olup olmadığını tespit etmek için çekilmelidir.Sperm analizi, erkeğe ait sperm parametrelerini tespit etmek içinde sperm analizi yapılmalıdır.
Açıklanamayan İnfertilite Nasıl Tedavi Edilmelidir?
Tüm testlerin ve muayenelerin normal çıkmasına rağmen bir yıl içerisinde düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler de tedavi metodu olarak; öncelikle yumurtlama tedavisi uygulamak mümkün. Yumurtlama tedavisi adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanan, destek ilaçlar ile yumurtlama sağlayan ve ultrason ile takip edilen çatlatma iğnesinin arkasından ilişki ile son bulan destekleyici bir tedavi metodudur. İlk aşama olarak kabul ediyoruz.
Yumurtlama takibi ve tedavisi sonrasında eğer çift hala gebelik elde edememiş ise, açıklanamayan infertilite grubunda olan çifte ikinci adım olarak aşılama tedavisi uygulamak mümkün. Aşılama tedavisi, adetin ikinci ya da üçüncü gününde başlıyor. Yaklaşık 10 gün kadar iğneli ilaç tedavisinin arkasından bir tüp bebek merkezinde erkek hastadan alınan spermin yıkanarak anne adayının rahmine enjekte edilmesi durumu aşılama tedavisi (IUI) olarak ismini alıyor.
Aşılama tedavisinin başarısızlığının arkasından ise en son gelen adım; tüp bebek tedavisidir. Açıklanamayan infertilite grubundaki hastaya da diğer adımlar ile gebelik elde edilmezse, tüp bebek tedavisi ile gebelik elde edilmesi beklenmektedir. Tüp bebek tedavisi, adetin ikinci ya da üçüncü günü başlamakla birlikte 10-12 günlük ilaç takibinin arkasından yumurta toplama ve embriyo transferi olarak süreç devam etmektedir.
Ancak uygulanacak olan tedavilerin sıralamasına karar vermek için anne ve baba adayının yaşı da oldukça önemli. Anne adayı eğer 35 yaş ve üzerinde ise, yumurta rezervi de iyi durumda değil ise yumurtlama tedavisi ve aşılamayı es geçerek direkt tüp bebek tedavisine geçilebilir. Açıklanamayan infertilite grubundaki hastaya standart bir tedavi uygulanmamaktadır. Ancak kişiden kişiye göre değişiklik gösteren tedavi metodlarını esas almaktayız. Hastaya özgü tedavi biçimleri önceliğimizdir. Sebebi açıklanamayan infertil hastalarımız için de aynı şey geçerlidir.
Açıklanamayan İnfertilitede Sperm Analizi
Son zamanlarda nedeni açıklayan faktörler bulunsa da her bebek isteyen altı çiftten birinin infertilite sebebi ne yazık ki hala belli değil. Bazen erkek hastanın araştırılması atlanabilmektedir. Ancak kadına verilen yoğunluk kadar erkek hastanın da araştırılmasını önermekteyiz. Sperm analizi, basit bir laboratuvar tekniği olmadığı gibi embriyoloji laboratuvarında, bir embriyolog tarafından analiz edilmelidir. Bilgi ve tecrübe büyük önem taşımaktadır.
Spermlerin hareketleri daha da önemlisi şekilleri yani morfolojik durumları spermin potansiyelini etkilemektedir. Sperm morfolojisini ölçmenin tek metodu uzman bir embriyolog tarafından mikroskop altında direkt göz ile bakılması ve raporlanması gerekmektedir.
Yapılan araştırmalara göre aslında pek çok kurumdan pek çok raporun farklı olduğu da görmek mümkün. Bu nedenle önerdiğimiz uzman embriyolog ve merkezler tarafından sperm analizi değerlendirilmelidir.
Anlaşmalı olduğumuz tüp bebek merkezlerinde, uzman kadro ile uzman embriyologlarımız tarafından testlerinizin güvenirliliğinden emin olabilirsiniz.
Açıklanamayan İnfertiliteye Karar Vermemizde Rol Oynayan Etkenler
Kadının yaşıÇiftin infertilite süresiKadının yumurtalık rezervi
Kadının yumurtalık rezervinde, AMH testi (anti mülleryan hormon) herhangi bir zaman diliminde kan testi ile bakmak mümkün. Adetin 2. ya da 3. Gününde bakılan FSH ve E2 hormonlarının düzeyi ile ve ultrasonografi ile yumurtalıklardaki follukül sayısı ile değerlendirmekteyiz.
Çiftin infertilite süresi, korunmadan ve düzenli ilişkiye rağmen gebeliğin elde edilemediği süre olarak bilinmektedir. Örneğin sizlere sorduğumuz ‘’ kaç aydır korunmuyorsun? ‘’ sorusunun cevabı çiftin infertilite süresini göstermektedir.
Sebebi Açıklanamayan İnfertil Anne ve Baba Adayları Hangi Şartlarda Bekler?
Anne adayının yaşı 35 yaşından daha küçükse,Yumurtalık rezervi bekleme durumu var ise,İnfertilite süresi bir yılın altında ise,
İnfertilite tedavisine başlamaktansa çifte zaman vermek mümkün.
Hangi Şartlarda Tedaviye Başlanmaktadır?
Eğer çiftin;
Kadının yaşı 35 yaş ve üstünde ise,Yumurtalık rezervi normalin altında,Hormon değerleri sınırda,Sperm parametreleri sınırda normal ise,Korunmasız ilişki süreleri bir senenin üzerinde ise artık bir destek almanın vakti gelmiş demektir.
Yumurtlama tedavisi, aşılama ve tüp bebek tedavisi olmak üzere sırası ile ek tedavi yöntemleri sıralamak mümkün.
Aşılama Tedavisi Nedir?
Açıklanamayan infertilite problemleri olan çiftlerde, aşılama tedavisinden önce de yumurtlama tedavisi uygulandığında gebelik elde etme başarısının aşılama tedavisinde daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, ovulasyon indüksiyonu ile başlayan tedavilerde aşılama tedavisi ile tamamlamak mümkün. Gebelik şansını arttıran tedavi metotlarından birisidir. Ancak bu tedavide gebe kalma şansının yaklaşık olarak %10 civarında olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bu nedenle yüzdeyi de hastalarımıza paylaşıyoruz.
Aşılama Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Yaş: Kadının yaşı arttıkça başarı olasılığının azalması mümkün.İnfertilite süresi.İnfertilite nedeni, çikolata kistinin ya da tüplerin tıkanıklığında aşılama tedavisinin başarısı azalır.Yumurta sayısı: Ovulasyon indüksiyonu ile başlanan aşılama tedavisinde follukül sayısı arttıkça aşılama tedavisinin başarı şansında artırıyor.Sperm parametreleri: Sperm parametreleri, aşılama tedavisinde başarıyı etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle total de hareketli sperm sayısı oldukça önemlidir.
Ankara Tüp Bebek Tedavisi
Aşılamadan sonra gelen tedavi metodu ise tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansı kadının yaşına, elde edilen yumurta sayısına. Bununla birlikte elde edilen embriyo sayısına, kalitesine ve transfer edilen embriyoların kalitesine göre değişiklik gösteriyor. Tüp bebek tedavisi de adetin ikinci günü başlanan bir tedavi şeklidir. Yaklaşık 10-12 gün kadar iğneli ilaç kullanımı ile yumurtaların büyümesi sağlanıp arkasından yumurta toplama. Bu nedenle yumurta toplamadan da embriyo gelişimine göre 3-5 gün sonra embriyo transferi yapılmaktadır.
Tüm testleriniz normal ancak gebe kalamıyorsanız, kişiye özel tedavi metotlarından yararlanmak için başvurabilirsiniz. Her çifte uygulanan tedavi şekli aynı olmamakla birlikte değişiklik göstermesi mümkün. Bu nedenle detaylar için bize 0 532 476 11 98 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.
#### ADET DÖNEMİNDE DOĞRU BİLİNEN 8 YANLIŞ
Adet dönemi hakkında doğru bildiğiniz pek çok şey aslında yanlış olabilir. “Adetliyken banyo yapılmaz”, “hamile kalınmaz”, “spor yapılmaz” gibi yaygın inançların ne kadar doğru olduğunu bilimsel verilerle inceliyoruz.
Adetliyken Banyo Yapmak Zararlıdır – Yanlış
Bu inanç, genellikle geçmişten gelen hijyen koşullarının yetersiz olduğu dönemlere dayanır. Ancak günümüzde, adetliyken duş almak hijyen açısından oldukça önemlidir. Ayrıca sıcak veya ılık suyla alınan duş, rahim kaslarının gevşemesini sağlayarak adet sancılarını hafifletebilir.
Banyo sırasında vücut rahatladığı için ruhsal olarak da pozitif etkiler oluşur. Suyun aşırı sıcak olmamasına dikkat edilmelidir; çünkü çok sıcak su kan akışını artırarak kanamayı hızlandırabilir.
Adetliyken Spor Yapılmaz – Yanlış
Adet döneminde egzersiz yapmak zararlı değil, aksine faydalıdır. Endorfin hormonunun salgılanması sayesinde ağrılar azalabilir, stres seviyesi düşebilir. Özellikle yoga, yürüyüş, hafif kardiyo gibi aktiviteler önerilir.
Ancak vücudu fazla zorlayan, ağır ağırlık kaldırmak gibi hareketlerden kaçınılmalıdır. Spor, sindirimi düzenler ve şişkinliği azaltır. Sporcular, regl dönemlerinde vücutlarını iyi tanıyarak performanslarını buna göre ayarlamalıdır.
Reglken Hamile Kalınmaz – Yanlış
Adet kanaması sırasında yumurtlama beklenmese de bazı kadınların döngüsü düzensizdir. Özellikle kısa döngülere sahip kadınlarda yumurtlama adetten hemen sonra gerçekleşebilir ve sperm birkaç gün canlı kalabildiğinden, hamilelik ihtimali oluşabilir.
Korunmasız cinsel ilişki, regl dönemi dahil olmak üzere her zaman hamilelik riski taşır. Bu nedenle doğum kontrolü ihmal edilmemelidir.
Adet Kanı Kirlidir – Yanlış
Adet kanı, rahim iç duvarının (endometriyum) dökülmesiyle oluşur ve bu kan normal kan gibi temizdir. Mikroorganizmalar içermez. Regl dönemini “kirli dönem” olarak nitelemek, kadının kendi bedeniyle olumsuz bir bağ kurmasına neden olabilir. Bu tür tabular, kadınların özgüvenini zedeler ve cinsellikten sosyal yaşama kadar birçok alanda kısıtlayıcı olabilir.
Adetliyken Havuza veya Denize Girilmez – Yanlış
Temizlik kurallarına dikkat edildiği sürece adet döneminde suya girmek yasak değildir. Hijyen açısından tampon ya da menstrual kap kullanılabilir.
Yalnızca halka açık havuzlarda enfeksiyon riski yüksek olabileceğinden kişisel temizlik daha da önem kazanır. Vücudun rahatlaması açısından yüzme, bu dönemde önerilen hafif egzersizlerden biridir.
Adet Ağrısı Psikolojiktir – Yanlış
Adet ağrıları (dismenore), rahim kaslarının prostaglandin adı verilen maddelerle kasılması sonucu oluşur. Bazı kadınlar bu ağrıyı hafif hissederken bazıları günlük yaşamlarını dahi sürdüremeyecek kadar şiddetli yaşar.
Bu nedenle “abartma”, “kendini kandırıyorsun” gibi söylemler oldukça zararlıdır. Gerekirse kadın doğum uzmanına başvurularak ağrının kaynağı araştırılmalı ve tedavi edilmelidir. Endometriozis gibi altta yatan ciddi nedenler de olabilir.
Süt ve Yoğurt Gibi Ürünler Tüketilmemeli – Yanlış
Bazı bölgelerde süt ürünlerinin adet kanamasını artırdığı ya da ağrı yaptığına inanılır. Ancak bilimsel olarak bu gıdaların doğrudan olumsuz bir etkisi bulunmamaktadır. Hatta süt ve yoğurt gibi kalsiyum içeren ürünler kasların gevşemesine yardımcı olabilir. Ayrıca B vitamini ve magnezyum içeren gıdalar da adet semptomlarını azaltabilir.
Soğuk Yiyecekler Adeti Keser – Yanlış
Soğuk su içmek veya dondurma yemek adeti durdurmaz. Ancak bazı kadınlar kişisel olarak bu dönemde soğuk tüketiminden rahatsızlık duyabilir. Bu tamamen bireysel bir tepkidir ve genelleştirilmemelidir. Vücudun ihtiyaçlarına göre hareket etmek en sağlıklısıdır.
Adet Döneminde Ruhsal Değişimler
Adet dönemi yalnızca fiziksel değil, ruhsal değişimlerin de yaşandığı bir dönemdir. Hormon seviyelerinin iniş çıkış göstermesi; sinirlilik, huzursuzluk, kaygı ya da depresif hislerle sonuçlanabilir. Premenstrüel Sendrom (PMS) adı verilen bu durum her kadında farklı düzeyde görülebilir. Kendinizi bu dönemde kötü hissetmeniz, zayıf ya da dengesiz olduğunuz anlamına gelmez. Vücudunuzu tanımak, bu duygularla başa çıkmada en büyük yardımcıdır.
Ne Yapmalı? Pratik Öneriler:
Bitki Çayları: Rezene, papatya ve zencefil çayları rahatlatıcı olabilir.
Sıcak Su Torbası: Karın bölgesine uygulandığında krampları hafifletir.
Uyku Düzeni: Yeterli uyku hormon dengesine yardımcı olur.
Yavaş Tempolu Günler: Kendinize daha anlayışlı olun, bu dönemde iş yükünüzü hafifletmeye çalışın.
Kafein ve Tuzdan Uzak Durun: Bu maddeler ödemi ve gerginliği artırabilir.
Kadın sağlığını etkileyen bu doğal süreci çevreleyen efsaneler, bilgiyle yıkılabilir. Her kadının vücudu farklıdır; önemli olan, kendi bedenine kulak vermek ve gerektiğinde uzman desteği almaktır. Regl, utanılacak değil, yaşanacak bir süreçtirFormun Altı
#### Adet Düzensizliği Yaşayanlar Tüp Bebek Yaptırabilir mi?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Adet döngüsü, kadın üreme sağlığının en önemli göstergelerinden biridir. Ancak birçok kadın farklı nedenlerle adet düzensizliği yaşayabilir. Bu durum, doğal yolla gebelik şansını azaltabileceği gibi, tüp bebek (IVF) gibi yardımcı üreme tekniklerini de akla getirir. Peki, adet düzensizliği yaşayan kadınlar tüp bebek yaptırabilir mi?
Adet Düzensizliği Nedir?
Normal bir adet döngüsü ortalama 28 günde bir gerçekleşir ve bu döngü 21 ila 35 gün arasında değişebilir. Eğer bu döngü düzensiz hale gelirse, yani bir ay 24 gün diğer ay 40 gün sürerse veya aylarca adet görülmezse, bu durum “adet düzensizliği” olarak adlandırılır.
Adet düzensizliği şu şekillerde ortaya çıkabilir:
•Adet kanamasının çok seyrek ya da çok sık olması
•Kanamanın çok uzun ya da çok kısa sürmesi
•Hiç adet görülmemesi (amenore)
•Ara kanamalar
⸻
Adet Düzensizliğinin Nedenleri Nelerdir?
Adet düzensizliğinin birçok nedeni olabilir. Bunların bazıları geçici ve basit nedenlerken, bazıları doğurganlığı etkileyen ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
En sık görülen nedenler:
•Polikistik Over Sendromu (PCOS)
•Tiroid hastalıkları
•Yumurtalık kistleri
•Stres ve kilo değişiklikleri
•Aşırı egzersiz
•Yeme bozuklukları
•Erken menopoz (Prematür over yetmezliği)
•Rahim içi yapışıklıklar veya miyomlar
•Hipofiz bezi problemleri
⸻
Adet Düzensizliği Gebeliğe Engel mi?
Adet düzensizliği, genellikle yumurtlama (ovulasyon) problemleriyle ilişkilidir. Yumurtlamanın düzenli olmaması veya hiç olmaması, doğal yollarla gebeliği zorlaştırabilir. Ancak bu, tamamen gebe kalamayacağınız anlamına gelmez.
Bazı kadınlarda düzensiz de olsa yumurtlama gerçekleşebilir ve gebelik şansı bulunur. Ancak adet düzensizliği varsa, yumurtlama gününü belirlemek ve gebelik planlamak daha karmaşık hale gelir. İşte bu noktada tüp bebek tedavisi devreye girer.
⸻
Tüp Bebek Tedavisi Adet Düzensizliği Olanlar İçin Uygun mu?
Adet düzensizliği olan birçok kadın, tüp bebek yöntemiyle sağlıklı bir gebelik elde edebilir. Ancak öncesinde, altta yatan nedenin belirlenmesi ve tedaviye uygunluğun değerlendirilmesi gerekir.
1. Tüp Bebekte Yumurtlama Doğrudan Kontrol Altındadır
Tüp bebek tedavisinde, yumurtalıklar özel ilaçlarla uyarılır ve belirli bir gün içinde yumurtalar toplanır. Bu süreç, adet döngüsünden bağımsız olarak planlanabilir. Dolayısıyla düzensiz adet gören kadınlar da başarıyla tedaviye alınabilir.
2. Polikistik Over Sendromu ve Tüp Bebek
Adet düzensizliğinin en sık nedenlerinden biri olan PCOS, tüp bebek tedavisinde özel protokollerle yönetilebilir. Uygun dozda ilaçlarla yumurta gelişimi sağlanır ve aşırı yanıt riski kontrol altına alınır.
3. Erken Menopoz ve Düşük Over Rezervi Durumları
Adetleri düzensizleşen ve yumurtalık rezervi azalan kadınlarda erken menopoz riski olabilir. Bu durumda da zaman kaybetmeden tüp bebek yapılması önerilir. Hatta bazı durumlarda yumurta dondurma seçeneği de düşünülmelidir.
Tüp Bebek Tedavisinde Adet Düzensizliğine Özel Yaklaşım
Her hastanın öyküsü farklıdır. Bu nedenle, adet düzensizliği yaşayan kadınlar için tüp bebek süreci şu adımlarla planlanır:
🔍 1. Detaylı Muayene ve Hormon Testleri
AMH, FSH, LH, TSH, prolaktin gibi hormonlar değerlendirilir. Ultrason ile yumurtalık rezervi incelenir.
📅 2. Uygun Tedavi Protokolünün Seçimi
Kişinin adet düzenine, yumurtalık yapısına ve hormon seviyelerine göre tedavi şekillendirilir.
💉 3. Yumurtalıkların Uyarılması ve Takibi
Adet düzenine bakılmaksızın kontrollü bir şekilde yumurta gelişimi sağlanır.
🧬 4. Embriyo Transferi ve Destek Tedavisi
Gelişen embriyolar rahme transfer edilir ve gebeliğin desteklenmesi için hormon desteği verilir.
⸻
Adet Düzensizliği Olan Kadınlara Öneriler
1.Zaman kaybetmeyin. Uzun süredir düzensiz adet görüyorsanız mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurun.
2.Beslenme ve yaşam tarzınızı düzenleyin. Aşırı kilo ya da zayıflık adet düzenini olumsuz etkileyebilir.
3.Kendi kendinize ilaç kullanmayın. Hormon dengesini bozabilirsiniz.
4.Erken teşhis hayat kurtarır. Adet düzensizliği bazen yumurtalık yetmezliğinin erken belirtisi olabilir.
⸻
Sık Sorulan Sorular
🔹 Tüp bebek için düzenli adet görmek şart mı?
Hayır. Tüp bebek tedavisi adet düzenine bağlı olmadan planlanabilir.
🔹 Düzensiz adet görenlerde tüp bebek başarı oranı düşük müdür?
Altta yatan neden, yaş ve yumurtalık rezervi gibi faktörler başarıyı belirler. Adet düzensizliği tek başına başarıyı belirleyen bir faktör değildir.
🔹 Adet düzeni ilaçla düzeltildikten sonra mı tüp bebek yapılmalı?
Bazı durumlarda bu gerekebilir, ancak çoğunlukla doğrudan tedaviye başlanabilir.
⸻
Sonuç: Tüp Bebek Umut Olabilir
Adet düzensizliği, doğal yollarla gebeliği zorlaştırabilir. Ancak modern tüp bebek yöntemleri sayesinde bu durum artık büyük bir engel değil. Önemli olan, doğru teşhis ve kişiye özel bir tedavi planıdır.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### ADET DÜZENSİZLİĞİNİN 8 NEDENİ?
Adet Düzensizliği Nedir?
Adet düzensizliği, regl döngüsünün normal ritminin bozulması anlamına gelir. Normal bir kadın döngüsü 21 ila 35 gün aralığında değişmekle beraber düzenli aralıklarla tekrarlanır. Bu 21 ila 35 gün arasında değişen döngünün dışına çıkan adet durumları “düzensizlik” olarak değerlendirilir.
Adet düzensizliği belirtileri aşağıda verilmiştir.
Düzensizliğin Belirtileri:
Adetin 21 günden kısa, 35 günden uzun sürmesi
Ayda birden fazla regl görülmesi
2-3 ay adet olmama
Çok az ya da çok yoğun kanama
Ara kanamalar
Regl süresinin çok kısa ya da çok uzun olması (2 günden az, 7 günden fazla)
Adet Gecikmesinin En Yaygın Nedenleri
1. Gebelik
Elbette ilk akla gelen sebep gebelik durumudur. Özellikle korunmasız bir cinsel birliktelik sonrası regl geciktiyse, mutlaka bir gebelik testi yapılmalı.
2. Stres
Beyindeki hipotalamus, hem duyguları hem hormonları kontrol eder. Yoğun stres, bu merkezin dengesini bozabilir ve yumurtlamayı geciktirerek adetinizi de erteler.Bu durumda mutlaka stresten uzak bir yaşam şekli belirlenmelidir.
3. Aşırı Kilo Alımı veya Kaybı
Vücut yağ oranı hormon üretimini büyük ölçüde etkiler. Ani diyetler, yeme bozuklukları ya da hızlı kilo alımları regl döngüsünü alt üst edebilir.
4. Polikistik Over Sendromu (PCOS)
Pcos kadınlarda en yaygın hormonal dengesizlik nedenlerinden biridir. PCOS’ta yumurtlama düzenli gerçekleşmediği için regl de gecikir veya hiç gelmez.
5. Tiroid Bozuklukları
Tiroid hormonları adet düzeninde doğrudan rol oynar. Hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) adet gecikmesine neden olabilir.
6. Erken Menopoz (Prematür Over Yetmezliği)
40 yaşından önce yumurtalık fonksiyonlarının azalması anlamına gelir. Bu da düzensiz ya da gecikmiş adetlere yol açabilir.
7. Yoğun Egzersiz / Atletik Yaşam Tarzı
Özellikle profesyonel sporcularda veya ani egzersiz yoğunluğu artışlarında vücut adeti askıya alabilir. Çünkü yeterli enerji rezervi olmadığında üreme sistemi “kendini korumaya” alır.
8. Doğum Kontrol Yöntemleri
Haplar, spiral, iğne gibi yöntemler özellikle ilk aylarda adet düzenini etkileyebilir. Adet gecikmesi bu tür durumlarda da sık görülür.
adet düzensizliği
Kimler Daha Sık Adet Düzensizliği Yaşar?
💠 PCOS Hastaları
Yumurtlamanın düzensiz olması nedeniyle regl gecikir veya hiç gerçekleşmez. Aynı zamanda tüylenme, akne ve kilo artışı gibi belirtiler de eşlik edebilir.
🌙 Menopoz Öncesi Kadınlar
40’lı yaşlara yaklaşan kadınlarda hormonlar dalgalanır. Bu dönemde regl süresi ve miktarı değişebilir, aralıklar uzayabilir.
🤰 Gebelik Planlayan Kadınlar
Düzensiz adetler, yumurtlamanın da düzensiz olduğunun göstergesi olabilir. Bu durum hamile kalmayı zorlaştırır ve altta yatan hormonal bozukluklar araştırılmalıdır.
Adet Düzensizliği Gebelikle Karıştırılır mı?
Kesinlikle evet. Özellikle korunmasız ilişki sonrası adet gecikmesi yaşayan kadınlar “acaba hamile miyim?” kaygısı yaşar. Ancak her gecikme gebelik anlamına gelmez. Ayırt edebilmek için:
İlk adım: Evde gebelik testi yapılmaldır
Gecikme devam ederse: Beta HCG kan testi yapılmalıdır
Ardından gerekirse: Ultrason muayenesi yapılmalıdır
Hangi Testler Yapılır?
Adet düzensizliği yaşayan bir kadına uygulanabilecek başlıca testler şunlardır:
🔬 Hormon testleri:
FSH, LH, Prolaktin, TSH, E2
AMH (yumurtalık rezervi için)
Testosteron ve DHEA-S (PCOS şüphesinde)
📸 Görüntüleme yöntemleri:
Transvajinal ultrason
Rahim iç duvarı kalınlığı ölçümü
Yumurtalık kist ya da miyom taraması
📋 Gerekirse:
Endometrial biyopsi alınmaldır
Histeroskopi yapılmalıdır
Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tedavi, altta yatan nedene göre şekillenir. Genellikle bu dört yöntem tercih edilir:
1. Hormon Tedavisi
Doğum kontrol hapları
progesteron uygulamaları
Östrojen destekleri
Adet söktürücü ilaçlar
2. İnsülin Direncini Dengelemek
Diyetisyen eşliğinde beslenme planı yapmak
3. Tiroid Tedavisi
Hipotiroidi ya da hipertiroidi varsa tiroid düzenleyiciler kullanmak
4. Stres ve Yaşam Tarzı Yönetimi
Yoga, meditasyon, yürüyüş gibi düşük tempolu egzersizler yapmak
Uyku düzeni oluşturmak
Gerekirse psikolojik destek almak
Ne Zaman Doktora Başvurmalısın?
Adetler her seferinde çok yoğun veya çok azsa
İlişkisiz ara kanamalar oluyorsa
Gebelik düşünülüyor ise ama yumurtlama olup olmadığını bilinmiyorsa
40 yaşından genç olmaya rağmen düzensizlik başladıysa
Öneriler:
Düzenli doktor kontrolleri: Kadın sağlığı için yıllık muayeneler ihmal edilmemelidir.
Kendi bedenini tanıma: Adet düzeni, akıntı değişiklikleri, kilo dalgalanmaları gibi durumlar takip edilmeli
Beslenme,diyet ve egzersiz: Her üç durum da sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla süreç daha kolay yönetilebilir.
https://estejin.com.tr/
adet düzensizliği
RAHİM ALDIRMA VE ADET DÖNGÜSÜ
#### Adet Gecikmesi Neden Olur?
Adet gecikmesi neden olur? Başlıklı yazımızın altbaşlıklarını içerik tablosundan inceleyebilirsiniz.
Herhangi bir sağlık sorunu olmayan doğurganlık yaşında olan her kadında ortalama yirmi bir gün ile otuz beş gün arasında ortalama yirmi sekiz günde bir olan adet döngüsü mümkündür. Bir periyot dönemi olarak yaklaşık iki ila yedi gün arasında seyretmektedir. Hormonların etkisi vücuttaki menstrüasyon döneminin düzenini belirler. Bu döngünün dışarısında kalan sapmalarda adet gecikmesi olarak isimlendirilmektedir. Bu döngü de pek çok farklı neden ile gecikme olması olası. Gecikmeler meydana gelmesi olası. Adet gecikmesi diyebilmemiz için aslında neredeyse yedi gün kadar geçmiş olması gerekmektedir.
Yedi gün kadar geçen adet döngüsünde adet gecikmesi olarak ifade etmemiz mümkündür. Araştırmalara göre hemen hemen her kadında adet düzensizliği belli zamanlarda meydana gelmektedir. Bir yıl içerisinde iki ya da üç defadan daha fazla bu durum ile karşılaşıldığında bir araştırma yapılması önerilmektedir. Ancak ilk adet döngülerinin başladığı dönemde de karşılaşılması muhtemeldir. Periyodik olarak döngü tam olarak düzene oturana kadar düzensizlikler yaşanması da beklenen bir durumdur.
Peki Hangi Durumlar Neden Oluyor?
Çevresel faktörler
Stres
Psikolojik faktörler
Mevsimler geçişler
Hormonal bozukluklar
Kullanılan çeşitli ilaçlar
Ya da daha minör nedenler
Adet gecikmelerine neden olabilirler.
Adet Gecikmesi Nedenleri Nelerdir?
Maddeler halinde adet gecikmesi nedenleri arasında;
Gebelik
Adet gecikmesine neden olan faktörlerin en başında gebelik gelir. Korunmasız olarak aktif cinsel hayatı olan kadınlardaki ilk akla gelen durum gebeliktir. Bu nedenle adet gecikmesinde öncelik gebelik testidir.
Yoğun Egzersiz Programları
Egzersizlerini arttıran ve buna rağmen rutin kalori miktarı azaldığı durumlarda adet gecikmeleri meydana gelmesi olası. Bu gibi sorunlar ile karşı karşıya kalabiliriz.
Kronik Hastalıklar
Adet düzensizliğinde bir yıldan çok daha fazla süren süreçlerde kronik hastalıklarda doğrudan etkili oluyor. Bu nedenle kronik hastalıklar adet gecikmelerinin tabanında yatıyor olması olası.
Polikistik Over Sendromu
Yumurta sayısının fazla olması ancak yumurta seçememesinden kaynaklı çatlamama durumudur. Yumurtlama düzensizliğini doğurur. Bu nedenle bebek tedavisi için ekstra destek gerekmesi olası.
Kilo Kaybı ve Aşırı Kilo Alımı
Kilo durumu ortalama kilonun altında veya üzerinde ise vücudunuzun çalışması değişir. Yumurtlamayı olumsuz etkileyen bu durum ise fazla kilolu hastalarda ve fazla zayıf olan hastalarda adet gecikmesini de beraberinde getirir. Bu nedenle hormonal değişikliklere neden olması adet gecikmelerini meydana getirir.
Emzirme Dönemi
Gebelik ve doğumdan sonra emzirme döneminde de lohusalık süreci boyunca kişi adet görmemesi olası. İlk altı ay özellikle adet görmemesi olası bir durumdur. Bu nedenle ek gıdaya geçmesi ile birlikte adet döngüsü beklenen bir durumdur.
Doğum Kontrol İlaçları
Doğum kontrol ilaçlarına başlarken ilk aylarda lekelenmeler meydana gelmesi olası.
Stres Faktörü
Stres dönemi adet gecikmesini tetiklemesi muhtemel bir nedendir. Bu nedenle stres dönemlerini kontrol edebilir olmak adet faktörü için de önemli.
Tiroid Bozuklukları
hastanın hipertiroidi ya da hipotiroidi gibi durumlarda olması nedeni ile adet geciktirici etkiye neden olmaktadır. Bu nedenle tiroid bozukluğu konusu da oldukça önemli.
Erken Menopoz Dönemi
Ortalama olarak kırk beş ile elli beş yaşları arasında genellikle kadınlarda menopoz görülmesi beklenen bir durumdur. Ancak bu yaş aralığı eğer kırk yaştan daha erken evrede meydana gelirse yumurtaların sayısının azalması ile birlikte de adet düzensizliğine adet gecikmesine neden olması olası.
Adet Gecikmesinin Belirtileri Nelerdir?
Yoğun ağrı
Yoğun karın ağrısı
Yoğun bel ağrısı
Hamile kalma durumu
Evde yapılan gebelik testlerinin sonucu
16 yaşına kadar regl olmama durumu
İki düzenli periyod arasında adet olmamış olmanız ve altındaki nedenleri araştırmamanız.
Adet gecikmesi neden olur? Yazımızda sizlere adet gecikmesi durumunu aktardık. Aynı zamanda gecikme nedenleri de inceleyebilirsiniz. Bu nedenle diğer sorularınız ve merak ettikleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### Adet Kanamanızın Şiddetli Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?
Bir adet döneminde kanamanın 3-6 gün sürmesi, ortalama 28 günde bir tekrarlaması ve kan kaybının ise 100-150 cc civarında olması normal kabul edilir.
Adet kanamasının şiddetli olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, adet kanamalarının normalin üzerinde olmasının kadının hayatını zorlaştırdığını ve hayat kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor.
Eğer adet döneminiz bir haftadan uzun sürüyorsa, 150 cc’den fazla kan kaybı yaşıyorsanız siz de şiddetli adet kanaması yaşıyorsunuz demektir.
Bir pet, dolu dolu 15-20 cc civarından kanı içine hapsedebilir. Bir adet süresince 1 paketten daha fazla pet kullanımı olur ise bu adet kanamanızın şiddetli olduğunu gösterir. Aşırı kan kaybı sizi güçsüz bırakır ve kendinizi yorgun hissetmenize, bu da günlük hayatınızı devam ettirmede zorlanmalara neden olur. Bu nedenle uzun süre ya da çok yoğun adet kanaması yaşıyorsanız mutlaka bir hekime başvurmanız gerekir.
Haberin devamı için linki tıklayınız.
https://mahmure.hurriyet.com.tr/saglik/genel-saglik/adet-kanamanizin-siddetli-olup-olmadigini-nasil-anlarsiniz_1098035
Vajinismusta Çaresiz Değilsiniz Çare Siz’siniz Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Genital Siğil Tedavisi ve Teşhisi Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Alkol Spermi Öldürür mü?
Bir çift çocuk sahibi olamıyor ise okların hepsi önce kadına çevrilir; kadına sorulur. Sigara içiyor musun? Alkol tüketiyor musun? Peki erkek, erkek hasta sigara içiyor mu? Alkol tüketiyor mu? Alkolün erkekte sperm üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Alkol, vücuttaki tüm sistemlerin çalışmalarına zarar verebiliyor. Üreme sistemi de bunlardan bir tanesi olarak değerlendirilebilir. Gebeyken alkol tüketmenin etkisi herkes tarafından aslında biliniyor, eğer gebe ise kadın asla alkol teklif ya da ikram edilmez. Ama gebelik elde etmeden de gebeliği olumsuz etkiliyor. Kadınlarda bu bağlam oldukça netken erkeklerde de net olamaz mı?
Evet, alkol kullanan erkeklerde de kadınlarda bebek sahibi olmak istediklerinde endişelenmelidirler. Hafif ya da orta düzeyde bir alkol tüketimi üreme sisteminde olumsuz etki yaratabilir hatta cinsellikte bile olumsuz etkileri olabilir. Libido kaybına yol açabilir. Sertleşme problemlerine neden olabilir. Bunların akabinde de sperm kalitesini düşürebilir. Bunun ile ilgili de oldukça fazla bilimsel yayın ve çalışma vardır. Alkol spermi öldürür. Gebelik düşünen ve bebek isteyen bir çift düşünmeye başladıkları an itibari ile alkolü ve sigarayı hayatından çıkarması gerekmektedir.
ABD’nin bir anketinde 18 yaş ve üzerinde alkol kullanımı %27’leri bulmuştur. Erkek ve kadın infertilitesinde ise sebep olarak %35 oranında alkol kullanımı öne sürülmüştür.
Tedavide Alkol Oranları Nasıl Tanımlanır?
Tüp bebek tedavisine neden olan alkol oranları araştırmalara göre nedir?
Aşırı içme, bir seferde beş veya daha fazla içecek. Ağır içmek, haftada 15 veya daha fazla içecek tüketmek gibi sınıflandırılabileceği Amerikan Hastalık Korunma ve Kontrol Merkezlerine göre verilmiş olan bir istatistiktir.
Alkol Kullanan Erkeklerde
Testesteron seviyeleri düşer, FSH LH ve sperm üretimini azaltan östrojen seviyelerini yükseltir. İktidarsızlığa veya infertiliteye neden olabilecek kadar testislerde küçülme meydana gelebilir, gonodotropin salınımı azalır, erken boşalma, spermde hareket kusuruna, şekil kusuruna, boyutuna neden olabilir.
Alkolü bırakan erkeklerde de spermin sağlıklı üretimi belli bir zaman sonrasında yeniden olabiliyor.
Kendiliğinden gebe kalamayan bir çift, 1 yıl düzenli birlikteliğe rağmen gebe kalamıyor ise öncelikle alkol ve sigarayı bırakarak bir tüp bebek uzmanı tarafından destek alınması istenmektedir. Önerilmektedir. Erkek veya kadın infertilitesinde de geçerli olmak üzere tüp bebek tedavisi ile ilgili bir yola çıkılmış ise her ne kadar tüp bebek tedavisi de yapılacak olsa hastanın kendisinin morali ve alkol sigara bağımlılığından kendisini uzak tutmak gerekir.
Çünkü tüp bebek tedavisi var olan yumurta ve var olan spermden meydana gelen embriyonun anne rahmine transferidir. Yeniden sperm üretimi olamaz veya yeniden yumurta üretiminin meydana gelmesini tüp bebek tedavisinin kendisinden beklemeyiz. Yaşam standartlarını düzelterek, hatta alkolü bırakarak başlamak en doğru adımlardan birisi olabilir sizin için tüp bebek tedavisine başlarken.
Meni Analizi Spermiyogram ve Test Sonuçları Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### AMH
Sosyoekomik koşullar ve kadının bebek sahibi olmayı ertelemesi ile gebelikler sürekli ertelenmekte, anne olma fikri ertelenerek devam etmektedir. Bu durumda bebek sahibi olmayı ertelemek devamında ilerleyen yaşı ve tüp bebek tedavilerini, sperm sayısının azlığını, yumurta kalitesindeki düşüşü de beraberinde getirmektedir.
35 ya üstü gebelik denildiği zaman akla ilk gelen ve gün geçtikçe de halk arasında da öğrenilmeye başlanan AMH testi, akla geliyor. Yumurta rezerv düşüklüğünü nedir peki ya da AMH testi ile tam olarak neyi görmek istiyoruz? AMH testi nasıl veriliyor?
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor
Düşük, azalan yumurta rezervi bir kadının yumurta sayısının azalmış olması durumudur. En önemli olan buna sebep olan faktör ise elbette ki yaştır. Yaş arttıkça ters orantılı olarak yumurtalık rezervi azalmaktadır. Her ay düzenli adet görüyorum neden yumurta rezervim az? Hayır, düzenli adet görmek yumurta rezervi ile doğru orantılı değildir ne yazık ki. Özellikle 35 yaş itibari ile her yıl geçtikçe yumurta rezervinde azalma meydana gelmektedir. Tüp bebek tedavisine de neden olan yumurta rezerv azlığında bebek sahibi olmak isteyen çiftler mutlaka vakit kaybetmeden tüp bebek merkezlerine başvurarak tüp bebek uzmanları tarafından tüp bebek tedavisi için takibe alınmalıdır.
Peki yumurta rezerv düşüklüğünün nedenleri nelerdir? Neden yumurta rezervimiz düşük?
Sigara ve alkol tüketimiYaşFazla kiloRadyoterapiKemoterapiEndometriozisYumurtalık ile ilgili geçirilmiş olan ameliyatlarTurner sendromuda yumurtalık rezerv azlığına sebep olmaktadır. Soy geçmişinde erken menapoz
Yumurtalık rezervini öğrenmenin yolu elbette ultrasonografide olsa diğer yardımcı ve destekleyici en net yolu AMH ve FSH testidir.
AMH testi, hastadan kan örneği alınarak tüp bebek merkezlerinde rahatlıkla yapılabilen ve sonuçlanabilen bir testtir. Yaş ilerledikçe AMH seviyesi gittikçe düşmeye başlar. Aslında genç yaştaki hastalarda da AMH düşüklüğüne rastlanmak mümkündür. AMH seviyesinin çok düşük olması menapoza yaklaştığımızı gösterirken, normalin üzerinde olması ise polikistik over sendromunda olduğuna işaret etmektedir. Özellikle 35 yaşın altındaki hastalarda AMH düşüklüğü erken menapoza işaret ettiğinden dolayı doktor tarafından takipli olup mutlaka desteklenmelidir.
AMH düşüklüğü olan ve yumurta rezerv az olan hastalarda da tüp bebek tedavilerinde havuz yöntemi kullanılabilir. Her siklusta 1 ya da 2 tane yumurta toplanıp dondurularak daha sonra kullanılabilir. Böylelikle AMH testi düşük olsa da anne olma hakkı hala elinde olmuş olur. Tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavilerinden önce yapılan AMH testini yaptırmayı ihmal etmeyiniz. Evli olmasanız bile yumurta dondurma için anne olma şansınızı elinden yitirmeyiniz.
#### Ankara En İyi Tüp Bebek Doktoru
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Ankara En İyi Tüp Bebek Doktoru: Kimdir, Nasıl Seçilir?
Tüp bebek tedavisi, çocuk sahibi olmak isteyen pek çok çift için umut veren bilimsel bir yöntemdir. Bu süreçte doktor ve merkezin başarısı, hasta memnuniyeti ve güven ilişkisi son derece önemlidir. Özellikle Ankara gibi büyük bir şehirde, “En iyi tüp bebek doktoru kim?” sorusu sıklıkla araştırılmaktadır. Peki, gerçekten Ankara’da en iyi tüp bebek doktorunu nasıl seçersiniz?
Bu yazımızda sizin için hem tüp bebek sürecini hem de doktor seçiminde hemde merkez seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri detaylarıyla ele alıyoruz
Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Tüp bebek (IVF), laboratuvar ortamında erkek ve kadın üreme hücrelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan embriyonun rahme transfer edildiği bir yardımcı üreme tekniğidir. Bu yöntem, özellikle tüplerin tıkalı olduğu durumlarda, ileri yaş gebeliklerinde, sperm sorunlarında veya açıklanamayan infertilite yani kısırlık durumunda tercih edilir.
Ankara’da Tüp Bebek Tedavisi Almak Neden Avantajlı?
Türkiyenin başkenti Ankara, sağlık alanında hem donanımlı hastaneleri hem de uzman hekimleriyle dikkat çeken bir şehirdir. Tüp bebek alanında da oldukça gelişmiş kliniklere ve başarı oranı yüksek doktorlara ev sahipliği yapmaktadır. Ankara’daki doktorlar, hem akademik geçmişleri hem de teknolojik altyapılarıyla tedavi sürecinde hastalarına güven verir.
En İyi Tüp Bebek Doktoru Nasıl Seçilir?
Deneyim: Tüp bebek tedavisi, hassas bir süreçtir ve deneyimli bir doktorla yürütülmesi başarının anahtarıdır. Her kliniğin başarı oranı farklıdır. Bu oranlar hakkında şeffaf bilgi veren merkezler tercih edilmelidir.
İletişim: Doktorun size karşı yaklaşımı, sabrı ve bilgilendirme şekli, tedaviyi psikolojik olarak da kolaylaştırır.
Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımı: Her hastanın durumu farklıdır. En iyi doktor, sizin öykünüze göre bireysel tedavi planı oluşturabilendir.
Teknolojik Donanım: Modern cihazlara sahip klinikler, başarı şansını artırır. Son teknolojinin kullanıması olduıkça önemlidir.
Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
Genellikle 1-2 aylık bir süreçtir. Hazırlık, yumurta toplama ve transfer adımlarından oluşur. Adetin 2.günü başlayarak ortalama 10 gün ilaç kullanımının arkasından yumurta toplama ve embriyo transferi olarak ilerlemektedir süreç. Yaklaşık 17gün kadar sürmektedir.
Başarı oranı kaçtır?
Kadının yaşı, yumurta kalitesi, sperm durumu gibi faktörlere göre değişir. Genç hastalarda başarı daha yüksektir. Ancak bunda tabiki önemli olan hastanın gençliği ile birlikte yumurta reservi, hormon analizi ve sperm tetkikleri rahim filmide en önemkli tetkiklerdir.
Tüp bebekte yaş sınırı var mı?
Yasal olarak 45 yaşa kadar tedavi yapılabilir; ancak doktorlar başarı şansının düşük olduğu durumlarda alternatif seçenekleri değerlendirir.
Ankara’nın Öne Çıkan Tüp Bebek Merkezleri ve Doktorları
Ankara’da birçok tüp bebek merkezi vardır; ancak doktor tercihi yaparken mutlaka araştırma yapmalı, web sitelerini ve hasta yorumlarını incelemelisiniz. Ayrıca doktorun bilimsel çalışmaları, alanındaki deneyimi ve hasta takibi de önemli kriterlerdir. Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tüm takip sürecinde sizinle olduğu gibi aynı zamanda laboratuvar ortamında embriyoloji anlamında da yan dalı vardır. Doktor embriyologdur. Bununla birlikte perinatoloji yan dalı olması da tüp bebek tedavisi sonrasındaki gebelik sürecinizde de bir riskli gebelik uzmanı tarafından takip edilme şansına sahip olursunuz.
Doğru Doktor, Doğru Yaklaşım
Tüp bebek süreci, sadece tıbbi değil, duygusal anlamda da yolculuk gerektirir. Bu yolculukta sizinle empati kuran, size bilgi veren, süreç içinde sizi güçlü tutacak bir doktora ihtiyacınız var. Ankara’da birçok başarılı tüp bebek doktoru bulunuyor; önemli olan sizin kendinizi en güvende hissettiğiniz, sorularınıza net cevaplar veren ve size en doğru tedaviyi sunan doktoru bulmaktır.
Unutmayın: Her tedavi, her hasta için farklıdır. Siz kendinize en uygun yolu seçtiğinizde, anne-baba olma hayaliniz bir adım daha yaklaşır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Ankara En İyi Tüp Bebek Merkezi
Ankara en iyi tüp bebek merkezi yazımızın içeriğine hızlı bir şekilde erişebilirsiniz.
Tüp bebek merkezlerinde hangi hizmetler yer almaktadır?
İnfertil hastanın değerlendirilmesi durumunda hizmet vermektedir.
İnfertil hastanın nedenlerinin ortaya konulmasında hizmet vermektedir.
Polikistik over sendromu gibi hormonal sorunlar ile ilgili takiplerde hizmet vermektedir.
Çikolata kisti gibi durumlarda tedavi ile ilgili yol çizebilmek adına değerlendirmek mümkündür.
Erkek nedenli infertilite durumlarında tanı ve tedavi amaçlı tüp bebek merkezlerinde hizmetlerimiz yer almaktadır.
Gebelik düşünen bir çiftin başvurması durumunda ön değerlendirme için hizmetlerimiz yer almaktadır.
Genetik hastalıkların varlığında sağlıklı bebek için tüp bebek merkezlerinde hizmetlerimiz mevcuttur.
Laporoskopik girişimlerde mevcuttur
Histereskopik girişimlerde mevcuttur.
Yumurtlama ile ilgili sorunlarda tüp bebek merkezlerine başvurulabilir.
Aşılama tedavilerinde tüp bebek merkezlerine başvurulabilir.
Yumurtlama tedavilerinde tüp bebek merkezlerine başvurulabilir.
Şimdi sizlere tüp bebek tedavilerinde hangi hizmetlerden yararlanabilirsiniz maddeler halinde listeleyeceğiz.
Tüp Bebek Tedavilerinde Hangi Hizmetlerden Yararlanılabilir?
Yumurtlama tedavisi uygulamak mümkün.
Ko-kültür yapmak mümkün.
Mikroenjeksiyon uygulamak mümkün.
İlaçsız tüp bebek tedavisi izlemek mümkün
Embriyo transferi uygulanır.
Genetik ile ilgili analizler uygulamak mümkün. PGD ve NGS gibi.
Embriyo dondurma uygulamak mümkün.
Sperm dondurma uygulamak mümkün.
Yumurta dondurma uygulamak mümkün.
Tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıkları ile ilgili detaylı araştırma uygulamak mümkün.
Yumurta kalitesini arttırmak için hormon desteği verilebilir ya da inceleme yapmak mümkün.
Rahim içi değerlendirmeler mümkün.
Tüp bebek tedavisi başarısızlıklarının detayı araştırmak mümkün.
Histereskopi, laporoskopi gibi tanı amaçlı destek yöntemler kullanmak mümkün.
Embriyo transferinden sonra destekleyici şansı arttırmak için tedavi vermek mümkün.
Trombofili paneli gibi ya da kromozom analizi gibi ek testler planlamak mümkün.
Gebelik takibi yapıyoruz. Özellikle kendi tüp bebek hastalarımızın gebelik takibini yaparak düşük riskini ya da gebelikte oluşabilecek komplikasyonları neredeyse sıfıra indirmeyi hedefliyoruz.
Yararlanacağınız hizmetleri listeledik. Şimdi ise başlıklar halinde tüm aşamaları size açıklıyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?
Tüp bebek merkezlerindeki kapsam içi olan durumları yukarıda paylaştık sizinle. Ancak tüp bebek merkezinde tüp bebek tedavisine başladığımız zaman aşama olarak bizi neler bekliyor? Bunlardan konuşacak olur isek;
Tüp bebek tedavisinde birinci aşama, eşlerin değerlendirilmesi
Tüp bebek tedavilerinde öncelikle eşleri detaylıca değerlendirmeyi hedeflemekteyiz. Değerlendirmeden kastımız, anemnezi, gerekli tetkikleri dahil olmak üzere soru işareti kalmamasını hedefliyoruz. Tedavinin başında öncelikle bir muayene randevusu oluşturulması gerekmektedir.
Genel sağlık kontrolü ile birlikte vajinal muayene de alınan smear testi ya da hormon analizi ve ultrasonografi ile yumurta rezervi değerlendirilmektedir. Anne adayından alınan hormon analizleri tedaviye hazırlıkta oldukça önemlidir.
Eğer önceden tekrarlanmış düşükler var ise, tekrarlanmış anne karnında bebek ölümleri var ise genetik araştırma yapmakta oldukça önemlidir.
Ayrıntılı ultrasonografi ile de yumurta rezervini, rahim içini, rahim duvarını da değerlendirmek gereklidir. Sağlığı ve başarısı açısından oldukça önemlidir. Anne adayına tetkikler yapılırken elbette baba adayının da sperm analizi değerlendirmesini yapmak oldukça önemlidir.
Erkekte sperm sayısı, hareketleri yumurtanın ve spermin döllenmesinde oldukça önemlidir. Sperm parametrelerine göre erkek hastadan da hormon analizi işlemini gerçekleştiriyoruz. Buna değerlendirme sonrasında tüp bebek merkezimizde karar vermekteyiz. Ankara en iyi tüp bebek merkezi adlı yazımızın bir diğer başlığı ise;
Tüp bebek tedavisinde ikinci aşama, yumurtalıkların uyarılması
Adetin ikinci günü ya da üçüncü günü tüp bebek tedavisine başlamak için çiftimizi tüp bebek merkezimize davet ediyoruz. Adetin birinci günü kliniğimizi arayarak randevu almalarını rica ediyoruz. Tedavi de hormonal destek çok önemlidir. Kişiye özgü tedavi planlaması yapılması zorunludur.
Hasta dostu protokoller tercih edilmesi gerekmektedir. Kliniğimizde tedaviyi titiz bir şekilde takip etmekle birlikte, yumurta toplamak için hormon tedavisine başlamaktayız.
Yumurtalıkların uyarılması için çeşitli ilaç destekleri ile iğne destekleri ile var olan yumurtaların uyarılmasını ve büyümesini sağlıyoruz böylelikle. Üç ila dört gün aralıklar ile birlikte kontrollerini düzenli olarak yaparak; çapları ortalama on altı ile on sekiz mm ye ulaştığında çatlatma iğnesi ve takibinde yumurta toplama işlemi yapmaktayız.
Tüp bebek tedavisinde üçüncü aşama, yumurta toplama
Tüp bebek tedavilerinde folluküllerin büyümesini sağladıktan sonra gelen yumurta toplama işlemi oldukça önemli bir aşamadır. Toplanan yumurtanın sayısı, kalitesi tüp bebek tedavisinin temel taşlarından birisidir. Uygulanan teknik oldukça önemlidir. Ancak ilk aşamada folluküllerin büyümesi için yapılan takipte oldukça önemlidir bu aşamada.
Takipten başlayan süreç deneyimi oldukça büyük önem taşımaktadır. Yumurtalıklardaki folluküllerin çapları istenilen boyuta ulaştıktan sonra çatlatma iğnesi ile olgunlaştırıyoruz. Ve ortalama otuz altı saat sonrasında yumurta toplama işlemi yapılmaktadır.
Sedasyon anestezi altında uygulanan yumurta toplama işlemi tüp bebek merkezlerinde yapılmaktadır. Uygulanan anestezi genel anestezi gibi değildir. Bu anestezi şekli ile sizi ameliyat etmek mümkün değildir. Vajinal ultrasonografi ile birlikte jinekolojik muayene pozisyonunda uygulanır.
Steril şartlarda uygulanması zorunludur. vajinal prob ile vajenden girilerek ince bir aspirasyon iğnesi yardımı ile her bir follukülün içine girilerek yumurtalara ulaştırıyoruz. Bu nedenle alınan sıvı laboratuvara yönlendiriyoruz.
Mikroskop altında incelenmektedir. Yumurta hücreleri ayrılarak işleme tüm folluküllerin içleri aspire edene kadar devam ediyoruz. Bu nedenle işlem ortalama 15-20 dk. kadar sürmektedir.
Tüp bebek tedavisinde dördüncü aşama, mikroenjeksiyon
Anne adayından toplanan yumurtalar esnasında baba adayından da sperm alınmaktadır. Spermi baba adayı mastürbasyon ile vermektedir. Menisinde canlı sperm olmayan baba adaylarında ise cerrahi yöntemler ile sperm alınmaktadır.
Tüp bebek tedavisi uygulanan tüp bebek merkezlerinde, yumurta kültürü ve sperm hazırlanmasının bitmesinin arkasından döllenme için fertilizasyon işlemi yapılmaktadır. Her bir yumurta içerisine sperm verilerek yerleştiriyoruz.
Mikroenjeksiyon artık döllenmede en sık tercih edilen yöntemdir. Mikroenjeksiyon yani ICSI sonrasında ortalama 16-18 saat geçtikten sonra döllenmenin olup olmadığı kontrolünü sağlanmaktadır. Döllenmiş olan yumurtalar yani elde edilen embriyolar tekrar kültür ortamına konularak hücrelerine bölünmesi beklenir. Kaliteli sayıda belirlenen embriyoların transferi gerçekleşiyor.
Tüp bebek tedavisinde beşinci aşama, embriyo transferi
Tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavilerinde embriyoların transfer işleminde transferin ne zaman yapılacağına karar vermek için;
Embriyo kalitesi
Embriyonun sayısı
Rahim duvarının kalınlığı
Anne adayının yaşı
Önceki tüp bebek tedavisi denemeleri
Gebelik elde edilip edilmediği bir önceki tedavilerde
Tedavinin sayısı oldukça önemlidir.
Embriyonun transferi yapılmadan önce embriyolog ve bizler birlikte karar vermekteyiz. Bu aşamada da sizin durumunuz oldukça önemlidir. Bu nedenle yumurta toplamadan üç ila beş gün sonra embriyo transferi uygulanmaktadır. Ankara en iyi tüp bebek merkezi adlı yazımız hakkında sormak istediğiniz diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Ankara Kadın Doğum Doktoru
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Ankara’da Kadın Doğum Doktoru Ararken Nelere Dikkat Etmeli?
Doğru doktor seçimi, güvene dayalı bir ilişki kurmakla başlamaktadır. Kadınlar çoğu zaman yalnızca tıbbi bir çözüm değil, aynı zamanda anlayışlı bir yaklaşım ve mahremiyete saygı aramaktadır.
Ankara’da kadın doğum doktoru seçerken şu kriterler göz önünde bulundurulabilir:
Deneyim ve uzmanlık alanı: Her doktorun özel ilgi alanı farklı olabilir. Kısırlık (infertilite), tüp bebek, menopoz, polikistik over sendromu veya genital estetik gibi konularda uzmanlık alanı sorgulanmalıdır.
İletişim tarzı: Doktor-hasta arasındaki iletişim, tedavi sürecinin en önemli parçasıdır. Sorularınıza açık, net ve sabırla cevap veren bir doktor seçmek süreci kolaylaştırır.
Klinik altyapısı: Modern tıbbi cihazlar ve steril bir ortam, doğru tanı ve başarılı tedavi için önemlidir. Ankara’da birçok özel klinik ve hastane bu konuda oldukça donanımlıdır.
Yorumlar ve referanslar: Diğer hastaların deneyimleri, doktor hakkında fikir sahibi olmanızı sağlar. Özellikle dijital ortamda yapılan yorumlar, seçim sürecinde faydalı olabilir.
Ankara’da Kadın Doğum Doktoruna En Çok Başvurulan Durumlar
Kadın doğum uzmanlarına başvuru nedenleri oldukça çeşitlidir. Ancak Ankara’daki kadınların sıklıkla başvurduğu bazı durumlar şunlardır:
Gebelik takibi ve doğum
Gebelik, kadın hayatının en özel dönemlerinden biridir. Ankara’daki kadın doğum doktorları, gebeliğin planlanmasından doğum sonrasına kadar sürecin her aşamasında anne adaylarının yanındadırlar.
Düzenli kontroller, ultrason değerlendirmeleri, vitamin takviyeleri ve doğum planlaması bu dönemin temel parçalarındandır.
Kısırlık (infertilite) tedavisi
Çocuk sahibi olma isteği, birçok çift için hayatın tüp bebek, yumurta dondurma ve ovülasyon önemli bir parçasıdır. Ankara’da takibi gibi ileri teknolojik tedavi seçenekleri başarıyla uygulanmaktadır.
Deneyimli bir kadın doğum doktoru, kişiye özel bir tedavi planı oluşturarak bu süreçte hem tıbbi hem psikolojik destek sağlar.
Menopoz dönemi ve hormonal değişiklikler
Menopoz, her kadının yaşam döngüsünde doğal bir evredir. Ancak sıcak basmaları, uykusuzluk, kilo artışı ve ruh hali değişiklikleri gibi belirtiler yaşam kalitesini etkileyebilir.
Ankara’daki kadın doğum uzmanları, hormon tedavileri ve yaşam tarzı önerileriyle bu dönemi daha konforlu hale getirmeye yardımcı olur.
Adet düzensizlikleri, polikistik over sendromu (PCOS)
Hormonal dengesizlikler, adet düzensizlikleri, tüylenme ve kilo artışı gibi belirtilerle kendini gösteren polikistik over sendromu, kadınların sıkça yaşadığı bir sorundur.
Erken teşhis ve doğru tedavi, ileride oluşabilecek kısırlık veya metabolik sorunların önüne geçilebilir.
Genital estetik ve vajinal yenilenme işlemleri
Kadınların doğum, yaş alma veya travma sonrası genital bölgede yaşadığı değişiklikler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler yaratabilir.
Ankara’da son yıllarda popüler hale gelen ameliyatsız vajinal estetik ve labioplasti uygulamaları, kadınların özgüvenini yeniden kazanmalarına yardımcı olmaktadır.
Tıp teknolojisindeki gelişmeler sayesinde kadın doğum alanında artık çok daha hassas, ağrısız ve hızlı sonuçlar alınabiliyor.
Ankara’daki kliniklerde sıkça uygulanan modern yöntemler arasında şunlar yer alıyor:
Genital estetik
PRP ve eksozom tedavileri
Rahim filmi (HSG
Tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamaları
Yumurta dondurma (fertilite koruma)
Menopozda bioidentik hormon tedavileri
Kadın Sağlığında Düzenli Kontrollerin Önemi
Kadın sağlığını korumanın en etkili yolu, düzenli jinekolojik muayenelerdir.
Yılda en az bir kez yapılan kontroller, olası hastalıkların erken teşhis edilmesini sağlar.
Pap smear testi, ultrasonografi ve meme muayenesi gibi rutin değerlendirmeler; rahim ağzı kanseri, miyom, kist veya endometriozis gibi birçok hastalığın erken tanısında hayat kurtarıcı rol oynar.
Kadın bedeni yaşamın merkezindedir ve her aşaması özel bir ilgi gerektirir. Ankara’da deneyimli bir kadın doğum doktoru, sadece tedavi edici değil; aynı zamanda yol gösterici, anlayışlı ve destekleyici bir rol üstlenir.
Düzenli kontroller, erken tanı ve kişiye özel yaklaşımlar sayesinde kadınlar hem fiziksel hem ruhsal olarak daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.
Eğer siz de Ankara’da güvenilir, modern ve hasta odaklı bir kadın doğum doktoru arıyorsanız; bedeninizi, sağlığınızı ve yaşam kalitenizi önemseyen bir uzmanla tanışmanın tam zamanı.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Ankara Tüp Bebek Doktorları
Ankara tüp bebek doktorları, tüp bebek tedavisi; korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerimize bebek tedavisi uygulamaktayız. Tüp bebek tedavisinden önce, eğer hormon analizleri uygun ise, sperm analizi normal ise, ultrasonografi sonuçları da uygun ise follukül takibi ile başlanarak aşılama tedavisi ve sonrasında tüp bebek tedavisi olarak ilerlenebilir. Bu nedenle tüp bebek tedavisinden önce kişinin değerlendirilmesi için ultrasonografi kontrolü, hormon analizi ve sperm analizi ile yapılmaktadır. Yapılan tetkikler sonucunda tedavi seçeneğine karar verilmektedir.
Tüp bebek tedavisi en etkili üremeye yardımcı tekniklerinden birisidir. Tedavide kendi yumurtanız ve eşinize ait sperm kullanılmaktadır.
Tüp Bebek Tedavisinde Yapılması Gereken Durumlar Nelerdir?
Tüp tıkanıklığı durumlarında,
Tüplerde hasar var olduğunda,
Tüp bağlatma sonrasında,
Over yetmezliğinde,
Endometriozis yani çikolata kisti varlığında,
Myomlarda,
Sperm ile ilgili fonksiyon bozukluğunda,
Açıklanamayan infertilitede,
Soy geçmişinde var olan genetik problemlerde,
Çiftte var olan genetik sorunlarda,
Kanser tedavilerinde kemoterapi öncesi yumurta ve spermi korumak için yumurta dondurma ve sperm dondurma durumlarında
Sperm ile ilgili hareket bozukluğunda,
Yumurta rezervi azlığında,
İleri yaş,
Yumurtalık kisti olan anne adaylarımızda,
Dış gebelik geçiren hastalarımızda,
Yumurtlama sorunu olan polikistik over tanısı almış hastalarımızda,
Yapılan tetkiklere göre gebelik elde edemeyen çiftlerde,
Vajinismus hastalarında uygulanabilir. Ancak vajinismus hastalarında tüp bebek tedavisinden önce vajinismus için tedavi görmesi uygun görülmektedir.
Karın içi yapışıklıklar varlığında da tüp bebek tedavisi uygulanabilir.
Sperm sayısının düşük olan hasta grubunda,
Hiç spermi bulunmayan hasta grubunda da tüp bebek tedavisi uygulanabilir.
Testis tümörü gibi durumlarda tüp bebek tedavisi görülebilir.
Doğuştan sperm kanallarında gelişme izlenmemesi durumlarında,
Enfeksiyon durumlarında.
Tüp Bebek Tedavisinde Karşınıza Çıkabilecek Riskler Nelerdir?
Çoğul gebelik olması olası. Çoğul gebeliğe bağlı olarak erken doğum meydana gelmesi olası.
OHSS
Yumurta toplamada meydana gelen anestezi ve iğne yaralanmaları ile ilgili riskler meydana gelmesi olası.
Tedavi aşamasında karşınıza çıkabilecek riskler nelerdir? Sorusunu maddeler halinde açıkladıktan sonra. Şimdi de tedavi öncesi hazırlık testlerini inceleyelim.
Tüp Bebek Tedavisine Başlamadan Önce Hazırlık Testleri Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde çiftin yaşı, infertilite ile ilgili tanısı konulmuş nedenler, doktorun önemi, merkezin tecrübesi, embriyoloji laboratuvarı, embriyolog oldukça önemlidir. Bebek isteği ile başvuran hastalarımızda tüp bebek tedavilerinden önce;
Yumurta rezervini kontrol etmek için, over rezervi kontrol testi; yumurtaları değerlendirmek için, adetin ikinci ya da üçüncü gününde yaptığımız jinekolojik ultrasonografinin yanı sıra hormon testlerinin kontrolü için ise kan ile FSH, TSH, E2, PRL, LH gibi testler ile birlikte bazal ultrasonografi kontrolü yapılmaktadır. Tüm bu testlere ek olarak gerekir ise AMH testi isteyebiliriz. Bu nedenle AMH testi kan testi ile alınmaktadır.
Sperm analizi testi; tüp bebek tedavisine ya da bebek tedavisine başlamadan önce spermin değerlendirilmesi gerekmektedir. Sperm faktörleri de oldukça önemlidir. Bu nedenle sperm sayısı, spermin hareketliliği ile birlikte değerlendirilmelidir.
Enfeksiyon hastalıklarının taranması yapılmalıdır; tüp bebek tedavisi öncesinde bulaşıcı hastalık olup olmadığına göre HbsAg HCV HIV açısından enfeksiyon markerleri anne adayı ve baba adayından her ikisinden de alınmaktadır.
Rahim boşluğunun değerlendirilmesi; Endometrial kavite olarak adlandırdığımız rahim boşluğunun değerlendirilmesi için rahim filmi yani HSG ya da histereskopi ile rahim içi değerlendirilmesini yapmaktayız. Bu işlemler de tüp bebek tedavisinden önce yapılmalıdır. Bu nedenle embriyo transferine engel bir durum olup olmadığı saptamak için oldukça önemlidir.
Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?
Tüp bebek tedavisi sırası ile; ovulasyon indüksiyonu, yumurta toplama, spermin alınması, döllenme ve embriyo transferi olmak üzere farklı aşamalardan oluşmaktadır.
Konulardan bahsedecek olur isek;
İlk adım ovulasyon indüksiyonu sürecidir. Ovulasyon indüksiyonu; adetin ikinci ya da üçüncü günü yumurta büyütme ilaçlarına başlamaktayız. Her ay normalde bir tane follukül büyümesi sağlanırken, tüp bebek tedavisinde ovulasyon indüksiyonu sayesinde birden fazla yumurtanın büyümesi sağlanmaktadır. Birden fazla yumurta elde edilmesinin nedeni ise embriyo sayımızı arttırarak sağlıklı embriyo elde etme sayımızı arttırmayı hedefliyoruz.
İlk Adımdaki Kullanılacak İlaçlardan
Over stimüle edici ilaçlar ile çok sayıda yumurtanın büyümesini hedefleyerek FSH ve LH hormonlardan destek alıyoruz.
Yumurtaların matürasyonu yani olgunlaşması için ilaçlar kullanmaktayız. Bunlar yumurtaların istediğimiz boyutlara geldiğinde hCG hormonu kullanarak var olan büyüyen yumurtaların olgunlaşmasını sağlamak için kullanmaktayız.
Elde edilen yumurtaların erken çatlamasını engelleyen ilaçlar kullanılmaktadır. Yumurta toplama zamanına kadar çatlamaması için kullanılan ilaç grubudur.
Embriyonun tutunmasını arttırmak için endometriumu yani rahim duvarını hazırlayan ilaçlardan da destek almaktayız.
İkinci Adım Yumurta Toplamadır
Yumurta toplama işlemi için hCG hormonu sonrasında yani çatlatma iğnesinden ortalama 35-36 saat sonrasında yumurta toplama işlemi uygulamaktayız. Yumurta toplama işlemlerinde sedasyon anestezisi altında uygulamaktayız işlemi. Sedasyon anestezisi derin bir uyku hali olarak adlandırılmaktadır. Anestezi doktorumuzun sedasyon anestezisi ile birlikte transvaginal ultrasonografi ile birlikte yumurtaları toplamaktayız. Aynı anda embriyoloji laboratuvarında embriyoloğumuz tarafından değerlendirme yapılmaktadır.
Yumurta toplama ile birlikte;
Sedasyon anestezisi uygulamaktayız.
Transvajinal usg yardımı ile uygulanmaktadır.
Transvaginal usg de iğne yardımı ile yumurtalıklara ulaşıyoruz.
İğne ile folluküllerdeki yumurtalar aspire ediyoruz.
Ortalama yirmi dakika kadar işlem süresi mevcuttur.
Yumurta toplama sonrasında kanama kontrolü uygulanmaktadır.
3. Adım Spermin Alınmasıdır
Yumurtaların toplandığı gün baba adayından mastürbasyon ile spermin alınması sağlanır. Oldu ki mastürbasyon ile ejakulatta sperm çıkmıyor ise o zaman TESA ya da TESE gibi bir işlem yapılması gerekmektedir. Sperm laboratuvar ortamında semenden ayrıştırıyoruz. Bu şekilde işlem organizasyonu yapmış oluyoruz.
4. Adım Fertilizasyon Yani Döllenmedir
Fertilizasyonda yani döllenmede kullanılan iki farklı yöntem vardır. Bu yöntemlerden;
Birinci yöntem, inseminasyon: sperm ile yumurtaların bir araya konularak döllenmesi sağlanmaktadır. Bu birinci yöntemdir. Ancak genellikle artık kullanılmamaktadır.
İkinci bir yöntem ise spermin enjeksiyonu ile yapılan mikroenjeksiyon yani ICSI dir. ICSI ile sağlıklı sperm yumurtanın içerisine enjekte edilmektedir.
Fertilizasyon yani döllenmeden sonra rahim duvarına yerleşmesini kolaylaştırmak için soyularak uygulanmasıdır.
Genetik test ise embriyolardan beşinci günde genetik test uygulaması yapıyoruz. Genetik test uygulanan embriyolardan sağlıklı olanlar tekrar anne adayının rahmine enjekte ediyoruz.
5. Adım Embriyonun Transferidir
Embriyo transferi yumurta toplamadan üç ila beşinci gün arasında anesteziye gerek duymadan uygulanmaktadır. Bu nedenle işlem ağrısızdır. Rahim duvarını sağlıklı görmek adına hastanın idrara sıkışık olmasını istiyoruz. İnce plastik bir katater yardımı ile embriyonun transferi sağlanır. Yan etkileri arasında, çok az miktarda vajenden gelen lekelenme olması olası. Akıntı izlemek olası. Göğüslerde hassasiyet görmek mümkün. Hafif kasık ağrıları oluşması olası. Ancak transfer sonrasında, yüksek ateş, nefes darlığını, fazla kanama, idrardan gelen kan gibi durumlar da muhakkak öncelikle hekiminize bilgi vermelisiniz.
Ankara tüp bebek merkezlerinde, Ankara tüp bebek doktorları tarafından verilen hizmetler ile ilgili kliniğimizde ücretsiz tüp bebek tedavisi ön görüşmesi için bize ulaşabilirsiniz.
#### Ankara Tüp Bebek Doktoru
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Ankara Tüp Bebek Doktoru: Başarıya Giden Yolda Doğru Seçim
Ankara Tüp Bebek Doktoru | Uzman Doktor ve Merkez Seçimiyle Başarı Şansınızı Artırın
Ankara’da tüp bebek tedavisi düşünenler için uzman doktor seçimi, doğru merkez ve kişiye özel tedavi süreci hakkında bilgilendirici rehber olacak size bu web sayfası ve kliniğimiz. Başarıya giden yolu bizimle keşfetmeye hazır mısınız?
Tüp Bebek Tedavisi: Umutla Başlayan Bir Yolculuk
Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftler için geliştirilen en etkili üreme yöntemlerinden biridir. Ancak tedavi sürecinin her aşaması sabır, dikkat ve profesyonel bir ekip gerektirir. Özellikle Ankara gibi sağlık açısından donanımlı bir şehirde, doğru tüp bebek doktorunu ve merkezi seçmek tedavinin başarısı açısından belirleyici bir faktördür.
Kesinlikle unutmayın, tüp bebek yalnızca bir tıbbi işlem değildir, aynı zamanda duygusal bir yolculuktur. Bu nedenle kendinizi güvende hissedeceğiniz, anlayışlı ve tecrübeli bir doktorla bir ekip ile ilerlemek en önemli adımdır.
Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Tüp bebek (IVF) tedavisinde amaç, yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllenmesini sağlayarak, en sağlıklı embriyonun anne rahmine transfer edilmesidir.
Tedavi süreci genel olarak şu aşamalardan oluşur:
Ön Değerlendirme: Kadının yumurta rezervi, hormon düzeyleri ve rahim yapısı; erkeğin sperm kalitesi analiz edilir.
Yumurtalıkların Uyarılması: Yumurtaların gelişimi ilaçlarla desteklenir.
Yumurta Toplama (OPU): Olgunlaşan yumurtalar toplanır.
Laboratuvar Aşaması: Yumurtalar, seçilmiş spermlerle döllendirilir ve embriyo gelişimi takip edilir.
Embriyo Transferi: Gelişimi en iyi embriyo rahme transfer edilir.
Gebelik Testi: Yaklaşık 10-12 gün sonra kanda gebelik hormonu (Beta HCG) ölçülür.
Her çiftin tedavi protokolü kişisel özelliklerine göre değişir. Bu nedenle Ankara’da tedavi planlarken size özel bir yaklaşım sunan uzman doktorla çalışmak büyük fark yaratır. Önemli olan tüp bebek tedavisinde size özgün size özel bir protokol ile birlikte teadabi planlamak oldukça önemlidir.
Ankara Tüp Bebek Doktoru Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz?
Tüp bebekte başarı oranlarını etkileyen en önemli faktörlerden biri, doktor seçimidir. Ankara’da birçok başarılı merkez ve uzman bulunur; ancak karar verirken bazı kriterlere dikkat etmek gerekir:
Uzmanlık Alanı ve Deneyim
Doktorunuzun kadın doğum, infertilite ve üreme endokrinolojisi alanlarında uzmanlaşmış olması çok önemlidir. Deneyimli bir doktor, her hastanın farklı olduğunu bilir ve tedavi planını kişisel faktörlere göre şekillendirir.
Hasta ile İletişim ve Güven
Tüp bebek tedavisi sürecinde güven duygusu büyük önem taşır. Doktorunuzun sizi sabırla dinlemesi, sorularınıza net ve anlayışlı yanıtlar vermesi gerekir. Kendinizi rahat hissettiğiniz bir uzmanla ilerlemek tedavi sürecini çok daha kolay hale getirir.
Bilimsel Yaklaşım ve Güncel Teknoloji Kullanımı
Tüp bebek başarı oranları, kullanılan laboratuvar teknolojileriyle yakından ilişkilidir. Ankara’daki bazı merkezlerde ileri seviye yöntemler (IMSI, PGT, time-lapse embriyo takip sistemi, blastosist transferi vb.) uygulanmaktadır. Doktorunuzun bu teknolojileri kullanıyor olması başarı şansını artırabilir.
Kişiye Özel Tedavi Planı
Her kadının yumurta rezervi, hormon profili ve rahim yapısı farklıdır. Bu nedenle standart bir protokol yerine size özel planlama yapan bir doktorla çalışmak, hem vücut tepkilerini doğru yönetmeyi hem de gereksiz ilaç yükünden kaçınmayı sağlar.
Tüp Bebek Merkezi Seçiminde Dikkat Etmeniz Gerekenler
Doğru doktor kadar, tedavinin yürütüleceği merkez de çok önemlidir. Ankara, hem devlet hem de özel sektörde birçok başarılı tüp bebek merkezine ev sahipliği yapmaktadır. Seçiminizi yaparken şu noktalara dikkat edebilirsiniz:
Merkezin Başarı Oranları
Her merkezin başarı oranı, hasta profiline ve kullanılan teknolojiye göre değişir. Ancak bu oranların şeffaf bir şekilde paylaşılması, merkezin güvenilirliğini gösterir.
Ekip Deneyimi
Embriyolog, hemşire, koordinatör ve doktor arasında güçlü bir iletişim olması gerekir. Deneyimli bir ekip, olası komplikasyonları önceden fark eder ve süreci daha profesyonel yürütür.
Psikolojik ve Danışmanlık Desteği
Tüp bebek süreci duygusal olarak yorucu olabilir. Ankara’daki bazı merkezler bu nedenle çiftlere psikolojik danışmanlık, beslenme rehberliği veya destek grupları gibi hizmetler sunmaktadır.
Ulaşılabilirlik ve Takip Süreci
Tedavi süresince sık kontroller yapılır. Bu nedenle merkezin bulunduğu konumun size uygun olması ve doktorunuza her an ulaşabilmeniz önemlidir
Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Faktörler
Başarı oranını yalnızca tıbbi uygulama değil, yaşam alışkanlıkları da etkiler.
Tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar:
* Dengeli beslenmek ve ideal kiloyu korumak,
* Sigara, alkol ve kafeinden uzak durmak,
* Düzenli uyku ve stres yönetimi,
* Doktorun önerdiği ilaçları aksatmamak,
* Gereksiz bilgi kirliliğinden kaçınmak.
Kendinize iyi bakmanız, tedaviye vereceğiniz en büyük destektir.
Ankara’da Tüp Bebek Tedavisinin Avantajları
Ankara, tıbbi altyapısı, ulaşım kolaylığı ve deneyimli uzman kadrosuyla tüp bebek tedavisi için Türkiye’nin en tercih edilen şehirlerinden biridir.
Burada tedavi olmanın bazı avantajları şunlardır:
* Gelişmiş laboratuvar altyapısı,
* Akademik ve klinik tecrübenin birleştiği merkezler,
* Kişiye özel tedavi protokolleri,
* Psikolojik ve diyetisyen desteği,
* Hem şehir içi hem şehir dışı hastalar için kolay ulaşım.
Her Yolculuk Doğru Doktorla Başlar
Tüp bebek tedavisi umut, sabır ve güven isteyen bir süreçtir. Ankara’da alanında uzman bir tüp bebek doktoru ve güçlü bir merkez ile çalışmak, bu yolculuğu hem daha huzurlu hem de daha başarılı hale getirir.
Unutmayın; her hastanın hikayesi farklıdır. Sizin için en doğru tedavi, sizi anlayan ve yanınızda yürüyen bir ekiple mümkündür.
Her umut bir başlangıçtır.
Siz de doğru adımı bugün atabilirsiniz. Öncelikle ön görüşme için kliniğimize bekliyoruz. Ön görüşme sonrasında ise adetin ikinci günü tedaviye başlamak için kliniğimize bekliyoruz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Ankara Tüp Bebek Tedavisi
İçindekilerTüp Bebek Tedavisi Kimler İçin Uygundur?Hangi Durumlarda Tüp Bebek Tedavisi Yapılması Uygun Değildir?Tüp Bebek Tedavisi Adetin Kaçıncı Günü Başlar? Tüp Bebek Tedavisi Süreci Nasıldır? Kaç Gün Sürmektedir? Tüp Bebek Tedavisinde Risk Faktörleri Nelerdir?Yumurta Toplama Nasıldır? Ağrılı Bir Operasyon mudur?Tüp Bebekte Transfer İşlemi Nasıl Yapılır?Çiftler Tüp Bebek Tedavisine Nasıl Hazırlanmalıdır?Tüp Bebek Tedavisine Başlamadan Bilinmesi GerekenlerTüp Bebek Tedavisinde Özel Bir Diyet Uygulamalı mıyım? Tüp Bebek Tedavinin Aşamaları Nelerdir?Tüp Bebek Tedavisinde Ovulasyon İndiksiyonuTüp Bebek Tedavisinde Yumurtaların ToplanmasıTüp Bebek Tedavisinde Sperm AlınmasıTüp Bebek Tedavisinde Sperm ve Yumurtanın DöllenmesiTüp Bebek Tedavisinde Embriyo TransferiTüp Bebek Tedavisinde Mutlu SonTüp Bebek Tedavisi Caiz mi?2023 Tüp Bebek Tedavisi Fiyatları Ne Kadar?
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=c6hBbRcvnDE&width=300 &height=350[/embedyt]
Bir yıl boyunca düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edememiş çiftler infertil çift olarak isimlendiriyoruz. Tüp bebek tedavisi ise infertil çift gruplarında, kadında yumurtaların kontrol altında büyütülerek toplanıp elde edilen yumurta ile erkekten alınan sperm ile laboratuvar ortamında döllenmesi sonrası elde edilen embriyonun anne adayına nakledilmesi, embriyonun transferi işlemidir.
Tüp bebek tedavisi alanında uzman kişiler tarafından Ankara’da uygulanmaktadır. Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından Ankara‘da takip ve tüp bebek yumurta toplama, transfer işlemi gerçekleştirilmektedir. Ankara Tüp bebek tedavisi ile ilgili akıla gelebilecek tüm soruları yazımıza cevapladık.
Evet, Ankara tüp bebek tedavisi laboratuvar ortamında döllenen sperm ve yumurtanın anne rahmine transferidir ancak kesinlikle çift tarafından yapay bir gebelik gibi düşünülmesi doğru değildir.
Kendiliğinden gebe kalamayan çiftte, uygulanan tüp bebek tedavisinden sonra gebeliğini diğer gebeler gibi geçirmesinde hiçbir sakınca görülmemektedir. Tüp bebek tedavisi ile gebe kalan annelerde, spontane sağlanan gebelikler gibi doğal ve seyrinde ilerlemektedir.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=JJV5yiOsROk&width=300 &height=350[/embedyt]
Örneğin düşük riski, her gebe de olduğu gibi tüp bebek tedavisi görmüş, olan tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etmiş olan annelerde de yüzdesi aynıdır. İnsan da ilk tüp bebek tedavisi 1978 yılında İngiltere ‘ de uygulanmıştır ve başarılı sonuç alınmıştır.
O zamandan beri tüp bebek tedavisi günümüz sağlık teknolojisinde yer almıştır ve uygulanmaya başlanmış, başarılı bir şekilde Ankarada ‘da devam etmektedir.
Tüp Bebek Tedavisi Kimler İçin Uygundur?
Tüp bebek tedavisi Ankara, kendiliğinden gebelik elde edememiş, tekrarlayan düşükleri olan veya tekrarlayan gebelik başarısızlıklarında başvurulması gereken bir yöntem olarak karşımıza çıkması mümkün.
Uzun senelerdir bebek hasreti çekmiş olan, yumurtlama tedavilerindeki başarısızlıklar. Aşılamalarda ki başarısızlıklar sonrasında dahi gebelik elde edilemediği durumda hekimi tarafından önerilen tedavi şekli tüp bebek Ankara olması mümkün.
Peki kimler Ankara tüp bebek tedavisine uygundur. Hangi durumlar da tüp bebek tedavisi uygulamalıyız?
Kadına ait yumurtlama problemlerinde,
Yumurta rezervi ile ilgili problemlerde,
Myom, endometriozislerde,
Tüplerin tıkalı olması, tüplerin alınmış olması veya tüplerin bağlı olması durumlarında,
Tekrarlayan düşük ve gebelik kayıplarında genetiğine bakılmış embriyo transferini tercih etmek amacı ile,
İleri yaş kaynaklı infertil çiftlerde,
Açıklanamayan infertilite de,
Erkeğe ait faktörlerde,
Spermde hareket azlığı, ciddi şekil bozukluğu,
Azospermi gibi..
Durumlarda çifte tüp bebek tedavisi öneriyoruz ve uygulamak mümkün.
Hangi Durumlarda Tüp Bebek Tedavisi Yapılması Uygun Değildir?
Ankara'da Tüp bebek tedavisine başlamak için ülkemizde bazı yasal sınırlarımız mevcuttur. Ülkemiz dahilinde ancak yasal olarak evli olan çiftlere uygulanabilmektedir.
Kadınlar da tamamen yumurta yetersizliğinde tanısı konulmuş menopoz hastalarda veya erkekten TESA ya da TESE ile bile sperm çıkmadığı durumlarda tüp bebek tedavisi uygulamak mümkün değil.
Bu gibi durumlar da farklı yöntemlere başvurmak mümkün. Ancak tüp bebek tedavisi yönünden çifte ısrarcı olmamasını öneriyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Adetin Kaçıncı Günü Başlar?
Tüp bebek tedavilerinde, öncelikle anne adayının var olan yumurtalarının büyümesini sağlamak amaçlıyoruz. Var olan yumurtalarının büyümesini sağlamak amacı ile ise, adetin ikinci ya da üçüncü günü ilaç tedavisine başlanır.
Düzenli aralıklarla anne adayının ilaçlara verdiği cevabı ve yumurtaların çaplarını kontrol etmek için hekim kontrole çağırır.
Tüp Bebek Tedavisi Süreci Nasıldır? Kaç Gün Sürmektedir?
Hekim görüşmesinin arkasından çift tüp bebek tedavisine karar verdiği takdirde, çift tekrar anne adayının adetinin ikinci ya da üçüncü günü kliniğe çağrılmaktadır. İkinci ya da üçüncü ilaç tedavisi başlanarak sürece adım atmış oluyoruz.
Aynı gün içerisinde anne adayından da hormon değerlerini görmek amacı ile bazal E2, FSH, TSH, PRL testlerini almak mümkün. İlerleyen süreçte anne adayı ve hekim üç ya da dört gün arayla tedavi boyunca görüşmektedir.
Üç gün ilaç kullanıp dördüncü gün kan ve ultrasonografi ile yumurtaların ilaçlara verdiği cevaplar değerlendiriyoruz. Yumurta toplamaya kadar geçen süre de üç güne bir ultrasonografi ile ilaç devamlılığı sağlanmaktadır.
İstenilen boyuta yani yaklaşık 16-18 mm ‘ ye ulaşan yumurta çapları çatlatma iğnesi verilerek çatlamasını sağlıyoruz. İğne saatinden 35-36 saat sonra yumurta toplama işlemi planlanarak anne adayının yumurtaları laboratuvar ortamına taşıyoruz.
İlaç kullanma süresi 10-12 gün kadar sürmekte Bununla birlikte, yumurta toplama sonrasında da 3. veya 5. gün embriyo transferi gerçekleşir. Hemen hemen 15 gün civarında süren tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden 10-12 gün sonra ise gebeliğinizin sonucunu öğrenebiliyorsunuz. Bknz: Ankara Tüp Bebek Doktorları
Tüp Bebek Tedavisinde Risk Faktörleri Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde risk
Sağlık açısından değerlendirdiğimiz zaman her tedavinin ve her girişimin bir takım yan etkileri olabilmektedir. Ancak olasılıkları elbette ki düşüktür veya gözle görülen hastanın uyarılması gereken bir etki, endikasyon söz konusu değilken çiftlerin risklere odaklanarak tüp bebek tedavilerini erteleyip, zamanı hiçe saymaları yanlıştır.
Tüp bebek tedavisi gören hastalarımızda da aslında normal bir gebelik elde eden çift ile hemen hemen aynı etkiler söz konusudur. Bunları maddeleyecek olur isek:
Düşük riski
Erken doğum
OHSS, yumurtalıkların aşırı uyarılması ile anne karnında su toplaması durumu,
Çoğul gebelik.
Yumurta Toplama Nasıldır? Ağrılı Bir Operasyon mudur?
Vajinal ultrasonografi yardımı ve özel bir aspirasyon iğnesi ile girilerek follüküllerden içi sıvı dolu yapılandırmalar boşaltılır. Tüpler içerisinde sıvılar embriyoloji laboratuarına verilerek aynı anda mikroskop altında görülebilen oldukça küçük hücrelere sahip yumurtalar alınır.
Yumurta toplama işlemi, tüp bebek merkezlerinde genellikle anestezi altında hasta hafif bir uyku hali içerisindeyken yapıyoruz. Böylelikle hiçbir şekilde hasta ağrı ve acı hissetmez. Bu nedenle uyandığında da işlemi sona ermiş olur.
Tüp Bebekte Transfer İşlemi Nasıl Yapılır?
Yumurta ve spermin dış ortamında döllenmesi sağlandıktan sonra embriyo oluşumunun arkasından hekim ince plastik bir katater ile abdominal yani karından ultrason ile gösterilerek anne rahmine enjekte ediyoruz. Anestezi gerektirmeden, hasta uyanıkken yapılmaya uygun bir işlemdir.
Çiftler Tüp Bebek Tedavisine Nasıl Hazırlanmalıdır?
Tüp bebek tedavisi kararı alan çiftin öncelikle ilk yapması gereken hekim ve merkez seçimi olacaktır. Ayrıca geç kalmaması da oldukça önemli bir faktördür.
Ön görüşmeler ile sonuçlarının değerlendirilmesini isteyerek hekim ve merkez konusunda karar vermek hastanın en doğal hakkıdır. Tedaviye başlamadan önce hekim tarafından anne adayının yumurtalık rezervi değerlendirmek mümkün.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=XwKJ_faH2BY&width=300 &height=350[/embedyt]
Hormon testlerini almak olası. HSG yani rahim filmi çekilerek tüpler ile ilgili herhangi bir sıkıntı olup olmadığı gözlemlemek mümkün.
Anemnez, öyküsü alınarak genetik bir hastalık olup olmadığı tespit ediyoruz. Anne adayının hormonlarının önemi kadar spermin kalitesi. Bu nedenle spermin sayısı da tedavi için önemli bir unsur. Baba adayından da spemriyogram yani sperm testi örneği istiyoruz.
Tüp Bebek Tedavisine Başlamadan Bilinmesi Gerekenler
Tüp bebek tedavisinde öğrenmeniz gereken kavramlar arasında önünüze çıkması olası avantajlar ve dezavantajlar söz konusudur. Embriyo transferinde yaşınıza göre kaç tane embriyo transferi hakkınızın olduğunu öğrenmelisiniz. Çoğul gebelik riski hakkında bilgilendirilmelisiniz.
Çoğul gebelik durumunda redüksiyon hakkınızın olduğunu bilmelisiniz. Kaliteli embriyolarınızın fazlalığı durumunda embriyo dondurma işlemi yapıyoruz. Bir sonraki siklusta ya da diğer gebelik düşündüğünüz de ise. Herhangi bir yumurta büyütücü iğne kullanmaya gerek kalmıyor.
Sadece rahim duvarınızı hazırlayarak donmuş embriyonuzun naklini isteme hakkına sahip olduğunuzu bilmelisiniz. Örneğin tüp bebek tedavisinde ikiden daha fazla kaliteli embriyo elde etmenin en büyük avantajı belki de embriyo dondurma olacaktır.
Tüp Bebek Tedavisinde Özel Bir Diyet Uygulamalı mıyım?
Gebelik sürecinde olduğu gibi tüp bebek tedavisi sürecinde de diyetten ziyade beslenmenize özen göstermenizi istiyoruz. Bitkisel yağlar, balık, baklagiller, sebzeler gibi proteinden zengin beslenilmelidir. Aslında her bireyin kendisine özen göstermesi sağlığı açısından önemlidir.
Tüp Bebek Tedavinin Aşamaları Nelerdir?
Tedavi noktası önemli hususlardan biri de tedavi aşamaları ve ilerleyişidir. Bu nedenle özellikle bu başlık altında diğer başlıkla ile birlikte sizlere tüp bebek tedavi aşamalarını aktaracağız. Bununla birlikte tüp bebek tedavisinde ovulasyon indiksiyonu neyi amaçlar?
Tüp bebek tedavisinde yumurtaların toplanması nedir? Tedavi kapsamında sperm alınması durumu nedir? Yumurtaların ve spermlerin döllenmesi durumu nedir? Yine tedavi aşamalarından biri olan embriyo transferi nasıl olur? Sorularının cevaplarını detayları kapsamları ile sizlere aktaracağız.
Tüp Bebek Tedavisinde Ovulasyon İndiksiyonu
Tedavi görmeyen, adet gören her kadında normalde her ay bir tane yumurta oluşur ve çatlarken, tüp bebek tedavisinde çeşitli ilaçlar kullanarak daha fazla yumurtanın olması ve daha fazla yumurtanın çatlaması amaçlanmaktadır.
Tüp Bebek Tedavisinde Yumurtaların Toplanması
Anne adayına sedasyon anestezi uygulanarak yumurtalarının toplanması.
Tüp Bebek Tedavisinde Sperm Alınması
Baba adayından sperm alınır ve bu durum sperm odasında masturbasyon ile gerçekleştirmek mümkün. Ancak sperm elde edilemiyorsa azospermi gibi bir durumu söz konusu ise. Baba adayından da TESA veya TESE ile sperm alınmalıdır.
Tüp Bebek Tedavisinde Sperm ve Yumurtanın Döllenmesi
Baba adayından alınan sperm ile anne adayından toplanan yumurtanın laboratuvar ortamında döllenmesi sağlanmaktadır.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferi
Yumurtalar toplandıktan üç ya da beş gün sonra embriyo transferi gerçekleştirmek mümkün.
Tüp Bebek Tedavisinde Mutlu Son
10 ya da 12 gün sonra beta HCG testi verilerek gebe olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=iAJmEApBSH8&width=300 &height=350[/embedyt]
Tüp Bebek Tedavisi Caiz mi?
Tüp bebek tedavisi halk arasında farklı tanımlamalarla gündeme gelmektedir. Ancak kabul görmüş karar şu yöndedir:
Kadın veye erkekteki bir kusur sebebiyetiyle gebelik elde edilemediği durumlarda. Döllenen yumurta ve sperm nikahlı eşlere ait olmasının yani bunlardan herhangi birinin yabancıya ait olmaması durumunda. Tüp bebek tedavisinin İslami hükümler açısından bir sakıncası görülmemektedir. Bknz: Tüp bebek ile gebe kalanlar nelere dikkat etmelidir?
2023 Tüp Bebek Tedavisi Fiyatları Ne Kadar?
Her iki çiftinde istemesine rağmen bebek sahibi olamayan çiftler. Tüp bebek tedavisi adımına geldiklerinde maddi boyutunu da öğrenmeyi isterler ve merak ederler. Bu sebeple güncel Ankara tüp bebek fiyatları 2023 hakkında da soru işareti olarak oluşur. Bknz: Ankara En İyi Tüp Bebek Merkezi
Bu konuda net bir fiyat verilememektedir. Çünkü yapılan tüp bebek tedavilerinde uygulanacak işlemlere göre fiyat değişiklik göstermesi olası. Örneğin genetik inceleme yapılması, embriyo dondurma, TESE/TESA farklı ve herkese yapılmayacak tüp bebek tedavisi uygulamalarıdır. Bknz: Tüp Bebek Uzmanları
Bu nedenle hastanın hekim tarafından değerlendirildikten sonra fiyat alması daha uygun olacaktır.
#### ANKARA'NIN SESİ: ENDOMETRİOZİS
Endometriozis hastalığının ismi "endometrium"dan (rahmin iç duvarını oluşturan dokudan) geliyor. Endometriozislikadınlarda, endometriumu oluşturan hücreler, rahim dışında başka organlar üzerinde yerleşim gösteriyor. Bu yerleşim genellikle yumurtalık, tüpler gibi diğer üreme organları, karın boşluğu veya uzak organlarda olabiliyor. Endometrik dokuda, adet kanamasında görülenin aksine kendini vücuttan dışarı atamaz ve bu dokudan kaynaklanan kanama çevredeki dokularda enflamasyon ve şişmeye sebep olur. Özellikle yumurtalıkların dahil olduğu vakalarda kan, bulunduğu dokuların iç kısmına gömülerek kan birikimine ve bunun sonucunda çikolata kistlerinin oluşumuna sebep olabilmektedir. Endometriozis, her yıl Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilemektedir.
En önemli semptomları
- ciddi ağrı
- kısırlık
- cinsel ilişki sırasında ağrı
Endometriozis ile ilişkili ağrı, çok sık görülen bir bulgu olmakla kalmayıp aynı zamanda en ciddi ağrılardan biri olarak tedavi edilmesi gereklidir. Hastaların çoğu uygun tedavi yöntemi alamadığından ağrı çekmekte ve hem yaşamları hem de cinsel hayatları ciddi derecede etkilenmektedir. Endometriozis tedavisi; hastanın yaşına, gebelik isteğine ve bulgularının ciddiyetine göre değişebilir. Tedavideki asıl amaç, ağrıyı kontrol altına almak ve olabildiğince hastalığın ilerlemesini, yeni odaklar oluşmasını engellemek ya da gecikmesini sağlamaktır. Bu amaç, cerrahi veya ilaç tedavisi ile sağlanabilir. Risk Altında Olanlar -Herhangi bir kadın endometriozis olabilir, ama aynı zamanda bazı faktörler de kadınlarda rahatsızlığın oluşmasında önemli risk grubunda yer alır: -Genetik faktörler -Rahim yapısında anamoli olanlar -Doğum yapmamış olmak -Adeti erken küçük yaşta görmek - Östrojen yüksekliği -Alkol tüketimi Endometriozis Evreleri Nelerdir? Endometriozisin evresi; bulunduğu bölgeye, miktara, derinliğe ve rahim içi dokunun implantlarının boyutuna göre değişebilir.
Spesifik belirtilerinden bazıları şunlardır:
-Kadın iç üreme organlarında var olan yapışıklıkların miktarı
-Fallop tüplerinin etkilenme miktarı ve hızı
-Dokunun yayılma miktarı ve hızı
-Kadın iç üreme organlarının (tüpler ve yumurtalıklar) endometriozisle ilişkisi
Endometriozisin evresi ağrının şiddetinin, kısırlık riskinin veya diğer bulguların doğrudan bir göstergesi olmayabilir. Örneğin, 1. Evredeki bir kadın büyük ölçüde ağrı hissederken 4. Evredeki bir kadın endometriozis belirtisi hissetmeyebilir.
Teşhis Nasıl Konur?
Endometriozisin teşhisi doktorunuz tarafından yapılan ultrason eşliğinde muayene sonrasında ve yapılan testler sonrasında netleşebilir.
Bu testlerin bazıları aşağıdaki gibidir:
-Jinekolojik muayene
-Transvajinal Ultrason
-Laparoskopi
-CA125 Testi Endometriozis Tedavisi
Endometriozisin tedavisi genel olarak medikal ve cerrahi yöntemle yapılır. Sizin ve doktorunuzun seçeceği tedavi yöntemi hastalığın şiddetine ve gebe kalmak isteyip istemememesine göre değişebilir. Genelde doktorlar ilk olarak koruyucu tedavi yöntemlerini önerirler ve ameliyatı ilerlemiş vakalarda kullanırlar. -İlaç (Hormon) Tedavisi Hormon tedavileri bazen endometriozisden kaynaklanan ağrının giderilmesinde etkili olabilir. Hormonların adet döngü süresince iniş-çıkışları rahim dışında yer alan rahim içi doku odaklarının kalınlaşmasına, sonra da çözünüp kanamasına yol açar. Hormon tedavisi endometriozisin büyümesini yavaşlatabilir ve yeni odaklar oluşmasını durdurabilir. Hormon tedavisi endometriozis için kalıcı bir çözüm değildir. Tedaviyi durdurduktan sonra bulguların yeniden oluşması başlayabilir.
Endometriozisi tedavi etmek için kullanılan hormon tedavileri aşağıdaki gibidir:
-Hormonal Doğum kontrol hapları
-Progestreon Tedavisi.
-Cerrahi tedavi Endometriozis hastalarında cerrahi yöntemden önce ilaçlı tedavi yanihormon tedavisi verilir ve bu tedaviye rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa koruyucu cerrahi tedaviler yapılır
-Endometriozis Ameliyatı
-Konservatif Ameliyat
-Histerektomi
Haber kaynağı: https://www.ankaraninsesi.com/endometriozis-makale,28.html
Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
#### ANKARA'NIN SESİ: MENOPOZ
Ankara'nın sesi haber sitesinde menopoz makalemizle yayındayız.
MENOPOZ
Menopoz kadınların yaşları ilerledikçe en çok korktukları durum haline gelir. Kadınlığının bittiği hissine kapılan kadın bu durumdan oldukça etkilenir ve kendi içerisinde bunun çatışmasına düşer. Menopoz, kadında overlerde yumurtlama kaybını takiben adet siklusunun kalıcı olarak kesildiği duruma verilen latince isimdir. Menopoz süreci bazı kadınlarda fark edilmeyen hafif belirtiler gösterirken bazı kadınlarda ise çok ağır ve çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilir.
*En sık karşılaşılan menopoz belirtileri şöyledir:
-Adet düzensizliği
-Ateş basması
-İdrar yolları, vajina ve etraf dokularda zayıflık ve hacim kaybı -Östrojenin uzun vadede eksikliğine bağlı sağlık problemleri: osteoporoz (kemik erimesi) ve kardiyovasküler (kalp damar ) hastalıklar
*Menopoz belirtilerine dair yaşam önerileri: Menopozun sık belirtilerinden biri olan ani ateş basmalarına nelerin sebep olduğunu gözlemleyin. Kafein, alkol, sıcak bir oda, stres gibi durumlar ateş basması belirtisine neden olabilir. Aniden ateş bastığı zaman ağzınızdan ve burnunuzdan derin bir nefes alıp sakin olun. Kendinizi çok kötü hissettiğiniz ve üstesinden gelemeyeceğini düşündüğünüzde doktorunuzdan yardım alın.
* Geceleri sizi uykudan kaldıracak ateş basmaları olabilir bunun için ince pijamalar ve ince iç çamaşırları tercih edin.
*İnce bir yorgan veya pike kullanın.
*Baş ucunuzda size ait bir su bulundurun ve ateş basması yaşadığınızda bolca su için.
*Menopoz sürecinde hormon değişikliklerine bağlı olarak vajinanın daha ince ve kuru olması halinde ağrılı cinsel ilişki olabilir. Artık günümüzde bu konuda kadınların yardımcısı olabilecek birçok ürün geliştirilmiş durumdadır, doktorunuzada danışarak kullabilirsiniz.
*Menopoz döneminde heyecanlanmak, çabuk sinirlenmek, ağlama krizleri kadınlarda görünen ortak sorunlardandır bunun üstesinden kendiniz gelemiyorsanız mutlaka doktorunuzdan yada bir psikoloktan yardım alınız.
*Menopoz zamanında sizi etkileyen baş ağrıları yaşayabilirsiniz, bu ağrıları daha da tetikleyen bir şey varsa ondan da uzak durunuz (kafein gibi).
*Saçlarınız menopoz döneminde incelebilir veya daha hızlı dökülebilir bununla başa çıkın ve bakımlarınızı ihmal etmeyin *Menopoz döneminde bir diğer önemli sorun; odaklanmak ve bulanık düşünceyle mücadele etmek için ilginizi başka bir yere dağıtın, etkinliklere katılarak hayata muhteşem bir şekilde devam edin. Ve en önemlisi kendinizden ve kadınsı kimliğinizden asla vazgeçmeyin. Hayat güzel ve güzel yapan Kadınlar sizlersiniz unutmayın
Haber kaynağı: https://www.ankaraninsesi.com/menopoz-makale,13.html
Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
#### Ankara'nın Sesi: Hamilelik Dönemindeki Beslenmenin Anne ve Bebek Üzerindeki Etkisi
Çeşitli makalelerimizle Ankara 'nın sesi haber sitesindeyiz.
Hamilelik Dönemindeki Beslenmenin Anne ve Bebek Üzerindeki Etkisi
Sevgili anne adayları, önümüzde kırk hafta gibi uzun mu uzun bir süreç bizi bekliyor. Her anımızdan daha özel, daha değerli, daha kıymetli zamanlarımız olacak. Yalnızken bile aslında iki kişi olacaksınız. Bebeğinizin hücreleri hızlıca büyüyor, tüm sistemleri gelişiyor, işitme, dokunma, koku alma gibi duyuları şekilleniyor. Bebeğiniz bu süre içerisinde vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ, protein gibi tüm besin öğelerine ihtiyaç duyar.
Kırk hafta boyunca bebeğiniz sizden beslenmesi nedeni ile hamilelik döneminizde dengeli ve düzenli beslenmeniz bebeğinizde elbette olumlu etkilerle sonuçlanacaktır. Gebelik dönemindeki beslenme sorunlarından dolayı erken doğum, ölü doğum ve özürlü bebek gibi kötü sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenen annelerin bebeklerinde kilo problemleri görülebilmekte ve bebek düşük kilolu olarak doğabilmektedir. Ayrıca sadece anne karnında veya doğar doğmaz değil bebeğin ilerleyen dönemlerinde gelişim sorunları daha sık görülebilmektedir. Ayrıca gebelik döneminde beslenme sorunlarından birisi kansızlık olarak karşımıza çıkabilir.
Gebelik boyunca sürekli kan değerlerinizi kontrol altında tutarız doğum beklenmeyen sürprizlerle doludur, her şeyi planlı ve kontrol altında yürütmemiz gerekir. Kansızlık ise genel de demir eksikliğinden kaynaklı olduğu için annenin kendini daha güçsüz hissetmesine, çabuk yorulmasına, halsizlik ve bitkinlik sorunlarına yol açar. Böylelikle kırk hafta rüya değil kabusa dönüşür.
Yine dengesiz ve yetersiz beslenmeden dolayı anne adayının bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve bu da hastalıklara karşı direncini zayıflatarak daha çabuk hastalanmasına yol açar. Hastalandığı zaman vücut dirençsiz olduğu için çabuk toparlanamaz. Zaten ilaç kullanımı yasağımız olduğu için kendi kendine toparlanması güçleşir. Anne adayının dengesiz beslenmesi aşırı şekilde kilo almasıyla da sonuçlanabilir. Bu daha çok aşırı şekilde yemek yiyen, çok yüksek kalorili gıdalar tüketen ve yağlı besinler tüketen anne adaylarında görülür. Tabi bu durum anneyi olduğu kadar bebeği de olumsuz etkiler. Çünkü aşırı kilolu anne adayları doğumda oldukça zorlanırlar. Ayrıca bu tür anneler düşük yapma, erken doğum veya ölü doğum gibi neticelerle karşılaşabilmektedirler. Ayrıca fazla kilo almış anneler de hipertansiyon ve diyabet görülmesi artar.
Diyabet ve hipertansif seyredilen bir gebelikte ise bebeğe olumsuz etkileri oldukça büyüktür. Temel olarak gebelik döneminde iyi beslenme için mümkün olduğunca fast food gıdaları tüketmemek, kurabiye, asitli içecekler, cips gibi yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Ayrıca aşırı yağlı yiyecekler de oldukça sakıncalı olacaktır. Bunların yerine tüketilmesi gereken besinler her zaman söylendiği gibi taze meyve ve sebzeler, tam kepekli yiyecekler, süt ürünleri, baklagiller, et, balık, yağ olarak zeytinyağı, eğer katı yağ tüketilecekse fazla olmamak kaydıyla tereyağı, her gün bol bol ( ortalama 2 lt ) sıvı tüketilmelidir. Sıvı tüketmenin gebelikteki olumlu etkisi oldukça fazladır. Meyve ve sebze önerimiz konusunda ise taze olmak kaydı ile tüketilmeli ve yeterli seviyede meyve tüketimi olmalıdır. Meyvenin de bir şeker olduğu akıldan çıkmamasını rica ediyoruz.
Hamilelikte Beslenme Alışkanlığının Önemi Nedir?
Normal bir insanın kendi sağlığı için bile vazgeçilmez kural ‘’ düzenli ve dengeli beslenmek ‘’ olur iken gebelikte bu kural maddelerimiz arasına iki defa girmelidir. Hamilelik döneminde kadın kendi vücudunu beslerken aynı zaman da bebekte anneden beslenmektedir. Bu nedenle bebeğin anne karnındaki gelişimini eksiksiz tamamlaması için anne adayının sağlıklı beslenmesi gerekir. Beslenme alışkanlığı bu noktada gebelikte önemli rol oynar.
Hamilelikte Doğru ve Sağlıklı Beslenme Nasıl Olur?
Püf Noktaları Nelerdir?
Anne Adaylarının Beslenmede Dikkat Etmesi Gereken Noktalar Nelerdir?
Nasıl Beslenmelidir?
İlk 3 Ay Nasıl Beslenmeli
Anne az az miktarlarda sık sık beslenmelidir. Yağsız, kokusuz, baharatsız ve tuzlu yiyecekler ile kraker, beyaz leblebi gibi atıştırmalıklar bulantının bastırılmasında faydalı olacaktır. Çünkü ilk üç ayda hormonlar hızlı bir şekilde artacağından bulantı ve kusma fazla olacaktır üç aydan sonra ise azalacaktır. Bu dönemde anne, istediği her şeyi yiyebilir. Bu dönemde önemli olan bulantı sebebi ile eksiye düşmeden aynı düzeyde kilomuzu korumak hedeflenir.
Anne; balık, yumurta, süt-süt ürünleri ve et ürünleri tüketebilir ancak bunlara karşı bulantı veya isteksizlik varsa yeme için kendini zorlamamalıdır. Katkı maddesi uzun olan besinlerden de uzak durulmalıdır. İlk üç aydan sonra hormonlar sabit seyredeceği için, üç aydan sonraki süreç anne ve bebek için oldukça önemlidir. Yeterli ve dengeli olması asıl kural haline gelir. Üç ana öğünün yanı sıra üç ara öğün tüketebilirsiniz. Ara öğünlerde yoğurt meyve gibi.. Haftada en az iki öğün kırmızı et tüketilmelidir. Ancak etlerin tamamen pişmiş olduğundan da emin olmalısınız. Haftada en az üç gün yumurta tüketin daha da fazla olabilir. Yumurta yüksek protein barındırır.
Akşam yemeklerinde bol zeytinyağlı yeşil salata tüketmelisiniz. Tatlı, pasta, hamur işi, çikolata gibi besinlere çok fazla yakın olmamakla beraber; ceviz, badem, kuru incir, kuru kayısı gibi besinler de tüketilmelidir. Günde üç litre sıvı vazgeçilmeziniz olsun! Su ve taze sıkılmış meyve suyu olarak değerlendirebilirsiniz. Sigara ve alkolden uzak durunuz! Gebeliğin 3. ayından itibaren, dengeli ve disiplinli beslenmeye mutlaka düzenli egzersiz programı eklenmelidir. Haftada en az 2 gün birer saat yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga, pilates yapılabilir. Ancak tehlikeli sporlar, ağırlık içeren egzersizler, bisiklet, paten gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Olmazsa Olmaz Besinler Hangileridir?
Protein temel besin kaynağı olmalıdır. Günde en az 1-2 porsiyon çeşitli protein içeren gıdalar alınmalıdır. Tam pişmiş balık veya deniz ürünleri, karaciğer, tavuk, yağsız sığır ya da kuzu eti, fındık, ceviz, bezelye, barbunya fasulyesi, kuru fasulye, börülce, nohut, mercimek gibi baklagiller, süt ve süt ürünleri ve yumurta protein içeren başlıca gıdalardır. Haftada bir mutlaka balık tüketiniz. Kalsiyum: Özellikle son üç ayda hem bebeğin kemik gelişimi hem de annenin kemik ve dişten kalsiyum kaybını önlemek için günde 1000–1200 mg kalsiyum alımı gereklidir. Kalsiyum kaynaklarına örnek olarak süt, yumurta, yoğurt, peynir, badem, lahana, yeşil yapraklı sebzeler sayılabilir. Süt ürünlerinin pişmiş ya da pastörize edilmiş, yağı azaltılmış ürünler olmasına dikkat edilmelidir.
Demir: Anne adaylarının günde 40-60 mg demir ihtiyacı vardır. Demir içeren yiyeceklerin başında ıspanak, marul, lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, beyaz et, karaciğer, dalak gibi sakatatlar, üzüm pekmezi gelir. Bu gıdalar yeterli tüketilse bile, ülkemizde demir eksikliği yaygın bir kadın problemidir ve özellikle 5. aydan itibaren anne adaylarına demir takviyesi önerilir. Folik Asit: Folik asidin ilk üç ay içinde eksikliği Nöral Tüp Defekti dediğimiz bebeğin sinir sistemiyle ilgili anomalilerin artmasına neden olabilir. Bu nedenle günde 400 mikrogram folik asit önerilir. Folik asit kaynağı gıdalar ıspanak, marul, lahana, kepek ve tam tahıl ekmekleri, yulaf, baklagiller olarak sayılabilir.
Bu gıdalardan yeterince alınsa bile, ilk üç ay dışarıdan folik asit takviyesi şarttır. C Vitamini: C vitamini açısından zengin meyve ve sebze yara iyileşmesi, diş ve kemik gelişimi ile ilgili metabolik süreçleri teşvik edecektir. C vitamini kaynakları olarak turunçgiller, çilek, limon, mango, domates, kivi, kavun, biber sayılabilir.
Hangi Besinlerden Uzak Durmalılar?
Özellikle alkol ve kafein içeren içeceklerden, tatlandırıcı içeren içeceklerden uzak durulmalıdır. Hazır meyve suları içmeyin. Aşırı şekerli hazır meyve suyu yerine taze meyvelerden kendi sıktığınız meyve sularını içmeye özen gösterin.
Bitki çayı içerken dikkatli olun. Özellikle adaçayından uzak durun. Ihlamur ve rezene dışında fazla bitki çayı içmeyin. Açık satılan karışımlardan ve kaynağını bilmediğiniz bitki çaylarından içmeyin. Tansiyon ile ilgili bir probleminiz varsa maden suyu ve soda tüketimine dikkat etmelisiniz. Şarküteri ürünlerinden uzak durulmalıdır. Çiğ et vs yenmemesine özel gösterilmeli yarı pişmiş bile yenmemekle birlikte tam pişmiş et tercih edilmelidir. Pastörize olmamış süt ve süt ürünlerinden uzak durulmalıdır. Mevsim balıklarını tercih ediniz. Yumurtada iyi pişmiş olmasına dikkat ediniz. Çayın demir emilimini azalttığı bilindiği için çaydan oldukça uzak durulmalıdır. Anne adayı içmek istiyorsa açık ve limonlu çay tercih edebilirler.
Haber kaynağı: https://www.ankaraninsesi.com/hamilelik-donemindeki-beslenmenin-anne-ve-bebek-uzerindeki-etkisi-nedir-makale,7.html
Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
#### Ankara'nın Sesi: Hamilelikte Psikoloji
Ankara'nın sesi haber sitesinde hamilelikte psikoloji makalemiz yayındadır.
[lwptoc title="Hamilelikte Psikoloji"]
Hamilelikte Psikoloji
TEBRİKLER! Hayatınızın en özel anları sizi bekliyor her saati, her dakikası ayrı ayrı özel ve yaşam dolu bir hayat. Bu 9 aylık süreçte hayatınızda ve vücudunuzda olan değişiklikler bir başlangıç aslında. Evet yaşantınız, hareketleriniz, psikolojiniz, sorumluluklarınız her şey değişiyor ve siz anne oluyorsunuz. Anne olmak dile çok kolay gelsede sadece dilde kolay olan bir süreç. Buna hazır mıyız? Değilsek bile artık hazırlanmamız gerekiyor. Gerektiğinde gecesi gündüzü olmayan, sorumluluk sahibi, hayatı boyunca bir görevi olan bir anne olacaksınız biliyoruz bu dönem size oldukça heyecan veriyor ve korkutuyor olabilir. Gebeliğinizi ilk öğrendiğinizde her ne kadar planlı bir gebelik bile olsa mutluluğunuza eşlik eden bir endişe olabilir. Hamilelik psikolojisi bambaşka bir psikolojidir, bazen bebeğinizin size gönderilmiş bir mucize olduğunu düşünüp mutlu bazen ise bebeğinize ve doğuma karşı endişelenebilirsiniz. Bunların hamilelik psikolojisinde çok normal olduğunu bilmelisiniz. Fakat bu endişelerden ve korkulardan kendinizi uzak tutmaya çalışın ve gebeliğinizin tadını çıkartın çünkü bu dönem hayatınızın en özel dönemi. Böyle karamsarlığa düştüğünüzde derin bir nefes alın ve bebeğinizi düşünün. Hamilelik psikolojiniz sizi çok rahatsız ediyor ve olumlu düşünmenize rağmen içinizdeki endişe geçmiyorsa bir psikoloktan destek alabilirsiniz. Bu süreçte anne adayının büyük sorumlulukları olduğu kadar baba adayına da büyük sorumluluklar düşer. Anne adayı kendiniz yalnız hissetmemeli ve sürekli kendisine destek olan bir eşinin olduğunu bilmek onlara güven verir ve kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissetmelerini sağlar.
Hamile Psikolojisini Etkileyen Başlıca Problemler
Anne Adayı Bu Süreçte Kendini Yalnız Hisseder
Öncelikle hiçbir hamile yalnız değildir, onların hep yanlarında olan bebekleri vardır aklınızdan bunu hiçbir zaman çıkartmayın. Kendinizi yalnız hissetmemek için hem size de çok iyi gelebilecek bir tavsiyem var bebeğinizle mutlaka gün içerisinde sohbet edin, çünkü bebeğiniz sizi hisseder ve siz duygusal olarak ne yaşarsanız bebeğinizde yaşar. Biraz öncede bahsettiğim gibi baba adayının da bu dönemde anne adayına büyük destek olması gerekir. Her anın birlikte tadını çıkartın ve birbirinize her zamankinden daha yakın olun.
Anne adayı değişen bedeninden şikayetçi olabilir. Hamilelikteki kaygı yalnızca bebekle ilgili değil hamileliğin vücutta yarattığı değişimle de ilgili. Değişen yeni vücuduna uyum sağlamakta güçlük çeken anne adayı, hem bir bebeğe sahip olmak hem de vücudunun eskisi gibi olmayacağını kabul etmek için kendini stres altına sokuyor. Eldeki şişmeler, mide bulantıları, büyüyen karın ve alınan kilolar gibi vücutta yaşanan değişimler de moralinin bozulmasına yol açabilir. Sinirlilik ve ağlama nöbetleri görülebilir. Çalışan, aile çatışmaları olan anne adaylarında depresyon sıkça rastlanır.
Vücudunun eskisi gibi olmayacağı düşüncesiyle strese giren anne adayının bebeğini sağlıklı beslemek için yeterli beslenmesi gerektiği, buna bağlı oluşan kiloyu da kabul edebilmesi büyük önem taşır. Anne adayları bu noktada doktorunun önerdiği yürüyüş, yüzme gibi aktivitelerle uğraşabilir, kendini eve kapatmadan bu süreçte yaşanabilecek stres düzeyini azaltabilir. Ayrıca en büyük korkusu olan kendisini bu bedenle eşinin sevmeyeceği, beğenmeyeceği düşüncesini de üzerinden atmaya çalışmalı.
Bebeğinin Sağlığı ile Olan Endişeleri
Anne adayı bu aralıkta ne kadar kontrole giderse gitsin ve doktorundan bebeği hakkında olumsuz bir şey duymamış olsa bile aklında sürekli soru işaretleri olabilir. Her doktor kontrolünüzde aklınıza takılan sorularınızı sorun ve içinizin rahat etmesini sağlayın. Kendinizi de bebeğinizin sağlıklı olduğunu hatırlatıp derin bir nefes alın bu korkularınızı da zamanla yeneceksiziniz.
Doğum ile Olan Endişeleriniz
Öncelikle doğum sonrasında bir mucizeye kavuşacağınızı hiçbir zaman unutmayın. Doğumla ilgili aklınıza bütün takılan sorularınızı doktorunuza sorun ve aklınızdaki soru işaretlerini ortadan kaldırın. Mükemmel bir doğum sizi bekliyor olacak böyle düşünün, bütün çekeceğiniz ağrıların ve endişelerinizin arkasından gelecek olan bebeğiniz hayatınızı değiştirecek ve ağrılarınızı unutacaksınız. Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
Haber kaynağı: https://www.ankaraninsesi.com/saglik/hamilelikte-psikoloji-h7720.html
Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
#### Ankara'nın Sesi: Jinekolojik Muayenenin Önemi
Ankara'nın sesi haber sitesinde jinekolojik muayenenin önemi makalemizle yayındayız.
Jinekolojik Muayenenin Önemi
Sevgili bayanlar, korktuğunuz veya çekindiğiniz için hep bir adım geride bıraktığınız jinekolojik muayeneler oldukça çok önemlidir. 5 dakikalık bir muayene için hayatınızı ve sağlığınızı riske atmaya değer mi sizce de? Bayanlar hep korktuğu ve çekindiği içi jinekolojik muayeneler hep bir adım geride bırakırlar. Bunun aslında riskli bir hamle olduğunu da bilirler ama çekindiklerinden dolayı bir doktora başvurmazlar. Kadınlarımızın çekingenliğinden dolayı bir çok kadın hastalığı sinsice ilerler ve ağır belirtiler verene kadar ortaya çıkmazlar.
Her 1 yılda düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ise bu hastalıkların ortaya çıktığını kolayca yakalayabilirler ve böylece eğer bir hastalık var ise ilerlemeden olası çözümler üretilir, tedavi edilir ve ilerlenmesinin önüne geçilmiş olur. Türkiye de ortalama bu geciken jinekolojik muayeneler dolayısıyla kanserler çoğunlukla 3. evrede yakalanmış oluyor ve tedavisi için bir çok şey de gecikmiş olabiliyor. Kadınlarda jinekolojik muayene 15 yaşında başlamalıdır. 15-16 yaşlarında başlayan muayeneler bakire olunduğu sürece karından bakılan ultrason yeterli olunabilir. Cinsel yönden aktif olan bayanlarda ise jinekolojik muayene ise;
Genital Muayene
Genital bölgede oluşan herhangi bir sıkıntılı oluşum olup olmadığı, size rahatsızlık veren herhangi bir sebep var ise gerekli tetkikler alınır ve bu sıkıntılara çözüm aranır.
-SMEAR Smear testi rahim ağzını değerlendirmek, hem enfeksiyon hem de rahim ağzı kanserinden dolayı değerlendirmek adına yapılan bir rahim ağzı tarama testidir.
-JİNEKOLOJİK ULTRASON Jinekolojik ultrason bir ultrason çeşitidir. Her yıl eksiksiz olarak yapılması gereken bir muayenedir. Ultrason eşliğinde içeriye bakılır ve herhangi bir myom, kist vb sorun olup olmadığına bakılır.
-VAGİNAL KÜLTÜR Herhangi bir akıntı, kaşıntı, kızarıklık gibi durumlarda vaginadan alınan bir tahlildir. Jinekolojik muayeneler bu şekilde olur iken bunların aksatıldığı durumlar başınızı ağrıtabilir. Bunun için 5 dakikalık bir muayene için daha fazla canınızın yanmasına izin vermeyin. Buna ek olarak her kadının kendisininde yapabilecek olduğu meme muayeneside vardır.
Her 1 ayda duşa girmeden önce kolunuzu kaldırıp memenizin etrafında iki parmağınızla kedi tırmanışı dediğimiz bir yöntemle memenizi yoklayabilirsiniz. Menepoza girmiş bir bayan ise kesinlikle yılda 1 kez hem jinekolojik muayenesini olmalı hemde meme ultrasonu, mamografi ve kemik taraması testlerini yaptırması gerekir. Kesinlikle bunun ihmal edilmemesi gerekmektedir.
Haber kaynağı: https://www.ankaraninsesi.com/jinekolojik-muayenenin-onemi-makale,18.html
Ankara'nın Sesi Haber Sitesi
#### Anne Adayının Cinsel İsteğinde Değişiklik Olur Mu?
Hamileliğin ilk 3 ayında anne adayının cinsel isteğinde değişiklik olur mu? Gebelik her kadında hem psikolojik olarak hemde hormonal olarak çok büyük değişimlere neden olur. Özellikle bu değişimleri gebeliğin başlarında kadın daha yoğun hisseder. Çünkü gebeliğin başında hemen her kadında beraberinde şiddetli yorgunluk hissi, halsizlik, uykuya meyil, bulantı kusma, gögüslerde ağrı, hassasiyet ve kasık ağrıları hissedilir. Tüm bu fiziksel etkiler ve beraberinde çocuğunu korumaya çalışan bir anaç ruh ortaya çıkmaktadır.
Yazının tamamı: https://www.hurriyetaile.com/hamilelik/hamilelikte-cinsellik/anne-adayinin-cinsel-isteginde-degisiklik-olur-mu_20318.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
Vücudumuz Sağlıklı Bir Gebeliğe Nasıl Hazırlanır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Anne Bebek Bağlanması: Bebeğinizle Bağ Kurmak
Bebeğinizle bağ kurmak, vücut dili, dokunma veya farklı ifadelerle iletilen duyusal iletilerdir sözsüz iletişim. Aslında bir insan ile iletişim kurmak için de konuşmak gerekmez. Belki gülümseseniz ya da bakışlarınızla bile yeterli olur iletişim kurmak. Bu sözsüz iletişimi bebeğinizle bile kurmak mümkün aslında. Dokunarak, severek, kucağınıza alarak dahi duygularınızı ifade etmeniz mümkün. Bebeğiniz konuşmaya başladığında bile sözsüz iletişim ile güvenli bir bağ oluşturmak için kullanabileceğiniz bir yöntemdir. Anne bebek bağlanması ve bebeğinizle bağ kurmak için diğer başlıklar ise;
Güvenli Bir Bağ Oluşturmak İçin Neler Etkilidir?
Ses tonu, yüz ifadesi, dokunmak, göz teması, kalp atışı tamamını belirtiyor ve gösteriyor olması mümkün.
Yüz ifadesi ile başlamak gerekir ise, yüzünüz bir kelime dahi söylemeden sayısız pek çok ifade de bulunması olası. Yüz ifadeniz sakin ve kendinden emin ise bebeğiniz kendini güvende hissedecektir. Fakat yüz ifadeniz sıkıntılı, kızgın, endişeli, üzgün, korkulu veya dikkat dağıtıcı ise bebeğiniz bu durumdan kendisi de stresli etkinlenmesi mümkün.
İkinci bir belirteç ses tonudur. Karşı taraftaki bir kişi ile bile konuşurken ses tonunuzu ayarlamanız gerekiyor. Hatta otomatik olarak da ses tonunuz kendi kendine organize bile oluyor olması mümkün. Bebeğiniz ile de iletişim kurduğunuz da ses tonunuz güvenli mutlu sinirli veya üzgün olduğunda bebeğiniz bu ses tonundan hissedecek ve kendisini ona göre hissedecektir. Bu farkı da anlayabilecektir.
Bir diğeri ise belki de en önemlilerinden birisi dokunmak. Dokunma şekliniz duygu durumunuzu iletmektedir. Sarılmak, hafifçe dokunmak. Sıcak bir kucaklamak da bebeğinize çok fazla duygu durumunu aktarması olası.
Bebeğinizle Bağ Kurun
Göz teması ise, bebeğinize bakışlarınız da sevgi ile bakarsanız. Bu kelimeler olmadan bile olumlu duyguları alması olası. Güvenli, rahat ve mutlu hissederler. Depresyonda, stres altında iken bebeğinizle direk göz göze temas kurmamayı deneyebilirsiniz.
Kalp atışları, o anki stresiniz bebeğinize yansıyacaktır. Belki korkunuz belki mutluluğunuz, belki siniriniz tamamı sizden bebeğinize yansıyacaktır.
Duygusal destek, bebeğinizin duygularına ve duygularını ifade etme şekillerini desteklemenizi öneririz. Gülmek çığlık atmak veya ağlamak şeklinde ifade ettiği hislerini kesinlikle küçümsememelisiniz. Bebeğinizin neden böyle hissettiğini anlamaya çalışın. Bebeğiniz konuşamıyor bile olsa neden ağlıyor? Ya da neden gülüyor? Veya neden çığlık atıyor? Bunların hepsinin nedenini anlamak en mantıklısı olacaktır. Onun duygularına siz de duygularınız ile karşılık verebilirsiniz.
Bebeğiniz ile güvenli bir bağ kurmak için gününüzün tamamını bebeği ile geçiren bir anne olmanız gerekmiyor. Kaldı ki hiçbir annenin bebeği için günün 24 saatinde dikkatli ve bebeği için hazır olması beklenemez. Zamanla mümkün olacaktır zaten bu durum ve duygusal olarak eksik hissetmenize gerek olmayacaktır. Bebeklik döneminde olmasa dahi çocukluk döneminde de ilişkinizin bir parçası haline getirebilirsiniz. Gözlemleyerek onun neye ihtiyaç olduğunu gözlemleyerek bağlantı sürecini oluşturabilirsiniz. Çaba göstermeniz dahi bebeğinize veya çocuğunuza muhakkak yansıyacaktır.
Anne bebek bağlanması ve bebeğinizle bağ kurmak hakkında diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Tüp Bebekte Aşılama Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Anne Karnında Ameliyat Nedir?
Bebeğe ait olan bazı doğumsal anomalilerde anne karnında yapılacak cerrahi müdahale bebek açısından hayat kurtarıcı olabilir.Sıklıkla yapılan uygulamalar annenin karnını açmadan endoskopik yöntemle yapılmaktadır.
Bebeğe ait olan bazı doğumsal anomalilerde anne karnında yapılacak cerrahi müdahale bebek açısından hayat kurtarıcı olabilir.Sıklıkla yapılan uygulamalar annenin karnını açmadan endoskopik yöntemle yapılmaktadır.
Kadın doğum alanında sık yapılan uygulamalar
Eğer annenin karnında bebeğin suyu azalmış yada kaybolmuşsa amnioinfuzyon yada sıvı takviyesi yapılabilir.Bu yolla bebeğin ultrasonoğrafi ile daha iyi değerlendirilmesi sağlanabilmektedir. Ancak verilen sıvının kalıcı olmama problemi mevcuttur. Bunun nedeni amnion sıvısı devamlı yenilenen ve eklenen bir sıvıdır ancak amnioinfuzyon yoluyla bunu kalıcı olarak sağlamak mümkün olmaması nedeniyle sıvı eklemelerini kalıcı olarak sağlamak mümkün değildir.
Amnio Exchange sıvı değişimi ise bir doğumsal anomali olan gastroschisiste bebeğin bağırsakları karın içine geçmesi gereken zamanda içeri giremezse karın ön duvar defekti mevcutsa sıvı ara ara değiştirilerek bağırsak hasarı azaltılmaya çalışılabilmektedir. Periyodik olarak sıvı değiştirilmektedir.
Şant uygulamaları iki bebeğe ait problemde uygulanmaktadır bunlarda 1.si ürogenital malformasyonlarda mesane ve amnion sıvısı arasında şant yaratarak idrarın amnion boşluğuna akışı sağlanır. Bu yolla böbrekler korunarak fonksiyonlarında kayıp olması engellenebilmektedir.
Akciğerlerinde kistik adenomatoid malformasyonu olan bebeklerde akciğer dokusunun kalp üzerinde yaratacağı baskıyı azaltmak amacıyla uygulanan “torakoamniotik şant” dönüşü sağlayarak kalp üzerinde koruyucu etkiyi sağlayacaktır.
Kan Transfüzyonu: Anne ile bebeğin kan gurupları arasında bir uygunsuzluk sözkonusu ise oluşabilecek problemlerden biri olan hidrops fetalis hastalarında eğer bebekte aşırı kansızlık nedeniyle kalp yetmezliği gelişirse anne karnındaki bebeğe kan verilmesi işlemidir.
Fetoskopi: İkiz gebeliklerde bebekler arasında kan geçişine bağlı “ikizden ikize transfüzyon sendromu” gelişirse, bebekleri besleyen “plasenta” denilen organ yüzeyindeki anastomozlar (bağlantılar) lazer yardımıyla “koagule” edilerek, bebekler arasındaki kan geçişi tedavi edilir.
Anne karnında ameliyat erken doğuma neden olur mu?
Bu işlemler esnasında işlemden işleme değişmekle beraber farklı oranlarda erken doğumdan bahsetmek mümkündür.
#### Anne Olmak İstiyorum!
Gebelik planlayan ancak gebelik şansını yakalayamayan bayanlarımız için bu başlık altında rehberlik sağlamak istedik.
Gebe Kalmadan Önce Hangi Testler Yapılmalıdır?
Doktorunuz tarafından alınan küçük bir anemnez ile başalanabilir. Örneğin hastalık hikayesi, akrabalık ilişkisi sorgulama vs gibi.
Gebelikte en önemli hususların başında gelen kan gruplarınızdır. Hem eşinizin hem sizin bilmiyorsanız bile kan gruplarınızı kesinliştirmenizi öneririz.
Kan basıncı ve tansiyon ölçümleri
Detaylı bir jinekolojik muayene ( pap smear gibi )
Vajinal usg
Tam kan değerleri
Tam idrar testleri
Vajinada geçmeyen akıntı vs söz konusu ise vajinal kültüre bağlı olarak ilaç kullanımı ile akıntının durdurulması
Bebekte sakatlık oluşturabilecek bulaşıcı hasalıklar dediğimiz torch grubu ( hepatit B, toxoplazma gibi )
Biyokimyasal değerler ( TSH, glukoz gibi )
Daha önce olmuş düşükler var ise genetik araştırmalar
Gebelik Öncesi Kilo ve Gebelikte Kilonun Önemi
Aşırı kilo gebe kalmayı zorlaştırabilen etkenlerden olmakla birlikte gebelik sırasında da alınan kilolarla çeşitli problemlere yol açabilmektedirler. Gebelikte alınması gereken kilo max 12 olmakla birlikte gebeliğe fazla kilo ile başladıklarında bu kiloların birleşiminde bize yansıyan sorunlar nelerdir?
Ultrason ile görüntüleme güçleşir ve kötüleşir
Amniyosentez gibi tetkikleri yapmak zorlaşabilir
Obez olarak nitelendirdiğimiz grupta normal doğum güçtür. Sezeryan tk çare olabilir
Obez anne adaylarında hipertansiyona bağlı preeklampsi görülme riski daha çok artmaktadır
Fazla kilolu bir anne demek normalin üstünde kiloya sahip olan bir bebek demek olabilir
Doğum sonrası yara iyileşme güçleşebilir
Obez annelerde emzirme sıkıntısıyla daha çok karşı karşıya kalınabilir
İdrar yolu enfeksiyonlarına rastlanma oalsılığı artış gösterebilir
Yukardaki maddelerde değindiğimiz gibi fazla kilonun o kadar da masum olmadığını birlikte görmüş oldu. Hadi tartınıza çıkın ve kendinize dur deyin ! Sağlığınızı koruyarak kilonuzu kontrol etmelisiniz, yapmakta güçlük çekiyorsanız bir diyetisyen ile gebelik hazırlığı veya gebelik dönemi boyunca takip gerçekleştirebilirsiniz. Unutmayın, siz değerlisiniz bebeğiniz değerli …
Sigarayı Terk Edin!
Sigaranın çok fazla konuda vücudumuza düşman olduğu gibi doğurganlık konusunda da hem anne adayı hem baba adayına etkileri oldukça büyüktür. Sigaranın bize düşmanlıklarından bahsedecek olursak ;
Doğurganlığı üç dört kat arasında azaltır
Döllenmeyi zorlaştırır
Yumurtanın tüplerden rahim içerisine doğru ulaşmasını zorlaştırır
Ovulasyonu azaltır
Kadında östrojeni en aza indirir
Yumurta hücrelerinde kromozom bozukluğuna neden olur
Fazla sigara erken menapoz demektir
Sperm de hareketlilik ve sperm sayısının bozulmasına kromozomunu etkilemesine sebep olur
Düşük ve dış gebelik oldukça fazladır
Yukarı da anlattığımız gibi sigaranın pek çok etkisini görmüş olduk. Pasif içici olarak bile bulunmamak sağlığınız ve gebeliğiniz için en doğru karar olacaktır. Hep dediğimiz gibi hiçbir şey sizden kıymetli değil.
Folik asit kullanmaya başlayabilirsiniz
Yumurtlama dönemini takip etmeniz oldukça önemlidir. Adetinizin 12.14.16. günlerinde ilişkiye girmenizi tavsiye edebiliriz
Cinsel ilişkiden sonra bir saat yataktan çıkmayıp belinizin altına yastık koyabilirsiniz
Aşıır miktarda çay ve kahve tüketimine dur deyin
Vajinal enfeksiyon riskinizi en aza indirin. Kesinlikle vajina içini sabun su vs yıkama yapmayın.
Moralinizi yüksek tutun
Doğal beslenmeye özen gösterin
Cinsel hayatınızı düzene sokmayı ihmal etmeyin.
Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Testleri adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Erken Doğum Eylemi (Preterm Doğum) adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Anne Sütü ve Emzirme
Anne sütü, yeni doğmuş bebeklerin ihtiyacı olan tüm besinleri ilk altı ay boyunca sağlayabilen en iyi besindir.
Anne sütü düşük doğum ağırlıklı, prematüre ya da normal doğum ağırlığındaki bütün bebeklerin en üst düzeyde büyüme gelişmelerini sağlayacak özelliktedir. Her anne bebeği için en uygun sütü üretir. Örneğin erken doğan bebeklerin annelerinin sütleri, erken doğan bebekler için uygun özellikler içerir.Anne sütü bebeğin ihtiyacı olan besin değerine sahip ve içinde yeterli miktarda su bulunduğu için, tıbben gerekli görülmediği takdirde ilk 6 ay bebeklere anne sütünden başka su dahil hiçbir yiyecek ve içecek verilmemelidir. Ancak altı ayın üzerindeki tüm bebekler tamamlayıcı besin desteği almalıdır.
Anne Sütünün Faydaları Nelerdir?
Anne sütü kolay sindirilir.
Anne sütü daima hazır bir besin olması nedeni ile her zaman hazır ve ekonomiktir.
Anne sütü ve doğumdan sonra gelen kolostrum ( ilk sarı süt ) bebek için çok önemlidir. Bebeği hastalıklara karşı korur. Bebeğin ilk aşısı olarak nitelendirilir.
Kemik gelişimleri ve bağışıklıklar daha kuvvetli olurlar.
Beyin ve sinir dokusu gelişimi için gerekli olan esansiyel yağ asitleri anne sütünde, inek sütüne göre daha fazladır.
Lohusalık depresyonu olarak adlandırdığımız anksiyeteden anneyi salgılanan hormonlar tarafından korur.
Emziren annelerde meme kanseri, over kanseri, osteoporoz ( kemik erimesi ), anemi ( kanszlık ) daha az görülmektedir.
Bebek emmeye başladığında ilk önce meme başının hemen arkasındaki süt havuzunda birikimli olan anne sütünü emer. Bu süt çabuk tükenir. Bu sebeple bebeğin kuvvetli ve etkin emmesi ve meme ucunu tamamıyla kavraması her iki hormonu uyararak süt yapımının arttırılması demektir.
Emzirmede önce karbonhidrattan zengin ön süt gelir. Emzirmenin sonunda ise yağdan zengin son süt gelir. Bu sebeple her öğünde bir memenin bebek tokluk hissedip kendiliğinden ayrılana kadar emzirilmesi önerilir. Son süt, yağdan zengin olduğu için bebeğin tokluk hissetmesini ve bebeğin kilo almasını sağlar.
Emzirme Süresi
Bebeğin emme süresinde belli bir sınırlama yoktur. Anne sütünün artması için bebeğin sık sık emzirilmesi gerekir. Bebek her ağladıkça emzirilmelidir. Ancak anne bebeğin karnının tok olduğunu düşünüyorsa, bebeğinin ağlamasına sebep olan diğer etmenleri gözden geçirmesi gerekir.
Yenidoğan bebekler genellikle günde 10 öğün emzirilmelidir. Bebek büyüdükçe öğün sayısı azalır. Genellikle birçok bebek bir memeyi 5-10 dakikada boşaltarak tokluk hissedebilirken, bazı bebekler 20 dakikadan önce bu doyuma ulaşmazlar. Eğer bebek daha çok emmek istiyorsa ikinci meme de bebeğe verilebilir. Bebek tek meme ile tokluk hissetmişse sonraki emzirmede diğer meme verilmelidir.
Eğer bebek iki memeyi de almışsa bir sonraki öğünde son verilen memeden başlanmalıdır. Annelerin prolaktin hormonu geceleri daha çok salgılanır. Bu sebeple geceleri bebeği emzirmek anne sütünün artmasını sağlar. Anneler geceleri bebeğini emzirmek için uyansa bile kendini dinlenmiş hisseder.
Bebekler, beslenmesini sadece gündüzleri karşılayana kadar geceleri de beslenmek isterler. Gece öğünlerinin sıklığı bebeklerde farklılık göstermektedir.
Doğumdan hemen sonra bebek düzenli aralıklarla emzirilmelidir. Uyuyor olması emzirmemize engel olmayarak uykusundan uyandırılarak yarım saatte bir bebeğimizi emzirmeliyiz.
Anne Sütünün Yeterliliği
Bebek günde 5-6 defa idrar yapıyorsa, günde 1-2 defa kaka yapıyorsa, mutlu ise, tartı kontrollerine gittiğinde yeterli kilo alıyorsa (ortalama ayda 500 gram ) anne sütü yetiyor demektir. Kilo alımı bebekler arasında farklılık gösterebilir. Annenin memelerinin küçük ve yumuşak olması süt yok anlamına gelmez.
Anne Sütünü Azaltan Faktörler
Tüm anneler bebeklerini başarıyla emzirebilir ve büyük çoğunluğu aynı anda 2 bebek büyütecek kadar süt üretme kapasitesine sahiptirler. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlamak, süt yapımının uyarılması ve devamı için çok önemlidir. Bazı durumlar anne sütünü azalmasına neden olabilir;
Bebeğe biberon veya yalancı meme verilmesi: Biberon ya da yalancı meme verilmemeli, ek besin verilecekse biberon yerine fincan ya da kaşık kullanılmalıdır.
Bebeğe su, bitkisel çay ve formül süt verilmesi: Bebeğe ilk 6 ay anne sütü dışında hiçbir yiyecek veya içecek verilmemelidir.
Ağrılı meme başı: Emzirme tekniği düzeltilmeli, farklı pozisyonlarda bebeği emzirmeli, emzirmeden sonra az miktarda süt sıkılarak meme başına sürülmelidir.
Bebeğin memeyi iyi kavrayamamasına bağlı olarak göğüslerin tam olarak boşaltılamaması: Aşırı gergin ve boşaltılamayan memelerde süt yapımı durur, göğüslerin sağılarak boşaltılması gereklidir.
Annenin bebeğe süt üretemeyeceği endişesi ve özgüven eksikliği: Aile bireylerinden de destek alınarak bu konuda annenin özgüvenini artırmaya özen gösterilmelidir.
Annenin bebeğinden uzun süre ayrı kalması: Uzun süre bebekten ayrı kalınacaksa süt sağılarak bebeğe verilmeye devam edilmelidir.
Stres: Stres altındaki annenin emzirmeye devam etmesi, hem süt yapımının devamını sağlar, hem de kendi ruh sağlığı açısından önemlidir.
Yorgunluk: Özellikle yeni doğum yapmış annelerin ilk aylarda aşırı yorgunluktan kaçınmaları gerekir. Bebekleri uyurken kendileri de dinlenmelidir.
Annede hastalık: Birçok hasta anne, bebeğini hiçbir sakınca olmadan emzirebilir. Örneğin üst solunum yolu hastalıklarında annenin bebeğini emzirmesinde sakınca yoktur ancak bebeğini emzirmeden önce ellerini özenle yıkaması çok önemlidir. Hastaneye yatacak kadar ağır hasta olan ya da ilaç kullanan anneler emzirme konusunda mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar.
Bebekte hastalık: Hasta bebeğin sık sık emzirilmesinin iyileşme sürecini hızlandıracağı unutulmamalı ve bebek anneden ayrılmamalıdır.
Sigara ve alkol kullanımı: Alkol ve sigara kullanımı emzirme döneminde anneyi ve sütünü oldukça kötü etkilemektedir. Alkol ve sigaradan uzak durulmalı, dumanına dahi maruz kalınmamalıdır.
Annede ağır beslenme bozukluğu olması: Bu durum yetersiz süt üretimine neden olabileceğinden emziren annenin yeterli ve dengeli beslenmesi sağlanmalıdır.
Gece emzirmenin azlığı: Süt yapımını artırıcı hormon geceleri daha çok salgılandığı için gece emzirmelerine özellikle önem verilmelidir.
Anne Sütünü Artıran Faktörler
Doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde bebeğin emzirilmesi,
Tensel temas,
Sık ve sınırsız emzirme, özellikle ilk zamanlarda günde 8 kez emzirmek süt yapımının sağlanması için önemlidir,
Annenin bebeğini başarıyla emzirebileceğine inanması ve öz güveninin yüksek olması,
Bebeğin memeyi iyi kavrayarak doğru teknikle emmesi,
Memelerin iyi boşaltılması (bebeği emzirdikten sonra elle ya da makine ile memelerin bu amaçla sağılması),
Emzirirken memeye masaj uygulanması,
Anne ve bebeğin aynı odada kalarak özellikle geceleri bebeğini emzirmeye devam etmesi,
Annenin sütünü artırmak amacıyla susadıkça su içmesi, sağlıklı ve yeterli beslenmesi, kafeinli içeceklerden alkol ve sigaradan uzak durması önemlidir.
Emzirmeye Başlamadan Önce
Eller yıkanmalıdır.Meme başı temizliği için; Memenin ucundaki doğal yağlar ve anne sütü meme başını korur. Anne, meme ucunu temiz tuttuğu ve günlük duş aldığı sürece her emzirme öncesi memeyi silmeye gerek yoktur. Ancak günde en az 2 defa meme ucu kaynatılmış, ılıtılmış suyla silinmelidir. Emzirme işlemi bittikten sonra, göğüs ucuna sürülen anne sütü meme ucunu yumuşatarak kurumasını önler.
Memeleri karbonatlı suyla temizlemek zararlıdır. Bunlar meme ucunu kurutur ve çatlakların oluşmasına sebep olur. Meme başı temizlendikten ve eller yıkandıktan sonra annenin bebeğini etkili emzirebilmesi için kendini rahat hissedebileceği bir pozisyon alması gerekir. Etkisiz pozisyon ve annenin emzirmeyi sonlandırmak için acele etmesi bebeğin yeterli beslenmemesine yol açar. Örneğin; annenin tuvalet ihtiyacı varsa emzirmeye başlamadan önce bu ihtiyacını gidermesi gerekir.
Annenin beyin olarak kendisini bebeğini emzirmeye odaklaması gerekir. Emzirmenin yarıda kesilmesine sebebiyet verecek kaygı verici (ocakta pişmekte olan yemeğinin taşmasını, yanmasını düşünmesi vb.) herhangi bir mevzu olmaması gerekir. Mesela telefonunun çalma olasılığına karşı telefonunu yanına almalıdır. Emzirme esnasında bebeklerin kafalarındaki şapkalarını çıkarmak ve üzerinde kalın elbiseler, kalın battaniyeler bulundurmamak gerekir. Çünkü bebekte çok fazla terlemeye yol açıp bebeği huzursuz edebilir.
Emzirmede Doğrular ve Yanlışlar
Anne bebeğini emzirmeye hazırlanırken, bebeğin yüzü anneyi görecek şekilde tutulur. Önce meme başı ile bebeğin dudaklarına dokunarak bebeğin ağzını açmasını sağlar. Meme başı ile birlikte areolayı alabildiği kadar bebeğe verir.Meme başı ve areolanın alttan tamamı, üstten bir kısmı bebeğin ağzında olmalıdır. Aksi halde meme ucu çatlakları ve bebeğin gaz şikayetleri artar.
Meme alttan dört parmak ile başparmak üstte kalacak şekilde desteklenir.(C yöntemi) Orta parmak ve baş parmağı memenin üzerinde makas yaparak emzirmek yanlış yöntemdir.
Emziren Anne Beslenmesi
Sağlıklı bir anne günde ortalama 800 ml süt üretir.Annelerin yeterli ve dengeli beslenmesi çok önemlidir.Emzirme döneminde kilo vermek için zayıflama diyetleri yapılmamalıdır.Halk arasında çok yaygın olan lokum, şerbet, tatlı, baklava gibi tatlıların süt arttırıcı özelliği yoktur. Bunlar kilo yaparlar.Bebeğin gaz problemi varsa brokoli, lahana, karnıbahar, domates, soğan, inek sütü tüketimine dikkat edilmelidir.Sigara ve alkol kullanılmamalıdır. Çay, kahve gibi içecekler sınırlı tüketilmelidir. Bunların yerine ıhlamur, rezene, papatya çayı tüketilebilir. Annenin günde 2-3 litre su tüketmesi çok önemlidir. Her emzirme öğününde mutlaka 1 bardak su içmelidir. Bir diyetisyenden beslenme hakkında ayrıntılı bilgi alınabilir.
Anne Sütünün Sağılması
El İle Süt Sağma: Eller yıkanır. Rahat bir pozisyon aldıktan sonra, parmak uçları ile memeye dıştan içe doğru masaj yapılır. Önceden ısıtılmış bir havlu, annenin öne doğru eğilmesi sütün kolay gelmesini sağlayabilir. Meme emzirme pozisyonunda olduğu gibi başparmak üstten, diğer parmaklar ile alttan tutulur. Baş ve diğer parmaklar yavaşça içe, göğüs duvarına doğru ve ardından birbirine doğru bastırılır.
Sağma işlemi ritmik olarak 20-30/ dakika devam etmelidir.Normalde süt sağma esnasında anne acı hissetmez. Eğer acı hissediyorsa, kullandığı yöntem yanlıştır. Her sağımda çıkan süt farklı bir kaba alınır, süt kabın 2/3’üne kadar doldurulur. Süt sağma işlemi günde 8-12 defa olmalıdır.Pompa İle Süt Sağma: Eller yıkanmalıdır. Süt sağma aparatları, pompa setleri, biberonlar mutlaka temiz olmalıdır.Her sağma işleminde her göğüs için 15’er dakika ayrılmalıdır.
Bebeğe verilirken enjektör yöntemi kullanılması daha avantajlı olacaktır.
Anne Sütünün Muhafaza Edilmesi ve Hastaneye Getirilmesi
Sağılan süt;- Oda ısısında 3 saat,- Buzdolabında 3 gün,- Buzdolabında çözündürdüğümüz sütü; buzdolabının rafında 1 gün,- Derin dondurucuda 3 ay saklanır.
Süt derin dondurucuda saklanacaksa, steril kaplarda ve eczaneden temin edilecek anne sütü saklama poşetlerinde saklanmalıdır. Üzerinde ad soyad, tarih ve saat yazılı olan anne sütlerini eski tarihli olanlardan başlayarak hastaneye getirilmelidir. Gece ve gündüz sağılan anne sütlerinin içeriği farklı olduğu için gündüz sağılan sütler gündüzleri, gece sağılan sütler geceleri bebeklere verilir. Bu nedenle süt saklama kaplarının üzerine tarih ve saat yazılması önemlidir. Bebeğin günlük beslenmesine yetecek kadar anne sütü hastaneye getirilmelidir. Dondurucu kısmına koyulan sütlerle aynı raflarda tavuk, et gibi besinler olmamalıdır.
Buzluktan veya derin dondurucudan çıkarılan süt önce buzdolabının içinde çözdürülmelidir. Buzdolabından çıkarılan süt, biberona boşaltıldıktan sonra sıcak su dolu olan bir kaba, içinde süt bulunan biberon konularak ılıtma yapılır.(benmari yöntemi). Cezve veya mikrodalga ile anne sütü ısıtılmamalıdır.
BİR ANNENİN BEBEĞİNE VEREBİLECEĞİ EN GÜZEL HEDİYE ANNE SÜTÜDÜR!
Tüp Bebekte Beslenme adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Candida Beslenmesi adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Aşerme Nedir? Ne Zaman Başlar?
Aşerme; Aşerme gebelik döneminde zamansız akla gelmeyen yiyecekleri can çekmesi anlamına gelmektedir.
Aşerme olayı anne adaylarının en merakla karşıladıkları ve bazen baba adaylarını sıkıntıya sokan bir durum olsa da bu dur özellikle ilk gebeliklerde karşılaşması muhtemel ve istenen bir durumdur.
Anne adaylarının nerdeyse %85inde bu durum gözlenir. Anne adayları bazen hiç akla gelmeyecek, belki o zamana kadar hic sevmediği bir gıdayı bile aşerebilir.
Aşerme genelde; ekşi, çok tatlı,acı,baharatlı, meyve tarzı gıdalar aşererek başlar. Aşerme olayı ilk 3 ayda çok olur ve ilk 3 aylık dönemde başlar.
Toplum içinde bununla ilgili dolanan bir sürü söz hurafe vardır. Örneğin aşerilen gıda alınmaz ise bebekte o gıdanın bir izi kalır vb.
Aşerme durumunun nedeni iştah artışı olarak söz edilse de yinede kesin bir fizyolojik nedeni yoktur.
Bu olay anne adaylarının sevdiği ve gebe olduğunu hissettiren bir durumdur. Bu zor bur durum değildir. Hamile kadınların neredeyse hepsinin en az 1 kere yaşadığı bir durumdur.
#### Aşılama Nedir?
Spermin dış ortamda bazı işlemlerden geçirilip rahim içerisine transfer edilmesi işlemidir. Döllenme ve embriyonun oluşması fallop tüplerinde doğal olarak gelişir. Çoğu zaman erkek infertilitesinin (kısırlığın) sebep olduğu çocuk sahibi olamama tedavisinde kullanılır.
Aşılama Kimlere Uygulanabilir?
Sperm sayısı düşük ise, sperm hareketi düşük ise, açıklanamayan infertilitede, erken evre endometriozisde, kadında yumurtlama problemi varsa ve yumurta takibi ile gebelik elde edilemediyse, sosyal sebeplerle gebelik ihtimalini hızlandırmak isteyen çiftlere uygulanabilir.
Aşılama Hangi Durumlarda Tercih Edilmez?
-Tedavi edilmemiş kısırlık var ise,
-Düşük yumurta rezervi, yumurta sayısında azalma,
-Sperm sayısının ve canlılığının olmaması,
-Kadın hastada tüp tıkanıklığı,
-Hastanın yaşının fazla ve ileri olması,
-Hastada bebek olmasını zorlaştıran bi unsur olması/ yapışıklıklar, kistler vs.
Aşılama Tedavisi Ne Zaman Başlar?
Adet kanaması ile birlikte başlayıp 10-12 gün boyunca devam eden bir süreçtir. Adetin 2. veya 3. Günü tedaviye başlanmalıdır. Amaç 1 veya 2 yumurta büyütebilmektir. Aşılama yapılacak hasta 3-4 gün aralıklarla jinekolojik muayene için kontrole çağırılır ve yumurtanın büyüklüğü, çapları kontrol edilir. Yumurta belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra ortalama 16-18 mm olunca yumurta çatlatma iğnesi yapılır. Çatlatma iğnesini takiben yaklaşık 36 saat sonra baba adayı sperm örneği vermesi için merkeze davet edilir. Kaliteli spermler ayırt edilerek anne adayının rahmine hazırlanan sperm enjekte edilir. Daha sonrasında hekimin uygun gördüğü ilaç kullanımına göre hasta gebelik sonucunu öğrenene kadar devam eder. Aşılamadan 10 gün sonra kanda gebelik testi ile gebelik sonucunuzu öğrenebilirisiniz.
Aşılamanın Yan Etkileri Nelerdir?
Aşılama yönteminin ciddi bir yan etkisi yoktur, ancak işlem sonrasında kasıklarda kramp tarzı geçici ağrılar, hafif kanama veya vajinal akıntı gözlemlenebilir.
Aşılama Kaç Kez Denenebilir?
Aşılamanın başarısı her bir tedavi için %10-30 olur. Toplamda 2-3 kere aşılama yapıldıktan sonra tüp bebeğe geçilmesi tavsiye edilir. Ancak yüzde vermek çok mümkün olmamakla birlikte anne ve baba adayının yaşına, yumurta rezervine, sperm kalitesine göre başarı oranı değişiklik gösterebilir.
Aşılamam Yapıldı Gebe Miyim?
Aşılama tedavisinden 10-12 gün sonra kanda gebelik testi ile sonucu öğrenebilirsiniz. Ancak bu süre zarfında gebelik belirtisi beklemek çok mümkün değildir. Bunu anlamanın tek ve kesin yolu kanda gebelik testidir.
Aşılama Sonrası Neler Yapmalı Nelere Dikkat Etmeliyim?
-Aşılama tedavisi sonrasında aşılamanın yapıldığı merkezde anne adayının ortalama 30-40 dk arasında istirahat etmesi, yatar pozisyonda dinlenmesi istenir.
Günlük aktivitelerinize devam etmeli sürekli hareketsiz kalmamalısınız.
Proteinden zengin beslenmeli, fastfood yiyeceklerden kaçınmalısınız.
Düzenli uyuyun, ağır kaldırmayın.
Aşılama sonrası 2 gün cinsel ilişkiden kaçının.
Aşılama yapıldığı gün banyo yapmayın.
Vajinal akıntınız olabilir korkmayın. Ancak akıntıda koku kaşıntı renk değişikliği olduğu durumlarda hekiminize bildiriniz.
Enfeksiyon kapabileceğiniz ortamlardan uzak durun, el hijyeninize dikkat ediniz.
Yüksek ateşte hekiminize bildiriniz.
Tüp Bebek ve Aşılama Aynı İşlem mi?
Aşılamada alınan sperm direkt olarak hasta rahmine yerleştirilir. Tüp bebek ise döllenme bir laboratuvarda dışarıda, rahim dışında gerçekleşir. Tüp bebekte sperm ve yumurta dış ortamda birleştirilir.
Kaç Aşılama Sonrası Tüp Bebek Yapılabilir?
Aşılama yapılan hastaya 2 kez başarısız dönüş yapılmış ise hasta tüp bebek tedavisine geçebilir.
#### Aşılama Tedavisi
Bebek sahibi olmak isteyip herhangi bir korunmalı dönemleri olmadığı halde ve ultrason bulguları, sperm kalitesi uygunsa hastaya aşılama yapılabilmektedir.
Aşılama ne demek? Aşılama nasıl yapılıyor? Ya da aşılama yapılmasını gerektiren durumlar nelerdir?
Aşılama yöntemi infertil sayılabilecek bir hastanın, erkekten mastürbasyon ile alınan spermin laboratuvar ortamında yıkanarak enjektör içerisinde kadının rahmine IUI katateri dediğimiz plastik bir katater ile enjekte edilmesi durumuna aşılama denmektedir. Normalde kendiliğinden gebelik sağlayamamış çiftlerde özel bir durum söz konusu olmadığı takdirde %20 oranda gebe kalma oranlarının arttığını söyleyebiliriz. Aşılama tedavisine karar vermeniz durumunda adetin birinci günü telefonla haberleşerek ikinci ya da üçüncü günü görüşüp tedaviye başlamamız gerekmektedir. Aşılama tedavisinde de hastadan adetliyken tüp bebekteki gibi FSH TSH E2 PRL hormonlarına bakılmalı, transvaginal ultrason ile kan sonuçları desteklenmelidir. Rahim filminde en az bir tüpün açık olması gerekmektedir. Sperm sayısı için 5 milyonu yakaladığında aşılama yapılabilir.
Aşılamanın gerekli olduğu durumlar nelerdir? Hangi durumlarda aşılama yaptırmalısınız?
- Sperm değerinizde hafif düşüklük seyredildiğinde
- Hafif bir endometrioma izlendiğinde
- Açıklanamayan infertilitede
- Evlilik süresi henüz yeni olan çiftlerde
- Vajinismus hastalarında isteğe bağlı olarak yapılabilmektedir.
Aşılama tedavisi için nelere dikkat etmeliyim?
- 3 günlük bir cinsel perhiz süreniz olmalıdır
- Alkol tüketimi ve sigara tüketiminize dikkat etmelisiniz
- Enfeksiyondan kaçınmalı enfeksiyon durumunda doktorunuzu bilgilendirmelisiniz
- Düzenli aralıklarla ilişkiye girmeye devam etmelisiniz
- Aşılama sonrasında doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmalısınız
- Doktorunuza sormadan başka herhangi bir ilaç kullanmamalısınız 2 kez yapılmış başarısız aşılama tedavisi sonrasına hastaya tüp bebek tedavisi önerilmektedir. Tüp bebek ve aşılama arasındaki fark ise, elde etmeye çalıştığımız yumurta sayısı farklı olduğu için kullanılan ilaç dozları değişiklik gösterecektir. Erkekten yine mastürbasyonla sperm alınmaktadır ancak bu kez rahmin için spermi verme yöntemi değil yumurtalar da toplanarak dış ortamda döllenmesi sağlanmaktadır.
Sperm embriyologlarımız tarafından androloji laboratuvarında yıkanıp, rahme enjekte edilmektedir.
#### Aşılama Tedavisi Ankara
Aşılama tedavisi Ankara ve bölgesine hizmet veren Sevtap Hamdemir Kılıç Hocamız anlatıyor. Günümüzde bebek sahibi olmak isteyen ancak düzenli ve korunmasız ilişki olmasına rağmen bebek sahibi olamayan çiftlerimiz de çeşitli testler sonrasında farklı tedavi seçenekleri ile bebek sahibi olmaları mümkün. Öncelikle bir yıl süresince düzenli ve korunmasız ilişkinin arkasından eğer hala gebelik testleriniz sizi üzüyor ise; o zaman bir kadın doğum hekimine ya da tüp bebek uzmanına testleriniz için başvurmanızı öneririm. Hem anne adayının hem de baba adayının araştırılması gerekmektedir.
İnfertilite şüphesi ile değerlendirmeye aldığımız çiftimizde öncelikle anne adayının ultrasonografi ile birlikte detaylı incelenmesi yumurta rezervi ve rahminin değerlendirilmesi, adetin ikinci günü anne adayından istenen hormon testleri; FSH TH E2 PRL testosteron Lh gibi kan testleri gerek duyulur ise AMH testi ve rahim filmi ile anne adayından aldığımız testleri tamamlamaktayız. Ancak sonrasında baba adayından da muhakkak sperm analizi istemekteyiz. Sperm analizi dış laboratuvarda yaptırarak sonuç değerlendirmesini yapıyoruz. En sonunda çiftin yaşı, daha önce denenmiş tedaviler, var olan tetkikler ile bir bütün olarak değerlendirerek planlama yapmaktayız. Tüm test sonuçları ve çiftin anemnezleri oldukça kıymetli ve önemlidir.
Peki aşılama tedavisi nedir? Aşılama tedavisi neredeyse doğal sürece en yakın olan destek bir üreme tekniğidir. Şimdi diğer başlıklar ile sizlere konuyu detaylandırıyoruz.
Aşılama Tedavisi Nedir?
Aşılama tedavisi doğal bir yönteme oldukça yakın bir destekleyici tedavidir. Baba adayından alınan sperm analizinin yıkama yapıldıktan sonra spermlerin ince bir kanül yardımı ile anne adayının rahmine transferidir. Rahmin içerisine bırakılması olarak adlandırmak mümkündür. Aşılama tedavisi, cinsel bir ilişkiden de farklı olarak baba adayının üreme hücresi olan spermin dış ortamda alınarak bir katater yardımı ile anne adayının hücresi olan yumurta ile buluşturmayı hedefleyen ve gebeliği amaçlayan bir tedavi yöntemidir.
Aşılama Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?
Doğal bir süreç ile bebek sahibi olamayan anne ve baba adaylarında uygulanan aşılama tedavisi çiftlerde bebek sahibi olma şansını arttırıyor. Bu nedenle üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinden birisidir. Aşılama tedavisinde öncelikle, işlem için bir yıl korunmasız ilişki sonrasında sperm analizi. Ardından hormon değerlerinin araştırılması sonrasında çift uygunsa eğer ancak o zaman aşılama tedavisi uygulamak mümkün. İlk olarak yumurtanın olması ve sperm parametrelerinin uygun olması gerekiyor. Gebelik oluşabilmesi için yumurta ve sperm şarttır. Yumurta ve yumurtlama olmayan durumlarda gebelik elbette mümkün değildir. Kadınlarda her ay sadece bir tane yumurta büyür ve çatlar. Yumurta hücresi yirmi dört saat canlı kalması mümkün.
Kaliteli bir sperm herhangi bir sorunu olmayan sperm kadını 72 saat rahminde canlı sperm olarak kalması mümkün. Adet döngüsünün düzensiz olduğu dönemlerde yumurtlama içinde yine muhakkak destek almak gerekmektedir. Aşılama tedavisi öncesinde öncelikle erkekten alınan spermler özel bir solüsyon ile yıkama yapıldıktan sonra sağlıklı olan spermlerin ayrıştırılması ile vajenden spekulum yardımı ile enjekte edilir. Spermi doğrudan yumurtaya en yakın alana enjekte etmek hedeflenmektedir. Herhangi bir engelle karşılaşmayan spermin ise yumurtayı dölleme şansı da artmaktadır. Daha büyük bir oranla görülmektedir.
Aşılama Tedavisi Öncesinde Nelere Dikkat Etmelisiniz?
Aşılama tedavilerinden önce hem anne adaylarında hem de baba adaylarında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar mevcuttur. Bu nedenle aşılama tedavisi öncesinde dikkat edilmesi gerekenleri sıralamak gerekirse;
Kadınlarda aşılama tedavisinden önce adetin ikinci günü başlanan yumurtaların büyümesini sağlayan ilaçların kullanılması gerekmektedir. Tablet ya da iğneli ilaç tedavisi şeklinde başlayarak kullanım yumurtalar olgunlaşana kadar devam etmektedir.
Aşılama tedavisi ve tüm bebek isteyen çiftlerin alkol ve sigara gibi alışkanlıklarından uzak kalması önemlidir.
Aşılama tedavisinde sperm parametreleri oldukça önemlidir. Aşılama tedavisinden önce sperm sayısını arttırmak için belirli bir süre cinsel perhiz uygulanması zorunludur.
Üç gün cinsel perhize ihtiyaç duyulmaktadır.
Aşılama Tedavisinde Başarı Nedir?
Kabaca ortalama %10 ile %30 arasında değişiklik göstermektedir. Aşılama tedavisinin başarı oranını belirleyen en büyük faktör sperm parametreleridir. Sperm değerleri oldukça önemlidir. Sperm sayısının yüksek olması başarıyı arttırmaktadır. Aşılama tedavisi Ankara ve bölgesine sizler için hizmet veriyor.
En Fazla Kaç Kez Aşılama Tedavisi Uygulanmalıdır?
Aşılama tedavilerinde her bir tedavi için başarı şansı %10 ila %30 arasında değişiklik gösterirken totalde bir aşılama tedavisi ya da iki aşılama tedavisi. Sonrasında artık tüp bebek tedavisinden destek alınmasına karar verilmektedir ve tavsiye edilmektedir. Ancak aşılama tedavisinin yapılma sınırı açısından hastaya zarar veren bir durum söz konusu değildir. Ancak vakit kaybetmemek adına ve tedaviyi daha etkili bir yönteme çevirmek adına aşılama tedavisi sonrasında step artık tüp bebek tedavisidir.
Aşılama tedavisi Ankara ve bölgesine hizmet veren kliniğimiz, aşılama başarısızlığı sonrasında tüp bebek tedavisine geçilmektedir. Tüp bebek tedavisi ile ilgili detaylı bilgi için diğer blog yazılarımızı okuyabilir ya da ön görüşmelerimiz için bize ulaşabilirsiniz.
#### Ay Ay Gebelik Takibi Nasıl Yapılır?
Ay ay gebelik takibi doktorunuz tarafından yapılmaktadır. Bu takiplerin mutlaka olması gerekmektedir. Amme adayları bu takiplerden sıkılmış ya da tam tersi iple çekiyor olabilir. Her ay gebelik takipleri rutindir.
Anne adayının gebeliği riskli gebelik ise bu takiplerin yakınlıkları doktorunuzun istemine göre değişecektir. Riskli gebelik sahibi olan anne adaylarının mutlaka takipleri sık aralıklarla yaptırması gerekmektedir. Bebeğinizin ve sizin sağlığınız için yapılan bu takiplerin gerçekten sizin için çok önemli olduğunu öğrenmeniz ve unutmamanız gerekir.
Ay ay gebelik takibinde rutin işlemler yapılır. Ve doktorunuz çıkan bu sonuçlar karşısında size bilgi verir. Doktorunuz bu bilgilere sahip olmalıdır ki gebeliğinizin nasıl gittiğini ve gebelik ile ilgili şikayetiniz de varsa bunun sonucu ortaya çıkar.
Doktorunuz ay ay yapılan gebelik takibinde bebeğiniz ve sizin için en iyi şeyleri düşünür ve doğum hakkında plan yapar.
Ay ay gebelik takibinde yapılan kontroller;
-Tansiyon ölçümü.
-Kilo ölçümü.
-Varsa tarama testinizin yapımı.
-İhtiyaç duyulursa kan değerleri.
-İhtiyaç duyulursa idrar testleri.
-Ultrasonografi.
-Gerekirse pelvik muayene.
-Bebeğinizin ölçümleri.
-Tahmini doğum.
Ay ay gebelik takiplerinin mutlaka süresi aksatılmadan yapılması gerekmektedir. Bebeğiniz ve sizinle ilgili bir sorun varsa aydınlatılmış ve önleminizi almış olacaksınız.
Toparlayacak olursak gebelikte doktor takibi çok çok önemlidir. Gebelik takiplerinin sık sık olması ve gebeliğin yakından izlenmesi gerekmektedir.
Bunun için ay ay gebelik takibi gereklidir. Gebelik takibi aralıklarınızı doktorunuz ayarlayacaktır. Eğer riskli gebelik sahibi iseniz bu aralıklar daha sık olmalıdır.
Gebelik takiplerinde doktorunuz gebeliğinizi yakından izlemiş olmalıdır. Ay ay yapılan gebelik takiplerinde annenin ve bebeğin sağlık durumu kötüye giden durumlar var ise onlar, değişiklikler, bebeğin ağırlığı,annenin ağırlığı, tahmini doğum zamanı gibi bilgilere kolayca ulaşılmış olur.
Bu takiplerin aksatılmadan yapılması gerekmektedir. Bu takiplerin aralıklarını doktorunuz gebeliğin durumuna ve gidişatına göre belirleyecektir. Ay ay takip yaptırdığınız zaman bebeğinizin gelişimini daha rahat gözlemlemiş olacaksınız. Bu takiplerde neredeyse bütün problemler de ortaya çıkmış olacaktır. Yani gebelik takieri gereklidir. Yapılan bu takiplerde gebeliğiniz kontrol altına alınmış olacaktır. Ve daha güvenli bir gebelik sürmüş olacaksınız.
#### Ayrıntılı Ultrason İncelemesinin Amacı Nedir?
Ayrıntılı ultrasonografi halk arasında ikinci basamak ultrasonografi olarak bilinen ultrasonografi rutin takipleri yapan kadın doğum hekimlerin bir perinatoloji veya radyolog tarafından yapılmış bir ultrasonla kendi yapmış olduğu ultrasonografinin değerlendirilmesi olarak özetlenen bir işlemdir.
Haberin devamı için linke tıklayınız.
https://www.internethaber.com/ayrintili-ultrason-incelemesinin-amaci-nedir-video-galerisi-1481616.htm
#### Baba Adaylarına Sperm Ölçümü
Korunmasız bir yıllık ilişkiye rağmen eğer gebelik elde edilememişse artık hekime başvurma vakti gelmiştir.Bu durumda baba adaylarında yapılacak ilk test veya kişi kendisi kısırlık şüphesi içinde ise genelde spermiogram testi yaptırırlar. Bu testin bir diğer adı ise sperm ölçüm testidir. Bu sperm testleri ve ölçümleri erkekte spermin çocuk yapma potansiyelini incelemek için yapılan testlerdir. Sperm ölçümü ve testi 1 yıl boyunca düzenli olarak cinsel ilişkiye girildiği halde hiçbir şekilde gebelik olmayışının ardından bu test yapılır. Sperm testi yapılmadan önce ideal olarak 3-5 gün cinsel ilişkiye girilmemesi tavsiye edilmektedir. Erkek örneği rahat edebileceği bir ortamda gereğinde video veya eşi yardımı ile vermelidir.Baba adayından alınan spermler yaklaşık 20 dakika ekletildikten sonra sıvılaşır ardından bir kültür kabına konulur. Bu spermler uzmanlar tarafından mikroskop altında Macler sayacı yardımıyla incelenir. Bir diğer ölçüm yolu ise otomatik sayan makinelerde sayım yapılabilir.Ardından mikroskop altında şekilsel bozuklukları değerlendirilir.Bu test yapılmadan önce baba adayının test yapılacağı gün duş alarak gelmesi istenir. Bu testin normal sonucu asgari ml de 20 milyon sperm olması ve ileri hareketli spermin yaklaşık % 60 ın üzerinde gerekmektedir ve spermlerin pH değerinin 7.2 olması gerekmektedir.İltihap hücresi oranı ise 1 milyonun altında altında olmalıdır. Bu testin sonucuna göre kısırlık veya subfertilite olup olmadığı anlaşılır. Sperm sayısını olumsuz etkileyen birçok durum vardır. Bu etkenler sperm kalitesini de etkilemektedir. Sigara ve alkol,ilaç kullanımı,cinsel ilişki sıklığı,hormon içeren yiyecekler,sıcaklık,hava kirliliği gibi faktörler hem spermin kalitesini hemde spermin sayısını oldukça etkilemektedir. Sperm kalitesi düşük olduğu takdirde çocuk sahibi olmakta yardım almak gerekebilir. Sperm kalitesinin ve sayısının normal olup olmadığı ise yapılan bu testlerle ortaya çıkmaktadır. Sigara da bulunan nikotin spermleri olumsuz etkilemektedir. Sigara içen baba adaylarının spermleri içmeyen baba adaylarının spermlerine göre daha kalitesiz ve normal değerlerin altındadır. Bazı kullanılan ilaçlar, örneğin ; kemoterapi, epilepsi, antibiyotik gibi ağır ilaçlarda spermlerin kalitesini oldukça etkilemektedir.
Bir diğer konu ise toplumda doğru bilinen yanlışlardan cinsel ilişki ne kadar çok olursa çocuk sahibi olma olasılığı da oldukça kolay olur yanlış bilgisidir.Böyle bir çıkarım söz konusu değildir. Cinsel ilişkinin çok sık aralıklarla olması sperm sayısını düşürmektedir. 2-3 günde bir olan cinsel ilişki düzenlidir ve olması gerektiği gibidir. Spermleri hava sıcaklığı da etkilemektedir. Spermler sıcak değil soğuk severler. 36 derece olan normal vücut ısısı sperm üretimi için sıcak gelir. Scrotum yani hayalar vücudun dışında ve yarım derece daha düşük ısıya sahiptir .Ancak yumurtalıklar inmemiş ve spermler vücut içerisinde yüksek ısıya maruz kalmışsa spermlerin üretimi bozulmaktadır. Bu nedenle de infertilite sorunları doğabilir.
#### Baba Olmayı Ertelemeyin
İnfertilite, yani bebek sahibi olamama Dünya Sağlık Örgütüne göre dünyanın nüfusunu risk altına alan, tehdit eden hastalıkların sıralanmasında birinci sırada kanser gelirken ikinci sırada kalp- damar hastalıkları ve üçüncü sırada da artık infertilite yani halk arasındaki deyişle kısırlık yer alıyor.
İnfertilite denilince akla tüp bebek tedavisi olma gerekçesinde ilk çağrıştıran kadının bebek sahibi olamadığı, kadın yüzünden bebek sahibi olamamak, kadın yüzünden tüp bebek tedavisi görmek zorunda kalmak gibi cümleler çağrışıyor ne yazık ki.
Oysa ki erkek infertilitesi de halkımız ne kadar kabul etmese de küçümsenmeyecek oranlarla tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisi gerekçesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısırlık tedavilerinin yaklaşık olarak neredeyse %30’u erkekte, %30’u kadın da ve yaklaşık olarak %30’uda hem erkekte hem de kadında hem de erkekte olarak izlenmektedir. Geriye kalan %10’luk dilim de sebebi bulunamayan açıklanamayan kısırlık grubunda yer alır. Aslında halk arasında kısırlık nedeni her ne kadar kadın olarak anılsa ve görülse, erkekler tarafından kabul edilmese de erkek ve kadında kısırlık oranları eşittir.
Günümüzde kadında artan iş kariyeri, kariyeri yüksek kadınların yetişmesi halk tarafından ne kadar hor görülse ve gerekli yerler de kariyer için anneliği erteleme çağrıları yapıldı. Peki orana vurduğumuzda erkek ve kadın kısırlığı eşitken erkeklere de bebek sahibi olmayı ertelemeyi çağırısını yapmamız gerekmiyor mu? Evet, her yaşta ne olursa olsun her iki cinsiyet içinde geçerli olmakla birlikte herkese ‘’ Bebek Sahibi Olmayı Ertelemeyin ‘’ .
Erkeklerde infertilite sebebi olarak sayılan birden fazla neden bulunmaktadır.
Geçirilen enfeksiyonlar,Kabakulak,Cinsel yolla bulaşan hastalıklarAntibiyotiklerKemoterapi
Erkeklerde kısırlığa neden olabilmektedir.
Düzenli bir ilişkiye rağmen bir sene boyunca bebek sahibi olamama durumunda hem kadın hem de erkek tüp bebek tedavisi kararından önce incelenmelidir. Kadını kadın doğum doktoru gördüğü kadar erkeğinde tüp bebe uzmanı veya üroloji hekimi tarafından incelenmesi gerekmektedir.
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, erkek infertilitesi ( erkek kısırlığı ) hakkında bilgi verdi ;
Erkeklerde hormonlar, spermlerin üretimleri, spermlerin kanallarında spermlerin taşınması ve aynı zamanda cinsel hayatlarını etkilemektedir. Bu saydığımız maddelerden herhangi birisi erkek kısırlığına neden olabilmektedir.
Erkek kısırlığını akdeniz anemisi ve kistik fibrozis de olumsuz etkileyebiliyor,
Cinsiyetlerin kromozomlarında bir çok bozukluk kısırlığa neden olmaktadır. Bu vakaların birden fazlasında spermlerin üremesi ne yazık ki olumsuz etkilenmiştir. Cinsiyet kromozomlarını etkilemeyen genetik sorunlar da kısırlığa neden olabilir.
Kas hastalıklarında, orak hücreli anemide, akdeniz anemisinde ve mesaneye ait sorunlar da kısırlık sık sık rastlanan sebeplerdendir. Kistik fibroz olan hastalarda ise meni miktarı azdır, meni miktarının azlığına bağlı olarak sperm sayısı az olarak görülür. Bu vakalarda da sperm sayısını az olmasının nedeni sperm kanalarının gelişmemiş olmasıdır.
Sigara ve alkol aynı zamanda bazı ilaçlar da sperme zarar verir. Erkekte infertilite sebebidir.
Sigara, sperm sayısını, hareketliliğini, yapısını olumsuz etkiler. Sigara içen erkeklerde sperm sayısında azalmaya bağlı olarak infertilite nedeni olmakla birlikte aynı zaman da eşlerin de var olan gebeliklerinde bazen düşüklerin artmasına neden olmaktadır.
Alkol, spermlerin üretilmesinde bozulmaya da neden olmaktadır. Kronik alkolizm vakalarında da testisler küçülürken aynı zaman da testesteron üretimlerinde de bozulma olur.
Uyuşturucu maddeler, yüksek oranda sperm kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu maddeler hormonal olarak dengesizliklere sebep olmaktadır.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Artırıcı Yöntemler Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Bebeğimin Cinsiyeti 💙💗
İlk zamanlar da acaba gebe miyim diye kendimize sorarken şimdi de acaba cinsiyeti nedir diye merak eder olduk. Tabiki tatlı meraklar, varlığına şükrederken bir kızım olsa ya da bi oğlum olsa daha mı güzel olur ki diye de içten içe hayaller başladı elbette. Bu süreçte bizler de oldukça merak ediyoru acaba güzel bir prenses mi yoksa yakışıklı bir prens mi dünyaya gözlerini açacak? Ancak bunu öğrenmemiz için belli bir süre geçmesi gibi de acımasız bir gerçeği atlamamak gerek.
Anne karnındaki bebeğin cinsiyeti, döllenme sırasında oluşur. Şimdi size bebeğin erkek ya da kız olmasının temelini anlatalım;
Cinsiyetin ortaya çıkmasına sebep olan şey kromozomlardır. İnsanda bulunan 46 kromozomdan iki tanesi cinsiyet kromozomudur. Erkeklerde XY, kadınlarda ise cinsiyet kromozomu XX olarak belirtilir. Buradan da anlaşılacağı üzere, Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadınlık genlerini taşımaktadır. Bebeğin cinsiyeti, erkek ve kadından gelen kromozom çifti ile oluşur. Kadınlarda hep X kromozomu mevcuttur, çünkü yumurtlama sırasında bayandaki eşey hücresi ikiye ayrılır, ama her iki parçası da X kromozomu taşımaktadır. Erkekte ise ikiye ayrılan eşey hücresi, iki farklı seçeneğe sahiptir, çünkü erkekte X ve Y kromozomları içeren iki farklı sperm oluşur. Kadında hep X, erkekte ise X veya Y kromozomuyla birleşip bebeğin cinsiyetini belli etmektedir. Kadındaki X kromozomu ile erkekteki X kromozomunu içeren sperm birleştiğinde doğacak bebek kız olacaktır. Eğer erkekten Y kromozomu içeren spermle birleşme olursa, bu kez doğacak çocuk erkek olacaktır. Yani doğacak çocuğun cinsiyeti erkekten gelen kromozoma bağlı olduğu için, bebeğin cinsiyeti döllenme sırasında erkek spermi tarafından belirlenir.
Bebeğin cinsiyeti ultrason ile kontrollerimizde gözlenir. Bir bebeğin cinsiyeti daha gebelik oluştuğu andan itibaren genetik olarak bellidir ancak bunun ultrasonla bakılarak belli olması için belli bir büyüklüğe ulaşması gerekir. Yaklaşık 13. Haftalar da varsayımlarda bulunulsa da kesin bir görüş ancak 16.haftadan itibaren söylenir.
Yumurtlama Tarihi (Günü Dönemi) Hesaplama
Hamilelik için en uygun zamanın hesaplanmasıda yumurtlama (ovulasyon) döneminin belirlenmesi önemlidir. Bu tarihlere yakın günlerde bulunulan cinsel ilişkiler sonucunda gebelik elde edilme ihtimali daha yüksektir. Adetleri düzenli olan bayanlarda yumurtlama adet kanaması başlamadan yaklaşık 14 gün önce gerçekleşir, yumurtlama gününü tespit etmenin en pratik yolu budur. Bu hesapla adet dönemi 28 gün süren bir kadında yumurtlama adetin 14. günü olur, adet kanamasının başladığı ilk günden sayarak
İlk güne denk gelir yaklaşık. Bu günden 2-3 gün önce başlayarak 1 hafta boyunda 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunmak hamile kalma şansını arttıracaktır. (Yani adet başlamadan 17-18 gün önce başlayarak 1 hafta boyunca 2-3 günde bir ilişkiye girmek gerekir) (Not: Her gün ilişkiye girmek sperm sayısını çok azaltacağı için önerilmez, bu nedenle iki günde bir ilişki önerilir.) Diğer örnekler: Adetleri düzenli 30 gün süren bir bayan adet kanamasının başladığı ilk günden başlayarak 16. gün yumurtlama olacağını hesaplamalıdır. Adet kanamaları düzenli 35 günde bir olan kadınlarda yumurtlama günü 21. güne denk gelir yaklaşık olarak.
Adetleri düzensiz olanlarda yumurtlama gününü tahmin etmek daha zordur. Ama her zaman adet kanaması başlamadan ortalama 14 gün önce yumurtlama meydana gelir. Üstteki tarifler hep sonraki adetten geriye doğru sayılacak şekilde verilmiştir (adet başlamadan 17-18 gün önce ilişkiye başlayın gibi). Çünkü yumurtlama gününün gelecek adete göre hesaplanması daha güvenilirdir. Adetin ikinci dönemi yani yumurtlama-adet arasındaki luteal faz süresi 14 gün sabittir. Eski çağlarda yumurtlama gününe göre cinsiyetin belirlenebileceği konusunda tezler öne sürülmüştür.
Ancak bunlar ekşi tatlı yemenin cinsiyet hakkında fikir vermesi kadar gerçekliği olmayan eski çağlarda erkek çocuk istenmesine yönelik öne sürülmüş tezlerdir. Üstteki cümlelerimizde de bahsettiğimiz gibi bebeğin cinsiyeti hakkında ancak 16. Haftadan sonra kesinlik altında konuşabiliriz.
Bu demek oluyor ki 16 haftadan önce ne pembe almalıyız ne de maviler. Bakalım güzel bir prenses mi dünyaya gelecek yoksa yakışıklı bir prens mi? Bizler için hepsi bir melek…
Gebelikte Cinsel İlişki Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Bebeğimizde Cinsiyet
İlk zamanlar da acaba gebe miyim diye kendimize sorarken şimdi de acaba cinsiyeti nedir diye merak eder olduk. Tabiki tatlı meraklar, varlığına şükrederken bir kızım olsa ya da bi oğlum olsa daha mı güzel olur ki diye de içten içe hayaller başladı elbette. Bu süreçte bizler de oldukça merak ediyoruz acaba güzel bir prenses mi yoksa yakışıklı bir prens mi dünyaya gözlerini açacak? Ancak bunu öğrenmemiz için belli bir süre geçmesi gibi de acımasız bir gerçeği atlamamak gerek.
Anne karnındaki bebeğin cinsiyeti, döllenme sırasında oluşur. Şimdi size bebeğin erkek ya da kız olmasının temelini anlatalım;
Cinsiyetin ortaya çıkmasına sebep olan şey kromozomlardır. İnsanda bulunan 46 kromozomdan iki tanesi cinsiyet kromozomudur. Erkeklerde XY, kadınlarda ise cinsiyet kromozomu XX olarak belirtilir. Buradan da anlaşılacağı üzere, Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadınlık genlerini taşımaktadır. Bebeğin cinsiyeti, erkek ve kadından gelen kromozom çifti ile oluşur. Kadınlarda hep X kromozomu mevcuttur, çünkü yumurtlama sırasında bayandaki eşey hücresi ikiye ayrılır, ama her iki parçası da X kromozomu taşımaktadır. Erkekte ise ikiye ayrılan eşey hücresi, iki farklı seçeneğe sahiptir, çünkü erkekte X ve Y kromozomları içeren iki farklı sperm oluşur. Kadında hep X, erkekte ise X veya Y kromozomuyla birleşip bebeğin cinsiyetini belli etmektedir. Kadındaki X kromozomu ile erkekteki X kromozomunu içeren sperm birleştiğinde doğacak bebek kız olacaktır. Eğer erkekten Y kromozomu içeren spermle birleşme olursa, bu kez doğacak çocuk erkek olacaktır. Yani doğacak çocuğun cinsiyeti erkekten gelen kromozoma bağlı olduğu için, bebeğin cinsiyeti döllenme sırasında erkek spermi tarafından belirlenir.
Bebeğin cinsiyeti ultrason ile kontrollerimizde gözlenir. Bir bebeğin cinsiyeti daha gebelik oluştuğu andan itibaren genetik olarak bellidir ancak bunun ultrasonla bakılarak belli olması için belli bir büyüklüğe ulaşması gerekir. Yaklaşık 13. Haftalar da varsayımlarda bulunulsa da kesin bir görüş ancak 16.haftadan itibaren söylenir.
YUMURTLAMA TARİHİ (GÜNÜ, DÖNEMİ) HESAPLAMA
Hamilelik için en uygun zamanın hesaplanmasıda yumurtlama (ovulasyon) döneminin belirlenmesi önemlidir. Bu tarihlere yakın günlerde bulunulan cinsel ilişkiler sonucunda gebelik elde edilme ihtimali daha yüksektir.
Adetleri düzenli olan bayanlarda yumurtlama adet kanaması başlamadan yaklaşık 14 gün önce gerçekleşir, yumurtlama gününü tespit etmenin en pratik yolu budur. Bu hesapla adet dönemi 28 gün süren bir kadında yumurtlama adetin 14. günü olur, adet kanamasının başladığı ilk günden sayarak 14. güne denk gelir yaklaşık. Bu günden 2-3 gün önce başlayarak 1 hafta boyunda 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunmak hamile kalma şansını arttıracaktır. (Yani adet başlamadan 17-18 gün önce başlayarak 1 hafta boyunca 2-3 günde bir ilişkiye girmek gerekir)
(Not: Her gün ilişkiye girmek sperm sayısını çok azaltacağı için önerilmez, bu nedenle iki günde bir ilişki önerilir.)
Diğer örnekler: Adetleri düzenli 30 gün süren bir bayan adet kanamasının başladığı ilk günden başlayarak 16. gün yumurtlama olacağını hesaplamalıdır. Adet kanamaları düzenli 35 günde bir olan kadınlarda yumurtlama günü 21. güne denk gelir yaklaşık olarak.
Adetleri düzensiz olanlarda yumurtlama gününü tahmin etmek daha zordur. Ama her zaman adet kanaması başlamadan ortalama 14 gün önce yumurtlama meydana gelir.
Üstteki tarifler hep sonraki adetten geriye doğru sayılacak şekilde verilmiştir (adet başlamadan 17-18 gün önce ilişkiye başlayın gibi). Çünkü yumurtlama gününün gelecek adete göre hesaplanması daha güvenilirdir. Adetin ikinci dönemi yani yumurtlama-adet arasındaki luteal faz süresi 14 gün sabittir. Eski çağlarda yumurtlama gününe göre cinsiyetin belirlenebileceği konusunda tezler öne sürülmüştür. Ancak bunlar ekşi tatlı yemenin cinsiyet hakkında fikir vermesi kadar gerçekliği olmayan eski çağlarda erkek çocuk istenmesine yönelik öne sürülmüş tezlerdir.
Üstteki cümlelerimizde de bahsettiğimiz gibi bebeğin cinsiyeti hakkında ancak 16. Haftadan sonra kesinlik altında konuşabiliriz. Bu demek oluyor ki 16 haftadan önce ne pembe almalıyız ne de maviler. Bakalım güzel bir prenses mi dünyaya gelecek yoksa yakışıklı bir prens mi?
Bizler için hepsi bir melek…
#### Bebeğin Yüz ve Boyun Ultrasonografik Değerlendirilmesi
Fetal Yüz ve Boyun Ultrasonoğrafik Değerlendirmesi
Yüzün anatomik haritasının düzensiz olması yani kabartı ve çöküklüklerin olması nedeni ile değerlendirmesi zorluk arz eder. Yüzü bu nedenle bir çok farklı kesitde incelenmek daha başarılı ve doğru bilgiye ulaşmada kolaylık sağlayacaktır.
A. Aksiyal plan:
Tüm yüz ve boyun aksiyal planda ventral yaklaşım ile değerlendirilirken orbitalar(göz yuvaları) lateral yaklaşım ile de değerlendirilirler.
B. Ventral yaklaşım ile görülen organlar:
Orbitalar(göz yuvaları)
Orbita tabanı ve üst maksilla(çene)
Alt maksilla ve üst alveolar ridge
Dil ve farinks(yutak)
Mandibula ve alt alveolar ridge
Tiroid
C. Lateral yaklaşım ile görülen organlar
Orbitalar
Sagital plan:
Midsagital kesitte yüz profili izlenir.
Parasagital kesitte kulaklar değerlendirilir.
D. Koronal plan:
Yüz ve palatin kemikler değerlendirilir.
E. Oblik plan:
Koronal kesitte olduğu gibi dudaklar ve palatin kemikler değerlendirilir.
Fetal yüz ve boynun ultrasonoğrafi ile değerlendirilirken kullanılan planlara göre anatomik alanlardaki ilişkili anomaliler görülebilir bunlar aşağıdaki başlıklarda değerlendirilir:
Orbita ve kulaklar ile ilişkili anomaliler
Anoftalmi(gözün yokluğu)-mikroftalmi(küçüklüğü).
Katarakt.
Hipotelorizm (Göz aralıklarının yakın olması).
Hipertelorizm (Göz aralıklarının uzak olması).
Orbital kitleler(gözün yuvasındaki kemiğin veya yumuşak dokunun kistleri).
Kulaklar ile İlişkili Anomaliler
Küçük kulaklar (microtia) ve agenezisi=Yokluğu (anotia).
Düşük kulaklar (melotia).
Displastik kulaklar: melotia, polytia(yapı ve şekil bozukluğu).
Kulak etrafında yani Preauricular tags (çıkıntılar) ve pits (girintiler).
Kulak anomalileri ile İlişkili sendromlar.
Kranium(baş) ile ilişkili anomaliler
Frontal bossing
Craniosynostozis
Burun ile ilişkili anomaliler
Burun kemiği olmaması.
Hipoplastik(az gelişmiş) burun kemiği.
Prefrontal kalınlık.
Nazolakrimal(göz yaşı kanalı) kanal kisti.
Proboscis, arhini ve tek nostril(burun deliği).
Dudak-damak-dil-farinks ilişkili anomaliler
Yarık damak dudak anomalileri
Makroglossi(büyük dil), mikroglossi(küçük dil), glossoptozis
Çene ve ağız ile ilişkili anomaliler
Mikrognathi
Retrognathi
Tümör ve kitleler
Boyun ile ilişkili anomaliler
Artmış nukal(ense kalınlığı) katlantı
Nukal kordon
Kistik higroma, lenfanjiom
Meningosel, ensefalosel
Laringeal atrezi(nefes borusunun olmaması)
Teratom
Tiroid patolojileri/guatr
CHAOS (congenital high-airway obstruction syndrome)
#### Bebek Cinsiyeti Ne Zaman Belli Olur?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Hamilelik heyecanı başladığında anne-baba adaylarının aklındaki en önemli sorulardan biri de “Bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur?” sorusudur. Özellikle ilk gebeliklerde bu merak çok daha yoğundur. Bebeğin cinsiyetini öğrenmek sadece bir merak konusu değil, aynı zamanda alışverişten odaya, hatta isim seçimine kadar birçok planlamayı da etkiler. Bu yazımızda, bebeğin cinsiyetinin ne zaman ve hangi yöntemlerle öğrenilebileceğine dair merak edilen tüm detayları ele alıyoruz.
1. Cinsiyetin Belirlenme Süreci Nasıl İşler?
Bebeğin cinsiyeti, döllenme anında yani sperm ile yumurtanın birleştiği anda genetik olarak belirlenmiş olur. Yani embriyo oluştuğu anda bebek erkek mi yoksa kız mı olacak, genetik olarak kesinleşmiştir. Buradaki temel faktör babadan gelen sperm hücresidir. Yumurtalar yalnızca X kromozomu taşırken, spermler X ya da Y kromozomu taşıyabilir. Eğer X sperm yumurtayı döllerse bebek kız (XX), Y sperm döllerse erkek (XY) olur.
Ancak, bu genetik bilginin öğrenilmesi için tıbbi yöntemlerle bebeğin gelişmesini takip etmek gerekir. Bu nedenle “bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur?” sorusunun yanıtı, genetik olarak değil, tıbbi tanı yöntemleri açısından değerlendirilmelidir.
2. Ultrason ile Bebeğin Cinsiyeti Ne Zaman Anlaşılır?
Günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem ultrasonografidir. Ultrasonla bebeğin cinsiyetinin anlaşılması için bebeğin genital organlarının gelişmiş ve görüntülenebilir olması gerekir. Bu da genellikle gebeliğin 13. haftasından itibaren mümkün olmaya başlar.
Ancak bu haftada verilen bilgi genellikle ön tahmin niteliğindedir. Daha net ve kesin bilgi için 16-20. haftalar arası önerilir. Bu dönemde bebek rahimde uygun pozisyonda ise cinsiyet büyük oranda doğru şekilde belirlenebilir.
Ultrason ile cinsiyet tayininde etkili faktörler:
• Bebeğin rahimdeki pozisyonu
• Anne adayının karın yapısı ve kilo durumu
• Cihazın kalitesi
• Doktorun tecrübesi
Bazı durumlarda bebek pozisyonunu uygun hale getirmediği için cinsiyet belirlenmesi birkaç hafta gecikebilir. Bu tamamen doğaldır ve endişe edilmemelidir.
3. Kan Testi ile Cinsiyet Belirleme
Gelişen teknoloji ile birlikte artık annelik kanında fetal DNA testi (Non-İnvaziv Prenatal Test – NIPT) ile bebeğin cinsiyeti çok daha erken dönemde tespit edilebilmektedir. Bu test sayesinde 10. haftadan itibaren bebeğin kromozomal yapısı analiz edilerek cinsiyeti öğrenilebilir.
NIPT testleri öncelikli olarak Down sendromu ve diğer kromozomal anomalilerin tespiti için kullanılır, ancak isteğe bağlı olarak cinsiyet bilgisi de verilebilmektedir. %99’a yakın doğruluk oranı ile çalışır. Üstelik anneden alınan sadece bir tüp kan örneğiyle yapılır, bu da hem anne hem de bebek için tamamen güvenlidir.
NIPT testinin avantajları:
• Erken dönemde sonuç verir (10. hafta itibarıyla)
• Yüksek doğruluk oranı
• İnvaziv (müdahaleli) bir yöntem değildir
• Genetik hastalık taramaları ile birlikte yapılabilir
4. Amniyosentez ve Koryon Villus Biyopsisi (CVS)
Bebeğin cinsiyetini kesin olarak öğrenmenin diğer yolları arasında amniyosentez ve koryon villus biyopsisi yer alır. Ancak bu yöntemler genellikle genetik hastalık şüphesi olduğunda uygulanır.
• Amniyosentez: Gebeliğin 16. haftasından sonra uygulanır. Rahimden amniyotik sıvı alınarak incelenir.
• Koryon Villus Biyopsisi (CVS): 10-12. haftalar arasında yapılabilir. Plasentadan örnek alınarak bebek hakkında genetik bilgi sağlanır.
Bu testler %100 doğruluk oranı ile cinsiyet belirler ancak invaziv oldukları için sadece tıbbi zorunluluk halinde yapılmaları önerilir.
5. Cinsiyet Öğrenme Konusunda Dolaşan Yanlış Bilgiler
Toplumda sıkça karşılaşılan bazı geleneksel yöntemler ve hurafeler vardır:
• Karın şekline göre tahmin
• Anne adayının aşerdiği gıdalara göre cinsiyet tahmini
• Kalp atış hızına bakılarak cinsiyet belirleme
• Yüz hatlarının değişimiyle cinsiyet yorumu
Bu tür yöntemlerin bilimsel bir geçerliliği bulunmamaktadır. Her gebelik farklıdır ve fiziksel belirtilerle cinsiyet tahminleri yanıltıcı olabilir. Gerçek bilgi için daima tıbbi yöntemler tercih edilmelidir.
6. Cinsiyet Öğrenmek Zorunlu mu?
Bebeğin cinsiyetini öğrenmek tamamen anne-baba adaylarının isteğine bağlıdır. Bazı çiftler sürprizi doğuma saklamak isteyebilir. Bu da son derece saygı duyulacak bir tercihtir. Cinsiyet öğrenme kararı, bebeğe olan sevgi ve hazırlık açısından hiçbir farklılık yaratmamalıdır. Önemli olan, sağlıklı bir gebelik süreci ve doğumdur.
7. Cinsiyete Göre Hazırlıklar
Cinsiyet öğrenildikten sonra:
• Bebek odası dekorasyonu
• Giysi ve tekstil alışverişi
• İsim seçimi
• Cinsiyet partisi gibi sosyal etkinlikler planlanabilir.
Ancak cinsiyete göre yapılan hazırlıkların abartılmaması, ebeveynlerin stres yaşamaması önemlidir. Gebelik sürecinde her şeyin yolunda gitmesi için annenin fiziksel ve ruhsal sağlığı öncelikli olmalıdır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Bebek Günde Kaç Kez Hareket Ediyor?
Bebek Günde Kaç Kez Hareket Ediyor? Hamilelikte anne için bebek hareketleri çok önemli bir yere sahiptir. Duygusal açıdan da sağlık açısından da. Bebeğin hareketli olduğu sağlıklı olduğuna eşittir. Anne ortalama bebeğin hareketlerini 17-20 haftalarında hissetmeye başlar. İlk gebelik ise 20. haftadan sonra bebeğin hareketleri hissedilebilir. Eğer 2. bebeğiniz ise 16. haftada dahi hissedebilirsiniz.
Bebek büyüdükçe hareketleri de hem sayı hem de hareket şekli olarak değişebilir. Bebek hareketi 32. haftaya kadar artış gösterebilir. Fakat 32. haftadan sonra hareketleri aynı düzeyde kalır. Doğum başlayana kadar bebeğinizin hareketlerini hissedersiniz. Hatta bebeğinize doğum sırasında bile hareket eder ve siz bunu hissedersiniz.
Bebeğin hareketinde bir azalma olması bebeğin bir sıkıntısı olduğunun ilk belirtisidir. Bunun için anne adaylarının bebeklerinin hareketini normalini anormalini bilmesi gerekmektedir.
Bebeğin Günde Kaç Kez Hareket Ettiği Belli Değildir
Hamilelikte bebek 32. gebelik haftasında artış gösterir sonrasında ise düzenli kalır. Bunun belli bi sayısı olmadığı için anne anormal hareketsizliğide bilmelidir.
Bebeğiniz her zamandan daha az hareket ediyor veya hiç hareket etmiyor ise bebeğin bir sıkıntısı olduğu düşünülür. Bunun için harekette azalma olduğunda doktora danışınız. Toparlayacak olursak bir anne için bebeğinin hareketleri oldukça önemlidir. Bebeğin bu hareketleri doktorlar içinde oldukça önemlidir. Bebeğin hareketlerinin tam olması ve normal olması bebeğin sağlıklı olduğu anlamına gelir. Bebeğinizin hareketlerini ortalama 18-20 haftalar arasında tam hissedebilirsiniz. Bu hareketler ilk bebeğiniz ise 20. haftayı bulabilir. Fakat ikinci veya daha fazla olan bir gebelik ise bebeğin hareketlerini 16. haftada rahatlıkla hissedersiniz.
Bebeğiniz günde ortalama 150-200 defa hareket eder. Fakat bu hareketlerin hepsi annenin hissedeceği şekilde olmaz. Bebeğinizin hareketlerini sayın. 2 saatte en az 10 hareket olması gerekmektedir. Eğer ilk saymanızda bu 10 hareketten az ise 1-2 saat sonra tekrar sayın. Eğer tekrar 2 saate 10 hareketin altında olursa mutlaka doktorunuza danışın. Bebeğinizin 32. haftasına kadar hareketlerinde artış olur fakat 32.haftadan sonra çok değişim olmaz. Anne bebeğinin anormal hareketlerini de öğrenmelidir. Bebek az hareket ettiğinde anne bunu anlayabilmelidir. Ve bir anormallik olduğunda doktorunuza danışmanız gerekir. Çünkü bebeğinizin hareketleri önemlidir. Hareketliliği onun sağlıklı olduğu anlamına gelir. Bunu saçma bulabilirsiniz fakat bebeğinizin hareketleri sağlıklı olduğu anlamına gelir.
#### Blastosist Embriyo
Tüp bebek tedavilerinde 6.güne kadar giden embriyoların yapılan araştırmalarca daha sağlıklı olduğunu gebelik şansının daha yüksek olduğu araştırması ile ilgili kanıtlar sunulmuştur. Tüp bebek laboratuvarlarında 5.güne kadar giden embriyolara blastosist embriyo ismi verilmektedir. Embriyolar bölündükten sonra beşinci gün sonrasında içinde morulla oluşmaya başlar. İç hücrelerden embriyonun kendisi, dış hücrelerden ise plasenta ve ekleri gelişecektir.
Blastosist bu tariftende anlaşılabileceği gibi yeni tüp bebek tedavilerinde karşımıza büyük bir şans olarak çıkmıştır. Gebelik şansının daha yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Son yıllarda ABD de 5 ve 6.gün tüp bebek tedavilerinde blastosist transferi üzerinde ciddi olarak durulmaktadır. Diğer bir avantajı ise çoğul gebeliğin önlenmesidir. Unutmayın blastosiste götürecek kadar embriyonuz olması lazım blastosiste götürecek kadar embriyo olması için ise yeterince yumurtanız olması lazım. Eldeki 1- 2 yumurta sayısı ile blastosist embriyo yakalamak biraz güçleşmektedir.
Tüp bebek tedavilerinde blastosist embriyo transferi kimlere uygulanır?
Blastosist transferi genellikle kadın yaşının 35 altında olduğu hastalarda 3.günde 5 ve üzeri sayıda iyi kalite embriyosu olan çiftlerde embriyo seçimini daha verimli yapabilmek ve daha yüksek gebelik oranları elde edebilmek amacı ile Blastosist embriyo transferi tercih edilmektedir.Peki blastosist embriyo transferinin olumsuz yönleri var mıdır? Nelerdir?Kadın yaşının 35ten yüksek olmadığı, ciddi bir sperm hareketliliği ile ilgili vs problemi olmayan hastalarda ise blastosist embriyo transferinde şans %40-70 arasındadır.
Tüp bebek tedavilerinde blastosist embriyo transferine kadar da gidemeyebilir embriyo bazen seçenek size kalmayabilir. İnfertilite problemi arttıkça şans oranı düşmektedir. Hatta bazı tedavilerde üçüncü güne bile gelemeyen embriyolardan dolayı hastaya bir embriyo transferi bile yapılamaz duruma gelmektedir. Ankara tüp bebek merkezlerimizde aklınıza takılan her soru eminim ki cevaplanacaktır.
En az bir blastosist embriyo transferlerinde neredeyse %65 civarında gebelik elde etme ve canlı doğum gerçekleşme imkanı vardır. 2.veya 3.gün embriyosunun transfer edildiği tüp bebek tedavilerinde ise %20 oranında düşük riski varken, blastosist embriyo transferlerinde düşük oranı %5 ‘ dir.
Blastosist embriyo transferinin sağladığı avantajlar nelerdir?
Blastosist embriyolarda yasal olarak fazla embriyo transfer edilmediği için çoğul gebelik riski bulunmaz.
Son aşamaya kadar laboratuvarda bekletildiği için en kaliteli ve en sağlıklı olan belirlenmiştir.
Embriyo büyümesi laboratuvar ortamında sağlandığı ve iyice büyüdüğü için anne rahmine tutunması diğer embriyolara göre daha kolay olacaktır.
Gebelikte Folik Asit adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelikte Hangi Kanamalar Tehlikelidir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Candida Beslenmesi
CANDİDA;
vücutta çoğalan bir mantar türüdür. Candida bağırsaklar, gözler, kulaklar, mesane, mide, ciğerler, vajina v.b bölgelerinde bulunan milyarlarca organizma gibi bize fayda sağlar. En önemli görevi ağır metal olan civayı bulup bağlamak olan Candida’nın biz hayatta iken çoğalmaması ve kontrolden çıkmaması gerekir.
CANDIDA MANTARI BELİRTİLERİ
1-) Ellerde ve ayaklarda üşüme, vücut ısısında düşüş.
2-) Sindirim problemleri; ishal, kabızlık, karın bölgesinde şişkinlik ve ağrı, gaz, dışkıda mukus, ülser v.b…
3-) Kulaklarda çınlama, ses duyma, iltihaplanma, ağrı, kulak akıntısı, içeride sıvı birikmesi, duyma bozukluğu,
4-) Gözlerde; görüş bozukluğu, uçuşan noktacıklar, ışık çakması, kızarıklık, kuruluk, kaşıntı, aşırı göz yaşarması gibi problemler.
5-) Kronik yorgunluk, enerjisi çekilmiş gibi hissetme, uyuşukluk.
6-) Saç dökülmesi, kepek, saç diplerinde kaşıntı, ağrı, kuruluk.
7-) Baş ağrısı, migren, baş dönmesi.
8-) Düşük şeker (hipoglisemi) ve diyabet.
9-) Haşimato hastalığı, hiper tiroid, düzensiz tiroid hareketleri vs.
10-) Huzursuzluk, sinirlilik, panik atak.,
11-) Kadınlarda; kısırlık, kötü koku, düzensiz ve ağrılı regl, kaşıntı, akıntı, cinsel ilişkide ağrı veya acı, cinsel istekte azalma,
12-) Eklem ağrıları, sertleşme yada şişkinlik (artrit)
13-) Akıl ve ruh sağlığı; anksiyete atakları, ağlama krizi, hafıza kaybı, boşlukta hissetme, depresyon
14-) Ağızda; yaralar ve ağrılar, aft, nefesin kötü kokması, ağız içinde beyaz lekeler (pamukçuk)
CANDİDA TEDAVISI
1- GLUKOZ: şekerlemeler, laktoz, süt ürünleri früktoz ,glikoz ,tatlandırıcılar ve yüksek şekerli meyveler maya mantarını beslediği için bunların diyetten çıkartılması gerekir.
2- GLUTEN ve LEKTIN: Glutenli ve lektinli (arpa pirinç, buğday),işlenmiş ürünler, makarna bulgur gibi tahıllar da yüksek glisemik endekslerinden dolayı aynı şeker gibi Candida’yı beslerler ve yine aynı şeker gibi hücrelerimizde insülin direnci yaratırlar. Bu da ileride kan şekerinde hipoglisemi veya diyabet gibi problemlere yol açar .Ve candida olan kişide " sızıntılı barsak sendromu"olacağından tahıl grubu bu durumu daha da kolaylaştırır .Tahıl grubu enfeksiyonu arttıran bir besin grubudur.
3- BALIK YAĞI; omega 3/ omega 6 dengesinin omega 6 lehine bozulmasından candidanın vücutta hızla üremesi gerçekleşir.En iyi yöntem diyete omega 3 ekleyerek dengenin tekrar omega 3 lehine dönmesini sağlamaktır.
Kaliteli yağlarla beslenmek de oldukça önemlidir çünkü yağsız diyetler sonucunda özellikle D vit emilimi hızla düşmektedir. Yine iyi kalite zeytinyağı ve zengin omega 3 kaynakları içerdikleri yağ asitleri sayesinde reseptörlerimizi tamir eder .
Hindistan cevizi yağı ise candida da antibakteriyel, antivirütik ve mantara karşı etkili olduğu için çok faydalıdır. Günde 1 tatlı kaşığı yutularak yemek borusuna sürtünerek geçen caprilik asitin (hindistan cevizinde ki yağ) ANTİFUNGAL ve Antibakteriyel özellik taşır.
4- SARIMSAK: Sarımsağı çiğ ve ezerek yemeklere koymak veya ezerek direk yutmak hem etkili hem de en ucuz mantar tedavisi olacaktır.
ANTİFUNGAL BESINLER
Kandida çoğalmasını önleyen besinler şunlardır:
▪ sarımsak
▪ soğan
▪ hindistan cevizi yağında bulunan kaprilik asit
▪ greyfurt çekirdeği
▪ üzüm çekirdeği
▪ zeytin yaprağı
▪ kekik yağı
▪ zencefil
▪ rezene
▪ aloe vera
CANDİDA ÖRNEK DİYET LİSTESİ
Kahvaltı:
2 haşlama yumurta
Domates ve salatalık
6-7 adet yeşil veya siyah zeytin
Kuşluk:
Yeşil çay + 5 adet badem + 10 adet fındık
Öğlen:
100-120 gr Kırımızı et – Tavuk eti – Balık
Haşlama Brokli veya kuşkonmaz veya karnabahar (Üzerine zeytinyağlı, limonlu ve sarımsaklı sos)
1 kase yoğurt
İkindi:
1 bardak kefir + 2 adet ceviz içi
Akşam:
Zeytinyağlı Sebze yemeği (havuç, patates, bezelye hariç
1 kase yoğurt
Salata(1 tatlı kaşığı hindistancevizi yağı veya ¼ avokado)
3 kaşık haşlama karabuğday
Gece:
1 kase yoğurt + 1 tatlı kaşığı keten tohumu
Gebe Okulu adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Cerrahi İdrar Kaçırma Ameliyatları Hangi Durumlarda Yapılmalı?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
İdrar Kaçırma Nedir?
İdrar kaçırma (üriner inkontinans), kişinin istem dışı olarak idrarını tutamaması durumudur. Kadınlarda oldukça yaygındır ve özellikle doğum yapmış, menopoz dönemindeki ya da pelvik taban kasları zayıflamış kişilerde sık görülür.
Dünya genelinde yapılan araştırmalara göre, her 3 kadından 1’i hayatının bir döneminde idrar kaçırma şikâyeti yaşamaktadır. Bu durum, yalnızca fiziksel bir sorun değil, aynı zamanda sosyal hayatı, iş yaşamını ve psikolojik sağlığı da etkileyen önemli bir rahatsızlıktır.
⸻
İdrar Kaçırma Türleri
Cerrahi müdahale gerekip gerekmediğini anlamak için idrar kaçırmanın tipini bilmek önemlidir:
1.Stres İnkontinans:
Öksürme, hapşırma, gülme, ağır kaldırma veya egzersiz sırasında idrar kaçırma.
👉 Cerrahi tedavi en çok bu grupta uygulanır.
2.Urge İnkontinans (Sıkışma Tipi):
Ani idrar yapma isteğiyle birlikte tuvalete yetişemeden idrar kaçırma. Genellikle ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilir.
3.Mikst İnkontinans:
Hem stres hem de urge inkontinansın birlikte görülmesidir. Tedavi yöntemi hastanın baskın şikâyetine göre belirlenir.
⸻
İdrar Kaçırma Ameliyatları Hangi Durumlarda Yapılmalı?
Cerrahi yöntemler her hasta için ilk seçenek değildir. Öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri, Kegel egzersizleri ve ilaç tedavileri denenir. Ancak şu durumlarda cerrahi müdahale önerilir:
1. Konservatif Tedavilere Yanıt Alınamaması
•Egzersiz ve ilaçlara rağmen şikâyetler devam ediyorsa.
•Günlük yaşamı olumsuz etkileyen idrar kaçırma söz konusuysa.
2. Orta ve Şiddetli Stres İnkontinans
•Basit aktiviteler (gülmek, hapşırmak, merdiven çıkmak) sırasında bile sık idrar kaçırma yaşanıyorsa.
•Ped veya günlük koruyucu ürünlere sürekli ihtiyaç duyuluyorsa.
3. Yaşam Kalitesinin Bozulması
•Kişi sosyal hayatından geri çekiliyorsa, utanma ve kaygı yaşıyorsa.
•İş hayatı veya evlilik ilişkisi etkileniyorsa.
4. Pelvik Taban Kaslarının İleri Derecede Zayıflaması
•Çoklu doğum yapmış kadınlarda pelvik kaslarda ciddi gevşeme varsa.
•Pelvik organ sarkması (rahim ya da mesane sarkması) ile birlikte idrar kaçırma görülüyorsa.
5. Tekrarlayan İdrar Kaçırma ve İlerleyen Şikâyetler
•Başlangıçta hafif olan şikâyetlerin zamanla artması.
•Konservatif yöntemlerle durdurulamayan ilerleyici vakalar.
⸻
Cerrahi İdrar Kaçırma Ameliyatı Yöntemleri
Cerrahi tedavi hastanın yaşına, şikâyetlerinin türüne, doğurganlık planına ve genel sağlık durumuna göre seçilir. En sık kullanılan yöntemler şunlardır:
1. TVT (Tension-Free Vaginal Tape) ve TOT (Transobturator Tape)
•Vajinal yoldan, idrar kanalını destekleyen özel bantların yerleştirilmesiyle yapılır.
•Günümüzde en sık tercih edilen yöntemdir.
•Başarı oranı %80-90’dır.
2. Laparoskopik Burch Kolposüspansiyon
•Laparoskopik (kapalı yöntem) ile mesane boynunun yukarı asılması işlemidir.
•Daha invazivdir, ancak seçilmiş vakalarda etkilidir.
3. Periüretral Enjeksiyon Tedavisi
•İdrar kanalına dolgu maddeleri enjekte edilerek destek sağlanır.
•Daha kısa süreli etkilidir, genellikle cerrahiye uygun olmayan hastalarda tercih edilir.
⸻
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci
Ameliyat sonrası iyileşme süreci kullanılan tekniğe göre değişir:
•TVT/TOT yönteminde:
•Çoğu hasta aynı gün veya ertesi gün taburcu olur.
•1-2 hafta içinde iş hayatına dönüş mümkündür.
•Laparoskopik veya açık cerrahi yöntemlerde:
•İyileşme süresi 3-6 hafta arasında değişebilir.
👉 Ameliyat sonrası ilk 4-6 hafta:
•Ağır spor ve egzersiz yapılmamalı.
•Cinsel ilişkiden kaçınılmalı.
•Doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.
⸻
Ameliyat Olmayan Durumlarda Riskler
Ameliyat gerektiren bir hasta tedavi edilmezse:
•Şikâyetler ilerler.
•Sosyal yaşamda özgüven kaybı olur.
•İdrar yolu enfeksiyonları artabilir.
•Pelvik taban kasları daha da zayıflayabilir.
⸻
İdrar Kaçırma Ameliyatlarının Başarı Oranı
Modern cerrahi yöntemlerle başarı oranı oldukça yüksektir:
•TVT/TOT ameliyatlarında başarı oranı %80-90’dır.
•Laparoskopik yöntemlerde başarı oranı %75-85 civarındadır.
•Doğru hasta seçimi ve uzman cerrah ile kalıcı sonuçlar elde edilir.
⸻
İdrar Kaçırma Ameliyatı Kimlere Uygun Değildir?
•Gebe kadınlar
•Aktif idrar yolu enfeksiyonu olanlar
•Kontrolsüz diyabet veya ciddi kalp hastalığı olanlar
•İdrar kaçırma nedeni farklı (örneğin nörolojik hastalık) olanlar
⸻
Sık Sorulan Sorular
1. Ameliyat sonrası idrar kaçırma tamamen geçer mi?
Evet, uygun hastalarda başarı oranı %80’in üzerindedir.
2. Ameliyat sonrası tekrarlar mı?
Nadir de olsa, yaş, doğum ve menopoz gibi faktörlere bağlı olarak tekrarlayabilir.
3. Ameliyat sonrası ne zaman normal yaşama dönülür?
Kapalı yöntemlerde 1-2 hafta içinde, açık ameliyatlarda ise 4-6 hafta içinde normal hayata dönüş mümkündür.
⸻
Sonuç
Cerrahi idrar kaçırma ameliyatları, özellikle orta ve şiddetli stres inkontinans yaşayan, konservatif tedavilerden fayda görmeyen ve yaşam kalitesi bozulan kadınlar için etkili ve kalıcı bir çözümdür. Modern cerrahi teknikler sayesinde başarı oranı yüksektir ve iyileşme süresi kısadır.
👉 Düzenli jinekolojik kontroller, doğru teşhis ve doğru cerrahi yöntemle, idrar kaçırma sorunu hayatınızdan tamamen çıkabilir.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Çift Rahim
Gebelik İsteyen her kadının karşısına çıkan bazı problemler vardır. Kimi vakit basit ve çözülmesi kolay sorunlar çıkarken, kimi zaman çözümlenmesi zor problemler boy göstermektedir. İnsan anotomisi belirli bir hale sahipken bazen herhangi bir değişiklik bile sorunlara sebep oluyor. Aslında pek çok kadının ergenlik dönemine gelene kadar hatta bebek isteği olana kadar fark edemediği bir durum olan çift rahime sahip olmak kimi zaman sorun olabiliyor.
Çift rahim tüp bebek tedavisini gerektirir mi? Tüp bebek tedavisi ile de çift rahimde gebelik elde etmek mümkün müdür?
Bazen anne karnında kız bebeklerin gelişiminde iki rahim ve iki rahim ağzı oluşur. Çift rahim çok sık karşılaşılmayan, nadiren karşılaşılan bir durumdur.
Peki hasta çift rahim olduğunu nasıl anlar?
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor ;
Adet döneminden önce ve adet döneminde şiddetli ağrıAdet düzensizlikleriNormalin dışında bir kanama Karında ele gelen kitle veya karında dolgunluk hissi Tüp bebek tedavisi için başvuran bebek sahibi olamayan hastalarda doktorlarına başvurduklarında çift rahim olduğu anlaşılabilir. Ancak yukarıdaki belirtiler de çift rahmin vermiş olduğu şikayetlerdendir.
Çift rahim durumu, çift rahim ağzı ile ve çift vajina şeklinde ikiye ayrılabilir. Cerrahi müdahalelerle durumun tedavisi aslında mümkündür.
Bebek isteği ile tüp bebek merkezlerine başvuran her hastada kadın doğum doktorları tarafından çift rahim tanısı, ultrasonografi ile konulabilmektedir. Ya da histereskopi, HSG, laporoskop de bu tanıyı koymaya yardımcı aracılar arasında yer almaktadır.
Bu arada her çift rahimli hastaya cerrahi müdahale yapılmaz ve her çift rahmi bulunan hasta da endikasyon gelişmez.
Kadınlarımızda çok sık rastlanmayan çift rahim durumu gebelik ve gebeliğe hazırlık süreci dışında kadın doğum muayenesi olmayan hasta da fark edilmeyebilir. Ancak kadın doğal yollarla spontan elde etmiş olduğu gebeliklerinde düşük vs gibi risklere karşın sıkı takip edilmesi önerilir. Çünkü çift rahim ile sağlanan elde edilen gebeliklerde düşükler, erken doğumlar gibi problemler yaşanabilir. Bebek kayıpları meydana gelebilir. Peritanolog hekim tarafından takip edilmesinde yarar görecektir.
Çift rahme sahip olan kadınlarda tüp bebek tedavileri tüp bebek merkezleri tarafından yapılmaktadır. Aslında daha kontrollü bir gebelik sağlamak mümkündür.
#### Çikolata Kisti Nedir?
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tüp bebek tedavilerinde endikasyon olarak karşımıza çıkabilecek çikolata kistlerinin tanı ve tedavisini hastanın şikayetlerini göze alarak planlıyor. Örneğin bebek isteği olup olmadığına,hastanın yaşına vs gibi…
Yumurtalıklar pek çok hormon salgılarlar. Halk arasında çikolata kisti olarak adlandırılan endometrioma yumurtalıklarda bulunması yumurtalığı olumsuz yönde etkilemektedir.
Tüp bebek tedavisi endikasyonları arasında yer alan Endometrioma, rahmin iç tabakasında gelişmesi gereken bir dokunun rahmin dış kısmında gelişerek büyümesi durumudur. Örneğin yumurtalıklarda. Rahmin iç yüzeyinde gelişmeyen bu doku ne yazık ki kan ile vs atılamaz. Genellikle ağrıya yol açmaktadır. Bir de bebek isteyen çiftlerin, tüp bebek tedavisi için yola çıkmış çiftlerin önünde bir engel olarak kalabilmektedir. Çoğunlukla 4-6 cm boyutlarında olup sağ ve sol yumurtalıklara tutunurlar.
Ne gibi belirtiler verir? ;
İnfertiliteSürekli devamı gelen halsizlik, yorgunlukKanamalı idrarAğrılı idrarCinsel ilişkide ağrıPelvik ağrıŞiddetli regl ağrılarıAdet düzensizliğiKarın ve kasık ağrısı
TANI ;
Çikolata kisti yani endometrioma tanısında transvaginal ultrason ile tanı koyulabilecektir. Ultrasonda gözlenen endometriomanın kötü huylu olup olmadığı ise kan testleri ile anlaşılabilmektedir. Tümör markerları dediğimiz, CA125 ve HE4 testleri alınarak tanı koyulabilmektedir.
TEDAVİ ;
Endometrioma tedavisi ilaçla yapılıp yapılamayacağına ancak hekim karar verebilmektedir. Tüp bebek tedavisi için çiftin bebek sahibi olmasına engel durumun ortadan kalkması için hastanın ameliyat olması gerekebilir. Ameliyat olma durumu ise, kapalı olarak yapılabilmektedir. Hem sonuçlar için hem de hasta konforu açısından laporoskopik olarak yapılması daha avantajlı olacaktır. Ameliyat esnasında yapışıklıkları açıp, yumurtalıklara zarar vermeden hastayı tüp bebek tedavisine hazırlayabiliyoruz.
Yumurtalık kalitesine ve yumurtalıklarına zarar vermemek için işlem boyunca dikkatli oluyoruz.
Ca125 ve HE4 değerinin yüksek olması ile birlikte eğer kistin yani endometiromanın çapı 5 cm den daha fazla ise ameliyat düşünülebilir. Daha doğrusu düşünülmesinde ısrarcı olunabilir.
#### Cinsel İlişkide Pozisyonlar
Cinsel birleşim öncesi ön sevişme çiftlerin cinsel birleşmeye hazırlanmasını sağlar. Ön sevişmede öpüşerek, sarılarak ve birbirlerini okşayarak uyarma sürecine girmenizi sağlar. Çiftler sevişme havasına girmek için ön sevişme yaparlar bu sevişmenin süresi ve çeşidi çiftlerin isteğine göre değişir. Çiftlerin çoğunluğu bu ön sevişmeyi iki tarafa da uyacak şekilde belirlerler.
Cinsel birleşimde pozisyonlarda oldukça önemlidir. Çiftler birleşim sırasında pozisyon değişikliği yapabilirler ve bu cinsel birleşime farkındalık kazandırır .Birleşim için oldukça çok pozisyon seçeneğiniz vardır,çiftler kendilerine uygun ve daha çok zevk aldıkları pozisyonları seçmelilerdir.
Cinsel ilişkideki pozisyonlarda 4 ana pozisyon vardır.
-Geleneksel pozisyon
Bu pozisyonda erkek bacakları kapalı bir şekilde kadının üzerine yatar ve penisini vajinaya sokar. Kadın penisin girişini kolaylaştırmak için bacaklarını iyice açarak sırt üstü yatar. Bu pozisyonun diğer pozisyonlara göre avantajı çiftler yüz yüze olduklarından yüzlerini öpüp okşama olanakları fazladır ve bu durumda ilişkinin alevlenmesini ve daha çok haz alınmasını sağlar. Ancak bu pozisyonda erkeğin penisi klitorise değdirebilmesi için çok çaba sarf etmesi gerekmekte bunun için bu pozisyonda kadının klitorisi uyarılmadığından çok zevk almayabilir bunun için bir süre sonra pozisyon değiştirilebilir.
-Kadın üstte pozisyon
Erkek sırt üstü yatar ve kadın bacaklarını açar ve penisin üzerine oturur. Penisin vajinaya giriş sıklığını ve kilitorisin uyarılması kadına bağlı olduğu için bazı kadınlar bu pozisyondan daha çok hoşlanırlar.Bu pozisyon gebelikte de ilişki esnasında kullanılabilir avantajlı yöntemdir. Çiftlerin yüzleri birbirlerine dönük olduğu için erkek kadının göğüslerini ve klitorisinide uyarabilir.
-Yan yana pozisyon
Çiftler yüz yüze olacak biçimde yan yatar, kadın üstteki bacağını kaldırarak erkeğin penisinin vajinaya girmesini sağlar. Bu pozisyonda kadın da erkekte yatar pozisyonda oldukları için ilişki bu pozisyonda daha uzun sürebilir. Çiftler bu pozisyonda birbirlerinin meme başlarını yada cinsel organlarını uyarabilirler.
-Arkadan Girme pozisyon
Bu pozisyonda eşlerin sırtları birbirlerine dönüktür, genellikle kadın yatakta eğilir ve erkek bedenini kadına doğru iterek vajinaya girer. Erkek kadının sırtını rahatça okşayabilir ve kadının klitorisini yada meme başlarını uyarabilir.
Cinsel Organlarımızı Tanıyalım adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Cinsel Organlarımızı Tanıyalım
Cinsellikle ilgili hemen hemen herkesin aklını kurcalayan ve kolay kolay dile getirilemeyen soruları vardır. Cinsellikte aslında yeme içme gibi biyolojik bir işlevdir fakat onlar kadar kolay dile getirilemez bunun içinde akıllara takılan sorular hep gizli ve bireylerin içlerinde kalır. Cinsellik derin bir doyum ve yücelme duygusu yaratabilirken olumsuzluklar karşısıdada büyük ruhsal,duygusal ve fiziksel yaralar açabilmekte.Cinsel sorunların sizi korkutması kaçınılmaz bir durumdur tabikide bu korkularınızı yenmek güç değildir. Çiftler bu konuyla ilgili erkenden yardım almalıdırlar. Bu yardım alacağınız kişi doktorunuz,psikologlar,psikiyatristler yada cinsel işlev bozukluğu merkezleri olabilir.
! Cinsellikle ilgili yardımlar öncesindede organlarımızı tanımak oldukça önemlidir.
- ERKEK CİNSEL ORGANLARI
*Penis
Penis, omurgalı ve omurgasız hayvanlarda, erkek bireylerde, görünür kısımda yer alan eşey ve üreme organı yapısıdır. Penis kelimesi Latincede "kuyruk" anlamına gelmektedir.
İdrar ve üreme salgısı kanalıyla, bunun çevresini saran süngerimsi bir yapıda kan damarlarınca zengin bir üreme organıdır. Penisin ucunda yer alan açıklıktan hem idrar hem de meni ayrı zamanlarda dışarıya atılır. Penis uyarıldığında damarların kanla dolmasıyla büyür ve sertleşir. Buna sertleşme (ereksiyon) denir. Sertleşen penis içindeki meninin dışarı atılmasına boşalma (ejekülasyon) denir.
*Testisler
Testis Nedir, Erkek cinsiyet hücrelerinin yapıldığı ve adına spermium denilen, erkeklerde çift olarak bulunan organa testis adı verilmektedir. Skrotum adı verilen ve deri kastan yapılmış torba biçiminde bir yapının içinde, gövde dışında bulunan testislerin boyu 4-5 santim, eni 2,5 santim ve kalınlığı ise, 3 santim civarındadır. Yumurta şeklindeki bu testislerin sol tarafta olanı birbirine baskı yapıp ezilmesini önlemesi açısından sağ taraftakine göre biraz daha aşağıda bulunmaktadır. Yaklaşık 200-300 lobinden oluşan bu testisler erkeğin üreme organıdır ve her lobinde 1-3 adet kanalcık bulunmaktadır. Uzunluğu 60-70 santim olan bu kanalcıklara seminifer tüp adı verilmektedir ve erkeğin üreme sisteminin başlangıcını bu tüpler oluşturmaktadır.
İki tabakadan oluşan bu seminifer tüplerden bağ dokusu yapısında olan ve dışta bulunan tabakanın ismi bazal membrandır. İçte bulunan diğer tabakanın ismi ise, germinal epitel tabakasıdır ve bu tabakada genel olarak iki tip hücre mevcuttur. Bu hücreler, destek hücreleri ve spermatojenik hücrelerdir.
Sperm hücrelerinin vücudun dış kısmında bulunmasının nedeni, ısı değişikliklerinden negatif olarak etkileniyor olmaları ve işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için insan vücut ısısından yaklaşık 2 derece daha düşük ısıya gereksinimlerinin bulunmasıdır. Testis torbasının içinde bulunan ısı kişinin vücut ısısından daha düşük olduğu için, soğuk havalarda bu torba büzüşmekte ve böylece ısı kaybını önlemiş olmaktadır. Sıcak havalarda ise tam tersine, gevşeyerek sperm hücrelerinin aşırı ısınmasını engellemektedir.
-KADIN CİNSEL ORGANLARI
Kadın cinsel organları erkek üreme organlarına göre daha karmaşıktır.
*Klitoris
Halk dilinde bızır olarak bilinen klitoris birçok bakımdan küçük bir penis gibidir.İçinde boylu boyunca uzanan aynı türden üç ayrı tüp vardır ve kadın uyarılınca klitoris de şişer ve sertleşir.Sinir uçlarıyla dolu olduğu için, dokunmaya ve uyarılara son derece duyarlıdır ve klitorisin uyarılmasıyla kadında cinsel uyarılma başlar. Şiddetli ve sert hareketler ağrıya neden olabilir.
*Vulva
Vulvada iki deri tabakası vardır, dıştaki daha kalın olana dış dudaklar, içteki daha ince olan ise iç dudaklar adı verilir.
*Vajina
Şekil olarak; iki tarafa ayrılmış, silindire benzeyen yapılarla tamamlanan ve içi boş, tüp biçimindeki kadın cinsel organının bir bölümüdür. Vajina, anatomide “introitus” olarak adlandırılan bir girişle başlar ve rahim ağzı (serviks) ile sonlanır. Diğer bir deyişle, vulvada başlar ve rahim ağzına kadar uzanır. Vajina, arka tarafta rektum ön tarafta ise idrar torbası arasında bulunan bir bölümdür. Vajinanın şekli ve yapısı kadından kadına değişebilmektedir. Genellikle 3 cm genişliğinde ve yaklaşık 7 ile 10 cm uzunluğundadır. 3 katmandan oluşan bu yapının orta katmanında yer alan kas yapısı, vajinanın oldukça esnek bir yapıya sahip olmasını sağlamıştır.
Vajina , doğum ve cinsel ilişki esnasında uzunluğu ve genişliği artacak şekilde elastik liflerle çevrili bir yapıdadır. Vajinanın uzunluğu ve genişliği, cinsel ilişki sırasında penis uzunluğuna ve çapına göre kendini ayarlayarak uygun bir forma girebilir. Doğum esnasında ise doğum kanalına ait yumuşak kısmın yapısında bulunur ve bebeğin kafasının geçmesine izin verecek kadar esneyebilir. Vajina duvarları, mukus içeren ve mukoza adı verilen bir zarla kaplıdır. Bu zar ince bir doku tabakası halindedir ve kaygan, yoğun bir sıvıyla kaplıdır. Bu sıvının olmasının nedeni de, vajinanın yapısında sıvı salgılayan küçük bezlerin bulunmasıdır.
*Rahim
Kadının gebeliği boyunca fetusun (bebeğin) can bulduğu, yerleştiği doğuma kadar gelişimini sürdürdüğü ve en sonunda da doğumu gerçekleştiren organdır. Rahim genel olarak 3 bölümden oluşur, vajina önünde rahim ağzı denilen (serviks) bulunur, ortasında rahim (ana bölüm) boşluğu, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop kanalları (tüpleri) yer alan, kasılma ve genişleme kabiliyeti çok güçlü kaslardan oluşan ters armut şeklinde olan bir organdır.Rahimin normal boyu yaklaşık 7 santim kadardır.
*Yumurtalıklar
Yumurtalıklar, rahimin her iki yanında birer adet olmak üzere, karın boşluğunda yer alırlar. Fallop borularının altındadırlar. Yaklaşık olarak 3 cm uzunluğunda, 1.5 cm genişliğinde ve 1 cm kalınlığında badem biçiminde ve 4-8 gram ağırlığındadır. Erkeklerdeki testislerin karşılığıdır.
Yumurtlamanın başladığı erginlik dönemine kadar üzeri düzdür, bundan sonra, yani yumurtlama başladıktan sonra, üzerinde girinti ve çıkıntılar oluşur. Kadının adetten kesilmesinden sonra üzeri yine düzleşir.
Yumurtalığın dış bölümünde bağ dokusundan yapılmış bir kabuk bulunur. Bu kabuk, yaş ilerledikçe kalınlaşır ve sertleşir. Bu kabuğun olgunluk döneminde normalden kaini ve sert oluşu, olgunlaşan yumurta hücresinin dışarı atılmasını, yani yumurtlamayı engeller.
Yumurtalıklarda başlıca iki horman yapılır; “östrojen” ve “pro-gesteron” hormonu. Bu ana iki hormondan başka, yumurtalıklarda bir erkeklik hormonu olan “arid-rojen” hormon da üretilmektedir. Bu hormonların yapım miktarı her zaman aynı düzeyde değildir, her ay periyodik değişimler göstermektedir.
Cinsel İlişkide Pozisyonlar adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### CİNSEL YOLLA BULAŞAN 7 BULAŞICI HASTALIK
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en büyük bulaş kaynağı korunmasız girilen cinselilişkilderdir.Korunmasız girilen cinsel ilişkilerde vücut salgıları kişiden kişiye aktarıldığı için bulaşıcıhastalıklarının bulaşma riski çok yüksektir.
Günümüzde yirmi beşin üzerinde cinsel ilişki ile bulaşan hastalık türü vardır.Bunlardan bazılarınıntedavisi mümkün iken bazılarının tedavisi mümkün değildir.Cinsel yolla bulaşan hastalıların bir diğerkaynağı ise çok eşliliktir.Bu nedenle bu durumlar göz önünde bulundurulmalı ve ilişki esnasında çiftlermutlaka korunmalı ilişkiye girmelidir.Cinsel yolla bulaşan yedi hastalık aşağıda verilmiştir.
Photo by Edward Jenner on Pexels.com
TRİKOMONAS NEDİR ?
Trikomonas cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında sık sık karşılaşılan hastalıklardandır.Enfeksiyonaneden olan Trikomonas Vajinalis adındaki parazittir.Enfeksiyon bulaşı korunması z cinsel ilişkiolduğundan tedaviler cinsel ilişkiye giren iki bireye de uygulanmalıdır.Bulaşıcı hastalıklardankorunmanın en önemli noktası ilişki esnasında prezervatif kullanmaktır.Trikomonas hastalığınıntedavisinde genellikle ağızdan alınan ilaçlar kullanılmaktadır.
TRİKOMONAS BELİRTİLERİ
İdrar yaparken yanma hissi
Penis ucunda şişkinlik
Genital bölgede kaşıntı
Kadınlarda kötü kokulu ve sarı akıntı
HEPATİT B NEDİR ?
Karaciğer enfeksiyonu olarak da adlandırılan ve bir çok yolla bulaşabilen(meni ,kan ,vajinal sıvı )hepatit b virüsünün neden olduğu hepatit b hastalığı cinsel yolla da bulaşabilen bir hastalıktürüdür.Hepatit b virüsünden korunmanın başında hepatit b aşısı ve korunmalı cinsel ilişkigelmektedir.Henüz kesin bir tedavisi olmamakla beraber doktor kontrolleri sayesinde daha konforlubir yaşam sürdürülebilmektedir.
HEPATİT B BELİRTİLERİ :
İŞTAHSIZLIĞA BAĞLI KİLO KAYIPLARI
CİLLTE VE GÖZDE SOLGUNLUK VE SARILIK
EKLEM AĞRILARINA BAĞLI HALSiZLİK
ATEŞ
KUSMA
KARIN AĞRISI
İDRAR RENGİNDE DEĞİŞİKLİK
KLAMİDYA NEDİR ?
Enfeksiyona neden olan chlamydia trachomatis adlı bakteridir .Cinsel ilişki esnasında vajinal ,analveya oral yolla kolaylıkla bulaşabilmektedir.Klamidya enfeksiyonu erkeklerde makat enfeksiyonunaneden olabildiği gibi kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir .Bu nedenle mutlakauzman hekimlere başvurulmalıdır.
KLAMİDYA BELİRTİLERİ :
İDRAR YAPMA ESNASINDA AĞRI
ERKEKLERDE MAKAT ENFEKSİYONU
GENİTAL BÖLGEDE KAŞINTI
KADINLARDA SARI RENKTE AKINTI
HSV (UÇUK) NEDİR ?
Uçuk Herpes simpleks virüsünün neden olduğu ve bu virüsü taşıyan bireyle korunmasız vajinal analveya oral yolla girilen ilişkiler sonucu bulaşan hastalıklardan biridir.
UÇUK BELİRTİLERİ :
ATEŞ
HALSİZLİK
GENİTAL BÖLGEDE OLUŞAN KÜÇÜK KABARIK LEZYONLAR
GENİTAL BÖLGEDE OLUŞAN LEZYONLAR SONUCUNDA AĞRI
HPV NEDİR ?
Cinsel yolla bulaşan ve en yaygın olarak görülen hastalıklardan biri olan hpv hastalığı humanpapilloma virüsünün neden olduğu enfeksiyon türüdür ve günümüzde rahim ağzı kanserine en çokneden olan etmenler arasında yer almaktadır.Hastalığın aşısı bulunmaktadır.
HPV BELİRTİLERİ :
KADIN VE ERKEK ÜREME ORGANLARINDA OLUŞAN KABARIK,KAHVERENGİ LEZYONLAR
BEL SOĞUKLUĞU (GONORE) NEDİR ?
Neisseria Gonorrhoeae isimli bakteri kaynaklı ve cinsel yolla bulaşan hastalık türüdür.Bel soğukluğuhem kadınlarda hem erkeklerde görülebilmek ile beraber erkeklerde görülme oranı daha yüksektir.
BEL SOĞUKLUĞU BELİRTİLERİ :
ERKEKLERDE :
MENİDE YEŞİL VE SARIMSI AKINTI
İDRAR YAPARKEN YANMA HİSSİ
SIK SIK İDRARA ÇIKMA İHTİYACI
TESTİSLERDE VE PENİS UCUNDA KIZARIKLIK VE ŞİŞLİK
KADINLARDA :
GENİTAL BÖLGEDE KAŞINTI
ADET DIŞINDA ARA KANAMALAR
DÜZENSİZ ADET DÖNGÜSÜ
KÖTÜ KOKULU VE SARI RENKİ VAJİNAL AKINTI
İDRAR YAPARKEN YANMA HİSSİ
SİFİLİZ (FRENGİ ) NEDİR ?
Treponema Palladium adındaki bakterinin vücudu enfekte etmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.Frengihastalığının en belirgin özelliği genital bölgede oluşan yaralardır ve bulaş bu yaralara temas sonucundaoluşmaktadır.
BELİRTİLERİ :
GENİTAL BÖLGE VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN YARALAR
ENFEKSİYONA BAĞLI GRİP,HALSİZLİK VE ATEŞ
KAS GÜÇSÜZLÜĞÜ ,KEMİK VE EKLEM AĞRILARI
#### CNNTürk: Plasenta Previa Nedir, Kimlerde Görülür?
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, çok düşük yapan veya çok sayıda doğum yapmış anne adaylarında, çoğul gebelik durumlarında, 35 yaş üstü hamileliklerde, rahim anomalili olan anne adaylarında, rahminde miyom ve kist olanlarda, rahim ameliyatı geçirmiş olanlarda ve sigara kullananlarda görülen “Plasenta Previa”nın hayati riskler doğurabildiğini söyledi.
Plasentanın anne karnında rahim içinde oluşan ve bebeğin yaşamının devam etmesini sağlayan hayati ama geçici bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, gebeliğin ilk haftalarında oluşan plasentanın rahmin üst kısmına yerleşip orada gelişmesine denilen “Plasenta Previa” hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Kılıç, "Spermin yumurtayı döllemesiyle birlikte başlayan gebelik sürecinde 3. haftaya gelindiğinde oluşan embriyodan çıkan uzantıların annenin kan damarlarıyla bağlantı kurarak rahim duvarına tutunup, orada gelişmesiyle oluşur. Gebeliğin ilk haftalarından itibaren oluşup, gelişmeye başlayan plasenta (bebeğin eşi), genellikle rahmin üst kısmına yerleşir ve orada gelişir. Ancak çeşitli sebeplere bağlı olarak zaman zaman plasenta, doğum zamanı gelince bebeğin kanala gireceği yer olan rahim ağzını kısmen veya tamamen kapatır.
Bu durum, plasenta previa olarak tanımlanır. Her ne kadar plasentanın rahimin üst kısmında olması gerekse de gebeliğin ilk dönemlerinde aşağıda olması da yaygın olarak karşılaşılan bir durumdur. Böyle olduğunda gebelik haftaları ilerledikçe genişleyen rahimde plasenta hareket ederek üst kısma konumlanır ve rahim ağzından uzaklaşır. Bu nedenle Plasenta Previa tanısı genellikle gebeliğin 25. haftada netlik kazanır" dedi.
Kaynak: https://www.cnnturk.com/saglik/hamilelikte-plasenta-previa-durumuna-dikkat
Farklı Genital Estetik Ameliyatları Aynı Seansta Yapılabilir Mi? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Genital Estetik Hakkındaki yazımızı incelemek için tıklayınız..
Doğurganlık Check- Up‘ı Hakkındaki yazımızı incelemek için tıklayınız..
Tüp Bebek Nedir? Hangi Durumlarda Tüp Bebek Yapılmalıdır? Hangi Durumlar Tüp Bebek Yapılmasına Engeldir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Çoğul Gebelik Nedir?
Çoğul Gebelik Nedir?
Çoğul gebelik, birden fazla yumurta hücresinin birden fazla sperm ile döllenmesi sonucu oluşur. Bu durum döllenmiş bir yumurtanın bölünmesi ile de oluşabilir. Çoğul gebelik dendiğinde genellikle ikiz ve üçüz gebelik akla gelir. Üçüz gebelik de üç ayrı yumurta üç sperm tarafından döllenmesi ya da döllenmiş yumurtalardan birinin ikiye bölünmesi ile oluşur.
Çoğul gebelik tekil gebeliğe göre daha zorlu bir süreçtir. Öncelikle anne adayı daha çok kilo alır. Düşük riski daha yüksek olduğu gibi erken doğum riski de daha yüksektir. Bunun için çoğul gebelik süreci boyunca gebe yakın takip altında olmalıdır.
Çoğul gebelik herkeste olabilir ama bazı kişilerde görülme olasılığı daha fazladır.
Çoğul Gebelik Olasılığı Kimler de Yüksektir?
1- Anne adayının yaşının 35’in üzerinde olanlarda,
2- Ailesinde çoğul gebelik olanlarda,
3- Yumurtlama ilaçları kullananlarda,
4- Kişinin mensup olduğu ırktaki çoğul gebeliklerin sık olduğu toplumlarda,
Çoğul gebelik riski yüksektir.
Çoğul Gebelikte Neler Olabilir?
1-Anne karnında fetal kaybı yaşanabilir.
2- Premetüre bebekler doğabilir.
3- Gelişme geriliği yaşanabilir.
4- İkizlerden biri diğerine göre daha zayıf olabilir.
Çoğul gebeliklerde görülmesi olası problemler:
Erken doğum
Preeklampsi
Sezaryen doğum riskinde artış
İkizden ikize transfüzyon sendromu
Kaybolan ikiz (vanishing twin) sendromu
Yapışık ikizler
Çoğul Gebeliğin Takibi Nasıl Olmalıdır?
Gebelik dönemi önemli ve takip edilmesi gereken bir dönemdir. Ama bu gebelik çoğul gebelik ise normalden daha fazla takip edilmesi gerekebilir. Takip aşaması;
1- Takip planı yapılmalı,
2- Kan ve idrar tahlili yapılmalı,
3- Kansızlık oranına göre kan ilaçları verilmeli,
4- Kalsiyum takviyesi için ilaç kullanılmalı,
5- Takip sık olmalı,
6- Bebeklerin büyümeleri haftalarıyla orantılı mı,
7- Doğumun nasıl olacağı belirlenmeli ,
Tüm gebelik süresince gebenin durumunu takip eden bir kadın doğum uzmanı olmalıdır. Tekil gebelikle baş etmek daha kolaydır. Çoğul gebelikte anne adayına etrafındaki kişiler her zaman yardımcı olmalıdır. Çünkü gebe kısa sürede ağırlaşabilir. Hareketleri kısıtlanabilir. Erken doğum riskine karşı doğum sonrası hazırlıkları da erkenden hazırlanmalıdır.
Mol Gebelik Nedir, Nasıl Anlaşılır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelikte En Sık Yaşanan Problemler Nelerdir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Perinatolog Kimdir? Perinatoloji Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik ve Gebelik Öncesi Risk Faktörleri Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Covid Enfekte Hastaların Sperm ve Vaginal Sıvılarında İzlenmemektedir
Son dönemde Wuhan’da ortaya çıkan ve dünya çapında yaklaşık bir milyon insanı enfekte eden Sars-Cov2 salgını ile ilgili olarak Dr. Paoli ve arkadaşları tarafından yapılmış J.Endocrionol Invest. Yayınlanmış olan bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu çalışma da 31 yaşında enfekte olmuş ve enfeksiyonu boğaz kültürlerinde ispat edilmiş bir erkek hastadan enfeksiyon tanısından sekiz gün sonra idrar ve sperm analizi yapıldığında ve alınan bu örnekler PCR sistemi ile viral gen taşıyıp taşımadığı değerlendirildiğinde ilginç bir sonuç ile karşılaşıldı.
Semen ve
idrar örnekleri içerisinde virüse ait RNA izlenmedi. Bu durumun viral kinetik
yapılanmalardan kaynaklı olabileceği düşünüldü. Ancak şu var ki, bu tür
bilgiler hastaların farkında olmadan belki yardımcı üreme tekniklerinden
faydalanmaları durumunda bu sıvılarda viral yük izlenmemesi olası tedavinin
güvenlik marjını arttırmaktadır.
Ancak benzer
çalışmalarda da kadınlar üzerinde yapılmış verileri değerlendirdiğimizde Sars2
tanısı almış olan on kadının vajinal örneklerinde 4 Şubat-24 Şubat arasında Tongji
Zhongfa Hospital’da Dr. Lin Qlue ve arkadaşları tarafından yapılan bir
çalışmada yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan hastaların vajinal sıvılarında Sars Cov-2 Viral RNA yapıldığında tüm
sıvılarda viral yük tespit edilemememiştir. Bu çalışmanın verilerini Clin
İnfect Dİs. ‘de paylaşmıştır.
Bu da bizim
için oldukça güvenlik veren bir çalışma olmuştur. Çünkü kliniği olmasa dahi
asemptomatik olarak başvuran hastalara yapılan tüp bebek tedavilerinde
hastaların güvenlikleri anlamında bir destek veren veri niteliği taşımaktadır.
#### Covid-19 Üremeye Etkisi ve Pandemide Tüp Bebek Tedavisine Yaklaşım
Wuhan’da ortaya çıkan ve dünya çapında yaklaşık bir milyon insanı enfekte eden Sars-Cov2 salgını ile ilgili olarak Dr. Paoli ve arkadaşları tarafından yapılmış J.Endocrionol Invest. Yayınlanmış olan bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu çalışma da 31 yaşında enfekte olmuş ve enfeksiyonu boğaz kültürlerinde ispat edilmiş bir erkek hastadan enfeksiyon tanısından sekiz gün sonra idrar ve sperm analizi yapıldığında ve alınan bu örnekler PCR sistemi ile viral gen taşıyıp taşımadığı değerlendirildiğinde ilginç bir sonuç ile karşılaşıldı. Semen ve idrar örnekleri içerisinde virüse ait RNA izlenmedi.
Bu durumun viral kinetik yapılanmalardan kaynaklı olabileceği düşünüldü. Ancak şu var ki, bu tür bilgiler hastaların farkında olmadan belki yardımcı üreme tekniklerinden faydalanmaları durumunda bu sıvılarda viral yük izlenmemesi olası tedavinin güvenlik marjını arttırmaktadır. Ancak benzer çalışmalarda da kadınlar üzerinde yapılmış verileri değerlendirdiğimizde Sars2 tanısı almış olan on kadının vajinal örneklerinde 4 Şubat-24 Şubat arasında Tongji Zhongfa Hospital’da Dr. Lin Qlue ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan hastaların vajinal sıvılarında Sars Cov-2 Viral RNA yapıldığında tüm sıvılarda viral yük tespit edilemememiştir.
Bu çalışmanın verilerini Clin İnfect Dİs. ‘de paylaşmıştır. Bu da bizim için oldukça güvenlik veren bir çalışma olmuştur. Çünkü kliniği olmasa dahi asemptomatik olarak başvuran hastalara yapılan tüp bebek tedavilerinde hastaların güvenlikleri anlamında bir destek veren veri niteliği taşımaktadır. Ancak sperm açısından özellikle yüksek ateş sperm üretimi için oldukça önemli bir tehdit olarak düşünülebilir.
Testisler normal de vücut ısısından yaklaşık 3-4 derece kadar daha düşük ortamda bulunurken bunun üzerine ısının yükselmesi sperm üretimini bozar. Bu sadece covid de değil diğer nedenlerle de ateş yüksekliği meydana geldiğinde uzun süre sıcağa maruz kalındığında da sperm kalitesi bozulabilir. Ancak virüsler hücre içerisinde çoğalma gösterebilir. Bu nedenle covid virüsünün kendisi de sperm üretimini olumsuz etkileyebilir.
Bebek sahibi olmak isteyen çiftler ekstra covid virüsüne karşı dikkat etmelidir. Covid virüsünün yaygın olduğu ülke ve illerden uzak kalarak kendilerini korumalıdır. Yumurta rezervine ve sperm kalitesi üzerinde etkisi bulunan covid-19 virüsünden korunmak sizin elinizde. Sadece hayati tehlikeye neden olmayarak aynı zamanda uzun süreli bir infertilite yani uzun süreli bir bebek sahibi olmakla ilgili önümüzü de kesebiliyor.
Üreme fonksiyonlarını bozduğu uzman hekimler tarafından onaylanmıştır. Covid – 19 da üreme fonksiyonlarını bozarak infertiliteyi arttırmak konusunda bir faktör olarak kabul edilebilecek ciddi bir durumdur. Kadınlarda yumurtlamayı azaltarak erkeklerde de sperm kalitesini etkilediği bilinmektedir.
Covid-19 Salgını Döneminde Tüp Bebek Tedavisine Başlanmalı mıdır? Ya da devam edilmeli midir?
Aylardır tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 pandeminin ilk başlarında anne baba adaylarının bebek hayalini de ne yazık ki etkiledi.
Bir süre kadar tüp bebek merkezleri kapalı kaldı ancak daha sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile tüp bebek tedavisi kabulleri yeniden başlandı. Çiftler salgın döneminde tedavilerini zorunlu olarak ertelediler pek çok çiftte kendi sağlıklarının endişesinden tüp bebek tedavilerini bir süre daha ertelemeye karar verdi. Aslında tüp bebek tedavisi öyle bir dönem ki, her ay her yeni siklus belki de her geçen hafta, her geçen gün çok önemli.
Bu kadar ertelerken acaba kaybettiğimiz günler mi var? Zaten covid-19 olmasa bile çiflerimizi diğer bulaşıcı hastalıklar açısından da hep değerlendiriyor ve gerekli önlemlerin alınması için her zaman destek oluyor ve dikkatli yaklaşıyoruz. Elbette covid-19 hassasiyetini de ayrıca göz önünde bulundurmak
gerekmektedir. Tüm hijyen kurallarına, covid – 19 kapsamında kurallara dikkat ederek hastalarımızın tedavisine de devam etmekteyiz. Şüpheli durumlarda ise gerekli değerlendirmeler yapılarak karar veriliyor. Altını da çizmek isterim ki her hastadan da işlem öncesinde PCR testi isteyerek pozitif çıkması durumunda hastanın tedavisini iptal ediyoruz.
Ayrıca odanın sürekli havalandırılması, ameliyathanelerde daha seyrek hasat bulundurulması, personelin önlemleri de bu dönemde oldukça dikkat edilen altın maddelerdendir. Tedavi sırasında tüm tüp bebek ekibi maske ve eldivenle hastaya hizmet verir kliniklerde özel hijyen kuralları uygulanarak seyrek hasta kabulü yapılmaktadır.
Covid-19 döneminde çiftler nelere dikkat etmelidir?
Tüp bebek tedavisinde alkol ve sigara kullanımı bırakılmalıdır. Kafein kullanımı başarı şansını düşüreceğinden çay kahve kola gibi ürünlerin tüketimleri sınırlanmalıdır. Folik asit, b grubu bir vitamin olup bebeğin omurilik beyin yapısının sağlıklı gelişiminden sorumludur. Özellikle bu dönemde de vitamin desteği oldukça önemlidir. Tüp bebek çiftlerine d vitamini desteği verilebilir. C vitamini ile de desteklenebilir. Kaliteli uyku düzeni sağlanmalı, melatonin salgısı desteklenmelidir. Hayat rutin hayata dönüştürülmelidir. Yaşam standartları iyileştirilmelidir.
İnsanlarla iletişim muhakkak sınırlandırılmalıdır. Sosyallik belki bir süre ara verilmelidir. Tüp bebek çiftinin maske kullanımı ve maske kullanımındaki özen ve önem konusunda uyarılmalıdır.
Lazer ile Vaginal Gençlik Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Covid-19'un Üremeye Etkisi Pandemide Tüp Bebek Tedavisi
Wuhan’da ortaya çıkan ve dünya çapında yaklaşık bir milyon insanı enfekte eden Sars-Cov2 salgını ile ilgili olarak Dr. Paoli ve arkadaşları tarafından yapılmış J.Endocrionol Invest. Yayınlanmış olan bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu çalışma da 31 yaşında enfekte olmuş ve enfeksiyonu boğaz kültürlerinde ispat edilmiş bir erkek hastadan enfeksiyon tanısından sekiz gün sonra idrar ve sperm analizi yapıldığında ve alınan bu örnekler PCR sistemi ile viral gen taşıyıp taşımadığı değerlendirildiğinde ilginç bir sonuç ile karşılaşıldı. Semen ve idrar örnekleri içerisinde virüse ait RNA izlenmedi. Bu durumun viral kinetik yapılanmalardan kaynaklı olabileceği düşünüldü. Ancak şu var ki, bu tür bilgiler hastaların farkında olmadan belki yardımcı üreme tekniklerinden faydalanmaları durumunda bu sıvılarda viral yük izlenmemesi olası tedavinin güvenlik marjını arttırmaktadır. Ancak benzer çalışmalarda da kadınlar üzerinde yapılmış verileri değerlendirdiğimizde Sars2 tanısı almış olan on kadının vajinal örneklerinde 4 Şubat-24 Şubat arasında Tongji Zhongfa Hospital’da Dr. Lin Qlue ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan hastaların vajinal sıvılarında Sars Cov-2 Viral RNA yapıldığında tüm sıvılarda viral yük tespit edilememiştir. Bu çalışmanın verilerini Clin İnfect Dİs. ‘de paylaşmıştır. Bu da bizim için oldukça güvenlik veren bir çalışma olmuştur. Çünkü kliniği olmasa dahi asemptomatik olarak başvuran hastalara yapılan tüp bebek tedavilerinde hastaların güvenlikleri anlamında bir destek veren veri niteliği taşımaktadır.
Ancak sperm açısından özellikle yüksek ateş sperm üretimi için oldukça önemli bir tehdit olarak düşünülebilir. Testisler normal de vücut ısısından yaklaşık 3-4 derece kadar daha düşük ortamda bulunurken bunun üzerine ısının yükselmesi sperm üretimini bozar. Bu sadece covid de değil diğer nedenlerle de ateş yüksekliği meydana geldiğinde uzun süre sıcağa maruz kalındığında da sperm kalitesi bozulabilir. Ancak virüsler hücre içerisinde çoğalma gösterebilir. Bu nedenle covid virüsünün kendisi de sperm üretimini olumsuz etkileyebilir.
Bebek sahibi olmak isteyen çiftler ekstra covid virüsüne karşı dikkat etmelidir. Covid virüsünün yaygın olduğu ülke ve illerden uzak kalarak kendilerini korumalıdır. Yumurta rezervine ve sperm kalitesi üzerinde etkisi bulunan covid-19 virüsünden korunmak sizin elinizde.
Sadece hayati tehlikeye neden olmayarak aynı zamanda uzun süreli bir infertilite yani uzun süreli bir bebek sahibi olmakla ilgili önümüzü de kesebiliyor. Üreme fonksiyonlarını bozduğu uzman hekimler tarafından onaylanmıştır.
Covid – 19 da üreme fonksiyonlarını bozarak infertiliteyi arttırmak konusunda bir faktör olarak kabul edilebilecek ciddi bir durumdur. Kadınlarda yumurtlamayı azaltarak erkeklerde de sperm kalitesini etkilediği bilinmektedir.
Covid-19 Salgını Döneminde Tüp Bebek Tedavisine Başlanmalı mıdır? Ya da devam edilmeli midir?
Aylardır tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 pandeminin ilk başlarında anne baba adaylarının bebek hayalini de ne yazık ki etkiledi. Bir süre kadar tüp bebek merkezleri kapalı kaldı ancak daha sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile tüp bebek tedavisi kabulleri yeniden başlandı. Çiftler salgın döneminde tedavilerini zorunlu olarak ertelediler pek çok çiftte kendi sağlıklarının endişesinden tüp bebek tedavilerini bir süre daha ertelemeye karar verdi. Aslında tüp bebek tedavisi öyle bir dönem ki, her ay her yeni siklus belki de her geçen hafta, her geçen gün çok önemli. Bu kadar ertelerken acaba kaybettiğimiz günler mi var? Zaten covid-19 olmasa bile çiftlerimizi diğer bulaşıcı hastalıklar açısından da hep değerlendiriyor ve gerekli önlemlerin alınması için her zaman destek oluyor ve dikkatli yaklaşıyoruz. Elbette covid-19 hassasiyetini de ayrıca göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Tüm hijyen kurallarına, covid – 19 kapsamında kurallara dikkat ederek hastalarımızın tedavisine de devam etmekteyiz. Şüpheli durumlarda ise gerekli değerlendirmeler yapılarak karar veriliyor. Altını da çizmek isterim ki her hastadan da işlem öncesinde PCR testi isteyerek pozitif çıkması durumunda hastanın tedavisini iptal ediyoruz. Ayrıca odanın sürekli havalandırılması, ameliyathanelerde daha seyrek hasat bulundurulması, personelin önlemleri de bu dönemde oldukça dikkat edilen altın maddelerdendir.
Tedavi sırasında tüm tüp bebek ekibi maske ve eldivenle hastaya hizmet verir kliniklerde özel hijyen kuralları uygulanarak seyrek hasta kabulü yapılmaktadır.
Covid-19 döneminde çiftler nelere dikkat etmelidir?
Tüp bebek tedavisinde alkol ve sigara kullanımı bırakılmalıdır. Kafein kullanımı başarı şansını düşüreceğinden çay kahve kola gibi ürünlerin tüketimleri sınırlanmalıdır.
Folik asit, b grubu bir vitamin olup bebeğin omurilik beyin yapısının sağlıklı gelişiminden sorumludur. Özellikle bu dönemde de vitamin desteği oldukça önemlidir.
Tüp bebek çiftlerine d vitamini desteği verilebilir. C vitamini ile de desteklenebilir.
Kaliteli uyku düzeni sağlanmalı, melatonin salgısı desteklenmelidir.
Hayat rutin hayata dönüştürülmelidir. Yaşam standartları iyileştirilmelidir. İnsanlarla iletişim muhakkak sınırlandırılmalıdır. Sosyallik belki bir süre ara verilmelidir. Tüp bebek çiftinin maske kullanımı ve maske kullanımındaki özen ve önem konusunda uyarılmalıdır.
Doğurganlığı Arttıran Besinler ve Tüp Bebek Tedavisinde Vitamin Takviyesi Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Deprem Bölgesinde Hijyen Nasıl Sağlanır?
Deprem, ne zaman ve nerede olacağı önceden kestirilemeyen bir doğal afettir ve büyük hasarlarla sonuçlanabilir. Böyle bir afetin ardından sağlık ve hijyen koşulları, hayatta kalanların sağlığı açısından büyük önem taşır. Deprem bölgesinde hijyenin sağlanması için yapılması gereken bazı önlemler bulunmaktadır.
İlk olarak, depremin ardından sağlık yetkilileri, insanların su kaynaklarına erişimini sağlamak için acil olarak su kaynakları ve tedarikleri sağlamalıdır. İnsanların su kaynaklarına erişimleri sağlandıktan sonra, deprem bölgesindeki insanlar suyun kaynamasını beklemeli veya suyu dezenfekte etmek için uygun kimyasallar kullanmalıdır. Ayrıca, gıda hijyenine de dikkat edilmelidir. Depremden etkilenen insanların yeterli ve temiz gıdaya erişimi sağlanmalıdır.
Deprem bölgesinde, temizlik malzemeleri de büyük önem taşır. Kişisel hijyen ve temizlik malzemeleri gibi ihtiyaçların karşılanması, hastalıkların yayılmasını önlemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle, deprem bölgesindeki insanlar, temizlik malzemeleri, tuvalet kağıdı, sabun, diş fırçası ve diş macunu gibi malzemelere erişebilmelidir.
Bunun yanı sıra, deprem bölgesindeki insanlar, sağlık koşullarını korumak için atık yönetimine de dikkat etmelidir. Depremden sonra, çöpler toplanmaya başlamalıdır. Çöplerin doğru bir şekilde toplanması, çevre kirliliğini önler ve enfeksiyonların yayılmasını engeller.
Sonuç olarak, deprem bölgesinde hijyenin korunması, sağlık koşullarının korunmasına yardımcı olur. Bu nedenle, deprem bölgesinde sağlık yetkilileri, su, gıda, temizlik malzemeleri ve atık yönetimi gibi temel ihtiyaçların karşılanması için gereken tedbirleri almalıdır. Deprem bölgesindeki insanlar da kişisel hijyenlerine dikkat etmeli ve atık yönetimine önem vermelidir. Böylece, sağlık koşullarının korunması ve hastalıkların yayılmasının engellenmesi sağlanabilir.
Deprem Bölgesinde Genital Hijyen Nasıl Sağlanmalı?
İçinde bulunduğumuz şu dönemde Deprem bölgesinde yaşayanlar için zor bir dönem başladı. Enfeksiyonların artmaya başladığı bu dönemde özellikle hem genital hijyen hem de elle gaita arasındaki büyük abdestle bulaşı önlemek için dikkatli olmamız gerekiyor.
Burada yapılacak olan şeylerden en önemlisi; özellikle büyük abdesti yaptıktan sonra mutlak suretle ellerini dezenfekte etmesi öneriyorum yani suyla bir temizlik imkanımız varsa tercihimiz o yönde. Değilse ıslak mendil ve kuru çamaşırla yola devam etmemiz lazım.
Şartlar ile verdiği sürece sık sık iç çamaşırımızı değiştirmemiz gerekiyor. Aynı şekilde şartlar el verdiği sürece pedlerin de sık sık değiştirilmesi kadınlar için hijyeni artırmakta. Genital bölgeyi çok fazla dezenfekte etmek bu dönemde önerilmemekte.
Gene bu dönemde genital bölge temizliği için tıraş bıçakları belki en kolay ve en pratik seçenek olabilir. Pratik bir yöntem olarak tavsiye edebiliriz. Ancak en önemli şey sık iç çamaşırı değiştirmek, kuru bakım ve temizlik kurallarına özellikle el hijyeninin çok dikkatli bir şekilde yapılması enfeksiyonlara yakalanma ihtimalinizi azaltacaktır.
Bazı diğer yazılarımız;
Tonsilektomi (Bademcik Ameliyatı) ve Apendektomi Operasyonu
Genital Estetik
Yumurta Dondurma Öncesi Ne Yapmalıyım?
Endometriozis ve Tüp Bebek Tedavisi
Erkekte Üreme Sistemi ve İnfertilite
Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu
Labioplasti Nedir? Kimlere Uygulanır?
Lazer İle Vaginal Gençleştirme
Genital Siğil Nedir?
Gebelik Öncesi Risk Faktörleri
#### Detaylı Ultrasonografi
Detaylı ultrasonografi, günümüzde obstetric ultrason gebelik muayenelerinin en başından bebeğimizi kucağımıza alana kadar büyük bir önem taşımaktadır. Yalnızca ultrason sıklığı gebeye göre değişmesi olası. Herhangi bir risk taşıdığı sıkı takip gerektiği durumlarda daha yakından. Bu nedenle daha sık görüşmeyi talep etmekteyiz.
Ancak tüm gebe muayenelerinden ve ultrasonlarından farklı bir ultrasonografi şekli vardır. Bu nedenledir ki o da detaylı ultrason. Perinatolojik değerlendirme olarak da isimlendirmek mümkün. Bu konularda ise eğitimli kadın doğum hekimleri uzman perinatologlar tarafından ayrıntılı ultrasonografi gerçekleştirilmeli. Ayrıntılı ultrason yapılacak olan cihazlar da oldukça gelişmiştir. Bu nedenle fetüs hakkında çok daha detaylı bilgileri hekimin anlamasında yardımcı olur.
Detaylı ultrasonografi 19-23 haftalar arasında yapılabilen bir uygulama olup, detaylı ultrason sırasında;
Bebeğin gelişimi,
Bebeğin eşinin yerleşim yeri,
Bebeğin suyunun miktarı,
Bebeğin burun kemiğinin incelenmesi,
Bebeğin kalp yapısı ile ilgili temel bulgular,
Bu nedenle burada yapılan çalışmada bebeğin organlarından:
Kafatası, beyin, beyin içi boşluklar, beyincik,
Yüzde; dudak, damak, burun, gözler,
Omurga bütünlüğü,
Göğüs kafesi, kalp, akciğer,
Karın ön duvarı, karın içinde bulunan böbrekler, mide, karaciğer, safra kesesi, idrar torbası. Bu nedenle de bağırsaklar,
Genital (cinsel) organlar,
El ve ayaklarda kemik sayıları, şekil bozukluğu incelenmesi,
Göbek kordonu,
Bebeğin özel damar yapılarının Renkli Doppler ile incelenmesi,
Rahim ağzının (serviks) değerlendirmesi, gibi maddeler göz önüne olarak. Bu nedenle de tüm bu maddelerin incelenerek rapor oluşturulmaktadır.
Doğumda Epidural Anestezinin Yeri adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### DHA: İkinci Bebeğini Tedaviyle Sağlıklı Dünyaya Getirdi
Ankara'da Sevil ve Eren Erbaş çiftinin şu anda 6 yaşında olan kızları Yağmur'a doğumunun ardından 100 bin kişide 1 görülen 'CANT1 gen mutasyonu' teşhisi konuldu. Çift, sağlıklı embriyo nakli ile gerçekleşen hamilelik sonrası ikinci çocukları Ali Kerem'i sağlıklı bir şekilde kucaklarına aldı.
Sevil-Eren Erbaş çiftinin 6 yıl önce Yağmur adını verdikleri ilk çocukları dünyaya geldi. Erbaş çifti doğumun ardından Yağmur'un el ve ayaklarındaki şekil bozukluklarını fark edince hastaneye götürdü. Yapılan genetik test sonucu Yağmur’a 100 binde 1 görülen 'CANT1 gen mutasyonu' teşhisi konuldu. Taşıyıcı olup olmadıkları araştırılan Erbaş çiftine, bir dahaki çocukta rahatsızlık olma ihtimalinin yüzde 25'lerde olduğu belirtildi. Aradan 6 yıl geçmesinin ardından Erbaş çifti, kızları Yağmur'a kardeş yapmaya karar verdi. Kemiksel gelişim geriliğine yol açan kızlarındaki genetik hastalık nedeniyle endişe duyan çift, Medicana International Ankara Hastanesi'ne başvurdu. Sevil Erbaş'ın, uygun kromozomal analizleri yapılıp, mutasyon bölgeleri tespit edilerek, embriyo seçimi gerçekleştirilerek tüp bebek yöntemiyle yumurta elde edildi. Sağlıklı embriyonun, anne rahmine nakli gerçekleştirilerek hamilelik sağlandı. Anne Erbaş, uygulanan tedaviyle 2'nci çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirdi.
'ÇOK MUTLUYUZ'
Sevil Erbaş, ilk çocuğunda doğuma kadar her şeyin normal olduğunu söyledi. Doğduktan sonra el ve ayaklarındaki şekil bozukluklarından sonra rahatsızlığının olduğu ortaya çıktığını belirten Erbaş, "Sadece kemiksel gelişiminde problem var, zekâsında hiçbir şey yok. Ankara'da 2 kişide var. Bir de erkek çocukta var. O çocuğun babası bizi buldu. 2'nci çocuğa karar verdiğimizde çok araştırma yaptık. Taşıyıcı olup olmadığımız araştırıldı. Bir dahaki çocukta rahatsızlık olma ihtimalinin yüzde 25'lerde olduğu söylendi. Tedavimizin tüp bebek ile olacağı söylendi. Dün 2'nci çocuğumu dünyaya getirdim. O da ben de gayet iyiyiz. İkinci çocuğum sağlıklı olduğu için eşim de ben de çok mutluyuz" dedi.
Kaynak: https://www.dha.com.tr/saglik-yasam/ikinci-bebegini-tedaviyle-saglikli-dunyaya-getirdi-1841428
#### DHA: Kalıtsal Hastalıklı Çiftlerden Sağlıklı Embriyo
Kalıtsal Hastalıklı Çiftlerden Sağlıklı Embriyo ile Sağlıklı Bebek Elde Ediyoruz! Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, "Kalıtsal hastalığa sahip olan anne ve babalardan sağlıklı embriyo ile yüzde 100 sağlıklı bebeği veya taşıyıcı bebeği elde edebiliyoruz" dedi.
Medicana International Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, tüp bebek tedavisinin, önceki tedavi basamaklarının tamamlandığı; ancak gebeliğin elde edilemediği hasta profillerine uygulandığını söyledi.
Tüp bebek tedavisi için dünyadaki gelişmeleri Türkiye'ye yansıtmaya çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, sağlıklı embriyo nakli ile embriyo başına gebelik şansının yüzde 50 olduğunu belirtti.
Kılıç, Türkiye'de kalıtsal hastalıkların çok sık görüldüğünü, o hastalıklarla ilgili gen taramaları ve sağlıklı embriyo naklini gerçekleştirmenin başarısını ve sevincini yaşadıklarını belirtti. Nedeni belli olmayan infertilitelerde (kısırlık), infertiliteye neden olan gen taramalarını yaparak, başarı yakalamaya gayret gösterdiklerini kaydeden Prof. Dr. Kılıç, "İnfertilit hastalarda en önemli nedenlerden bir tanesi, problemi bulabilmek ve problemi bulabildikten sonra sonuca ulaşabilmektir.
Genetik nedenler, dokusal tiplemeler oldukça iyi bir noktaya geldiğimiz kanaatindeyiz. Eğer sağlıklı embriyo ile karşılaşırsak kalıtsal hastalığa sahip olan anne ve babalardan yüzde 100 sağlıklı bebeği veya taşıyıcı bebeği elde edebiliyoruz" diye konuştu.
'YOĞUN TALEP ALIYORUZ'
Prof. Dr. Kılıç, kemoterapi öncesinde tanı aldıktan sonra kanser hastası erkekte spermi, kadında yumurtayı ve evliyse embriyolarını dondurarak, bu kişilerin anne-baba olabilme şanslarını sağlamalarına çaba gösterdiklerini belirtti. Bu konuda yoğun talep olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç, "Gonat dondurmayı sadece kanser için değerlendirmemek lazım, gonat dondurmayı uyguladığımız yumurta ve spermleri dondurduğumuz kişiler, 35 yaş üstü olan anne adaylarına da yumurta dondurma tedavisini tavsiye ediyoruz. Bu konuda oldukça yoğun talep alıyoruz. Günümüzde evlilik yaşı ilerlemekle birlikte biz daha önceden almış olduğumuz tedbirlerle onların istedikleri yaşta anne olabilme şansını ve kapısını açıkta bırakmaya gayret ediyoruz" dedi.
Kaynak: https://www.dha.com.tr/saglik-yasam/kalitsal-hastalikli-ciftlerden-saglikli-embriyo-ile-saglikli-bebek-elde-ediyoruz-1747840
#### Diriliş Postası: İnfertilite ve Ankara Tüp Bebek Tedavisi
İnfertilite nedir? İnfertilitenin Nedenleri Nelerdir? Tüp bebek tedavisi ile ilgili detayları derledik. İşte Kısırlık tedavisi hakkında bilinmesi gerekenler...
İnfertilite nedir? Bebek isteği olan, herhangi bir korunma yöntemi kullanmadan düzenli birlikteliklere rağmen 1 yılı geçmiş ve hala gebelik elde edilemeyen durumlarda, gebelik elde edilememesi durumuna infertilite denilebilir. İnfertilite erkek veya kadın veya hem erkek hem kadın kaynaklı olabilir. Her iki durumda da Ankara tüp bebek tedavisi faydalı olabilir. İnfertilite ikiye ayrılabilir:
Bunlardan;
Primer infertilite : Daha önce hiçbir gebelik geçirmemiş olmaması durumudur. Sekonder infertilite : Daha önce bir kez ya da daha fazla gebelik oluşmuş ancak şu an gebelik elde edememesi durumudur.
İnfertiliteye çözüm bulabilmek için öncelikle infertilitenin altında yatan nedeni bulmak aslında en doğru yöntem olacaktır.
Tüp bebek tedavisi yapılırken seçilecek olan tüp bebek uzmanlarını iyi araştırmak gerekir. Hangi durumlar da bir tüp bebek uzmanına başvurmalıyım?
Kaynak: https://www.dirilispostasi.com/haber/6246801/sevtap-hamdemir-kisirlik-infertilite-ve-ankara-tup-bebek-tedavisi
#### Doğum Dikişi İzi Düzeltilebilir Mi?
Normal doğumlarda bebeğin dışarıya çıkarılmasından önce kontrolsüz yırtıkları önlemek amacıyla 4-5 cm kadar bir epizto bölgesi açılır. Epizyotomi onarılırken dikişlerin özensiz atılması, enfeksiyon sonrası açık kalması nedeni ile burada hem kötü görünüşlü olmakla birlikte sert bir doku oluşabilir. Bu durum cinsel ilişki sırasında görüntü bozukluğu dışında ağrılı bir cinsel birliktelik ortaya çıkarır. Yaklaşık 15-20 dakikalık bir işlem ile bu doku çıkarılarak estetik dikişle birleştirilebilir.
Klitoris Düzeltme Ameliyatı Nedir?
Bazı klitorisler labialar gibi bayanı rahatsız edecek derecede fazlalıkları vardır. Klitoris düzeltme ameliyatında fazla doku çıkarılarak labioplasti ile birlikte yapılabilir. Bu durum orgazm da bir azalma meydana getirmez tam tersine dışardan bakıldığında daha hoş bir görüntü sağlayarak bayanın özgüveninde artı bir geçiş olmasını sağlar.
En Sık Yapılan Genital Estetik Ameliyatları Nelerdir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Doğum Korkularınızı Birlikte Yeniyoruz
Evet, kadınlar binlerce yıldır doğurmaktadır ama bu sizin doğumunuzdur ve bugün sizin gününüzdür. Hayata sizden birisi geliyor bunun tadını çıkartın. Hastanede bebeği kucağınıza aldığınız sürece kadar endişeler bitmez, ama anın tadını çıkartmak bu dönemde en çok hakkınız bunu asla unutmayın, siz harika bir işe imza attınız.
Büyük gün gitgide yaklaşmaktadır. Belki de yıllardır hayalinizde canlandırdığınız, size benzeyen güzeller güzeli kızınız ya da babasına benzeyen yakışıklı, centilmen oğlunuz yakında kucağınızda olacaktır. Bebeğinizi kucağınıza alana kadar endişeniz devam edecektir, hangi yöntemle doğuracağınız ,acınızın çok olacağını düşünmeniz gibi bir sürü soru.
Hamilelik ve doğumla ilgili korkular kadınların %90’nında bulunmaktadır. Bu korkuları doktorunuz ve psikoloğunuzla çözebilirsiniz. Gebelik döneminde aklınıza takılan her soruyu kesinlikle doktorunuzla paylaşın, paylaşmadığınız takdirde bu korkular sizin içinizde büyüyecektir. İnternetten okuduğunuz veya bir yakınızdan duyduğunuz ürkütücü doğumları kafanızdan def edin ve kendinizi mükemmel bir doğum yapacağınıza endeksleyin.
İnsanlar genel olarak bilmediği şeylerden korkarlar. Bunun için ilk adım yeteri bilgiye erişmektir. Bilgileri internet yorumlarından ve çevrenizden değil de doktorunuzdan edinmelisiniz.
Vajinal doğumla ilgili en çok yaşanan korkular, doğum esnasında çekilecek ağrının şiddetine dayanamama korkusu, yabancı bir ortamda yalnız ve çaresiz kalma, bebeğin başına kötü bir şey gelme riski, doktora ya da hastaneye ulaşamama ve doğum sonrası cinsel hayatın olumsuz etkilenme olasılığı sayılabilir. Sezaryenle ilgili korkular ise, anestezi korkusu, bilinci kaybettikten sonra kontrolün tamamiyle başkalarının elinde olması, ameliyat esnasında ve de sonrasındaki ağrılar, operasyon sonrası iyileşme döneminin uzun olması şeklinde çerçevelenebilir. En önemli nokta kişinin doktoruyla bu korkularını paylaşabilmesi ve doktorunun hastasını özenle dinleyip onu endişeleri konusunda aydınlatabilmesidir. Hastanelerde veya doktorların özel olarak düzenledikleri gebe okulları vardır. Doğum öncesinde verilen bu eğitimler sizi hem gebeliğe hem doğuma oldukça hazırlar hem de doğum sonrasına güzelce hazırlar . Bu eğitimlerde hamile kadınların duygu ve endişelerini dile getirip paylaşabilmeleri, doğum eylemi hakkında bilgilenme ve nefes alma ve gevşeme egzersizleri gibi yöntemlerle doğuma katılma ve kolaylaştırma konusunda yardımcı olunur.
Anne adayı ne şekilde doğum yapmış olursa olsun, her kadın doğum sırasında bir miktar ağrı çekecektir. Kimse doğumun kolay olacağını yüzde yüz garanti edemez yine de epidural anestezi gibi modern yöntemlerle günümüzde özellikle ağrıyla başa çıkma konusunda annelere oldukça yardımcı olunabilmektedir. Bu yöntemle anne doğumda bebeğinin dünyaya gelişinin her anını yaşayarak doğumuna aktif olarak katılabilmekte ve daha az ağrı çektiği için daha az yorulup, doğum sonrası da daha çabuk toparlanabilmektedir.
Ağrının anlamı kültürden kültüre değişir, sosyal ve duygusal boyutları vardır. Ağrı çekmek anneliğe geçişin ilk kuralı gibi görülür. Ama her kadın bu ağrıyı aynı düzeyde yaşamaz. Öncelikle her insanın “ağrı eşiği” dediğimiz fizyolojik bir ağrıya dayanabilme sınırı vardır. Bu kimi insanda yüksek, kimi insanda düşüktür. Bunun yanında doğum ağrısının bir de psikolojik boyutu vardır ve bu birçok konuyla alakalıdır. Kadınlık kimliği ile ilgili çatışmalar, karı-koca ilişkileri, gebeliğin isteğe bağlı olup olmadığı, travmatize edici eski tecrübeler hatta anne adayının kendi annesiyle olan ilişkileri bile bu duyguyu etkilemektedir
Özetlemek gerekirse doğum korkusuyla başa çıkmada ilk adım anne adayının kendisini en çok endişelendiren konuyu iyi bilmesi, bunu doktoruyla ya da doğum öncesi eğitimlere katılarak çözmeye çabalaması, çabalar yetersiz kaldığında bireysel bir psikolojik destek alması olmalıdır. Doğuma eşin katılımı özellikle yabancı bir ortamda (doğumhane) yalnız kalma korkusuna yardımcı olmaktadır. Bunun yanında doğum personelinin doğum sırasındaki pozitif ve destekleyici tutumları, anneyi doğum süresince bilgilendirmek ve bir sonraki aşamanın ne olduğunu anlatıp doğuma onun da katılımını sağlamak annenin kontrol duygusunu güçlendirecek ve korkusunu azaltacaktır. Korku azaldığında ağrı kesici ihtiyacı da azalmakta ve doğum süresi kısalmaktadır.
Annelik kimliğinin yerleşmesinde doğum tecrübelerinin yeri büyüktür. Doktor ve ebelerle işbirliği içerisinde, ağrıya ya da paniğe yenik düşüp kontrolü kaybetmeksizin gerçekleşen başarılı bir doğum sonrasında kadının kendine güven duygusu artar, bu beraberinde annelik yetenekleri konusundaki özgüvenini de arttıracaktır.
Nasıl bir doğum yapmış, ne kadar acı çekmiş olursanız olun, sizde iz bırakacak tek şey doğumdan sonra hastanede bebeğinizi kucağınıza aldığınız andaki heyecan ve mutluluğunuz olacaktır.
#### Doğum Sonrası Cinsel İlişkiye Ne Zaman Girilir?
“Doğum sonrası cinsel ilişkiye ne zaman girilir?” Sorusu doğumdan sonra çiftlerin en merak ettiği sorulardan bir tanesidir. Ancak utanma ya da cinselliğin ötelenmesi nedeniyle sorulmamaktadır. Oysa ki bu soruyu doktorunuza rahatlıkla sorabilirsiniz. Bazı kadınlar, genellikle ilk doğumu olan kadınlar; bazen doğum sonrası travma ya da yeniden cinsel yaşama dönme kaygısı ya da olası gebelikten korkma gibi nedenlerle doğum sonu ilişkiye girmekten oldukça kaçınabilirler. Bunun sağlığı için zararlı olacağını veya canının çok yanacağını düşünebilirler. Doğum sonrası ilişkiye girmenin doğal olarak bir süresi vardır. Bu süre pek çok merkezde ve klasik kaynaklarda doğumdan sonraki ilk 6 haftayı kapsar ve lohusalık olarak adlandırılan bu dönemi ilişkiye yasaklarlar. Bu süre sezeryan da olsa, normal doğum da olsa yine 6 haftadır.
Doğumdan sonra ilk 6 hafta cinsel ilişkinin yasak olmasının sebebi ise doğumdan sonra genital organların kendini tamamen toparlaması, kanamaların son bulması, epizyotomi veya doğumda bir yırtık oluşmuşsa bunların iyileşmesi için yeterli olan süre 6 haftadır. Bu dönemde ilişkiye girmek yasaktır. Kadın bu dönemde ilişkiye girmemeli ve organların iyileşmesini beklemelidir. Bu dönem çiftler için sorun yaratan bir dönem değildir. Eşler bu dönemde gayet anlayışlı ve iyimserdir. Eşlerin bu dönemde kadınlara bol bol destek olup, bu dönemi beraberce rahatlıkla atlatabilirler.
Doğumdan sonra cinsel ilişki yasağı kalktıktan sonra yani doğumdan sonraki ilk 6 hafta geçtiği zaman cinsel ilişkiye girmenin bir tıbbi sakıncası yoktur. Ancak psikolojik nedenlerle kadınların doğum sonrası ilişkiden ilk başta endişe duyması normaldir. Bu endişe zaman içerisinde gittikçe azalacak ve cinsel ilişki normale dönecektir. Eğer doğum vajinal olarak gerçekleştiyse epizyotomi dikişleriniz iyileşmeden cinsel ilişkiye girmeniz dikişlerinizin açılmasına neden olabilir
Lohusalık bitimi ilk jinekolojik muayene yapıldığında, her şey yolunda ise çoğu zaman bilgilendirme esnasında bu konuya da değinmelidir.
Bebekle beraber anne ve eş arasındaki rolü konusunda bir kargaşa yaşayan loğusa kadın cinsel yaşamı bir sekteye uğramaktadır. Ek olarak bebek bakımının zorluğu ve sorumluluğu çiftleri yormaktadır. Bu nedenle yeniden cinsel yaşama dönmek zor olabilmektedir. Bu nedenle belirli bir zamandan bahsetmek çok zordur. Önerimiz tam olarak bedensel ve ruhi zamanlamayı tamamlamaktır.
#### Doğum Sonrası Cinsel İsteksizlik
Doğumdan sonra kadınların en büyük şikayetlerinden biriside cinsel isteksizliktir. Kadınlar bu konudan oldukça rahatsızdır. Bu isteksizlik onları mutsuz hissettirebilir. Bu isteksizlik özellikle emziren annelerde daha fazladır. Bunun sebebi ise emzirme zamanında çok fazla salgılanan prolaktin hormonu. Prolaktin hormonu süt salınımını sağlar. Bu hormonun diğer bir etkisi ise cinsel isteksizliktir.
Prolaktin hormonu cinsellikte en önemli hormon olan östrojen ve androjen hormonlarını baskılar. Bu hormonları baskıladığı için de kadınlarda cinsel isteksizlik meydana gelir. Kadınlar bu konudan oldukça rahatsızdır. Bu problemi yaşayan kadınlar mutsuz olurlar ve psikolojik olarak kendilerini eksik hissederler. Bu doğumdan sonra birçok kadının şikayetidir. Ve asıl kadınların en merak ettiği konu bu isteksizlik ne zaman geçecektir?
Kadınların genelde isteksizlik süresi doğumdan sonraki ilk 3 aydır. Bu süre daha da uzarsa doktorunuza danışmanız da fayda vardır. Kadınlarda bu dönemde verilebilecek en iyi destek eşlerinden gelen destek olacaktır. Elbet bu isteksizlik bir süre sonra son bulacaktır. Eşlerin bu durumda kadınların yanlarında olmaları ve onlara güven vermeleri en önemli noktadır. Kadınlar bu dönemde kendilerini eksik ve güvensiz hissederler bundan dolayı eşlerin,kadınlarına onun öyle olmadığını ve hala sevdiği kadın olduğu hissettirilmelidir. Unutmayın ki bu isteksizlik geçici bir süredir.
Eğer bu süre ortalama 3 ayı geçerse doktorunuza danışabilirsiniz. Toparlayacak olursak doğum sonrası cinsel isteksizlik normaldir. Bu isteksizlik çiftleri mutsuz edebilir. Özellikle bu isteksizlik emzirmeyen kadınlara oranla emzirenlerde daha çoktur. Bunun sebebi ise hormonlardır. Süt salınımı sağlayan prolaktin hormonu kadınlık hormonu olan östrojen ve androjen hormonlarını baskılar. Bundan dolayıda cinsel isteksizlik meydana gelir. Bu isteksizlik kadınları da oldukça mutsuz eder. Bu dönemde eşlerinde anlayışlı olması gerekmektedir. Doğum sonrası olan cinsel isteksizliğin ne Zaman son bulacağı merak konusudur. Bu isteksizlikler genel olarak doğumdan sonraki 2-3 ay sonra son bulacaktır. Bazı kadınlarda hiç cinsel isteksizlik olmayabilir. Bazılarında ise daha erken sürede isteksizlik son bulur. Bu gibi değişiklikler normaldir. Fakat 3 ayı geçtikten sonra doktorunuzla görüşün. Bu dönemde psikolojik olarak da yıpranmış okunabilir. Bunun etkisiyle de cinsel isteksizlik olabilir. Bunun için yardıma ihtiyaç duyulursa yardımda alınabilir.
#### Doğum Sonrası Depresyon
Bebek sahibi olmak mutluluk veren bir olaydır ancak aynı zamanda sorumlulukların artması strese yol açarak zorlu bir dönem geçirmeye sebep olabilir. Bir çok kadın anne olmakla beraber stres, sıkıntı, heyecan, üzüntü gibi pek çok duygu hali yaşayabilir. Bu belirtiler normalde 7-10 gün içerisinde düzelir.
Doğum sonrası depresyon, doğum yaptıktan sonra oluşan bir depresyondur. Doğum yapan her yüz anneden on ya da on beş annenin bu duruma maruz kaldığı görülmektedir. Çoğu anne bu dönemi kendiliğinden geçirmeyi ister ya da anlam veremeyerek dışarıya yansıtmaz.
Doğum sonrasında kadınların karşılaşabileceği iki duygusal durum vardır:
Bebek Stresi
En sık rastlanan durum bebek stresidir. Anneler bebek stresi yaşarken, çok duygusal olurlar ve sebepsiz yere ağlarlar. Aynı zamanda çok endişeli, gergin ve yorgun olurlar ve uyumakta zorluk çekerler. Doğum sonrası, toparlanmak için dinlenmeye en çok gereksinim duyduğunuz ancak bir türlü dinlenmeye vaktinizin olmadığı bir zamandır. Bu stres birde gelir ve birkaç gün sürerek tekrar terk eder. Endişelenecek bir durum kesinlikle olmamakla beraber bebek stresi her beş anneden üçünde bulunur.
Doğum Psikozu
Çok az, çok seyrek görülen bir depresyon durumudur. Sorunlar genelde doğumdan sonraki iki hafta içinde, ciddi ruh hali ve davranış bozuklukları şeklinde, aniden ortaya çıkar. Doğum sonrası psikozu geçiren kadınlar, çok fazla gergin olurlar, kafaları çok karışıktır, ve genelde kendileri ve/veya bebekleri ile ilgili çok rahatsızlık veren inanışları vardır. Bu kadınların bir uzman psikolog desteği almaları ve derhal doktorlarından yardım istemeleri gereklidir. Genel tedavi ilaçla tedavi şeklindedir. Atlatılmayacak bir problem asla değildir.
Doğum sonrası depresyon normal depresyondan ne açıdan farklılıklar gösterir?
İntihar düşüncesi doğum sonrası depresyonda çok daha azdır. Akşamları daha kötü olmaktadır. Süre daha kısadır ancak zihin karışıklığı daha fazladır.
Genellikle hangi grupta doğum yapan kadınlar yaşıyor?
Erken yaşta gebe kalan, geçmişte depresyon öyküsü var olan annelerde doğum sonrası depresyon olasılığı yüksek oluyor.
Doğum sonrası depresyon yaşayan kadınların eşlerine ve ailelerine ne gibi görevler düşmektedir?
Üst seviyede bir sosyal destek önemlidir. Bazı kültürlerde ilk 40 gün annenin dinlenmesi gerektiği zaman olarak öngörülmüştür. Dinlenme, sağlığına kavuşma, yeme ve uyuma dönemidir. Kadının ailesi yemeğini hazırlar, ev işlerini yapar ve bebeğe bakar. Böylece sosyal destek, eğitim, bebek bakma, annelik durumu sağlanır. Bu dönemde annenin çevresindeki sevdikleri tarafından desteklenmesi gerekiyor. Elbette ilk destekleyecek kişi babadır. Bebek bakımında annenin güvendiği anneanne ya da teyzeler de bu hüznün geçişinde yardımcı olacak akla ilk gelen kişilerdir.
Hamileliğin başlangıcından itibaren önlem olarak psikiyatrist ya da psikolog desteği almak gerekir mi diye soracak olursak ;
Daha önce geçirilmiş bir psikiyatrik öyküsü olan ve daha önceki gebeliklerinde doğum sonrası depresyon yaşayan anne adaylarına gebelik süreci boyunca bir psikiyatrik yada psikolog desteği sağlanabilir.
Bu Durumda Belirtiler Nelerdir?
Şiddetli hüzün ya da boşluk duygusu, duyarsızlık
Aşırı yorgunluk, enerji eksikliği gibi bedensel yakınmalar
Aile, arkadaş ya da keyif veren etkinliklerden uzak durma
Bebeklerini yeterince sevmedikleriyle ya da bebeğin beslenmesiyle, uykusuyla ilgili endişeler, bebeğe zarar verme korkusu
Konsantrasyon güçlüğü
Bellek zayıflığı
Endişe, sinirlilik, sıkıntı, bunaltı, kendiliğinden ağlamalar ve panik atak
İştahsızlık
Kilo kaybı
Uykusuzluk
Bebekle ilgilenmek istememe
Mutlu olmaları gerekirken çökkün duygulara sahip oldukları için suçluluk duygusu, ilgi ve istek kaybı.
İlaçlar yardımcı olabilir mi?
Depresyon ilaçları gerçekten de yardımcı olabilir, ancak bebeğinizi emzirirken ilaç alamayabilirsiniz. Bu konuda doktorunuza danışın. Bu ilaçlar, özellikle depresyondan kaynaklanan, iştah kesilmesi, uykusuzluk, halsizlik gibi fiziksel belirtileri gidermede faydalı olabilirler. Eğer, doktorunuz size depresyon ilaçları yazarsa, ilaçların etkisini göstermesinin iki hafta kadar zaman aldığını unutmayın. Bu ilaçların normalde bağımlılık yapmadığına inanılmakla birlikte, her ilaç da olduğu gibi aniden kesmemek gerekir. Reçetede belirtilmiş miktarın tamamını almak önemlidir, bu da genelde altı ay kadardır.
Gebelik fizyolojik dokuz aylık bir serüvenden oluşan süreçtir. Yeni bir bebekle birlikte yeni bir can minik bir insan daha katılmıştır ailenize. Nasıl ne yapacağınızı bilmemekle birlikte nasıl davranacağınız konusunda da bir fikriniz olmayarak bu sizi ürkütmektedir. O sizi keşfederken sizde zamanla onu keşfedeceksiniz dokuz ay sonunda bebeğiniz kucağınızda kokusuyla keyfini çıkarın. Bu dönemde elbette aile büyüklerinden destek almakta da fayda var. Psikolojik kaygılar endişeler konusunda doktorunuzla paylaşmaktan kaçınmayın, bunları kısa sürede geçecek tatlı endişeler olarak görmekte fayda var.
Anne Olmak İstiyorum! Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Bebeğimizde Cinsiyet adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Jinekolojik Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Açılış Konuşması adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Doğum Sonrası Genital Estetik
Doğum sonra genital estetik merak edilen bir konudur. Genital bölge estetiği bir operasyondur. Doğumdan sonra bozulan veya normalde hoşunuza gitmeyen genital bölgelerinizi operasyonla güzelleştirebilirsiniz. Kadınlar için tabiki de çok önemli olan bir bölgedir. Buradaki küçük defarmasyonlar bile sizi rahatsız edebilir. Doğumdan sonra ise eğer epizyotomi varsa, sarkma varsa yani hoşunuza gitmeyen bir durum varsa bunu doktorunuza danışarak estetik yaptırabilirsiniz. Genital estetikler sizi psikolojik olarak da rahatlatır.
Genital estetikte en çok yaptırılan ise labia yani dudak sarkması operasyonudur. Bu operasyonların bir riski bulunmaz. Bir diğeri ise epizyotomiden kalan nedbe dokuya yapılar. Bu operasyonun da hiçbir riski yoktur. Estetik açıdan genital bölgenin güzel görünmesini sağlarlar. Genital bölge estetikleri çok uzun zamanlar almaz. Yapılacak uygulamaya göre 1-3 saat sürer. Bir diğer merak konusu anestezi. Anestezi seçimi hastanın istemine göre değişir. Lokal anestezide yapılabilir, genel anestezi de. Genital estetik sonrası cinsel ilişkiye ise estetiğin yerine ve iyileşme durumuna göre zaman alır. Genital estetikte ilk 1 hafta sizi biraz zorlayabilir. Bu 7 gündem sonra normale dönecektir. Ve genital estetikte iz kalma olasılığı azdır, çok büyük izler söz konusu değildir.
Bu operasyonların bir riski yoktur. Doğumdan sonrada doktorunuza danışarak en uygun zamanda yaptırabilirsiniz. Toparlayacak olursak genital estetik yaptırmanızın bir sakıncası yoktur. Doğumdan sonra yaptırmanız ise yaralarınızın iyileşmesi ve doktor onayından sonra olmalıdır. Doğumdan sonra genital estetik yaptırmanız için yaralarınızın mutlaka iyileşmesi gerekmektedir. Genital estetik kısa süreli riski bulunmayan operasyonlardır. Anestezi seçimi tamamen hastaya kalmıştır. Genel anestezi ve lokal anestezi seçenekleri bulunmaktadır. Genital estetik tercihleri genelde labialara yani dudaklara yapılır. Labialarda olan sarkmalardan genel olarak kadınlar şikayetçidir. Bunun için de estetik yaptırmayı düşünürler. Bir diğer estetik nedeni ise epizyotomide olan nedbe yani ölü dokular kadınlar bundan da şikayetçidir. Nedbe dokuya da estetik yapılarak görüntü güzelleştirilir.
Bu operasyonların saatleri operasyona göre değişmektedir. Ortalama 1-3 saat arasında değişmektedir. Operasyondan sonra cinsel ilişkiye ne zaman girileceği de merak konusudur. Operasyon yaraları iyileştikten sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Operasyonun üstünden 1 hafta geçinceye kadar biraz sorun yaşayabilirsiniz. Bir sorun gözlemlediğiniz zaman mutlaka doktorunuza danışın.
#### Doğum Sonrası Ne Zaman Adet Görülür?
Doğum sonrası annelerin en çok merak ettiği bir diğer konu ise ne zaman adet görmeye başlarım?sorusudur. Emzirmeyen annelerin adeti en erken 2 hafta, en geç 6 haftayla başlar. Eğer bu süre daha çok uzarsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Emziren annelerde ise bebeğinizi emzirmeyi ne zaman bırakırsanız adetiniz de hemen hemen o zamanlarda başlayacaktır veya düzene girecektir.
Emziren anne ,bebeğini sütten kestiği halde adet kanaması başlamıyor ise mutlaka doktoruna haber vermelidir. Hamilelik döneminde, hormonların etkisiyle anne adayları adet görmezler. Bu hormonların etkisi eğer anne emziriyorsa 6 ay içinde adet görmeye başlayacaktır. Hamilelikten sonra yeniden adet gören anneler ilk 2 yada 3. adet dönemlerinde normalleşiyor ve düzene giriyor. Hamilelikteki hormonların etkisi hala geçmediğinden ilk 2-3 adet dönemi düzensiz oluyor. 3. adet döneminde ise genelde hormonların etkisi geçtiğinden dolayı normale dönüyor.
Sezeryan doğum veya normal doğum arasında adette fark olmamaktadır. Emziren annelerin adeti daha uzun süre sonra başlıyor. Çünkü süt salınımını sağlayan hormon adetinde gecikmesini sağlıyor. Bu dönemde anneler bir kez daha gebe kalabiliyor eğer ki korunulmuyor ise. Bundan dolayı cinsel ilişkide de korunulması gerekmektedir.
Adetiniz çok geç başlar ise veya çok düzensiz ise mutlaka doktorunuza danışın. Toparlayacak olursak doğum sonrası adet kişiden kişiye değişmektedir. Adet emziren annelerde daha geç başlarken, emzirmeyen annelerde en geç başlarken, emzirmeyen annelerde en erken 2, en geç 6 hafta sonra adet kanamaları başlayacaktır. Emziren annelerde ise hemen hemen bebek emmeyi bıraktığı zaman adet kanaması başlamaktadır.
Doğumdan sonra adet düzensizlikleri normaldir. Bu düzensizlikler hamilelik dönemindeki hormonları etkisinden dolayıdır. İlk 2-3 adet dönemi düzensiz olur ve sonra düzene oturur. Bu süre geçti ve hala adetiniz normale dönmediyse doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Emzirmeyen anneler doğumdan sonra en geç 6 hafta içinde hala adet kanaması görmelidir ise doktorlarına muayene olmalıdır. Emziren anneler ise emzirmeyi bıraktıktan sonra birkaç hafta içinde adet kanaması görmezler ise doktorlarına başvurmalıdır. Doğum şekli yani sezaryen doğum veya normal doğum adetin başlama tarihini değiştirmez. Sadece emzirmek veya emzirmemek değiştirir. Bunun nedeni ise tamamen hormonlardır.
Prolaktin hormon yani süt salınımını gerçekleştiren hormonun böyle bir yan etkisi bulunmaktadır. Emziren anne adet görmediğinden dolayı, yeniden hamile kalmak daha kolaydır ve kolay anlaşılmaz adet kanaması olmadığı için.
#### Doğum Sonrası Ne Zaman Egzersize Başlayabilirim?
Doğum sonrası egzersize başlamak gebelik öncesi halinize dönmenize yardımcı olacaktır. Egzersiz size hem beden yönünden iyileştirecek hemde ruhsal açıdan size iyi gelecektir.
Doğum sonrası egzersize başlamadan önce mutlaka doktorunuza görünmelisiniz. Doktorunuzdan olumlu bir cevap almanız halinde güvenilir ve etkili bir egzersize başlayabilirsiniz. Doğum sonrası eski formunuza dönmek için sağlıklı bir diyet (bu diyet emziren anneler için sorun değildir.) ve düzenli aralıklarla yapılan egzersizin hiç bir zararı yoktur. Egzersiz yapmak sizi her yönden rahatlatır ve salgılanan enerji nedeni sayesinde sizi daha mutlu edecektir. Doğum sonrası yapılan egzersizler forma girmenize yardımcı olur ve gebelik öncesi kas gücünü geri kazanmanızı sağlar. Vücudunuz hemen eski halini almaz bunu bilmeli ve istikrarlı bir şekilde egzersize devam etmelisiniz. Doğum sonrası egzersize başlamanız doktorunuza ve size bağlıdır.
Doktorunuz egzersize başlamasında herhangi bir sakınca görmediği sürece ve sizde kendinizi hazır ve devam edebilecek hazırlıkta hissediyor iseniz egzersize başlayabilirsiniz. Eğer sezaryen veya zor doğum yapmışsanız egzersizlere başlamanız uzun zaman alabilir. Egzersizlere doktorunuza danışmadan ve kendinizi hazır hissetmeden egzersize başlamanız önerilmemektedir.
Anne adaylarının doğumdan sonra istediği en büyük şeylerden birisidir eski vücuduna geri dönmek, bunun için doğumun üstünden çok geçmeden doktorunuza danıştıktan hemen sonra egzersizlere başlayabilirsiniz. Bu egzersizler annelerin kendilerini daha Mutlu ve huzurlu hissetmelerini sağlar. Anneler egzersiz yaptıktan sonra daha huzurlu ve sağlıklı olur. Anneler yeni egzersize başlandığında ısınma hareketleriyle başlamalıdır.
Anne kendisini çok yormalıdır, zamanla egzersizlerin ağırlığını ve dakikasını kendisine uygun bir biçimde ayarlayacaktır. Anne ilk önce hafif ısınma hareketleriyle başlamalı daha sonra yavaş yavaş artırabilir. Anne adaylarını günlük 20-25 dakika egzersiz yapmaları yeterli olacaktır. Annelerin kendilerini zorlamamaları gerekmektedir. Kendisini yorgun hissettiği zaman egzersizleri bırakmalıdır. Egzersize başladıktan sonra anne kendisinde olumlu değişimler görecektir. Fakat anneler egzersizden sonra kendisinde olumsuz yönde değişiklikler görüyorsa mutlaka egzersizlere son verilmelidir. Eğer anne normal doğum yaptıysa egzersizlere daha erken başlayabilir. Fakat sezaryen doğum veya zor doğum eylemi görüldü ise egzersizlere başlama süresi daha uzun sürecektir. Egzersize başlamanın süresine doktorunuz karar vermelidir doktorunuz egzersiz yapmanızı uygun görüyorsa egzersize başlayabilirsiniz.
#### Doğum Sonrası Oluşan Çatlaklardan Kurtulmak Ne Kadar Mümkün?
Doğum sonrası çatlaklar, kadınların neredeyse en büyük şikayetidir. Her kadın güzel ve kusursuz görünmek ister, bunun içinde çatlaklar büyük tehlike olarak görülür. Hiçbir kadın vücudunda leke veya çatlak olmasını istemez. Kadınlar bu çatlaklar olmaması için hamilelik döneminde doktorunda uygun gördüğü kremleri kullanırlar ve çatlaklar için önceden önlem alırlar ve bu çatlaklara asla katlanmazlar.
Çatlaklar için en uygun tedavi doğumdan sonra 1 yıldır. Çatlakların normal olduğunu ve kesinlikle sağlığınıza bir zararı olduğunu düşünmeyiniz. Bu çatlaklar ilk zamanlarda kırmızıdır daha sonrasında ise kişinin ten rengine döner. Bu çatlakların sebebi ise gebelikte alınan kilo gerginliğe, sebep olduğundan dolayı özellikle karında ve memede çizgiler şeklinde çatlaklar olur. Bu çatlaklar genelde gebeliğin 5. ve 6. ayların da daha belirgin hale gelirler, hatta bu dönemde çatlaklar ortaya çıkar. Çünkü gebelikte karnın belli olduğu aylar bu aylardır. Gebelikte asıl kilo alımı 5-6 aylarda olduğu için çatlaklar bu dönemde başlar. Bu çatlaklar derinin orta tabakasında yani dermiste meydana gelir.
Doğum Çatlağı Tedavisi Nasıl Azalır?
Bu çatlakların tedavisinde lazer ön plandadır. Lazer uygulamasının çatlaklarda önemli derecede iyileşme yaptığı görülmüştür. Bu çatlakların hiç olmaması veya daha az olması için hamilelik döneminde kullanılan bitkisel karışımlar veya bazı kremler vardır. Bunları doktorunuza danışarak hamilelik döneminde kullanabilirsiniz.
Toparlayacak olursak gebelik sonrasında annelerin en çok merak ettiği ve endişelendiği konulardandır. Bunun için anneler bu konu ile ilgili epey araştırma yaparlar. Anne adayları bu araştırmaları ilk gebe kaldıkları Zaman araştırmaya başlarlar. Anneler doğumdan sonra kısa sürede eski hallerine dönmek isterler. Bunun içinde bu çatlaklardan kurtulmak gerekir. Anne adayları bu çatlakların olmaması için gebelik döneminde başlanması gerekmektedir.
Anne adayları gebelik döneminde bu çatlakları önlemek için doktorunda tavsiye ettiği kremler kullanarak çatlak olması engellenebilir. Bu çatlakların kesin tedavisi ise lazer uygulamasıdır. Bu tedaviyi yaptırmak için ise doğumun üstünden 1 yıl geçmiş olması gerekir. Bu çatlakların sebebi gebelik döneminde alınan kilo ve doğumdur. Bu çatlaklar derinin orta tabakasında yani dermiste meydana gelmektedir. Bu çatlakların bir zararı yoktur fakat estetik olarak hoş görünmezler. Bu çatlaklardan en iyi korunma yöntemi hamilelik döneminde kullandığınız gebeliğe zararlı olmayan bitkisel karışımlar ve kremlerdir.
#### Doğum Sonu Ne Kadar Devam Edecektir?
Doğum sonu kanama ve akıntıların ne zaman biteceği,anneler için büyük merak kaynağıdır. Doğum eyleminin bitmesi ile yaklaşık olarak 150 gr. dan 2 kiloya ulaşan rahmin yeniden eski haline gelme süreci başlayacaktır.Ancak bebeği beslemek amacıyla büyümüş ve damarlanması artmış olan rahim bir anda eski haline dönemez yaklaşık dönüş süresi 40 gün kadardır.Bu dönemde kas ve damar dokuları kontrollü hücre ölüm sistemi apoptozis ile eski haline dönecektir. Bu süre kadını rahatsız edebilir.Çünkü u süre boyunca kandan akıntıya doğru dönüşen bir vajinal sekresyon olcaktır. Bu akıntıların normal süresinden önce veya sonra biterse enfeksiyona veya kansızlığa sebep olabilir. Ortalama olarak rahmin eski haline dönüş süresi 4-8 hafta kadardır. Doğumdan hemen sonra başlayan kanama ve akıntılar lohusalık sonuna kadar sürer. Kanama veya akıntıların hiç gelmemesi istenen bir durum değildir çünkü doğumda ve sonrasında rahimden atılması gereken kanlar,pıhtılar ve kaldı ise içeride koleksiyon ismini verdiğimiz mikroplar için besi yeri oluşturacaktır. Bu bir endometrit ismini verdiğimiz tehlikeye ortam hazırlayıcıdır.Doğum sonrası Lohusalıkta gelen akıntılar ilk başta kırmızı ve kanlıdır. Daha sonra akıntının rengi zamanla açılır ve sulu kan şeklini alır ki Loche olarak adlandırılır. Lohusalığın son günlerinde ve biteceği döneme yakın kan şeklinden akıntı şekline doğru dönüşerek rengi şeffaf olacaktır. Kanamanın süresi çok uzadığı takdirde içeride bebeğin eşine ait doku kaldığının habercisi olabilir mutlaka doktorunuza haber veriniz.Yine kanamanın uzaması involusyonun iyi olmadığının yada hormonal olarak kadının kendine gelemediğinin bir habercisi olabilir.Uzamış kanama kadını güçsüz bırkacaktır. Demir ve vitamin desteği alması gerekebilir. Lohusalıkta süt üretimi içinde enerji harcayan kadına bu süre rahatsız edici ve ağır bir yorgunluğu beraberinde getirici olabilir.
Akıntıların 4-8 haftadan önce bittiği zamanlarda da koleksiyon ve enfeksiyon riski nedeniyle doktorunuza danışmanız ve muayene olmanız sizin için iyi olacaktır.
#### Doğum Zamanı Hesaplanabilir Mi?
Doğum zamanını tam olarak hesaplamak mümkün değildir. Doğum zamanı son adet tarihinden sonraki 40 haftaya kadar hesaplanır. Bu hesaplama son adet tarihinizden itibaren başladığından dolayı eğer son adet tarihiniz yanlış veya eksik biliyorsanız doğum zamanı hesaplaması yanlış olacaktır.
Normal doğum haftası 37-40 hafta arasındadır. Bazı gebeliklerde erken doğum veya geç doğum olabilir. Bunlar hesaplamayla ortaya çıkmaz. Gün aşımı olan gebelikler 41-42 haftayı bulabilir.
Doğum zamanı doktorunuzun rutin ultrason ölçümleriyle de doğum zamanı belli olabilir ancak bu ölçümler gebelik haftası artıkça yanıltıcı olabilir.Gebelik haftası arttıkça hata payı artacaktır.Ne kadar küçük ise ölçüm daha doğru yaş tespiti yapacaktır.Ek olarak ultrasonografi yaş tayini için değil gelişimin belirlenmesi için ideal bir yöntemdir. Eğer son adet tarihinizde herhangi bir problem yok ve öncesinde yumurtlama problemi veya düzensiz adet görmek gibi bir probleminiz yok ise doğum zamanınız da aşağı yukarı belli olacaktır.
Sezeryan ile doğumun ise süresinde ise ideal süre 39. Hafta ve sonrasında doğumun gerçekleşmesidir.
Örnek doğum hesaplaması:
Son adet tarihi 12 mart olan birinin tahmini doğum tarihi
12+7=19 mart
Mart’dan 3 ay geriye gidildiğinde =19 aralık tahmini doğum tarihi
Bu uygulama adeti düzensiz olan anne adaylarında yanılmalara neden olacaktır. Bundan dolayı ultrason ölçümleri daha etkili bir yöntem olacaktır. Toparlayacak olursak tahmini doğum hesaplamanız yapılabilmektedir fakat bunun tam ve net olması mümkün değildir. Başında da söylediğimiz gibi tahmini yani tahmin ettiğimiz doğum tarihidir. Bunu tahmini olarak ise son adet tarihinizden hesaplama yapılarak anlaşılır. Eğer adet tarihinizi eksik yada yanlış biliyorsanız bu hesaplama da tam tarihi vermez. Tahmini doğum tarihi son adet tarihinizden 40 haftaya kadar hesaplanır. Normal gebelik haftası 37-39 haftadır. Bazı gebelikler erken veya geç doğum ile sonuçlanabiliyor.
Son adet tarihinizden alınan hesaplamadan çok daha fazla işe yarayan ve doğru sonuçlar veren tahmin, ultrasonda alınan ölçülere göre olur. Gebelikte yapılan rutin gebelik takiplerinde anne adayının takipleri alınır ve ultrason sonuçlarına göre, bebeğin ölçülerine göre tahmini doğum tarihi belirlenebilir. Anne adayları doğum yapabilecekleri tarihi çok merak ederler bunun için bu tarihi öğrenmeyi çok isterler. Bu konu ile aklınıza takılanları ve ne zaman doğuracağınızı tespit edemiyor iseniz son adet tarihiniz ve bebeğin gelişiminin beraber harmanlanması ile size doğru bir tahmin yapılması sağlanabilir
#### Doğumda Epidural Anestezinin Konumu
Epidural ve Spinal Anestezi
Günümüzde doğum sırasında en popüler ağrı önleyici yöntem, epidural anestezi (ağrısız doğum)dur.
Epidural Anestezi Nedir?
Epidural anestezi, vücudun istenen bölgesinden ağrı duyusunu durdurmaya yönelik bölgesel uygulanan bir anestezi yöntemidir. Bu yöntemde asıl amaç tüm duyuların kaybı olan genel anesteziden farklı olarak sadece ağrı hissinin durdurulmasıdır. Dokunma, sıcaklık gibi duyular etkilenmemektedir. Epidural anestezi, alt omurga seviyesinden çıkan sinir liflerini bloke ederek, vücudun alt yarısında duyu azalmasına sebep olmaktır. Kullanılan ilaçlar, alt omurga seviyesine uygulanan lokal anestezik ilaçlar ve bazen narkotik denilen güçlü ağrı kesicilerin takviyesidir.
Epidural Anestezi Nasıl Uygulanır?
Doğum sancılarımız başladığında ve epidural anestezi uygulaması öncesi damar yolunuz açılarak serum tedavisi başlanır. Epidural anestezi bir anestezi uzmanı tarafından oturur ya da yan yatar pozisyonda sırtınızı kamburlaştırarak hareketsiz kalmanız istenerek uygulanır. Bu pozisyon doğru epidural için çok önemlidir. Bel bölgenize antiseptik bir solüsyon uygulanması sonrasında küçük bir iğne ile uygulama yapılacak olan bölge lokal anestezi verilerek uyuşturulur. Daha sonra omuriliği saran zarların arasındaki bölgeye bir iğne ile girilerek plastik bir katater yerleştirilir. İğne geri çıkarılarak plastik bir katater içeride bırakılarak bir flaster ile sabitlenir.
Epidural Anestezinin Faydaları Nelerdir?
Doğum eyleminiz uzun da sürse en azından daha konforlu bir bekleme süreci sağlar.
Doğum süresince ağrı hissedilmemesi, anne adaylarının daha iyi bir deneyim yaşamasını sağlar.
Doğum süresince her şeyin farkında olmanıza olanak sağlar.
Doğum süresince dinlenmenizi, bebeğinizle daha çok ilgilenmenizi sağlar.
Doğum sezeryan ile olursa epidural tercih edildiği takdirde doğum boyunca aktif yaşamanızı ve katılmanızı sağlayacaktır.
Epidural Anestezinin Olumsuz Yanları Nelerdir?
Kan basıncınızın ani olarak düşmesine neden olabilir. Bu nedenle sürekli takip altında olacaksınız.
Omurilik sıvısının sızmasına bağlı olarak baş ağrısı yaşayabilirsiniz.
Tireme, kulak çınlaması, sırt ağrısı, bulantı ve idrar yapmada zorluk gibi yan etkilerle karşılaşabiliriz.
Ikınmada zorluk hissedeceksiniz.
Epidural Anestezi Ne Zaman Uygulanır?
Aktif doğum eylemi başladığında yani 3-4 cm olduğunda uygulanır.
Doğumda Hangi Durumlarda Vakum Kullanılır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Doğumda Epidural Anestezinin Yeri
Doğumda epidural anestezinin yeri, Epidural ve Spinal Anestezi. Günümüzde doğum sırasında en popüler ağrı önleyici yöntem, epidural anestezi (ağrısız doğum)dir.
Epidural Anestezi Nedir?
Epidural anestezi, vücudun istenen bölgesinden ağrı duyusunu durdurmaya yönelik bölgesel uygulanan bir anestezi yöntemidir. Bu yöntemde asıl amaç tüm duyuların kaybı olan genel anesteziden farklı olarak sadece ağrı hissinin durdurulmasıdır. Dokunma, sıcaklık gibi duyular etkilenmemektedir. Epidural anestezi, alt omurga seviyesinden çıkan sinir liflerini bloke ederek, vücudun alt yarısında duyu azalmasına sebep olmaktır. Kullanılan ilaçlar, alt omurga seviyesine uygulanan lokal anestezik ilaçlar ve bazen narkotik denilen güçlü ağrı kesicilerin takviyesidir.
Epidural Anestezi Nasıl Uygulanır?
Doğum sancılarımız başladığında ve epidural anestezi uygulaması öncesi damar yolunuz açılarak serum tedavisi başlanır. Epidural anestezi bir anestezi uzmanı tarafından oturur ya da yan yatar pozisyonda sırtınızı kamburlaştırarak hareketsiz kalmanızı isteyerek uyguluyoruz. Bu pozisyon doğru epidural için çok önemlidir. Bel bölgenize antiseptik bir solüsyon uygulanması sonrasında küçük bir iğne ile uygulama yapılacak olan bölge lokal anestezi verilerek uyuşturulur.
Daha sonra omuriliği saran zarların arasındaki bölgeye bir iğne ile girilerek plastik bir katater yerleştirilir. Bu nedenle İğne geri çıkarılarak plastik bir katater içeride bırakılarak bir flaster ile sabitlenir.
Epidural Anestezinin Faydaları Nelerdir?
Doğum eyleminiz uzun da sürse en azından daha konforlu bir bekleme süreci sağlar.
Doğum süresince ağrı hissedilmemesi, anne adaylarının daha iyi bir deneyim yaşamasını sağlar.
Doğum süresince her şeyin farkında olmanıza olanak sağlar.
Doğum süresince dinlenmenizi, bebeğinizle daha çok ilgilenmenizi sağlar.
Doğum sezeryan ile olursa epidural tercih edildiği takdirde doğum boyunca aktif yaşamanızı ve katılmanızı sağlayacaktır.
Faydalarını maddeler halinde listeledikten sonra şimdi olumsuz yanlarını listeleyeceğiz.
Epidural Anestezinin Olumsuz Yanları Nelerdir?
Kan basıncınızın ani olarak düşmesine neden olması olası. Bu nedenle sürekli takip altında olacaksınız.
Omurilik sıvısının sızmasına bağlı olarak baş ağrısı yaşayabilirsiniz.
Tireme, kulak çınlaması, sırt ağrısı, bulantı ve idrar yapmada zorluk gibi yan etkilerle karşılaşabiliriz.
Ikınmada zorluk hissedeceksiniz.
Epidural Anestezi Ne Zaman Uygulanır?
Aktif doğum eylemi başladığında yani 3-4 cm olduğunda uygulanması mümkün. Doğumda epidural anestezinin yeri başlıklı yazımız hakkında diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Detaylı Ultrasonografi Hakkındaki makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Doğumda Hangi Durumlarda Vakum Kullanılır?
Doğum eyleminin ikinci döneminde annenin rahim ağzı açıklığı tam olmasına rağmen doğum eylemi gerçekleşmemişse müdahaleli doğumdan bahsedilir. Bu dönemde eylemin gerçekleşmesi için vakum ya da forceps uygulamaları ile doğum gerçekleştirilebilir.
Doğum kanalına giren bebeğin kanaldan çıkamamasına neden olan faktörler bazen anneye bazen de bebeğe ait olabilir. Bu nedenle mutlak endikasyonu yoktur. Sıklıkla uzamış ikinci evre ve bu nedenle yorgun düşen annenin yorgunluk nedeniyle ıkınamaması, bebeğini itememesi, bebeğin uzayan eylem nedeniyle kalp atışlarının düşmesi nedeniyle oluşan fetal distres adını verdiğimiz bebeğin oksijensiz kalma durumunda uygulanabilir. Özetle doğumun ikinci evresinin anneye ait bebeğe ait nedenlerden dolayı kısaltılması gereken durumlarda uygulanmalıdır.
Doğumda vakum uygulamasının ayrıntılarını öğrenmek için aşağıdaki linke tıklayınız.
Yazının tamamı: https://www.hurriyetaile.com/hamilelik/dogum-cesitleri/dogumda-hangi-durumlarda-vakum-uygulanir_17828.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
#### Doğurganlığı Arttıran Besinler ve Tüp Bebek Tedavisinde Vitamin Takviyesi
Bebek sahibi olmak için savaşan herkes bilir ki, bu yol oldukça meşakkatli ama yolun sonunda kocaman kırmızı paketli minik gözleri olan minik parmakları olan bir hediye bekliyor sizi ☺
Ancak bebek sahibi olmaya karar verdiğiniz de şansınızı belki de nispeten arttırabilecek beslenmeye dikkat etmelisiniz. Yedikleriniz, yaşam kaliteniz, kullandığınız vitamin takviyeleri. Ek gıda besinleri için ise doktorunuza danışabilirsiniz. Peki hangi vitamin ve minerallere ihtiyacınız olabilir? Hadi birlikte bakalım.
Asetil L-Karnitin
Erkeklerde sperm hareketliliğinde yardımcı olur. Kadınlarda ise yumurtalık rezervini destekleyebilir. PCOS da, endometriozisde, adet görememe gibi durumlarda da ek takviye olarak kullanılabilir. Ancak kullanmanız gereken doz hakkında doktorunuza danışmalısınız.
B Vitaminleri
Tüp bebek tedavilerinden önce kadın yumurta sağlığı ve erkeklerde de sperm kalitesini arttırmak için B vitamini desteği alınabilir. Folik asitin yanı sıra B vitaminlerinin de desteği büyüktür. Folat ve b12 seviyelerinde yükseklik ilişkili olabilmesi muhtemel olarak beklenir. B vitamini barındıran multivitamin desteğini öneriyoruz.
C Vitamini
Kadınlar ve erkeklerde de C vitamini kullanılabilir. Yine sperm sayısında ve hareketliliğinde rol oynayabilir. C vitamini güçlü bir antioksidandır. Erkeklerde önerilen dozu kadınlara oranla daha fazladır.
Kalsiyum
Kadınlar da ve erkeklerde de kalsiyum önerilebilir. Sperm sayısında etkilidir. Erkeklerde daha etkili rol oynayabilir. Belirgin bir eksik mevcut olmadığı sürece besinlerden kalsiyum desteği alınması yeterli olabilir. Ancak ciddi eksiklikler meydana geldiğinde kalsiyumu tablet olarak da vücudunuza alabilirsiniz.
Koenzim Q10 ; Tüp bebek tedavilerinden önce koenazim Q10 başlanabilir. Tüp bebek tedavilerinde kadında yumurtalıklara pozitif etki yaratırken erkeklerde de spermde hareketliliği arttırabilir. Yumurtalık kadar spermde de pozitif etki sağlar.
D vitamini
Tüp bebek tedavisinde d vitamini de önemli rol oynayabilir. Özellikle Ankara bölgesinde d vitamini düşüklüğü olabilir. Güneş ışınlarının az olması nedeni ile, hem erkek hem de kadın da d vitamini desteği alabilir. Birincil faktör olmasa da d vitamini öneriliyor.
E vitamini
Kadınlar ve erkekler için de E vitamini gereklidir. Antioksidan özelliğe sahiptir.
Folik asit
Gebelik düşünmeden önce kullanılmalıdır. Üç ay önce başlanması gebelik elde ettikten sonra bebeğin gelişiminde de rol oynayabilir. Tüp bebek tedavilerinde de folik asit başlanır.
Demir
Yoğun adet kanamalarında kansızlığa bağlı demir eksikliği veya demir eksikliğine bağlı kansızlık karşısında destek sağlar.
Omega – 3
Kadınlarda da erkeklerde de omega 3 desteği verilmelidir. Besinlerden alınan omega-3 desteğine ek olarak aynı zaman da ilaç desteği de alınması önerilebilir.
Covid-19’un Üremeye Etkisi Pandemide Tüp Bebek Tedavisi Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
Anne Sütü ve Emzirme adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Doğurganlık Check- Up‘ı
İnsan üremesini kadın veya erkeğe ait çeşitli hastalıklar, sorunlar ve problemler etkileyebilmektedir. Bunların bir kısmı çiftlerin kendilerinin anlayabileceği keşfedebileceği problemler olurken bazıları da konu ile ilgili özel tetkikler yapılmadığı sürece tespit edilmesi mümkün değildir. Kadınlarda rahim, fallop tüpleri ve yumurtalıkların erkeklerde testislerinde fonksiyonlarını bozabileceğini, gelişme anomileleri, kistler, myomlar, tümörsel yapılanmalar, hormonal bozukluklar, cinsel ve ruhsal problemler, çiftlerin istedikleri zaman çocuk yapabilme istemleri ve planları üzerinde bazen yollarına ünlem gibi çıkabilir. Ayrıca yine bireylere ait yaş, genetik, obesite, stres, yorgunluk, sigara, alkol kullanımı ile beslenme alışkanlıkları sosyokültürel özellikleri de bu konuda önemli bir rol oynar. Ancak tüm bunlar için konu ile ilgili kişisel araştırmaların yapılması gerekmektedir.
Her çiftin kendine özgü özel özelliklere sahip olduğu için çocuk yapabilme şansları birbirine benzemez. Her çifte uyabileceği düşünülen bir genelleme yapılması da doğru olmaz.
Erkekte genetik nedenler ve diğer etkenlerle oluşmuş şiddetli sperm sayısı ve hareket azlığı, yumurta dölleme azalması, sperm yokluğu, kadınlarda ise yukarıda belirtilen nedenlere bağlı üreme organları sorunları mümkün olduğunca erken tanı koyulunca daha başarılı olunabilmesi mümkündür.
Çiftlerimizi evlilik sonrasında doğurganlık check-up ‘ına davet ediyoruz.
Bu araştırmalara başlanırken, çiftin kadın ve erkeğe ait detaylı değerlendirilmesine yarayacak kişisel hikayeleri alınır. Gerekli hormonal araştırmalar yapılır. Ultrasonogorafi detaylandırması yapılır. Gerekirse fallop tüpleri değerlendirilir. Spermiyogram testi istenir. Yumurtalık rezervleri değerlendirilir. Koruyucu hekimlik uygulamalarına esas teşkil edilecek değerlendirmeler ve tavsiyeler yapılır. Hayat tarzlar değerlendirilerek hayat tarzı değişiklikleri tavsiye edilir. Gerekli multidisipliner konsültasyonlar yapılabilir. İleriye yönelik takip planlaması yapılabilir. Belirli zaman aralıklarında da test tekrarının gerekliliği konusunda hastaya planlama yapılır. Uygun tedaviler basitten planlanabilir.
Rahim Sarkması İlişkiyi Etkiler mi? Adlı Yazımızı İncelemek İçin Tıklayınız..
#### Dondurulmuş Embriyo Transferi İşlemleri
Dondurulmuş Embriyo Transferi İşlemleri /Embriyo Dondurma ve Çözme İşlemleri Embriyo dondurma ile ilgili genel prensipleri
Embriyo dondurma protokolü başarılı olan bir yardımla üreme laboratuvarı infertil çifte taze siklustaki gebelik oranına yakın birden fazla deneme olasılığı sunar. Yine de taze siklusla karşılaştırıldığında implantasyon oranında bir miktar azalma görmek mümkün. Bu nedenle bir miktar azalma görmek de normal karşılanmalıdır.
Araştırmalar, ikinci gün embriyolarının dondurma ve çözülmeleri ile kaybedilen blostomerlerin beklenen implastasyon oranını ortalama %30 düşürdüğünü idda etmektedir. Dondurma ve çözme işlemleri günümüzde yardımla üreme merkezleri arasında seçim yaparken. Çiftin göz önüne aldığı kriterlerden birisi durumuna gelmiştir.
Dondurulan embriyonun çözülmesi işlemi ile doğan ilk bebek 1985 yılında gliserolün koruyucu olarak kullanıldığı bir blastosistten olmasına karşın, günümüzde propandiol ve sükrozun kullanıldığı zigot ve erken dönem embriyoların dondurulma ve çözülme işlemlerinde başarı oranları diğerlerine göre daha fazladır.
Dondurulmuş Embriyo Transferi
Embriyo dondurma ve çözme işlemleri/ dondurulmuş embriyo transferi dondurulmuş embriyolarda embriyo transferi için tüp bebek annesi adayının adetin ikinci ya da üçüncü günü ile başlanan tedavinin ortalama üç hafta sonrasında annenin rahim kalınlığı hazır hale getiriyoruz. Embriyolar ise embriyo transferi için embriyoloji laboratuvarı tarafından transfer için hazır hale getiriyoruz.
Transfer olacağı gün anne adayı masaya alındıktan sonra embriyolar katatere alınarak karından ultrasonografi yardımı ile rahme ince bir katater ile enjekte ediyoruz. Anne adayının kullanacağı ilaçlar tüp bebek hemşiresi tarafından tekrar hatırlatılır.
Anne adayına anlatılarak istirahatinin arkasından klinikten çıkışı yapmak mümkün. Transfer işleminden 10-12 gün sonra gebelik testi vermesi mümkün. Dondurulmuş embriyo transferlerinide normal embriyo transferi olarak değerlendirebilirsiniz.
Bir ile Üçüncü Gün Arası Embriyoların Dondurulması
Erken dönem embriyolardan iyi kalitede olanlar dondurma için seçiyoruz. Blastomer sayısı tek ola embriyoların mitoz evresine girmiş olabilecekleri ve bu nedenle dondurma işlemi ile iplikçik hasarınadaha kolay maruz kalabilecekleri, bunun da ileri de kromozom organizasyon bozukluklarına nede olabileceği hatırlanmalıdır.
Bir ile Üçüncü Gün Arası Embriyoların Çözdürülmesi
Laminar akım kabini altında ve oda ısısında yapıyoruz. Hedef, embriyoların katı fazdan jele yavaş v kademeli geçişi sağlayarak olası hasarı en aza indirmektir. Çözdürme işlemi bir farklı yöntemle aynı sabah yapılabileceği gibi, embriyo transferinden bir gün önce de yapılarak bir sonraki güne blastome sayısı artan embriyolar transfer etmek mümkün. Çözdürme sonrası uzun dönem embriyo kültürü ile blastosist transferi de gerçekleşmesi mümkün.
Blastosist Embriyo Dondurulması
Blastosist dondurma da blastosist freezing pack kullanıyoruz. Bütün işlemler taaklar oda ısısında ve %5 CO2 ortamında yapmak mümkün. Bu nedenle embriyolar hızla sıvı nitrojen içerisine alıyoruz.
Blastosist Embriyo Çözdürülmesi
Blastosist thawing pack kullanmak mümkün. Tanktan çıkarılan tüpler hızla oda ısısına alınır. Bu sırada eler ısıtma amaçlı kullanmak mümkün. Çözülünce içindekiler irinci ve ikinci solüsyonlarda 10’ar dakika bekliyor. Bu nedenle transfer öncesinde 3-4 saat bastosist kültür vasatında inkübe etmek mümkün.
#### Dondurulmuş Embriyo Transferi Nedir?
Dondurulmuş embriyo transferi nedir? Erkekten alınan sperm ve kadından alınan yumurtanın laboratuvarda döllenmesi sonucu oluşan embriyolardan uygun olanların seçiyoruz. -196 derecede azot içeren tanklarda dondurulup saklanması işlemidir.
Embriyo Neden Dondurulur?
Embriyoların dondurulması tüp bebek tedavisindeki başarı oranını arttırmak amacıyla tercih ettiğimiz bir yöntemdir. En fazla 5. Gününde karar verilip dondurulması gerekmektedir. Rahim iç duvarının sağlıklı istenilen boyutta olup olmamasına göre veya hormonal değerlere endometrial kalınlığa göre bazen de elde edilen embriyo sayısına göre bu durum değişkenlik göstermektedir.
Dondurulmuş Embriyo Transferi mi Yoksa Taze Transfer mi?
İkisinde de tutunma olasılığı aynı olmakla birlikte rahim iç duvarının tedaviye uygunluğuna göre değişiklik gösteriyor. Bu nedenle rahim uygunsa işlem taze yapılır değil ise ertelemek mümkün.
Dondurulmuş Embriyom Ölür mü?
Böyle bir şey söz konusu değildir.
Dondurulmuş Embriyo Transferi Yapılacağı Gün
Transfer yapılacağı gün parfüm deodorant, ruj, oje ve herhangi bir makyaj malzemesi kullanmayınız.
Dondurulmuş Embriyo Transferi İçin Hangi Gün Gitmeliyim?
Adetin 2. Veya 3. Günü genel muayene olup rahim kalınlığınıza uygun adet olduktan 12-15 gün içerisinde transfer yapılmasını hedefleriz. Hastanın genel muayenesi temiz ise rahimde polip, kist vs yok ise tedaviye başlarız.
3. gün Embriyosu mu Yoksa 5. Gün Embriyosu mu?
5. gün embriyo transferinde canlı doğum oranı, 3. gün embriyosuna göre daha yüksektir. Tek embriyo transferi ile çoğul gebelik riskini azaltmak mümkün. Bu yüzden 2 transfer yapmayı hedefliyoruz. Bu kişinin yaşına ve embriyo canlılığına göre farklılık göstermesi olası.
Embriyo Transferi Aşamasında Ne Yiyip İçmeliyim?
Embriyo transferi öncesinde ve sonrasında kişinin protein ağırlıklı beslenmeyi öneriyoruz. Kişi gebelikte nasıl ki yediğine içtiğine dikkat ediyor ise bu süreçte de aynı şekilde devam etmelidir. Bu sürece kadar kullandığı ilaçlar hakkında doktoruna bilgi vermelidir. Embriyo transfer gününe kadar kullanması gereken bir ilaç var ise doktorunu bu konuda bilgilendirmelidir. Kendini hazır hissettiği bir ayda tedavisine başlamalıdır. Bu süreçte psikolojik olarak kendini hazır hissetmelidir. Çünkü moral motivasyon kişinin ve embriyonun tutunmasında etkilidir. Embriyo transfer sonrası hastaya doktorun uygun gördüğü tedavi başlanmalıdır.
#### Düşük Yaptıktan Sonra En Erken Ne Zaman Gebe Kalınmalı?
Düşük yaptıktan sonra en erken ne zaman gebe kalınmalı? Gebe kalındıktan sonra en çok korkulan durum gebelikte düşük olması. Bu durum gebe kadınları oldukça zor durumda bırakır. Anne adaylarının düşük hakkında da bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Maalesef ki bazen gebelikler, düşük ile sonlanabiliyor. Anne adayları bu dönemde ilk önce psikolojik olarak çok yıpranırlar. Annelerin beklediği bir gebelik ise eğer, düşük olduğu zaman da çok üzülürler.
Bu depresyonu atlattıktan sonra tekrar gebe kalmak isteyebilirler. Bazı anneler bu kararı daha erken alırken, bazıları bu kararı daha sonra alırlar. Çünkü buna hazır değillerdir.
Anne adayları tekrar gebe kalmaya karar verdiği Zaman bir muayene olmaları ve doktorlarına görünmeleri gerekmektedir. Anne adayları tekrar gebe kalmayı düşünüyor ise, doktorlarına da danışarak tekrar gebe kalabilirler. Düşük yaptıktan sonra en erken ne zaman gebe kalınmalı? Sorusunun diğer başlıkları ise;
Erken Gebelikte Düşük
Düşüklerde 2’ye ayrılırlar. Erken gebelik döneminde olan düşükler ve geç gebelik döneminde olan düşükler olarak. Erken düşükler gebeliğin ilk 8. haftaya kadar olan kısımdaki düşüklerdir. Eğer düşüğünüz 8. haftadan önce olmuş ve ilk düşüğünüz ise bu düşüşün tekrarlama olasılığı çok daha azdır. Bu kadınlar genelde hemen ve rahatlıkla gebe kalabilirler. 8. haftadan önce olan düşüklerden 2 ay sonra anne tekrar gebe kalabilir. Eğer düşük 8 haftadan sonra olmuş ise bu düşüklerin doktor incelemesi ve tahlillere ihtiyaçları vardır.
Tekrarlayan Düşük
Bir diğeri ise tekrarlayan düşüklerdir. Tekrarlayan ve 8. haftadan sonra olan düşüklere de mutlaka doktor muayenesi ve tahlillere ihtiyaç vardır. Eğer doktorunuz tekrar gebe kalmanıza izin veriyor ise buna göre gebe kalabilirsiniz. Anne adayları düşük yaptıktan sonra kendilerini toparladıktan hemen sonra doktorların izin verme durumuna göre gebe kaçabileceklerdir. Toparlayacak olursak annenin durumuna göre değişmektedir. Genel olarak düşük yapmış olan bir kadının 2 aya ihtiyacı vardır.
Her düşükten sonra tekrar gebe kalmanız için düşüğün üstünden 2 ay geçmiş olması gerekmektedir. 2 ay beklemek gebeliği 8. haftadan önce sonlananlar için geçerlidir. 8. haftadan sonra ve birden fazla düşük yapmış olan bayanların doktor kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Doktor kontrolü sonrası, doktor gebe kalınmasında sakınca yok derse tekrar gebe kalabilir. Bunun için düşük yapmış olan kadınların mutlaka bir doktor kontrolünden geçmeleri gerekmektedir.
#### Düşükler Sonrası Gebelik ve Tekrarlayan Düşüklerde Tüp Bebek Tedavisi
Düşükler sonrasında meydana gelen gebelikler de stres, endişe, korku, kaygı hepsi çok daha fazla olabilir. Özellikle tüp bebek tedavisi sonrası elde edilen gebeliklerde meydana gelen düşükler ve bebek ölümleri aileyi daha çok yıpratır. Düşüklerden sonra ya da anne karnındaki bebek kayıplarından sonra daha dikkatli ve sağlıklı gebelik elde etmek çok önemlidir. Üstelik tekrarlayan düşüklerden sonra genetik araştırma için tüp bebek tedavisi de hastaya önerilebilir.
Düşük diye isimlendirebilmek için, gebeliğin 20. haftasından önce gebeliğin aniden kaybedilmesi gerekir. 20. haftadan önceki bebek kayıpları düşük, sonrakiler ise doğum olarak isimlendirilir. Düşüklerin çoğunda genetik bir problemden kaynaklı bebek ölümleri neden olabilir veya servikal yetmezlik de sebepler arasında gelebilir. Erken dönemde yaşanan anne karnındaki bebek ölümlerinde, bebeklerin gelişemeyecek olması ve kromozomlarla ilgili yaşanan sorunlarda embriyonun bölünmesi ve büyümesi ile ilgili nedenler olabilirler. İleri yaş gebeliklerde de meydana gelebilir. Bazen de daha önce fark edilmemiş rahim anomalileri düşüklere neden olabilir embriyonun gelişmesini engelleyebilir.
Tekrarlayan düşüklerde ise mutlaka bir genetik danışmanlık alınması ve tüp bebek uzmanı ile yeniden bir bebek planlaması yapılması en doğru karar olacaktır.
Düşüklerden sonra enfeksiyon riski için alınacak bazı önlemler vardır. Örneğin hemen bebek sahibi olmak istenilse bile iki hafta cinsel birliktelik hastaya önerilmez. Düşük yaptıktan sonra tekrar yumurtlayabilir, adet görebilir ve bebek sahibi elbette olabilirsiniz. Kendinizi hazır hissetmiyor ise öncesinde bir psikolojik danışmanlıkta alabilirsiniz. Kadın doğum araştırması kadar hastanın ruh hali ve yeni bir gebeliğe yeni bir bebeğe hazır olup olmaması da oldukça önemlidir.
Tekrarlayan düşükler sonrasında tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılması gereken testler nelerdir?
Hormonal testler yapılabilir, kromozom analizleri çiftten çift olarak alınabilir. Düşük yaptığında düşük materyalinden genetik test gönderilebilir. Rahim içi değerlendirilebilir. Ultrason ile rahim içi değerlendirilip rahim izlenebilir. Histereskopi doktorunuz rahim ağzından histereskop ile rahim içindekı kusurları görüntü yöntemiyle daha net izleyebilir. Rahim duvarında var olan ya da rahimde olan şekil anomalilerini aynı zamanda ooperatif histereskopi ile tedavi edebilir. Rahim anomalsini değerlendirmek ve tüplerin açık olup olmadığına bakmak için rahim filmi çekilebilir. HSG denilen film ile bu saptanabilir. Düşüklerin nedenini belirleyip daha sonra gebelik planlamak en mantıklı ve sağlıklı yöntem olacaktır.
Her düşükte izlenen durum birbirinden farklı olabilir. Örneğin bir düşükte kanama meydana geliyor ise diğer düşükte ağrı olabilir. Doku gelebilir veya sadece kanama olabilir.
Tekrarlayan düşükler sonrasında bir tüp bebek uzmanına başvurmayı ve bir destek almayı lütfen ihmal etmeyin. Her yeni gebeliğin, her yeni düşüğün ısrarla sizi yormasına müsaade etmeyin. Kendiniz için bir şeyler yapın ve sadece bir uzmandan destek alın. Kötü anıları tekrar yaşamayın tekrar anımsamaya izin vermeyin. Tüp bebek tedavisi ile genetik bir inceleme sonrasında yeniden sağlıklı bir bebek ve sağlıklı bir gebelik elde etmek elbette ki mümkün.
#### E2 Testi
E2 testi, yani estradiol testi bir kişinin kanındaki östrojen seviyesini ölçmeye yarayan adet döngülerinin ikinci ya da üçüncü günü alınması gereken bir hormon testidir. Kanda bakılır. Yumurtalıkların ürettiği östrojenlerden birisidir E2. Gebeliğe sahip olan kadınlarda yumurtalıkların yanı sıra gelişen plasenta da gerçekleşmektedir.
Erkeklerde ise çok az bulunan E2 böbrek üstü bezlerinden ve az miktarda testislerden üretilmektedir.
Östrojen kadın seks organlarının; uterus, fallop tüleri, vajina, memelerin büyümesinide sağlayan bir hormondur.
Tüp bebek tedavilerine başlamak için tüp bebek merkezlerine başvurduğunuzda sizi tedaviye başlamak amacı ile adetin ikinci ya da üçüncü günü çağırırlar. Adetin ikinci ya da üçüncü günü çağırdıklarında E2 de alınan hormon değerlerinin arasında yer almaktadır. Bu nedenle adet döngüsünü sağlamakta da rol oynar.
E2 hormonu yumurtanın gelişimini gösterdiği esnada follükül adı verilen ve içerisinde de sıvı bulunan keseciklerin etrafında salgılanır. Bu keselerin büyümesi ile birlikte hormon seviyesinin artması ile de doğru bir orantıya rastlanmıştır. Bu hormonun artış gösterip azalması durumu kalp hastalıklarını, şeker hastalığını. Bu nedenle hipotalamıs ve kronik böbrek rahatsızlıklarınıda düşündürmektedir.
Tüp bebek tedavisine başlarken alınan E2 testi neredeyse her üç güne bir tekrarlanarak ilaç kullandığı süre içerisinde de E2 hormonunun tekrarı istenip kontrolü sağlanmalıdır.
Östrojen hormonu progesteron ile birlikte kadınlardaki regl oluşumunu düzenler. Bu nedenle gebelik ile birlikte E2 hormonu değeri yüksek olması normal karşılanmaktadır. Bu nedenle E2 değerinin yükselmesine neden olan bir diğer faktör ise yumurtalık kistleridir. Gebelik olduğunu öğrenmemiz ile birlikte sıvı kesecekerinin büyümesi ile östrojen hormon artış göstermektedir. Tüp bebek tedavi süreci boyunca da tüp bebek merkezlerindeki kontrollerinizde devamlı olarak sık aralıklarla E2 seviyesinin takibi önemlidir. Ve bu nedenle herkese yapılan bir durumdur.
Tüp bebek tedavilerinde takip edilen E2 testinin adetin ikinci günü alınan değerinde yüksek çıkması ne ifade eder diye sorduk ‘’Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’a ‘’
Yumurtalık veya erkekte testislerdeki tümörler,Böbrek üstü bezlerinde rastlanan tümörler,Meme ca,Tiroid bezinin aşırı çalışması,Gebelik,Karaciğer işlevinde bozukluk,
Gibi problemler karşımıza çıkabilmektedir.
Peki düşüklüğü hangi anlamları taşımaktadır?
Menopoz,Erken menopoz,Yumurtalık rezerv azlığı,Yumurtalıklar veya testislerde yeterli miktarda hormon üretilmediği,Geç ergenlik,Geç doğurganlık,Pcos gibi sorunları taşımaktadır e2 seviyesinin düşük çıkması.
Bu nedenle tüp bebek tedavisi düşünüp başvuran hastadan mutlaka e2 değeri alınmalıdır.
#### Eklampsi Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?
Nedir?
Eklampsi preeklampsinin ciddi bir kompikasyonudur. Gebelik zehirlenmesi demektir. Gebelik sırasında kan basıncının yüksekliği ile meydana gelir. Nadir ancak ciddi bir durumdur. Kısacası eklampsi preeklampsinin yani gebelik zehirlenmesinin nöbet halidir.
Belirtileri nelerdir?
Yüzünüzde veya elleriniz de şişme
Baş ağrısı
Mide bulantısı ve kusma
Görme problemleri
Bilinç kaybı
Sağ üst karın ağrısı
Eklampsi Nedenleri Nelerdir?
Yüksek tansiyon: Tansiyonunuzun arterlerinize zarar verecek kadar yüksek olmasıdır. Damarlarınızın zarar görmesi de kan akışını kısıtlayabilir.
Proteinüri: Preeklampsi genellikle böbrek fonksiyonlarını da etkiler İdrarınızdaki protein kaçışı proteinüri larak bilinmektedir. Bu durum önemli bir işaretidir. Yüksek tansiyon seyrettiği zaman ilk öncelik idrar da proteine bakılmalıdır.
Eklampsi Teşhisi Nasıl Konulur?
Kan testleri : Kanda kırmızı kan hücresi seviyesini ölçen bir testtir. Böbrek ve karaciğer fonksiyonların incelemenize de yardımcı olacaktır.
Kreatinin testi: Kanda çok fazla kreatinin olması preeklampsiyi ifade edebilir. Ancak her zaman da bunu garanti etmeyebilir.
İdrar testeri: Proteinin varlığını kontrol etmek amaçlı idrarda protein sayımı yapılabilir.
Eklampsi Tedavisi
Bebeğinizin doğması preeklampsi ve eklampsiyi iyileştirmenin tek yoludur. Eğer muayene bulgularınız normalse durumunuz kontrol altına alınabiliyor ise bebeğiniz doğana kadar güvenli tutmak amacı ile ilaçla tedavi seçeneğine de gidilebilir. Ancak hastanın sıkı takibi önemlidir.
Hamilelikte Gaz Sancıları İle Nasıl Başa Çıkabiliriz? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Elektronik Cihazlar Bebeğe Zarar Verir Mi?
Günümüzdeki en büyük sorun veya açmaz Elektronik cihazlar hayatımızda olmalı mı? Olmamalı mı? Kafa karıştıcı ve çözümü şu anda henüz olmayan bir açmaz. Elektronik cihazlar bu kadar hayatımızın içinde iken onlardan vazgeçmek de o kadar kolay olmayacaktır.
Ancak hiçbirimiz yada hiçbir üretici bu cihazlar masum ve sağlığa zararlı değildir diye deklare edemiyor. Her kullandığımız elektronik cihazın tabiki kötü etkileri var ve bu gebelik döneminde daha dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Günlük hayatımızda çok önemli yere sahip olan elektrikli aletleri hayatımızdan çıkaramayız. Gebelik döneminde ise eskiye oranla daha az kullanmak daha sağlıklıdır.
Bu uygulamayı birkaç küçük nokta ile sağlayabiliriz
*Speaker ile konuşabiliriz
*Laptoplarımızı kucağımıza almadan kullanmalıyız
*Kullanım süresini sınırlamalıyız
*Kullanılmayan elektronik eşyaları evde kapatmalıyız
*Cep telefonu ile konuşma ve kullanma süresini sınırlamalıyız
Elektronik cihazlardan yayılan radyo dalgaları vardır. Bu dalgalar iyonize ve iyonize olmayan dalgalar olarak ikiye ayrılmaktadır. İyonize olmayan dalgalar iyonize dalgalara göre daha tehlikeli olan dalgalardır. Bu dalgalara çok maruz kalınmadığı sürece kanser yapma özelliği daha düşüktür.
Hamilelikte kullanılan elektronik eşyalara çok dikkat edilmesi gerekmektedir ve mutlaka kullanımları azaltılmalıdır. Aksi takdirde bebek bu dalgalara çok maruz kalmış olursa gelişim bozuklukları, zihinsel bazı problemler, algılama güçlüğü, intrauterin kemikleşmede gerilik olması sorunlarla karşılaşılabileceği hayvan deneyleri ile savunulmuştur ancak yeterli insan çalışması yoktur . Bundan dolayı gebelikte bu aletlerin kullanımlarını azaltılması gerekmektedir.
#### Embriyo Dondurma
Embriyo dondurma tüp bebek merkezi laboratuvarlarında yaklaşık 20-25 yıldır uygulanmaktadır. Tüp bebek tedavilerinde embriyo dondurma işlemleri farklı nedenlerle yapılabilmektedir. Aynı zamanda embriyo dondurma yöntemi tekrar tüp bebek tedavisi görmek en baştan ilaç kullanımı, yumurta toplama gibi aşamalara maliyet ayırmaktansa var olan embriyoların dondurularak bir sonraki bebek isteklerinde yalnızca anne adayının rahim duvarı hazırlanıp anneye transferi gerçekleştirilebilir. Hasta yeniden tedavinin en başından başlamak durumunda kalmaz böylelikle.
Tüp bebek tedavilerinde elde edilen embriyolar 1.günden 6.güne kadar gelişimlerinin her aşamasında her gününde dondurulabilmektedir. Dondurma durumunda 3.ve 4.gün dondurulan embriyoya göre 5.veya 6.gün dondurulan embriyolar daha başarılı şekilde çözülmesi sağlanabilmektedir.
Embriyolar koruyucu bir sıvı ile cam bir tüpe konularak sıvı içersinde -196 derecede dondurularak saklanabilmektedir. Dondurulan embriyoları çözme vakti geldiğinde ise içerisindeki sıvı nitrojenin çıkarılmsı sağlanıp oda ısısında çözünmesi beklenip özel bir kültür alınarak inkübatöre konulmaktadır. Doktorun tercihine göre bazen 3.gününde dondurulan embriyolar dondurulup 3.gün embriyosu olarak transfer edilse de bazen 3.gün dondurulmuş embriyoları 3.gün çözünmesini sağlayıp 2 gün daha bekleyip 5.gün embriyo transferi olarak yapabilmekte aslında mümkündür.
Ancak bu duruma elbette hekim ve embriyolog hastanın durumuna göre karar vermektedir. Her hasta için aynı yöntemi denemek mümkün değildir. Teknik olarak saklanması uzun seneler mümkün olsa da ülkemizde embriyoların dondurulma süresi yönetmeliğe göre yasal olarak 5 yıl ile sınırlandırılmıştır. Eşlerin her ikisininde imzası ve onamı ile dondurulup, her ikisinin onamı ile de imha edileceği söylenmektedir. Diğer bir yönetmelikte der ki, çiftin boşanması, çiftlerden birisinin ölmesi veya saklama süresinin olmuş olması durumunda dondurulmuş olan embriyoların imhası gerçekleştirilmektedir.
Kimler embriyo dondurabilir veya embriyo dondurmanın avantajları nelerdir?
Fresh embriyo transferinden sonra elimizde sağlıklı embriyo kalmış ise ikinci gebelik adına çift embriyolarının dondurulmasını isteyebilirTüp bebek tedavisinden sonra yumurtaların toplanmasının arkasından overlerin aşırı uyarılması ile OHSS ‘ ye girmiş olan polikistik over hastalarında transfer durumunda gebeliğin elde edilmesi zor oalcağından ya da gebelik elde edilse dahi OHSS yi daha ağır atlatacağından dolayı embriyoların donmasını hekim uygun görebilirTüp bebek tedavisi boyunca hekim endometriumu transfer için uygun görmediği zamanlarda Endometrial polip izlendiği durumlardaÇiftlerden birinin kemoterapi veya radyoterapi görmesini gerektirecek onkoloji vakalar dan önce embriyo dondurma da gerçekleşebilir tıpki tedavi öncesi sperm veya yumurta dondurulması gerçekleşeceği gibi
Embriyoların dondurulması ile bir sonraki tedavi açısından tekrar yumurta toplamaya, tekrar ilaç kullanımına, tekrar mikroenjeksiyona gerek kalmaz.
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç der ki, sunduğu avantajlardan dolayı fresh embriyo transferinin olduğu gün, ekibimiz tarafından tüp bebek ünitesinde şartlar anlatılarak kalan sağlıklı embriyoların dondurulması konusunda her çifti mutlaka bilgilendiriyor ve onamını alıyoruz.
#### Embriyo Kalitesi
Embriyo kalitesi, embriyonun laboratuvarda gelişiminde yapılan değerlendirmelerde hücre sayıları, dizilimleri, hücreler arası çap farkı ve embriyo içindeki kısımlar belirli kriterler dahilinde belirlenen embriyoyu tanımlama biçimidir. Embriyolar laboratuvar ortamında takibe devam ederek transfer günleri belirlenir.
Embriyo transferi yumurta toplama gününden 3 ya da 5 gün sonra yapılmaktadır. Kliniğimizde eğer embriyo beşinci güne gitmeye bize izin veriyorsa her zaman blastokist yani beşinci gün embriyosu tercihimizdir. Ancak beşinci güne kadar gitmeyen ve üçüncü günde transfer etmemiz gereken embriyolarda da gebelik şansımız yüksektir.
Yumurtalar toplandıkları gün dışlarındaki hücreler temizlenir ve olgunlukları değerlendirilir. Her bir olgun yumurta içine bir sperm enjekte edilerek ICSI yöntemi ile, döllenme durumları değerlendirilir. Hücre sayısı 3-4 hücreye sahip olması ilk embriyo değerlendirmesinde tercih edilir. Daha sonra hücre sayısının yanında hücrelerinin çapları ile birbirlerine uyumu da kayıt alınır. İkinci gün embriyosuna kalite değerlendirmesi yapılarak 4/1, 4/2b gibi isimlerle kayıt alınır. Ardından ertesi gün yani 3.embriyosu değerlendirmesi yapılır. 3.gün yapılan değerlendirmede ise 2.gün bakılan aynı kriterlere dikkat edilir ve 3.gün için ideal hücre sayısı 7-8 hücredir. Değerlendirme yapılır ve kaydedilir. Eğer transfer 3.gün yapılmayacaksa blastokist embriyosuna göre bir sonraki değerlendirme 5.gün yapılarak 250-300 hücreye sahip olduğu için artık hücre sayısı sayılmaz.
Embriyo Değerlendirmesi Yapılırken Nelere Dikkat Edilir?
Hücre sayısına dikkat edilmektedir. 2.günde embriyonun hücre sayısının ideal olarak 3-4 olması beklenmektedir. 3. Günde ise 7-8 ideal kabul edilir.
İkincisi fragmantasyon oranıdır. Hücre içinde bulunan çekirdek gözlemlenmeyen hücre çeperi bulunan sitoplazmik yapılardır. Embriyonun hacmine göre kapladığı yüzde belirlenir bu oran rakamlarla yüzdelerle ifade edilir.
Bir diğeri ise hücreler ile arasındaki çap uyumluluğudur.
Embriyoda eğer fragmantasyon ve çap uyumsuzluğu da yok ise bu embriyo Grade-1 olarak adlandırılır. Embriyoda fragmantasyon ve çap uyumsuzluğu var ise bu embriyo Grade-2 olarak isimlendirilir. Fragmantasyon oranı %20 den fazla ise bu kez de embriyo Grade 3-4 olarak sınıflandırılır.
#### EMBRİYO NEDEN DONDURULUR ?EMBRİYO DONDURMANIN 7 NEDENİ
Günümüzde tıbbi teknoloji hızla ilerliyor ve üreme sağlığı alanında önemli gelişmeler yaşanıyor. Tüp bebek tedavilerinde başarı şansını artıran embriyo dondurma işlemi, birçok çift için büyük bir avantaj sağlıyor.
Peki, embriyo neden dondurulur? Embriyo dondurma işlemi kimler için uygundur?
Embriyo Dondurma Nedir?
Embriyo dondurma, laboratuvar ortamında oluşturulan embriyoların ileride kullanılmak üzere düşük sıcaklıklarda (-196°C) saklanması işlemidir. Bu yöntem, özellikle tüp bebek (IVF) tedavisi gören çiftler için önemli bir seçenektir. Dondurulmuş embriyolar, gelecekte gebelik elde etmek için çözülebilir ve transfer edilebilir.
Bu işlem, modern tıbbın sunduğu en önemli üreme teknolojilerinden biridir ve çiftlere farklı nedenlerle ileriye dönük üreme planlaması yapma şansı tanır.
Embriyo Neden Dondurulur?
Embriyo dondurma işleminin birçok farklı nedeni olabilir. İşte en yaygın sebepler:
1. Fazla Embriyo Oluşması
Tüp bebek tedavisinde, yumurtalar laboratuvar ortamında döllenir ve birden fazla embriyo elde edilebilir. Ancak, doktorlar genellikle rahme sadece bir veya iki embriyo transfer eder.
Geriye kalan sağlıklı embriyoların çöpe gitmesi yerine, gelecekte kullanılmak üzere dondurulması tercih edilir.
2. Gelecekte Bebek Sahibi Olmayı Planlayan Çiftler
Bazı çiftler, şu an çocuk sahibi olmaya hazır olmasa da ileride bunu planlamaktadır. Embriyo dondurma, özellikle kariyer, eğitim veya diğer kişisel nedenlerden dolayı hamileliği ertelemek isteyenler için iyi bir alternatiftir.
3. Kanser Tedavisi Gören Kadınlar
Kanser tedavileri (kemoterapi ve radyoterapi) üreme sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu tür tedaviler yumurtalık rezervini düşürebilir veya tamamen yok edebilir.
Kanser teşhisi konan kadınlar, tedavi öncesinde embriyolarını dondurarak ileride çocuk sahibi olma şanslarını koruyabilirler.
4. Yumurtalık Rezervi Azalmış Kadınlar
Bazı kadınlarda, yaşa bağlı olarak veya genetik faktörler nedeniyle yumurtalık rezervi hızla azalabilir. Bu durumda, yumurtaların toplanarak döllenmesi ve embriyoların dondurulması, ileride hamile kalma şansını artırabilir.
5. Rahim İçin Uygun Koşulların Oluşmaması
Bazen tüp bebek sürecinde embriyo transferi için uygun koşullar oluşmayabilir. Örneğin, rahim duvarı yeterince kalınlaşmamış olabilir veya hormonal dengesizlikler embriyo transferini riskli hale getirebilir. Bu gibi durumlarda, embriyolar dondurularak daha uygun bir zamanda transfer edilebilir.
6. Genetik Testler İçin
Bazı çiftler, embriyolarını genetik testlerden geçirmek isteyebilir. Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) gibi testler, embriyolardaki genetik hastalıkları tespit etmeye yardımcı olur.
Test sonuçları alınana kadar embriyoların dondurulması gerekir.
7. Tekrarlayan Düşükleri Önlemek
Bazı kadınlar, bilinmeyen nedenlerle tekrar eden düşükler yaşayabilir. Genetik tarama yapılarak en sağlıklı embriyo seçilebilir ve dondurularak gelecekte transfer edilebilir.
Embriyo Dondurma Süreci Nasıl İşler?
Embriyo dondurma süreci, titizlikle yürütülmesi gereken bir işlemdir. Aşamaları şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Yumurtaların Toplanması ve Döllenmesi
Kadının yumurtalıkları ilaçlarla uyarılır ve birden fazla yumurta gelişmesi sağlanır. Olgunlaşan yumurtalar toplanarak laboratuvar ortamında sperm ile döllenir.
2. Embriyo Gelişimi
Döllenmiş yumurtalar (embriyolar), laboratuvar ortamında birkaç gün boyunca izlenir. En sağlıklı ve kaliteli embriyolar belirlenir.
3. Dondurma İşlemi (Vitrifikasyon Yöntemi)
Günümüzde en yaygın kullanılan embriyo dondurma yöntemi vitrifikasyondur. Bu işlemde, embriyolar hızlı bir şekilde dondurularak buz kristallerinin oluşumu önlenir. Böylece embriyolar çözüldüğünde yüksek hayatta kalma oranına sahip olur.
4. Saklama
Dondurulmuş embriyolar, sıvı azot tanklarında -196°C’de yıllarca saklanabilir.
5. Çözme ve Transfer
Çift bebek sahibi olmaya karar verdiğinde, dondurulmuş embriyo çözülebilir ve rahme transfer edilebilir. Çözme işlemi genellikle yüksek başarı oranına sahiptir.
Embriyo Dondurmanın Avantajları
Embriyo dondurma işlemi, birçok avantaj sunar:
• Başarı Şansını Artırır: Tüp bebek tedavisinde ilk denemede gebelik gerçekleşmezse, yeni bir döngüye gerek kalmadan dondurulmuş embriyolar kullanılabilir.
• Maliyeti Düşürür: Yeni bir tüp bebek döngüsü yerine, mevcut embriyoları kullanmak daha ekonomiktir.
• Zaman Kazandırır: Özellikle kariyer planları olan veya sağlık sorunları nedeniyle hamileliği ertelemek isteyen kadınlar için büyük bir avantajdır.
• Genetik Hastalıkların Önlenmesi: Genetik testlerle en sağlıklı embriyo seçilebilir.
• Düşük Riskini Azaltır: Sağlıklı embriyoların seçilmesi, gebelik sürecinde komplikasyonları azaltabilir.
Embriyo Dondurmanın Riskleri Var mı?
Her tıbbi işlemde olduğu gibi, embriyo dondurma sürecinin de bazı riskleri vardır:
• Embriyonun Çözülme Sırasında Zarar Görmesi: Çözme işlemi sırasında bazı embriyolar zarar görebilir ve kullanılamaz hale gelebilir.
• Dondurulmuş Embriyoların Tutunma Oranı: Canlı embriyolarla kıyaslandığında, dondurulmuş embriyoların tutunma oranı hafifçe düşük olabilir.
• Hukuki ve Etik Sorunlar: Embriyoların saklanma süresi ve gelecekte nasıl kullanılacağı konusunda etik tartışmalar bulunmaktadır.
Embriyo dondurma, günümüzün en önemli üreme teknolojilerinden biridir ve birçok çift için umut ışığı olmuştur. Fazla embriyoların korunması, gelecekte çocuk sahibi olma şansını artırırken, kanser tedavisi gören kadınlar veya gebeliği ertelemek isteyen çiftler için büyük bir avantaj sunar.
Bu işlem, hem tüp bebek tedavisinde başarı şansını artırır hem de zaman ve maliyet açısından önemli faydalar sağlar. Ancak, sürecin dikkatlice planlanması ve olası risklerin göz önünde bulundurulması gereklidir.
https://estejin.com.tr/
Embriyo transferi nasıl yapılır?
Mikroenjeksiyon Yöntemi
Tüp Bebek Tedavisi
#### EMBRİYO TRANSFERİ ADETİN KAÇINCI GÜNÜ YAPILIR
EMBRİYO DONDURMA NEDİR ?
Anne adayından alınan yumurtayla baba adayından alınan spermin laboratuvar ortamında döllendirilmesi işlemine IVF yani tüp bebek tedavisi adı verilmektedir.Tüp bebek tedavisi ile oluşan döllenmeler sonucunda gelişen sağlıklı embriyoların transfer edilmeden dondurulması ve sıvı nitrojen tanklarında düşük sıcaklıkta muhafaza edilmesi işlemine embriyo dondurma adı verilmektedir.
EMBRİYO NEDEN DONDURULUR ?
Embriyolar bir sonraki tedavide kullanılmak amacıyla muhafaza edilebilmektedir.Çeşitli nedenlerden dolayı (rahim içi endometriumun yeteri kadar kalın olmaması veya ohss riski ) embiriyo transfer aşamasında dondurulan embriyolar çözülüp kullanılabilmektedir.Bunlar dışında tedavide transfer edilen embriyolar dışında sağlıklı embriyolar bir sonraki tedavide kullanılmak amacıyla da saklanabilmektedir.
EMBRİYO DONDURMA HANGİ DURUMLARDA YAPILIR ?
HASTAYA HAVUZ YÖNTEMİ UYGULANACAKSA
EMBRİYONUN GENETİĞİNE BAKILACAKSA
RAHİM İÇİNDE TRANSFERE ENGEL LEZYON VARSA
PROGESTERON DEĞERİ YÜKSEKSE
ENDOMETRİUM KALINLIĞI YETERLİ DEĞİLSE
HASTADA AŞIRI YUMURTALIK UYARILMASI DURUMU VAR İSE (OHSS )
DONDURULMUŞ EMBRİYO TRANSFERİ NE ZAMAN YAPILIR ?
Dondurulmuş embriyo transferinin ne zaman yapılacağı embriyo dondurma nedenine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Fazla yumurta uyarımına bağlı olarak gelişen OHSS riskine karşı embriyo dondurma yapıldıysa transfer 1 veya 2 adet sonrasında gerçekleşmektedir .
ADETTEN KAÇ GÜN SONRA EMBRİYO TRANSFERİ YAPILIR ?
Dondurulmuş embriyo transferi genellikle adetin 15-20. Günleri arasında yapılabilmektedir.Fakat bu transfer sürecini belirleyen asıl nokta rahim içi tabaka yani endometrium kalınlığının uygun olmasıdır.
EMBRİYO ÇÖZME İŞLEMİ NASIL YAPILIR ?
Dondurulmuş olan embriyolar çözülecekleri zaman içerisinde muhafaza edildikleri nitrojenden çıkarılır.Oda ısısında çözülür.Daha sonra inkübatore konulur ve embriyolar gözlem altında tutulur.
EMBRİYOLAR NE KADAR SÜRE DONDURULABİLİR ?
Embriyolar tüp bebek merkezlerinde 5 yıla kadar saklanabilmektedir.Fakat bu süreçte yılda bir merkeze başvuru yaparak embiriyo dondurma işlemi uzatılmalıdır.5 yıldan fazla saklamak isteyen anne ve baba adayları beşinci yılın sonunda sağlık bakanlığına yazılacak olan dilekçe onayıyla embriyo dondurma işleminin süresini uzatabilmektedir.
DONDURULMUŞ EMBRİYO TRANSFERİNDEN KAÇ GÜN SONRA GEBELİK TESTİ YAPILMALIDIR ?
Dondurulmuş embriyo transferinden sonra anne adayları 10-12 gün sonra kanda gebelik testi ile gebelik sonucunu öğrenebilmektedirler.
#### Embriyo transferi nasıl yapılır?
Embriyo transferi, tüp bebek tedavisi için en önemli aşamalardan biridir. Sizler için işlemin öncesini ve sonrasını detaylı olarak anlattık.
Transfer Edilecek Embriyoları Neye Göre Seçiyoruz?
Tüp bebek tedavisinde en önemli noktalardan biride bu transfer işlemidir. Bu işlemi yapmadan önce toplanan olgun yumurtalara, döllenme işlemi uyguluyoruz. 5-6 Gün boyunca embriyoları takip ediyoruz. Embriyonuzun rahminize transfer için uygun bir embriyo olabilmesi için önemli engellerin üstesinden gelmesi gerekir. Döllenmiş embriyoların %50'si blastosist aşamasına ilerler. Bu, rahminize transfer için en uygun aşamadır. Örneğin, yedi yumurta döllenmişse, bunlardan üç veya dördü blastosist aşamasına gelebilir.
Embriyo Transferi
Embriyo Transferi Aşamaları
Tüp bebek tedavisinde embriyo anne rahmine yerleştirme işlemi, bir tıp profesyoneli tarafından dikkatlice ve özenle gerçekleştirilen bir prosedürdür. İşte tüp bebek tedavisinde embriyo transferi hakkında temel bilgiler:
1) Embriyo Seçimi: Öncelikle, laboratuvarda oluşturulan embriyolar arasından en sağlıklı ve en uygun olanları seçmek için bir değerlendirme yapıyoruz.
2)Transfer Hazırlığı: Embriyo transferini genellikle tüp bebek tedavisinin 2 ila 6 gün sonunda gerçekleştiriyoruz. Bu süre boyunca anne adayına, rahminin transfer için hazır olduğundan emin olmak için özel ilaçlar ve hormonlar verebiliriz.
3)Transfer Günü: Embriyo transferini önceden belirlediğimiz bir tarih ve saatte gerçekleştiriyoruz. Genellikle hasta boş bir mideyle gelmelidir.
4)İdrar Boşaltma: Transfer öncesi idrar kesesi boşaltıyoruz ve hastayı bir cerrahi masasına yatırıyoruz.
5)Ultrason Rehberliği: Bir ultrason cihazı kullanılarak rahmin konumu gözlemlenir ve rahim boynu (serviks) rahatça görülebilir hale getirilir.
6)Embriyo Transferi: İnce bir kateter (tüp) kullanılarak laboratuvarda seçtiğimiz embriyoları rahme yerleştiriyoruz. Bu işlem sırasında hasta genellikle herhangi bir ağrı hissetmez.
7)Embriyo Yerleştirme: Embriyoların rahme yerleştirilmesi genellikle ultrason rehberliğinde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede embriyoları doğru noktaya yerleştiriyoruz.
8)Gözlem ve Dinlenme: Transferin ardından hastayı bir süre gözlem altında tutuyoruz. Genellikle birkaç saat boyunca dinlenmesi öneriyoruz.
9)Evde İyileşme: Evde, birkaç gün boyunca hafif bir dinlenme süresi tavsiye ediyoruz. Yatak istirahati genellikle gereksizdir, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmasını öneriyoruz.
10)Gebelik Testi: Embriyo transferinden yaklaşık 10-14 gün sonra, gebelik testini yapıyoruz. Başarılı bir gebelik varsa, hamilelik takibi ve prenatal bakım süreci başlar.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferini, Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç yapmaktadır. Bu prosedürün başarısı, kullanılan tekniklerin kalitesine, embriyo seçimine ve anne adayının rahminin uygunluğuna bağlıdır. İşlem sonucunda başarılı bir gebelik elde edilmesi, birçok faktöre bağlıdır ve her hasta için farklılık gösterebilir.
https://www.youtube.com/watch?v=JJV5yiOsROk
Embriyo
İşlemden Sonra
Embriyo transferinden sonra her zamanki günlük rutininize geri dönebilirsiniz. Ama yorucu ve çok hareketli aktiviteler yapmanızı önermiyoruz. Klinik ekibimiz sizlerle iletişimde kalarak, bu süreci doğru şekilde yönetmenize yardımcı olur.
Tipik yan etkiler şunları içerir:
● İşlemden kısa bir süre sonra az miktarda berrak veya kanlı sıvı akıntı geçirebilirsiniz. Bu, embriyo transferinden önce serviksin sürünmesinden kaynaklanmaktadır.
● Yüksek östrojen seviyelerine bağlı meme hassasiyeti.
● Hafif şişkinlik.
● Hafif kramp.
● Kabızlık.
Embriyo transferinden sonra dikkat edilmesi gerekenler
Tüp bebek kliniğimizde, eve gitmeden önce embriyo transferinden sonra 1 saat boyunca anne adayımızın 1 saat sırt üstü yatmasını istiyoruz. O günün geri kalanı için fiziksel aktiviteyi de sınırlamasını rica ediyoruz. Ancak kanepede veya yatar durumda koltuğunda dinlenmesini öneriyoruz.
Embriyo transferi ve Seyahat
Embriyo transferi için şehir dışından Ankara’ya seyahat eden çiftlerimiz için, transfer günü uçmamalarını, ertesi güne kadar beklemelerini öneriyoruz. Şehir dışından gelen hastalar süreç boyunca Prof.Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ile irtibat halinde olur ve gerekli konularda anne adayları ile online görüşmeler yapar.
Embriyo transferi sonrası implantasyon nasıl gerçekleşir?
Sağlıklı bir insan embriyosu, döllenmeden sonra 5-7. günde kabuğundan çıkacak ve yumurtadan çıktıktan sonra saatler içinde implante olacaktır. Bu nedenle, uterus duvarına bağlanma ile embriyonun gerçek yerleşmesi, 3 günlük bir transferden yaklaşık 2-5 gün sonra ve 5. gün transferden sonraki 1-3 gün içinde gerçekleşir.
Embriyo transferinden sonra hamilelik testi ne kadar sürede yapılır?
Transferden yaklaşık 9-11 gün sonra (5. gün transfer için 9 gün ve 3. gün transfer için 11 gün), hamile olup olmadığını öğrenmek için bir kan testi yapıyoruz. Embriyo implantasyonu gerçekleştiyse, HCG hormonu o sırada annenin kanında tespit edebiliyoruz.
IVF'den sonra idrar gebelik testi (HPT) yapılmasını önermiyoruz. Bunun nedeni, çok fazla yanlış negatif sonuç olmasıdır. Çok daha hassas ve güvenilir olduğu için kan testi yaptırmanızı öneriyoruz.
Embriyo transferi başarısızlıkları ile ilgili merak ettiklerinizi de bu yazımızdan okuyabilirsiniz.
#### Embriyo Tutunmasında Karşımıza Çıkan Rahme Ait Problemler
Doğal yolla spontan bir şekilde gebelik elde edebilmek artık bulunmaz bir nimet haline gelmiştir. Belli bir zaman sonra her çift bebek sahibi olmak ister. Kimisi kendiliğinden kolaylıkla bebek sahibi olabiliyorken kimisi tüp bebek tedavisi yöntemleri ile bebek sahibi olabilmektedir. Özellikle son zamanlarda yapılan araştırmalar değerlendirildiğinde yaklaşık %20 si bebek sahibi olmak için üremeye yardımcı tedavilere başvurmaktadır. Siklus takibi, yumurtlama takibi, aşılama tedavileri veya tüp bebek tedavileri içi tüp bebek merkezlerine başvurdukları izlenmiştir.
Gebelik elde etme durumu anne ve baba adayının herhangi bir problem olmadan karşılıklı olarak yumurta ve sperm kalitesi ile sağlık problemi olmaması gerekmektedir sağlıklı bir gebelik için. Tabi sağlıklı sperm ve sağlıklı yumurta sağlıklı embriyo oluşturduktan sonra bir aşama daha kalıyor ki, embriyonun rahme ulaşması ve tutunması. Anne adayının yumurtanın yanı sıra bir de rahminin, rahim içinin bu embriyonun tutunmasını sağlayacak ve besleyecek özelliklere sahip olması gerekmektedir.
Yumurta ve spermde kalite problemi yok iken hatta embriyo da sağlıklı iken peki neden rahme tutunmuyor? Rahim ile ilgili ne gibi problemler karşımıza çıkabilir?
Biz sorduk, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevapladı;
Rahim şeklinin tutunmaya uygun olmaması tüp bebek tedavilerinde embriyo transferine engeldir; elde edilen embriyo ne kadar sağlıklı olursa olsun rahmin şekilsel bozukluğu gebeliğe engel olabilmektedir. Rahmin içerisindeki şekil bozukluklarının sebebinin endometriumun duvarında iyi huylu tümörlerin ya da myomların varlığı ile de bağlantılı olduğunu düşünülmektedir. Endometriumun içine doğru büyüdüklerinde kesinlikle infertilite sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Küçük kistlerin bile döllenmeyi embriyonun tutunmasını olumsuz olarak etkilediği kesinliklikle kanıtlanmış ve açıklanmıştır. Rahim içi yapışıklıklarda embriyonun tutunmasını engeller.
Rahim duvarının yeterli kalınlığa sahip olamaması tüp bebek tedavilerinde embriyo transferine uygun değildir; sağlıklı bir embriyonun rahim duvarına tutunabilmesi bilimsel olarak en 9 mm olması beklenmektedir. Rahim duvarında bulunan çoklu myomlar, şiddetli adenomiyozis, kadının daha önceki düşüklerine bağlı olarak geçirmiş olduğu enfeksiyonlar veya kğretajlarda rahim duvarının yeterli kalınlıkta olmamasının nedenleri arasındadır. Tüp bebek tedavilerinde embiryo transferlerinde rahim duvarının yeterli kalınlığa sahip olması altın bir kuraldır.
#### Embriyolara Genetik Tanı Uygulanması
Tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde yardımcı üreme tekniklerinin de gelişmesiyle bebek sahibi olmadan bebeklerinin genetiğini belirlemeleri mümkün hale gelmiştir. Öykülerinde, tekrarlayan gebelik kayıplarını da göz önünde bulundurarak tüp bebek merkezleri tüp bebek laboratuvarlarında PGT yöntemi ile embriyoların genetiğine bakılarak sağlıklı embriyo transferi sağlanabilir.
PGT yöntemi genetik bilimin gelişmesi ile artık tüp bebek tedavilerinde embriyolarda genetik inceleme yapılabiliyor. Bu yöntem ise preimplantasyon genetik tanı olarak isimlendiriliyor.
PGT gebelik elde edilmeden önce elde edilen yumurta ve sperm hücrelerinin embriyoloji laboratuvarında döllenmesi sonucunda gelişen embriyoların alınan hücreleri ile gebelik elde edilecek olan bebekte sayısal ve kromozom bozukluğu ile tek gen hastalıklarının tanısı konulabilmektedir.
FISH Tekniği ile PGT Uygulaması
Sayısal olarak karşımıza çıkan kromozom bozuklukları ve yapısal kromozom bozukluklarının ayini için çoğunlukla FISH tekniği kullanılabilmektedir. Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde embriyoloji laboratuvarlarında 8,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,X Ve Y kromozomlarından oluşan, düşüklerde en sık rastlanan kromozom anomalilerinin oldukça çok büyük bir kısmını kapsayabilmektedir. Ancak embriyoların transferi aynıı siklus içerisinde gerçekleşmemekte bir sonraki siklusa embriyoların dondurulması yapılarak aktarılmaktadır. FISH tekniği ile PGT yapılması günümüzde de hala sayısal ve yapısal olarak anomalilerin tespitinde en sık olarak karşımıza çıkan bir yöntem olarak bilinip gerçekten pratik bir yöntem olma avantajını da korumaktadır.
Sayısal Kromozom Bozukluklarının Taranması
GT ile genetik tanı yöntemi gebelik kaybı ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarına sebep olan kromozom bozukluklarının saptanmasında tüp bebek başarılarında şansı arttırmak için kullanılmaktadır. Embriyolarda sayısal kromozom bozukluklarının taranması özellikle anne adayının yaşının ileri olduğu durumlarda, tekrarlayan tüp bebek denemelerinde, tekrarlayan düşüklerde yapılan sayısal kromozom bozukluklarının taranma durumunun amacı insan hücrelerinin 22 otozom ve bir gonozomdan oluşan 23 çift kromozon içerir. Kromozomlarda fazla veya eksik sayıda krozomom olması durumunda tüp bebek tedavilerinde saptanması önemli bir husustur.
Tüp bebek merkezlerinde yıllardır uygulanan PGT sayesinde sayısal kromozom bozukluklarının da taranması ile sağlıklı embriyolar ve sağlıklı gebelikler bebekler elde edilmiştir der Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
#### Emzirme Döneminde Hangi Besinler Tüketilmelidir?
Yeni anne olanların en çok merak ettiği konulardandır. Anneler bu dönem hakkında çok endişelenirler. Sütün yetmeyeceğini ve bebeğin doymayacağı endişesine kapılırlar. Halbuki emzirme döneminde beslenmek daha kolay ve sağlıklıdır. Hem bebeğiniz hem de sizin için bu dönem sağlıklı beslenmenizi ve sadece gerekli olanı almanızı sağlayacak bir dönemdir.
Emzirme döneminde beslenmede dikkat edilecek birkaç püf nokta vardır. Bu dönemde annelere çok önemli bir sorumluluk düşer. Anne bu dönemde beslenmesinde zararlı gıdalara çok dikkat etmeli ve bunları tüketmemelidir. Emziren annelerin düzenli ve yüksek enerjili gıda ile iyi beslenmesi gerekmektedir. Anne tüm besinlerden sık aralıklarla ve azar azar yemelidir.
Annelerin bu dönemde yedikleri besinlere ve besinler besin değerine dikkat etmesi gerekir. Büyüklerimizin dediği gibi her şeyin yenmesi sonucu süt olur fikri çoğu kez doğru değildir. Her besinden yenmesi sütün artışına ek olarak yansımaz. Anneler süt yapıcı besin kaynaklarıyla beslenir ise süt yapımı çok olur.
Annenin sütünün iyi olması ve çok olması için daha çok bulgur, kuru bakliyat, et, süt, balık, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere besin değeri iyi olan besinlerle beslenmesi gerekir. Anne adaylarının sütlerinin iyi gelmesi ve çok olması için birde su tüketimi çok önemlidir. Annelerin su tüketimin günde en az 3,5 litre olması gereklidir. Unutmayın ki sizin beslenmeniz sizi olduğu gibi bebeğinizi de etkileyecektir. Su tüketiminiz sütünüzün miktarının çok olmasını etkilerken diğer gıdalar ise kalitesini etkiler. Beraberinde gaz yapan azı çiğ gıdalar veya annenin entoleransının olduğu gıdalarda gaz yapabilmesi nedeniyle ekte de gaz artışına neden olabilir.
Protein süt yapımında olmazsa olmaz yapı taşıdır. Emziren annelerin protein ihtiyacını karşılaması gereklidir. Kırmızı yada beyaz et, balık çeşitleri, kuru bakliyat ve yoğurt protein ihtiyacını karşılayacak önemli besinleridir.
Sıvı alımı anne sütünün kalitesini olduğu kadar miktarını da etkileyecektir. En çok su ama komposto, hoşaf, bitki çayları, ısırgan otu çayı gibi ürünleri anne sıvı tükettikçe öğretilen süt miktarı daha iyi olacaktır. Annelerin diğer sıvılar hariç günde en az 3,5 litre su tüketmesi gereklidir.
Süt ürünleri lohusa beslenmesinde oldukça değerlidir. Emziren anne süt ve süt ürünleri tüketmelidir. Yeterli ve gerekli kalsiyum, enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir. Emziren annenin kalsiyum alması bebeği ve kendisi açısından çok daha iyi olacaktır. Aksi durumda kemiklerinden ve dişlerinden kemik kaybı olacaktır.
Demir kan yapımında kullanılan değerli bir elementtir. Doğal veya ilaç olarak alımında demirin vücutta emilimi için 1 porsiyon meyve, sebze veya kuru bakliyat tüketin. Demiri ise et, pekmez ve kuru yemiş vb. besinlerden alabilirsiniz. Bu besinlerin kalori değeri yüksek olduğu için belirli derecede tüketilmesi gereklidir. Siyah çay tüketimi demir emilimini azaltır. Emziren anne siyah çay tüketimini azaltmalıdır.
Unutmayın ki sizin beslenmeniz olduğu gibi bebeğe de yansıyacaktır. Beslenmenize dikkat etmelisiniz.
#### Emzirme Dönemindeki Annelere Öneriler
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor: Emzirme dönemindeki annelere öneriler! Doğumla birlikte yeni bir sayfa açılıyor hayatınıza…
Haberin devamı için linki tıklayınız.
http://www.mynet.com/tv/emzirme-donemindeki-annelere-oneriler-vid-3456282/
#### En İyi Tüp Bebek Merkezi
En iyi tüp bebek merkezi nasıl anlıyoruz? Tüp bebek tedavisinde, bebek tedavilerinde yöntemler içerisinde maddi ve manevi olarak en zorlu olanı tüp bebek tedavisidir ancak başarı şansı da en yüksek olan yöntem tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde elde edilen başarı ve gebelik haberi; klinik ve laboratuvar sürecine göre, bu alanda uzman ekip, hekim ve embriyologlar tarafından yürütülmesi oldukça önemlidir. Tıbbın diğer alanlarında da olduğu gibi tüp bebek ve diğer bebek isteği olan tedavi metotlarında da kişiye özel olarak planlanması ve kişiye özel tetkikler uygulanması çok önemlidir. Her bir tüp bebek tedavisinde yüzde yüz gebelik şansı vermek mümkün değildir. En iyi tüp bebek merkezi nasıl anlıyoruz? Sorusunu maddeler halince cevaplarsak;
Bu süreçte merkezin başarıya etkisi bazı noktalarda daha belirgin hale gelmektedir;
İnfertilitede nedenlerin doğru olduğunun tespiti için gereken tetkikler konusunda hastaya özel olarak inceleme yapılmalıdır ve planlanmalıdır. Anne adayına yumurtlama takibinin protokolünün uygulanması gerekmektedir. Folluküllerin gelişiminin yakın takibi uygulanmalıdır. Baba adayı için ise sperm değerlerinin uygun değerlendirilmesi ve sperm değerlerine yönelik uygun inceleme yapılmalıdır. Laboratuvar ortamında embriyo takibinin doğru yapılması. Kültür şartlarının sağlanabilmesi için üst seviyede. Bu nedenle de devamlılığının kontrolü sağlanmalıdır.
İnfertil anne ve baba adaylarında eğer tedaviye başladıkları tüp bebek merkezi donanımlı ise. Deneyimli bir ekip tarafından yürütülüyor ise. Arka arkaya; üç tüp bebek tedavisini aynı merkezde denemeleri önerilmektedir. Bu nedenle her başarısızlıkta merkezi değiştirmek. Ya da her başarısızlıkta ekibi değiştirmek. Yeni tedavi metotları denenirken, önceki olumsuzluğun tecrübelerden yararlanma şansını ne yazık ki kaybediyor. 38 yaşından küçük, yumurta rezervi normal kadınlarda üç tüp bebek tedavisinden sonra muhakkak gebelik oranı yüzde seksen olarak değerlendiriliyor. Tüp bebek tedavisinden sonra infertilite problemi olan yüz çiftten sekseninde neredeyse gebelik ardışık aynı merkezli tüp bebek tedavilerinde yakalanmaktadır.
Embriyoloji Laboratuvarının Önemi Nedir?
Embriyoloji laboratuvarı, bir tüp bebek merkezinin en hassas. Bu nedenle de başarıda en önemli rol oynayan maddelerden birisidir. Yumurtanın sperm ile döllenmesi ile meydana gelen embriyo hücresi. Her iki gamet hücresine bağlı olarak gelişebilir. Bu potansiyel ise tamamen gamet hücreleri tarafından belirlenmektedir. Laboratuvarda personelin profesyonelliği, donanım ve çevresel şartlar açısından uygunluk oldukça önemlidir. Bu nedenle de olumsuz etkileme ihtimali de yüksektir. Dolayısı ile anne ve baba adaylarının merkezlerini seçerken laboratuvarı da oldukça önemli bir madde olarak görmeleri önerilmektedir. Bu nedenle tedavinin neredeyse hayati bir önem taşıyan kısmında yer alır.
Embriyoloji laboratuvarında hangi işlemler uygulanmaktadır?
Yumurta toplama işlemi,Yumurta hazırlığı denudasyon,Döllenme fertilizasyon,Embriyo kültürü,AHA yardımlı tomurcuklanma,Embriyo dondurma.
Tüp bebek tedavisinde elde edilen başarı şans değildir. Doğru merkez, doğru ekip ve doğru merkez seçimi oldukça önemlidir. Bu doğrultuda, infertilite problemi olan anne ve baba adaylarının; merkez seçimlerinde, merkezin donanımında, hekim tecrübesinde, laboratuvar şartları, embriyologların tecrübesi. Tüp bebek tedavisindeki başarı oranları açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle de seçim her açıdan önemli hale geliyor.
#### En Sık Yapılan Genital Estetik Ameliyatları Nelerdir?
Vajinoplasti
Vajinoplasti, vajina daraltma sıkılaştırma operasyonu olarak nitelendirilir. Vajinanın sıkılaşmasını, toplanması ve hatta gençleşmesini sağlar. Fazla doğum yapan özellikle fazla normal doğum yapan bayanlarda ve ilişkiye bağlı olarak genişleyebildiğinden dolayı zamanla cinsel ilişki sırasında hazzı hem bayanda hem erkekte azaltarak cinsel isteksizliğe neden olacağından vajinoplastiye ihtiyaç duyulur.
Labioplasti
Labia minora hemen vajen girişinin iki yanında bulunan yapılardır. Labia minora idrar ve vajen deliğini kapatır. Labia minoralar asimetrik olarak büyük yada kalın olabilirler. Cinsel ilişkide zorluk yaşamaya sebep olabilir veya görünüş açısından sıkıntı yaşatabilmektedir. Mayo, bikini vs kıyafetlerde görünüş açısından hoş durmamakla birlikte kıyafetlerde sürtünme yaparak normal aktivitelere bile engel olabilir. Bu şikayetlerden yola çıkarak labiaların yapılması işlemi labioplasti olarak adlandırılır. Bazen şekil bozuklukları doğuştan olabildiği gibi sonradan normal doğumlar sonucunda da labialarda yırtılmalar meydana gelebilir. Aynı zamanda aşırı kilo alımı ve verimi de buna sebeptir.
Himenoplasti
Himen, kızlık zarı dikimi olarak adlandırılır. Geçici ve kalıcı olmak üzere iki gruba ayrılır.
Doğum Dikişi İzi Düzeltilebilir mi? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### En Uygun Gebelik Yaşı Nedir?
Gebelikte en önemli hususlardan birisi yaştır. Gebe kalmak için en uygun yaşlar 20-35 yaş aralığıdır. Her doğum arasında ise en az 2 yıl olmalıdır. Bu aralıkta anne vücudu kendisini toparlamalıdır.
Çok sık aralıklarla gebe kalınması tehlikelidir. 18 yaşın altında gebe kalanların gebelikte ise ölü doğum ve düşük doğum ağırlığı tehlikesi vardır. 35 yaşın üstündeki bir bayan sağlıklı ise 38 yaşa kadar çok problem olmayabilir, annenin sağlığına göre. Eğer anne 38 yaşı ve üzerinde gebe kalırsa bariz riskler olur. Doğurganlık oranı her kadın için ve yaş için farklıdır. Doğurganlık yaş ilerledikçe düşmektedir. Örneğin 20 yaşında bu oran %40 ise 30 yanında %30 a kadar inmektedir. Hamilelik hangi yaşta olursa olsun risksiz değildir. Yaşı ilerledikçe artar.
İleri yaşta gebe kalan annelerde diğer risk ise sistemik hastalıklardır. İlerleyen yaşlarda görülen yüksek tansiyon, şeker hastalığı,kalp-damar hastalığı gebeliği olumsuz etkiler. Erken yaşta ise gebe kalmak da tehlikelidir. 18 yaşın altındaki ergenliğini yeni tamamlamış yaşta gebe olan anne adayları yeterince bilinçlenmedikleri için beslenmeyi tam bilmeyen, hormonal yapı ve yumurtalıkların düzenli çalışması tam olarak düzene oturmadığı için erken yaşta olan gebeliklerde düşük,erken doğum,düşük ağırlıklı doğum ve anne karnında bebek ölçümü görülmektedir. Gebelik için uygun olan yaş 20 yaşından sonra ve en geç 35 yaşına kadar gebe kalınması sağlıklı ve doğrudur. Bunun dışında çok erken yaşta olan ve daha yaş ilerledikçe olan gebelikler tehlikelidir.
Toparlayacak olursak gebeliğe en uygun yaş aralığı 20-35 yaş arasıdır. Bu yaş aralığından küçüklerde, büyüklerde gebelikleri risklidir. Bu yaşlar arasında gebe kalmak en sağlıklı gebelik yaşıdır. Ve her doğum arasında en az 2 yıl olmalıdır. Anne 18 yaşının altında gebe kalırsa bunun riski çok çok fazladır. 18 yaşında yeni ergenlikten çıkmış bir kadının, yumurtalıkları ve hormonları tam olgunlaşmamıştır. Bunun için erken yaşta gebe kalan annelerde; düşük doğum, erken doğum, anne karnında Bebek ölümü, düğün doğum ağırlıklı bebek gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olur. Annenin 38 yaşında ve daha büyük olması da gebelikte büyük risklere neden olmaktadır. Anneyi bu gebelik çok zorlayacaktır. Bebekte ve annede sağlık problemleri de olabilir.
38 yaşından sonra gebe kalmak zorlaşır. Yumurtaların sayısı azalır ve kaliteleri de azalır. Bunun için geç yaşlarda gebe kalmak zorlaşacaktır. Yani bir kadın için en uygun gebelik yaşları 20-35 yaşlar aralığıdır.
#### Endometriozis
Endometriozis, çikolata kisti tipik olarak koyu kahverengi gibi bir sıvı içerir ve görüntüsünden içinde bulunan sıvının renginden dolayı da çikolata kisti adını almaktadır. Adını rahmin iç kısmını döşemekte olan tabaka anlamına gelir ve her ay adet döngüsüyle dökülen endometriumdan endometrioma meydana gelir. Normalde rahim içerisinde bulunması gereken doku, edometriozis hastalarında rahmin dışarısında da bulunur. Rahmin dışında bulunan endometiroma infertiliteye de sebep olmaktadır. Aynı zamanda ağrı da yapar. Pelvik ağrı, ağrılı ağrı ve ağrılı ilişkinin altında yatan sebep te endometriozis olabilir. Bir pelvik ultrason sırasında veya bebek istemesine rağmen bebek sahibi olamayan çiftin tüp bebek tedavi sürecindeki değerlendirilmesi için başvurduğu muayenesinde tanısı ultrason ile konulabilir.
Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’a Belirtileri Nelerdir Diye Sorduk ;
Adet esnasında görülen şiddetli ağrılarCinsel ilişki esnasında izlenen şiddetli ağrılar cinsel ilişkiyi reddedecek kadar şiddetli olmaktadırKadına bağlı infertilite problemlerinde karşımıza çıkarDüzensiz adet döngüleriAdet döngülerinde fazla kanamalar
Çikolata kisti kısırlığa neden olabilen bir durumdur. Öncelikle laporoskopik olarak çikolata kistinden kurtulmak gerekir. Açık ameliyat gerektirmeden karından girilen minik deliklerden çikolata kistini çıkarmak mümkündür. Hastalığın erken teşhis edilmiş olması da tüp bebek tedavisinde başarıyı olumlu etkileyecektir. Tüp bebek tedavilerinde bir neden olan endometriomanın tedavisi aslında tüp bebek merkezlerinde tüp bebek doktorlarımız tarafından konulan tanı ile kolay bir hale dönüşmektedir.
Çikolata kisti tedavisinde kesin bir teşhis koymak için patoloji göndermek en doğru yöntem olacaktır. Ameliyattan sonrası da elbette önemlidir. Endometrioma düşündüren klinik ve ultrasonografi bulguları kalın duvarlı kistik lezyonlar olabilir. Ameliyatlar hem bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde hem de çektiği ağrıdan dolayı hayat kalitesini arttırmak isteyen hastalarda tercih olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tekrarlama oranı takibi olmayan hastalarda önündeki beş yıl içerisinde yaklaşık yüzde otuz oranındadır. Çikolata kistinin çıkarılmasından sonra en az iki yıl süre ile oral kontraseptif kullanan kadınlarda nüks etme durumunun daha az olduğu söylenmektedir. Önlem almak için altı ayda bir kadın doğum doktoru veya tüp bebek uzmanları tarafından izlenmesi, hastanın kontrollerini ihmal etmemesi yeterli olacaktır.
#### Endometriozis Nedir?
Endomeyriozis endometriyum ismini verdiğimiz rahim iç dokusunun rahim dışında örneğin karın iç zarı,yumurtalık,tüp,barsak ve diğer organlarda bulunma hastalığıdır. Endometriyum her ay gebelik için kendisini hazırlayan ve gebelik olmadığı zaman,yeterli hormon desteği alamadığı zaman mensturasyon yani adet kanaması halinde dökülen özel hücre tabakasına sahip olan bir dokudur.
Normal olarak endometriyum vücutta rahim içerisinde yer alır. Eğer bu hücreler rahim dışında yer almışsa buna “endometriozis”denir. Endometriozis yerleşimi sıklıkla yumurtalıklarda,rekto vajinal fossa yani rahim arkası boşlukta,vajen ile rektum ismini verdiğimiz alt bağırsağın arasında,bağırsağın yüzeyinde,tüplerin üzerinde veya çevresinde,mesanenin üzerinde veya karın zarı yüzeylerinde görülebilir.Hastalığın yaygınlığına göre hastalık 4 evre olarak sınıflandırılailir. Evre 1 ve 2 hafif 3 ve 4 ise orta –ağır endometriozis olarak adlandırılır.
Overde çikolata kisti varlığı hastalığın evresini otomatik olarak evre 4 haline getirir. Endometriozis in vucutta tuttuğu odaklarda da her adet döneminde kanama ve dökülme olur. Bu dökülmenin yarattığı periton irritasyonu ise yaşanan ağrının en büyük nedenidir.
Endometriozis bir kısırlık kolaytırıcı hastalıktır. Pek çok nedenle kısırlığa sebeb olur mesela tüplerde yumurtanın taşınmasından yumurtlamanın bozulmasına,döllenen embriyonun rahim içine yuvalanmasındaki bozukluklara kadar,pek çok etkilerle bebek sahibi olamamayı oluşturabilir. Eğer yumurtalıkta kiste neden olmamışsa endometriozis in kesin tanısı ultrason ile konulamaz çünkü endometriotik implantlar görülemez. Endometriozisin kesin tanısı laparoskopi ile gözle görülerek konulur.
Endometrioziste görülen en sık belirtiler;sancılı adet görme,ağrılı cinsel birleşme, infertilite gibi şikayetlerdir. Neden oluştuğu henüz kesinlik kazanmamıştır bağışıklık sisteminin zayıf olması,geriye adet kanaması ,karın iç zarındaki hücrelerin nedeni belirsiz olarak değişimi gibi çeşitli teorilerin endometriozise neden olabileceği ifade edilmektedir. Eğer endometriozis şikayetlerini kendinizde görüyor iseniz hemen bir doktora başvurmanız hastalığın erken tanısı yoluyla tedavi sağlanarak ilerleyişini durdurabiliriz. Yarattığı yapışıklığın derecesine bağlı olarak bazen ağır seyretmektedir.
Tedavisinde ana kılavuzumuz bebek isteğidir.Eğer bebek isteğimiz yoksa doğum kontrol hapları veya progesteronlar ile hastalık baskılanabilir. Ancak ebek isteği mevcut ise bu durumda tüplerin açık olup olmadığı önce açıklık kazanmalıdır.Ardından eğer kitle çapı 4 cm ve üzerinde ise laporoskopi ile temizlenmesi önerilmektedir.Ancak bu noktadaki en önemli sorunda hastanın yumurta reservinin yeterli olup olmadığının açıklık kazanmasıdır.eğer yeterli yumurta varsa cerrahi yapılmalıdır.Yumurta sayısı yeterli değilse cerrahi yumurtaları dahada azaltacağı için önerilmez.Cerrahi sonrasındaki ilk aylar gebelik şansı hastalığın evresi gerilediği için çok artmıştır.Bu nedenle bebek tedavisi cerrahiyi takiben hemen başlatılmalıdır.
Eğer ana neden ağrılı cinsel ilişki ise de bu durumda cerrahi yapılmalıdır. Nodül çıkarılmalı ve cinsel yaşam sağlanmalıdır.
#### Endometriozis ve Tüp Bebek Tedavisi
Endometrium benzeri dokunun kronik inflamatuar reaksiyonunun tetiklenmesi ile uterusun dışında bulunmasıdır. Çoğunlukla pelvik organlar ve periton bu durumdan etkilenir. Hastalığın boyutundanormal pelvik organlar da birkaç küçük lezyondan büyük endometriotik kistlere yani endometrioamalara kadar olabilir.
Endometriozis hastası ne gibi şikayetler tarifler
Dismenore, günlük aktivitelerini engelleyecek kadar şiddetli ağrılı adet görme olarak tanımlanan bir jinekolojik hastalıktır. Endometriozis belirtisi olabilir. Ağrı, kramp tarzı aralıklı zaman zaman bulantı,kusma, ishalle birlikte de görülmektedir.Derin disparoni, kadınlar cinsle ilişki esnasında ağrı tariflemesi durumudur. Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölge de basınç, yırtılma, yanma hissi olarak tarif ederler. Cinsel ilişkide ağrıproblemi olarak adlandırabilir. Endometriozisin göstergelerinden biri olabilmektedir.Kronik pelvik ağrı, Bebek sahibi olamama, bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen kadın da gebelik oluşmaması durumlarında da endometriozis bir infertilite sebebi olabilir. İnfertilite de bi endometriozis belirtisi sayılabilir. Bu gibi durumlarda hasta mutlaka bir tüp bebek uzmanına danışmalı ve endoemtriozisi için takip edilerek gerekirse tüp bebek tedavisi gerçekleştirilmesiaçısından desteklenmelidir.Diskezi, defakasyonda ağrı meydana gelmesi. Yani makatta çatlak, anüs bölgesini örten deride ağrı kanama ve kaşıntıya yol açan küçük küçük yırtıklar ve çatlaklara denir. Genel de çatlak yüzeysel olarak başlar, hızla iyleşir. Bazende kronik hale gelebilir.Sezaryen skarlarında şiddetli ağrı görülebilir.Endometriozisi olan kadınlarda hafif-orta düzeydekilrede bir ayda pontan fertilite oranları %5-10’dur.Ciddi endometriozislerde ise spontan gebelik olasılığı %3’dür. Daha az olacak şekilde önemli ölçüde düşüktür.Endometriozis ve infertilitede medikal yönetim :İnfertiliteyi iyileştirmek için ovaryan fonksiyon baskılanması minimaldir. Hafif ya da ciddi endometriozis etkili değildir. İyi bir takip ile karar verilmesi gerekebilir. Yara olmak yerine zarar olarak geri dönebilir.Cerrahi Tedavi Yöntemi :Gebelik şansını arttırabilir ancak yumurta rezervi tüp bebek tedavisinde önemli bir etkendir. Hekim ile muayene sonrasında net karar verilmesi gerekmektedir.Tüp bebek tedavisi yardımı :Minimal ve hafif endometrioziste gonodotropinler ile intrauterin insenimasyon yani aşılam önerilmemektedir.Yumurta rezervi az ise endoemtriozis ameliyatı tercih edilmeden tüp bebek tedavisi gerçekleştirilebilir.Tüp bebek tedavisi öncesi hormonal tedavi yapılabilir.
Tüp bebek tedavisi önceki laporoskopik olarak endometriomaların cerrahi tedavisi gerçekleştirilebilir.
#### Era Testi Nedir?
Tüp bebek tedavilerinde yumurta büyümesi ve yaklaşık 16-18 mm boyutlara ulaşması sağlandıktan sonra çatlatma iğnesi uygulanır. Bunların ardından yaklaşık 36 saat sonra yumurtaların oocyte pıck –up ismini verdiğimiz yumurta toplama işlemini gerçekleştiriyoruz.
Hepimizin bildiği gibi rahim iç duvarı gebeliği her zaman kabul etmeyebilir.Ancak tüp bebek tedavilerinde başarının sırrı en uygun zamanda embriyoyu rahim içerisine transfer ederek, en yüksek gebelik oranını sağlamaktır. Rahim iç zarının embriyoyu kabul ettiği zaman yumurtlamayı sağlayan Luteinize hormon salınımından sonra yaklaşık 4-6 gün sonradır. Yumurtanın döllenip embriyo haline gelmesi ve rahme ulaşması da bu dönem içerisinde gerçekleşir. Bu dönem dışında gebelik oluşamaz bu nedenle insan diğer canlılar kadar doğurgan değildir. Lh hormonunun tavan yapmasının ardından 36 saat içerisinde yumurta follükülden ayrılır ancak yumurta follükül sıvısıyla beraber atılır. Fakat yumurta çevresinde bulunan ve estrojen salgılayan hücreler follükül içerisinde kalır ve değişime uğrayarak progesteron salgılamaya başlarlar. Progesteron ise endometriumun embriyoyu veya bebeği tutmasında en etkin uyarandır.
Dolayısı ile progesteron hormonunun birincil işi yani endometrial tutunurluğu artırma görevi başlamaktadır.Tüpbebek tedavilerinde yumurta toplama işleminden sonra başlanan progesteronun birincil amacı budur.
Ancak hastalarımıza 3 veya 4 kez iyi kalitede embryo transferini ultrasonografide iyi görünen bir endomeriuma transfer ettik ve gebelik elde edemedik bu durumda uygulanabilecek testlerden biride ERA testidir. ERA endometrial reseptivite testi olarak tanımlanabilir. Bu test en az 3 tüp bebek denemesi ve 4 sağlıklı embriyo transferine rağmen gebelik elde edememiş hastalarda uygulanmaktadır. Test denemeden bir önceki veya daha önceki adet döneminde uygulanmaktadır.
Burada test eğer doğal bir adet döneminde yapılacaksa mutlaka ultrasonoğrafi ile yumurta takibi ve kanda LH hormon düzeyi takibi yapılarak uygulanmadır.Yumurtanın LH pick i ile çatlamasından sonra özel bir endometrial kanül ile endometrial örneklemeler yapılmaktadır.
Eğer bizim oluşturduğumuz bir adet döngüsü yada hasta hormon kullanıyorsa rahim içinden alınacak örnek progesteron hormonunun eklenmesinden 5 gün sonra alınmalır.
Alınan örnek DNA değerlendirmesi yapılacağı için uygun bir medium işeren taşıma tüplerine konmalıdır.Ortalama 240 gen endometrial tutunmada rol oynayan burada etkili olmaktadır.
Test sonucu; ya reseptif (endometrial reseptivite gebelik oluşumu için uygun dönemde) ya da non reseptif (endometrial reseptivite gebelik oluşumu için uygun dönemde değil) şeklinde çıkmaktadır.
Sonuç
A-reseptif çıkmış ise; hastamızda tüp bebek tedavimizde embryo transferini her hastamıza yaptığımız gibi, yumurta toplanması sonrası 3-5. gün yapabiliriz demektir.
B-non reseptif olarak rapor edildi ise, daha sonraki aylarda uygun günün belirlenmesi için yeniden testler yapılması gerekmektedir.
Bu hasta grubumuzda tüp bebek tedavisindeki embryo transferini yumurta toplanması sonrası 3-5. gün değil, testin belirlediği günde yani rahim içi zarının embryoyu kabul edeceği – reseptif günde yapmaktayız.
Bazen sonuç pre-reseptif (duyarlılık öncesi) veya post-reseptif (duyarlılık sonrası) gibi farklı tarzlarda rapor edilebilmektedir. Bu durumda hem testin maliyeti hemde hastanın canının yanmaması nedeniyle yeni biyopsiler almadan, belirlenenden 1-2 gün önce veya 1-2 sonra embriyo transferini gerçekleştiriyoruz.
Özetle ERA testi, ancak ve ancak 3-4 kez tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları olan ve önceki denemelerinde gebeliğe engel olacak başka neden bulamadığımız hastalarımızda, acaba zamanlama açısından mı hata yapıyoruz sorusunu açıklayabilen ve kişinin embriyo transferinin kendine özgü zamanlamasını belirleyerek etkili olan bir testtir.
Bu test zor hasta grubunda bize yeni bir alternatif sunmaktadır ancak mucizevi olarak değerlendirilmemelidir.
#### Erkek İnfertil Bir Hasta Nasıl Beslenmelidir?
Erkek İnfertil Bir Hasta Nasıl Beslenmelidir? Bazı besinlerin erkek infertilitesi ile doğrudan ilişkili olduğu bildirilmiştir.
Patates tüketimi sınırlı olmalıdır: nişasta içerir, semen kalitesini negatif yönde etkiler.Daha çok sebze meyve tüketimine özen göstermelisiniz.Kümes hayvanlarından bol beslenmek. Özellikle hindi ilk tercih olmalı.Deniz ürünlerinden bol.
Erkek İnfertil Bir Hasta Nasıl Beslenmelidir? Nedenlerini ve etkilerini başlıklar halinde açıklıyoruz.
Sperm Hareketliliği
Balık, tavuk, meyve, sebze, kurubaklagillerden zengin beslenilmelidir.Her hafta en az bir defa balık tüketilmelidir.Bir öğün de keten tohumu yiyeceğinize ekleyebilirsiniz.Folik asitten zengin beslenilmelidir.B vitamininden zengin besinlere özen göstermelisiniz; büyük yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, tere, roka, kuru baklagiller, tam tahıllı ekmek, bulgur, süt, yoğurt, yumurta, balık.Yer fıstığı,Kavun,Selenyum (yağlı balıklar, çiğ badem, ceviz),Çinko (kabak çekirdeği, balık),Kereviz,Kuşkonmaz,Avokado,Yaban mersini.
Kilo Erkek İnfertilitesinde de Önemli Bir Faktördür!
Aşırı kilo yükselen kolestrol ve insülin direnci hem kadında hem erkekte infertilite de başta gelen en büyük problemlerden birisidir. Kilo artışının sperm kalitesine olumsuz etkisi oldukça büyük hızla bozulan hormonlar nedeni ile. Bu nedenle aslında zayıflayarak bile belki infertilite sorununuzu aşabileceksiniz.
Tüm İnfertil Baba Adaylarımıza Madde Madde Önerimiz
Stresten uzak kalın lütfenStres yönetimini sağlamalısınızSigaradan uzak kalmalısınız, ileride bebek sahibi olduğunuzda da aynı şeyi çocuğunuz sizden rica edecektir. Sadece infertilite için değil genel olarak baba olmayı istemeden önce sağlıklı bir baba adayı olmayı istemeliyiz.Minimum alkolMinimum kafeinHareketli bir yaşam
Tüp Bebek Tedavilerinde Başarı Oranları Nasıl Arttırılır? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Erkek Kısırlığı Tüp Bebek
Erkek kısırlığı tüp bebek ile ilgili, erkeklerde meydana gelen ve tanısı koyulmuş infertilite baba olmaya engel bir durumdur. Bu durumun varlığından bahsedebilmek için bir diğer anlamla bebek sahibi olamayan çiftlerde, korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen durumlarda erkeğin de rolü oldukça büyüktür. Kadın incelenirken muhakkak erkek yani baba adayının da incelenmesi zorunludur. infertilite ile ilgili kadının yaşı önemli iken erkek içinde aynı şekilde sperm parametreleri oldukça büyük önem taşır.
Kadının yaşı otuz beş yaşının altında ise ortalama bir yıl kadar bekleyebilirken; eğer otuz beş yaşının üzerinde ise korunmasız ilişki sürelerini altı ay kadar sınırlamak mümkündür. Korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen anne ve baba adaylarında infertilite tanısı konulması için gerekli tetkiklerin uygulanması gereklidir. Tüm bunlar uygulanırken anne ve baba adayının detaylı anemnezi alınmalıdır. Geçmiş tedavi metotları, geçmiş tetkikleri, geçmiş sonuçları ve şu an ki korunmasız süresi ile birlikte cinsel ilişki sıklığı da büyük önem taşır. Tüm bunların sonucu ile değerlendirilerek bir yol çizmek mümkündür. Erkek kısırlığı tüp bebek adlı yazımızın bir diğer başlığı ise;
Erkeklerde İzlenen İnfertilite Tanı Yöntemleri Nelerdir?
Sperm analizi erkek infertilitesinin en önemli testidir. Sperm analizi sonrasında değerlendirme yapmak mümkündür. Bazı zamanlarda sperm analizini destekleyen hormon analizleri alınabilir. Tek başına dahi tanı koymak için neredeyse yeterli bir testtir semen analizi yani spermiyogram. Sperm testi ile birlikte üç ila beş günlük bir cinsel perhiz ile birlikte mastürbasyon yöntemi ile alınan bir testtir. Sperm; mikroskop altında, hacimleri ile birlikte, biçim, hareket gibi özellikleri ile birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle sperm analizi testinin sonucu normal çıkar ise eğer infertilite olmadığı varsayılabilir, kabul etmek olası. Ancak sperm analizi sonuçları bir sorun olduğunu gösteriyorsa bazen tekrar bir test istiyoruz. Bazen anitperm antikor testi istenirken bazen de hormon analizleri ile desteklenerek, üroloji hekimi tarafından değerlendirilmesi istenip testis biyopsisi gibi tanı koyucu testlerin yanı sıra ultrasonografi uygulaması gerekliliği olası.
Erkeklerde Meydana Gelen İnfertilite Belirtileri Nelerdir?
Erkeklerde meydana gelen infertilitenin belirtileri genellikle daha az görülmektedir. İnfertilite problemi ile birlikte karşı karşıya kaldığımız zamanlarda çoğu erkek bebek sahibi olamadığı için doktora başvurduğunda ancak durumu öğrenir. Sertleşme sorunları, boşalmada zorlanan erkekler, cinsel birlikteliğe karşı isteksizlik yaşayanlar ve tersine ilgisi gittikçe artan ya da testislerinde acı veya ağrı meydana gelen, testislerinde küçülme gören ya da hep küçük olan erkeklerin infertilite problemi yaşayabilecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu belirtiler olduğu zamanlarda erkeklerde infertilite tanısı koymak olası. Ancak elbette test ile kanıtlanması gerekmektedir. Kesin tanının tek yolu yapılan ya da yapılacak olan testlerdir. Erkek kısırlığı tüp bebek konusu hakkında nedenleri listelersek;
İnfertilite Nedenleri Nelerdir?
Genetik problemler nedenler arasında görmek olası.
Doğum anında meydana gelen anomaliler olması olası.
Sperm üretim sorunları görmek olası.
Testis travmaları meydana gelmiş olması olası.
Varikosel yani testislerde kanı boşaltan toplardamarların varisleşmesi durumudur.
Anatomik problemler olması olası.
Enfeksiyonlar infertilite sebebi olması olası.
Hormonal değişiklikler ve sorunlar olası.
Geçirilen cerrahi operasyonlar meydana gelmiş olması olası. Bunlar da infertilite sorunu olması olası.
Tüm bu doğuştan ya da sonradan olacak durumların yanı sıra baba adayının yaşam tarzları ve şartları da üreme kapasitesine engel olması olası. İnfertiliteye davet anlamına gelmesi olası. Sperm için doğrudan etki eden faktörlerin arasında sigara ve alkol kullanımı da oldukça sık gözlüyoruz. Sperm sayı ve kalitesini bozan ciddi nedenlerden birisidir. Dar kıyafetler giymek de neden olması olası.
Yüksek ateşli hastalıklar geçirmek ya da sauna gibi çok sıcak ortamlarda çalışmak testis ısısını arttırır. Bu durumlarda da sperm etkilenmektedir. Hormon üretimine neden olan, aşırı egzersizler de infertilitenin nedenleri arasında saymak mümkün. Kullanılan bazı ilaçlar cinsel isteksizliğe neden olurken aynı zaman da infertiliteye de kapı açması olası.
Erkek İnfertilitesi Tanısı Almış Bir Baba Adayının Tedavisi Nedir?
Erkek infertilitesinde tedavi yöntemleri arasında testler ve değerlendirmeleri ile birlikte değişiklikler olması olası. Her hastaya uygulanması gereken durum birbirinden farklıdır. Bu nedenle herhangi bir tedaviye başlamadan önce nedeni saptamak daha sonra da bu soruna yönelik bir tedavi uygulamak ve arkasından bebek tedavisini yapmak gerekir. Sorunu saptamadan başlanan tedaviler boşa kürek çekmek anlamına gelmesi olası.
Varikoselin Tedavisi Nedir?
Vairkosel erkek infertil hastalarda en sık rastlanan durumlardan birisidir. İnfertilite ve varikosel birlikte ise eğer sperm kalitesini değerlendirmeye yönelik spermde DNA hasarı belirlenmesi gerekmektedir. Bunun içinde ekstra test gerekir. Varikosel sperm üretimini etkileyen ve testis küçülmeleri durumunda mikroskop altında da testislere müdahale edilerek tedavisi mümkündür.
Enfeksiyonların ve Hormonal Bozuklukların Tedavisi Nedir?
İnfertilite ile birlikte enfeksiyon ya da hormonal bozukluklar nedenli olması olası. İlaçlı tedavi uygulamak mümkün. Ortalama altı ay ile bir yıla kadar ilaç kullanımı öneriyoruz. Daha sonrasında sperm üretimi başlamaktadır. Bu nedenle menide de bu aşamada sperm görülmeye başlanmaktadır.
Menide Sperm Yok İse Ne Yapacağız?
Menide sperm izlemememiz durumlarda TESE adı verilen cerrahi müdahaleler yardımı ile birlikte testisten biyopsi ile sperm hücresi buluyor ve alıyoruz. Daha sonra ise mikroenjeksiyon yani ICSI ile laboratuvar ortamında döllenme sağlanmaktadır. Yumurta ile spermin döllenmesi sonrasında elde edilen embriyo ve gelişen embriyo anne rahmine transferini gerçekleştiriyoruz. Düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemiyorsak muhakkak bir uzmandan destek almalısınız. Lütfen ihmal etmeyin.
#### Erkek Kısırlığına Karşın Hangi Testler Mevcuttur?
Bir yıldır düzenli birlikteliğe rağmen bebek sahibi olamayan çiftlerde her iki tarafın da doktora giderek, tanı ve tedavisinin uygulanması en doğru yol olacaktır. Bu bağlamda Ankara Tüp Bebek Merkezleri ve tüp bebek uzmanları, tüp bebek tedavisi ile ilgilenen hekimlerimizin görüşünü mutlaka almalısınız.
Erkeklerde genel bir anemnez ile birlikte kronik sağlık sorunlar, geçmişteki ergenlik öyküsü, cinsel ilişki süreleri, kronik öz ve soy geçmişi hakkında sorular sorulur. Fiziki muayenesi tamamlandıktan sonra hekim hastadan semen analizi isteyecektir. Semen analizi tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisi ünitelerinde özel sperm vermek için bulunan odalarda kendisi mastrubasyon yöntemi ile verilen kaba boşalarak embriyologlar tarafından değerlendirilmesi yapılıp rakamlar karşılıkları bulunan bir veri kağıdı teslim etmektedir.
Yaklaşık üç dört saat içerisinde tüp bebek merkezi uygunluğuna göre sonuç almak mümkündür. Laboratuvarda spermin hareketliliği, spermlerin adeti, şekil anormallikleri tesbit edilmektedir. Eğer tekrarlanması istenmez ise tek örnek belli bir süre için yeterli bulunacaktır. Ancak semende sperm sayısı her defasında değişiklik gösterebilir. Şüpheli çıkması durumunda 15-20 gün sonra sperm testinizi tekrarlamanız istenebilir.
Genellikle önce spermiyogram testi yapılsa da spermiyogram semen analizine ek olarak erkekte ekstra yapılabilecek testlerde mevcuttur. Testis ultrasonu olarak isimlendirilen bir ultrason şekli mevcuttur.
Testisler, testis torbası, kan damarları incelenir. Testis ultrasonu ile testislerdeki tümör gibi kitlelerde ortaya çıkar. Hormon testi, cinsel gelişim ve sperm üretimi konusunda rol oynayan hormonlara bakılabilir.
Boşalmanın arkasından yapılan idrar testleri mevcuttur, boşalma sırasında spermlerin idrar kanalına gidip gitmediğini göstermektedir. Spermiyogram testlerinde sperm çıkmaması durumunda testislerden biyopsi ile sperm alınabilmektedir. Transrektal ultrason, çok nadiren yapılan bir ultrason şekli de olsa erkeklerde tüp bebek tedavilerinden önce ürolog tarafından küçük kayganlaştırılmış bir çubuk ile rektumdan girişi sağlanarak prostat kontrol edilebilir ve sperm taşımakta olan kanallarda kontrol edilebilmektedir.
Erkeklerde yukarıdaki gibi okuduğumuz testler yapılarak net tanı konulabileceğini söylemektedir Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
#### Erkek Kısırlığında Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Erkek kısırlığında tedavi yöntemleri nelerdir? Tüp bebek tedavilerinde erkek kısırlığında tedavi yöntemleri arasında;
Varikosel durumlarında ameliyat ile çözüm sağlanabilmektedir. Enfeksiyon sorunu olan erkek hastalarda enfeksiyon tedavisi sağlanabilmektedir. Enfeksiyonlar tedavi edilebilir, enfeksiyon sorunu ortadan kaldırılabilir ancak üreme fonksiyonları geri getirilemeyebilir. Yüzde yüz enfeksiyondan kurtulup sperme rastlanması kesindir denmesi çok zordur. Hormon tedavileri için ilaç verilebilmektedir.
Bunların yanı sıra erkek kısırlıklarında daha önceki yıllarda çözümsüz olarak nitelendirilen, tüp bebek tedavisinde de imkansız gözüyle görülen çoğu durumda şimdi günümüz de erkek kısırlıklarında da tüp bebek tedavisi ile çiftler bebek sahibi olabiliyor. Daha önce azospermi olan hiç sperm bulunmayan, spermiyogramda rastlanmayan erkek hastalarda bebek sahibi olmak imkansızken, günümüzde gelişen ve gelişmekte olan ilaç tedavileri, ameliyatlar ciddi sayıda hastada başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
Erkek kısırlığında tedavi yöntemleri nelerdir? Ameliyat olarak nitelendirdiğimiz durumlar nelerdir konusunda Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç bilgilendiriyor;
PESA: Perkutan Epididimal Sperm Aspirasyonu
Testislerin üzerindeki epididim yapılara ince bir iğne ile girilmesi sağlanarak spermlerin alınması yöntemidir. Ciltten batırılan bir iğne ile uygulanır. Çok kolay bir yöntem olup, çok kısa bir zaman içerisinde PESA yapılabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık nedeni ile meninin dışarıya atılamamasından kaynaklı epidimden sperm alınması durumudur. Tüp bebek üniteleri ameliyathane ortamlarında ve ürologlarımız tarafından yapılmaktadır.
MESA: Mikroskop Altında Epididimal Sperm Aspirasyonu
Menide hiçbir şekilde sperme rastlanılmayan durumlarda kanallardan mikrocerrahi ile girilerek spermin aspire edilmesi yöntemidir. Aynı şekilde tüp bebek üniterlerinin tüp bebek merkezlerinin ameliyathane ortamlarında anestezi altında yapılmaktadır.
TESA: Perkutan Testiküler Sperm Aѕрiraѕyonu
Testislerin içerisinden özel bir iğne ile girilerek açılmadan sperm elde edilmesi işlemidir. Tüp bebek merkezlerinin ameliyathanelerinde anestezi altında elde edilmektedir.
TESE, MikroTESE
MESA, PESA, TESA yöntemlerinin başarısız olunduğu durumlarda tüp bebek merkezlerinin ameliyathanelerinde anestezi ile testisin açılarak mikroskop altında tüm bölgelerin incelenerek sperm alınması işlemi TESE olarak isimlendirilir. Mikroskop kullanılarak yapılmaktadır. Mikroskop kullanılmasıda, tüp bebek tedavilerinde şansı arttırmaktadır. Hatta TESE ile elde edilen ve elde edilen yumurtayı döllemesi sonucunda kalan spermlerin dondurulmasıda mümkün olmaktadır. Böylelikle ikinci bir tedavi için hasta başvurduğunda tekrar bir TESE işlemi olmasına gerek kalmamaktadır.
#### Erkek Yaşının İleri Olması Hamileliği Etkiler mi?
Erkek yaşının ileri olması hamileliği etkiler mi? Gebelik ve kısırlık (infertilite) konusu esas olarak anne yaşı ile çok yakından ilgilidir. Anne yaşı ilerledikçe özellikle 35 yaşında sonra hem gebe kalamama yani kısırlık konusunda bazı risk artışları görülür hem de gebe kaldıktan sonra hamilelik boyunca anne ve bebek ile ilgili bazı risklerde artış görülür. 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklere ileri yaş gebeliği denir.
40'lı yaşlarla birlikte gebe kalma olasılığı %50 oranında azalmaya başlar. Bu nedenle bu yaşlar itibariyle gebelik planlıyorsanız genel sağlık durumunuzu da göz önüne almanız gerekir. İleri yaşta gebe kalan pek çok kadın sağlıklı bebek dünyaya getirmesine rağmen genç anne adaylarına göre riskleri daha yüksektir. İleri yaş gebeliklerinde en çok korkulan komplikasyon kromozom anomalili bebek doğurmaktır. Bunlardan en sık görüleni zekâ geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri içeren Down Sendromu’dur. Ancak gebelik sırasında yapılan prenatal testler, özellikle amniyosentez ile bu bebekler tanınabilir.
Baba Adayının Yaşı Büyüdükçe Risk Artar mı?
Annenin ileri yaş etkisi kadar olmasa da baba adayının da yaşının ilerlemesi özellikle 40-45 yaşlarından sonra sperm hareketi, hacmi ve normal şekilli sperm sayısını azaltır. Ancak sperm konsantrasyonu yaş ilerledikçe değişmez.
Sperm parametrelerindeki bozulmalardan dolayı erkeğin yaşının ileri olması kadınınki kadar etkilemese de gebelik oluşması konusunda başarıyı azaltır. Gebeliğin oluşma süresi uzar. Gebelik oranını düşürerek etki eder.
Kadınlarda menopozun başlaması ile birlikte yumurta üretimi durur. Erkeklerde her yaşta sperm üretimi devam eder ancak kalitesinde azalma olur. Sperm üretimi sırasında bir genetik hata oluşabilir. Bu da hem düşük riskinin artmasına hemde bebekte anomalilerin doğmasına sebebiyet verir.
Özellikle otozomal dominant hastalıkların bebekte görülme riski artar çünkü bu hastalıklar gen çiftlerinden sadece birisinde hata olması neticesinde ortaya çıkabilir, erkeğin sperminde oluşabilecek genetik hata bu hastalıkların meydana gelmesine neden olabilir.
Erkeğe Bağlı İnfertiliteye Değinecek Olursak
Erkeğe bağlı olarak çocuk sahibi olamama durumu çiftlerin yaklaşık %40- %50’sinde görülmektedir. Anne adayında bir şey saptanmamışsa baba adayınında bazı testler yapması gerekir.
Sperm Testi Nasıl Yapılır?
3-6 günlük cinsel ilişkisizlik sonrası verilmesi gereklidir. Sperm analizinin yapılacağı laboratuvar tarafından steril bir kap verilir ve mastürbasyon yöntemi ile bu kaba meni verilir. Mastürbasyon sırasında herhangi bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gereklidir.
Mümkün ise laboratuvar içerisindeki özel odalarda meni verilmesi sağlanmalıdır. Meni verme işlemi erkeği oldukça stresli bir duruma getirebilmektedir. Bu nedenle meni verme işlemi sırasında sertleşme problemleri gibi problemler normal olarak görülebilmektedir.
Bu gibi durumlarda erkeğin eşi yardımcı olabilmekte ya da sertleşme problemi var ise Viagra gibi ilaçlar kullanılabilmektedir. Bazı durumlarda evde de meni verme işlemi yapılabilir. Fakat meni en fazla 1 saat içerisinde uygun sıcaklık aralığında (vücut sıcaklığı) laboratuara getirilmelidir.
Alınan örnek belli işlemlerden geçirilir.
Temel olarak; Sperm sayısı, sperm hücrelerinin yapısı, spermlerin hareket kabiliyeti değerlendirilir.
Hormon Testleri
Örnekte sperm saptanamayan tanısı alan erkeklerde FSH, LH ve testosteron değerleri bakılır.
Sperm örneğinde sperm bulunmamasının 3 nedeni vardır.
a)Tıkayıcı tipte azospermi: Testislerde sperm üretimi vardır Ancak oluşan spermleri dışarı taşıyan kanallarda tıkanıklık vardır. Bu hastalarda FSH normal olarak saptanır.b)Tıkayıcı olmayan azospermi: Testiste sperm üretimi yoktur. Bu hastalarda FSH yükselir.c) Sinir sitemine bağlı azospermi: Beyinden testislere sperm üretimi için uyaran gitmiyordur. Bu hastalarda FSH değeri düşük saptanır.
Ultrasonografi ile İnceleme
Varikosel ya da hidrosel olup olmadığının tespit edilmesi için gerekebilir.
Genetik İnceleme
Sperm sayısı ml’de 5 milyonun altında ise genetik inceleme gerekir.
Kromozomlar İncelemede
Otozom ve seks kromozom yapısal ve sayısal anomalileri, Y kromozom da mikrodelesyon araştırılır.
Kistik Fibrozis Araştırması
Yapılan sperm testinde toplam volüm 1.5 ml nin altında ise pH değeri 7 nin altında ise kistik fibrozis denilen hastalık araştırılmalıdır
Sperm FİSH Testi
Tekrarlayan gebelik kaybı tekrarlayan implantasyon başarısızlığı olan, kromozomlarda sorun saptanan veya spermlerde şiddetli yapısal bozukluk mevcut hastalarda yapılabilir.
Testis Biyopsisi
Menide sperm olmaması (Azospermi) olan hastalarda testisten cerrahi uygulama ile biyopsi yapılabilir ve sperm üretiminin hangi aşamada sekteye uğradığı tespit edilebilir. Fakat günümüzde tüp bebek sırasında yapılan biyopsi haricinde biyopsi yapılması kesinlikle önerilmemektedir.
Azospermili hastalarda yapılan biyopsi ile çok değerli olan testis dokusu çıkarılmakta ve bu dokuda sperm bulunsa dahi bu aşamada kullanılamamaktadır.
Bu nedenle azospermili hastalarda biyopsi yapmak yerine bu hastaların eşlerini tüp bebeğe hazırlamak ve azospermili hastaya sperm elde etme yöntemlerinden birisini uygulamak (TESE, TESA), sperm çıkar ise direk olarak mikroenjeksiyon yapmak en uygunudur. Artan dokular inceleme için patolojiye gönderilebilir. Tekrar etmek gerekir ise tüp bebek haricince testis biyopsisi kesinlikle önerilmez.
Unutmayın ki, hiçbir zaman sorun erkekte yada sorun sende diye düşünülmemelidir.
Sorun her zaman ortaktır.
#### Erkekte Üreme Sistemi ve İnfertilite
Erkeğin üreme sisteminin bir bölümü vücut dışında, bir bölümü de vücut içerisindedir. Testisler skrotumların içerisinde yer alır. Halk arasında torba olarak adlandırılır. Hem sperm hem de erkeklerin cinsel karakteristiklerinin devamına yardımcı hormon olan testesteron yapar. Testislerde yapılan sperm, epididim adını alan ve spermleri depolayarak olgunlaşıncaya kadar besleyen organın kıvrımlı kanallarından geçer. Olgunlaşan spermler, vas deferens adı verilen bir tüpten geçerek, olgunlaşmış spermleri depolamakla görevli, kese biçimi 2 organ olan meni keselerine geçer. Spermlerin olgunlaşması arasında geçen süre, yaklaşık 72 gün kadar sürer. Erkek ejakülasyonu sırasında meni keselerinden çıkan sperm, prostat bezinden salgılanan koyu kıvamdaki salgıyla karışarak meni adlı sıvıyı meydana getirir. Spermleri taşıyan bu sıvı ise kadının vaginasının içerisine bırakılır.
Sperm yapılması nasıl olur?
Tüp bebek tedavisi gören hastaların ve bebek sahibi olmak isteyen hastaların da merak ettiği sorulardan birisidir belki de sperm olmayan çiftlerde özellikle, sperm yapılması nasıl olur? Normla, olgun spermlerin yapılması erkeğin döl yeteneğinin anahtarı konumundadır. Sperm yapımı FSH, LH ve testesteron hormonları tarafından gerçekleştirilir ve düzenlenir. Erkeklerde hem FSH hem LH testisleri etkiler ve FSH, sertoji hücrelerinde sperm yapımını, LH ise Leyding hücrelerinin testesteron yapmasını uyarır.Olgunlaşmamış spermler, yavaş yavaş gelişerek spermatozoon adı verilen olgun spermlere dönüşür.Ancak spermatozoonların hareket yeteneğini kazanabilmeleri için, epididimden geçmeleri gerekir. Böylelikle hareketlilik kazanan spermler, ejakülasyon gerçekleşene kadar meni keselerinde saklanır.
Erkeklerde döllenmeyi ve fertiliteyi etkileyen faktörler:
Ejakülasyondan sonra spermler, kadının üreme yolunda canlılığını ve yumurtayı dölleme yeteneğini 48-72 saat kadar devam ettirmektedir. Yumurtlama günü dolayındaki her 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunulmasının, kadının gebe kalması açısından yeterli olma nedeni budur. Döllenmede spemlerin hareketliliği, en az sayıları kadar önemli gözükmektedir. Sperm sayısı düşük olan erkekler, spermlerinin hareket yeteneğinin mükemmel olması durumunda eşlerini gebe bırakabilmektedir. Fertilizasyon şansı ayrıca, meni hacminden ve sperm biçiminden de etkilenmektedir Erkeğin fertilitesi spermlerin niteliği ve sayısının dışında torbalardaki varslerin varlığından da etkilenebilmektedir. Bu da varikosel olarak adlandırılır. Varikosel erkeklerde en sık karşılaştığımız tüp bebek endikasyonu olup çocuk sahibi olamama nedenleri arasındadır. Üreme organlarındaki tıkanıklıklar, ejakülasyon zorlukları, çeşitli ilaçlar veya testis anormallikleri de erkeklerde infertilite nedeni olabilmektedir. İnsanlardaki üreme sürecinin karışık olması nedeni ile eşlerin çok büyük bölümünün herhangi bi zorlukla karşılaşmaksızın çocuk sahibi olabilmesi bir neredeyse artık zorlaşmış bir hal almıştır. Döllenme doğanın gerekli her faktörü aşırı miktarda sağlanmasından yardım görür. Ortalama bir kadın çocuk sahibi olabildiği sürede yıllarda yaklaşık 400 defa yumurtlar ve infertilite sorunu olmayan bir erkeğin bir tek ejakülasyonda boşalan meni sıvısında mliyonlarca sperm vardır. Ancak bu karmaşık olaylar dizisinde görülebilecek herhangi bir değişiklik ovülasyonu gebe kalmayı veya gebeliği olumsuz yönde etkileyerek çiftin çocuk sahibi olamamasıyla sonuçlanır. Kadınlarda genellikle görülen çocuk sahibi olamama nedenleri, infertilite sebepleri :
Ovülasyon sorunları %39Tüpler de tıkanıklık %30Serviks sorunları %18Endometriozis %13
Erkeklerde genellikle görülen çocuk sahibi olamama nedenleri, infertilite sebepleri :
Varikosel %42Bilinmeyen %23Tıkanıklık %14Diğer sorunlar %13
#### Erken Doğum Eylemi (Preterm Doğum)
Preterm doğum dediğimiz erken doğum eylemi nedir?
Son adet tarihine göre 24 hafta ile 36 hafta arasında, 36.haftası tamamlanmadan önce doğum eyleminin başlamasına bebeğin kendi gelmek istemesine ve doğum sancılarının belirti göstermesine erken doğum tehdidi, eylemin bebeğin dünyaya gelmesi ile sonuçlanmasına preterm doğum ya da bir başka deyişle erken doğum adı verilir. Bahsettiğimiz kriterler altında doğan bebekler ise prematüre olarak isimlendirilir.
Erken Doğum Riski Ne Zaman Başlar?
Gebeliğin ilk haftalarıyla devam eden aylarında muayene eşliğinde bir gebelikte erken doğum riski kesin olarak yoktur demek imkansızdır. O yüzden her gebelikte potansiyel olarak bunun olabileceği gerçektir ancak bazı gebelikler erken doğum riski taşıyıp perinatolog tarafından takipte olunması gerekirken bazı gebeliklerin risk taşımadığı görülmektedir. 20 haftadan önceki gebelik kayıplarına düşük (abortus ) denilmektedir, 20-36 hafta arasında olan doğumlara erken doğum denir; bu nedenle erken doğum riski teorik olarak 20. haftada başlar, 36.haftada biter. Örneğin, gebelik boyunca kanama riski yaşayan gebelerimiz riskli gebelik grubuna girip perinatolog eşliğinde gebeliğini devam ettirip erken doğum riski taşıyan gruptan sayılmaktadırlar.
Erken Doğum Riski Taşıyan Bir Anne Nelere Dikkat Etmelidir?
Normal bir gebeliğe sahip olan anne adaylarımızda egzersiz serbesttir ancak daha önce preterm doğum eylemi gerçekleştirmiş olup risk taşıyan anne adaylarımızda egzersiz, spor çok fazla efor sarf etmesi yasaklanabilir. Yürüyüş hafif tempoda yapılabilir. Ancak aşırı yorgunluktan kaçınılmalıdır.
Bol su içmelidirler
Aşırı terlemekten kaçınılmalıdır
Çok yorucu, fazla efor sarf etmeye gerek olan işlerden kaçınılmalıdır
Stresten uzak durulmalıdır
Sigara kesinlikle en uzağında kalmalıdır
Tam kan düzeyi takipte olup, kan ilacı desteği ile gebeliği devam ettirilmelidir
Rahim ağzı açık olan yada meyilli olan gebelerde cinsel ilişki yasaklanmalıdır.
Erken Doğum Eylemi İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Geçmişte erken doğum öyküsü bulunan anneler
Daha önce ex fetüs öyküsü olanlar
Rahim ile ilgili anomaliler, şekil bozuklukları
Sigara, alkol
Annede kansızlık ( anemi )
Stres
Gebelik sırasında yoğun idrar yolu enfeksiyonları
Su gelmesi, zarların erken açılması
Gebelikte kanama
Gebelikte hipertansiyon
Çoğul gebelikler
Aşırı fiziksel aktivite
Doğum aralıklarının yakın olması
Anne yaşının 18’den küçük 38’den yukarı olması
Kilo fazlalığı ya da aşırı kaşeksi durumları
Oligohidroamniyos, polihidroamniyos ( amniyon mayi dediğimiz bebeğin suyunun az ya da fazla olması )
IVF ( tüp bebek )
Erken Doğum Tehlikesi Nasıl Önlenir?
Erken doğum riski tespit edildiği andan itibaren anne ara ara nst takibinde bebeğin kap atımları ve sancı takibi altında olmalıdırlar. Gerekirse hastane yatışı verilerek hidrasyon sağlanır. Evde istirahatinde ise uygun tedavi yöntemi yanı sıra istirahat şart olarak görülmektedir. Stresten uzak, istirahat anne adayı için bu süreçte en önemli basamak olacaktır.
Erken Doğum Eylemi Gerçekleşmiş Anne Doğum Sonrasında Nelere Dikkat Etmelidir?
Doğum eylemi gerçekleşmiş anne için özellikle dikkat etmesi gereken hiçbir şey bulunmamakla beraber yalnızca daha sonrasında ki tekrarlayacak olan gebeliklerinde bir erken doğumu mevcut olması nedeniyle risk artmaktadır. Bu riski önlemek veya en aza indirmek için ise tekrar bir gebelik düşündüğünde bir jinekolog tarafından kontrol altında gebeliği sağlanabilir ya da gebelik öncesi gerekli tetkikler yapılarak ilaçlarla desteklenmelidir. Bir başka madde ise gebelikler arasında en az iki yıl kadar bir zaman olmalıdır. Aile planlaması yapılarak tekrar bir gebelik elde etmesi anneye verilebilecek en önemli tavsiyelerdendir.
#### Erken Doğum ile İlgili Bilmediklerimiz
Erken doğum ile ilgili Bilmediklerimiz ve dikkat etmemiz gereken noktalar. Yazımızda değineceğimiz önemli noktalar.
Erken Doğum Nedir?
Gebelik 40 haftalık sürenin sonunda doğum eylemi ile sonuçlanan bir süreçtir. Doğumun 36. gebelik haftasından önce gerçekleşmesine erken doğum denir. Zamanından önce doğan bebeklere prematüre bebek adı verilir. Tüm hamileliklerin yaklaşık olarak %8’i erken doğum ile sonuçlanmaktadır.Gebelik sürecinde oluşan bazı durumlar erken doğum riskinde etkin rol oynaması olası.
Erken Doğuma Neden Olan Risk Faktörleri
Risk faktörlerini maddeler halinde listeliyoruz.
Gebeliğin son haftalarında görülen idrar yolu enfeksiyonu, vajinal enfeksiyonlar,
Çoğul gebelikler,
Bebeğin suyunun fazla olması (polihidroamniyoz),
Doğumsal rahim kusurları (perde olması), miyomlar,
Hamilelikte görülen vajinal kanama,
Anne adayında ortaya çıkan kansızlık(anemi), tansiyon yüksekliği,
Önceki gebelikte erken doğum hikayesi,
17 yaş altı 35 yaş üstü anne adayları,
Düşük kilolu anne adayları,
Stres altında yoğun şekilde çalışma çalışanlar,
İki gebelik arası geçen sürenin 1 yılın altında olması,
Sigara, alkol, uyuşturucu madde kullanımı.
Erken Doğumun Nedenleri Nelerdir?
Enfeksiyon (idrar yolu enfeksiyonları),
Plasenta ile alakalı komplikasyonlar (plasenta previa, dekolman plasenta),
Polihidramnios (amniyos suyunun fazla olması),
Çoğul gebelikler,
Gebelik döneminde cerrahi operasyon,
Karın bölgesine darbe almak,
Travmatik olaylar,
Servikal yetmezlik,
Uterin ya da serviks ile ilgili yapısal anormallikler erken doğum tehdidini ve riskini arttırmaktadır.
Listelediğimiz bu nedenler erken doğuma neden olan sebeplerin başlıcaları.
Erken Doğumun Belirtileri Nelerdir?
Kasılmalar daha sık olması, her 10 dakikada bir gerçekleşmesi.
Karnınızın alt kısmında kramp veya adet benzeri kramplar. Bunlar ishal ile birlikte gelebilecek gaz ağrıları gibi hissetmesi mümkün.
Vajina bölgesinden sıvı sızması.
Bulantı, kusma veya ishal gibi nezle benzeri semptomlar. Hafif vakalarda bile doktorunuzu arayın. 8 saatten fazla sıvıya tahammül edemiyorsanız doktorunuzu görmelisiniz.
Vajina bölgesinde artan basınç.
Artan vajinal akıntı.
Vajinal kanama (hafif kanama dahil).
Erken Doğum Tehdidinin ve Erken Doğumun Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir?
Gebelik süresince anne adayının düzenli olarak gebelik kontrollerine gitmesi,erken doğum gibi diğer gebelik komplikasyonlarının teşhis edilmesi ve giderilmesi amacı ile mutlaka aksatılmaması gerekir. Bu nedenle özellikle anemi, idrar yolu enfeksiyonları, serviks (rahim ağzı) ve vajinal enfeksiyonlarının önceden saptanması ve tedavi edilmesi erken doğum riskini azaltacaktır. Bunun yanı sıra belirlenen riskli gebeliklerde, anne adayının daha sık doktor kontrollerine gitmesi gerekir.
Erken Doğum Tehdidinin Tedavisi
Tedavide asıl amaç, aktiviteyi kısıtlayıp sıvı alımını artırmaktır. Erken doğum tehditinde hastaneye yatmanız ve gerekmedikçe yataktan çıkmamanız gerekir. Önce damar yolundan serum verilir. Gerekirse bu serumun içine tokolitik ilaçlar eklenmesi. Bu nedenle de rahim kasılmalarını dindirici ilaçlar da eklenir.
Erken Doğum ve Bebek Sağlığı
Bu durum ne kadar erken doğum yapıldığıyla bağlantılıdır. 35, haftadan sonra doğan bebeklerin çoğu genellikle birkaç gün içinde anneyle birlikte eve giderler. Bu haftadan evvel doğan bebeklerde beklenen doğum tarihine ne kadar zaman kaldıysa yaklaşık o kadar hastanede kalacaklardır. Zamanından önce doğan bebek küvöz dışında yaşayamaz. Bu nedenle bebeklerin yeni doğan yoğun bakımına ihtiyacı olacaktır.
Çoğul Gebelik Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik ve Doğum Sonrası Eğitim Semineri adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Erken Doğum Nedir?
Erken doğum bir diğer adıyla preterm doğum. Prematüre doğum henüz gebeliğin 36.haftasına gelmeden yani 36.gebelik haftasını tamamlamadan olan doğumdur.
Bu bebekler miadında yani zamanında doğan bebeklere oranla daha düşük kilodadırlar. Prematüre bebek sadece kilo bakımından değil, organların gelişimi bakımından da olgunlaşmamıştır. Prematüre bebeklerin genelde akciğerleri tam olarak olgunlaşmadığından yoğun bakımda kalma olasılığı yüksektir. Eğer bebek ağır derecede prematüre ise bebeğin ölümü de söz konusudur. Eğer erken doğum olabileceği önceden tahmin edilirse önlemek mümkündür.
Doğum eylemi çoğu zaman kendiliğinden gerçekleşir fakat bazı anne ve/veya bebek açısından riskli bir durum gözleniyorsa doktor istemine göre doğum tarihi öne çekilebilir.
Erken doğum olması için birçok neden vardır. Bunlardan bazıları;
-çoğul gebelikler.
-polihidroamnios(bebeğin sıvısının normalden fazla olması).
-genital enfeksiyonlar.
-plesanta previa.
-bakteriler.
-kansızlık
-sigara kullanımı gibi nedenlere dayalı olarak kendiliğinden erken doğum gerçekleşebilir.
Doktor istemince gerçekleştirilen erken doğum; Anne hayatının riskte olduğu durumlarda, bebeğe bakılmaksızın anne doğuma alınır. Anneye suni sancı verilerek veya sezeryanla doğum yaptırılır. Bu durumlar genellikle fetüsün anne rahminde durması tehlikeli olduğu zamanlar da gerçekleştirilir. anne ve/veya bebek açısından riskli bir durum gözleniyorsa doktor istemine göre doğum tarihi öne çekilebilir. Toparlayacak olursak erken doğum diğer adıyla preterm doğum. Erken doğumun bebeklere ise prematüre Bebek denmektir. Henüz 36.gebelik haftası tamamlanmadan olan doğumlara erken doğum yani preterm doğum denir. Erken doğum birçok neden sonrasında olabilir. Annenin rahminde şekil bozukluğunun olmasından tutunda sigara içmesi bile erken doğuma yol açabilmektedir.
Erken doğum 2 türlü olmaktadır. Birincisi doktor istemine göre yapılan erken doğum, diğeri ise spontane olarak gerçekleşen erken doğumlardır. Doktor annenin gebeliğini durumuna göre erken sonlandırabilir. Erken doğum yapabileceğiniz olasılığı bazen doktor kontrollerinde belli olurken, bazı durumlarda hiç belli olmamaktadır. Erken doğan Bebek hayati fonksiyonlarını biraz daha zor yapar, fakat yapabiliyorsa yaşama rahatlıkla tutunur. Erken doğan bebekler durumlarına göre yenidoğan yoğun bakımında da yatırırlar.
#### Erken Menopoz
Erken menopoz, kadınların yaşamında ergenlik dönemi gibi menopoz da bir dönemdir. Geçireceği ve geçirmekte zorunlu olduğu, herkeste olabilecek bir döngüdür. Ortalamaya bakıldığında ABD de görülme yaşı 52, Avrupada 50, Türkiyede ise 46-47 ‘dir. Adet periyodunun 40 yaşından önce sonlanması erken menopoz olarak değerlendirilir. Erken menopoz ile birlikte östrojen hormonlarının salgılanması azalır gittikçe azalmaya devam eder, FSH ve LH'da ise gittikçe artan bir yükselme gerçekleşir. Ultrason bulgularınıza, klinik bilgilerinize ek olarak alınan kan değerleri de menopoz döneminde olup olmadığınızı netleştirmektedir.
Erken Menopoz Neden Olur?
Soy geçmişi, menopoz yaşını belirleyen önemli faktörlerden birisidir. Annenizin menopoz yaşı sizin için önemli bir faktördür. Eğer ailede erken menopoz varsa sizin için de risk artışı vardır.Yapılmış olan ameliyatlar, herhangi bir nedenle iki yumurtalıkta alınmışsa erken menopoz görülür.Bağışıklık sisteminin kendi organlarını yabancı doku olarak kabul ederek saldırması durumudur eğer saldırılan organlar yumurtalıklar ise erken menopoz görülür.Kanser, radyoterapi ya da kemoterapi tedavileri onkoloji hastalarında erken menopoza neden olmaktadır. Kromozom bozuklukları,Yaşam tarzı,Sigara ve alkol,Çeşitli kimyasallar,Enfeksiyon,Stres,D vitamini eksikliği.
Normal kadınlarda 27-30 gün arasında adet döngüsü olur iken, adet düzensizliği meydana geliyor ve adet görene kadar geçen gün sayısı azalıyor ise yada tamamen kesiliyor ise erken menopoz da bir belirti haline gelir. Bunun yanı sıra vajinal kuruluk, cinsel birliktelikte isteksizlik, sıcak basması da görülebilir.
Tüp Bebek Merkezlerinde Erken Menopoz Tanısı Nasıl Konulur?
Erken menopoz rastlanan hastalarda yumurtalık rezervinin azalması ile anne olmak isteyen çiftlerimizde hiç zaman kaybetmeden, hatta mümkünse bir ay bile geçirmeden tüp bebek tedavisi öneriyoruz. Tüp bebek tedavisi ile var olan yumurtalarının büyümesi sağlanarak, toplanabilir ve az sayıda olsa dahi transfer edilebilir transfer edilemeyecek durumda olması ile birlikte de havuz dediğimiz yöntemi tercih ederek tüp bebek tedavisinde havuz yöntemi ile her ay 1 ya da 2 yumurta toplayarak embriyoların birikmesini sağlayıp daha sonra transferini gerçekleştirebiliriz. Ya da evli olmayan ve bebek sahibi olmak isteyen ya da yakın zamanda evlilik planı olmayan bekar kadınlarımızda ise yumurta dondurma fırsatı vardır. Tüp bebek merkezlerinde bir şans olarak kadınların önüne sunulan bu yöntem ile de yumurta havuzu yapılabilmesi mümkündür. Bayandan her ay toplanan yumurtalar toplanarak dondurulabilir. Böylelikle anne olmayı düşündüğü zaman eşi ile tüp bebek merkezine başvurarak yumurtalarının embriyoya dönüşmesi sağlanıp, anne adayının rahmi hazırlanarak transfer edilebilmektedir.
#### Evde Tedbir Zamanı
-Mutfakta, banyoda, oturma odası ve salonda bebekler ve küçük çocuklar için ebeveynler hangi önlemleri alabilirler?
-Kibrit ve çakmak gibi materyalleri kolayca ulaşılamayacak yerlerde muhafaza etmeye özen gösterin.
-Dolapların kilitleri olmasına özen gösterin (özellikle temizlik malzemelerinin bulunduğu dolapları her zaman kilitli tutmaya özen gösterin)
-Buzdolabının üzerinde bulunun küçük mıknatıs süslerini ortadan kaldırın, bu tip şeyler çocukların dikkatini kolayca çeker, çocuklar bunlarla oynarken yutma girişiminde bulunabilirler.
-Buzdolabının içinde cam kapları ve şişeleri çocukların ulaşamayacağı şekilde üst raflara yerleştirin.
-Fırının üzerinde sıcak tencere ya da kap bırakmamaya özen gösterin, bırakmanız gereken durumlarda ise öndeki ocakları kullanmak yerine arkadaki ocakların üzerinde muhafaza edin.
-Çatal, bıçak, kaşık, makas gibi malzemeleri sakladığınız dolap ve çekmeceleri mutlaka kilitli tutun ya da bu malzemeleri çocukların kolayca ulaşamayacağı bir yerde saklayın.
-Fırın ya da bulaşık makinesi gibi eşyaların kablolarını çocukların ulaşamayacağı şekilde yerleştirin.
-İçinde sıcak içecek bulunan kapları (çaydanlık, cezve, sıcak süt tenceresi…) masanın kenarında tutmayın, yanlışlıkla devrilerek masadan boyca küçük olana çocuğunuzun üzerine gelebilir.
-Asla sıcak kapları çocuğunuzun üzerinden geçirerek taşımayın.
-Plastik torbaları kolayca ulaşılamayacak bir yerde muhafaza edin.
-Mutfağın kapısında kilit olmasına özen gösterin, özellikle etrafta hiç kimsenin olmadığı durumlarda çocukların içeri girmesini engellemek için kapıyı kilitleyin.
-Karyolanın yanlarında bulunan ızgaralarının çok geniş olmamasına özen gösterin çünkü çocuklar kafalarını bu ızgaraların arasına sokarak oyun oynamaktan çok hoşlanırlar.
-Çocuğun yatağını pencere yanına ya da altına yerleştirmeyin, eğer başka seçeneğiniz yoksa pencerelerin kapalı ve kilitli olduğuna emin olun.
-Gece lambası ve diğer eşyalara ait kabloları kolayca ulaşılamayacak bir yerde tutun.
-Çocuğunuzu asla odaya kilitlemeyin!
-Çocuğunuzu küvete almadan önce mutlaka suyun sıcaklığını kontrol edin.
-Çocuğunuz asla banyoda yalnız bırakmayın, çok kısa süre bile olsa!!!
-Deterjan ve diğer temizlik malzemelerinin bulunduğu dolapları mutlaka kilitli tutun.
-Şofben ya da diğer ısıtıcıların kablolarını çocukların kolayca ulaşılamayacağı yerlerde muhafaza edin.
-Parfüm, makyaj malzemeleri gibi ürünlerin bulunduğu dolapları mutlaka kilitli tutun.
-Ölümlü çocuk ev kazalarında birinci sırada gelen vaka çocukların balkondan veya açık pencereden sarkmaları sonucu oluşmaktadır. Bu sebeple açıkta pencere bırakılacaksa mutlaka kontrollü olmalı balkonlarda ise korumalık veya file önlemleri alınmalıdır.
-Sehpa, masa gibi ev eşyalarının sivri kenarlarını mutlaka koruyucu ile kapatın.
-Evinizde düşme riski taşıyan kitaplık, dolap veya raf vb. eşyaları mutlaka sabitleyin.
-Olası ev kazaları durumlarında aileler hangi ilk yardım önlemlerini alabilirler?
İLK YARDIM DOLABINIZI GÖZDEN GEÇİRİN
Evde ilk yardım dolabınız yoksa hemen bir düzen oluşturun, varsa içindekileri bir daha gözden geçirin. İşte bir ilk yardım dolabında bulunması gerekenler:
• Yara bantları(çocuklar için olan muhtelif boylarda, resimli yara bantları tercih edilebilirsiniz.)
• Sargı bezi
• Steril gazlı bez
• Elastik bandaj
• Çengelli iğne
• Serum fizyolojik
• Pamuk
• Pamuklu çubuk
• Küt uçlu makas
• Cımbız
• Büyüteç
• Digital termometre
• Yakmayan antiseptik solüsyon
• Oksijenli su
• Alerji jel ve şurubu
• Ağrı kesici şurup ve fitil (doktor tavsiyesi ile)
• Rahatlatıcı özelliği olan yara üzerine koruyucu film oluşturan spreyler
• Sıcak veya soğuk kompres için kullanılacak jel torbaları
• Antienflamatuar (iltihap reaksiyonunu önleyen madde) jel veya pomad
• Çocuklu evlerde mobil telefon olmalı ve telefonun tuşlarına acil durumlarda aranacak kişi ve merkezlerin telefonları kodlamalısınız. Tuşlarda hangi numaraların olduğu, telefonun sırtına yazılı şekilde yapıştırmalısınız.
T.C. Sağlık Bakanlığı Ulusal Zehir Merkezi: 114
Ambulans: 112
Polis: 155
İtfaiye: 110
#### Evlilik Öncesi SMA Testi
Sma testini her çift yaptırmalıdır. Sma omurilikte bulunan sinir motor hücrelerinin kaybına neden olarak vücut kaslarına yakın kasların tutulmasıyla vücutta güç kaybına neden olan ve kas kaybına yol açan bir hastalıktır.Genetik geçişlidir ve görülme sıklığı oldukça yüksektir.
Teşhis ve tedavi maliyetlerinin pahalı olması kayıplara neden olmaktadır. Erken teşhis ve tedaviler sağlanırsa bebekler büyüyüp gelişebiliyor.
EVLİLİK ÖNCESİ SMA PROSEDÜRÜ
Evlilik öncesi yapılması gereken en önemli taramalardan biri olan SMA tarama testi genetik tarama testi adı altında yapılmaktadır.Bu tarama SMN1 ve SMN2 olarak iki ayrı test ile yapılmaktadır. Bununla birlikte bireyin SMA taşıyıcısı olup olmadığı belirlenebiliyor.
Evlenmeden önce SMA tarama testi yaptıran çiftler taşıyıcı olup olmadığını bilebilirler.
Hamile kalmadan önce çiftlerin SMA testi yaptırması çok önemlidir.
SMA TAŞIYICILIĞI POZİTİF ÇIKAN EBEVEYNLER NE YAPAR?
Her iki ebeveynde SMA taşıyıcılığı çıkarsa doğacak olan çocuğun SMA hastası olma olasılığı % 25 oranındadır.SMA taşıyıcılığının pozitif çıkması durumunda çiftler farklı yöntemlere başvurabilirler. Bu yöntemlerden birisi IVF ( İN VİTRO FERTİLİZASYON )adı verilen tüp bebek tedavisi ve PGT (GENETİK TANI ) yöntemleri kullanılabiliyor.Bu sayede SMA hastalığı taşımayan embriyolar ayrıştırılarak anne rahmine transfer edilebiliyoruz . Bu durum SMA hastalığı taşıyan çocuk oranını önemli ölçüde azaltmaktadır.
SMA TESTİ
Herhangi bir açlık veya tokluk durumu farketmeksizin çiftler genetik merkezine gidebilir.Sonrasında bir tüp kan vererek sma taşıyıcısı olup olmadığına bakılabilir.SMA tarama testi ortalama 7 ila 10 gün arasında sonuç vermektedir.
SMA TARAMA TESTİ YAPTIRMADAN HAMİLE KALANLAR NE YAPMALI ?
GEBELİK DÖNEMİNİN 12. HAFTASI : Anne karnından alınan CVS ( koryonik villus materyali ) adı verilen materyal genetik merkezine gönderiyoruz. 10 gün içerisinde çıkan test ile bebeğin SMA hastası olup olmadığını öğrenebilirsiniz.
GEBELİK DÖNEMİNİN 16. HAFTASINDA : Anne karnından alınan amniyon sıvısı genetik merkezine gönderiliyor.On gün içerisinde çıkan sonuçta bebeğin SMA hastası olup olmadığı anlaşılabiliyor.
GEBELİK DÖNEMİNİN 20.HAFTASI :Anne karnından alınan kordon kanı genetik merkezine gönderiliyor.
İşlem 10 gün içerisinde sonuçlanıyor. Buna göre bebeğin SMA hastası olup olmadığı değerlendiriliyor.
#### EVLİYKEN YUMURTA DONDURMA
Evliyken Yumurta Dondurma: Modern Tıbbın Getirdiği Bir İmkan
Kadınların çocuk sahibi olma yaşlarını ertelemek için yumurta dondurma teknolojisine yönelmeleri son yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. Özellikle evli kadınlar arasında bu konu, hem tıbbi hem de toplumsal yönlerden önemli bir tartışma alanı oluşturmaktadır. Bu makalede, evli bir kadının neden yumurta dondurmayı tercih edebileceği, bu sürecin hukuki ve etik boyutları, ve bu uygulamanın bireysel ve toplumsal etkileri detaylı bir şekilde ele alınacaktır.
Yumurta Dondurma Nedir?
Yumurta dondurma, kadının yumurtalıklarından alınan yumurta hücrelerinin dondurularak ileride kullanılmak üzere saklanması işlemini ifade eder. Bu prosedür, çoğu zaman kadının ileride hamile kalma şansını koruma amacıyla yapılır. Yumurta dondurma genellikle kanser tedavisi gibi fertiliteyi etkileyebilecek tıbbi durumlar için ya da sosyal nedenlerle tercih edilir.
Evli Kadınlar Neden Yumurta Dondurmayı Tercih Eder?
Kariyer ve Kışisel Hedefler: Evli kadınlar, kariyer hedeflerini gerçekleştirmek veya kışisel gelişimlerine odaklanmak için çocuk sahibi olma zamanını ertelemek isteyebilir. Yumurta dondurma, biyolojik saat baskısını hafifleterek bu süreci daha az stresli hale getirebilir.
Tıbbi Nedenler: Bazı kadınlar, yumurtalık rezervinin azalması veya diğer fertilite sorunları nedeniyle gelecekte çocuk sahibi olma şansını korumak amacıyla yumurta dondurmayı tercih edebilir.
İlişkideki Belirsizlikler: Her ne kadar evli olsalar da, bazı kadınlar ilişkilerindeki belirsizlikler nedeniyle çocuk sahibi olma kararını erteleyebilir. Bu durumda yumurta dondurma, gelecekteki olasıkları değerlendirme şansı tanır.
Hukuki ve Etik Boyutlar
Hukuki Durum: Çoğu ülkede yumurta dondurma uygulaması yasal olarak izin verilmiş bir tıbbi prosedürdür. Ancak, evli kadınlar için eşin rızasının gerekip gerekmediği tartışmaya açık bir konudur. Bazı hukuk sistemleri, evli kadınlara bu konuda tam yetki tanırken, bazıları eş onayını şart koşar.
Etik Tartışmalar: Evli bir kadının yumurta dondurması, bireysel otonomi ve aile içi karar alma mekanizmaları açısından etik tartışmalar yaratabilir. Toplumdaki bazı kesimler, bu uygulamayı evlilik kurumunun geleneksel yapısıyla çelişiyor olarak görebilir.
Tıbbi ve Teknolojik Gelişmeler
Günümüzdeki teknolojik ilerlemeler, yumurta dondurma işlemlerinin başarı oranını artırmış ve bu prosedürü daha yaygın hale getirmiştir. Vitrifikasyon tekniği sayesinde yumurtalar, uzun süre boyunca kalitelerinden ödün vermeden saklanabilmektedir. Bu durum, kadınlara daha fazla esneklik ve kontrol sağlamaktadır.
Toplumsal ve Psikolojik Etkiler
Toplumsal Algılar: Evli kadınların yumurta dondurma kararlılığı, toplumda bazı geleneksel görüşlerin sorgulanmasına yol açabilir. Bu durum, bireysel haklar ile toplumsal beklentiler arasında bir denge arayışını gündeme getirir.
Psikolojik Etkiler: Bu süreç, kadınlara gelecekleri üzerinde kontrol hissi sağlarken, bazı durumlarda stres ve kaygı yaratabilir. Özellikle toplumsal baskılar ve aile içi görüş ayrılıkları, psikolojik zorluklar doğurabilir.
Sonuç ve Öneriler
Evli kadınların yumurta dondurma uygulaması, modern tıbbın sunduğu bir imkan olarak bireysel tercihleri ön plana çıkarmaktadır. Ancak, bu kararın hukuki, etik, toplumsal ve psikolojik boyutlarını iyi anlamak önemlidir. Yumurta dondurma düşüncesinde olan kadınların, uzman doktorlardan ve hukukçulardan profesyonel destek alarak bilinçli bir karar vermeleri önerilir.
Son olarak, toplumsal bilincin artırılması ve bireysel haklara saygının geliştirilmesi, bu tür uygulamaların daha kabul görür hale gelmesine yardımcı olabilir. Evlilik, bireysel kararlar ve modern tıbbın birleştiği bu noktada, herkesi kapsayan bir anlayış geliştirmek kritik önem taşımaktadır.
#### Experience the breathtaking views and unique perspectives
[vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371577868{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new.
When you're a carpenter making a beautiful chest of drawers, you're not going to use a piece of plywood on the back, even though it faces the wall and nobody will ever see it. You'll know it's there, so you're going to use a beautiful piece of wood on the back.Steve Jobs
Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1537371552022{padding-top: 50px !important;padding-bottom: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1537371538610{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1535988337298{margin-right: -30px !important;padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371583186{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]
Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called. Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Farklı Genital Estetik Ameliyatları Aynı Seansta Yapılabilir Mi?
Vajinoplasti yanı sıra himenoplasti ve labioplasti işlemleri de aynı seans içerisinde yapılabilmektedir. Vajinoplastide cerrahi işlem içeriye doğru 3 cm daralmasını sağlarken lazer işlemi kasları yenilemek amaçlı uygulanır. Aynı zamanda labioplasti iç dudakların estetiği olarak adlandırılır. Genel olarak estetik isteyen hastalarımıza anestezi almışken tekrar zorluk çıkarmamak amaçlı lazer, cerrahi ve labioplati işlemlerini de aynı anda uygulayabiliyoruz. Himenoplasti de ise bazı hastalarımız işlemi desteklemek amaçlı, ilk darlığı sağlayabilmek için isterler. Bu gibi durumlar da hastamızın düşünceleri, fikirleri bizler için en ön plandadır. Anestezi altında işlemlerin tümü yapılabilir uzayan tek şey işlem süresi olur.
Genital Estetik Hakkındaki makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### FSH İle Tüp Bebek Tedavisi
İleri derecede saflaştırılmış FSH nedir?
İleri derecede saflaştırılmış FSH ürofollitropin içeriğinin %95’inden fazlası saf FSH olan ve çok az miktarda LH içeren ileri derecede saflaştırılmış ilk doğal gonodotropindir. FSH yumurtalıklarınızdaki follüküllerin gelişip olgunlaşması LH ise yumurtlamanın uyarılması için kullanılabilir. Ürofollitropin başlangıçta LH düzeyinin çok yüksek olmasının follükül gelişimini olumsuz yolda etkileyebilmesi nedeni ile daha çok FSH içeren bir ilaçtır.
Doktorunuz hipofiz bezinin FSH ve LH’ı dengesiz bir şekilde salgılaması ve böylelikle de yumurtalıklarınızdaki follüküllerin olgunlaşmasını ve yumurtlamayı engellemesi nedeni ile size ürofollitropin tedavisi verebilir. Bozuk olan bu dengeyi düzelterek follüküllerin normal şekilde gelişmesine olanak verecektir. İleri derecede saflaştırılmış FSH ayrıca in vitro fertilizasyon yöntemi gibi yani tüp bebek tedavisi gibi ART uygulamalarında da bir siklusta çok sayıda yumurta toplayarak döllenme sağlayarak şansını arttırmak amacı ile de kullanılabilir.
Ürofollitropin çocuk sahibi olamayan çiftlerde bu soruna çözüm getirmek için uygulanabilecek en iyi tedavilerden birisidir. Daha önce kullanılan gonodotropinler de çok yüksek miktarda LH vardı ve yüksek düzey de başka maddeler mevcuttu.Saf olması nedeni ile deri altına enjekte edilebilir. Bu uygulama adele içerisinde enjekte elde edilen çook daha fazla enjeksiyon şeklinden daha basittir.
Tedavinin yan etkileri var mı?
Tedavinin yan etkileri diğer bütün ilaçlar gibi.. Ekstra herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Yumurtalıkların aşırı büyümesi ile ortaya çıkan ve bazen karnında şişkinliğin ağrının eşlik ettiği OHSS gonodotropin kullanan kadınların %20’sinde görülebilir. PCOS ise. Tedavinin durdurulması bunu genellikle ortadan kaldırır. Deri döküntüleri gibi alerjik reaksiyonlar gelişebilir ancak bunların herhangi bir zararı söz konusu değildir. Yine de beklemediğiniz bir reaksiyonda hekiminizi mutlaka arayın.
#### Gebe Okulu
GEBE OKULU İLE SAĞLIKLI DOĞUMA DAHA YAKINSINIZ”
Gebelik, fiziksel ve psikolojik değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Gebelerin kendisi ve bebeği ile ilgili endişeleri, doğum ve lohusalık döneminin kaygılı ve sıkıntılı geçmesine neden olmaktadır. Doğum, kadının hayatında yaşadığı en önemli deneyimlerden birisidir. Gebenin doğuma aktif bir şekilde katılması, sağlıklı bir bebek sahibi olması, doğum sürecini rahat geçirmesi için doğum öncesi eğitimler çok önemlidir.
Gebelik döneminde yapılan eğitimler, anne adayını doğuma hazırlamakta, aileyi fiziksel ve psikolojik doğum sürecine dahil etmektedir. Gebe eğitimleri ile gebeler; gebelik ve lohusalık döneminde karşılaşacakları değişimler konusunda bilgi sahibi olmakta, kendilerine, bebeklerine daha iyi bakabilmek için gerekli becerileri kazanmaktadırlar. Aldıkları eğitim içeriğinde yer alan masaj, nefes teknikleri ve aktif doğum pozisyonları sayesinde bebeklerinin doğum kanalındaki yolculuğuna yardımcı olur, normal doğum sürecinin rahat ve konforlu ilerlemesini sağlarlar. Doğuma hazırlık eğitimi alan gebelerin, doğum süresince verilen kesintisiz profesyonel destek ile doğumun süresinin kısaldığı, sezaryen oranlarının düştüğü, ağrı kesici ve diğer ilaçlara ihtiyacın azaldığı,pozitif doğum hatıraları kazanıldığına inanıyoruz.
GEBE OKULUNUN HEDEFİ:
Gebelik konusunda gerekli bilgilerin artmasını ve sorularının cevaplanmasını
sağlamak,
Doğum ve doğum sürecini anlatmak, bilgi eksikliğinin giderilmesini sağlamak,
Bebek bakımı, beslenmesi ve sağlığı konusunda aileleri bilgilendirmek,
Emzirme konusunda becerisini arttırarak, danışmanlık desteği vermek,
Gebeyi hastane ortamı hakkında bilgilendirmek ve doğum için hazırlanmasını
sağlamak,
Doğum öncesi ve sonrası yaşanan kaygılarla baş etmek ve çiftlerin psikolojisini
hazırlamak
GEBELİK ve LOHUSALIK DÖNEMİNDE UYGULANAN EGZERSİZ VE YOGANIN FAYDALARI
Gebelik ve loğusalık döneminde yapılan yoga uygulamaları bedeni ve zihni doğuma
hazırlamaya yardımcı olmaktadır. Hamilelikle birlikte oluşan ruhsal ve bedensel değişimlere
uyumu sağlar. Doktor takipleri sonucunda, tıbbi açıdan herhangi bir problem olmadığı takdirde gebeliğin 4. ayından itibaren düzenli olarak yapılan yoga
Solunum ve dolaşım sistemini güçlendirir
Sırt kaslarını güçlendirir, beden duruşunu düzeltir
Oluşabilecek kabızlık, ödem, baş ağrısı ve krampları azaltır,
Bağırsakları rahatlatır ve iştahı kontrol altında tutmaya yardımcı olur,
Gebelik ilerledikçe vücudun güçlü ama esnek olmasına yardım eder,
Nefes çalışmaları ile yorgunluk, stres ve gerginliği azaltmaya yardımcı olur,
Konsantrasyon, beden farkındalığı ve kendi içine dönmeyi sağlar.;
Prof.Dr.Sevtap Hamdemir Kılıç
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog
Kış Aylarında Gebelik adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Sürecimide Cinsel İlişki adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelikte Ultrason adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebeliğe Engel Teşkil Eden Faktörler Nedenlerdir?
Gebeliğe risk teşkil eden bazı durumlar vardır. Bu durumlar ya gebeliğin oluşmasını sağlar yada gebeliğin geç oluşmasını sağlar. Eğer hastada kısırlık varsa ve bunu anlamak için düzenli olarak 9 ay ilişkiye girilir. Bunun sonucunda hala gebe kalınamıyor ise eşinizde veya sizde kısırlık olabilir. Eğer kısırlık sonucu yoksa düzenli ilişki sonucu gebe kalabilirsiniz.
Gebe Kalmayı Engelleyen ve Zorlaştıran Durumlar
Düzensiz ve yanlış zamanda yaşanan cinsel ilişki, zararlı alışkanlıklar, stres, aşırı zayıf yada aşırı kilolu olmak, yanlış ve kötü beslenme, doktor kontrolün olmadan kullanılan ilaçlar. Bu gibi problemler hiç gebe kalmamanıza da neden olabilir. Eğer bu problemleri taşıyor iseniz mutlaka doktorunuza danışınız.
Yanınızda gebeliğe engel olan nedenlerden olabilir bunun için gebelik yaşı da önemlidir. Gebe kalınmak için uygun olan yaş 20-35 yaştır. Anne eğer gebelik düşünüyor ise bu yaş aralıklarında da düşünülmelidir. Toparlayacak olursak gebeliğe engel olabilecek birçok neden ve sorun vardır. Bu sorunlar ya gebeliğin oluşmamasını sağlar yada gebeliği riskli hale getirir.
Gebeliğe engel olabilecek en büyük risk kısırlıktır. Anne ve baba adaylarından sadece birisi yada ikisinin birden kısır yani infertilite olması sebebi gebelik oluşumunu etkiler. Kısır olduğu anlaşılması için 9 ay düzenli olarak cinsel İlişkiye girildikten sonra hala gebeliğin olmayışı kısırlık yani infertilite olarak adlandırılır.
Bunun dışında gebeliğe engel olan birçok hastalık veya sorun vardır. Bu hastalıklara veya sorunlara sahip olduğunuzu gebe kalmaya karar verdiğinizde doktor kontrolünde ortaya çıkar. Gebeliğe engel bir diğer sorun ise yaş. Yaşın büyük olması veya küçük olması gebelik oluşumunun olmaması ve/ veya gebeliğin riskli olmasını sağlar. Gebelik için en uygun yaş 20-35 yaşlar arasıdır. Gebeliğiniz bu yaşlar arasında olursa gebeliğe yaşınız engel olmamış olur. Diğer sıkıntılar ise düzensiz ve yanlış zamanda cinsel ilişki, zararlı alışkanlıklar, stres, aşırı zayıf veya obezite olmak, yanlış ve kötü beslenme, kronik hastalıklar, zararlı alışkanlıklar, yüksek tansiyon gibi birçok neden gebeliğe risk teşkil edebilir.
Bu gibi sorunlarınız var ise gebe kalmak daha zor olacaktır belkide gebelik hiç olmayacaktır. Bunları öğrenmek için doktorunuzun istediği testler yapıldıktan sonra sonuçlarını ve bunların gebeliğe engel olup olmadığını doktorunuzdan öğrenin.
#### Gebeliği Engelleyen Nedenler ve Tüp Bebek Tedavisinin Gerekliliği
Tüp bebek tedavisi kararı alınmış, ovulasyon indüksiyonuna başlanmış ve birinci deneme de gebelik elde edilememiş çiftlerde çok fazla endişe edilmemelidir. Birinci denemelerde ki negatiflikte hemen ümit kesmek doğru değildir. Fakat birden fazla tüp bebek başarısızlıklarında nedeni açıklamak için araştırılma yapılması önerilmektedir.
Kadınlarda yumurta sayısı ile ilgili bir problem olmadığı taktirde rahim içerisinde herhangi bir problem var mı diye araştırma yapılabilir. Örneğin tüp bebek tedavisi veya embriyo transferi öncesinde endometrium kalınlığı transfer için uygun mu, rahim içi myom var mı, ya da endometrium da rahim içerisinde polip izleniyor mu ultrasonda HSG veya Histereskopi yöntemi ile teğit edilerek tedavisi sağlanabilir.
Gebeliği engelleyen bağışıklık veya pıhtılaşma sistemine ait bozuklukların tespit edilmesi ve bununla ilgili kan tetkiklerinin yapılarak araştırılması gerekebilmektedir. Tekrarlayan başarısız tüp bebek denemelerinde kullanılan başka bir yöntem ise embriyoların 5. ve 6. güne kadar büyütüp rahime tutunma şansının artırdıktan sonra transfer etmektir.
Blastokist denilen embriyoların tutunma şansı daha yüksektir. Ancak hastaların % 40’ı blastokist evresine yumurta sayısının azlığına bağlı olarak elde edilen embriyo sayısındaki azlıktan dolayı ulaşamamaktadır.
Ayrıca kadın yumurta rezervinin en iyi olduğu yaş aralığı 20 ila 30 yaş arasındaki kadın grubudur. 30 yaşından sonra yumurtalık rezervi azalmaya başlar, 35 yaş itibari ile de şans gittikçe azalır. 30 yaşından sonra her geçen zamanda yumurta açısından %10 kayıp yaşanır. 40 yaşından sonra ise bu oran %50 ye kadar çıkabilmektedir.
Özetleyecek olursak aslında, yumurtlamaya engel olabilecek bir faktör adet düzensizliğidir, beslenme düzeni ve aşırı kilo, fallop tüplerindeki tıkanıklık; fallop tüpleri sperm ve yumurtanın bir araya gelmesini sağlayarak fonksiyonel bir köprü görevini üstlenir.
Eğer tüplerde bir tıkanıklık söz konusu ise gebeliğin kendiliğinden oluşması neredeyse imkansızdır. Cinsel yolla geçen engeksiyonlar, endimetrioma, geçirilen dış gebelikler sonucu oluşan tüplerdeki zarar, tüplerdeki yapışıklıklar, çevresel faktörler, sperm kalitesinin ve hareketliliğinin azlığı, ileri yaş, yumurta rezervi, çikolata kisti gibi nedenler başlıca tüp bebek tedavisinin getirdiği nedenler olup gebeliği engelleyen faktörlerdir.
Tüp bebek tedavilerinde en büyük sorun olarak karşımıza çıkan yaş faktörüne karşı biran önce vakit kaybetmeden tedavi kararı vermenizde fayda olacağını söylüyor, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
#### Gebeliğin Sonlandırılmasında Yasal Uygulamalar
Gebeliğin Sonlandırılmasında ülkemizde yasal ve 10 haftaya kadar olan gebelikler isteğe bağlı olarak sonlandırılmaktadır.
Yasal olarak 18 yaşını doldurmuş kadın izni alındıktan sonra evli ise eşinin imzası da alınarak tahliye formu doldurularak işlem yapılmaktadır.
18 yaşından küçüklerde veli veya vasisinin imzası alınarak tahliye işlemi uygulanır.
İddet müddeti süresi içinde ise yine eşinin rızası ile gebelik sonlandırılır.
7 haftaya kadar olan gebelikler menstruel regülasyon ile, 7-10 haftalık gebelikler ise lokal anestezi uygulanarak dilatasyon küretaj ve vakum aspirasyon yöntemiyle boşaltılır. Hastalar bir hafta içinde kontrole gelir.
#### Gebelik Aşısı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor: Tüp bebekteki son gelişmeler “Gebelik aşısı”… Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hanımlar, ileri endometriosis’e sahip olan hanımlar işlemler sırasında sorun elde ettikleri için, kötü embriyo kalitesine sahip hastalar için bunlar oldukça önemli cümleler bu grup hastalarda acaba başarısızlığa neden olan faktörler nelerdir?
Haberin devamı için linke tıklayınız.
http://www.mynet.com/tv/tup-bebekteki-son-gelismeler-gebelik-asisi-vid-3456222/
#### Gebelik Belirtileri Nelerdir?
Gebelik hayatta belki bir belki birkaç defa yaşayacağımız 40 haftalık en güzel mucize.
Gebelik ile birlikte vücudumuzda çok fazla değişiklikler
meydana geliyor. Örneğin hastalarım genel de soruyor, gebe olduğumu nerden anlarım?
Bazı anne adaylarında gebelik belirtileri ilk hafta içerisinde görülebilir,
bazılarında ise çok ayırt edici belirti meydana getirmez. Her kişi de aynı
şekilde belirti göstermez ve her kişi her gebeliğini aynı şekilde geçirmez.
Dolayısı ile gebelik belirtisi mutlaka bu maddelerdir diyerek sıralamamız
mümkün değil. Örneğin adet döneminin yaklaşması ile meydana gelen göğüslerdeki
hassasiyet gebelik ile de meydana gelebilir. Kasık ağrısı gebelik ile de
görülebilir. Bu nedenle kesin olarak gebeliğin tespiti için anne adayının adet
gecikmesini fark etmesinin arkasından kanda gebelik testi yapması olacaktır.
Bu neden ile gebe olduğumu nasıl anlarım sorusunun cevabını
ne yazık ki bu belirtiler var ise kesinlikle gebesiniz diyerek cevaplayamayız.
Ancak peki gebelik ile vücudumuzda neler değişmeye başlar? Ya da ne meydana
gelir?
Gebeliğin anlaşılabilmesi için adet döngüsünü bekleyerek
adetinin gecikmesinin arkasından gebelik testi yapmalısınız. Bu dönemde kan
testi ile bakılan Beta HCG testi ile kişi kesin olarak gebe olup olmadığını
anlayabilir.
Beta HCG testimiz
pozitif çıktı peki sıklıkla hangi belirtiler görülebilir?
Hafif kanama ve akıntı : Gebeliğin ilk döneminde lekelenme şeklinde kanama meydana gelebilir ancak kanama olduğu her takdirde mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Adet kanamasından farklı olarak gebeliğin ilk haftalarında lekelenme olması embriyonun rahme tutunması ile meydana gelebilir. Ancak gebelik döneminde her meydana gelen kanama önemlidir ve mutlaka doktor bilgisi dahilinde olmalıdır. Her kanama sonrasında muayene olmanızı öneririm. Doktor kontrolü gerektirir. Kanama yaşayan gebeler de kontroller sıkılaştırılır ve ilaç tedavisi uygulanabilir. Erken dönemde ayrıca kanama bazen olsa da genellikle herkes de akıntı yoğunluğu meydana gelir östrojen yüksekliğinden dolayı. Süt renginde ve beyaz renkli akıntılar olabilir. Kasık ağrısı : Gebeliğin ilk haftalarında kasık ağrısı görülebilir. Embriyonun yerleşmesinden ve buna bağlı olarak rahmin genişleminden kaynaklı olarak kasık ağrısı meydana gelebilir. Şiddetli ağrı ve ağrı ile meydana gelen yoğun kanamalar da ise mutlaka hekiminize başvurmlasınız. Ancak hafif kasık ağrılarda kanama olmadığı sürece endişelenmenize gerek yok. Adet gecikmesi : Gebeliğin en önemli ve en gerçek belirtisi ise adet gecikmesidir. Adet gecikmesinden sonra yapılan gebelik testi hiç yanılmadan doğru cevabı verir.Göğüslerde hassasiyet : Gebelik ile birlite hormonal değişim yükselen östrojen den kaynaklı memelerde hassasiyet görülebilir. Göğüsler de büyüme olabilir. Sürekli uyku hali ve yorgunluk : Yükselen progesteron hormonu kişinin sürekli uyku halinde olmasına ve yorgun olmasına neden olabilir. Gebeliğin ilk dönemlerinden sonra özellikle 12.haftadan sonra azalarak devam edebilir. Mide bulantısı : Mide bulantısı her gebe de olmayabilir. Olan gebelerde de 12 haftaya kadar sürer.12.hafta itibari ile de gebeliğe bağlı mide bulantısı azalır. Mide ekşimesi : Rahmin genişlemesine ve bebeğin büyümesine bağlı olarak gebeliğin ilerleyen dönemlerinde reflü gibi sindirim sorunlarına yol açabilir gebelik. Sık idrara çıkma : Büyüyen bebek ve geçen haftalar ile birlikte sık idrara ıkma meydana gelebilir. Mesane sıkışabilir.
Anne adayının vücut sıcaklığında artış meydana gelebilir.
#### Gebelik Dönemindeki Beslenmenin Anne ve Bebek Üzerindeki Etkisi Nedir?
Sevgili anne adayları, önümüzde bizi bekleyen kocaman bir kırk hafta var.
Gebelik diyetine kendin için ve biricik miniğin için dikkat
etmelisin !
Diyetten kastım
elbette yemekten kısıtlamak değil her şeyden yeteri kadar ve düzenli tüketmek..
Sağlıklı bir beslenme diyeti oluşturmalıyız.
Aslında belki de özetle bebeğine vermekten kaçınacağın her şeyden kaçınsan bile yeterli olacak.
Her anımızdan daha özel, daha değerli, daha kıymetli zamanlarımız olacak. Yalnızken bile aslında iki kişi olacaksınız. Bebeğinizin hücreleri hızlıca büyüyor, tüm sistemleri gelişiyor, işitme, dokunma, koku alma gibi duyuları şekilleniyor. Bebeğiniz bu süre içerisinde vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ, protein gibi tüm besin öğelerine ihtiyaç duyar. Kırk hafta boyunca bebeğiniz sizden beslenmesi nedeni ile hamilelik döneminizde dengeli ve düzenli beslenmeniz bebeğinizde elbette olumlu etkilerle sonuçlanacaktır.
Gebelik dönemindeki beslenme sorunlarından dolayı erken doğum, ölü doğum ve özürlü bebek gibi kötü sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenen annelerin bebeklerinde kilo problemleri görülebilmekte ve bebek düşük kilolu olarak doğabilmektedir. Ayrıca sadece anne karnında veya doğar doğmaz değil bebeğin ilerleyen dönemlerinde gelişim sorunları daha sık görülebilmektedir.
Ayrıca gebelik döneminde beslenme sorunlarından birisi kansızlık olarak karşımıza çıkabilir. Gebelik boyunca sürekli kan değerlerinizi kontrol altında tutarız doğum beklenmeyen sürpizlerle doludur, herşeyi planlı ve kontrol altında yürütmemiz gerekir. Kansızlık ise genel de demir eksikliğinden kaynaklı olduğu için annenin kendini daha güçsüz hissetmesine, çabuk yorulmasına, halsizlik ve bitkinlik sorunlarına yol açar. Böylelikle kırk hafta rüya değil kabusa dönüşür.
Yine dengesiz ve yetersiz beslenmeden dolayı anne adayının bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve bu da hastalıklara karşı direncini zayıflatarak daha çabuk hastalanmasına yol açar. Hastalandığı zaman vücut dirençsiz olduğu için çabuk toparlanamaz. Zaten ilaç kullanımı yasağımız olduğu için kendi kendine toparlanması güçleşir.
Anne adayının dengesiz beslenmesi aşırı şekilde kilo almasıyla da sonuçlanabilir. Bu daha çok aşırı şekilde yemek yiyen, çok yüksek kalorili gıdalar tüketen ve yağlı besinler tüketen anne adaylarında görülür. Tabi bu durum anneyi olduğu kadar bebeği de olumsuz etkiler. Çünkü aşırı kilolu anne adayları doğumda oldukça zorlanırlar. Ayrıca bu tür anneler düşük yapma, erken doğum veya ölü doğum gibi neticelerle karşılaşabilmektedirler. Ayrıca fazla kilo almış anneler de hipertansiyon ve diyabet görülmesi artar. Diyabet ve hipertansif seyredilen bir gebelikte ise bebeğe olumsuz etkileri oldukça büyüktür.
Temel olarak gebelik döneminde iyi beslenme için mümkün olduğunca fast food gıdaları tüketmemek, kurabiye, asitli içecekler, cips gibi yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Ayrıca aşırı yağlı yiyecekler de oldukça sakıncalı olacaktır. Bunların yerine tüketilmesi gereken besinler her zaman söylendiği gibi taze meyve ve sebzeler, tam kepekli yiyecekler, süt ürünleri, baklagiller, et, balık, yağ olarak zeytinyağı, eğer katı yağ tüketilecekse fazla olmamak kaydıyla tereyağı, her gün bol bol ( ortalama 2 lt ) sıvı tüketilmelidir. Sıvı tüketmenin gebelikteki olumlu etkisi oldukça fazladır. Meyve ve sebze önerimiz konusunda ise taze olmak kaydı ile tüketilmeli ve yeterli seviyede meyve tüketimi olmalıdır. Meyvenin de bir şeker olduğu akıldan çıkmamasını rica ediyoruz.
Anne Adaylarına Altın Maddeler
1.Protein
2.Kalsiyum
3.Tam tahıllar
4. Gökkuşağının tüm renklerinde sebzeler, yeterli meyveler
5. Sağlıklı yağlar
Hem senin hem de bebeğinin kilosunu desteklemeli.
Kendi sağlığını korumalısın.
Kilonu, kan basıncını ve kan şekerini dengede tutmalısın.
Gebelikte Düzenli ve Dengeli Beslenmenin Önemi Nedir?
Bebeğinin sağlığına destek olur, düşük doğum
ağırlıklı olmasını engeller. Daha iyi bir beyin gelişimini sağlar. Gebelik ile meydana gelebilecek anemiden korur. Gebelik şekerinden korur böylelikle iri bebek
dünyaya gelmesini engeller. Preeklampsi riskini azaltır. Duygusal düzen sağlar. Dengeli kilo almayı sağlar,Doğumdan sonra çabuk toparlanmaya ve alınan
kiloları vermeye yardımcı olur yeterli kilo almak
Gebeler Nasıl Beslenmeliler?
Konstipasyon (Kabızlık) Durumunda
Kabızlık sorununuz varsa önerilen meyve ve sebzelerinizi
kabuklarıyla tüketiniz. Sabah aç karnına 1 su
bardağı ılık su, kayısı veya mürdüm eriği kompostosu içiniz. Günde 2.5 litre su ve sulu yiyecekler
tüketiniz.
Mide Bulantısı – Kusma Durumlarında
1: Yağ dokulu ve baharatlı yiyeceklere (yağlı etler, yağlı
soslar, kaymak, krema, yağda kızarmış
besinler) tüketmeyiniz.
2: Yemeklerle birlikte su ve sulu gıdalar tüketmeyiniz.
Bunları yemeklerden 30 dakika önce veya sonra
tüketiniz.
3: Yemeklerden sonra sırt üstü 20 dakika uzanınız.
4: Sabah yataktan kalkmadan önce 1 dilim ekmek, peynir veya
yağsız tost tüketiniz.
5: Bulantıya neden olan yiyeceklerden kaçınınız, azar azar
sık yemek yiyiniz.
Gebe Kadının Yeterli ve Dengeli Beslenebilmesi İçin Bir Günde Alması Gereken Yiyecek Miktarları
1: Grup : Süt Grubu
3 su bardağı süt veya yoğurt (500gr)
3 kibrit kutusu kadar peynir (taze peynir tüketmeyiniz)
2. Grup: Et Grubu
1 yumurta
2-4 köfte kadar et (balık,tavuk,veya dana)
3.Grup: Tahıl
grubu (200gr ekmek)
4orta dilim ekmek, 4-6 yemek kaşığı pilav, makarna
1-2 kase çorba veya 4 yemek kaşığı kuru baklagil yemeği
(kuru fasulye, nohut, barbunya v.s.)
4. Grup: Sebze Grubu
3-4 porsiyon sebze (çiğ veya pişmiş)
5.Grup: Meyve Grubu
3-4 porsiyon meyve (1 porsiyon meyve, 1 orta boy elma,
Portakal veya küçük bir salkım üzüm. 10-15 tane kiraz veya
Çilek, ince bir dilim kavun veya karpuz.
6. Grup: Yağ Grubu
Yağ grubu, zeytinyağ ve diğer sıvı yağlar.
Fındık, fıstık, cevizdir.
4 yemek kaşığı yağ (yemeklerin içindeki miktardır) 10-15
adet fındık, fıstık, 2-3 adet ceviz)
Örnek Yemek Listesi
Sabah Kahvaltısı
1 su bardağı süt
1 adet yumurta
1 kibrit kutusu kadar peynir
5 adet zeytin
1 orta dilim ekmek
Söğüş sebze
ARA: 1 porsiyon meyve
Öğle Yemeği
60 gr etli yemek (2 köfte şeklinde veya sebzeli olarak
pişirilebilir)
Veya bir tabak kuru baklagil yemeği
1 porsiyon çorba
1kase yoğurt, salata, 1 orta dilim ekmek
İkindi Kahvaltısı
2 kibrit kutusu kadar peynir
1 orta dilim ekmek
1 porsiyon meyve
Akşam Yemeği
1 porsiyon etli sebze yemeği
1 porsiyon çorba
½ kase yoğurt, salata, 1 orta dilim ekmek
Yatmadan Önce
1 su bardağı süt
2 porsiyon meyve
#### Gebelik Egzersizleri
Gebelikte yapılan egzersizler hem kolay bir gebelik geçirmenizi sağlar hemde doğumunuzun kolaylaşmasını sağlar.Rahat bir gebelik ve doğum için gebelik egzersizlerini aksatmayın.
*Egzersizler bulantı ve kusmayı azaltır1.EGZ.
*Kendinizi daha aktif ve güçlü hissetmenizi sağlar.
*Eklem ve kas ağrılarınızın azalmasını sağlar.
*Duruş bozukluklarınızı önler.
*Vücut ölçülerinizle daha mutlu olmanızı sağlar.
*Rahat nefes almanızı sağlar.
*Varisiniz varsa ilerlemesini durdurur yoksa da varis oluşumunu önler.
*Stres ve gerginliğinizi azaltır.
*Daha kaliteli uyku sağlar.
*Doğumunuzu kolaylaştırır.
*Doğumda açılan epizyotomi gereksinimini azaltır.
2-KİMLER GEBELİK EGZERSİZİ YAPABİLİR?
*Sağlıklı ve doktoru uygun gören her gebe egzersiz yapabilir.
*Egzersizler düzenli ve planlı bir şekilde yapılmalıdır.
*Gebeliğin II.ve III. trimestrda uzun süren egzersizlerden,sırt üstü yapılan egzersizlerden kaçınılmalıdır.
*Egzersizlere alışana kadar yavaştan ve hafif egzersizlerden başlanmalıdır.
*Egzersizler bütün kas gruplarına yayılmalıdır.
*Egzersizler uygun duruşlarda ve sizi zorlamayacak şekilde yapılmalıdır.
*Egzersiz aralarında dinlenilmeli ve yürünmelidir.
*Egzersiz öncesi,sonrası,ve egzersiz sırasında bol bol su içilmelidir.
*Egzersiz sırasında aşırı yorgunluk,çok terleme,kalp atışlarında yükseklik hissetiğinizde egzersize ara verilmelidir.
*Ikınma içeren hareketlerden kaçınılmalıdır.
*Egzersizlerden yarım saat önce kan şekerinizin düşmemesi için meyve veya meyve suyu gibi gıdalar atıştırılmalıdır.
*HANGİ GEBELER EGZERSİZ YAPAMAZ ?
*Önemli kalp rahatsızlığı olan gebeler.
*Akciğer hastaları.
*Erken doğum riski olanlar.
*Gebeliğin II. ve III. trimestrda kanaması olanlar.
*Preeklamsisi olan ve gebeliğin etkilediği hipertansiyonlular.
HANGİ DURUMLARDA EGZERSİZLERE ARA VERİLMELİDİR ?
*Vaginal kanamalarda.
*Solunum sıkıntısı çekmeye başlandığında.
*Baş dönmesi.
*Çarpıntı.
*Baygınlık hissi.
*Bebek hareketlerinde azalma hissedildiğinde.
-YAPILAN EGZERSİZLER NELERDİR
1-ISINMA HAREKETLERİ
Isınma egzersizleri vücudu egzersizlere hazırlar, ısınma hareketleriyle yapılan ritmik ve uyumlu hareketler hormonların etkisiyle gevşemiş kaslara gelen kan akımını hızlandırır. Her egzersize mutlaka ısınma hareketleriyle başlanılmalıdır.
#### Gebelik Öncesi Folik Asit Kullanımı
Gebelik öncesinde folik asit kullanımı oldukça önemlidir. Folik asit bebeğin hücre gelişimini ve sinir sisteminin gelişimini önemli derecede etkiler folik asit bebek gelişimi için çok önemli ve mutlaka tüketilmesi gereken bir vitamindir. Folik asit vücutta protein sentezi ve kemik iliğinin çalışmasına kadar birçok faydası vardır. Folik asit vücutta depolanmaz. Bundan dolayı,anne adaylarının folik asit ihtiyacını her gün karşılamaları gerekmektedir. Folik asit kan hücrelerinin ve sinir sistemi dokularının gelişmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Folik asidin bebeğin fetal büyümesini,gelişmesini,DNA ve RNA üretimindede rolü vardır. Eğer gebelik döneminde folik asit alımı yeterli olursa Bebekte merkezi sinir sistemi anamolileri görülme olasılığı oluşmaktadır.
Folik asit gebelikte çok önemli bir yere sahip olduğundan dolayı anne adayları hamileliğe hazırlık döneminde folik asit tüketimine başlamalıdırlar. Gebelikten 3 ay önce folik asit tüketimine başlatılmalıdır. Folik asit vücutta depolanmaz ve günlük tüketilmelidir. Folik asit tüketimi bebekler için çok daha önemli olduğunundan bu vitamine gebeliğe hazırlık döneminde başlanmalıdır. Folik asit günlük yediğimiz besinlerden rahatlıkla alabilirsiniz. Folik asit depolanmadığından dolayı,her gün düzenli olarak vücuda alınması gerekir. Bunun için anne adayları hangi besinlerde folik asit olduğunu da bilmelidirler.
Yeşil sebzeler, yumurta, karaciğer, badem, fındık, fıstık, mercimek, maydanoz, kuru fasulye gibi besinlerden karşılayabilirsiniz. Folik asit açısından çok zengin besinler olmasına rağmen karaciğer,tavuk gibi besinler çok A vitamini içerirler. Buda gebeliğe zarar verebilir. Bunun için bu besinler çok fazla tüketilmemeli. Folik asit kullanımı çok önemli olduğundan dolayı tüm gebelerin de alması gerekli olan bir vitamindir. Bunun için her gebenin tüketmesi gerekir. Toparlayacak olursak gebelikte folik asit kullanımı önemlidir. Folik asit birçok hastalığa iyi gelir. Bunu için gebelik öncesinde kullanımı önemlidir. Folik asit bebeğin hücre gelişimini ve sinir sistemi gelişimini sağlamak gibi çok çok önemli bir vitamindir.
Folik asit vücutta protein sentezi yapar ve kemik iliğinin çalışmasını destekler. Folik asit vücutta depolanmaz. Bunu için folik asitin günlük tüketilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerden dolayı folik asite gebeliğe hazırlık döneminde başlanılması istenir. Folik asit çok önemli bir vitamindir. Gebeliğe hazırlık döneminde kullanılmaya başlanılmalıdır. Birçok gıdanın içerisinde vardır folik asit. Bu besinlerin bilinmesi ve günlük olarak tüketilmesi gerekmektedir.
#### Gebelik Öncesi Planlama Neden Önemli?
Hamilelik öncesi planlamam önemlidir. Bumdan dolayı gebelik öncesinde bir planlama yapılmalıdır. Bu planlama doktor kontrollerinden tutun da beslenmenize ve yaşam biçiminize kadar önemlidir. Anne ve babaların yeni yaşamlarına uyum sağlaması ve ayak uydurabilmesi içinde bu planlama gereklidir. Anne ve baba adaylarının bebeklerinin ve kendi sağlıkları için düzenli bir plan yapmalıdır.
Anne ve baba hayatlarını düzenli hale getirmelidirler. Bir diğer yapılması gereken plan iş olanıdır. Çalışma şartlarınız gebeliğe uygun değilse gebelik öncesi planlamanızda iş şartlarına da göz atmalısınız. Gebelik öncesinde plan yapmanız sizi gebelik döneminde rahat ettirecektir. Bunun için gebelik öncesi planlama çok çok önemlidir. Anne ve baba beraberce her şeyi düşünerek planlamalı ve bebeğe hazır olmalılardır. Gebelik öncesi yapılan bu planlama anne ve baba beraberce her şeyi düşünerek planlamalı ve bebeğe hazır olmalılardır.
Gebelik öncesi yapılan bu planlama hamileliğe uyumu arttırır. Toparlayacak olursak gebelik öncesi planlama oldukça önemlidir. Her açıdan gebeliğe kolay alınmasını sağlar ve hayatınızı oldukça düzene sokar. Bunun için gebeliği planlayanlar ve düşünenler için çok daha gebeliğin kolaylaşmasını sağlayacaktır. Anne ve baba adaylarının bebeğe ve yeni hayata uyumlarını oldukça kolaylaştırır. Gebelik öncesi planlama her bakımdan gereklidir. Anne adayı çalışan bir kadın ise iş şartlarını planlanması işin gebeliğe uygun olup olmadığı bile planlamalara dahil olacaktır. Planlamayla bebeğiniz aranıza katılmadan önce hayatınızı bebeğinize uygun hale getirmenize ve işleriniz kolaylaşmasını sağlar. Anne ve baba adayları bebeklerin geleceği için herşeyi en iyi ve en sağlıklısını düşünürler. Anne ve baba adayları beraberce hayatlarındaki değişikliklere karar vermelilerdir.
Hayatlarında yapacakları köklü değişiklikler onları bazen sıkabilir. Bu planlama ve hazırlık döneminde yıpratabilirler. Fakat sonucunun çok güzel olacağını ve bu planlamaların bebeklerin geleceği bile etkileyeceğini unutmamalıdır. Gebelik öncesi yapılan bu planlamaların önemi büyüktür. Anne ve baba adayları, özelliklede ilk bebekleri ise daha fazla yardımcı olacaktır. Hamilelik döneminden önce bu hazırlıklara başlanacağı için gebelik döneminde, doğumdan sonraki döneminde oldukça rahat ve sorunsuz geçmesini sağlayacaktır.
#### Gebelik Öncesi Risk Faktörleri
Kronik Hastalıklar ve Gebelik
Hipetermis Gravidarum (Gebelikte Şiddetli Bulantı ve Kusma): Bulantı ve kusma tablosunun daha ağırlaştığı, gebede kilo kaybı, dehidratasyon (sıvı kaybı), elektrolit dengesizliği ve idrarda keton çıkması görülmektedir. Hiperemezis gravidarum bebeğe ve anneye düşük, erken doğum tehdidi vs. gibi hiçbir şekilde zarar vermez.
Neler Yapmalıyım?
Hafif gıdalar tercih ediniz.En az 6 öğün sık sık az az yenmesi tercih edilmelidir.Dinlenmeli ve mutlaka yatak istirahati tercih edilmeli.Mümkün olduğunca stresten uzak durulması tercih edilmelidir.Sıvı alımı arttırılmalıdır.Kızartma gibi yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.Doktorunuzun önerdiği mide bulantısını önleyici ilaçları kullanabilirsiniz ancak hekim önerisi olması gebelikte dikkat edilmesi gereken bir husustur.
Diyabet ve Gebelik (Gestasyonel Diyabet)
Diyabet dediğimiz durum, insülinin yokluğuna veya kanda normalden yüksek reseptörlerindeki direnç nedeni ile etkisinin azalmasına bağlı olarak hiperglisemi yani bir önceki cümlemizde de bahsettiğimiz üzere şeker oranının normalin üzerinde karakterize olmuş bir metabolizma bozukluğudur. Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabet gestasyonel diyabet olarak adlandırılırken, gebelikten önce ortaya çıkan diyabet ise pregestasyonel diyabet olarak isimlendirilmektedir. Her iki yüz gebenin birisinde pregestasyonel diyabet mecvut iken her 200 gebeden 5 gebe kadında gestasyonel diyabet olduğu yüzdesini söyleyebiliriz.
Gebelikte Diyabete Bağlı Olarak Oluşabilecek Problemler Nelerdir?
İri bebek, dört kg üstündeki bebekler iri bebek olarak kabul edilir ve normal doğum şansı kalmaz.
Preeklampsi, hipertansiyon yani yüksek tansiyona bağlı olarak preeklampsi gelişmesi mümkün.
Erken doğum riskinin artması mümkün.
Ani bebek kayıpları olması olası.
Doğum sonrası bebekte kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi), biluribin yüksekliği gelişmesi mümkün.
Konjenital malformasyonlar dediğimiz doğuştan şekil bozuklukları meydana gelmesi olası.
Tüm bu ihtimallerden kaçınmak için gebelerimize 24 ila 28 haftalar arasında şeker yüklemesi dediğimiz glukoz yüklemelerini gerçekleştirerek gestasyonel diyabet için tanı koymamıza yardım ediyor. Bu nedenle şeker yüklemelerinden kaçmamak gereklidir. Gebelik öncesi insülin kullanan hastalarımız da gebelikle birlikte tetikleyeceğinden dolayı insülin dozu tekrar planlanmalıdır.
Gebelik ve Kalp Hastalıkları
Kardiyovasküler hastalıklar gebelikte hipertansiyon, enfeksiyon, kanamdan sonra en sık anne ölümleri arasında 4. sırada yer almaktadır. Anne ölümlerinin nedeni daha çok gebeliğin getirdiği strese bağlı olarak gösterilir. Bebek ölümleri ise daha çok oksijenasyonun azalması, artan CO2 düzeyine bağlıdır. Bu nedenle yanı sıra prematüre (erken doğum) doğuma da yol açmaktadır. Bu nedenle tedavisinde nasıl bir yol izleyebiliriz. Elbette gebede bulunan herhangi bir kardiyovasküler siste rahatsızlığında bir kardiyolog eşliğinde gebeliğin takibi yapmak mümkün. Doğum öncesi ve doğumda kalp hastalarının takibinde amaç, komplikasyonların önlenmesi, kalp yükünün azaltılması. Bu nedenle daha fazla istirahat esaslarını içermektedir.
Aldığı çıkardığı takibi, tansiyon ve kilo takipleri atlanmadan yapılmalı su ve tuz kısıtlanması yapmak mümkün. Bu nedenle doğum sırasında ise oksijen ile desteklemek mümkün. Hastanın ağrı ve anksiyetesi gidermek olası. Bu nedenle hastaya en az stres yaratacak doğum şekli tercih etmek mümkün.
Gebelikte Üriner Sistem Enfeksiyonları
İdrar yolları enfeksiyonları gebelikte sık rastlanan üriner sistem rahatsızlıkları arasında yer alır. Üriner sistem rahatsızlıkları sonucunda ; maternal anemi, trombositopeni, erken membran rüptürü, intrauterin gelişme geriliği, erken doğum ve fetal ölüm görülebilmektedir.
Adölesan ve İleri Yaş Gebeliği
35 yaş ve üzeri gebelikler risklidir. Küçük yaştaki adolesan gebeliklerde psikolojik ve fiziki bakımdan risklidir. Kilolu olan, 85 kg. ve üzeri ağırlığa sahip gebelerde özellikle tansiyonu yükselmeye meyilli hipertansif hastalıkların oranında artış olabileceği ve yumuşak dokularda dikkatli olunması gerektiğine dikkat etmelisiniz. Boy uzunluğu 150 cm altında olan gebelerde doğum şekli önemlidir. Bu nedenle pelvik darlık oluşabileceği unutulmamalıdır! 18 yaş altı 35 yaş üstü gebelikler sağlıklı görülmemekle birlikte perinatolog takibi altında olmalıdır.
RH Uyuşmazlığı
Fetüs ile anne arasındaki ilişkide anne ve fetal kan birbiriyle karışmamaktadır. RH faktör taşımayan (Rh negatif) bir kadın Rh pozitif bir bebeği taşıyorsa bu durumda Rh uygunsuzluğundan söz ediyoruz. Bu farklı antijenlerle anne dolaşımı karşı karşıya gelirse immun yanıt oluşturacaktır. Rh uyuşmazlığında gebelere 28. Haftasında enjeksiyon yapmak mümkün. Daha sonra doğumdan 72 saat içersinde ise anti D ıgG yapmak mümkün.
#### Gebelik Öncesi Vitamin Desteği Gerekli midir?
Anne adaylarının yani anne olmaya hazırlıkta bulunanların merak ettiği konulardan birisidir. Anne adayları her şeyin en iyi ve bebeklerinin de sağlıklı olması için herşeyi araştıracak, kullanımı gerekli olanları da kullanmayı düşünecektir.
Eğer gebelik planlı olarak yapılmıyorsa yani anne birden gebe kalmış ise vitamin kullanmaya da vakti olmayacaktır. Tabi ki plansız olan gebeliklerde, gebelik öncesinde değilde gebelikte kullanılır. Gebeliği planlı olanlar ise gebelik öncesinde vitamin kullanımına başlarlar.
Anne olmaya karar verdikleri zaman anne adayları, mutlaka doktora muayene olup ve tetkiklerini yaptırdıkları zaman vitamin ihtiyacı da ortaya çıkacaktır. Anne adayları gebelik öncesinde vitamin kullanmaya başlaya bilirler bunun bir sakıncası yoktur.
Annelerin gebelik öncesi kullandıkları vitaminlerin gebelik döneminde de yararlarını görecekler. Anne eksik olan vitaminlerini gebe kalana kadar tamamlamalı ve gebeliğe vitamin yönünden eksik başlamamalıdır.
Bazı vitaminler günlük olarak alınmalıdır. Vücutta depolanmayan vitaminler olduğundan bunların her gün alınması gerekmektedir. Bunun için bu vitaminlere önceden başlanması gerekmelidir. Vitaminler bebeğin gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı anne adayları vitamin alımını aksatmamalıdır.
Anne adayları gebe kalmadan önce vitamin alımına başlayabilirler. Bunun hiçbir zararı yoktur ve gebelik döneminde işinizi kolaylaştıracaktır.
Özetle anne olmak isteyen kadınlar için vitamin desteği onun eksikliklerini tamamlayacaği için gerekmektedir. Bu vitaminler hem gebelik sağlıklı devamı için hemde bebeğin sağlığı,büyüme ve gelişmesi için oldukça önemlidir. Gebeliği planlı olanlar vücudun ihtiyaç duyduğu,her vitamin, mineral den gebe kalana kadar destek almış olur. Vitamin depoları boş ise dolacaktır. Anne adayları eğer plansız yani habersiz gebe kaldıysa da bu alınması gereken vitamin,minerali gebelikten önce değilde,gebelik döneminde karşılar.
Beslenme yazısında da bahsettiğimiz gibi anne adayları gebelikten öncede, gebelik döneminde ve gebelikten sonra dengeli ve düzenli olarak beslenmelidir. Dengeli ve düzenli olarak beslendiğiniz zaman besinlerden alabileceğiniz bütün vitaminleri alabilirsiniz. Gıdalarla alamayacağınız vitaminleri ise dışarıdan , doktorunuzun önereceği şekilde dışarıdan almanız gereken vitaminleri de alabilirsiniz. Birde depolanmayan vitaminler var,bu vitaminleri de günlük tüketmeniz gerekmektedir. Bu vitaminler depolanmaz bunun için hergün yenilenmesi gerekir. Yenilenmez ise de o vitamin eksik olur. Bunları doktorunuzdan da öğrenebilirsiniz. Yani kısaca gebelik öncesi yani gebeliğe hazırlıkta vitamin kullanımına başlanmalıdır.
#### Gebelik Psikolojisi
TEBRİKLER! Hayatınızın en özel anları sizi bekliyor her saati, her dakikası ayrı ayrı özel ve yaşam dolu bir hayat. Bu 9 aylık süreçte hayatınızda ve vücudunuzda olan değişiklikler bir başlangıç aslında.Evet yaşantınız, hareketleriniz, psikolojiniz, sorumluluklarınız her şey değişiyor ve siz anne oluyorsunuz.
Anne olmak dile çok kolay gelsede sadece dilde kolay olan bir süreç.Buna hazır mıyız? Değilsek bile artık hazırlanmamız gerekiyor.Gerektiğinde gecesi gündüzü olmayan, sorumluluk sahibi, hayatı boyunca bir görevi olan bir anne olacaksınız biliyoruz bu dönem size oldukça heyecan veriyor ve korkutuyor olabilir.Gebeliğinizi ilk öğrendiğinizde her ne kadar planlı bir gebelik bile olsa mutluluğunuza eşlik eden bir endişe olabilir.Hamilelik psikolojisi bambaşka bir psikolojidir, bazen bebeğinizin size gönderilmiş bir mucize olduğunu düşünüp mutlu bazen ise bebeğinize ve doğuma karşı endişelenebilirsiniz.Bunların hamilelik psikolojisinde çok normal olduğunu bilmelisiniz.Fakat bu endişelerden ve korkulardan kendinizi uzak tutmaya çalışın ve gebeliğinizin tadını çıkartın çünkü bu dönem hayatınızın en özel dönemi.Böyle karamsarlığa düştüğünüzde derin bir nefes alın ve bebeğinizi düşünün.
Hamilelik psikolojiniz sizi çok rahatsız ediyor ve olumlu düşünmenize rağmen içinizdeki endişe geçmiyorsa bir psikologtan destek alabilirsiniz.Bu süreçte anne adayının büyük sorumlulukları olduğu kadar baba adayına da büyük sorumluluklar düşer. Anne adayı kendiniz yalnız hissetmemeli ve sürekli kendisine destek olan bir eşinin olduğunu bilmek onlara güven verir ve kendilerini daha huzurlu ve mutlu hissetmelerini sağlar.
HAMİLE PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYEN BAŞLICA PROBLEMLER
Anne Adayı Bu Süreçte Kendini Yalnız Hisseder
Öncelikle hiçbir hamile yalnız değildir, onların hep yanlarında olan bebekleri vardır aklınızdan bunu hiçbir zaman çıkartmayın.Kendinizi yalnız hissetmemek için hem size de çok iyi gelebilecek bir tavsiyem var bebeğinizle mutlaka gün içerisinde sohbet edin, çünkü bebeğiniz sizi hisseder ve siz duygusal olarak ne yaşarsanız bebeğinizde yaşar.Biraz öncede bahsettiğim gibi baba adayının da bu dönemde anne adayına büyük destek olması gerekir.Her anın birlikte tadını çıkartın ve birbirinize her zamankinden daha yakın olun.
Anne Adayı Değişen Bedeninden Şikayetçi Olabilir
Hamilelikteki kaygı yalnızca bebekle ilgili değil hamileliğin vücutta yarattığı değişimle de ilgili. Değişen yeni vücuduna uyum sağlamakta güçlük çeken anne adayı, hem bir bebeğe sahip olmak hem de vücudunun eskisi gibi olmayacağını kabul etmek için kendini stres altına sokuyor. Eldeki şişmeler, mide bulantıları, büyüyen karın ve alınan kilolar gibi vücutta yaşanan değişimler de moralinin bozulmasına yol açabilir. Sinirlilik ve ağlama nöbetleri görülebilir. Çalışan, aile çatışmaları olan anne adaylarında depresyon sıkça rastlanır. Vücudunun eskisi gibi olmayacağı düşüncesiyle strese giren anne adayının bebeğini sağlıklı beslemek için yeterli beslenmesi gerektiği, buna bağlı oluşan kiloyu da kabul edebilmesi büyük önem taşır. Anne adayları bu noktada doktorunun önerdiği yürüyüş, yüzme gibi aktivitelerle uğraşabilir, kendini eve kapatmadan bu süreçte yaşanabilecek stres düzeyini azaltabilir. Ayrıca en büyük korkusu olan kendisini bu bedenle eşinin sevmeyeceği, beğenmeyeceği düşüncesini de üzerinden atmaya çalışmalı.
Bebeğinin Sağlığı ile Olan Endişeleri
Anne adayı bu aralıkta ne kadar kontrole giderse gitsin ve doktorundan bebeği hakkında olumsuz bir şey duymamış olsa bile aklında sürekli soru işaretleri olabilir.Her doktor kontrolünüzde aklınıza takılan sorularınızı sorun ve içinizin rahat etemsini sağlayın.Kendinizi de bebeğinizin sağlıklı olduğunu hatırlatıp derin bir nefes alın bu korkularınızıda zamanla yeneceksiziniz.
Doğum ile Olan Endişeleriniz
Öncelikle doğum sonrasında bir mucizeye kavuşacağınızı hiçbir zaman unutmayın.Doğumla ilgili aklınıza bütün takılan sorularınızı doktorunuza sorun ve aklınızdaki soru işaretlerini ortadan kaldırın.Mükemmel bir doğum sizi bekliyor olacak böyle düşünün,bütün çekeceğiniz ağrıların ve endişelerinizin arkasından gelecek olan bebeğiniz hayatınızı değiştirecek ve ağrılarınızı unutacaksınız.
Servikal Yetmezlik ve Serklaj adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelik Sürecimide Cinsel İlişki
Gebelikte düşük tehdidinin en yüksek risk olduğu gebelik haftası 12. haftaya kadar olan dönemdir. 12. Haftadan sonra gebelerimizle birlikte koca bir nefes alırız. Bu nedenle cinsel ilişkiyi 12. haftaya kadar sık bir şekilde önermemekteyiz.
Bu cümlelerimiz dışında gebeliğin her aşamasında çift cinsel yaşamına devam edebilir. Fakat gebelik boyunca önemli olan gebeliğin düşük riskini atlatmış olması, erken doğum veya diğer riskleri taşımamasıdır. Şayet doktorunuz cinsel ilişkiye girmenizde bir engel görmüyorsa cinsel hayatınızı ertelemek durumunda kalmanıza gerek kalmamaktadır.
Gebelikte cinsel ilişki süreci prezervatif yöntemiyle olmalıdır. İçeriye boşalma sağlanmaması enfeksiyon yönünden anneyi ve bebeği korumaya yetecektir. Bu önlemin dışında anne veya bebekte herhangi bir zarar meydana gelmesi olanaksızdır. Ancak anne adaylarımız gebelik süresince psikolojik olarak korkuları ve endişeleri fazla ise cinsel ilişkide bulunmasına çiftler arasında anlayış gösterilerek ara verilebilir. Psikolojik olarak hazır olmayan anne adayı kendini daha kötü hissedecektir. Anne adayının mutlu olması gebelik süresince dikkat edilmesi gereken yıldızlı bir kuraldır. Gebemize göre hareket edilmesi en sağlıklı durumdur.
Ancak gebelikte cinsel ilişkide bulunulması belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Anne adayının rahat etmesi, karnına baskı olmaması gibi kurallar dikkate alındığında daha sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Bu aşamada gebelikte uygun cinsel pozisyonlar araştırılmalıdır.
Gebelikte Cinsel İlişki İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Hastanın öyküsünde tekrarlayan düşükler,
Sebebi bilinmeyen vajinal kanamalar, lekelenmeler, akıntılar ve acı veren kramplar,
Plasenta previa, plasentanın aşağı yerleşimli olması,
Amniyotik mayinin azalmış olması,
Daha önce erken doğum yapmış olması,
Düşük ve erken doğumun ihtimallerinin yüksek olduğu servikal yetersizlik durumları,
Çoğul gebelik.
Gebelikte Cinsel İlişkiye Girmek Bebeğe Zarar Verir mi?
Bebeğiniz bir kese içerisinde gelişimini tamamlar, bir kese ve kesenin içerisinde amniyon mayi dediğimiz sıvı bulunmaktadır. Bebeğinizi çevreleyerek dış tepkilerden korur. Bizlere göre daha da fazla koruma altındadır bebeklerimiz anne karnında. Ayrıca kalın bir mukus tabakası da serviksin girişini kapatır. Bunun yanında uterus kasları da koruma sağlar. Böylelikle herhangi bir enfeksiyonun bebeğe ulaşması engellenir. Penis acaba bebeğe temas eder mi sorusuna gelecek olursak ise, penis asla bebeğinize temas edemez.
Hamilelikte Cinsel İlişki Ne Zaman Bırakılmalıdır?
Gebeliğin son haftalarında 36. 37. hafta itibari ile gebelikte cinsel ilişki bırakılma konusunda çok fazla tartışma mevcuttur. Bunun amacı her duruma karşı önlem almaktır. Özellikle sperm içerisinde doğum kasılmalarına sebep olabilen bir kimyasal içerir. Bu nedenle prezervatif tercih edilmesini, içeriye boşalma sağlanmamasını bir kez daha söylemiş bulunuyoruz. Ancak cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı sorunuza takipte olduğunuz doktorunuz gebelik sınıflandırmanıza bağlı olarak en doğru cevabı verecektir.
Gebelikte Cinsel İsteğin Azalması Ya da Artması Normal midir?
Hamilelik sırasında cinsel isteğin artması da azalması da normaldir. Gebelik sırasında birçok kadın kendisini bitkin hissedebilir, bulantılar yaşayabilir, göğüslerinde hassasiyet olabilir, sürekli tuvalete gitme isteğinden dolayı cinsel ilişki işkence gibi gelebilir, özellikle de birinci trimester süresince. Genel olarak, bitkinlik ve bulantı ikinci trimesterde azalır ve çoğu kadın cinsel isteklerinde artış fark eder. Fakat gebeliğin son zamanlarına doğru tekrar bir isteksizlik artar. Ebeveynler anne ve baba olma heyecanına tekrar kapılarak bebek heyecanını her şeyin önüne atabilirler.
Eşinizin de sizin gibi cinsel isteğinde azalma veya artma olması çok normaldir. Bazı baba adaylarında eşlerinde meydana gelen bedensel değişmeler cinsel isteği arttırırken bazılarında da eşlerine zarar verme korku ve kargısıyla tam tersi azalma meydana gelebilir.
Cinsel ilişki Sonrasında Hangi Durumlarda Doktoruma Başvurmalıyım?
Hamilelikte cinsel ilişkiden sonra lekelenme normal olarak gözlenebilir ancak yinede acı, kanama, akıntı, devam eden kasılmalar gibi herhangi bir olağandışı semptom durumunda kesinlikle doktorunuzu aramanız ve bir ultrason olmanız gerekir.
Bir çiftin hayatında cinsel ilişki ne kadar veya neresinde rol oynuyorsa, gebeliğiniz ile hayatınızda yer alan cinsel hayatınızı ihmal etmeyin.
Unutmayın.
Mutlu anneler, Mutlu bebekler…
#### Gebelik Sürecinde Alınması Gereken Vitaminler Nelerdir?
Gebelik süresince gebeliğin kendimizin sağlığı ve biricik bebeğimizin anne karnında sağlığı için alınması gereken bazı vitaminler vardır. Bu vitaminler de gebelik süresince bize destek olmaktadır.
Folik asit : Her gebenin hayatında muhakkak folik asit ile başlanmalıdır ilk adımda. Böylelikle bebekte meydana gelebilecek anomalilerinde önüne geçmek de bir nevi mümkün olmaktadır. En azından ihtimalleri düşürmeye yardımcı olacaktır folik asit kullanımı. Demir : Gebelik süresin de demir kullanımı gebelik süresinde oluşabilecek aneminin önüne geçmek için demir ilacı ile mutlaka desteklenmelidir. Kalsiyum : Uzun vadede kemik erimesi veya diş ile ilgili sorunlar olmaması için gerek vitaminlerden gerek ise multivitaminlerden kalsiyum alınmalıdır. Magnezyum : Kramp veya kasılma yaşayan anne adaylarında bunun önüne geçmek amacı ile magnezyum desteği sağlanmaktadır. Omega-3 : Bebeğin beyin ve göz gelişimine desek olmaktadır. Aynı zamanda annenin ruh haline de pozitif yardımcıdır. D vitamini : Kemik sağlığı ve iskelet sağlığı için d vitamini önem taşır. B vitamini : Annenin bulantılarına da engel olabilmektedir.B12 vitaminiÇinko : Özellikle vejeteryan beslenen anne adaylarına önermekteyiz.C vitamini A vitamini
Riskli Gebelik Ve Preeklampsi Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelik Sürecinde Alınması Gerekli Olan Vitaminler
Gebelik sürecinde
alınması gereken vitaminler nelerdir?
Gebelik süresince gebeliğin kendimizin sağlığı ve biricik
bebeğimizin anne karnında sağlığı için alınması gereken bazı vitaminler vardır.
Bu vitaminler de gebelik süresince bize destek olmaktadır.
Folik asit : Her gebenin hayatında muhakkak
folik asit ile başlanmalıdır ilk adımda. Böylelikle bebekte meydana gelebilecek
anomalilerinde önüne geçmek de binevi mümkün olmaktadır. En azından ihtimalleri
düşürmeye yardımcı olacaktır folik asit kullanımı. Demir : Gebelik süresin de demir kullanımı
gebelik süresinde oluşabilecek aneminin önüne geçmek için demir ilacı ile
mutlaka desteklenmelidir. Kalsiyum : Uzun vadede kemik erimesi veya diş
ile ilgili sorunlar olmaması için gerek vitaminlerden gerek ise multivitaminlerden
kalsiyum alınmalıdır. Magnezyum : Kramp veya kasılma yaşayan anne
adaylarında bunun önüne geçmek amacı ile magnezyum desteği sağlanmaktadır. Omega-3 : Bebeğin beyin ve göz gelişimine desek
olmaktadır. Aynı zamanda annenin ruh haline de pozitif yardımcıdır. D vitamini : Kemik sağlığı ve iskelet sağlığı
için d vitamini önem taşır. B
vitamini : Annenin bulantılarına da engel olabilmektedir.B12 vitaminiÇinko : Özellikle vejeteryan beslenen anne
adaylarına önermekteyiz.C vitamini A vitamini
Gebelik Sürecinde Alınması Gereken Vitaminler Nelerdir?
Gebelik süresince gebeliğin kendimizin sağlığı ve biricik
bebeğimizin anne karnında sağlığı için alınması gereken bazı vitaminler vardır.
Bu vitaminler de gebelik süresince bize destek olmaktadır.
Folik asit : Her gebenin hayatında muhakkak
folik asit ile başlanmalıdır ilk adımda. Böylelikle bebekte meydana gelebilecek
anomalilerinde önüne geçmek de binevi mümkün olmaktadır. En azından ihtimalleri
düşürmeye yardımcı olacaktır folik asit kullanımı. Demir : Gebelik süresin de demir kullanımı
gebelik süresinde oluşabilecek aneminin önüne geçmek için demir ilacı ile
mutlaka desteklenmelidir. Kalsiyum : Uzun vadede kemik erimesi veya diş
ile ilgili sorunlar olmaması için gerek vitaminlerden gerek ise multivitaminlerden
kalsiyum alınmalıdır. Magnezyum : Kramp veya kasılma yaşayan anne
adaylarında bunun önüne geçmek amacı ile magnezyum desteği sağlanmaktadır. Omega-3 : Bebeğin beyin ve göz gelişimine desek
olmaktadır. Aynı zamanda annenin ruh haline de pozitif yardımcıdır. D vitamini : Kemik sağlığı ve iskelet sağlığı
için d vitamini önem taşır. B
vitamini : Annenin bulantılarına da engel olabilmektedir.B12 vitaminiÇinko : Özellikle vejeteryan beslenen anne
adaylarına önermekteyiz.C vitamini A vitamini
#### Gebelik Testi Ne Zaman Yapılmalı?
Gebelik testi,gebeliği isteyen anne adayları için çok önemli yere sahiptir. Gebeliğin başlangıcı veya başladığının öğrenildiği yeni bir başlangıç anlamında olan testlerdir gebelik testlerdir.Sıklıkla testleri kadınlar kimseye haber vermeden,kendisi yapmayı tercih ederler. Test sonuçlarının pozitif çıkması ise gebeliğin habercisidir. Bu testlerin sonucu pozitif çıkması ise annenin gebeliği isteyip,istememe durumuna göre bazen sevinç bazen üzüntü ya da gebeliği kanıtlama hissi gibi duygulara kapılmasına neden olmaktadır. Yeni anne olacaklar, annelik planı yapanlar veya gebelik şüphesi olanlar bu testlerin ne zaman yapılacağını,ne kadar güvenilir olduğunu hep merak ederler. Eğer gebelik şüpheniz varsa şüpheli beraberliğiniz varsa vücudunuzda birkaç gebelik belirtisi görmüş iseniz ,yaşadıysanız bu testi yapmanızın tam zamanıdır. Bu belirtiler gebeliğin belirtisi olabileceği gibi, başka hastalıklara ait belirtiler olması da bir olasılıktır. Bunun için belirtilerin değerlendirilmesi ve test sonucuna göre gebelikle ilgili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Gebelik testleri kanda veya idrarda yapılabilir. Kan testi idrar testine göre daha hassas ve güvenilirdir. Her şüpheli durumda gebeliğin tam teşhisinin konulması gerekmektedir. Anne adaylarının gebelik testi yapmaları için görmeleri veya hissetmeleri gereken birkaç belirti vardır. Bunlar sıklıkla adette gecikme, mide bulantısı, baş dönmesi, yorulma, çarpıntı gibi sayılabilir. Bu belirtilerin varlığında gebelik testi yapmanız durumu netleştirmek anlamında iyidir. İdrarda gebelik testinin yapılması için uygun olan zaman adetin ortalama 1 hafta gecikmesi gerekmektedir. Adetiniz gecikti gebelik şüpheniz de arttı ise evde gebelik testi yapabilirsiniz. Bu test doğru yapıldığı takdirde %90 doğru olacaktır. Fakat yanlış olabilme ihtimali de söz konusudur. Anne adayları bu test dışında başka testlerde yapabilirler. Hastaneye veya doktorunuza bu belirtilerle başvurduğunuz zaman gebelik testleri yapılmasını isteyecektir. Doktorunuzun istediği kan testinin sonucunun yanlış olma ihtimali ise çok çok düşüktür. Bu testin sonucunda pozitif çıkması gebe olduğunuz anlamına gelir.
Özetle gebelik testlerini yapmanız için en uygun zaman kendinize gebelik belirtileri gözlemlediğiniz zamandır. Bu belirtileri gözlemledikten sonra evde, kendiniz bu gebelik testini yapabilirsiniz. Bu testin sonucuna güvenmiyorsanız doktorunuzdan kan testi yapmasını isteyebilirsiniz. Doktorunuzun yaptırdığı bu kan testinde hormonlarınıza bakılacaktır. Bakılan hormonlarınızın seviyelerinden gebe olup olmadığınız anlaşılmaktadır. Bu testin sonucu da pozitif çıktığı zaman gebe olduğunuz anlamına gelmektedir.
#### Gebelik Testi Nedir?
Gebelik testi hamile olma şüphesi taşıyan bayanların tereddütlerini gidermek için yapılan testlerdir. Gebelik testleri anne adaylarının kendi yapabileceği şekilde yada hastane ortamını gerektiren şekillerde yapılabilir.
Annelik şüphesi taşıyan bu kadınların yaptıkları bu testler hem kan, hem de idrardan yapılabilir. Kandan ve idrardan bakılan testlerde hamileliğin müjdesi olan HCG hormonu aranır. Bu hormona hamilelikle eş değer diyebiliriz.
Gebelik testleri için sabah idrarı tercih edilir. Gebelik testinin bir diğer yapılama şekli ise kanda aranan HCG hormonudur. Bu testlerin pozitif çıkması hamile olduğunuzun habercisidir. Kadınlar bu testleri birkaç belirtiden sonra yapmayı tercih ederler. Anne olmak onları çok mutlu edecektir ondan dolayı bu testleri çok isteyerek yaptıracak vardır. Bu testler kadınları zorlayan testler değildir.
Toparlayacak olursak gebelik testi gebeliğin olduğunu kanıtlamak için yapılan testlerdir. Toparlayacak olursak gebelik testi gebeliği isteyen anne adayları için oldukça umut verici ve mutlu edici bir testtir. Anne adayları bu testi ilk önce kendileri evde yaparlar. Anne adayları bu testin sonucuna göre ise gebeliği isteyip istememesi durumuna göre sevinir veya üzülür.
Yani bu test anne adayları için bir sevinç kaynağı olabilir. Bu testi ilk önce evde kendileri yaparlar. Her eczanede de bulunan bu gebelik testini anne adayları evde idrarlarıyla uygularlar. Bunun sonucu pozitif veya negatif olur. Çift çizgi olmuş olursa pozitif yani gebelik durumu, tek çizgi olmuş olur ise negatif yani gebelik durumu yoktur.
Anne adayları bu testi doğru uyguladıkları takdirde testin sonucu %90 doğrudur. Bu testlerin sonucu neye göre belirleniyor diye sorarsanız, bu yapılan idrar testinde idrarda HCG hormonu görülür ise gebelik var, görülmez ise gebelik yok. Bu testler için ise sabah idrarı tercih edilmelidir.
Bir diğer test ise hastane koşullarında kanda bakılır. Yine aynı şekilde kanda HCG hormonu görülür ise pozitif yani gebelik durumu vardır. HCG hormonu yok ise negatif yani gebelik durumu yok. Bu testin sonucu ise %98 doğru çıkmaktadır.
#### Gebelik Testleri
Gebelik planlayan bayanlar sürekli olarak ‘’ Acaba hamile miyim? ‘’ diye kendilerine sorar ve bedenlerindeki değişiklikleri anlamlandırmaya gebelikle bağdaştırmaya çalışır merak ederler.
Öncelikle buna istinaden gebelik belirtilerinden bahsederek başlamak isterim ;
Beklenen adetin gecikmesi
Memelerde dolgunluk ve hassasiyet
Karnın alt kısmında dolgunluk ve hassasiyet
Bulantı ve kusma
Yorgunluk,halsizlik
Sık idrara çıkma
Vajina salgılarının artması
Bel ağrısı
Kasıklarda ağrı
Bu belirtiler yeni bir canın dünyaya gelişinin habercisidir ancak elbette tanıyı kesinleştirmek için test yapılması ve ultrasonda gebeliğin gözlenmesi gerekmektedir.
Gebelik rahim içine yerleştiği andan itibaren HCG adı verilen bir hormon salgılanmaya başlar. Bu hormonun testlerde arttığının gözlenmesi bir gebelik habercisidir, kesin kanıtıdır. Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani B-HCG ölçümü yapılır.
İdrarda yapılan gebelik testi
Kandaki BHCG belli bir seviyeye ulaştığında idrarda da görünmeye başlar gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviyesi de artar. Verilen sonuçlar aynı zamanda testin hassaslığına da oldukça bağlıdır. Hassas bir test idrarda gebeliğin en erken dönemlerindeki düşük seviyedeki B-HCG'yi tanıyabilirken, hassas olmayan testler gebelik biraz daha ilerleyip idrardaki seviye yükseldiğinde tanıyabilirler.
İdrarda yapılan gebelik testleri ilişkiden hemen sonra sonuç vermez. Testin doğru sonuç vermesi için çoğu zaman adet gecikmesi olması gereklidir. Yani hamilelik süphesi olan ilişkiden sonra yaklaşık 14 gün geçmesi gerekir.
İdrar testlerinde "gebelik müspet" sonucu alındığında hata oranı oldukça düşüktür. Ancak "gebelik menfi" sonucu veren testin bir süre sonra tekrarlanması uygundur.
İdrar testleri uygulamasında orta idrarın testte kullanılmasına özen gösteriniz. Genelde idrar testlerinde 3 tane bölme bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki bölmeye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir. Diğer bölme ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu bölmesinde ya bir çizgi ya da artı işareti çıkar. Sonuç bölmesindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç bölmesinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.
Unutmayalım ki, testin pozitif olması normal bir gebelik olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır.
Kanda yapılan gebelik testi
Çok küçük gebelikleri dahi kanda yapılan BHCG testi ile tespit etmek mümkündür. Döllenmeden yaklaşık 7-12 gün sonra kanda normal değerlerinin üstünde çıkmaya başlar. Gebe olmayan bir kadına BHCG seviyesi 0-5 arasındadır. Normal giden gebelikte değerler iki günde bir kat artmaktadır.Regl süresi dahi gecikmeden kesin tanı vermektedir. Ayrıca kanda takip yapılmasının bize bir faydası vardır ki, iki günde değerler bir kat artmadığı sürece bir problem olduğu anlamına gelir ve mol yada dış gebelik takibi için oldukça önemlidir.
Son regl tarihinden itibaren;
3 hafta : 5 – 130
4 hafta : 75 – 2,600
5 hafta : 850 – 20,800
6 hafta : 4,000 – 100,200
7-12 hafta : 11,500 – 289,000
13-16 hafta : 18,300 – 137,000
17-24 hafta : 1,400 – 53,000
25-40 hafta : 940 – 60,000
#### Gebelik ve Covid-19 Aşıları
Covid-19 ile enfekte olmuş anne adaylarının neredeyse büyük çoğunluğunun hafif ya da orta derecelerde soğuk algınlığına ve gribe benzer bir şekilde virüsü geçirmesi beklenmektedir. Gebelikte Covid-19 enfeksiyonunun genellikle en çok rastlanan semptomlarında ateş, öksürük, lenfopeni, yüksek c-reaktif protein seviyeleridir.
Anne adaylarında şiddetli covid-19 virüsünü atlatmak normale göre daha mı yüksektir?
Gebelikte covid-19 enfeskiyonu ile gelişmekte olan pnömoni, oksijene olan ihtiyaç, yoğun bakım ünitelerine kabuller, mekanik solunum ve ölümle sonuçlanan vakalara bakılırsa gebe olmayan kısımda daha çok görülmektedir. Hastanede yatan kadınlarda bu riskler daha yüksek görünürken gebe olan anne adaylarımızda covid-19 nedeni ile ölüm oranları neredeyse %0,4 ile %2 arasında değişiklik göstermektedir.
Covid-19 geçirdim ancak bebeğim için riskleri nelerdir diye merak ediyorum diyen anne adaylarıma:
Covid-19 enfeksiyonu aktif olan kadınlarda düşük yapma riski artmış gibi görünmektedir. Erken doğum ve perinatal ölümle ilgili kanıtlar çelişkilidir. Ancak bu riskler genellikle ayaktan atlatan anne adaylarına nazaran hastanede yatarak enfeksiyonu yenmeye çalışan anne adaylarında daha yüksektir. Enfeksiyonun viral yükü de oldukça önemlidir elbette.
Covid-19 ‘un fetüse ve doğumda yenidoğana bulaşma riski nedir?
Virüsün fetüse veya yenidoğana bulaşmasını vertikal bulaşma yöntemi olarak tanımlamaktayız. Bu risk ise ortalama %3,2 olarak bulunmuştur.
Gündemin en yıldızlı sorusu ise elbette ki ‘’ Gebeler Covid-19 Aşısı Olabilir mi? ‘’
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından iki doz aşı onaylanmıştır.
Pfizer-BioNtech mRNA aşısı : mRNA aşıları yeni bir teknoloji ile üretilmiştir. Vücutta antikor üretimini sağlayacak proteinin üretilmesini sağlar. mRNA aşıları hücrelerin çekirdeğine girmez ve insan DNA sını değiştirmez. Anne ve bebekte herhangi bir genetik değişkenliği olduğuna dair bir kanıt ise yoktur.
Sinovac, İnaktif Virüs Aşısı : Şiddetli Covid-19 enfeksiyonu ve ölüme karşı mRNA aşıları gibi benzer şekilde yüksek korumaya sahiptir. İnaktive virüs aşıları gebelikte güvenli kabul edilebilir. Bununla birlikte adjıvan olarak kullanılan aliminyum tuzları hepatit b tetanoz aşısı difteri ve boğmaca ise dahil olmak üzere bir çok aşıda da kullanılmaktadır. Herhangi bir güvenlik endişesi ile ilişkilendirilmemiştir.
Gebelikte neden Covid-19 aşısını yaptırmalıyım?
Aşılama, virüsün gebelikte yoğun bakıma kabul anne lümü erken doğum ve erken doğumun beraberinde getirdiği sorunlardan ve hayati risklerden korunmasının en iyi yoludur. Ayrıca aşılama ile evdeki aile büyüklerinize ve çocuklarınıza da bulaşı minimuma düşürmek hedeflenmektedir.
Covid-19 Aşıları herhangi bir düşük veya ölü doğuma neden olur mu?
Yapılan tüm çalışmalarda aşılardan herhangi birisinin bu aşılara verdiği yanıtının düşük veya ölümle sonuçlanmadığı tespit edilmiştir.
Gebe kadınlar ve bebeklerinde enfeksiyona neden olur mu?
Covid-19 aşıları herhangi bir şekilde canlı virüs içermez. Bu nedenle Cvoid-19 aşısı hamile kadınlar ve bebekleri dahil olmak üzere insanlarda covid-19 enfeksiyonuna neden olmaz.
Covid-19 aşısı ile aşılanmış anne adaylarında doğan bebeklerde aşının etkileri hakkında neler bilinmektedir?
Mevcut aşılar, yeni aşılar oldukları için Covid19 aşısı olan gebelerde doğan bebeklerde aşının uzun vadeli etkileri üzerine henüz bir çalışma yoktur.
Peki anne adayları aşılanınca bebeklerini de koruyacak antikor oluşturur mu ?
Gebe kadınlar, Covid-19 aşısı yaptırdıklarında gebe olmayanlara benzer şekilde antikor oluştururlar. Bu antikorlar covid-19 aşısının bebeklerin covid-19’a karşı korunmasına yardımcı olabileceği anlamına gelir. Bu antikorların ise bebeklere nasıl bir koruma sağladığını ve sağlayabileceğini belirlemek için çok daha fazla veriye ihtiyaç duyulmaktadır.
Covid-19 Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?
Aşı uygulandıktan sonra bölgede ağrı, kızarıklık, şişme olabilir. Vücudumuzda ise genel olarak yorgunluk, başğrısı, kaseklem ağrısı, titreme, ateş, mide bulantısı, ishalde eşlik edebilmektedir.
Anne adayları ile normal kadın hastalar arasında aşı sonrası farklı yan etkiler bildirilmemiştir.
Aşının yan etkilerini hafifletmek için neler yapılabilir?
Aşı uygulandıktan sonra karşılayabileceğiniz yukarıda bahsettiğimiz yan etkilere karşın reçetesiz ilaç kullanımı ile ilgili muhakkak hekiminize başvurunuz. Bu ilaçları kullanmanıza engel olan eğer bir tıbbi nedeniniz yok ise aşı sonrası yan etkileri oldukça minimuma indirmek için asetaminofen kullanımı yardımcı olabilir. Aşı uygulanan bölgedeki yan etkileri minimuma indirmek için ise aşı olduğunuz bölgeye temiz, serin, ıslak bir bez uygulayınız. Aşı olduğunuz kolunuzu aktif kullanarak egzersiz yapmanızda oldukça faydalı olacaktır.
Ateşten kaynaklanan sorunlara ise bol bol sıvı tüketerek, hafif giysiler giyerek destek olabilirsiniz.
Covid-19 Aşısı Olduktan Sonra Doktorumu Ne Zaman Aramalıyım?
24 saat içerisinde bölgedeki kızarıklık vs geçmez ve artarsa, yan etkileri gün geçtikçe azalmak yerine artıyor ve sizi endişelendiriyorsa, alerjik reaksiyon gösteriyor olabileceğinizi düşünüyorsanız 112 acili arayarak ve hekiminize danışarak destek alabilirsiniz.
Gebelikte ne zaman Covid-19 aşısı olabilirim?
Covid-19 aşısı gebelikte güvenli ve etkili olarak kabul edilmektedir. İlk 12 haftadan sonra ertelemenin gerekli olduğuna dair bir kanıt yoktur. Ancak bu dönemde bebeğin organ gelişiminin en önemli dönemi olduğundan kaynaklı herhangi bir sistemik riski olmayan gebeler bu dönemden sonra aşılanabilir.
Covid -19 aşılarınızı tamamladıktan sonra da maske, mesafe ve hijyen kurallarınıza kesinlikle dikkat etmeli ve özen göstermeye devam etmelisiniz !
Emziren kadınlar Covıd-19 Aşısı Olabilir mi?
Emziren kadınlarda aşı önerilmektedir. Aşı içeriğindeki herhangi bir maddenin anne sütü yoluyla bebeğinize geçebileceği bir mekanizma yoktur. Bu nedenle aşıdan ötürü emzirmeyi bırakmamalısınız !
Anne adaylarının yanı sıra bir de anne adayı olmak isteyen bir grup var, peki onlar Covid-19 aşısı olabilir mi?
Gebelik planlayan kadınların aşıdan sonra gebelikten kaçınmalarına gerek yoktur. Hatta gebelik öncesinde aşı olmak gebelikte enfeksiyon riskinizi ve virüsün aktif viral yükünü de minimum düzeye indirecektir.
Gebelikten önce Covid-19 aşısının ilk dozunu yaptıranlar, gebeliği ikinci doz sonrasına mı ertelemeli? Covid-19 aşısı uygulandıktan sonra gebe olduğumu öğrenirsem ne yapmalıyım?
Aşının gebeliğin herhangi bir döneminde güvenli ve etkili olduğu düşünülmektedir. İlk 12 hafta sonrasıa ertelemekle ilgili bir bilimsel kanıt yoktur ancak bebek gelişiminin en önemli dönemi olmasından kaynaklı olarak yüksek riskli olmayan gebeler bu dönemden sonra aşılanabilir. Gebeyken fark etmeden covid -19 aşısı olmak sizi endişelendirmesin. Aşının gebeliğin herhangi bir aşamasında güvensiz olduğu konusunda olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır.
Anne adaylarına ve emziren annelerimize rutin bir şekilde aşı uygulaması yapılmaktadır. Bu tüm aşıların çoğu da yenidoğan bebekleri de enfeksiyondan korumaktadır. Gebelikte uygulanan bu aşılar örneğin grip, boğmaca… güvenli kabul edilen canlı olmayan aşılardır. Bununla birlikte gebelikte Covid-19 aşısının güvenliği ile ilgili uzun dönem kanıtlar mevcut değildir.
Yaşım İlerliyor, Bebek Sahibi Olma Hayalimden Uzaklaşıyorum! Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Gebelik ve Doğum Sonrası Eğitim Semineri
Gebelik ve Doğum Sonrası Eğitim Semineri
Gebelik ve Doğum sonrası cilt bakımı ve saç bakımı
Leke tedavisi Gebelik ve Doğum sonrası çatlak ve karın duvarı onarımı
Meme bakımı
Pelvik taban ve Vajina sıkılaştırma
Gebelik ve Doğum sonrası cinsel yaşam
Gebelik ve Doğum sonrası psikoloji ve beslenme
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir
Rezervasyon için: 0532 476 11 39
Menopoz adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelik ve Folik Asit
Gebelikte Folik Asit Kullanımı
Folik asit bir B vitamini türevidir. Vücutta kan yapımında görev almakla beraber hücrenin temel yapıtaşlarının oluşumu ve DNAnın yapımı, onarımında yer alır. Her gebelikte düzenli olarak önerilmesi tavsiye edilen bir vitamin grubudur. Hangi besinler de yer alır? Besinlerle alınması gebelikte folik asit ihtiyacımızı karşılar mı?
Folik asit yeşil sebzelerde, mercimekte, ıspanakta, cevizde, fındıkta, fıstıkta, karaciğerde, yumurta sarısında, kuru fasülyede, baklagillerde, ayçekirdeğinde bol bulunur. Ancak sadece bu besinlerin alınması hamilelik döneminde bebekteki anomali riskini azaltmak için yeterli olmaz, mutlaka ilaç şeklinde alınması gerekir. Folik asitin yanı sıra gebelikte alınması gereken diğer bir takviye ise demirdir.
Gebelikte folik asidin önemi nöral tüp defektlerini önlüyor olmasıdır. Embriyoda ilk oluşan sinir sistemi nöral tüptür. Nöral tüpten omurilik ve beyin gelişir. Bazı durumlarda bu tüp, bazı yerlerden kapanamaz, açık kalır (spina bifida) ya da üst kısmı gelişmez (anensefali). Bu anormalliklerin hepsi çok ciddi doğumsal anomalilere yol açar. Folik asit ise doğumsal kusurlara sebep olan nöral tüp defektinin oluşumunu önler.
Folik Asit Ne Zaman Başlamalıyım?
Nöral tüp döllenmeden sonraki üçüncü hafta da oluşmaya başladığı için, çoğu kadın daha gebe olduğunun farkına varmadan bu kusurla karşılaşmış olabilir. Bu nedenle NTD engellemek amaçlı ve folik asitten maksimum düzeyde fayda görmeyi sağlamak için gebe kalındığında, gebelik fark edildiği an itibarinden daha çok gebe kalmadan önceki bir aylık süreçte de devamlı olarak kullanılması gereklidir. Elbette sadece planlanan gebelikler olmuyor hayatımızda. Bu durumda ise; folik asit takviyesinin üreme çağındaki tüm kadınlara günlük 400 microgram folik asit almasını sağlamasıdır.
Folik asit alımına gebe kalmadan bir ay önce başlanarak devamında üç ay boyunca devam edildiği takdirde bu kullanım doğacak bebeğin NTD olasılığını %50-70 oranında azaltacaktır.
Folik asit tek başına tek başına yalnızca folik asit içeren tabletlerin yanı sıra gebeliğe özel olarak hazırlanmış olan multivitamin takviyelerinde de alınabilir. Multivitamin alındığı takdirde ekstra bir folik asit alımına gerek yoktur. Vitamininizi seçerken 400 microgram folik asit içerdiğini görmeniz yeterli olacaktır. 400 microgram folik asit tabiki en minimum seviyedir. Gebeliğe özel hazırlanmış olan multivitamin dediğimiz grupta ise 800 microgram folik asit içeriği mevcuttur.
Anemnezinizde daha önce NTD’li bir bebek hikayeniz var ise tekrar aynı şekilde bir gebelik sonuçlanması olası bir ihtimaldir. Bu durumda doktor kontrolü altında dozu arttırmanız tavsiye edilmektedir.
NTD’li bebeği önlemenin yanı sıra gebelikte;
-obezite, diyabet, epilepsi ilaçları kullanıyor olmak da gebelik öncesi ve gebelikle birlikte artan folik asit takviyesinin başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.
Aynı zamanda son zamanlarda yapılan çalışmalar, alınan folik asit takviyesinin erken doğum riskini önemli oranda azalttığınıda karşımıza çıkarmaktadır.
Doğumda Epidural Anestezinin Konumu adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Hipnoz ile Tedavi adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelik ve Gebelik Öncesi Risk Faktörleri
KRONİK HASTALIKLAR VE GEBELİK HİPEREMEZİSGRAVİDARUM ( GEBELİKTE ŞİDDETLİ BULANTI KUSMA )Bulantı ve kusma tablosunun daha ağırlaştığı, gebede kilo kaybı, dehidratasyon( sıvı kaybı ), elektrolit dengesizliği ve idrarda keton çıkması görülmektedir. Hiperemezis gravidarum bebeğe ve anneye düşük, erken doğum tehdidi vs gibi hiçbir şekilde zarar vermez.
Neler Yapmalıyım ?
- Hafif gıdalar tercih ediniz.
- En az 6 öğün sık sık az az yenmesi tercih edilmelidir
- Dinlenmeli ve mutlaka yatak istirahati tercih edilmeli
- Mümkün olduğunca stresten uzak durulması tercih edilmelidir
- Sıvı alımı arttırılmalıdır
- Kızartma gibi yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır
- Doktorunuzun önerdiği mide bulantısını önleyici ilaçları kullanabilirsiniz ancak hekim önerisi olması gebelikte dikkat edilmesi gereken bir husustur
DİYABET VE GEBELİK (GESTASYONEL DİYABET ) : Diyabet dediğimiz durum, insülinin yokluğuna veya kanda normalden yüksek reseptörlerindeki direnç nedeni ile etkisinin azalmasına bağlı olarak hiperglisemi yani bir önceki cümlemizde de bahsettiğimiz üzere şeker oranının normalin üzerinde karakterize olmuş bir metabolizma bozukluğudur. Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabet gestasyonel diyabet olarak adlandırılırken, gebelikten önce ortaya çıkan diyabet ise pregestasyonel diyabet olarak isimlendirilmektedir .Her iki yüz gebenin birisinde pregestasyonel diyabet mecvut iken her 200 gebeden 5 gebe kadında gestasyonel diyabet olduğu yüzdesini söyleyebiliriz.
Gebelikte diyabete bağlı olarak oluşabilecek problemler nelerdir?
- İri bebek, dört kg üstündeki bebekler iri bebek olarak kabul edilir ve normal doğum şansı kalmaz.
- Preeklampsi, hipertansiyon yani yüksek tansiyona bağlı olarak preeklampsi gelişebilir.
- Erken doğum riski artabilir.
- Ani bebek kayıpları olabilir.
- Doğum sonrası bebekte kan şekeri düşüklüğü ( hipoglisemi ), biluribin yüksekliği gelişebilir.
- Konjenital malformasyonlar dediğimiz doğuştan şekil bozuklukları meydana gelebilir. Tüm bu ihtimallerden kaçınmak için gebelerimize 24 ila 28 haftalar arasında şeker yüklemesi dediğimiz glukoz yüklemelerini gerçekleştirerek gestasyonel diyabet için tanı koymamıza yardım ediyor. Bu nedenle şeker yüklemelerinden kaçmamak gereklidir. !Gebelik öncesi insülin kullanan hastalarımız da gebelikle birlikte tetikleyeceğinden dolayı insülin dozu tekrar planlanmalıdır.
GEBELİK VE KALP HASTALIKLARI : Kardiyovasküler hastalıklar gebelikte hipertansiyon, enfeksiyon, kanamdan sonra en sık anne ölümleri arasında 4.sırada yer almaktadır. Anne ölümlerinin nedeni daha çok gebeliğin getirdiği strese bağlı olarak gösterilir. Bebek ölümleri ise daha çok oksijenasyonun azalması, artan CO2 düzeyine bağlıdır. Yanı sıra prematüre ( erken doğum ) doğuma da yol açmaktadır. Tedavisinde nasıl bir yol izleyebiliriz, elbette gebede bulunan herhangi bir kardiyovasküler siste rahatsızlığında bir kardiyolog eşliğinde gebeliğin takibi yapılmalıdır. Doğum öncesi ve doğumda kalp hastalarının takibinde amaç, komplikasyonların önlenmesi, kalp yükünün azaltılması, daha fazla istirahat esaslarını içermektedir.Aldığı çıkardığı takibi, tansiyon ve kilo takipleri atlanmadan yapılmalı su ve tuz kısıtlanması yapılmalıdır. Doğum sırasında ise oksijen ile desteklenebilir. Hastanın ağrı ve anksiyetesi giderilmelidir. Hastaya en az stres yaratacaj doğum şekli tercih edilmelidir.
GEBELİKTEÜRİNER SİSTEMENFEKSİYONLARI : İdrar yolları enfeksiyonları gebelikte sık rastlanan üriner sistem rahatsızlıkları arasında yer alır. Üriner sistem rahatsızlıkları sonucunda ; maternal anemi, trombositopeni, erken membran rüptürü, intrauterin gelişme geriliği, erken doğum ve fetal ölüm görülebilmektedir.
ADÖLESAN VE İLERİ YAŞ GEBELİĞİ : 35 yaş ve üzeri gebelikler risklidir. Küçük yaştaki adolesan gebeliklerde psikolojik ve fiziki bakımdan risklidir. Kilolu olan, 85kg ve üzeri ağırlığa sahip gebelerde özellikle tansiyonu yükselmeye meyilli hipertansif hastalıkların oranında artış olabileceği ve yumuşak dokularda dikkatli olunması gerektiğine dikkat edilmelidir. Boy uzunluğu 150 cm altında olan gebelerde doğum şekli önemlidir. Pelvik darlık oluşabileceği unutulmamalıdır. ! 18 yaş altı 35 yaş üstü gebelikler sağlıklı görülmemekle birlikte perinatolog takibi altında olmalıdır.
RH UYUŞMAZLIĞI: Fetüs ile anne arasındaki ilişkide anne ve fetal kan birbiriyle karışmamaktadır. RH faktör taşımayan ( Rh negatif ) bir kadın Rh pozitif bir bebeği taşıyorsa bu durumda Rh uygunsuzluğundan söz edilir. Bu farklı antijenlerle anne dolaşımı karşı karşıya gelirse immun yanıt oluşturacaktır. Rh uyuşmazlığında gebelere 28. Haftasında enjeksiyon yapılır daha sonra doğumdan 72 saat içersinde ise anti D ıgG yapılmalıdır.
#### Gebelik ve Lohusalıkta Görülen İdrar Kaçırma Önleme ve Tedavisi
İdrar Kaçırmaya neden olan Faktörler (Etyoloji): Anotomik nedenli idrar kaçırmada yani üriner inkontinansta nedenler çok çeşitlidir. Gebelik ve doğum, en sık karşılaşılan majör risk faktörleridir. Olası diğer etyolojik faktörler, pudental nöropati, pelvik döşeme travması veya iskemidir. Gebelik ve postpartum doğum sonrası dönemde görülen üriner inkontinansı, hastaların ileri yaşlarında da idrar inkontinansı ile karşılaşılabilmesi için önemli risk faktörleridir.
Gebelikte yaygın olan üriner inkontinans için ırk, hastada kronik hastalık varlığı ve bebek ağırlığı değiştirilemeyen risk faktörleridir. Bunun yanı sıra, değiştirilebilen risk faktörleri de vardır.
Kadınların önemli bir kısmı gebelik sırasında başlayan üriner inkontinansı tanımlar. Gebelikte hastaların idrar kaçırma prevalansı % 35-67 kadardır. Doğum sonrası üriner inkontinans prevalansı ise % 5-45 ( ortalama % 31) olarak bildirilmektedir İdrar kaçıran kadınların % 65’i, bu şikayetin, gebelik veya lohusalık döneminde başladığını bildirmektedir.
Önlemler ve Tedavi
Gebelik öncesi
Sigara İçme
Öksürükle, intraabdominal ve mesane basıncını arttırarak üriner inkontinansa neden olabilir. Kadınlar gebelik öncesi sigarayı bırakmalıdır.
Yaş
Kadınlar her yıl üretra düz kasının %1 ‘ini kaybederler. Bu nedenle anne yaşının ilerlemesi gebelik ve postpartum üriner inkontinansını arttırır. Üriner inkontinasın önlenmesi için, ilk gebeliğin genç yaşta olması önerilir
Aşırı Kilo
Aşırı kilonun karın içi ve idrar torbası içi basınç artışına neden olarak , pelvik döşemede zayıflık, idrar yolu hareketliğinde yani mobilitede artış ile idrar kaçırmaya (üriner inkontinansa ) neden olduğuna inanılır. Gebelik öncesi aşırı kilo ile, gebelikte görülen idrar inkontinansı arasında ilişki vardır . Bu nedenle kadınlara gebelik öncesi sürede fazla kilolarını atmaları ve normal kilolarına inmeleri önerilir .
Gebelik Süresince
Kabızlık
Rektumdaki dışkı kitlesinin idrar torbası duvarında detrusor ismini verdiğimiz kaslarda düzensiz çalışmaya yani instabiliteye yol açtığı ve mesane boşalmasında zorluğa neden olduğuna inanılır. Defekasyon sırasında uzamış ıkınma pudental siniri etkileyebilir. Bu nedenle gebe kadınların gebelikte ve doğum sonrası kabızlıktan korunmaları önerilir.
Sigara içme
Kadınların % 20-50 kadarı gebeliğin başlangıcında sigara içmektedir. Gebelikte sigara içme ve üriner inkotinansı arasındaki uyumsuz ilişkiden dolayı sigarada ayrılma önerilmektedir.
Kafein
Gebe olmayan kadınlarda kafein alımı kısıtlanmasının aşırı aktif mesanede olumlu etki yaptığını gösteren kanıtlar vardır.
Bacakları Çaprazlamak
Gebe olmayan kadınlarda ayakta dururken, öksürme sırasında bacakları çaprazlamanın idrar kaçışını azaltıcı etkisi saptanmış olmasına karşın, gebelerde böyle bir kanıt yoktur.
Mesane Eğitimi
Gebe olmayan popülasyonda mesane eğitiminin üriner inkontinansına olumlu etkisi gösterilmiştir.
Fiziksel Aktivite
Sınırlı veriler ışığında, yoğun olmayan fiziksel egzersizin (haftada bir-iki kez aerobik, germe egzersizleri, yürüyüş) gebe kadınlarda üriner inkontinansı azalttığı söylenebilir
Pelvik Döşeme Kas Egzersizleri
Pelvik döşeme kaslarını çalıştıran kegel egzersizlerinin gebelerde ve postpartum doğum sonrası dönemde idrar kaçırmada olumlu etkisi birçok çalışmada gösterilmiştir . Bu nedenle gebelerde ve lohusalarda idrar kaçırmayı önlemek için pelvik kas egzersizleri önerilir
Kilo Alımının Sınırlanması
Gebelikte fazla kilo alımı üriner inkontinansı arttırmaz. Bu nedenle gebelikte üriner inkontinansı önlemek için kilo alımında kısıtlama önerilemez (grade D).
Perineal Masaj
Perineal masaj, doğumdan önce perine elastikiyetini arttırarak, perine yırtıklarını azaltır. Fakat üriner inkontinansı önlemek için perineal masaj önerilemez.
Doğumun İkinci Fazının Uzaması
Uzamış ikinci fazın idrar kaçırma üzerini etkisiyle ilgili çok çelişkili veriler vardır, Bu nedenle uzun doğum eylemleri esnasında normal doğum için ısrar önerilemez
Epidural Analjezi
Epidural analjezi uzamış doğum, artmış üriner retansiyon, müdahaleli doğum ve C/S oranlarını arttırmaktadır. Fakat iyi derecede kanıt düzeyiyle, doğum sonrası idrar kaçırmayı önlemek için epidural analjeziyi sınırlamak önerilemez.
Epizyotomi
Epizyotomi oranları Avrupa’da %30, USA’da %33 kadardır. Doğum sonrası postpartum üriner inkontinansı önlemek için epizyotomiyi sınırlama önerilemez
Sfinkter Yırtılması
Çoğunlukla negatif ve uyumsuz veriler ışığında perine yırtıklarının postpartum üriner inkontinansı arttırdığı söylenemez.
Doğum Pozisyonu
Doğum pozisyonu ve üriner inkontinansı arasındaki verilerin yetersizliği nedeniyle herhangi bir öneride bulunulamaz
Müdahaleli Doğum
Çoğu uyumsuz ve negatif verilere göre postpartum üriner inkontinansı önlemek için müdahaleli doğum kısıtlaması olmalıdır
Perineye Sıcak Uygulama
Sadece bir level 1 kanıt düzeyli çalışmaya göre, postpartum üriner inkontinansı önlemek için perineye sıcak uygulama önerilmelidir . Fakat daha fazla çalışma ile bu veriler desteklenmelidir.
C/S
İyi kanıt düzeyindeki verilere göre, idrar önlemek için C/S önerilemez çünkü başka riskleri beraber getirmektedir.
Vaginal Kon ve Elektriksel Stimülasyon
Bu etkiyi gösterecek yeterli kanıt yoktur, bu nedenle savunulması önerilemez.
Kilo verilmesi
İyi kanıt düzeyiyle, kadınlara doğum sonrası 6. ayda gebelik öncesi kilolarına inmesi önerilir.
ÖZET: Gebelik ve postpartum dönemde üriner inkontinansı önlemek için öneriler;
A- Yaşam tarzı değişiklikleri:
1- Gebelikten önce veya gebelikte sigara içimi bırakılmalı
2- Gebelik öncesi normal kiloda olunmalı doğum sonrası dönemde de gebelik öncesi kiloya inmelidirler
3- Gebelikte düşük yoğunluklu fiziksel aktivite önerilir
4- Gebelik ve postpartum dönemde kabızlık önlenmelidir
B- Kegel Egzersizleri: Pelvik döşeme kas egzersizleri gebelik ve postpartum dönemde önerilmelidir
C- Doğum: Doğum sırasında perineye sıcak uygulama yapılmalıdır.
#### Gebelik ve Tüp Bebek Tedavisinde Myom
Gebelik ve tüp bebek tedavisinde myom, myomlar kadın rahminde oluşan, iyi huylu tümörlerdir. Bunlara fibroid de denilebilir. Myomları olan kadınlarda çoğu zaman küçük myomlar belirti vermez ve rutin doktor kontrolü olmayan bir kadın bunu anlayamayabilir. Küçük olan myomlar anlaşılmadığı gibi bazı büyük myomlarda, şekli ve yeri gibi değişikliklerinde belirti vererek hastayı rahatsız edebilir ve kendilerini gösterebilirler.
Rahmin içerisinde veya dışarısında olabilir.
Myomlar Neden Oluşur?
30-40 yaşlarında izlenme olasılığı daha yüksek olmak ile birlikte tam olarak myomun oluşmasının nedeni bilinmemektedir. Ancak kadınlardan salgılanan östrojen hormonunun var olan myomların büyümesinde yardımcı olduğu söylenmektedir. Bu durumda gebelik döneminde salgılanan yüksek düzey östrojen seviyesi de var olan myomları bebekle birlikte aynı anda büyütmektedir.
Ne gibi belirtiler verir ve myom oluştuğunu nasıl anlayabiliriz?
Adet sancısı ve adet sancılarının daha şiddetli geçmesi,Daha uzun ve sık adet döngüleri,Fazla kanamaya bağlı kansızlık ve halsizlik,Ara kanamalar,Sık idrara çıkma,Ağrılı cinsel ilişki,Kabızlık,Makatta ağrı,Sürekli mesaneye baskı yapıp idrar varlığı hissi,Tekrarlayan düşüklerde neden olabilir,Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında neden olabilir.
Tanı ve Tedavi Nedir ?
Var olan myomlar jinekolojik ultrasonografi ile ya da batın ultrasonografi ile görülebilmektedir.
Tedavi yöntemi ise; cerrahi yöntem veya laporoskopik (kapalı) myomektomidir. Bulunduğu bölgeye, boyutuna göre karar verildikten sonra açık veya laporoskopik olarak rahimi almadan sadece myomların alınması işlemidir.
Myomlar Gebeliği Nasıl ve Neden Engeller?
Myomların yerleşimleri tüplere yakın bir alanda olması nedeni ile tüplere baskı yaparak tüplerden yumurta sperm geçişini engelleyebilir. Böylelikle sperm ve yumurtanın döllenmesini engelleyerek gebelik oluşmamasına yol açar. Döllenme olsa bile endometriuma embriyonun tutunmasını engelleyerek gebelik elde edilemez. Gebeliğe ve tüp bebek merkezlerinde yapılan tüp bebek tedavilerine engel olup olmadığı ancak myomun yeri şekli ve boyutuna adetine göre değişebilmektedir. Myomlar gebeliklerde düşüğe sebep olabilir, bebeğin gelişmesine engel olabilir, bebeğin plesantasının zamanından önce ayrılarak dekole olmasına bebeğin oksijensiz kalmasına neden olabilir. Doğum sonrası kanama olması bile myomu olan hastalarda olası bir risktir.
Peki Myomu olan hasta tüp bebek tedavilerinden önce, gebelik durumunda ne yapmalıdır?
Eğer jinekolog tarafından kontrol edilerek kontrollü gebelik sağlanıyorsa mutlaka gebelikten önce myomektomi işlemi ile myomunuzdan ayrılmanızı tavsiye ediyoruz. Ancak elbette yerleşimine ve boyutuna göre bu karar ertelenebilir veya hızlandırılabilir.
Tüp bebek tedavilerinden önce embriyonun tutunmasını kolaylaştırmak ve gebeliğin devamını sağlamak için myomektomi kararı alınmalıdır.
Gebelik eğer plansız elde edilmiş ise perinatolog tarafından gebelik takibi yapılmalıdır. Sıkı takip gerekebilir.
Doğum sezaryen ile doğum olursa şayet doğum sırasında myomlar uygunluğa göre alınabilmektedir.
#### Gebelik Zehirlenmesi
Gebelik zehirlenmesi nedir?
Gebeliklerin bir kısmını etkileyen preklampsi yani gebelik zehirlenmesi hastalığı gebelik döneminde anne ve bebeklerde neredeyse ölümlerin en büyük sebeplerinden birisi olarak tanımlanabilir. Preeklampsi geçiren anne adaylarının bebeklerinde de anne karnında gelişimsel geriliğin normal gebeliklere oranlara daha da sık olduğunu da gözlemlenmiştir. Geç gebelik zehirlenmesi ve erken gebelik zehirlenmesi olarak da iki farklı kategoriye ayrılabilir. 32. Hafta burada sınırdır. 32 hafta gebelikten önce gelişen preklampsilerde erken, 32. Gebelik haftasından sonra olan durumlar da ise geç preeklampsi olarak tanımlanmaktadır.
Peki gebelik döneminde gebelik zehirlenmesi geçirdiğinizi nasıl anlayabilirsiniz, gebelik zehirlenmesinin belirtileri nelerdir?
Baş ağrısı tansiyon yüksekliğine bağlıdır
Görme bozuklukları izlenebilir
Körlük izlenebilir
Bilinç değişiklikleri
Nefes darlığı
Yoğun ödem
Midede ağrı
Aşırı halsizlik güç kaybı
Kontrol edilemeyen kasılmalar
Hipertansiyon, tansiyon yüksekliği
İdrar tetkiklerinde protein pozitif
Yüksek tansiyona bağlı gelişen böbrek problemleri
Karaciğer fonksiyonlarında değişiklik
Gibi belirtiler ile gebelik zehirlenmesini kendisini gösterebilir. Bunlardan herhangi birisinin varlığında ya da şüphesinde muhakkak hekiminize başvurmalısınız. Uzman desteği ve görüşü almalısınız.
Gebelik zehirlenmesinin nedenleri nelerdir?
Gebelik zehirlenmesinin yani preeklampsinin nedenleri aslında henüz tam olarak bilinmemekle birlikte plasenta ile ilişkili olabildiği düşünülmektedir. Gebeliğin erken dönemlerinde annede plasentaya yeterli miktarda kan gönderebilmesi için yeni damarlanmalar oluşmaktadır. Preeklampsi olan kadınlarda ise kan damarı oluşumu, düzgün bir şekilde gerçekleşemiyor. Damar gelişimindeki ve fonksiyonundaki sorunlar ise rahme olan kan akışının yetersiz olması, kan damarlarının hasar görmesi, bağışıklık sistemi ile ilgili problemlere bağlı olarak oluşabilir. Gebelik zehirlenmesi de gebelikte bir komplikasyon olarak ortaya çıkabilir. Gebelik zehirlenmesi geçiren kadınlar gebelikten önce bir sağlık problemi olmayabilir. Yüzde yüz sağlıklı anne adayları olabilir. bu durum gebelik zehirlenmesini etkilemez. Ancak bazı nedenler elbette gebelik zehirlenmesi geçirmemizde etken olabilir. Bunlar nelerdir?
Kronik hipertansiyon gebelik öncesinde
Daha önce geçirilmiş gebelik zehirlenmesi öyküsü
Yaş 35 yaşından büyük anne adayları
Obezite
Çoğul gebelikler
Gebelik arasındaki süreler
Gebelikten önce var olan diyabetik problemler, hipertansiyon, migren, kan pıhtılaşma bozuklukları olan kadınlarda da preeklampsi riski daha yüksektir.
Gebelik zehirlenmesinde tanı nasıl konulmaktadır?
Eğer gebe kadında yüksek tansiyona ek olarak tetkiklerde de bozulma varsa tanı konulabilir. Preeklampsiyi doğrulamak için var olan testler ve bulgular nelerdir?
İdrar tetkiklerinde protein kaçağı, proteinüri
Kanda düşük platelet sayıları
Böbrek hasarını gösteren bulgular
Akciğerlerde sıvı birikmeleri
Baş ağrıları
Görme bozuklukları
Bu gibi durumlarda preeklamspi tanısı konulabilirken bir de daha ileri düzeyde araştırma yapılması için; kan tahlilleri, idrar analizleri, ultrasonografi, NST gibi ek tetkiklere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tetkikler anne ve bebeğin sağlığını, bu hastalıktan ne kadar etkilendiklerini gösteren yardımcı tetkiklerdir. Gebelik boyunca sık kontrol önerilir. Normal bir gebeye göre daha sık ultrason ve hekim muayenesi yapılmaktadır. tansiyon takipleri oldukça önemlidir. Anne ve bebek sağlığı çeşitli tetkiklerle değerlendirilmesi mümkündür.
Gebelik zehirlenmesinin anne karnındaki bebeğe zararı var mıdır?
Gebelik zehirlenmesi hem anne hem de bebek üzerinde kontrolsüz olduğu taktirde elbette farklı şiddetlerde problemlere neden olabilir. En sık görülen komplikasyonlar nelerdir?
Fetal gelişim geriliği, gebelik zehirlenmesinde plasentadan kan akımının az olması nedenine bağlı olarak bebeğin daha az oksijenlenmesinden kaynaklı daha az bir beslenmeye neden olur. Bundan kaynaklı anne karnındaki bebekte gelişim gerilikleri izlenebilir. Düşük doğum ağırlıklı bebekler gebelik zehirlenmesi yaşayan hastalarda daha sık rastlanmaktadır.
Erken doğum olabilir. anne ve bebeğin sağlığı için bebeği dışarıya almak doğum daha sağlıklı olabilir. tabiki bu her gebelik zehirlenmesi geçiren anne adayı için geçerli değildir. Muayene takiplerine göre hekimin karar vermesi daha doğrudur.
Plasental abrupsiyon, plasentanın doğumdan daha önce ayrıldığı durum riskini arttırır.
Gebelik zehirlenmesinde tedavi protokolleri nelerdir?
Gebelik zehirlenmesinde tedavi olarak durumun ciddiyetine bağlı olarak değişiklik olabilir. Bazen tek tedavi doğum olabilir. Bazen ise takip ile kontrollü yürütülebilir süreç. Preeklampsi ciddi semptomlar vermiyorsa anne ve bebek için takiplerinde problem yok ise eğer alternatif yöntemlere başvurulur. Peki bu yöntemler nelerdir?
Evde yatak istirahati
Bebeğin sık sık kontrolünün yapılması
Tansiyon yüksekliğine bağlı düşürmek için ya da kontrollü tutmak için ek ilaç destekleri
Kan ve idrar tetkiklerinin düzenli takip edilmesi
Bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak için akciğer gelişimini destekleyen enjeksiyonlarının tamamlanması
Anne de kasılmaları engellemek için magnezyum desteği
Bunlar süreci destekleyici olacaktır.
Gebelik zehirlenmesi doğum sonrasında devam eder mi?
Gebelik zehirlenmesi, genel olarak doğumdan 48 saat sonra iyileşme eğilimi gösteren bir durumdur. Bu durumda olan pek çok gebede doğumdan kısa bir süre tüm bulgular normale döner. Ancak karaciğer ve böbrek değerleri ise birkaç ay içinde normale döner. Ancak preeklampsi düşük bir oran olsa bile doğumdan yaklaşık 6 hafta kadar sonrasında ortaya çıkabilir. Bu nedenle gebelik zehirlenmesi yaşayan annelerimizin tansiyon ve kan değerlerinin düzenli takibini isteriz.
#### Gebelik Zehirlenmesi/ Preeklampsi
Gebeliğin
24. Haftasından sonra yüksek kan basıncı, idrarda protein ve ödem görülmesidir.
Bu üç belirti bir arada görülebileceği gibi yalnızca bir tanesi bile
preeklampsiyi düşündürmektedir. Preeklampsi hafif ve ağır preeklampsi olarak
ayrılır.
Hafif
preeklampsi : Ödem, proteinürü, hipertansiyon belirtileri vardır. Ödem bir veya
iki pozitiftir. Tansiyon 140/90 mm/Hg ile en fazla 160/ 110 mm/Hg’ye ulaşır.
Proteinüri ise 24 saatlik idrarda 2 gr kadar olup, kilo artışı haftalık
600-1000 gr dır. Ağır
preeklampsi : Ödem üç pozitiftir. Tansiyon yatak istirahatiyle bile 160/110 mm/
Hg’nin üzerindedir. Proteinüri 24 saatlik idrarda 5 gr ve üzerindedir. Oligüri
vardır. Tüm bu bulgulara görme ve diğer sistem bozuklukları da eklenebilir.
Ailevi
yatkınlıklardaHadroamnios
veya çoğul gebeliği olanlardaYaşı
35’ten fazla olan multiparlarda Daha
önceki gebeliklerde toksemi geçirenlerde Kronik
böbrek, kalp, şeker hastalığı olanlardaDaha
önceden hipertansiyon olanlarda Stresli
gebelerde daha sık görülmektedir.
Preeklampsi
sonucu annede eklampsi krizi gelişebilir. Buna bağlı olarak ölüm olur.
İntrauterin dolaşım bozukluğundan intrauterin ölüm olabilir veya düşük doğum
ağırlıklı doğar. Ayrıca ilk yedi gün içerisinde bu bebeklerde ölüm daha sıktır.
#### Gebelikte Ağır Eşya Kaldırmak Neden Zararlıdır?
Anne adaylarının en merak ettiği, en çok korktuğu ve çevreden aldığı uyarılarla korkutulduğu sorun olan ağır eşya taşımak.
Anne adaylarının çok ağır eşya taşımaları, hatta eşya taşımaları dahi istenmez ama bu durum kesinlikle aşağıdaki çıkarımı yapmayı sağlayamaz;
* Ağır kaldırdı, düşük yaptı gibi sonuçlar doğuramaz.
Ağır kaldırmak dengenin bozulmasına sebebiyet verebilir. Böylece sizin birden dengenizi bozup düşmenize sebep olup kas iskelet sisteminizi yorar ve hasara yol açabilir.
Ancak ifade ettiğimiz gibi ağır kaldırmak düşüğe veya erken doğuma sebep değildir. Bunun yanı sıra raftan veya herhangi bir yerden eşya almak için uzanmakta bebeğe zarar veremez. Bu yaptığınız hareketler sizin iskelet ve kas sisteminizi yorar ve harap eder. Bunun için daha dikkatli hareket edilmelidir.
Bu öğretilerim ağır eşya taşıyabilirsiniz anlamına da gelmemektedir. Tüm hamilelik boyunca bütün yaptığımız işleri daha dikkat ederek yaparsak hiçbir sorunla karşılaşmamış olursunuz. Bu bebeğin ve sizin sağlığınız açısından çok iyi olacaktır.
Bir sorunla karşılaştığınızda mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz. Ve unutmayın ki hamilelik sizin için bir dönüm noktası bunun için kendinize ve bebeğinize zarar verecek davranışlardan kaçının.
Toparlayacak olursak anne adaylarının en çok korktuğu durumlardan olan ve hamilelik döneminde çoğunlukla kaçındıkları bir durumdur. Ağır eşya kaldırmanız bebeğinize zararı olabilir.
Aslında bu bünyeden bünyeye değişiklik gösterir. Gebelikte anne adaylarının kendilerini yorması çok istenen bir durum değildir. Anne adayları gebelik döneminde çok fazla ağır hareketlerden ve ağır eşya kaldırmaktan tabiki de kaçınmaları gerekir.
Çünkü bu durum anne adaylarını zorlar ve gebeliklerini oldukça riske atar. Ağır eşya kaldırmak anne adayının kas ve iskelet sistemini de etkilemektedir. Bunun için anne adaylarının bu gibi durumlardan kaçınmaları gerekir.
Hamilelik döneminde anne adaylarının bol bol dinlenmesi ve kendisini yormaması gerekir. Özellikle riskli gebelik sahibi olan anne adayların böyle şeylerden daha çok kaçınmaları gerekir.
#### Gebelikte Anne Sağlığı
Gebeliğinizde en önemli ve olmazsa olmaz olan şey sizin sağlığınızdır. Tabiki de bebeğinizin sağlığı da önemlidir fakat anne sağlıklı olmaz ise bebeği de, gebeliği de sağlıklı olmayacaktır.
Anne adayları gebelik süresince kendilerine ekstra özen ve dikkat göstermek mecburiyetindedir. Sizin sağlıklı olmanız demek bebeğinizin de sağlıklı olması demektir.
Anne adayları kronik hastalık sahibi olabilir. Bu zaman da kendilerine çok daha fazla özen gösterilmeli ve doktor takiplerinin düzenli olarak yaptırılması gerekmektedir.
Gebelik döneminde yaşayacağınız her durum ağır olduğundan hastalığınızda çok ağır olacaktır. Anne adayları kendilerine dikkat etmeli, düzgün beslenmeli, çok fazla stres yapmamalı ve ruhsal olarak da kendini tam hissetmelidir.
Sağlıklı bir anne nadir sorunlarla karşılaşmadığı sürece sağlıklıda bir gebelik yaşayacaktır. Annenin tam olarak sağlıklı sayılabilmesi için fiziksel ve ruhsal açıdan da tam olarak sağlıklı olması gerekmektedir.
Anne adayları unutmamalıdır ki kendilerinin sağlıklı olmasının üstüne başka bir durum yoktur. Gebelik sadece 1 kez olan bir şey değildir. İstendiği zaman bebek sahibi olunabilir. Bunun için kendinize dikkat etmeniz ve doktorunuzu ihmal etmemeniz gerektiğini unutmayın. Annenin sağlığı gebelikteki en önemli durumdur. Bunun için gebelikte de öncelik her zaman annedir.
Anne bu dönemde kendisine çok dikkat etmelidir. Çünkü bun dönemde her şey zorlaşacak, yani hayat değişecektir, bu durum ve sorumluluk bazı durumlarda anneye ağır gelmektedir ve o zaman çok daha büyük sıkıntılar olmaktadır. Onun için anne adaylarının istediği bir gebelik olması onlara bu süreçte motivasyon olacaktır. Eğer anne gebeliğe istemiyorsa çok daha sıkıntı bir gebelik yaşayacaktır. Anne gebelik döneminde unutmalıdır ki kendi sağlığı her şeyin üstündedir.
Bir annenin sağlığı iyi olduğu sürece bebek sahibi olmasına engel yoktur fakat kendi sağlığı kötü olmuş olursa bebek sahibi de olamaz ve annenin bunu bilmesi gerekmektedir. Bu kural her zaman böyledir. Anne sağlığı çok önemlidir. Ruhsal ve bedensel açıdan da bu böyledir. Anne adayları gebelik döneminde sağlıklarına ekstra dikkat etmelilerdir. Çünkü iki can taşıyorlar. Bu ekstra bir yorgunluk ve daha sağlıklı olunması gerektiği anlamına da gelmektedir. Anne kendini ruhsal ve bedensel olarak hazır hissetmediği sürece gebe kalmaması daha sağlıklıdır.
#### Gebelikte Aşırı Kilo Alımı
Gebelikte aşırı kilo alımı anne adaylarına da bebeklerine de yarar sağlamayacaktır. Anne adayı gebeliğinde sağlıklı ve dengeli beslendiği takdirde kilo alımı dengeli olacaktır. Eğer anne beslenme düzenini ayarlayamıyor ise doktorundan veya bir diyetisyeninden yardım isteyebilir. Anne adayları gebelikleri boyunca yağsız, karbonhidratsız, şekersiz ve tuzsuz beslenmesi onları sağlıklı, istendiği yani normal alınması gereken kiloyu almalarını sağlayacaktır. Gebelikte tabiki de bunlardan hiç yenmeyecek diye bir durum yoktur. Anne adayı bu besinlerden arada sırada ve aşırıya kaçmamak şartıyla tüketmesinin de bir sorun yoktur. Gebelikte beslenme yazımda da belirttiğim gibi anne az yiyerek sık aralıklarla beslenmesi gerekmektedir. Annenin yetersiz beslenmesi gibi fazla beslenmesi de bebeğe ve kendine zarar verecektir. Anne adayının gereksiz kilo alımı anne adayını gebelik sırasında ve sonrasında epeyce zorlayacaktır. Hareket etmesi zor olacak, doğumdan sonrada kilo vermesi çok zor olacaktır. Bir gebenin gebeliği boyunca alması gereken ortalama kilo 13-15kg’ dir. Bundan fazlası annede sıkıntılara yol açmaktadır. Çarpıntı,bunalım, fazla terleme gibi problemlerdir.
Anne normal alması gerektiği kiloyu aldığı zaman bile bacaklara baya yük ve ağırlık biner. Fazla kilo alımında bu yük dahada artacaktır. Anne adayı buna engel olmalı ve gebelikte gereksiz beslenmeden kaçınılmalıdır. Anne adayları tercihlerine göre doktordan veya bir diyetisyenden yardım alabilirsiniz. Gebelik döneminde ortalama alınması gereken bir kilo oranı vardır. Bunun ne çok üstü, ne de altı iyi değildir. Bunun için gebelikte gereksiz kilo alımı normal değildir. Bir gebenin gebelikte alması gereken ortalama kilo 10-12 kg. Bu kilonun üstünde, altında iyi değildir. Gebelikte aldığınız aşırı kilo sizin gebeliğinizi zorlaştıracaktır.
Aşırı kilolu olmak, gebeliğin her döneminde sıkıntılar yaşatmaktadır. Harekette kısıtlılık, doğum esnasında sıkıntı veya anestezi uygulaması gibi durumlarda aşırı kilolu olmak hep sıkıntı olacaktır. Gebelikte aldığınız her kilo, bebeğinize de yansımayacaktır. Yani gebelikte fazla yemek yemek iyi bir durum olarak algılanmış olsa da. Aslında böyle değildir. Aşırı kilolu olmak, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, preeklamsi gibi durumlara neden olabilecektir. Gebelikte fazla kilo alınması tavsiye edilmemektedir. Bu size ve gebeliğinize başka problem olarak geri dönecektir, bunun için gebelikte de kontrollü kilo alımı olmalıdır.
#### Gebelikte Baş Ağrısı Normal Mi?
Gebelikte karşılaşılan bir durum olan baş ağrısı, normal hayatımda da birçok insanın sıkıntısıdır. Gebelikte baş ağrısı annede sinirlenmeye ve strese neden olur. Dayanılmaz baş ağrılarında ise mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Migren hastası olan gebeler ise biraz daha zor bir gebelik bekliyor. Migren ilaçlarınızı doktorunuza danışarak kullanmalısınız ve eğer hiçbir zararı yoksa düzenli olarak kullanmanız sizin için çok iyi olacaktır.
Anne adaylarının gebelikte en sık karşılaştığı durumlardan birisi olan baş ağrısı anne adaylarının daha stresli ve sinirli yapar. Gebelikte ortaya çıkan bu baş ağrısının en büyük sebebi gebelikte artışa geçen hormonlardır. Bu hormonlar progesteron ve östrojen hormonudur. Bu hormonların etkileri sizde baş ağrısı yapacaktır ve bu ağrılar çok şiddetli olmadığı sürece korkmanıza gerek yoktur. Anne adaylarının, hormonların etkisinin yanı sıra uykusuzluk, stres, yeme alışkanlıkları, kan şekeri değişiklikleri, yorgunluk gibi nedenler de baş Ağrı’sına sebep olmaktadır. Az ve yeteri kadar ve dengeli beslenerek bunu önleyebilirsiniz. Anne adayları baş ağrılarını dinlenerek, masaj yaparak, egzersiz yaparak, ılık duş alarak ve karanlık ortamlarda derin nefes egzersizleri yaparak bu baş ağrılarının üstesinden gelebilirler.
Anne adayları baş ağrısını ilk kez çekmesine rağmen çok şiddetli, geçmek bilmeyen,ani başlayan ağrılar ve yanı sıra ateşinde yükselmesi durumunda mutlaka doktorunuza haber veriniz. Toparlayacak olursak gebelik döneminde baş ağrısı normal bir durumdur. Anne adayların hamilelik döneminde en şikâyetçi olduğu durumlardandır baş ağrısı. Ağrılardan dolayı anne adayları oldukça sinirli ve stresli olurlar. Annede strese ve sinire yol açan baş ağrıları bazen dayanılmaz olmaktadır. Üstelik birde annenin migreni de var ise anne adayının ağrısı çok daha katlanılmaz olmaktadır. Anne bu gibi dayanılmaz ağrılarda mutlaka doktoruna başvurmalıdır.
Migren hastası olan anne adayı, migren ilaçları kullanıp kullanmaması gerektiğini doktorundan öğrenmelidir. Anne adayının baş ağrılarının arttığı durumlarda. Anne adayı uzanarak, karanlık bir ortamda iyice dinlenmelidir. Anne adayı hamilelik döneminde doktoruna danışmadan ilaç kullanmamalıdır. Baş ağrıların en büyük sebebi hormonlardır. Hamilelik döneminde fazlasıyla artan hormonlar baş ağrısına da neden olmaktadır. Anne adayı normal olmayan, çok şiddetli ağrıları ve her zamankinden farklı olan ağrıları doktoruna danışmalıdır.
#### Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?
HAMİLELİK DÖNEMİNDEKİ BESLENMENİN ANNE VE BEBEK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?
Sevgili anne adayları, önümüzde kırk hafta gibi uzun mu uzun bir süreç bizi bekliyor. Her anımızdan daha özel, daha değerli, daha kıymetli zamanlarımız olacak. Yalnızken bile aslında iki kişi olacaksınız. Bebeğinizin hücreleri hızlıca büyüyor, tüm sistemleri gelişiyor, işitme, dokunma, koku alma gibi duyuları şekilleniyor. Bebeğiniz bu süre içerisinde vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ, protein gibi tüm besin öğelerine ihtiyaç duyar. Kırk hafta boyunca bebeğiniz sizden beslenmesi nedeni ile hamilelik döneminizde dengeli ve düzenli beslenmeniz bebeğinizde elbette olumlu etkilerle sonuçlanacaktır.
Gebelik dönemindeki beslenme sorunlarından dolayı erken doğum, ölü doğum ve özürlü bebek gibi kötü sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenen annelerin bebeklerinde kilo problemleri görülebilmekte ve bebek düşük kilolu olarak doğabilmektedir. Ayrıca sadece anne karnında veya doğar doğmaz değil bebeğin ilerleyen dönemlerinde gelişim sorunları daha sık görülebilmektedir.
Ayrıca gebelik döneminde beslenme sorunlarından birisi kansızlık olarak karşımıza çıkabilir. Gebelik boyunca sürekli kan değerlerinizi kontrol altında tutarız doğum beklenmeyen süprizlerle doludur, herşeyi planlı ve kontrol altında yürütmemiz gerekir. Kansızlık ise genel de demir eksikliğinden kaynaklı olduğu için annenin kendini daha güçsüz hissetmesine, çabuk yorulmasına, halsizlik ve bitkinlik sorunlarına yol açar. Böylelikle kırk hafta rüya değil kabusa dönüşür.
Yine dengesiz ve yetersiz beslenmeden dolayı anne adayının bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve bu da hastalıklara karşı direncini zayıflatarak daha çabuk hastalanmasına yol açar. Hastalandığı zaman vücut dirençsiz olduğu için çabuk toparlanamaz. Zaten ilaç kullanımı yasağımız olduğu için kendi kendine toparlanması güçleşir.
Anne adayının dengesiz beslenmesi aşırı şekilde kilo almasıyla da sonuçlanabilir. Bu daha çok aşırı şekilde yemek yiyen, çok yüksek kalorili gıdalar tüketen ve yağlı besinler tüketen anne adaylarında görülür. Tabi bu durum anneyi olduğu kadar bebeği de olumsuz etkiler. Çünkü aşırı kilolu anne adayları doğumda oldukça zorlanırlar. Ayrıca bu tür anneler düşük yapma, erken doğum veya ölü doğum gibi neticelerle karşılaşabilmektedirler. Ayrıca fazla kilo almış anneler de hipertansiyon ve diyabet görülmesi artar. Diyabet ve hipertansif seyredilen bir gebelikte ise bebeğe olumsuz etkileri oldukça büyüktür.
Temel olarak gebelik döneminde iyi beslenme için mümkün olduğunca fast food gıdaları tüketmemek, kurabiye, asitli içecekler, cips gibi yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Ayrıca aşırı yağlı yiyecekler de oldukça sakıncalı olacaktır. Bunların yerine tüketilmesi gereken besinler her zaman söylendiği gibi taze meyve ve sebzeler, tam kepekli yiyecekler, süt ürünleri, baklagiller, et, balık, yağ olarak zeytinyağı, eğer katı yağ tüketilecekse fazla olmamak kaydıyla tereyağı, her gün bol bol ( ortalama 2 lt ) sıvı tüketilmelidir. Sıvı tüketmenin gebelikteki olumlu etkisi oldukça fazladır. Meyve ve sebze önerimiz konusunda ise taze olmak kaydı ile tüketilmeli ve yeterli seviyede meyve tüketimi olmalıdır. Meyvenin de bir şeker olduğu akıldan çıkmamasını rica ediyoruz.
Hamilelikte Beslenme Alışkanlığının Önemi Nedir?
Normal bir insanın kendi sağlığı için bile vazgeçilmez kural ‘’ düzenli ve dengeli beslenmek ‘’ olur iken gebelikte bu kural maddelerimiz arasına iki defa girmelidir. Hamilelik döneminde kadın kendi vücudunu beslerken aynı zaman da bebekte anneden beslenmektedir. Bu nedenle bebeğin anne karnındaki gelişimini eksiksiz tamamlaması için anne adayının sağlıklı beslenmesi gerekir. Beslenme alışkanlığı bu noktada gebelikte önemli rol oynar.
HAMİLELİKTE DOĞRU VE SAĞLIKLI BESLENME NASIL OLUR? PÜF NOKTALARI NELERDİR?
ve
Anne Adayları Nelere Dikkat Etmeli ve Nasıl Beslenmeli
İlk 3 ayda, anne az az miktarlarda sık sık beslenmelidir. Yağsız, kokusuz, baharatsız ve tuzlu yiyecekler ile kraker, beyaz leblebi gibi atıştırmalıklar bulantının bastırılmasında faydalı olacaktır. Çünkü ilk üç ayda hormonlar hızlı bir şekilde artacağından bulantı ve kusma fazla olacaktır üç aydan sonra ise azalacaktır. Bu dönemde anne, istediği her şeyi yiyebilir. Bu dönemde önemli olan bulantı sebebi ile eksiye düşmeden aynı düzeyde kilomuzu korumak hedeflenir. Anne; balık, yumurta, süt-süt ürünleri ve et ürünleri tüketebilir ancak bunlara karşı bulantı veya isteksizlik varsa yeme için kendini zorlamamalıdır. Katkı maddesi uzun olan besinlerden de uzak durulmalıdır.
İlk üç aydan sonra hormonlar sabit seyredeceği için, üç aydan sonraki süreç anne ve bebek için oldukça önemlidir. Yeterli ve dengeli olması asıl kural haline gelir. Üç ana öğünün yanı sıra üç ara öğün tüketebilirsiniz. Ara öğünlerde yoğurt meyve gibi..
Haftada en az iki öğün kırmızı et tüketilmelidir. Ancak etlerin tamamen pişmiş olduğundan da emin olmalısınız.
Haftada en az üç gün yumurta tüketin daha da fazla olabilir. Yumurta yüksek protein barındırır.
Akşam yemeklerinde bol zeytinyağlı yeşil salata tüketmelisiniz.
Tatlı, pasta, hamur işi, çikolata gibi besinlere çok fazla yakın olmamakla beraber ; ceviz, badem, kuru incir, kuru kayısı gibi besinler de tüketilmelidir.
Günde üç litre sıvı vazgeçilmeziniz olsun ! Su ve taze sıkılmış meyve suyu olarak değerlendirebilirsiniz.
Sigara ve alkolden uzak durunuz !
Gebeliğin 3. ayından itibaren, dengeli ve disiplinli beslenmeye mutlaka düzenli egzersiz programı eklenmelidir. Haftada en az 2 gün birer saat yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga, pilates yapılabilir. Ancak tehlikeli sporlar, ağırlık içeren egzersizler, bisiklet, paten gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Olmazsa Olmaz Besinler Hangileridir
Protein temel besin kaynağı olmalıdır. Günde en az 1-2 porsiyon çeşitli protein içeren gıdalar alınmalıdır. Tam pişmiş balık veya deniz ürünleri, karaciğer, tavuk, yağsız sığır ya da kuzu eti, fındık, ceviz, bezelye, barbunya fasulyesi, kuru fasulye, börülce, nohut, mercimek gibi baklagiller, süt ve süt ürünleri ve yumurta protein içeren başlıca gıdalardır. Haftada bir mutlaka balık tüketiniz.
Kalsiyum: Özellikle son üç ayda hem bebeğin kemik gelişimi hem de annenin kemik ve dişten kalsiyum kaybını önlemek için günde 1000–1200 mg kalsiyum alımı gereklidir. Kalsiyum kaynaklarına örnek olarak süt, yumurta, yoğurt, peynir, badem, lahana, yeşil yapraklı sebzeler sayılabilir. Süt ürünlerinin pişmiş ya da pastörize edilmiş, yağı azaltılmış ürünler olmasına dikkat edilmelidir.
Demir: Anne adaylarının günde 40-60 mg demir ihtiyacı vardır. Demir içeren yiyeceklerin başında ıspanak, marul, lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, beyaz et, karaciğer, dalak gibi sakatatlar, üzüm pekmezi gelir. Bu gıdalar yeterli tüketilse bile, ülkemizde demir eksikliği yaygın bir kadın problemidir ve özellikle 5. aydan itibaren anne adaylarına demir takviyesi önerilir.
Folik Asit: Folik asidin ilk üç ay içinde eksikliği Nöral Tüp Defekti dediğimiz bebeğin sinir sistemiyle ilgili anomalilerin artmasına neden olabilir. Bu nedenle günde 400 mikrogram folik asit önerilir. Folik asit kaynağı gıdalar ıspanak, marul, lahana, kepek ve tam tahıl ekmekleri, yulaf, baklagiller olarak sayılabilir. Bu gıdalardan yeterince alınsa bile, ilk üç ay dışarıdan folik asit takviyesi şarttır.
C Vitamini: C vitamini açısından zengin meyve ve sebze yara iyileşmesi, diş ve kemik gelişimi ile ilgili metabolik süreçleri teşvik edecektir. C vitamini kaynakları olarak turunçgiller, çilek, limon, mango, domates, kivi, kavun, biber sayılabilir.
Hangi Besinlerden Uzak Durmalılar?
Özellikle alkol ve kafein içeren içeceklerden, tatlandırıcı içeren içeceklerden uzak durulmalıdır. Hazır meyve suları içmeyin. Aşırı şekerli hazır meyve suyu yerine taze meyvelerden kendi sıktığınız meyve sularını içmeye özen gösterin. Bitki çayı içerken dikkatli olun. Özellikle adaçayından uzak durun. Ihlamur ve rezene dışında fazla bitki çayı içmeyin. Açık satılan karışımlardan ve kaynağını bilmediğiniz bitki çaylarından içmeyin. Tansiyon ile ilgili bir probleminiz varsa maden suyu ve soda tüketimine dikkat etmelisiniz.
Şarküteri ürünlerinden uzak durulmalıdır. Çiğ et vs yenmemesine özel gösterilmeli yarı pişmiş bile yenmemekle birlikte tam pişmiş et tercih edilmelidir.
Pastörize olmamış süt ve süt ürünlerinden uzak durulmalıdır.
Mevsim balıklarını tercih ediniz.
Yumurtada iyi pişmiş olmasına dikkat ediniz.
Çayın demir emilimini azalttığı bilindiği için çaydan oldukça uzak durulmalıdır. Anne adayı içmek istiyorsa açık ve limonlu çay tercih edebilirler.
Bebeğin Sağlıklı Gelişmesi İçin Neler Yapılmalıdır?
Süt ürünleri, meyve, sebze, balık, et, yumurta, yağ ve karbonhidrat: İyi dengelenmiş bir diyet tüm besin gruplarından bir şeyler içermelidir. Hamile bir kadın enerjisinin doğru miktarda almak için her gün tüm bu besin gruplarından bir şeyler yemesi gerekiyor.Yaklaşık kalorinin yüzde 10'u proteinden gelmelidir. Protein ağırlıklı et, balık, yumurta, süt ürünleri ve baklagillerde bulunur.Yaklaşık kalorinin yüzde 35'i başta tereyağı, yağ, margarin, süt ürünleri ve fındıkta bulunan yağdan gelmelidir.Kalorinin yüzde 55'i ekmek, makarna, patates, pirinç, mısır ve diğer tahıl ürünlerinde bulunan karbonhidratlardan gelmelidir. Karbonhidrattan yeterli miktarda, protein su vitamin ve minerallerden zengin olarak besinler tercih edilmelidir. Folik asit demirden zengin beslenilmelidir. Gebeliğin 3. ayından itibaren, dengeli ve disiplinli beslenmeye mutlaka düzenli egzersiz programı eklenmelidir. Haftada en az 2 gün birer saat yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga, pilates yapılabilir. Ancak tehlikeli sporlar, ağırlık içeren egzersizler, bisiklet, paten gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır. Özellikle sıvı alımını bastırarak belirtiyoruz ki günde en az iki likte su diyoruz. Tüm bunlara dikkat edilerek bebeğimizi sağlıklı besleyerek sağlıklı gelişimine ışık tutabiliriz.
Doğum Öncesi Vitamin ve Mineraller Hakkında Tavsiyeler
Her sağlıklı insanın belirli vitamin ve mineralleri yeterli ölçüde alacak şekilde besleniyor olması gerekir. Hamilelik döneminde yeterli vitamin alınıp alınmadığı konusu daha da önemli hale gelir, çünkü artık sizinle birlikte içinizde büyüyen bebeğin de gelişimini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için vitaminlere ihtiyacı vardır. Mümkünse gebe kalmadan 3 ay önce vitamin (folik asit) alımına başlayın. Yumurta, bırakılmasından yaklaşık 3 ay önce olgunlaşmaya başlar; ilk evrelerde gerekli besleyici maddelerin bulunması kritiktir. Sinir yolu kusurları, hamileliğin ilk 4-6 haftası içerisinde oluşur. Hamile olduğunuzu düşünüyor ve takviye almıyorsanız eğer, reçete için ilk doktor randevunuzu beklemeyin; çünkü can alıcı gelişimsel evreyi kaçırabilirsiniz. Hemen reçetesiz satılan 600 mikrogramlık folik asit takviyesi almaya başlayabilirsiniz. Folik asit önemli yer oynar. Hamilelikte özellikle önemli olan vitaminlerimiz ;
A Vitamini: Vücuttaki hücre ve dokuların sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlar. Vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Özelikle göz sağlığında çok önemlidir. Balık ve yumurtada, kırmızı, sarı ve yeşil sebzelerde yüksek miktarda A vitamini bulunur.
D Vitamini: Kemik ve diş sağlığı, bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Son yıllarda doğum sonrası depresyonun D vitamini eksikliğinde daha sık görüldüğü, doğum sonrasında oluşabilen yorgunluk, halsizlik gibi sıkıntıların önlenmesinde anneye D vitamini takviyesinin (eğer eksiklik varsa) yapılmasının önemli olduğunu biliyoruz. Hergün 10-15 güneşlenmeye özen gösterin.
B Vitaminleri: Her gün tahıl grubu alanlarda yeteri kadar B vitamini alınıyor olsa da özellikle folik asit takviyesi gebelik öncesi dönemden başlar. Folik asit gebelikteki en önemli vitaminlerdendir. Bebekte nöral tüp defekti oluşmasına engel olduğu için gebelik düşünülmeye başlandığında veya hamileliğin ilk aylarından itibaren kullanımı başlar.
C Vitamini: Bağışıklık sistemi için, diğer vitaminlerin ve demirin emilimini artırdığı için önemlidir. Biber, maydanoz, domates, portakal, mandalina ve limon gibi besinlerde yüksek miktarda bulunur.
Demir: Gebelikte kan hacmi yüzde 50 artar. Bu sebeple demir ihtiyacı artar. Gelişen bebeğin vücudunda oksijen taşıması için hemoglobin gereklidir. Az yağlı kırmızı et, yumurta, kurubaklagil, tahıllardan (demirle zenginleştirilmiş) demir alabilirsiniz.
Kalsiyum: Hem anne hem de bebek için, kemik sağlığı, büyüme ve gelişmede kalsiyumu yeteri kadar almak çok önemlidir. Yani yeteri kadar süt, yoğurt, ayran ve peynir tüketmek ve hatta kurubaklagiller ile yeşilliklerden de kalsiyum desteği almak çok faydalı olacaktır.
Magnezyum: Düzenli alınması gerekmez fakat son aylarda kramplarınız arttıysa magnezyum takviyesi yapmanız gerekebilir.
Omega-3: Son çalışmalar, özellikle gebeliğin son 3 ayında kullanılan saf Omega-3’ün bebeğin IQ seviyesini artırdığını gösteriyor. Sakın atlamayın. Her gün balık yiyemeyeceğiniz için bu dönemde ve emzirme sürecinde Omega-3 almalısınız. Ancak haftada bir balık tüketebiliyorsanız gerek duyulmayabilir. Hekiminizle birlikte karar verebilirsiniz.
Vejeteryan Anne Adayları İçin Hamilelik Döneminde Beslenme Nasıl Olmalıdır?
Vejetaryen bir beslenme şeklidir tamamen. Hamileliğinizde yeterli seviyede protein, kalsiyum ve yağ asitlerini alamayacağınızı düşünüyorsanız endişelenmenize gerek yok. Beslenme düzeninde yapılacak birkaç düzenleme ile sağlıklı bir gebelik geçirmeniz mümkün. Veganlar herhangi bir hayvansal ürünü tüketmediklerinden B12 vitamini ve kalsiyum eksikliği riskiyle karşılaşabilirler. Vejetaryen ve vejetaryen olmayan beslenme şekli eşit oranda demir içerir. Ancak bitkilerden karşılanan demir emilimi et ürünlerinden alınan demir seviyesine göre daha düşük olabilir. Gebelikte toplam 900 mgr demire ihtiyaç vardır. Hamilelikte demir emilimi yüzde on seviyesinde olduğundan günlük en az 40 mgr demir alınmalıdır.
Vücudun ihtiyaç duyduğu demirin karşılanabilmesi için barbunya, börülce, kaju, keten tohumu, mercimek, yulaf ezmesi, kuru siyah üzüm, soya, mısır gevreği, ay çekirdeği, nohut, domates suyu, pekmez, kekik ve kepek ekmeği gibi besinlerin gebelik süresince tüketilmesi önerilir. Gebelikte Omega-3 yağ asitleri içeren besinleri tüketmek, anne ve bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu sebeple hamilelerin günlük besinlere ilave olarak 500-1000 mg arası Omega-3 desteği almaları gerekir. Omega-3 eksikliğinde prematüre riski, doğum sonrası depresyon ve bunun yanında fetüsün nörolojik gelişimi ile ilgili bazı sorunlar yaşanabilir. Vejetaryen gebelerin ihtiyaç duydukları yağ asitlerini bitkisel bazlı Omega-3 kaynaklarından almaları gerekir.
Örneğin soya, ceviz, kabak çekirdeği, kanola yağı, kivi, kenevir tohumu, keten tohumu ve semizotu gibi besinler iyi birer Omega-3 kaynağı sayılabilir. Özellikle semizotu sebzeler arasında bilenen en yüksek Omega-3’e sahiptir. Vejetaryen kişilerin kalsiyum ihtiyacı vejetaryen olmayanlarla aynı orandadır. Yeterli miktarda yapraklı yeşil sebze tüketmeyenlerde kalsiyum eksikliğine rastlanabilir. Bu nedenle vejetaryen gebelerin günde 1200 mgr kalsiyum almaları gerekir. Hamilelikte yaşanacak kalsiyum eksikliği fetal büyüme geriliğine, anne adayında kramplara ve doğum sonrası süt verme döneminde aşırı derecede halsizliklere sebep olabilir.
Gebelik döneminde tüketilebilecek en zengin kalsiyum kaynakları karalahana, lahana, pazı, ıspanak, turp ve pancar otudur. Ayrıca soya sütü, badem sütü, fındık sütü gibi hayvansal kaynaklı olmayan sütler de bol miktarda kalsiyum içerdiklerinden vejetaryen hamilelerin diyet programında mutlaka yer almalıdır. Aynı zamanda folik asit d vitamini kalsiyum omega gibi tüm ihtiyaçlarını medikal olarak da gebeye takviye edilmelidir. Böylelikle denge ve düzen sağlanarak vejetaryen gebe grubumuz için deoldukça sağlıklı bir gebelik planlanabilir.
#### Gebelikte Cinsel İlişki
Gebelikte düşük tehdidinin en yüksek risk olduğu gebelik haftası 12. Haftaya kadar olan dönemdir. 12. Haftadan sonra gebelerimizle birlikte koca bir nefes alırız. Bu nedenle cinsel ilişkiyi 12. haftaya kadar sık bir şekilde önermemekteyiz.
Bu cümlelerimiz dışında gebeliğin her aşamasında çift cinsel yaşamına devam edebilir. Fakat gebelik boyunca önemli olan gebeliğin düşük riskini atlatmış olması, erken doğum veya diğer riskleri taşımamasıdır. Şayet doktorunuz cinsel ilişkiye girmenizde bir engel görmüyorsa cinsel hayatınızı ertelemek durumunda kalmanıza gerek kalmamaktadır.
Gebelikte cinsel ilişki süreci prezervatif yöntemiyle olmalıdır. İçeriye boşalma sağlanmaması enfeksiyon yönünden anneyi ve bebeği korumaya yetecektir. Bu önlemin dışında anne veya bebekte herhangi bir zarar meydana gelmesi olanaksızdır. Ancak anne adaylarımız gebelik süresince psikolojik olarak korkuları ve endişeleri fazla ise cinsel ilişkide bulunmasına çiftler arasında anlayış gösterilerek ara verilebilir. Psikolojik olarak hazır olmayan anne adayı kendini daha kötü hissedecektir. Anne adayının mutlu olması gebelik süresince dikkat edilmesi gereken yıldızlı bir kuraldır. Gebemize göre hareket edilmesi en sağlıklı durumdur.
Ancak gebelikte cinsel ilişkide bulunulması belli kurallar çerçevesinde olmalıdır. Anne adayının rahat etmesi, karnına baskı olmaması gibi kurallar dikkate alındığında daha sağlıklı bir ilişki kurulabilir. Bu aşamada gebelikte uygun cinsel pozisyonlar araştırılmalıdır.
Gebelikte Cinsel İlişki İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
- Hastanın öyküsünde tekrarlayan düşükler,- Sebebi bilinmeyen vajinal kanamalar, lekelenmeler, akıntılar ve acı veren kramplar,- Plasenta previa, plasentanın aşağı yerleşimli olması,- Amniyotik mayinin azalmış olması,- Daha önce erken doğum yapmış olması,- Düşük ve erken doğumun ihtimallerinin yüksek olduğu servikal yetersizlik durumları,- Çoğul gebelik.
Gebelikte Cinsel İlişkiye Girmek Bebeğe Zarar Verir mi?
Bebeğiniz bir kese içerisinde gelişimini tamamlar, bir kese ve kesenin içerisinde amniyon mayi dediğimiz sıvı bulunmaktadır. Bebeğinizi çevreleyerek dış tepkilerden korur. Bizlere göre daha da fazla koruma altındadır bebeklerimiz anne karnında. Ayrıca kalın bir mukus tabakası da serviksin girişini kapatır. Bunun yanında uterus kasları da koruma sağlar. Böylelikle herhangi bir enfeksiyonun bebeğe ulaşması engellenir. Penis acaba bebeğe temas eder mi sorusuna gelecek olursak ise, penis asla bebeğinize temas edemez.
Hamilelikte Cinsel İlişki Ne Zaman Bırakılmalıdır?
Gebeliğin son haftalarında 36. 37. Hafta itibari ile gebelikte cinsel ilişki bırakılma konusunda çok fazla tartışma mevcuttur. Bunun amacı her duruma karşı önlem almaktır. Özellikle sperm içerisinde doğum kasılmalarına sebep olabilen bir kimyasal içerir. Bu nedenle prezervatif tercih edilmesini, içeriye boşalma sağlanmamasını bir kez daha söylemiş bulunuyoruz. Ancak cinsel ilişki ne zaman bırakılmalı sorunuza takipte olduğunuz doktorunuz gebelik sınıflandırmanıza bağlı olarak en doğru cevabı verecektir.
Gebelikte Cinsel İsteğin Azalması ya da Artması Normal midir?
Hamilelik sırasında cinsel isteğin artması da azalması da normaldir. Gebelik sırasında birçok kadın kendisini bitkin hissedebilir, bulantılar yaşayabilir, göğüslerinde hassasiyet olabilir, sürekli tuvaletegitme isteğinden dolayı cinsel ilişki işkence gibi gelebilir, özellikle de birinci trimester süresince. Genel olarak, bitkinlik ve bulantı ikinci trimesterde azalır ve çoğu kadın cinsel isteklerinde artış fark eder.Fakat gebeliğin son zamanlarına doğru tekrar bir isteksizlik artar. Ebeveynler anne ve baba olma heyecanına tekrar kapılarak bebek heyecanını her şeyin önüne atabilirler. Eşinizin de sizin gibi cinsel isteğinde azalma veya artma olması çok normaldir. Bazı baba adaylarında eşlerinde meydana gelen bedensel değişmeler cinsel isteği arttırırken bazılarında da eşlerine zarar verme korku ve kargısıyla tam tersi azalma meydana gelebilir.
Cinsel İlişki Sonrasında Hangi Durumlarda Doktoruma Başvurmalıyım?
Hamilelikte cinsel ilişkiden sonra lekelenme normal olarak gözlenebilir ancak yinede acı, kanama, akıntı, devam eden kasılmalar gibi herhangi bir olağandışı semptom durumunda kesinlikle doktorunuzu aramanız ve bir ultrason olmanız gerekir.Bir çiftin hayatında cinsel ilişki ne kadar veya neresinde rol oynuyorsa, gebeliğiniz ile hayatınızda yer alan cinsel hayatınızı ihmal etmeyin.Unutmayın.Mutlu anneler, Mutlu bebekler…
Bebeğimin Cinsiyeti 💙💗 Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Depresyon
[lwptoc title="Gebelikte Depresyon"]
Gebelikte depresyon her anne adayının karşılaşabileceği bir durumdur. Anne adayı eğer henüz gebeliğe hazır değilken gebe kalır depresyon olasılığı bu tür gebelerde daha yüksektir.
Anne adayı kendini gebe kalmaya henüz hazır hissetmiyor, istemediği bir gebelik ise veya vücuttaki değişiklikler anne adayını daha çok etkiliyor ise anne adayı depresyona girebilir.
Anne adayını depresyona sokan diğer nedenler ise; stresli yaşam, maddi sorunlar, aileden birisinin kaybı gibi nedenlerde anne adayının depresyona girmesini sağlar.
Anne adayları bu dönemlerde çok yalnız bırakılmamalı ve sürekli yanında pozitif enerji veren birilerinin olması gerekmektedir. Anne adayları bu dönemde bir psikologdan yardım almalı ve bu durumun üstesinden gelinmelidir.
Bir bebek sahibi olmak, anne olmak hemen hemen her kadının kaçınılmaz iç güdülerinden birisidir. Gebelik dönemi kadın yaşamında fizyolojik, ruhsal ve sosyal değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere uyumu gerektiren önemli bir süreçtir. Gebeliğin öğrenildiği andan başlayan ve 40 hafta boyunca devam eden bebeğin dünyaya gelmesinden sonrada sürebilen duygu değişikliklerine rastlanır. Bir tarafta anne olmanın verdiği heyecan, annelik hissi, mutluluk rol oynarken diğer tarafta beğenilmeme duygusu, değersizlik hissi, halsizlik korku ve kaygılar baş göstermektedir.
Bu durum da eşlerin yani baba adaylarımızın gösterdiği ilgi oldukça önemlidir. Belki de normal ilişkilerinde gösterdikleri hassasiyetten daha hassas daha korumacı davranmalıdır. Özellikle cinsellikten kaçınmamalı, eşlerinden uzak kalmamalıdırlar. Genel olarak gebelerimizde ve eşlerinde yeni sorumlulukların kazanılması, sosyal ve ekonomik sıkıntılar, doğum ve bebeğin bakımı ile ilgili pek çok sorun yaşanabilir. Bu sorunlar beraberinde ağır bir yük ve stres oluşturur.
Anne oluyorsunuz evet dile kolay gelen belki de sadece bir kelimeden ibaret olan bir şey gibi ‘’Anne’’. Ancak yeni bir can, yeni bir kalp dünyaya getiriyorsunuz. Bizler sizin USG eşliğinde ilk kalp seslerini duyduğunuz anki heyecanınıza ortak olanlarız. O mutluluğu gözlerinizde gören ilk insanlarız. Bu nedenle aslında hep mutlu, o anki heyecanla kalmanızı isteriz.
Dokuz aylık bir serüven diye nitelendirirsek bunu aslında sadece dokuz ayla bitmiyor. Asıl serüvenin kucağınıza aldığınızda, kokusundaki huzur da başladığını görüyorsunuz. Gecesi gündüzü olmayan nöbeti bitmeyen tatlı bir meslek olarak da isimlendirebiliriz belki de.
Gebelik Depresyonununda Belirtiler
Sürekli üzüntü hali
Dikkat dağınıklığı
Çok az veya çok uzun süre uyuma
Normalde hoşlanılan aktivitelerin artık zevk vermemesi
Umutsuzluk
Ölüm kaygısı
İçine kapanma
Yalnızlık
Eşinden uzaklaşma
Sürekli ve aniden ağlamak
Cinsel isteksizlik
Aşırı unutkanlık
Hamilelik depresyonu mutlaka tedavi gerektiren bir durumudur, geciktirilmemelidir. Nasıl olsa doğumdan sonra geçer, gebeliğin getirdiği durumlardır düşüncesiyle ertelenmemelidir. Tedavi edilmediği taktirde hem anne hem bebek açısından çeşitli sakıncalar doğurabilir. Gebelik süresince çift olarak yada annenin psikolojik destekle ilerlemesi fayda sağlayacaktır. Hiçbir şey kaybettirmemekle beraber belki de daha sağlıklı bir süreç getirecektir.
Anne adaylarına bu dönemde ekstra destek vererek onun değerli olduğunu hissetmesi, kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Anne adayı bu dönemde yalnız bırakılmamalı ve bir psikologdan mutlaka yardım almalıdır. Toparlayacak olursak bazı anne adayları gebelik döneminde depresyona girebilir. Bunun sebepleri değişmektedir. Anne adaylarının bazılarında olan gebelik depresyon anneden anneye değişir. Bu depresyona müdahale edilmelidir. Anne adayları gebelikte girdikleri bu depresyon kötü sonuçlara yol açabilir. Bunun için anne adaylarının daha fazla dikkat etmesi gerekir. Anne adaylarının girdiği bu depresyondan daha hızlı çıkmaları ve kurtulmaları için yalnız bırakılmamalıdır. Yani yanında ona destek çıkabilen kişilerin olması gerekir eşlerin.
Annedeki Stresin Bebeğe Etkisi Nedir?
Erken doğumda artış
Düşük riskinde artış
Bebeğin dikkat eksikliğinin az olması
Duygusal anlamda problemler görülmesi
Hiperaktif bebekler
Bebeğin zihinsel fonksiyonlarında gerileme
Elinizden geldiği kadar stresten, üzüntüden kendinizi çekmeye çalışarak dengeli beslenmeye, uyku düzeninize özen göstermeli sıkıntılarınızı,kaygı ve korkularınızı içinize atmamalı doktorunuzla uygun bir egzersiz ve spor planı yapmalı gerek duyulursa psikolojik destek almaktan kendinizi hiçbir zaman geriye çekmemelisiniz. Stres ve sıkıntı bebeği olumsuz durumlara sürükleyen başlıca nedenlerdendir.
Hayatta Hiçbir Yeni Sayfa Stressiz Heyecansız ve Emeksiz Açılmaz
Unutmayın ki aslında annelik en kutsal en özel ve ömür boyu süren bir meslektir. Bu meslek için ise en büyük emek sabırdır. Yeri gelecek kahkahalarınız yerini gözyaşlarına bırakacak, yeri gelecek gözyaşlarınız mutluluktan olacak. Siz dünyanın en güzel görevini yerine getiriyorsunuz, yeni bir kalp sizinle birlikte doğuyor. Aklımızdan çıkmamalı ki dünyaya gelen bir bebek değildir aslında aynı zamanda bir anne ve bir baba da onunla birlikte yeniden doğar.
Anne adaylarının yalnız bırakmamaları gerekir eşlerin anne adayı gebelikten şikayetçi ise bunun için depresyona giriyorsa, eşlerin destek olması yine çok önemlidir. Anne adayları gebelik istemediği halde gebe kaldıysa depresyona girmesi daha kolay olur. Ve gebelikte en büyük depresyona girme sebebidir. Anne adayının gerekiyorsa yardım alarak bu dönemi atlatması sağlanmalıdır. Anne adayı depresyona girdiği zaman çok belirti verir. Uyuma güçlüğü veya sürekli uyuma, kilo kaybı, iştah kaybı, yorgunluk, enerji eksikliği, intihar düşüncesi, zarar verme gibi belirtileri vardır. Bu belirtileri gözlemlediğiniz zaman mutlaka doktorunuza danışın ve yardım alın.
#### Gebelikte En Sık Yaşanan Problemler Nelerdir?
Kasık ağrıları: Gebelikte rastlanan kasık ağrıları önce 4-5.haftalarda gebeliğe yeni adım attığımız dönemlerde karşımıza çıkarken daha sonra da bebek büyüdükçe meydana gelebilmektedir. Embriyonun rahme yerleşmesi sırasında kasık ağrıları görülebilmektedir. Vajinal kanama olmadığı sürece endişelenmeyeceğimiz bir problemdir. Zaten şiddetli bir ağrı değildir, hareketlerimizi kısıtlamaz. Vajinal kanamalar: Özellikle gebeliğin ilk üç ayında meydana gelen lekelenme tarzında kanamalar olabilir ya da daha sonrasında ağrı ile meydana gelen kanamalar başta olmak üzere her birisi için hekiminizi bilgilendirmelisiniz. Göğüslerde hassasiyet ve ağrı: Östrojen ve progesterona bağlı olarak anne adaylarının göğüslerinde değişiklikler meydana gelebilir. Sık sık idrara çıkma hissi: Rahmin ve bebeğin büyümesi ile böbreklerin fonksiyonlarındaki değişimler neden olabilir. Bebeğin başının mesaneye basısı sonucunda genellikle artabilir. Bulantı ve kusmalar: Her gebe de meydana gelmese de bulantı ve kusmalar 12. haftaya kadar sürebilir ancak 12. haftadan sonra azalarak geçecektir. Halsizlik ve yorgunluk: Gebeliğin ilk 3 ayında meydana gelen bu değişiklik hormonal değişimler ile meydana gelmektedir. Anne adayında sürekli bir uyku hissi, uyku ihtiyacı yorgunluk ve halsizlik görülebilir. 3. aydan sonra bir nebze daha rahatlayacaksınız. Mide ve sindirim sistemi ile ilgili problemler: Gebelikte reflü olabilir. Mideyi yukarıya iten bebek ve rahim kaynaklı. Cilt problemleri: Bazı bölgeler kahverengileşerek kararabilir. Bu durumda göğüs uçları, karın, kasık ve göbek çevresi bölgesinde renk değişimi ve çatlaklar meydana gelebilir. Bunun için krem desteği almayı ihmal etmeyiniz. Kabızlık: Sindirim sistemi ile ilgili yaşayacağınız problemlerden dolayı kabızlık şikayetiniz olabilir Ayrıca gebeliğin son dönemlerinde hemoroid ve anal fissür de meydana gelebilir. Liften zengin beslenmeyi unutmayın ve tabii ki bol sıvı tüketmeyide. Hekiminizin önerisiyle şurup desteği almanızı öneririm.
#### Gebelikte Evcil Hayvan Beslemek Bebeğe Zarar Verir mi?
[lwptoc title="Gebelikte Evcil Hayvan Beslemek Bebeğe Zarar Verir Mi?"]
Gebelikte evcil hayvan beslemek bebeğe zarar verir mi? Gebelikte evcil hayvan beslemenin tedbirleri alındıktan sonra hiçbir zararı yoktur. Evinizde beslediğiniz küçük dostlarımızın aşılarının tam olması, sağlıklı ve temiz bir bakım ile bakıldıkları takdirde sizi hiçbir sorunla karşı karşıya bırakmayacaktır. Size hayvanlardan geçebilecek olan bazı bulaşabilecek bazı hastalıklar vardır. Bunların gebelik öncesinde veya gebeliğin başında önlemlerin ve tedbirlerin alınması gerekmektedir.
Köpek, kedi, kuş, tavşan vb. hayvanlarında taşıdıkları veya dolaylı yollarla bulaştırdıkları hastalıklar vardır. Bunlardan en önemlisi kedilerin bulaştırdığı “toksoplasma” enfeksiyonu. Bu enfeksiyona çok dikkat edilmelidir. Aksi takdirde doğuracağı problemler baya büyük problemlerdir. Toksoplasma kedi dışkısı bulaşmış sebze ve meyvelerin iyi yıkanmaması veya iyi pişirilmemesi yolu ile geçer.
Toksoplasma’nın Doğurduğu Sonuçlar
Düşük, erken doğum, anamoli bebek gibi sorunlara neden olmaktadır. Bu gibi ağır sonuçlarla uğraşmamak için evcil bir hayvanınız var ise hayvanınızın her türlü aşısını ve uygun ortamı ayarladıktan sonra sizinle kalmasının bir sakıncası yoktur. Bu hayvanların kaldıkları yerlerin hijyen kurallarına uygun olması gerekmektedir.
Eğer bu koşullar sağlanmaz ise bakteri üremeye başlar. Hamile bayanlar, evcil hayvanlarını tabii sevebilirler fakat çok fazla temas kurulması tavsiye edilmemektedir. Anne adayı mutlaka hayvana temastan sonra ellerini hiçbir yere sürmeden iyice yıkamalıdırlar.
Hayvanlarının bakımlarını, aşılarının, yaptıktan sonra rahatlıkla onlarla zaman geçirmeye ve beslemeye devam edebilirsiniz. Toparlayacak olursak gebelik döneminde evcil hayvan beslemenizin çok da sakıncası yoktur. Fakat hayvanlarla çok da yakın temaslar kurmamanız gerekmektedir. Yani evinizde evcil hayvan besliyorsanız tedbirleri almanız gerekmektedir. Hayvanlardan bulaşan bazı hastalıklar vardır.
Bu hastalıklarında önlemlerinin alınması gerekmektedir. Eğer evcil hayvan beslemeye kararlıysanız hayvanınızın aşılarının tam olması gerekmektedir ve hijyenik kurallarda beslenmelidir. Aksi takdirde bu hayvanlardan size hastalık geçebilir. Hayvanların taşıdıkları bazı enfeksiyon hastalıkları vardır. Bu hastalıklardan en önemlisi ise kedilerin taşıdıkları toksoplasma hastalığıdır. Toksoplasma hastalığı kedi dışkısına bulaşmış sebze ve meyvelerin iyi yıkanmaması sonucunda geçen bir hastalıktır.
Toksoplasma Gebelerde
Düşük, erken doğum, anamoli bebek gibi problemlere yol açar. Bunun için bu hastalıklardan korunmak gereklidir. Hayvanınızı aşılarını ve uygun koşullarını hazırladıktan sonra sizinle kalmasında bir sakınca yoktur. Bizlerle iletişime geçerek bu konu hakkında merak ettiğiniz sorularınıza cevap bulabilirsiniz.
#### Gebelikte Folik Asit
Folik asit, gebeliğin sağlıklı ilerlemesine katkıda bulunan
bir B vitaminidir.
Folik asit tablet kana çabucak karışır. Rafta uzun yıllar da
bekleyebilir. Gebelik sürecinde iken anne karnındaki bebeğin, sonrasında ise
bebeğin ve gebenin bedensel ihtiyacını karşılar. Bu nedenle folik asit desteği
gebelikte bebeğin ve annenin sağlığı için önemlidir.
Folik asit kullanımı
en sık rastlanan :
Spina bifida yani omurganın açık kalması ,Ensefalosel yani beynin kafatası kemiğinin
dışına çıkması ,Anansefali yani beynin gelişmesi gibi
hastalıkların görülme olasılığını %70 civarında azaltacaktır.
Ayrıca gebelikte diğer multi vitaminlerinde kullanımı ise
kalp ve böbrek hastalıklarından da kısmen korunulabilir.
Folik asit desteğine
ne zaman başlanmalıdır?
Gebeliğin ilk dönemlerinde folik asit takviyesi kullanmak
bebeğin gelişimine destek olmaktadır. Folik asite, gebelikten önce de
başlanmaktadır. Gebeliğin ilk 12 haftasına da daha sonrasında multivitamin ve
diğer vitaminlere geçilmek şartıyla sürdürmelidir.
Özellikle gebe kalmayı takip eden ve gebe kaldıktan sonra
nöral tüp defektinin önlenmesi açısından da en kritik zamanlamalardandır.
Folik asitin yanı sıra folik asit içeren gıdalardan da 200
mg alarak toplamda ortalama 600 mg folik asit kullanabilirsin bir günde.
Folik asitin fazlalığı nadir görülen bir sorundur.
Genellikle rastlanmaz. Eğer ola ki folik asit seviyesi yükselmiş ise bunların
alımını ve tüketimini kısıtlayabilirsiniz.
Sıradan bir multivitamin de ihtiyacı olan folik asiti
içerebilir. Kullandığınız multivitaminin içinde minimum 400 mcg folik asit
içermelidir.
Folik asit içeren
besinler nelerdir?
Ispanak, semizotu, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı
sebzeler,Turunçgiller gibi kimi meyveler ve suları
Mayalı yiyecekler, folik asit katkılı ekmekler ve
tahıllar,Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller
Siyah ve yeşil fasulye,Avokado, muz, çilek,Buğday
özü,Kuşkonmaz,Karaciğer,Ton balığı,Yumurta sarısı
Yoğurt
#### Gebelikte Folik Asit Kullanımı
Gebelikte folik asit kullanımı ve önemi. Folik asit, gebeliğin sağlıklı ilerlemesine katkıda bulunan bir B vitaminidir.
Folik asit tablet kana çabucak karışır. Rafta uzun yıllar da bekleyebilir. Gebelik sürecinde iken anne karnındaki bebeğin, sonrasında ise bebeğin ve gebenin bedensel ihtiyacını karşılar. Bu nedenle folik asit desteği gebelikte bebeğin ve annenin sağlığı için önemlidir.
Folik Asit Kullanımı En Sık Rastlanan
Spina bifida yani omurganın açık kalması,Ensefalosel yani beynin kafatası kemiğinin dışına çıkması,Anansefali yani beynin gelişmesi gibi hastalıkların görülme olasılığını %70 civarında azaltacaktır.
Ayrıca gebelikte diğer multi vitaminlerinde kullanımı ise kalp ve böbrek hastalıklarından da kısmen korunulabilir.
Folik Asit Desteğine Ne Zaman Başlanmalıdır?
Gebeliğin ilk dönemlerinde folik asit takviyesi kullanmak bebeğin gelişimine destek olmaktadır. Folik asite, gebelikten önce de başlanmaktadır. Gebeliğin ilk 12 haftasına da daha sonrasında multivitamin ve diğer vitaminlere geçilmek şartıyla sürdürmelidir.
Özellikle gebe kalmayı takip eden ve gebe kaldıktan sonra nöral tüp defektinin önlenmesi açısından da en kritik zamanlamalardandır.
Folik asitin yanı sıra folik asit içeren gıdalardan da 200 mg. alarak toplamda ortalama 600 mg. folik asit kullanabilirsin bir günde.
Folik asitin fazlalığı nadir görülen bir sorundur. Genellikle rastlamıyoruz. Eğer ola ki folik asit seviyesi yükselmiş ise bunların alımını ve tüketimini kısıtlayabilirsiniz.
Sıradan bir multivitamin de ihtiyacı olan folik asiti içermesi olası. Kullandığınız multivitaminin içinde minimum 400 mcg folik asit içermelidir.
Folik Asit İçeren Besinler Nelerdir?
Ispanak, semizotu, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, turunçgiller gibi kimi meyveler ve suları,
mayalı yiyecekler, folik asit katkılı ekmekler ve tahıllar, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller,
siyah ve yeşil fasulye, avokado, muz, çilek, buğday özü ,kuşkonmaz, karaciğer, ton balığı, yumurta sarısı,
yoğurt.
Gebelikte Soğuk Algınlığında Ne Yapılmalıdır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Hangi Durumlarda Acil Doktora Başvurulmalı?
Rutin
gebelik muayeneleri dışında gebeliğin hangi haftasında olur ise olsun kanama
durumunda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Her kanama hakkında
doktorunuzu mutlaka bilgilendirmelisiniz.
Karında
sertlik oluşmas halinde ancak bu sertlik düzenli aralıklarla kasılma şeklinde
meydana geliyorsa. Örneğin bir anda toplanıp beşer dakika ara ile yeniden
meydana gelen ve düzenli periyotlarla devam eden bir kasılma söz konusu ise ya
da rutin dışında herhangi bir sertlik hissettiğiniz zaman doktorunuza
başvurmalısınız.
Gebeliğin
12. Haftası veya 36.haftası hiç fark etmeksizin herhangi bir haftasında vajinal
su gelmesi az veya çok olması durumunda mutlaka hekiminizi bilgilendirmelisiniz.
Ani tansiyon
değişimleri veya 130-90 üzerinde düzenli yükselerek seyreden tansiyonlar da
herhangi bir belirti hissetmeseniz bile sizi rahatsız etmese bile tansiyon
yüksekliğinde doktorunuza başvurmalısınız.
Vücudun
tümünde oluşan kaşıntılarda doktorunuza haber vermelisiniz.
Ateşli
hastalık ya da gribal enfeksiyon durumlarında doktorunuza başvurmalısınız.
Yüksek ateşten mutlaka haberdar etmelisiniz.
Yüz de el de veya ayaklarda şişme ile meydana gelen yüzde uyuşukluk veya aniden görmede bulanıklık durumunda doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.
Gebelikte Vajinal Akıntı ile ilgili yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Hangi Kanamalar Tehlikelidir?
Gebelik ile birlikte meydana gelen kanamalar lekelenme dahi
olsa mutlaka anne adayını endişelendirir ve canını sıkan kanamalar olur. Peki
her kanamadan korkmalı mıyız? Her kanama bizim için risk midir? Hangi kanamalar
karşısında gerçekten endişelenmemiz gerekir?
Ya da en çok sorulan
sorulardan birisi : Gebelikte adet olunur mu? Meydana gelen kanamaları adet
olarak değerlendirmek normal midir?
Hayır, bazı kandılar gebe kaldıktan sonra bir kez veya
birkaç kez adet olduklarını düşünürler. Ancak gebelikte adet görülmez. Zaman
zaman kanamalar olabilir ancak mutlaka her kanamadan, lekelenme dahi olsa
hekiminizin haberi olması gerekmektedir. Kanamalar gebelik sürecinde olağan
dışı bir durumdur. Adet kanaması görmek, üreme çağında olan ve gebe olmayan
kadınların döngüsel kanamalarıdır. Bu nedenle vajenden gelen her kanama gebelik
dönemi ya da dışında adet olarak nitelendirilemez.
Kanama gebeliğin ilk haftalarında ise rahme yerleşme ve
rahmin genişlemesine bağlı kanamalar olabilir ancak lekelenme şeklinde meydana
gelir ya da pembe akıntılar şeklinde. Bu
kanama şeklinde hekiminize başvurmanız gerekmektedir.
Gebelikte kanamaların hiç birisi normal kabul edilemez.
Hepsi doktor kontrolü gerektirmektedir. Nedenleri arasında :
Dış gebelikMoll gebeliği Plesanta previa Dekolman plasenta gibi nedenlere bağlı olablir.
Bunların her birisi de çok önemli maddelerdir.
Lekelenme ve kanamalar da birbirinden farklı iki başlıktır.
Lekelenme damlamalar şeklinde pembe veya kahverengi akıntılar ile meydana
gelirken, kanamalar ped ped doldurur ve yoğun kanamalar ile meydana gelir. Bu
kahverengi lekelenmeler gebeliğin başlarında embriyonun tutunmasından kaynaklı
iken normal olarak kabul edilir. Ancak gebeliğin ilerleyen haftalarında açık
renk kırmızı renk ve yoğun kanamalar kesinlikle normal kabul edilmeyen bir
durumdur.
Gebelik haftalarına göre sınıflandırdığımızda ise :
İlk 3 ayında kanama, dış gebelik,düşük,yerleşme kanaması
kaynaklı olabilir.
15.hafta itibari ile 18. Gebelik haftasına kadar meydana
gelen kanamalar, geç düşüklerden kaynaklı olabilirken,
Gebeliğin son trimesterında bebeğin eşinden kaynaklı
kanamalar meydana gelebilir. Plesanta previa yani ağrısız kanama ile kendini
gösterirken, plasentanın zamanından önce ayrılması ise kanamaya ağrı da eşlik
eder bu durum ise plasenta dekolman olarak isimlendirilir.
Tüm bunlara ek olarak artı bir durum ise bebek ile ilgili
olmayan ve gebelikte sıklıkla yaşanan şikayetlerden olan kabızlık,
hemoroid,basur gibi makattan kanama meydana getirebilir. Anne adayının idrar
yolundan gelen bazı kanamalarda vajinal kanama ile karıştırılabilir.
Gebelikte kanama
şiddetlerine göre hangisinden korkulmalıdır?
Anne adayı genellikle sınıflandırma konusunda zorlanır,
çünkü kırmızı renk bir kanamanın miktarı korku getirdiği için hepsi aynı
düzeydedir. Bu nedenle mutlaka bir kanama durumunda hekiminize başvurmalısınız.
Kanamanın rengini ele aldığımız da ise kahverengi
lekelenmeler yoğun ve kırmızı kanamalara nazaran daha az endişe meydana
getirmektedir ve getirmelidir.
Tedavisi veya önlenme olasılığı olmayan düşük durumunda
ağrılı kanama, tam olarak gerçekleşemeyen düşükte ağrılı parça parça kanamalı
olarak da dokuyu dışarıya atar. Kasılmalar bu kanamaya eşlik eder. Ağrılı ve
yoğun kanama ile meydana gelen kanamalar düşük ile sonuçlanabilir. Erken
düşükler bu şekilde meydana gelir iken, geç düşükler ise 12.haftadan sonra
20.haftaya kadar rahim ağzı yetmezliği ile meydana gelir ve amnion mayi ile
birlikte açık renkte kanama ile meydana gelebilir.
Aynı zaman da farklı bir kanama durumu ise cinsel ilişki sonrasında meydana gelebilir. Yine de doktorunuza haber vermenizi öneririm.
Gebelikte Sigara İçmenin Anne ve Bebeğe Zararları Nelerdir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelikte Yapılması Gereken ve Yapılmayacak Aşılar Nelerdir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Hafta Hafta Gebelik adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Saç Boyatılır Mı?
Her anne adayının çok merak ettiği bir soru olan hamilelikte saç boyatılır mı? Her anne adayı hatta her kadın güzel görünmeyi ister bunun için bayanların en iyi ve en sevdiği aksesuarları olan saç, anne adayları için de önemli bir unsurdur. Anne adayları gebe kaldığını öğrenmeden önce de saç boyattığında tıpkı hamileyken saç boyatmak kadar korkarlar.Çünkü kimyasal maddeye maruziyetten kaygılanırlar.
Net ve ispatlanmış bir bilgi olmuş olmasa dahi saç boyalarındaki kimyasalların bebeğinize zarar verme olasılığı vardır ve hatta ciddi bir olasılıktır. Anne adaylarının saç boyatmaya 16.haftadan sonra başlamalarını tavsiye etmekteyiz. Bu 16 haftaya kadar bebeğinizin organları gelişmektedir.Özellikle ilk 12 hafta organların gelişme ve dış etkenlere en çok maruz kaldığı bir süreçtir. Bebeğinizi bu süre zarfında hem dış etkenlerden hem de yaşam şekli olarak en kırılgan olan bu dönemde daha çok korumalısınız.
Boyalardaki kimyasallar bebeğinizde çeşitli anamolilere sebep olabilir Bebekte zihinsel bozukluklar,zeka geriliği, nörolojik problemler olabileceği iddia edilmiştir. Ancak ispat edilen bire bir suçlanan etken-anomali ilişkisi henüz doğrulanmamıştır. Fakat anneye düşen görev bebeğinizi her türlü kimyasal maddeden uzak tutmalısınız.Saç boyama yanında bazen düzleştirme,açma veya perma gibi iki kimyasal kullanılarak yapılan uygulamalar ise tavsiye edilmez. Bu lohusalık dönemi içinde aynıdır. Saçınızı 16.haftadan sonra eğer sosyal bir zorunluluk söz konusu ise saç diplerine dokunmadan organik boyalarla boyatmamıza izin verilebilir. Nispeten 16 gebelik haftası bebeğinizin organlarının temellerinin atıldığı ancak olgunlaşma sürecinin tam olarak tamamlanmadığı bir süreçtir ki , bu dönemde anne adayları oldukça dikkat ederek marka ve maruziyet süresini göz önüne alarak uygulatmalıdır.
Ancak eğer anne bir kuaför yada salonda çalışan bir kişi ise ve dolayısı ile saatlerce kimyasallara maruz kalıyorsa bu konuda yapılan ancak sınırlı sayıda çalışma mevcut olmasına rağmen yaklaşık haftada 40 saatten fazla kimyasala maruz kalınıyor ise bu kadınların düşük oranlarında artış bildirilmiştir. Anne karnındaki Bebek daha fazla kimyasallarla karşılaştığı zaman zarar görebilir ki bu grup çalışana çalışma alanında yeme içme yapmamasını, eldiven kullanmasını ve boya odalarında iş bitimi ayrılmasını tavsiye etmekteyiz .
#### Gebelikte Şeker Yükleme Testinin Önemi
Günümüzde en yaygın hastalık olan obezitenin varlığı ve en yaygın endokrin hastalık olan diyabet olması nedeniyle gebelikteki yükleme testleri dahada önem kazanmıştır.Anne adayları gebelikten öncede diyabet yani şeker hastası olabilirler. Bunun önceden teşhisinin konması gerekir. Bunun içinde aile hikayesi olan yada obez olan ve yahut polikistikover sendrom gibi risk altında olan hastalara şeker yükleme testinin yapılması gerekir. Anne adaylarına ise şeker yükleme testini kadın doğum hekimleri 6. Gebelik ayında yapmaktadırlar. Bu test oldukça kolaydır ve hamilelik döneminde yapılması gereken bir testtir. Anne adaylarına 50 gr glikoz içirilir ve 1 saat sonra kanda glikoz seviyesi ölçülür. Bu işlem gebeliğin ortalama 24-28 haftalar arasında yapılmaktadır. Bu testin sonucunda 140 mg/dl altında çıktığında hiçbir sorun yoktur. Eğer bu rakamın üstünde bir sonuç varsa anne adayında gebelik döneminde ortaya çıkan gestasyonel diyabet veya glukoz entolaransı vardır. Bu bazı anne adaylarında gebelik bitene kadar devam ederken bazı anne adaylarında kalıcı hale gelebilmektedir. Fakat çoğunlukla hamilelik dönemi sonrasında geçmektedir. Gestasyonel diyabetin normal diyabete oranla annenin iç organlarına çok riski yoktur. Ancak bebeği ve gelişimini etkileyeilir bu nedenle annenin biraz daha fazla beslenmesine dikkat etmesi gerekmektedir. Anne adayı beslenmesine, günlük aktivitelerine,stresten de oldukça uzak durmaya özen göstermesi gerekmektedir.
Anne adayları gestasyonel diyabet tanısı almışsa bazı belirtiler gösterir.Bunlardan bazıları huzursuzluk, kilo kaybı veya alımı ,çabuk acıkma,aşırı miktarda yemek yeme hissi,çok susama,yorgunluk gibi belirtiler gözlemlenmektedir. Anne adayları bu belirtileri kendisinde gözlemlemiş olursa gebeliğin hangi döneminde olursa olsun mutlaka doktoruna başvurmalıdır. Anne adayları gebelik döneminde kendilerine daha dönük olmalı ve değişikliklere daha fazla dikkat etmelilerdir.
Anne adaylarında gebelikten önce şeker hastalığı olması halinde kan şekeri seviyesini kontrol etmek daha güçtür. Bu durumda bir endokrinoloji uzmanı ile beraber hareket edilmelidir.Anne adaylarına şeker yükleme testi 24-28 haftalar arasında kendilerine teklif edildiğinde korkmamalıdırlar. Yapılan teste önce 50 gr. glikoz içirilir,1 saat sonra kanda glikoz seviyesi kontrol edilir.Burada çok az miktarda şeker alımı söz konusudur bu miktardaki şekeri günlük hayatta çoğu kez almaktadırlar.Bir dilim kek,pasta veya kola alımı ile dahi burada alınandan daha fazla şeker almaktadır.Bu nedenle bu test ile ilgili olarak hatalı bilgilerden uzak kalmalılar.
Gestasyonel veya önceden diyabeti olan gebelerde kan şekeri seviyesini ne kadar düzenli olması sağlanır ise diyabetin bebekte yarattığı riski o kadar azalır. bebeğin aşırı iri olması,bebeğin suyunda artış,kardiyak anomaliler,akciğer gelişiminde gecikme gibi doğumsal sorunlardan koruyacaktır.Böylece pek çok bebek diyabetten etkilenmeden doğması sağlanacaktır.
#### Gebelikte Sigara İçmenin Anne ve Bebeğe Zararları Nelerdir?
Gebelikte sigara kullanımı kesinlikle desteklenmeyecek bir durumdur. Sigara kokan kıyafetlerden yüz kırışıklarına, kalp rahatsızlıklarından solunum ve akciğer hastalıklarına kadar sigara içmenin zararlarını hepimiz biliyoruz. Eğer gebelik var ise veya gebe kalma ile ilgili herhangi bir planınız mevcut ise ve hala sigara içiyorsanız, artık içinizde bir kalp daha var, kendinize vereceğiniz her zarardan artık ne yazık ki o da etkilenecek. İki kalbiniz ve sizin dışınız da da nefes alan bir minik var.
Bence sigarayı bırakmak için
yeterli bir sebep.
Gebelikte Sigara Kullanım Nasıl Etkiler?
Karbonmonoksite maruz kalmasına sebep olur, oksijenini kısıtlar. Kalp atışının artmasına solunum hareketlerinin azalmasına neden olur.Plasentanın kısmen ya da tamamının rahim ağzının kapamasına neden olabilir.Düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya gelmesine neden olur.Erken membran rüptürü meydana gelebilir.Preterm doğum.Kalp, kol, bacaklar, kaslar, kafatası gibi diğer bölgeleri içeren doğum kusurları.Gebelik kaybı.Ani bebek ölümü. Karın ağrısı.Solunum enfeskiyonu. Astım.Düzensiz kilo alımına neden olabilir.
Sigarayı bırakmak için kendinize bu yazıyı okuduktan sonra söz verin:
Sigarayı bırakma sebeplerinizi listeleyin. Bence en büyüğü bebeğiniz.. Evinizde, iş yerinzde çantanız da sigara bulunmasın.Bir şeyler atıştırarak sigara içme arzusunu yok edin.Fiziksel aktiviteler edinin, spor yapın.Desteğe ihtiyacınız olduğunda biri ile konuşun. Her sigara içme arzusu geldiğinde elinizi karnınıza götürün. Bebeğinizi hissedin.
#### Gebelikte Sıvı Tüketimi Neden Önemli?
Gebelikte sıvı tüketimi çok önemli bir yere sahiptir. Gebelikte beslenme yazimda da bahsettiğim gibi annenin sıvı alımınım çok önemli bir yere sahip olmasıdır.
Gebelikte alınması gereken bu sıvı ihtiyacı sadece sıvıdan alınmak zorunda değildir. Meyve suyu, çay, soda, sıvı değeri yüksek olan besinler bunlardan bazıları.
Bir gebe günde yaklaşık 10-12 bardak su içmelidir. Eğer gebelik yaz aylarında ise bu daha fazla olabilir.
Bol sıvı alınması annenin kabız olmasının da önüne geçmektedir. Annenin sıvı tüketiminin iyi olması anne ve bebegin sıvı-elektrolit dengesinin de iyi olmasına işarettir.
Annenin bol sıvı tüketiminin her yönden faydaları vardır. Cildinin kuru olmasını önler ve böylece hamilelik esnasında oluşan çatlaklarında oluşmamasında büyük rol oynar.
Ayrıca gebenin sıvı tüketiminin iyi olduğu durumlarda annede ödem de gelişmemiş olur. Anne alaylarında ödem istenen bir durum değildir. Ödemin olmaması için ise sıvı tüketiminin iyi olması gerekmektedir.
Anne ph değeri düzgün yani olması gerektiği gibi ne asidik ne bazik yani ph değerinin 7(nötr) olması gerekmektedir. Toparlayacak olursak gebelikte sıvı tüketimi oldukça önemli bir konudur. Gebelikte sıvı tüketiminin günde en az 10-12 bardaktır. Eğer gebelik yaz aylarında ise bu sayı dahada artmalıdır. Anne adaylarının sıvı tüketimlerinin iyi olması birçok yönden işine gelecektir. Annenin sıvı tüketimi az olursa da sıkıntılar çekecektir. Annenin sıvı tüketiminin az olması bebeğinizde hem amnios sıvısının az olması hemde sıvı-elektrolit dengesinin düşük olması anlamına gelir. Bunun için anne adaylarının sıvı tüketimlerinin ortalama kadar olması gerekmektedir.
Anne adayları sıvı tüketimini sadece sudan karşılamazlar. Birçok sulu gıda,meyve suyu,süt,çay gibi içeceklerde annenin sıvı tüketimine ektir. Bunlarla beraber 0,5-3 litre en az sıvı olmalıdır bir gebe günlük. Anne adayının sıvı tüketiminin iyi olması ödem riskinide azaltmaktadır. Ödem gebelikte istenen bir durum değildir. Sıvı tüketiminin yanı sıra tuz tüketiminin az olması gerekir. Sıvı tüketiminin yararları saymakla bitmiyor. Sıvı-elektrolit düzeyini korumaktan tutunda cildinizin güzelliğini sağlıyor ve kurumasını önlüyor bunun için gebelikte sıvı tüketimi oldukça önemlidir. Anne adayları yanlarında sürekli su taşırlarsa bu onların işlerine gelir. Her akıllarına geldiğinde su içebilirler.
#### Gebelikte Soğuk Algınlığında Ne Yapılmalıdır?
Gebelikte soğuk algınlığında ne yapılmalıdır? Nasıl Tedbirler almalısınız yazımızda anlatıyoruz.
Gebelikte soğuk algınlığı ve gripte belirtiler nelerdir?
Burun akıntısı, halsizlik, öksürük, ateş, iştah kaybı, boğaz ağrısı, vücutta ağrı, titreme, üşüme, terleme gibi maddeler belirtiler arasındadır.
Gebeyken Grip Olunca Ne Yapabilirim?
Önceliğiniz bol bol dinlenmek olmalıdır. Bol bol sıvı tüketmek de ikinci en çok dikkat etmeniz gereken madde olmalıdır. Boğaz ağrınız veya öksürüğünüz varsa ılık su ile gargara yapabilirsiniz ancak gargara yaptığınız su kesinlikle sıcak veya soğuk olmamalıdır. Burun tıkanıklığında ise bir burun damlası veya burun mukozasını yumuşatmak için deniz suyu gibi spreyler kullanabilirsiniz. Tıkanıklığı azaltmak için ise sıcak buhar makinesi kullanabilir veya ılık nemli hava soluyabilirsiniz.
Buhar makinesi çalıştırabilirsiniz ya da en basit yöntemlerden birisi olan yüzünüze tencerede kaynamış ılık su buharını tutarak soluyabilirsiniz. Ilık veya sıcak duş alabilirsiniz. Çorba tüketimine özen gösterebilirsiniz. Boğaz ağrısını hafifletmek için ılık bir fincanda doğal bal ile limon ekleyerek içebilirsiniz. Yoğurtta bulunan yararlı bakteriler ve probiyotikler solunum yolları enfeksiyonunun iyileşmesinde oldukça etkilidir. Gebe iken vücudunuzun değişimler yaşadığı açık ve nettir.
Ancak bu değişimlerden en önemlisi bağışıklığınızın düşük olmasıdır. Bağışıklığınızın düşük olmasının da yanı sıra gebe iken her ilacı kullanamamak da olumsuz yönlerden birisidir aslında. Bununla da birlikte aynı zamanda anneleri viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı daha savunmasız bırakmaktadır.
Peki Grip Olmamak İçin Ne Yapmalıyım?
Virüslerle olabildiğince temas etmemeye çalışabilirsin. Özellikle kış aylarında toplu taşımadan uzak durmak, elleri düzenli yıkamak, direncin düşmemesi için doğru beslenmek, grip olan kişi ile aynı ortamda kalmamak, tokalaşmamaya özen göstermek de grip olmamak için yapılması gereken maddeler arasındadır.
Gebelikte Grip Olmak Bebeği Etkiler Mi?
Gebelikte grip olmak, anne karnındaki bebeği aslında çok fazla etkilemez. Ancak buradaki en önemli maddelerden birisi ateştir. Ateş çok fazla yükselir ise 39 dereceyi geçer ise bazı riskler söz konusu olması olası. Hatta gebeliğin son haftalarında grip olmak buna bağlı ateş yükselmesi de erken doğum ile farklı etmenlere neden olması mümkün. Bu yüzden eğer gebe iken grip olduğunuz da ateş yüksekliğiniz olur ise muhakkak doktoruna başvurmalısın. Gebelikte soğuk algınlığında ne yapılmalıdır? Sorunun cevabını yazımızda açıklamaya çalıştık. Değindiğimiz noktalar dışında ki sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Gebelikte Folik Asit Kullanımı Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Ultrason
Günümüzde obstetric ultrason gebelik muayenelerinin en başından bebeğimizi kucağımıza alana kadar büyük bir önem taşımaktadır.
Yalnızca ultrason sıklığı gebeye göre değişebilir, herhangi bir risk taşıdığı sıkı takip gerektiği durumlarda daha yakından ve daha sık görüşmeyi talep etmekteyiz.
Beta HCG değerim kaç olduğunda bebeğimi ultrasonografi yöntemi ile görebilirim?
Gebeliğinizi yeni öğrendiğiniz zamanlarda, ilk adet gecikmesini fark edip kan verdiğiniz zaman Beta HCG değerimiz 100- 300 gibi rakamları arasında olduğu taktirde hemen göremeyebilirsiniz. Evet, bu rakam sizin gebe olduğunuzu gösteren rakamlardır. Ancak ultranografide görebilmek için bebeğimizi biraz daha büyütmemiz gerekir.
Bu süreçte önceliğimiz keseyi görmektir. Rakam 1000 civarına ulaştığında çok rahatlıkla vaginal ultrasonda gebelik kesesi görülebilir.
Karından bakıldığı zaman göremez miyiz? Sorusu gelir anne adaylarımızın aklına ya da karından ultrasona ne zaman başlanacak
HCG değeriniz 5000 rakamını gördüğünde karından obstetric ultrasonografi ile bebeğimize merhaba demek mümkündür. Gebelik haftasına göre planladığımız zaman sekiz haftaya kadar trans vaginal sekiz hafta itibari ile karından ultrasonografi ile devam edilebilir.
Gebeliğin her ayında farklı bulgulara dikkat edilir. Örneğin gebeliğin ilk aylarında bebeğin kilosu ölçülmez sadece kalp atımı ve kese büyüklüğü gibi değerlendirmeler yapılır.
Ultrason değerlendirmesi ile yaklaşık olarak %30-35 oranında bebekte anomali olsa bile saptanamayabilir.Bebekteki gelişim bozukluklarına büyük olasılıkla saptansa da her zaman hepsini tespit etmesi imkansızdır. Ayrıca ultrason genetiği hakkında kesinlik demek değildir.
Anne ve baba adaylarımızın aklına gelen sık sorulardan bir tanesi daha, sık yapılan ultrason bebeğe zarar verir mi?
Ultrasonografinin bebeğe hiçbir zararı bulunmamaktadır. Radyasyon içermez. Sık aralıklarla yapılsa bile herhangi bir zarar verme olasılığı yoktur.
Peki genel olarak ultrasonografiyi neden yapıyoruz?
Gebelik var mı? Rahim içerisinde mi? Son adet tarihimizle uyumlu mu ?
Gebelik canlı mı?
Fetal kalp normal mi?
Bebeğimin ense kalınlığı normal mi?
Bebeğimin kilosu tahminen ne kadar?
Haftasına göre uzuv gelişimleri normal mi?
Bebeğin eşi ( plesantası ) normal mi? Doğru yerleşiml mi?
-Bebeğin plasentası doğum yolunu kapatıyor mu ?
- Ayrıntılı ultrason olarak adlandırdığımız dönemde bebeğimde gelişimsel bir problemi var mı? İç ya da dış organlarında sorun var mı?
Bebeğin kas tonusu ve solunumu değerlendirilir.
Erken doğum riskinde rahim ağzı ölçülebilir.
Cinsiyeti nedir?
Amniosentez ve CVS gibi işlemlerde kullanılır.
Gebelik süresince üç ya da dört boyutlu ultrasonun önemi nedir?
Tüm gebelik boyunca üç veya dört boyutu ultrasonun yapılması rutin olarak şart değildir. Ancak elbette anne ve baba bebeklerini üç veya dört boyutlu olarak görmek isteyecektir. Bu ultrason biçimleri yalnızca ailenin yüzünü, ellerini vs görmek istemesinden dolayı yararlanabilen mutluluk verici bir teknoloji olarak değerlendirebiliriz.Fakat bebeğin sağlıksal durumunu değerlendirmek ve araştırmak için rutin olarak yapılan iki boyutlu ultrason yeterlidir.
#### Gebelikte Vajinal Akıntı
Gebelikte Akıntı Nasıl ve Hangi Renk Olur? Her gebede akıntı olur mu? Normal midir? Gebelikte vaginal akıntı gebeliğin hangi döneminde başlar? Gebelikte akıntı ne kadar süre devam eder? Belli bir haftadan sonra geçmesi beklenir mi? Gebelikte akıntının nedenleri nelerdir? Gebelikte kahverengi akıntı normal mi? Gebelikte beyaz akıntılar normal mi? Sorularını başlıklar halinde cevaplıyoruz.
Gebelikte Hormonlara Bağlı Akıntı Nasıl Olur?
Genellikle gebelikte karşımıza çıkan akıntılar beyaz renk
olur. Ya da sarı veya belki biraz daha koyu renkli. Koku veya kaşıntı olmadığı sürece
endişelenmeyiz. Kaşıntı ve koku olduğu zaman enfeksiyon akıntısından
şüphelenebilir ve kültür alınması istenebilir.
Her Gebede Akıntı Olur mu? Normal midir?
Kaşıntı yaratmayan ve kokusuz akıntı her gebe de olabilir.
Her gebe de olması beklenir. Gebelikten önceye kıyasla gebelikte akıntının
artması beklenen bir durumdur.
Gebelikte Vaginal Akıntı Gebeliğin Hangi Döneminde Başlar?
Gebelik ile birlikte yani 6-8. Haftasında akıntı miktarında
artış izlenir. Gebelikle birlikte artan östrojen ve progesteron seviyesi
vücutta ciddi ölçüde değişiklikler meydana getirir. Gebeliğin ilk haftalarıyla
birlikte vaginal akıntıda artış başlar.
Gebelikte Akıntı Ne Kadar Süre Devam Eder?
Hayır. Gebeliğin ilk haftaları ile artış gösteren akıntı
miktarı gebelik boyunca devam etmesi beklenir. Bir süre sonra geçmesi beklenmez. Hatta hamilelik sonrasında yani
lohusalık dönemi boyunca da devam edebilir. Doğum sonrasında lohusalık akıntısı
başlar bu kez. Başlangıçta doğumdan sonra koyuyken 3-4 gün sonrasında rengi
yavaş yavaş açılır. Kahverengiden sarıya döner. Doğumdan sonra yaklaşık sekiz
hafta kadar devam edebilir.
Gebelikte Akıntının Nedenleri Nelerdir?
Hormonların yükselmesinden kaynaklı olarak vajinal akıntı
artabilir. Doğum sonrasında oluşan akıntının nedeni ise hormonal iniş ve
çıkışlardır.
Gebelikte Kahverengi Akıntı Normal mi?
Lekelenme şeklinde ise edişelenmenizi istemeyiz. Ancak
gebelikte kahverengi akıntı koku ve yoğunca devam ediyorsa doktorunuza
başvurmanızı öneririz.
Gebelikte Beyaz Akıntılar Normal mi?
Evet yukarda da bahsettiğimiz gibi gebelikte beyaz akıntılar yükselen hormonlardan kaynaklı olmakla birlikte normal olarak değerlendirilebilir. Önemli olan madde açık beyaz renkli ve kokusuz olduğundan emin olabilmektir. Emin olduktan sonra herhangi bir şekilde endişelenmenize gerek olmayacaktır.
Gebelikte Hangi Durumlarda Acil Doktora Başvurulmalı? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Gebelikte Yapılması Gereken ve Yapılmayacak Aşılar Nelerdir?
Hepatit-B Aşısı
Annenin taşıyıcı olması durumunda doğumun gerçekleşmesinin ardından ilk 12 saat içerisinde bebeğe hepatit-B aşısı uygulanmalıdır. Şayet eğer anne değil baba taşıyıcı ise annenin gebelik döneminden önce aşı yaptırması gereklidir. Eşi hepatit-B taşıyıcısı olan kadınlar aşı ile korunması sağlanmalıdır. Eğer aşısı yok ise gebelik döneminde aşı yaptırmalıdır.
Gebelikte Grip Aşısı
Grip her sene kendisini yenileyerek karşımıza çıkar. Zorunlu olmasa da gebelerin grip aşısı olmasında herhangi bir sakınca yoktur. Gebelikte grip aşısı hiçbir şekilde gribe yol açmaz.
Gebelikte Tetanos Aşısı
Gebeliğin ilk ikinci veya üçüncü ayında tetanos aşısı yapılabilir.
Gebelikte Megingokok Aşısı
Anne adayında meydana gelen menenjit salgıları nedeni ile yapılan bir aşıdır. Bu aşının anne adayına veya bebeğe herhangi bir zararı henüz tespit edilmemiştir.
Gebelikte Hangi Aşılar Önerilir?
Hepatit A: Yüksek riskli bir durumda gerek görülüyor ise yapılabilir.Hepatit B: bazı durumlarda tavsiye edilir. Grip aşısı: Yaptırılabilir. Menenjit: Gerek görülür ise yapılabilir. Kuduz: gerek görülür ise yapılabilir. Sarı humma: Bulaşma riski çok yüksek ise hekim zorunlu görürse yapılabilir.
Gebelikte Hangi Aşılar Önerilmez?
HPV: Önerilmez. Kabakulak, Kızamık, Kızamıkçı: Sakıncalıdır.Plio: Teknik olarak yapılması önerilmez. Suçiçeği: Sakıncalıdır. Verem aşısı: Sakıncalıdır. Sarı humma: Bulaşma riski çok yüksek ise hekim zorunlu görürse yapılabilir.
#### Gebelikte Yolculuk Tehlikeli mi?
Gebelikte yolculuk ilk 3 ay ve son 3 ay çok tercih edilen bir durum değildir. Gebe zorda kaldığı zaman yolculuk yapması gerekmektedir. Sık seyahat etmek sizin ve bebeğiniz için iyi değildir. Yapılan yolculuk sürelerinin 6 saati geçmemesi istenmemektedir. İlk 3 ayda yolculuk tavsiye edilmemesinin sebebi,ilk 3 ayda aşerme, bulantı, kusma, çabuk yorulma gibi durumlar sizi zora sokabilir. İlk 3 ay bunlardan dolayı yolculuk çok tavsiye edilmemektedir. Son 3 ayda ise karının büyümesi ve çarpıntı gibi sorunlardan dolayı yine yolculuk çok tavsiye edilmez.
Yolculuk yapmadan önce doktorunuza mutlaka danışmanız gerekmektedir. Bir muayene sonrasında yolculuk yapmanız sizin için çok daha sağlıklı olacaktır. Yolculuk süresince ara ara molalar vererek dinlenmeniz gerekmektedir. Yolculuk sırasında mutlaka emniyet kemerinizi takın. Otobüs yolculukları hamileler için çok tercih edilen yolculuklar değildir. Yolculuk yapılırken bacakların sürekli aşağı doğru durması dolaşımı yavaşlatacak ve bacaklarınızın ağrımasına neden olacaktır. Bundan dolayı yolculuk sırasında bacaklarınızı uzatın veya mümkünse kalp seviyesinden yukarı koyarak dinlendirin ve dolaşımı hızlandırın. Yolculukta verilen molalarda oturmamanız dinlenerek yürümeniz dolaşımınızın normale dönmesini sağlayacaktır. Uçak yolculukları ise gebeler için daha rahat ve güvenilirdir. Seyahat edilirken rahat giysiler ve ayakkabılar giyilmelidir. Tuvalet ihtiyacınız geldiğinde mutlaka giderilmeli tutulmamalıdır. Emniyet kemeri takılı ve yanınızda atıştırmalık birşeyler olmalıdır. Yolculuk yapılmadan önce her gebenin doktorunuza danışması ve muayene olduktan sonra yolculuk yapması gerekir.
Toparlayacak olursak gebelikte yolculuk yapmak çok gerekli olmadığı şartlarda çok da iyi ve istenen bir durum değildir. Gebe kadının seyahat yapmadan önce mutlaka ama mutlaka doktor kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Yolculuk yapmasında bir sakınca yoksa gebe sık aralıklarla dinlenerek yolculuğunu yapmalıdır. Gebe kadınlar için çok oturmak iyi değildir. Verilen molalar da gebe kadının yürümesi gerekmektedir. Gebe için otobüs yolculukları tercih edilmemelidir. Gebe kadının yolculuk süresinde yanında atıştıracağı yiyecekler bulundurmalıdır. Gebe kadın kesinlikle emniyet kemerini takmalıdır.
Gebe kadın tuvalet ihtiyacını yolculukta sık sık gidermelidir. Gebeliğin son aylarında yolculuk hiç önerilmez. Karın çok büyüdüğünden büyük sıkıntılara yol açabilir. Bunun için yolculuk çok gerekli olmadığı takdirde yapılmamalıdır. Gebeler için en iyi yolculuk ,uçak yolculuğudur. Gebe kadın daha rahat ve kısa sürede yolculuk yapacağından yorulmamalıdır. Gebe kadın yolculuk yapmadan önce mutlaka doktor muayenesi olmalı ve izin almalıdır.
#### Gebelikten Önce Diş Tedavisi Neden Önemlidir?
Eğer gebelik düşünüyor iseniz, gebelik öncesi diş sağlığınıza özen göstermenizi tavsiye etmekteyiz. Peki gebelikten önce neden diş sağlığımıza dikkat etmeliyiz? Gebelikten önce diş tedavisi olmamız neden önemlidir?
Gebelik ile birlikte diş etlerinde oluşan enfeksiyon ile birlikte diş plaklarının düzenli temizlenmemesi diş etlerinde tümör oluşumuna yol açabilmektedir.Gebelik döneminde meydana gelen diş enfeksiyonlarının tedavisini tam almamız mümkün değildir. Kullandığımız ilaçlar ve antibiyotikler sınırlıdır. Mide bulantısı yoğun yaşanır ise, ağız da artan asit miktarı dişte sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle gebelik öncesinde tedavi edilmeyen dişler ile birlikte sorunlar daha çok artmaktadır. Bu nedenle gebelik öncesinde ağız bakımının düzenli olması ve sıkıntısız başlamak önemlidir. Diş etlerinde kanamalar artabilir. Gebelik döneminde beslenme düzeniniz değişeceğinden dolayı dişleriniz de var olan sorunların çözülmemesi sıkıntılarınızı daha da arttıracaktır.
Gebelik Öncesi Diş Tedavisinde Doktorunuz Neler Yapacak?
Öncelikle diş köklerinizi ve çürüklerinizi tespit etmek amacıyla hekiminiz sizden ağız için detaylı bir röntgen isteyecektir.Röntgenden sonra doktorunuz varsa çürükleri tespit edip tedavisini yapacaktır. Kanala kadar inen çürük durumlarını tespit edip kanal tedavisini de yapacaktır.Daha öncesinde yapılmış olan kanal tedavilerini ve eskimiş dolgularınızın da değişmesinin yapılması oldukça mantıklı olacaktır. Bu açıdan eskiyen dolguların yerine yenilerinin de değişmesinin uygun görülmesi durumunda bunlar da yenilenecektir.Diş etinde var olan hastalıkların ve sıkıntıların giderilmesi için doktorunuz bir tedavi de uygulayacaktır.Ayrıca gebelikte de artan hormonların plak oluşturmasıyla birlikte var olan plak sorunu ikiye katlanacaktır. Bundan dolayı doktorunuz plaklarınızı da temizleyecektir.Gebelikte uygulayacağınız ağız bakımı için öneriler almanızda fayda olacaktır.
Gebelik Öncesi Yapılmayan Diş Tedavileri Ne Gibi Sorunlara Yol Açar?
Ağız içerisinde özellikle tükürükte bulunan ve enfeksiyonlara yol açan “p.ginvalis” bakterisinin hamile kalmayı engellediği araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir.Bu bakterinin varlığı gebe kalma olasılığını 3 kat azaltmaktadır. Bundan dolayı gebelik öncesi ağız bakımınızı yaptırmanız oldukça önemlidir.Gebelik öncesinde diş tedavilerini yaptırmamanız bebekte prematüre ve düşük kilo gibi sorunlara yol açabilir.Ayrıca diş eti sorunları erken doğum ve düşük riskini de artırmaktadır.
Diş ağrısı ve diş eti sorunları gebe olmayan insanlarda bile büyük azaplara yol açarken hamile bir insanın nasıl zorlanacağı ortadadır.
Rahat bir hamilelik geçirmek adına dişlerdeki sorunları bu süreç öncesinde çözmek mantıklı olacaktır.
Normal Doğum Komplikasyonları Nelerdir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Genetik Faktörler Gebeliğe Engel Olur Mu?
Herkesin de bildiği ve istediği gibi çocuk sahibi olmak çok önemli bir duygudur. Hiçbir çift çocuksuzluğun getirdiği eksikliğini yaşamak istemez. Fakat bazı durumlardan dolayı anne ve baba adayları bunu yaşamak durumunda kalabiliyor. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı anne ve baba adaylarının çocuk sahibi olması ya gecikiyor yada gerçekleşmiyor. Buna katlanmayı hiçbir anne ve baba adayı istemez. Çocuk sahibi olmayı engelleyen bir çok sebep vardır. Bu sebepler çeşitli hastalıklar olabilir, genetik faktörler olabilir ve hatta nedeni belli olmayan infertiliteler olabilir.
Genetik faktörler de gebe kalmayı etkileyen durumlar arasındadır. Genetik faktörler gebeliği engelleyebilir. Tekrarlayan gebelik kayıplarına neden olabilir ki gebeliği engelleyen durumlar arasında en zor olanlardır. Genetik faktörlerin değiştirilme durumu yoktur ancak tanı konması durumunda çeşitli çıkış yolları oluşturulabilir. Genetik faktörlerden dolayı gebe kalmamanın açığa çıkartılması da oldukça maliyetlidir. Bu bozukluklar kromozom bozukluğu yada kromozom mutasyonu esnasında oluşmuştur.
Bazı kromozomal eksiklikler veya fazlalıklar sıklıkla infertilite pratiğinde rastlanmaktadır. Erkeklerde sperm yapımının olmayışı ile seyreden KLİFELTER sendromu veya kadında yumurtalığın gelişmediği TURNER sendromu yada sex kromozomlarının fazlalığı sıklıkla infertilite nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Otozomal kromozomlar arasında dengeli traslokasyonlar da kendisini bazen gebelik kayıpları yada gebelik olmaması olarak ortaya çıkarmaktadır. Y kromozomunda bulunan ve sperm yapımında etkili bir alan olan AZF bölgesi ve bu bölgenin mutasyonları da sperm yokluğu, azlığı ile kendini gösterecektir.
Genetik hastalıklar pek çok kez günümüzde tedavi şansına sahip olsa da bazen elimizin kolumuzun bağlandığı bir zayıf alanımızdır.
#### Genital Bölgeye Dolgu Enjeksiyonları
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı- Perinatolog Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor; Genital bölgeye dolgu enjeksiyonları Genital dolgu enjeksiyonları genital estetiğini bütünleyici bir operasyondur. Yapılan işlemlerde iç dudak estetiğinde olduğu gibi bozulmuş olan genital yapıda büyük dudaklar ağdaya bağlı ve lazere bağlı veya yılların acımasızlığına bağlı olarak bu bölgelere enjeksiyon yapılmaktadır.
Haberin devamı için linki tıklayınız;
http://webtv.radikal.com.tr/saglik/15633/genital-bolgeye-dolgu-enjeksiyonlari.aspx
#### Genital Dolgu
[lwptoc title="Genital Dolgu"]
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de genital estetiğe olan ilgi gittikçe artıyor. Şikayetlere bağımlı olarak da çözümlenerek uygulamalar gittikçe artış gösteriyor. Kadınlarda cinsel organ şekil bozuklukları genetik olduğu gibi normal doğum, ilerleyen yaş, menopoz, obezite, kilo alıp verme gibi nedenlerden kaynaklı renkte değişiklik, dış genital bölgede sarkmalar, hacimde kayıp söz konusu olması mümkün. Bu nedenle genital dolgu konusunu maddeler halinde listeleyecek olursak;
Dolgu İki Farklı Şekilde Uygulanabilir
Vulva bölgesi dolgu işlemleri
G noktası dolgu işlemleri
Vulva Bölgesi Dolgu İşlemleri
LabiaMajora adı verilen üzeri tüylerle kaplı büyük dudaklara iki materyalle dolgu işlemi yapmak mümkün. Bunlardan birisi liposuction yöntemiyle vücudun başka bir bölümünden alınan yağ dokusunun enjekte edilmesi ile elde edilen dolgu yöntemi. İkincisi hyaluronik asit içeren yapay hazırlanmış dolgu materyalleri. Son yıllardaki teknolojik gelişmeler sayesinde yapay dolgu malzemeleri kullanılarak yapılan uygulamalar oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Dolgu malzemeleri ile yapılan uygulamalarda sonuç hemen ortaya çıkmakta ve hastanın uygulama sonrası dinlenmesi gerekmemektedir. Dolayısıyla özellikle çalışan hanımlara zaman ve iş gücü kaybı yaşatmaması nedeniyle de tercih etmek mümkün. Liposuctiona göre daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Estetik göreceli bir kavramdır. Bu nedenle hastayla detaylı bir şekilde konuşularak tam olarak ne istediği oluşturulup ona istinaden işleme başlanır. Vulva dolgusu sonucu vajenin genel görüntüsü daha dolgun, canlı, parlak, pembemsi ve estetik açısından hoş bir görüntü sağlanır. Doktor kontrolü öneriyoruz.
G Noktası Dolgusu
G noktası embriyolojik gelişimde klitorisin vajende kalan bir artığıdır. Yerleşim olarak vajen 1/3 üst ön duvarında olduğu kabul ediyoruz. İlerleyen yaşla birlikte G noktası silinmesi mümkün. Bu nedenle de vajenmukozasından belirginliği azalır. Bu durum kadında cinsel hazzı olumsuz etkiler.
G noktası dolgusu hazır dolgu materyalleri kullanılarak yapılan kolay ve 5 dakika süren bir işlemdir. Dolgu yapılacak bölge dikkatlice belirliyoruz. Steril olarak temizlenir ve uygun dolgu materyali uyguluyoruz. Belli aralıklarla G noktası dolgusu tekrarlanarak uygulamak mümkün. İyileşmesi çok hızlıdır en geç üç gün içerisinde iyileşme görüyoruz.
Kadınlarda dış genital alanda yer alan üzeri tüylerle kaplı "Labia majora" adı verilen "büyük dudakla" veya "dış genital dudaklar" zamanla küçülüyor. Bu nedenle deri dokusu inceliyor ve sarkıyor.
Böylelikle zamanından önce yaşlanma belirtileri gösteriyor. Büyük dudaklardaki bu küçülmenin nedeni bu bölgedeki yağ dokusunun azalmasıdır. Buna bağlı olarak bu bölgede cilt katlantıları, sarkmalar, renginde solmalar, kırışıklıklar ile birlikte yaşlanma belirtileri ortaya çıkmaktadır.
İncelmiş ve hacmi küçülmüş genital bölgenin büyük dudakları yani "labia majora" lar kadınlarda bazı estetik kaygıları da beraberinde getirir. İşte bu nedenle dış dudaklara dolgu enjeksiyonları, özellikle de son yıllarda çok daha fazla tercih sebebi oluyor.
Büyük Dudaklar Neden İncelir ve Sarkar?
En büyük sebep yaşa bağlı gelişen o bölgedeki yağ oranının kaybıdır. Özellikle menopoz döneminde estrojen hormonunun azalması da büyük dudaklardaki incelmeye neden olması olası. Diğer nedenler arasında kolajen bağ dokusunun azlığı. Hormonal problemler, sigara kullanımı, sık güneş ışığına maruz kalma, kronik kaşıntılar. Sık mastürbasyon yapma ve kişinin kendi bünyesine bağlı yapısal sebeplerdir.
Genital Bölge Dolguları Hangi Amaçlarla Yapılır?
Genital bölge dolguları iki amaçla uyguluyoruz. Birisi dış genital bölgedeki küçülme, sarkma, renk solması (soluklaşma), yaşlanma ve incelmeleri gidermek. Diğeri ise labioplasti (iç dudak estetiği) geçirenlerde iç dudakların operasyon sırasında fazla kısaltılması nedeni ile gelişen estetik problemleri ve vajina içinin dışarıdan görünmesine bağlı rahatsızlıkları gidermek.
Dış Dudakların Dolgunlaştırılması Nasıl Yapılır?
Dış genital alanda yer alan büyük dudaklara dolgu iki şekilde yapılır:
- Hyaluronik asid dolgusu (nadiren)
- Yağ enjeksiyonları ile dolgu (daha sık)
Hyaluronik Asid ile Büyük Dudaklara Dolgu Enjeksiyonları Nasıl Yapılır?
Büyük dudaklara dolgu enjeksiyonları piyasada hazır ampul şeklinde bulunan "hyaluronik asid" ile yapmak mümkün. Hyaluronik asid enjeksiyonlarında kullanılan ampullerin fazlalığına bağlı olarak işlem maliyetinin yüksek oluşu, işlem kalıcılığının genelde 6-9 ay arasıyla sınırlı oluşu, nadiren de olsa dokudaki alerjen reaksiyonlarının ortaya çıkması dezavantajları arasında yer almaktadır. Bu nedenle yağ enjeksiyonları ile büyük dudaklara dolgu işlemleri daha mantıklı olmaktadır.
Büyük Dudaklara Yağ Enjeksiyonları Nasıl Yapılır?
Büyük dudaklara yağ dolgusu işleminin iki safhası vardır:
I. Aşama -Liposuction: Özel bir kanül yardımı ile bir bölgeden yağ alınması
II. Aşama -Lipofilling: Alınan yağın büyük dudaklara enjeksiyonu
Büyük dudaklara yağ dolgusu işlemi genel olarak sedasyon anestezisi ile yani ‘hafif bir uyku hali oluşturularak’ ve o bölgenin lokal anestezi ile uyuşturulması ile yapılmaktadır. Öncelikle "liposuction" (Liposakşın olarak okunur) yöntemi ile vücudun yağ açısından zengin bir bölgesinden yaklaşık 50-80 ml arasında yağ alıyoruz. En çok tercih edilen bölgeler karın (göbek altı), yan boşluklar (böğür) ve uyluk içi kısımlarıdır.
Alınan yağ bazı işlemlerden geçirildikten sonra "labia majora" adı verilen, üzeri tüylerle kaplı büyük dudaklara, iki taraflı, eşit ve simetrik şekilde özel kanüller yardımıyla enjekte edilmektedir. Bu şekilde büyük dudaklar daha dolgun, canlı, parlak, pembemsi ve estetik açıdan genç bir görünüm kazanır.
Büyük Dudak Dolgusu Ne Kadar Sürer?
İşlemin tamamı ortalama olarak 1 saat kadar sürer. İşlem sırasında; yani liposuction öncesi ve büyük dudaklara enjeksiyon için yapılan kesiler büyük birkaç milimetreyi geçmez. Bu nedenle dikiş atılmasına da çoğu zaman gerek yoktur. Liposuction bölgesinin bir elastik bandaj veya gazlı bez-flaster tamponajı ile baskı uygulayarak kapatılması yeterli gelmektedir.
Büyük Dudaklara Dolgu Enjeksiyonu Sonrası Nelere Dikkat Etmek Gerek?
Operasyondan 2 gün sonra işe dönmek mümkün. Bir hafta süreyle sıcak banyo, sauna, kaplıca ve hamamlardan uzak durulması önerilmektedir. 1 ay süreyle de ağır spor, fitnes ve cinsel ilişki yasağı bulunmaktadır.
Büyük Dudakların Büyütülmesi Operasyonunun Riskleri Var mıdır?
Doğru operasyon tekniği ile uyguladığımızda bu işlemin komplikasyon oranları yok denecek kadar azdır. En sık görülen komplikasyonlar kanama ve enfeksiyondur. İşlemin bakire olanlarda kızlık zarına, ilerleyen zamanlarda hamile kalmaya veya hamilelik sürecine, normal doğum yapmaya bir etkisi yoktur. Bu nedenle operasyon sonrası genel hijyen kurallarına uyulması yeterlidir.
Orgazm işlevi üzerine de olumsuz bir etkisi yoktur. Bu nedenle operasyon sonrası cinsel açıdan özgüven artışı. Pek çok hasta tarafından duyduğumuz bir ifade.
Büyük Dudaklara Yağ Dolgusu Ne Kadar Kalıcıdır?
Labia majora dolgusu sonrası genelde ilk 6 ayda % 50’ye varacak şekilde verilen yağ dokusu kendiliğinden eriyerek kaybolmaktadır. Ancak liposuction ile alınan ve daha sonra verilen yağ enjeksiyonunun biraz fazlaca olması. Geriye kalan yağ miktarının yeterli gelmesini sağlayacaktır. Geriye kalan yağ dokusu etraftaki damarlardan beslenerek kalıcılığını devam ettirecektir.
Genital Estetik için Büyük Dudaklara Dolgu Operasyon Ücreti Nedir?
Büyük dudaklara dolgu işlemi için ücretlendirme, fiyatlar yapılan işlemin genişliğine ve anestezi yöntemine göre değişmektedir. Maliyetin net bir şekilde saptanması için öncelikle bir muayene şarttır. Operasyon öncesi randevu alan hastalar yalnızca muayene ve görüşme için tarafımıza ulaşmanız mümkün. Bu nedenle geldikleri gibi aynı gün içinde de operasyonlarını geçirmek mümkün.
Büyük dudaklara dolgu işlemi tek başına yapılabileceği gibi diğer genital estetik operasyonlarına kombine şekilde de uygulamak mümkün.
Rahim Sarkmasına Bağlı İdrar Kaçırma ile ilgili makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetiği Hangi Doktor Yapar?
Genital estetik, günümüzde oldukça büyük bir yer kaplamaktadır. En az bir burun estetiği bir meme protez kadar kabul görmüştür, genital estetik ne kadar geniş bir kavram olsa da her geçen gün tercih edilmeye devam etmektedir. Güzel bir görünüm, hem kadın için hem de erkek için önem taşıyan konular arasında yer almaktadır.
Genital bölge estetiğini plastik cerrahi uzmanlığına sahip olan hekimlerimiz ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanı branşında var olan hekimlerimiz yapmaktadır. Plastik cerrahlarımız elbette işinde ehli olsa da genital estetik ile ilgili olan operasyonlarda bölge anatomisine herkesten daha çok hakim olan kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarımızın yapması konusunda öneride bulunabilirim. Bölgeye ve anatomiye daha hakim olması nedeni ile aynı zamanda ürojinekolojik operasyonlar dahil olmak üzere bir kadın doğum hekimi genital estetik yapma yetkisine sahiptir. Ancak işinde uzman hekimler ile çalışmanız sizi hiçbir zaman pişman etmeyecektir.
Kadın doğum alanında uzman hekimlerimizden ise genital estetik yapmaları için, kozmetik jinekoloji eğitimi almış teknik ve prensipler ile ilgili eğitim almış olmaları gerekmektedir. Genital anatomiye hakim olmaları da genital estetikte jinekologları aslında öne geçirmektedir. Doktor her zaman ameliyat öncesinde hasta ile aynı dili konuşmalı ve hastanın beklentilerini iyi anlayıp ortak nokta da buluşmalıdır. Etik değerlere sahip olarak profesyonel bir hekim hastayı huzurlu kılacaktır. Hasta talebi, doku ve cildinin durumu, hastanın isteğine uygun bir cerrahi sağlayıp sağlayamayacağı konusunda muhakkak çizim ile ameliyat öncesinde ortak noktada buluşulmalıdır.
Genital Estetik Hakkında ki makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik
GENİTAL ESTETİK HANGİ ANESTEZİ İLE YAPTIRILABİLİR ?
Genital estetik sırasında lokal anestezi tercih edilebileceği gibi aynı zaman da genel anestezi altında da işlem gerçekleştirilebilir. Elbette ağır bir anestezi tercih edilmez. Sedasyon ile sadece hastanın uyuması ve acı duymaması sağlanır. Genel anestezi için en az beş saat öncesinden açlık istenir.
GENİTAL ESTETİK AMELİYATI NE KADAR SÜRER?
Genital estetik ameliyatı nereden baksak ortalama 40 dakika kadar tek bir işlem sürer. Birden fazla işlem aynı anda yapılacak olursa elbette bu süre değişebilir.
GENİTAL ESTETİK SONRASI İYİLEŞME NASIL OLUR?
Genital estetik sonrasında dikkat edilirse bakıma enfeksiyon minimum dereceye indirilirse iyileşme gittikçe azalır ama nerden baksak vajinanın toparlanması 5 haftayı bulmaktadır.
GENİTAL ESTETİK AMELİYATI ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?
Genital estetik ameliyatı öncesinde yapılması gereken çok fazla bir şey yoktur aslında yalnızca genel anestezi altında gerçekleştirilecekse eğer işlem hastamızın 5 saat öncesinden aç olmasını istemekteyiz bu süreç içerisine elbette su ve sigara da yasak olmakla birlikte. Biz hastalarımıza yarım oruç olarak nitelendiriyoruz.
VAJİNOPLASTİ,LABİOPLASTİ, KLİTORİS DÜZELTME BİRLİKTE YAPILABİLİR Mİ?
Tüm genital estetikler bir arada yapılabilir. Bunun hiçbir sakıncası yoktur. Hastanın arzu ve isteklerine kalmış bir durumdur.
#### Genital Estetik Ağrılı Mıdır?
İYİLEŞMESİ NE KADAR SÜRER?
Vajinoplast işlemiyle vajinanın daralması ve cinsel haz konusunda yenilenmek adına yapılan bu işlem sedasyon eşliğinde genel anestezi altında veya lokal anestezi ile yapılır. Lazer işlemi anestezi gerektirmezken, cerrahi işlem sedasyon eşliğinde önerilmektedir. İşlem sonrası kısa süreli hafif sızlamalar ve lekelenmeler görülür Ödem yapması mümkündür ancak ödemi engellemek adına önerdiğimiz kremler solüsyonlar elbette ki vardır ayrıca yoğun bir ödem olmayacağından dolayı uygulanan soğuk uygulama da vaokontrüksiyon sağlayarak en aza indirmeye yardımcı olur.
İyileşme süresi hakkında ise altı haftaya kadar vajina kendisini toparlar. Tamamen toparlanmış olur altı hafta sonunda. Onun dışında ağrı ve acı o kadar sürmez. Aynı zamanda günlük aktiviteleriniz de devam etmenize engel bir durum söz konusu değildir.
Genital Estetik İşleminin Etkileri Ne Zaman Ortaya Çıkar? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik İşleminin Etkileri Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Lazer işlemi ile yapılan vajinoplasti yönteminde cinsel ilişki iki hafta yasak olmakla birlikte iki hafta sonra ilk cinsel birliktelikte sağlanan darlık partneri tarafından anlaşılmaktadır. Cerrahi vajinoplasti işleminde ise ortalama beş ila altı hafta içinde vajina kendisini toparlayarak cinsel birliktelik yaşanabilir.
Cinsel ilişkide hazzı sağlayan vajina darlığı bu işlemler ile belki de cinsel yönden evliliğinizi kurtaracak bir yöntem olur. Doğum yapmış olan hastalarımıza da önermekle birlikte tekrar bir normal doğum yapana kadar işlem kendisini uzunca bir süre korumaktadır.
Genital Estetik Ağrılı Mıdır? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik İstiyorum Ama... Diyenlere
Genital estetik, günümüzde oldukça büyük bir yer kaplamaktadır. En az bir burun estetiği bir meme protez kadar kabul görmüştür, genital estetik ne kadar geniş bir kavram olsa da her geçen gün tercih edilmeye devam etmektedir. Güzel bir görünüm, hem kadın için hem de erkek için önem taşıyan konular arasında yer almaktadır.
Genital estetik bir nevi özgüven ile eş anlamlı sayılabilir. Kendisini güzel bulmayan kadının psikolojisi olumsuz yönde etkilenebiliyor, kendine güveni azalıyor, karşı cins ile olan ilişkilerinde de sorunlaryaşayabiliyor. Günümüzde ise artık güvensizlik ve mutsuzluk durumunda kadınlar estetik açısından daha özgür davranabiliyor. Cesaretleri daha yüksek oluyor. Cinsel özgüven için de genital estetiği destekliyoruz.
Genital Estetik İçin, Genital Yapıyı Oluşturan Bölümler Nelerdir?
Vagen
Büyük dudaklar
Küçük dudaklar
Kızlık zarı
Dudakların üst kısmı-tepe bölgesiGenital bölgeyi oluşturan bu bölgeler de yaşanan deformlar sonucu görsel ve estetik açıdan rahatsızlık vermekle kalmaz, psikolojik olarak da güvensizlik, cinsellikte yetersizlik gibi problemlere yol açabilir. Ne var ki günümüz de oldukça fazla yapılmasına ve tercih edilmesine rağmen kadınlar arasında birbirine önerme veya destekleme utanma duygusundan kaynaklı hala mevcut değildir. Rahatça dile getiremediği için de çoğu zaman kendi içine atar ve cinsel yaşam kadın için kabus hale gelir.
Genital Estetik Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?
Genital bölgeye yapılacak olan estetikler bölümlere ayrılır.
Labioplasti
Büyük, küçük dudaklara yapılan müdahaleler. Labium adı verilen dudaklarda dış genital yapıyı oluşturan ve daha kalın yani büyük dudaklar ile iç kısımda var olan küçük dudakların müdahalelerini kapsar. Zaman içerisinde doğumlar sonrasında veya yaşa bağlı sarkmalar görülebilir. Bu durum görüntübozukluğuna neden olmaktadır. Mayo, bikini, tayt gibi dar şeyler giyildiğinde önde kabartı şeklinde durması ile rahatsızlık verebilir ya da cinsel ilişki esnasında da ses çıkarma veya cinsel ilişkiye girerkenzorlanma ya da cinsel birliktelikte acı ve ağrıya neden olabilir.
Labioplasti, genital estetikler arasında en kısa zamanlı süren operasyonlardandır aslında. Ancak tabikii estetik açısından da en dikkat gerektiren belkide. Çünkü estetik kavramı kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir.
Labioplastide sarkmış olan görüntü bozukluğuna neden olan dudaklar küçültülebilir ya da dış dudaklar da dolgu ile desteklenebilir. İyileşme süresince yani 4-5 hafta boyunca cinsel ilişkide bulunulmaması gerekmektedir.Labioplasti işlemi sonrasında hasta gün içinde taburcu olabilir.
Vaginoplasti
Vajina daraltma işlemidir. Halk arasında vajina estetiği olarak bilinen ve isimlendirilen vajinoplasti işlemi cerrahi olarak yapılabilir. Bir diğer ikinci seçenek ise lazerdir. Lazer ile vajinoplasti hızlı ve daha kolay bir işlemdir. Ancak elbette işlevleri daha farklıdır.
Zaman içinde yapısal olarak ya da tekrarlayan vajinal doğumlara da bağlı olarak vajinal bolluklar ve genişlemeler cinsel irliktelikte alınan zevkin hem kadın hem de erkek tarafından azalması veya yok olmasına sebep olabilir. Cerrahi vajinoplastide doku fazlalığı alınarak daraltma ve etraftaki cilt dokusunun gençleştirilmesi sağlanmaktadır. Lazer ile vajinoplasti de ise, anestezi dahi gerektirmeden çok kısa ve kolay bir yöntem ile içerideki kasların yenilenmesini sağlayan bir genital estetiktir. Cerrahi de cinsel ilişki yasağı 5-6 hafta, lazer vajinoplastide ise 2 hafta olarak kısıtlanabilir.
Doğum Sonrası Yırtılmalarda İzlerin Onarılması
Tekrarlayan vajinal doğumlardan sonra bebeğin başının çıkışında yırtıklar oluşabiliyor ya da epizyotomi işlemi uygulanabiliyor. Bu kesilerin iyi onarılmadığı, kötü dikiş tekniği kullanıldığında şekilsiz bir vajinal görüntü oluşabiliyor. Kadınları ciddi anlamda mutsuz eden bu skar dokuları ise cerrahi yöntemle doku çıkarılarak yeniden doku iyileşmesi cerrahi ile gerçekleşebiliyor. İyileşme periyodunda yaklaşık olarak 6 hafta kadar cinsel ilişki yasağı vardır.
Kızlık Zarı Dikilmesi
Sosyal ya da ailevi nedenlerle evlilik öncesi ya da genel olarak kızlık zarı onarımı da talep edilen genital estetik operasyonlarının arasında yer almaktadır.
Dolgu
Mons pubis vajinanın üst kısımlarının ve dış dudaklarının dolgusu olarak nitelendirilir. Yeniden yapay dolgu yapılabilmesi muhtemeldir.
Genital Estetiğin Faydaları Nelerdir?
Kolaydır.
Yüz güldürür.
Kısa sürede iş hayatına ve sosyal hayatına döner.
Daha iyi hisseder, özgüvenini arttırır.
Spor kıyafetleri, tayt, mayo, bikini giydiği zaman daha estetik bir görünüm elde edilmesini sağlar.
Cinsel ilişkide ağrı yaşamıyor.
Cinsel ilişkide zorluk yaratmıyor.
Cinsel ilişki esnasında alınan haz daha fazla oluyor.
Genital Estetik Tedavileri adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Genital Renk Açma adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik Nedir?
Ülkemizde daha doğrusu dünyada tüm bayanların ciddi bir problemi olarak görülen vajinal bir gevşeklik labia bozuklukları artık rahatlıkla genital estetik diye nitelendirdiğimiz bir estetikle çözüm bulabiliyor. Menapoz, gebelikler sonucu olan doğumlar, yaşa bağlı olarak zamanla vajinal duvar dokusunu destekleyen liflerde hasar, zayıflama görülür. Buna bağlı olarak da vajen kaslarında gevşeme meydana gelir. Bu cinsel yaşamda da iki bireyde de olumsuzluk yaratarak cinsel hayatı da eşler arasında sarsıntıya uğratır.
Buna bağlı olarak da kasların gevşemesiyle karşımıza çıkan bir sorun daha vardır ki, idrar kaçırma. İdrar kaçırma sıkıntısı olan bayanlarda ise sürekli tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda kaçınılmaz bir durum haline gelir. Tedavisi çok kolay ve küçük bir cerrahidir. Genital estetik labioplasti, vajinoplasti gibi işlemlerin genel adıdır.
Genital Estetik Neleri Kapsar? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik Neleri Kapsar?
Bir çift için doğanın kanunu olan ve değişimi mümkün olmayacak başlıklardan biridir sex. Sex sırasında ya da günlük yaşamının herhangi bir yerinde, partnerine karşı veya sosyal hayatında her kadın her insan gibi kendi özgüveninin yüksek olmasını ve kendinden emin olmak ister. Cinsel özgüven de bunlardan birisidir. Kendisinin vücudunda herhangi bir noktasını beğenmeyen, partnerine karşı kendini mahcup hisseden, herkesten önce kendisinin kendini beğenmediği kadınlarda cinsel isteksizlik, utanma, kaygı gibi belirtilerle kendini göstererek ikili ilişkilerinde de sorunlar meydana gelmektedir.
Günümüzde ise artık güvensizlik ve mutsuzluk durumunda kadınlar estetik açısından daha özgür davranabiliyorlar. En azından cesaretleri daha yüksek oluyor. Bir burun estetiği bir meme estetiği kadar yaygınlaşmış ve yaygınlaşmaya devam eden genital estetiği cinsel özgüven için destekliyoruz.
Ancak genital estetik pek çok farklı başlık ile detaylandırılabilir.
Örneğin genital estetik kavramını tanımak için öncelikle genital yapıyı oluşturan bölümlerden başlayalım ;
Vajen Büyük dudaklar ( Labia majör )Küçük dudaklar ( Labia minör )Kızlık zarı ( Hymen )Dudakların üst kısmı, tepe bölgesi Klitoris
Yukarıdaki başlıklar genital bölgeyi oluşturur. Vajen, büyük dudaklar, küçük dudaklar, kızlık zarı, tepe bölgesi ve klitoris bölgelerinde yaşanan deformlar ya da sağlık açısından meydana gelen sorunlar ya da kadının kendisinde beğenmediği noktalar görsel ve estetik açıdan rahatsızlık vermekle kalmaz, psikolojik olarak da güvensizlik, cinsellikte yetersizlik, partnerine yetememe gibi problemlere yol açabilir.
Peki bu başlıklarda çözüm olarak hangi işlemleri ve operasyonları kapsamaktadır?
Vajende ; vajinal daraltma, vajinal bölgede G shot, hyalüronik asit dolgusu ve PRP yapılabilmektedir. Büyük dudaklarda ; Labia majörlerde bölge estetiğinde doku çıkarılarak estetik görüntü sağlanabilir ya da labia majörlerde hyaluronik asit dolgusu veya lipid yağ enjeksiyonu yapılabilir. Küçük dudaklarda ; Labia minörlerde iç dudak estetiği olarak nitelendirilen labioplasti işlemi yapılarak iç dudaklarda estetik bir görünüm sağlanması hedeflenebilir.Kızlık zarı ; Hymende hymenoplasti olarak nitelendirilen kızlık zarı dikimi yapılabilir. Dudakların üst kısmı tepe noktasında ; Fazla yağ eksize edilebilir ve alınarak estetik bir görünüm sağlanabilir. Klitorisde ise, hudoplasti olarak nitelendirilen klitoris estetiği ve O shot klitoris bölgesine uygulanarak cinsel hazzı arttırmak hedeflenir ve estetik bir görünüm sağlanır.
Bu işlemlerin neredeyse tamamı tek seans da hastaya uygulanabilmektedir. Her birisinde hasta ve hekim ortak bir karar vererek daha sonrasında cerrahi operasyon veya tıbbi müdahale planlanır. İşlem yüküne göre, sedasyon anestezi veya lokal anestezi belirlenecektir. Her birisinde ise amaç, cinsel özgüven ile birlikte genital bölgenin estetik bir görünüm kazanmasını sağlamaktır.
Genital Estetik Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Genital Estetik Tedavileri
Genital Estetik Tedavileri Nedir? Genital Estetik Kimlere ve Hangi Durumlarda Yapılır? Genital Estetik Nasıl Yapılır? Sorularının cevaplarını yazımızda açıklıyoruz.
Kimi kadınların doğuştan itibaren yani genetik yapılar nedeniyle kimilerinin ise cinsel ilişki, doğum sonrası gibi durumlar sonucu genital bölgelerinde deformasyon, sarkma sorunları ya da genetik yapının da etkisiyle görüntüde estetik olarak sizi memnun etmeyecek sorunlar olabiliyor. Bu durum çoğu kadını günden güne mutsuz ederken özgüven anlamında da birtakım problemlerle karşılaşılabiliyor ve psikolojimiz bundan olumsuz etkileniyor. Ya da tam tersi fizyolojik sıkıntılar nedeniyle de genital estetiğe ihtiyaç duyulabiliyor. Örneğin cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrı gibi sorunlar da kadınları genital estetik olma ihtiyacına yönlendirebiliyor.
İlerleyen tıp teknolojisi sayesinde genital estetiğin kısa bir zamanda lazer ile yapılabilmesi de mümkün hale gelmiştir. Genital estetiğe ameliyat korkusu kesik, dikiş ve yara korkusu ile mesafeli durmak yanlış bilinen bir kanıdır.
Genital estetiğin de sorunlu bölgeye göre türleri vardır. Bu çeşitlilik yalnızca sorunlu bölgeye ihtiyaç duyulan operasyonun yapılarak kişinin sorununa tam çözüm sağlar. Genital estetik çeşitlerinden biri olan Labioplasti yani iç ve dış dudağın estetik operasyonu ve Vajinoplasti de vajina daraltma olarak tanımlanabilir. Sorunlu bölgeye özel olarak uygulanan bu cerrahi müdahalelerle kişiler genital bölgenin tamamına bir operasyon uygulanmadan genital estetiğe kavuşabilirler. Bu sayede bir çok hasta kısa zamanda tedavi edilerek normal yaşantısına dönebilir.
Hangi Sorunlarda Genital Estetiğe Başvurulmalıdır?
Genital estetik çok geniş bir alan ve yukarıda da değindiğimiz gibi farklı şikayetlerle kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına başvurular yapılmaktadır. Her kadının farklı estetik şikayetlerinin olması genital estetik dallarından hangisinin kendisine uygulanacağının da iyi tahlil edilmesi gerekir. Bu tahlili de ancak genital estetik konusunda uzmanlaşmış ve tecrübesi çok olan uzman hekimler yapabilmektedir. Bu çok çeşitli sorunlar arasında genital bölgenin kararması, iç dudağın sarkması, sarkan iç dudağı dış dudakların toparlayamaz hale gelmesi, dış dudağın küçülmesi, vajinanın genişlemesi, iç dudaklarda fazlaca büyüme, idrarın tutulamayacak hale gelmesi, vajinanın kurumaya başlaması ya esnekliğinin azalması, iç ve dış dudaklarda şekil değişikliği gibi birçok önemli estetiğe ihtiyaç duyulan durumlarla karşılaşılabilir. Bu sorunlarla baş başa kalmak ise doğru değildir.
Genital estetik ile giderilebilen bu sorunların tedavisi vardır ve hiçbir kadının bunu kabullenmesine gerek yoktur. Siz de bu şikayetlere sahipseniz ancak utanıyor, çekiniyor ya da diğer sebeplerle estetik olmaktan kaçınıyorsanız uzman hekiminizle görüşme sağlayarak ihtiyacınız olan doğru bilgiyi bizzat alabilirsiniz.
Genital bölgenizin estetiği konusunda mutlu değilsiniz. Çevrenizden gelecek olumsuz tepkilerden korkuyorsunuz ve bunu kıyafetlerinizle saklamaya çalışıyorsunuz ya da eşinizin karşısına bu şekilde çıkmaktan çekiniyor olabilirsiniz. Bu durum sizi özgüvensiz ve mutsuz ediyor olabilir. Dahası cinsel hayatınız bu sebeple yolunda gitmiyor ve siz de özgürce cinsel hayatınızı yaşamaktan mahrum kalıyor olabilirsiniz. Cinselliğinizde yaşadığınız bu sorunlar günlük hayatınıza kadar yansıyor ancak yine de bir çözümü olmadığını düşünüyor ve bunu ömür boyu çekeceğiniz yanılgısına düşmüş oluyorsunuz. Ya da ergenliğinizde cinsel organınızın farkına varmaya başladığınızdan beri şeklindeki bozukluk sizi yaşıtlarınız arasında dalga geçilecek bir durumda bırakmış olabiliyor veyahut siz sürekli kendinizi gizlemeye çalışıyor olabilir ve istediğini kıyafeti giymekten geri duruyor olabilirsiniz.
Tüm bu durumlar kişilerin psikolojileri üzerinde önemsiz gibi görünen ancak büyük travmalara yol açabilir. Eş seçiminizi bile etkileyecek hale gelebilir. Bu durumu kabullenmemeli, kabullenmeye çalışmamalı ve bir çözümünün olduğunu bilmelisiniz. Genital estetik sayesinde hayatınızın uzunca bir döneminde yaşadığınız bu günlük ve psikolojik travmalardan kurtulmanız mümkün. Üstelik çoğu kişinin genital estetik olmak istese de cerrahi müdahaleden korkması da bir gerçek. Genital estetiğin uzun süredir yaşadığınız bu sorunları kabullenmeyi seçmekten daha zor bir şey olmadığını hatırlamanızı isteriz. O halde bir de genital estetiğin nasıl yapıldığı konusunda sizi bilgilendirmeye çalışalım.
Genital Estetik Nasıl Yapılır? Hangi Cerrahi İşlemler Kullanılabilir?
Genital estetik operasyonları genellikle yapılan tedavi çeşidine göre değişir minimum 25 dakika ile maximumm 45 dakika kadar sürmektedir. Bu süre sonunda hasta birkaç saat içinde taburcu edilerek evine gönderilebilir. Çoğunlukla genital estetik operasyonlarında bölgesel yani lokal anestezi uygulanmaktadır. Ancak bazı durumlarda az miktarda genel anestezi de tercih sebebi olabilmektedir. Hastaların estetik operasyon sonrası taburcu olduktan sonra cinsel ilişkiye girmeleri için 3 ila 5 gün kadar beklemeleri gerekebilir. Bu süre iç ve dış dokuların iyileşmesi ve kendine gelmesi açısından uyulması gereken önemli bir süredir. Ancak hastalar tarafından uzun bir süre olarak algılanmaması gerekir.
En doğru bilgiyi doktorunuzdan almakla beraber genital estetik sonrası bu süreye uymak gereklidir. Dolayısıyla genital estetik cerrahisine başvuran kişiler maksimum bir hafta sonunda eski yaşamlarına dönebilirler. Yalnızca genital estetik olunduğu gün kişiye duşa girmemesi önerilir. Operasyon sonrası bir iki gün için ped ile dolaşmak kişiye konfor sağlar. Ayrıca bu sürecin rahat atlatılması için kişiye antibiyotik veya ağrı kesici ilaçlar verilebilir.
Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de genital bölgeyi fazla suyla temas ettirmekten kaçınmak örneğin su dolu bir küvette beklemek, havuza girmek iyi olmayacaktır. Bunun dışında kişinin ağır işler yapmaması, tempolu egzersizlerden bir süreliğine uzak durması da önerilir. Bu hususlara dikkat edilir ise ameliyat sonrası dönem rahatlıkla atlatılabilir.
Lazer ile Genital Estetik Nasıl Yapılır?
Lazer cihazları sayesinde genital bölgede zamanla ağda, jilet kullanımı gibi faktörlerl meydana gelen kararmalar tedavi edilebiliyor. Lazer cihazı sayesinde bu bölgede oluşan kahverengilik ve grilikler, yer yer ya da genital bölgenin tamamına yayılmış kararmalar whitening teknolojisi ile giderilebiliyor.
Üstelik bu cihazlar sayesinde hiç acı ya da ağrı yaşamadan kısa bir süre içinde genital bölgenin beyazlatılması sağlanıyor. Ayrıca genital estetik türlerinden biri olan vajina daraltma da lazer cihazları ile kolayca yapılabiliyor. Vajina daraltma işlemine genelde hastalar cinsel ilişkiden daha fazla haz almak gayesiyle başvuruyorlar. Doğum, yaş ve kilo gibi faktörlerle vajinada genişlemeler ve açılmalar meydana gelebiliyor. Bu durum da cinsel ilişkiden alınan hazzın azalmasına neden olabiliyor.
Bunun önüne geçmek için ise lazer cihazıyla vajina daraltılması yoluna gitmek en mantıklısı. Üst düzey lazer aletleri ile vajina içine girilip vajina duvarları ufak dokunuşlarla daraltılıyor. Bu işlem için anestezi dahi kullanmadan son derece ağrısız ve acı hissetmeden operasyon gerçekleştiriliyor ve genital estetik tamamlanmış oluyor. Bu sayede hastalar hemen günlük işlerine ve yaşamlarına dönüş yapabiliyorlar.
Genital Estetik İstiyorum Ama... Diyenlere adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Hymen Onarımı adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Genital Renk Açma
Dış Genital Bölge Neden Koyulaşır?
Esmer tenli olmak
Genital bölgenin ağda veya epilasyonunda zamanla gelişen renk değişikliği
Hormon bozuklukları
Gebelik dönemindeki renk koyulaşmaları
Östrojen hormonunun yüksek olması
Güneş ışınlarına maruz kalmak
Oks kullanımı sonucunda hormon değişiklikleri
Yaş
Dış Genital Bölgede Renk Değişikliği Ne Gibi Sorunlara Yol Açar ?
Fizyolojik ve anatomik olarak herhangi bir soruna yol açmaz. Ancak kadın istenmeyen renk artışı ve değişikliklerinde psikolojik olarak partnerine karşı özgüven eksikliği yaşayabilir. Aynı zamanda cinsel isteksizliğe yol açarak çift arasında sorun haline gelebilir veya sosyal araçların çoğalması ile kadınlar kendilerindeki farklılıkları görerek ve fark ederek psikolojik olarak etkilenebilmektedir. İşte bu gibi psikolojik baskı durumlarında lazer ile yüz güldürücü sonuçlar alabilmek mümkündür.
Kozmetik Jinekolojide HangiTip Lazer Kullanılır?
Kozmetik jinekolojide; genital alan renk açma, genital bölge sıkılaştırma, lazer ile vajina daraltma, idrar kaçırma sorununun çözümünde en sık olarak fraksiyonel karbondioksit (CO2) ve fraksiyonelerbiumyag (Er: YAG) lazerler kullanılmaktadır.
Fraksiyonel lazerler cilt kırışıklıkları, akne izleri için yüz bölgesine de uygulanmakta ve oldukça iyi sonuçlar vermektedir.
Lazer Nasıl Uygulanır?
Lazer muayene ortamında steril şartlarda uygulanır. Ortalama 30 dakika kadar süren lazer ile renk açma uygulaması genellikle anestezi, sedasyon altında tercih edilir. Belli derecelerde, belli aralıklarla atış yapılarak işlem tamamlanır. Lazer ışığının cilde penetrasyonu bir kaç milimetreyi geçmez. O yüzden herhangi bir zararı yoktur. Kısırlık, adet düzensizliği veya cinsel istek üzerine herhangi bir zararı kesinlikle yoktur. O yüzden aklınızda lazer atışlarının zarar verebileceği düşüncesinin olmasını istemiyoruz. Hatta aynı seans da lazer ile renk açmanın yanı sıra vajen sıkılaştırma işlemi de uygulanabilir.
Lazer ile Renk Açma Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bölgede birkaç gün süre ile ödem, kızarma, daha sonrasında da kararma ortaya çıkabilir. Bazen hafif düzeyde soyulma da olabilir ancak bunların işlemin olumsuz etkisi olmamakla birlikte alttan daha canlı dolgun bir cilt çıkacaktır. Dikkat edilmesi gereken hiçbir şey olmamakla birlikte hasta rahatlıkla günlük aktivitelerine devam edebilir. Ancak hekimin reçete ettiği kremler ve ilaçlar vakitlice kullanılması önerilir.
Cinsel İlişki Sınırı
Doku iyileşmesi en geç on gün içerisinde tamamlanır. Eğer herhangi bir komplikasyon söz konusu olmadı ise bölgede su toplama gibi cinsel ilişkide herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir.
#### Genital Siğil Nedir?
Human Papilloma Virüs(HPV) sık rastlanan bir virüs çeşididir. Bir DNA virüsüdür ve siğiller, papillomlar, serviks kanserine neden olur. Cinsel açıdan aktif kişilerin çoğu, yaşamlarının bir döneminde bu virüs ile karşılaşırlar. HPV erkekte penis üzeri ve genital bölgede , kadında dış genital organlar, vagina ve rahim ağzına yerleşir. HPV virüsünün 120'nin üzerinde tip çeşidi vardır, özellikle genital bölgede görülmesine rağmen bazı tipleri anal bölge, ağız içinde de görülebilmektedir. HPV virüsü bazı lezyonlara yol açabilir.Kadında ve erkekte çıktığı bölgeye göre kanser oluşumuna sebep olabilir. Kadında rahim ağzı kanseri, erkek ve kadında anüs çevresinde anal kanser, erkekte penis ve üretra hatta mesan kanserine yol açabilmektedir. Aynı şekilde oral seks sebebiyle ağız içinde , dilde, damaktalezyonlar oluşturarak kanser oluşumuna zemin oluşturabilirler. Her HPV tipi kansere sebep olmaz iken, hastalığın tekrarlaması , vücutta aktif lezyon oluşması kişinin bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Bazı insanlar virüs ile karşılaşmalarına rağmen hiçbir belirti vermeden virüs vücut tarafından yok edilebilmekte veya taşıyıcılık dediğimiz hastalık olmadan sadece bulaşıcılık özelliği kalmaktadır. Ancak HPV siğilleri başta birkaç tane görülürken birkaç ay içerisinde oldukça çoğalabilir.
HPV Nedir?
HPV etkeni ile servikal kanser(rahim ağzı kanseri) arasında direkt olarak bir bağgözlenmektedir.Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52dir. Teşhisteönlenmesinde pap smear yer almaktadır. Pap smear sayesinde serviks kanser oranıazalmış ve önlenebilir bir kanser türü arasına girmiştir.Bu nedenle düzenli olarakkontrol amaçlı kadınların smear testlerini aksatmadan yaptırmalarını öneririz.Henüztedavisi bulunmamaktadır. Ancak HPV virüsünü insan vücudu antikor üreterekzamanla yenebilir.Bu hastalıkta bağışıklık sistemini güçlü tutmak oldukça önemlidir.
HPV Tedavisi Nasıldır?
HPV’nin vücuttan tamamen atılmasına yönelik hiçbir tedaviye rastlanmamıştır. AncakHPV’nin yol açtığı siğilleri vücuttan yok etmek amacı ile yapılan yöntemlerimizmevcuttur. Dondurma, koterize etme, cerrahi eksizyon veya lazer yöntemi ile HPVsiğillerinden kurtulmak mümkündür. Lezyon gelişmemesi için önlem almak size kalmışbir durumdur. Onun dışında HPV cilt altına yerleşmiş bir virüs olması dolayısıyla HPVden kurtulmak mümkün değildir.
HPV Virüsünün Tanısı Nasıl Konulur?
HPV kapıldıktan sonra ortaya rahim ağzında anormal hücre değişimleri çıkmadanönce HPV teşhisi yapılabilir. Genital siğiller HPV virüsünü tespit etmeye en yardımcıkanıttır. Ayrıca HPV DNA testi ve arkasından HPV tip HPV yi kanıtlamaya ve hangi tipolduğunu göstermeye yardımcı olan tanı yöntemlerindendir.Bunların dışında 30 yaşın üzerindeki bayanlar da rahim ağzı kanserlerini taramaprogramlarında alınan smear testleri snuçları da birer tanı yöntemi olarakadlandırılabilir.
HPV Nasıl Bulaşır?
HPV virüsünün şimdiye kadar yüzden daha fazla çeşidi tanımlanmıştır. Tanımlanançeşitlerin 5 ve 6. Çeşitleri insanlarda sıklıkla görülebilir ve genital bölgelerde siğilolarak kendini göstermektedir. Bu siğiller ellerde kollarda ve parmaklarda oluşansiğillerden oldukça farklıdır. Cinsel yolla bulaştığını söylediğimiz bu virüs illa tamanlamıyla bir cinsel ilişki gerektirmez bulaşması için. Tensel temaslarda, sürtünmeyolu vs ile de HPV bulaşabilir. Ayrıca HPV bulaşması anneden bebeğe plesanta yoluylada doğum sırasında geçebilir. Bu nedenle aktif lezyonu olan anne adaylarımıza normaldoğum önermiyoruz aktif lezyonu olmadığı sürece normal doğum desteklenebilir.
HPV Aşısı Tedavi Edici Midir?
HPV aşıları koruyucu yöntem olarak kullanılmaktadır. Ancak HPV virüsünde hiçbiryöntem kesin tedavi olarak virüsü ortadan kaldırmak amaçlı kullanılamaz. Yalnızcakorunulabilirlik sağlanabilir. Gardasil ve cervarix aşıları HPV aşılarındandır. Her iki aşıda üçer doz yapıldığında ömür boyunca bir koruyuculuk sağlamaktadır. Üç dozdansonra yeni bir doz tekrarına gerek yoktur. Gebelik süreci boyunca HPV aşılarıyapılmaz.
Genital Siğillerin Komplikasyonları Nelerdir?
HPV cinsel temas ile bulaşır. Genellikle vajinal ve anal, bazen de oral cinsel ilişkiyle bulaşmaolmaktadır. Çoğunlukla herhangi bir belirti vermediği için, çoğu erkek ve kadın hiç farkındaolmadan HPV ile enfekte olabilirler. Ancak bazen de genital siğillerle kendisini ortaya çıkarır.Cinsel ilişkiden yıllar sonra bile görülebilen HPV'ye, tek eşli erkeklerde dahi rastlanabiliyor.HPV ile karşılaşan erkeklerde her zaman herhangi bir belirti ya da sağlık sorunu gelişmezken,lezyon olmadan da taşıyıcılık durumu olabilmektedir. Bazı HPV tipleri erkeklerin penis veyaanüs çevresindeki deri ve mukozal dokularda genital siğillerin oluşmasına neden olurlar.Farklı HPV tipleri ise penis, anüs, ağız içinde lezyonlar oluşturarak kansere sebep olabilirler.Bayanda ise rahim ağzı kanserlerine yol açarken aynı zamanda normal doğumu geri planaatan bir hastalık olarak varsayılır.
Genital Siğil Teşhisi Nasıl Konur?
Genital siğil teşhisi genital bölgedeki karnabahar görünümünde kabarcık siğiller ile kendisinigösterir. Kadında smear HPV tip gibi sürüntü yoluyla tanısı konulur. Erkekte ise siğillerdenpatolojik örnek alınarak teşhis tamamlanır.
Genital Siğil Belirtileri Nelerdir?
Belirti olarak gizli ilerleyebilir. Bayanda da erkekte de hiçbir sıkıntı yaratmadan sinsiceilerleyebilir. Ancak kendisini siğiller ile belli eder. Genital siğil olduğunuzu çıkan siğillerin HPVile ilişkili olduğunu nerden anlayacağız diye soracak olursak karnabahar görünümünde çıkansiğiller başlarda bir iki taneyse bile daha sonra çoğalması söz konusu olabilir.
Genital Siği Tedavisi Nasıl Yapılır?
HPV için etkin kesin süregelen bir tedavi yöntemi yoktur. Kadında veya erkekte lezyongörüldüğünde cerrahi olarak çıkartılmalı, koterize edilmeli veya dondurulmalıdır. Ancakuygulanan bu işlemler sadece lezyonları ortadan kaldırmakta fakat virüsün vücuttantamamen uzaklaşmasına yol açmamaktadırlar. Yani aslında tedavi sadece lezyonlarayöneliktir. HPV virüsünün ağızdan alınan ilaç, aşı ve krem gibi ürünler ile vücuttan atılmasına yönelik bir tedavi yöntemi günümüzde yoktur fakat lezyonların ortadan kaldırılması için uygulananyöntemler sonrası lezyonlara bir daha hiç rastlanmayabilir. Lezyonların tekrar çıkmamasındavücut direncinin oldukça önemi vardır. Tedavide amaç lezyonu ortadan kaldırmak , önleyicikremler kullanmak, vücut direncinin yüksek tutmaya yönelik tedbirler olarak sayabiliriz.Kadınlarda smear testinin yapılması erken tanıda çok önemlidir. Smear testinin önemli birtarama testi olduğunu da bu nokta da söylemeden geçmeyelim.
Genital Siğil için Nasıl Önlemler Alınabilir?
HPV virüsünün aşısı bulunmaktadır, aşı 9-27 yaş arasındaki kişilere yapılması önerilmektedir.Aşılama 6 ay içinde 3 şekilde yapılmaktadır. Korunmada prezervatif ve tek eşlilikönerilmektedir. Fakat tek bir cinsel partneri olan kişide dahi HPV enfeksiyonugörülebilmektedir. Ancak aşı tedavi edici bir yöntem değildir. Sadece önlem alınması olası birdurumdur.
Genital Siğil için Kullanılan Yöntemler Nelerdir?
Genital siğiller de siğilleri lezyonları ortadan kaldırmak bir daha tekrarlamaması içindondurma, leep, eksizyonel, lazer, koterize etme yöntemleri söz konusudur.
Genital Siğil Çıkan Gebeler de Tedavi Edilmeli Midir?
Evet, gebelik sürecinde hassasiyet söz konusu olması sebebiyle ve aynı zaman da vücutdirencinin düşmesi de bu duruma eşlik edeceğinden gebelik süresince genital siğiller ortayaçıkabilir. Bunların yok edilmesi gerekir. Gebelik döneminde dondurma veya cerrahieksizyonel tedavi yöntemleri çizilmeli çünkü koterizasyon gibi işlemler bu süreçte gebeyeuygulanması hiçbir zaman önerilmez.
Siğil Nükseleri Neden Oluşur?
Devam eden çift eşlilik veya korunmadan cinsel birliktelik vs etkenlerle siğiller tekrarlar. Yada tam temizlenmeyen siğil bölgeleri tekrar yayılabilir.
Genital Siğillerde Risk Faktörleri
Yetersiz immunite (bağışıklık sistemi),Stres,Uykusuzluk, yorgunluk,Uzun süre ile steroid türü ilaçların kullanımı,Gebelik dönemi,Tekrarlayan genital enfeksiyonlar,Travmalar,
HPV'nin Belirtlileri ve Bulguları Nelerdir?
Kadınlarda genital siğil belirtileri; kadın genital bölgesi erkeklere göre daha hassasolduğu için daha ciddi problemlere yol açabilmektedir. Genital siğiller belirtigenellikle vermeyebilirler. İlk belirti daha önce olmayan ve yeni kaşıntının dagenellikle eşlik ettiği küçük kabarcık şeklinde sert göbekli lezyonlardır, siğillerdir.Siğiller ile kadında vajinal yanma, kaşınma, akıntı ve ağrılı cinsel birliktelik gibibelirtiler de ortaya çıkabilir.
HPV Bulaşma Olasılığını Azaltma Yolu Var Mıdır?
HPV aşısı buna bir yöntem olarak terih edilebilir. Bunun dışında tek taraflı olarakprezervatif, kondom ile korunma yöntemi HPV den korunmak için yeterliolmayacaktır. Ne kadar korunulursa korunulsun HPV’den eşinizi ve kendinizi korumakiçin tek eşli bir cinsel yaşamı olması şarttır.
HPV'de Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler Nelerdir?
HPV’de HPV etkeni ile servikal kanser(rahim ağzı kanseri) arasında direkt olarak birbağ gözlenmektedir.Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52dir. Teşhisteönlenmesinde pap smear yer almaktadır. Pap smear sayesinde serviks kanser oranıazalmış ve önlenebilir bir kanser türü arasına girmiştir.Bu nedenle düzenli olarakkontrol amaçlı kadınların smear testlerini aksatmadan yaptırmalarını öneririz.Henüzbir tedavisi bulunmamaktadır. HPV virüsü cinsel yolla, cinsel temas ile bulaşır. İllacinsel birliktelik gerektirmez. Temas ile bile cinsel bulaşma sağlar aktif lezyonalara yolaçar. HPV de bilinmesi gerekenler arasında gebelikte siğillerin yok edilmesi olası birçözümdür. Aktif lezyonlar yok edilmediği sürece normal doğum ihtimali yoktur.
Genital Siğiller Cinsel Tedaviden Sonra Partnere Bulaşır Mı?
Evet, tedaviden sonra genital siğillerin partnerinize bulaşması söz konusu olabilir. Bu virüs ciltaltına yerleştiğinden dolayı tedavisi yani tamamen kurtuluş da olmayacağı için tedavisadece siğilleri yo etmeye yarayan bir durumdur. Tedavi hastalık için yapılan bir tedavideğildir.
Genital Siği Tedavisi Ücretleri Nasıldır?
Genital siğil tedavisinde leep, koter, dondurma, eksizyon gibi tedavi yöntemlerindeücretlendirmeler seans başı olarak ilerlemektedir. Siğillerin çoğunluğu eğer fazla ise birdenfazla seans uygulanabilir. Ancak bir yada iki seansta genital siğil tedavisi bitmişbulunmaktadır.
Genital Siğil Tedavisi Ağrılı Mıdır?
Genital siğil tedavisinde ağrı duyulması zor bir ihtimaldir. Çünkü eksizyon dahil olmak üzrehastaya lokal anestezi verilerek ağrı derecesini minimum dereceye indirmekamaçlanmaktadır.
Lazer ile Genital Siğil Tedavisi Nasıl Yapılır?
Lazer ile genital siğil tedavisinde ilaçlar işe yaramadığı durumlarda, gebelik durumlarında aniçözüm gerektiren durumlarda, siğiller başka bölgelere sıçramışsa lazer yöntemiseçeneklerimizden birisidir.Lazer yöntemi genel anestezi veya lokal anestezi eşliğinde yapılır. Ortalama 20-25 dakikasüren bu işlem gebelerde özellikle tercih edilen bir yöntemdir. Siğil bölgelerine atış yapılarakgerçekleşen bu işlem de HPV tedavisi olarak bilinmemekle birlikte tekrar tekrarlanmasımuhtemel bir durumdur. Bu durumda da korunmak size kalmıştır.
Genital Siğilden Parça Alınması ve HPV Tiplemesi Şart Mıdır?
Genital siğiller de HPV tanısı için görünen siğiller ile tanı konabilir ancak bazı durumlar dakadınlarımızda rahim ağızında ortaya çıkan dışardan bakıldığında belli olmayan jinekolojikmuayene gerektiren durumlar da görülebilmektedir. Ayrıca genital siğilden parça alınmasıyani biyopsi veya hpv tip testi ise bireydeki hpv derecesini tespit etmek amaçlı kanser ölçülüya da değil gibi bu cümleleri kullanmak için şarttır.
HPV Tiplemesi Kimler için Uygundur?
Görülen siğiller HPV varlığına kanıttır.Ancak az görülen siğiller de smear testi ile pozitifnegatifliği kanıtlanması arkasından siğilleri olan her hasta için HPV tiplemesi uygun bir tanıyöntemi olarak kabul edilir. HPV tip kesin derece vererek tedavi de ona göre ilerlenmesigerektiğinde yol göstericidir.
Genital Siğiller için Lazer Tedavisi Hangi Durumlarda Gereklidir?
Kullanılan ilaçlar işe yaramadıysa,Siğiller oldukça fazla ise,Başka bölgelere sıçramışsa,Siğillerin biran önce yok edilmesini gerektiren durumlarda,Hamilelik durumu söz konusu ise lazer tedavisi tercih edilerek uygulanır.
Genital Siğiller Kanser Yapar Mı?
Deri Derin plantar siğil HPV-Tip1 Yaygın rastlanan siğil HPV-Tip 2, 4 Düz siğil HPV-Tip 3, 10 Mukoza Genital siğiller HPV-Tip 6, 11 (warts, anojenital siğiller, kondiloma) Servikal kanser Yüksek risk HPV-Tip 16, 18, 31,45 Orta risk HPV-Tip 33, 35, 39, 51, 52, 56, 58, 59,68 Düşük risk HPV-Tip 6, 11, 42, 43, 44 Vulva (kadın dış genital) kanseri HPV-Tip 16 Penis kanseri HPV-Tip 16 Orofarinks (ağız-yutak) kanseri HPV-Tip 16 Respiratuar (solunum yollarına ait) papillomlar HPV-Tip 6, 11 Genital siğillerin kanser yapma olasılığı oldukça fazladır. Serviks kanserine yol açtığı oldukça fazla görünmüştür.
HPV'nin Belirti ve Bulguları Nelerdir?
Kadınlarda genital siğil belirtileri; kadın genital bölgesi erkeklere göre daha hassasolduğu için daha ciddi problemlere yol açabilmektedir. Genital siğiller belirtigenellikle vermeyebilirler. İlk belirti daha önce olmayan ve yeni kaşıntının dagenellikle eşlik ettiği küçük kabarcık şeklinde sert göbekli lezyonlardır, siğillerdir.Siğiller ile kadında vajinal yanma, kaşınma, akıntı ve ağrılı cinsel birliktelik gibibelirtiler de ortaya çıkabilir.
HPV'de Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler Nelerdir?
HPV’de HPV etkeni ile servikal kanser(rahim ağzı kanseri) arasında direkt olarak birbağ gözlenmektedir.Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52dir. Teşhisteönlenmesinde pap smear yer almaktadır. Pap smear sayesinde serviks kanser oranıazalmış ve önlenebilir bir kanser türü arasına girmiştir.Bu nedenle düzenli olarakkontrol amaçlı kadınların smear testlerini aksatmadan yaptırmalarını öneririz.Henüzbir tedavisi bulunmamaktadır. HPV virüsü cinsel yolla, cinsel temas ile bulaşır. İllacinsel birliktelik gerektirmez. Temas ile bile cinsel bulaşma sağlar aktif lezyonalara yolaçar. HPV de bilinmesi gerekenler arasında gebelikte siğillerin yok edilmesi olası birçözümdür. Aktif lezyonlar yok edilmediği sürece normal doğum ihtimali yoktur.
Hamilelik Sırasında HPV Enfeksiyonunun Önemi Nedir? Gebe Bebeğine Bulaştırabilir Mi?
Gebelik süreci boyunca ortaya çıkan HPV bulguları doğumdan önceki aktif lezyonlarpasif hale getirilebilir. Koterizasyon ve lazer yöntemi ile lezyonların yok edilmesigerçekleştirilebilir. Ancak cerrahi eksizyon önerilmez. Gebelik sırasında çıkan HPVlezyonları pasif hale getirilmez ise yeni doğacak bir bebeğin de geleceği belirlenmişolur. HPV aktif olan bir anne de normal doğum sırasında plesanta yolu ile annedenbebeğe geçişi olacağından bebeğin doğumundan itibaren HPVli doğma ihtimali gözönünde bulundurulmalıdır.
HPV İnfeksyonu Sezeryan Doğum Gerektirir Mi?
Hayır, HPV aktif olan bir hastanın illa sezeryan doğum yapmasına gerek yoktur. Ta kiaktif lezyonu olmayan bir gebede normal doğum desteklenebilir. Ancak aktif genitalsiğilleri var ise bebeğe bulaşması riskinden dolayı anne normal doğum için hazırgörülmez. Sezeryan doğum en doğru karar olacaktır.
Bakirelerde de Siğil Olabilir Mi?
HPV siğilleri illa ki tam bir cinsel birliktelik gerektirmez. Bu sebeple bakire bayanlardada siğil görülmesi mümkün bir olaydır. Eşten bulaşan siğiller cinsel temas yoluyla dahasta da aktifleşebilir. Sürtünme vs bunlara birer örnektir.
HPV Tipleri Nelerdir?
HPV ile ilişkili lezyonlar ve tipleriDeriDerin plantar siğil HPV-Tip1Yaygın rastlanan siğil HPV-Tip 2, 4Düz siğil HPV-Tip 3, 10MukozaGenital siğiller HPV-Tip 6, 11 (warts, anojenital siğiller, kondiloma)Servikal kanserYüksek risk HPV-Tip 16, 18, 31,45Orta risk HPV-Tip 33, 35, 39, 51, 52, 56, 58, 59,68Düşük risk HPV-Tip 6,11,42,43,44Vulva (kadın dış genital) kanseri HPV-Tip 16Penis kanseri HPV-Tip 16Orofarinks (ağız-yutak) kanseri HPV-Tip 16Respiratuar (solunum yollarına ait) papillomlar HPV-Tip 6, 11
Yüksek Riskli Onkojenik HPV Tipleri Nelerdir?
Yüksek kanser riskli HPV Tipleri: HPV tip 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73,82’den oluşur. Yaklaşık 15 ayrı HPV tipi yüksek kanserojen risk grubundadır.Serviks kanserlerinin % 54’ünden Tip 16, % 15’inden ise Tip 18 sorumludur. Yani yalnızca Tip16 ve 18 tüm rahim ağzı kanserlerinin % 80'inden sorumludur.HPV tip 16 kadınlarda servikskanseri yanı sıra vulva kanserine de neden olabilmektedir. Anormal hücre gelişimi ne kadar fazla ise onkojenik hpv tip olasılığı da o kadar yüksektir.
#### Genital Siğil Tedavisi ve Teşhisi
Genital siğil tedavisi ve teşhisi, human Papilloma Virüs (HPV) sık rastlanan bir virüs çeşididir. Bir DNA virüsüdür ve siğiller, papillomlar, serviks kanserine neden olur. Cinsel açıdan aktif kişilerin çoğu, yaşamlarının bir döneminde bu virüs ile karşılaşırlar.
HPV erkekte penis üzeri ve genital bölgede , kadında dış genital organlar, vagina ve rahim ağzına yerleşir. HPV virüsünün 120'nin üzerinde tip çeşidi vardır, özellikle genital bölgede görülmesine rağmen bazı tipleri anal bölge, ağız içinde de görülebilmektedir.
Önemli bir soru ise HPV virüsü bazı lezyonlara yol açması olası.
Kadında ve erkekte çıktığı bölgeye göre kanser oluşumuna sebep olması olası. Kadında rahim ağzı kanseri, erkek ve kadında anüs çevresinde anal kanser, erkekte penis ve üretra hatta mesane kanserine yol açabilmektedir. Aynı şekilde oral seks sebebiyle ağız içinde, dilde, damakta lezyonlar oluşturarak kanser oluşumuna zemin oluşturabilirler.
Her HPV tipi kansere sebep olmaz iken, hastalığın tekrarlaması, vücutta aktif lezyon oluşması kişinin bağışıklık sistemi ile ilgilidir.
Bazı insanlar virüs ile karşılaşmalarına rağmen hiçbir belirti vermeden virüs vücut tarafından yok edilebilmekte veya taşıyıcılık dediğimiz hastalık olmadan sadece bulaşıcılık özelliği kalmaktadır. Ancak HPV siğilleri başta birkaç tane görülürken birkaç ay içerisinde oldukça çoğalması olası.
Genital Siğillerin Komplikasyonları Nelerdir?
HPV cinsel temas ile bulaşır. Genellikle vaJinal ve anal, bazen de oral cinsel ilişkiyle bulaşma olmaktadır. Çoğunlukla herhangi bir belirti vermediği için, çoğu erkek ve kadın hiç farkında olmadan HPV ile enfekte olabilirler.
Ancak bazen de genital siğillerle kendisini ortaya çıkarır. Cinsel ilişkiden yıllar sonra bile görülebilen HPV'ye, tek eşli erkeklerde dahi rastlanabiliyor. HPV ile karşılaşan erkeklerde her zaman herhangi bir belirti ya da sağlık sorunu gelişmezken, lezyon olmadan da taşıyıcılık durumu olabilmektedir.
Bazı HPV tipleri erkeklerin penis veya anüs çevresindeki deri ve mukozal dokularda genital siğillerin oluşmasına neden olurlar. Farklı HPV tipleri ise penis, anüs, ağız içinde lezyonlar oluşturarak kansere sebep olabilirler.
Bayanda ise rahim ağzı kanserlerine yol açarken aynı zamanda normal doğumu geri plana atan bir hastalık olarak varsayıyoruz.
Genital Siğil Teşhisi Nasıl Konur?
Genital siğil teşhisi genital bölgedeki karnabahar görünümünde kabarcık siğiller ile kendisini gösterir. Kadında smear HPV tip gibi sürüntü yoluyla tanısı koyuyoruz.
Erkekte ise siğillerden patolojik örnek alınarak teşhis tamamlanır. Ancak bizi teşhis konmasına iten elbetteki öncelikle görünüştür. Kabarcıklar siğil alarmı verir siğil ise HPV. Türlerini öğrenmek için ise sürüntü şarttır.
Genital Siğil Belirtileri Nelerdir?
Human Papilloma Virüs(HPV) sık rastlanan bir virüs çeşididir. Bir DNA virüsüdür ve siğiller, papillomlar, serviks kanserine neden olur. Cinsel açıdan aktif kişilerin çoğu, yaşamlarının bir döneminde bu virüs ile karşılaşırlar. Belirti olarak gizli ilerlemesi olası.
Bayanda da erkekte de hiçbir sıkıntı yaratmadan sinsice ilerlemesi de olası. Ancak kendisini siğiller ile belli eder. Genital siğil olduğunuzu çıkan siğillerin HPV ile ilişkili olduğunu nerden anlayacağız diye soracak olursak karnabahar görünümünde çıkan siğiller başlarda bir iki taneyse bile daha sonra çoğalması söz konusu olabilir bu sebeple siğillerde bir iki denilmeden teşhis tespit etmek önemli. Daha sonrasında ise uygun yol izlenmelidir.
Genital Siğil Tedavisi Nasıl Yapılır?
HPV için etkin kesin süregelen bir tedavi yöntemi yoktur. Kadında veya erkekte lezyon görüldüğünde cerrahi olarak çıkartılmalı, koterize edilmeli veya dondurulmalıdır. Ancak uygulanan bu işlemler sadece lezyonları ortadan kaldırmakta fakat virüsün vücuttan tamamen uzaklaşmasına yol açmamaktadırlar. Yani aslında tedavi sadece lezyonlara yöneliktir.
HPV virüsünün ağızdan alınan ilaç, aşı ve krem gibi ürünler ile vücuttan atılmasına yönelik bir tedavi yöntemi günümüzde yoktur fakat lezyonların ortadan kaldırılması için uygulanan yöntemler sonrası lezyonlara bir daha hiç rastlanmayabilir.
Lezyonların tekrar çıkmamasında vücut direncinin oldukça önemi vardır. Tedavide amaç lezyonu ortadan kaldırmak , önleyici kremler kullanmak, vücut direncinin yüksek tutmaya yönelik tedbirler olarak sayabiliriz. Kadınlarda smear testinin yapılması erken tanıda çok önemlidir.
Smear testinin önemli bir tarama testi olduğunu da bu nokta da söylemeden geçmeyelim.
Genital Siğil için Nasıl Önlemler Alınabilir?
HPV virüsünün aşısı bulunmaktadır, aşı 9-27 yaş arasındaki kişilere yapılması önerilmektedir. Aşılama 6 ay içinde 3 şekildeyapılmaktadır. Korunmada prezervatif ve tek eşlilik önerilmektedir. Fakat tek bir cinsel partneri olan kişide dahi HPV enfeksiyonu görülebilmektedir. Ancak aşı tedavi edici bir yöntem değildir. Sadece önlem alınması olası bir durumdur.
Genital Siğil Tedavisi için Kullanılan Yöntemler Nelerdi?
Genital siğiller de siğilleri lezyonları ortadan kaldırmak birdaha tekrarlamaması için dondurma, leep, eksizyonel, lazer, koterize etme yöntemleri söz konusudur.
Özellikle koterize etme ile işlem gerçekleştiriyoruz. Bu işlemlerin tamamı aslında siğil yoğunluğuna göre değişmekle birlite lokal yada genel olarak tercih ediyoruz.
Çok yoğun siğiller bulunmadığı sürece lokal anestezi hasta ve bölge için yeterli olur.
Genital Siğil Çıkan Gebelerde de Tedavi Edilmeli midir?
Evet, gebelik sürecinde hassasiyet söz konusu olması sebebiyle ve aynı zaman da vücut direncinin düşmesi de bu duruma eşlik edeceğinden gebelik süresince genital siğiller ortaya çıkması olası. Bunların yok edilmesi gerekir.
Gebellik döneminde dondurma veya cerrahi eksizyonel tedavi yöntemleri çizilmeli çünkü koterizasyon gibi işlemler bu süreçte gebeye uygulamayı hiçbir zaman önermiyoruz.
Genital siğil olan gebelerimizde HPV teşhis edildikten sonra elbette ki normal doğum önerilmez sezeryan zorunlu hale gelmiştir. Bu da atlanılmaması gereken önemli bir noktadır.
Siğil Nüksleri Neden Oluşur?
Devam eden çift eşlilik veya korunmadan cinsel birliktelik vs etkenlerle siğiller tekrarlar. Ya da tam temizlenmeyen siğil bölgeleri tekrar yayılması olası. Ayrıca vücut HPV bağışıklığını alması nedeniyle siğillerin tekrarlaması mümkündür. En ufak dikkatsizlik en kolay şekilde ortaya çıkmasına neden olur.
Genital Siğillerde Risk Faktörleri
Yetersiz immunite (bağışıklık sistemi),
Stres
Uykusuzluk, yorgunluk
Uzun süre ile steroid türü ilaçların kullanımı,
Gebelik dönemi
Tekrarlayan genital enfeksiyonlar,
Travmalar
Gental Siğiller Tedaviden Sonra Cinsel Partnere Bulaştırılabilir mi?
Evet, tedaviden sonra genital siğillerin partnerinize bulaşması söz konusu olabilir. Bu virüs cilt altına yerleştiğinden dolayı tedavisi yani tamamen kurtulmuş olmayacağı için tedavi sadece siğilleri yok etmeye yarayan bir durumdur. Tedavi hastalık için yapılan bir tedavi değildir.
Genital Siğit Tedavisi Ücretleri Ne Kadar (Tedavi Fiyatları) Nasıldır?
2020 Genital siğil tedavisi fiyatları için leep, koter, dondurma, eksizyon gibi tedavi yöntemlerinde ücretlendirmeler seans başı olarak ilerlemektedir.
2020 Genital siğil tedavisi fiyatları siğil yoğunluğuna göre değişiklik gösterir. Siğillerin çoğunluğu eğer fazla ise birden fazla seans uygulanabilir.
Ancak bir ya da iki seansta genital siğil tedavisi bitmiş bulunmaktadır. Bu yüzden 2020 genital siğil tedavisi fiyatları çok geniş bir bantta değildir.
Genital Siği Tedavisi Ağrılı mıdır?
Genital siğil tedavisinde ağrı duyulması zor bir ihtimaldir. Çünkü eksizyon dahil olmak üzre hastaya lokal anestezi verilerek ağrı derecesini minimum dereceye indirmek amaçlanmaktadır.
Lazer ile Genital Siğil Teavisi Nasıl Yapılır?
Lazer ile genital siğil tedavisinde ilaçlar işe yaramadığı durumlarda, gebelik durumlarında ani çözüm gerektiren durumlarda, siğiller başka bölgelere sıçramışsa lazer yöntemi seçeneklerimizden birisidir.
Bu nedenle lazer yöntemi genel anestezi veya lokal anestezi eşliğinde yapıyoruz. Ortalama 20-25 dakika süren bu işlem gebelerde özellikle tercih edilen bir yöntemdir.
Siğil bölgelerine atış yapılarak gerçekleşen bu işlem de HPV tedavisi olarak bilinmemekle birlikte tekrar tekrarlanması muhtemel bir durumdur. Bu durumda da korunmak size kalmıştır.
Genital Siğilden Parça Alınması ve HPV Tiplemesi Şart mıdır?
Genital siğiller de HPV tanısı için görülen siğiller ile tanı koymak mümkün. Ancak bazı durumlar da kadınlarımızda rahim ağızında ortaya çıkan dışardan bakıldığında belli olmayan jinekolojik muayene gerektiren durumlar da görüyoruz.
Ayrıca genital siğilden parça alınması yani biyopsi veya hpv tip testi ise bireydeki hpv derecesini tespit etmek amaçlı kanser ölçülü ya da değil gibi bu cümleleri kullanmak için şarttır.
HPV Tiplemesi Kimler İçin Uygundur?
Görülen siğiller HPV varlığına kanıttır. Ancak az görülen siğiller de smear testi ile pozitif negatifliği kanıtlanması arkasından siğilleri olan her hasta için HPV tiplemesi uygun bir tanı yöntemi olarak kabul ediyoruz. HPV tip kesin derece vererek tedavi de ona göre ilerlenmesi gerektiğinde yol göstericidir.
Önemli Bir Soru ise Genital Siğiller için Lazer Tedavisi Hangi Durumlarda Gereklidir?
Kullanılan ilaçlar işe yaramadıysa
Siğiller oldukça fazla ise
Başka bölgelere sıçramışsa
Siğillerin biran önce yok edilmesini gerektiren durumlarda
Hamilelik durumu söz konusu ise lazer tedavisi tercih edilerek uygulanır.
Genital Siğiller Kanser Yapar mı?
Genital siğillerin kanser yapma olasılığı oldukça fazladır. Serviks kanserine yol açtığı oldukça fazla görünmüştür.
Deri
Derin plantar siğil HPV-Tip1
Yaygın rastlanan siğil HPV-Tip 2, 4
Düz siğil HPV-Tip 3, 10
Mukoza
Genital siğiller HPV-Tip 6, 11 (warts, anojenital siğiller, kondiloma)
Servikal kanser
Yüksek risk HPV-Tip 16, 18, 31,45
Orta risk HPV-Tip 33, 35, 39, 51, 52, 56, 58, 59,68
Düşük risk HPV-Tip 6, 11, 42, 43, 44
Vulva (kadın dış genital) kanseri HPV-Tip 16
Penis kanseri HPV-Tip 16
Orofarinks (ağız-yutak) kanseri HPV-Tip 16
Respiratuar (solunum yollarına ait) papillomlar HPV-Tip 6, 11
HPV Nedir?
HPV etkeni ile servikal kanser(rahim ağzı kanseri) arasında direkt olarak bir bağ gözlenmektedir.Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52dir. Teşhiste önlenmesinde pap smear yer almaktadır.
Pap smear sayesinde serviks kanser oranı azalmış ve önlenmesi olası. Bu nedenle kanser türü arasına girmiştir. Bu nedenle düzenli olarak kontrol amaçlı kadınların smear testlerini aksatmadan yaptırmalarını öneririz.Henüz tedavisi bulunmamaktadır.
Ancak HPV virüsünü insan vücudu antikor üreterek zamanla yenebilir.Bu hastalıkta bağışıklık sistemini güçlü tutmak oldukça önemlidir.
HPV Tedavisi Nasıldır?
HPV’nin vücuttan tamamen atılmasına yönelik hiçbir tedaviye rastlanmamıştır. Ancak HPV’nin yol açtığı siğilleri vücuttan yok etmek amacı ile yapılan yöntemlerimiz mevcuttur. Dondurma, koterize etme, cerrahi eksizyon veya lazer yöntemi ile HPV siğillerinden kurtulmak mümkündür.
Lezyon gelişmemesi için önlem almak size kalmış bir durumdur. Onun dışında HPV cilt altına yerleşen bir virüs. Bu nedenle HPV den kurtulmak mümkün değildir.
HPV Virüsünün Tanısı Nasıl Konur?
HPV kapıldıktan sonra ortaya rahim ağzında anormal hücre değişimleri çıkmadan önce HPV teşhisi yapmak olası. Genital siğiller HPV virüsünü tespit etmeye en yardımcı kanıttır.
Ayrıca HPV DNA testi ve arkasından HPV tip HPV yi kanıtlamaya ve hangi tip olduğunu göstermeye yardımcı olan tanı yöntemlerindendir.
Bunların dışında 30 yaşın üzerindeki bayanlar da rahim ağzı kanserlerini tarama programlarında alınan smear testleri snuçları da birer tanı yöntemi olarak adlandırıyoruz.
HPV Nasıl Bulaşır?
HPV virüsünün şimdiye kadar yüzden daha fazla çeşidi tanımlanmıştır. Tanımlanan çeşitlerin 5 ve 6. Çeşitleri insanlarda sıklıkla görmek olası. Ve genital bölgelerde siğil olarak kendini göstermektedir. Bu siğiller ellerde kollarda ve parmaklarda oluşan siğillerden oldukça farklıdır.
Cinsel yolla bulaştığını söylediğimiz bu virüs illa tam anlamıyla bir cinsel ilişki gerektirmez bulaşması için. Tensel temaslarda, sürtünme yolu vs ile de HPV bulaşması olası.
Ayrıca HPV bulaşması anneden bebeğe plesanta yoluyla da doğum sırasında geçmesi olası. Bu nedenle aktif lezyonu olan anne adaylarımıza normal doğum önermiyoruz aktif lezyonu olmadığı sürece normal doğum desteklemek mümkün.
HPV'nin Belirtileri ve Bulguları Nelerdir?
Kadınlarda genital siğil belirtileri; kadın genital bölgesi erkeklere göre daha hassas olduğu için daha ciddi problemlere yol açabilmektedir.
Genital siğiller belirti genellikle vermeyebilirler. İlk belirti daha önce olmayan ve yeni kaşıntının da genellikle eşlik ettiği küçük kabarcık şeklinde sert göbekli lezyonlardır, siğillerdir.
Siğiller ile kadında vajinal yanma, kaşınma, akıntı ve ağrılı cinsel birliktelik gibi belirtiler de ortaya çıkması olası.
HPV Bulaşma Olasılığını Azaltma Yolu Var mıdır?
HPV aşısı buna bir yöntem olarak tercih etmek mümkün. Bunun dışında tek taraflı olarak prezervatif kondom ile korunma yöntemi HPV den korunmak için yeterli değildir. Ne kadar korunulursa korunulsun HPV’den eşinizi ve kendinizi korumak için tek eşli bir cinsel yaşamı olması şarttır.
HPV Aşısı Tedavi Edici midir?
HPV aşıları koruyucu yöntem olarak kullanılmaktadır. Ancak HPV virüsünde hiçbir yöntem kesin tedavi olarak virüsü ortadan kaldırmak amaçlı kullanılamaz.
Yalnızca korunulabilirlik sağlanabilir. Gardasil ve cervarix aşıları HPV aşılarındandır. Her iki aşı da üçer doz yapıldığında ömür boyunca bir koruyuculuk sağlamaktadır.
Üç dozdan sonra yeni bir doz tekrarına gerek yoktur. Gebelik süreci boyunca HPV aşıları yapmayı önermiyoruz.
HPV’de Bilinmesi ve Yapılması Gerekenler Nelerdir?
HPV’de HPV etkeni ile servikal kanser(rahim ağzı kanseri) arasında direkt olarak bir bağ gözlenmektedir. Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52dir. Teşhiste önlenmesinde pap smear yer almaktadır.
Pap smear sayesinde serviks kanser oranı azalmış ve önlenebilir bir kanser türü arasına girmiştir. Bu nedenle düzenli olarak kontrol amaçlı kadınların smear testlerini aksatmadan yaptırmalarını öneririz. Henüz bir tedavisi bulunmamaktadır. HPV virüsü cinsel yolla, cinsel temas ile bulaşır.
İlla cinsel birliktelik gerektirmez. Temas ile bile cinsel bulaşma sağlar aktif lezyonalara yol açar. HPV de bilinmesi gerekenler arasında gebelikte siğillerin yok edilmesi olası bir çözümdür. Aktif lezyonlar yok edilmediği sürece normal doğum ihtimali yoktur.
Hamilelik Sırasında HPV Enfeksiyonunun Önemi Nedir?
Gebe Bebeğine Bulaştırabilir mi?
Gebelik süreci boyunca ortaya çıkan HPV bulguları doğumdan önceki aktif lezyonlar pasif hale getirmek olası. Koterizasyon ve lazer yöntemi ile lezyonların yok edilmesi gerçekleştirmek mümkün.
Ancak cerrahi eksizyon önermiyoruz. Gebelik sırasında çıkan HPV lezyonları pasif hale gelmez ise yeni doğacak bir bebeğin de geleceği belirlemiş olur.
HPV aktif olan bir anne de normal doğum sırasında plesanta yolu ile anneden bebeğe geçişi olacağından bebeğin doğumundan itibaren HPVli doğma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.
HPV Enfeksiyonu Sezeryan Doğum Gerektirir mi?
Hayır, HPV aktif olan bir hastanın illa sezeryan doğum yapmasına gerek yoktur. Ta ki aktif lezyonu olmayan bir gebede normal doğumu desteklemek olası.
Ancak aktif genital siğilleri var ise bebeğe bulaşması riskinden dolayı anne normal doğum için hazır görmüyoruz. Sezeryan doğum en doğru karar olacaktır.
Bakirelerde de Siğil Olabilir mi?
HPV siğilleri illa ki tam bir cinsel birliktelik gerektirmez. Bu sebeple bakire bayanlarda da siğil görülmesi mümkün bir olaydır. Eşten bulaşan siğiller cinsel temas yoluyla da hasta da aktifleşmesi mümkün. Sürtünme vs. bunlara birer örnektir.
HPV Tipleri Nelerdir?
HPV ile ilişkili lezyonlar ve tipleri
Deri,
Derin plantar siğil HPV-Tip1,
Yaygın rastlanan siğil HPV-Tip 2, 4,
Düz siğil HPV-Tip 3, 10,
Mukoza,
Genital siğiller HPV-Tip 6, 11 (warts, anojenital siğiller, kondiloma),
Servikal kanser,
Yüksek risk HPV-Tip 16, 18, 31, 45,
Orta risk HPV-Tip 33, 35, 39, 51, 52, 56, 58, 59,68,
Düşük risk HPV-Tip 6, 11, 42, 43, 44,
Vulva (kadın dış genital) kanseri HPV-Tip 16,
Penis kanseri HPV-Tip 16,
Orofarinks (ağız-yutak) kanseri HPV-Tip 16,
Respiratuar (solunum yollarına ait) papillomlar HPV-Tip 6, 11.
Yüksek Riskli Onkojenik HPV Tipleri Nelerdir?
Yüksek kanser riskli HPV Tipleri: HPV tip 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73, 82’den oluşur. Yaklaşık 15 ayrı HPV tipi yüksek kanserojen risk grubundadır.
Serviks kanserlerinin %54’ünden Tip 16, %15’inden ise Tip 18 sorumludur. Yani yalnızca Tip 16 ve 18 tüm rahim ağzı kanserlerinin %80'inden sorumludur. HPV tip 16 kadınlarda serviks kanseri yanı sıra vulva kanserine de neden olabilmektedir.
Anormal hücre gelişimi ne kadar fazla ise onkojenik HPV tip olasılığı da o kadar yüksektir.
Gebelik ve Folik Asit adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Globozoospermi Nedir?
Normal bir sperm üç farklı ana bölümden oluşmuştur. Bu bölümler arasında sperm başı, orta kısmı, kuyruk olarak ayrılabilir. Spermin başı genetik kısmı içerir. Orta kısım sperm hareketliliğini sağlar, son kısım ise kuyruk kısmı ise spermin normal hareketini sağlamaktadır. Globozoospermi ise spermlerin anormal yapıda kromozoma sahip olması ile çoğunlukla yuvarlak başlı spermlerin varlığı le karakterize, infertiliteye neden olan bir sperm bozukluğudur. Tüp bebek gerekliliğinde bir maddedir.
Neredeyse istatistik olarak erkeklerin binde birinde görülmesi muhtemel bir rahatsızlık olan globozoospermi kadın yumurtasının döllenmesini neredeyse tamamen engel oluyor.
Globozoospermi hastalarda neredeyse akrozom bölümü hiçbir şekilde bulunmuyor. Akrozom ise spermlerin öncelikle yumurtanın kabuğuna yapışmasını sağlanarak arkasından içerisine girmesine de yardımcı olmaktadır. Dolayısı ile doğal yollardan çocuk sahibi olmak neredeyse imkansız hale geliyor. Ancak mikroenjeksiyon yöntemi ile tüp bebek tedavisinde gebelik elde edilmesi muhtemel olabiliyor. Globozoospermi hastalarda tıbbi destek zorunludur.
Hastanın anlayabileceği herhangi bir belirtisi bulunmamaktadır. Ancak tahlillerde sperm şeklinin incelenmesinden sonra buna rastlayabiliyor. Tüp bebek uzmanına danışmadan ve test yaptırmadan bunun varlığından haberdar olmak ne yazık ki mümkün olmuyor.
Henüz bilinmeyen sebeplerden dolayı spermde oluşan bir anomaliden meydana geliyor.
Tüp bebek tedavilerinde de başarı oranlarını bir miktar düşürüyor. Zira mikroenjeksiyon ile spermler yumurtanın içine enjekte edilse de kromozom yoksunluğundan kaynaklı döllenmenin başlamasında zorlanabilirler. Standart tüp bebek tedavisinde maalesef şansı azaltan bir etken olarak nitelendirebilir.
Son teknoloji ile mikroenjeksiyon ile döllenmeyi daha kolay gerçekleşmesi için seçilme imkanın sağlayarak daha mümkün bir hale getirdi.
Ancak eğer korunmasız cinsel ilişkiye rağmen bebek sahibi olamıyor iseniz gebelik elde edemiyor iseniz lütfen tüp bebek uzmanına başvurmakta gecikmeyiniz. Tüp bebek tedavisi oldukça yaygınlaşmış olup hiç bilmediğiniz belirti vermeyen bir probleminizde söz konusu olabilir.
#### GLUTATYON TEDAVİSİ
GLUTATYON NEDİR ?
Glutatyon insan vücudunun her bir hücresinde yer alan bir peptittir.Üç aminoasitten oluşan bu peptit yaşlanmayı geciktirici özelliği ile ön plana çıkmaktadır. Son derece güçlü bir antioksidan olan glutatyon tıpta bir çok alanda kullanıma sunulmaktadır.Reaktif toksik maddeleri etkisiz hale getiren detoks özelliği sayesinde vücut fonksiyonunu geliştirmede ve cilt sağlığını sağlamakta önemli bir rol almaktadır.
IV GLUTATYON UYGULAMASI
Devamlı olarak vücutta varlığını sürdüren bu madde azaldığı zaman vücut direncinin düşmemesi adına takviyesi mutlaka sağlanmalıdır.Bu takviye türleri arasında en etkili yol intravenöz yani damardan alınan takviyelerdir.Bu sayede damardan alınan glutatyon kan dolaşımına daha hızlı karışır ve vücut direncini destekler ve koruma altına alır.
GLUTATYON EKSİKLİĞİNİN SEBEPLERİ NELERDİR ?
• STRES
• DETERJANLAR VE TEMİZLİK ÜRÜNLERİ
• YETERSİZ VE SAĞLIKSIZ BESLENME
• VÜCUTTA BİRİKEN FAZLA TOKSİNLER
• AĞIR METALLER
• ZARARLI MUTFAK MALZEMELERİ
• TATLANDIRICILAR
IV GLUTATYON TEDAVİSİNİN FAYDALARI NELERDİR ?
• Daha parlak cilt görünümü sağlar.
• Cildin beyazlamasını sağlar .
• Odaklanmayı arttırır.
• Bağışıklık sistemini güçlendirir.
• Vücudun savunma mekanizmasına destek sağlar
• Detoks etkisi sağlar.
• Enerji artışı sağlar .
• Güçlü bir yaşlanma geciktiricidir.
• Sigara ve alkolün yarattığı sağlık sorunlarını azaltır.
• Uyku kalitesini arttırır.
• Vücut ısısınıı arttırır.
• İnsülin direncinin oluşturduğu etkileri azaltır.
• Kronik halsizliği azaltır.
GLUTATYON TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Vücutta azalan glutatyon eksikliğini takviye etmek için kullanılan en etkili yöntem ıv yöntemdir.Glutatyon tedavisi haftada bir seans olmak üzere totalde beş haftalık bir süreci kapsar.İşlem ortalama 15-20 dakika sürmektedir.Hastane ortamı gerektirmez ve işlem sonrasında birey normal hayatına hemen dönebilir.
GLUTATYON TEDAVİSİ KİMLERE UYGULANMAZ ?
Glutatyon tedavisi kanser tanısı konmuş veya kanser riski yüksek olan bireylere,gebe ve emziren bireylere önerilmez .
#### HaberTürk: Gebe kalma olasılığı 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azalıyor
Anne-baba olma yaşının arttığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Kılıç, belli bir yaştan sonra ise çiftlerin çocuklarının olmayacağı endişesine kapıldığına işaret ederek, "İleri yaş bebek istekleri arttıkça tüp bebek tedavileri de artış gösteriyor" dedi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, yaşam koşullarının değişmesiyle anne-baba olma yaşının da arttığına işaret ederek, kariyer planları, hayaller derken bebek isteklerinin ertelendiğini bildirdi.
Belli bir yaştan sonra ise çiftlerin çocuklarının olmayacağı endişesine kapıldığına işaret eden Kılıç, ileri yaş bebek istekleri arttıkça tüp bebek tedavilerinin de artış gösterdiğini kaydetti.
Kılıç, 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklerin ileri yaş gebelik sınıfında değerlendirildiği bilgisini vererek, gebe kalma olasılığının 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azaldığına dikkati çekti.
İlerleyen yaşla birlikte “infertilite” yani kısırlık problemlerinin arttığını, gebelik sürecinin biraz daha zorlaştığını doğuma yakın komplikasyonların artış gösterdiğini belirten Kılıç, 30 yaş altındayken her yumurtlama döneminde gebe kalabilme şansının yüzde 20 olduğunu, bu oranın 40 yaş itibarıyla yüzde 5’e kadar gerilediğini aktardı.
#### Hafta Hafta Gebelik
1. HAFTA
Gebeliğinizin ilk 3 haftası aslında teknik olarak henüz gebe
olmadığınız bir dönemdir. Gebelikte 1. Hafta da 250 milyon spermden biri
vajinanızı geçerek rahminize girecek ve fallop tüpüne ulaşıp yumurtaya girmeyi
deneyecek. Eğer bunu başarırsa yumurta döllenecek. Bu aşamada spermlerden
sadece bir tanesi yumurtanın zarını delmeyi başarabilecek. Bu döllenmiş
yumurtaya zigot adı verilir. Zigot, 16 özdeş hücreye bölünerek, rahme yerleşir
ve gelişmeye başlar.
2.HAFTA
Gebelikte 2. Hafta yumurtanın geliştiği ve seçildiği hafta
olarak adlandırılır. Gebelikte 2. Hafta Aday adayı olan yumurtalardan yalnızca
bir tanesi seçilir ve gelişecek olan bebeğin temelini oluşturur. Yumurtanın
ömrü 24 saattir. Bu süre zarfında eğer sperm yumurtayı bulursa ve
dölleyebilirse gebeliğinizin ilk başlangıcı bu dönemde olur.
3.HAFTA
Gebelikte 3. hafta, bebeğin henüz rahimde olmadığı bir
haftadır. Gebeliğin 3. Haftasında bebek rahme yerleşir ve gebeliğiniz başlamış
olur. Bu hafta sperm, rahme doğru bir yolculuğa çıkmıştır. Spermin yumurtayla
birleşmesiyle birlikte, gebeliğin oluşması sağlanır. Bunun sağlanması ilk üç
hafta içerisinde gerçekleşir bu nedenle üçüncü hafta önemlidir.
4.HAFTA
Gebelikte 4. hafta, embriyonik dönemin başlangıcıdır. Bebeğinizin organları gelişmeye
başlayacaktır. Bebeğiniz yaklaşık olarak haşhaş tohumu kadardır ve en hassas
olduğu dönemdir. Plasenta henüz oluşmamıştır ve bu haftayla birlikte
kanınızdaki besin hücreleri bebeğinize aktarılacaktır.
5.HAFTA
Gün geçtikçe gebeliğe dair daha fazla belirti görülmeye
devam ederken henüz bir susam tanesi kadar olan bebeğinizin sayesinde
vücudunuzda ciddi değişimler olmaya devam eder. Bu hafta da anne adayında; sık
idrara çıkma, aşırı salya, aşermek ve yiyeceklerden tiksinme gibi durumları
yaşanabilir. 5 haftalık bebeğinizin boyu 2 mm civarında olmasına karşın,
bebeğinizde büyük değişimler olmaya devam eder. Dolaşım sistemi çalışmaya
başlar ve çok zayıf kalp atışları görülür. Hafif kasık ağrıları olabilir.
6.HAFTA
Bu hafta bebeğinizin ağzı, kulağı, burnu, kolları ve
bacakları oluşmaya başladı! Kalbi dakikada 100-160 kere atıyor!!
Şuanda bir nar tohumu kadar
Boyu 2,5 mm'ye ulaşmıştır. Bu hafta bebeğinizde yaşanan
önemli değişim bir kilometre taşı olan sinir yolu olan bebeğinizin omuriliği
olacak yapının üzerine kapanmaya başlar. 6. haftalık gebelik belirtilerinde
artan kan akışı nedeniyle anne adayının göğüslerinde karıncalanma yaşanabilir
ya da hassaslaşabilir. Bu durum endişe edilebilecek bir durum değildir.
Kabızlık sorunu yaşayabilirsiniz.
Bir gün çok mutlu, bir gün çok mutsuz olabilirsiniz.
Kendinizi çift karakterliymiş gibi hissedebilirsiniz ancak bu duygu
karmaşasının normal olduğunu da unutmamalısınız. Hormonların yanı sıra
hayatınızın da yavaş yavaş değişiyor olması bu durumları yaşıyor olmanızın
önemli etkilerinden biridir.
7.HAFTA
Bebeğinizin büyüklüğü geçen haftaya göre 2 katına çıkar.
Küçük el ve ayaklar vücuttan çıkan küçük kanatlar gibidir. Yaban mersini
büyüklüğüne geldi J
Bebeğinizin sindirim ve solunum sistemi oluşmaya başladı.
Kasları ve lifleri oluşmaya başladı bu da birkaç hafta sonra bebeğiniz hareket
etmeye başlayacağı anlamına geliyor.
Gebelikte 7. hafta bebek gelişimi ise, bebeğin baş bölgesinden
popoya kadar uzunluğu hemen hemen 4-5 mm. civarına gelmiştir.
Doktor kontrolünün tam da zamanı ! Biraz idrara sıkışık git
lütfen doktoruna.
Takviminize bakarak son regl tarihinizi not alın, böylece
doktorunuz tahmini olarak bebeğinizin ne zaman geleceğini size belirtecektir.
Ancak tarihi hatırlamıyorsanız veya adetleriniz düzensizse merak etmenize gerek
yok çünkü doktorunuz ultrasona bakarak tam tarihi size verebilir. Sizin ve
eşinizin ailesinde kalıtsal hastalıklar varsa bunları doktorunuza mutlaka
bildirin. Testler yapıldığı zaman bu bilgiler doktorunuza oldukça yardımcı
olacaktır.
Hadi koş kalbini duyalım
8.HAFTA
O artık bir fetüs! Boyu yaklaşık 15 mm oldu. Gözleri, ağzı
ve burnu daha belirginleşti, göz kapakları oluşuyor.
Siz hissetmeseniz de bebeğiniz hareket etmeye başlar. Sinir
hücreleri gelişmeye başlar.Solunum yolları ve akciğer gelişimi başlar.
Fasulye oldu
Bu haftadan itibaren gözleri, burnu ve ağzı daha da
belirginleşiyor. Göz kapakları oluşmaya başlıyor. Çene çıktısını oluşuyor ve
kulakları içten ve dıştan olması gereken şeklini alıyor.
Sekizinci haftanın kasıklarınızda kramp ağrılarının
hissedildiği hafta olduğu belirtilir. Bebeğiniz karnınızda gelişmeye devam
ettikçe, karnınızın içindeki rahim de gerilmeye başlar ağrıların oluşmasına
neden olur. Ancak bu ağrılar olması gereken ve normal kabul edilen ağrılardır.
Endişelenmenize gerek yok. Ancak ağrılarınız dayanılmayacak kadarsa mutlaka
doktorunuzla görüşün.
Kanlarınız alınmadı ise bu hafta genel bir tarama
yapılmasında fayda var.
9.HAFTA
Merhaba, benim orta boylusundan yeşil zeytiniiim
Bebeğiniz şimdi 2 cm oldu. Siz henüz hissetmesiniz de o
artık kollarını ve bacaklarını hareket ettirebiliyor, kafasını çeviriyor ve
ağzını açıp kapatabiliyor. Orta boylu bir yeşil zeytin haline geldi.
Gebelik belirtileri; açlık, yorgunluk, bulantı, sık sık
idrara çıkma şikayetleri en üst seviyeye çıkar. Pek çok gebe için dönemin
bitmesinden sonra anne adayı rahat bir nefes alır ve artık hamileliğin keyfini çıkarmaya
başlar.
10.HAFTA
Merhaba benim mandalinam !
Bebeğiniz 3 cm boyuna ulaştı bile! Vücudunda kemik ve
kıkırdak dokusu, kafasında ufacık kulak kanalları gelişiyor. Siz de greyfurt büyüklüğünde
bir rahme sahipsiniz bebeğinde bir mandalina oldu artık.
Gebelikte 10. Hafta da bebeğiniz artık karnınızda bulunan
sıvı içerisinde hareket etme özgürlüğüne kavuşmuştur. El ve ayak parmakları 10.
haftadan itibaren normal bir el ve ayak şeklini almaya başlıyor. Bu haftada
bebeğinizin kuyruk kısmı artık görünmezdir. Nefes alıp verme hareketlerini
yapmaya başlamıştır. Ancak bebeğiniz bunu oksijen değil, Amnion suyunu yutarak gerçekleştirir. Ayrıca ilk
idrarını da yine bu haftalarda yapar.
Bu hafta karnınız giderek yuvarlak bir şekil almaya
başlayacaktır.
Hem karın hem de bel çevreniz kalınlaşmaya başlayacak, hafif
de olsa kilo aldığınızı fark edebileceksiniz. Gebelikte 10. Hafta da ayrıca
şişkinlik durumu da yaşayabilirsiniz. Bu nedenle kıyafetleriniz artık dar
gelmeye başlayacak. Bu nedenle kendinize karın bölgenizi rahat ettirecek beli
lastikli veya iplikli kıyafetler seçmenizi öneririz.
11.HAFTA
Bebeğiniz 4 cm boya ulaştı. Doğuma kadar gelişimleri devam
edecek beyni, ciğerleri ve böbrekleri çalışmaya başladı. Artık göbeğiniz
belirginleşiyor.
Bebeğiniz bu haftalarda hem rahim içini hem de kendi
bedenini dokunarak tanımaya başlayacaktır. Tat alma duyusunu da kazanmasıyla
birlikte beyni ilk öğrenme faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlayacaktır.
Tekme atar, gerilir, hıçkırır ancak bunların hiçbirini
hissetmezsiniz. Bebeğiniz incir kadar olur. Bulantı ve kusma azalır. Kendinizi
daha iyi hissedersiniz.
Haftaya ikili tarama testi için uygunsun !
12.HAFTA
Bebeğiniz bu hafta hareket edebiliyor ve başparmağını
emiyor. Ses tellerinin gelişimi tamamlandı.
Bağırsaklar hızlı büyür, böbrekler idrar üretmeye başlar.
Bebeğiniz küçük limon büyüklüğündedir.
Rahminiz karından hissedilecek büyüklüğe gelir. Reflü olma ihtimali
başlayacağı için yemek sonrası hemen uzanmayı bırakmalı, vajinal akıntıda da
artış olur. 2’li tarama testi zamanı geldiii, haydi kontrole J
Doktorun ultrasonda bakacak yine bebeğine, daha sonra da
hemşiren kan alacak tarama testi için.
13.HAFTA
Bebeğiniz bezelye kabuğu kadar 8 cm boyunda ve 25 gram
ağırlığında. Cildinde ince tüyler beliriyor. Anne adaylarının süt kanalları
emzirmeye hazırlanıyor. Bebeğin parmak izi oluşur. Yorgunluk azalır, daha mutlu
hisseder ve cinsel istekte artış olur.
Memede kolostrum (doğumda gelen ilk süt) oluşumu başlar.
Bağırsaklarınızı hareket ettirmek için bol su için ve yüksek lifli gıdalar
tüketin. Gebelikte 13. Hafta da çavdar, yulaf, arpa, fasulye ve bakliyat, meyve
ve sebzelerden lif takviyesi alabilirsiniz.
14.HAFTA
Bu hafta bebeğiniz 8,5 cm boyunda. Anne adaylarının en
sevdiği dönemdesiniz; bulantılarınız azalıyor ve enerjiniz yerine geliyor!
Beyin uyarıları ve yüz kaslarını kullanma başlar. Ultrasonda
emme hareketi çok rahat görülür. Laguna denen tüyler oluşmaya başlar. Bebeğiniz büyük limon (8.5 -9 cm) ve ağırlığı
40 gr kadar olur. Bu dönemde karında büyümeniz olmasa gebe olduğunuzu bile
hissetmeyebilirsiniz.
Hadi bakalımm, girl or boy deme zamanı bakalım pembe mi
çıkacak kutudan mavi mi??
15.HAFTA
Bebeğiniz elma büyüklüğünde yaklaşık 80 gr ağırlığında. Yaklaşık
10 cm boya geldi bile. Bacakları kollarından daha uzun artık bütün eklemlerini
hareket ettirebiliyor. Karnınız gözle görülebilir şekilde büyüme
başladı.
Vücudunuzun belli bölümlerinde
koyulaşmalar görebilirsiniz.Örneğin,
meme ucunuzun veya varsa çillerinizin renginin gittikçe koyulaştığını fark
edebilirsiniz. Yüzünüz de gebelik maskesi denilen koyulaşma gözlenebilir. Bunun
nedeni pigment içeren hücrelerin hormonal aktivitelerindeki artışıdır. Ancak bu
endişe edilecek bir durum değildir. Bu hafta karnınız artık dışarıdan el ile
hissedebileceğiniz kadar büyümeye başlamıştır. 15. haftadan sonra bebeğinizin boy ölçümü yapılırken baş ve popo mesafesi
yerine baş çevresi (BPD), karın çevresi (AC), uyluk kemiği uzunluğu (FL)
ölçülür. Yapılan bu ölçümlerle bebeğinizin gelişimi değerlendirilir.
16.HAFTA
Bacaklar daha gelişmiş ve bebeğin tekmeleri özellikle 2.
gebeliği ve zayıf olanlarda hissedilebilir. 18-20 haftaya kadar bebek
hareketleri hissedilmeyebilir. Kafa daha
kolay yukarı kalkar. Bebeğinizin büyüklüğü avokado kadar yaklaşık 100 gr ve 9cm
oldu J
Ultrasonda organları çok net görülebiliyor.Bende senin
kontrolün için sabırsızlanıyorum. Bu hafta dörtlü tarama testi ayrıca. Bu
bölgeye dokunduğunuz zaman, rahminizi hissedebileceksinizdir. Geçen hafta
rahminiz 140 gramken bu hafta 250 grama kadar ulaşmıştır. Omurganız “S” şeklini
almaya başlarken, bel kısmınız öne, sırt kısmınız ise arkaya doğru şekil
değiştirmeye başlayacak. Bacaklarınızda oluşacak şişlikleri önlemenin yolu
fırsat buldukça dinlenmenizden geçiyor.
Hadi cinsiyetini benimle de paylaş
17.HAFTA
Bebeğiniz yaklaşık 12 cm boyunda ve anne adayı ile birlikte
kilo almaya başladı. Saçları, kaşları ve kirpikleri uzuyor. Bebek eklemlerini
ve iskelet sistemini kolayca hareket ettirir. Kordon büyüyor, uzuyor, daha kalın hale geliyor.
Bebeğiniz turp büyüklüğünde yaklaşık 150 gr. Bel ve bacak
ağrılarını azaltmak için yarımtopuklu ayakkabılar giymek gerekir. Rüya görmede
artış olur. Eğer amniyontez gerekli ise en uygun zaman bu aralardır.
18.HAFTA
Bebeğiniz artık dolmalık biber büyüklüğünde 200 gr 14 cm
oldu .
Kan basıncınız
oldukça fazla düşer. Artık istirahat halindeyken sol yana yatmalı. Yatış veya
oturur pozisyonda ayağa çok ani kalkmamak gerekir. İştahta çok fazla artış
olur.
İlk dışkısı oluşmaya
başladı.
Mekanyum adı verilen, ölü hücreler, salgılar ve amniyotik
sıvıdan oluşan yapışkan kıvamında, koyu yeşil renkte olan dışkısını bebeğiniz
doğumdan ilk birkaç saat sonra yapacaktır.
Yüz mimikleriyle size bir şey anlatıyor olabilir mi?
Evet, yanlış okumadınız bebeğiniz yüz mimikleri yapabilme
evresine geldi. Onu kızdırdığınızda suratını asabilir, mutlu ettiğinizde de
size gülümseyebilir. Ayrıca esneyebilir hatta hıçkırabilir de. Emme ve yutkunma
reflekslerinin gelişmesi sonucunda ultrasonda bebeğinizin başparmağını emdiğini
görürseniz şaşırmayın. Çünkü emme refleksi, bebeğinizin doğuştan kazandığı bir
reflekstir.
19.HAFTA
Bebeğini büyük bir domates kadar oldu ! Yaklaşık 15 cm. Tat
duyusu tamamen gelişti ve içinde bulunduğu sıvının tadını alabiliyor, sesleri
duyabiliyor. Kilosu ise 250 ile 270 gram civarındadır.
Bu haftada bebeğinizin cildi, Verniks Caseosa adı verilen
kremsi beyaz doku ile kaplıdır. Bu doku bebeğinizin cildini kaplayarak onu
koruyan bir maddedir. Verniks Caseosa, bebeğinizin amniyotik sıvının içerisinde
bozulmasını ve derisinin çürümesini önler.
20.HAFTA
Bebeğiniz artık muz büyüklüğünde ! Bebeğiniz yaklaşık 16 cm
ve 300 gram. Onunla tanışmaya hazır mısınız? Bu haftadan itibaren ultrasonda
bebeğinizi net küçük insancık gibi görebilir, kalp atışlarını duyabilir, el ve
ayaklarını ekranda görebilirsiniz.
Yutkunma hareketlerini sık sık tekrarlayarak sindirim
sisteminin gelişmesine yardımcı olur.
Artık detaylı ultrason vaktiiii, iç organlarının dış
organlarının damar çaprazlamalarının vs bir perinatolog tarafından
incelenmesinin vakti geldi .
Tekmelemelere hazır olun.
Bu haftadan itibaren karnınızda fazlasıyla hareket edebilen
bebeğiniz yumruklama, tekme atma ve kıvrılarak dönme hareketlerini de
gerçekleştirmeye başlar. Bu haftalardan sonra sizi fazlasıyla dürtebilir. Zaman
zaman uyur ve uyanır. Saç ve tırnaklarının uzaması devam eder.
21.HAFTA
Bebeğiniz havuç büyüklüğünde, yaklaşık 26 cm 310 gram. Duyum
eşiği geliştiği için annesinin kahkahasını bile işitebilir!
Bebeğinizin 21. haftadan itibaren hareketleri daha bilinçli
hale gelir.
Bu beyninin ve kaslarının bir uyum içinde çalıştığını
gösterir. Eğer rahat etmediği bir pozisyondaysanız o rahat edebileceği
pozisyonu bulana kadar hareket etmeye devam edecektir. Ne de olsa karnınızın
hâkimi şu an için o.
Bebeğiniz sizinle tam tersi bir hayat tarzı belirlemiş
olabilir.
Siz uyurken o hareket ediyor, o uyurken siz hareket ediyor
olabilirsiniz. Bu hafta ile beraber kalp kası sürekli güçlenmeye ve kan
pompalamaya devam ediyor. Bunun nedeni bebeğinizin rahim içindeki ortamının dış
ortamdaki oksijene göre daha az olmasıdır. Kan akışı bu nedenle hızlı dolanır
ve kalp kası da hızlı çalışmak zorundadır. Kalbinin atma hızı dakikada 120-160
arasındadır.
Bu döneme kadar yaklaşık olarak 5 ile 7,5 kilo aldınız.
Bu kilo alımı normaldir. Eğer bundan daha fazlasını veya
daha azını aldıysanız doktorunuzla görüşmenizi tavsiye ederiz. Size bir
beslenme programı çıkarmasını isteyebilirsiniz. Bu haftalar kendinizi enerjik
hissedeceksiniz. Cildinizde yağlanma ve akneler oluşabilir. Bu haftada da
bacaklarınızda varis oluşabilir.
22.HAFTA
Bebeğiniz kabak büyüklüğünde, yaklaşık 27 cm ve 450 gram.
Nefes almayı denese de henüz başarılı değil. Oksijen görevini plasenta
sağlıyor.
Bebeğiniz bu haftadan sonra artık hızlıca kilo almaya
başlayacaktır. Bu ortalama olarak 10 gün içerisinde 100 gram alacağı anlamına
gelir. 22 haftalık bebekte göz kapakları henüz açılmamıştır. Ancak bebeğiniz
göz kapakları kapalı bile olsa ışığı rahatça algılayabilir. İlerleyen
haftalarda göz kapakları açılmaya başlayacaktır. Bu haftadan itibaren
göğüsleriniz sizi emzirmeye hazırlamaya başlar. Bu nedenle göğüs uçlarınız
normal ten renginizden daha koyu olacaktır. Bu da bebeğinizin göğüs ucunuzu
rahat bulabilmesini sağlayacak bir işarettir.
Özel bir durumunuz yoksa cinsel ilişki ile de bu haftalarda
da kısıtlama yoktur.
23.HAFTA
Bebeğiniz mango büyüklüğünde, 23 haftalık olan bebeğinizin
baş ve popo boyu yaklaşık olarak 28 cm, kilosu ise 500-530 gram civarındadır. Bebeğiniz
bu hafta artık gelişiminin büyük kısmını tamamlamıştır. El, ayak, kol ve
bacaklarını çok daha düzenli hareket ettirebilir ve siz de bunu
hissedebilirsiniz.
24.HAFTA
Bebeğiniz mısır büyüklüğünde, 24. haftadaki baş ve popo
uzunluğu 30 cm, kilosu ise yaklaşık olarak 600-630 gram arasındadır.
Bebeğinizin kilosu,
boyuna göre daha hızlı artmaya devam eder. Bu haftalarda bebeğiniz uyuma ve
uyanma alışkanlıklarını geliştirir. Gerçek saçları kafasında büyümeye başlar.
Ancak bu saçlar önceki haftalarda belirttiğimiz lanugo denen ince tüyler
değildir artık.
Bebeğinizin ciğerlerinin içindeki baloncuklar ve damarlar
gelişmeye devam eder.
24 haftalık bebeklerin göz hareketlerinde hızlanma başlar.
Karnınız tıpkı bir futbol topu büyüklüğünde gibi görünür. Bu
sırt ağrıları yaşamanıza neden olabilir. Mide ekşimesi, baş dönmesi, kas ve
ayakta ağrılar, yorgunluk gibi şikâyetleriniz olabilir.
Gebeliğin 24. haftasında karın ve göğüs bölgenizde kaşıntı
ve çatlaklar oluşabilir.
Bu haftayla beraber bebeğinizin kalsiyum ihtiyacı daha da
artacaktır.
Bu nedenle kalsiyum açısından zengin besinler tüketmeniz,
hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı kemik yapısı için oldukça önemlidir.
Ayrıca, şeker yüklemesi haftasına da hoşgeldiniz J
Gebelikte 24 ile 28. haftalarda bazı doktorlar glukoz tarama
testinizi yaptırınız.
25.HAFTA
Bebeğiniz şalgam büyüklüğünde, yaklaşık 34 cm boyunda ve 670
gram. Bu hafta ellerini sıkabiliyor ve ayaklarına uzanabiliyor. Ağzı
etrafındaki sinirler gelişiyor bu da bebeğin beslenmesini kolaylaştıracak.
Saçları uzamaya devam eder.
Her ne kadar bebeğinizin hareketlerini daha çok hissetmek
isteseniz de, o şu an yeni açılan burun deliklerini keşfetmekle meşguldür.
Vücudunuz ağırlaştığı için hareket alanınız daralıyor.
Karnınızdaki büyüme arttığı için yorgunluk hissiniz de aynı
oranda artış gösterebilir. Bundan dolayı bacaklarınızda ve bel bölgenizde
ağrılar hissedebilirsiniz. Bu ağrıların yanı sıra bazı anne adaylarının el ve
parmaklarında da ağrı ve kasılmalar hissedildiği gözlemlenmiştir.
Şeker yüklemeni yaptırmadıysan hala vaktin var sevgili gebem
J
26.HAFTA
Taze soğan büyüklüğünde yaklaşık 36 cm boyunda. Ciğerleri
doğum sonrası nefes almak için hazırlanıyor.
Burun delikleri açılmaya başlayan bebeğiniz gelişen
kaslarını ve akciğerlerini kullanarak nefes alış antrenmanı yapmaya başlar.
Ancak bu nefes alışlarını bizim gibi hava alıp vererek yapmaz, rahmin içindeki
amniyotik sıvıyı soluyup verir.
27.HAFTA
Bebeğiniz karnabahar büyüklüğünde, 27. haftasında
bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 36.6 cm, kilosu ise 900 gram civarındadır.
Bebeğinizin ciğerleri, karaciğeri ve bağışıklık sistemi gelişmeye devam ederken
yavaş yavaş çalışmaya da başlar. Bebeğinizin bağışıklık sistemi plasenta
tarafından güçlendirilir.
Size iyi bir haberimiz var; yüzü tamamen oluştu ve duyuları
hassaslaşmaya başladı
Akciğerleri düzenli bir şekilde su alıp vermektedir.
28.HAFTA
Büyük patlıcan büyüklüğünde, 28 haftalık bebeğinizin boyu
37.6 cm, kilosu ise 1 kilo ile 1 kilo 100 gram civarındadır.
Gebelikte 28. hafta bebeğinizin rüya görmesini sağlayan
dalgaları (REM) saptanmaktadır.
Bebeğiniz cildinin altında biriken yağlar ile dış yaşama
ayak durmaya hazırlanıyor.
Artık karnınız iyice büyüyerek tüm herkese burada benden bir
parça var diyor.
Ancak karnınızın bu kadar büyümesinin size de bazı etkileri
yok değil. Nefes almada zorluk, sindirim sorunu ve uykusuzluk yaşadığınız
sorunlardan yalnızca bazılarıdır. Bu şikâyetlerin birçoğu doğuma kadar devam
edecektir.
29.HAFTA
Bebeğiniz balkabağı büyüklüğünde, 29 haftalık olan
bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 38.6 cm, kilosu ise 1 kilo 150 gram ile 1 kilo
300 gram civarındadır.
Yağ dokusu depolanmaya devam eder.Bebeğiniz bu hafta
gözlerini sağa, sola doğru hareket ettirebilir. Ses, ışık, koku ve tat gibi
algılar daha da güçlenmiştir. Kemik iliği kan hücrelerinin yapımını tamamen
gerçekleştirmeye başlamıştır. Bebeğinizin adrenal bezleri östrodiol (östrojenin
bir formu) diye adlandırılan kimyasalı plasentadan üretir. Bu östrodiolün
vücudunuzda prolaktin üretimini uyardığı düşünülmektedir ve prolaktin süt
üretmenizi sağlar.
30.HAFTA
Bebeğiniz lahana büyüklüğünde, yaklaşık 40 cm boyunda ve
1300 grama ulaştı. Vücut sıcaklığını koruyacak yeni yağ hücreleri iş başında.
Bu haftada akciğerleri gelişmeye devam ederken, lanugo denen
ince tüyler dökülmeye başlıyor. Bebeğiniz için hayati bir öneme sahip olan
amniyotik sıvı bebeğinizin etrafını çevreliyor. Ancak bu sıvının oranı
bebeğiniz büyüdükçe ve rahminizde yer kapladıkça azalacaktır. Gittikçe büyüyen
karnınız, bebeğinizin büyüdüğüne işarettir. Bebeğinizin görme duyusu henüz çok
keskin değil ancak bu duyusu gelişmeye devam ediyor. Doğum sonrasında da devam
eden bu gelişme nedeniyle bebeğiniz gözleri kapalı olarak büyüyecek. Gözlerini
açmaya başladığında ise sadece çok yakın nesneleri seçebilecek duruma gelecek.
Normal bir insanın sahip olduğu görme yetisine kavuşabilmesi için zamana
ihtiyacı var.
31.HAFTA
Bebeğiniz kokonat büyüklüğünde, 31. hafta ile birlikte bebeğinizin
boy uzunluğu yaklaşık olarak 41 cm, kilosu ise 1 kilo 500 gram ile 1 kilo 600
gram arasındadır.
Sindirim sistemi ve akciğerleri tamamıyla gelişmiştir.
32.HAFTA
Bebeğiniz artık yaklaşık 42 cm boyunda ve 1,600 gram
ağırlığında. Güzel haberse uyanık olduğunda, yeni doğmuş bir bebeğin yaptığı
birçok şeyi yapabiliyor.
32 haftalık bebeğinizin ten rengi bu haftadan itibaren daha
da açılmaya ve cilt rengi normal ten rengine dönmeye başlamıştır.
Önceki haftalarda meydana gelen ve lanugo denen ince, yumuşak
tüyler dökülmeye başlamıştır.
Sürekli hareket eden bebeğiniz sizi uyutmayabilir.
Doğuma yaklaştıkça bel ağrılarınız artacaktır.
33.HAFTA
Bebeğinizin ananas büyüklüğünde olup gebeliğin 33.
haftasında bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 43.7 cm, kilosu ise 1 kilo 850 gram
civarındadır.
Bebeğiniz ses tonunuza göre size tepki vermeye başlamıştır.
Eğer mutluysanız ve ona sakin, pozitif bir ses tonuyla yaklaşırsanız size
olumlu tepkiler verecek ve hareketlenmeye başlayacaktır. Bu hareketlilik sizi
de mutlu edecektir. Böylece aranızdaki bu mutluluk size ve bebeğinize çok iyi
gelecektir.
Bu dönemlerde özellikle yüz bölgenizde şişlikler meydana
gelebilir.
34.HAFTA
Bebeğiniz kavun kadar olup yaklaşık, gebeliğin 34.
haftasında bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 45 cm, kilosu ise 2 kilo 150 gram
civarındadır. Hamilelik sürecinin iyice ilerlemiş olmasıyla bu dönemde birçok
bebek doğum pozisyonunu almış oluyor.
İyice ağırlaşan bedeniniz, hareketlerinizi büyük oranda
kısıtlayacaktır. Doğumunuza az bir süre kaldığından doğum çantanızı hazırlamaya
başlayabilirsiniz. Bu dönemlerde sık sık yaşadığınız doğum sancıları sizi
doğuma hazırlamak içindir. Kısa süreli sancılardır. Büyüyen karnınız ve
içinizde karnınızla birlikte büyüyen bebeğiniz size bazı fiziksel sıkıntılar
yaşatabilir. Örneğin, yatış pozisyonunda zorlanabilirsiniz. Gebeliğin 34.
haftasında doktorlar genellikle sol tarafa yatmayı önermektedir. Vücudunuzdaki
şişlikler yine devam edecektir. Lokal masaj yapılması şişlikleri biraz
engelleyebilir.
35.HAFTA
Bebeğiniz büyük kavun kadar ve yaklaşık 35. haftasında
bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 46.2 cm, kilosu ise 2 kilo 380 gram civarıdır.
Bebeğinizin kafası oldukça ağırdır. Bu ağırlığın nedeni
beyninin gelişmesidir.
Daha önceki haftalarda yaşadığınız sık idrara çıkma ve mide
yanması bu haftada da devam edecektir.
Bu şikâyetler bebeğinizin büyümesiyle doğru orantılıdır.
Büyüyen ve iç organlarınıza baskı yapan bebeğiniz bu şikâyetlerinizin temelini
oluşturur. Ancak doğumdan sonra şikâyetleriniz sona erecektir. Doğuma çok
yaklaştığınızdan doktorunuzu daha sık görmeye başlayacaksınız. Şimdiden doğum
çantanızı hazırlamayı ihmal etmeyin. Yaşadığınız korku ve endişeleriniz varsa
bunları aileniz ve doktorunuzla mutlaka paylaşın.
Neredeyse doğuma hazır. Ciğerleri ve sinir sistemi son hazırlıklarını
tamamlıyor.
36.HAFTA
Gebeliğin 36. haftasında bebeğinizin boyu yaklaşık olarak
47.4 cm, kilosu ise 2 kilo 600 gram civarındadır. Sindirim sistemi anne sütünü
enzimlemek için hazır.
Büyük ihtimalle bebeğiniz çoktan baş aşağı pozisyonda
durmaya başladı.
Büyümesi yavaşlıyor, böylece doğum kanalından rahatça
geçebilecek. Vücudunu kaplayan tüylerin çoğunu döküyor ve onu 9 ay boyunca
plasenta sıvısından koruyan, ağdamsı maddeden kurtuluyor. Bebeğiniz bunlarla
beraber diğer salgılarını da yutuyor, böylece iç bağırsak hareketleri
başlayacak.
Kan dolaşımı mükemmel bir şekilde çalışıyor ve rahim dışına
çıktığında onu enfeksiyonlardan koruyacak olan bağışıklık sistemi yeteri kadar
gelişmiş durumda.
Hala hareketlerini hissediyor olmalısınız, fakat büyük
ihtimalle biraz daha kasık bölgelerinize yakın alanlarda. Eğer ciddi bir
şekilde hareket eksikliği fark ederseniz, hemen doktorunuza haber vermelisiniz.
37.HAFTA
Gebeliğin 37. haftasında bebeğinizin boyu yaklaşık olarak
48.6 cm, kilosu ise 2 kilo 850 gram civarındadır.
Bebeğinizin gelişimleri artık tamamlandığından, artık canı
istediğinde doğabilir.
Bebeğinizin hareket sıklığını takip edin.
Bir iki hafta önce başladığınız bu takibe şimdi de devam
edin. Doğuma kadar olan süreçte bebeğiniz hakkında bilgiler verecek olan takip
önemlidir.
Bu haftalarda doktorunuz size çatı muayenesi yapacaktır.
Bu muayene rahim ağzınızın normal doğum için yeterli boyut
ve düzeyde olup olmadığının kontrol edilmesidir. Eğer çatı açıklığı yeterli
değilse, doktorunuz sezaryen olmanız gerektiğini söyleyebilir. Kendinizi bu
duruma hazırlamanız faydalı olacaktır.
Doğuma artık birkaç adımın kaldığı bu son haftalarda içeride
bebeğin kütlesinin artmaya devam etmesiyle, leğen kemiğinize olan baskı da
artacak. Bebeğinize daha fazla yer açmak için bugüne kadar bebeğinizin içinde
yüzdüğü amniyotik sıvı azalmaya başlayacak. Bu dönemde hamilelerin yaşadıkları
vajinal akıntının artması normal. Ancak bu haftalarda, bu akıntı içerisinde kan
fark ederseniz, bu yüksek ihtimalle doğuma birkaç gün kaldığının bir işareti.
38.HAFTA
38 haftalık olan bebeğinizin boyu yaklaşık olarak 49.8 cm,
kilosu ise 3 kilo 80 gram civarındadır.
Geçen 9 ay içerisinde bütün organları son şeklini aldı ve
şimdi dışarıdaki dünyayla buluşmaya hazır. Anne karnına veda ettikten sonra da
bebeğiniz gelişmeye devam eder. Örneğin, gözlerinde hala pigment eksikliği
olduğu için, bebeklerin göz rengi çoğunlukla doğumdan sonra değişir. Kahverengi
gözlerle doğan bebeklerin genellikle gözlerinin rengi değişmez. Ama koyu mavi
ya da gri gözlerle doğan bebeklerin gözleri ilerleyen günlerde ela, kahverengi
ya da yeşile dönebileceği gibi mavi olarak da kalabilir. Genellikle açık renk
gözlerle doğan bebeklerin gözleri zamanla daha fazla pigment kazanır, bu
nedenle koyulaşır ama koyu renk gözle doğan bebeklerin gözlerinin renginin daha
açık bir ton almayacağı kesindir.
onum olarak karnınızın aşağı bölümlerine yerleşmiş olan
bebeğiniz, doğuma hazır bir pozisyonda bekliyor. Hormonlarınız vücudunuza
kasılma emri verdiğinde bebeğiniz dünyaya gelecek.
Bebeğiniz için içerisi şu anda biraz sıkışık bir hal aldı.
Bu nedenle hareketleri 38 haftalık gebelik dönemi sizi çok daha fazla rahatsız
ediyor olabilir. En ufak hareketi sizi uykunuzdan uyandırabilir ya da
bebeğinizin hıçkırıklarını sanki kendi hıçkırığınız gibi hissedebilirsiniz. Bu
arada bu hıçkırıkların sebebi, bebeğinizin nefes alma alıştırması yapmaya
çalışırken yuttuğu bütün o amniyotik sıvıdır.
39.HAFTA
Gebeliğin 39. haftasında bebeğinizin boyu yaklaşık olarak
50.7 cm, kilosu ise 3 kilo 280 gram civarındadır.
Doğuma çok az kaldı. Hazır mısınız?
Bebeğiniz artık doğum halini aldığı için ciğerlerinize baskı
yapmıyor, bundan dolayı daha rahat nefes alabiliyorsunuz. Varisleriniz daha
belirgin bir hal alabilir. Doğum belirtilerini hissedeceksiniz. Belirtilerin
arasında; suyun gelmesi, ishal ve mide bulantısı, enerji çoğalması, mukus
tıpanın ayrılması ve hafif kanlı vajinal akıntı sayılabilir.
Denge sorunu nedeniyle dikkatli olmalısınız.
Büyüyen karnınız ve bebeğinizin rahminize yaptığı baskı
nedeniyle denge sorunu yaşayacaksınız. Bu nedenle merdiven çıkarken veya banyo
yaparken çok dikkatli olmanız gerekir.
39. haftada ağrılarınız ve büyüyen göbeğiniz nedeniyle
sürekli oturmak ve dinlenmek isteyebilirsiniz. Ayrıca bebeğinizin her an doğma
ihtimali nedeniyle plan yapmaktan kaçınıyor olabilirsiniz. Doğumdan önce anne
adayı olarak son günlerinizi verimli ve rahatlatıcı bir şekilde geçirmeye
çalışın. Yapabiliyorsanız sinemaya gidin, ufak bir yürüyüş yapın, evinizde
kitap okuyun kısaca rahatlayın ve hamileliğinizin son günlerinin keyfini
çıkarın.
40.HAFTA
Mutlu son!
Bebeğiniz kafasından kalçasına yaklaşık 51 cm uzunluğunda ve
3,5 kilogram ağırlığında. Doğarken bebeğiniz plasentadan ayrıldı ve ilk
nefesini aldı.
Bu haftada bebeğinizin vücudundaki yağ oranı %15, su oranı
ise %75 civarındadır. Vücudunda bulunan yağ katmanlarının kalınlaşması, geldiği
dünyadaki ısıya uyum sağlayabilmesi için oldukça önemlidir. Beyninin büyüyüp
gelişimini tamamlaması, doğduktan sonraki 3-4 yıl daha devam eder.
Bu anın ne kadar çok hayalini kurduğunuzu bilemeyiz, ancak
artık 40. hafta itibariye doğuma sadece günler, hatta belki de saatler
uzaklıktasınız.
Bebeğiniz bu hafta içerisinde gelişim adına yapılması
gereken bütün işlerini neredeyse bitirmiş olduğu için, atmosferden alacağı ilk
nefesin provasını yapıyor olacak. Dünyaya gelirken yapacağı dramatik girişle
birlikte, artık siz de uzun zamandır kafanızda kurduğunuz ‘acaba kız mı yoksa o
gördüğümüz göbek bağı mıydı ya da erkek mi yoksa bi yanlışlık mı oldu’
sorularına cevap bulacaksınız. Onun dünyaya olan yolculuğundan kalan birkaç
izi, doğum esnasında ve sonrasında bir süre görmek mümkün. 40 hafta sonunda
dünyaya gelirken üzerinde amniyonik sıvı, verniks, kan ve anne karnındaki tüy
tabakası olan lanugodan izler görmeniz olası.
BENCE ÇOK GÜZEL BİR GEBELİK GEÇİRDİN BENİM GÜZEL ANNEM <3
#### Hamile Kalmayı Kolaylaştırmak İçin Ne Yapmalı?
Mynet'te daha önce yayınlanan yazım
Hamile kalmak isteyen kadınların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Yumurtlama dönemini iyi takip etmek de bunların başında geliyor. İnfertil dönemde yumurtlama yoktur. İstatistik olarak bir kadının periyodunun içinde beş doğurgan gün vardır.
Geçiş dönemi: Ovülasyondan (yumurtlama) önceki 3 gündür. Sperm rahimde 72 saat yaşayabildiği için bu 3 günlük süre içinde cinsel ilişkinin hamileliğe sebep olabilme oranı %20 ila %30 arasındadır.
Fertil dönem: Ovülasyonun (yumurtlama) olduğu iki gün.
Normalde 28 günde bir mensturasyon (regl-adet) olan bir kadının ovulasyon günü, regl gününün başlangıcından itibaren 14. gününde başlar. Ancak tüm kadınlar 28 günde bir regl olmaz. Bu durum birçok kadında değişiklik gösterebilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar kadınların 23 ila 35 günde bir regl olduğunu bildirmekte. Ayrıca yumurtlama hormon dengesine bağlı olarak gerçekleşir. 28 günde bir de olsa 14. gün ovulasyon (yumurtlama) mutlaka gerçekleşir demek doğru değildir. Bu hormon dengesini stres, sigara, beslenme şekli (hormonlu gıdalarla beslenmek de hormonları etkiler) obezite kullanılan ilaçlar ve enfeksiyonlar değiştirilebilir. Bu etkenlerin kadınların hayatında mutlaka olduğunu düşünürsek her kadın için her ay farklı zamanlarda yumurtlama gerçekleşebilir. 5. Günde- 18. günde bile yumurtlaması olan kadınlar vardır. Hamile kalmak istiyorsanız size özel olan bu günleri belirlemek ve bu günlerde cinsel ilişkiye girmek gerekir.
Sadece yumurtlama yeterli değil!
Yumurtlama tek başına hamile kalmak için yeterli bir nokta değildir. Diğer faktörlerin de pozitif olması (sperm kalitesi, canlılığı, uterus duvarının kalınlığı vb. )gerekir.
Yumurtlamayı sabit tutup diğer faktörlerin pozitif olması için birkaç aylık süreye ihtiyaç olabilir. Bir kadın yalnızca yumurtlama gününde hamile kalmaz. Kadının yumurtası olgunlaşıp çatladıktan 24 saat sonra vücuttan atılır. Çatlama anından atılana kadar geçen sürede spermle karşılaşır ve döllenme gerçekleşirse gebelik oluşur.
Spermin 72 saat yaşayabildiği biliniyor, dolayısıyla yumurtlama öncesindeki 72 saat aralığında gerçekleşen bir ilişkide hamile bırakabilir. Sadece bu dönemlerde kondom kullanarak gebelikten korunabilirsiniz.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Perinatolog Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
#### Hamileliğe Hazırlık Sürecinde Nasıl Beslenilmelidir?
Hamile kalmaya karar verdiğiniz andan itibaren hayatınızda birçok yenilik olacaktır. Bu yenilikler gebelik döneminde hazırlanmanız için iyi olacaktır. Bu hazırlıkların içinde sağlıklı beslenme tabiki ilklerdendir. Bir annenin sağlıklı olması demek, bebeğinde sağlıklı olması demektir. Anne olmaya karar verildiği andan itibaren birçok yenilik yapılacak hayatınızda. Bu yeniliklerden bir tanesi ise düzenli beslenmek zorundadır. Anne adaylarının ne çok kilolu ne de zayıf olmaları istenmektedir. Anne adayları sağlıklı bir şekilde beslenmeye bu dönemde alınır ise gebelikte daha kolay olacaktır. Anne adayları gebe kalmaya karar verdikleri zaman artık kötü alışkanlıklara, zararlı olan tüm şeylere de veda etmek durumunda kalırlar.
Gebelik ciddi bir durumdur. Bir bebeğin ve annenin hayatı söz konusudur. Bebeğinize zarar verebilecek hiç bir şeyi yapmamanız gerekmektedir. Anne adayları gebe kalmaya karar verdikten sonra sigara-alkol tüketimininde bırakılması gerekmekte. Anne sağlıklı besinler tüketmeye başlamalıdır. Sebze, meyve, et, balık, süt ve süt ürünleri ile birlikte tüm vitaminlerin alınması gerekir. Anne kendisi sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmelidir. Anne adayları ne çok yemek yemeli, ne de çok az beslenmelidir. Az az sık aralıklarla ve düzenli bir şekilde beslenmek tavsiye edilir. Beslenme veya almanız gereken vitaminler hakkında aklınıza takılan sorularınızı da doktorunuza sorabilirsiniz. Unutmayın ki siz sağlıklı olursanız, bebeğinizde sağlıklı olacaktır. Toparlayacak olursak, hamilelik öncesi dönemde en az hamilelik dönemi kadar önemlidir. Bunun için bu dönemde anne adayının sağlığına, yaşama düzenine, beslenmesine de dikkat etmesi gereklidir.
Anne adayının tıpkı hamilelik döneminde de olması gerektiği gibi hatta bütün insanlarında beslenmesi gibi. Düzenli, dengeli, bütün vitamin ve minerallerden eşit miktarda beslenilmesi ve aksatılmaması gerekmektedir. Anne adayı gebelik öncesinde ve sağlıklı beslenmesinin yanı sıra kötü alışkanlıklarında vazgeçmelidir. Anne adayı hamilelik döneminden önce yani hazırlık döneminde bu alışkanlıklarından vazgeçmesi çok daha iyi olacak ve sağlıklı olacaktır. Anne adayı özelikle bu dönemde onlardan vazgeçmelilerdir. Bu alışkanlıkları bu kadar sağlıklı beslendiğinde anne adayları daha sağlıklı olacaklardır ve gebeliklerinde sağlıklı olacaktır.
#### Hamileliğe Nasıl Hazırlanılmalıdır?
Hamile kalmak istiyorsanız,mutlaka önceden kendinizi ve eşinizi çift olarak hazırlamanız gerekmektedir. Anne ve baba adayları bu dönemde bütün her şeyi düşünüp,sağlıklı bir karar vererek bir gebeliğe karar vermelidirler. Çiftlerden eğer herhangi bir taraf hazır değilse,gebelik döneminde de,sonrasında da büyük sıkıntılar yaşanabilir. Bunun için ilk önce annenin,babanın bu sorumluluğa hazır olmaları gerekmektedir. İlk kez çocuk sahibi olan anne babaların bu kararı vermeleri uzun zaman alabilir. Anne ve baba olmaya karar verildiği zaman ise asıl hazırlıklar başlayacaktır. Karar alındıktan sonra ise anne ve baba girecekleri sorumlulukları farkına varmalı ve anne veya baba olamaya karar verildikten sonra geriye kalan şey hayatı bir düzene sokmak. Aslında bu dönemde en zor olan kısım diyebiliriz. Anne ve baba adayları birçok şeyden vazgeçmek durumunda kalabilirler. Çünkü hayatlarına henüz onlara ayak uyduramayacak bir Bebek katılacaktır. Elbette hiçbir şey önceki gibi olmayacaktır.
Eğer anne korunuyor ise korunma yöntemine son vermelidir. Anne eğer çakışıyorsa bu iş gebeliği kaldıramayacak bir iş ise bırakılacaktır veya bir süre işe gidilmeyecektir. Çalışma ortamı gebeliğe ve doğum sonrası izine uygunsa şanslısınız. Ancak uygun olmadığı hallerde birçok hayat yönünde köklü değişiklikler yapılacaktır. Ek olarak yaşam alanları da bebeğe uygun olmalıdır örneğin evinizi değiştirecekseniz ,bunun gebelikten önce olması sizin için daha iyi olacaktır.
Yaşam şeklide gözden geçirilmelidir en önemlisi beslenme ve alışkanlıklardır. Anne adayı çok daha dikkat etmeli ve sağlıklı beslenmelidir. Sigara,alkol gibi alışkanlıkların da mutlaka bırakılması gerekmektedir. Hazırlık döneminin en önemli durumlarındandır. Kötü alışkanlıklardan kurtulmak için gerekli tüm profesyonel destekler alınmalıdır. Anne sağlıklı bir yaşam ile gebeliğe uygun bir yaşamı oluşturmalıdır. Bunun için anne adayı kendisine dikkat etmeli ve hazırlık dönemini iyi değerlendirmelidir. Anne ve baba adaylarının bu hazırlığı en çok psikolojik olarak yapmaları gerekmektedir. Çiftler tamamen hazır olmadan bebeğe davet kararı vermemelidirler. Bu dönemde isteğinize göre aile danışmanlarından da yardım alabilirsiniz.
Özetle olursak anne ve baba adaylarının bebeklerine güzel anne ve babalık yapabilmeleri,iyi bir gelecek hazırlamak için öncelikle kendilerini ve yaşamlarını yeni bir kişiye yani bebeklerine hazır hale getirmelidirler. Çünkü anne baba olama sınavı diye bir sınav yok .Eşler kendileri bunu iyice analiz etmeliler. Bunun için sağlıklı ve beraberce verilen kararlar gerekmektedir. Anne ve baba olmanın vereceği sorumluluğa hazır olmalılar. Hamilelik öncesinde planlama ve hayatı yeni düzenleriyle yaşamaya hazırlamak gerekmektedir.
#### Hamileliği Olumsuz Etkileyen Yiyecekler Nelerdir?
Hamilelik her anne için veya her bayan için dönüm noktasıdır. Anne adayları özellikle de ilk gebelik sahibi olanlar her konuyu detaylıca araştırırlar. Bu dönemde zararsız hatta faydalı sandığımız yiyecekler hamileliği olumsuz yönde etkileyebilir.
İlk olarak şekerli yiyecekler sizin de tahmin ettiğiniz gibi yararlı değildir. Aldığınız çok şekerli gıdalar size hiçbir fayda sağlamaz ve kan şekerini yükseltir. Bu durum ise gebelikte istenen bir durum değildir.
Hiç tahmin etmediğimiz bitki çaylarının da gebeliğe zararı vardır. Bazı anne adayları yararlı olduğunu bile düşünmüştür mutlaka fakat kullandığınız fesleğen, sedef otu, aleo vera, adaçayı vb. bitkiler rahimin kasılmasını sağlamaktadır ve doğum anamolilerine risk artışı sağlamaktadır. Tüketmeden önce mutlaka doktorunuza danışınız.
Malum hamilelik döneminde her şeye çok fazla dikkat edilmelidir. İyı yıkanmamış sebze ve meyveler size bir enfeksiyonel hastalığın bulaşmasına da sebep olabilir. Hamilelikte kesinlikle böyle bir olayla karşılaşmak istemeyiz. Bundan dolayı normal hayatta da temiz gıdaya ve dışarıda yemek yemeye çok dikkat etmeliyiz ama bu dikkat gebelikte çok daha fazla olmalıdır.
Soya soslu gıdalar, fazla baharatlı gıdalar ve kafeinde gebelikte tüketilmemesi gereken besinlerdir. Bu besinlerin de hamileliğe olumsuz etki yapması olasıdır. Kahve tüketimini ve limitlerini doktorunuzla konuşabilirsiniz.
Midye, istiridye, karides gibi çiğ deniz ürünleri salmonella dediğimiz bir bulaşıcı hastalığı taşıma özellikleri vardır. Bundan dolayı gebelikte bu tür deniz ürünleri tüketmemeniz önerilir.
Yine hiç beklemediğiniz bir yiyecek karaciğer. Karaciğer fazlasıyla A vitamini içermektedir. A vitamini gebelikte belli oranlarda meyve ve sebzelerden alınmalıdır ve fazlasına gerek yoktur. A vitaminin fazlası bebekte anomaliye neden olur.
Gebelikte sağlıklı beslenmenize bolca önem vermelisiniz, aklınıza takılan bir şey olursa yemeden veya tüketmeden önce doktorunuza sormaktan cekinmeyiniz. Toparlayacak olursak anne adayları gebelik boyunca yediklerine ve içtiklerine hatta her şeye dikkat etmelidir.
Hamilelik döneminde çiğ, bayat, çok baharatlı, çok şeker, soya sosu, kafein, teofilin, bilinmeyen bitkilerden, bitki çaylarından ve katkı maddesi barındıran hazır gıdalardan kaçınılmalıdır. Bu gibi gıdalar hamilelikte hemen hemen hiç tüketilmemelidir. Anne adayını zehirleyebilir ve bebekte istenmeyen sonuçların olmasına kadar gidebilir.
#### Hamileliğin Düşmanı: Stres
Hamilelik sonrası depresyon bir diğer adı ile postpartum depresyon. Doğumdan sonra birçok annenin başına gelebilen ve gerçekten zor olan bir psikolojik savaştır. Annelerin doğum sonrası depresyondan korktukları doğrudur. Genellikle depresyon herhangi bir hastalığa eş olarak seyretmez. Yani her kadında olabilecek bir şeydir. Postpartum depresyona girilmemesi için en çok yeni doğum yapmış bir kadına verilen destek ve hissettirilen güven önemlidir. Güven ve destek eksikliğinde yeni doğum yapmış bir kadının depresyona girmesi çok olası ve muhtemel bir durumdur. Pospartum depresyon yani hamilelik sonrası depresyonun asıl sebebi ise hormon düzeylerinde olan ani değişiklikler ve psikolojik değişikliklere bağlı olarak gelişir.
Birçok yeni doğum yapmış olan kadının yaşadığı problemdir. Bu depresyon bir danışmanlık veya doktor isteyince bir medikal tedavi ile son bulabilir. Bu depresyonun asıl baş rolü hormonlardır. Gebelik döneminde çok çok fazla olan hormonlar doğumdan sonra hemen eski haline dönerler. Bu ani iniş çıkışlar kadını olumsuz yönde etkiler ve depresyona girebilir. Bir annenin doğum sonrası depresyona girmesi için birçok sebep vardır. Doğumda çektiği acı, bebek sahibi olmaya ve bunun verdiği sorumluluğa hazır olmama hissi,yakınlarından ve eşinden beklediği ve istediği ilgiyi görememesi, aldığı kilolar ve bozulmuş beden algısı gibi pek çok neden yeni doğum yapmış bir annenin depresyona girmesine fazlasıyla yol açan sebeplerdir. Bir annenin depresyonda olduğunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Anne depresyonda ise bebeğiyle az ilgilenir,kendisini değersiz hisseder,hayatından oldukça şikayetçidir çok sinirli ve streslidir ve en önemlisi de kendisine veya bebeğine zarar verebilir. Bu belirtilerin gözlemlendiği zaman annenin hemen bir doktora veya danışmana başvurması gerekir.
Yeni anne olmuş kadınlara özellikle bu dönemde çok özen ve sevgi göstererek onlara değerli olduğunu hissettirin. Bu davranışınız annenin içinde bulunduğu durumdan kurtulma hızını artırır. Böyle bir durumla karşılaşıldığında zamana bırakmak yanlış bir harekettir hemen bir yoluna bakılmalı ve hastanın tedavi edilmesi gerekir. Unutmayın ki annenin depresyon düzeyi arttıkça çok daha zararlı olacaktır. Bunun için bu gibi durumlarda acil olarak önlem alınmalıdır. Doktorunuz gerekirse medikal yani ilaç tedavisine başlayabilir.
Gerek duymaz ise sadece psikolojik danışman ile bu depresyon dan kurtulmaya çalışacaktır. Eğer hasta tedaviyi veya danışmanlığı kabul etmiyor ise ikna yolları aranmalıdır.
#### Hamilelik Çalışma Hayatını Olumsuz Etkiler Mi?
Gebelikte çalışma hayatı eğer gebeliğiniz risksiz ve iş şartlarınız iyi ise bir sorun teşkil etmemektedir.
Çalıştığınız iş çok uzun saatler aralığında, ağır kaldırıyorsanız, 8 saat ve üzerinde çok ayakta kalıyorsanız ve çok yoruluyorsanız bu şartlar ya iyileştirilmelidir ya da işe ara verilmelidir. Eğer iş şartlarınız iyi sizi yormayan ve gebeliğiniz riskli değilse gebeliğin son aylarına kadar çalışmanız mümkündür.
İste daha dikkatli olmanız sizin için iyi olacaktır. Çok ayakta kalmamanız, rahat giysiler tercih etmeniz,iyi sıvı tüketmeniz sizin yorulmanıza ve yıpranmanıza engel olacaktır.
Eğer yorucu, olumsuz iş şartlarına sahipseniz ve gebelik döneminizde bu şartlar iyileştirilmez ise işe ara verilebilir veya eğer sizin risk taşıyan bir ek bulgunuz varsa kanama, düşük tehdidi, annenin ek hastalığı bu durumda izin rapor gibi destekler kullanarak çalışmayabilirsiniz. Aksi takdirde bu olumsuz şartlarda çalışmanız; erken doğum, düşük, yüksek tansiyonun getirdiği gebelik komplikasyonlarına yol açacaktır.
Gebeliğiniz çoğul gebelik ise mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir ve çalışıyorsanız bile iş şartlarının sizi zorlamaması gerekmektedir.
İş hayatınızda kimyasal içeren maddeler ile içeriyor ise ve bu kimyasallar bebeğe toksik madde içeriyor ise çalışma alanında değişikliğe gidilmesi söz konusudur. Bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmanız gerekmektedir.
Aynı şekilde çalışma koşullarında bir radyasyon söz konusu ise mutlaka işinize gebelik döneminde ara vermeniz gerekmektedir.
Riskli gebeliklerde doktorunuza danışarak ve iyi iş olanaklarına sahip ise çalışılabilir.
Özetle iş hayatının hamileliği etkileyip etkilemeyeceği büyük bir problemdir. Anne adayları bu konuyu oldukça merak ederler. Anne adayının iş koşulları hamilelikte sıkıntı yaratmayacak şekilde ise bir problem olmayacaktır. Anne adayının bu konuya dikkat etmesi gerekir iş şartları gebeliği kaldıramayacak şekilde ise gebe kadın işe daha fazla devam etmemelidir. Anne adaylarının gebelik boyunca çok ayakta durulan, yorulan, sinir ve stresin çok yaşandığı işlerden, radyasyona maruz işlerden, kimyasal maruz işlerde çalışıyor ise bu koşullarda işine devam edemeyecektir. Anne adayını eğer işi hamileliğe uygun ise karnı iyice büyüyünceye kadar çalışmasında bir sıkıntı yoktur. Eğer anne adayını işi gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sıkıntı yaratmayacak şekilde ise gebelik boyunca da çalışabilir. Anne adayı çalışmaya giderken daha çok dikkat etmelidir. Anne adayı işe giderken daha rahat giysiler tercih etmelidir. Rahat ayakkabılar giyinmelidir. Anne adayı yemek yemeye mutlaka vakit ayırabilmelidir. Anne adayı azar azar yiyerek sık aralıklarda beslenmelidir.
#### Hamilelik Döneminde Beslenme
Gebelik döneminde beslenme bilindiği gibi çok önemli bir husustur. Gebeliğin rahat geçmesini sağlamasının yanı sıra, bebeğinizin de sağlıklı dünyaya gelmesini sağlar. Gebelikte doğru beslenmek sizi lohusalık döneminde de rahata kavuşturacaktır. Gebeliğin hangi ayında olursanız olun yeterli ve dengeli beslenmek bebeğinizin gelişimi için çok önemli bir yere sahiptir.
Gebelikte almış olduğunuz tüm vitamin, mineral ve demir desteği bebeğinizin doğumdan sonra da sağlıklı olmasını sağlayacaktır. İhtiyaç fazlası tüketilen gıdalar ise gebeliğe sadece artmış kalori ve kilo fazlası olarak dönecektir. Bu nedenle dengeli ve doğru beslenme azami önem arz etmektedir. Eğer bu dönemde konunun uzmanının fikirleri alınabilirse gebelikte almamız gerekli olan tüm vitaminleri besinlerden rahatlıkla alabilirsiniz. Günlük beslenme planlanır iken sebze, meyve, balık, et, yumurta, süt ve süt ürünleri size bu konuda epeyce yardımcı olacaktır. Gebelikte öğün sayımız ise en az 5 olmalıdır. Sık aralıklarla, azar azar beslenilmelidir.
Ek olarak lif alımı oldukça dikkatli şekilde yapılmalıdır ki aksi durumda gebelikte lif alımı düşük olursa kabızlık gibi sorunlarla uğraşmak durumunda kalabilirsiniz. Bunun için lifli gıdalar da gebelik diyetinize altın standart olarak eklenmelidir. Bu gıdalara örnek olarak bezelye, portakal, havuç, mercimek, nohut vb. sıralanabilir. Dikkat edilecek bir diğer husus ise su tüketimi yeterli düzeyde almış olunursa kabızlıkla uğraşmak zorunda kalma olasılığında düşürmüş ve önleminizi almış olursunuz. Ancak su alımı idrar yolu enfeksiyonu veya erken doğum gibi pek çok sorundan da sizi koruyacaktır. Gebelikte kan yapıcı ve besin değeri yüksek olan gıdalar tercih edilmelidir. Yiyeceklerle alınamayan vitaminleri ise doktorunuza danışarak dışarıdan alabilmek mümkündür.
Yapılmayacak tüketimler arasında pişirilmemiş çiğ besinlerden kaçınılmalıdır. Bunlar sindirim sisteminde rahatsızlığa neden olacaği gibi bazı paraziter enfeksiyonlaraın kapılmasını kolaylaştırabilir. Gebelikte beslenmenin önemi hususlarından bir diğeri ise sıvı tüketimidir. Sıvılardan su ve süt en önemlileridir. Hem sıvı ihtiyacını hem de cildinizin güzelleşmesine kadar giden yararları bulunmaktadır suyun. Süt içmeniz de bir o kadar önemlidir. Protein ve kalsiyum ihtiyacınızı alıp hem sizin hem de bebeğinizin kemik gelişimine yardımcı olacaktır. Gebelikte demir ihtiyacı da çok önemli bir etkendir. Demir ihtiyacınızı et, sakatat gibi hayvansal gıdaların yanında ıspanak, pekmez, susam vb. besinlerden de karşılayabilirsiniz.
Gebe beslenmesinin planlanmasının asıl amacı annenin ve bebeğinin sağlık durumunu korumak ve bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamaktır. Konuyu kısaca toparlayacak olursak anne adayları hamilelik döneminde beslenme alışkanlıkları ve sağlıklı beslenmesi çok önemlidir. Anne adayları düzenli ve dengeli olarak beslenilmelidir. Sağlıksız yada katkılı olan gıdalardan uzak durmalıdırlar. Bütün vitamin, mineral ve besin değerlerinden ihtiyacı olduğu kadar tüketmelidir. Annenin yetersiz ve düzensiz beslenmesi gebelikte ve bebekte sorunlara yol açabilir. Bunun için anne adaylarının beslenme şekilleri oldukça önemlidir. Yağlı,tuzlu besinlerden uzak durmalılardır. Düzenli beslenmeli ve kötü alışkanlıklarından kurtulmaları gerekmektedir.
#### Hamilelik Döneminde Egzersiz
Hamilelik döneminde egzersiz yapılması gereken bir durumdur. Anne adayı egzersize başlamadan önce mutlaka doktorundan izin almalıdır. Herhangi riskli gebelik,düşük olma olasılığı olan gebelerin egzersizden kaçınılması gerekmektedir. Gebelerin egzersize başlamaları için 3.ayın bitmesi beklenmektedir. Hamilelikte egzersizler;Ağrıların azalmasını sağlar,annenin kasları iyi çalışır ve doğumdan sonrada vücudun kolay toparlanmasını sağlar,şekil bozukluklarının önüne geçer,gebelikte ödemi azaltmak gibi yararları da vardır.
Gebelik döneminde ve doğumdan sonrada bu egzersizlere sürekli devam edilmelidir ve düzenli olarak yapılmalıdır. Egzersiz yaparken anne adayının kendini yorması istenmez. Ortalama egzersiz süresi günlük 20-30 dk geçmemelidir. Anne hem fiziksel egzersiz yapıp hemde solunum egzersizi,doğru nefes almayı öğrenmeli. Bu annenin hem egzersizler içinde hemde doğum esnasında işine yaratacaktır.
Anne egzersiz hareketlerinde kendisine eşlik eden bir hoca ile bebeğine zarar vermeyecek egzersizler yaptırılmalıdır. Egzersize başlarken önce ısınma hareketleri ile başlanmalı daha sonra diğer hareketlere geçilmelidir. Eğer egzersizler sizde veya bebeğinizde bir etki yapıyor ise egzersizlere hemen son verilmelidir. Toparlayacak olursak hamilelik döneminde egzersiz yapmanın hiçbir sakıncası yoktur. Tam tersi hamilelik döneminde yapılan egzersizler anne adaylarına daha iyi gelecektir ve gebeliklerini rahatlatacaktır. Gebelikte yapılan egzersizler annenin doğumunu da kolaylaştırır.
Her bakımdan anneye yararı vardır. Fakat hamilelikte yapılması gereken egzersiz hareketleri yapılmalıdır. Sakıncalı olan egzersizlerden ise kaçınılmalıdır. Anne adayları gebelikte başladığı bu egzersizleri kendisini yormadan lohusalık döneminde de yapmalıdır. Günlük 20-25 dk yapılan egzersiz yeterlidir. Anne egzersiz yaparken kendisini yormamalıdır. Yapılan egzersizleri gebeliğe uygun olması gerekmektedir. Bunun için anne adayına bir hocada eşlik edebilir. Egzersizlere ilk önce ısınma hareketleriyle başlamalıdır. Anne kendisini ve bebeğini çok yoran egzersizler yapmaları sakıncalıdır.
Eğer egzersizler annede ve bebekte sorunlara neden oluyorsa egzersizlerin tamamen bırakılması gerekmektedir. Annenin gebelikte egzersiz yapması düşüğe neden olmamaktadır. Halk arasında öyle olduğu zannedilmektedir,fakat egzersizler annenin her bakımdan işini kolaylaştırmaktadır. Egzersize başlamadan önce doktorunuzla mutlaka danışmanız gerekmektedir. Riskli gebelik sahibi olan anne adayları egzersiz yapmaları sakıncalı olabilir. Bunun için anne adaylarının egzersize başlamadan önce doktor kontrolünden geçmelidir.
#### Hamilelik Döneminde Giysi Tercihi Nasıl Olmalıdır?
Giysi seçimi gebelikte önemli rol oynamaktadır. Giysilerimiz bizi rahat ettirecek tarzda seçilmelidir. Sizi sıkmayacak, bunaltmayacak, üstünüze yapışmayacak tarzda giysiler seçmelisiniz. Giysi seçiminde bol şalvarlar, hamile pantolonları, eşofmanlar, salaş tişörtler sizi rahat ettirecektir. Eğer maddi imkanınız buna el vermiyorsa veya giysilere para harcamayı sevmiyorsanız, eşinizin kıyafetleri bile size yeterli olacaktır ve rahat edeceksiniz. Giysi seçiminizde çok süslü parçalar yerine sade, salaş giysiler seçilmelidir. Rahat, istediğimiz zaman kolaylıkla kurtulabileceğiniz şekilde olmalıdır.
Vücudunuzu sımsıkı saran ,dar giysiler dolaşımınızı da etkileyecektir. Hamilelikte ay ay kilo alımı artacağından çok fazla giysi almaya da gerek yoktur. Alacağınız kiloyu önceden tahmin edemeyeceğiniz için, kilonuza göre giysiler almanız tavsiye edilmektedir. Hamilesiniz, çalışıyorsunuz ve şık olmanız gerekiyor ise tunik, bol gömlekler altına ise bol şalvarlar ve etekler giyinebilirsiniz. Hem iş ortamında rahat hemde şık olmamızı sağlayacaktır. Hamilelik döneminde iç çamaşırı seçimide çok önemli bir etkendir. Naylon iç çamaşırları yerine rahat bez iç çamaşırları önerilmektedir. Malum gebelik esnasında alınan kilo sizi yeterince terleteceğinden birde kıyafetlerin terletmesi sizi rahatsız eder. Her parçanın rahat olması sizin hamileliğinizde yardımcı olacaktır.
Ayakkabı seçimindede giysi seçimi kadar önemlidir. Ayakkabılarında düz tabanlı ve rahat olması tercih edilmelidir. Yüksek topuklu ayakkabılar sizi çok yoracaktır ve dengenizi kaybedip düşmenizi de sağlayabilir bunun için anne adayları hamilelik döneminde yüksek topuklu ayakkabı seçiminde de bulunmamanız gerekir. Hamilelik döneminde tercih ettiğiniz her parçanın rahat olması gerekmektedir. Çünkü hamilelik döneminde sizi geren ve sıkan giysiler işinizi zorlaştıracaktır. Özellikle çalışıyorsanız daha rahat giysiler tercih edilmelidir. Hamilelik döneminde her zaman için sağlık ve rahatlık önemlidir.
Giydiğiniz iç çamaşırlarına bile özen gösterilmesi gerekmektedir. İç çamaşırları sizi rahatsız etmeyecek kumaşlardan seçilmelidir. Anne adayları yazın daha ince giyinip, çok terlememeye özen göstermelilerdir. Kışın ise anne adayını üşütmeyecek kalınlıkta giyinilmeli gerekir. Anne adayları gebeliklerinin ilk dönemlerinde bu duruma alışamayabilirler. Fakat zaman geçtikçe anne adayları uyum sağlayacak ve önceliği her zaman sağlığa ve rahatlığa vereceklerdir. İlk gebeliğiniz ise uyum problemi çekilebilir. Fakat ikinci veya daha fazla olan gebeliğiniz ise daha önceden tecrübeli olduğu için uyum problemi çekmeyecektir.
#### Hamilelik Döneminde Lazer Yaptırılır mı?
Anne adaylarının hamilelik döneminde merak ettiği birçok konu vardır. Anne adayları özellikle ilk gebeliklerinde daha çok merak içerisine girerler. Bu durumda ise bu tarz bilgilendirmeler oldukça önemlidir onlar için. Anne adaylarının hatta bütün kadınların en büyük problemlerinden birisi kıl problemidir. Bu kılların yok edilmesi veya azaltılması için kullanılan birçok yöntem vardır. Lazer yöntemi de bu yöntemlerden birisidir. Aslında kıl problemini çözen en büyük yöntemlerdendir ve kadınların en çok kullandığı ve güvendiği yöntemdir. Anne adayları bu konuda endişelenmektedirler. Hamilelik döneminde en çok sorulan sorulardan biriside tam olarak budur. Anne adayları da hamilelik döneminde lazer yaptırmaktan korkar ve çekinirler,bunun içinde bu soru çok popüler bir soru haline gelmiştir.
Hamilelik döneminde lazer yaptırmanın zararı olup olmadığı oldukça merak konusudur. Bu soruya tam olarak netlik getirilmemiştir. Fakat hamilelik döneminde bazı ayları hariç anne adaylarının lazer epilasyon yaptırmalarının bir sakıncası yoktur. Lazer epilasyonu son 3 ayda özellikle karın bölgesindeki kıllar için kesinlikle tavsiye edilmez.
Anne adaylarının buna dikkat etmeleri gerekmektedir. Hamilelik döneminin son 3 ayı karın oldukça hassaslaşır ve bu dönemde karına kesinlikle bir işlemde bulunulmaz. Anne adaylarının son 3 aylık dönem dışında lazer yaptırmasının bebeğe ve hamileliğe bir zararı yoktur. Lazer epilasyonda da X ışınları kullanılmaktadır. Kullanılan bu X ışınları zararlı değildir. Lazer epilasyonda kullanılan X ışınları röntgende kullanılan ışınlardan farklıdır. Röntgende kullanılan X ışınları doku içine ilerleme gösterirken,lazer epilasyonda kullanılan X ışınları doku içine kesinlikle ilerleme göstermez. Bu da lazer epilasyonun zararlı olmadığını gösterir. Lazer Epilasyon radyo dalgaları kullanılarak yapılan bir işlemdir. Bu radyo dalgalarının anne karnındaki bebeğe hiçbir zararı olmamaktadır. Bu işlemde radyasyon sadece işlem esnasında olur ve asla vücutta kalmaz.
Epilasyon tedavisinde ise 2 yöntem kullanılır. Bunlar;
Lazer Epilasyon;Lazer yöntemi ışık enerjisi kullanılan bir yöntemdir. Ortaya çıkan lazer ışınları röntgende kullanılan X ışınlarından farklıdır. X ışınları dokuya yayılırken lazer epilasyonda bu olay söz konusu değildir. Bundan dolayı lazer epilasyon hakkında endişelenmenize ve korkmanıza gerek yoktur. Lazer epilasyonda kullanılan ışınlar sadece işlem bölgesine etki ediyor, işlem bölgesi dışında başka bir bölgeye etki söz konusu değildir. Bundan dolayı bebeğinize bir zarar söz konusu değildir. Lazer epilasyon cihazları düşük frekans ve enerjide çalıştığından dolayı radyasyon sadece işlem bölgesinde ve işlem süresince devam eder. İşlem bittiği zaman radyasyon da ortadan kalkmış olacaktır. Bundan dolayı hamileliğe herhangi bir zarar vermez.
Elektroliz Yöntemi; Bu yöntem epilasyon yönteminin biraz daha değiştirilmiş tarzında bir yöntemdir. Bu işlem yapılışı cilt içine küçük, ince bir iğneyle elektrik akımı vererek kıl köklerini yıkıma uğratır.Elektroliz yöntemi güvenilir ve uzun zamandır kullanılan bir yöntemdir. Fakat hamileliğin son dönemi karında yapılan işlem bebeği korkutarak hareket katsayısının artmasına neden olur. Bundan dolayı son 3 ay da bu işlem yaptırılmamalıdır.
Son 3 ay da bir işlem yaptırmanın yanı sıra karnınızla çok uğraşmanız bile bebeğin hareket katsayısını artıracaktır. Meme başı kılları içinde elektroliz yöntemi son aylarda tavsiye edilmemektedir. Bu uyarı özellikle emzirmeyi düşünen anneler için daha dikkate alınması gereken bir uyarıdır.
#### Hamilelik Döneminde Meme Bakımı
Hamilelikte meme,meme bakımı doğum sonrası süt ve sütlenme süreci için çok önemli bir rol oynamaktadır. Gebelik süresince oluşan en büyük belirtilerden biride memede olan anatomik değişikliklerdir. Meme dokusunda dolgunlaşma ,memede ele gelen şişlikler olabilir,meme üzerindeki damarlar belirginleşir,meme ucu yani aerola kısmı iyice koyu kahverengi bir hal alır. Malum tüm vücut bebeğe en iyi şartlarda hizmet vermek amacıyla hazırlanmaktadır ,bundan dolayı tüm vücut hazırlık içinde iken memede bu hazırlıklardan üzerine düşeni yapmaktadır.Doğum öncesi meme dolgunlaşır, az miktarda da laktasyon başlar,memeden akıntı şeklinde süt gelebilir. Eğer akıntıda kan veya irin görünümü mevcutsa bu akıntıları doktorunuza mutlaka danışmanız gerekmektedir. Dolayısı ile anne adayı bilmelidir ki akıntıların rengi önemlidir. Normal olan akıntı sarı-beyaz renkte olmalıdır. Yeşilimsi ,kanlı olan sıvılar ise anormal sıvılardır,bunları mutlaka sitolojik olarak yada ultrasonoğrafik olarak kontrol ettiriniz. . Unutmayın ki memeden gelen her akıntı veya hissedilen kitle masum değildir bu nedenle rutin kontrol edilmelidir
Meme annenin veya her kadının bakımlı,güzel görmek istediği ve aynı zamanda kadın olduğunu hatırlatan bir organıdır. Bunun için anne memesine gerekli özeni göstermek isteyecektir. Meme dolgunlaştıkça, hassasiyet arttıkça meme çatlamaya başlayacaktır,bundan dolayı anne çatlakları önlemek için doktoruna danışarak çatlak önleyici kremler sürebilir. Bu kremler memeyi yumuşatarak estetikliğinin bozulmasını ve çatlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Ancak mutlak koruyacağı anlamına gelmez. Meme başının hem çatlaklardan korunması hem de doğduğu zaman emzirilecek olan bebek için hazır olması gerekmekte.Doğum öncesi birkaç hafta önce krem kullanımı meme başı çatlaklarını azaltacaktır.
Meme bakımı sadece gebelik döneminde değil sonrasında doğumun akabinde de çok çok önemli role sahiptir. Yani meme bakımı sürekli olması yapılması gereken bir durumdur. Meme doğumdan sonra ılık sularla temizlenmelidir. Anne bu bakımı bebeği her emzirmeden önce ve sonra yaparsa meme hem kendini toparlar,hem de bebeğin ağzına girdiği için temizlenmeli ve bir sonraki emzirmeye hazır olmalıdır Ancak bazı ürünler temizleme gerektirmez. Meme anne için bebeğiyle arasındaki kutsal bağdır ve anneyi bebek için özel ve güzel hissettiren bir bağdır. Bundan dolayı memenin sağlıklı ve bakımlı olmasını her anne ister.
Memenizin bakımı kadar önemli olan bir diğer şey memenin sağlığı,memenizde olan kızarıklık,ele gelen kitle gibi durumlarda erkenden gözleyip,doktorunuza göstermeniz gerekmektedir.Memede doğum sonrası apse veya enfeksiyon gibi sorunlar rastlanabilirken maalesef memenin malign ya da kötü huylu hastalıkları da gebeliğin getirdiği hormonal etkiler nedeniyle gebelik döneminde büyüyebilir ele gelen kitle halini alabilir.Bu nedenle ele gelen her lezyon aksi ispat edilinceye kadar şüpheli kabul edilip temiz olduğu ispat edilmelidir.Meme hamilelikte ve tüm hayat kadının yaşantısında önemli yere sahiptir bu nedenle Meme bakımınızı ve muayenenizi yapınız, yaptırınız.
#### Hamilelik Maskesi Nedir?
Gebelik sürecinde oluşan hormonal değişiklikler annenin cilt yapısını değiştirebilir. Hamilelikle beraber anne adaylarının yüzlerinde açık ya da koyu renkli lekeler oluştuğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, hamilelik maskesini anlattı…
Yazının tamamı: https://www.hurriyetaile.com/hamilelik/hamilelikte-saglik/hamilelik-maskesi-nedir_20114.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
#### Hamilelikte Ayak Yanması Neden Olur?
Gebelikte kadınların neredeyse çoğunda ayak tabanlarında
yanma hissederler.
Gebelikte ayak yanması nedenleri nelerdir?
Hormonlarda artış
Gebelik şekeri
Vitamin eksikliklerinde
Böbrek problemlerind
Hipotiroidi
Ödem
Magnezyum eksikliklerinde
Elektrolit dengesizliklerinde
Yüksek kan basınçlarında
Gestasyonel diabet
Stres ve depresyon gibi durumlar nedenler arasında
sayılabilir.
Gebelikte ayak yanması ne zaman başlar?
İlk üç aylık dönemde başlayabilir ayak yanması. Ayakların
yanı sıra ellerde de kızarma ile kaşıntı meydana gelebilir.
Gebelikte ayak yanmasına ne iyi gelir?
Evde yapabileceğiniz bazı yöntemler ile geçici de olsa ayak
yanmalarına çözüm sağlayabilirsiniz.
Örneğin : bir pet şişesine su dodurup ayaklarının altına koyabilirsin. Ayaklarınızın altına soğuk uygulama yapabilirsiniz. Soğuk su da bekletebilirsiniz ayaklarınızı. Düzenli spor yapmak da kan akışını düzenleyeceğinden dolayı iyi gelebilir. Düzenli egzersiz ve spor yapmayı deneyebilirsiniz. Sentetik çoraplar ayaklardaki yanma hissini arttırır bu nedenle senetik çoraplar kullanmak yerine pamuklu çoraplar ayaktaki nemi ve teri emdiği için yanmayı azaltabilir. Ayakkabılarınızın iç tabanının delikli olması ayaklarının hava almasını sağlar. İçi delikli ayakkabılar tercih edebilirsiniz.
Hamilelikte Karın Sertleşmesi Neden Olur? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Hamilelikte D Vitamini Ve Balık Yağı Kullanımı
Hamilelikte D vitamini kullanımı önemli bir yere sahiptir. D vitamini anne gebelikte tüketmelidir. D vitamini bebeğiniz içinde sizin için de gereklidir. D vitamininin görevi ise kalsiyum ve fosforun kan seviyelerini düzenler. D vitamini sizin ve bebeğinizin kemik gelişimi için önemli bir yere sahiptir.
Gebelikte D vitamini tüketimi aksatılmamalıdır. Gebelikte D vitamini yetersiz alınmış olur ise doğacak bebekte iskelet bozuklukları görülür. D vitamini çok önemli bir vitamindir. Ve gebelikte tüketimi bebeğinizi de doğrudan etkiler. Eğer D vitamini yeterince alınmış ise bebeğinizin diş gelişimini, iskelet gelişimini, doğrudan etkiler. Gebelikte yeteri kadar kullanılmamış ise bu bebeğinizi yine doğrudan etkileyecek ve iskelet sisteminin güçsüz, gelecekte ise 8-9 yaşına kadar öyle olmasına neden olcaktır. Kısacası gebelikte D vitamininin yeri önemlidir.
Hamilelikte omega 3 yani balık yağı tüketiminde oldukça önemli yere sahiptir. Omega 3 yani balık yağı tüketiminde oldukça önemli yere sahiptir. Omega 3 ü yani balık yağı tüketiminde oldukça önemli yere sahiptir. Omega 3 ü balık, yeşil sebze,ceviz ve ayçiçeğinden karşılayabilirsiniz. Bebek ihtiyacı olan omega 3ü annenin yediği besinlerden karşılar. Eğer anne yererdi kadar omega 3 almıyor ise annenin depolarından alır. Bu depolar beyin dokusundadır. Aslında bu depolardan eksilmemesi gerekmektedir. Çünkü beyin dokusunda da hasarlara sebep olabilir. Omega 3 bebeğin beyin ve sinir gelişimi için çok önemlidir. Beyin ve sinir gelişimi son 3 ayda olur. Son 3 ayda balık yağı tüketimi daha çok yapılmalıdır. Balık yağı fazla alındığında kanama eğilimi yapar. Bundan dolayı yeteri kadar alınmalıdır. Ve kan sulandırıcı kullanan kişilerin çok tüketmemeleri gerekmektedir. D vitamini de balık yağı da bebeğinizin gelişimi için gerekmektedir. Toparlayacak olursak anne adaylarının gebelikte D vitamini ve omega olması gerekmektedir. D vitamini bebeğiniz ve gebe içinde oldukça önemlidir.
D vitamini her insan için önemli olduğu gibi,gebeler içinde çok çok önemlidir. D vitamini görevi ise kalsiyum ve fosforun kanda emilimini sağlar ve seviyelerini düzenler. D vitamini sizin ve bebeğinizin kemik gelişimi için oldukça önemlidir. Gebelikte D vitamini yetersiz alınmış olur ise bebekte iskelet bozuklukları görülür. D vitamini yeterince alınmış ise bebeğinizin diş gelişimini ve kemik gelişimi olumlu yönde etkiler.
Hamilelikte omega tüketiminde oldukça önemlidir. Bebek ihtiyacı olan omega 3 ü annesinden karşılamaktadır. Anne yeterince omega depolamaz ise sorunlara neden olabilir. Bebek omega ihtiyacını annenin depolarından karşılar ve bu depolar beyin dokusundadır. Bebek buradaki omegayı kullanırsa sorunlara neden olabilir. Omega beyin ve sinir gelişimi için oldukça önemlidir. Beyin ve sinir gelişimi gebeliğin son 3 ayında olduğundan dolayı son 3 ayda omegaya daha çok ihtiyaç vardır. Bunun için yeteri kadar alınmalıdır. Yani bu vitaminler çok gereklidir ve gebelik boyunca mutlaka tüketilmesi gerekir.
#### Hamilelikte Diş Bakımı
Hamilelikte diş bakımı tabiki özen gösterilmesi gereken bir konu olup fakat anne adaylarının yeterli bakımı yapmaması nedeniyle gebelikte sıkıntılara neden olmakta. Hamilelik döneminde diş ile ilgili nesiller boyu aktarılmış olan özlü söz vardır ki “Her bebek, annenin 1 dişini götürür.” diye bilinir. Aslında tam olarak doğru olmadığını düşünebilirsiniz fakat yeterli diş bakımı yapılmadığı zaman bu söz maalesef pek çok kez doğrulanmış olmaktadır. Hamilelikte bebeğin ihtiyaç duyduğu kalsiyumu bebek annesinden karşıladığı için eğer düzenli alınmazsa kalsiyum yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda kalsiyum yetersiz kaldığında annenin kemikleri ve dişleri bebeğin ihtiyacı olan kalsiyumu karşılamak için devreye girer. Eğer anne hamilelik döneminde iyi beslenir, yeterli süre ve sayıda ağız bakımını yaparsa bu dönemde anne diş sorunu ile karşı karşıya kalmaz. Diş çürüklerinin bir diğer nedeni ise şeker tüketiminin fazlalığı ve dengesiz beslenmedir. Anne tatlı yediğinde dişlerini fırçalamadığında diş çürükleri ve diş eti sorunları ile karşılaşıyor. Anne adayları gebelikleri boyunca A, C ve D vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor yönünden zengin beslenip diş bakımını yaparsa anne diş problemleri yaşamamış olur. Gebelikte destek amacıyla verilen vitaminler ve kalsiyum-magnezyum içeriği ile bu destek sağlanmaktadır.
Hamilelikte ilk 3 ay annenin diş tedavisi olması önerilen bir durum değildir. Çünkü ilk 3 ay anne karnındaki fetüsün organları geliştiği dönemdir. Ek olarak düşük riskinin en fazla olduğu süreçtir. Bundan dolayı anneye ilk 3 ay diş tedavisi yapılmaz daha doğrusu zorunlu olmadıkça tercih edilmez. Hamilelikte annenin günlük kalsiyum ihtiyacı 1200 mg ile 1500 mg dır. Annenin dişlerini fırçalanması kadar önemlidir tükettiği besinler ve kalsiyum alımı. Anne adayınında her yemekten sonrasında dişlerini fırçalaması diğer kadınlardan daha önemlidir. Anne günlük alması gereken kalsiyumu da doğal yollarla da alırsa dişleri de sağlıklı olacaktır. Kalsiyumdan zengin besinler;tahıl,süt ve süt ürünleri,yumurta,ıspanak,balık vb. gıdalar sayılabilir. Kurutulmuş meyve, karamel gibi şekerli yiyeceklerden de kaçınmalıdır.
Doğum öncesi eğer gebelik planlı ise anne adaylarının doğum öncesi dönemde diş bakımlarını aksatmamaları ve düzenli olarak yapmaları gerekmektedir. Eğer bu sağlanırsa gebeliğinin ilk 3 ayı içerisinde diş tedavisi yaptırmak zorunda kalmayacaktır. Ancak dolgu, diş eti tedavisi, kanal tedavisi ve hatta çekim gibi pek çok diş tedavisinde B grubu antibiyotikler kullanılabilir ve lokal anestezi altında tedavi tamamlanabilir.
Aksi durumda bir enfeksiyon odağı olabilen diş problemleri yada sorunlu ağız sağlığı nedeniyle annenin yaşam kalitesinin düşmesi veya oluşan ağrı sızı nedeniyle annenin sağlıklı beslenememesi bebeğe çok daha fazla zarar verecektir.Annenin günlük beslenmesini iyi bir şekilde sağlayabilmesi iyi bir diş sağlığı ve beraberinde ağız sağlığı ile mümkündür.
Annenin gebeliği boyunca hekimi tarafından yazılan kalsiyum, A ,C ve D vitaminleri anneye pek çok desteği yanında diş sağlığını da katkı sağlayacaktır.
#### Hamilelikte Doktor Kontrolünün Önemi
Anne adaylarının gebelik döneminde merak ettiği bir diğer konu doktor kontrolleridir. Bu kontrollerin özellikle aralıkları sık olduğu zamanlarda anne adayları pek gelmek istemez ve hemen bitmesini ister ve bazen bu kontrolleri gereksiz bulabilir. Fakat gebelik döneminde yapılan bu kontroller oldukça önemlidir.
Gebelik öncesi doktor kontrolü çok önemli bir rol oynamaktadır. Anne adayları gebelik öncesinde,sağlıklı bir gebelik geçirmek için doktor kontrollerini yaptırması gerekmektedir. Doktor kontrollerinin gebelik,doğum ve doğum sonrası için oldukça önemlidir. Anne adayları gebelik planı yaptıktan sonra doktora görünmeleri gerekmektedir. Gebelik öncesi doktor kontrollerinin asıl amacı anne adaylarının gebe kalmadan önce var olan risk faktörlerini belirlemek,bunları azaltma konusunda tıbbi destek ve anne adaylarının bu risk faktörlerini kontrol altında almak için bu doktor kontrolleri gereklidir. Gebelik öncesi doktor kontrollerinde jinekolojik muayene, pap-smear alınması gibi testler yapılmalıdır. Doktor kontrollerinde bunların sonuçlarına göre de alınacak önlem varsa eğer önlemler alınmalıdır.
Jinekolojik muayenede; risk teşkil edebilecek enfeksiyonlar, kitle gibi durumlar var ise jinekolojik muayenede ortaya çıkacaktır. Gebeliğe hazırlanan bir annenin detaylı bir doktor kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Annelerin kan şekerlerinden, troid bezi değerlerine,kalp ile ilgili olan problemlerden tutun da jinekolojik testlere kadar bütün değerlerin ve sonuçların doktor kontrolünde gebe kalmalarına engel olabilecek herhangi bir durum var ise buda doktor kontrollerinde ortaya çıkacaktır. Anne adayları gebe kalmayı düşündükleri zaman detaylı bir doktor kontrolü yapılmalıdır. Bu kontroller kesinlikle olması gereken kontrolleridir. Anne adaylarının ve bebeğin her problemi bu kontrollerde ortaya çıkar. Bu kontrollerin yapılmadığını farz edelim. Örneğin anne adayı riskli bir gebeliğe sahip ve bundan haberi bile olmayacak,anne hayatını da, bebek hayatını da riske atar ve bu durum kötü sonuçlara neden olur. Anne adayları bu kontrollerin önemini anlamalı ve bu kontrolleri düzenli olarak yaptırmalıdır.
Bu yapılan kontrollerde Bebek ağırlığı,uzunluğu,kalp ritmini,anne ağırlığını,tansiyonunu ve tarama testleri yapılır. Bunlar gebelik için önemli verileridir. Anne adayı bu kontrollerde merak ettiği soruları veya bir problemi olduysa bunları mutlaka doktoruna söylemelidir.
#### Hamilelikte Düşük Nedenleri Nelerdir?
Düşük, tıp dilinde abortus olarak bilinir. Gebeliğin 20. haftasından önce veya Bebek 500 g olmadan önce bebeğin farklı nedenlere bağlı gebeliğin sonlanmalıdır. Düşük olmasının birçok nedeni olabilir. Ve bu düşüklerin türleri de vardır. Düşük olmasının birçok nedeni vardır. Halk arasında da çok fazla dolaşır. Anne adaylarının da gebelikte en çok korktuğu durumdur.
Bundan dolayı anne adayları gebelikten de korkabilirler. Anne adaylarının dışarıdan gelen duyumları aldırmamaları gerekmektedir. Anne adayları akıllarındaki bütün sorularını doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Düşüklerin birçok nedeni olabilir. Zararlı alışkanlıklar, hipertansiyon, astım, endometriozis, böbrek hastalığı, polikistik över, diabet, enfeksiyon, myomlar, genetik nedenler ve çoğul gebelikler.
Yukarıda sayılan nedenlere bağlı olarak düşük görülebilir. Bu nedenlerden dolayı gebelik sonlanabilir. Düşük nedenlerinde halktan gelen duyumları çok aldırmayınız. Halk arasında ağır kaldırmanın, çok hareket etmek gibi durumların da düşüğe sebep olduğu düşünülür. Bu düşünceler yanlıştır. Ağır kaldırmak veya zıplamak gibi şeyler düşüğe neden olmaz.
Düşük Endişesi Doktora Danışılmalı
Bu konu hakkında da doktorunuzdan gerekli bilgiyi alabilirsiniz. Toparlayacak olursak düşük tıp dilinde abortus olarak da bilinir. Düşük gebe kaldıktan sonra kuşkusuz anne adaylarının en çok korktuğu durumlardandır. Anne adayları halk arasında dolaşan birçok düşük nedeninden korkabilirler. Örneğin ağır kaldırmak, zıplamak gibi bunlar kolay kolay düşüğe neden olmazlar.
Düşük olmasını birçok nedeni vardır. Halk arasındaki duyumları çok fazla duymasanız daha da iyi olacaktır. Çünkü bu duyumlar anneyi zora sokar ve korkutur. Düşüklerin birbirinden farklı nedeni olabilir.
Düşüklerin birçok nedeni olabilir. Düşüklerden sonrada oldukça merak edilen konular vardır. Tekrar gebe kalmaya dahir. Düşüklerde ikiye ayrılırlar. 8. haftaya kadar olan düşükler erken düşüklerdir. Anne adayının ilk düşüğü ise bu düşük doktor kontrolünden sonra 2 ay bekledikten sonra tekrar gebe kalmasında bir sorun yoktur.
Eğer düşük 8. haftadan sonra olmuşsa geç düşük,bu düşük birden fazla olmuşsa da bu düşüklerin nedenin araştırılması gerekmektedir.
Düşüğün birçok nedeni olabilir; zararlı alışkanlıklar,kronik böbrek hastalığı, endometriozis, myomlar, enfeksiyon, diabet, hipertansiyon, polikistik over gibi hastalıklar düşüğe neden olurlar. Düşüklerden sonra mutlaka doktor kontrolü gereklidir. Anne adayları doktor kontrollerini ihmal etmemelilerdir. Düşüğün nedeni de bu kontrollerde belli olacaktır.
#### Hamilelikte Gaz Sancıları İle Nasıl Başa Çıkabiliriz?
Gaz sancısı herkesin her zaman yaşayabileceği bir durumdur.
Gebelerde ise ekstra günlük hayatı etkileyen bir probleme dönüşebilir. Çoğu
gebe kadın özelikle ilk gebelik aylarında gaz sancısından yana yakınabilir.
Belki gebelik gaz sancısı yapar ritüelini bir kenara bırakıp yediklerimizi
incelememiz gerekebilir. Bakalım içinde gaz yapan yiyecekler var mı?
Gebelikte gaz sancısını yaşayanlar için tamamen ortadan
kaldırmak söz konusu olmasa da sancıları hafifletmek elbette mümkün.
Brüksel lahana brokoli karnabahar soğan fasulye gibi gıdalar
karbonhidratlı içecekler ve meyve suları erik armut şeftalı gibi bazı meyveler
ve ekstra süt ve st ürünleri gaz yapan yiyecek ve içecekler arasında
gelmekedir. Bunlardan uzak durmak başa çıkmak için ilk yol olabilir elbette.
Yukarıda bir genelleme ile gaz yapan besinleri belirttik.
Ancak Ayşe Hanımda gaz yapan yiyecekler belki Fatma Hanımda yapmayabilir Bu
nedenle ne yediklerinizi not ederek hangi yiyeceklerden sonra gaz sıkıntısı
çektiğinizi görebilirsiniz.
Yağlı ve kızarmış yiyeceklerin tüketiminden kaçının bu
yiyeceklerin sindirimi zor olduğu için gaz probleminizi tetikleyebilir.
Yapay tatlandırıcıları tüketmeyin.
Öğün sayınızı arttırarak öğün başına tüketilen besin
miktarını azaltın.
Yavaş yemek yemeye çalışın ve yiyeceklerinizi çiğneyin.
Yemeklerden sonra yürüyüşe çıkabilrsiniz. Sürekli oturmak ve
yatmak da sizi rahatsız edebilir.
Gaz sancısı hissettiğinizde ayaklarınızı havaya kaldırarak uzanın ve bebeğinizin karnınıza yaptığı baskıyı dağıtın. Böylece vücudunuzun daha rahat sindirim yapmasına yardımcı olmuş olursunuz.
Eklampsi Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Hamilelikte İştah Artışı Hangi Dönemde Gerçekleşir?
İştah artışı anne adaylarının bir yandan çok merak ettiği ve beklediği, bir yandan ise kilo almaktan korktukları bir dönemdir. Anne adayları bu dönemde korkarlar. İştah artışı anne adayları içinde ve toplumda bir gebelik belirtisi olarak kabul edilmiştir. Gebelikte iştah artışının kontrole alınması gerekmektedir. Bu dönemde anne adayları çok yerler ve kilo alırlar, gebelikte gereksiz kilo alımı istenen bir durum değildir.
İştah artışı gebeliğin 2. trimesterin döneminde yani 3. ayın sonundan 6. ayın sonuna kadar olan dönemde gözlenmektedir. Anne adaylarının bu dönemde iştahları oldukça açılmıştır. İlk 3 ayda nasıl yemeklerden tiksiniyor ise bu dönemdede tam tersi olarak çok yemek yiyebiliyorlar. Bunun için bu dönemde gebelerin en çok kilo aldıkları da dönemdir. Annelerin iştahları oldukça iyidir bu dönemde. Gebeliğin ilk 3 ayında anne adaylarının bulantısı çok olduğundan dolayı, anne adaylarının iştahları çok açık değildir. Yedikleri her şeyden mideleri bulanır ve yediklerinin nerdeyse hepsini çıkartırlar. Ve bunun için anne adayları ilk 3 ay bittiği zaman rahata kavuşurlar ve bulantılar bittiğinden iştahtada artış gözlemlenir.
Anne adayları bu dönemde kontrollü beslenmelidirler. İştahları her ne kadar artmış olsada gebelerin sağlıklı beslenmesi ve tabiki yağlı, tuzlu ve çok şekerli besinlerden kaçınmalıdırlar. Gebelerin bu iştah artışı yaşadıkları dönemde yine aynı şekilde sık sık azar azar beslenmelidirler. Annelerin iştah artışı dönemleri bir süre sonra kendiliğinden geçecektir. Gebelikte asıl kilo alımıda bu dönemde gerçekleşmektedir. Bu dönemde tıpkı gebeliğin diğer dönemlerindede olduğu gibi çok dikkat edilmeli ve sağlıklı gıdalarla beslenilmelidir. Toparlayacak olursak iştah artışı gebeliğin 2. trimesterin dönemde gerçekleşir. İştah artışı gebeliğin kaçınılmaz yönüdür. Bir nevi gebelik belirtisidir. Annenin ilk 3 ay iştahı iyi değildir.
Bunun nedeni ise fazlaca olan bulantı-kusmadır. Bulantı-kusmanın çok olduğu dönem ilk 3 aylık dönem yani 1. trimesterin dönem bittiğinde bulantı-kusmada bayağı azalmaktadır. Bulantı-kusmaların peşinden de iştah artışı başlamaktadır. İştah artışı gebe kadınların hem merak edip sevdiği hem de korktuğu bir dönemdir. Bu dönemde anne adayının düzenli, dengeli ve sağlıklı beslenmesine dikkat edilmelidir. Anne adayları canlarının istediği az miktarda tadımlık denilecek derecede tüketmelidir.
Anne adayı sık aralıklarla az az beslenmelidirler. Bu anne adayının hem gereksiz kilo alımını önler, hem de karnının doymasını sağlar. Anne bu dönemde kendisine dengeli ve düzenli olarak beslenmiyorsa bir diyetisyenden veya doktorundan yardım alabilir.
#### Hamilelikte Karın Sertleşmesi Neden Olur?
Gebelikte karın sertleşmesi bazen gebeleri korkutabilir.
Peki karı sertleşmesi neden olur ya da hangi durumda karın sertleşmesi bizi korkutmalıdır?
Rahmin hızla büyüyor olması karın da sertleşmeye yol
açabilir. Büyüyen rahim karın bölgesine baskı yapar ve bebeği sığdırmak için
daha fazla genişlemeye çalışır. İlk üç
ay büyümesi yavaş olan rahim sonraki üç
ayda da büyümeye devm eder. Tüm bunlar yani rahmi hızla büyümesi ve genişlemesi
gebelikte karında oluşan sertliğe nedenler arasındadır. Bebeğin iskeletinin
gelişiyor olmasını da bunlar arasında sayabiliriz. Anne karnındaki bebeğin
vücudundaki kemikler şekil almaya başlar ve gebemizin karnında doğal olarak
sertleşme gerçekleşir. Mide ve karın bölgesinde bebeğin iskeleti geliştikçe
karnı sertleşmeye başlar. Anne adayı gerginlik hisseder. Kilo almak. Anne
adayının kilosu ilerleyen haftalarda arttıkça alınan kilolar ile birlikte anne
adayının karnında sertlik başlar. Sağlıksız beslenmek ve kabızlık.
Anne adayının besinleri çiğnemeden yutması ya da çok hızlı yemek yemesi
karında gerginliklere sebep olabilr. Besinleri yeterince çiğnemeden yutmak anne
adayının sindirim sistemine zarar verebilir. Sıvı tüketimini su tüketimini
azaltmak da karında sertliklere yol açmaktadır. Bunlarla birlikte de kabızlık
ortaya çıkabilir. Bunların yanında bazı alkolsüz içecekler asitli kutu
içecekler anne adayının göbek ve karın bölgesinde sertliğe yol açabilmektedir.
Lifli gıdaların tüketimini arttırmaları konusunda uyarılmalıdır. Braxton hicks
kasılmalarında gebeliğin ikinci veya üçüncü üç aylık dönemlerinde çok yaygın
olarak yaşanır. Gebeliğin son döneminde gerçekleşen kasılmalar genellikle
karında serleşmeye neden olabilir. Kimi zaman da sahte sancı olarak
isimlendiriir. Vücudu gerçek doğum sancılarına hazırlama sürecidir. Karındaki
kasılmalar bazen şiddetli olabilir şiddetli kasılmalar ve şiddetli ağrılar da
plasenta ayrılmasında belirti olabilir. Ağrıya yoğun kanama da eşlik eder. Bazı
gebeler de plasenta ayrılabilir. Plasenta ayrılmasında da daha uzun ve şiddetli
karında sertlikler meydana gelir.
Bir saat içerisinde üç dört kasılmadan daha fazla şiddetli
kasılma ve buna bağlı sertliklerde
Düzenli aralıklarla meydana gelen kasılmalarda
Artarak devam eden ağrılarda
Doktora başvurmanızı öneririm.
Hamilelikte Ayak Yanması Neden Olur? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Hamilelikte Kasık ve Karın Ağrısı Neden Olur?
Gebelikte meydana gelen kasık ve karın ağrısının
nedenlerinden biri ve en çok meydana gelen normal olarak sayabileceğimiz en
büyük nedeni rahmin büyümesiydi. Bu nedenle meydana gelen ağrı oldukça zararsız
bir ağrıdır. Ancak hepsi rahmin genişlemesinden kaynaklı meydana gelen ağrı
kadar masum olmayabiliyor. Bazı ağrılar beklemediğimiz durumlara da neden
olabilmektedir. Bu durumda ağrıları nitelendiremediğiniz zaman doktorunuza
görünmeniz gerekmektedir.
Bizi Korkutmayacak Ağrılar Nelerdir?
Round Ligament Ağrıları
Rahmin iki üst köşesinden başlayarak genital organlara kadar uzanan bağlardan rahim büyüyünce yatakta dönerken ya da ani hareket ettiğinde bir ağrı hissedilebilir. Ancak geçici bir ağrıdır. Kramp tarzı olur ve arkasından geçer. Genellikle ikinci üç aylık dönemde meydana gelir. Bu gibi kramplarda magnezyum kullanarak kramp ile ilgili şikayetlerinizi giderebilirsiniz.
Gaz Sancıları ve Kabızlık
Bağırsak hareketlerinde gebelik döneminde yavaşlama olabilir. Bu durumda ağrıya ve kramplara neden olabilir.
Braxton Hicks Kasılmaları
Bir nevi yalancı sancılar. Doğuma hazırlık kasılmaları olarak da nitelendirilebilir. Gebeliğin ileri haftalarında rahim kasları da doğuma hazırlanırken taklitçi kasılmalar meydana getirebilir. Madem yalancı sancılar bunu gerçeklikten nasıl ayırt edeceğim diye hiç düşünmenize bile gerek yok. Gerçek ağrılar düzenli ve periyodik seyrederken yalancı ağrılar düzen içerisinde olmaz. Gelir ve geçer. Kısa sürelidir. Düzenli değillerdir.
Bebeğin Baskısı
Uzun süre oturunca veya uzun süre ayakta kalınca rahimde ağrı meydana gelebilir. Aynı zaman da büyüyen bebek ile birlikte baş bası yapmasından kaynaklı vagene doğru ağrı hissetmeniz gayet normal.
Doktorunuza Başvurmanız Gereken Ağrı Durumları Nelerdir?
Dış gebelik : rahim içerisine değil de rahim iç dokusunun
dışında herhangi bir yere yerleşmesi durumu dış gebelik olarak isimledirilir.
İlerlemesi durumunda karın ve kasık ağrısı meydana gelebilir.
Plasentanın Erken Ayrılması ve Kanama
İleri gebelik haftalarında yaşanır. Bebeğin plesantasının ayrılması durumunda kanama ile birlikte şiddetli ağrı meydana gelir ve bu geçmeyen bir ağrıdır.
Gebelik Kaybı
Düşük olarak adlandırılan gebelik kayıpları ilk dört ay içerisinde geçmeyen bir kasık ağrısı ile kanama yaşar isen mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz.
İdrar Yolu Enfeksiyonu
İdrar yaparken yanma hissediyor ya da ağrı yaşıyorsan enfeksiyon olabilir. Üşüme titreme ateş gibi sıkıntılarla seyrederse eğer doktorunuza başvurabilirsiniz.
Hamilelikte Suyun Azalması Neden Olur? Nasıl Engellenir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Hamilelikte Kasılmalar Ne Zaman Başlar?
Hamilelikte kasılmalar, anne adaylarının en çok endişelendiği konudur. Bu kasılmaların ne zaman geleceği belli olmaz. Kasılmaların süresi anneden anneye değişiklik gösterir. Halk arasında bu kasılmaların erken doğuma neden olacağı hakkında söylemler vardır. Anneler her kasılmanın erken doğuma neden olacağı korkusundan kaçınmalıdır. Bunun için anne adayları bu konu hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar.
Bu kasılmalar genelde 22. haftadan sonra başlarlar. 22. hafta öncesinde olan kasılmalarda vardır. Fakat bu kasılmalar ara sıra olan ufak kasılmalardır. 22. gebelik haftasından sonra ise bu kasılmaların şiddeti dahada artacaktır. Bu gelen kasılmalar bazen doğum sancılarıyla da karıştırılmaktadır. Anneler bundan dolayı çok korkmaktadır. Bu kasılmaların anneye de bebeğe de zararları yoktur.
Bu gelen hamilelik kasılmaları düzenli degildir, ağrıların sıklığı süresi ve şiddeti farklıdır. 22. gebelik haftasından sonra olan bu kasılmalar gerçek doğum sancılarından çok daha farklıdır. Anne adayları bu kasılmaları takip edip dayanılmaz şekilde ve çok sıklıkla tekrarladığında mutlaka doktora gidilmelidir.
Bu kasılmalar geldiğinde anne adayları dikkat ederek dinlenmeye başlamalıdır. Anne adaylarının gevşemesi ve bol sıvı tüketmesi bu kasılmaların daha hafif atlatılmasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak bu kasılmalar gebeliğin başında ara sıra gelebilir. Fakat kasılmanın daha fazla olduğu dönem 22. gebelik haftası sonrasıdır. Bu kasılmalar çok şiddetlendiğinde mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz.
Taparlayacak olursak hamilelikte kasılmalardan gebeler çok rahatsız olurlar ve çok korkarlar. Özellikle anne adayının ilk gebeliği ise daha çok korkmaktadır. Hamilelik kasılmaları ikiye ayrılmaktadır. Yalancı kasılmalar ve gerçek kasılmalar olmak üzere. Bu kesilmeler genelde 22. gebelik haftasından sonra başlamaktadır. Anne adayının ilk gebeliği değilse biraz daha erken başlayabilir. Fakat ilk gebeliği ise 22. gebelik haftasından sonra başlayacaktır. Bu kasılmalar doğum sancısıyla karıştırılmaktadır. Bu kasılmaların farkı ise silinme yapmamalarıdır. Gerçek doğum sancıları ise silinme yapar.
Bu kasılmaların yorgunlukta arttığı gözlemlenmiştir. Onun için yorgunluk kasılmalara iyi gelmez ve arttırır. Kasılmalarınızın geldiği zamanlarda bol bol dinlenmeniz gerekmektedir. Ayakta çok durmak, yorgunluk, sinir ve stres kasılmaları tetiklemektedir. Bunun için dinlenmek kasılmaların durmasını ve azalmasını sağlamaktadır. Kasılmaların çok şiddetli olduğu zamanlarda ve normalden farklı olduğu zamanlarda mutlaka doktorunuza başvurun.
#### Hamilelikte Kırmızı Avuç İçi Nedir?
Hamilelikte kırmızı avuç içinin bebeğe bir zarar vermeyeceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, hamilelikte görülen kırımızı avuç içini anlattı….
Gebelik süresince oluşan hormonal etkiler ve bebeğin getirmiş olduğu mekanik baskı nedeniyle annenin damarsal, metabolik ve cilt yapısında değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Gebelikte tam bu nedenlere bağlı olarak birçok gebede yaşanan fizyolojik değişikliklerin yanısıra bazen de kişiye özel dermatozlar ile kaşıntı, döküntü, kızarıklıklar, kırmızılıklar ortaya çıkmaktadır.
Yazının tamamı: https://www.hurriyetaile.com/hamilelik/hamilelikte-saglik/hamilelikte-kirmizi-avuc-ici-nedir_20102.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
#### Hamilelikte Lekelenme Şeklinde Gelen Kanamalar
Gebelikte olan bir damla kanama bile incelenmesi gereken bir durumdur. Bu durum anne adaylarının da korkmasına sebep olmaktadır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Bu kanamaların sebeplerini mutlaka araştırılması gerekmektedir. Bu kanamalar geldiğinde doktorunuza hemen haber vermeniz ve muayene olmanız gerekecektir. Kanamanın bir sebebi var ise ultrasonografi ve bazı tetkitler bu sebebi ortaya çıkartacaktır.
Gerekirse doktorunuz vaginal muayene de yapabilir, bunun gebeliğe bir zararı yoktur. Vaginal muayenenin düşük yapma gibi bir riski yoktur. Bu gelen kanamaların hiç bir sebebi de olmayabilir ya da çok ciddi problemlerin belirtisi de olabilir. Bunun için bir lekelenme olursa hafife alınmadan doktorunuza haber verip bir muayene olmanız gerekmektedir. Bu lekelenmeler neredeyse her gebenin karşılaştığı bir durum olsada, mutlaka araştırılması gerekmektedir. Bu kanamalar gebeliğin ilk 3 ayında ise çok korkulması gereken kanamalar değildir, çünkü bu kanama embriyo rahime tutunurken gerçekleştirir.
Bu tür kanamaların da iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer bu kanamaların sonunda kramp, ağrı gibi başka belirtilerde var ise mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Kanamaların birçok sebebi olabilir. Bunlardan bazıları; tutunma kanamaları, rahim ağzındaki değişiklikler, düşük, dış gebelik, gebeliğe bağlı olmayan nedenlerle kanama olabilir. Doktorunuza gelen kanamalar hakkında haber verilmeli ve muayene edilmelidir.
Toparlayacak olursak gebelik döneminde olan her türlü kanamanın araştırılması gerekmektedir. Bunun nedeni ise gebelik döneminde gelen bir damla kan bile istenen bir durum değildir. Bunun için gebelikte bir damla kan bile görseniz doktoruna başvurulur. Kanamanın sebebini öğrenmek için ultrason ve bazı tetkitler yapılacaktır. Kanamanın sebebi var ise bu yapılan testlerde ortaya çıkacaktır. Eğer doktorunuz gerek görürse vaginal muayenede yapabilir. Bunun da bir zararı yoktur. Bu kanamalar özellikle ilk 3 ayda olur.
İlk 3 ayda olan kanamalar embriyonun rahime tutunması ile olan kanamalardır. Bu kanamalardan çok korkmayınız; fakat yine de doktorunuzla görüşün. Eğer gelen kanamaların yanı sıra kramp, ağrı gibi sorunlar var ise yine mutlaka araştırılması gerekir. Bu gelen kanamaların birçok sebebi olabilir. Rahim ağzı değişiklikleri, dış gebelik, düşük, travma, vaginal yırtık gibi birçok nedeni de olabilir. Bunun içinde bu kanamaların iyi araştırılması gerekmektedir. Az bir kanama bile görmüş olsanız mutlaka doktorunuza danışın.
#### Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Görülür?
Gebelik döneminde anne adaylarının en şikayetçi olduğu durum kuşkusuz mide bulantısı ve kusmadır. Anne adayları mide bulantısı yüzünden çok fazla yemek yiyemez ve yediklerini de çıkartabilir. Bulantı anne adaylarını çok rahatsız eder ve korkutur. Bulantı gebeliğin en belirgin özelliği olarak bilinir. Aslında anneleri hem mutlu eder, hem de rahatsız eder. Bulantı halk arasında gebeliğin en belirleyici belirtisi olarak bilinir. Bunun için anne ilk bulantılarında bundan dolayı mutluluk duyabilir.
Bulantı gebeliğin ilk 3 ayında yani 1. trimesterin dönemde çok olur. 2. trimesterin döneme geçildiğinde bulantıda son bulacaktır ve annede iştah artışı dönemi başlayacaktır. Anne adayları ilk 3 ayda bulantı-kusmaya maruz kalırlar ve bu onların en büyük sorunudur. Bu normal bir durumdur. Bazı anne adayları bu bulantıyla baş edemeyip sıvı tedavisi yani serum alarak kendisini iyi hisseder. Bulantı şikayeti çok olduğu durumlarda doktorunuza danışabilirsiniz. Bu bulantılar normalin üstünde seyrettiği durumda doktorunuzda uygun görmesi durumunda bulantı önleyici ilaçlar yapılabilir. Anne adayların beslenme şekillerinde bulantı düzeyini arttırabilir. Bunun için beslenmeyede ekstra bir önem gösterilmelidir. Bu dönemde annenin yendiği özellikle yağlı besinler bulantıyı arttıracaktır. Bunun için bulantının olduğu dönemlerde yağlı besinlerden daha da uzak durulmalıdır.
Anne adaylarının ilk 3 ayda bu bulantıların normal olduğunu bilmeleri gerekiyor. Anne adayları normalden fazla midesi bulandığı ve çok kusma olduğu durumlarda mutlaka doktora danışmalıdır.. Toparlayacak olursak mide bulantısı gebeliğin en çok ilk 3 aylık bölümünde yani 1. trimesterin dönemde çok olmaktadır. Bulantının en çok olduğu dönem bu dönemdir. 2. trimesterin dönemine geçildiğinde ise bu bulantılar daha hafiflemiş olur. Ve bu kadar rahatsızlık vermeyecektir. Anne adaylarının gebelik boyunca en sıkıntı duydukları dönemdir bu dönemler. Anne adayları bulantıyı ilk 3 ayda çekerler be daha sonrasında rahata kavuşurlar. Bu bulantılar ilk 3 ay içinde normaldir. Anne adayları bu bulantıyla baş edemeyebilir. Fakat bazen bu bulantılarla baş edilmez, bu gibi durumlarda ise doktorunuza başvurabilirsiniz. Bu bulantıların normallerine bir süre sonra alışacaksınız ve anormal olan bulantıları anlayacaksınız. Anormal olan, çok olan ve baş edilmez olan bulantılarda doktorunuz başvurmanız gerekiyor. Anne adaylarının beslenme şekilleri de bulantı durumunu etkiler. Anne adayları beslenmelerine yağsız ve bulantıya neden olan gıdalardan da kaçınmalılardır.
#### Hamilelikte Ruh Sağlığı Nasıl Etkilenir?
Hamilelikte ruh sağlığı dikkat edilmesi ve önem verilmesi gereken bir konu olmasına rağmen çok ilgi görmeyen bir konudur. Anne adayları genelde sadece bedensel sağlık sorunlarıyla uğraşırken ruhsal sağlık problemleri geride kalır. Anne strese girdikçe ruhsal sağlık problemleri de yavaş yavaş boy gösterir.
Anne adayları birçok kez ruhsal bunalım içine düşerler. Birçok sıkıntının ve stresin onları bekleyeceğini düşünürler ve istemsiz bir şekilde ruh sağlığı da bundan etkilenir. Anne adayları anne olmaya uyum sağlamaya çalışırlar anne olabilme sevinci ve sorumluluğu onda anxiyeteye neden olur. Vücutlarındaki değişiklikler memelerde büyüme ,kalçada büyüme ve bazen aşırı kilo alımı nedeniyle tamamen değişen beden görünümü annenin ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler ve sinirli,huysuz,alıngan ve stresli olmasına neden olur.
Anne adaylarının özellikle ilk 3 ayda ruhsal bozuklukları ve stresi en maksimumda yaşarlar ki bu dönemde anne adaylarına bol bol destek olunmalıdır. ilk aylarda hormonların yoğun bir şekilde değişimi bu çalkantıyı başlatan en etkin faktördür.
Ruh sağlığı gebelikten olumsuzda etkilenebilirse de tabiki bu sıkıntılar ilerleyen dönemlerde annenin gebeliği, bedensel olarak değiştiğini kabul etmesi ve artık anne olmaya hazır hissetmesi ile zamanla ruh sağlığı pozitif yönde etkilenecektir.
Beden sağlığına dikkat edilmesi de ruhsal yapıyı korumada gereklidir. Beklentilerin ve olabileceklerin ona yakın deneyimli biri tarafından açıklanması ruh sağlığını da önemli ölçüde katkı. Anne adayları bazen ona ağır gelen bu zor günleri tek başına ve yalnız atlatmamalıdır. Yanlarında sıklıkla eşinin onlarla destek çıkması ve hala çok güzel ve önemli olduğunu hissettirmesi iyi gelecektir.
Eğer ruh sağlığınızın çok iyi olmadığını ve çok zarar gördüğünü düşünüyor iseniz bir psikologdan yardım alabilir ve kendinizi daha profesyonel bir bakış sağlayarak daha iyi hissedebilirsiniz.
Gebelikten belki de daha sıkıntılı bir dönemde lohusalık süresinde ruh sağlığı en hassas dönemindedir. Lohusalıkta hormonların tekrar dibe vurması ile daha şiddetli bir depresyon süreci başlayabilir.Gerçekten eve gelen minik can ve onun sorumlulukları ,uykusuzluk,babadan beklentiler,ebeveynlerin yaklaşımı bu süreci başlatabilir. Eğer ruhi dalgalanma çok derinse mutlaka profesyonel yardımdan kaçınılmamalıdır.
Hamilelik döneminde annenin psikolojisi her aşamada çok değişmektedir. Bu değişiklikler gebeliğin dönemine göre değişmektedir. Anne adayı gebe kalmaya hazırlıksız yakalandı ve istemediği bir gebelik ise bu çok ama çok daha fazla etkilenebileceği anlamına gelebilir. Anne adayları eğer bebeği çok istiyorsa bu gebeliği psikolojik olarak dalgalanmalardan daha az etkileneceği olarak düşünülebilir. Sıklıkla gebeliğin ilk 3 ayında daha çok problemi bir arada yaşarlar. Çünkü bulantı,kusma,uyku hali,anneliğe hazır olamama veya çok isteme gibi gebeliğe uyum aşamasına henüz geçilmiştir. Eğer aşırı bulantı,kusma,halsizlik ve hayatlarına gelen çeşitli kısıtlamalardan dolayı ağlama,öfke,içe kapanma gibi şikayetleri yoğun hissedebilirler. Anne adayları bu dönemde psikolojik yardım alabilirler. Bu dönemde anne adaylarına bol bol destek olunmalıdır. Anne adayları bu dönemde yalnız kaldıklarını hissetmemelidir.
#### Hamilelikte Suyun Azalması Neden Olur? Nasıl Engellenir?
Anne karnındaki bebek (fetus), amniyon sıvısı adı verilen
bir sıvı içinde bulunur. Bu sıvı, rahim içindeki bebeği dışarıdan gelecek
travmalara karşı koruduğu gibi, bebeğin büyümesi ve gelişmesine de olanak
sağlar.
Oligohidramnios tanısı ultrasonda amnion sıvısı ölçümünün (ASİ) düşük olması ile konur. ASİ’nin ( dört kadron ölçüm toplamı) 50 mm’den az olması veya en derin vertikal cep ölçümünün 20 mm’den az olması oligohidramnios anlamına gelir.
Amniyotik Sıvı Nedir? Ne İşe Yarar?
Amniyon kesesi, bebeğinin içinde yüzdüğü ve gelişimini tamamlaması için yaşaması gereken yerdir. Amniyon ise bu kesenin içini dolduran sıvının adıdır.
Amniyon sıvısı bebeğinin simetrik büyümesine yardım ederek bazı organların gelişmemesini önler.Bebeğinin motor ve beyin gelişimine katkıda bulunur.Ses, ışık, basınç, darbe gibi dışarıdan gelen uyarılara karşı bebeğini korur.Bebeğinin vücut içindeki ısısını düzenler.
İçeriğindeki maddelerin farklı kokuları ve tatları ile bebeğinin duyu organlarının gelişimini destekler.
Bebeğin Suyunun Azalmasının Nedenleri Nelerdir?
Bebekte böbrek gelişiminde olan sorunlar veya böbrek yokluğu,
Gestasyonel diyabet,
Anne karnındaki bebekte teşhis edilen hipertiroidi durumu,
Hamilenin yüksek tansiyon hastası olması,
Bebekte olan gelişim bozuklukları,
42 hafta üzeri gebelikler
Hamile kadının kullandığı ilaçların yan etkisi,
İdrar yolunda olan tıkanıklıklar annede oluşan diyabet,
Plesenta bozuklukları,
Zarların erken yırtılması,
Kromozal anomaliler,
Genital ve üriner sistem anomalileri,
Plesentada var olan yetersizlik durumu,
İkiz ve çoğul gebelik durumu,
Preklampsi durumu
Anne adayının suyunun gelmiş olması,
Bebekte böbrek anomalileri,
Annede sıvı kaybı,
Rahim içi gelişim geriliği.
Neler Oligohidramniyosa Neden Olur?
Pek çok neden oligohidramniyosa yol açabilir. Genelde
amniyon sıvı üretimini bozan ya da engelleyen durumlar altta yatan nedenlerdir.
Zarların erken açılması
Rahim içi gelişme geriliği
Miad aşımı
Böbrek ve idrar yolu anomalileri
İkizden ikize transfüzyon sendromu
Çoğu durumda altta yatan bir neden bulunamaz.
Amniyon Sıvısısın Az Olmasının Zararları Nelerdir?
Amniyon sıvısı azalması üçüncü trimesterde meydana geldiğinde birinci ve ikinci trimesterde oluşan Oligohidramyinosa göre daha ciddi komplikasyonlara neden daha olur.
Bu Komplikasyonlar
Konjenital Bozukluklar: Malformasyon sonucu yeni doğanda
bazı harici veya dahili organların yokluğu (kalça displazisi gibi)
Prematüre Doğum
37 haftalık gebelik sürecini tamamlamadan önce doğum.
Erken Düşük
Gebeliğin yirmi haftasından önce rahim içinde bebeğin ölüm.
Ölü Doğum
Gebeliğin yirmi hafta sonra başlayıp doğumdan hemen sonraki sürece kadar gerçekleşen ölümler.
Oligohidramniosun Tedavisi
Sağlıklı bir hamilelik geçiren kadınlarda, gelişen hafif
oligohidramnios genellikle bir tedavi
gerekmez. Bu gibi durumlarda, doktor ultrason ve diğer benzer testler
kullanılarak fetal kalp hızı, akciğer gelişimi ve bebeğin hareketlerini
izleyerek gidişatı değerlendirir. Ancak daha ağır oligohidramnizs durumlarında
mutlaka müdahale ve tedavi gerekir.
Tedavisinde izlenen bazı yöntemler şu şekildedir:
Amniyoinfüzyon
Normal amniyotik sıvı seviyelerini korumak için rahim içi
bir kateter kullanılarak amniyotik boşluğuna sodyum klorür çözeltisi (oda sıcaklığında)
aktarma işlemidir.
Vezikoamniyotik Şant
Bu tedavi prosedürü kadınlarda rahim içine fetal idrar
aktarma işlemin iiçerir. Veziko-amniyotik şantlar düşük amniyotik sıvı
seviyeleri yönetiminde oldukça etkilidir; ancak, uygun böbrek ve akciğer fonksiyonlarının
korunması bu tedavi yönteminde oldukça önemlidir.
Diğer Sıvı Enjeksiyonları
Yatak istirahati
Hamilelikte Kasık ve Karın Ağrısı Neden Olur? Hakkında makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Hamilelikten Önce Yapılması Gereken Testler Nelerdir?
Gebelik her zaman ve her halükarda dikkat edilmesi gereken ve çok önemli bir durumdur. Gebelik düşünmeden önce mutlaka iyice düşünerek ve kararlı adımlar atılarak bu karar alınmalıdır. Bu kararı aldıktan sonra ise gereken her şeyin yapılması gerekmektedir. Anne adayı ve baba adaylarının gebelik için uygun olup olmadığı ise gebelikten önce yapılması gereken bazı testlerin sonucundan öğrenebilirsiniz. Bu testlerin yapılması gereklidir. Bu testler annenin ve babanın sağlığını, uygun olup olmadığını ve bebeğinizin de etkileyebilecek bazı testlerdir. Bu testlerin yaptırılmasına özen gösterilmelidir.
Gebe Kalmadan Önce Yapılması Gereken Testler
İlk olarak doktorunuz tarafından alınan anamnez yani hikayeniz. Daha sonra kan grubu testi,tansiyon testi,tam idrar testi, vajinal kültür, pap-smear testi, hepatit B, sarılık testi, tiroid, guatr testi,genetik araştırma ve son olarak ta daha önce düşük olmuş ise genetik araştırma mutlaka yapılmalıdır. Yukarıda sayılan testlerin mutlaka yapılması gerekmektedir. Bu testler sizin ve gebeliğinizin iyi olduğundan emin olmak için gereklidir. Bu testlerinizi doktorunuza danışarak yapabilirsiniz. Bu testlerin sonuçlarına göre,doktorunuzla görüşerek gebe kalmanın da bir sıkıntı olup olmadığını veya bir tedaviye ihtiyaç varsa az tedaviye başlaması gerekmektedir.
Bundan dolayı bütün bu testlerin yapılması gerekmektedir. Toparlayacak olursak anne olmaya karar vermiş kadınların birçok test yaptırması, gerekli olan doktor kontrolünden geçmesi gibi birçok kontrolü ve testi vardır. Bu testlerin asıl amacı; gebeliğe engel olabilecek ve /veya gebeliği riske atacak problemlerin olup olmadığını öğrenmektir. Anne bu testleri yaptırdıktan sonra gebe kalırsa bu anne adayları için daha sağlıklı olacaktır.
Hiçbir anne adayı gebeliğinin problemli geçmesini istemez ve şok yaşayacağı hastalıklar, problemler öğrenmek istemez bunun için bu testlerin gebelikten önce yapılması daha sağlıklıdır. Bu testleri sadece anne adayları yaptırmıyor, bu testleri yaptırmak için anne ve baba adayları beraber gitmesi gereklidir. Hem annenin, hemde babanın bu testlerden ve kontrollerden geçmesi gerekiyor. Bu testlere ilk önce anamnez yani hikayeniz ile başlanır,daha sonra kan testleri, idrar testleri, jinekolojik muayene, vaginal kültür, genetik araştırma, tiroid-guatr testi, pap-smear testi, sarılık, hepatit, kan grubu testi, tansiyon testi gibi testler yapılmaktadır. Bunların sonucuna bakarak, gebeliğe engel olan yada gebeliği riske atabilecek bir sorun olup olmadığı ortaya çıkacaktır.
#### Hangi Durumlarda Embriyolara PGT Yapılmalıdır?
Hangi durumlarda embriyolara PGT yapılmalıdır? Kendi öz geçmişinizde veya soy geçmişinizde bir genetik hastalığınız var ise, aynı şekilde eşinizin öz geçmişinde veya soy geçmişinde bir genetik hastalığı var ise, çift olarak herhangi bir hastalığı taşıyıcı olduğunuz saptanmış ise tüp bebek tedavilerinde elde edilen yumurta ve spermlerin embriyo haline gelmesinin arkasından genetik tanı yani PGT yapılmalıdır. Ayrıca PGT yapılması için taşıyıcı olmanın dışında tekrarlayan gebelik kayıpları, tekrarlayan düşükler, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında da genetiğine bakılmış embriyo transferinin faydalı olacağını söyleyen Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç,
Özetleyecek ve maddeleyecek olur isek:
Kalıtsal bir hastalık ya da hastalığın taşıyıcılığına sahip olan kimselerde tüp bebek tedavilerinde genetiğine bakılmış embriyo transferi yapılmalıdır
Tek gen hastalıklarında, kromozal olarak bozukluklarda, sayısal bozuklukarda, translokasyonlarda, kan kalp böbrek kemik hastalıklarında veya onkolojik hastalıklarda kanserde,
Daha önce olan doğumlarda genetik hastalığa sahip bebeklerinin olmasında tüp bebek tedavilerinde genetiğine bakılmış embriyo transferi yapılmalıdır.
Gelişme geriliği, boy kısalığı, cinsiyet açısından gelişimsel problemlerde, zihinsel olarak gerilik gözlenen çocuklarda.
Kalıtsal hastalığa sahip olan ve tanısı konmuş anne baba adaylarında, soy geçmişinde risk altında bulunan aile gruplarında da tüp bebek tedavilerinde genetiğine bakılmış embriyo transferi uygun görülmektedir. Akraba evlilikleri ne yazık ki ülkemizde bazı ailelerde sıklıkla gerçekleşmektedir. Aileler kendi aralarında evlili sağlayarak akraba evliliklerine açık olmaktadır. Bu gibi durumlarda da bebeklerinin kromozom olarak ya da herhangi bir şekilde doğması nedeni ile önlem almak amaçlı tüp bebek tedavisi uygulayıp genetiğine bakılmış embriyo transferi yapmakta fayda olacaktır.37 yaş ve üzerinde bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde yaştan kaynaklı olarak tüp bebek tedavisi gördükten sonra embriyoların genetiğine bakılabilmektedir. Tekrarlayan düşüklerde, tekrarlayan gebelik kayıplarında nedeni araştırmak amaçlı, tüp bebek tedavisi uygulanarak daha kontrollü bir şekilde genetiğine bakılmış embriyo transferi yapmak daha faydalı olabilmektedir. Çünkü anne ve baba adayı tekrarlayan bebek kayıplarından psikolojik olarak oldukça etkilenmiştir. Sağlanabilecek çözümler arasında tüp bebek tedavisi ve PGT yöntemi göz ardı edilmemelidir.Herhangi bir nedeni bulunamayan tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında da PGT bir çözüm olabilmektedir.
Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde sıklıkla yapılan ve tercih edilen PGT de Tüp Bebek Tedavilerinde önemli bir yere sahip olmaktadır.
#### Hemofili Hastalarına Tüp Bebek Tedavisi Önerisi
Hemofili hastalarına tüp bebek tedavisi önerisi Hemofili, kanınızın normal olarak pıhtılaşmadığı bir durum olup nadir görülen bir kanama bozukluğu olarak isimlendirilmektedir.
Hemofili Hastalarında Neler Görülmektedir?
Hemofili hastasıysanız eğer bir başka kişiye göre yaralanmanın sonrasında kanamanız daha uzun olacaktır.
Daha geç duracaktır.
Özellikle diz, ayak bileği, dirsek gibi eklemler başta olmak üzere içeriye kanama alanı oluşturabilir ve bu durum gerçekleşirken dışarıda aktif bir kanama olmayabilir.
Bu kanama aynı zamanda doku ve organlara zarar verebilir durumda iken siz bunu fark etmeyebilirsiniz.
Bu gibi rastlanan durumlarda hemofili yaşamınızı dahi tehdit edebilir.
Hemofili genellikle kalıtsal olarak bilinir ve genellikle de kalıtsal olarak gözlenmiştir.
Hemofilinin Belirtileri Nelerdir?
Aşırı kanama: ufak bir kesikte şiddetli kanama, kanama durmuşken tekrar kanama başlaması, durduk yere kanayan burun, iç kanama belirtileri…Eklemde kanamalar: eklem bölgeleri şişerek devam eder eklemlerde içeriye kanama olduğunu gösterir.Beyinde kanama: kusma, uyku hali ya da davranış değişikliği, çift görme, uzun süren acılı baş ağrısı, geçirilen nöbetler.
Hemofili genetik bir hastalık olarak nitelendirilir. Taşıyıcı genler anne de bulunur ancak hemofili genellikle baba adaylarında erkeklerde karşılaşılır. Ancak genetik mutasyon sonucunda az da olsa kadınlarda da rastlanabilen bir rahatsızlık haline geliştir. İleri yaşlarda pıhtılaşma faktörlerine karşı antikor oluşturabilen kişilerde sekonder hemofili gelişebilmektedir. Hemofili belirtilerinin ortaya çıkma yaşı ve şiddeti faktör eksikliğinin şiddetine bağlı olarak gelişirken, düzeyleri hafif, orta ve ağır olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hemofili Hastaları da Tüp Bebek Tedavisine Başvurabilir!
Genetik geçişi olabilen, taşıyıcı hastalığı olan her çiftin tüp bebek tedavisine başvurup genetiğine bakılmış embriyo transferi için imkan sağlanabildiği gibi hemofili hastaları da tüp bebek tedavisine başvurabilmektedir. Hatta genetiğine bakılmış embriyo transferi yapmak çift için bebeklerine verebileceği en büyük hediye olacaktır.
Hemofili taşıyıcısı olan anne adayları tüp bebek tedavileri sayesinde tüp bebek merkezlerine başvurarak hemofilisi olmayan bebekler dünyaya getirebiliyor.
Tüp bebek tedavisine yine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak ovulasyon indüksiyonu uygulanarak yumurtalar belirli bir boyuta geldikten sonra çatlatılması sağlanarak yumurtalar toplanıp baba adayından da sperm alınarak dış ortamda döllenmesi sağlanıp beşinci günlerinde biyopsiye gönderilerek genetiğine bakılmış embriyo transferi yapılabilme imkanı vardır. Tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisi uygulayan her merkez Ankara tüp bebek olarak bu imkanı sağlamaktadır.
Kanser Tedavisi Görmek Anne Olmaya Engel mi? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Hidrosalpenks
İçi Sıvı ile Dolu Olan Tüp
Hidrosalpenks durumu, tüpün yumurtalık tarafındaki bulunan ucunun tıkanıklığı olarak isimlendirilmektedir. Hidrosalpenks bulunması, kendiliğinden gebe kalma durumunu zorlaştırıp, tüp bebek tedavisi ile gebelik sağlanması oranını azaltmakta ve düşük risklerini arttırırken dış gebelik ihtimalini ise arttırmaktadır. Bundan dolayı ilk önce tüp bebek tedavisinin önüne alınması gereken başka cerrahiler olmaktadır. Öncesinde tüpü almak gerekir. Laparoskopik olarak tüp alınarak enfeksiyonun yayılmasının önüne geçilebilir, endometriumun zarar görmesi engellenebilir.
Hidrosalpenks Neden Oluşur
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hastalıklarında veya tüberkülozda; yumurtalık kanalında yapışıklığa veya hidrosalpenkse neden olabilir.Geçirilmiş ameliyatlara bağlı olarak oluşan yapışıklıklar da hidrosalpenks sebebi olabilirAyrıca hidrosalpenks tüplerden sperm geçişini engelleyerek kısırlığa yol açabilmektedir.
Hidrosalpenks Olduğunu Nasıl Anlarız?
Ultrasonografi ile HSG ile tanı konulabilmektedir. Ultrasonda hidroselpenks gözlenememesihidrosalpenksin olmadığı anlamına gelmez. Bunun için HSG çekmek en iyi tanı yöntemi olacaktır. Rahim filmi ile hidrosalpenks tanısı konulabilir, eğer şüphe hala var olur ise tanısal laparoskopi yöntemine başvurulabilr. Böylelikle net tanı konulmuş olur. Karın ağrısı ile belirti verebilir.
Bazen hiç belirti vermeden geçmeyen aralıklarla tekrarlayan karın ve kasık ağrısı ya da yanma şikayetlerine bazen de pembemsi ve sulu vajinadan gelen akıntıya sebep olmaktadır.Hidrosalpenks tanısı konulmuş hastalar da gebelik kesin olarak elde edilemez, pozitif olsadahi düşükle sonuçlanması söz konusudur.Dış gebelik ihtimaller artar büyük oranda.Embriyonun endometriuma tutunması engellenir.Hidrosalpenksli kadınlar gebe kalamaz ibaresinde iki tüpte de var ise ibaresi de aslında eklenmesi gerekmektedir.
Eğer tek tüp açık ise tek tüptende gebe kalabilir. Ya da tek tüpün açık olması ile de tüp bebek tedavisinde de başarıyı yakalamak mümkündür. Gerekse infertliteye sebep olması gerek ise tüp bebek tedavisine başlayan hastaların başarı şansını azaltsada büyük bir önem arz etmektedir. Yapılan son çalışmalar, hidrosalpenks varlığında tüp bebek tedavisinde canlı doğum oranları yüzde kırk oranında azalmaktadır. Bu nedenle tüp bebek tedavisi düşünülen hastalarda aktif bir şekilde mücadele etmeliyiz. Bu hastalarda laparoskopik olarak tüpün alınması gerekmektedir. Alınan tüp patolojiye gönderilebilir.Laparoskopi tedavisi tüp bebek tedavisinden önce yapılabilecek altın bir cerrahidir. Unutmayın! ağrı ve acı minimum olan günlük hayatıa biran önce devam edebilecek olan hastada iyileşmesi bittikten sonra hemen tüp bebek tedavisine başlanabilir.
#### Hipnoz ile Tedavi
Hipnozla tedavi olmak için ilk önce hipnozun ne olduğunu ve doğru ildiğimiz yanlışları öğrenmemiz gerekir. Öncelikle hipnoz bir sihir değildir. Hipnoz varlığımızın bir parçası olan zihnimizi daha etkin kullanmayı öğrenmektir. Hipnoz yeni çıkan bir yöntem değildir. Hipnoz yöntemi insan ırkı var olduğu sürece vardı ve var olacak. Aslında bu var olan yöntemi her birey farkında olmadan hayatının her kısmında oldukça çok kullanmaktadır. Hipnoz yönteminin hayatımızda oldukça da çok örnekleri vardır. Hipnoz yöntemi en çok televizyonculuk alanında karşımıza çıkar, bir reklama veya filme odaklanırsınız ve dışarıdan bir uyaran size tepki verene kadar o dizininin veya reklamın hipnozu etkisinde kalırsınız, yani bu hipnoz olayını istemsiz ve bilmeden kullanmış olursunuz.
Hipnozla tedavi olmak için ve olan tedavinin kalitesini arttırmak için en önemli olan şey inançtır. Bunun için tedaviye inançla başlamamız gerekir, ilk önce kendinize güvenin ve yapabileceğinize inanın. Hipnozla tedavi diğer tedavilere alternatif ve yadımcı bir yöntem olarak sunulmakta ve başlı başına bir tedavi yöntemidir. Hipnoz tamamen psikolojik bir yöntem olduğundan dolayı düşüncenizdeki bütün olumsuzlukları bir kenara koyun ve yapamam kelimesini hayatınızdan çıkarın. Eğer ki bu olumsuzluları hayatınızdan çıkartamıyorsanız bu tedaviyede başlamanız ve sonuç almanız oldukça zor olacaktır. Kendinizi iyi hissedin ve inanın, daha sonrasında alacağınız güzel sonuçların hayalini kurun.İnanmak iyileşmenin yarısıdır bunu tedavi boyunca aklınızdan hiç çıkartmayın.
İyileşme arzunuzu oldukça yükseklerde tutun. Tüm kalbinizle hipnoz olmayı değilde iyileşmeyi isteyin. Bu isteklilik tedavi sürecini hem hızlandıracak hemde kolaylaştıracaktır. Hipnoz tedavisi tamamen sizin istek ve arzunuza göre şekillenmektedir. Ve bu tedavi yönteminde baş rol her zaman sizsiniz bunu asla unutmayın. Bu tedavide terapist sadecesize taktikler verir.
Bu tedavi yönteminde sabır da oldukça önemlidir çünkü bu tedavi oldukça sabır isteyen bir tedavi yöntemidir. Sadece siz isterseniz iyileşebilirsiniz bunu asla unutmayınız. İyileşmek için başkalarından asla ümit beklemeyin bunun başrolü sizin olduğunuzu aklınızdan çıkartmayınız.
-HİPNOZLA TEDAVİDE BİLİNÇ ALTI-
Bilinçaltı bilgilerimizin ve bütün geçmişimizin saklandığı yerdir.Çocukluk döneminde bilinçaltınıza yerleşmiş kötü birikimleriniz, acılarınız bilinçaltındadır.Hipnozla tedavide bütün bu bilinçaltınız, bilinç dışına çıkartılmaya çalışılır ve bunları yenmeniz sağlanılır.
Hipnozla tedavide aklınızı karıştıran en büyük nedenlerden birisi ise hipnozla tedavi olurken inançlarınızın değişmesidir. Değiştirmek istediğiniz bir inancınızı en derin hipnoz yöntemi bile değiştiremeyecektir.Çünkü beyninizin koruyucu kısmı, en derin hipnozda bile aktif halde kalacaktır.
Hipnozda kontrol her zaman için bilinçtedir, ve bu yüzden insanın istemediği hiç bir şey çalışmaz. Telkinler sizin tarafınızdan kabul edilirse bilinçaltına iner. Hipnoz kesinlikle bir uyku değildir çünkü uykuda telkin işlemez.
Bilinçli zihin; bilinçli zihin zamanın farkındadır, kuşkucudur ve sorgular. Yeni yaşanılan bir şeyi eski yaşanmışlıklar ile kıyaslamayı bilir ve bunlar ile ilgili mantıklı bağlantılar kurar. Bilinçi zihin plan yapar, yorum yapar. Araştırmalar bilinçli zihnimizde belirli bir zaman dilimi içerisinde 5 ila 9 şeye dikkat edebileceğimizi göstermiştir. Oysa bilinç dışımız aynı anda yaklaşık 1300 tane işlevi kontrol eder. Hipnoz bu nedenle detaylı telkin içerdiğinde yaptırım gücü çok yüksek bir tedavidir. Bilinç dışımızın ve sinir sistemimizin en basit cevap reflekstir.
Hipnoz tedavisinde söylenenler bilinçli zihinden geçer ve uygun görülürse bilinçaltına yerleştirilir. Bilinçaltı ise hafızanın yerleştiği yerdir ve hipnoz sırasında ilk önce bilince seri telkinler verilmektedir ve bu telkinler rahatlamanızı sağlayacaktır. Daha sonrasında uykuya benzer durum sırasında, bilinçaltı hiçbir zaman uyumadığı için ona bu uyarılar ulaşır ve sözler bilincin engeli olmadan, oluğu gibi bilinçaltına gider. Bu giden telkinler pozitif olduğu için kişide pozitif yönde değişiklikler gözlemenecektir. Çünkü bu tedavide bilinç ve bilinçdışı zekanın ahenkli uyumu kurulmuştur. Hipnoz değişimi gerçekleştiren en etkin metotlardandır. Çünkü bilinçaltı zihinde hangi hayali görmek isterse onu görür ve gerçekleştirir.
Hipnozu engelleyen ve başarısız sonuçlanmasını sağlayan tek şey korkudur. Bu korkular ise bireyin kontrolünü kaybetme korkusu ve duyulmasını istemeyeceği şeylerin duyulacağı korkusu. Bu korkular ise hipnoz ile ilgilli doğru bilinen yanlışlardır.
-HİPNOZ TEDAVİSİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR-
1-Hipnoterapist benim zihnimi kontrol edecek korkusu-Sizin izniniz ve bilinç dışınızın onayı olmadan zihninizi kimse yönlendiremez.
2-Utanılacak davranışlar yapmak korkusu- Bu tür hipnozlar sahne hipnozlarıdır ve sizin kullanacağınız hipnoz tamamen sağlık için kullanılacaktır.
3-Hipnotize olup uyanamama korkusu- Hipnoz tedavisi güvenilirliği yüksek bir tedavidir ve hafif uyku hali söz konusudur, uyanmama söz konusu değildir.
4-Hipnoz tedavisi tecrübesi olmamanın verdiği korku- Yazımızın başındada dediğimiz gibi hipnoz yöntemini aslında her insan günlük yaşamında bile oldukça çok kullanmakta.
5-Hipnozun mucizevi bir tedavi olduğu- Hipnoz ile tedavide hızlı bir yöntemde olsa tek atımlık bir mucize söz konusu değildir.
#### HİSTEREKTOMİ (RAHİM ALMA ) AMELİYATI HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?
Histerektomi, yani rahmin ameliyatla alınması, kadınlarda sıklıkla yapılan büyük ameliyatlardan biridir. Bu ameliyat önemli bir karar olabilir ve genellikle diğer tedavi seçenekleri tükendiğinde veya belirli tıbbi koşullar bunun uygulanmasını gerektirdiğinde önerilir.
Bu yazı histerektominin çeşitli nedenlerini ele alarak bu prosedürün ne zaman ve neden dikkate alınabileceğine dair daha net bir açıklama sağlar.
RAHİM ALMA HİSTEREKTOMİ AMELİYATININ SEBEPLERİ
1. Rahim Miyomları
Rahim miyomları rahim kas duvarında gelişen kanserli olmayan büyümelerdir. Oldukça yaygındırlar ve boyutları küçükten büyüğe değişebilir. Rahminde miyom olan kadınların çoğunda hiçbir belirti görülmezken, bazılarında ağır adet kanaması, pelvik ağrı veya sık idrara çıkma gibi sorunlar yaşanabilir.
Miyomlar ciddi rahatsızlığa veya komplikasyonlara neden olduğunda ilaç tedavisi veya invazif olmayan prosedürler gibi diğer tedaviler ile rahatlama sağlayamadığında histerektomiyani rahim alma ameliyatı uzman hekim tarafından önerilebilir.
2. Endometriozis
http://www.sevtaphamdemir.com.tr
Endometriozis, rahim iç zarına benzeyen bir dokunun (endometrium) rahim dışında büyüdüğü ağrılı bir durumdur. Bu durum şiddetli pelvik ağrıya, ağrılı dönemlere ve potansiyel olarak kısırlığa yol açabilir.
Endometriozisin yaygın olduğu ve hormonal tedavi veya laparoskopik cerrahi gibi diğer tedavilere dirençli olduğu durumlarda semptomları hafifletmek ve yaşam kalitesini arttırmak için histerektomi yani rahim alma ameliyatı düşünülebilir.
3. Pelvik Organ Sarkması
Pelvik organ sarkması, mesane, rektum ve uterus yani rahimdahil olmak üzere pelvik organların normal konumlarından inip vajinal kanala doğru çıkıntı yapmasıyla ortaya çıkar. Bu rahatsızlık, idrar sorunları ve ağırlık hissine neden olabilir.
Şiddetli sarkma, özellikle konservatif önlemler veya daha az invaziv prosedürler yardımcı olmadıysa, kapsamlı bir tedavi planının parçası olarak histerektomi yani rahim alma gerektirebilir.
4. Anormal Rahim Kanaması
Anormal rahim kanaması, aşırı ağır, düzensiz veya uzun süreli adet kanaması gibi bir dizi sorunu kapsar. Bu semptomlargünlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyorsa ve ilaçlara veya diğer tedavilere yanıt vermiyorsa histerektomi önerilebilir.
Bu prosedür, kanamanın kaynağının ortadan kaldırılmasıyla sorunun çözülmesinde özellikle etkili olabilir.
5. Kanser
Histerektomi genellikle aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli jinekolojik kanser türleri için endikedir:
Rahim Kanseri: Rahim içindeki kötü huylu tümörler, kanserli dokuyu çıkarmak için histerektomi gerektirebilir.
Rahim ağzı kanseri: İleri rahim ağzı kanseri vakaları, rahim ağzının ve çevresindeki dokuların çıkarılması için histerektomi gerektirebilir.
Yumurtalık Kanseri: Yumurtalık kanseri vakalarında, yumurtalıkların ve fallop tüplerinin çıkarılmasının yanı sıra histerektomi de tedavinin bir parçası olabilir.
6. Kronik Pelvik Ağrı
Kronik pelvik ağrı, zayıflatıcı ve diğer tedavilere dirençli olduğunda, miyom veya endometriozis gibi durumlara bağlanabilir. Ağrının rahimle bağlantılı olması ve diğer müdahalelerin etkili olmaması durumunda, acıyı hafifletmek ve hastanın yaşam kalitesini artırmak için histerektomi bir çözüm olarak önerilebilir.
7. Hiperplazi
Endometriyal hiperplazi, uterusun astarının anormal derecede kalınlaştığı bir durumdur. İyi huylu olabilse de bazı durumlarda kansere kadar ilerleyebilir. Hiperplazi hormon tedavilerine yanıt vermiyorsa veya yüksek kanser riski taşıyorsa potansiyel kanser gelişimini önlemek ve anormal büyümeyi gidermek için histerektomi önerilebilir.
8. Şiddetli Adenomyoz
Adenomyoz, endometrial dokunun uterusun yani rahmin kas duvarına doğru büyüdüğü bir durumdur. Bu şiddetli ağrıya ve ağır kanamaya yol açabilmektedir. Diğer tedaviler rahatlama sağlamadığında, etkilenen rahmi çıkarmak ve semptomlarıhafifletmek için histerektomi önerilebilir.
Histerektomi, kadının üreme sağlığı ve genel refahı üzerinde etkileri olan önemli bir tıbbi prosedürdür. Histerektomigeçirme kararı genellikle hastanın özel durumu, genel sağlık durumu ve mevcut tedavi seçenekleri dikkatle değerlendirildikten sonra verilir.
Zayıflatıcı semptomların giderilmesini ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesini sağlasa da, hastaların ameliyatın nedenlerini tam olarak anlamaları ve tüm potansiyel riskleri ve faydaları sağlık uzmanlarıyla tartışmaları önemlidir.
Rahim Alma Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Rahim alma ameliyatı, tıbbi literatürde hysterektomi olarak adlandırılır ve rahmin (uterus) cerrahi yolla çıkarılmasını içerir. Bu işlem, rahimle ilgili çeşitli tıbbi durumların tedavisinde uygulanabilir.
Ameliyatın Hazırlığı
1. Tıbbi Değerlendirme:
Ameliyat öncesi süreçte, uzman doktor rahim alma ameliyatına uygun olup olmadığınızı belirlemek için kapsamlı bir değerlendirme yapmaktadır.Bu, fiziksel muayene, kan testleri ve bazı görüntüleme yöntemlerini içerebilir.
2. Bilgilendirme ve Onam:
Uzman doktor ameliyatın detaylarını, olası riskleri ve iyileşme sürecini size açıklayacaktır. Ameliyat öncesi bilgilendirme ve onam formu imzalamanız gerekecektir.
3. Anestezi Seçimi:
Ameliyat genel anestezi altında yapılır, bu nedenle anestezi uzmanı sizi değerlendirecek ve uygun anestezi yöntemini belirleyecektir.
Rahim alma ameliyatı (histerektomi)birkaç farklı teknikle gerçekleştirilebilir.
1. Abdominal Hysterektomi:
- Teknik: Rahim karın bölgesinden açılan bir kesi ile çıkarılır. Ameliyat genellikle alt karında bir kesi yapılmasını içerir.
- Avantajları:Genellikle büyük fibroidler veya diğer geniş lezyonlar için tercih edilir.
- İyileşme:Karın kesisi nedeniyle iyileşme süreci daha uzun olabilir.
2. Vajinal Hysterektomi:
- Teknik: Rahim vajinal yoldan çıkarılır. Bu yöntem, vajinadan yapılan bir kesi ile gerçekleştirilir.
- Avantajları:Daha az ağrı ve daha kısa iyileşme süresi sağlar, karın kesisi yapılmaz.
- İyileşme: İyileşme süreci genellikle daha hızlıdır ve hastanın hastanede kalış süresi daha kısa olabilir.
3. Laparoskopik Hysterektomi (Kapalı Ameliyat):
- Teknik: Karın duvarında küçük kesiler yapılır ve bir laparoskop (kameralı ince bir tüp) kullanılarak rahim çıkarılır. Genellikle bir robotik sistemle desteklenir.
- Avantajları: Minimal invazivdir, bu da genellikle daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme anlamına gelir.
- İyileşme: Genellikle iyileşme süresi daha kısadır ve daha az iz kalır.
4. Laparoskopik Asistanlı Vaginal Hysterektomi:
-Teknik: Bu yöntemde, hem vajinal hem de laparoskopikteknikler kullanılır. Laparoskopi, rahmin bazı kısımlarının yerleştirilmesi ve çıkarılması için rehberlik eder.
- Avantajları:Hem minimal invaziv hem de vajinal ameliyatın avantajlarını birleştirir.
Ameliyat Sonrası Süreç
1. Hastanede Kalış: Ameliyatın türüne bağlı olarak, hastanede kalış süresi değişebilir. Genellikle birkaç gün sürebilir.
2. İyileşme:İyileşme süreci kişiden kişiye değişir. Ameliyat türüne göre, iyileşme süresi birkaç hafta sürebilir. Abdominalhysterektomi sonrası iyileşme süreci genellikle daha uzundur.
3. Ağrı Yönetimi:Ameliyat sonrası ağrı yönetimi için genellikle ilaçlar kullanılır. Uzman doktor ağrıyı hafifletmek için gerekli tavsiyelerde bulunacaktır.
4. Takip ve Kontroller:Ameliyat sonrası düzenli doktor ziyaretleri ve kontrol muayeneleri yapılacaktır. Bu, iyileşme sürecinizi izlemek ve olası komplikasyonları erken tespit etmek için önemlidir.
Rahim alma ameliyatı, birçok tıbbi durumu yönetmek için etkili bir yöntem olabilir. Ameliyatın türü ve detayları kişisel sağlık durumunuza ve uzman doktorun önerilerine göre değişir. Ameliyat öncesi ve sonrası süreçler hakkında doktorunuzla detaylı bir şekilde konuşmak, karar sürecinizi destekleyecektir.
http://www.sevtaphamdemir.com.tr
#### Histerektomiden Sonra
Histerektomiden sonra, histerektomi, uterusun (rahmin) tümden çıkarılması ameliyatıdır. Histerektomi uygulanan durumlara kısaca değinecek olursak;
Uterus myomları,Endometrial polip,Endometrial Hiperplazi, Tedaviye dirençli adet düzensizlikleri,Endometriosis,Rahmin dışarıya sarkması,Acil histerektomi (doğum komplikasyonları).
Histerektomi Sonrasında Kişisel Bakım
İlk iki hafta boyunca yoracak aktivitelerden kaçınılmalı, istirahate önem ve öncelik verilmelidir.
Banyo ise duş alma yöntemi ile tercih edilmelidir.
Tuvalet ihtiyacında ıkınmaktan kaçınılmalıdır.
Gaz yapıcı gıdalardan kaçınılmalıdır.
Histerektomide Diyet
İki üç hafta boyunca hafif gıdalar tüketilmelidir. Başlangıçta gıdalar altı öğün ve az az tüketilmelidir. Kurulardan, çiğ sebzelerden, baharatlı gıdalar, mısır, mantar, kuruyemiş, karbonatlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Günde en az 1,5 litre su içmelidir.
Histerektomide Banyo
Ameliyat sonrası dördüncü günden itibaren banyo yapılması daha yararlı olacaktır. Kesi yerine lif vs sürülmemelidir. Ayakta duş şeklinde tercih edilmelidir.
Histerektomide Aktiviteler
Ameliyat sonrasında ne kadar kısa sürede ayağa kalkılabilirse o kadar ayağa kalkması bir avantajdır. Egzersizler hemen sonra başlanabilir ancak tabiki de hafif zorlamayacak şekilde olması koşuluyla. Ağır kaldırmamaya özen gösterilmelidir. Taburcu olduktan sonra bir ki hafta boyunca otomobil kullanmamalıdır.
Altı hafta cinsel ilişki tavsiye edilmez.
Eğer vaginal bir kanama yada ateş olursa mutlaka doktorunuza gitmelisiniz bildirmelisiniz.
Histerektomi Sonrası Cinsel İlişki
Bayanlar bu gibi jinekolojik işlemlerden sonra cinsel yaşamlarının son bulacağını düşünür bu nedenle bu gibi işlemler en çok eşleri daha sonra da bayanların psikolojik kaygılarından dolayı ikinci plana atılır. Ancak histerektomi cinsel ilişikide bir problem yaratmamaktadır. Hatta gebe kalma, aşırı kanama, aşırı ağrı olmaması aynı zamanda zamanla bir çok bayanı da mutlu etmektedir. Ancak ortalama altı hafta cinsel ilişki yasaktır kanama enfeksiyon problemini tamamen ortadan kaldırmak için bu sürede cinsel ilişki önerilmemektedir.
Histerektomide Hastaneden Çıkış
Histerektomiden sonra hastanın yatışı birkaç gün olarak değişmektedir. Hastanede kalış süresi elbette ki bireyden bireye değişiklik göstermektedir.
İşte bu konuda hastalarımıza, histerektomi rahmin alınması işleminde hormonel yokluk hissetmekten cinsel hayatın bitmesi düşüncesinden kaçınmalı, sadece rahmin alınacağı ve bunun sadece menapoza sebep olarak vajen kısmının zarar görmeyeceğini hatırlatıyor tam tersine gebe kalma ,aşırı kanama korkusu olmadığından dolayı zamanla tamamen şikayetlerin ortadan kalktığını ancak sadece aynı zamanda yumurtalıkların alındığı süreçte kuruluk hissinin olacağın bununda ilaç ve hormon yöntemiyle çözüleceğini vurguluyoruz.
Sağlığınız, huzurunuz için olan hiçbir şeyden kaçmayın, sonu daha büyük risklere gitmesine hiçbir zaman hiçbir bölümde izin vermeyin. En kıymetli kendinizsiniz, unutmayın !
#### Histereskopi ile Polip Eksizyonu
Histereskopi ile polip eksizyonu sedasyon anestezi altında rahim ağzı genişletildikten sonra rahim içi sıvı ile doldurulur ve ince teleskop benzeri optik cihaz ile rahim içine girilir, rahmin içinde ilerletilir. Histereskopi ile rahim iç tabakasının görüntüsü ekrana iletilir. Bu sayede uterin kavite gözlemlenir. Histereskopi tanı amaçlı kullanıldığı gibi tedavi amaçlı da uygulanabilir.
Tanısal Histereskopi Nedir?
Tanısal histereskopide ilk olarak rahim ağzı histereskopun geçebileceği genişliğe kadar genişletilir. Sonra ışık kaynağına bağlı histereskop servikal kanal yolu ile rahim içi boşluğunun içine ilerletilerek içerinin temizlenmesi ve uterin kavitenin incelenmesi sağlanır.
Tanısal histereskopi ile submukoz myom, rahim içi zedelenmeleri, yapışıklıkları, polipleri, septum vs doğuştan var olan rahim anomalileri tanısı koymak olası. İnfertilite araştırmalarında, tekrarlayan gebelik kayıplarında ve anormal rahim kanaması olgularında oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca histereskopi ile rahim duvarından tanı koymak için biopsi de alınması mümkündür.
Operatif Histereskopi Nedir?
Rahim içi yapışıklıkları, myomlara ve anormal yapılara poliplere histereskopi ile müdahale etmek mümkündür. Tedavi tanısal histereskopi yapıldığı zaman operaatf histereskopiye geçilerek de uygulamak mümkün. Tanısal histereskopiden farkı, histereskop ile içeriye makas, biopsi, forsepsi, koter veya tutucu aletler sevk ediyoruz. Bu aletler sayesinde de patolojiler alınarak aynı zamanda kavite içinin tedavisi de mümkündür. Rahim içi yapışıklıklarında tekrar yapışmasını önlemek için de spiral kullanmak mümkün. Doktor muayenesi önemlidir.
Histereskopi Ne Zaman Yapılır?
Histereskopi, günü birlik bir işlem olup yarım gün yatış yeterlidir. Genellikle adet bitiminde yapılması öneriyoruz. Bu sayede rahim içi daha net görmek mümkün. Olası bi gebeliğe zarar verme ihtimali de ortadan kalkmış olur.
Avantajları Nelerdir?
Günübirlik bir işlem olduğu için hastane gerektirmez. İşlem sonrası hasta 1-2 saat dinlendikten sonra normal yaşantısına dönmek mümkün. Rahim içi boşluktaki içindeki olası sorunlar direkt olarak gözlenebildiğinden tanısal gücü diğer yöntemlere göre daha fazladır. Görmek her zaman avantajları arttırır. Endmetrial polip, submukoz myom gibi olgularda da etkin tedavi sağlayabilmektedir.
Histereskopi sonrasında; işlem sonrasında hafif akıntı ile gelen kanama normaldir. Hafif kasık ağrısı beklenen bir durumdur.
Poliplerin Belirtileri Nelerdir?
Düzensiz adet dönemleri,Ara kanamalar,Adet yoğunluğu,Aşırı derecede adet dönemlerinde ağrılar,Anormal vajinal akıntı,Menopoz sonrası kanamalar.
Poliplerin Tanısı Nasıl Konur?
Endometrial polipler, hem menopozdan önce hem de menopoz sonrasındaki kadınlarda anormal vajenin kanamalarda sık nedenlerden birisidir. Endometriumda rastlanan polipler geliştirme olasılığı yaşla birlikte artmaktadır.
Endometrial polipler, zaman zaman da herhangi bir belirtisi olmayan durumlarda da meydana gelebilir. Pelvik ultrasonlarda görülebilir. Pelvisin görüntülemesinde tetkiklerinde rastlantısal bir bulgu olarak görülebilirler.
Bazen bir polip uterusun iç zarına doğru büyüyen bir myom ile de karıştırılması olası. Ultrasonografi de polip-myom ayrımını yapmak mümkün değilken, histereskopi ile polip ve myomu birbirinden ayırmak elbette ki mümkün olacaktır. Ancak polipin kesin tanısı, alınan biopsi örneğinin laboratuvara yönlendirmesi ile raporlamak mümkün. Patologun mikroskop altında incelenmesinden sonra hekim tarafından bilgilendirmenizin yapılması mümkün. Genellikle iyi huylu olması beklenen polipler patolojik açıdan da değerlendirilecektir.
Unutmamak gereklidir ki, ultrasonografi polip, myom gibi anormallikleri tam olarak ayırt etmemesi olası. Ancak tanısal olarak histereskopi yöntemi ile rahmin içinin tam olarak görüntülenmesini sağladığından dolayı, işlemi gerçekleştiren hekime daha doğru sonuç vermesi beklenmektedir.
Eğer tercih edilen histereskopun kalınlığı 3-5 mm arasında ise ofis şartlarında histereskopinin rahim içi yer kaplayan lezyonların ne olduğunun anlaşılmasında ve sonrasında da poliplerde genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan önce histereskopik olarak makas ve grasperlarla polip çıkarılması işlemi gerçekleştirmek mümkün.
Histereskopik Polip Tedavisinde Hazırlık Nedir?
Eğer operatif histereskopi de anestezi alınacak ise, anestezi öncesi pre-op değerlendirmesinde, kan tetkiklerinde, anestezi görüşmesi dışında ek bir hazırlık uygulamaya gerek yoktur.
Zamanlama histereskopi işleminde önemlidir. Histereskopi işlemi tercihen adet bittikten sonra yapmak mümkün.
#### Histereskopi Nedir?
Histereskopi nedir? sedasyon anestezi altında rahim ağzı genişletildikten sonra rahim içi sıvı ile doldurulur ve ince teleskop benzeri optik cihaz ile rahim içine girilir, rahmin içinde ilerletilir. Histereskopi ile rahim iç tabakasının görüntüsü ekrana iletilir. Bu sayede uterin kavite gözlemlenir. Histereskopi tanı amaçlı kullanıldığı gibi tedavi amaçlı da uygulanabilir.
Tanısal Histereskopi Nedir?
Tanısal histereskopide ilk olarak rahim ağzı histereskopun geçebileceği genişliğe kadar genişletilir. Sonra ışık kaynağına bağlı histereskop servikal kanal yolu ile rahim içi boşluğunun içine ilerletilerek içerinin temizlenmesi ve uterin kavitenin incelenmesi sağlanır.
Tanısal histereskopi ile submukoz myom, rahim içi zedelenmeleri, yapışıklıkları, polipleri, septum vs doğuştan var olan rahim anomalileri tanısı konulabilir. İnfertilite araştırmalarında, tekrarlayan gebelik kayıplarında ve anormal rahim kanaması olgularında oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca histereskopi ile rahim duvarından tanı koymak için biyopsi de alınması mümkündür.
Operatif Histereskopi Nedir?
Rahim içi yapışıklıkları, myomlara ve anormal yapılara poliplere histereskopi ile müdahale etmek mümkündür. Tedavi tanısal histereskopi yapıldığı zaman operaatf histereskopiye geçilerek de uygulanabilir. Tanısal histereskopiden farkı, histereskop ile içeriye makas, biyopsi, forsepsi, koter veya tutucu aletler sevk edilir. Bu aletler sayesinde de patolojiler alınarak aynı zamanda kavite içinin tedavisi de mümkündür. Rahim içi yapışıklıklarında tekrar yapışmasını önlemek için de spiral kullanılabilir. Doktor muayenesi önemlidir.
Histereskopi Ne Zaman Yapılır?
Histereskopi nedir, ne zaman yapılır? Histereskopi, günü birlik bir işlem olup yarım gün yatış yeterlidir. Genellikle adet bitiminde yapılması önerilir. Bu sayede rahim içi daha net görülebilir. Olası bir gebeliğe zarar verme ihtimali de ortadan kalkmış olur.
Avantajları Nelerdir?
Günübirlik bir işlem olduğu için hastane gerektirmez. İşlem sonrası hasta 1-2 saat dinlendikten sonra normal yaşantısına dönebilir. Rahim içi boşluktaki içindeki olası sorunlar direkt olarak gözlenebildiğinden tanısal gücü diğer yöntemlere göre daha fazladır. Görmek her zaman avantajları arttırır. Endometrial polip, submukoz myom gibi olgularda da etkin tedavi sağlayabilmektedir.
Histereskopi sonrasında; işlem sonrasında hafif akıntı ile gelen kanama normaldir. Hafif kasık ağrısı beklenen bir durumdur.
#### Histeroskopi Nedir? Ameliyat Ücreti Nedir?
Histeroskopi nedir? Ameliyat ücreti nedir? Rahim içerisinin ince bir optik yardımıyla incelenmesi işlemidir. Rahim içerisinde anormal bir kanama var mı?, hasta birden fazla düşük yapmış ise sebebi nedir gibi sorunların araştırılması amacıyla bu işlem uygulanabilir. Histeroskopi bu şikayetlere tanı koymak ve tedavi etmek amacıyla yapılmaktadır. Anormal bir durum hastada varlığı söz konusu ise doku örneği alınarak patoloji tarafından incelenir. Histereskopiye dair detaylı bir bilgi almak ve fiyat bilgisi için lütfen kliniğimizle iletişime geçin.
Histeroskopi ile Yapılan İşlemler
Rahim içerisini gözlemlemek,
Biyopsi alıp hastaya tanı koymak,
Kanamaya sebep olan polip ve miyomları almak,
Rahim içi yapışıkları gidermek,
Rahim içi duvarını yakıp kanamayı durdurmak amacı gibi işlemlerde tercih edilir.
Histereskopi Hangi Amaçla Yapılmaktadır? Neden İstenir?
Anormal vajinal kanamalar, yapışıklıklar, miyomlar vb. hastalıklarda tanı veya tedavi amacıyla yapılmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıplarında kısırlıkta histereskop aracıyla teşhis amaçlı kullanılmaktadır.
Histereskopi Bir Ameliyat mıdır?
Kişiden kişiye değişmektedir tanı ve tedavi amacıyla yapılabilir. Görüntüleme de yapılabilir ameliyat şeklinde hastada yapışıklık varsa kist, miyom varsa alınabilir bir tedavi söz konusu ise bu durumda histereskopi ameliyatı diyebiliriz.
Histereskopi Ne Kadar Sürer?
Histereskopi tanı amacıyla yapıldığında 15-20 dk sürerken tedavi amacıyla yapıldığında maksimum 1,5 saat sürebilir.
Histereskopide İyileşme Süreci?
Histereskopi yapılan hastada iyileşme süresi 3 ila 5 gün arasında değişiklik gösterebilir. Histereskopi yapılan hasta aynı gün taburcu edilir. Histereskopi sonrası 2 gün dinlenmeniz sizin için yeterli olacaktır. Aynı gün işe gitmenizi tavsiye etmiyoruz.
Bakirelere Histereskopi Yapılır mı?
Kullanılan aletler çok geniş çaplı olmadığı için bu işlem yapılabilir.
Histereskopi Sonrası Neler Olur Beni Neler Bekliyor?
Histereskopi sonrası kanamanız olabilir korkmayın 2-3 günde bitmesi beklenir. Ağrılarınız olabilir, akıntı olabilir işlem sonrası doktorunuzun ön gördüğü tarihte kontrolünüze gitmelisiniz.
Histereskopi Gerekli midir?
Bir tüp bebek tedavisi görüyorsanız ve 2 kez başarısızlık olmuş ise hekiminiz teşhis koymak amaçlı sizden bu işlemi isteyecektir. Tüp bebek tedavi süresi için size teşhis konmuş olması işlem süresini hızlandırmış olacaktır.
Histereskopi Sonrası Adet Düzeni Bozulur mu?
Histereskopi yapıldıktan 2-3 gün sonra kanamanın durması beklenir ilk adetiniz beklenen günden erken ya da geç olabilir ama 2. Adetinizde düzene girmesini bekleriz aksi takdirde hekiminize tekrar muayene olmanız gerekir.
Ofis Histereskopi Nedir? Niye Yapılır? Ne Kadar Sürer?
Ofis histereskopi tanı amaçlı yapılan bir işlemdir genel anestezi gerektirmez. Rahim içerisine girilen teleskoplarla görüntülemek için yapılır böylelikle hastaya teşhis konulur. Maksimum 30 dk sürmektedir.
Operatif Histereskopi Nedir? Ne İçin Kullanılır?
Operatif histereskopi küçük kistler, yapışıklıklar gibi tedavilerin yapılması amacıyla kullanılır kısa işlemlerdir. Amaç hastada rahim içerisinde saptanan hastalıkların tedavi edilmesidir.
#### Hormon Tedavisi ile Yumurtaların Uyarılması
Hormon tedavisi ile yumurtaların uyarılması adlı yazımızın içeriği şu şekilde;
Bebek isteği ile kliniğimize başvuran çiftlerimizde hedeflenen ilk aşama yeterli sayıda yumurta elde etmek, yeterli sayıda follukül büyümesini ve gelişmesini sağlamaktır.
Daha sonra ise yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta elde ederek yeteri kadar embriyo elde etmektedir. Bunlar amaçlanarak yumurtalıklara çeşitli ilaçlar ile uyarılma sağlanır.
Kontrollü overian hiperstimülasyon olarak adlandırılan bu süreç, birden fazla embriyo elde ederek gebelik oranını arttırmaktadır. Daha fazla sayıda embriyo elde edebilmeye giden yolda daha fazla yumurta elde etmekle başlar.
Yumurta Hücreleri Nedir? Hormon Tedavisi Uygulanmadan da Yumurtlama Oluyor Mu?
Yumurta hücreleri yumurtalıklarda bulunan follukül olarak da adlandırılan kesecikler tarafından çevrelenmiştir. Her adet döngüsünde birkaç tane follukül büyür ve çatlar.
Bu follukülün büyümesini sağlayan hormon ise FSH hormonudur. Bunlardan sadece bir tanesi baskın hale gelir. Diğerleri küçük kalır ve baskınlığını yitirir.
Folukül büyürken içindeki yumurta hücresi de doğru orantılı olarak olgunlaşır. Baskın follukül yeterli kadar büyüklüğe ulaştığı zaman vücutta birkaç farklı hormonal değişiklikler meydana gelir.
LH adı verilen hormon ani bir artış gösterir. Bu nedenle arkasından da bunu takiben bir düşüş meydana gelir.
Bu değişim ise follukülün çatlamasına neden olur, çatlayan folluküldeki yumurta hücresi karın boşluğuna atılarak tüpler tarafından yakalanmaktadır. Döllenme ise tüplerde gerçekleşir.
Hormon tedavisi ile yumurtaların uyarılması yazımızın bir diğer başlığı ise;
Kontrollü Overian Hiperstimülasyonun Amacı Nedir?
Yumurtlama tedavilerinde değişik tedavi metotları uygulamak mümkün. Yumurtalıkları uyarmak için ise bazı hormonal desteklere ihtiyaç duyuyoruz. Bunlardan ise neredeyse tüm dünyada en sık uygulanan yöntemlerden birisi CC dir.
Normal yumurtlama tedavilerinde uygulanırken, tüp bebek tedavilerinde uygulanan ilaçlar ve tedavi metotları birbirinden farklıdır. Bunun nedeni ise uyarılan yumurta sayısının genelde bu ilaç ile yetersiz olmasıdır.
CC tedavisi genellikle spontane ilişki hedeflenen ya da aşılama tedavisi hedeflenen destek tedavilerde kullanılan ajanlardan birisidir.
Tüp bebek tedavilerinde ise uygulanan hormonlar hMG ve FSH dır. Vücutta beyin tarafından sağlanan FSH hormonu destektir. hMG ise menopozdaki kadınların idrarlarından elde edilen ve eşit miktarda FSH ile LH içeren hormonları barındırır.
Tek başına FSH hormonu, rekombinant teknoloji ile yapay olarak üretilmektedir. hMG ya da FSH tek başına verilmesi halinde kontrolsüz uygulanması ile birlikte zamansız olarak çatlama meydana gelmesi olası. Bu nedenle tedavi yarım kalması olası.
Tedavi iptali olası. Bu durumlarda erken luteinizasyon ismi verilmektedir. Tüp bebek tedavilerinde ilk başlarda neredeyse çoğunluğuna yakın bir kısmı bu neden ile iptale gitmekte idi.
Bu nedenle tüp bebek tedavilerinde uygulanan bu hormonlarla birlikte gnRH analogları adı verilen ajanlarda tedavilerde yer almaktadır.
Tüp Bebek Tedavilerinde Yumurtaları Uyarırken Kullanılan Protokoller Nelerdir?
Kısa protokol uygulamak mümkün. Adet kanamasının üçüncü ya da ikinci günüde başlanarak hMG ya da FSH hormonu ekliyoruz. Yumurtalar olgunlaşana kadar ortalama 10-12 gün kadar indüksiyon devam etmektedir.
Uzun protokolde ise GnRHa uygulaması ile birlikte bir önceki adet döngüsünün 21. günü başlanır tedaviye. Diğer adetin ise ikinci ya da üçüncü gününde baskılanmanın olup olmadığını kontrol ile birlikte hmG ya da FSH ile uyarıcı ilaç tedavisine başlanmaktadır. Çatlatma iğnesine kadar ilaç desteği devam eder.
Kullanılan ilaç protokolü, hastanın yaşına göre ve yumurtalarının vereceği cevaba göre değişkenlik göstermektedir. Genç hastalarda ya da yumurta rezervi daha iyi olan hasta grubunda daha iyi yanıt alabilirken. İleri yaşlı hastalarda ya da yumurtalıklarının durumu iyi olmayan hasta grubunda da kullanılan ilaç doz miktarında artış izlenmektedir.
Yumurtlama Tedavilerine Ne Zaman Başlanmaktadır?
Tüm yumurtlama tedavilerine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanmaktadır. Adetin ikinci ya da üçüncü günü kliniğimize başvuran hastamızda öncelikle ultrasonografi kontrolünün arkasından hormon analizleri tamamlanarak hastaya özel bir tedavi protokolü hazırlamaktayız.
Uyarı tedavis ile birlikte hastanın belli aralıklar ile kontrole gelmesi istenmektedir. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografiler yapılarak gelişen folluküllerin sayısına bakıyoruz.
Follukül sayıları ve çapları ile birlikte kontrol sonrası aynı zamanda östrojen değerinin kontrolü de doğru orantılı ilerler. Bu nedenle tedavide amaç oldukça fazla sayıda 16-18 mm çapında follukül elde etmektir.
Bu süreç ise kişiden kişiye göre değişmek ile birlikte ortalama 8-12 gün kadar sürmektedir. Follukül başına denk gelen östrojen düzeyi ise hemen hemen 200’dür. Folluküller yeterli büyüklüğe ulaştığında ise çatlatma iğnesi uygulanır.
Hcg hormonu olarak adlandırılmaktadır. Ticari isimleri birbirinden farklıdır. Tedavinin süresi değişkenlik gösterir. Hcg hormonu enjeksiyonundan yani çatlatma iğnesinden otuz altı saat sonra eğer spontane ilişki planlanıyor ise, ilişki aşılama planlanıyor ise aşılama tedavisi, tüp bebek planlanıyor ise de yumurta toplama uygulanmaktadır.
Ovulasyon İndüksiyonunda Komplikasyon Var mıdır?
Ovulasyon indüksiyonunda yani yumurtlama tedavisi süresince en ciddi oluşma ihtimali olan komplikasyon OHSS dediğimiz kontrolsüz bir hiperstimülasyon sendromudur.
Burada salgılanan hormonların etkisi ve yumurtalıkların aşırı cevap vermesi ile birlikte karın boşluğunda, göğüs boşluğunda, cilt altı gibi bölgelerde sıvı toplanmaktadır.
Ciddi vakalarda ise hastane yatışı dahi gerektirebilen OHSS karından toplanan sıvının fazla olması halinde iğne ile aspire edilerek boşaltılması sağlanır. Hastaya da damardan sıvı desteği verilmektedir.
Tedavinin süreci ve OHSS nin ağırlığı kişiden kişiye göre değişiklik göstermesi olası.
OHSS Nedenleri Nelerdir?
OHSS nin nedenleri ne yazık ki hala tam olarak bilinememektedir. Ancak yüksek östrojen düzeyinin OHSS oluşumunda rol oynadığı bilinilmektedir. Hcg hormonu sonrasında on gün içinde sendrom oluşması olası. Tedavi döngüsü sırasında ise gebeliğin oluşması ve vücudun kendi hcg üretimine başlaması da eklenirse OHSS ağırlaşması olası.
Polikistik over sendromu olan hastalarda, 35 yaşından küçük olmak, vücut kitle endeksinin düşük olması gibi durumlarda çok sayıda follukül izlenmesinde ve daha önce OHSS geçirmiş olması risk faktörlerini de etkileyen nedenler arasında saymak mümkün.
Bu yazımızda sizlere hormon tedavisi ile yumurtaların uyarılması hakkında bilgiler verdik. Bu nedenle merak ettiğiniz diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### Hürriyet Aile: Hamilelik (Gebelik) Testi Ne Zaman Yapılmalı?
Adet (Regl) günü geçmiş olan ya da hamilelik hazırlığı yapan kadınlar için gebelik testi sabırsızlıkla beklenir. Bir an önce sonucu öğrenmek isteyen anne adayları hamilelik (gebelik) testi ne zaman araştırmalarına başlarlar. İlk başta genellikle evde idrardan hamilelik (gebelik) testi yapılır ve en erken hamilelik (gebelik) testi ne zaman çıkar merak konusudur. Haberimizde hamilelik (Gebelik) testi ne zaman yapılmalı ve hamilelik (gebelik) testi ile ilgili merak edilenleri paylaşıyoruz.
Hamilelik (gebelik) testi, hamilelik planları yapan çiftler için ayrıca önemlidir. Gebelik testleri, gebeliğin başlangıcı veya başladığının öğrenildiği yeni bir başlangıç anlamına gelmektedir. Bir an önce önlem almak ve yaşam tarzını düzenlemek üzere adım atmak isteyen anne adayları hamilelik (gebelik) testi ne zaman yapılmalı araştırmalarına başlarlar. İşte, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı- Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’ın hamilelik (gebelik) testi hakkında paylaştığı önemli bilgiler…
Hamilelik (Gebelik) Testi Ne Zaman Yapılmalı?
Gebelik testleri kanda veya idrarda yapılabilir. Kan testi idrar testine göre daha hassas ve güvenilirdir. İdrarda gebelik testinin yapılması için uygun olan zaman adetin ortalama 1 hafta gecikmesi gerekmektedir. Adetiniz gecikti, gebelik şüphenizde arttı ise evde gebelik testi yapabilirsiniz.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/aile/hamilelik-gebelik-testi-ne-zaman-yapilmali-41902871
#### Hürriyet Aile: Hamileyken Lazer Epilasyon Olur Mu?
Hamileliğin başlangıcından itibaren bazı alışkanlıklar ve kişisel bakımlara bir süreliğine ara verilebilir. Oldukça hassas bir dönem olan hamilelikte, bebeğe ve anneye gelebilecek herhangi bir zarar gerek uzmanlar eşliğinde gerekse anne adayları tarafından mümkün olduğunca engellenmeye çalışılır. Peki, sıklıkla sorulan sorulardan:"Hamilelikte lazer epilasyon olur mu, hamilelikte lazer epilasyon ne kadar önce bırakılmalı?" İşte uzmanlardan tavsiyeler...
Lazer Epilasyon Hamilelikten Ne Kadar Önce Bırakılmalı?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, anne adaylarına son 3 ay konusunda uyarıda bulunuyor. Bu soruya tam olarak netlik getirilmemiştir fakat hamilelik döneminde bazı ayları hariç anne adaylarının lazer epilasyon yaptırmalarının bir sakıncası yoktur. Lazer epilasyonu son 3 ayda özellikle karın bölgesindeki kıllar için kesinlikle tavsiye edilmez. Anne adaylarının buna dikkat etmeleri gerekmektedir. Hamilelik döneminin son 3 ayı karın oldukça hassaslaşır ve bu dönemde karına kesinlikle bir işlemde bulunulmaz. Anne adaylarının son 3 aylık dönem dışında lazer yaptırmasının bebeğe ve hamileliğe bir zararı yoktur.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/aile/hamileyken-lazer-epilasyon-olur-mu-hamilelikten-ne-kadar-once-birakilmali-41974710
#### Hürriyet Aile: Sezeryanda Bebeği Çıkaran Anne
Almanya’da gerçekleşen doğumla ilgili görüşlerimi bugün Hürriyet Aile sayfası için açıkladım. #drsevtaphamdemirkilic
Annenin Bebeği Karnından Kendi Çıkarması Tehlikeli Mi?
“Annenin sezaryen ameliyatında bebeği kendi çıkarması hem zorlu hem de non-steriliteye ve kan kaybına neden olacağı için güvensiz bir ortam sağlar. Bebek ve annenin birbiri ile olan bağı göbek kordonu yoluyla sağlanır. Bebek, göbek kordonu yoluyla gelen kandan yiyecek ve oksijen gereksinimini sağlar. Bu nedenle kan kaybı veya iletimi bebek için oldukça hayatidir. Kaybedilen kan miktarı ve bebeğin oksijen ihtiyacını karşılayamama durumunda bebeği sıkıntılı bir noktaya sokabilir.
Bu nedenle sezaryen doğum esnasında bebeği annenin çıkarması işleminin günlük pratiğe uymadığını savunmaktayım. Eldiven ile temas edilen anne bebek temasının doğal olmadığı da bir gerçektir. Amacımız anne ve bebeğin birbirini daha çabuk hissetmesini sağlamak olduğunda bebeği bir hekim tarafından çıkarılmasını takiben anneye dokundurulması sağlanabilir. Sezaryen sonrası bebeğin hızlıca anne ile tensel temasa geçmesi annenin hormonal anlamda uyarılmasını sağlar. Bu yolla birbirlerini hissetmeleri kolaylıkla sağlanabilir. Anne dostu uygulamalarda bu işlem uygulanmakta hem de çok sağlıklı olmaktadır.”
Kaynak Link: https://www.hurriyet.com.tr/aile/bebegi-karnindan-kendi-cikardi-418872
#### Hürriyet Mahmure: Bebek Sahibi Olmak İsteyen Çiftler İçin Kovid-19 Uyarıları
"Tüp bebek tedavisinde her ayın, her geçen haftanın ve her geçen günün çok önemli olduğunu söyleyen Tüp bebek ve Riskli Gebelik Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, bebek sahibi olmak isteyen çiftler için Kovid-19 virüsüne karşı dikkat etmeleri konusunda uyarılarda bulundu."
Sperm ve idrar örnekleri içerisinde Kovid-19 virüsüne ait bulgular izlenmiyor. Bu durumun viral kinetik yapılanmalardan kaynaklı olabileceği düşünüldü. Ancak şu var ki, bu tür bilgiler hastaların farkında olmadan belki yardımcı üreme tekniklerinden faydalanmaları durumunda bu sıvılarda viral yük izlenmemesi olası tedavinin güvenlik oranını arttırmaktadır. Ancak benzer çalışmalarda da kadınlar üzerinde yapılmış verileri değerlendirdiğimizde Sars2 tanısı almış olan on kadının vajinal örneklerinde 4 Şubat-24 Şubat arasında Tongji Zhongfa Hospital’da Dr. Lin Qlue ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada yoğun bakım ünitesinde yatmakta olan hastaların vajinal sıvılarında Sars Cov-2 Viral RNA yapıldığında tüm sıvılarda viral yük tespit edilememiştir. Bu çalışmanın verilerini Clin İnfect Dİs. ‘de paylaşmıştır.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/mahmure/bebek-sahibi-olmak-isteyen-ciftler-icin-kovid-19-uyarilari-41686287
#### Hürriyet Mahmure: Genital Estetik Operasyonu Hakkında Tüm Merak Edilen Soru ve Cevaplar
"Kadın Hastalıkları ve Doğum, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, genital estetik operasyonuyla ilgili merak edilen tüm soruları cevapladı."
Lapioplasti evli bayanlara mı uygulanır? Cinsel yaşantısı olmayan bayanlara da uygulanabilir mi?
Evet, labioplasti ameliyatı iç dudakların küçültülmesi estetik görünümün sağlanması işlemi kızlık zarına herhangi bir zarar vermez. İşlemin uygulanacağı iç dudaklar dış genital bölgede yer alırken, kızlık zarı dudak kısımlarından yaklaşık 3-4 cm kadar içeride olup ameliyat bölgesi ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır.
Doğum yapmamış kişilerin daha sonrasında gebe kalmalarını engeller mi?
Hayır, labioplasti ameliyatı sonrasında hasta rahatlıkla gebe kalabilir ve doğum yapabilir. İstediği doğum şeklinde tercih edebilir. Labioplastinin üreme fonksiyonlarıyla herhangi bir ilgisi yoktur. Engel bir durum teşkil etmez. Ancak vajinoplasti ameliyatından sonra normal doğum yapmak ameliyatın geçerliliğini yok edecektir.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/mahmure/genital-estetik-operasyonu-hakkinda-tum-merak-edilen-soru-ve-cevaplar-41670616
#### Hürriyet: Hamile Kalmadan Önce Bunları Mutlaka Yapın
Anne olmak isteyenler kadınların hamileyken olduğu kadar hamile kalmadan önce de dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, kadınların hamile kalmadan önce yaptırması gereken kontrolleri anlattı.
Bebek sahibi olmak isteyen çiftler, hamilelik şansını artırmak için bazı yöntem arayışlarına girerler. Daha hızlı hamile kalmanın kesin bir yolu olmasa da şansınızı artırabilecek bazı adımları takip etmeniz gerekebilir. Peki, en kolay nasıl hamile kalınır? İşte daha hızlı hamile kalmak için uygulanabilecek yöntemler...
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/aile/nasil-hamile-kalinir-dogurganligi-artirmaya-yardimci-olacak-yontemler-42011358
#### Hürriyet: Mikroenjeksiyon Yöntemiyle Tüp Bebek Tedavisi
Tüp bebek tedavisine başlarken sperm testinin büyük önem taşıdığını söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, tüp bebek uygulamalarında testisten sperm alma teknikleri (TESA, TESE, PESA) hakkında açıklamalarda bulunuyor.
Tüp Bebek tedavisi bebek sahibi olamayan birçok çift için umut ışığıdır. Sorun kadında olabileceği gibi erkekte de olabilir. Tüpler tıkalı spermler hareketsiz ya da semende sperm olmayabilir. Erkekten alınan semen örneğinde sperm bulunamaması sonucu erkeklerin testis dokusu içinde (TESE) veya sperm taşıyan kanallarında (TESA) sperm bulunma imkanı vardır. Bu ihtimal göz önünde bulundurularak testis veya kanallardan elde edilen sperm ya da spermlerin kullanımı sonucu mikroenjeksiyon yöntemi uygulanabilir.
Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/mikroenjeksiyon-yontemiyle-tup-bebek-tedavisi-40104400
#### Hymen Onarımı
Hymen Nedir?
Hymen kızlık zarına verilen isimdir. Evlilik tanrısının adı Yunan mitolojisinde Hymen’dir. Bu nedenle kızlık zarına hymen ismi verilmiştir. Vajina girişinden 3-4 cm içeride bulunan ince olmasına karşın nispeten esnek ve ortasında bir veya birden fazla delik içeren membranöz bir yapıdır hymen. Orta kısmında minik bir delik vardır ve bu delik adet kanaması ile vajinal akıntılara geçit verir. Kızlık zarları farklı çeşitler halindedir. Her kadında kızlık zarının yapısı, şekli, esnekliği farklıdır. Yapısına göre isimlendirilmesi ise ortasındaki açıklığın şekline göre olur. İlk birleşmeden sonra kanama olup olmaması bazen yapısına göre değişebilir. Kızlık zarı bir kere zedelendikten sonra tekrar eski haline gelmesi mümkün değildir. Bir ilişki ile perfore olur ve tekrar ilk hymen yapısına dönmez. Halk arasında kızlık zarının bozulması olarak nitelendirilir. Tamamen kapalı olan kızlık zarları yani imperforehymen denilen kızlık zarları ilk ergenlik çağının başında regl olacağı vakitte anlaşılır. Regl kanının dışarıya çıkamaması sonucunda vajen ve rahimde kan birikmesi ağrıya neden olur. Ancak sağlık açısından korkulacak bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Çözümü ise çok basit bir operasyondur. Hatta operasyon olarak nitelendirmek bile yanlış olur. Sedasyon altında bir jinekolog tarafından açılarak normal hymen yapısı oluşturulabilir.
HYMENÇEŞİTLERİ
Yuvarlak Hymen (En sık görülen kızlık zarı çeşididir; % 60-95 arasında görülür)
SeptatHymen (Bölmeli tip)
SubseptatHymen (Yarı bölmeli tip)
CressentHymen (Yarımay şeklinde)
CribriformHymen ("Elek" gibi çok delikli)
DentikülerHymen
FimbrialıHymen
LabialHymen
İmperforeHymen (Patolojik tip; ameliyat ile açılması gerekebilir )
Kızlık zarının hiç olmaması
- Yuvarlak Kızlık Zarı
En sık görülen kızlık zarıdır.
AraBölmeliTipteKızlıkZarı
Yarım Ara Bölmeli Kızlık Zarı
Yarımay Şeklinde Kızlık Zarı
Elek Şeklinde Kızlık Zarı
Oldukça nadir görülen bir kızlık zarı tipidir.
Dentiküler Şekilde Kızlık Zarı
Fimbrial Tipi Kızlık Zarı
Kadınlarda fallop tüpünün son kısmı "fimbria" olarak bilinir. Bu çeşit kızlık zarında da görünüm tüpün fimbriasına benzer
Dudak Şeklinde Kızlık Zarı
Deliksiz Kızlık Zarı
Bu tür kızlık zarlarında, yukarıda bahsettiğimiz gibi iç kısımda hiç bir delik yoktur. Bu nedenle bu genç kızlar 12-13 yaşı geldiğinde adet görememe, karın ve kasık ağrısı gibi şikayetlerle jinekoloğa gelirler.
Deliksiz kızlık zarı tıbbı terminolojide "imperforehymen" olarak bilinir. Mutlaka ameliyatla açılarak vajinal geçişin sağlanması gerekir, aksi takdirde endometriosis gibi kalıcı jinekolojik problemlere zemin oluşur.
!!! Kızlık zarının çeşitleri birer sağlık problemi değildir.
Hymenin Toplumumuzdaki Yeri Nedir?
Kızlık zarı aslında ülkemizde olduğu gibi bir çok kültürlerde sosyal ve kültürel önemini korumakta olup kadının cinselliği üzerinde büyük bir baskı yaratan ‘’ bekaret ‘’ kavramı günümüzde hala toplumumuzun önde gelen tabularından biri olmaya devam ediyor. Müslüman toplumlarda kızlık zarından gelen lekelenme ile ilk cinsel ilişki olup olmadığının kanıtı olarak çok büyük önem taşır. Toplum baskısından kaynaklı genç kızlarımızda oluşan korku ve kaygı ile hymenoplasti dediğimiz kızlık zarı onarımı, kızlık zarı dikimi yaygınlaşmıştır. Hymenoplasti işleminden alınan olumlu dönüşlerle baskıdan ve kaygıdan sıyrılmış oluyor.
Hymenoplasti ( Kızlık Zarı Dikimi ) Nedir?
Hymenoplasti kalıcı ve geçici olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. İkisinin de tercih edilmesi gereken durumları söz konusudur.
Kalıcı Kızlık Zarı Dikimi
Kalıcı Yöntem Kimlere Uygulanır?
Kalıcı hymenoplasti planlanmış bir evlilik veya ilişki tarihi bulunmayan ama gene de kızlık zarının eski haline getirilmesini isteyen hastalar için uygundur. Bu yöntemde doku iyileşmesi çok önemlidir. Kalıcı hymenoplasti de düzenli aralıklarla kontrol hekim uygun görene kadar şarttır. Herhangi bir vakit aralığı yoktur. Yeni bir ilişki olana kadar hymen kendini korur.
Daha sık kullanılan ve bu yüzden kalıcı yöntemle ismi özdeşleşmiş “flep yöntemi” dediğimiz yöntem en çok tercih edilen hymenoplasti yöntemidir kalıcı kızlık zarı dikimlerinde. Burada amaç kızlık zarını orjinal görünümüne yakın bir hale getirmek değildir. Daha çok kızlık zarı daha ince yapıda olan veya daha önce doğum yapmış kadınlarda sıkça rastladığımız tarzda kalan kızlık zarı parçalarının dağınık ve fazla yıpranmış olduğu vakalarda uygulanır. Burada uygulanan teknikle vajen duvarının tek veya her iki kanadından kaldırılarak serbestleştirilen doku alanları karşı duvarla köprü görevi görecek şekilde birleştirilir. Başarı bu köprüyü oluşturan dokuların (flep) canlılığını korumasına ve karşı duvara tutunmasına bağlıdır. Bu durum hymenoplasti de flep yöntemi olarak isimlendirilir.
İşlem ortalama otuz dakika sürmektedir. Sedasyona eşlik eden lokal anestezi ile işlem tamamlanır. Sedasyon dediğimiz anestezi şekli ise derin bir uyku hali olarak anlatılabilir. İlk kontrolü her cerrahi kontrolü gibi on gün sonra olup devamında hekimin uygun gördüğü vakitlerde kontrol sağlanır. Dokular iyleştikten sonra ilk birlikteliğe kadar herhangi bir şekilde zarar görmesi söz konusu olamaz. Yaşanan ilk cinsel aktiflikte bozularak kanama yaratır.
Geçici Kızlık Zarı Dikimi
Geçici kızlık zarı dikimleri düğün öncesi kızlık zarı dikimleri ya da düğün hediyesi olarak ifade edilebilir. Düğün tarihinden 3 ya da 4 gün öncesinde yapılıp düğünden önceki gün kontrolü sağlanan bir yöntemdir. Daha önce yapılan geçici kızlık zarı dikimleri ilişkiden önce işlevini yitirebilir.
İşlem ortalama 30 dakika sürmekte olup sedasyona eşlik eden lokal anestezi uygulanmaktadır. Yukarda da bahsettiğimiz gibi sedasyonu derin bir uykudaymışsınız gibi düşünebilirsiniz. Hymen dokusu kendiliğinden eriyen süturlarla dikilerek ilk ilişkide sıyrılıp kanama yaratmaktadır.
Nelere Dikkat Etmeliyim?
Duş alabilirsiniz elbette ancak ayakta duş almayı tercih ediniz.
Enfeksiyon yaratabilecek her şeyden kaçınınız. Bölgeyi temiz tutmaya özen gösteriniz. Tuvalet temizliğinizi önden arkaya doğru yapmayı ihmal etmeyiniz.
Ağır şeyler kaldırmaktan bir hafta kadar kaçınmalısınız. Doku iyileşmeniz tamamlandıktan sonra rutine dönebilirsiniz.
Antibiyotik ve bölge için verilen iyileşmeyi hızlandıran kremlerinizi ihmal etmeyiniz.
Kabız olmaktan kaçının. Sıvı tüketimine özen gösterin.
Genital bölgeyi zorlayacak spor ve aktivitelerden bir süre uzak durun.
Yumuşak iç çamaşırları tercih edin, pamuklu olmasına özen gösterin. Saten iç çamaşırlarından olabildiğince kaçının.
Hymenoplasti sizi kaygılandırmamalı, tam tersine toplum baskısına karşı var olan kaygınızı azaltacak bir yöntem olarak değerlendirebilirsiniz.
#### Hymen Onarımı Nedir?
Hymen Nedir?
Hymen kızlık zarına verilen isimdir. Evlilik tanrısının adı Yunan mitolojisinde Hymen’dir. Bu nedenle kızlık zarına hymen ismi verilmiştir. Vajina girişinden 3-4 cm içeride bulunan ince olmasına karşın nispeten esnek ve ortasında bir veya birden fazla delik içeren membranöz bir yapıdır hymen. Orta kısmında minik bir delik vardır ve bu delik adet kanaması ile vajinal akıntılara geçit verir. Kızlık zarları farklı çeşitler halindedir. Her kadında kızlık zarının yapısı, şekli, esnekliği farklıdır. Yapısına göre isimlendirilmesi ise ortasındaki açıklığın şekline göre olur. İlk birleşmeden sonra kanama olup olmaması bazen yapısına göre değişebilir. Kızlık zarı bir kere zedelendikten sonra tekrar eski haline gelmesi mümkün değildir. Bir ilişki ile perfore olur ve tekrar ilk hymen yapısına dönmez. Halk arasında kızlık zarının bozulması olarak nitelendirilir. Tamamen kapalı olan kızlık zarları yani imperfore hymen denilen kızlık zarları ilk ergenlik çağının başında regl olacağı vakitte anlaşılır. Regl kanının dışarıya çıkamaması sonucunda vajen ve rahimde kan birikmesi ağrıya neden olur. Ancak sağlık açısından korkulacak bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Çözümü ise çok basit bir operasyondur. Hatta operasyon olarak nitelendirmek bile yanlış olur. Sedasyon altında bir jinekolog tarafından açılarak normal hymen yapısı oluşturulabilir.
HYMEN ÇEŞİTLERİ
1. Yuvarlak Hymen (En sık görülen kızlık zarı çeşididir; % 60-95 arasında görülür)
2. Septat Hymen (Bölmeli tip)
3. Subseptat Hymen (Yarı bölmeli tip)
4. Cressent Hymen (Yarımay şeklinde)
5. Cribriform Hymen ("Elek" gibi çok delikli)
6. Dentiküler Hymen
7. Fimbrialı Hymen
8. Labial Hymen
9. İmperfore Hymen (Patolojik tip; ameliyat ile açılması gerekebilir )
10. Kızlık zarının hiç olmaması
- Yuvarlak Kızlık Zarı
En sık görülen kızlık zarıdır.
Ara Bölmeli Tipte Kızlık Zarı
Yarım Ara Bölmeli Kızlık Zarı
Yarımay Şeklinde Kızlık Zarı
Elek Şeklinde Kızlık Zarı
Oldukça nadir görülen bir kızlık zarı tipidir.
Dentiküler Şekilde Kızlık Zarı
Fimbrial Tipi Kızlık Zarı
Kadınlarda fallop tüpünün son kısmı "fimbria" olarak bilinir. Bu çeşit kızlık zarında da görünüm tüpün fimbriasına benzer.
Dudak Şeklinde Kızlık Zarı
Deliksiz Kızlık Zarı
Bu tür kızlık zarlarında, yukarıda bahsettiğimiz gibi iç kısımda hiç bir delik yoktur. Bu nedenle bu genç kızlar 12-13 yaşı geldiğinde adet görememe, karın ve kasık ağrısı gibi şikayetlerle jinekoloğa gelirler.
Deliksiz kızlık zarı tıbbı terminolojide "imperfore hymen" olarak bilinir. Mutlaka ameliyatla açılarak vajinal geçişin sağlanması gerekir, aksi takdirde endometriosis gibi kalıcı jinekolojik problemlere zemin oluşur.
!!! Kızlık zarının çeşitleri birer sağlık problemi değildir.
Hymenin Toplumumuzdaki Yeri Nedir?
Kızlık zarı aslında ülkemizde olduğu gibi bir çok kültürlerde sosyal ve kültürel önemini korumakta olup kadının cinselliği üzerinde büyük bir baskı yaratan ‘’ bekaret ‘’ kavramı günümüzde hala toplumumuzun önde gelen tabularından biri olmaya devam ediyor. Müslüman toplumlarda kızlık zarından gelen lekelenme ile ilk cinsel ilişki olup olmadığının kanıtı olarak çok büyük önem taşır. Toplum baskısından kaynaklı genç kızlarımızda oluşan korku ve kaygı ile hymenoplasti dediğimiz kızlık zarı onarımı, kızlık zarı dikimi yaygınlaşmıştır. Hymenoplasti işleminden alınan olumlu dönüşlerle baskıdan ve kaygıdan sıyrılmış oluyor.
Hymenoplasti ( Kızlık Zarı Dikimi ) Nedir ?
Hymenoplasti kalıcı ve geçici olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. İkisinin de tercih edilmesi gereken durumları söz konusudur.
Kalıcı Kızlık Zarı Dikimi
Kalıcı Yöntem Kimlere Uygulanır?
Kalıcı hymenoplasti planlanmış bir evlilik veya ilişki tarihi bulunmayan ama gene de kızlık zarının eski haline getirilmesini isteyen hastalar için uygundur. Bu yöntemde doku iyileşmesi çok önemlidir. Kalıcı hymenoplasti de düzenli aralıklarla kontrol hekim uygun görene kadar şarttır. Herhangi bir vakit aralığı yoktur. Yeni bir ilişki olana kadar hymen kendini korur.
Daha sık kullanılan ve bu yüzden kalıcı yöntemle ismi özdeşleşmiş “flep yöntemi” dediğimiz yöntem en çok tercih edilen hymenoplasti yöntemidir kalıcı kızlık zarı dikimlerinde. Burada amaç kızlık zarını orjinal görünümüne yakın bir hale getirmek değildir. Daha çok kızlık zarı daha ince yapıda olan veya daha önce doğum yapmış kadınlarda sıkça rastladığımız tarzda kalan kızlık zarı parçalarının dağınık ve fazla yıpranmış olduğu vakalarda uygulanır. Burada uygulanan teknikle vajen duvarının tek veya her iki kanadından kaldırılarak serbestleştirilen doku alanları karşı duvarla köprü görevi görecek şekilde birleştirilir. Başarı bu köprüyü oluşturan dokuların (flep) canlılığını korumasına ve karşı duvara tutunmasına bağlıdır. Bu durum hymenoplasti de flep yöntemi olarak isimlendirilir.
İşlem ortalama otuz dakika sürmektedir. Sedasyona eşlik eden lokal anestezi ile işlem tamamlanır. Sedasyon dediğimiz anestezi şekli ise derin bir uyku hali olarak anlatılabilir. İlk kontrolü her cerrahi kontrolü gibi on gün sonra olup devamında hekimin uygun gördüğü vakitlerde kontrol sağlanır. Dokular iyileştikten sonra ilk birlikteliğe kadar herhangi bir şekilde zarar görmesi söz konusu olamaz. Yaşanan ilk cinsel aktiflikte bozularak kanama yaratır.
Geçici Kızlık Zarı Dikimi
Geçici kızlık zarı dikimleri düğün öncesi kızlık zarı dikimleri ya da düğün hediyesi olarak ifade edilebilir. Düğün tarihinden 3 ya da 4 gün öncesinde yapılıp düğünden önceki gün kontrolü sağlanan bir yöntemdir. Daha önce yapılan geçici kızlık zarı dikimleri ilişkiden önce işlevini yitirebilir.
İşlem ortalama 30 dakika sürmekte olup sedasyona eşlik eden lokal anestezi uygulanmaktadır. Yukarda da bahsettiğimiz gibi sedasyonu derin bir uykudaymışsınız gibi düşünebilirsiniz. Hymen dokusu kendiliğinden eriyen süturlarla dikilerek ilk ilişkide sıyrılıp kanama yaratmaktadır.
Nelere Dikkat Etmeliyim ?
Duş alabilirsiniz elbette ancak ayakta duş almayı tercih ediniz.Enfeksiyon yaratabilecek her şeyden kaçınınız. Bölgeyi temiz tutmaya özen gösteriniz. Tuvalet temizliğinizi önden arkaya doğru yapmayı ihmal etmeyiniz. Ağır şeyler kaldırmaktan bir hafta kadar kaçınmalısınız. Doku iyileşmeniz tamamlandıktan sonra rutine dönebilirsiniz. Antibiyotik ve bölge için verilen iyileşmeyi hızlandıran kremlerinizi ihmal etmeyiniz. Kabız olmaktan kaçının. Sıvı tüketimine özen gösterin. Genital bölgeyi zorlayacak spor ve aktivitelerden bir süre uzak durun. Yumuşak iç çamaşırları tercih edin, pamuklu olmasına özen gösterin. Saten iç çamaşırlarından olabildiğince kaçının.
Hymenoplasti sizi kaygılandırmamalı, tam tersine toplum baskısına karşı var olan kaygınızı azaltacak bir yöntem olarak değerlendirebilirsiniz.
İdrar Kaçırmada Nasıl Bir Çözüm Sağlanır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### İDRAR KAÇIRMA TİPİ NEYE GÖRE BELİRLENİR ?
İstemsiz idrar tutamama ve kontrol edememe durumuna idrar kaçırma (üriner inkontinans)adı verilir.Özelliklede ileri yaşlarda görülen bu durum bireyin yaşam konforunu etkiler.İdrar kaçırma kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmekle beraber her iki cinste de görülmesi mümkündür.
Muayeneye gelen hasta öyküyü anlattıktan sonra hastaya sorulan bazı sorularla hastanın idrar kaçırma tipi belirlenebilir.
-Günde kaç ped değiştiriyorsunuz ?
-Ne sıklıkla idrar kaçırıyorsunuz ?
-Kaçırdığınız idrarın miktarı nedir ?
-Şikayetler tam olarak ne zaman başladı
-Vajinal doğum yaptınız mı ?
-Öksürüken ,gülerken ,ağırlık kaldırırken veya hapşırırken idrar kaçırma oluyor mu ?
Sorulardan sonra gerekirse kan şekeri,idrar tahlili ,ultrasongibi değerlere bakılıp daha net bir tanı koymak mümkündür.
Photo by Nadezhda Moryak on Pexels.com
İDRAR KAÇIRMA TÜRLERİ NELERDİR?
-STRES İNKONTİNANSI : Sinir ve kas zayıflığına bağlı olarak gelişen idrar kaçırma tipidir.Bu tip idrar kaçırmalaradabireyler öksürme,hapşırma,gülme gibi durumlarda idrar kaçırma durumuyla karşılamaktadır.
-SIKIŞMA TİPİ İDRAR KAÇIRMA :Mesanenin kontrol dışı kasılması durumunda ortaya çıkan idrar kaçırma tipidir.Hastaaniden idrara sıkışır ve istemsiz bir şekilde idrarını kaçırır.
-MİX TİPİ İDRAR KAÇIRMA : Hem stres inkontinansınabağlı olarak idrar kaçırma hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın aynı anda görüldüğü idrar kaçırma tipidir.
İDRAR KAÇIRMANIN NEDENLERİ :
• İleri yaş
• Aşırı kilo
• Genetik Faktörler
• İdrar yolu enfeksiyonu
• Normal doğum ve doğum esnasında zorlanma
• Alzheimer hastalığı
• Vajinal enfeksiyonlar
• Demans hastalığı
• Menopoza bağlı hormon değişikliği
• İdrar söktürücü
• Tansiyon ilaçları
• Prostat büyümesi
• Depresyon
• Şeker hastalığı
İDRAR KAÇIRMA TEDAVİSİ
İdrar kaçırmanın kaynağına göre tedavi edici programlar uygulanabilir.örneğin; hasta kabızlık kaynaklı idrar kaçırma durumuyla karşılaştıysa diyet programı uygulanabilir veya şeker hastalığından kaynaklanan bir durum var ise hastanın şeker ilaçları düzenlenebilir.
Bunun dışında üroloji doktorunun gözetimiyle ilaç tedavileri de idrar kaçırmanın önüne geçilebilir.Fakat idrar kaçırmanın asıl sebebi erkeklerde prostat büyümesi ,kadınlarda mesane sarkması ise hastaya cerrahi işlem yapılması gerekebilir.
İdrar kaçırma durumunda kegel egzersizleri yapılabilir.Buegzersizde kaslar sıkılır idrar tutulur ve bırakılır.Etkili sonuç alabilmek adına günde 200 tekrar yapmak gerekmektedir.
#### İDRAR KAÇIRMANIN 7 NEDENİ
İdrar kaçırma, birçok insanın yaşadığı ancak dile getirmekte zorlandığı bir sağlık problemidir. Hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bu durum, yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir. İdrar kaçırma tedavisi, kişinin yaşam tarzına, tıbbi geçmişine ve sorunun kaynağına bağlı olarak değişkenlik gösterir.
İdrar Kaçırmanın Nedenleri
İdrar kaçırma (üriner inkontinans), çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. En yaygın nedenler şunlardır:
Pelvik Taban Kaslarının Zayıflaması: Özellikle doğum, yaşlanma ve menopoz sonrası kadınlarda görülen bu durum, idrar tutmayı zorlaştırır.
Prostat Problemleri: Erkeklerde prostat büyümesi veya prostat ameliyatı sonrası idrar kaçırma görülebilir.
Sinir Sistemi Bozuklukları: Parkinson, MS ve diyabet gibi hastalıklar sinir kontrolünü etkileyerek mesane fonksiyonlarını bozabilir.
İdrar Yolu Enfeksiyonları: Geçici olarak mesane kontrolünü zorlaştırarak idrar kaçırmaya sebep olabilir.
Obezite: Fazla kilo, mesane üzerine baskı yaparak idrar tutmayı zorlaştırabilir.
Kronik Öksürük: Sürekli öksürük ve hapşırık, pelvik taban kaslarını zorlayarak idrar kaçırmaya yol açabilir.
Bazı İlaçlar: Diüretikler (idrar söktürücüler) gibi ilaçlar idrar üretimini artırarak kaçırmaya sebep olabilir.
İdrar Kaçırma Türleri
İdrar kaçırma farklı türlerde olabilir ve her tür için farklı tedavi yöntemleri uygulanır:
Stres Tipi İdrar Kaçırma: Öksürme, hapşırma, gülme veya ağır kaldırma gibi durumlarda ortaya çıkar.
Sıkışma Tipi İdrar Kaçırma (Aşırı Aktif Mesane): Ani ve güçlü bir idrar yapma isteğiyle birlikte gerçekleşir.
Taşma Tipi İdrar Kaçırma: Mesanenin tam olarak boşaltılamaması nedeniyle oluşur.
Fonksiyonel İdrar Kaçırma: Fiziksel veya zihinsel engeller nedeniyle tuvalete zamanında yetişememe durumu.
Karma Tip İdrar Kaçırma: Birden fazla tipin bir arada görülmesi.
İdrar Kaçırma Tedavi Yöntemleri
İdrar kaçırma tedavisinde, hastanın durumuna göre çeşitli yöntemler uygulanır.
1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Evde Uygulanabilecek Çözümler
Kegel Egzersizleri: Pelvik taban kaslarını güçlendirmek için yapılan egzersizlerdir.
Sıvı Tüketimi Düzeni: Gece idrar kaçırmayı önlemek için yatmadan önce sıvı tüketimini azaltmak.
Kafein ve Alkolden Kaçınma: Kafein ve alkol mesane hassasiyetini artırabilir.
Düzenli Tuvalet Alışkanlığı: Belirli saat aralıklarında tuvalete gitmek mesane kontrolünü artırabilir.
Fiziksel Aktivite: Fazla kilolardan kurtulmak için egzersiz yapmak mesane üzerindeki baskıyı azaltır.
2. Medikal Tedavi Yöntemleri
İlaç Tedavisi: Doktor kontrolünde kullanılan antikolinerjikler, beta-3 agonistleri ve östrojen kremleri idrar kaçırmayı azaltabilir.
Botoks Uygulaması: Aşırı aktif mesane durumlarında mesaneye botulinum toksini enjekte edilerek idrar kaçırma kontrol altına alınabilir.
3. Cihazlar ve Destekleyici Ürünler
Vajinal Pessar: Kadınlarda mesane desteği sağlayan bir cihazdır.
Emici Pedler ve İç Çamaşırları: Günlük yaşamda konfor sağlamak için kullanılabilir.
4. Cerrahi Müdahale
İdrar Kaçırma Ameliyatı: Yöntemler, Süreç ve Başarı Oranları
İ İlaç ve fizik tedavi gibi yöntemler yeterli gelmediğinde cerrahi müdahale gerekebilir. İdrar kaçırma ameliyatları, hastanın durumuna bağlı olarak farklı tekniklerle gerçekleştirilebilir.
İdrar Kaçırma Ameliyatı Ne Zaman Gerekir?
Cerrahi müdahale, aşağıdaki durumlarda önerilir:
Yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren idrar kaçırma vakalarında
İlaç tedavisi ve pelvik taban egzersizleri gibi konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda
Anatomik bozukluklara bağlı idrar kaçırma varlığında
İdrar Kaçırma Ameliyatı Yöntemleri
İdrar kaçırma ameliyatları, hastanın durumuna ve idrar kaçırmanın türüne göre farklılık gösterir.
1. Askı Ameliyatları (Sling Prosedürü)
Kadınlarda en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Üretranın altına sentetik bir mesh veya hastanın kendi dokusundan alınan bir doku yerleştirilerek idrar tutmayı kolaylaştıran destek sağlanır. Erkeklerde de benzer bir yöntem uygulanabilir.
2. Yapay Üriner Sfinkter Ameliyatı
Erkeklerde, özellikle prostat ameliyatı sonrası gelişen idrar kaçırma vakalarında kullanılır. Mesaneyi kontrol etmek için şişirilebilir bir halka ve bir pompadan oluşan yapay sfinkter cihazı yerleştirilir.
3. Burch Kolposüspansiyon Ameliyatı
Kadınlarda stres tipi idrar kaçırma tedavisinde kullanılır. Üretra ve mesanenin desteklenmesi amacıyla karın bölgesinden yapılan bir cerrahi işlemle bağ dokuları güçlendirilir.
4. Sinir Stimülasyonu (Sakral Sinir Modülasyonu)
Aşırı aktif mesane veya sıkışma tipi idrar kaçırma durumlarında sinir uyarımı sağlayan cihazlar kullanılır. Bu yöntem, sinirlerin mesane üzerindeki kontrolünü iyileştirmeyi hedefler.
Ameliyat Süreci ve İyileşme
Ameliyat genellikle aşağıdaki aşamalardan oluşur:
Hazırlık Süreci: Hasta, ameliyat öncesinde detaylı bir değerlendirmeden geçirilir. Gerekirse mesane fonksiyon testleri uygulanır.
Anestezi: Genel veya lokal anestezi uygulanabilir.
Cerrahi Müdahale: Seçilen yönteme göre cerrah, idrar kaçırmayı önleyici düzenlemeleri yapar.
İyileşme Süreci: Hastalar genellikle birkaç gün içinde taburcu edilir ve tam iyileşme süreci 4-6 hafta sürebilir.
İdrar kaçırma ameliyatları, ilaç veya fizik tedavi ile düzelmeyen hastalar için etkili bir çözüm sunar. Hastanın durumuna en uygun cerrahi yöntemin belirlenmesi için bir üroloji veya kadın hastalıkları uzmanına danışılması önerilir.
Cerrahi müdahale sonrası dikkatli bir takip ve rehabilitasyon süreci, tedavinin başarısını artıracaktır.
idrar kaçırma
İdrar Kaçırmanın Nedenleri
İdrar kaçırma (üriner inkontinans), çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. İdrar kaçırmanın en yaygın nedenleri şunlardır:
Pelvik Taban Kaslarının Zayıflaması: Özellikle doğum, yaşlanma ve menopoz sonrası kadınlarda görülen bu durum, idrar tutmayı zorlaştırır.
Prostat Problemleri: Erkeklerde prostat büyümesi veya prostat ameliyatı sonrası idrar kaçırma görülebilir.
Sinir Sistemi Bozuklukları: Parkinson, MS ve diyabet gibi hastalıklar sinir kontrolünü etkileyerek mesane fonksiyonlarını bozabilir.
İdrar Yolu Enfeksiyonları: Geçici olarak mesane kontrolünü zorlaştırarak idrar kaçırmaya sebep olabilir.
Obezite: Fazla kilo, mesane üzerine baskı yaparak idrar tutmayı zorlaştırabilir.
Kronik Öksürük: Sürekli öksürük ve hapşırık, pelvik taban kaslarını zorlayarak idrar kaçırmaya yol açabilir.
Bazı İlaçlar: Diüretikler (idrar söktürücüler) gibi ilaçlar idrar üretimini artırarak kaçırmaya sebep olabilir.
İdrar Kaçırma Tedavisini Kimler Yapar ?
İdrar kaçırma tedavisi, uzmanlık gerektiren bir alandır ve çeşitli sağlık profesyonelleri tarafından uygulanabilir.
Üroloji Uzmanları: Hem erkek hem de kadın hastaların idrar kaçırma sorunlarını teşhis ve tedavi eden uzmanlardır.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları: Özellikle kadınlarda doğum sonrası veya menopoz döneminde görülen idrar kaçırma sorunlarıyla ilgilenir.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları: Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersiz programları sunar.
Nörologlar: Sinir sistemi hastalıklarına bağlı idrar kaçırma sorunlarını değerlendirir.
Aile Hekimleri ve Dahiliye Uzmanları: Genel sağlık değerlendirmesi yaparak hastayı uygun uzmana yönlendirebilir.
Önleme Yöntemleri
İdrar kaçırmayı önlemek için bazı basit ve pratik yöntemler uygulanabilir:
Pelvik taban egzersizlerini düzenli yapmak.
Sağlıklı bir kilo aralığında kalmak.
Kabızlığı önlemek için lifli besinler tüketmek.
Sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak.
İdrar kaçırma, birçok insanın karşılaştığı ancak tedavi edilebilir bir durumdur. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi, fiziksel terapiler ve cerrahi yöntemlerle bu durum büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Eğer idrar kaçırma sorunu yaşıyorsanız, bir uzmana danışarak sizin için en uygun tedavi yöntemini belirlemeniz önemlidir.
İdrar Kaçırma (Üriner İnkontinans)
idrar kaçırma tedavisi
http://www.sevtaphamdemir.com
https://sevtaphamdemir.com.tr/idrar-torbasinda-sarkma/
#### İdrar Kaçırma :Neden Olur? Nasıl Tedavi Edilir?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]İdrar kaçırma (üriner inkontinans), günlük yaşamı olumsuz etkileyen, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açabilen önemli bir sağlık problemidir.
Kadınlarda daha sık görülse de her yaş grubunda ortaya çıkabilir. Ankara’da idrar kaçırma tedavisi için başvuran pek çok hasta, bu sorunun kader olmadığını ve doğru yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabildiğini bilmelidirler.
İdrar Kaçırma Belirtileri
İdrar kaçırma, her kişide farklı şekillerde görülebilmektedir En yaygın belirtiler:
Öksürme, hapşırma veya gülme sırasında idrar kaçması
Ani ve zorlayıcı idrara çıkma hissi
Gece sık tuvalete kalkma
Mesane doluluk hissini kontrol edememe
Egzersiz sırasında idrar kaçırma
Bu belirtilerden bir veya birkaçı varsa, ihmal edilmeden uzman değerlendirilmesi gerekMektdir.
İdrar Kaçırma Neden Olur?
İdrar kaçırma, tek bir sebeple ortaya çıkabilecek bir durum değildir. Ankara’da kliniklere başvuran hastaların önemli kısmında birden fazla etken birlikte görülmektedir. Yaygın nedenler şunlardır:
Doğum travmaları
Menopoz ve östrojen azalması
Pelvik taban kaslarının zayıflığı
Fazla kilo
Kronik kabızlık
İdrar yolu enfeksiyonları
Yaşlanma ile dokuların elastikiyet kaybı
Bazı nörolojik hastalıklar
Doğru tanı ve planlama için her hastanın bireysel değerlendirilmesi önemlidir.
İdrar Kaçırma Çeşitleri
Tedavi stratejisini belirleyen en önemli nokta, idrar kaçırma tipidir. Üç temel grup vardır:
Stres Tipi İdrar Kaçırma
Öksürme, hapşırma, ağır kaldırma ve gülme sırasında idrar kaçışı olur. En sık doğum sonrası görülür.
Sıkışma Tipi İdrar Kaçırma
Mesane ani kasılır ve kişi tuvalete yetişemez. İdrar yolu enfeksiyonları veya mesane aşırı aktivitesi ile ilişkilidir.
Karma Tip İdrar Kaçırma
Hem stres hem sıkışma tipinin birlikte görüldüğü durumdur. Tedavi kişiye özel planlanmalıdır.
İdrar Kaçırma Tanısı Nasıl Konulur?
Tanı sürecinde en önemli adım ayrıntılı muayene ve hastanın öyküsüdür. Ankara’da kadın doğum, üroloji ve pelvik taban sağlık alanlarında uzmanlaşmış ekipler tarafından aşağıdaki yöntemler kullanılabilir:
Pelvik muayene
İdrar tahlili
Ultrason
Ürodinami testi (gerekli hastalarda)
Pelvik kas değerlendirmeleri
Doğru tanı, tedavinin başarısında belirleyicidir.
İdrar Kaçırma Tedavisi Ankara’da Nasıl Yapılır?
Tedavi seçenekleri hastanın şikâyetlerine, yaşına, doğum öyküsüne ve idrar kaçırma tipine göre planlanır. Ankara’da yaygın olarak uygulanan tedaviler:
Pelvik Taban Egzersizleri
Kegel egzersizleri olarak bilinir. Düzenli yapıldığında pelvik kasları güçlendirir ve birçok hastada tek başına bile fayda sağlar.
Fizyoterapi – Pelvik Rehabilitasyon
Biyofeedback, elektrik stimülasyonu ve pelvik taban fizyoterapisi, özellikle stres tipi idrar kaçırmada etkili yöntemlerdir.
Lazer / Radyofrekans Uygulamaları
Doku elastikiyetini artırır, kollajen yapımını destekler. Ameliyatsız seçenek arayan hastalara önerilebilir.
İlaç Tedavisi
Sıkışma tipi idrar kaçırmada, mesane kaslarını düzenleyen ilaçlar fayda sağlayabilir.
Cerrahi Yöntemler
Ameliyat seçenekleri genellikle ileri derece stres tipi idrar kaçırmada değerlendirilir. Minimal invaziv sling (askı) yöntemleri kısa sürede uygulanabilir ve iyileşme hızlıdır.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini artırmak ve sosyal kısıtlanmayı ortadan kaldırmaktır.
İdrar Kaçırma Tedavi Edilebilir mi?
Evet. Çoğu hastada tedavi ile belirgin düzelme sağlanır. Erken başvuru başarının anahtarıdır. İdrar kaçırma, yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir; tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlarda gecikmeden bir uzmana başvurmak gerekir:
Haftada birkaç kez idrar kaçırma
Tuvalete yetişememe
Sosyal aktivitelerden uzaklaşma
Göbek içi basınç arttığında idrar kaçışı olması
Menopoz sonrası şikâyetlerin artması
Tedavi geciktikçe sorun büyüyebilir ve yaşam kalitesi düşebilir.
İdrar kaçırma, kadınlarda sık görülen, ancak tedavi edilebilir bir sorundur. Ankara’da idrar kaçırma tedavisi konusunda deneyimli merkezler ve modern tıbbi yaklaşımlar mevcuttur. Doğru tanı ve kişiye özel planlanan tedavi ile, hastalar günlük yaşamlarına konforla dönebilirler.
İdrar kaçırma şikâyeti olan kişilerin utanmadan, çekinmeden uzman bir hekime başvurması en doğru adımdır. Erken tanı ve düzenli takip, tedavi başarısını artırır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### İdrar Kaçırma (Üriner İnkontinans)
İdrar kaçırma (Üriner İnkontinans) kontrol edilmeye ve istemsiz idrar tutama halidir. Tıbbi adı üriner inkontınasıdır. Her yaşta olabilsede ileri yaşlarda daha sık görülür. Sürekli olarak tekrarlarsa hastalık kabul ediyoruz. Bu nedenle idrar kaçırma kişinin yaşam konforunu bozarak sosyal ve psikolojik sorunlara yol açar.
İdrar Kaçırma Tipleri
İdrar kaçırma tiplerini önce maddeler halinde listeleyelim. Ardından başlıklar halinde sizlere idrar kaçırma tiplerini aktaralım. Bu nedenle sizler de konu hakkında bilgi sahibi olma imkanı bulabilirsiniz.
Stres İdrar Kaçırma
Sıkışma Tipi İdrar Kaçırma (ÜRGE)
MİKS İdrar Kaçırma
Taşma İdrar Kaçırma
Stres İdrar Kaçırma
Kadınlarda ki idrar kaçırmanın en sık görülen tipini oluşturur. Bu nedenle öksürme ve egzersiz gibi çeşitli hareketler sırasında idrar kaçırmaya sebep olur.
Sıkışma Tipi İdrar Kaçırma (ÜRGE)
Güçlü ve acılı bir tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiği anda tuvalete yetişemeden idrar kaçırma olayıdır.
MİKS İdrar Kaçırma
Stres ve sıkışma tipi idrar kaçırmanın bir arada olmasıdır.
Taşma İdrar Kaçırma
Mesanede kapasitesinin üzerinde idrar depolandığında idrar yapma zorunluluğu hissetmede küçük miktarlarda idrar kaçırma olmaktadır.
İdrar Kaçırmanın Nedenleri
İdrar kaçırma nedenlerini başlıklar ve maddeler halinde listeleyerek aktarıyoruz. Bu nedenle sizler de önlem noktasında tedbirler alabilirsiniz.
En Sık Nedenleri
Hormon eksikliği
Pelvik taban kaslarını zayıflığı
Nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma
İdrar yolu enfeksiyonu
En sık nedenlerini bu maddeler ile listeledik. Bu nedenle sizler de önlem alma ihtiyacı duyacağınız noktalara önem verebilirsiniz.
Yaygın Risk Faktörleri
Yaygın risk faktörelerini maddeler halinde listelememiz gerekirse;
Geçirilmiş pelvik ameliyatlar
Doğum
Menopoz
Olgularda Gözlenen Semptomlar
Olgularda gözlenen semptomları maddeler halinde listelersek;
Ani işeme hissi,
Ani işeme hisli kaçırma,
Stres uriner kaçırma,
Yeterince mesaneyi boşaltmama hissi,
Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyon,
Pelvik ağrı,
Cinsel ilişkide ağrı,
Vajinada dışarı sarkan şişlik.
Maddeler ile olgularda gözlenen semptomlar bu şekilde belirtmek mümkün. Bu nedenle yazının devamında tanı ve tedavileri anlatacağız.
İdrar Kaçırma Tanı
Tanıda tıbbi hikaye ve fizik muayene önemlidir. Ayrıca idrar torbasının görüntüsünü ve işlevini gösteren (ürodinami testleri) çeşitli testler. Bu nedenle de görüntü yöntemleriyle tanı koyulmaktadır.
İdrar Kaçırmada Tedavi
Üriner İnkontinans tedavi yöntemlerini maddeler halinde listeliyoruz. Bu nedenle sizler de tedavi yöntemleri ile bilgi sahibi olacaksınız.
Diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri,
Mesane eğitimi,
Pelvik taban kas egzersizleri,
Cerrahi tedaviler (askı yöntemleri).
Ana başlıklar ve maddeler halinde Üriner İnkontinans konusuna değindik. Bu nedenle yazılarımız dışında merak ettiğiniz konularda Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ile iletişime geçebilirsiniz.
#### İdrar Kaçırmada Nasıl Bir Çözüm Sağlanır?
İdrar kaçırma problemi hayat kalitesini olumsuz etkileyebilecektir. Hipertansiyon, diabet, depresyonu olan kadınlarda daha sık rastlanılmaktadır.60 yaş üstü kadınların ise 1/ 3 inde rastlanan ciddi bir sorun olarak tanımlanabilir. Bu durum tedavisi için idrar kaçırma derecesi tespit edilmelidir.
Örneğin ;
Güldüğünüzde, hapşurduğunuzda, yürürken, ağır kaldırırken idrar kaçırma oluyor mu?Gece yatağınız ıslanıyor mu?Banyoya sık gider misiniz? Banyoya sık gitmenizin sebebi altınızı ıslatmanız mıdır? Yürürken idrar kaçırma oluyor mu ?
Bununla birlikte takip edilmesi gereken durumlar da söz konusu olabilir.
İdrar yapma isteği durumuİdrar yapıldıktan sonra mesanenin durumu Sıvı alımı Günde kullanılan ped sayısıİdrar kaçırma zamanları ve sıklığı
Lazer idrar kaçırma da birincil tedavi olarak kabul edilir. Burada yapılan uygulamanın amacı lazer terapi yoluyla subkutan tabakadaki kollagenizasyonu tetikleyerek mesane boynunun istemsiz hareketliğini engellemek ve travmalara bağlı pelvik anatomideki bozulmuş kollajenizasyonu onarmaktır. Tüm dünya ile aynı anda siz hastalarımıza bu yöntemi gönülden önerdiğimizi bildirmek istiyoruz. Çünkü lazer işlem sonrası ağrı yapmaz, günlük aktivitelerinizi etkilemez ayrıca vücutta kesi ortaya çıkarmaz. Etkinliği ise uzundur. Bir yıl sonra kontrol belki de tekrar gerektirir.
Hymen Onarımı Nedir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### İDRAR TORBASINDA SARKMA
Halk arasında idrar torbasının sarkması olarak bilinen sistosel idrar torbasındaki düşmesi ve sarkmasıdır.Buna bağlı olarak vajina duvarını da itmektedir.Sistosel idrar torbasındaki zayıflıktan kaynaklanan ve hastaların yaşam konforunu olumsuz anlamda etkileyen bir durumdur.Genellikle kadınlarda görülen bu durum sık idrara çıkma ve mesaneyi tam boşaltamama hissi ile başlamaktadır. Bu nedenle hastalarda idrar kaçırma durumu görümektedir.
idrar torbası
SİSTOSEL DERECELERİ :
İdrar torbasındaki sarkmalar üç farklı derecede değerlendirilmektedir.
1.DERECE : HAFİF DÜZEYDEKİ İDRAR TORBASI SARKMALARIDIR.SARKMA VAJİNAYA DOĞRUDUR.
2.DERECE:ORTA DÜZEYDEKİ SİSTOSELLERDİR.SARKMA BU DURUMDA VAJİNANIN AĞZINA DOĞRUDUR.
3.DERECE :SARKMANIN EN FAZLA OLDUĞU DURUMDUR.İDRAR TORBASI VAJİNANIN AÇIKLIĞI BOYUNCA SARKAR VE SARKMAYA DEVAM EDER.
İDRAR TORBASI (MESANE) NEDEN SARKAR ?
örneğin neden olan bazı unsurlar aşağıda verilmiştir.
Aşırı kilo ve şişmanlık
Kronik kabızlık
Çok ağır yük kaldırmak
Fazla ıkınmak
Kronik astım –koah
Fazla ileri yaş
İri bebek doğurmak
Fazla sayıda doğum yapmak
Yapılmış olan doğumların normal yani vajinal doğum olması
İDRAR TORBASI SARKMASI BELİRTİLERİ NELERDİR ?
İdrar torbası sarkması belirtilerinin hafif düzeydeki sarkmalarda görmek mümkün olmayabilir.Fakat 2. Ve 3. Derecedeki idrar torbası sarkmaları bazı belirtilerle tespit edilebilmektedir .Kısaca bu belirtileri aşağıda verilmiştir.
Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme ve idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık
Karın bölgesinde ve karın çevresinde ağrı
Cinsel ilişki esnasında rahatsızlık hissi ve ağrı
Öksürme ,eğilme veya yük kaldırma esnasında pelvik basıncın artması
Sık sık idrara çıkma isteği
İdrar kaçırma
İdrar yaparken zorlanma
İdrar yaparken acı ve ağrı
Pelvis ve vajinada baskı hissiyatı
İDRAR TORBASI SARKMASI TANISI NASIL KONUR ?
İdrar torbası sarkması yani sistosel tanısı için ilk öncelikle hasta muayeneye alınır.Muayene esnasında hekim sarkan doku gözlemlenir.Muayene sonrasında hsatanın tıbbi öyküsü alınarak sarkmanın derecesi belirlenir.
İDRAR TORBASI SARKMASI (SİSTOSEL ) NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
İdrar torbası sarkması tedavisi hastanın sarkma derecesine göre farklılık göstermektedir.
1.DERECE SARKMALARDA TEDAVİ: Bu aşamadaki bireyler için genellikle tedavi gerekmeyebilir.Bu aşamada hastalar hekim tarafından sık sık kontrol edilir.
2.DERECE SARKMALARDA TEDAVİ :Bu aşamadaki bireyler için pelvik taban egzersizleri uygulanır.
3.DERECE SARKMALARDA TEDAVİ :Bu aşamada hastaya sistosel onarım ameliyatı yapılabilmektedir.
SİSTOSEL (İDRAR TORBASININ SARKMASI ) AMELİYATI :
Genel anestezi altında ameliyathane şartlarında yapılan sistosel ameliyatı ile idrar torbası onarılır. Yani Bu işlem idrar torbasındaki sarkan dokuları onararak normal konumuna uygun hale getirilmesi ve fazla dokuların alınması esasına dayanmaktadır. Bununla birlikte hastanın ileri derecedeki idrar kaçırma probleminin ününe geçilmiş olunur.
SİSTOSEL AMELİYATINDAN SONRA NELER YAPILMALI ?
Sistosel ameliyatlarında kullanılan dikişler kendiliğinden düştüğü için dikiş aldırmaya gerek yoktur .
Doktor tarafından yazılan ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır.
En az 6 hafta hamam havuz gibi alanlardan uzak durulmalıdır.
İşlemden sonra su ile temastan kaçınılmalıdır.
Tuvalet temizliğine dikkat edilmelidir.
Doktor onayı olmadan cinsel ilişkiye girilmemelidir.Youtube
https://www.youtube.com/watch?v=eM6x2w1bDfQ&t=247s
#### İleri Yaşta Gebe Kalmak Sorun Olur Mu?
Gebelikte dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi olan, gebelik yaşı. Anne adayları gebelik yaşlarının hakkındada bilgi sahibi olmalıdır. Çok erken yaşta gebelik veya geç yaşta gebelik sağlıklı olmayan gebeliklerdir. Erken gebe kalmak veya geç gebe kalmak anne adayında veya bebekte ciddi sorunlara neden olabilir. Anne adaylarının 20-35 yaşları arasında gebe kalmaları sağlıklıdır. Ne çok geç, nede çok genç hamile kalmak sağlıklı değildir. İleriki yaşlarda gebe kalmak hem bebek açısından hemde anne adayı açısından risklidir. Geç gebe kalmamın, prematüre bebek, ölü bebek, düşük doğum ağırlıklı bebek, anamolili bebek gibi birçok vardır. Bu risklerin daha az olması için geç gebe kalmamak gereklidir. Gebe kalmak istenilen yaş ne kadar geç olursa, kadında da erkeğin de yumurtaları ve spermleri de o kadar yaşlı olmaktadır. Buda gebe kalma olasılığını da düşürmektedir. Anne adayları bundan dolayı geç gebelik istememelilerdir. Bu sorunlar gibi birçok sorun doğuracaktır geç gebe kalmak. Eğer hem geç gebe kalmaya karar veriyor ve hemde infertilite yani kısırlık problemi çekiyorsanız kısırlığın teşhisi konulması gereken sürede düşürülmektedir.
Normal yaşlarda kısırlık teşhisi için gerekli olan süre 6 aya kadar düşürülebilir. 6 ay düzenli bir şekilde cinsel ilişkiye girdiğiniz şekilde gebelik olmuyor ise doktora danışmanız gerekmektedir. Bu gibi problemlerle karşılaşmamanız için gebeliğin yaşını çok ertelememenizi tavsiye ediyoruz. Geç gebe kalmanın birçok riski vardır. Toparlayacak olursak ileri yaşta gebe kalmak risk bulundurur. Bunun için geç yaşta gebe kalmak tehlikelidir. Geç yaşta gebe kalmanızın hem gebeliğinizi tehlikeye atar,hemde bebeğinizin sağlığını olumsuz etkiler. Geç gebe kalmak prematüre bebek, anamoli bebek, riskli gebelik, ölü bebek gibi riskleri vardır.
Gebe kalmak için en uygun yaş 20-35 yaş aralığıdır. Bu yaş sınırının altında da, üstünde de problem olma riski ve hastalık gibi problemler olabilir. Geç yaşta gebe kalmanın doğurabileceği sıkıntıların yanı sıra birde gebe kalmak zorlaşır geç yaşta. Anne olmak için geç kalmış kadınların gebe kalmaları güçleşir. Anne adayının yumurtaları, baba adayının spermlerinin kalitesi oldukça düşecektir.
#### İlk 3 Ayda Vücutta Meydana Gelen Değişiklikler
Gebeliğin anne adayında yaptığı değişiklikler ay ay ve dönem dönem farklılıklar gösterir. Anne adaylarının sistemleri,dış görünüşleri,psikolojik durumlarına kadar birçok değişiklik olur. İlk 3 ayda bu belirtiler ve değişiklikler yoluyla gebeliğe adım atıldığını anlar anne adayları. Anne adayları bu değişiklikler ile anne olmaya adım adım hazırlandığını hisseder . gebeliğin ilk 3 ayında az kilo alımı nedeniyle dış görünümde çok değişiklik olmaz. Gebeliğin ilk 3 aylık döneminde ortalama 1-3 kilo arasında olması önerilir.
Gebelik süresi 3 er aylık 3 dönemden oluşur.her dönem trimester olarak adlandırılır.Gebeliğin ilk 3 ayı yani 1.trimester dönemidir. Annede 1.trimester içerisinde estrogen HCG, progesteron, prolaktin gibi hormonlarda oluşan ani artış söz konusu olmaktadır. Bu hormonal artış ve değişimler annede bulantı,kusma,baş ağrısı,yorgunluk,çarpıntı,uykusuzluk gibi sorunlara yol açmaktadır. Zaten bu belirtilerin çoğu,başta bulantı-kusma olmak üzere ilk 3 ayın sonunda bitecektir ve anne biraz daha rahatlayacaktır.Ancak bazen bu probler çok şiddetli olabilir ve anne bu nedenle serum yada ilaç gibi destekler alabilir.
Anne adayında bazen gebeliğin ilk 3 ayında lekelenme şeklinde kanamalar meydana gelebilmektedir. Sıklıkla kanamalar düşüğe neden olmazlar yani Bu korkulması gereken bir durum değildir. Bu kanamaların ardından kramplar gelirse ve kanamalar çok çok olursa doktorunuza haber vermeniz ve muayene olmanız gerekmektedir. Anne adayında ilk 3 ayda meme ve süt bezleri oldukça gelişir ve memede hassasiyet ve dolgunluk dönemi başlar. Meme ve ucu yani artışa kısmı oldukça koyulaşır. Anne adayında hafif kramplar ve ani hareketlerde keskin ağrılar olur. Anne adayının fiziksel değişiminin yanı sıra psikolojik değişikliklerde olur. Anne adayları bu dönemde oldukça hassastırlar,anne olmaya hazırlanırlar ve bulantı-kusma anları çok rahatsız eder. Anne adaylarına bu dönemde daha hassas ve dikkatli davranmalıdır. Gebeliğin 3.ayında prenatal takipler alınır,pelvik muayenesi yapılır,kan değerlerine ve idrar tetkitlerine bakılır. İlk 3 ayda anne adayı bu dönemde aşırı aşırı olan bulantı-kusma,ağır kanama,parça düşürme,çok şiddetli kramp,ağrı kesicilerle geçmeyen baş ağrısı,idrar yapamama,ağır kabızlık gibi sorunlarda mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir. Toparlayacak olursak ilk 3 ay hamilelikte annenin en çok sıkıntı yaşadığı dönemdir. Anne adayları bu dönemde daha sinirli ve stresli olurlar. Bulantı ve kusmanın,baş dönmelerinin, halsizliklerin,en çok olduğu ve anne adaylarını en mutsuz ettikleri dönemdir. Bu dönemde anne adayları doktorları sık sık ziyaret ederler. Bu belirtiler çok çok görüldüğü durumlarda mutlaka doktorunuza gidin.
#### İlk Nefes
Yaptığınız iş size hiç ummadığınız duygu dolu anlara götürebilir. Hekim olmanın yanında yeni bir canın ilk sesini duyma mutluğunu tadan Kadın Doğum Uzmanları için işte bu hemen her gün yaşadıkları bir olaydır. Yaptığım iş itibari ile karşılaştığım yoğun ve stresin verdiği baskıyı hissetmediğim gün yok gibidir. Ama en stresli olanlar ise meslektaşımın veya tanıdığım bir ailenin bebeklerinin doğumda bulunduğum anlardır.
Yine bu günlerden bir günde doktor bir arkadaşım ve ailesinin üçüncü bebeklerinin doğumu için karar verme aşamasına gelmiştik. Daha önceki iki doğum da sezaryen olmasından ve annenin doğum yolunun normal doğuma uygun olmaması nedeni ile sezaryene karar vermiştik.
Doktor arkadaşım eşinin yanında bir dakika bile ayrılmak istemiyordu. Babaların doğumda yer alması aslında hem anneye destek hem de doğum mucizesine katılan babanın en önemli hayat tecrübelerinden birini paylaşması açısından güzeldi.
Her şey yolunda giderse çok kısa sürede bebeği alabilecek ve anne-babanın gözlerinde pırıltıyı görebilecektik. Epidural anestezi ile girişime başladık. Epidural anestezi aslında önemli birkaç avantajı olan bir anestezi yöntemidir. Annenin tamamen uyumadığı, belden epidural alana yerleştirilen özel bir iğne sistemi içeren bir yöntemdir.
Operasyona başladık ve uterusa ulaşıp bebeği çıkarmaya başladık. Bebeğin alınmasından sonra Çocuk Sağlığı Uzmanı ekip arkadaşlarıma bebeği teslim ettim ve ben anne ile ilgili cerrahi işlemlere devam ettim. Ancak o an baba ile göz göze geldik. O endişe ve korku dolu bakışları ile bebeğin kordonu kesilmiş olmasına rağmen hâlâ gelmeyen ağlama sesinin verdiği bir görüntüdeydi. Ben de bir yandan annene ile ilgilenmeye ve cerrahiyi tamamlamaya çalışmaktaydım. Bebekler doğduktan sonra en önemli sorun anne karnında amniyon sıvısının içinde olmaları nedeni ile henüz hava ile dolmayan akciğerlerinin solunuma katılmasıdır. Eğer akciğerler gelişimlerinin tamamlamamış olurlarsa, işte o zaman akciğerlerin hava ile dolma işlemi gerçekleşemez ve bebek artık anne ile bağını ve beslenmesini sağlayan kordon ile bağı kesildiği için uzun süre oksijensiz kalma riski ile karşı karşıyadır. İşte bebeklerden duymayı istediğimiz o ilk ses bu açıdan çok önemlidir. Doktor arkadaşım da konuyu bildiğinden heyecanının artmış olması kadar doğal bir şey yoktu. Bebeğin ağız içi bir aspiratör yardımı ile temizlenmesi ve bir dizi solunumu başlatacak uyarıların yapılması doğum sırasında bizlerin rutin gözlemlediği olaylardandı. Her zaman bu ortamda olmayanlar ve hele de bir yakını için bu işlemleri bekleyenler için zaman geçmez ve endişe de artar. Doktor arkadaşım endişe ve hafif yaşlı gözler ile yeni doğan bebeğine bakarken bir iç çekme sonrası ameliyathaneyi inleten bir bebek ağlaması ortalığı kapladı. Ağlayan bebek akciğerlerinin hava ile dolmasını ve oksijenin artık solunum sistemi ile alınmasının başlamasının işaretini vermiş oldu. İşte o ilk nefes bu kadar önemli idi ve herkesin bir oh çekmesi aslında o ilk nefes ile oldu.
Heyecanlı baba bebek ile ameliyathaneden ayrılırken, epidural anestezi altında her şeyi izleyen annenin sevinç gözyaşları eşliğinde ben de operasyonu tamamladım.
#### İlk Tüp Bebek Denemesinde Tutma Oranı Nedir?
İlk tüp bebek denemesinde tutma oranı nedir? 12 ay korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen doğal yollar ile gebelik elde edemeyen çifte infertil tanısı konulmaktadır. İnfertil hastalarda gebelik elde etmek için uygulanan tıbbi destek yöntemleri mevcuttur. Bunlar yumurtlama tedavileri, aşılama tedavisi ve tüp bebek tedavisi olarak gruplandırılabilir. Step olarak ilerlenen tedavilerde; hastanın yaşı, yumurta rezervi, sperm parametreleri de oldukça önemlidir. Bu nedenle bunlar göz önüne alınarak işlem tercihi ve planlaması yapılmaktadır.
Tüp bebek tedavisi adetin ikinci ya da üçüncü gününde başlanarak ortalama 10-12 günlük ilaç takibinin arkasından yumurta toplama ve embriyo transferi yapılmaktadır. İlk tüp bebek denemesinde tutma oranı nedir? sorunu başlıklar halinde incelersek;
Tüp Bebek Tedavisine Hangi Durumlarda Başvurulmaktadır?
Tüplerde meydana gelen yapışıklıklar,
Tüplerde tıkanıklık,
Her iki tüpte tıkanıklık,
Hidrosalpenks,
Sperm ile ilgili sayı ve kalitesinin bozuk olduğu durumlarda,
Endometriozis çikolata kisti varlığında,
Açıklanamayan infertilitede,
Yumurta rezervi azlığında,
Polikistik over sendromu,
Kadın yaşının ileri olması,
Kalıtsal hastalıklar ile ilgili sorun olması,
Kanser hastalığı varlığında, yumurta ve sperm dondurmak için,
Erken menopoz,
Durumlarında tüp bebek tedavilerine başvuru mümkün.
İlk Tüp Bebek Denemesinde Başarı Şansı Nedir?
Çiftin ilk tüp bebek denemesinde, kadının yaşına göre, infertilite nedenine göre değişiklik gösterebilir elbette. İlk tüp bebek tedavisi denemelerinde başarı oranları kişiden kişiye göre değişiklik gösterirken dünya genelinde dahi kliniklerdeki ilk tedavilerde başarı şansı için ortalama %20-30 şans verilebilir.
Kadının yaşı bu anlamda oldukça önemlidir. Otuz yaşından daha genç anne adaylarında tüp bebek tedavisi denemelerinde genellikle yarısı ilk denemede gebe kalırlar. Ancak yaş ilerledikçe; ortalama 40-43 yaş arasındaki kadınlarda ise ilk tüp bebek tedavi denemelerinde ise gebe kalma şansı ise neredeyse yüzde on ikiden daha az olarak görülmektedir.
Tüp bebek tedavisinde ilk denemede pozitif olmayabilir elbette negatif sonuç da olabilir. Tüp bebek tedavisinde başarısızlığın nedenleri konusunda iyi kalitede embriyo transferine rağmen tüp bebek tedavisi uygulanan çiftte ilk tedavide negatif sonuçlanabilir. Bu nedenle iyi kalitede olmayan durumlarda da başarısız negatif sonuçlar olabilir. Embriyoların kalitesinin iyi kalitede olmasına rağmen gebelik elde edememe durumunda bir sonraki embriyo transferinde gebe kalınabilmesi mümkündür. Hatta başarı şansı da oldukça yüksektir. Embriyo kalitesinin iyi olmadığı durumlarda ise ilk denemeden sonraki tedavilerde elbette daha iyi kalitede embriyo elde edilmesi de mümkündür. Ancak üst üste kötü embriyo oluşuyorsa ve tüm yapılan testlere rağmen embriyo kalitesini yükseltemiyor isek o zaman başarı şansı da oldukça düşüktür. Bu nedenle artık bu durumu çifte anlatmak gerekmektedir.
İlk Tüp Bebek Tedavisinde Gebe Kalamama Nedenleri Nelerdir?
Kadının yaşı ileri ise,
Yumurtalık rezervi düşük ise,
Yumurta kalitesi,
Şiddetli sperm bozukluğu durumlarında,
Embriyo kalitesinin kötü olması durumunda,
Birden fazla infertilite problemi var ise,
Rahim içi yapışıklıklar durumunda,
Rahmin içinde myom varlığında,
Rahim duvarında polip varlığında,
Hidrosalpenks durumlarında,
Tiroid bezi hastalıklarında,
Prolaktin hormonu ile ilgili kontrolsüz artışlarda,
İnsülin direnci,
Obezite kilo,
Sigara kullanımı,
Yoğun stres,
Şeker hastalığı,
Gibi durumlarda ilk denemede gebe kalamaması olası. Ancak nedene yönelik araştırma ile bir sonraki siklusta başarı elde etmeyi hedefleyen tetkiklerle ilerlemekteyiz.
Bu yazımızda ilk tüp bebek denemesinde tutma oranı nedir? sorusunu cevapladık. Diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İlk Tüp Bebek Denemesinde Tutma Oranı Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Kalitesi Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Tüp Bebekte Genetik Danışma Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### İlk Tüp Bebek Tedavisi
İlk tüp bebek tedavisi, birçok kadının kendi isteği üzerine doğal yollar ile korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edememe durumunda; destek tedavilere gerek duyar. Destek tedaviler içerisinden, tüp bebek tedavisi da bebek isteği ile özlem yaşayan ve umut içinde bekleyen anne baba adaylarımıza ışık olmuştur. Tüp bebek tedavisinde pek çok farklı destekleyici yöntemler sıralanabilirken, hastadan hastaya göre değişiklik gösteren, nedene yönelik tedavi uygulanan bir metottur.
Geçmişten günümüze kadar gelen tüp bebek gelişen sağlık teknolojisi ile oldukça boyut değiştirmiştir. Birçok kadının doğal yollar ile bebek sahibi olamadığı durumlarda uygulanan tüp bebek tedavisi dünyada ilk kez 25 Temmuz 1978 yılında İngiltere’de gerçekleştirilmiştir. Oldham, Greather Manchester’da dünyaya gelen Loise Brown dünyanın ilk tüp bebeğidir. :)
Türkiye’de ise ilk uygulanan tüp bebek tedavisi Denizli’de yaşayan Katrancı ailesinin bebeği, Katrancı bebektir. 18 yıl korunmasız ilişki ile bebek hasreti olan ailenin yüzünü 18 yıl sonra tüp bebek tedavisi ile dünyaya getirdikleri kız çocukları Dilek Katrancı yüzlerini güldürmüştür. Minik kız çocuğu 18 yıl sonra dünyaya gelerek kendi ailesinin yüzünü güldürdüğü gibi pek çok bebek özlemi ile bekleyen aileye de umut olmuştur. Yüzlerini güldürmüştür. Türkiye’de ilk tüp bebek tedavisi; 22 Aralık 1988 yılında Samsun’da dünyaya gözlerini açmıştır. Yani şuan ilk tüp bebeğimiz 35 yaşındadır.
İlk Tüp Bebek
35 yaşındaki Dilek, 45 yaşındaki Greather tüm dünyaya umut olmuştur. Tüm dünyanın sonra da ülkemizin yüzünü güldüren ilk tüp bebeklerimiz birçok aileye mutluluk dağıtmıştır. 35 senedir de ülkemizde pek çok aile tüp bebek tedavisine başvurmakla birlikte mutlu sonuçlar almaya devam ediyor. Merkez sayısı artmış, uzman hekim sayısı artmış aynı zamanda gelişen sağlık teknolojisi de yenilikleri ile karşımıza çıkmıştır. Olumlu sonuçlar alındığı gibi olumsuz haberler de veriliyor elbette.
Bu durum hastalardan hastaya göre değişiklik gösterebilir. Son yıllar da uygulanan mikroenjeksiyon yöntemi ile birlikte çok daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Türkiye’nin ilk tüp bebek tedavisi ile dünyaya gözlerini açan bebeği Dilek için sadece Dilek’in ailesi değil tüm kitle onu görmek için sabırsızlık ile bekliyordu. Herkes nasıl olduğunu merak ediyordu. Neye benzeyecek, anne babasına benzeyecek mi? Nasıl oluyor? Farklı mı? Gibi pek çok soru işareti vardı. Ancak geçmişten günümüze gelirken daha da normalleşmiş olan tüp bebek tedavisi ile dünyaya gelen bebeklerde doğal yollar ile elde edilen gebeliklerden hiçbir farkı söz konusu değildir. Birçok çift tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olabiliyor. Hatta bazen çoğul gebelik şansı daha yüksek oluyor.
Tüp bebek tedavisi yönteminde deneme sayısı, anne adayının ve baba adayının yaşı oldukça önemli parametrelerdendir. İlk tedavide mutlaka gebe kalabilirsiniz gibi bir bakış açısı söz konusu değildir. İlk negatiflik sonrasında tekrarlayan tedaviler ile de gebelik elde etmek mümkündür. Bir ay boşluk sonrasında tekrar tedaviye hazırlanmanızı ve denemenizi öneririz. Bu nedenle belki arada yapılacak olan testler eklenebilir. Ya da işlem detayları ile ilgili değişiklikler söz konusu olabilir. Ancak bebek sahibi olmak için denemeye devam etmelisiniz.
Ankara Tüp Bebek Tedavisi
Kliniğimizde tüp bebek tedavilerinde, adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanan tüp bebek tedavisinde; yumurtalarınızı büyütmek için iğneli ilaç tedavisi başlamaktayız. Ortalama 10-12 gün kadar ilaç tedavisi ile birlikte ortalama 3-4 gün kontrol aralıkları ile sürece devam etmekteyiz. Her kontrol günü kanda bakılan estradiol ve progesteron değerlerini takiben, follüküllerin çapları 16-18 mm ‘ ye ulaşınca çatlatma iğnesi planlamaktayız. Çatlatma iğnesinden 36 saat sonra yumurtalar toplanmaktadır. Yumurta toplama günü erkek hastadan da alınan sperm ile birlikte fertilizasyon için mikroenjeksiyon yapılmaktadır. Yumurta toplamadan 3-5 gün sonra embriyo transferi gerçekleştirmekteyiz. Bu nedenle transferden on gün sonra kanda gebelik testi ile mutlu sona ulaşmayı bekliyoruz.
Yumurta Toplama İşlemi Nedir? Nasıl Yapılmaktadır?
Yumurta toplama işlemi transvaginal ultrasonografi yardımı ile follüküllerin aspire edilmesi yöntemidir. Sedasyon anestezisi altında gerçekleştirilmekle birlikte işlem süresi ortalama 20 dk’dır. Anestezi verileceği için sabahında hastanın aç ve susuz olarak merkeze gitmesi gerekmektedir. Ağrısız ve acısız bir işlem olarak kabul ediyoruz. Steril şartlarda işlem uygulanmalıdır. Tek tek toplanan yumurtalar, laboratuvar ortamında incelenmektedir. Yumurta toplama sonrasında kanama kontrolünü takip ediyoruz. 1 saat kadar gözlem odasında tutularak arkasından taburculuğu uygun görmek mümkün. Bu nedenle işlem sonrasında hafif kasık ağrıları olabilmektedir.
Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanabilir?
35 yaş ve üzerindeki kadınlarda yumurta rezervi azalması ile birlikte. 6 ay korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen hastalarda. 40 yaş üstündeki kadınlarda ise maximum üç ay bekleme şartı ile birlikte tüp bebek tedavisine başlamak olası.
Adet düzensizliği olan kadınlarda,Öncesinde dış gebelik geçirmiş olanlarda,Yumurtalık enfeksiyonu geçirmiş olan kadınlarda,Tüpleri kapalı olan hastalarda,İnmemiş testislerde,Erken boşalma sorunlarında,Testis travması olanlarda,Genetik rahatsızlığı olan hastalarda,Taşıyıcı olan hastalarda,Kanser tedavisi görecek olan hastalarda yumurta ve sperm dondurma yapmak mümkün.
Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanmaz?
Tedavinin uygulanamaz durumlarını maddeler halinde listeliyoruz;
Menopoza giren kadınlarda uygulamıyoruz.Rahmi alınmak zorunda olan kadınlarda uygulamıyoruz.Sperm üretimi olmayan erkek hastalarda TESE ile de sperm çıkmama durumlarında uygulamıyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Tedavi Aşamaları Nelerdir?
Tüp Bebek Tedavisi Tedavi Aşamaları Nelerdir? Sorusunu alt başlıklar halinde cevaplıyoruz;
Doktor Muayenesi
Tüp bebek tedavisinde hekime başvuran çiftlerin, geçmiş öykülerini hekime anlatması ve hekimin tüp bebek tedavisi planlamasını yapmasıdır.
Yumurtalıkların Uyarılması
Tüp bebek tedavisine uygun görülen hastalarda, adet döneminin ikinci ya da üçüncü günü yumurta büyütme iğnelerine başlayarak var olan yumurtaların uyarılmasını desteklemektedir. 8-12 günlük takip sürecini kapsamaktadır.
Yumurtaların Toplanması
Ortalama 16-18 mm’ye ulaşan yumurtalar, çatlatma iğnesinin akabinde ortalama 36 saat sonrasında tüp bebek merkezinde sedasyon anestezisi altında toplanması işlemidir. Ortalama 15-20 dk kadar sürmektedir. Yumurta toplama işleminin yapıldığı gün aynı zamanda baba adayından da sperm örneği alınmaktadır. Bu nedenle sperm alınacak olan baba adayının 3 günlük perhiz süresi istenmektedir.
Mikroenjeksiyon
Anne adayından toplanan yumurtalar ile baba adayından alınan spermlerden en kaliteli olanların laboratuvar ortamında döllenmesi işlemidir. Bu nedenle, döllenen embriyoların takibi gerçekleştirilmektedir. Hücrelerine bölünmesi takip ediyoruz.
Embriyo Transferi
Laboratuvar ortamında döllenen embriyolar, döllenme işleminden ortalama 3-5 gün sonrasında embriyo transferi yapılmaktadır.
Gebelik Testi
Embriyo transferinden 10-12 gün sonrasında kanda gebelik testi ile gebelik sonucunuzu öğrenebilirsiniz.
#### İnfertilite
İnfertilite Nedir?
Halk arasında kısırlık olarak isimlendirilen, tıbbi ismi infertilite olan tanımlama; yaşa göre değişmekle birlikte bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen hasta grubu infertil olarak adlandırılır.
Üç Farklı İnfertilite Grubu Vardır:
Kadınlarda İnfertilite Nedir?
İnfertiliteyi anlamak bebek isteği ile meydana gelen düzenli ilişkiler sonrasında gebelik elde edilememesi ile birlikte anlaşılan bir durumdur. Bazen adet düzensizliklerinin neden olduğu yumurtlama problemleri işaret verebilirler. 35 yaşından genç kadınlar da bir yıl korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edememe durumunda çift uzmana başvururken, 35 yaşın üstündeki çiftler de ise altı ay korunmasız ilişki bir uzman desteği alabilmek için yeterli görülebilir.
Eşler arasında bilinen bir infertilite problemi var ise, tekrarlayan düşüklerden sonra bebek isteklerinde, kanser tedavisi gören çiftlerde ya da geçmişinde kemoterapi bulunan çiftlerde, endometriozis varlığında, genital enfeksiyonların varlığı gibi durumlar da daha da erken tetkik ve tedaviler ile bebek isteğine adım atılabilir.
Kadına Bağlı İnfertilitelerde
Ovulatuar Bozukluklar
Çiftlerin %25’inde görülebilir. Hipotalamik hipozifer yetmezlik, ovulatuar bozuklukların %10unda görülmektedir. Ön hipofizin makro- veya mikroadenomları ise prolaktin sekresyonlarını değiştirebilir ve amenore ve anovulasyona neden olabilmektedir.
Ovulatuar bozuklukları meydana getiren hipotalamik nedenler ise; aşırı egzersiz ve zayıf olmaktır. Bazen ikisinden birisi de olsa bazen de ikisi birlikte de görülebilir. Örnek vermek gerekir ise, mesela anoreksiya nevroza örnek verilebilecek bir durumdur.
Sheehan Sendromu
Hipotalamik hipofizer yetmezliğe bağlı olarak meydana gelen ve ovulatuar bozukluklara sebep olan bir sendromdur. Doğum esnasında veya doğum sonrasında çok daha fazla meydana gelen kanama ile hipofiz bezinin nekroze olması ile meydana gelen karakterize bir sendromdur. (masif pospartum kanama veya travma sonrası panhipopitüitarim)
Kallman Sendromu
Hipogonadotropik hipogonadizm ve anosmi veya hiposmi ile karakterize nöronal migrasyon bozukluğudur.
Tiroid
Hipertiroidizm menstrüal bozukluklara ve ovulatuar disfonksiyona neden olabilir. Adrenal bez yetersizliği cushing sendromu ve konjenital adrena hiperplazide anovulasyona neden olabilmektedir. Anovulasyona yani ovulatuar bozukluklara neden olan neden olanlardan bir diğer madde ise kronik ağır hastalıklardır. Örneğin kontrolsüz diabet, kanser, AIDS, son dönem böbrek hastalıkları gibi..
Kilo alımı ile aşırı egzersiz yapanlarda egzersizi orta seviyeye düşürerek düzenli ovulasyon gebe kalma ve komplikasyonsuz gebelik şansınızıda doğru orantılı olarak arttıracaktır.
Hipotalamik hipofizer disfonksiyon örneğin özellikle PCOS; Ovulatur bozuklukların yaklaşık olarak %85’ini kapsarken ovaryan yetmezlikler ise ovulatuar bozuklukların %4-%5’ini kapsamaktadır. Kadınlarda meydana gelen bir diğer madde ise tubal hasardır. Çiftlerin yaklaşık %20si için infertilite sorunudur. Pelvik inflamatuar kaynaklı tubal hasarlar görülebilir.
Enfeskiyonun vagen yolu ile pelvise ulaşması pelvik inflamatuar olarak adlandırılır. Tubal hasar veya adezyonlara neden olan pelvik cerrahiler ve sterilizasyon da tubal hasar yaratabilir. İnfertilite de rol oynayan bir diğer madde ise uterin servikal endometriozis de yaklaşık olarak %10’unu kapsamaktadır.
Skar veya servikste kısalmaya neden olan geçirilmiş servikal cerrahi bu nedene yol açabilir. Submukzal myomlar uterin kavite şeklini bozabilirler ve döllenmeyi engelleyebilirler. Serivkal mukusların bozukluğu neden olabilir. Endometriozis en önemi faktörlerden birisidir.
Kadınlarda fertiliteyi yani doğurganlığı bozabilecek bazı ilaçların kullanımları etkili olabilir. Siklooksijenaz inhibitörleri, spironoklakton, kemoterapi, nöroleptik ilaçlar, marihuana ve kokain gibi maddelerde fertiliteyi bozmakta önemli rol oynamaktadır. Fertiliteyi etkileyen bir diğer madde ise, mesleki ve çevresel faktörlerdir.
Kadınlarda Gebelik Oluşumu İçin Bir Arada Olması Gereken Faktörler
Yumurtalıklardan olgun yumurtaların atılması,Spermin rahimden geçerek tüplerin içine ve tüplerdeki yumurtaya ulaşması,Tüplerde döllenen yumurtanın rahme ulaşması,Rahme yerleşmesi ve tutunması.
Erkeklerde İnfertilite Nedir?
Erkeklerde de, kadınlarda olduğu gibi bir yıl süren korunmasız düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerin hekime başvurması önerilmektedir. infertilite belirtisi, erkeklerde de çoğu zaman yoktur. Ancak bazılarında sonradan edinilmiş hastalıklar, hormonal dengesizlikler, testisteki genişlemiş damar yapıları veya da spermin geçişini engelleyen durumlar da nedenler arasında sayılabilir. Ancak belirti olarak sıralayacak olur isek şu belirtilerde infertil erkeğin belirtileri arasında yer alabilir.
Testiste ağrı, şişlik ya da ele gelen kitle,Salınan semende azlık, cinsel isteksizlik, sertleşme problemleri,Koku alamama,Kromozomal veya hormonal bozukluk belirtileri,Laboratuvar bulgusu olarak da azalmış sperm sayısı da belirtiler arasında yer alabilir.
Erkeğe Yönelik İnfertilite
İzah Edilemeyen İnfertilite, Açıklanamayan İnfertilite
Çiftlerin %40’ında hem kadına bağlı hem de erkeğe bağlı inertilite olabilir.Erkeğe bağlı infertiliteler: Düşük sperm sayı ve kalitesi çiftlerin %30’unu kapsamaktadır.Diğer faktörler yani nedeni belli olmayan sebepsiz infertilite grubu ise yaklaşık %25’ini kapsamaktadır. Diğer bir madde ise,
Kallman sendromu; hipogonadotropik hipogonadizm ve anosmi veya hiposmi ile karakterize nöronal migrasyon bozukluğudur.
İnfertilitenin Türleri Nelerdir?
Hiç çocuk sahibi olamamak olduğu gibi bazen de bir ya da daha fazla çocuğu olduğu halde sonradan çiftlerin bebek istemesine rağmen bir seneden daha uzun sürede bebek sahibi olamaması durumu da olabilir. Çiftin hiç çocuğunun olmamasına primer infertilite, sonradan çiftin istemesine rağmen tekrar bebek sahibi olamamasına ise sekonder infertilite denilebilmektedir. İkisinin de sebepleri aynı olabilir ya da farklı olabilir.
İnfertilitenin Belirtileri Nelerdir?
Düzensiz ve sancılı regl dönemleri,1 yıllık düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi,Hormonal bozukluklar,Genital enfeksiyonlar,Hormonal dengesizlik,Daha önce geçirilmiş ameliyatlar,Kromozomal bozukluklar,Tekrarlayan düşükler,Çikolata kisti,Onkoloji tedavileri (kemoterapi…),Erkekte sertleşme sorunları,Erkekte cinsel isteksizlik,Testiste ele gelen kitle, şişlik de belirtiler arasında olabilir.
İnfertilitenin Tanısı Nasıl Konulur?
Hormon tetkikleri,Sperm analizi,Rahim filmi (HSG),Yumurtlama takibi,Laporoskopik girişimler,Histereskopi,
Gibi tetkikler ile infertilitenin tanısı konulabilir.
İnfertilite Nasıl Tedavi Edilebilir?
Öncelikle infertilitenin nedeni bulunmalıdır. İnfertilite açıklanabilir infertilite grubunda yer alıyor ise eğer sebebi öğrenmek için infertilitenin nedeni çeşitli girişimler ile tespiti mümkün. Tanı yöntemleri ile tespit edilen neden bulunduktan sonra bazı durumlarda kadın veya erkekteki hormon tedavisi desteği verilerek, bazı durumlarda ise yumurtlamanın sağlanması ile veya bir cerrahi işlem ile sorun çözülmekte.
Bazen de aşılama veya tüp bebek tedavisi gibi ek bir tedavi yöntemi eklenmesi gerekebilir infertilite tedavisinde. Günümüzde kısırlık konusunda artık tedavi seçenekleri oldukça fazla olup tanı metotlarının çeşitliliği de fazladır. Bu nedenle tedavi edilemeyen infertilite söz konusu değildir.
İnfertiliteye Dair Sık Sorulanlar Nelerdir?
İnfertilite Doğuştan mıdır? Genetik Bir Şey midir?
Bazı genetik hastalıklar da infertiliteye neden olabilir. Fakat bu durumlara çoğu zaman önceden tanısı konulabilmektedir.
İnfertilite Riskini Arttıran Etkenler Nelerdir?
Yaş, özellikle 35 yaş üzerinde kadın hastalarda yumurta rezervinde azalma görülebilir. Yumurta kalitesinde düşme meydana gelebilir. Bu da düşük riskini arttırabilir.Sigara kullanımı, sigara içmek yumurta rezervini hızla azaltabileceği gibi tüplere de zarar verebilir. Bu da gebeliği engelleyen, infertiliteye yani kısırlığa neden olabilen sebepler arasındadır.Kilo almak, fazla kilolu ya da fazla zayıf hastalarda da yumurtlama durumunu, ovulasyonu etkileyebilir. Yine aynı şekilde fazla kilolu olmak ya da fazla zayıf olmak da gebeliği engelleyebilir.Alkol, aşırı alkol tüketimi doğurganlığı azaltacaktır.
İnfertiliteyi Engellemek İçin Bitki Kürleri Var mı?
İnfertilite artık günümüzde o kadar yaygın bir hal almıştır ki, çok fazla sebepten dolayı da çok fazla bilgi kirliliği bulunmaktadır. Toplumda infertiliteye iyi geldiği söylenen pek çok bitkisel ürün pek çok bitkisel kürler gıdaların satışı bulunmaktadır.
Bunların bir kısmı infertiliteyi tedavi etmek bir yana sağlığa dahi zarar verebilmesi muhtemeldir. Tıbbi olarak herhangi bir kanıtı bulunmayan bu kürler, bilim insanları tarafından önerilen reçeteye tabi tutulabilecek bir grup değildir. Hekim gözetiminde hekiminizin önerdiği kadarını ve takviyeleri almanızda fayda olacaktır.
İnfertiliteyi Önlemek İçin Ne Yapılabilir?
Hayatınızdan stresi uzaklaştırın,Sigaradan uzak durun,Alkolden uzak durun,Tütün ürünlerinin kullanılmaması,Kilo kontrolünün sağlıklı yapılması,Aşırı zayıflıktan veya aşırı kilodan kaçınmak,Erkeklerin yüksek ısıya veya kimyasal ürüne maruz kalmaması,Yaş ile birlikte doğru orantılı artan infertiliteden korunmak için hayallerinizi ertelemeyin,Muayene olmaktan kaçınmayın.
İnfertilite Tedavisi Zor Bir Tedavi midir?
İnfertilite tedavisi, günümüzde çok kolaylaşmıştır. Öncelikle yumurtlama tedavisi uygulanırken arkasından aşılama ve arkasından tüp bebek tedavisi uygulanmakta. Tüm bu destek tedaviler artık oldukça konforlu tedaviler haline gelmiştir.
En son tedavi şekli olarak kabul edilen tüp bebek tedavisinde dahi artık transvajinal ultrasonlarla sedasyon anestezisi altında hastanın yumurta toplama işlemi gerçekleşmekte. Acı ve ağrı hissi minimuma indirilmiştir. Biraz manevi yükü fazladır. Ancak ağrı ve acı açısından hastaya bir yük mevcut değildir.
Hastanın yumurta büyütürken kullandığı ilaçlarda minik iğne uçları ile uygulanacağı için ilaçların kullanım kolaylığı mevcuttur. Bu nedenle enjeksiyon yerlerindeki ağrının azlığı, reaksiyonların minimalliği de tedavi de kolaylık sağlar.
Fazla Kilo, Stres, Sigaranın İnfertilite Üzerindeki Etkisi Nedir?
Stresin etkisi ile beyinden salgılanan hormonlar tüm sistemi etkilenmekte. Fazla kilo endokrin ve metabolik hastalıklara neden olmakta. Bu nedenle yumurtlama bozukluklarına konusunda etki sebebi. Sigara ise, yumurtanın etrafındaki hücreleri etkileyerek kadınlık hormonunun yapımında ve ayrıca yumurtanın olgunlaşmasında da negatif bir etkiye sahiptir. Özellikle sperm üzerinde çok büyük etkisi vardır. Hareketliliği negatif etkilemekte.
Çiftlerin Psikolojik Etkisi
Tekrarlayan başarısız bebek tedavileri çifti psikolojik olarak ruhsal durumunu negatif etkileyebilir.
‘’işlemediğim bir suçtan kaynaklı ben neden cezalandırılıyorum?” ‘’Benim suçum ne?” ‘’Benim diğer insanlardan fakrım ne?” “Eşim beni terk eder mi? …” ve daha birçok soru işareti dönüyor çiftlerin aklında. Kimisi kendisini suçlu görüyor, kimisi eşini suçluyor. Bir de yoğun aile baskısı var ise işte o zaman çiftin ruhsal durumu daha çok etkilemekte.
Üreme bir insanın yaşamındaki en önemli ve en temel ihtiyaç gibi geliyor değil mi şu anda size? İnfertilite ülkemizde olduğu gibi aile bağları güçlü olan toplumlar da yalnızca çifti değil onlarla beraber pek çok kişiyi etkilemektedir. İnfertil tanısı almak hem şok etkisi yaratır.
Bu nedenle çoğu zaman da infertil hasta bunu inkar eder. Kayıp hissi, suçluluk, depresyon, kendini soyutlama, hayatının anlamını kaybetmiş gibi psikolojik problemlere neden olurken hem evlilikte hem de cinsel hayatta oldukça büyük uzaklaşmalara neden olmaktadır.
Bu nedenle infertilite yani kısırlık jinekolojik bir problem olmamakla birlikte artık toplumda ve çiftte psiko-sosyal bir sorun haline gelmiştir. İnfertilite tedavisine bir adım atan çift, jinekolojik desteğin yanı sıra aynı zamanda psikolojik destek de almaları önerilir.
#### İnfertilite Açısından Erkeğin Değerlendirilmesi
İnfertilite; Bir yıl boyunca düzenli ve korunmaksızın cinsel ilişkiye rağmen gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanmaktadır. İnfertilite bir çift sorunudur ve popülasyonda %15 civarındadır. Son yıllarda infertilite tanısı ve tedavisi hem ülkemizde hem de dünya üzerinde oldukça gelişmiş durumdadır.
Tedaviye başlanmadan önce çiftlerin birçok yönden değerlendirilmesi ve bu değerlendirmeler sonucunda tedavi sürecine başlanılmalıdır. Çiftlerin infertilite açısından değerlendirimeden önce ise bir yıllık bir bekleme kabul görülmektedir, fakat bilinen bir erkek infertilitesi mevcut ise yada kadının yaş faktörü de riskli bir grupta ise, bir yıl süresince bekleme yapılamayabilir.
Erkekte infertilitenin değerlendirilmesinde 4 ana başlık altında erkek değerlendirilmeye alınmalıdır. Bunlar ise; öykü, fiziki muayene, semen analizi ve hormon düzeylerinin incelenmesidir. Bu değerlendirmeler hem maliyetsiz hemde oldukça hızlı ve noninvaziv yöntemlerdir. Bu değerlendirmeler erkeğin ilk değerlendirmeleridir ve tedaviye başlamadan önceki dönemde erkeğin infertilite potansiyeli ile ilgilli bilgi sahibi olmamızı sağlayacaktır. Kayle alınabilecek bir erkek infertilite faktörü saptanmış ise buna neyin sebep olduğunun araştırılması gerekmektedir.
İnfertilitede Erkeğin Değerlendirilmesinde Aşağıdaki Amaçları İçermelidir.
1-Erkeğin bir problemi varsa ortaya çıkartmak.
2-Erkeğin eğer ki düzeltilemeyecek bir problemi varsa, yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılıp yararlanamayacağını belirlemek.
3-Erkeğin infertil olmasının altında yatabilecek ve hayatını tehdit edebilecek bi hastalık varmı bu öğrenilmeli ve varsa gerekli tedavinin uygulanması sağlanmalıdır.
4-Yarımcı üreme tekniklerini kullanıcaksak, daha sonraki kuşaklara geçebilecek genetik anamolileri araştırmak ve çözüm bulnmalıdır.
Erkekte düzetilebilir bir sorun var ise hemen yardımcı üreme tekniklerine başvurmak yerine, erken tedavi edilmesi gerekir.
-Öykü-
Tedaviye başlanmadan önce hastanın öyküsü oldukça önemlidir.Erkekten alınan öykünün eksiksiz alınması da oldukça çok önemlidir.
1-Medikal Öykü
Yüksek ateş, virami ve diğer infeksiyonlar organizmanın direncini bozar ve semen kalitesinin bozulmasınıda etkiler. Bunun yanı sırada bazı sistemik hastalıklar yani diyabet, kanser öyküsü gibi rahatsızlıklarda infertiliteye yol açabilir. Genetik rahatsızlıklarda erkekte infertiliteye neden olabilir. Erkeğin bu öyküleri eksiksiz alınmalıdır ki tedavi sürecinde karşımıza sorun olarak çıkmasın.
2-Cerrahi Öykü
Erkek fertiliteye neden olabilecek bazı cerrahi işlemler geçirmiş olabilir, öykü alınırken bunlarada muhakkak değinilmesi gerekir. Erkeğin daha önceden orşiopeksi operasyonu yani tesis indirilmesi operasyonu geçirip geçirmediğine de değinilmesi gerekmektedir.
3-Fertilite Öyküsü
Tedavi sürecine başlanmadan önce bu konuyada muhakkak değinilmesi gerekmekedir. Erkeğin geçmişte oluşturmuş olduğu bir gebelik olup olmadığı öğrenilmelidir. Ayrıca kişinin infertilite süreci ve bu süreçte gördüğü bir tedavi varsa bilgi sahibi olunmalıdır.
4-Seksüel Öykü
Erkeğin bir ereksiyon problemi olup olmadığına açıklık kazandırılmalıdır. Çiftin cinsel ilişki aralıkları ve menstüral siklus aralıklarına dikkat edip etmediklerini öğrenmemiz gerekir. Ve cinsel ilişki alışkanlıklarında doğru bilinen yanlışların da aydınlatılması sağlanmalıdır.
5-Aile Öyküsü
Ailede kistik fibrozis, konjenital vas deferens agenezisi, interseks gibi rahatsızlıları olan bireyler olup olmadığı öğrenilmelidir. Ailenin diğer bireylerindede fertilite probleminin varlığı öğrenilmelidir.
6-Çocukluk Çağı VE Gelişim Öyküsü
Çocukluk döneminde geçirilen bazı hastalıkların fertiliteye yol açabileceğinden dolayı bu dönemde geçirilmiş rahatsızlıklara dikkat edilmelidir. Puberte sonrası geçirilen kabakulak infertilite riskini arttırır. Çünkü bu hastalık sonrası orşit gelişebilir ve orşitte testis atrofisine neden olabilir. Erkeğin öyküsü alınırken bunlarada çok dikkat edilmelidir.
7-Gonadotoksinler
Çeşitli zehirlerle yakın temasta bulunan bireylerde spermatogenetik aktivite olumsuz etkilenir.Ayrıca uzun süreli sauna ve sıcak oturma bonyolarıda testiküler ısı atrışı nedeni ile spermatogenezisi neatif etkileye bilir.
-Fiziki Muayene-
1-Genel Muayene
İnfertilite problemi yaşayan erkeğin fiziki yönden detaylıca muayene edilmesi gerekmektedir. Çünkü herhangi bir sistemin problemi veya organında olabilecek proplemler sperm yapımını ve kalitesini olumsuz yönde etkileyecektir.
2-Genital Muayene
Peniste üretral meatusun lokalizasyonu belirlenmeli ve penil kurvatür varlığı kesinlikle incelenmelidir. Penisin detaylıca incelenmesi ve penis cildinde herhangi bir lezyon veya skar doku olup olmadığıda incelenmelidir. Aynı zamanda skrotal muayenede testiserin skrotum içinde olup olmadığı ve penisin boyutları ve kıvamı belirlenmelidir.
-Laboratuvar Testleri ve Sonuçları-
Laboratuvar testleri ise tedavi sürecinin olmazssa olmazlarıdır bu testlerin analizlerine göre tedavide bizlere yol gösterecektir
1-Semen analizi
2-Hormonal değerlendirme
3-Ejekülasyon sonrası idrar analizi
4-Seminal früktoz tayini
5-Semen lökosit analizi
6-Antisperm antikor tayini
7-Sperm fonksiyon testleri
8-Radyolojik değerlendirmeler
9-Genetik değerlendirme
10-Testis biyopsisi
#### İnfertilite Neden Artıyor?
Günümüzde rastlanan en büyük problem kısırlık olarak karşımıza çıkıyor. Gittikçe artan infertilite yani kısırlık nedeni ile çocuk sahibi olamayan çift sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Peki günümüzde neden bu kadar arttı ya da neden bu kadar çok rastlanıyor sorusunun cevabı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor;
Önce kariyer yapacağım sonra anne olacağım diye düşünen kadın sayısı her geçen gün artarak devam etmekte, doğurganlık 20-25 yaş arasında en maksimum seviyededir. 32 yaşından sonra ise yavaş yavaş düşmeye başlar, 35 yaş ve sonrasında ise gebe kalma olasılığı şansı yüzde ellilerden daha aza düşmesi anlamına gelmektedir.
Günlük hayatımızda artan streste infertilitenin bir parçası haline gelmiş olup tüp bebek tedavilerinin artışına yol açmış olmaktadır. Alkol, sigara tüketimi artmakta olup infertiliteyi etkilemektedir. Elektronik cihazların kullanımı, obezite, tarımda kullanılan ilaçlarında etkisi elbette ki büyüktür.
Yeterli sayıda ve hareketlilikte spermi olmayan baba adaylarının da tüp bebek tedavisi gerektirmeden baba olma şansları gittikçe düşüyor. Stres, beslenme düzeni, obezite, sigara ve alkol kullanımı, modern çağın kaçınılmaz zararları tıpkı anne adayını olduğu gibi baba adayını da olumsuz yönde etkiliyor.
Türkiye de her yüz çiftten yaklaşık yüzde on beşinde kısırlık problemine rastlanmaktadır. Ve her ne kadar ülkemizde önce kadın olarak görülse de bu yüz kişinin yüzde kırkında erkeğe bağlı faktörlerden dolayı kısırlığa rastlanmaktadır.
Çevre kirliliği ve bulunduğumuz gittikçe olumsuzlaşan çevremizde örneğin midye gibi deniz kirliliği bulunan yerlerde varlığı olan ürünlerden uzak kalmalıdır. Bebek sahibi olmak isteyen bir erkeğin hatta bir çiftin sigaradan, alkolden, uyuşturucudan uzak kalması gerekmektedir.
Hatta uzun süreli bir şekilde ısıya maruz kalmak da spermlerin azalmasına hatta neredeyse yok olmasına neden olmaktadır. Çok sık aralıklarla tercih edilen yüksek ısı bulunan sauna, hamam gibi ortamları kısıtlamalılar ve uzun süre oturarak saatlerce oturmaktan kaçınmalıdırlar. Uzun süre ısıya maruz kalması demek bir erkeğin sperm üretimlerinin yavaşlamasına, durmasına sebep olabilmektedir.
Bu gibi durumlardan kaçınmalı, kaliteli ve mutlu bir hayat tercih etmeye ya da oluşturmaya çalışmalı, kendinizi bir sakınırken üç sakınmakta fayda olduğunu söyleyebiliriz. Tüp bebek tedavilerinde gecikmeyin, ne zaman olursa olsun tedavi olurum nasılsa diyerek süreci uzatmayın. Yaş her zaman önümüze çıkacaktır, unutmayın!
#### İnfertilite Nedir? Kimler Şüphe Etmelidir?
İnfertilite Nedir? Kimler Şüphe Etmelidir? Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor:
Bebek isteği olup korunmasız bir şekilde düzenli ilişkiye girerek yıl içerisinde bebek sahibi olamayan çiftlere yavaş yavaş destek verilerek yumurtlama takibi ile başlanarak tedavi uygulanabilir.
Bazıları için bu çok kolay ilk ilişkide elde edebileceği bir şey olurken bazıları içinde senelerdir hasretini çektiği bir şey haline dönüşür. Günümüzde ise çoğu kişi gebelik elde edemiyor. Etse bile düşük vs. gibi sorunlar karşısına çıkmaktadır.
Bu Durumda Çift Ne Yapmalıdır?
Ankara tüp bebek merkezlerinde tüp bebek doktorlarımıza veya jinekologlarımıza başvurarak infertilite sebebi araştırılmalıdır. Sadece kadın yönünden değil erkek yönünden de bir üroloğa giderek genel bir muayene olunmasında fayda vardır. Genel sağlık durumu geçirdiği hastalıklar kullandığı ilaçlar ne kadar sık aralıklara birlikte oldukları vs sorgulanmalıdır ve çiftin detaylı anemnezi alınmalıdır. Tüm bu anemnez göz önünde bulundurularak çift muayene tetkikler vs yönünden izlenir. Bunların hepsi ile çift infertilite yönünden değerlendirilir. Tüp bebek tedavisi mi yoksa diğer üremeye yardımcı tedavilerden mi yararlanacağı kararına varır. Bazen herhangi bir infertilite problemi bulunmayabilir. Sebebi açıklanamayan infertilite olarak isimlendirilir ve yaklaşık yüzde on beşi bu durum kapsamaktadır. Sebebi açıklanamayan infertilitelerde kendiliğinden yumurta takibi veya aşılama gibi tüp bebek tedavileri dışında diğer üremeye yardımcı tekniklere başvurulabilir. Vakit kaybetmemekte fayda vardır. ancak tüp bebek tedavilerinin şansı diğer tedavilere oranla elbette daha yüksektir.
Her ne tedaviye başlarsak başlayalım ruh hali ve psikoloji çok önemlidir. Anne ve baba adayının psikolojik olarak ruh halini kuvvetli tutmasında her zaman fayda vardır. psikoloji tüm sorunların temelini oluşturur. Mutlu olun kararlı olun ve öyle yola çıkalım sevgili anne ve baba adayları :)
#### İnfertilitede Beslenmenin Gücü
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]İnfertilitede Beslenmenin Gücü: Doğurganlığı Destekleyen Doğru Yiyecekler
İnfertilite tedavisinde beslenmenin rolü büyük! Yumurtalık rezervinden hormon dengesine kadar doğurganlığı artıran doğru besinleri ve bilimsel ipuçlarını bu yazıda keşfedin.
İnfertilite Nedir?
İnfertilite, düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen 12 ay boyunca gebelik elde edilememesi durumudur. Kadın veya erkek kaynaklı olabilir ve her iki cinsiyeti de etkileyebilir. Kadınlarda infertilite nedenleri arasında yumurtlama problemleri, tüplerin tıkanıklığı, endometriozis ve yaş faktörü sayılabilir.
Günümüzde bilimsel araştırmalar, beslenmenin doğurganlık üzerindeki etkilerini açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle antioksidanlardan zengin, hormonal dengeyi destekleyen, kan şekeri regülasyonunu sağlayan bir beslenme modeli, infertilite tedavisini destekleyici niteliktedir.
Beslenmenin Doğurganlık Üzerindeki Etkisi
Besinler, vücudumuzdaki tüm hücresel süreçleri etkiler. Üreme hücrelerinin kalitesi, hormonal denge, rahim içi ortamın sağlığı ve yumurta gelişimi besinlerle doğrudan ilişkilidir. Yetersiz veya dengesiz beslenme;
Ovülasyon (yumurtlama) bozukluklarına,
Hormonal dalgalanmalara,
Oosit (yumurta) kalitesinde düşüşe,
İnsülin direncine ve iltihabi durumlara neden olabilir.
Doğru beslenme, tüm bu süreci tersine çevirmeye yardımcı olabilir.
İnfertilite Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gereken Beslenme İlkeleri
Antioksidan Ağırlıklı Beslenme
Antioksidanlar, hücreleri oksidatif stresten korur. Yumurtaların kalitesini artırır ve spermlerin DNA hasarını azaltır. Özellikle IVF (tüp bebek) tedavilerinde başarı şansını yükseltir.
Antioksidan kaynakları:
C vitamini: Kivi, portakal, çilek
E vitamini: Badem, ay çekirdeği
Beta-karoten: Havuç, kabak, tatlı patates
Selenyum: Brezilya cevizi, yumurta
Çinko: Kabak çekirdeği, kırmızı et
Polifenoller: Yeşil çay, zerdeçal, zeytinyağı
Kan Şekerini Dengeleyin
İnsülin direnci, özellikle PCOS kaynaklı infertilite vakalarında sık görülür. Düşük glisemik indeksli gıdalar tercih edilmelidir.
Uygulama önerileri:
Beyaz unlu ürünler yerine tam tahıllar
Rafine şeker yerine meyve şekeri (ölçülü)
Karbonhidrat-protein dengesi
3 ana + 2-3 ara öğün sistemi
Omega-3 Yağ Asitleri İhmal Edilmemeli
Omega-3 yağ asitleri, hormonal dengeyi sağlar, yumurta kalitesini artırır ve rahim içi iltihaplanmaları azaltır. Aynı zamanda endometriozis tedavisinde de destekleyicidir.
Kaynaklar:
Somon, sardalya, uskumru
Ceviz
Chia ve keten tohumu
Omega-3 takviyeleri (doktor onayıyla)
Bitkisel Besin Tabanlı, Doğal Bir Diyet Modeli Benimseyin
İnfertilite sürecinde daha doğal ve işlenmemiş gıdalara yönelmek çok önemlidir.
Akdeniz tipi beslenme, bu konuda önerilen en etkili modellerdendir.
Temel taşları:
Zeytinyağı
Bol sebze ve meyve
Baklagiller
Tam tahıllar
Balık ve az miktarda beyaz et
Süt ürünleri (mümkünse fermente formda)
İnfertiliteyi Olumsuz Etkileyen Beslenme Hataları
Trans yağlar (hazır kızartmalar, margarin): Hormon üretimini bozabilir.
Aşırı kafein tüketimi: Günde 1-2 fincan Türk kahvesi geçilmemelidir.
Fazla hayvansal protein: Özellikle kırmızı etin aşırı tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkileyebilir.
Alkol ve sigara: Hem sperm hem yumurta kalitesini ciddi anlamda düşürür.
Ağır diyetler / kalori kısıtlaması: Adet düzenini bozarak yumurtlamayı engelleyebilir.
Doğurganlık Dostu Örnek Günlük Menü
Kahvaltı
Yulaf ezmesi + yoğurt + taze meyve + ceviz
Ara Öğün
Haşlanmış yumurta + çiğ badem
Öğle
Zeytinyağlı sebze yemeği + bulgur pilavı + yoğurt
Ara Öğün
Yeşil çay + birkaç kare bitter çikolata (min. %70 kakao)
Akşam
Izgara somon + karışık yeşil salata + tam buğday ekmeği
Gece
Kefir veya bitki çayı
Besin Takviyeleri Gerekli mi?
Bazı takviyeler doğurganlığı destekleyebilir, ancak mutlaka bir uzman kontrolünde kullanılmalıdır.
Yaygın kullanılanlar:
Folik asit: Hem anne adayları hem de erkeklerde doğurganlığı artırır.
D vitamini: Eksikliği doğurganlığı olumsuz etkiler.
CoQ10: Hücre yenilenmesini ve enerji üretimini destekler.
Myo-inositol: Özellikle PCOS’ta yumurtlamayı düzenler.
Çinko, selenyum, B12: Hormon üretimi için gereklidir.
Erkeklerde de Beslenme Önemlidir
İnfertilite sadece kadınlarla sınırlı değildir. Erkeklerde sperm kalitesi, sayısı ve hareketliliği beslenme ile doğrudan ilişkilidir. Erkeklerde de;
Antioksidanlar,
Çinko,
D vitamini,
Omega-3 ve
Selenyum tüketimi artırılmalıdır.
İnfertilite ile mücadelede beslenme, sadece destekleyici bir unsur değil, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Her bireyin metabolizması ve ihtiyacı farklı olduğundan, kişiye özel bir diyet planı ile doğurganlık artırılabilir, tedavi süreci kolaylaştırılabilir.
Unutmayın:
Beslenme, sadece fiziksel sağlığı değil, hormonal dengenizi ve anne/baba olma hayalinizi de etkiler. Bu nedenle profesyonel bir diyetisyen eşliğinde beslenme planı oluşturmak, tedavi sürecinin başarısını doğrudan artırabilir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### İnfertiliteden Kendimi Koruyorum, Fertilite İçin Beslenme!
İnfertilitenin bir çok nedeni ve risk faktörleri vardır; yaş, genetik, düşük beden kitle endeksi, insülin direnci, sigara, alkol, sedanter yaşam, anatomik bozukluklar, endokrin bozukluklar, kronik toksisite, yoğun spor ve kardiyak aktivite… İnfertilite için peki nasıl beslenmeliyiz?
Gebelik Açısından Beslenmede Önemli Değerler Nelerdir?
Folik asit takviyesi,Vitamin B12 takviyesi,Omega 3 takviyesi,Fitoöstrojenler infertilite de önemli yer kaplarken,Kırmızı et tüketiminin, işlenmiş et tüketiminin, trans yağ ve şeker tüketiminin, işlenmiş tatlandırılmış meyve suları tüketimi infertilite açısından da risk oluşturmaya devam etmektedir.
İnfertilitede Beslenmenizde Olması Gerekenler
Sağlıklı yağlar, avokado, zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, çiğ kuruyemişler gibi.. bitki bazlı protein tüketiminde de özellikle bakliyat, bezelye, mercimek ve yine çiğ kuruyemişler de bitkisel proteinler açısından önemlidir. Sağlıklı karbonhidratlar da yıldızlanmalıdır. Karbonhidratı meyvelerden, sebzelerden almak en doğru yoldur. Ferritin düzeyi yani demir içeren bitkisel kaynaklar, ıspanaklar, kara lahana, kabak çekirdeği, nohut, pancar gibi tüketimlerin daha etkili olduğu mutlaka bitkisel kaynaklı olmalıdır diye üstünde de durulmuştur. Çinko açısından da B6 içeren gıdalar oldukça bol tercih edilmelidir. Bir de folat içeren gıdaların önemi büyüktür.
İnfertilitede Neler Olmamalıdır?
Trans yağlar, işlenmiş rafine karbonhidratlar, basit karbonhidratlar, paket gıdalar, ekmek, rafine şeker, alkol, kafein tüketiminin aşırı olması, yağlı süt ürünler;
Kadın İnfertilitesinde Destek Grupları
Folik asit, çinko, B12, vitamin D, iyot, omega 3 yağ asitleri, B6, coenzyme Q10, demir, probiyotikler, magnezyum, selenyum, chastree berry, bromelain, rashberry leaf, nettle leaf, c vitamini kadın infertilitesinde faydası olabilecek supplementlerdir.
Erkek İnfertilitesinde Destek Grupları
Çinko, selenyum, likopen, c vitamini, omega 3 yağ asiteri, e vitamini, l kartinin, koenazim Q10, folik asit, d vitamini erkek infertilitesinde faydası olabilecek supplementlerdir.
Besinler ile İlgili Özetle
Karbonhidratlara dikkat! Çok kilolu ya da çok zayıfsanız kan şekeri değerleriniz dengeli değilse bu da doğurganlığınızı etkiliyor olabilir. Öncelikle bunu dengelemek doğurganlığı arttırmak anlamına gelebilir. Kan şekerini dengelemek doğurganlık açısından oldukça önemlidir. Fertilite diyetlerinde karbonhidrat tüketiminde biraz hassas olmak gerekiyor. Vücudun enerjisini elde eden ve sağlayan bu grup genellikle ikiye ayrılır. Karbonhidratların türlerinden örneğin basit karbonhidratlardan, beyaz şeker, meyve ve meyve sularını fertilite diyeti boyunca tüketimini sınırlamak hatta neredeyse sonlandırmak onun yerine kompleks olana ağırlık vermek gereklidir. Bunlara örnek olarak, sebzeleri, tahılları ve baklagilleri tercih etmek temel kurallardandır. Bu grup oldukça iyi bir besin deposu ve destekleyicidir.
Fertilite de protein tüketiminin önemi ise, aminoasit üreterek hormon üretimini arttırmaktadır. Amioasitler vücudun temel yapıtaşları arasındadır. Fakat protein deyince akla sadece et ve et ürünleri gelir. Balık, baklagiller, yumurta ve kuruyemiş fertilite diyeti açısından da daha uygundur. Kırmızı et yerine baklagil tüketilmesi ve proteini bunlardan almak fertilite diyetinde bilinmeyen yıldız noktadır.
Fertilite de yağ tüketimi, doğurganlığın olumlu etkilenen besinlerinde yağlı balıklarda, çekirdeklerde, kuruyemişlerde buunmaktadır. Fertilite diyeti sürecinde tüketilen bu besinler doğurganlığa pozitif yönde etki yapacaktır. Fertilite diyetinde kızartmalar yer almaz !
Omega 3
Beslenme de sık sık adını duyduğumuz omega 3 tüm yağ asitlerinin arasında öne çıkıyor. Vücudun kendisinin sentezleyemediği omega 3 yağ asidinin dışardan alınması gerekiyor. Yeşil yapraklı sebzeler içindeyse semizotu öne çıkıyor. Balık ise herkesin tüketmesi gereken bir gıdadır. Fertilite diyetinde haftada en az iki kez balık olmalıdır.
Stres ve infertilite
İnfertilite tedavisinde kronik stres mutlaka hem erkekte hem de kadında çiftin her ikisinde de ele alınmalıdır. Erkekte ya da kadında daha etkili bir faktördür diye açıklama yapmak mümkün değildir. Yapılan bir çok çalışmada yaşam şartları ve kronik stresin infertilite ile bağlantısı bulunmuştur. Nefes egzersizleri, meditasyonlar, yoga stresi uzaklaştırmak için önemlidir.
Uyku ve infertilite
Düzenli uyku yukarıda madde olarak aldığımız stresi düzenleyecektir. Yeterli uyku uyumadığımızda vücudun hormonal dengesi genel olarak bozulmaktadır. Gece 22:00-24:00 arasında uykuya dalmak ve en az 8 saat uyumak infertilite açısından oldukça önemlidir.
Sigara ve Alkol Tüketiminde İnfertilite
Yapılan pek çok çalışmada ve artık kabullenilmese bile tüm toplumun bildiği bir gerçek var ki, alkol ve sigaranın sperm sayısının ve kalitesinin azalttığı görülmüştür. Kadınlarda yumurta kalitesini bozmaktadır. Özellikle sigara tüketimi de anne karnındaki bebeğin sağlığını da tehdit etmektedir.
En Çok Merak Edilenlerden Bir Diğer Madde ise;
Kafein ve İnfertilite
Kafein hormonal dengesizliklere neden olabilir. Dehidratasyon en önemli yan etkilerinden birisidir ve mineral dengesizliklere de dehidratasyondan ötürü yol açabilir. Günde 200-300 mg kafeinden fazlası infertilie oranını %27 oranında arttırmaktadır. Günde sadece bir fincan türk kahvesi tüketimi önerilmektedir.
Sporun Fazlası İnfertilite mi Yoksa Fertilite mi?
Spor ve egzersizler infertilite tedavisinde mutlaka yer almalıdır. Ancak yüksek tempolu ve hormon salgılanmasını şiddetli arttıran ağır sporlar infertilite tedavisinde doğru seçenek değildir. Yoğun egzersizler hipoöstrojenizim nedeni ile östrojenin kemik metabolizmasını düzenleme etkisinin azalması sonucunda kemik dansisitesini de de kayıplar oluşabilir. Egzersiz oldukça faydalıdır ancak aşırı egzersizler ve vücudu strese sokacak kadar spor antrenmanları tam tersi yönde de etki edebilmektedir.
Hastayı yeterli derecede tanımak ve analiz etmek supplementler ile desteklenerek neye ihtiyaç olduğunu görüp kişiye özel tedaviler planlanmaktadır. Ama doğru nedenlere odaklanıldığı anda infertilite bir kabus olmaktan çıkar. Her şey gönlünüzce olsun, bundan sonra sağlıklı besinlerle mutlu bebekler dilerim. Siz besinlerle ve diğer maddeleri dikkate alarak elinizden geleni yapıp daha sonrasını bizlere emanet edebilirsiniz ! ☺
#### İnternet Sitesi Veri Güvenliği, Gizliliği ve Çerez Politikası Aydınlatma Metni
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun’u uyarınca, kişisel verilerinizin işlenmesine ilişkin veri sorumlusu “Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi No: 2/80 Söğütözü/Ankara” adresinde bulunan, 35281168664 vergi numarası ile Başkent/Ankara Vergi Dairesi’ne kayıtlı olan muayenehane sahibi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından hazırlanan eldeki İnternet Sitesi Veri Güvenliği, Gizliliği ve Çerez Politikası Aydınlatma Metninin amacı, www.sevtaphamdemir.com.tr internet sitesinin (Site) işletilmesi sırasında Site ziyaretçilerine (Veri Sahibi) çerezlerin kullanımı ile elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olarak bilgi verilmesidir.
Çerez nedir?
İnternet sitelerimizi ziyaretleriniz sırasında deneyiminizi geliştirmek, kolaylaştırmak, Sitenin doğru ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla Bilgi Teknolojileri dahilinde bazı teknolojilerden (çerezler-cookies) faydalanmak, kullanmak gerekmektedir. Çerezler, tarayıcınız tarafından bilgisayarınızın sabit diskinde saklanan tanımlama bilgileri olarak ifade edilebilir. Çerezler; kullanım ömrü, kullanım amacı, çerezin sahibi veya çerez yerleştiren tarafa göre çeşitli tasniflere tabi tutulur.
Kullanım ömrüne göre çerezler
Oturum Çerezi
Sadece oturum sırasında geçici olarak depolanır ve en kısa sürede tarayıcınızı kapattıktan sonra kaldırılır.
Kalıcı Çerezler
Kalıcı çerezler tarayıcı veya uygulamayı kapattıktan sonra bilgisayar/ mobil cihazda kalır ve web sitesine döndüğümüzde sizi tanımak için kullanılır. Kalıcı çerezlerin süreleri dolana kadar yeni bir çerez yüklenir, bilgisayarınızda veya mobil cihazınızda kalır
Kullanım amacına göre çerezler
Zorunlu/Teknik Çerezler
Gerekli ve önemli çerezdir. Kullanıcı hesabı oluşturmanıza, giriş yapmanıza ve web sitemizde gezinti yapmanıza olanak sağlar. Kalıcı çerezler tarayıcı veya uygulamayı kapattıktan sonra bilgisayarınızda veya mobil cihazınızda kalır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak için kullanılır.
Analitik/Performans Çerezler
İnternet sitesinin kullanım şekli, ziyaret sıklığı ve sayısı, hakkında bilgi toplayan ve ziyaretçilerin siteye nasıl geçtiğini gösterirler. Bu tür çerezlerin kullanım amacı, sitenin işleyiş biçimini iyileştirerek performans arttırmak ve genel eğilim yönünü belirlemektir. Ziyaretçi kimliklerinin tespitini sağlayabilecek verileri içermezler. Örneğin, gösterilen hata mesajı sayısı veya en çok ziyaret edilen sayfaları gösterirler.
İşlevsel/Fonksiyonel Çerezler
Fonksiyonel çerezler, web sitesinde ziyareti kolaylaştırmak ve tarama deneyiminizi geliştirmek için kullanılan çerezlerdir. Tercih ettiğiniz dil, düzen veya renk şeması gibi belirli ayarları, hatırlamak için izin verir.
Hedefleme/ Reklam Çerezleri
Reklam ve kişiselleştirme çerezleri kendi kişisel çıkarları için bizim reklam ve web sitesi içeriği özelleştirmek için bizim web sitelerinin ziyaretçi tarama davranışı hakkında bilgi toplamak için kullanılır.
Çerez sahibi veya çerez yerleştirene göre çerezler
Birinci Parti Çerezler
Ziyaretçisi olunan internet sitesi tarafından tanımlanan ve sadece bu site tarafından okunabilen çerezlerdir.
Üçüncü parti Çerezler
Ziyaretçisi olunan internet sitesi dışındaki organizasyonlarla tanımlanan ve tanımlandığı hizmete dair siteye raporlama yapılmasını sağlayan çerezlerdir.
Sitemizde Kullanılan Çerezler
Zorunlu, fonksiyonel ve analitik çerezler
Hiçbir hal ve şartta kimliğinizi tanımlayabilecek verileri toplamaz, saklamaz, işlemeye yol açmaz; bu nitelikleri nedeniyle kişisel olarak nitelendirilemez. Bilgisayarınıza zarar vermez, virüs barındırmaz. Ziyaretçiler tarafından sitenin nasıl kullanıldığını anlamayı sağlar, istatistik verileri toplar ve bu veriler doğrultusunda içerik geliştirilmesine yardımcı olur. Gelecekteki olası ziyaretlerde faaliyetleri hızlandırmayı sağlar. Site ara yüzlerinin ve özelliklerinin olması gerektiği gibi kullanılması açısından zorunludur.
Reklam çerezleri
Reklamları kişiselleştirmek ve site trafiğini test ve analiz etmek amacıyla, kişiye bağlı temel hak ve özgürlüklerinize zarar vermemek için gerekli hukuki bildirimlere bağlı taahhütleri alınmış olarak meşru menfaatler kapsamında kullanılabilmektedir.
Çerezlerin kullanımı veri sahipleri tarafından engellenebilir mi?
Genel olarak internet tarayıcıları, çerezleri otomatik olarak kabul etmek üzere önceden tanımlanmıştır. Tarayıcılar, çerezleri engelleyecek şekilde veya kullanıcıyı cihaza çerez gönderildiğinde uyaracak şekilde ayarlanabilir. Çerezlerin yönetimi tarayıcıdan tarayıcıya değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle, daha fazla bilgi için lütfen tarayıcınızın yardım menüsüne bakın. Çerezlerin devre dışı bırakılması durumunda Şirket internet sitesi, uygulama, platform ve hizmetlerinin bazı özelliklerinden yararlanılamaması söz konusu olabilecektir.
Adobe Analytics
https://www.adobe.com/uk/privacy/opt-out.html
Google Adwords
https://support.google.com/google-ads/answer/2407785?hl=tr
Google Analytics
https://tools.google.com/dlpage/gaoptout
Google Chrome
https://support.google.com/chrome/answer/95647?co=GENIE.Platform%3DDesktop&hl=tr
Internet Explorer
https://support.microsoft.com/en-us/topic/delete-and-manage-cookies-168dab11-0753-043d-7c16-ede5947fc64d
MozillaFirefox
https://support.mozilla.org/tr/kb/cerezler-web-sitelerinin-bilgisayarinizda-depoladi
Opera
https://security.opera.com/
Safari
https://support.apple.com/tr-tr/guide/safari/sfri11471/mac
Microsoft Edge
https://support.microsoft.com/tr-tr/help/17442/windows-internet-explorer-delete-manage-cookies
Muayenehanemiz; internet sitesini ziyaret eden ziyaretçilerin IP adresi ve zaman damgası (ziyaret saati) verilerini 5651 sayılı kanun gereği kayıt altına almak zorundadır. Bu veriler kanundan kaynaklanan 2 yıl süre ile güvenli şekilde muhafaza edilmekte ve gereği halinde yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşılabilmektedir. Bu nedenle bu verileriniz 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. Maddesinin 2. Fıkrasının ç ve f bentlerine dayanarak sınırlı olarak işlemektedir.
İnternet sitesi, platform ve uygulamaları ile hizmetlerinin yürütülmesi ve tanıtımı için yetkilendirdiğimiz bazı hizmet sağlayıcılardan yardım alabiliriz. Bu hizmet sağlayıcılar da kullanıcıların bilgisayarına/cihazına çerezler ve benzeri teknolojiler (üçüncü kişi çerezleri) yerleştirebilecek ve kullanıcı cihazını tespit etmeye yönelik IP adresi, benzersiz tanımlayıcı (unique identifier) ve cihaz tanımlayıcı gibi bilgileri toplayabilecektir.
Muayenehanemiz internet siteleri, platform ve uygulamaları, üçüncü kişilere ait internet sitesi, ürün ve hizmetlere ilişkin linkler içerebilir. Söz konusu linkler, üçüncü kişilere ait gizlilik politikalarına tabi olup, üçüncü kişiler ve üçüncü kişilere ait sitelerin veri sorumlusundan bağımsız olduğu ve veri sorumlusunun üçüncü kişilerin gizlilik uygulamalarından sorumlu olmadığının farkında olunmalıdır. Link verilen internet sitelerinin ziyaret edilmesi durumunda, bu sitelere ait gizlilik politikalarının okunmasını tavsiye etmekteyiz.
Sitemizde kullandığımız çerezleri kullanmaktan vazgeçebilir, bunların türlerini veya fonksiyonlarını değiştirebilir veya sitemize yeni çerezler ekleyebiliriz. Dolayısıyla iş bu aydınlatma metninin hükümlerini dilediğimiz zaman değiştirme hakkını saklı tutuyoruz. Güncel aydınlatma metni üzerinde gerçekleştirilmiş olan her türlü değişiklik sitede veya kamuya açık herhangi bir mecrada yayınlanmakla birlikte yürürlük kazanacaktır. Son güncelleme tarihini metnin sonunda bulabilirsiniz.
Kişisel veri sahibinin hakları nelerdir?
KVKK 11. madde kapsamında kişisel veri sahibi olarak;
Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,
Kişisel verileriniz işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
Kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
Kişisel verilerinizin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
6698 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
İşlenen verilerinizin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
Kişisel verilerinizin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız hâlinde zararın giderilmesini talep etme hakkınız bulunmaktadır.
KVKK 13. maddesinin 1.fıkrası uyarınca kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, yazılı veya Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirlediği diğer yöntemlerle Muayenehanemize iletebilirsiniz. Başvurunuzu ileteceğiniz kanallar ve usullerin açıklandığı başvuru bilgi metnini ve başvuru formunu tarafımızdan temin edebilirsiniz.
Kişisel veri sahibinin, haklara ilişkin talebini usule uygun olarak tarafımıza iletmesi durumunda, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç 30 (otuz) gün içinde ilgili talebi ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarife uyarınca ücret alınabilecektir. Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; cevabımızı öğrendiğiniz tarihten itibaren otuz ve herhâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunabilirsiniz.
Yayım tarihi itibariyle güncel 6698 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uyarınca hazırlanan eldeki İnternet Sitesi Veri Güvenliği, Gizliliği ve Çerez Politikası Aydınlatma Metni bilgilerinize sunulur.
Saygılarımızla.
Veri Sorumlusu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
#### IVF (Tüp Bebek)
IVF (Tüp Bebek), bugün pek çok İnvitro fertilizasyon (IVF) embriyo transferi doğumları bir zamanların ümitsiz çiftlerinin çocuk sahibi olabildikleri mutlu sonu oluşturdu.
İnfertilite Açısından Erkeğin Genel Olarak Değerlendirilmesi
İnfertilite; korumasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen, bir yıl içerisinde gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanır. İnfertilite, bir çift sorunu olup, popülasyonda %15 oranında görülür. Erkeğin infertilitedeki sorumluluğu; %30 olguda tek başına, %20 olguda kadın faktörü ile birlikte olmak üzere en az %50 oranındadır. Son yıllar da infertilite tanısı ve özellikle tedavisindeki gelişmeler baş döndürücü düzeyde olmuş ve infertilite konusuna yeni boyutlar getirmiştir.
Fertil çiftlerde korunmasız ve düzenli cinsel ilişki sürecinde; 6 ay sonra %50’sinde, 1 yıl sonra %90ında gebelik olduğu bildirilmektedir. Bu nedenle çiftlerin infertilite açısından değerlendirilmesi için bir yıl beklenmesi kabul edilen görüştür.
Ancak; bilinen bir erkek infertilitesi riski mevcut ise, kadın yaş faktörü göz önünde bulundurulduğunda (ileri yaş) infertilite riskini arttıracaksa ve fertilite potansiyelleri hakkında bilgi sahibi olamamak çiftte sıkıntı yaratacaksa, çiftler bir yıl beklenmeksizin de değerlendirmeye alınabilirler.
Erkek infertilitesinin değerlendirilmesi 4 başlık altında incelenebilir. Bunlar; öykü, fizik, muayene, semen analizi ve hormon düzeylerinin belirlenmesidir. Bu değerlendirmeler hızlı yapılabilen, ucuz ve noninvaziv yöntemler olup, erkeğin ilk değerlendirilmesi olarak kabul edilirler. Bu bilgilere erişildiğinde, erkeğin fertilite potansiyeli hakkında önemli düzeyde bilgi edinilmiş olur.
Önemli bir erkek infertilite faktörü saptanması durumunda, bu faktöre neden olabilecek herhangi bir patolojinin varlığını araştırmaya yönelik daha detaylı irdeleme, gerektiği zaman yapılmalıdır. İnfertilitede erkeğin değerlendirilmesi aşağıdaki amaçları içermelidir;
Varsa, düzeltilebilir problemleri ortaya çıkarmak,Düzeltilmeyecek problemin varlığında yardımlı üreme tekniklerinden yararlanılıp yararlanmayacağını belirlemek,İnfertilite probleminin altında yatabilecek hayatı tehdit eden bir hastalığı varsa ortaya çıkarmak ve gerekli tedaviyi yapmak,Yardımlı üreme teknikleri kullanılacaksa, gelecek kuşaklara geçebilecek olası genetik kuşaklara geçebilecek olası genetik anormallikleri araştırmak.
Cerrahi Öykü
Kişi, fertiliteyi etkileyecek cerrahi girişimler geçirmiş olabilir. Bunlar, oldukları yaşlar, öyküsü değerlendirilmelidir.
Fertilite Öyküsü
Erkeğin geçmişte oluşturduğu gebeliklerin olup olmadığı bilinmelidir.
Seksüel Öykü
Öncelikle erkeğin ereksiyon problemi ekarte edilmelidir. Çiftin cinsel sıklığı, menstrüel siklus ile zamanlamaya dikkat edip etmedikleri sorgulanmalıdır.
Çocukluk Çağı ve Gelişim Öyküsü
Çocukluk çağında geçirilen bazı hastalıklar fertiliteyi olumsuz etkileyebilceğinden, bu dönemde geçirilen hastalıkların ve gelişim öyküsünün detaylı sorgulanması son derece önemlidir. Puberte sonrası geçirilen kabakulak hastalığı fertiliteyi olumsuz etkiler.
Laboratuvar Testleri
Semen analizi,Hormonal değerlendirme,Ejekülasyon sonrası idrar analizi, Semen lökosit analizi,Antisperm antikor tayini,Sperm fonksiyon testleri, Radyolojik değerlendirme,Venografi,Vazografi,Genetik değerlendirme,Testis biyopsisi.
Sağlıklı bir gebeliğin oluşması ve devamı için gerekli ön koşullar şu şekilde sıralanabilir;
Erkekte testislerde sağlıklı sperm üretimi,Üretilen spermin cinsel ilişki ile vajen içinde arka fornikse boşaltılması,Kadında düzenli ovulasyon olması,Ovulasyonda atılan ovumun tuba tarafından tutulması,Kadında servikal kanal, uterin kavite ve tuba lümenlerinin erkek gameti ve dişi gameti geçişlerine uygun şekilde açık olması,Tubanın ampulla kısmında döllenme gerçekleşmesi,Döllenmiş yumurtanın endometrial boşluk yönünde ilerlemesi,Over hormonlarınayanıt veren ve döllenmiş yumurtanın gömülmesine olanak veren sağlıklı endometrium varlığı,Oluşan erken gebeliğin sağlıklı bir şekilde devamını sağlayacak uterin yapı ve hormonal desteğin varlığı,Fetüs ve plesantanın beslenme ve oksijenlenmesi için yeterli genel sağlık düzeyi.
Tüm bunların yanı sıra; aklınızda sorulardan biri de tüp bebek aşamaları nelerdir sorunudur eminim.;
Aşamalar hastadan hastaya göre değişse de genel anlamda;
Birinci Aşama
İlk Muayene; Bebek sahibi olmak isteyen çift değerlendirilerek ve ilk muayene yapılır. Bu değerlendirme; çiftin geçmişte gördüğü tedaviler, doğum, düşük, gebelik hikayeleri, eski tahliller vs. kapsar. Çiftlerin yapılan detaylı değerlendirme sonrasında tüp bebek tedavisi planlanır.
İkinci Aşama
Yumurtalıkların Uyarılması; Bu aşamada anne adayının yumurtalıklarında var olan yumurtaları büyümek için yumurta geliştirici ilaçlar uygulanır. Burada amaç çok yumurta ile çok embriyo oluşturmaktır.
Üçüncü Aşama
Yumurta Toplama İşlemi; Bu aşamada anne adayının yumurtalıklarında gelişen yumurtalar toplanıp laboratuvar ortamında döllenme için saklanır. Bu aşamada baba adayından da sperm alınır. Sperm veremeyen baba adayından mikro TESE yöntemi ile sperm alınma işlemi yapılır.
Dördüncü Aşama
Döllenme Tüp Bebek Tedavi aşamasının dördüncü aşamasında anne adayından toplanan yumurtalar ve baba adayından alınan spermler ile dölleme işlemi gerçekleştirilerek döllenen yumurtalar laboratuvarda saklanır.
Beşinci Aşama
Embriyonun Rahme Transferi
Tedavinin bu aşamasında döllenmiş yumurtalar rahim içerisine transfer edilir. Bu işlem ortalama beş ya da on dakika sürmektedir ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilmektedir.
Hangi Durumlarda Tedavi İptal Olur ve Yanıt Vermez?
Genetik test yapılan durumlarda normal bir embriyo bulunamayabilir. Bu durumda embriyo transferi yapılmaz. tüp bebek tedavisi iptal olur.Toplanan yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon uygulamalarında çağında son derece nadirdir. Fakat %2–5’ inde anormal yumurtalara veya spermlere bağlı olarak bağlı olarak döllenme olmayabilir.Erkekte ameliyat ile TESE veya TESA sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden hemen önce iptal edilir.Bazen de yumurtalıkların cevabı yetersiz ise ve tedaviden sonuç alınamayacağı düşünülürse doktorunuz tedavinizi yarıda kesebilir.Eğer yumurtalıklar içinde folikül varsa ama yumurta toplama günü içlerinden yumurta elde edilemeyebilir. Yumurta zamansız çatlaması olması ve genellikle yumurta toplama işleminden önce yumurtaların zamansız olarak çatlamasıdır. Bu durum genellikle yumurtalık rezervi azalmış ileri yaştaki bayanlarda görülebilir.Genetik test ve HLA analizi yapılan embriyolarda embriyo sağlıklı olsa da HLA uyumlu embriyo yoksa transfer olmaz.Labaratuvarda döllenen yumurtaların hiçbiri bölünmeyebilir. Bu durum da oldukça nadirdir ve genelde çok az sayıdaki ve iyi olmayan kalite yumurta varlığında gözlenir.
Nelere Dikkat Etmeliyim?
Sık sorulan sorulardan bir tanesi transfer öncesi ve sonrası dönemde cinsel ilişkinin olup olmaması gerektiğidir. Bu konuda yapılan pek çok araştırma sonuçlarına göre aslında cinsel hayata devam etmek, embriyo tutunması önündeki bir sorun teşkil etmez ve gebelik oranlarını düşürmez. Ancak transfer aşamasından sonra anne adayının yumurtalıkları halen oldukça büyük olduğundan cinsel ilişkide rahatsız olabilir. Kimi zaman lekelenme tarzı kanamalar da görülebilir ve bu sebeple çift endişelenebilir. Oluşabilecek başarısızlık durumunda da çift suçluluk duyguları hissedebilir. Bu yüzden biz de çiftlere bu stresli dönemde yani gebelik testine kadar ilişki önermiyoruz.
Aynı şekilde anne adayının, hapşırması, öksürmesi, ıkınması, ya da transferden sonra ayağa kalması, embriyonun tutunması engelleyen durumlar kesinlikle değildir. Anne adayının kendini çok yormaması ancak hareketsiz de kalmaması gerekir. Günlük rutin işler yapılmalı ve çalışma hayatına da devam edilmelidir.
Ne olursa olsun bizler sizleri destekliyor, sizlerden de aynı öz veriyi ve yüksek moral mutluluğu talep ediyoruz. Bıkmadan, ümitleriyle savaşan eşlerin en sonunda bebeklerini kucaklarına aldıklarına yüzlerce şahit olduk, oluyoruz…
#### Jinekolojik Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Açılış Konuşması
Sevgili ve değerli meslektaşlarım;
Günümüzde yaşam standartlarının yükselmesi ile birlikte, başta kadınların hayata karşı daha sonra eşlerin birbirlerine beklentileri artmıştır.
Kadınlar da doğum sonrası deformasyon ve yaşla orantılı ilerleyen genital sarkmalar ve gevşeklikler cinsel hayatlarını da etkilemektedir. Genital bölge görüntüsünden memnun olmayan pek çok kadın, cinsel ilişkide yetersizlik duygusu ve özgüven problemi yaşayabilir. Genellikle bu sorunlarını kimseyle paylaşamazlar. Özel hayat yaşantıları ve psikolojileri bozulur. Genital estetik ise tam bu nokta da tüm bu sorunlara karşın çözüm yolu barındırmaktadır. Vajinoplasti, labioplasti, hymenoplasti, klitoral hood rezeksiyonları gibi cerrahi operasyonlar ile ise kendilerine olan güvenini tekrar kazanmış olup hayat kalitelerini en üste çıkararak, mutsuzluğa karşı aldıkları cephede en sonunda gelen umutla beraber yüzlerindeki, kocaman gülümsemenin sebebi.
Pelvik tabanın kaslarının gevşemesiyle veya facianın yırtılması ile karşımıza çıkan bir sorun daha vardır ki, idrar kaçırma. İdrar kaçırma sıkıntısı olan bayanlarda ise tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, cinsel ilişki esnasında ve sosyal yaşmadaki zorluklar nedeniyle tedavi kaçınılmaz bir durum haline gelir. Tedavisi bir çok kez stres inkontinans cerrahileri ile sağlanabilir. Ancak bu operasyonlara sıklıkla vajinoplastinin eklenmesi hastanın cinsel sağlığına kavuşmasını sağlayacak. Maalesef idrar kaçırma nedeniyle veya ilişki esnasında vajinadan ses gelmesi nedeniyle pek çok çiftin cinsel yaşamı sıkıntılı bir noktadır. Çok sayıda doğum yapan özellikle uzamış eyleme sahip veya müdahaleli normal doğum yapan bayanlarda vajina anatomisi bozulur. Cinsel organlar arasındaki boyutsal bir diskordans oluşumu zamanla cinsel ilişki sırasında hazzı hem bayanda hem erkekte azaltarak cinsel isteksizliğe neden olabileceğinden vajinoplasti işlemine ihtiyaç duyulur.
Bizim bu programda amacımız Hangi hasta için vajinoplasti uygundur? Sağlıklı normal doğum yapan, normal doğum ile iri bebek dünyaya getiren anne grupları, tekrar normal doğum yapmayı düşünmeyen anneler, çok fazla küretaj olarak vajina girişi deforme olmuş kadınlar gibi farklı özelliklere sahip olan kadınları sınıflandırmak ve ek olarak hastaların kendi önceliklerini öğrenmek hedeflenmiştir. Tüm bu bilgilerin ışığında hastaya özel tedavi algoritmaları üretmektir. Psikolojik olarak uyumlu cinsel birlikteliklerde şikayet ile dönen cinsel uyum sorunu mevcut ise vajinoplasti işlemi uygun bir modalited olarak sunulabilir.
Genital estetik labioplasti, vajinoplasti gibi dış genital bölgede uyguladığımız işlemlerin genel adıdır.
Bir ikincil örnek ise labioplasti, Labia minora hemen vajen girişinin iki yanındadır üretral meatüsü ve vajina girişini kapattığı için anatomik öneme sahiptir. Labia minoralar asimetrik olarak büyük yada kalın olabilirler. Cinsel ilişkide zorluk yaşamaya sebep olabilir veya görünüş açısından kişide psikolojik sıkıntı yaşatabilmektedir. Mayo, bikini vs kıyafetlerde görünüş açısından hoş durmamakla birlikte kıyafetlerde sürtünme yaparak normal aktivitelere bile engel olabilir. Bu şikayetlerden yola çıkarak labiaların yapılması işlemi labioplasti olarak adlandırılır. Bazen şekil bozuklukları doğuştan olabildiği gibi sonradan normal doğumlar sonucunda da labialarda yırtılmalar meydana gelebilir. Aynı zamanda aşırı kilo alımı ve verimi de buna sebeptir. Bekar hastalarımız içinde işlem alanı hymene uzak olması nedeniyle uygun görülmektedir ve tercih edilmeye her geçen gün artarak devam edilmektedir.
Bu tür operasyonlar modern estetik dalları arasında yer almakta, hem işlevsel hem de kozmetik nedenlerden ötürü başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede özel merkezler tarafından yapılmaktadırlar. Meme, burun ve birçok estetik işlem gibi genital bölge estetiği de gün geçtikçe yaygın bir hal almıştır.
Eğer işlem sonrası doğru bir hekim hasta ilişkisi sağlanmışsa, işlem sonrası yeni durumdan memnun kalmayan bir kadına da rastlanılmamıştır. İşlem yapılan hastalara tekrar yaptırır mıydınız sorularımızın cevabı her zaman evet olmuş ve eminiz ki evet olmaya devam edecektir. Genital cerrahi İşlemi planlarken amacımız Her şeyden önemlisi bir kadının özgüvenini korumak ve saygı duymak olmalıdır.
Doğum Sonrası Depresyon adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Kadında Üreme Sistemi
Kadınların üreme sistemini ele alalım mı birlikte? Kadınların üreme sistemleri tamamen vücudun içerisindedir. Vajina, vücudun dış kısmından başlayarak rahmin dışa açılma yeri olan rahim boyuna yani servikse uzanır. Rahim ya da dölyatağı olarak da nitelendirilebilir. Rahim bir armut büyüklüğünde olan ve döllenmiş yumurtanın içerisine yerleşerek geliştiği, kaslardan yapılı bir organdır. Rahmin iç yüzü endoemtrium olarak adlandırılan ve gelişmekte olan bir embriyonun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kanlanan bir mukoza ile örtülüdür. Rahmin yukarı bölümünde ise her iki tarafta yer alan fallop tüpleri arkaya ve aşağıya doğru giderek yumurtalıkların yakınına kadar uzanır.
Yumurtalıklar, adlarından da anlaşılacağı gibi yumurtaları içeren, iki küçük kesedir. Bir kadın doğduğu zaman 400.000 kadar olgunlaşmış yumurta vardır. Peki adet siklusu olarak adlandırılan ve tüp bebek tedavisinde de siklus başlangıcı ya da siklusun ikinci günü dediğimiz süreç nedir? Siklus kelimesi adet siklusu olarak geçer. Hormon düzeylerinin her ay gösterdiği değişiklikler olarak tanımlayabileceğimiz adet siklusu kadın üreme yeteneğinin en önemli bölümünü oluşturur. Bu hormonlar, FSH LH olarak adlandırılır. Adet siklusu ise üç farklı fazda gerçekleşir.
Follüküler Faz
Follüküller faz sırasında FSH sağ ve sol yumurtalıktaki follüküllerden birinin gelişmesini uyarır ve bu follükül yumurtlama öncesinde gelişen bir yumurtayı besler, follüküllerden salgılanan östrojen adlı hormonun pek çok işlevi vardır. Bunlardan birisi de rahim boyundaki mukusun adet siklusu ortalarında değişiklik geçirerek erkeğin spermini alıp besleyecek nitelik kazanmasını sağlamaktır.
Ovülasyon Faz
Adet siklusları tipik olarak 28 gün süren bir kadında ovülasyon fazı yaklaşık olarak 14.güne rastlar. Kandaki LH düzeyinin aşırı yükselmesi, olgunlaşmış durumdaki yumurtanın over follüküllünden serbest kalmasını sağlar. Serbest kalan yumurta, fallop tüplerine girer ve erkeğin spermi ile döllenmeye hazır durumda rahme doğru ilerler.
Luteal Faz
Yumurtlama gerçekleştikten sonra içi boşalan follükül, korpus luteum adını alarak östrojen ve progesteron salgılamaya başlar. Bunlar; endometriumun döllenmiş yumurtanın yerleşerek gelişmesine olanak verecek şekilde gelişmesi ve bu durumunu koruması için gereken hormonlardır.
Eğer yumurta döllenmezse korpus luteum adet siklüsünün yaklaşık 26. günü dolayında faaliyetlerini yani hormonları salgılamayı durdurur. Bu olay endometriumun yüzeyel bölümünün parçalanarak adet kanamsı adı altında vücut dışına atılmasına neden olur. Döllenmiş yumurta adet kanaması sırasında vücuttan atılır.
Tüp bebek tedavilerinden önce belki de kadın kendi anatomisini bilmeli. Tüp bebek tedavisinde normal siklustan farklı olarak var olan overlerin yumurtaların ilaçlarla büyümesini sağlayarak. Normal fazdan daha fazla yumurta elde ederek, elde edilen embriyo sayısının artması hedeflenmektedir. Tıkalı olan fallop tüplerinde dahi tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Yani tıkalı tüp sahibi olan hastalar da tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olabilirler.
Kendini tanı ve kendine tüp bebek tedavisinde şans ver..
#### Kadınlarda Her Miyom Alınır Mı?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı- Perinatolog Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor; Kadınlarda her miyom alınır mı ? Kadınlarda her miyom alınmaz miyomların alınması için gerçek nedenlerin olması lazım ,eğer hasta infertiliteyse, bebeği olmuyorsa , 4cm üstünde miyoma sahipse ve bu miyomlar rahim içine baskı yapıyorsa o zaman cerrahi uygulama yapılmalıdır.
Yazının devamı için lütfen linke tıklayınız.
http://www.cnnturk.com/video/saglik/kadinlarda-her-miyom-alinir-mi
#### Kadınlarda Jinekolojik Muayenenin Önemi
Sevgili bayanlar, korktuğunuz veya çekindiğiniz için hep bir adım geride bıraktığınız jinekolojik muayeneler oldukça çok önemlidir. 5 dakikalık bir muayene için hayatınızı ve sağlığınızı riske atmaya değer mi sizce de? Bayanlar hep korktuğu ve çekindiği içi jinekolojik muayeneler hep bir adım geride bırakırlar.Bunun aslında riskli bir hamle olduğunu da bilirler ama çekindiklerinden dolayı bir doktora başvurmazlar.
Kadınlarımızın çekingenliğinden dolayı bir çok kadın hastalığı sinsice ilerler ve ağır belirtiler verene kadar ortaya çıkmazlar. Her 1 yılda düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ise bu hastalıkların ortaya çıktığını kolayca yakalayabilirler ve böylece eğer bir hastalık var ise ilerlemeden olası çözümler üretilir, tedavi edilir ve ilerlenmesinin önüne geçilmiş olur.
Türkiye de ortalama bu geciken jinekolojik muayeneler dolayısıyla kanserler çoğunlukla 3.evrede yakalanmış oluyor ve tedavisi için bir çok şey de gecikmiş olabiliyor.
Kadınlarda jinekolojik muayene 15 yaşında başlamalıdır.15-16 yaşlarında başlayan muayeneler bakire olunduğu sürece karından bakılan ultrason yeterli olunabilir.Cinsel yönden aktif olan bayanlarda ise jinekolojik muayene ise;
Genital Muayene
Genital bölgede oluşan herhangi bir sıkıntılı oluşum olup olmadığı, size rahatsızlık veren herhangi bir sebep var ise gerekli tetkikler alınır ve bu sıkıntılara çözüm aranır.
SMEAR
Smear testi rahim ağzını değerlendirmek, hem enfeksiyon hem de rahim ağzı kanserinden dolayı değerlendirmek adına yapılan bir rahim ağzı tarama testidir.
Jinekolojik Ultrason
Jinekolojik ultrason bir ultrason çeşitidir.Her yıl eksiksiz olarak yapılması gereken bir muayenedir.Ultrason eşliğinde içeriye bakılır ve herhangi bir myom, kist vb. sorun olup olmadığına bakılır.
Vaginal Kültür
Herhangi bir akıntı, kaşıntı, kızarıklık gibi durumlarda vaginadan alınan bir tahlildir.
Jinekolojik muayeneler bu şekilde olur iken bunların aksatıldığı durumlar başınızı ağrıtabilir. Bunun için 5 dakikalık bir muayene için daha fazla canınızın yanmasına izin vermeyin.
Buna ek olarak her kadının kendisinin de yapabilecek olduğu meme muayenesi de vardır. Her 1 ayda duşa girmeden önce kolunuzu kaldırıp memenizin etrafında iki parmağınızla kedi tırmanışı dediğimiz bir yöntemle memenizi yoklayabilirsiniz.
Menepoza girmiş bir bayan ise kesinlikle yılda 1 kez hem jinekolojik muayenesini olmalı hem de meme ultrasonu, mamografi ve kemik taraması testlerini yaptırması gerekir. Kesinlikle bunun ihmal edilmemesi gerekmektedir.
#### Kadınlarda Yumurta Sağlığı
Erkekler ile kadınlar arasındaki en önemli fark erkeklerin tüm hayatı boyunca sperm üretmeleri şansına sahipken kadınların böyle bir şansı olmamalarıdır.
Haberin devamı için lütfen linke tıklayınız.
http://www.internethaber.com/kadinlarda-yumurta-sagligi-video-galerisi-1481611.htm
#### Kadınların ve Erkeklerin İnfertilite Sorunları Nelerdir?
Kadınların ve erkeklerin infertilite sorunları nelerdir? Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yapılan testler ve tetkikler ile birlikte infertilitenin nedenini saptamak aslında oldukça önemlidir. Nedeni saptanan soruna çözüm bulmak daha kolay olacaktır. Kadınların ve erkeklerin infertilite sorunları nelerdir? Sorusunuz başlıklara ayırırsak;
Tüp Bebek Tedavisine Neden Olan Kadına Ait İnfertilite Olan Problemleri
Ovulasyon sorunları: Teşhis sıklığı %39Fallop tüplerinde hasar: Teşhis sıklığı %30Çiftleşme ve servikal problemler: Teşhis sıklığı %18Endometriozis: Teşhis sıklığı %13
Tüp Bebek Tedavisine Neden Olan Erkeğe Ait Problemler
Varikosel: Teşhis sıklığı %42Bilinmeyen nedenler: Teşhis sıklığı %23Tıkanıklık: Teşhis sıklığı %14Diğer sorunlar: Teşhis sıklığı %13Normal/ kadın faktörü: Teşhis sıklığı %8
Fallop Tüplerine Ait Nedenler
Gebelik oluşabilmesi için vajen içerisine boşalan spermin rahim ağzı ve rahim içerisini geçerek tüplerden yumurtaya ulaşması gerekmektedir. Bu nedenle tüplerin açık olup olmadığının ise önemi oldukça büyüktür. Yaklaşık olarak %30 civarında da sadece tüplerin tıkalı olması nedeni ile tüp bebek tedavisi gerçekleştirmek mümkün. HSG ile bunu saptamak oldukça basittir. Rahim filmi ile tüplerin açık mı yoksa tıkalı mı olduğu anında izlemek mümkün. Tüpler tıkalı olduğu zaman laporoskopik olarak açmak denemek mümkün. Ya da açılması uygun ise işleme almak olası. Ancak belki de en kesin ve en doğru çözüm tüp bebekte olması mümkün. Bu konuda hekimin karar vermesi en uygun durumdur. Elbette hasta görüşü ile.
Yumurtlama Problemlerinde
Düzensiz yumurtlama infertiliteye neden olan tüp bebek tedavisi gerektiren ciddi ve çok sık rastlanan problemlerden birisidir. Normal koşullarda her ay yumurtalıklardan birisi çatlar ve yumurtlama meydana gelir. Ancak bazen anovulasyon yumurtlamanın olmaması meydana gelmesi mümkün. Bu arada bir kadının adet görmesi ovulasyonunun pozitif olduğu anlamına ise kesinlikle gelmiyor. Peki anovulasyonu nasıl anlayacağım?
Ultrason ile, hormonal kan testleri ile, adetin 21. gününde bakılan progesteron hormonu ile, belki vücut ısıları ile anlaşılabillir. Ayrıca yapılan ovulasyon testlerinde de eğer anovulasyon ise ovulasyon negatif görünür. Tüp bebek tedavisinden önce yumurta rezervi değerlendiriyoruz.
Servikal problemlerde ise spermi öldüren mukuslar antikorlar meydana gelmesi mümkün. Kadından elde edilen servikal mukus, erkekten elde edilen sperm ve her iki eşten de alınan örnekler ile bu antikorlar saptamak mümkün.
Rahim değerlendirmesi ise rahim filmi ile yapmak mümkün. Adetin bitiminden sonraki bir hafta içerisinde ve yumurtlamadan önce yapılmaktadır. Rahim filmi spekulum yardımı ile rahim ağzından ilaç verilerek ilaç verilmesi ile MR yöntemi ile görüntünün aktarılmasıdır. Rahimde yapışıklık, rahim boşluğunun durumu ve myom olup olmadığını inceliyoruz. Rahim filmi çekilirken verilen radyoopak maddenin oluşturduğu basınç ile de mukus ile tıkalı olan tüpler açmak mümkün. Ancak sadece mukusun tıkadığı tüpleri açmaya gücü yetecektir. Herhangi bir rahim anomalisi şekilse olarak rastlandığında. Bu nedenle histereskopi ile rahim ağzından kamera yardımı ile girerek incelenmesi anlamına gelmektedir.
Bazen de sebebi açıklanamayan infertilite söz konusu olması olası. Yaklaşık %10lük bir kısmında her şey normal rastlamak mümkün. Ancak yine de bebek sahibi olamazlar. Ancak sebebi açıklanamayan infertilite de sınırlı başarılarla aşılama ve ovulasyon indüksiyonu uygulanmaktadır. Bu nedenle ancak iki aşılama sonrasında tüp bebek tedavisi sebebi açıklanamasa dahi hastaya seçenek olarak sunulmalıdır.
Ve elbette yaş.. Tüp bebek tedavisinde başarı oranı 35 yaşının daha altında embriyo transferi başına gelecek şans %60 civarındadır. Kadının yaşına göre ve elbette erkeğin yaşı da sperm kalitesi için önemli olmakla birlikte şans değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle normal koşullarda bir çiftin;
İlk yılda gebelik şansı %80
İkinci yılda gebelik şansı %10
Üçüncü yılda gebelik şansı %1,2
Dördüncü yılda ise %0,6’dır.
40 yaş ve üzerinde gebe kalma oranı ise her şey normal olduğu halde. Spontane gebe kalma olasılığı yaklaşık yüzde onun altında bile kalması mümkün.
#### Kafein Gebelik Oluşumunu Etkiler Mi?
Kahve seven anneler için kafein tüketimi çok önemlidir. Bazı insanlar için vazgeçilmez olan kafein gebelik döneminde azaltılmak durumundadır. Kafein tüketimi sizi uykusuz bırakmaya stresle daha kolay baş etmenizi ve mutluluk hormonu salgılamasını arttıran bir maddedir.
Kafein tüketimi gebelikte nasıl sınırlandırılıyor veya bırakılıyor ise gebelik düşünüldüğü zaman da sınırlandırılmalıdır. Kafein tüketimini gebe kalmak isteyen bayanların ve gebelerin ya tamamen bırakmaları yada günde 1 fincana sınırlandırılması gerekmektedir. Anne adayları bu sınırlamayı yapmak durumundadır. Gebe kalmak isteyen bayanlarında kafein kullanımını azaltmaları gerekmektedir. Kafein hemen hemen herkesin çok sevdiği ve kolay kolay bırakamayacağı bir maddedir. Kafein mutluluk hormonu salgılanmasını arttırır ve stresle kolay baş etmeyi sağlar. Bunun için kolay vazgeçilmez.
Fakat gebe kalmayı istiyorsanız ve gebeliğinizin sağlıklı olmasını istiyorsanız bu maddenin tüketimini azaltmalısınız. Toparlayacak olursak anne olmak isteyen, kahveye düşkün olan kadınların en merak ettiği konulardan olan kafeinin gebeliğe engel olup olmadığı merak konusudur. Bazı insanlar kahvesiz yaşayamaz hale gelmişlerdir. Onlar için kahveden ayrılmak oldukça zordur. Kahve uykusuz bırakmaya, stresle kolay baş etmenizi sağlayan en önemlisi mutluluk hormonu salgılatan bir maddedir. Bunun için insanların asla vazgeçemeyeceği duruma ve vaziyete gelmiştir.
Kafein tam olarak gebeliğe engel teşkil etmemiş olsa da, gebelik oluşumunu zorlaştırır. Anne olmak isteyen kadınlarınca, gebe kadınlarında kahveden tam olarak vazgeçmelerini istemiyoruz fakat kahvenin azaltılması ve sınırlandırılmasını istiyoruz. Kahvesiz yapamayacak insanlar olduğundan dolayı artık bir bağımlılık halini almıştır kafein. İnsanların neredeyse tamamen çok sevdiği bir madde olan kafein bazı hastalıklara da neden olmasına rağmen, tüketimi oldukça fazladır. Anne adayları gebe kaldıktan sonrada, gebe kalmayı düşündükleri zamanda bir sınırlama yapmak durumundadır.
Kahve tüketimini birden azaltmanızı da beklemiyoruz, zamanla azar azar tüketmeniz zorlanmadan azaltmanızı sağlayacaktır. Anne adayları kahveyi azaltarak günde 1 fincana düşürmelilerdir. Kahve akıllarına geldiğinde başka bir içeceğe yönelmeleri yine onlara kafeinden uzak durmaları konusunda yardımcı olacaktır. Kafein, stresi azaltan ve mutluluk hormonu salgılatan bir madde olduğundan dolayı vazgeçmesi sizi zorlayacaktır. Fakat başka içeceklere yönelerek kahve tüketimini azaltması gerekmektedir. Kafein kalp hastalıklarının nedenlerinde de bulunmaktadır.
#### Kanser Tedavisi Görmek Anne Olmaya Engel mi?
Kanser tedavisi görmek anne olmaya engel mi? Dünyada en çok karşılaşılan ve en çok korkulan sağlık problemlerinden olan kanser. Erkek ve kadında ayrı olmak üzere farklı bölgelerde seyredilebilmektedir. Özellikle jinekolojik kanserlerde erken teşhis ve tedavi tüm alanlarda olduğu gibi çok önemlidir. Kanserler her ne kadar artarsa artsın, üremeyi koruyucu tedavi önlemleri de alınmaya devam ediyor. Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç da kanser tedavisi görmenin anne olmaya engel olup olmayacağı hakkında bilgi verdi;
Kanser tedavisi görmek anne olmaya engel mi? Son yıllarda hızla artış gösteren kanser vakaları. Dünyada kalp hastalıklarından sonra en sık görülen ölüm nedeni arasında yer almaya başlamıştır. Kadınlarda en sık meme kanseri başta olmak üzere genital organlara ait türlere de rastlanır. Ayrıca toplumda kadın kanserleri olarak bilinen kanserlerden. Rahim kanseri, rahim ağzı kanseri (serviks), yumurtalık kanseri, tüp kanseri, vulva kanseri.
Herhangi bir kanser türünde kadın veya erkekte gebelik elde etmek artık elbette ki mümkün!
Onkolojik bir tedaviye başlamadan önce yumurta dondurma veya sperm dondurma imkanı verilebiliyor çifte.
Onkoloji tedavisi görme zorunluluğuna sahip çift kemoterapi veya radyoterapi görmeden önce. Tüp bebek merkezlerine başvurarak sperm dondurma veya yumurta dondurma fikir almak mümkün. Tedavi sürecine girmek mümkün.
Kanser Tedavisi ve Annelik
Üremenin korunması her birey için birincil maddelerden biri olarak gelmektedir. Her birey anne veya baba olmak ister. Özellikle önemli bir ameliyat veya hastalıkla mücadele nedeni ile üreme ile ilgili problem yaşayabileceği düşünülen tüm bireylerde geleceğe daha güvenle bakabilmeleri açısından ameliyat veya tedavi öncesi yumurta, sperm ve embriyo dondurmak mümkündür. Ülkemizde de sık sık rastlanan ve tercih edilen bu durum Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından onaylanıp desteklenmektedir.
Erkeklerde üç günlük cinsel perhizle yasal olarak sperm verip dondurulma imkanı sağlanabilirken, kadınlarda da aynı şekilde adetin ikinci ya da üçüncü günü tüp bebek tedavilerinde olduğu gibi ilaç tedavisi ile başlanıp tüp bebek tedavisinde olduğu gibi tüp bebek merkezlerinde takibi yapılarak uygun boyuta ulaştığında yumurtalar çatlatılıp arkasından yumurta toplama işlemi yapılarak dondurulması sağlanıp tedavi sonrasında anne olma imkanı verilmektedir.
Henüz toplum tarafından çok detaylı olarak bilinmese de evet yumurta, sperm hatta embriyo dondurmak onkoloji tedavileri öncesinde mümkün..
Rosi Yöntemi Yazımızı Okumak için Tıklayabilirsiniz.
#### Kapalı Miyom Ameliyatı
Kapalı miyom ameliyatı, miyom Nedir?
Rahimde görülen rahmin kas dokusunda gelişen anormal düz kas çoğalması olarak adlandırılan kanser olmayan tümörlere denir. Kadınlar da en çok görülen pelvik karnın en alt kısmında oluşan tümörlerdir. Bu kadar çok görülmesi kişiyi korkutmamalıdır. Kişiyi fazlasıyla rahatsız etmediği sürece rahimden çıkartma işlemi ameliyatı olan miyomektomu ameliyatına başvurmuyoruz. Miyom ameliyatlarında laparoskopik (kapalı) ameliyat tekniği en çok başvurulan yöntem olup hasta dostu bir ameliyat işlemidir. Bunun sebebi de hasta da daha az ağrı, olduğundan daha az kanama ve daha çabuk iyileşme teşkil eder.
Miyomların Görülme Sıklığı
Miyomlara henüz ergenliğe erişmemiş yani ergenlik dönemi öncesinde bulunan kişilerde karşılaşılmamıştır. Kadınlar da adetin başlaması ile miyomun görülme tehlikesi başlamaktadır. Bu tehlike de yaş artışı ile birlikte artmaktadır. Kadınların %20 sinde miyom görülmektedir. Miyomlar sık olarak yoğun adet görme, sık idrara gitme, uzun ve kramplı kasık ağrısı ve infertilite (kısırlık) yol açar. Miyomların bulunması nedeniyle aşırı kanayan kadınlarda da kansızlık görülmektedir. Ama bazı miyomlar da hiç belirti vermez. Tanı ancak muayene de saptanır. Hiç şikayete yol açmayan bazı miyomlar da elle karnın alt bölgesine (pelvik) muayenesi esnasında teşhis edilecek kadar büyük olurlar. Buna da dev miyomlar denmektedir.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=hs312pQZV50&t=1s&width=300 &height=350[/embedyt]
Miyom Belirtileri Nelerdir?
Miyomların olduğundan fazla kısmı hiçbir belirti vermeden şikayete neden olmadan oluşurlar. Fakat çok şiddetli hastaya rahatsızlık verecek konular da meydana gelmesi olası. Bu zamanda miyomların cerrahi operasyonla çıkartma işlemi gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar;
Çok sancılı geçen adet dönemleri,
İlişki sırasında şiddetli acı ve ağrı (disparoni),
Aniden giren kramp ve kasık ağrıları,
İdrar kaçırma,
Karnın içinde basınç hissetme,
Kısırlık (infertilite),
Kabızlık sorunu.
Miyomun Tanısı Nasıl Konur?
Miyom, kadın doğum doktorları tarafından muayene ile saptanmaktadır. Ayrı olarak ultrasonografi ile de net olarak tanı konulabilmektedir. Miyomlar tür boyut ve oluşum yerlerine göre kesin tanı konulmuş ise. Cerrahi işlem öncesinde de manyetik renozans görüntülemesine (MRG) gerek duyuyoruz.
Miyom Çeşitleri Nelerdir?
Submükoz miyom,
İntramural miyom,
Subresöz miyom,
İnterligamentöz miyom,
Paraziter miyom.
Olmak üzere, Uluslararası Jinekoloji Obstetri Federasyonunun sınıflamasına göre Tip 0 dan Tip 7 ye kadar sınıflandırmaktadırlar.
Submukoz Miyom
Rahmin iç duvarıyla bağlantısı olan miyomlar için ifade edilen bir terimdir. Bu miyom çeşidi gebelik sonuçlarını olumsuz yönde etkilemesi olası. Gebelik şansının mümkün olması için submukoz miyomlarının cerrahi işlem ile çıkartılması gerekir.
İntramural Miyom
Rahmin duvarının iç kısmını kaplayıp oraya yerleşen miyom çeşididir. Bu miyom çeşidinin boyutu ne kadar artarsa görülen şikayetler de bir hayli o kadar artar. Kısırlık üzerine etkileri konu olması mümkün. Kadında ağrı, kramp miyomda ortaya çıkan tüm sorunlara neden olursa cerrahi işlem ile çıkartılması gerekir.
Subseröz Miyom
Rahmin dış duvarına bağlı olarak dış kısmına bağlı şekilde büyüyüp gelişen miyomlardır. Kısırlık ve kötü gebelik sonuçlarıyla bir alakası bulunmamakla birlikte hastada daha çok bası belirtilerine yol açmaktadır.
Saplı (Pediküllü) Miyom
Subseröz veya submukoz myomlar büyümeye devam edip rahme ince bir bağ (pedinkül) ile bağlı olduğu bir miyom şeklidir.
Miyom Tedavisi Nasıl Gerçekleştirilir?
Kanamaya, şiddetli ağrıya ve adet dönemlerinde olan düzensizliklere yol açan miyomlar, bulunduğu alana ve büyüklüğüne bağlı olarak tedavi edilmektedir. Myomların ilaç tedavisi ile tedavisi hala net olarak uygulanacak bir tedavi yöntemi değildir. Laparoskopik yani kapalı ya da açık olarak yapılacak işlem olup yapılan işlem sonrasında hastada ağrı kanamalarda ciddi boyutlarda azalma ve gebelik şansında da artış görülmesi mümkün.
Laparotomi (Açık) Miyomektomi
Laparotomi ameliyat şeklinde karın bölgesinde yaklaşık 10 cm uzunluğunda cilde kesi yapılarak gerçekleştirilen işlemdir. Yapılan bu kesi genellikle sezaryen ameliyatı esnasında yapılan kesiye benzemektedir. Transvers yani yatay bir kesi yapıyoruz. Az da olsa göbeğe doğru dik uzanan bir kesiye (vertikal) ihtiyaç duyulabilmektedir. Günümüzde laparotomi yöntemiyle açık yolla yapılan bu cerrahi işlemine nazaran laparoskopik kapalı ameliyat yöntemi işlemini daha çok tercih etmektedirler. Bunun sebebi daha çok avantajları bulunmasıdır.
Laparoskopik (Kapalı) Miyomektomi
Bu ameliyat yönteminde hastaya büyük kesilen yapılmamaklar beraber en büyük cilt kesisi yaklaşık olarak 1 cm uzunluğunda olmaktadır. Genellikle bu kesi göbek hizasından yapılır. Yapılan bu keşiden gelişmiş olan teknoloji imkanına sahip olan bir kamera hastanın karnının içerisine yerleştiriyoruz. Bu kamera ile beraber büyük bir ekranda dokular cerrahın karşısında ekrana yansıtılarak oldukça hassas ve titiz bir işlemle cerrahinin gerçekleşmesini sağlar. Göbek hizasından yapılan bu kesi dışında yaklaşık yarım santim uzunluğunda 1 veya 2 tane de kesi yapıyoruz. Bunun nedeni miyom dokusunu çıkarmaktır. Laparoskopik myomektomi (kapalı miyomektomi) ameliyatının süresi uzman kişilerce yaklaşık olarak 1 veya 1 buçuk saati geçmemektedir.
Histereskopik Miyomektomi
Bu ameliyat yönteminde ise karından herhangi bir kesi uygulanmamaktadır. Histereskop adı verilen cerrahi aletle beraber rahmin içine vajinadan girilerek yapılan bir ameliyat şeklidir. Fakat her miyom için bu ameliyat şekli mümkün olmaz. Sadece subkumoz miyomların tedavisinde yapılan bir ameliyat şeklidir. Bu cerrahide özellikle 4-5 cm den küçük miyomlarda güzel sonuçlar alınmakla beraber hasta aynı gün evine dönüş yapabilmektedir.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=EKuEMzd3h6w&width=300 &height=350[/embedyt]
Kapalı Miyom Ameliyatı Nedir?
Rahmin içerisinde ya da dışarısında oluşan miyomlar genellikle hastanın yaşam kalitesini düşüren belirtilere yön verdiğinde cerrahi müdahale ile vücuttan alınır. Myom ameliyatları, hastanın ve myomun ya da myomların durumları göz önünde bulundurularak hem kapalı hem de açık şekilde yapılabilmektedir. Kapalı miyom ameliyatı açık myom ameliyatına kıyasla daha çok tercih edilmektedir. Tecrübeli cerrah eşliğinde gerçekleştirilen ve oldukça etkili olan kapalı miyom ameliyatında rahim alma işlemine başvurmadan oluşmuş bu miyomların (iyi huylu) alınmasını esas kılar.
Gözlemlenen bu miyomlar büyüdüğü zaman oldukça kötü sorunlara yol açmaktadır. Bunlar açılayacak olursak. Düzensiz kanamalar, kasık bölgesinde şiddetli ve geçmeyen sancı ve kramplarına, kısırlık yani infertiliteye, düşüklere sebep olur. Bu sebepler sonrasında koşullar el veriyorsa ilk akla gelecek olan operasyon kapalı miyom ameliyatını yapmaktır.
Kapalı Miyom Ameliyatı Nasıl Yapılır?
İlk olarak laparoskopik aletler takıyoruz,
Kan kaybını azaltmak amacıyla önemler alınır damar kasıcı ilaçlar enjeksiyonu yapıyoruz,
Utarus kesileri yapıyoruz,
Miyomları çıkarıyoruz,
Uterus duvarları çok katlı şekilde dikerek kapatıyoruz. Bu şekilde işlemi tamamlamış oluyoruz.
Kapalı Miyom Ameliyatı Hangi Hastalar İçin Uygundur?
Bir kadının laparoskopik miyom ameliyatı için doğru aday olup olmadığını anlayabilmek için cerrahi uzmanlığa ihtiyaç duymak önemli. Beraber, oluşmuş olan miyomların boyutuna, sayısına ve lokalizasyonuna bağlı gerçekleşmesi olası. Bu ölçütlere bağlı olarak işlem geçirecek olan kadınların ameliyat esnasında gerçekleşebilecek olan komplikasyonları ve laparotomi (açık ameliyat) şekline geçilmesini önlemek için kullandığımız işlemdir.
Kapalı laparoskopik miyom ameliyatı yapılması için hastada oldukça rahatsızlık verecek sorunların teşkil etmesi gerekir.
Bu iyi huylu olan tümörlerin kesin olarak özelliklerini değerlendirmek için MR görüntüleme tekniğine başvurmakta oldukça önemlidir.
Kapalı Miyom Ameliyatı Kaç Saat Sürüyor?
Kapalı miyom ameliyatı ya da laparoskopik şekilde miyomun çıkarılması, miyomun büyüklüğüne, sayısında ve yerine göre 1 ile 3 saat arasında değişkenlik göstermektedir. Geçmiş zamanlarda laparoskopik ameliyatlar deneyim eksikliği ve teknolojik ekipman yetersizliğinden kaynaklı daha uzun sürüyordu. Şimdi ise deneyim ve teknolojik ekipman gelişmesi ile bu süre en aza indirgendi.
Kapalı Miyom Ameliyatı Sonrasında Nelere Dikkat Edilmeli?
Kapalı miyom ameliyatı, açık miyom ameliyatı gibi rahim duvarına yapılacak olan kesiler ile yapılmasını gerekmektedir. Burada en önemli fark karın bölgesinde yer alan batın duvarının kesilmemesi sonrasında hasta daha çabuk iyileşir ve günlük yaptığı hareketlere kolaylıkla ulaşması olası. Bu hızlı iyileşme sürecine kesilen rahim duvarı için geçerli olmamaktadır. Miyomlar yer, büyüklük ve sayısına göre ameliyattan 3, 6, 9 ya da 1 yıl boyunca gebe kalmamasını öneriyoruz.
Ameliyat sonrasında hastada fıtık riskinin oluşmasına karşı 2 ay boyunca 5 kg üstünde ağırlık kaldırılması kesinlikle tavsiye etmiyoruz.
Ameliyat sonrasında ilişki yasağı net bir süre vermiyoruz. Hastanın lekelenmesi ve ağrısı geçince cinsel ilişkiye girmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Hasta ameliyat işlemi sonrasında 24 saat süre zarfından sonra duşa girmesinde sakınca yoktur.
Hastanın ameliyatından 1 hafta geçtikten sonra dikiş yerleri kontrol ediyoruz. Atılmış olan dikişler varsa şayet almak mümkün.
Kapalı Miyom Ameliyatı Sonrasında Kişi Normal Doğum Yapabilir Mi?
Kapalı miyom ameliyatından sonra normal doğum yapılması kesinlikle yasaktır. Miyom ameliyatında miyomun rahimden çıkartmak amacıyla yapılan rahim duvarına bağlı yapılan bu kesiler dikişlerle onarım yapılsa bile doğum kasılmaları ile bu dikiş yerleri açılması mümkün. Bu nedenle hastanın normal doğum yapmasını önermiyoruz. Hastaya doğum ağrıları başladığı zaman ya da başlamadan önce planlanarak sezaryanlı doğum işlemi öneriyoruz.
Kapalı Miyom Ameliyatı Sonrası Kanama Olur Mu?
Kapalı miyom ameliyatı sonrasında eğer ki miyom rahim içi dokusunda bulunan endometiruma yakın şekilde çıkarmış ve buraya dikişler atılmışsa bir miktar da olsa lekelenme görmek mümkün. Bu nedenle bu durum çok normaldir. Miyom rahmini ve endometrium dokusunu büyüttüğü için ameliyat sonrasında adet kanamaları 2 ay boyunca olduğundan daha fazla kanama olabilir. Kanama düzensizlikleri 2 veya 3 aya kadar düzelir ve ameliyat sonrasında kontrole giden hastalar 3. ay sonunda adetlerinin daha düzenli ve az kanamalı geçirdiklerini söylerler.
Kapalı Miyom Ameliyatı Sonrasında Ağrı
Açık miyom ameliyatına nazaran kapalı miyom ameliyatları daha az ağrı yapmaktadır. Bunun nedeni batın duvarına kesi uygulanmadığı için hasta ağrı duymaz. Buna yönelik rahim kasılmaları ve rahimdeki dikişlerin yarattığı ağrılar barsak gazında oluşan ağrılarla karşılaşabilirler. Laparoskopi sırasında batını şişirmek için kullanılan karbondioksit gazı batında gerginlik sağlıyor. Bu nedenle vagal sinirri uyararak 1 gün süreyle sağ omuzda ağrı meydana getirmesi olası.
Kapalı Miyom Ameliyatı Sonrasında Cinsel İlişki
Cinsel ilişki açısından ise, kapalı miyom ameliyatı sonrasında cinsel beraberlik için belirlenen bir kısıtlama süresi bulunmuyor. Hastanın vajinal lekelenmesi, ağrısı geçene dek ve hastanın kendini iyi hissetmesine kadar olan süre zarfı boyunca cinsel beraberlikte olmasını önermiyoruz.
Kapalı Miyom Ameliyatı Ne Tür Riskler Bulundurur?
Kapalı miyom ameliyatı komplikasyonları laparoskopik ve abdominal miyomektomi ameliyatı için eş değerdir;
Kanama görmek mümkün.
Miyomektomi sonrasında ateş birçok kadında görmek olası. Fakat bu sıklıkla gerçekleşen bir şey değildir.
Laparoskopik miyomektami sırasında bağırsak veya mesane yaralanması meydana gelmesi mümkün. Bu çok nadir gerçekleşen bir durumdur.
Laparotomiye dönüşme riski vardır. İlk değerlendirme de eğer ki laparoskopik yaklaşımı engelleyen fakrötler olursa örneğin kanama gibi bu tedaviye yardımcı olan patolojiler meydana gelirse şayet laparoskopik miyomektomi bir liporotomi işlemi haline dönüştürülebilmektedir.
İleus veya yara enfeksiyonu gibi farklı komplikasyonlar da yaratabilmektedir.
Laparoskopik miyom ameliyatı genel olarak ayaktan yapılan bir cerrahi işlemdir veya hastanın bir günlük hastanede bulunma süresi ile yapılabilmektedir.
Hasta normal günlük yaşantısına hızlı bir şekilde dönüş sağlar. Ameliyat olan hastalar yeterli düzeyde dayanıklılığa ve hareketlilik kazandıkları itibari ile 1 hafta içerisinde günlük yaşamlarına, işlerine koyulabilirler. Ameliyattan bir hafta sonra kontrol amaçlı hasta çağrılır, takibini sağlıyoruz.
Ameliyat sonrasında gelindiği üzere hastada oluşan komplikasyon, karın ve yaraların muayenesi için değerlendirme yapıyoruz. Ayrıntılarını ve patoloji sonuçlarını hastayla beraber gözden geçirebilmektedir.
Miyomlar Kısırlık Yapar Mı?
Miyomların yaklaşık olarak %1lik kısmı kısırlık sorununa sebep olmaktadırlar. Eğer miyom, embriyonun yani döllenmiş olan yumurtanın yerleştiği rahmin en iç tabasında bulunuyorsa bu embriyonun buraya yerleşimini bozmasından dolayı kısırlık sorununu ortaya çıkarabilmektedir.
Bazı durumlar da ise miyom, rahmin dışına doğru büyüse bile tüpler ile yumurtalığın arasındaki ilişkiyi tamamen bozduğu için kısırlığa sebep verir. Çok nadir görüyor olsak da bazenleri miyomlar spermin hareket etmesinin sağlayan ve rahmin kendi hareketlerini bozmasından kaynaklı olarak kısırlığa neden olması mümkün.
Miyomlar Kansere Dönüşebilir Mi?
Miyomlar kansere dönüşmez. Fakat kadınlarda çok sık görülmeyen ve rahimde ortaya çıkan sarkom adı verilen bir kanser türü mevcut olması olası. Daha çok 40 yaş üstündeki kadınlarda ortaya çıkabilmektedir. Miyom ile sarkomun birbirinden ayırt edilmesi ancak mikroskop altında incelenmesi ile mümkün olur. Bundan dolayı tanıda kullanılan birden fazla yöntem, ultrasonografi, MRG teknikleri ile sarkom ve miyomu tam olarak birbirinden ayırt edememektedirler. Buna bağlı olarak denildiği gibi miyomlar kansere dönüşmemekte olup miyom olduğu sanılan rahimdeki kitle sarkom olabilmektedir.
Sarkoma ait özelliklere göre davranan yani hızla büyüyüp gelişen, çok şiddetli kanama yapan, tek ve büyük miyom özellikle yaş sınırlaması olarak 40 yaşın üstünde tanı konulmuşsa şayet kesinlikle çıkarılmalıdır.
Miyomu Oluşturan Faktörler Nelerdir ve Kimler Risk Grubu İçerisinde Bulunur?
Miyomlar siyahi ırktan gelen kişilerde daha çok görüyoruz. Orta yaşta görülmekle beraber daha çok kişide daha çok şikayet bulundurur.
Bir veya birden fazla doğum yapmış olan kadınlarda da miyomun gelişme riski daha azdır. Doğum yapılan yaşın da miyomun gelişmesi üzerine etkileri oldukça fazla olur. Daha çok 30 yaş üstü doğum yapmış olan kadınlarda, 20li yaşlarda doğum yapmış kadınlara nazaran daha az miyom görülmektedir.
Adet düzensizlikleri ve adetin erken yaşta başlaması da miyom görülme riskini oldukça arttırmaktadır. Bu riskin artmasının etkisinde adetlerin erken başlaması. Hatta beklenenden daha da erken dönemde üretilen östrojen yani kadınlık hormonunun varlığından bahsetmek mümkün.
Günümüzde her kadın tarafından kullanılan doğum kontrol hapları miyom gelişimini de oldukça arttırmaktadır. Doğum kontrol hapları dışında korunma yöntemi olarak kullanılan iğnelerin doğum sonrası özellikle miyom oluşumu riskini azalttığı ve mevcut olan miyomlarda da küçülme gerçekleştirdiği de söz konusu olabilmektedir.
Diğer korunma yöntemi olarak kullanılan hormonlu spiral adı olarak bilinen rahim içi aracı rahmin iç tabakasında yer alan miyomlara bağlı olarak gelişen kanamalarda en aza indirgemektedir. Ek olarak miyomların üzerinde de baskılayıcı bir etkenleri de görmek mümkün.
Tüp bebek tedavisi: yapılan çalışmalarda tüp bebek tedavisi için verilen hormonal ilaçlarda miyom oluşumunu veya var olan miyomların büyüklüğünü arttıracak yönde etkilerinin olmadığı da gözlemlenmiştir.
Obezite yani şişmanlıkta da miyom arasında bulunan ilişki pek fazla net değildir. Yani miyom obezite olmayı pek fazla etkilemediği gibi de az miktar da olsa etkilemesi olası.
Süt ürünlerini tüketen kişilerde miyom görülme riski de daha azdır. A ve D vitamini eksikliği olması da miyomun gelişme riskini arttırmaktadır. Kafein tüketimi miyomu etkilemez fakat alkol ve sigara kullanımı miyomun gelişmesinde olan riski arttırmaktadır.
Miyom yapılan çalışmalarda genetiğe de bağlı olarak oluşabilmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda ailesinde miyom görülen kadınlarda daha yüksek oranda miyom görüldüğü belirlenmiştir.
Açık Miyom Ameliyatı Ne Zaman Önerilir?
Miyomun büyüklüğü ve sayısının artması sebepleriyle ameliyatlar açık olarak yapılmasını öneriyoruz. Bu konuda önemli olan kapalı olarak gerçekleştirmek. Ameliyatların gereksiz yere açık olarak yapmanın önüne geçmeye çalışmaktır.
Açık miyom ameliyatını önerecek durumları sıralayacak olursak;
Hasta daha önce karın orta hattında dikey kesi ile açık ameliyat geçirdiyse çok nadirde olsa hastanın karın içinde ve göbek bölgesinde yoğun olarak yapışıklıklara sebep olur. Yoğun olan bu barsak yapışıklıkları birbirinden ayrılması zor oluyorsa ameliyata laparoskopik olarak devam edilmesi ile hayati riskler taşıması olası.
Miyomun büyüklüğü 12cm’i geçiyorsa ve göbek kısmına doğru uzanıyorsa hastanın karın boşluğunda laporoskopik ekipmanları harekete geçirecek güvenli bir alan gerçekleştirememek olası. Bu noktada hastanın anatomik yapısıda çok büyük bir önem taşımaktadır. İri yapıda olan kadınlarda bu sınırlamalar biraz daha yukarı çekmek olası. Ufak yapıda olan kadınlarda bu büyüklükte bir miyoma laporoskopik uygulama işlemi uygun görülmemesi mümkün.
Miyomun sayısı ameliyatın laporoskopik gerçekleşme ihtimalini belirleyen başka bir değişken. Genellikle dörtten fazla bulunan miyomlara laporoskopik girişim önermiyoruz.
Rahime bir sapla tutunan olduğundan daha büyük boyutlu miyomlar laparoskopik olarak alınabilmektedir.
Miyomlar hacim olarak küçük ve yerleri MR da kesin olarak saptanabiliyorsa birden fazla olan bu miyomlara laparoskopik ameliyat uygun görülebilmektedir.
Rahim iç astar dokusu olan Endometriumun zedelenme olasılığı mümkünse. Ekibin tecrübe ve deneyimi az ise kapalı ameliyattan kaçınılmalıdır.
Miyom Ameliyat Fiyatları 2023
Miyom ameliyatı fiyatları ameliyatın şekline, yöntemine, miyomun boyutu ve ameliyatın yapılacağı hastaneye göre değişebilmektedir. Detaylı bilgi için bizi arayıp, muayenemize de gelebilirsiniz.
Kapalı Miyom Ameliyatı Fiyatı 2023
Kapalı miyom ameliyatı fiyatları da açık miyom ameliyatlarına göre kullanılan laparoskopik malzemeler. Kullanılan ekipmanlara nazaran daha pahalı bir işlemdir. Bu nedenle kapalı miyom ameliyatı geçirmiş olan hastalar açık ameliyat olan hastalara göre daha çabuk iyileşme yaşar. Günlük yaşantısına daha çabuk döner. Hastaneye yatma süresi de daha az olur.
Bu nedenden dolayı kapalı miyom ameliyatı fiyatı da daha pahalı bir işlemdir. Kapalı miyom ameliyatı üst boyutta olan laparoskopik cerrahi işlemidir. Bu işlemin yapılacağı hastane de çok önemlidir. Fiyat konusunda da bu seçim oldukça önem arz eder ve değişkenlik göstermesi mümkün.
Miyom ameliyatını gerçekleştiren cerrahın tecrübesi de çok önemlidir. İşlem esnasında rahmin korunması ve daha az kanama eyleminin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla çok büyük bir önem arz etmektedir.
#### Kapalı Rahim Alma Ameliyatı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor; Kadın hastalıklarında açık ameliyata son. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte hayatın her alanında faydalı gelişmeler yaşanmıştır. Bunlardan bir tanesi de tıbbi alanlara robotik cerrahinin girmiş olmasıdır. Robotik cerrahi ile birlikte geçtiğim yıllarda yaptığımız ameliyatları artık daha kolay bir şekilde gerçekleştirebilmekteyiz. Bu sebeple artık hastalara miyom ya da rahim aldırma ameliyatları için karınlarını açtırmamaları gerektiğini söylemekteyiz. Çünkü robotik cerrahi ve endoskopik cerrahi birçok hasta için belirli avantajlar sağlamaktadır. Karın açılmadan yapılan cerrahilerde daha az kan kaybı olmakta, hastanın iyileşme süreci hızlanmakta ve enfeksiyon riski daha az olmaktadır.
Haberin devamı için linki tıklayınız.
http://www.cnnturk.com/video/saglik/kadin-hastaliklarinda-acik-ameliyata-son
#### Kapalı Rahim Alma Ameliyatı (Laparoskopik Histerektomi) Nedir?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Kadın hastalıklarında en çok merak edilen cerrahi işlemlerden biri rahim alma ameliyatıdır. Tıptaki adıyla histerektomi, rahmin cerrahi olarak alınmasıdır. Bu operasyon farklı nedenlerle uygulanabilir: myomlar, rahim sarkması, kronik ağrı, aşırı kanamalar veya bazı kanser türleri.
Geleneksel olarak bu işlem açık cerrahi ile yapılırken, günümüzde teknolojinin ilerlemesi sayesinde kapalı yöntem, yani laparoskopik histerektomi tercih edilmektedir. Bu yöntem hem hasta konforunu artırmakta hem de iyileşme süresini ciddi anlamda kısaltmaktadır.
⸻
Kapalı Rahim Alma Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Laparoskopik rahim alma ameliyatı, karında açılan 0.5–1 cm’lik küçük kesilerden yerleştirilen özel kamera ve cerrahi aletlerle yapılır.
•Göbek deliğinden ince bir kamera yerleştirilir.
•Karın içerisi görüntülenerek rahim detaylı şekilde incelenir.
•Cerrahi aletlerle rahim dokusu çıkartılır.
•İşlem tamamlandıktan sonra kesiler estetik dikişlerle kapatılır.
Böylece hem karın bölgesinde büyük bir iz kalmaz hem de hasta günlük hayatına daha kısa sürede döner.
⸻
Kapalı Rahim Alma Ameliyatı Neden Yapılır?
Rahim alma ameliyatı genellikle son çare olarak uygulanır. İlaç ya da farklı tedavi yöntemleri yeterli olmadığında cerrahiye başvurulur. En sık nedenler şunlardır:
1.Rahim Miyomları (Myomlar):
Rahimde oluşan iyi huylu tümörler büyük boyutlara ulaşabilir, ağrıya veya kanamaya neden olabilir.
2.Rahim Sarkması (Uterus Prolapsusu):
Doğumlar, yaş, bağ dokusu zayıflığı nedeniyle rahim aşağıya sarkabilir ve günlük yaşamı zorlaştırabilir.
3.Kronik Kasık Ağrısı ve Kanama:
Uzun süredir devam eden ve tedaviye yanıt vermeyen şiddetli adet sancıları veya düzensiz kanamalar.
4.Endometriozis:
Rahim iç tabakasının farklı bölgelerde yerleşmesi sonucu ağrı ve infertilite sorunları yaşanabilir.
5.Kanser veya Kanser Öncesi Lezyonlar:
Rahim, rahim ağzı veya yumurtalık kanseri gibi durumlarda da rahmin alınması gerekebilir.
⸻
Kapalı Rahim Alma Ameliyatının Avantajları Nelerdir?
Kapalı yöntem, açık ameliyata göre birçok avantaj sunar:
•Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde hasta daha az ağrı hisseder.
•Kısa hastanede kalış: Çoğu hasta 1–2 gün içinde taburcu olabilir.
•Hızlı iyileşme: Günlük hayata dönüş süresi 2–3 hafta gibi kısadır.
•Daha az iz: Estetik açıdan daha avantajlıdır.
•Daha az kan kaybı: Açık ameliyatlara göre kan kaybı daha düşüktür.
⸻
Ameliyat Öncesi Hazırlık
Ameliyat öncesi dönemde doktorunuz şu adımları uygulayacaktır:
•Kan testleri ve görüntüleme yöntemleri ile ayrıntılı inceleme
•Kronik hastalıklarınızın kontrolü
•Kullandığınız ilaçların düzenlenmesi
•Sigara ve alkol kullanımının bırakılması önerilir
•Ameliyattan önceki gece hafif beslenme ve sonrasında aç kalma
⸻
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci
Kapalı rahim alma ameliyatı sonrası çoğu hasta hızlı şekilde toparlanır. İyileşme süreci şu şekilde ilerler:
•İlk gün hafif ağrı olabilir, ağrı kesicilerle kontrol altına alınır.
•1–2 gün içerisinde hasta ayağa kalkıp yürüyebilir.
•1 hafta içinde günlük basit işlere başlanabilir.
•Yaklaşık 2–3 hafta içinde tamamen normale dönmek mümkündür.
•Cinsel ilişki için genellikle 6 hafta beklenmesi önerilir.
•Dikişler estetik olduğundan ek pansumana çoğu zaman gerek kalmaz.
⸻
Kapalı Rahim Alma Ameliyatı Riskleri
Her cerrahi işlemde olduğu gibi laparoskopik histerektominin de bazı riskleri vardır. Ancak bu riskler açık cerrahiye kıyasla daha azdır. Olası komplikasyonlar:
•Enfeksiyon
•Kanama
•Çevre organlarda (mesane, bağırsak) yaralanma
•Narkozla ilgili riskler
Deneyimli bir cerrah tarafından yapıldığında komplikasyon ihtimali oldukça düşüktür.
⸻
Sık Sorulan Sorular
1. Kapalı rahim alma ameliyatı sonrası tekrar adet olur muyum?
Hayır, rahim alındığı için adet kanaması olmaz. Ancak yumurtalıklar alınmazsa hormon üretimi devam eder.
2. Ameliyat sonrası erken menopoza girer miyim?
Eğer yumurtalıklar korunursa menopoz erken başlamaz. Sadece rahim alınırsa hormonal denge bozulmaz.
3. Ameliyat sonrası gebelik mümkün mü?
Rahim alındığında gebelik mümkün değildir. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara bu ameliyat önerilmez.
⸻
Sonuç
Kapalı rahim alma ameliyatı (laparoskopik histerektomi), birçok kadının yaşam kalitesini artıran modern bir cerrahi yöntemdir. Açık ameliyatlara kıyasla daha konforlu, hızlı iyileşme sağlayan ve estetik açıdan avantajlı bir yöntemdir.
Ancak her hastanın durumu farklıdır. Bu nedenle, ameliyat kararı öncesinde mutlaka uzman bir kadın doğum doktoru ile görüşmek gerekir. Doğru tanı, doğru zamanlama ve doğru cerrahi teknik, sağlıklı bir iyileşme süreci için büyük önem taşır.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Kimyasal gebelik nedir, neden olur?
Nedir?
26-28 günde bir adet gören her kadın adet kanamasını taki
eden 14 veya 15.günde yumurtlar. Follüküller çatlayarak yumurtalıklar ile rahim
arasında yer alan fallop tüplerine ilerlerler. Yumurtlamanın olduğu günde
korunmasız cinsel ilişki ile sperm hücreleri fallop tüplerinde bir araya
gelir. Daha sonrasında adet gecikmesini
takiben yapılan beta hcg hormonunun pozitifliği gebelik anlamına gelmektedir.
Bazen bu pozitiflikler mutlu haberler verse de bazen de takibinde biyokimyasal
gebelikler nedeni ile sonlanabilir. Kimyasal gebelik normal bi şekilde
yumurtanın döllemesi ile meydana gelen embriyonun vücuttan kanama ile
atılmasıyla sonlanabilir.
Sonlanması kendiliğinden meydana gelerek normal düşük ya da
intrauterin ex vakaları gibi küretaj gerektirmez. Çoğunlukla kişi henüz gebe
olduğunun farkına varmadan gelişimini sürdürmeyen embriyo adet kanaması ile
birlikte vücuttan kendiliğinden atılır.
Kimyasal gebelik neden olur?
Yumurta hücresinin sağlıklı bir şekilde döllenememesi nedeni
ile meydana gelir.
Tiroid
Genetik problemler
Rahimde var olan anomaliler
Gebeliğin oluşması için ilk adım olan embriyonun meydana gelmesi mümkün olsa bile embriyonun rahme tutunması gerçekleşmediğinden embriyo gelişimini sürdüremez. Adet kanaması ile de vücuttan kendiliğinden atılır.
Gebelik Sürecinde Alınması Gerekli Olan Vitaminler adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Dönemindeki Beslenmenin Anne ve Bebek Üzerindeki Etkisi Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Kimyasal Ürünler Hamileliği Etkiler Mi?
Hamilelikte ve emzirme döneminde karşı karşıya kalınan kimyasallardan bebeğinizi ve kendinizi korumanız gerekmektedir. Gebelikte ve emzirme döneminde bebeğinize geçecek olan bir sorun sizden geçecektir. Kendinizi korumuş olursanız bebeğinizi de korumuş olacaksınız.
Hamilelikte kimyasal almak bebekte sorunlar yaptığı düşünülmektedir. Örneğin ; obezite, bilinçsel bozukluklar, bağışıklık sistemi bozuklukları, astım, erken gebelik, kısırlık vb. sorunlara yol açtığına dair şüpheler bulunmaktadır. Tam kesin bir bilgi olmasa da siz kendinizi ve bebeğinizi kimyasallara karşı mutlaka koruyunuz ve tedbirinizi alınız.
Gebelikte karşılaştığınız sorunlar ilerde bebeğiniz büyüdüğü zaman da peşini bırakmayacaktır. Bunun için her şeye karşı önleminizi ve tedbirinizi almanız bebeğinizi ve kendinizi bu gibi sorunlardan korumalısınız.
Çevrenizdeki kimyasalları mümkün olduğunca kullanmamaya çalışınız. Kimyasal maddeler her şeyin içinde bulunacağından dolayı kullandığınız temizlik malzemelerinden tutun da kullandığınız bakım malzemelerine kadar kimyasal olabilir. Bunları gebelikte kullanacaksanız bile sağlam bir araştırma ardından kullanmalısınız. Belli bir süre bu malzemelerden uzak durmanız daha sağlıklıdır.
Gebelikte karşılaştığınız her sorun aslında bebeğinizin de sorunudur. Bebeğinizi ve kendinizi korumak icin neler kullandığınızı iyi bilin ve önlemlerinizi alın.
Unutmayın ki bebeğinizin gebelikte karşılaştığı sorunlar ileride ki dönemlerde de karşınıza çıkacaktır. Dikkatli olmanız, kendinizi ve bebeğinizi korumanız gerekmektedir. Gebelik döneminde bu maddelerin kullanımından kaçınılması gerekir. Bu maddelerin hem size hem de bebeğinize birçok zararı olacaktır. Bunun için kimyasalları gebelik ve emzirme döneminde hayatımızdan çıkartmalıyız. Kimyasal maddeler sizde ve bebeğinizde birçok soruna da kucak açmaktadır. Bu sorunlar azımsanacak sorunlarda değildir. Sizin gebelik döneminde kullandığınız kimyasallar bebeğiniz büyüdüğü zamanda karşısına çıkacaktır. Kimyasallar bebeğiniz büyüdüğü zamanda karşısına çıkacaktır. Kimyasal maddelerin bebeğinizde neden olabileceği sorunlar; erken doğum, kısırlık, düşük doğum ağırlığı, astım, bilinçsel bozukluklar, bağışıklık sistemi bozuklukları gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bunun için bebeğinizde sizin de hayatınızı zorlaştıracak problemler sahibi olmamak için gebelik ve emzirme döneminde kimyasallardan mümkün olduğunca uzak durulması ve önlem alınması gerekmektedir.
Gebelik döneminde çevrenizde bulunan kimyasallardan kendinize ve bebeğinizi uzak tutmanız gerekmektedir. Bu konular hakkında henüz çok detaylı araştırmalar yapılmış olmasa da kimyasal maddelerin gebeliğinize ve bebeğinize zararı olduğu bilinmekte bunun için kimyasallardan gebelik döneminde uzak durun.
#### Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Hakkında Başvuru Formu
Sayın başvurucu,
Eldeki başvuru formu; iş yerimizle olan ilişkinizi tespit ederek, varsa iş yerimiz tarafından işlenen kişisel verilerinizi eksiksiz olarak belirleyerek, ilgili başvurunuza doğru ve kanuni süresinde cevap verilebilmesi için düzenlenmiştir
Hukuka aykırı ve haksız bir şekilde veri paylaşımından kaynaklanabilecek hukuki risklerin bertaraf edilmesi ve özellikle kişisel verilerinizin güvenliğinin sağlanması amacıyla, kimlik ve yetki tespiti için iş yerimiz ek evrak ve malumat (nüfus cüzdanı veya sürücü belgesi sureti vb.) talep etme hakkını saklı tutar. Form kapsamında iletmekte olduğunuz taleplerinize ilişkin bilgilerin doğru ve güncel olmaması ya da yetkisiz bir başvuru yapılması halinde iş yerimiz, söz konusu yanlış bilgi ya da yetkisiz başvuru kaynaklı taleplerden dolayı sorumluluk kabul etmemektedir. Lütfen aşağıdaki yönergeleri takip ederek ilgili alanları doldurunuz.
Başvuru sahibine ait aşağıdaki bilgileri doldurunuz.
Ad Soyad
T.C. Kimlik No
(Yabancılar için pasaport numarası veya varsa kimlik numarası)
Telefon No
E-posta
Adres
İş yerimizle olan ilişkinizi belirtiniz.
☐ Çalışan
☐ Ziyaretçi
☐ Hasta / Potansiyel hasta
☐ Çalışan adayı
☐ Diğer:
……………………………………………..
Başvuru talebinizi belirtiniz.
Talep No
Talep Konusu
Seçiminiz
1.
İş yeriniz tarafından kişisel verilerimin işlenip işlenmediğini öğrenmek istiyorum. [KVK Kanunu m. 11/1 (a)]
☐
2.
İş yeriniz tarafından kişisel verilerim işlenmiş ise buna ilişkin bilgi talep ediyorum. [KVK Kanunu m. 11/1 (b)]
☐
3.
Kişisel verilerimin işlenme amacını ve işlenme amacına uygun kullanılıp kullanmadığını öğrenmek istiyorum. [KVK Kanunu m. 11/1 (c)]
☐
4.
Kişisel verilerim yurt içinde veya yurt dışında üçüncü kişilere aktarılıyorsa, bu üçüncü kişileri öğrenmek istiyorum. [KVK Kanunu m. 11 /1 (ç)]
☐
5.
Kişisel verilerimin eksik veya yanlış işlendiği düşünüyorum ve bunların düzeltilmesini talep ediyorum. Düzeltilmesini istediğiniz kişisel verinizi belirten dilekçeniz ile doğru ve tamamlayıcı bilgilerini gösteren belgeleri ek olarak gönderiniz. (Nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgâh, gibi) [KVK Kanunu m. 11 /1 (d)]
☐
6.
Kişisel verilerimin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalktığını düşünüyorum ve bu çerçevede kişisel verilerimin;
a) Silinmesini talep ediyorum.
b) Anonim hale getirilmesini talep ediyorum. [KVK Kanunu m. 11 /1(e)]
☐
7.
Düzeltme talebim (Talep No 5) uyarınca yapılan işlemlerin kişisel verilerimin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini istiyorum. [KVK Kanunu m. 11/1 (f)]
☐
8.
Silme veya yok edilme talebim (Talep No 6) uyarınca yapılan işlemlerin kişisel verilerimin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini istiyorum. [KVK Kanunu m. 11/1 (f)]
☐
9.
İş yeriniz tarafından işlenen kişisel verilerimin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle şahsım aleyhine bir sonuç doğduğunu düşünüyorum. Bu sonuca itiraz ediyorum.
Aleyhinize olduğunu düşündüğünüz analiz sonucuna ilişkin dilekçeniz ve itirazınızı destekleyen belgeleri ek olarak gönderiniz. [KVK Kanun u m.11 /1 (g)]
☐
10.
Kişisel verilerimin kanuna aykırı işlenmesi nedeniyle zarara uğradım. Bu zararın giderilmesini talep ediyorum.
Kanuna aykırılığa konu olan hususa ilişkin belgeleri ek olarak gönderiniz. (Mahkeme kararı, Kurul kararı, maddi zararın tutarını gösteren belgeler vb.) [KVK Kanunu m. 11/1 (ğ)]
☐
Ek açıklamalarınız varsa lütfen yazınız.
Başvurunuza vereceğimiz yanıtın tarafınıza bildirilme yöntemini seçiniz.
☐ Adresime gönderilmesini istiyorum.
☐ Veri sorumlusundan, elden teslim almak istiyorum. (Vekaleten teslim alınması halinde, noter tasdikli vekaletnamenin ya da yetki belgesinin sunulması gerekmektedir.)
☐ E-posta adresime cevap verilmesini istiyorum.
Başvuru Sahibi Beyanı
Başvuru formunda belirttiğim bilgi, belge ve talepler doğrultusunda, veri sorumlusuna yapmış olduğum başvurumun Kanun ve Başvuru Tebliği hükümleri uyarınca değerlendirilerek tarafıma bilgi verilmesini talep ederim. Bu kapsamda, işbu başvuru ile tarafınıza sağlamış olduğum bilgi ve belgelerimin doğru ve güncel olduğunu, iş yerinizin başvurumu sonuçlandırabilmek amacıyla kişisel verilerimi işleyebileceğini, ilave bilgi ve/veya belge talep edebileceğini ve ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen ücreti ödemem gerekebileceği hususunda aydınlatıldığımı beyan ve taahhüt ederim.
Başvuranın Adı Soyadı
:
Başvuru Tarihi
:
İmza
:
#### Kişisel Verilerin Korunması ve İşlenmesi Hakkında Yapılacak Başvurulara İlişkin Bilgilendirme Metni
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda ilgili kişi olarak tanımlanan kişisel veri sahiplerine, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11’inci maddesinde “kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, kişisel verilerinin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, kişisel verilerinin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, Kanun’un ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme, kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması durumunda zararın giderilmesini talep etme” hakları tanınmıştır.
Bu haklar çerçevesinde, ilgili kişinin veri sorumlusuna Kanun’un uygulanmasıyla ilgili taleplerini yazılı olarak veya Kurul’un belirleyeceği diğer yöntemlerle iletmesi gerekmektedir. Yazılı yapılacak başvurular için Ek’te yer alan formun çıktısı alınarak aşağıda belirtilen iletişim kanalları aracılığı ile tarafımıza başvurunun gerçekleştirilmesini rica ederiz.
Yazılı başvuru için iletişim kanalları aşağıdaki gibidir.
Başvuru Yöntemi
Başvurunun Yapılacağı Adres
Başvuru Gönderiminde Belirtilecek
Bilgi
Şahsen Başvuru
(Başvuru sahibinin bizzat
gelerek ve başvuru sahibinin kendi olduğunu gösterir kimlik bilgisini göstererek başvurması)
Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi No: 2/80
Söğütözü/Ankara
Zarfın üzerine “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazılacaktır.
Noter vasıtasıyla tebligat
Kızılırmak Mah. Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi No: 2/80
Söğütözü/Ankara
Tebligat zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazılacaktır.
Yazılı başvurularda, evrakın veri sorumlusuna tebliğ edildiği tarih, başvuru tarihidir.
Kişisel veri sahibinin, başvurusunu usule uygun olarak tarafımıza iletmesi durumunda, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç 30 (otuz) gün içinde ilgili talebi ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarife uyarınca ücret alınabilecektir.
Bilgilerinize sunarım. Saygılarımla.
Veri Sorumlusu
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
#### Kist Ameliyatı
Kist ameliyatı, kistler yumurtalık kistleri diğer bir adı ile over kisti olarak da adlandırılabilir. Yumurtalık kisti, yumurtaların içi ve dışını oluşturabilen ve içlerinde de sıvı dolu olan keselerdir. Over kistleri, neredeyse her yaştaki kadında görülebilirken bazı hastalarda ise yumurtalık kistleri sebep olması ile birlikte acı, ağrı, pelvik bölgede basınç yaşanabilir. Bazı hastalarda ise bu durum görülmez.
Hastalar adet dönemlerinde meydana gelen düzensiz zamanları, adetlerindeki düzensizlik çoğunlukla yumurtalık kistini ifade etmektedir. Ancak adet düzensizlikleri bazen over kistleri ile de ilişkili olmayabilir. Yumurtalık kistlerinin çoğu kötü huylu değildir.
Over kistlerinin oluşmasında birçok faktör rol oynayabilir. Genetik faktörler, hücrenin zarara uğraması ve hücre ölümlerinde, geçirilen enfeksiyonlarda, yaralanmalar ve travmalarda, vücudun herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan iyi huylu ya da kötü huylu tümörlerde, hastanın geçirmiş olduğu cerrahi müdahaleler de konjenital hastalıklarda yumurtalık kistlerine neden olabilirken;
Menopoz olan ve menopoz da olmayan hastalardaki yumurtalık kistleri ise oluşumunda farklılık göstermektedir. Menopoza girmemiş hastalar ise sebepler nelerdir?
Ovulasyon: Folluküller büyüdüğünde ancak yumurtayı serbest bırakmak için yırtılmadığında meydana gelebilir. Bu kistlerin geçmesi için herhangi bir tedaviye ihtiyaç yoktur. Tedavi olmadan da geçebilirler.
Dermoid kistler: Yumurtalık germ hücrelerinden oluşmaktadır ve içlerinde diş, yağ, saç dokuları izlenebilir. Genellikle iyi huylu kistlerdir. Nadiren de olsa kötü huylu olma ihtimali vardır. Ancak iyi huylu olması beklenmektedir.
PCOS: Polikistik over sendromu, PCOS hastalarda küçük küçük kistler bulunabilir. Ancak bu kistlerin ameliyat ile çıkarılması veya ilaçla tedavisine neden olmaz. Hastaların düzensiz adet dönemlerini bir sorun olarak görüp sorunu çözmek için düzenli adet görmeleri sağlanır.
Endometriozis: Endometriozis hastalarda, halk arasında çikolata kisti olarak da adlandırılabilir.
Hamilelik: Plasenta oluşana kadar gebeliği desteklemek amacı ile oluşabilir. Ancak kendiliğinden erir.
Kanser: Kadınlarda yumurtalık kistlerinin nadir nedenleri arasındadır. Genellikle iyi huylu olması beklenmektedir.
Pelvik enfeksiyonlar
Yumurtalık Kisti Nedir?
Yumurtalık kistine over kisti denir. Yumurtalık (over) kisti, yumurtalığın içinde veya dışında oluşabilen içlerinde sıvı oluşumu gerçekleşmiş olan keselere denir. Yumurtalık (over) kisti her yaştaki kadında görülebilen bir rahatsızlıktır. Yumurtalık kisti olan kişilerde oluşan rahatsızlık kişiden kişiye göre farklılık göstermektedir.
Hastaların bazısı yumurtalık kisti nedeniyle ağrı, acı, pelvik (karın) bölgesinde kramp ve basınç yaşayabiliyorken bazıları da hiçbir rahatsızlık belirtisi hissetmeden yaşamlarını sürdürürler. Hastaların adet dönemindeki düzensizliklerini genellikle yumurtalık kistine bağlayabilmektedirler.
Fakat adet düzensizlikleri bazı durumlarda yumurtalık kisti olması sebebiyle olabilmektedir. Çoğu kanserli olmayan yumurtalık kistleri bu sebepten kaynaklı ameliyat ihtiyacına gerek duymaz. Bu kistlerin boyutları cm’den küçük olmakla beraber 10 cm’yi de aşabilmektedir.
Yumurtalık Kisti Neden Oluşur?
Yumurtalık kistlerinin oluşmasında birçok sebep vardır. Bunlar genetik faktörler, hücrelerin ölümü ve zarara uğraması, geçirilen enfeksiyonlar, vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelmiş olan iyi veya kötü huylu tümörler, geçirilen cerrahi işlemler vs. yumurtalık (over) kistine sebebiyet veren nedenlerdir. Menopozda olan kadınlarda ve menopozda olmayan kadınlardaki yumurtalık oluşumunda başka sebepler gösterebilmektedir. Menopoza girmemiş kadınlarda yumurtalık kistinin görülme nedenleri şunlardır:
Yumurtalık kistlerinin bazıları folikül büyüdüğünde yumurtayı serbest bırakmak şartıyla yırtılmadığında oluşabilmektedir. Bu kistler tedavi olmadan düzelebilmektedir.
Polikistik over sendromu (PCOS): Bu sendromu bulunduran hastalarda fazla fakat küçük boyutlarda kistler bulunabilmektedir. Bu kistlerin ameliyatla çıkarılması ve ilaçla tedavi edilmesine gerek duyulmaz. Ancak hastaların adet düzensizlikleri ve diğer sorunları için bir tedavi planı yapılabilir.
Endometriozis: Endometriozise halk arasında da çikolata kisti adı verilir. Bu da yumurtalık kistinin bir diğer türü olan endometriomdur.
Hamilelik: Kadınlar da hamilelik döneminde plasenta oluşana kadar hamileliği desteklemek amacıyla oluşan hamileliğin erken dönemlerinde kistler oluşabilmektedir. Bazen oluşan bu kistler hamileliğin son zamanlarına kadar yumurtalıkta bulunmaya devam ederler.
Kanser: kanser kadınlarda yumurtalık kistlerinin nadir sebeplerindendir.
Şiddetli pelvik enfeksiyonları: Şiddetli pelvik enfeksiyonlarına bağlı olarak yumurtalıkları tutabilmektedir. Buda yumurtalığın yakınında içi irinle dolmuş kistleri meydana getirmektedir.
Adet dönemi sonlanmış, kesilmiş olan kadınlarda ise yumurtalık kistinin oluşma sebepleri yumurtalıklarda sıvının toplanması ve kanserli, kansersiz büyümelerden kaynaklanmaktadır. Kadınlarda menopoz sonrasında yumurtalık üstünde ya da çevresinde yeni oluşan büyümelerin kanser sebebiyle oluşması menopoz dönemi öncesi kadınlara oranla daha fazladır.
Yumurtalık Kisti Çeşitleri Nelerdir?
Fonksiyonel Kist
Bu kistler çoğunlukla ameliyat gerektirmeyen cinstendir. Adölesan dönemlerinde (13-18 yaş arası) fonksiyonel kistlere çok sık rastlanır. Zamanla kaybolabilme eğiliminde olan bu kistlerin görülme nedeni adölesan dönemlerinde hormonların dengesinin tam olarak kurulamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Oldukça basit bir kist olarak görünüyor gözükse bile düzenli takipleri yapılmalı, kontroller ihmal edilmemelidir. Bu kist türü doğurganlık dönemlerinde de çok sık karşılaşılan bir durum halindedir.
Korpus Luteum Kistleri
Adet dönemlerinde karşılaşılan bu kistler çoğu zaman kendiliğinden kaybolabilmektedir.
Dermoid Kistler
Bu kist türleri ise en çok hamilelik dönemlerinde görülmektedir. Dermoid kistleri yapısından kaynaklı olarak ağırlık oluşturabilir ve yumurtalığın dönmesine sebep olabilir.
Çikolata Kisti
Çikolata kisti ise genel olarak üreme dönemleri içerisinde görülebilmekle beraber birçok kadında mevcut olabilir.
Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?
Yumurtalık kistleri, genel olarak çok büyüyene kadar belirti vermemektedirler. Çoğu zaman jinekolojik muayene sırasında ya da kısırlığın tanı aşamasında fark edilebilmektedirler. Ancak yumurtalık kistleri büyük boyutlara ulaştığı zaman, adet kanamasının miktarının artması veya azalması, adetin düzensiz olması veya kesilmesine neden olabilirler. Aynı zamanda yumurtalıklardaki kistler, kadın üreme sistemini de epey olumsuz yönde etkilemektedirler. Bu nedenle gebe kalma ile ilgili sorunlara yol açabilmektedir. Büyük boyutlara ulaşmış olan kistlerin en belirgin görülen belirtileri;
Adet döngüsünün düzensiz olması, kesilmesi,Adet döneminde görülen ağrılarının normale göre daha şiddetli olması,İdrar ve bağırsak rahatsızlıkları,Çok hızlı kilo alma,Bulantı, kusma,Vajinal akıntı ve lekelenme tarzında kanamalar,Şiddetli kasık ağrıları,Cinsel ilişki sırasında ağrı,Karında şişlik, hazımsızlık ve kramp,Tüylenme sorunu,Gebelik ile ilgili sorunlar, kısırlık (infertilite).
Kistlerin Çeşitleri Nelerdir?
Fonksiyonel kistler nelerdir? Üreme çağındaki kadınlarda görülebilen kistlerdir. Çoğunlukla ameliyat dahi gerektirmez. İlaca dahi gerek kalmadan kendiliğinden geçebilir. Vücutta geçici kistler oluşabilirler. Fonksiyonel kistler bazen de doğurganlık dönemlerinde de meydana gelebilir.
Germ hücreli tümörler nelerdir? Bazı durumlarda hastanın tedavisi için ameliyat yeterliyken bazı durumlar da ise hastanın cerrahi işleminin arkasından da kemoterapi tedavisi görmesi gerekmektedir.
Korpus luteum kistleri nelerdir? Adet siklusuna bağlı olarak üreme döneminde görülen kist çeşitlerinden birisidir. Yumurtlama döneminde, yumurtlamadan sonra ortaya çıkar. Sonrasında ise tamamına yakın bir kısmı kaybolur. Bazen kanamalara da neden olabilir.
Dermoid Kistler Nelerdir?
Bu kistin içerisinde deri, kıl, yağ, kemik, diş gibi ektodermal dokular bulunmaktadır kistin içinde. Dermoid kistler ise bazen de ciddi ağrılara neden olabilirken bazen de acil ameliyatlara neden olabilirler. Vücudumuzu nasıl etkiler? Dermoid kistler vücudun tüm dokularından parçalar içeren kistik yapılanmalardır. Bunların içerisinde yağ bulunabilir, sinir ve kas dokusu var olabilir. Bu nedenle Dermoid kistlerde en çok korktuğumuz komplikasyon torsiyon adı verilen bir durumdur.
Torsiyon durumu yumurtalığın hemen komşuluğundaki tüp ile beraber kendi etrafında dönerek bunun sonucunda da kanlanmayı bozar. İlk fark edildiğinde acil olarak laparoskopi ile müdahale edilmeyen torsiyonlu hastada yumurtalık ve tüpte ciddi anlamda hasar oluşur. Yumurtalığın ve tüpünde alınması gerekebilir. Tüp bebek tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken bir öyküdür. Hasta geçmişidir. Herhangi bir torsiyon geçirmeyen demoid kistler de ise boyutu önemlidir.
Düzenli aralıklarla tüp bebek uzmanı tarafından kontrol edilen hastada eğer kist büyümeden sabit kalıyor ise boyutu 4 cm ‘nin altında ise cerrahi gerektirmeyebilir. Ancak hasta tüp bebek tedavisi görecekse ve gebeliğine engel bir dermoid kist söz konusu ise laparoskopik olarak kistin çıkarılması gerekmektedir. Yumurtalığında dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekmektedir.
Yumurtalığa yapılacak olan her cerrahi işlem gerek yumurtalık rezervi gerek ise karın içerisinde oluşan yapışıklıkların var olması nedeni ile uzman ellerde yapılmasında fayda olacağını söylüyor Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
Endometriozis (Çikolata Kistleri)
halk arasında çikolata kisti olarak adlandırılır. Çikolata kistlerinde genellikle ilk tercih ameliyat olmaz. Hasta takip edilir. Ancak özellikle eğer üreme döneminde ise ve bebek istiyor ise hasta öncelikle anne olma planına yoğunlaşarak daha sonrasında gerek görülür ise ameliyat planlanır. Adetleri ağrılı ve sancılı geçebilir. İlişkide ağrı olması beklenebilir.
Endometriozis, çikolata kisti tipik olarak koyu kahverengi gibi bir sıvı içerir ve görüntüsünden içinde bulunan sıvının renginden dolayı da çikolata kisti adını almaktadır. Adını rahmin iç kısmını döşemekte olan tabaka anlamına gelir ve her ay adet döngüsüyle dökülen endometriumdan endometrioma meydana gelir. Bu nedenle normalde rahim içerisinde bulunması gereken doku, edometriozis hastalarında rahmin dışarısında da bulunur. Rahmin dışında bulunan endometiroma infertiliteye de sebep olmaktadır.
Aynı zamanda ağrı da yapar. Pelvik ağrı, ağrılı ağrı ve ağrılı ilişkinin altında yatan sebepte endometriozis olabilir. Bir pelvik ultrason sırasında veya bebek istemesine rağmen bebek sahibi olamayan çiftin tüp bebek tedavi sürecindeki değerlendirilmesi için başvurduğu muayenesinde tanısı ultrason ile konulabilir. Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’a Belirtileri Nelerdir Diye Sorduk;
Adet esnasında görülen şiddetli ağrılar,Cinsel ilişki esnasında izlenen şiddetli ağrılar cinsel ilişkiyi reddedecek kadar şiddetli olmaktadır.Kadına bağlı infertilite problemlerinde karşımıza çıkar,Düzensiz adet döngüleri,Adet döngülerinde fazla kanamalar,
Çikolata kisti kısırlığa neden olabilen bir durumdur. Öncelikle laporoskopik olarak çikolata kistinden kurtulmak gerekir. Açık ameliyat gerektirmeden karından girilen minik deliklerden çikolata kistini çıkarmak mümkündür. Hastalığın erken teşhis edilmiş olması da tüp bebek tedavisinde başarıyı olumlu etkileyecektir. Tüp bebek tedavilerinde bir neden olan endometriomanın tedavisi aslında tüp bebek merkezlerinde tüp bebek doktorlarımız tarafından konulan tanı ile kolay bir hale dönüşmektedir.
Çikolata kisti tedavisinde kesin bir teşhis koymak için patoloji göndermek en doğru yöntem olacaktır. Ameliyattan sonrası da elbette önemlidir. Endometrioma düşündüren klinik ve ultrasonografi bulguları kalın duvarlı kistik lezyonlar olabilir. Ameliyatlar hem bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde hem de çektiği ağrıdan dolayı hayat kalitesini arttırmak isteyen hastalarda tercih olarak karşımıza çıkmaktadır.
Tekrarlama oranı takibi olmayan hastalarda önündeki beş yıl içerisinde yaklaşık yüzde otuz oranındadır. Çikolata kistinin çıkarılmasından sonra en az iki yıl süre ile oral kontraseptif kullanan kadınlarda nüks etme durumunun daha az olduğu söylenmektedir. Önlem almak için altı ayda bir kadın doğum doktoru veya tüp bebek uzmanları tarafından izlenmesi, hastanın kontrollerini ihmal etmemesi yeterli olacaktır.
Over Kisti Belirtileri Nelerdir?
Yumurtalık kistleri bazı hastalarda belirtiler oluşturabilir. Ancak genellikle pek çok hastada da belirti vermeyebilir. Yumurtalık kisti sebep olan hastalarda kist tarafında alt karın bölgesinde ağrı meydana gelebilir. Baskı ve basınç olma hissi artabilir. Alt karında kramplar meydana gelebilir. İlişkide ağrı olabilir. Over torsyonlarında ise bulantı, kusma, bununla birlikte ağrı hissedilebilir.
Hastalar da bazen de yumurtalık kisti belirtisi olarak vajinal kanamalar meydana gelebilirken adet düzensizlikleri de ortaya çıkabilir. Bu nedenle en yaygın yumurta kisti ise, karında dolgunluk, basınç hissetmemesi, adet düzensizliği, hastanın kasıklarında yaşadığı ağrı, cinsel ilişki esnasında meydana gelen ağrı ve acı, bulantı ve kusmalardan da bahsedebiliriz.
Yumurtalık Kisti Tedavisi Nedir?
Yumurtalık kistlerinde nasıl bir tedavi uygulanacağı; test sonuçlarınız, yaşınız, yaşanan semptomlar, genetik faktörlerinize göre hekimin karar vermesi gerekmektedir. İlaçla tedavi ya da ameliyat ile tedavi konusunda ise yine hekim kararı önemlidir. Over kistleri her durumda tedavi gerektirmez.
Vücutta bulunan kistlerin iyi veya kötü huylu olup olmadığı öncelikle kontrol edilecektir. Kistin yapısına bakılmalıdır. Boyutuna bakılmalıdır. Türüne bakılmalıdır. Kist kötü huylu ise kist ameliyatı ile alınması gerekmektedir. İyi huylu bir kist ise, kist ameliyatı gerektirmeme durumu da söz konusudur.
Yumurtalık Kisti Ameliyat Fiyatları Nelerdir?
Kist ameliyatı ve yumurtalık kisti ameliyat fiyatları yapılacak olan tedaviye, kiste göre değişiklik gösterebilmektedir. Muayene sonrasında merkezden fiyat bilgisi almak uygun.
Gebelikte Yumurtalık Kisti Neden Olur?
Her kadının yaşamı boyunca yumurtalık kistleri ile karşılaşması beklenen bir durumdur. Gebelikte de bu durum böyledir. Over kistleri gebelik sürecinde alınmayacaktır. Gebelikte yumurtalık kistleri kendiliğinden geçmektedir. Yumurtalık kistleri var olan hastanın sıkı takibi önemli.
Yumurtalık Kisti Adet Gecikmesine Neden Olur Mu?
Bazı yumurtalık kistleri hormonları etkiler ve bu durumlarda adet gecikmesinin meydana gelmesine neden olur. Over kistleri 3 – 5 gün arasında adet gecikmesine neden olabilirken bazen 1-2 haftayı da bulur. Kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilen bir başlıktır.
İçinde bulunduğunuz durumun kist ameliyatı gerektirdiğini veya mevcut durumu hakkında bilgi almak için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Laparoskopi Nedir?
Laparoskopi jinekolojik her türde operasyonun uygulanabileceği bir ameliyat şeklidir. Laparoskopik ameliyatlar halk içinde kapalı ameliyat olarak bilinmektedir. Bu operasyon da göbek deliğinin içerisinden 10 mm çaplı bir kamera ve karnın alt bölgesinde bulunan bölgelerden 5 mm çaplı cerrahi aletlerin girmesiyle yapılır. Yapılan bu operasyon klasik açık ameliyatına nazaran daha çok avantajlıdır. Bunun sebebi de hastanın karın bölgesine uzun ve geniş bir kesi yapılmamasıdır.
Laparoskopik jinekolojik ameliyatları örneklendirirsek; laparoskopik kistektomi, laraparoskopik histerektomi ve laparoskopik myomektomidir.
Açık Yumurtalık Kisti Ameliyatı
Açık ameliyata aynı zamanda laparotomi denmektedir. Açık ameliyat esnasında ameliyatı gerçekleştiren hekim yapısal bozuklukları da temizleme imkânı bulabilmektedir. Açık yumurtalık kisti ameliyatı genellikle kistlerin büyük olması nedeniyle yapılan bir ameliyattır. Kanser şüphesi konulmuş olan kişilerde de açık ameliyat tercih edilmektedir. Bunun nedeni de daha büyük kesiler açılabiliyor olmasıdır. Yumurtalık kisti ameliyatında kesiler genelde alt karın bölgesinde gerçekleştirilir.
Kapalı Yumurtalık Kisti Ameliyatı
Kapalı yumurtalık kisti ameliyatı genelde karnın üzerinde ufak bir kesi açılmasıyla gerçekleştirilen işlemdir. Kesilerden laporoskopi aleti yerleştirilir ve ekrana yansıtılarak görüntüleme işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntem aynı zamanda tanı koymak amaçlıda kullanılabilmektedir. Kapalı yumurtalık kisti ameliyatını kanser şüphesi olmayan hastalar için tercih edilmektedir. Kapalı ameliyat sırasında yumurtalıklara herhangi bir zarar verilmesi de söz konusu olmaz. İyileşme süreci açık ameliyat yani laporoskopik ameliyatlara kıyasla daha kısa sürede gerçekleşmektedir.
Kapalı Yumurtalık Kisti Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
Açık olarak uygulanan yumurtalık over kisti operasyonlarında en çok kullanılan karın kesisi tıpkı sezaryen operasyonunda olduğu gibi ortalama 8-10 cm uzunluğunda enine uygulanan bir kesidir. Çok nadir olarak da kistin çok büyük olmasına bağlı olarak ya da farklı sebeplerden ötürü karın ortasından dikine uygulanan kesi ile de operasyon gerçekleştirilebilir. Laparoskopik yani kapalı ameliyat yöntemiyle uygulanan yumurtalık kisti operasyonlarında göbek ve kasık alanlarından açılan 1 cmlik delikler aracılığı ile operasyon tamamlanabilmektedir. Açık ameliyatta genel anestezi ya da spinal anestezi altında yapılan operasyon olup, kapalı yöntemde ise genel anestezi uygulanmaktadır.
Kapalı Yumurtalık Kisti Operasyonu Ne Kadar Sürer?
Açık ameliyat ve kapalı ameliyat işlemi yöntemlerinde ameliyat süre zarfları hemen hemen olmakla beraber yumurtalık kisti ameliyatı yaklaşık olarak 60 dakika da tamamlanabilmektedir. Fakat bu kistin ve hastada olan özelliklere göre daha uzun sürebilir ya da daha kısa süre içerisinde tamamlanabilir. Ameliyat süresini etkileyen faktörler nelerdir?
Kistin büyüklüğü,Kistin türü,Karın içerisinde bulunan yapışıklıklar.
Laparoskopik – Kapalı Yumurtalık Kisti Ameliyatı Sonrası Neler Yapılmalı?
Operasyondan 2 gün sonra duş alınabilir ancak ayaktan duş şeklinde yapılmaklar beraber 10 gün boyunca küvete, denize, havuza girilmemelidir.3 hafta kadar cinsel beraberlikte olunmamalıdır.Ameliyat işlemi bittikten ve taburcu olunduktan sonra dikiş aldırmaya gitmeye gerek yoktur, dikişler 10 günde kendiliğinden düşebilmektedir.Ameliyattan sonra 1 hafta lekelenme görülmesi normaldir.Doktorun verdiği antibiyotik, ağrı kesici vs ilaçları aksatmadan kullanılması önerilir.Ameliyattan 1 hafta sonra kontrole gidilmelidir.
Hangi Kistler Laparoskopik Ameliyat Edilir?
Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, kistin büyüklüğü ve hastanın şikayetleri göz önünde bulundurularak karar verilir. Genellikle; 7 cm üzerinde, büyüyen, gerilemeyen, hastada ciddi rahatsızlık ve kramp, ağrı yaratan kistler ameliyatla alınır.
Laparoskopik kistektomi, her yaşta hastaya uygulanabilir. Ancak büyük olan ve kanser hücresi taşıyan kistlerde açık ameliyat tercih edilmelidir.
Laparoskopi Yöntemi ile Kist Ameliyatı Nasıl Yapılmaktadır?
Basit yumurtalık kistleri kolaylıkla etrafında mevcut ve sağlam olan yumurtaların dokularından ayrılarak alınabilmektedir. Hastada mevcut olan yumurtalık over kisti iyi huylu ise genellikle laporoskopik yöntemle alınabilmektedir.
Fakat kötü huylu bir yumurtalık over kisti mevcutsa büyük olasılıkla açık ameliyat işlemi uygulanması daha doğru olmaktadır. Hastada endometriyozis hastalığı var ise bu durum sonucunda ortaya çıkan genital organlarda ve diğer organların arasında yapışıklık durumuna sebebiyet verebilir. Bu da kistin çıkarılmasını zor hale getiren bir durumdur. Genellikle yumurtalık dokularının derinliklerinde ve genel olarak birden çok sayıda olan kistlerin çıkarılması da oldukça güçtür ama diğer sağlam yumurta dokularının kurtarılma işlemi için laparoskopik cerrahide yapılabilmektedir.
Ek olarak hastada dermoid kisti de var ise bu kistlerin de çıkarılması oldukça güçtür. Bu kist türü genellikle bazı durumlarda yumurtalık dokusunun yayılım göstermesinden kaynaklı olarak hiçbir sağlam dokuya ulaşamaz. Fakat çok nadir durumlarda da dermoid kistiyle beraber yumurtalık dokularınında alınması gereken durumlar olabilmektedir.
Laparoskopik Kist Çıkarma Ameliyatında Risk Var mıdır?
Kist çıkarma ameliyatları genel anestezi altında yapılmasına bağlı olarak bazı riskleri de ortaya çıkarabilmektedir. Genellikle karından uygulanılan pek çok jinekolojik ameliyatlarda bütün genital organlarda yapışıklık durumunun oluşma riskleri de göz ardı edilmemektedir. Özellikle bu meydana gelen yapışıklıklar tüplerin ve yumurtalıkların etrafında oldukları zaman buradaki organların işlevlerini olumsuz şekilde etkilemesinden kaynaklı olarak hastanın gebe kalmasını engelleyebilmektedir. Mevcut olan kist öncelikle yapılan muayene sonrasında hangi yöntem kullanılarak yapılacağına karar verilir.
Laparoskopik cerrahi çoğunlukla kist çıkarma ameliyatının dışında tıpta pek çok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Genellikle laparoskopik ameliyatları bütün hastalara uygulanabilmektedir, ancak bazı durumlarda sakıncalı durumlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin hastada ileri derecede şişmanlık, daha önceden geçirilmiş olan bir pelvik ameliyatı, kalp hastalıkları, gebelik durumu olanlarda laparoskopi ameliyatı tercih edilmemektedir.
Daha önceden hastanın geçirmiş olduğu karın ameliyatı sonrasında meydana gelen yapışıklık durumundan dolayı bağırsakların zedelenme riski durumu artmaktadır. Bu sebepten kaynaklı olarak laparoskopik kist ameliyatında oldukça dikkat edilmesi gereken bir operasyondur.
#### Kış Aylarında Gebelik
Gebelik her kadında büyük hayallerle, büyük sevinçlerle beklenen bir durumdur. Bununla birlikte gebelik bir kadının yaşamı boyunca en hassas olduğu dönem olarak varsayılabilir. Duygularını en maximum yaşadığı, çelişkilerinin en yüksek olduğu ama tüm bunların gebelikle birlikte yükselen hormonlardan kaynaklandığını unutmamalıyız. Tüm bu duygu değişimlerimiz olduğu gibi aynı zamanda bağışıklığımızda bir çocuğun bağışıklığı kadar düşer. Çabuk rahatsızlanır ve çok çabuk etkileniriz. Havanın aşırı sıcak, aşırı soğuk olması, kadının bulunduğu ortamın yeterince havalandırılıp havalandırılmaması, temas ettiği yüzeyler veya bulunduğu kişiler, yediği yemekler… gibi bu tür dış faktörlerin hepsi anne adayımızın çok çabuk hasta olmasına neden olur.
Bu nedenle yaz mevsiminde gebeliğinin çoğunu geçiren gebe çok şanslıdır ya da kış mevsiminde gebeliğini geçirdiğin için şanslısın gibi cümleler kurmak imkansızdır. Her mevsimin gebeye getirdiği durumlar dikkatli olması gereken kurallar bulunur.
Kapımızda bir kış mevsimi bekliyor ve kış kelimesinin bile üşüttüğünü varsayarak ve herkesi hasta etme potansiyelinin griplerin en yüksek olduğu mevsim olarak adlandırırsak, bakalım nelere dikkat etmeliyiz ?!
Kışın mutlaka hepimiz bir kez hasta oluruz. Viral ve bakteriyel hastalıkların yaygın olduğu bu dönemde küçük çocuğumuzun hasta olmasından ve iyileşme güçlüğünden ne kadar çok korkuyorsak bir gebe olarak kendimizi o kadar çok sakınacağız !
İlaç tedavisinin tam verilemediği gebeliğimizde ilaç kullanmadan atlatmak için, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Bağışıklık sistemimiz için düzenli beslenmek birinci adımdır. Ayrıca fazla kalabalık ortamlardan kendimizi koruyup, viral ve bakteriyel hastalıkların yaygın olduğu dönemlerde tokalaşmaktan, dışarda yüzeylere çok fazla dokunmaktan, dışarda besin tüketmekten, yakın temastan kaçınacağız.
Kış Mevsiminde Gebelerimize Sağlıklı Beslenme Önerileri
Vitamin, mineral, kalsiyum, protein yönünden zengin besleniyoruz.
Mevsim sebzeleri olan karnabahar, kereviz, ıspanak gibi yeşil yapraklı besinleri bolca tüketiyoruz,
Kış aylarında vazgeçemediğimiz C vitamini yönünden zengin olan meyve ve sebzelerden mutlaka gün içerisinde tüketiyoruz. Portakal, mandalina, limon, kivi, kırmızı biber, yeşil biber, greyfurt gibi. Ancak bu saydıklarımız asitik içerikli olduğundan dolayı akşam alınması rahatsızlık verebilme ihtimalinden dolayı sabah kahvaltısından yaklaşık iki saat sonra veya gün içerisinde alınmasına özen göstermeliyiz.
D vitamini yönünden yaz gebeleri yazın güneşten bolca karşılarken kış gebeleri ise bolca balık tüketmelidir.
Bulaşıcı Hastalıklar İçin
Kişisel temizlik ve hijyene en üst düzeyde önem vermeliyiz.
Eller sık sık yıkanmalı,
Bulunduğumuz ortam sıkça havalandırılmalı,
Kapalı ve kalabalık ortamlarda uzun süre kalmamalı,
Kişilerle yakın temastan kaçınıp, sadece tokalaşıp ellerimizi ilk fırsatta yıkamalı,
Mutlaka sıkı sıkı giyinmeli soğuktan korunmalıyız.
Kışın Doğru Giyinmeliyiz
Tek parça hamile giysilerindense birkaç kat ince giysileri üst üste giymelidirler.
Hamile elbiselerinde her mevsim önemli olan detay; yünlü, pamuklu, keten hava alan kıyafetler tercih etmelidir.
Kış Gebelerinde Egzersizin Önemi
Kış aylarında hava soğuk olduğu için anne adayları üşütmekten korkarlar ve genellikle fazla dışarı çıkmazlar. Ancak evde, ofiste kapalı ortamda kalmak, oksijenden yoksun kalmak hamileler için çok zararlıdır. Özellikle de hareketsiz yaşam sağlıksız bir hamilelik dönemi demektir. Bunun için bir hamilenin yapabileceği en doğru şey, kat kat giyinerek sokağa çıkmak ve her gün düzenli olarak temiz hava alabileceği bir yerde yürüyüş yapmaktır. Bununla birlikte ev ortamında hamilelere özel plates ve yoga egzersizlerini uygulamak da hem bu sürecin sağlıklı geçmesini hem de doğumun daha kolay gerçekleşmesini sağlayacaktır.
Vücut Çatlakları İçin
Bu çatlaklar sadece görünüş açısından değil sağlığımız için de oldukça önemlidir. Örneğin ellerde, dudaklarda, vücudun herhangi bir bölgesinde oluşan çatlaklar anne adaylarını enfeksiyonlara karşı daha açık hale getirirler. Peki ne yapmalıyım? Soğuk ya da sıcak su yerine ılık su tercih etmeliyim. Nemlendiricler kullanmalı ve bol bol su içmeliyim. Su tüketmek sadece çatlaklar için değil bir çok yol için önemli bir seçenek olacaktır.
SEVGİLİ GEBELERİMİZ, EN KIYMETLİ SİZLERSİNİZ
HASTALIKSIZ ATLATTIĞINIZ BİR KIŞ DİLERİZ
#### Kısırlığın Tedavisi Mümkün Mü?
Kısırlık günümüzde tedavi edilebilen bir durumdur. Kısırlık sorunlarının büyük bir kısmı gelişen teknolojiyle tedavi edilir. İlk olarak kısırlık sebepleri araştırma tahlilleri yapılır. Kısırlığın tedavisinde doğru yöntemle tedavi sürecini belirlemek en önemli noktadır. Tedavisinde anne adayının yaşı, kısırlık süresi, yumurtalık rezervleri, spermlerin sayısı, marfoloji ve şekil açısından özellikleri değerlendirilir buna uygun tedavi yapılır.
Yumurtlama tedavisi; yumurtlama tedavisinde oral olarak kullanılan ilaçlar ve cilt altına uygulanan enjeksiyonlarda kullanılan ürünlerden bahsedilebilir. İlaç olarak Klomifen sitrat,letrozole ve tamoxifen den bahsedilebilir . Yumurtlama tedavisi çoğunlukla 3 yada 6 ay uygulanır.
Enjeksiyonlar rec FSH,HMG ve rec LH dan oluşmaktadır
Ameliyat ile tedavi; hastanın çikolata kisti,rahim içinde perde veya septum mevcut ise ,rahim içi yapışılıklar ,miyom yada polip gibi patolojiler söz konusu ise bunların laparoskopik, yada histeroskopik yolla tedavi edilmesidir.
Tüp bebek tedavisi; anne ve babadan alınan üreme hücrelerinin yani yumurta ve spermin laboratuvar ortamında döllendirilirmesidir. Oluşan embriyo anne adayının Rahmi’ne transfer edilir. Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik sağlanmayan çiftlerde tüp bebek tedavisi uygulanan bir yöntemdir.
Günümüzde infertilite tedavisi mümkün dür. Anne adayının veya baba adayının kısır olmasının sebebi araştırılmalıdır. Anne veya baba adaylarının kısırlık teşhisi konulduktan sonra, neden kısır? sebebi nedir?sorularına cevap aranmaya başlanır. Bu soruların cevapları bulunduktan sonra, tedavi yöntemi belirlenir. Kısırlığın birçok sebebi vardır. Genetik faktörler, stres, böbrek hastalıkları, kronik hastalıklar, açıklanamayan nedenler, travma, yapışıklıklar, kistler, yumurtlama bozuklukları gibi birçok sorun sonrasında kısırlık oluşur. Bu kısırlığın nedeni ortaya çıktıktan sonra ise tedavisine doktorunuzla beraber karar vereceksiniz. Bu tedavi bazen cevap verirken, bazen ise cevapsız kalabiliyor. Tedaviye cevap vermek aslında kısırlığın nedenine ve düzeyine de bağlıdır.
Kısırlığın birkaç tane tedavi yöntemi vardır. Bunlar; yumurtlama tedavisi, tüp bebek tedavisi ve ameliyat ile tedavi çeşitleri bulunmaktadır. Eğer cerrahi işlem gerektiren durumlar var ise bunlar ameliyat yöntemi ile tedavi edilmektedir. Yumurtlama bozukluklarında ise medikal tedavi olarak uygulanır. Bu kullanılan hap veya iğneler ile yumurtlamayı sağlarlar.
#### Kısırlık Testi Nedir?
Kısırlık günümüzün en büyük sorunlarından birisidir. Anne ve baba olmak isteyen birçok insan bu sorunla karşılaşabilmektedir. Bu durumun içerisinde olmak anne ve baba adayları için kötü bir süreci başlatmaktadır. Bugün anne ve baba adaylarını oldukça olumsuz etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bazı çiftlerde tek taraflı olurken yani sadece anne adayında veya sadece baba adayında okurken bazı çiftlerde ise çift taraflı olmaktadır,yani hem anne adayı kısır,hemde baba adayı sorunlu olabilir. Çiftlerden her ikisinin sorumlu olması ise yaklaşık % 35-40 gibi bir oranda oldukça sık karşılaşılmaktadır.
İnfertilitenin yani kısırlığın asıl tanımı ise 6 ay veya 1 sene (bu süre çiftlerin yaşlarına ve daha evvel çocuk sahibi olup olmadıklarına bağlı olarak değişir) düzenli olarak cinsel ilişkiye girildiği halde gebe kalınmamasına infertilite yani kısırlık diyoruz. Kısır olup olmadığınızın anlaşılması içinde kısırlık testleri yapılıyor. Bu testlerin sonucuna göre ise tedaviye başlanıyor. Testlerin yapılması için ise ilk bebek isteğinde 1 yıl düzenli olarak cinsel ilişkiye girildi fakat hala gebelik oluşmadı ise anne veya baba adaylarına kısırlık testleri yapılmaktadır. Bu testlerin sonucunda kısırlık olup olmadığı ortaya çıkmaktadır.
Bu testler ise sıklıkla;
*Yumurtlama testi
*Progesteron testi
*Ultrasondan
*Spermiogram ve
*Rahim filminden oluşmaktadır.
Bu testlerin birini veya birkaçını yaptıktan sonra test sonucuna göre kısır olup olmadığınız ortaya çıkmaktadır.
Toparlayacak olursak Kadınlarda kısırlık testi çoğunlukla bir yıl denemelerine rağmen hamile kalamamış olanlarda yapılan bir testtir. Ancak 35 yaşından büyük ve adetleri düzensiz ise hamile kalmayı zorlaştıran faktörlerden dolayı 1 yıl beklenmez . Doktor kısırlık için çeşitli testlere başlayabilir. Erkek de tabiî ki teste tabidir ve bozulmuş olması durumunda tedavi olmalıdır. Öncelikle doktor ayrıntılı bir hasta öyküsü alır. Muayene sonucuna göre de teste başlar.
Yumurtlama testi iki şekilde düşünülebilir birincisi yumurta sayısı değerlendirilir diğeri ise düzenli yumurtlama olur olmadığı ölçülür yani yumurtalık içindeki yumurta kesesinden karın içine bir yumurta bırakılmasına yumurtlama denir ve bunun tespiti yapılır. Yumurtlama sonrasında vücutta değişiklikler olabilir bu durumda göğüslerde ağrı ve vücutta ısı artışı olabilir.
Progesteron testi ; Yumurtlama sonrası vücutta progesteron düzeyi yükselir ve vücut ısısı yükselir. Adetin 21.günü ölçülen progesteron düzeyi ile yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılır.
Ultrason; yumurtalıkta büyüyen yumurta keseleri ultrasonla takip edilerek çatlaması izlenebilir veya ilaç ile çatlatılabir.
Bu testlerin sonucunda ise çift olarak veya anne ,baba adayına neden gebe kalamadığı anlatılır ve tanı konulduktan sonra doktorunuzla beraber bir yol çizilir. Bu yolda beraber yapılacak tedaviye karar vermeniz gerekmektedir. Bu tedavinin sonunda cevap alınabilir. Alınamaz ise daha ileri tedavi yöntemlerine geçilebilir. Anne ve baba adayları tedavi olumlu geçer ise çocuk sahibi olabilirler.
#### Kısırlık ve Tüp Bebek
İnfertilite, düzenli olarak cinsel ilişkide bulunmuş, ancak bir yıl içerisinde düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi durumuna infertilite denilmektedir. Bu nedenle bayan hasta yaşı 35’in üzerinde ise veya öykü ve fizik muayenelerinde infertilite ile ilgili yani kısırlık ile ilgili herhangi bir bulguya rastlanıyorsa araştırmalar daha erken başlatılmalıdır. 1 yıl süreli korunmasız ilişki geçmesi beklenmeden gerekli testler yapılarak tanı konulup tedavi için ilerlenmesi gerekir. Gerek aşılama, gerek ise tüp bebek tedavisi… Ancak bayan hastanın yaşı 40 yaş ve üzerinde ise birkaç ay içerisinde hızlı ve etkin bir değerlendirme de yapılmalıdır.
Kısırlığın değerlendirilmesi, hızlı olmalı, etkin ve kesin olmalıdır, aynı zamanda tüp bebek tedavisini vs göze alarak en az maliyetli şekilde çözülmelidir.
İlk yapılması gereken test erkek hastaya uygulanılması gereken semen analizidir. 2 ay aralıklarla düzenli olarak en az iki defa tekrarlanmalıdır.
Kadın hasta tarafında ise yumurtlama fonksiyonları ve anatomik olarak rahim ve tüpler değerlendirilmelidir.
Kadının yumurtalık rezervi de erkeğin semen analizi kadar önemlidir. Kadınlar da yumurtalık rezervi yaş ile bağlantılı olur. 35 yaşın altındaki hastalarda yumurtalık rezerv daha yüksek olur iken, 35 yaşın üzerindeki hastalarda yaş arttıkça yumurtalık rezervi gittikçe azalmaya başlar. Özellikle 40lı yaşlar da gebe kalma şansı gittikçe azalırken, düşük riski ve canlı doğum oranları da her geçen yıl değişerek devam etmektedir. Bazen 35 yaş altında dahi yumurtalık rezervi azalır, ailesinde erken menopoz olan, yumurtalıklarından kist aldırmış olan herhangi bir cerrahi geçirmiş endometriozis öyküsü bulunan ve yoğun sigara içen kadınlarda yumurtalık rezervinin azlığı ile karşılaşabilmekteyiz.
Semen analizi normal, yumurtlama var, yumurtalık kapasitesi normal ise çiftlerde kadının tüplerinin açık olup olmadığına bakmak gerekir. Bunun için de rahim filmi yani HSG çekilmesi gerekmektedir. HSG basit ve genellikle anestezi gerektirmeden yapılan bir işlem olasına rağmen hafif regl ağrısı gibi ağrılar, kramplar yaşatabilir hastaya. Adetin bitiminden hemen sonra, 7. ila 11. günler arasında yapılması gerekir. Bu dönemde rahim içerisini daha iyi görmek mümkündür ve yumurtlama döneminin arkasından olabilecek olan çok erken bir gebelik olasılığı ortadan kaldırılmış olmaktadır. HSG ile rahim iç boşluğu tüpler değerlendirilir. Tüplerin açık olup olmadığı anlaşılır buna yönelik bir tedavi planı yapılabilir. HSG tüplerin açık olup olmadıkları hakkında bilgi verir ancak sağ tüp ya da sol tüp hakkında işlevsel olarak bilgi vermez.
Öyküsünde ve fiziki muayenesinde herhangi bir problemi olmayan kadın hastalarımızda karın içinin laporoskopik olarak gözlemlenmesi sağlanabilir. Laporoskopi eskiden çok sık kullanılan bir teknik olmasına rağmen şimdiki günümüzde daha çok tanısal değil operatif tedavi edici olarak kullanıldığına rastlanılmaktadır.
Kısırlık bulgusuna rastlanılan hastalarda tüp bebek tedavisi gibi üremeye yardımcı tedavilerle hasta mutlak olarak desteklenmelidir.
#### Konforlu Doğum ve Ağrı Kesici Uygulamalar!
Yaşam boyu görülebilecek en ağrılı durumlardan birisi olan doğumu kolaylaştıran yöntemler...
Doğuma ilişkin ilk anestezi uygulaması 1847 de Sir James Young Simpson’ın eter yada hafif anestezi uygulamalarını doğumun son evresinde uygulamasıyla başlamıştır. Modern blok anestezi teknikleri anne ve yenidoğan güvenliğine katkı sağlar.
Doğum yaşam boyu görülebilecek en ağrılı durumlardan birisidir. Doğum ağrıları annenin gereksiz yere sancı çekmesine ve fizyolojik stres oluşturmasının yanı sıra annenin yorgun düşmesine neden olur. Bu nedenledir ki doğumda anestezi kullanımı artış göstermiştir. Bunun sonucunda doğum ve çıkım için belden uyuşturmalı yada ağrı kesici tekniklerin kullanımı yaygınlaştırılmıştır.
Yazının devamı için lütfen linke tıklayınız.
https://www.elmaelma.com/doc-dr-sevtap-hamdemir-kilic/konforlu-dogum-ve-agri-kesici-uygulamalar/35343/yazi
#### Kontrollü Over Hiperstimülasyonu Nedir?
Kontrollü over hiperstimülasyonu nedir? Ohss de IVF tedavisinde, tüp bebek tedavisinde birden fazla yumurta elde edilmesini sağlamak için ilaç kullanılır. Kullanılan ilaçların dozları her hastaya göre değişkenlik gösterebilir. Normal de, her siklusta bir adet yumurta çatlaması ve büyümesi meydana gelir. Ancak ilaç tedavileri ile yumurtaların desteklenmesinin amacı birden fazla yumurta büyümesini sağlayarak şansı arttırmaktır. İstenen boyuta ulaşan yumurtalar ise tüp bebek merkezi, tüp bebek ameliyathanesinde OPU ismi verilen işlem ile yumurtalar sedasyon anestezi altında toplanır.
Kontrollü over hiperstimülasyonu ve var olan yumurtaların uyarılması birbirinden farklıdır. Yumurtalıklar uyarılarak, sağlıklı yumurta elde etmek beklenir.
Gonodotropin adı verilen ilaçlar enjekte edilirken uygulanan ilaçlar kullanılır. Erken yumurtlamayı engellemek için ise antagonist denilen aşılar ile de tedavi ortasında hasta desteklenerek kontrol altına alınır.
Tüp Bebekte Kaç Tane Yumurta Toplanır?
Toplanacak olan yumurtaların sayısı hastanın ihtiyacına bağlı olarak belirlenen ilaç dozuna doğru orantılı olarak değişiklik gösterebilir. Yumurtlama ilaçları ile tüp bebek tedavisi veya aşılama tedavisinde yeniden yumurta üretiminden ziyade var olan yumurtaların büyümesi sağlanır.
Düzenli olan ultrason sonuçlarınızda tahmini olarak kaç yumurta toplanacağı konusunda tüp bebek uzmanınız ölçüm yapacak ve yumurtalıklarda kaç yumurtanın geldiği ve geliştiği konusunda ortalama bir rakam size muhakkak verecektir.
Ultrasonda görülenler follukullerdir. Oositler yani yumurtalar ise follüküllerin içerisindedir. Follüküllerin içerisinin dolu çıkıp çıkmayacağı ancak yumurta toplama esnasında belli olacaktır.
Her follükülden yumurta çıkmayabilir. Her yumurta da döllenerek embriyoya dönüşmeyebilir. Hatta her yumurta embriyo halini almayacağı gibi her embriyo da bölünerek transfer edilmeye uygun hale gelmeyebilir.
Örnek veriyorum, ultrasonda 7 follükül görülebilir. Ancak bu 7 follükül içerisinden 4-5 tanesinde yumurta çıkabilir. Ve bu 4-5 yumurtanın ise belki 3-4 tanesi döllenerek embriyo halini alabilir.
Bu nedenle elde edilen yumurtanın artması ve toplanan yumurta sayısının fazlalığı embriyo açısından da şansı arttıracaktır.
#### Labioplasti Ameliyatı Öncesi Neler Yapılmalı?
Ameliyat öncesi anestezi durumuna göre açlık ve tokluklarını ayarlaması gerekir hastalarımızın. Eğer lokal anestezi tercih ediyorlarsa korku ve kaygıdan şekerleri düşmemesi için tok gelmeli, eğer sedasyon yani tamamen uyumak istiyorlarsa aç karna gelmelidirler. En az 6 saat açlık gereklidir sedasyon anestezisi için. Hastaların ilk muayenelerinde, detaylı anemnez alınır. Herhangi bir hastalıkları bulunup bulunmadığı konusunda öğreniyoruz.
Örneğin yüksek tansiyon, kan hastalıkları, kalp rahatsızlıkları, astım gibi göğüs hastalıkları, şeker hastalıkları, kronik rahatsızlıkları var ise bunları mutlaka hekimlerine iletmeliler ve bilgilendirilmelidirler. Zaten genellikle hekimler sorar ve anemnezlerini alırlar. Hastaların ancak yine de özellikle hastaların bu gibi durumlarda sadece labioplasti ameliyatı öncesi değil. Her cerrahi girişim ve rahatsızlık ile başvurduklarında tüm hastalık geçmişlerinden bahsetmelerini öneriyoruz.
Herhangi bir enfeksiyon durumunda veya herhangi bir ilaca olan alerjik durumlarında mutlaka hekimlerinize bildirmelisiniz. Sürekli ilaç kullananlardan veya kardiyak problemi olan hastalardan ise ek kan testi istemek mümkün. Ameliyat öncesi alınması gereken ameliyat öncesi preoplar olarak isimlendirdiğimiz kan tetkikleri hastalardan istemek olası.
Öncesinde dikkat edilmesi gereken çok fazla madde olmayan bir küçük operasyondur.
Labioplasti Ameliyatı
Ortalama olarak bir labioplasti operasyonu 45 dakika kadar sürer ancak bu hastaların ihtiyaç durumlarına göre elbette değişiklik gösteriyor. Labioplasti ameliyatının yanında klitoris derisinin gerilmesi gibi işlemler. Ya da dolgu, vajen darlığı gibi farklı operasyonlarda eklemek mümkün. Elbette ameliyat süresi uzayacaktır. Bunların tamamının birlikte yapılması ise genital bölgede daha estetik bir görüntü oluşmasını sağlar.
Operasyonlar da çok fazla acı ve ağrı hissetmiyorsunuz. Aynı ameliyat esnasında labioplastinin yanı sıra diğer genital estetik operasyonları da uygulamak mümkün.
Labioplasti her hastaya ayrı olarak bir planlama yaparak gerçekleşiyor. Hem hekimin önerisi hem de hastanın isteği ile doğru orantılı olarak bir planlama yapmak mümkün.
Muayene olmak bu konuda çok önemlidir. Her ameliyat öncesinde hekim mutlaka hastayı görmeli ve dileklerini dinlemelidir. Doktorların uzman görüşleri, hastanın dokusu, vücut metabolizması oldukça çok çok önemlidir.
Operasyon öncesinde doktorlarına operasyon sonrası istedikleri görüntüler hakkında isteklerini tarif edebilirler. Örneğin bazı kadınlar iç dudaklarının uzun olmasını ister iken kimi kadınlarda dış dudakların iç dudakları tamamen kapatarak iç dudakların görünmeyecek hale gelmesini isterler. Oldukça iyi bir görüntü elde ediyoruz. Labioplasti ve vajinoplasti, cinsel estetik ameliyatları özellikle son senelerde ön plana çıkmış olup, kadınların özgüvenlerini cinsel hayatlarındaki özgüvenlerini arttıran küçük ama mutluluk getiren operasyonlar olduğunu söylemiştir Sevtap Hamdemir Kılıç.
Labioplasti Ameliyatı Sonrası Neler Yapılmalıdır? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Labioplasti Ameliyatı Sonrası Neler Yapılmalıdır?
Labioplasti ameliyatı sonrası neler yapılmalıdır? İç dudakların operasyonu olarak nitelendirilen labioplasti ameliyatı sıklıkla tercih edilmektedir. Sonrasında nelere dikkat etmeliyiz? Neler yapmalıyız? Ne kadar süre cinsel ilişkiye girmemeliyiz gibi sorularımızı Sevtap Hamdemir Kılıç’a yönlendirdik;
Labioplasti Sonrası Bakım
Labioplasti ameliyatı oldunuz ve eve gittiniz;
İşlem sonrasında komplikasyona genellikle rastlamıyoruz. Ancak her cerrahi girişim sonrası rastlanacak bazı komplikasyonlar elbette sıralamak mümkün. Örneğin; enfeksiyon, doku hasarı ve kanama gibi.. bu nedenle labioplasti mutlaka uzman hekim tarafından steril bir ortam sağlanarak yapılmalıdır. Sterillik konusunda titiz olması önemlidir.İşlem sonrası yoğun kanama ya da kanama beklemiyoruz. Nadiren dikiş hatlarında sızıntılara rastlanılması mümkün. Lekelenme görmek olası. Ancak hafif lekeli kanamalar hastayı kokutmamalıdır.Ameliyattan sonra vulva bölgesinde yani vajende ödem görmek olası. Şişlik, kızarıklık, hassasiyet olması mümkün. Bundan sonrası soğuk kompres uygulanılmalıdır. Hekimin verdiği ilaçlar, kremler ve ödem giderici solüsyonlar mutlaka kullanılmalıdır. Çünkü bunlar ödemin giderilmesine yardımcı olur.İç dudaklar kanlanma açısından zengin bir bölge olduğu için ameliyat bölgesinin iyileşmesi de aslında hızlıca tamamlanmaktadır.Kendiliğinden eriyen, dikişlerin alınmasına gerek kalmayan estetik dikişlerle labioplasti ameliyatı yapmak mümkün. Toplam 6 hafta arasında dikişlerin tamamen iyileşmesi bekliyoruz. Kendiliğinden düşüyor.İşlem sonrası hafif ağrınız olması mümkün, ağrı kesici pomatlarla ve ağrı kesici ilaçlarla oral olarak desteklemek mümkün.Genellikle işlemden hemen sonra iki gün istirahatin arkasından işinize geri dönebilirsiniz.Herhangi bir komplikasyon oluşmadığı sürece bölgenin iyileşmesi ortalama 4-6 hafta arasında olmaktadır.Kremlerinizi düzenli olarak kullanmalısınız.Yoga, pilates gibi bölge de gerilmeye neden olacak sporlardan bir süre kaçınmalıdır,Tuvalet temizliği ilk zamanlarda özellikle çok önemli. Batikonla temizleme pansuman yapmak mümkün.İyileşme tamamlanana kadar havuz, hamam, deniz, küvet banyosundan uzak kalınmalıdır.Hasta ilk gün duş alabilirsiniz. Ancak ayakta duş almayı öneriyoruz.İyileşme sağlanana kadar bölgeye epilasyon, ağda gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır.İlk 6 hafta dikişler tamamen eriyene kadar ve bölge iyileşene kadar 6 hafta cinsel ilişki yasağı mevcuttur.Lekelenmeler normaldir ancak pedlerce kanama durumunda mutlaka doktorunuza başvurunuz.Dikiş bölgesinde kokulu akıntı, rengi değişik akıntı durumunda mutlaka hekiminize başvurunuz.
Labioplasti Ameliyatı Öncesi Neler Yapılmalı? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Labioplasti Kimlere Uygulanabilir?
İç dudaklarındaki sarkma ve normalden fazla olan büyüklükler kişinin yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek seviyeye gelmişse veya tıbben bir gerekliliği var ise, tıbben gereklilik durumunu almış ise labioplasti her kadına uygulanabilir. Hekimin muayenesinin arkasından uygun görmesi ile cerrahi girişime engel ya da anestezi almasına engel herhangi bir hastalığı bulunmayan her yaştaki kadın hastaya uygulanabilir. Doğum sonrası sarkmalar için de uygulanabildiği gibi hiç doğum yapmamış bekar hastalarda da özgüvenlerini tekrar kazanmak için muayenelerinin arkasından labioplasti ameliyatlarına aday olabilirler.
Bekar ya da evli her kadın,Tıbbi gerekliliği olan her kadın,İsteğe bağlı estetik isteyen her kadın,Doğum yapmış ya da yapmamış olan her kadın,
Doğum yapmaya herhangi bir engeli olmayan bir operasyondur. Operasyon sonrası kadının normal doğum dahil herhangi bir doğumuna engeli olmayacaktır.
Labioplasti Nerede ve Nasıl Yapılır?
Sadece ilgili uzman hekimler tarafından, kadın doğum hekimleri veya estetik cerrahlar tarafından hastane ortamında yapılması gereken, sterilitenin önem taşıdığı bir operasyondur. Lokal anestezi veya sedasyon anestezi ile de uygulanabilir. Ameliyat süresi 3060 dakika kadar sürebilir. Ancak hastanın durumuna göre değişiklik gösterebilir. Tek labium operasyonu veya çift labium operasyonu da işlemin süresini değiştirebilir. Ameliyat esnasında anestezi uygulanacağı için hasta herhangi bir ağrı hissetmez.
Bekar ya da evli fark etmeyip, kızlık zarı ile herhangi bir bağlantısı olmayan bir işlemdir. Kendi isteği ile ya da tıbbi zorunluluk ile başvuran her hastaya rahatlıkla uygulanabilen minik bir cerrahi şeklidir. Labioplastiden korkmayın çünkü artık burun estetiği kadar sık tercih edilmektedir.
Labioplasti Nedir? Neden Uygulanır? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Labioplasti Nedir? Kimlere Uygulanır?
Labioplasti ameliyatı, iç dudakların estetiği olarak isimlendirilir. İç dudakların normalden büyük veya normalden daha sarkık bir görüntü ile dış dudaklar tarafından kapanmayan hale gelmesiyle kadınınfiziksel açıdan rahatsız olması labioplasti olma nedenidir. Bunun yanı sıra tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve tekrarlayan üriner enfeksiyonlarda labioplasti ameliyatı olma gerekçeleri arasındadır. Labioplasti kimlere uygulanabilir? İç dudaklarındaki sarkma ve normalden fazla olan büyüklükler kişinin yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek seviyeye gelmişse veya tıbben bir gerekliliği var ise, tıbben gereklilik durumunu almış ise labioplasti her kadına uygulanabilir. Hekimin muayenesinin arkasından uygun görmesi ile cerrahi girişime engel ya da anestezi almasına engel herhangi bir hastalığı bulunmayan her yaştaki kadın hastaya uygulanabilir. Doğum sonrası sarkmalar için de uygulanabildiği gibi hiç doğum yapmamış bekar hastalarda da özgüvenlerini tekrar kazanmak için muayenelerinin arkasından labioplasti ameliyatlarına aday olabilirler.
Bekar ya da evli her kadın,Tıbbi gerekliliği olan her kadın,İsteğe bağlı estetik isteyen her kadın,Doğum yapmış ya da yapmamış olan her kadın, Doğum yapmaya herhangi bir engeli olmayan bir operasyondur. Operasyon sonrası kadının normal doğum dahil herhangi bir doğumuna engeli olmayacaktır. Labioplasti nerede ve nasıl yapılır? Sadece ilgili uzman hekimler tarafından, kadın doğum hekimleri veya estetik cerrahlar tarafından hastane ortamında yapılması gereken, sterilitenin önem taşıdığı bir operasyondur. Lokal anestezi veya sedasyon anestezi ile de uygulanabilir. Ameliyat süresi 3060 dakika kadar sürebilir. Ancak hastanın durumuna göre değişiklik gösterebilir. Tek labium operasyonu veya çift labium operasyonu da işlemin süresini değiştirebilir. Ameliyat esnasında anestezi uygulanacağı için hasta herhangi bir ağrı hissetmez. Ve Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ekler ; Bekar ya da evli fark etmeyip, kızlık zarı ile herhangi bir bağlantısı olmayan bir işlemdir. Kendi isteği ile ya da tıbbi zorunluluk ile başvuran her hastaya rahatlıkla uygulanabilen minik bir cerrahi şeklidir.Labioplastiden korkmayın çünkü artık burun estetiği kadar sık tercih edilmektedir.
#### Labioplasti Nedir? Neden Uygulanır?
Labioplasti işlemi kadın doğum alanında olan basit olarak vajenin büyük dudakları olarak da bilinen labia majörün yani dış dudakların hemen altında yer alan minörlerin yani iç dudakların cerrahi küçük bir operasyonla onarılması işlemidir. İç dudaklar yağ ve kıl hücresi içermeyen, kan damarlarından ve sinir uçlarından zengin nemli yapılardandır. İki adettir karşılıklı olarak klitoris üzerinde birleşirler. Anatomik olarak dış dudaklar iç dudakların üstünü kapatır ve örter. İlk bakışta dış dudaklar görünürken iç dudaklar görünmezler.
Normalden büyük olması veya sarkması en sık rastlanılan görünüş bozukluklarındandır. Labioplasti esnasında fazla görülen dokular ve sarkmış olan doku alınarak labiumlar, iç dudaklar yeniden şekillendirilir.
Estetik jinekolojiye olan istekler ve talepler gün geçtikçe artmaya devam etmektedir. Burun estetiği kadar yaygın olmaya başlanıp hekimler tarafından da gün geçtikçe desteklenmeye devam edilmektedir.
Labioplasti Neden Uygulanır?
Dış dudakların ve iç dudakların aşırı derecede büyümesi tedaviye rağmen tekrarlayan vajinal enfeksiyonların yanı sıra üriner enfeksiyonlara, iritasyon ve ağrılı cinsel ilişkiye ve kadının hareketlerinde kısıtlamaya sebep olduğu durumlarda veya tayt bikini vs giyilmesi durumunda görüntü açısından rahatsızlık duyulan durumlarda isteğe bağlı labioplasti yapılmakla birlikte enfeksiyonlarda da tıbbi bir zorunluluk olarak kabul edilmektedir.
Doğuş itibari ile normal büyüklükte olan iç dudaklar tekrarlayan normal doğumlar, normal doğumlar esnasında tekrarlayan travmalar, menapoza bağlı olarak var olan hormonların değişimleri, çok hızlı kilo vermek veya almak gibi sebeplerle iç dudaklar sarkabilir ve dış dudakların dışından sarkık bir görüntüde olur dış dudaklar artık iç dudakları kapatmaz hale gelir.
Hiç normal doğumu olmayan ya da hiç doğum yapmayan hasta profillerinde iç dudakları normal boyuttayken yaşın ilerlemesi ile deri altındaki yağ dokusunda azalmaya bağlı olarak sarkmalar oluşabilir.
Bazı kadınlarda ise küçük yaştan itibaren iç dudaklar normalden büyük olabilir veya asimetrik görüntüde olmayarak sağ ve sol labium birbirinden orantısız görünüp kadını rahatsız edebilir.
Hangi sebep olur ise olsun iç dudaklardaki sarkmalar, kabul edilebilir ve dışarıdan belli olacak şekilde estetik görüntüde rahatsızlık oluşturarak kişinin özgüven eksikliğine sebep olup, kadının kendini kötü hissetmesine neden olabilir. Tıbbi bir gereklilik zorunlu olarak söz konusu olmasa bile, kadını şahsen rahatsız etmesi de labioplasti ameliyatı için bir gerekçedir.
Böylelikle rahatlıkla bikini giyebilir, tayt giyebilir, mayo ve dar kıyafetler giyebilir hale gelinebilir. Cinsel hayatlarında da özgüvenlerini tekrar yükselterek mutlu bir cinsel hayata yeniden merhaba diyebilirler.
Labioplasti Kimlere Uygulanabilir? makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Laparoskopi
Laparoskopi karın içerisinin ve pelvik bölgenin soğuk ışık kaynağı, kamera sistemi ile küçük küçük kesilerden girilerek tanı amaçlı gözlenmesi işlemidir. İki farklı şekilde yapılmaktadır, tanı koymak için ve tedavi yapmak için. Laparoskopi kapalı ameliyat olarak da isimlendirilir halk arasında. Açık ameliyata göre pek çok avantajı vardır. Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç bu yazıda bizlere laporoskopideki avantajları ve tüp bebek tedavisindeki laporoskopinin yeri hakkında bilgi verdi. Açık cerrahi ile yapılan tüm ameliyatların artık laporoskopik olarak yapılması da mümkündür.
Önceden laporoskopi sadece karın içini gözlemleyebilir ve tanı koymak amaçlı kullanılabilirken tüp bebek tedavilerinde ve daha bir çok şey de ise tedavi yöntemi ile de kullanılmaktadır.
Laporoskopi işlemi kimler için uygundur ya da yapılamaz diyebileceğimiz bir kitle var mıdır?
Genel durumu, genel sağlık açısından ameliyat için uygun olan herkese laporoskopi yapılabilir hale gelmiştir. Ağır solunum enfeksiyonu, ağır solunum problemi veya ağır kalp problemleri olanlarda işlem sırasındaki sağlanan pozisyondan dolayı çok fazla tercih edilmeyebilir. Ancak elbette anestezi doktoru ve ilgili hekimler tarafından değerlendirilerek ameliyat kararı verilmelidir. Çok ağır obezite veya geçirilmiş ağır batın ameliyatlarında laporoskopi yapılması teknik olarak gülcük arz edebilir ve teknik olarak cihazla ilgili güçlük sağlayarak ameliyat kararı alınamayabilir.
Laparoskopinin Sağladığı Avantajlar Nelerdir?
Dikiş olarak azlık olduğundan dolayı, estetik görüntü daha iyi olacaktır,Ağrı vs gibi bir sıkıntı olmayacaktır,Çoğu zaman günü birlik taburcu olunabilir, hastanede yatış yapılmayabilir,İşe geri dönüş daha hızlı olur,Günlük yaşama daha hızlı dönülebilir,Karın içi yapışıklıklar laporoskopik cerrahide daha az görülür,Enfeksiyon riski daha azdır,Kanama riski daha azdır.
Laporoskopi iki farklı şekilde yapılmaktadır. Birincisi tanısal laparoskopi diğeri ise cerrahi operatif laporoskopi olarak ikiye ayrılmaktadır.
Tanısal Laparoskopi
Öyküsünde sonradan başlayan şiddetli adet ağrıları, ilişki sırasında meydana gelen ağrı, kist myom alınması gibi durumlar dışında muayenesinde ve bulgularında rahim filminde normal ise çoğu zaman tanısal laporoskopi yapılarak tüp bebek tedavisine başlayacak olan hasta grubunda tanısal laporoskopi uygulanabilir. Hatta aynı seansta tanı konulmasının arkasından operatif laparoskopiye geçilebilir. Yapışıklık ve endometriozis gibi rahatsızlıklar izlenmesi de ne derecede infertilite sebebi olduğunu yapılan laparoskopi tedavisinin ne derecede ne kadar faydalı olduğu konusunda hasta değerlendirilmelidir.
Operatif Laparoskopi
Dediğimiz laparoskopi ise var olan sorunların çözülmesi, tedavi edilmesidir. Gebe kalınabilirliği arttırmak için tüplerin açılması, yapışıklıkların açılması, kist veya myom alınması gibi tedaviler yapılabilir.
Tüp bebek tedavilerinden önce yapışıklık ve diğer sorunlar laparoskopi ile çözülebilir.
#### Laparoskopik Endometriozis Tedavisi
Laparoskopi cerrahisinin tüp bebek tedavisinde en sık kullanıldığı hastalıklardan biri olan endometriozis hastalığı rahim içerisini kaplayan hücrelerin, rahim dışarısında yerleşmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. En fazla görüldüğü bölge peritonu yani karın zarını ve yumurtalıkları tutmaktadır. Yerleştiği bölgeye göre de endometriozisten duyulan ağrı derecesi artış gösterebilir. Çok ileri olan endometriomalarda ise yapışıklık, kısırlık ve kitle gibi semptomlara neden olur. Bu nedenle teşhisi önemlidir, elbette tedavisi de.
İlerleyen derecelerde ise yumurtalıklar içerisinde endometrioma ismi verilmiş olan kistik yapılar oluşabilmektedir. Endometriozis kistlerinin ise laparoskopik olarak alınması tüp bebek tedavisi öncesi, tüp bebek tedavisi şansını arttıracaktır.
Yalnız ameliyat esnasında yumurtalıklara zarar vermemenin önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç endometriomanın kapsülünün soyulması esnasında yumurtalıklara zarar verme olasılığının olduğunu bu nedenle ameliyatın özenle yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Endometriozisin varlığı ise gebe kalma ihtimalini düşüren, yumurtalık rezervinin azalmasına neden olan bir faktördür.
Laparoskopik endometriozis ameliyatının arkasından takip edilen hastada gebe kalamayan infertillerde yaklaşık olarak %50 sinde hemen hemen bir sene içinde kendiliğinden gebelik oluşabilir. Ameliyata rağmen kendiliğinden gebe kalamayan hastalarda 1 yıl süre ile bekledikten sonra tüp bebek tedavisinin yapılması uygun görülür. Endometrioma kistinin eksizyonu planan tüp bebek tedavisi görecek olan hastalarda gebelik şansını arttırmak önemli bir faktördür. 35 yaşında altındaki yumurtalık rezerv iyi olan uzun bir infertilite problemi olmayan kadınlarda laporoskopik olarak endometriomanın çıkarılması mutlak bir seçenek olmalıdır.
Endometriomanın tekrarlamaması konusunda kesin bir ifade kullanmak yanlıştır. Kadınların özellikle menopoz öncesindeki dönemde %30 ila 50 oranında tekrarlama riskleri mevcuttur. Bu nedenle çocuk isteyen kadınlarda operasyonu takiben bir yıl içerisinde çocuk sahibi olamadığı takdirde tüp bebek tedavisi öneriyoruz.
Endometriozisi Olan Bir Hastada Boy Gösteren Şikayetler Nelerdir?
Kronik pelvik ağrı,Adet ile ağrı,Cinsel ilişki esnasında şiddetli pelvik ağrı.
Gözlenebilmektedir. İnfertilite ile başvuran hastalarda, gebelik elde edemeyip tüp bebek kararı alan çiftlerde yaklaşık yüzde on beş ila elli beşinde endometriomaya rastlanmıştır.
Ertelemeyin,
Cerrahiyi ertelemeyin,
İmkanları ve bugününüzü ertelemeyin.
#### Laparoskopik Kist Eksizyonu
Laparoskopik kist eksizyonu hakkında bilgiler vereceğimiz yazımızı sizlere sunuyoruz; 1 yıl süre ile düzenli ilişkiye girip, bebek sahibi olmak isteyip, herhangi bir şekilde bebek sahibi olamayarak tüp bebek merkezlerine başvuran çiftte detaylı anemnez alınarak öyküsünü değerlendiriyoruz. Neden bebek sahibi olamadığı çeşitli testlerle değerlendirilir. Bazı testler ve tetkikler istenerek hastayla sonuçlarla detaylı bir görüşme yapılıp tedavi planı çiziyoruz. Laparoskopik kist eksizyonu konusunu detaylandıracak olursak.
Laparoskopi ile en sık müdahale edilen, laparoskopinin belkide tüp bebek tedavisinde en sık kullanıldığı durum kistlerdir. Bu nedenle kist eksizyonudur.
Kistler:
Basit kistler
Dermoid kistler
Paraovarian kistler
Olarak üçe ayrılmaktadır. Bu kistler geriye gitmeyerek, ilerleyip ve ilaç ile tedavi olamayan kist gruplarıdır.
Dermoid Kist Nedir?
Dermoid kist vücudumuzu nasıl etkiler?; Dermoid kistler vücudun tüm dokularından parçalar içeren kistik yapılanmalardır. Bunların içerisinde yağ bulunabilir, sinir ve kas dokusu var olması mümkün. Bu nedenle dermoid kistlerde en çok korktuğumuz komplikasyon torsiyon adı verilen bir durumdur.
Torsiyon durumu yumurtalığın hemen komşuluğundaki tüp ile beraber kendi etrafında dönerek bunun sonucunda da kanlanmayı bozar. İlk fark edildiğinde acil olarak laparoskopi ile müdahale edilmeyen torsiyonlu hastada yumurtalık ve tüpte ciddi anlamda hasar oluşur. Yumurtalığın ve tüpünde alınması gerekliliği mümkün. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken bir öyküdür.
Hasta geçmişidir. Herhangi bir torsiyon geçirmeyen demoid kistler de ise boyutu önemlidir. Düzenli aralıklarla tüp bebek uzmanı tarafından kontrol edilen hastada eğer kist büyümeden sabit kalıyor ise boyutu 4 cm‘nin altında ise cerrahi gerektirmeyebilir. Ancak hasta tüp bebek tedavisi görecekse ve gebeliğine engel bir dermoid kist söz konusu ise laparoskopik olarak kistin çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle yumurtalığında dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekmektedir.
Yumurtalığa yapılacak olan her cerrahi işlem gerek yumurtalık rezervi, gerek ise karın içerisinde oluşan yapışıklıkların var olması nedeni ile uzman ellerde yapılmasında fayda olacağını söylüyor Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
Paraovarian Kistler
Yumurtalıkların komşuluğunda oluşan kistlerdir. Bu nedenle nadiren kötü huylu olma ihtimali taşırlar. Büyük boyutlara ulaştıklarında ise cerrahi eksizyon ile alınmaları gerekmektedir. Bu nedenle laparoskopik olarak kistlerin eksizyonu oldukça basittir.
Kistadenomlar
Yumurtalıkların içerisinde gelişken ve kötü huylu olma potansiyeline de sahip olan tümörlerdir. Seröz ve müsinöz olarak kistadenomlar sık rastlanmaktadır. Laparoskopik olarak çıkarılmaları oldukça kolay bir işlemdir aslında. Tüp bebek tedavisi olan veya bebek isteği olan hastalarda yumurtalık korunmalıdır. Bu nedenle menopoz hastalarında kist yumurtalık ile birlikte almak mümkün.
Servikal Yetmezlik Nedir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Laparoskopik Rahim Alma (Histerektomi): Konforlu ve Güvenli Bir Ameliyat Seçeneği
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Rahim alma ameliyatı, kadın sağlığı alanında sık uygulanan cerrahi işlemlerden biridir. Günümüzde teknolojinin ve cerrahi tekniklerin gelişmesiyle birlikte, açık cerrahi yöntemlerin yerini artık laparoskopik (kapalı) ameliyatlar almaktadır. Özellikle laparoskopik rahim alma ameliyatı, daha az ağrı, daha kısa iyileşme süresi ve estetik görünüm gibi birçok avantaj sunar.
Bu yazımızda, laparoskopik histerektomi hakkında merak ettiğiniz tüm detaylara ulaşabilir, hangi durumlarda bu yöntemin tercih edildiğini ve ameliyat sürecini adım adım öğrenebilirsiniz. Ayrıca bu yazının sonunda, uzman bir kadın doğum doktoruna danışarak süreci güvenle başlatabilirsiniz.
⸻
Laparoskopik Rahim Alma Nedir?
Laparoskopik rahim alma, rahmin karın bölgesine açılan 0.5-1 cm’lik küçük kesilerden yerleştirilen özel aletler ve bir kamera yardımıyla çıkarıldığı bir cerrahi yöntemdir. Bu işlem genel anestezi altında yapılır ve rahim genellikle vajinal yolla ya da parçalara ayrılarak karın içerisinden çıkarılır.
Bu yöntemde, hastanın karın bölgesi büyük bir kesiye maruz kalmadığı için iyileşme süresi oldukça kısadır. Ayrıca daha az kan kaybı, daha az enfeksiyon riski ve estetik açıdan daha iyi sonuçlar elde edilir.
⸻
Hangi Durumlarda Laparoskopik Histerektomi Gerekli Olur?
Laparoskopik rahim alma ameliyatı, genellikle aşağıdaki durumlarda tercih edilir:
•Miyomlar (rahim içi iyi huylu tümörler)
•Aşırı ve düzensiz vajinal kanamalar
•Adenomyozis (rahim duvarı kalınlaşması)
•Rahim sarkması
•Endometriozis
•Kronik pelvik ağrı
•Rahim kanseri veya kanser riski taşıyan hücresel değişiklikler
Eğer bu şikayetlerden biri ya da birkaçı sizde de varsa, bir kadın doğum uzmanına başvurarak uygun tedavi seçeneklerini öğrenmeniz önemlidir.
⸻
Ameliyat Öncesi Süreç
Laparoskopik histerektomi öncesinde doktorunuz detaylı bir değerlendirme yapar. Bu süreçte:
•Ultrason ve/veya MR gibi görüntüleme yöntemleri ile rahmin durumu incelenir.
•Kan testleri ve genel sağlık taramaları yapılır.
•Var ise, kullandığınız ilaçlar gözden geçirilir.
•Ameliyattan birkaç gün önce bazı ilaçlar bırakılabilir ya da farklı dozlara geçilebilir.
Ayrıca bu aşamada, hastanın beklentileri ve ameliyat sonrası hayat kalitesi detaylı şekilde konuşulur. Bu iletişim, hastanın sürece psikolojik olarak da hazırlanması açısından çok önemlidir.
⸻
Ameliyat Günü ve Süreci
Laparoskopik rahim alma işlemi genellikle 1-2 saat sürer. İşlem sırasında:
1.Karın bölgesine birkaç küçük kesi yapılır.
2.Karın içine karbondioksit gazı verilerek cerrahın görüş alanı genişletilir.
3.Laparoskop ve diğer cerrahi aletler bu kesilerden içeriye yerleştirilir.
4.Rahim, dokulara zarar verilmeden çıkarılır.
Ameliyat sonrası hasta genellikle aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir. Bu, açık ameliyatlara göre oldukça büyük bir avantajdır.
⸻
Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci
•Genellikle 1 hafta içinde normal hayata dönülebilir.
•Hafif ağrılar olabilir, ancak ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınabilir.
•4-6 hafta boyunca cinsel ilişkiden kaçınılması önerilir.
•Ağır fiziksel aktivitelerden birkaç hafta uzak durulmalıdır.
•Yara izleri çok küçük olduğu için estetik olarak rahatsızlık yaratmaz.
Doktor kontrollerine düzenli gitmek ve verilen önerilere uymak, iyileşme sürecini hızlandırır.
⸻
Laparoskopik Rahim Alma Ameliyatının Avantajları
Bu yöntem, açık cerrahiye göre birçok avantaj sunar:
•Daha az ağrı
•Daha hızlı iyileşme
•Daha az hastanede kalış süresi
•Daha az enfeksiyon ve komplikasyon riski
•Küçük ve estetik yara izleri
•Günlük hayata çabuk dönüş
Bu nedenlerle günümüzde rahim alma ameliyatlarında laparoskopik yöntem ilk tercih olarak öne çıkmaktadır.
⸻
Laparoskopik Histerektomi Sonrası Yaşam
Rahmi alınan kadınlarda:
•Adet kanamaları sona erer.
•Eğer yumurtalıklar alınmamışsa hormonal denge büyük ölçüde korunur.
•Doğurganlık sona erdiği için çocuk sahibi olma şansı kalmaz.
•Cinsel yaşam genellikle olumsuz etkilenmez; bazı hastalarda cinsel ilişki sırasında ağrı şikayetleri dahi azalır.
Bu nedenle, ameliyat öncesinde detaylı bilgilendirme ve doktor-hasta iletişimi çok önemlidir.
⸻
Sık Sorulan Sorular
1. Ameliyat sonrası adet kanamam devam eder mi?
Eğer rahmin tamamı alındıysa, adet kanaması olmaz. Yumurtalıklar alındıysa erken menopoz gelişebilir.
2. Ameliyat sonrası cinsel yaşamım etkilenir mi?
Çoğu kadın ameliyat sonrası cinsel yaşamda iyileşme bildirir. Ancak psikolojik olarak bu sürece uyum sağlamak zaman alabilir.
3. Histerektomi kilo aldırır mı?
Doğrudan kilo alımına neden olmaz. Ancak hormon dengesi değiştiyse bu durum dolaylı olarak etkileyebilir.
⸻
Sonuç: Konforlu ve Güvenli Bir Çözüm
Laparoskopik rahim alma ameliyatı, modern tıbbın sunduğu en konforlu ve güvenli yöntemlerden biridir. Doğru teşhis, deneyimli bir uzman ve detaylı bilgilendirme ile bu süreci rahatça atlatmak mümkündür.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Laparoskopinin Tüp Bebek Tedavisinde Yeri Nedir?
Laparoskopinin tüp bebek tedavisinde yeri nedir? Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, çok sayıda laparoskopik operasyonu birinci olarak yapmış bir hekimimiz olarak bizlere laparoskopi nedir ve nasıl gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavisindeki yeri nedir sorularımızın cevaplarını bizimle paylaştı.
Laparoskopi
Karından açılan minik kesilerden gerçekleştirilen jinekolojik operasyonun ismidir. Üç minik kesiden operasyon tamamlanabilir.
Bu yöntem ile neredeyse çoğu ameliyatın gerçekleştirilmesi mümkündür. Yaklaşık 3-5 mm arasında olup kesiler operasyon sonrasında herhangi bir ameliyat izine de sebep olmazlar. Laparoskopi ameliyatı genel anestezi altında ameliyathane ortamında gerçekleştirilmektedir.
Operasyon da üstten açılan kesiden optik cihaz ile karın içerisi görüntülenir ve ekrana yansıtılır. Karın içinin daha iyi görüntülenebilmesi için karın boşluğu karbondioksit ile doldurulur.
KonforludurEnfeksiyon riski azdırKesi alanı küçüktürAğrı ve acısı daha minimumdurİşe geri dönmek ya da rutin hayata dönmek daha mümkündürÇoğu zaman ise ayaktan yapılabilir, hasta da hastane yatışına gerek kalmayabilir.
Laparoskopi İşlemi Nasıl ve Nerede Gerçekleştirilir?
Laparoskopi ameliyatı genel anestezi altında yapılan bir operasyondur. Tüp bebek merkezlerinin ameliyathaneleri veya hastanelerin ameliyathanelerinde işlem gerçekleştirilir. Göbek deliğinin alt kısmından veress iğnesi ile girilir ve karın iç bölgesinin tamamının karbondioksit gazı ile şişirilmesi sağlanır. Gaz uygulaması da aynı zaman da iç organların optikte daha net görüntülenebilmesini sağlar. Karın bölgesinden optik girişinin yapılmasının arkasından diğer minik kesiler açılmaktadır. Diğer aletlerin girişi sağlanır. İşlem bitiminde ise aletler çıkarılır, gaz boşaltılır. Açılan kesiler de süturlarla kapatılır.
Kimler Laparoskopi Olamaz?
Laparoskopi işlemi her ne kadar klasik bir ameliyat yöntemlerine göre uygun ve konforlu olsa da laparoskopiyi de uygulamadığımız durumlar elbette vardır.
Onkolojik vakalar,Gebeler,Obez hastalarda tehlikelidir,Kronik akciğer hastaları,Kronik ciddi kalp rahatsızlıklarında da laparoskopi işlemi hastaya uygun görülmeyebilir.
Tüp bebek tedavilerinden önce, tedavi yoluna çıkmadan bazı hastalara laparoskopi yapılması gerekebilir. Örneğin endometriozis olan tüp bebek başarısızlıklarının sebebi diye adlandırılan çikolata kistlerini herhangi bir büyük kesi alanı olmadan çıkarmak mümkündür. Endometriomanın alınması gebelik şansını arttırmaktadır.
Dermoid kistler ve paraovarian kistleri de laparoskopi yöntemi ile çıkarmak mümkündür.
Myomlar da gebe kalmaya ve tüp bebek tedavisine engel olabildiği gibi myomlarında cerrahisi laparoskopik olarak gerçekleştirilebilir.
#### Lazer ile Vaginal Gençleştirme
Lazer kullanarak, ameliyat kesisi olmadan vajina daraltma, vajinal gençleştirme özellikle son senelerde gittikçe popülerlik kazanmıştır.
Lazer İle Vajinolasti Neden Yapılır?
Vajinanın daralmasını sağlamakKadında ve erkekteki doyumu arttırmakİdrar kaçırma sorununu ortadan kaldırmakBazen vajinal enfeksiyonlara bağlı ilişkideki ağrıdaCinsel isteksizliğe karşı kadının kendisine olan güvenini arttırmak
Bazen de menapoz döneminde östrojen eksikliğine bağlı olarak vaginal atrofi ve ıslanma problemlerinde çözüm olabilmektedir.
Lazer ile Vajinoplasti İşlemi Nasıl Yapılmaktadır?
Vajina içerisine yerleştirilen lazerin özel başlığı en derinden en yüzeye kadar belirli kademelerle ilerletilir ve bu esnada vajina içerisinde lazer ışını gönderilir. Her bölge ayrı ayrı taranır. Tek seans veya hekimin uygun görmesi halinde ikinci seans uygulanabilir. İkinci seans ile de yine aynı şekilde lazer ışınları ile vajina desteklenir.
Peki İşlem Ağrılı mıdır?
Hayır, herhangi bir şekilde cerrahi operasyon değildir asla. Bu nedenle ağrı hissi yoktur. İşlem sonrası özellikle istirahat gerektirmez. Ancak işlem esnasında vajen içerisinde hafif bir ısı hissi ve minik batma hissi olarak tarif edilebilir duyulan his. Hasta konforu oldukça yüksek bir işlemdir. Ortalama yirmi dakika sürmektedir. Hatta genel anestezi veya lokal anesteziye ihtiyaç duyulmaz. Ancak hasta isteği ile sedasyon tercih edilebilir. Komplikasyon riski ise neredeyse kesinlikle yoktur denecek kadar azdır. İşlem sonrasında hafif akıntı, pembemsi akıntı görülebilir. Bunlar normaldir. Hekim isteğine bağlı olarak kullanılan antibiyotik ve ağrı kesici veya pomad ile bu küçük sorunda ortadan kalkacaktır.
Daha Sonra Nelere Dikkat Etmeliyim?
Ortalama on gün ile iki hafta arasında cinsel ilişki yasağımız vardır. Enfeksiyon riski en az olan işlemolup aynı gün içerisinde duş alınması uygundur. Herhangi bir kısıtlama mevcut değildir.
Uygulamanın Etkileri Ne Zaman Görülmektedir?
Uygulamadan hemen sonra lazer atışları etki etmesiyle birlikte partnerinizin cinsel birlikte hissetmesi de 20 gün sonrasında tamamlanmış olur ve farkı hisseder.
İdrar Kaçırma Sorununda Lazer Tedavisi Çözüm müdür?
Öksürük, hapşırma, gülme veya ıkınma gibi durumlarda karın içi basıncının artışına paralel olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilir. Bu duruma ‘stres üriner inkontinens’ (SUI) adı verilir. Stres inkontinens sorununa en fazla doğum sonrasında ve menopoz döneminde rastlanılmaktadır. Genelde nedeni mesane boynundaki kolajen bağ dokusunun yaşa, estrojen hormonu eksikliğine, doğumlara ve genetik faktörlere bağlı güçsüzleşmesidir.
Vajina daraltma, yenileme (rejuvenasyon) için yapılan lazer uygulamalarında mesane boynunu ve üretra’yı (idrar kanalını) destekleyen bağ dokusu da aktive olacağından, idrar kaçırma sorunu yaşayanlarda lazer uygulaması oldukça fayda vermektedir. Ancak, çok ileri düzeyde idrar torbası veya rahim sarkması şikayeti olan hastalarda öncelikle cerrahi yöntemler göz önünde bulundurulmalıdır. İşlem cerrahi vajinoplastiye ek olarak da yapılabilir. Çünkü cerrahi vajinoplasti girişten üç dört daralma sağlarken vajinal lazer daraltma yöntemi ile vajen içerisini hem enine hem boyuna deforme ederek sıkılaiması, gençleşmesi ve yenilenmesi sağlanabilir.
#### Lazer ile Vaginal Gençlik
Lazer ile vaginal gençlik, lazer kullanarak, ameliyat kesisi olmadan vajina daraltma, vajinal gençleştirme özellikle son senelerde gittikçe popülerlik kazanmıştır. Bu nedenle lazer ile vaginal gençlik konusunu başlıklar halinde incelersek;
Lazer ile Vajinolasti Neden Yapılır?
Vajinanın daralmasını sağlamak
Kadında ve erkekteki doyumu arttırmak
İdrar kaçırma sorununu ortadan kaldırmak
Bazen vajinal enfeksiyonlara bağlı ilişkideki ağrıda
Cinsel isteksizliğe karşı kadının kendisine olan güvenini arttırmak
Bazen de menapoz döneminde östrojen eksikliğine bağlı olarak vaginal atrofi ve ıslanma problemlerinde çözüm olabilmektedir.
Lazer ile Vajinoplasti İşlemi Nasıl Yapılmaktadır?
Vajina içerisine yerleştirilen lazerin özel başlığı en derinden en yüzeye kadar belirli kademelerle ilerletiyoruz. Bu esnada vajina içerisinde lazer ışını gönderiyoruz. Her bölge ayrı ayrı taranır. Tek seans veya hekimin uygun görmesi halinde ikinci seans uygulamak mümkün. İkinci seans ile de yine aynı şekilde lazer ışınları ile vajinayı destekilyoruz.
Lazer ile Vajinoplasti Ağrılı Bir İşlem midir?
Hayır, herhangi bir şekilde cerrahi operasyon değildir asla. Bu nedenle ağrı hissi yoktur. İşlem sonrası özellikle istirahat gerektirmez. Ancak işlem esnasında vajen içerisinde hafif bir ısı hissi ve minik batma hissi olarak tarif etmek olası duyulan hissi. Hasta konforu oldukça yüksek bir işlemdir. Ortalama yirmi dakika sürmektedir. Hatta genel anestezi veya lokal anesteziye ihtiyaç duymuyoruz. Ancak hasta isteği ile sedasyon tercih etmek mümkün. Komplikasyon riski ise neredeyse kesinlikle yoktur denecek kadar azdır. İşlem sonrasında hafif akıntı, pembemsi akıntı görmek mümkün. Bunlar normaldir. Hekim isteğine bağlı olarak kullanılan antibiyotik ve ağrı kesici veya pomad ile bu küçük sorunda ortadan kalkacaktır.
Daha sonra nelere dikkat etmeliyim?
Ortalama on gün ile iki hafta arasında cinsel ilişki yasağımız vardır. Enfeksiyon riski en az olan işlem olup aynı gün içerisinde duş alınması uygundur. Herhangi bir kısıtlama mevcut değildir.
Uygulamanın etkileri ne zaman görülmektedir?
Uygulamadan hemen sonra lazer atışları etki etmesi ile birlikte partnerinizin cinsel birlikte hissetmesi de 20 gün sonrasında tamamlanmış olur. Bu nedenle de farkı hisseder.
İdrar Kaçırma Sorununda Lazer Tedavisi Çözüm müdür?
Öksürük, hapşırma, gülme veya ıkınma gibi durumlarda karın içi basıncının artışına paralel olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkması mümkün. Bu duruma ‘stres üriner inkontinens’ (SUI) adını veriyoruz.
Stres inkontinens sorununa en fazla doğum sonrasında ve menopoz döneminde rastlıyoruz. Genelde nedeni mesane boynundaki kolajen bağ dokusunun yaşa, estrojen hormonu eksikliğine, doğumlara ve genetik faktörlere bağlı güçsüzleşmesidir.
Vajina daraltma, yenileme (rejuvenasyon) için yapılan lazer uygulamalarında mesane boynunu ve üretrayı (idrar kanalını) destekleyen bağ dokusu da aktive olacağından, idrar kaçırma sorunu yaşayanlarda lazer uygulaması oldukça fayda vermektedir. Ancak, çok ileri düzeyde idrar torbası veya rahim sarkması şikayeti olan hastalarda öncelikle cerrahi yöntemler göz önünde bulundurulmalıdır.
İşlem cerrahi vajinoplastiye ek olarak da yapmak mümkün. Çünkü cerrahi vajinoplasti girişten üç dört cm daralma sağlarken vajinal lazer daraltma yöntemi ile vajen içerisini hem enine hem boyuna deforme ederek sıkılaşması, gençleşmesi ve yenilenmesini sağlamak mümkün.
Covid-19 Üremeye Etkisi ve Pandemide Tüp Bebek Tedavisine Yaklaşım Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lazer İle Vajina Daraltma Kaç Seans Sürer?
Lazer kullanarak, ameliyat kesisi olmadan vajina daraltma, vajinal gençleştirme özellikle son senelerde gittikçe popülerlik kazanmıştır.
Lazer İle Vajinolasti Neden Yapılır?
Vajinanın daralmasını sağlamak,
Kadında ve erkekteki doyumu arttırmak,
İdrar kaçırma sorununu ortadan kaldırmak,
Bazen vajinal enfeksiyonlara bağlı ilişkideki ağrıda,
Cinsel isteksizliğe karşı kadının kendisine olan güvenini arttırmak.
Bazen de menapoz döneminde östrojen eksikliğine bağlı olarak vaginal atrofi ve ıslanma problemlerinde çözüm olabilmektedir.
Lazer ile Vajinoplasti İşlemi Nasıl Yapılmaktadır? Kaç Seans Uygulanır?
Vajina içerisine yerleştirilen lazerin özel başlığı en derinden en yüzeye kadar belirli kademelerle ilerletilir. Bu esnada vajina içerisinde lazer ışını gönderilir. Her bölge ayrı ayrı taranır. Tek seans veya hekimin uygun görmesi halinde ikinci seans uygulanabilir. İkinci seans ile de yine aynı şekilde lazer ışınları ile vajina desteklenir.
Peki İşlem Ağrılı mıdır?
Hayır, herhangi bir şekilde cerrahi operasyon değildir asla. Bu nedenle ağrı hissi yoktur. İşlem sonrası özellikle istirahat gerektirmez. Ancak işlem esnasında vajen içerisinde hafif bir ısı hissi ve minik batma hissi olarak tarif edilebilir duyulan his. Hasta konforu oldukça yüksek bir işlemdir.
Ortalama yirmi dakika sürmektedir. Hatta genel anestezi veya lokal anesteziye ihtiyaç duyulmaz. Ancak hasta isteği ile sedasyon tercih edilebilir. Komplikasyon riski ise neredeyse kesinlikle yoktur denecek kadar azdır. İşlem sonrasında hafif akıntı, pembemsi akıntı görülebilir. Bunlar normaldir.
Hekim isteğine bağlı olarak kullanılan antibiyotik ve ağrı kesici veya pomad ile bu küçük sorunda ortadan kalkacaktır.
Daha Sonra Nelere Dikkat Etmeliyim?
Ortalama on gün ile iki hafta arasında cinsel ilişki yasağımız vardır. Enfeksiyon riski en az olan işlem olup aynı gün içerisinde duş alınması uygundur. Herhangi bir kısıtlama mevcut değildir.
Uygulamanın Etkileri Ne Zaman Görülmektedir?
Uygulamadan hemen sonra lazer atışları etki etmesiyle birlikte partnerinizin cinsel birlikte hissetmesi de 20 gün sonrasında tamamlanmış olur ve farkı hisseder.
Lazerle Vajina Daraltma Riskli Midir? Adlı Yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Lazer ile Vajina Daraltma Kim Tarafından Yapılabilir?
Ülkemizde daha doğrusu dünyada tüm bayanların ciddi bir problemi olarak görülen vajinal bir gevşeklik labia bozuklukları artık rahatlıkla genital estetik diye nitelendirdiğimiz bir estetikle çözüm bulabiliyor. Menapoz, gebelikler sonucu olan doğumlar, yaşa bağlı olarak zamanla vajinal duvar dokusunu destekleyen liflerde hasar, zayıflama görülür. Buna bağlı olarak da vajen kaslarında gevşeme meydana gelir. Bu cinsel yaşamda da iki bireyde de olumsuzluk yaratarak cinsel hayatı da eşler arasında sarsıntıya uğratır.
Buna bağlı olarak da kasların gevşemesiyle karşımıza çıkan bir sorun daha vardır ki, idrar kaçırma. İdrar kaçırma sıkıntısı olan bayanlarda ise sürekli tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda kaçınılmaz bir durum haline gelir. Tedavisi çok kolay ve küçük bir cerrahidir. Genital estetik labioplasti, vajinoplasti gibi işlemlerin genel adıdır.
Bu işlemler sırasında vajinanın anatomik yapısını bilmek oldukça önemlidir. Anatomik yapı hakkında bilgisinden deneyiminden ve hasarları tespit etme konusunda bir jinekoloji uzmanı tarafından yapılması uygun olan bir işlemdir.
Lazer ile Vajina Daraltma Nasıl Yapılır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Genital Estetik Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Lazer ile Vajina Daraltma Nasıl Yapılır?
Vajinoplasti, vajina daraltma sıkılaştırma operasyonu olarak nitelendirilir. Vajinanın sıkılaşmasını, toplanması ve hatta gençleşmesini sağlar. Fazla doğum yapan özellikle fazla normal doğum yapan bayanlarda ve ilişkiye bağlı olarak genişleyebildiğinden dolayı zamanla cinsel ilişki sırasında hazzı hem bayanda hem erkekte azaltarak cinsel isteksizliğe neden olacağından vajinoplastiye ihtiyaç duyulur.
Uygulama alanımız dış genital alandan vajinal kanala doğru 2-3 cm lik kısma uygulanır. Ancak elbette bu da bireye göre vajinanın durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Amaç fazla dokunun küçük bir kesiyle çıkarılarak simetrik bir şekilde dokuların birleştirilmesidir. Lazer ile uygulanılan vajinoplasti de ise amaç tüm vajinal kasların sıkılaştırılmasıdır. Amacı cerrahi işlemi destekleyerek daha genç bir vajina oluşturmaktır. Gerek duyulursa lazer işleminde altı hafta sonra ikinci seans uygulanır ancak genelde ikinci seansa gerek kalmadan işlem tamamlanır. Cerrahi ve lazer işlemi birbirinden farklı amaçlarla uygulanabilmektedir. Cerrahi işlem bir ameliyat olarak nitelendirilip vajinanın erkek cinsel organını kavramasını amaçlamaktadır dolayısı ile vajina girişine uygulanan bir işlemdir. Vajinal kanala doğru 2-3 cm lik alana uygulanmaktadır. Vajinal bağlar doğum ,tekrarlayan vajinal müdahaleler nedeniyle bozulan anatomi vajina daraltma ameliyatlarını ihtiyaç haline getirmektedir. Vajina estetiği vajinayı anatomiye uygun daraltarak gevşeyen vajinal duvarların daha sıkılaşmasını hedeflemektedir. Vajinoplasti işlemi ile vajina işleminin amacı sıklıkla cinsel yaşamda erkeğin ilişki esnasında vajinal duvarları hissedememesi durumunda oluşan cinsel işlev bozukluğunu sonucu olarak penisin vajinaya girim basıncını artırmak amacıyla yapılan bir işlemdir. En önemli desteği daralmış bir vajina girişinin penis başına vereceği basıncı artırarak cinsel doyumu artırmasıdır. Cinsel isteksizliğe sebebiyet vermemek için sıklıkla tercih edilen kısa süreli basit bir işlemdir.
Vajina içindeki kasların sıkılaşmasını sağlayan vajinoplasti işlemi için lazer uygulaması ortalama olarak 20 dakika içerisinde tamamlanır.
Lazer ile Vajina Daraltma Kim Tarafından Yapılabilir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Lazer ile Vajina Daraltma Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Lazer cerrahi bir yöntem olmaması dolayısıyla aslında anestezi bile gerektirmeyen küçük kısa sürekli bir müdahaledir. Bu nedenle çokta fazla dikkat edilmesi gereken, sakınılması gereken nokta yoktur. Yalnızca iki hafta boyunca ilişki olmaması işlemin etkisi ve kadın sağlığı açısından büyük bir önem taşımaktadır. Atlanmaması gereken belki de en önemli nokta lazer uygulaması gerçekleşen bayanın iki hafta cinsel ilişkiden kaçınması olarak görebiliriz. Onun dışında banyolarını ayakta duş olarak alması tavsiye edilebilir. İşlem sonrası ağrı kesici gerektirmez. Deniz havuz vs iki hafta boyunca uzak durulmasını önermekteyiz.
Çok kısa ve dikkat edilmesi çok az olan durumlar ile vajinoplasti de lazer yöntemi en çok tercih edilen ve önerilen bir yöntemdir.
Belki de 25 dakika içerisinde bir çok şikayetten uzaklaşarak mutlu ve huzur dolu bir hayat sizi bekliyor olacak.
Lazer ile Vajinoplastinin Cerrahi Vajinoplastiye Göre Avantajları Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lazer ile Vajina Daraltmanın Maliyeti Nedir?
Bugün artık cerrahi vajinoplasti tarihe karışmıştır. Sebebini şu şekilde açıklayabiliriz vajina yaklaşık 10 cm lik bir kanal olmasına rağmen cerrahi uygulamalar ancak giriş birkaç cm lik kısmına etkili olmaktadır oysaki geriye kalan 2/3 (üç te ikilik) büyük alan cerrahi vajinoplastide işlem görmemektedir . Bu durumda şu soruyu sormak istiyorum eğer 10 cm lik bir kanalın ancak ilk 3 cm sine işlem yapılabiliyorsa sorunun ancak görünen kısmı çözülmüş gibi olmaz mı?
Bu nedenle vajinoplasti işleminde lazer tedavisine de gerek duyulmaktadır. Vajina girişi boyunca kasların sıkılığını sağlayan lazer yöntemi 1500TL ile başlayan fiyatlarımız dahilindedir.
Lazerle Daraltma İşlemi Sonrası Beni Neler Bekliyor? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lazer ile Vajinoplastinin Cerrahi Vajinoplastiye Göre Avantajları
Cerrahi vajinoplasti sütur gerektiren bir işlemdir. Lazer vajinoplasti vücutta hiçbir kesi oluşturmaz. Sütur gerektirmez. Cerrahi vajinoplasti ödem ve kanama riskini en aza indirmek amaçlı vazokontrüksiyon sağlamak için soğuk uygulama yapılır. Lazer vajinoplastide ise ödem ve kanama söz konusu değildir. Cerrahi vajinoplastide dinlenmek, istirahat önemlidir. Lazer vajinoplastide çok uzun süre istirahate gerek duyulmaz. Cerrahi vajinoplasti anestezi gerektirir. Lazer vajinoplasti anestezi gerektirmez. Cerrahi vajinoplastide altı hafta ilişki önerilmez.Lazer vajinoplastide iki hafta cinsel ilişki önerilmez. Cerrahi vajinoplastide ağrı, sızlama hissi fazla olabilir. Ağrı kesici gerektirebilir. Lazer vajinoplastide ağrı kesiciye ihtiyaç duyulmaz.
Lazer ile Vajina Daraltma Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lazerle Daraltma İşlemi Sonrası Beni Neler Bekliyor?
Lazerle yapılan atışlar vajina içerisine olduğundan dolayı içerdeki kasların sıkılaşması amaç olması sebebiyle vajina daraltma işleminden sonra beni neler bekliyor derseniz?
Vajina daraltma işleminden sonra:
Hafif lekelenmeleriniz,Pembemsi sulu bir akıntı,Vajinada yanma görülebilir.
Doktorunuzun vermiş olduğu krem ve solüsyonları düzenli olarak kullanmanız şikayetlerinizin azalmasında yardımcı olacaktır.
Lazer ile Vajina Daraltmanın Maliyeti Nedir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lazerle Vajina Daraltma Riskli Midir?
Lazerle vajina daraltma riskli değildir. Tam tersine hem kolay hem etkili bir yöntemdir. Lazer bir cerrahi işlem olmamakla birlikte anestezi gerektirmez. Herhangi bir yan etkisi yoktur.
25 dakika kadar kısa sürer.Lokal dahi anestezi gerektirmez. Ayağa kalkış süresi kısadır.Başarı oranı yüksektir. İşlem sırası mayi desteği gerektirmez. Antibiyotiğe gerek yoktur. Duyulan ağrı sınırlıdır. İşlem sonrası ağrı yapmaz. Cinsellik ise yalnızca iki hafta önerilmez.
Sadece vajinal kollajenizasyonu arttırarak dokuyu sıkılaştıran bir yöntemdir.
Cinsel perhiz kısalığı dahil olmak üzere acı hatta ağrı kesici bile gerektirmemesi lazer avantajları içerisindedir. Çünkü hiçbir kesi alanı bulunmaz bedeninizde. Lazer risk değil size kolaylık sağlar.
Lazer İle Vajina Daraltma Kaç Seans Sürer? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Lohusalık Döneminde Yapılması Gerekenler
Lohusalık dönemi, doğumdan sonra başlayan ilk 6 haftalık dönemdir. Bu dönemde annenin çok dikkat etmesi ve sağlığını koruması gerekmektedir. Aksi takdirde bu dönemde geçirilecek olan hastalıklar çok daha ağır seyredecektir. Anneler bu duruma dikkat etmelidir.
Lohusalık dönemi, hamilelikteki değişikliklerin eski haline döndüğü dönemdir. Bu dönüşümler anneyi psikolojik olarak da sıkıntıya sokabilir. Bundan dolayı dikkat edilmesi gerekmektedir. Lohusalık döneminde annenin stres ve sinirden uzak durması gerekmektedir. Stres ve sinir anneyi depresyona sokabilir. Lohusalıkta annenin bol bol istirahat etmesi gerekmektedir. Anne iyice dinlenmeli ve bebeğiyle ilgilenmelidir. İstirahat sadece yatmak olarak algılanmamalıdır. Anne egzersiz ve yürüyüş de yapabilir. Lohusalık döneminde annenin beslenmesine de dikkat etmesi gerekiyor. Anneler, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmelidir. Yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalıdır. Kabız yapabilecek besinlerden uzak durulmalı ve lifli gıdalar bolca tüketilmelidir. Annenin temizliğine de dikkat etmesi gerekiyor.
Anneler normal bir şekilde duşlarını da alabilirler. Vajinal duş almaları ise yasaktır. Lohusaların giydikleri kıyafetler de rahat olmalıdır. Anne herhangi bir sıkıntısı olduğunda veya kendisi psikolojik olarak ve bedensel olarak kötü hissettiği durumlarda doktorunuza danışabilirsiniz. Toparlayacak olursak, lohusalık dönemi oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde kadınların çok daha dikkatli olması gerekmektedir. Lohusalık döneminde hem bebeğin hemde annenin sağlıkları açısından oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde geçirilecek olan hastalıklara dikkat edilmelidir. Lohusalıkta geçirilen hastalıklar ciddi boyutlara ulaşabilirler. Lohusalık dönemi hem annenin fizyolojik sağlığı hemde ruhsal sağlığı açısından oldukça önemlidir. Lohusalık dönemi annenin yavaş yavaş gebelik öncesi döneme döndüğü dönemdir. Bundan dolayı bu dönemde hamilelikte çok yüksek olan hormonlar, lohusalıkta düştüğü için kadınlarda psikolojik bunalımlara da neden olabilir. Bunun için bu donemde ekstra dikkat gereklidir. Lohusalık dönemi 6 haftalık dönemdir. Bu dönemde taze anne olmuş kadının iyice dinlenmesi ve kendini yormaması gerekir. Lohusalık dönemi annenin stresten ve sinirden uzak durması gerekiyor. Bol bol istirahat etmeli, sağlıklı ve düzenli olarak beslenmelidir. Bu dönemde annenin temizliğine de dikkat etmelidir. Lohusalık döneminde anne adayının vaginal duş almamalılardır. Anne bu dönemde kendisini çok yormadan egzersiz de yapabilir. Bu dönemde annenin sıkıntısı olursa mutlaka doktoruna danışmalıdır.
#### Lohusalık Nedir? Ne Kadar Sürer?
Lohusalık hemen hemen herkesin duyduğu bir kelimedir. Doğumdan sonraki ilk 6 hafta lohusalık dönemi olarak adlandırılır. Lohusalık döneminde, annede olan fizyolojik ve psikolojik değişiklikler görülebilir. Lohusalık döneminde kadın artık eski halini almaya başlar. Kadının organları ve sistemleri artık gebelik öncesi döneme yani normale dönmeye başlar. Lohusalık döneminde kadınların gerçekten çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu dönemde oluşabilecek her problem ciddi boyutlara ulaşabilir.
Lohusalık 3 dönemde incelenir. Bunlar; çok erken lohusalık, erken lohusalık ve geç lohusalıktır. Çok erken lohusalık doğumdan sonraki ilk 24 saattir. Erken lohusalık ise doğumdan sonraki ilk 1 haftadır, geç lohusalık ise geriye kalan 5 haftalık kısıma denmektedir. Coğrafyamızda geleneksel olarak lohusalık döneminde annelerin yalnız bırakılmaması ve mutlaka yanında birisinin olması gerektiği düşüncesi oldukça yaygındır. Bir bakımdan bu düşünce doğrudur. Bu dönemde hem anne dinlenmeli hemde psikolojik olarak kendisini yalnız hissetmemeli,bundan dolayı taze annelerin bu dönende çok yalnız kalmamaları istenmektedir.
Lohusalık Dönemi Ne Kadar Sürer?
Annenin üreme organlarının ve varsa dikişlerinin iyileşmeside 6 hafta yani lohusalık dönemi bitene kadar iyileşecektir. Taze anne ilk 6 hafta adet görmez. Emziren annenin prolaktin hormonu sayesinde adet görme süresi daha uzayabilir. Emzirmeyen anne ise bu 6 haftanın sonunda adet görmeye başlayabilir.
Taze annelerin lohusalık döneminde çok yorulmamalı ve dengeli beslenmeleri gerekmektedir. Lohusalık dönemin her ne kadar masum bir evre olarak görünüyor olsada bu dönemde geçirilen ufak bir problem dahi daha büyük problemlere yol açabilir. Bundan dolayı taze anneler çok dikkat etmeli ve bir problem ile karşılaştıkları zaman mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar. Toparlayacak olursak, lohusalık; doğumdan hemen sonra olan ve 6 hafta süren bu dönemde ise vücudun hamilelikten sonra normale dönmesini kapsayan süreçtir. Lohusalık dönemi kolay bir dönem değildir aslında. Anne psikolojik olarak da birçok değişiklik gösterir bu dönemde.
Annelik ve Lohusalık Dönemi
Annenin bu dönemde çok yalnız kalmaması ve kendisine dikkat etmesi gerekmektedir. Çünkü gebelik döneminde yakalanılacak olan ufak bir hastalık bile birçok probleme yol açabilir. Gebelikten yeni çıkmış anne 6 hafta içerisinde yavaş yavaş eski haline döner. 6 hafta sonrasında üreme organları da normale döner. Emziren anneler adet görmezler, fakat emzirmeyen anneler bu süreç biter bitmez adet görmeye başlayabilir. Lohusalık döneminde anne dengeli ve düzenli beslenmelidir. Anne bu dönemi dinlenerek geçirmelidir. Dinlenmek onların daha çabuk iyileşmelerine neden olacaktır. Anneler bu dönemde kendilerine ve bebeklerine çok dikkat etmelidir. Bir sorunla karşılaştıklarında ise mutlaka doktora danışılmalıdır.
#### Medicana İnternational Ankara: Pandemi Döneminde Tüp Bebek Tedavisi
URL: https://sevtaphamdemir.com.tr/medicana-international-ankara-pandemi-doneminde-tup-bebek-tedavisi/
#### Medimagazin: Kalıtsal hastalıklı çiftlerden sağlıklı embriyo ile sağlıklı bebek mümkün
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, "Kalıtsal hastalığa sahip olan anne ve babalardan sağlıklı embriyo ile yüzde 100 sağlıklı bebeği veya taşıyıcı bebeği elde edebiliyoruz" dedi.
ANKARA- Medicana International Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, tüp bebek tedavisinin, önceki tedavi basamaklarının tamamlandığı; ancak gebeliğin elde edilemediği hasta profillerine uygulandığını söyledi.
Tüp bebek tedavisi için dünyadaki gelişmeleri Türkiye'ye yansıtmaya çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Kılıç, sağlıklı embriyo nakli ile embriyo başına gebelik şansının yüzde 50 olduğunu belirtti. Kılıç, Türkiye'de kalıtsal hastalıkların çok sık görüldüğünü, o hastalıklarla ilgili gen taramaları ve sağlıklı embriyo naklini gerçekleştirmenin başarısını ve sevincini yaşadıklarını belirtti. Nedeni belli olmayan infertilitelerde (kısırlık), infertiliteye neden olan gen taramalarını yaparak, başarı yakalamaya gayret gösterdiklerini kaydeden Prof. Dr. Kılıç, "İnfertilit hastalarda en önemli nedenlerden bir tanesi, problemi bulabilmek ve problemi bulabildikten sonra sonuca ulaşabilmektir. Genetik nedenler, dokusal tiplemeler oldukça iyi bir noktaya geldiğimiz kanaatindeyiz. Eğer sağlıklı embriyo ile karşılaşırsak kalıtsal hastalığa sahip olan anne ve babalardan yüzde 100 sağlıklı bebeği veya taşıyıcı bebeği elde edebiliyoruz" diye konuştu.
'Yoğun talep alıyoruz'
Prof. Dr. Kılıç, kemoterapi öncesinde tanı aldıktan sonra kanser hastası erkekte spermi, kadında yumurtayı ve evliyse embriyolarını dondurarak, bu kişilerin anne-baba olabilme şanslarını sağlamalarına çaba gösterdiklerini belirtti. Bu konuda yoğun talep olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kılıç, "Gonat dondurmayı sadece kanser için değerlendirmemek lazım, gonat dondurmayı uyguladığımız yumurta ve spermleri dondurduğumuz kişiler, 35 yaş üstü olan anne adaylarına da yumurta dondurma tedavisini tavsiye ediyoruz. Bu konuda oldukça yoğun talep alıyoruz. Günümüzde evlilik yaşı ilerlemekle birlikte biz daha önceden almış olduğumuz tedbirlerle onların istedikleri yaşta anne olabilme şansını ve kapısını açıkta bırakmaya gayret ediyoruz" dedi.
Kaynak: https://medimagazin.com.tr/hekim/kalitsal-hastalikli-ciftlerden-saglikli-embriyo-ile-saglikli-bebek-mumkun-85135
#### Meni Analizi Spermiyogram ve Test Sonuçları
Meni analizi spermiyogram ve test sonuçları. Sperm sayısını görmek içinde bakılan spermiyogram testi erkeklerin spermlerinin sağlık ve uygunluklarını analiz eder. Meni spermleri ve ayrıca diğer bileşenleri de içeren bir sıvıdır ve cinsel ilişki sırasında boşalma ile dışarıya atılır. Semen analizi, sperm sağlığı için üç temel faktörü ölçer;
Spermin adedi,Spermin şekli,Sperm hareketliliği,
Spermiyogram testi genellikle gebe kalmakta güçlük çeken çiftler için öneriliyor. Test bir erkekte infertilitenin varlığı ile ilgili tespit edilmesinde yardımcı olacaktır.
Analizde infertilitenin ardındaki spermin sayısı mı yoksa spermin hareketliliği ile ilgili mi problem var onu tespit edecektir.
Meni analizi spermiyogram ve test sonuçları. Doktor spermiyogram için, testten 24-72 saat önce boşalmaktan kaçınmak önce boşalmaktan kaçınmak, testten 2-5 gün önce alkol, kafein, nikotin gibi uyuşturuculardan kaçınmak, bitkisel ilaçları almayı bırakmak, hormona ilaçları almayı bırakmak gereklidir. 3-5 gün arasında cinsel perhiz zorunludur. Bunların dışında özellikli bir durumunuz var ise doktorunuza başvurmayı unutmayınız.
Genellikle tüp bebek merkezlerinde sperm verme odalarında mastürbasyon yolu tercih edilerek sperm vermeye gidilir. Bu nedenle masturbasyon sperm analizini almanın ve meniyi değerlendirmenin en tercih edilen yoludur.
İyi bir test numunesi için iki temel faktör vardır. İlki, mevcut meninin beden sıcaklığında tutulması gereklidir. Çok sıcak olması ya da çok soğukta kalması sonuçları yanlış verecektir. İkincisi de meninin en geç yarım saat içinde birimde olması gerekir. Ancak zaten çoğu merkez bunu kabul etmeyerek merkezde bakılması gerektiğini söylemektedir.
Sperm Şekli
Sperm şekline dair normal sonuçlarda spermlerin %50’sinden fazlasının normal şekle sahip olması beklenmektedr. Eğer spermlerin %50’sinden fazlasının şekli normal değil ise , bu doğurganlığı azaltır. Laboratuvar spermlerin baş kısmında, ortasında veya kuyruğunda şekil anomalilerini tespit edebilir. Spermin olgunlaşmamış olması. Bu nedenle yumurtayı verimli olarak dölleyememesi de mümkün.
Hareketlilik
Otomatik sistem analizi ile spermin hareketliliği tespit edilir ve 0’dan 4’e kadar numaralandırılır. Bu nedenle 0 spermin hareket etmediği anlamına gelir, 3-4 ise iyi hareketliliktir.
pH
Normal sonuçlar elde etmek için pH düzeyinin 7.2 ila 7.8 arasında olması gerekir. 8.0’dan daha yüksek bir pH, donörün enfeksiyonu olduğu anlamına gelir. 7.0’dan daha düşük bir pH ise numunenin kirli olduğu veya erkeğin boşalma kanallarının tıkalı olduğu anlamına gelir.
Hacim
Meni miktarı normal sonuçlar için 2 mililitreden daha fazla olmalı. Bu nedenle düşük meni hacmi yumurtayı dölleyebilecek sperm sayılarında azlığa işaret edebilir.
Sperm Sayısı
Normal bir meni analizinde sperm adetleri 20 milyon ile 200 milyon aralığında olmalıdır. Bu sonuç sperm yoğunluğu olarak da biliyoruz. Bu nedenle eğer rakam düşükse, gebe kalmak daha zor olması mümkün.
Alkol Spermi Öldürür mü? Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Menopoz
Menopoz kadınların yaşları ilerledikçe en çok korktukları durum haline gelir.Kadınlığının bittiği hissine kapılan kadın bu durumdan oldukça etkilenir ve kendi içerisinde bunun çatışmasına düşer.
Menopoz, kadında overlerde yumurtlama kaybını takiben adet siklusunun kalıcı olarak kesildiği duruma verilen latince isimdir.
Menopoz süreci bazı kadınlarda fark edilmeyen hafif belirtiler gösterirken bazı kadınlarda ise çok ağır ve çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilir.
*En sık karşılaşılan menopoz belirtileri şöyledir:
-Adet düzensizliği
-Ateş basması
-İdrar yolları, vajina ve etraf dokularda zayıflık ve hacim kaybı
-Östrojenin uzun vadede eksikliğine bağlı sağlık problemleri: osteoporoz (kemik erimesi) ve kardiyovasküler (kalp damar ) hastalıklar
*Menopoz belirtilerine dair yaşam önerileri:
Menopozun sık belirtilerinden biri olan ani ateş basmalarına nelerin sebep olduğunu gözlemleyin. Kafein, alkol, sıcak bir oda, stres gibi durumlar ateş basması belirtisine neden olabilir. Aniden ateş bastığı zaman ağzınızdan ve burnunuzdan derin bir nefes alıp sakin olun. Kendinizi çok kötü hissettiğiniz ve üstesinden gelemeyeceğini düşündüğünüzde doktorunuzdan yardım alın.
* Geceleri sizi uykudan kaldıracak ateş basmaları olabilir bunun için ince pijamalar ve ince iç çamaşırları tercih edin.
*İnce bir yorgan veya pike kullanın.
*Baş ucunuzda size ait bir su bulundurun ve ateş basması yaşadığınızda bolca su için.
*Menopoz sürecinde hormon değişikliklerine bağlı olarak vajinanın daha ince ve kuru olması halinde ağrılı cinsel ilişki olabilir. Artık günümüzde bu konuda kadınların yardımcısı olabilecek birçok ürün geliştirilmiş durumdadır , doktorunuza da danışarak kullanabilirsiniz.
*Menopoz döneminde heyecanlanmak, çabuk sinirlenmek, ağlama krizleri kadınlarda görünen ortak sorunlardandır bunun üstesinden kendiniz gelemiyorsanız mutlaka doktorunuzdan yada bir psikoloktan yardım alınız.
*Menopoz zamanında sizi etkileyen baş ağrıları yaşayabilirsiniz, bu ağrıları daha da tetikleyen bir şey varsa ondan da uzak durunuz (kafein gibi).
*Saçlarınız menopoz döneminde incelebilir veya daha hızlı dökülebilir bununla başa çıkın ve bakımlarınızı ihmal etmeyin
*Menopoz döneminde bir diğer önemli sorun; odaklanmak ve bulanık düşünceyle mücadele etmek için ilginizi başka bir yere dağıtın, etkinliklere katılarak hayata muhteşem bir şekilde devam edin.
#### Menopoz Döneminde Vajinal Atrofi
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Menopoz, her kadının yaşam döngüsünde doğal olarak karşılaştığı bir dönemdir. Yumurtalıkların östrojen üretiminin azalmasıyla başlayan bu süreçte, kadın vücudunda pek çok fiziksel ve duygusal değişim yaşanır. Bu değişikliklerden biri de vajinal atrofi (tıbbi adıyla genitouriner menopoz sendromu – GSM) olarak bilinir. Vajinal atrofi, menopoz sonrası kadınların yaklaşık %50’sinde görülür ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Bu yazıda vajinal atrofiyi, nedenlerini, belirtilerini, tanı yöntemlerini ve güncel tedavi seçeneklerini ayrıntılı şekilde ele alacağız.
Vajinal Atrofi Nedir?
Vajinal atrofi, östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajina duvarlarının incelmesi, esnekliğini kaybetmesi ve kuruması durumudur. Bu durum yalnızca vajinal sağlığı değil, aynı zamanda idrar yollarını da etkileyebilir. Bu nedenle literatürde “genitouriner menopoz sendromu” adıyla da tanımlanır.
Menopozda Vajinal Atrofinin Görülme Sıklığı
Menopozdaki kadınların yaklaşık yarısında ortaya çıkar.
Erken dönemde belirtiler hafif seyrederken, ilerleyen yıllarda şikâyetler artar.
Çoğu kadın bu durumu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görür ve doktora başvurmaz.
Ancak erken müdahale edilmediğinde cinsel hayat, idrar sağlığı ve psikolojik durum ciddi şekilde etkilenebilir.
Vajinal Atrofinin Nedenleri
Vajinal atrofinin temel nedeni östrojen eksikliğidir. Bununla birlikte bazı faktörler de durumu hızlandırabilir:
Menopoz sonrası dönemde östrojen üretiminin azalması
Doğum yapmamış olmak
Sigara kullanımı
Kemoterapi veya radyoterapi görmüş olmak
Yumurtalıkların cerrahi olarak alınması
Kronik stres ve yetersiz beslenme
Vajinal Atrofi Belirtileri
Menopozdaki kadınların çoğu bu belirtileri yaşar ancak başka hastalıklarla karıştırabilir. En sık görülen şikâyetler şunlardır:
Vajinal kuruluk
Kaşıntı ve yanma
Vajinal bölgede sık enfeksiyon
İlişki sırasında ağrı (disparoni)
Vajinada daralma ve elastikiyet kaybı
İdrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık
Sık idrara çıkma ve idrar kaçırma
Bu belirtiler, kadının hem cinsel yaşamını hem de günlük konforunu olumsuz etkiler.
Vajinal Atrofi ile Karıştırılan Durumlar
Vajinal enfeksiyonlar
Deri hastalıkları (liken skleroz vb.)
İdrar yolu enfeksiyonları
Bu nedenle kesin tanı için bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmak önemlidir.
Vajinal Atrofi Tanısı Nasıl Konulur?
Tanı genellikle jinekolojik muayene ve hastanın öyküsü ile konur.
Vajinal muayenede incelmiş, soluk, elastikiyetini kaybetmiş dokular gözlemlenir.
Gerekirse vajinal pH ölçümü ve sitolojik incelemeler yapılabilir.
Vajinal Atrofinin Yaşam Kalitesine Etkisi
Cinsel Hayat: İlişkide ağrı nedeniyle cinsel isteksizlik gelişebilir.
Psikolojik Durum: Kendine güven kaybı, depresif ruh hali görülebilir.
İdrar Sağlığı: Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve idrar kaçırma sorunları ortaya çıkabilir.
Bu nedenle vajinal atrofi yalnızca “basit bir kuruluk” değil, bütünsel bir sağlık sorunudur.
Vajinal Atrofi Tedavi Yöntemleri
Yaşam Tarzı ve Doğal Destekler
Vajinal bölgeyi tahriş etmeyen ürünler kullanmak
Pamuklu iç çamaşırı tercih etmek
Bol su içmek
Düzenli cinsel aktivite veya vajinal dilatör kullanımı (kan dolaşımını artırır
Nemlendirici ve Kayganlaştırıcı Ürünler
İlişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcılar kısa süreli rahatlama sağlar.
Günlük vajinal nemlendiriciler, dokuların esnekliğini artırabilir.
Lokal Östrojen Tedavileri
Vajinal tablet, krem veya halka şeklinde uygulanır
Düşük doz östrojen lokal olarak emildiği için sistemik yan etkiler minimaldir.
En etkili tedavi yöntemlerinden biridir.
Sistemik Hormon Tedavileri
Menopoz semptomları (sıcak basması, osteoporoz vb.) eşlik ediyorsa tercih edilebilir.
Doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
Lazer ve Enerji Bazlı Tedaviler
Son yıllarda vajinal atrofi tedavisinde lazer uygulamaları öne çıkmıştır.
Lazer, vajinal dokuda kolajen üretimini uyararak sıkılık ve nem artışı sağlar.
Ozon terapi gibi destek tedaviler de kombine uygulanabilir.
Caressflow gibi tekniklerle hyalüronik asid desteği ve oksijen desteği verilebiir.
Alternatif ve Destekleyici Yöntemler
Bitkisel östrojen içeren gıda takviyeleri (soya, kırmızı yonca vb.) bazı hastalarda faydalı olabilir.
Düzenli pelvik taban egzersizleri vajinal ve idrar yolu sağlığını destekler.
Vajinal Atrofi Tedavi Edilmezse Ne Olur?
İleri evrede cinsel ilişki imkânsız hale gelebilir.
Vajinal dokuda kalıcı skar dokusu oluşabilir.
Tekrarlayan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürür.
Psikolojik etkiler sosyal yaşamı kısıtlayabilir.
Vajinal Atrofiden Korunmak İçin Öneriler
Düzenli jinekolojik kontroller
Sağlıklı beslenme (özellikle omega-3, fitoöstrojenler, vitaminler)
Düzenli fiziksel aktivite
Sigara ve alkol tüketiminden uzak durmak
Vajinal sağlığa uygun hijyen ürünleri kullanmak
Sık Sorulan Sorular
Vajinal atrofi tamamen iyileşir mi?
Tedaviyle büyük oranda kontrol altına alınır ve belirtiler geriler. Düzenli tedavi devam etmelidir.
Lokal östrojen tedavisi kanser riskini artırır mı?
Düşük doz lokal östrojen tedavisinin sistemik östrojen tedavisine göre riskleri oldukça düşüktür. Doktor kontrolünde güvenle kullanılabilir.
Lazer tedavisi herkese uygulanabilir mi?
Çoğu kadında güvenle uygulanabilir. Ancak aktif enfeksiyon, gebelik veya kanser öyküsü varsa tercih edilmez.
Vajinal atrofi cinsel ilişkiyi tamamen engeller mi?
Tedavi edilmezse ilişki sırasında ciddi ağrı ve darlık olabilir. Ancak uygun tedaviyle cinsel yaşam normale dönebilir.
Menopoz döneminde vajinal atrofi, kadınların yaşam kalitesini en çok etkileyen sağlık sorunlarından biridir. Ancak günümüzde hem medikal hem de teknolojik tedavi seçenekleri sayesinde bu durum kontrol altına alınabilmektedir.
Kadınların bu konuda utanmadan hekimine başvurması, erken tedavi alması ve düzenli takiplerini yaptırması büyük önem taşır.
Unutmayın: Menopoz bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Sağlıklı bir cinsel yaşam ve konforlu bir günlük yaşam için vajinal atrofi tedavi edilebilir bir durumdur.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Menopoz Nedir? Belirtileri Nelerdir?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Menopoz, bir kadının üreme döneminin sona erdiğini gösteren doğal bir biyolojik süreçtir. Ortalama olarak 45-55 yaşları arasında görülür, ancak bazı kadınlarda daha erken (erken menopoz) ya da daha geç yaşlarda da gerçekleşebilir. Menopoz, kadınların hayatındaki önemli bir dönüm noktasıdır; hormonal, fiziksel ve duygusal birçok değişimi beraberinde getirir. Bu süreç, doğru bilgi ve destekle yönetildiğinde sağlıklı, dengeli ve keyifli bir yaşamın başlangıcı olabilir.
🔬 Menopoz Nasıl Oluşur?
Menopozun temel nedeni, yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretiminin azalmasıdır. Bu hormonlar adet döngüsünü düzenler. Hormon üretimi azaldıkça adetler düzensizleşir ve sonunda tamamen kesilir.
Bir kadının 12 ay boyunca hiç adet görmemesi, menopozun resmen başladığı anlamına gelir.
Menopozun üç temel evresi vardır:
1.Premenopoz (Menopoz Öncesi Dönem): Adetler düzensizleşmeye başlar, yumurtlama azalmaya başlar.
2.Menopoz: Adetlerin tamamen kesildiği dönemdir.
3.Postmenopoz: Menopoz sonrası dönemi ifade eder; bu evrede hormon seviyeleri kalıcı olarak düşer.
⸻
⚠️ Menopoz Belirtileri Nelerdir?
Menopoz belirtileri kişiden kişiye değişir. Bazı kadınlar bu süreci hafif atlatırken, bazıları daha yoğun semptomlar yaşayabilir. En sık görülen menopoz belirtileri şunlardır:
•Adet düzensizlikleri (sık veya seyrek adet görme)
•Ateş basmaları ve gece terlemeleri
•Uyku problemleri (uykuya dalmada güçlük veya sık uyanma)
•Duygu değişimleri, sinirlilik, anksiyete veya depresif ruh hali
•Ciltte kuruluk, elastikiyet kaybı
•Vajinal kuruluk ve cinsel ilişkide ağrı
•Kilo artışı ve özellikle karın bölgesinde yağlanma
•Hafıza zayıflığı ve odaklanma güçlüğü
•Kemik yoğunluğunda azalma (osteoporoz riski)
Bu belirtiler östrojen seviyesindeki düşüşle doğrudan ilişkilidir.
⸻
💬 Menopozda Tanı Nasıl Konur?
Bir kadının 12 ay boyunca adet görmemesi genellikle menopoz tanısı için yeterlidir. Ancak erken menopoz şüphesi varsa ya da belirtiler farklı nedenlerden kaynaklanıyor olabilirse, doktor tarafından bazı testler yapılır:
•FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) testi
•Östrojen seviyesi ölçümü
•Tiroid fonksiyon testleri (çünkü benzer belirtiler gösterebilir)
Bu testlerle birlikte hastanın öyküsü ve şikayetleri değerlendirilir.
⸻
💊 Menopoz Tedavi Seçenekleri
Menopoz bir hastalık değil, doğal bir süreçtir. Ancak yaşam kalitesini düşüren belirtiler için çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir.
1. Hormon Replasman Tedavisi (HRT)
Vücutta azalan östrojenin dışarıdan takviye edilmesidir. HRT, ateş basması, vajinal kuruluk, uykusuzluk gibi semptomları büyük ölçüde azaltır. Ancak herkes için uygun değildir; doktor kontrolünde planlanmalıdır.
2. Bitkisel ve Doğal Destekler
Bazı kadınlar soya izoflavonları, keten tohumu, karayılan otu gibi bitkisel östrojen içeren doğal takviyeleri tercih eder. Bu ürünler bazı semptomları hafifletebilir ancak doktor onayı olmadan kullanılmamalıdır.
3. Vajinal Östrojen Kremleri veya Jelleri
Cinsel ilişkide ağrı veya vajinal kuruluk yaşayan kadınlarda lokal östrojen tedavileri etkili olur.
4. Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Menopoz döneminde düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi semptomların kontrolünde büyük rol oynar.
⸻
🥗 Menopozda Beslenme Nasıl Olmalı?
Menopozla birlikte metabolizma yavaşlar, yağ depolanması artar. Bu nedenle beslenme düzeni yeniden gözden geçirilmelidir:
•Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinler (yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler) tüketilmelidir.
•Protein kaynakları (balık, yumurta, baklagiller) kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur.
•Tam tahıllar, sebze ve meyveler, antioksidan bakımından zengin oldukları için hormon dengesine katkı sağlar.
•Kafein, alkol ve baharatlı yiyecekler ateş basmalarını tetikleyebilir, bu yüzden sınırlanmalıdır.
•Günde en az 2-2.5 litre su içmek vücut dengesini korur.
⸻
🧘♀️ Menopozda Egzersiz ve Psikolojik Destek
Egzersiz, sadece kilo kontrolü için değil; ruh sağlığı, kemik sağlığı ve uyku düzeni açısından da çok önemlidir.
Önerilen aktiviteler:
•Yürüyüş (günde 30 dakika)
•Yoga ve pilates (denge ve esneklik için)
•Direnç egzersizleri (osteoporoz riskini azaltır)
•Meditasyon ve nefes egzersizleri (stresle baş etmede etkilidir)
Menopoz döneminde duygusal dalgalanmalar ve kaygı artabilir. Bu nedenle gerekirse bir psikolog veya destek grubu desteği almak faydalı olur.
⸻
🩺 Erken Menopoz Nedir?
40 yaşından önce adetlerin kesilmesi, erken menopoz olarak adlandırılır.
Genetik faktörler, otoimmün hastalıklar, radyoterapi veya kemoterapi gibi nedenlerle gelişebilir.
Erken menopozda doğurganlık etkilenir, ayrıca kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları riski artar. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi çok önemlidir.
⸻
❤️ Menopoz Döneminde Yaşam Kalitesini Artırmak
Menopoz dönemi, birçok kadın için yeniden yapılanma sürecidir. Doğru destekle bu dönem daha güçlü, sağlıklı ve dengeli bir yaşamın başlangıcı olabilir. İşte yaşam kalitesini artıracak bazı ipuçları:
•Rutin doktor kontrollerini aksatmayın.
•Kendinize zaman ayırın: Hobiler, sosyal aktiviteler ve arkadaş desteği ruhsal dengeyi korur.
•Uyku düzeninizi koruyun: Her gece aynı saatte yatmaya çalışın.
•Güneşten D vitamini alın.
•Cinsel sağlığınızı önemseyin: Vajinal kuruluk veya ağrı varsa utanmadan doktorunuza danışın.
⸻
🔎 SEO Anahtar Kelimeler
Menopoz nedir, menopoz belirtileri, menopoz tedavisi, menopozda beslenme, erken menopoz, menopozda kilo artışı, menopozda cinsel hayat, menopoz dönemi, menopoz egzersizleri, hormon replasman tedavisi
Menopoz, her kadının yaşam döngüsünün doğal bir parçasıdır. Bu dönemi korkulacak bir süreç olarak görmek yerine, kendini yeniden keşfetme ve sağlığına odaklanma fırsatı olarak değerlendirmek gerekir. Doğru bilgi, düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla menopoz döneminde de mutlu, enerjik ve kaliteli bir yaşam mümkündür.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Menopoz Sonrası Cinsel Hayat Nasıldır?
Menopoz sonrası cinsel hayat tıpkı yemek ,içmek, barınmak ,uyumak gibi temel ihtiyaçlarımız gibi cinsellik de temel ihtiyaç olarak tanımlanır.Diğer canlılardan farklı olarak insanlar dürtüleri yaşarken duyguları ile yaşar. Bununla beraber seks sadece neslin devamı için yapılmaz. Seksle beraber duygu ve dürtülerde harekete geçmiş olur.Seks esnasında salgılanan oksitosin hormonu çiftler arasındaki duygu ve bağlılığı arttırır. Düzenli cinsel hayat insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır çünkü seks hem ruh sağlığı hem de beden sağlığı için önemli bir ihtiyaçtır. Cinsellik dürtüsü genel olarak libido olarak da tanımlanır. Libido canlıları cinselliğe iten bir dürtüdür ve açken yemek aramak gibi libido yükselince cinsellik aranır.
Yaşla beraber menepoz sonrasında ilişkiye girme sıklığı da azalır. Yaş ilerledikçe cinsel beraberliğe ihtiyaç duyma sıklığı azalır. Cinselliğin en aktif olduğu dönem 25-29 yaş aralığıdır . Ancak yaşla beraber erkeklerde andropoz kadınlarda menopoz adı verilen dönem başlar. Bu dönemlerde cinsel hayatınız azalır fakat son bulmuyor.
Menopoz Nedir?
Menopoz 45-55 yaş aralığında sadece kadınlarda görülen yumurta üretiminin durması ve adetin kesilmesiyle beraber doğurabilme özelliğinin son bulması olarak tanımlanır.Menopoz döneminin 40 yaşından erken başlamasına erken menopoz adı veriliyor. Menopoza sonrası kadınlarda düşen hormon seviyeleri cinsel isteksizliğe neden olabiliyor.
Menopoz Belirtileri
-Sigara ve alkol tüketimi-Beslenme-Irk-Genetik özellikler-Sosyoekonomik düzey-12 ay boyunca hiç menstrüel kanama görülmemesi menopoz teşhisi için en belirleyici unsurdur. Çünkü Menopoz döneminde ve menopoz sonrasında görülen şikayetler kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor.
Hot flashes in a woman of mature age, symptoms of menopause, a female sitting at home on the floor blowing her face with papers
MENOPOZ DÖNEMİNDE YAŞANAN ŞİKAYETLER
Baş ağrısıTerlemeÇarpıntı hissiAni sıcak basmalarıDuygu durum değişikliğiDepresyonAgrasiflikSaçlarda dökülme, ciltte kurulukEklem ağrılarıHalsizlikVajinal kuruluklarVajinal kuruluklara bağlı gelişen cinsel ilişkide yaşanan ağrılarİdrar kaçırma şikayetleriCinsel isteksizlikİdrar yolu enfeksiyonlarında da eş zamanlı artış olabiliyor.
Menopoz sonrası cinsel isteklerinde azalma meydana gelebiliyor. Genellikle ilerleyen yaş ile birlikte vücuda bazı farklılıklar geliyor. Hemen hemen 40lı yaşlarda kadınların vücutlarındaki en önemli değişim hormonal değişikliklerdir. Değişen hormonlar ile birlikte cinsel istek kaybı olur ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik meydana gelir. Psikolojik olarak da meydana gelmesi mümkün oluyor.Psikolojik destek alırken fizyolojik olarak da pek çok farklı destek verilmesi estetik alanındaki operasyonlar ile mümkündür.Kendilerini seksi hissetmeyebilirler. Menopoz sonrası kadın geçen yıllar ile birlikte vücudu ile daha barışık bir hale gelir, libido artışı izler. Kırklı yaşlardan sonra bir kadın yaşamında olgunluk ve deneyimleri ile birlikte cinsellik açısından da deneyim kazanır. Cinsel deneyimler ile birlikte doyum açısından da en maksimum noktaya ulaşır. Çünkü cinsellik onun için bir yaşam alanıdır. Bu yaşam alanındaki kraliçe ise kadındır. Cinsel yaşamdaki yasaklar kaldırılır ve farklı gizli fantezileri ortaya çıkartabilir. Belki de kadın kendisini keşfeder. Cinselliğin tadını en maximum da yaşar.
Menopozda Sonrasında Orgazm Nasıl Olunur?
İlerleyen yaş ile birlikte orgazm sorunlarında artış izlenir. Haz almayabilirler. Bu gibi durumlarda hem vajinal orgazmı arttırmak hem de kuruluk şikayetleri için hyalüronik asid dolguları ya da vajinal lazerlerden fayda görebilirsiniz. Ayrıca vajina içerisine uygulanan lazer atışları hem vajen kaslarını sıkılaştırırken, hem de aynı zamanda orgazmı arttırıcı bir etkisi vardır. Yapılan dolgular ise G Shot ve O Shot olarak adlandırılarak G noktasına enjeksiyon ile uygulanan yöntemlerdir. Bazen PRP tedavisi ile de desteklenebilir. Hafif bir anestezi altında günü birlik uygulanan müdahale olmakla birlikte vajinal kuruluğun önüne geçerek orgazmıda desteklediği bilinmektedir.
Her yaşta cinsellik var !
Sonuç olarak ,kadın-erkek ilişkilerinde cinsellik açısından daha nitelikli olarak cinsellik, çiftlerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etme yollarından birisidir. Sonrasında cinselliği ayıp olarak isimlendirmeden, belki de en çok ilerleyen yaşlarda yaşar çift. Seks ; sevişme ile başlayan birliktelikte dokunmanın verdiği hazza odaklanarak herhangi bir performans hedefi olmadan karşılıklı olarak haz duyabilmeyi hedefler. Doğrusu ruhu ve bedeni paylaşır. Bu nedenle öncelikle güzel bir beden dikkat çekse de bir süre sonra ruh da paylaşılıyor. Sonuç olarak her yaşta cinsellik bitmez. Fizyolojik engeller olabilir fakat aşmak her zaman minik destekler ile mümkün.
PodcastProf. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç PodcastSiz değerli hastalarıma meslek hayatımda edindiğim 30 yıllık bilgi ve tecrübemi aktarmak için bir podcast serisi yapmaya başladım. Özellikle “Tüp bebek tedavisi” alanında ki önemli tecrübelerimi ve önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Sizinde merak ettikleriniz varsa sorularınızı bize iletin. Yeni bölümlerimizde bu konuları konuşalım.
https://open.spotify.com/episode/1q8szzYLgCQNCIrCvdGc8m?si=a9b6909813354af8
#### Menopoz ve Cinsellik
Menopozda sanıldığı gibi ne kadınlığınız elden gitmiştir ne de hayatınız!
Çocuklar büyümüş, torun keyfi başlı başına bir keyiftir kadın için. Genellikle çalışma hayatı sona ermiş yaşam dilimi olduğu için kadın kendine daha çok zaman ayırabilecektir. Arkadaş toplantıları, geziler ve hobiler menopoz sıkıntılarının en iyi tedavisi olabilir belki de.Menopoz yumurtalık aktivitelerinin yitirilmesi sonucu adet kanamalarının kalıcı olarak sonlanması anlamına gelir. Sanıldığı gibi ne kadınlığınız elden gitmiştir ne de hayatınız...Menopoz belirtilerinin başında ateş basması gelir. Bunun yanı sıra terleme, uyku problemleri, duygusal değişimler ve kemik erimesi gelir. Ancak öyle bir belirtisi vardır ki kadını psikolojik yönden olumsuz etkiler. Bu da cinsellikte azalma, vajinal kuruluk ve ağrılı ilişkidir. Bu belirtilerin ne kadar süreceği kişiden kişiye değişir. Bazı kadınlarda kısa sürerken bazı kadınlarda 10 yıl kadar sürebilir. Ortalaması ise 3-5 yıldır.Kadın menopozla birlikte vücut imajının kaybolacağını ve kadınlık fonksiyonlarının sona ereceğini düşünerek kaygılanır. Menopoza girdiği için cinsel çekiciliğinin azaldığını düşünen kadın cinselliğe olan ilgisini kaybedebilir. Oysa ki bilinçli olarak yaşanılan menopozda cinsellik daha özgürce gebe kalma ihtimali olmadan daha özgürce yaşanılabilir.Hormon tedavisi almayan bir kadında yaşın ilerlemesine bağlı olarak cinsel organlarda yapı ve görev anlamında küçülme gözlemlenir. Bu küçülme vajende kuruluk, vajen mukozasında incelme ve tüm bunlara bağlı ağrılı cinsel ilişki ve kanama şikayetleri olabilir. Lokal yada sistemik hormon replasman tedavileri ile bu değişimlerde iyileşme sağlanabilir. Ağrılı bir cinsel ilişki kadını cinsellikten uzaklaştırabilir. Bu şikayetlerin tedavi edilebileceğini bilmek bu tür yakınmalara gereksiz yere katlanmaktan kadını kurtarır.Menopoz sonrası cinsel ilişki anlamında şikayetlerin sebepleri; Cinsel istekte azalma, Ağrılı ilişki, Cinsel cevabın azalması, vajinal ıslanmanın azalması, Orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlılığın azalması olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki menopozda cinsel yaşamı hareketlendirmek mümkündür. Bunun için öncelikle altta yatan kronikleşmiş hastalıklar varsa kontrol altına alınmalıdır. Psikolojik destek ve cinsel terapi alınabilir. Vajinal kuruluk ve çatlama şikayetleri için krem ,fitiller ya da oral ilaç tedavisi uygulanabilir. Ayrıca cinsel enerji veren ilaçlarda kullanılabilir. Bütün bu tedavilerin yanı sıra en önemli tedavi ise bir kadın doğum doktorunun kontrolü altında TESTESTERON hormon replasmanı yapılarak cinsel istek ve arzuların arttırılmasıdır.Şu bir gerçek ki; Hayatımızın üçte birinin geçtiği menopoz dönemi ne hayatımızın ne de kadınlığımızın sonudur. Belki de yeni başlangıçlara kontrollü olarak bir adım atmaktır.Doç. Dr. Sevtap Hamdemir KılıçKadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı-Perinatolog
http://www.elmaelma.com/doc-dr-sevtap-hamdemir-kilic/menopoz-ve-cinsellik/35656/yazi
Doğumda Hangi Durumlarda Vakum Kullanılır? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Aşısı adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Menopoz ve Tüp Bebek Tedavisi
Menopoz dönemi her kadının hayatında bir parçadır. Ergenlik gibi zamanla karşımıza çıkan menopoz dönemi sağlıklı ve doğal bir durumdur. Eğer ki normal kabul edilen yaşlardan daha erken bir zamanda da gerçekleşirse, sorunlara yol açabilir elbette. Ancak erken yaşta karşımıza çıkan menopozal durumlar ; kemik erimesinin hızlanmasına, cildin yaşlanmasına, vajinal kuruluğa, cinsel isteksizliğe neden olabilmektedir. Menopoz döneminden önce adet düzensizliklerinin görüldüğü ; üç veya sekiz yıl arasında süregelen perimenopozal dönem yani menopoz öncesi dönem olarak adlandırılan bir süreçtir. Menstruasyon dönemi düzenli olarak tamamen kesildiğinde, hormonal parametreler ile de kanıtlandığı zaman menopoza girildiği kişiye söylenebilir.
Erken menopoz ve yumurtalık yetmezliği ilişkisi nedir?
Erken menopoz olarak isimlendirilen durum aynı zaman da yumurtalık yetmezliğini ifade eder. 40 yaşından önce menopoza girme durumudur. Ortalama olarak 45-50 yaşlarında menopoz görülmesi beklenmektedir. Erken menopoz olduğunda ise ortalama 30-40 yaşlarında adet gecikmesi meydana gelir. Bu durum da erken menopoz olarak isimlendirilir. Özellikle soy geçmişinde annede erken menopoz izlendi ise, daha kolay bir geçiş izlenebilir. Yumurtalıklara zarar veren östrojen hormonu miktarına etkisi olan her etken de erken menopoza sebep olabilir.
Erken menopoz önlenebilir mi?
Erken menopoz önlenmesi için beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzlarına dikkat edilmesi gerekir. Muayene sırasında görüntüleme yöntemleri ile durum tespit edilebilir. Ailesinde erken menopoz görülen kişiler özellikle hayat standartlarına dikkat etmelidir. Erken menopozu etkileyen ve dikkat edilmesi gereken durumlar ise ;
Beslenme
Sigara tüketimi
Geçirilmiş operasyonlar
Enfeksiyonel durumlar
Sistemik rahatsızlıklar
Gebelik
Emzirme
Yaşam kalitesi
Erken menopozun belirtileri nelerdir?
Adet düzensizliği
Adet süresinin iki haftadan uzun sürmesi
Ateş basması
Baş dönmesi ve baygınlık hali
Ani duygu durum değişimleri
Sinirlilik ve stres
Uykusuzluk yaşayarak halsizlik ve yorgunluk
Unutkanlık dikkatsizlik
Cinsel isteksizlik
Vajinal kuruluk
Mesane sorunları
Kilo değişimleri
Görülebilir. Ancak elbette her belirti kişiye özgü olabilir. Tüm durumların aynı şekilde yaşanması şart değildir.
Erken menopoz tedavisi mümkün müdür?
Tamamen erken menopozu önlemek ya da tamamen erken menopozu yok etmek mümkün değildir. Erken menopoz döneminde ; kalp rahatsızlıkları, cinsel isteksizlikler erken menopozun etkisini azalmak için farklı tedaviler uygulanabilir. Erken menopoz da östrojeni yerine koymak hedeflenir. hormon replesman tedavi destekleri ile östrojen ve progesteron hormonlarının oral ya da vajinal olarak veya enjeksiyon yardımı ile vücuda alınması ise mümkündür. Tedavi süresince meme kontrolü, rahim kontrolü ve östrojen değerleri düzenli kontrollerinin yapılması çok büyük önem taşır.
Erken menopoz döneminde gebe kalabilmek mümkün mü?
Erken menopoz döneminde, adet düzensizliği görülürken ortalama bir yıl kadar adet görememe durumu hormonal olarak da kanıtlandığında menopoz olarak tanımlanır. Gebelik oluşması sağlıklı bir yumurta gerektiğinden yumurta yetmezliğinde erken menopoz da yumurta kalmadığı için gebelik mümkün değildir. Erken menopoz döneminde yumurtlama görünmesi azımsanmayacak orandadır. Erken menopoz döneminde oldu ki tamamen bir menopoz söz konusu değil ise doktor takibinde hormonlar ve sonuçlar izin verdiği sürece tüp bebek tedavisine başlanabilir. Ancak hormonların ve yumurta rezervinin izin vermesi oldukça önemlidir.
Erken menopoz döneminde tüp bebek tedavisi nasıl uygulanır?
Erken menopoz ile birlikte çocuk sahibi olabilmenin en başarılı yolu tüp bebek tedavisidir. Tüp bebek tedavisinde ise erken menopoz ile birlikte azalan yumurta rezervi kaynaklı yumurta takibini yapmak gerekmektedir. Var olan yumurtaların büyümesi için iğneli ilaç tedavileri ile desteklenmektedir yumurta rezervi. Yumurtaların olgunlaşması sağlandıktan sonra ise yumurta toplama operasyonu uygulanır. Erken menopoz döneminde FSH hormonunun AMH hormonunun izin vermesi gerekir bir bebek tedavisine adım atabilmek için. İzin verdiği takdirde tüp bebek tedavisi adımlarını uygulayarak tedavi görebilir çift. Bu bağlamda öncelikle muayene ve hormon analizi oldukça önemlidir. Erken menopoz döneminde uygulanan tüp bebek tedavileri ile ilgili detaylı bilgi için kliniğimize ulaşabilirsiniz. Ön görüşmelerimiz sonrasında muayene, muayene sonrasında ise tedaviye başlayabiliriz.
Ancak tamamen menopoza girmiş ve hormonal olarak da kanıtlanmış menopoz dönemindeki kadının kendi yumurtası ile gebe kalabilmesi mümkün değildir.
#### Micro TESE
Micro TESE, İnfertilitede, tüp bebek tedavisinde meydana gelinen erkeğe yapılan ameliyat olarak bilinen TESE; ejakülatta yani mastürbasyon yöntemi ile alınan menide hiç sperm hücresine rastlanılmayarak bu durumda, tüp bebek tedavisinde yumurtaların toplanacağı zaman sperme ihtiyaç duyulmasından kaynaklı mikroskobik operasyon ile testislerinden alınan dokudan sperm elde edilmesine yardımcı olan yönteme TESE ismi verilir. Testis açılarak, sperm kanalları gözlemlenir ve genişlemiş dolgun sperm kanalları görüntülenerek içerisinden sperm elde edilmeye çalışılır. TESE yöntemi ile çoğu azospermik hastalarda sperm elde edebilir. Neredeyse %40-60’ında sperm çıkmaktadır TESE ile testislerden.
Hekim ameliyatı sperm bulana kadar devam ettirmek ister. Genital bölgesel bir ameliyat olduğu için ameliyat sonrası kişi de kanama riski ve kanamanın yanı sıra enfeksiyon riski gibi sorunlar da her cerrahi de olduğu gibi TESE'de de meydana gelebilir, gelmesi mümkündür. Bu gibi sorunlara yönelik TESE sonrasında hasta ve tüp bebek tedavisi gören eşi bilgilendirilir. Tüp bebek tedavisinden sonra dikkat edilmesi gerekenleri hemşire anlatırken TESE sonrası bakım hakkında da baba adayına bilgi verir.
Hangi Hasta Grubunda Micro TESE Uygulanır?
TESE sperm hücresi olmayan kişilere uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Menide sperm hücresi olmaması çeşitli nedenlere bağlı olabilir elbette, TESE’ye neden olan sebepler;
Azoospermik hastalar mikro TESE’ye aday bir hasta grubudur,
Hormonal nedenler olabilir,
Genetik etkenler, erkekte sperm üretimini sağlayan genler,
Sperm kanallarında tıkanıklıklar,
Sperm kanallarını doğuştan olmaması,
Radyasyon özellikle kanser tedavileri sonrasında meydana gelen sperm yokluğu,
İlaçlar,
Enfeksiyon, yoğun enfeksiyon ve kabakulak sonrasında erkeklerde sperm yokluğu görülebilir.
Micro TESE Sonrası Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?
Cerrahi yöntemle testisten direk olarak sperm araması yapılacağı için herhangi bir perhize gerek yoktur. Çok nadirde olsa meninin içinden az sayıda sperm çıkabilir, bu hasta gruplarında da öncelikle ejakulasyona bakmak için meni alınmalı, menide sperm çıkmadığı takdirde TESE’ye gidilmelidir. Ancak daha önce verdiği sperm sonuçlarına göre AZO/AZO teşhisi konmuş hasta gruplarında cinsel perhize gerek yoktur.
Dikkat edilmesi konusunda; kan sulandırıcı gibi ilaç kullananların bir hafta öncesinden kesmesi gerekmektedir. Cerrahi operasyon olacağından kaynaklı. Diabet hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olanların ise hekimleri tarafından kontrolü gerekebilir.
Mikro TESE Son Çare midir?
Maalesef, micro TESE ile sperm bulunamayan hastaların şu anda başka bir tedavi yöntemi ne yazık ki yoktur.
#### Mikro Çipli Tüp Bebek Yöntemi
Mikro çipli tüp bebek yöntemi, tüp bebek yönteminini hayatımıza girişi ile infertilitede tüm dünyada bir çığır açılmıştır. Bu yolla tüm bebek isteği olan ailelere büyük bir ışık yolu açılmıştır. Bu yolla pek çok çift bebek sahibi olmuştur. Tüp bebek işlemi yumurta ve sperm hücresinin laboratuvar ortamında döllenmesinin ardından gelişen embriyonun anne rahmine nakledilmesidir. Mikro çipli tüp bebek yöntemi konusunu detaylandırmak gerekirse;
Tüp bebek işleminin başarısında başarıyı etkileyen faktörler rahim iç duvar kalınlığı, yumurta kalitesi. Bu nedenle de sperm sayı ve kalitesi saymak mümkün. Bu parçalardan herhangi birinin iyi olduğu durumda deül hepsinin en iyi olduğu durumda gebelik şansı maksimum olacaktır. Her teknoloji gibi zamanla gelişmiş ve pek çok konuda gelişme kaydetmiştir. Örneğin elde edilen embriyonun çevresel faktörlerden ve gaz değişikliklerinden en az etkilenmesini sağlamak amacıyla embryoscope yoluyla inkubatörlerin kapağı daha az açılması sağlanmıştır. Bunun gibi pek çok yöntemden biridir. Bu nedenle Micro chip yöntemi de bu yeniliklerden biridir.
Sperm seçme yöntemleri günümüz teknolojisinde spermin şekilsel yapısına bakılarak sağlanmaktadır. Bu seçim gerektiğinde yüksek büyütmeli cihazlar ile seçim yapılmaktadır. Bu yolla hem doğrusal yönde en iyi hareket eden. Hemde en şekilse olarak düzgün sperm yumurtayı döllemektedir. Ancak bu yöntemin vücuttaki sperm seçim yöntemlerinden bazı eksikleri mevcuttur.
Rahim ağzında bulunan mukus adını verdiğimiz sümüksü tıkaç spermlerin buradan geçebilenlerini rahme kabul eden bir süzgeçtir. Mikro akışkan cip teknolojisi de ince bariyerler yoluyla sadece yapısal genetik olarak spermi seçmeyi yarayan bir süzgeç görevi görmeyi hedefleyen teknolojilerdendir. Mikro enjeksiyon işlemi için hazırlanan sperm akışkan çip kanalcıklarına yerleştiriyoruz. Ardından süzülen sperm mikroenjeksiyon işleminde kullanıyoruz. Genetik olarak daha iyi özellikler sahip olan sperm yumurtayı döllediğinde. Bu nedenle daha kaliteli embriyo elde etme şansı oluşmaktadır. Bilindiği gibi embriyo kaliteli ve rahim onu kabul etmeye hazır ise. Gebelik şansı daha da artmaktadır.
#### Mikroçip Yöntemi
Mikroçip yöntemi ile baba olma şansı artıyor mu?
İnfertilite yani kısırlık sorunun ortaya çıkmasında erkek faktörü de kadın kadar rol oynamaktadır. Nedenleri arasında erkek infertilitesi de oldukça büyük bir kısmında yer almaktadır. İstatistiklere göre; günümüzde tüp bebek tedavisi için başvuran hastalarımızın yaklaşık %40 ile %45 kadarında erkek faktörü yer almaktadır.
Mikroçip yönteminin ise baba olma şansında oldukça büyük etkisi mevcuttur. Özellikle erkek infertilitesi nedenli yaptığımız tüp bebek tedavilerinde mikroçip yöntemi önemli bir detaydır.
Mikroçip Nedir?
Sperm sayısı hareketliliğindeki var olan ve meydana gelen azalma doğal yollardan bebek sahibi olma şansını ortadan kaldırıyor ise eğer bu noktada teknolojik bir adımdır mikroçip yöntemi.
Sperm sayısı ve hareketliliğindeki meydana gelen azalma da ne yapılabilir hakkında pek çok çalışma yürütülmektedir. Bunlardan birisi Amerika’da Harvard Üniversitesi Brigham and Woman’s Hospital’da yapılan Türk bilim adamının yaptığı bir çalışmadır.
Doğal fizyolojiyi taklit etmiştir ve geliştirmiştir. Türkiye’de de artık uygulanmakta olan mikroçip teknolojisi erkek tabanlı infertiliteler de günümüzde oldukça umut veren bir teknolojidir.
Günümüzde tüp bebek tedavisi için kliniğimize başvuran hastalarımızda hemen hemen %40’ı kadarını erkek infertilitesi kaplamaktadır. Normal bir fizyolojiye bakıldığı zaman ise, sperm yumurta ile buluşmadan önce pek çok bariyeri geçmektedir.
Vajina ve serviksteki mukus olarak adlandırılan kadının doğal sıvıları mevcuttur ve bu görevi de üstlenmiş diyebiliriz. Bu nedenle sperm hücrelerinin burada elenerek rahim içerisine ulaşması sağlanır.
Bu yarışta kazanan spermler yumurta hücresini dölleyerek en iyi sperm olarak adlandırıyoruz. Spermlerin sayısı, hareketliliği, doğal yollardan gebelik şansını ortadan kaldırmaktadır.
Spermin özel olarak ayıklanması ve işlemden geçirilerek ayıklanması olarak adlandırılan yöntem mikroenjeksiyon yöntemidir. Mikroçip yöntemi adlı yazımızın bir diğer başlığı ise;
Mikroçip Uygulamasında Amaç Nedir?
Mikroçipte tüp bebek tedavisinde artık pek çok tüp bebek hastamızın umutsuzluğuna umut olarak doğmuştur. Harvardlı bir Türk bilim insanımız tarafından geliştirilen bu mikroçip yöntemi ülkemizde de uygulanmaya başlanmış ve kabul görmüştür.
Tüp bebek tedavilerinde kaliteli sperm ve yumurtanın seçimi olarak iyi kalitede embriyonun gelişimi açısından oldukça önemlidir. Mikroçip hemen hemen mikro akışkan teknolojisi ile doğala daha yakındır. Bu nedenle DNA yapısı açısından en iyi spermi seçmektedir.
Seçilen spermde ise mikroenjeksiyon sonrasında da daha kaliteli embriyo oluşması sağlanarak, daha kaliteli embriyonun transferinde gebelik oranında artış izlenmektedir.
Mikroçip Uygulaması Nasıl Olmaktadır?
Sağlıklı spermlerde seçilmesinde yardımcı olan sperm çipleri mikro kanalcıklardan meydana gelmektedir. Mikro kanalcılarda ise içine özel olarak üretilen bir solüsyon ardından spermlerin bırakılması sağlanır.
Spermlerin doğal fizyoloji ile benzer şekilde serviks yani rahim ağzı ve tüplerden yumurta hücresine de ulaşmaya çalışıyoruz. Bu kanalcıklardan ise geçişi başlar. Yarım saatin sonunda sağlıksız DNA hasarlı spermler ile birlikte bu kanallarda takılırken, sağlıklı DNA kırıkları daha az olan kaliteli spermler mikro kanallardan geçer ve karşıdaki bölümlerde toplanmaktadır.
Seçilen spermler ile birlikte mikroenjeksiyon yönteminde embriyo kalitesi daha iyidir. Blastosist embriyo oranı da daha yüksektir. Mikroçip yöntemi adlı yazımızın son başlığında ise fiyatlarından bahsediyor olacağız.
Mikroçip Fiyatları Nelerdir?
Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerimizde tüp bebek denemelerimizin başarısız olması durumunda özellikle erkek nedenli infertilite durumlarında mikroçip yöntemi uygulamak mümkün. Mikroçip yöntemi fiyatları ise tüp bebek tedavisine ek olarak alınan bir ücrettir. Tüp bebek tedavisine ek olarak mikroçip fiyatlandırması ise işlem yapıldığı merkez. Ve işleme göre değişiklik göstermesi olası.
Tüp bebek tedavisi ve tüp bebek tedavisi altında uygulanan detayları ve yöntemleri. Detaylı öğrenmek için bize ulaşabilirsiniz. Ücretsiz ön görüşmelerimizden yararlanmak için ve mikroçip ile ilgili aklınıza takılan sorulara yanıt bulmak için. 0 532 476 11 98 bize ulaşabilirsiniz.
#### Mikroenjeksiyon ile Tüp Bebek Tedavisi
Tüp bebek tedavisi bebek sahibi olamayan birçok çift için umut ışığıdır. Sorun kadında olabileceği gibi erkekte de olabilir. Tüpler tıkalı spermler hareketsiz ya da semende sperm olmayabilir. Erkekten alınan semen örneğinde sperm bulunamaması sonucu erkeklerin testis dokusu içinde (TESE) veya sperm taşıyan kanallarında (TESA) sperm bulunma imkanı vardır. Bu ihtimal göz önünde bulundurularak testis veya kanallardan elde edilen sperm ya da spermlerin kullanımı sonucu mikroenjeksiyon yöntemi uygulanabilir.
MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİ NEDİR?
Mikroenjeksiyon semende sperm olmaması ya da kanallarda tıkanıklık olmayan erkeklerde testislerden cerrahi yöntem ile sperm bulma işlemidir. Bir diğer şekliyle de semendeki spermlerin hareketsiz olması durumunda hareketli veya daha yüksek oranda canlı sperm bulma umuduyla yapılan işlemdir. Bu işlem yumurta toplama işleminin yapılacağı günden bir gün önce yapılır. Lokal ya da anestezi ile alınan doku örnekleri içerisinde sperm olup olmadığına bakılır. İşlem mikroskop ile yapılır. Eğer sperm var ise yumurta toplama işlemi yapılır. Eğer ki yapılan bu işlemler sonrası sperm bulunamazsa yumurta toplama işlemi yapılmaz ve tedavi sonlandırılır. Yumurta büyütme işlemi yumurtalıkların aşırı uyarılmasına neden olduğundan bazı durumlarda sperm olmasa da hastayı koruma amaçlı toplama işlemi gerçekleştirilir.
Sperm alma işlemi sperm taşıyan kanallardan ince iğne yardımı ile alınır. Bu sperm taşıyan kanallar doğuştan veya sonradan tıkanması durumunda semende sperm bulunamaması sonucu ciltten de iğne ile sperm elde edilebilir. Alınan bu spermler mikroenjeksiyon yönteminde kullanılır.
SPERM TESTİNİN TÜP BEBEK TEDAVİSİNDEKİ ÖNEMİ
Tüp bebek tedavisine başlarken sperm testi büyük önem taşır. Test sonucu spermi olmayan erkeğin testislerinden örnek alınarak sperm olup olmadığı araştırılır. Alınan örnekte sperm var ise dondurulur ve yumurtaların istenilen büyüklüğe getirilmesi ile toplanma yapılacağı gün dondurulan sperm çözülerek döllenme işlemine geçilir. Örnek alınması tedavinin olumlu ya da olumsuz olacağını bize göstermiş olur.
Mikroenjeksiyon ile yumurta dölleme işleminin olumlu sonuçlanma olasılığı artmış olur. Mikroenjeksiyon uygulanabilecek erkek hastalar sperm sayısı az ancak mikroenjeksiyonla sperm elde edilebilecek kişiler, sperm hareketliliği ya da sperm yapısında bozukluk olan kişiler, başarısız tüp bebek denemesi yaşamış kişiler, genetik tanı uygulanacak kişiler ve sebebi bilinmeyen kısırlık problemi yaşayan erkek hastalara uygulanır.
Yazının orjinali için; http://www.hurriyet.com.tr/mikroenjeksiyon-yontemiyle-tup-bebek-tedavisi-40104400
#### Mikroenjeksiyon Nedir?
Tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon, normal bir tüp bebek tedavisinden farklı olarak her yumurtanın içerisine bir tane spermin enjekte edilmesidir. Enjekte edildikten sonra embriyoların gelişimi için beklenmektedir. Gelişmesi takip edilen embriyolar gelişmesini tamamladıktan sonra transfere uygun olan embriyo seçilmektedir. Mikroenjeksiyon yöntemi genel olarak sperm sayısında düşüklük ile ya da elde edilen meni de hiç sperm bulunamamasına karşın da yine testislerden sperm elde edilerek tüp bebek tedavisinde kullanılır ve mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavisinde ilk mikroenjeksiyon uygulaması ne zaman yapılmıştır?Ülkemiz de ilk mikroenjeksiyon uygulaması 1992 senesinde yapılmıştır. Erkekten kaynaklı bebek sahibi olamama problemleri için, mikroenjeksiyon yöntemi vazgeçilmez bir mucize olarak yer almıştır tüp bebek merkezlerinde.Hatta o aşamadan sonra yalnızca erkekten kaynaklı olarak yapılmayıp, yumurtanın kabuğunun dışından spermin geçitinin zor olacağı durumsallarda, önceden yapılan tüp bebek tedavilerinde döllenme problemi yaşayan anne veya babalarda döllenme ihtimalleri düşük olan ya da tekrarlayan döllenme problemi yaşayan ailelerde mikroenjeksiyon yöntemi yapılmalıdır. Risk azaltmaktadır döllenme konusunda mikroenjeksiyon. Modern tıpta yardımcı üreme teknikleri tüp bebek tedavisi, ICSI yöntemi veya mikroenjeksiyon yöntemidir.Klasik tüp bebek tedavisi ve mikroenjeksiyon üreme tedavilerinden ulaşılan son noktadır. Mikroenjeksiyon yöntemi yumurtanın içerisine spermin dış etkenler ile enjekte edilmesi durumudur.Normal bir tüp bebek tedavisi ile mikroenjeksiyon kullanılan bir tüp bebek tedavisinin arasındaki farklar nelerdir?- Klasik tüp bebek tedavilerinde çok fazla sayıda alınan sperm hücreleriembriyoloji laboratuarı ortamında anne adayının bir tane yumurtasının etrafınadizilir ve yerleştirilir. Bu spermlerden tek bir tanesinin kendi kendine yumurtahücresini döllemesi beklenir, spermlerden herhangi birisi var olan yumurtayıkendiliğinden döller.Bu yöntem kullanılan tüp bebek tedavisi aslında normal bie gebelik eldeedilmesine çok yakındır. Spermin normal bir yumurtayı döllemesi ile eşdeğerdir. Yalnızca biri kadın bedeninde gerçekleşirken diğeri dış ortamdagerçekleşir.- ICSI de yani mikroenjeksiyon da ise baba adayının spermlerinden sadece birtane sperm uygulamaya alınmaktadır. Anne adayından alınan yumurtanınhücresinin içerisine mikroskopik işlemle enjekte edilmektedir. Bu nedenle buyöntemin ismi mikroenjeksiyon olarak anılmaktadır. Kendiliğinden döllenmesibeklenmez, dış etkenler ile spermin yumurta hücresinin içerisine girmesisağlanır.- Mikroenjeksiyon yönteminde döllenmenin gerçekleşmesi ihtimali dahayüksektir. Bunun yanı sıra sperm de sayı ve kalitesi çok az olan babaadaylarında normal tüp bebek tedavisi yöntemi kullanılarak döllenmegerçekleştirilmesi çok zor bir ihtimaldir. Azospermi olan hastalar da iseneredeyse imkansızdır çünkü menide sperme ne yazık kirastlanılamamaktadır.Mikroenjeksiyon tercih edebilecek hasta grupları kimlerdir?- Sperm sayısında azlık olan,- Azospermi olup ancak TESE ile sperme rastlanılabilen,- İnfertilite nedenlerinden birisi olan sperm antikorları düşük kişilerde,- Sperm şekil bozukluğu olan,- Tekrarlayan klasik tüp bebek başarısızlıkları olan çiftler- Döllenme sorunu yaşayan infertil çiftlerde- Sebebi açıklanamayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında- PGD uygulanacak olan hastalarda da mikroenjeksiyon tercihedilebilir.
#### Mikroenjeksiyon Yöntemi
Mikroenjeksiyon yöntemi yumurta hücresinin içine sperm hücresinin enjekte edilmesi ile birlikte gebeliğini kolaylaştıran yardımcı bir üreme tekniğidir. Mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek tedavilerinde başarı oranını oldukça arttıran bir tedavi şeklidir.
Çiftlerin detaylı kontrollerinin ve takiplerinin arkasından gelen yumurta toplama işleminin sonrasında yapılan bir yöntemdir mikroenjeksiyon yöntemi. Yumurta toplamadan sonra yumurtalıklardan olgunlaştırılmış yumurta hücrelerine sperm hücrelerinin enjekte edilmesi yöntemidir.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=M3FYY4FlCvU&width=300 &height=350[/embedyt]
Mikroenjeksiyon yöntemi; azospermi yani spermin azlığı olan durumlarda özellikle başarı oranını arttıran bir tedavi yöntemidir. Hem kadında hem de erkek infertilitesinde etkili olan mikronejeksiyon yöntemi, tüp bebek tedavisindeki başarı oranını arttırır.
Birçok çiftin bebek sahibi olmasına destek sağlayan bu yöntem özellikle kimlere uygulanmalıdır? Mikroenjeksiyon yönteminin detayları nelerdir? özellikli durumları nedir? Bu işlem ile ilgili detaylara ulaşmak için bize ulaşabilirsiniz. Yazımızın devamında da detayları okuyabilirsiniz.
Mikroenjeksiyon Yöntemi Kimlere Uygulanmaktadır?
Mikroenjeksiyon yönteminin tercih edildiği ebeveyn adayları genellikle sperm sayısına ve hareketine bağlı olarak bebek sahibi olamayan bireylerdir. Erkeklerde infertilite olarak adlandırılan bu durum, farklı nedenlerden kaynaklı olması olası.
Sperm hareketliliğinin az olması durumunda da mikroenjeksiyona başvurulmasının nedenlerinden birisidir. Hareketliliği kadar şekil bozukluğu nedeni ile de mikroenjeksiyon yöntemine başvurulması gereklidir. Erkek infertilitesi kadar kadın infertilitesinde de tercih edilebilen bir durumdur mikroenjeksiyon.
Kadınlarda yumurta sayısı beklenenin altında ise ya da çok düşük ise de mikroenjeksiyon yöntemi kurtarıcıdır. Ortalama beş yumurta ve daha az olan hasta grubunda da tercih edilmektedir mikroenjeksiyon.
Sperm hücrelerinin hareketsiz olması durumunda
Sperm sayısının azlığında
Morfolojinin bozuk olmasında
Kadında yumurta sayısının düşük olması nedeni ile
Mikroenjeksiyon yöntemi tercih edilebilir bir yöntemdir. Tüm bunların yanı sıra aynı zamanda;
İnfertilite nedeni net olarak belli olmayan veya tüp bebek tedavisi negatiflikleri olan ya da preimplantasyon genetik tanı yöntemi uygulanması muhtemel hastalarda da mikroenjeksiyon yöntemi tercih edilmektedir.
Mikroenjeksiyon Yöntemi Nasıl Uygulanmaktadır?
İlk olarak tüp bebek tedavisinin ilk adımı anne adayına gerekli takviyeler verilerek ilaçlar ile yumurtaların büyümesi sağlanıp yumurta hücrelerinin büyüyüp gelişmesinin sağlanması arkasından yumurtalar toplanır. Yumurtalar toplandıktan sonra aynı gün eşten de sperm örneği alınır.
Daha sonrasında ise sperm hücreleri erkekten alınması sonrasında mikromanipülatör isimli bir cihaza aktarımı sağlanır. Her bir spermin mikromanipülatör yardımı ile birlikte yumurta hücresinin içerisine yerleşmesi de sağlanmaktadır.
Yumurta hücreleri özel koruyucu solüsyonlar ile birlikte inkübatöre aktarılmasının arkasından, mikroenjeksiyondan 16 veya 18 saat sonra yumurtaların döllenme durumları hakkında embriyolog değerlendirmesi olur. Değerlendirme sonrasında bilgi paylaşımında bulunarak ilaç takibinin arkasından embriyo transferi süreci belli olur.
Mikroenejsiyonun Avantajları Nelerdir?
Mikroenjeksiyon yönteminde teknolojik olarak uygulanan yardımcı üreme teknikleri arasında en sık uygulanan ve tercih edilen yöntemdir. Sadece kadın infertilitesinde değil erkek infertilitesi varlığında da çözüme kavuşulmasını sağlayan bir yöntemdir.
Hem spermde azlıkta morfolojik bozuklukta ya da yumurta sayısının az olduğu durumlarda da sonuçlar başarılı olmak olası. Şans yüksektir. Bunların yanı sıra gebelik oluşmasını da olumlu yönde etkiler. Gebe kalmak isteyen bireylerde öncelikle gerekli kontrol ve tetkikleri yapmasını öneriyoruz.
Daha sonrasında ise adetin ikinci ya da üçüncü gününde tüp bebek tedavisine başlamak mümkün. Tüm tetkiklerin yapılmasının amacı her hastaya özgü tedavi metotlarının farklı olmasıdır. Sağlıkla bebeklerinizi kucağınıza alma şansını sunmaktayız.
Bu nedenle mikroenjeksiyon yöntemi ile bebek sahibi olmak ve tüp bebek tedavinizde şansınızı yükseltmek istiyorsanız tüm işlem detayları ve ücretsiz ön görüşme için bize ulaşabilirsiniz.
Mikroenjeksiyon Yönteminin Fiyatı Nedir?
Mikroenjeksiyon yönteminin fiyatı en çok merak edilen sorulardan birisidir. Tüp bebek tedavisinin ücretinin yanı sıra mikroenjeksiyon ekstra ücretli midir? Mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek tedavisi kapsamında yapılan bir işlemdir.
Merkezimizde fertilizasyon için ise son teknoloji olarak mikroenjeksiyon yöntemi kullanmamız nedeni ile tüp bebek tedavisi paket fiyatlarımızın içerisinde sunulmaktadır hizmet bedeli.
Ancak ekstra durumlarda mikroenjeksiyon dışarısında uygulanan embriyo dondurma, TESA, TESE ya da embriyo genetiği gibi durumlar farklı fiyatlandırmak olası.
#### Miyom (Myom) Nedir? Tedavisi ve Belirtileri Nelerdir?
Miyom çeşitleri
Miyom (Myom) nedir? Tedavisi ve belirtileri nelerdir? Miyom, rahimde görülen en sık iyi huylu, kanser olmayan tümörler, büyümelerdir. Kadınlar da yaklaşık olarak %20-25 civarında görülmesi muhtemeldir. Bazı miyomlar kadının hayatının düzenini değiştirirken, bazı kadınlar miyomları olduğu dahi fark etmeksizin hayatlarına devam edebilirler. Farklı yerleşimlerde, intramural, subseröz, intrakaviter, saplı gibi başlıklara ayrılabilirler. Miyom (Myom) nedir? Tedavisi ve belirtileri nelerdir? Belirtileri ile başlıklandıralım.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=hs312pQZV50&t=1s&width=300 &height=350[/embedyt]
Belirtileri Nelerdir? Kendilerini Nasıl Gösterirler?
Bazı miyomlar genellikle semptom vermezler, rahmin kasılması ile ilgili problem meydana getirerek en sık gözlenen ve izlenen şikayetler ise; adet düzensizliğidir. Uzun, şiddetli kanama ve bununla meydana gelen halsizlik şikayetleriyle anemi tablosu olması mümkün. Aşırı ve sık kanama olması olası hastada. Normal bir adet süresinden de çok daha uzun sürmesi mümkün. İleri yaş hasta grubu menopoz ile ilişkilendirip kliniğe başvurmayı geciktirebilmektedirler hatta. miyom varlığından ziyade hormonal bir problem olduğu düşünmek olası. Miyom tedavisi ve teşhisinde ancak ultrasonografi sonrasında miyomun konumu ve varlığı net olarak saptamak mümkün.
Ankara miyom tedavisinde, miyomların boyutları büyüdü ise ertelendi ise çok büyük miyomlar ise karında şişlik, ağrı, hazımsızlık, kabızlık, gaz şikayetlerine de yol açabilir. Hatta çok büyük miyomlarda idrar torbası mesaneye baskı yapabilir. Böbrek problemlerine dahi yol açabilirler. Kavite içerisindeki miyomlarda da ilişki sonrası kanamalar, enfeksiyona bağlı kötü koku ve akıntıya neden olabilir. Vaginal vya batın ultrasongorafi ile çok rahat tanı konulabilir.
Miyom Belirtileri
Miyom tedavisi için maddeleyecek olur isek, belirti vermeyen miyomların dışındaki miyom belirtileri;
Adet düzensizliği,
Yoğun kanama,
Daha uzun adet kanaması,
Sık adet görmek,
Şiddetli sancılı adet,
Düzensiz vaginal kanamalar,
Yoğun kanamaya bağlı anemi hastada meydana gelen halsizlik,
Ağrı,
İlişki sırasında ilişki sonrasında kanama ve ağrı,
Sık idrara çıkmak,
Kabızlık, barsak hareketlerinde zorluk,
Karın krampları,
Karında şişlik,
Düşükler,
İnfertilite.
Miyom Çeşitleri Nelerdir?
İntramural miyom: miyomlar da en sık rastlanan miyom türüdür. Rahmin kas dokusunda meydana gelir.
Subseröz miyom: Rahmin dışında gelişen miyomlar büyümesi ile karında şişlik yapabilirler
Saplı miyom: Rahme ince bir şey ile bağlıdır. Sağlı miyomlar zamanla kendi etrafında dönerek ağrıya yol açabilirler.
Miyomlarda Tanı Yöntemi
Rutin bir kadın doğum muayenesi sırasında tanı koyulabilir. Bazen ek olarak kan testi, radyolojik görüntüleme tetkikleri de istemesi olası hekimin. Genellikle bir kadın doğum muayenesi sırasında yapılan vagina veya batın ultrasongorafi miyomun yerini ve çapını anlamakta yeterli olacaktır.
Ankara Miyom Tedavisi
Ankara miyom tedavisi için miyomlar eğer hastanın hayat kalitesini etkilemiyor ve yerleşimi boyutu ile ilgili herhangi bir problem yok ise cerrahi işlem gerektirmeyebilir. Ancak hastanın hayat kalitesini etkileyen yaşam standartlarını düşüren miyomlarda ise cerrahi operasyon uygulanmaktadır.
Ankara miyom tedavisi için uygulanan cerrahi yöntem miyomektomi olarak isimlendiriyoruz. Miyomektomi işleme laporoskopik yöntemle yapılabilir veya açık abdominal kesi ile. Miyomun boyutuna göre cerrahi yöntemi cerrah tarafından karar alıyor. Bu nedenle de histereskopi yöntemi kullanması da olası.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=EKuEMzd3h6w&width=300 &height=350[/embedyt]
Miyomektomide kullanılan metotlar miyomun yerleşimine, sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak değişir. Açık miyomektomi yani laparotomik miyomektomi karından bir kesi ile yapmak mümkün. Sezaryen kesisi gibi düşünmek mümkün. Karnı kesmeden, kapalı bir şekilde laporoskopik görüntüleme yöntemi ile de miyomektomi imkanı vardır. Ankara miyom tedavisi için bir diğeri ise histereskop. Rahim boşluğunun içine doğru çıkıntı yapmış miyomlara müdahale etmek açısından mümkündür. Bu nedenle rahimden kamera ile girilerek kesisiz yöntem ile yapılan bir işlemdir. Ancak her miyoma histereskopik yöntem ile çözüm sağlamaması olası.
Ankara miyom tedavisi ayrıca Ankara tüp bebek tedavisi konularında da oldukça önemlidir. Miyomlarla dolu bir rahim yumurtanın rahim duvarına tutunmasını engeller. Bu nedenle tüp bebek tedavisi başarısını azaltır. Ankara tüp bebek tedavisi öncesi mutlaka Ankara miyom tedavisi uygulanmalıdır. Bu yazımızda sizlere Miyom (Myom) Nedir? Tedavisi ve belirtileri nelerdir? Sorusunu cevapladık. Diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz..
#### Mol gebelik nedir, nasıl anlaşılır?
Nedir?
Halk arasında üzüm gebeliği olarak bilinen gebelik şeki olan
mol gebelik genetik bir problem nedeniyle normal gelişme göstermediği bir
gebelik şeklidir. Parsiyel mol komplet mol gibi çeşitleri de bulunmaktadır. Parsiyel
mol de bebeğe ait bulguların yanı sıra plasentadaki bir takım hücreler içi su
dolu keseciklere benzer. Hem bebeğe ait organlar hem de mola ait organlar
olmaktadır. Komplet molde bebek oluşmaz üzüm gebeliği adı verilen içi boş
kesecikler oluşmaktadır. Her iki mol gebeliğinin de tedavisi farklıdır. Mol
gebeliğinin her şekli sağlıklı bir gebelik değildir.
Mol gebeliği kimlerde görülmektedir?
Herkeste görülebilen bir durumdur. İstatistiklere göre 20
yaş altı 40 yaş üstü gebeliklerde 1500 de bir olarak daha fazla
görülebilmektedir.
Sağlıklı bir gebelik midir?
Sağlıklı bir gebelik değildir. Mutlaka sonlandırılır.
Nasıl gelişir?
Kişi gebe olduğunu düşünerek muayeneye gittiğinde 6.hafta da
ultrasonda tespit edilebilir.
Tanı nasıl konulabilir?
Ultrasonda gebelik kesesi görünmeyebilir. Su keseciklerine
benzer ve rahim içerisinde kar yağmış ibi bir manzara oluşabilir. Buna ekstra
Beta hcg değeri 100 binin üzerinde kalarak eşlik eder.
Mol gebelikte tedavi nedir?
Bazen ilaç tedavisi ile bazende tıbbi müdahale ile mutlaka sonlandırılmalıdır. Ancak sonrasında Beta hcg takibi zorunludur. Sıfırladığını görmek gerekmektedir. Hastanın işlem sonrasında da muayene takibine devam edilmelidir.
Blastosist Embriyo Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Kimyasal Gebelik Nedir, Neden Olur? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Preterm Doğum (Erken Doğum Eylemi) Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### MYOM GÖBEK YAPAR MI ?
Myom Nedir?
Myom, rahim (uterus) duvarında gelişen iyi huylu tümörlerdir. Bu yapılar, genellikle kas dokusundan oluşur ve kadınlarda oldukça yaygın bir durumdur. Myomlar genellikle üreme çağındaki kadınlarda görülür ve menopoz sonrasında küçülme eğilimi gösterir.
Bu tümörler, genellikle belirti vermez ve başka bir sağlık sorunu nedeniyle yapılan incelemeler sırasında fark edilir. Ancak bazı durumlarda ağrı, adet düzensizlikleri veya karında şişkinlik gibi belirtilere yol açabilir.
Kadınlar arasında oldukça yaygın olan myomların, yaşam kalitesini etkileyen çeşitli fiziksel sorunlara yol açabileceği gibi, estetik kaygılarla da ilişkilendirildiği bilinmektedir. Özellikle göbek çevresinde şişkinlik hissi yaratan myomlar, "myom göbek yapar mı?" sorusunu akıllara getirmektedir.
Myomun Karın Bölgesine Etkisi
Myomlar, büyüklüklerine ve bulundukları konuma bağlı olarak karın bölgesinde farklı etkiler yaratabilir. Özellikle büyük boyutlara ulaşan myomlar, karın boşluğunda yer kaplayarak şişkinlik hissine neden olabilir. Bu durum, bazı kadınlarda karın bölgesinde kilo almış veya hamileymiş gibi bir görüntüye yol açabilir. Ancak, myomların doğrudan yağlanmaya veya kilo almaya neden olmadığı bilinmektedir.
Göbek Şişkinliği ve Myomlar
Myomların göbek çevresinde şişkinliğe neden olmasının temel mekanizması, myomun büyüklüğüdür. Çapı birkaç santimetreden büyük olan myomlar, rahim hacmini artırarak karın bölgesinde belirgin bir şişkinlik oluşturabilir.
Özellikle subseröz (rahmin dış yüzeyinde gelişen) myomlar, büyüdükçe çevre dokulara baskı yaparak karında şişkinlik ve rahatsızlık hissi yaratabilir.
Göbek Şişkinliği ve Gaz Şikayetleri
Myomların büyüklüğü ve konumu, çevre organlara baskı yaparak bağırsak hareketlerini etkileyebilir. Bu durum, bağırsaklarda gaz birikmesine ve şişkinliğe neden olabilir. Karın bölgesindeki bu rahatsızlık, estetik bir problem gibi algılanabilir ve kişinin kendini daha kilolu hissetmesine yol açabilir.
Myomların Sebep Olduğu Diğer Belirtiler
Myomlar, göbek şişkinliği dışında farklı semptomlara da neden olabilir. Bunlar arasında şunlar yer alır:
Adet Düzensizlikleri:
Myomlar, özellikle rahim iç yüzeyine yakın olduklarında (submüköz myomlar), aşırı ve uzun süren adet kanamalarına yol açabilir.
Ağrı ve Rahatsızlık:
Büyük myomlar, çevre dokulara baskı yaparak alt karın bölgesinde ağrı ve rahatsızlık hissine neden olabilir. Bu durum, bazen günlük aktiviteleri zorlaştıracak kadar ciddi hale gelebilir.
İdrar Problemleri:
Myomlar, mesaneye baskı yaptığında sık idrara çıkma veya mesaneyi tamamen boşaltamama hissine neden olabilir.
Bağırsak Sorunları:
Rektuma baskı yapan myomlar kabızlık gibi bağırsak problemlerine yol açabilir.
Myom ve Kilo Alımı
Myomların doğrudan kilo aldırdığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak, büyük boyutlu myomlar, karın bölgesinde kilo almış gibi bir görüntüye neden olabilir.
Rahimdeki myomların toplam ağırlığı birkaç kilogramı bulabilse de, bu durum genel vücut ağırlığına ciddi bir etkide bulunmaz. Ancak, karında şişkinlik ve hacim artışı, estetik kaygılara yol açabilir.
Psikolojik Etkiler ve Kilo Algısı
Karında şişkinlik hissi, bazı kadınlarda psikolojik olarak kilo almış hissine neden olabilir. Ayrıca, myomlarla ilişkili ağrılar ve rahatsızlıklar, kişinin fiziksel aktivite düzeyini azaltabilir ve bu durum dolaylı olarak kilo alımına yol açabilir.
Ancak bu tür etkiler, doğrudan myomların fizyolojik etkisinden değil, yaşam tarzı değişikliklerinden kaynaklanır.
Myomların Göbek Şişkinliğiyle Karıştırıldığı Durumlar
Göbek çevresindeki şişkinlik, her zaman myomlardan kaynaklanmayabilir. Benzer belirtilere yol açabilecek diğer durumlar şunlardır:
Sindirim Sorunları:
Gaz, kabızlık veya irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi durumlar, karın bölgesinde şişkinliğe neden olabilir.
Polikistik Over Sendromu (PCOS):
PCOS, hormonal dengesizliklere yol açarak karın bölgesinde yağlanmaya ve şişkinliğe neden olabilir.
Over Kistleri:
Yumurtalıklarda oluşan kistler, karın bölgesinde şişkinlik hissi yaratabilir ve myomlarla karıştırılabilir.
Kilo Alımı:
Göbek çevresindeki yağlanma, çoğunlukla yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilidir.
Bu nedenle, göbek şişkinliğinin sebebi kesin olarak belirlenmeden, myomlara bağlamak doğru olmayabilir. Uygun tanı ve tedavi için bir sağlık profesyoneline başvurulması önemlidir.
Myom Tedavi Yöntemleri
Myomlar, boyutlarına, konumlarına ve semptomlara bağlı olarak farklı yöntemlerle tedavi edilebilir. Tedavi seçenekleri şunlardır:
İlaç Tedavisi:
Hormon düzenleyici ilaçlar, myomların boyutunu küçültebilir ve semptomları hafifletebilir. Ancak bu tedavi genellikle geçicidir.
Cerrahi Müdahale:
Myomektomi: Sadece myomların alındığı bir cerrahi yöntemdir.
Histerektomi: Rahmin tamamen alındığı cerrahi işlemdir. Bu yöntem, çocuk sahibi olmayı planlamayan ve şiddetli semptomları olan kadınlar için tercih edilebilir.
Minimal İnvaziv Teknikler:
Laparoskopi veya Robotik Cerrahi: Küçük kesilerle yapılan cerrahilerdir.
Rahim Arter Embolizasyonu: Myomların kan akışını keserek küçülmesini sağlar.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
Sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersiz, karın bölgesindeki şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilir.
Sonuç
"Myom göbek yapar mı?" sorusu, myomların kadınlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerini anlamak açısından önemlidir. Myomlar, karın bölgesinde şişkinlik hissi yaratabilir; ancak bu durum doğrudan kilo alımı veya göbek yağlanmasıyla karıştırılmamalıdır.
Göbek çevresindeki şişkinliğin sebebini belirlemek için bir uzman hekime danışmak gereklidir. Uygun tanı ve tedavi yöntemleriyle, myomların neden olduğu estetik ve sağlık sorunları büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
#### Myom Kist Tedavisi , Belirtiler, Tanı ve Doğru Yaklaşım
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Myom ve yumurtalık kistleri nasıl tedavi edilir? Ankara’da myom kist tedavisi seçenekleri, belirtiler, tanı yöntemleri ve cerrahi yaklaşımlar hakkında bilgilendirici rehber. Kişiye özel tedavi ile yaşam kalitesini artırmak mümkündür.
Myomlar ve yumurtalık kistleri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik sorunlardandır. Pek çok kadın bu durumun farkında olmadan yıllarca yaşayabilir, bazı hastalarda ise günlük hayatı etkileyen şikâyetler ortaya çıkar.
Ankara’da myom ve kist tedavisi için başvuran hastaların ilk sorusu genellikle aynıdır: “Tedavi gerekli mi?”
Bu sorunun cevabı; myomun veya kistin boyutuna, yerleşimine ve hastanın şikâyetlerine göre değişir.
Myom ve Kist Nedir?
Myomlar
Rahim düz kaslarından gelişen iyi huylu tümörlerdir. Kanser değildir ve çoğunlukla üreme çağındaki kadınlarda görülür. Tek ya da çoklu olabilirler.
Kistler
Yumurtalıkta sıvı dolu keseciklerdir. Bazıları doğal olarak kendiliğinden kaybolur, bazıları ise büyüyerek ağrı, adet düzensizliği veya baskı hissi yapabilir.
Her iki durum da düzenli jinekolojik kontroller sırasında fark edilebilir.
Belirtiler Nasıl Ortaya Çıkar?
Bazı kadınlarda hiçbir belirti olmazken, bazılarında şunlar görülebilMektdir.
Adet düzensizliği
Aşırı kanama
Karın alt bölgesinde baskı veya dolgunluk hissi
Kasık ağrısı
Sık idrara çıkma
Cinsel ilişkide ağrı
Kısırlık problemleri
Şikâyetler arttığında bir uzmana başvurmak ihmal edilmemelidir.
Myom ve Kistler Neden Oluşur?
Kesin nedeni bilinmemekle birlikte en yaygın etkenler:
Genetik yatkınlık
Östrojen ve progesteron etkisi
Erken adet görme
Obezite
Hiç doğum yapmamış olmak
Kronik inflamasyon
Her hastanın öyküsü farklıdır. Bu nedenle tedavi planlaması kişiye göre yapılmalıdır.
Tanı Nasıl Konulur?
Tanıda ilk basamak jinekolojik muayenedir. Ankara’da başvuran hastalarda sıklıkla aşağıdaki yöntemler kullanılır:
Ultrasonografi
Doppler inceleme
MR (gerekli durumlarda)
Kan testleri
Hormon değerlendirmeleri
Tanının net olması, gereksiz tedavilerin önüne geçer ve doğru planlama sağlar.
Myom ve Kist Tedavisi Ankara Yaklaşımı
Tedavi, hastanın şikâyetine göre şekillenir. Her myom veya kist için cerrahi gerekmez. Bazı hastalar sadece takip edilir.
Takip ve İzlem
Küçük, belirti vermeyen myom ve kistler
Düzenli ultrason kontrolü
Gerekirse ağrı giderici destekler
İlaç Tedavisi
Hormon düzenleyici tedaviler, adet kanamalarını azaltabilir ve semptomları kontrol altına alabilir.
Cerrahi Müdahale
Cerrahi düşünülmesi gereken durumlar:
Hızlı büyüme
Şiddetli kanama
Kansere şüpheli görüntü
Kısırlık yapma potansiyeli
Tedavi seçenekleri:
Laparoskopi (kapalı ameliyat)
Histeroskopi
Myomektomi
Kist eksizyonu
Günümüzde çoğu işlem minimal invaziv yapılabilir ve iyileşme süresi kısadır.
Doğurganlık ve Gebelik Planı
Myom veya kist tedavisi düşünülürken en önemli sorulardan biri, gelecekteki gebelik planıdır. Bazı myomlar rahim içini bozarak embriyo tutunmasını engelleyebilir. Yumurtalık kistleri ise yumurta rezervini etkileyebilir.
Ankara’da bu konuda başvuran hastalarda:
Yumurtalık rezervi değerlendirilir
Myomun yeri ve boyutu detaylı incelenir
Uygun cerrahi zamanlama planlanır
Amaç hem şikâyeti çözmek hem de üreme potansiyelini korumaktır.
Myom ve Kistler Tedavi Edilebilir mi?
Evet. Başarı oranı yüksektir. Önemli olan noktalar:
Doğru tanı
Kişiye özel planlama
Düzenli takip
Tedavi ile hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileşir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalısınız?
Aşağıdaki durumlarda gecikmeden değerlendirme gerekir:
Adet kanamalarında artış
Kan pıhtıları gelmesi
Şiddetli kasık ağrısı
Karında büyüme hissi
Gebelik planı olup myom/kist varlığı
Erken tanı, daha az girişimle cözüm sağlamaktadır.
Myom ve kist, kadınlarda sık görülen ancak kontrol altına alınabilen durumlardır. Ankara’da myom kist tedavisi seçenekleri; takip, ilaç ve minimal invaziv cerrahileri içerir.
Tedavinin temel amacı, hastanın şikâyetlerini gidermek, yaşam kalitesini artırmak ve üreme sağlığını korumaktır.
Ağrı, kanama veya baskı hissi gibi şikâyetler varsa vakit kaybetmeden jinekolojik değerlendirme yapılması önemlidir. Her hastada yaklaşım farklı olmalı ve tedavi kişiye göre düzenlenmelidir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Myom Nedir?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Myomlar, tıbbi adıyla uterin leiomyom, rahim kas tabakasında oluşan iyi huylu tümörlerdir. Kadınlarda en sık görülen tümör türü olan myomlar genellikle 30-50 yaş arasında ortaya çıkar. Çoğu zaman küçük ve belirti vermeyen myomlar herhangi bir tedavi gerektirmez. Ancak bazı durumlarda ciddi şikâyetlere yol açabilir ve cerrahi olarak alınması gerekebilir.
⸻
Myom Belirtileri Nelerdir?
Her kadında farklı seyreden myomlar bazen hiç belirti vermez, bazen de yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. En sık görülen belirtiler:
•Uzun süren ve aşırı miktarda adet kanamaları
•Ara kanamalar
•Kasık ve bel bölgesinde ağrı
•Cinsel ilişki sırasında ağrı
•Sık idrara çıkma (mesaneye baskı nedeniyle)
•Kabızlık ve şişkinlik hissi (bağırsaklara baskı nedeniyle)
•İnfertilite (kısırlık) sorunları
Bu belirtilerden biri ya da birkaçı varsa, detaylı jinekolojik muayene ve ultrason kontrolü önerilir.
⸻
Myomlar Her Zaman Alınmalı mı?
Hayır. Her myom ameliyat gerektirmez. Çoğu myom küçük boyutludur, belirti vermez ve takip altında tutulur.
Ancak bazı durumlarda myomlar alınmalıdır. Bu noktada myomun büyüklüğü, bulunduğu yer ve oluşturduğu şikâyetler önemlidir.
⸻
Myom Hangi Durumlarda Alınmalı?
Aşağıdaki durumlarda myomların cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir:
1. Şiddetli ve Uzun Süren Adet Kanamaları
•Normalden fazla süren ve yoğun kanamalar, kansızlığa (anemi) yol açabilir.
•Kan değerleri düşmüş ve yaşam kalitesi etkilenmişse myomun alınması gerekir.
2. Aşırı Büyümüş Myomlar
•5 cm’den büyük myomlar genellikle daha fazla şikâyet oluşturur.
•Rahimde baskı yapan ve hızla büyüyen myomlar alınmalıdır.
3. İdrar ve Sindirim Problemleri
•Myomun mesaneye baskı yapması sonucu sık idrara çıkma, idrar yapmada zorluk veya idrar kaçırma görülebilir.
•Bağırsaklara baskı sonucu kabızlık, gaz ve şişkinlik meydana gelebilir. Bu durumda cerrahi müdahale gerekebilir.
4. Kısırlık (İnfertilite) ve Tekrarlayan Düşükler
•Rahim iç duvarına (endometriuma) yakın yerleşmiş myomlar embriyonun tutunmasını engelleyebilir.
•Gebeliğin ilerlemesini zorlaştırarak tekrarlayan düşük riskini artırabilir.
•Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda bu tür myomların alınması önerilir.
5. Gebelik Planı Olan Kadınlar
•Myomların gebeliği zorlaştırma veya gebelikte sorun çıkarma ihtimali varsa, önceden alınması tercih edilir.
6. Şiddetli Ağrı ve Basınç Hissi
•Myom büyüdükçe karın alt bölgesinde dolgunluk, ağırlık ve ağrıya neden olabilir.
•Günlük yaşamı etkileyen bu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
7. Hızla Büyüyen Myomlar
•Özellikle menopoz sonrası büyümeye devam eden myomlar kötü huylu tümör riski taşıyabileceği için alınmalıdır.
⸻
Myom Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Myomun büyüklüğüne, sayısına ve konumuna göre farklı cerrahi yöntemler uygulanır:
•Myomektomi: Rahim korunarak yalnızca myomların çıkarılması. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için en uygun yöntemdir.
•Laparoskopik Myomektomi: Kapalı yöntemle yapılan, daha hızlı iyileşme sağlayan bir ameliyat şeklidir.
•Histeroskopik Myomektomi: Rahim içine yakın yerleşmiş myomların vajinal yolla çıkarılmasıdır.
•Histerektomi: Çok büyük, çok sayıda veya tekrar eden myomlarda rahmin tamamen alınmasıdır.
⸻
Myom Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci
•Hastanın iyileşme süresi yapılan ameliyat yöntemine bağlıdır.
•Laparoskopik ve histeroskopik yöntemlerde birkaç gün içinde günlük hayata dönülebilir.
•Açık cerrahi sonrası ise 3-6 hafta arasında iyileşme süreci vardır.
•Doktor kontrolleri ve düzenli ilaç kullanımı ihmal edilmemelidir.
⸻
Myom Tedavisinde Alternatif Yöntemler
Her zaman cerrahi müdahale gerekmez. Bazı durumlarda:
•İlaç tedavileri ile myomların küçülmesi sağlanabilir.
•Hormon tedavileri kanamaları kontrol altına alabilir.
•Embolizasyon yöntemi ile myom damarlarının tıkanması sağlanarak küçülmeleri hedeflenir.
Ancak bu yöntemler her hastaya uygun olmayabilir. En doğru karar muayene sonrası doktor tarafından verilir.
⸻
Myom Alınmazsa Ne Olur?
Tedavi edilmesi gereken bir myom alınmazsa şu riskler oluşabilir:
•Kansızlık ve halsizlik
•Sürekli karın ağrısı ve baskı hissi
•İdrar ve bağırsak sorunları
•Gebelik problemleri ve düşük riski
•Çok nadiren de olsa kötü huylu tümöre dönüşme ihtimali
⸻
Myomdan Korunmak Mümkün mü?
Myomların kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak bazı faktörler riski artırır. Bu nedenle korunma kesin değildir, ancak risk azaltılabilir:
•Düzenli kadın doğum kontrolleri
•Fazla kilo almaktan kaçınmak
•Dengeli beslenme ve egzersiz
•Östrojen hormonunu yükselten ilaçları doktor kontrolü olmadan kullanmamak
⸻
Sonuç
Myomlar kadınlarda oldukça sık görülen iyi huylu tümörlerdir. Çoğu zaman belirti vermez ve tedavi gerekmez. Ancak şiddetli kanama, kısırlık, idrar ve bağırsak sorunları, ağrı veya hızla büyüme gibi durumlarda mutlaka alınmaları gerekir.
Erken teşhis ve düzenli takip ile myomların hayat kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirilebilir.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Myom Nedir? Myom Tedavisi ve Gebelikte Myom
Myom nedir? Myom tedavisi ve gebelikte myom. Bu nedenle myom, rahimde görülen en sık iyi huylu, kanser olmayan tümörler, büyümelerdir. Kadınlar da yaklaşık olarak %20-25 civarında görülmesi muhtemeldir. Bazı myomlar kadının hayatının düzenini değiştirirken, bazı kadınlar myomları olduğu dahi fark etmeksizin hayatlarına devam edebilirler. Farklı yerleşimlerde, intramural, subseröz, intrakaviter, saplı gibi başlıklara ayrılabilirler. Myom nedir? Myom tedavisi ve gebelikte myom. Bu konuyu başlıklar altında inceleyecek olursak;
Belirtileri Nelerdir? Kendilerini Nasıl Gösterirler?
Bazı myomlar genellikle semptom vermezler, rahmin kasılması ile ilgili problem meydana getirerek en sık gözlenen ve izlenen şikayetler ise; adet düzensizliğidir. Uzun, şiddetli kanama ve bununla meydana gelen halsizlik şikayetleriyle anemi tablosu olabilir. Aşırı ve sık kanayabilir hasta. Normal bir adet süresinden de çok daha uzun sürebilir. İleri yaş hasta grubu menopoz ile ilişkilendirip kliniğe başvurmayı geciktirebilmektedirler hatta. Myom varlığından ziyade hormonal bir problem olduğu düşünebilirler. Ancak ultrasonografi sonrasında myomun konumu ve varlığı net olarak saptanabilir.
Myomların boyutları büyüdü ise ertelendi ise çok büyük myomlar ise karında şişlik, ağrı, hazımsızlık, kabızlık, gaz şikayetlerine de yol açabilir. Hatta çok büyük myomlar idrar torbasıan mesaneye baskı yapabilir. Böbrek problemlerine dahi yol açabilirler. Kavite içerisindeki myomlarda da ilişki sonrası kanamalar, enfeksiyona bağlı kötü koku ve akıntıya neden olabilir. Vaginal veya batın ultrasongorafi ile çok rahat tanı konulabilir.
Belirti Vermeyen Myomların Dışındaki Myom Belirtileri
Adet düzensizliği,Yoğun kanama,Daha uzun adet kanaması,Sık adet görmek,Şiddetli sancılı adet,Düzensiz vaginal kanamalar,Yoğun kanamaya bağlı anemi hastada meydana gelen halsizlik,Ağrı,İlişki sırasında ilişki sonrasında kanama ve ağrı,Sık idrara çıkmak,Kabızlık, barsak hareketlerinde zorluk,Karın krampları,Karında şişlik,Düşükler,İnfertilite.
Myom Çeşitleri Nelerdir?
İntramural myom: Myomlar da en sık rastlanan myom türüdür. Rahmin kas dokusunda meydana gelir. Subseröz myom: Rahmin dışında gelişen myomlar büyümesi ile karında şişlik yapabilirlerSaplı myom: Rahme ince bir şey ile bağlıdır. Sağlı myomlar zamanla kendi etrafında dönerek ağrıya yol açabilirler.
Myomlarda Tanı Yöntemi
Rutin bir kadın doğum muayenesi sırasında tanı koymak mümkün. Bazen ek olarak kan testi, radyolojik görüntüleme tetkikleri de hekimin istemesi mümkün. Genellikle bir kadın doğum muayenesi sırasında yapılan vagina veya batın ultrasongorafi myomun yerini ve çapını anlamakta yeterli olacaktır.
Myom Tedavisi
Myomlar eğer hastanın hayat kalitesini etkilemiyor ve yerleşimi boyutu ile ilgili herhangi bir problem yok ise cerrahi işlem gerektirmemesi olası. Ancak hastanın hayat kalitesini etkileyen yaşam standartlarını düşüren myomlarda ise cerrahi operasyon uygulanmaktadır.
Myom tedavisinde uygulanan cerrahi yöntem myomektomi olarak isimlendirmek mümkün. Myomektomi işlemi laporoskopik yöntemle yapmak mümkün. Veya açık abdominal kesi ile myomun boyutuna göre cerrahi yöntemi cerrah tarafından karar veriyor. Bu nedenle histereskopi yöntemi kullanıyoruz.
Myomektomide kullanılan metotlar myomun yerleşimine, sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak değişir. Açık myomektomi yani laparotomik myomektomi karından bir kesi ile yapıyoruz. Sezaryen kesisi gibi düşünmek mümkün. Karnı kesmeden, kapalı bir şekilde laporoskopik görüntüleme yöntemi ile de myomektomi imkanı vardır. Bir diğeri ise histereskop. Rahim boşluğunun içine doğru çıkıntı yapmış myomlara müdahale etmek açısından mümkündür. Rahimden kamera ile girilerek kesisiz yöntem ile yapılan bir işlemdir. Ancak her myoma histereskopik yöntem ile çözüm sağlamak mümkün.
Gebelikte Myom
Myomlar rahmin kaslarından kaynaklanan, kansere dönme olasılığı oldukça düşük olan ve bu nedenle de iyi huylu olarak benimsenen, nitelendirilen kitlelerdir. Kadınlarda ise oldukça sık olarak görülürler. Gebelik döneminde myomlara rastlamak mümkün. Myomlar rahim iç tabakası ile yakın komşulukta olması mümkün. Tümüyle rahim kası içinde yerleşmiş olması olası. Bu nedenle tamamı ile rahim yüzeyinde yerleşmiş olabilirler.
Myomlar çok nadir durumlarda gebe kalamama nedeni infertilite sebebi olmaları gibi daha çok gebelik esnasında ortaya çıkması olası sorunlar açısından da oldukça önemlidirler. Myomu olan anne adayının takibinin daha sıkı yapılması gerekmektedir. Myomun tanısı gebe olunmayan dönemlerde yapılan ultrasonografilerde konulabileceği gibi sıklıkla da birinci trimesterde yapılan ultrasonda koymak mümkün.
Myomun palsenta ve serviks ile olan ilişkisi kontrol edilmelidir. Hemorajik dejenerasyonda pelvik ağrı, düşük derecede ateş, bulantı kusma olması mümkün. Ağrı olması olması, birkaç hafta süren. Alt segment myomlarda ise vajinal doğumlar sonrasında kanama olması mümkün. Bu nedenle postpartum kanama olasılığı artması olası.
Plasentanın Arkasına Yerleşen Myomlarda Artan Riskler Nelerdir?
Abortus (düşük),Ablasyo plasenta (Ablasyo plasenta (plasental dekolman), bebeğin eş kısmının doğumdan önce rahim duvarından ayrılması durumu olup hem anne hem de bebek için hayatı önem taşıyan önemli bir gebelik komplikasyonudur.),Multiple yani çoğul gebeliklerde büyüme kısıtlılığı meydana gelmesi olası,Erken doğum,Pospartum kanama, doğum sonrası meydana gelen kanama.
Myomektomi Öyküsü ile Başvurduysanız Doğum Zamanlamanız Nasıl Olmalıdır?
Sezaryen doğumlarda 37 hafta ila 37 hafta arasında gerçekleşmesi mümkün.Yaygın myomektomi yapılanlarda ise 36. Hafta da doğum gerçekleşmesi mümkün.
#### Ne Zaman Aşılama?
Ne Zaman Tüp Bebek?
Bir bebek sahibi olmak isteyip ancak uzun yıllarca bebek hasreti ile sabırla bekleyen çiftlere üremeye yardımcı tedaviler yetişiyor. Aşılama, tüp bebek tedavileri her zaman size çözüm olmak için uzman doktorlarıyla sizi bekliyor. Öyle ki, bilimsel ve teknolojik gelişmeler özellikle tüp bebek yöntemleriyle gebe kalma oranlarını son yıllarda oldukça büyük bir artış göstermiştir. Evli çiftlerde ne yazık ki artık beş çiftten bir çift gebe kalmakta sorun yaşayabiliyor.
Özellikle kadınlarda ve erkeklerde evlilik yaşının ileri tercih edilmeye başlanması, artmış sigara kullanımı üremede oldukça ciddi sorunların olmasına yol açıyor. Erkeklerde sperm üretimi de özellikle son yıllarda gittikçe düşüş yaşamaya devam ediyor. Çift önce bir tüp bebek merkezine ya da kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvuruyor. Gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra en uygun tedavi şekli ve yöntemi ne ise birinci step tedavi ile yola çıkılabilir. Bazen birinci step olan yumurtlama tedavileri yeterli gelebilir. Medikal ilaç tedavileri ve doktor takibi ile hasta gebelik elde edilebilir. Bazen ovulasyon tedavileri yeterli gelmez bir step yukarısı olan aşılama tedavilerine başlayabiliriz. Aşılama tedavilerinin üstü ise tüp bebek tedavisidir. Aşılama ve ovulasyon takibi hastalarında ise HSG yöntemi ile en az bir tüpün açık olduğundan emin olmak gerekir.
Peki Hangi Hastalarda Vakit Kaybetmeden Tüp Bebek Tedavisine Geçilmelidir?
Tüpleri tıkalı olan veya enfeksiyon, dış gebelik nedeni ile tüp ve yumurtalık ilişkilerinin bozulmuş olduğu hastalarda,
Yumurtalık kanseri,
Endometrioma gibi yumurtalık rezervini azaltan ameliyat geçiren hastalarda,
Yumurtlama problemleri olan polikistik overli hastalarda yumurtalık sayısının kalitesinin azaldığı ileri yaş anne adaylarında,
Açıklanamayan infertilitede,
Çiftin ilişkiye girmesini engelleyen kadında vaginismus gibi durumlarda hastanın onayı dahilinde tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak vajinismus da önce tedavi edilmesini daha sonrasında ancak tüp bebek tedavisi yapılmasını öneriyoruz,
Semen analizinde bozukluk olan hastalarda, sperm sayısı 5 milyon/ml den az olan ileri hareketli sperm sayısı düşük olan ve spermde şekil bozukluğu olan hastalarda,
İleri yaş,
Kemoterapi, radyoterapi almış hasta grubunda da sperm dondurmak en mantıklı karardır.
Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edemeyen çiftlerde,
İmmünolojik problemleri olan çiftlerde,
Genetik sorun ile baş başa kalan, tekrarlayan düşüklerde ve genetiğine bakılmış embriyo transferi planlandığı zaman.
#### Nioli Yağı Vajinal Akıntıya İyi Gelir mi?
Kadın sağlığı söz konusu olduğunda, vajinal akıntı sık karşılaşılan durumlardan biridir. Pek çok kadın yaşamının farklı dönemlerinde fizyolojik veya patolojik vajinal akıntı ile karşılaşabilir. Bu durumda, bazı kişiler doğal çözümlere yönelir. Son yıllarda adını daha sık duymaya başladığımız nioli yağı da bu doğal seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Peki, nioli yağı vajinal akıntıya iyi gelir mi? Bu yazımızda nioli yağının içeriği, olası faydaları, dikkat edilmesi gerekenler ve bilimsel verilere dayalı değerlendirmeler yer alacaktır.
Nioli Yağı Nedir?
Nioli yağı, Melaleuca quinquenervia adlı ağaç türünün yapraklarından elde edilen uçucu bir yağdır. Bu ağaç, Avustralya ve Yeni Kaledonya gibi tropikal bölgelerde yetişir. Nioli yağı; çay ağacı yağına benzer şekilde antimikrobiyal, antifungal ve antiinflamatuar özellikler gösterdiği düşünülen doğal bileşenler içerir. Özellikle cineol (eucalyptol) ve viridiflorol gibi maddeler, bu yağın etkili olabileceği alanlarla ilişkilendirilmiştir.
Vajinal Akıntı Neden Olur?
Vajinal akıntı her zaman bir hastalık belirtisi değildir. Kadınlarda doğal hormonal döngünün bir parçası olarak fizyolojik akıntı görülebilir. Yumurtlama dönemi, cinsel uyarılma, gebelik veya doğum kontrol hapı kullanımı gibi durumlarda bu akıntının rengi ve miktarı değişebilir.
Ancak bazı durumlarda akıntı, bir enfeksiyonun ya da başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Aşağıdaki özellikler patolojik (anormal) vajinal akıntıya işaret edebilir:
Rengi yeşil, gri veya sarı tonlarında ise
Kötü kokuluysa (özellikle balık kokusu)
Kaşıntı, yanma veya tahriş gibi belirtiler eşlik ediyorsa
Akıntı kıvamı yoğun, köpüklü veya peynirimsi yapıda ise
Bu gibi durumlarda genellikle vajinal enfeksiyonlar söz konusudur. En sık karşılaşılan vajinal enfeksiyon türleri:
Bakteriyel vajinozis
Vajinal kandidiyazis (mantar enfeksiyonu)
Trikomonas enfeksiyonu
Nioli Yağının Antimikrobiyal Özellikleri
Nioli yağı geleneksel tıpta uzun süredir kullanılan bitkisel yağlardan biridir. İçeriğindeki maddelerin bazı mikroorganizmalara karşı etkili olduğu laboratuvar çalışmalarıyla gösterilmiştir. Özellikle aşağıdaki etkileri öne çıkar:
Antibakteriyel etki: Bazı bakteriyel türlere karşı büyümeyi engelleyici etkiler bildirilmiştir.
Antifungal etki: Candida albicans gibi mantar türlerine karşı potansiyel etki göstermiştir.
Antiinflamatuar özellik: Enflamasyonu baskılayarak kaşıntı ve yanma hissini azaltabilir.
Ancak bu etkiler genellikle laboratuvar (in vitro) koşullarında değerlendirilmiştir. İnsan vücudu üzerindeki etkiler, özellikle de vajinal flora gibi hassas bir bölgede kullanımı için klinik çalışmalar oldukça sınırlıdır.
Nioli Yağı Vajinal Akıntıya Nasıl Etki Edebilir?
Vajinal akıntıya neden olan bazı etkenlerin (özellikle mantar ve bakteriler) nioli yağının antimikrobiyal etkilerinden etkilenebileceği düşünülmektedir. Bu nedenle nioli yağı bazı kişiler tarafından vajinal enfeksiyon belirtilerini hafifletmek amacıyla tercih edilmektedir.
Potansiyel etkiler:
Mantar enfeksiyonlarında (Candida) semptomları azaltabilir: Yapılan bazı küçük ölçekli araştırmalarda nioli yağının Candida albicans üzerinde baskılayıcı etki gösterdiği belirtilmiştir.
Bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruyucu olabilir: Özellikle anaerobik bakterilere karşı etkili olabileceğine dair bulgular mevcuttur.
Tahrişi azaltabilir: Doğrudan iltihaplı bölgeye temas ettirilmeden kullanıldığında kaşıntı ve rahatsızlık hissinde azalma görülebilir.
Ancak şunu vurgulamak önemlidir: Nioli yağı tıbbi bir ilaç değildir. Her bireyde etkisi farklı olabilir ve vajinal floraya zarar verme riski de göz önünde bulundurulmalıdır.
Nioli Yağı Vajinal Kullanımda Güvenli mi?
Vajinal bölge vücudun en hassas ve korunması gereken alanlarından biridir. Bu bölgede kullanılacak her ürün dikkatle seçilmelidir. Nioli yağı uçucu bir yağ olduğundan seyreltilmeden doğrudan cilde veya vajinal bölgeye uygulanmamalıdır.
Uygulama önerileri (sadece hekim onayıyla):
Taşıyıcı yağ ile seyreltilmeli: Hindistancevizi yağı, zeytinyağı veya jojoba yağı gibi taşıyıcı bir yağ içinde %1-2 oranında seyreltilerek kullanılabilir.
Dış genital bölgeye uygulanabilir: Vajina içine değil, dış genital bölgeye (vulva) uygulanması daha güvenlidir.
Kısa süreli kullanılmalı: Uzun süreli kullanımı vajinal dengenin bozulmasına neden olabilir.
Gebelikte kullanılmamalıdır: Gebelerde ve emziren kadınlarda uçucu yağların vajinal bölgede kullanımı önerilmez.
Uzman Görüşleri ve Bilimsel Veriler
Şu ana kadar nioli yağının vajinal akıntıya karşı etkinliğiyle ilgili kapsamlı, güvenilir ve kontrollü klinik çalışmalar bulunmamaktadır. Doğal yağlar üzerine yapılan araştırmaların büyük bölümü laboratuvar ortamında yürütülmüş ve klinik kullanıma dair sonuçlar sınırlı kalmıştır.
Jinekologlar ve dermatologlar, uçucu yağların vajinal flora dengesini bozabileceğini, özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerde tahriş ve alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini belirtmektedir. Bu nedenle herhangi bir belirti söz konusu olduğunda öncelikle bir kadın doğum uzmanına başvurulması önerilmektedir.
Nioli yağı kullanmayı düşünen kişiler aşağıdaki noktalara dikkat etmelidir:
Alerji testi yapın: İlk kullanım öncesi bilek içi gibi hassas bir bölgede test yapılmalıdır.
Hekime danışın: Özellikle gebelik, emzirme dönemi veya kronik hastalıklar söz konusuysa hekime danışmadan kullanılmamalıdır.
Hijyen kurallarına dikkat edin: Vajinal bölgede hijyenin sağlanması, enfeksiyonların önlenmesinde en temel faktördür.
Kendi kendine tanı koymayın: Vajinal akıntının sebebini mutlaka uzman bir hekim belirlemelidir. Kendi kendine bitkisel ürünlerle tedaviye yönelmek, hastalığın ilerlemesine neden olabilir.
#### Normal Doğum Komplikasyonları Nelerdir?
Normal doğum komplikasyonları nelerdir? Bu komplikasyonları başlıkları ile listeliyoruz.
Omuz Takılması Bir Komplikasyondur
Bebeğin başının doğarken omuzlarının kemik yapılara takılarak sıkışması durumudur. Yaklaşık olarak üç yüz doğumda bir izlenmektedir. Anne de diabet, iri bebek, şişmanlık, doğumun evresinin uzaması, vakum ya da forseps gerektiren doğumlar ile daha önce omuz takılması öyküsü de risk faktörleri arasındadır. Doğum esnasında meydana geldiğinde bazı manevralarla omuz kemiklerden kurtarılmaya çalışılır. Peki omuz takılmasında ne olabilir? Omuz takılmasında, köprücük kemiğinde ve kol kemiğinde kırılma, bebeğin koltuk altından geçen karmaşık sinir sisteminde zedelenme ve buna bağlı meydana gelen fonksiyon kayıpları, çıkışta uzun süre kalması ile meydana gelen solunum sıkıntıları fetal distres komplikasyonlar arasındadır. Omuz takılmasının neden olduğu durumlardandır.
Uterus Rüptürü
Rahmin yırtılması durumudur. Uterus adelesinin eylem sırasında ya da daha önce yırtılmasıdır. Sebepleri arasında sancıların yeterli olmasına rağmen açılmasının olmaması, geçirilmiş sezaryen ya da travmalar, baş pelvis uygunsuzluğu olmasına rağmen suni sancı verilmesi ve ters giden bir şeyler olmasına rağmen normal doğumda ısrar edilmesi durumudur rahim yırtılması. Yaklaşık olarak 1500 doğumda bir meydana gelen bir komplikasyon sayılabilir. Acil sezaryen gerektirebilir.
Kordon
Aileleri genellikle en çok korkutan kelimelerden birisidir kordon. Kordon dolanması, kordon sarkması. Çok acil sezaryen gerektiren bir durumdur.
Akut Fetal Distres
Doğum eyleminin herhang bir evresinde bebeğin kalp seslerinin düşmesidir. Plasentadan erken ayrılması, baş eplvis uygunsuzlukları, kordon sarkması durumunda başın normal pozisyonunda olmamasında, yetersiz doğum müdahalelerinde, gereksiz ve yanlış uygulanan suni sancılarda bebeğe giden kan akımında meydana gelen herhangi bir azalma fetal distrese neden olabilir. Bebeğin sıkıntıya girmesi durumudur.
Eğer çıkım düşüşleri değil ise doğumun ilk evlerinde ısrarcı bir şekilde bebeğin kalp atışı düşüyor ise acil sezaryen gerektirebilir. Normal doğumda ısrarcı olmamak gerekebilir. Bu durumda bunu anlamak için tek yol NST dir. Doğum takibi esnasında düzenli aralıklarla yapılan NST’ler bu açıdan oldukça önemlidir.
Makat Geliş
Bebek başı ile değil poposu ile gelmeyi tercih eder. Bu tam bir sezaryen endikasyonudur. Sağlık bakanlığının endikasyon maddeleri arasında da makat geliş yer almaktadır.
Plasentanın Ayrılmaması
Doğum sonrasında bebek çıktıktan sonra plasenta kendiliğinden ayrılır. Eğer bu gerçekleşemez ise ya da plasentanın bir kısmı içeride kalır ise anestezi verilerek kalan kısım halas yöntemi ile alınır. Elle alınması yöntemi halas yöntemidir. Bu durumda cerrahi gerekebilir.
Uterus Atonisi
Doğumdan sonra, bebek çıkmasının arkasından rahmin yeterli kasılmamasıdır. Çok ciddi anlamda kanamalara neden olabilir. Doğumda en sık anne ölümleri sebeplerinden birisi uterusta meydana gelen atonidir.
Gebelikten Önce Diş Tedavisi Neden Önemlidir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Normal Doğum Sonrası Alt Bölge Genişler Mi?
Gebelikte ve sonrasında anne adaylarına birçok nasihat veya tavsiyede bulunurlar. Anne adayları kendisine yapılan tavsiyelerin bazılarını dinleyebilir ve etkilenebilir. Anne adayları akıllarına takılan her bir soruyu doktorlarına sormalıdır. Güvenilir ve kesin olmayan hiçbir bilgiye inanarak kendinizi kandırmamalısınız.
Normal doğumdan sonra alt bölge yani kalça bölgesi genişler diye halk arasında yayılan ve gerçeklik yansıtmayan bir iddiadır. Normal doğum sonrasında da, sezeryan doğum sonrasında da böyle bir dezavantaj yoktur. Normal doğum sonrasında alt bölge genişlemez bu halk arasında yayılmış olan bir sözdür. Anne kendisini hazır hissediyorsa ve doktorda normal doğum yapabileceğine dair izin alınır ise annenin normal doğum yapmasında bir sakınca yoktur.
Doğum seçenekleri hakkında takip eden hekiminizden yardım alabilirsiniz. Kalçalarda ve vücudun alt bölgelerinde oluşan genişleme normal doğum sonrası değil, gebelik döneminde görülen bir durumdur. Anne adaylarının rahimleri genişledikçe ve kilo aldıkça tüm vücut olduğu gibi alt karın ve kalça bölgesi de genişler. Bu normal bir durumdur. Bu genişlemenin doğum tekniğiyle bir alakası yoktur. Gebelikte olan bu genişlemeler ise doğumdan sonra kendiliğinden gidecektir. Tabiki de annelerde doğumdan sonra egzersiz yapıp, düzenli beslenirse alt karın ve kalça bölgesinin genişliğinden rahatlıkla kurtulacaktır.
Hatta büyük bir yanlış bilgilenmede erkek çocukta karnın öne doğru büyüyüp sivri bir şekilde ilerleyeceği kız çocukta ise kalçaların büyüyüp alt vücut bölgesini genişleteceği yönündedir.Benim bildiğim bir gerçek ise aşırı kilo alımında vücudun alt-üst ayrımı yapmadan heryere yağ depolamaya çalışacağı gerçeğidir.
Ancak alt bölgedeki genişleme eğer vajinanın genişlemesi ise tabii ki normal doğum ile beraber vajinada bir miktar esneme olcaktır.
Ancak bu esneme normal doğum normal boyutlarda bir bebeğin doğumuna sebep olmuş ek olarak doğum süresi normal bir travay süresince gerçekleşmiş ve doğum esnasında vakum, forseps kullanılmamış ise bu esneme normal boyutlarda kalacaktır. Aksi her durumda ürogenital fasia da yırtılma oluşacağı için sadece vajina genişlemekle kalmaz idrar torbası ve makat da sarkacaktır. Dolayısı ile vajina girişi ve çevreleyen dokularda genişleyecektir.
#### NTV: Hamile kalma olasılığı 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azalıyor
40'lı yaşlarla birlikte gebe kalma olasılığı yüzde 50 azalıyor. Uzmanlar, "Geçmişe dönmek mümkün değil, ama vakit kaybetmeden bir tüp bebek uzmanına başvurarak süreci başlatmalısınız" dedi.
Yaşam koşullarının değişmesiyle anne-baba olma yaşı da yükseldi. Kariyer planları, hayaller derken bebek istekleri ertelenebiliyor.
Belli bir yaştan sonra ise çiftlerin çocuklarının olmayacağı endişesine kapıldığına işaret eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, ileri yaş bebek istekleri arttıkça tüp bebek tedavilerinin de artış gösterdiğini söyledi.
Kılıç, 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklerin ileri yaş gebelik sınıfında değerlendirildiği bilgisini vererek, gebe kalma olasılığının 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 azaldığına dikkati çekti.
İlerleyen yaşla birlikte “infertilite”, yani kısırlık problemlerinin arttığını, gebelik sürecinin biraz daha zorlaştığını doğuma yakın komplikasyonların artış gösterdiğini belirten Kılıç, 30 yaş altındayken her yumurtlama döneminde gebe kalabilme şansının yüzde 20 olduğunu, bu oranın 40 yaş itibarıyla yüzde 5’e kadar gerilediğini aktardı.
#### Obezitenin Gebelik Oluşumuna Etkisi?
Obezite gebeliği ve gebe kalmayı engelleyen hususlardandır. Obezite olmak kişiyi her yönden olumsuz etkilemektedir. Bunun için anne olmaya karar verdiğiniz zaman hatta hayatınızın her döneminde normal vücut ağırlıklarında olmanız size avantaj ve sağlık sağlayacaktır. Bundan dolayı da çok kilolu olmanızın size hiçbir yararı olmayacaktır tam testi hayatınızın birçok yerinde işinizi zorlaştıracaktır. Obezite tanımlanacak olur ise kişilerin kilolarının normal ölçeklerin üzerinde olması durumudur . Vücut kitle indeksi 30 ve üzerindeki kişiler morbid obez 40 ve üzerindeki kitle indeksleri ise ağır morbid obez olarak bilinir. Kilolu kadınlar hayatında birçok korkuları vardır.Hamile kalamamak da bu korkuların en çok korkulanıdır. Bu korkunun gerçeklik payı ise büyüktür.Çünkü gebe kalmış olsalar bile fazla kiloları gebelikte onları çok çok zorlayacak,hareketlerini kısıtlayacak hatta beraberinde getirdiği şeker, tansiyon,damarda kan pıhtılaşması gibi ek hastalıklar nedeniyle gebeliklerini tehlikeye sokacaktır.
Açıklayacak olursak gestasyonel diyabet;obezite olan gebelerde normal ağırlıklara sahip olan gebelere göre,gestasyonel diyabete yakalanma oranları daha yüksektir. Preeklamsi;obez gebelerde gebeliğin belirli hafalarından sonra yüksek tansiyon başlar,ve bu gebelerin preeklamsi nöbetlerine girmesine kadar ilerleyebilir. Tromboz;obez gebelerde kanın damar içinde pıhtılaşma olasılığı yüksektir. Ve bu olay tromboza neden olur. Tromboz çok ciddi boyutlarda kişinin ölümüne neden olabilecek kadar problemlere yol açabilmektedir. Doğumla ilgili problemler ise obez olan gebelerde rahimde açılmanın kendiliğinden olması daha zordur. Bunun için obezlerde suni sancı ihtiyacı daha fazladır. Normal doğumda ağrıyı kesmek için ya da sezeryanda anestezi uygulamak epidural veya genel anestezi obezlerde daha zordur. Obez olmanın gebelikte yol açtığı birçok sıkıntı ve problem vardır. Bunun için gebelik düşünen kadınların, gebe kalmadan önce mutlaka diyete başlamaları gerek mektedir. Bu kilolardan sağlıklı beslenme ve gerekli olan egzersizlerden yararlanarak kurtulmak gerekmektedir. Kilo gebe olsanız da olmasanız da sizi çok çok zorlayacaktır sadece gebelik döneminde zorlayacağını düşünmeyin. Bu kilolar sizi hayatınızın her döneminde ve her koşulunda sizi oldukça zorlayacaktır.Bu nedenle ipleri baştan sıkı tutmalıyız. Morbid obez olmak gebe kalmanızı etkilediği gibi var olan anne karnındaki bebeğinizi de etkiler.Bebeğinizde iri bebek (makrosomi),kronik hastalıklar,doğumsal kalp anomalileri gibi sorunlara ve hastalıklara neden olabilir.
#### Oligohidramnios Nedir?
Anne karnındaki bebek (fetus), amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı içinde bulunur. Bu sıvı, rahim içindeki bebeği dışarıdan gelecek travmalara karşı koruduğu gibi, bebeğin büyümesi ve gelişmesine de olanak sağlar.
Oligohidramnios tanısı ultrasonda amnion sıvısı ölçümünün (ASİ) düşük olması ile konur. ASİ'nin ( dört kadron ölçüm toplamı) 50 mm'den az olması veya en derin vertikal cep ölçümünün 20 mm'den az olması oligohidramnios anlamına gelir.
Amniyotik Sıvı Nedir? Ne İşe Yarar?
Amniyon kesesi, bebeğinin içinde yüzdüğü ve gelişimini tamamlaması için yaşaması gereken yerdir. Amniyon ise bu kesenin içini dolduran sıvının adıdır.
Amniyon sıvısı bebeğinin simetrik büyümesine yardım ederek bazı organların gelişmemesini önler.
Bebeğinin motor ve beyin gelişimine katkıda bulunur.
Ses, ışık, basınç, darbe gibi dışarıdan gelen uyarılara karşı bebeğini korur.
Bebeğinin vücut içindeki ısısını düzenler.
İçeriğindeki maddelerin farklı kokuları ve tatları ile bebeğinin duyu organlarının gelişimini destekler.
Bebeğin Suyunun Azalmasının Nedenleri Nelerdir?
Bebekte böbrek gelişiminde olan sorunlar veya böbrek yokluğu,
Gestasyonel diyabet,
Anne karnındaki bebekte teşhis edilen hipertiroidi durumu,
Hamilenin yüksek tansiyon hastası olması,
Bebekte olan gelişim bozuklukları,
42 haftaüzeri gebelikler
Hamile kadının kullandığı ilaçların yan etkisi,
İdrar yolunda olan ytıkanıklıklar annede oluşan diyabet,
Plesenta bozuklukları,
Zarların erken yırtılması,
Kromozal anomaliler,
Genital ve üriner sistem anomalileri,
Plesentada var olan yetersizlik durumu,
İkiz ve çoğul gebelik durumu,
Preklampsi durumu
Anne adayının suyunun gelmiş olması,
Bebekte böbrek anomalileri,
Annede sıvı kaybı,
Rahim içi geilişim geriliği.
Neler Oligohidramniyosa Neden Olur?
Pek çok neden oligohidramniyosa yol açabilir. Genelde amniyon sıvı üretimini bozan ya da engelleyen durumlar altta yatan nedenlerdir.
Zarların erken açılması
Rahim içi gelişme geriliği
Miad aşımı
Böbrek ve idrar yolu anomalileri
İkizden ikize transfüzyon sendromu
Çoğu durumda altta yatan bir neden bulunamaz.
Amniyon Sıvısısın Az Olmasının Zararları Nelerdir?
Amniyon sıvısı azalması Üçüncü trimesterde meydana geldiğinde birinci ve ikinci trimesterde oluşan Oligohidramyinosa göre daha ciddi komplikasyonlara neden daha olur. Bu komplikasyonlar:
Konjenital Bozukluklar: Malformasyon sonucu yeni doğanda bazı harici veya dahili organların yokluğu (kalça displazisi gibi)
Prematüre Doğum: 37 haftalık gebelik sürecini tamamlamadan önce doğum
Erken Düşük: Gebeliğin yirmi haftasından önce rahim içinde bebeğin ölüm
Ölü doğum: Gebeliğin yirmi hafta sonra başlayıp doğumdan hemen sonraki sürece kadar gerçekleşen ölümler
Oligohidramniosun Tedavisi
Sağlıklı bir hamilelik geçiren kadınlarda, gelişen hafif oligohidramnios genellikle bir tedavi gerekmez. Bu gibi durumlarda, doktor ultrason ve diğer benzer testler kullanılarak fetal kalp hızı, akciğer gelişimi ve bebeğin hareketlerini izleyerek gidişatı değerlendirir. Ancak daha ağır oligohidramnizs durumlarında mutlaka müdahale ve tedavi gerekir.
Tedavisinde izlenen bazı yöntemler şu şekildedir:
1-)Amniyoinfüzyon
Normal amniyotik sıvı seviyelerini korumak için rahim içi bir kateter kullanılarak amniyotik boşluğuna sodyum klorür çözeltisi (oda sıcaklığında) aktarma işlemidir.
2-)Vezikoamniyotik Şant
Bu tedavi prosedürü kadınlarda rahim içine fetal idrar aktarma işlemin içerir. Veziko-amniyotik şantlar düşük amniyotik sıvı seviyeleri yönetiminde oldukça etkilidir; ancak, uygun böbrek ve akciğer fonksiyonlarının korunması bu tedavi yönteminde oldukça önemlidir.
3-)Diğer Sıvı Enjeksiyonları
4-)Yatak istirahati
#### Onkoloji Hastaları da Tedavi Sonrası Bebek Sahibi Olabilir!
Kanser tedavilerine kemoterapi ve radyoterapiye başlandıktan sonra rastlanan infertilite elbette çözümsüz değil.
Onkoloji hastaları bayan veya erkek fark etmeksizin tedavilerine başlamadan önce sperm veya yumurta hatta embriyo dondurabilirler. Böylelikle tedavi öncesi kurduğunuz bebek hayaline tedavinizin sonrasında sahip olabiliyorsunuz.
Üremenin korunması her birey için birincil maddelerden biri olarak gelmektedir. Her birey anne veya baba olmak ister. Özellikle önemli bir ameliyat veya hastalıkla mücadele nedeni ile üreme ile ilgili problem yaşayabileceği düşünülen tüm bireylerde geleceğe daha güvenle bakabilmeleri açısından ameliyat veya tedavi öncesi yumurta, sperm ve embriyo dondurmak mümkündür. Ülkemizde de sık sık rastlanan ve tercih edilen bu durum tarafımızca onaylanıp desteklenmektedir.
Kanser ne yazık ki günümüz dünyasında en önemli sağlık problemlerinin başında yer almaktadır. Her yıl binlerce üreme çağındaki genç birey kansere yakalanmaktadır. Kemoterapi ve radyoterapi üreme hücrelerinin yok olmasına yumurta ve sperm üretiminin azalmasına giderek yok olmasına sebep olmaktadır.
Günümüzde bir çok kanser tedavi edilebilir boyutlardadır. Daha erken evrelerde tanımlanır ve tedaviye daha erken başlanır. Bireyler o an yalnızca kanseri yenmeyi hedefleyip herhangi bir şey görmeyerek yollarına devam etmektedirler. Ancak tedavi sonrasında farklı problemlerle baş başa kalmamak adına sperm yumurta ve embriyo dondurmaya da sıcak bakmalarını tavsiye etmekteyiz.
Kanser hastalığının teşhisi ile tedavisi arasında yaklaşık iki ile dört hafta kadar bir zaman vardır. Bu süre gerekli yumurtanın ve spermin toplanması için dondurulması için yeterli bir süredir.
Dondurma yönteminde ; -196 derece de embriyo, sperm ve yumurta beş sene boyunca saklanabilir. Sonrasında ise bu süre Sağlık Bakanlığının izni ile uzatılabilmektedir. ‘’ Yumurta dondurma işlemi yasal bir işlemdir ‘’
Peki nasıl bir yol bizi bekliyor? Yumurta dondurmanın başlangıcı bir tüp bebek süreci ile eş orantılıdır. Öncelikle adetin ikinci veya üçüncü günü başlanan bu tedavide yumurtalıkların uygun şekilde büyümeleri hemen hemen 16-18mm ye gelmesi hedeflenir. Üç güne bir veya dört güne bir devam eden ultrasonları ile hasta muayene edilerek gerekli boyuta geldikten sonra HCG verilerek yumurtalıkların çatlanması sağlanıp ameliyathane ortamında yumurtalar toplanır. Çeşitli dondurma yöntemleri ile dondurulması sağlanır.
Hasta evli ise hangi yöntemi uygulamalıyz? Hasta evli ise yumurta veya sperm dondurmaktan daha öe embriyo dondurmak birinci seçeneğimiz olmalıdır. Klasik bir tüp bebek teddavisi ile 10-12 gün kadar ilaç tedavisi alınarak yumurtalar toplanır.
Toplanan ve dondurulan yumurta, sperm ve embriyolar tedavi sonrasında anne adayındaki belirli bir hazırlık sonrasında anne rahmine enjekte edilmektedir.
Onkoloji hastalarımızda yumurta, sperm ve embriyo dondurmayı birincil hale getirerek bireylerin tedavi sonrasında anne-baba olma şanslarını elinden almıyoruz böylelike hastanın motivasyonuda daha yüksek olmaktadır.
Ramazanda Gebelik Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Oligohidramnios Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Operatif Laparoskopi
Operatif laparoskopi, tanısal laparoskopi yapılan hastada o an da izlenen problemler aynı anda operatif laparoskopi ile çözümlenebilmektedir. Tedavisi sağlanan laparoskopi yöntemine operatif laparoskopi denilmektedir. Ameliyat esnasında yalnızca tanısal laparoskopi için açılan küçük kesi alanı optik için kullanırken, operatif laparoskopi de ise ek olarak bir ya da iki kesi daha açılarak 1 er cm lik o kesi alanlarından da yardımcı gereçlerin girişi sağlanmaktadır.
Operatif Laparoskopinin Uygulandığı Durumlar Nelerdir?
Yapışıklıkların giderilmesiMyomlarOver kistleriEndometriozisDış gebelik Sıvının geçişinin izlenmediği tıkalı olduğu kanıtlanan tüplerin açılması Salpenjektomi Ooferektomi Tubal anastomozHisterektomi rahmin alınmasıOver kistlerinin aspirasyonu Tüplerin bağlanmasıÇikolata kistiİnfertilite de tedavi ve tanı amaçlı İdrar kaçırma tedavilerinde
Laparoskopinin riskleri var mıdır? nelerdir? diye soracak olur isek her cerrahi girişim bir risk taşıdığı gibi elbette laparoskopi içinde tehlike sıfırdır dememiz çok zor olur. Ameliyat esnasında çalışılan alan, yani mesane, barsaklar, damarlar ve rahim gibi organlar yaralanabilir. Elbette rastlanma olasılığı her ne kadar düşük de olsa laparoskopik ameliyatın komplikasyonları arasında maddelenebilmektedir.
Ancak avantajları daha fazladır. Örneğin hastanın taburculuğu daha kısa sürer. Az kısa sürede hasta günlük hayatına, temposuna dönebilir. Yürürken, otururken, kalkarken günlük rutin yaşantısını ertelemek zorunda değildir. Daha az enfeksiyon riski vardır. herhangi bir kesi alanı izi, dikiş izi söz konusu değildir. 1 cm lik en fazla üç kesi olacağı için hastayı estetik açısından da kaygıya düşürmez.
Laparoskopi Sonrası
Karna verilen gaz nadiren de olsa omuz da ağrıya neden olabilir. Cerrahi alanın küçük olması iyileşme süresini hızlandıracaktır. Bir hafta sonra kontrolünüzü lütfen ihmal etmeyin.Yüksek ateş beklenmedik bir durumdur ancak yüksek ateşte doktorunuza başvurunuz.Hastanede kalmanız gereken süre ise yalnızca bir gecedir.
#### Orgazm Aşısı
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Kadın cinsel sağlığı uzun yıllardır üzerinde en az konuşulan ama en çok merak edilen alanlardan biridir. Özellikle orgazm bozukluğu, birçok kadının hayat kalitesini etkileyen ancak dile getirmekte zorlandığı bir konudur. Son yıllarda tıpta gelişen yeni tedavi yöntemleri arasında dikkat çeken uygulamalardan biri de orgazm aşısıdır. Peki orgazm aşısı nedir, nasıl uygulanır, kimlere fayda sağlar? Bu yazımızda bilimsel ve tıbbi veriler ışığında tüm detayları ele alacağız.
Kadınlarda Orgazm Bozukluğu Nedir?
Orgazm bozukluğu, kadının yeterli cinsel uyarana rağmen orgazma ulaşamaması ya da çok zorlanması durumudur.
Araştırmalara göre kadınların yaklaşık %30-40’ı hayatlarının bir döneminde orgazm sorunu yaşamaktadır.
Bu durumun nedenleri psikolojik, hormonal ya da fiziksel olabilir.
En sık görülen sebepler arasında vajinal bölgedeki dolaşımın yetersizliği, doğum sonrası değişiklikler, hormonal dalgalanmalar, kronik stres ve özgüven sorunları yer almaktadır.
Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kadınlar yalnızca cinsel hayattan değil, genel yaşam kalitesinden de olumsuz etkilenmektedir. İşte bu noktada orgazm aşısı, tıbbın sunduğu yenilikçi çözümlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Orgazm Aşısı Nedir?
Tıbbi adıyla PRP (Platelet Rich Plasma) uygulaması, halk arasında “orgazm aşısı” olarak bilinmektedir. PRP yöntemi, kişiden alınan kendi kanının özel bir işlemden geçirilip platelet ve büyüme faktörlerinden zengin hale getirilmesi ile uygulanır
Elde edilen bu zengin plazma, vajinal bölgeye enjekte edilerek:
Kan dolaşımını artırır
Sinir uçlarını uyarır
Doku yenilenmesini sağlar
Böylece vajinal bölgede duyarlılık artar, cinsel uyarana verilen yanıt güçlenir ve orgazma ulaşmak kolaylaşır.
Orgazm Aşısı Nasıl Uygulanır?
Orgazm aşısı uygulaması oldukça basit ve güvenilir bir prosedürdür:
Kan alımı: Kişiden küçük bir tüp kadar kan alınır.
Ayrıştırma işlemi: Özel cihazlarla kan santrifüj edilerek platelet açısından zengin plazma elde edilir.
Enjeksiyon: Elde edilen PRP, vajinanın belirli bölgelerine (özellikle G noktası ve klitoral çevre) ince uçlu iğnelerle enjekte edilir.
İşlem ortalama 20-30 dakika sürer.
Genel anestezi gerekmez, lokal anestezik kremler ile ağrı en aza indirilir.
Hasta aynı gün sosyal yaşamına dönebilir.
Kimler İçin Uygundur?
Orgazm aşısı özellikle aşağıdaki gruplarda tercih edilmektedir:
Cinsel ilişki sırasında yeterli haz alamayan kadınlar
Orgazma ulaşmada zorluk yaşayanlar
Doğum sonrası vajinal bölgede duyarlılığı azalanlar
Vajinal kuruluk ve dolaşım problemleri yaşayanlar
Cinsel isteği olan fakat uyarıya rağmen tatmin olamayan kadınlar
Bununla birlikte her kadının durumu farklıdır. Bu nedenle öncelikle detaylı jinekolojik muayene ve öykü değerlendirmesi yapılmalıdır.
Orgazm Aşısının Faydaları
Vajinal bölgede duyarlılığın artması
Orgazm olma süresinin kısalması
Cinsel ilişki sırasında daha fazla haz
Vajinal dokularda yenilenme ve sıkılaşma
Kan dolaşımında artış sayesinde vajinal kuruluk şikâyetlerinde azalma
Kadının özgüveninde ve psikolojik rahatlamasında iyileşme
Bu etkiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Genellikle ilk ay içinde sonuçlar hissedilmeye başlanır.
Orgazm Aşısı Kalıcı mıdır?
Orgazm aşısı kalıcı bir çözüm değildir. PRP’nin etkisi zamanla azalabilir.
Ortalama 9-12 ay etkili olabilir.
Bazı kadınlarda bu süre daha kısa veya uzun olabilir.
Etkinin devamı için tekrarlayan uygulamalar yapılabilir.
Orgazm Aşısı Güvenli mi?
PRP, kişinin kendi kanından elde edildiği için alerji riski taşımaz.
Yan etki riski oldukça düşüktür.
Enjeksiyon bölgesinde geçici kızarıklık veya hafif şişlik görülebilir.
Uygulama sonrasında ciddi bir komplikasyon bildirilmemiştir.
Ancak bu işlemin uzman jinekologlar tarafından, steril koşullarda yapılması büyük önem taşır.
Orgazm Aşısı ile İlgili Sık Sorulan Sorular
İşlem acı verir mi?
Çoğu hasta işlem sırasında yalnızca iğne batması kadar hafif bir his tarif eder. Lokal anestezik kremler sayesinde ağrı minimaldir.
Cinsel ilişkiye ne zaman girilebilir?
Genellikle uygulamadan 2-3 gün sonra cinsel ilişkiye girilebilir.
Herkeste etkili olur mu?
Başarı oranı yüksektir, fakat kişiden kişiye farklılık gösterir. Özellikle psikolojik faktörler de cinsel fonksiyon üzerinde etkili olduğundan, destekleyici terapiler gerekebilir.
Tekrar edilmesi gerekir mi?
Evet, etkisinin devamlılığı için yılda 1 tekrar önerilebilir.
Orgazm Aşısı Kimlere Yapılmaz?
Gebelik döneminde olanlara
Aktif vajinal enfeksiyonu bulunanlara
Kanama bozukluğu olanlara
Kan sulandırıcı ilaç kullananlara (doktor onayı olmadan)
İleri derecede kronik hastalığı olanlara uygulama önerilmez.
Tıbbi ve Psikolojik Yönleriyle Orgazm Aşısı
Cinsel işlev bozukluklarının yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu da vardır. Orgazm aşısı fiziksel duyarlılığı artırsa da, bazı kadınlarda psikolojik danışmanlık veya cinsel terapi ile birlikte daha başarılı sonuçlar alınmaktadır.
Örneğin;
Stres, kaygı ve ilişki problemleri olan kadınlarda sadece orgazm aşısı yeterli olmayabilir.
Bu nedenle bütüncül yaklaşım büyük önem taşır.
Orgazm aşısı, kadın cinsel sağlığında umut vadeden, güvenilir ve etkili bir uygulamadır. PRP yöntemiyle vajinal bölgede dolaşım ve duyarlılık artar, bu da kadınların cinsel tatmin düzeyini yükseltir.
Ancak her tıbbi uygulamada olduğu gibi orgazm aşısı da kişiye özel değerlendirilmelidir. Uzman bir jinekoloğa başvurmak, muayene olmak ve beklentileri doğru belirlemek en sağlıklı yaklaşım olacaktır.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Orgazmik Doğum Nedir ?
Orgazmik doğum, ilk kez 2009 yılında "Orgasmic Birth: The Best-Kept Secret," adı altında doğum koçu Debra Pascali-Bonaro tarafından tanımlandı. İnsanlar bunu ilk duyduklarında oldukça ilginç ve hatta şüpheli bulmalarına rağmen savunan birçok uzman kabul edilebilir olduğunu savunmuştur. Çünkü çocuk yapmanın yolu da sağlıklı seksten geçmektedir.
Yazının tamamı: http://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/cinsellik/orgazmik-dogum-nedir_19530.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
#### Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu
OHSS, hiperstimüle overlerden salgılanan vazoaktif ürünlerden kaynaklanan sistemik bir hastalıktır. Kapiller geçirgenlik artışına bağlı olarak vasküler kompartmandan sıvı kaçağı olur. Üçüncü boşlukta sıvı birikir ve instrabasküler dehidrasyon olur. Herhangi bir supra fizyolojik ovaryen stimülasyon şeklinden sonra görülebilir. Tüp bebek tedavilerinden, klomifen sitratlar, gonadotropinlerle yapılan ovulasyon indüksiyonları gibi...
OHSS iki farklı şekilde meydana gelebilir ;
Hafif OHSS %33’e kadarOrta veya ciddi OHSS %3-8’e kadar OHSS Belirtileri ;Overyens timülasyon ultrasonografi görüntüsüAbdominal gerginlik, abdominal ağrıBulantı ve kusmaSolunum sıkıntısı Tüp bebek tedavisi ile meydana gelen OHSS’de muayene ;Vücut ağırlığı ve karın çevresinin ölçümü,Abdominal muayene, karında şişkinliğin derecesi, asit olup olmaması, hassasiyetKalp hızı, kan basıncı, göğüs muayenesiHidrasyon aldığı ve çıkardığının takibi Tüp bebek tedavisi ile meydana gelen OHSS’nin ayırıcı tanısı ;Bir over kisti komplikasyonu torsiyon ve kanama gibi, durum kötüleşiyorsa ağrı tek taraflı ise ve bulantı var ise torsiyondan şüphelenilmelidir. Ovaryen kan akımının renkli doppler ile değerlendirilmesi tanıda yardımcı olur.Pelvik enfeksiyonİntra-abdominal kanama, karın içi kanamasıEktopik gebelikApandisit OHSS’de meydana gelebilecek risk faktörleri nelerdir? Riski yüksek olan kadın grubunda kimler vardır? Polikistik overleri olan kadınlar, 30 yaşından büyük kadınlar, GnRH agonist kullanımlarında, hCG maruziyeti, çoğul follükül gelişimi, daha önceki meydana gelen ohss atakları, gebelik oluşan sikluslar ve çoğul gebelik oluşan tüp bebek tedavilerinde risk daha fazla olabilmektedir. Peki OHSS de meydana gelen riskler ve komplikasyonlar nelerdir? Morbiditesi : tromboz, böbrek ve karaciğer disfonksiyonu, uzamış hastane yatışı Mortalitesi neredeyse yok denecek kadar az, çok nadirdir. Aslında meydana gelen komplikasyonlar oldukça azdır. Tüp bebek tedavisin de meydana gelen OHSS için yapılan ve yapılması gereken tetkikler nelerdir?
Tam kan sayımı, beyaz küre sayımı, CRP, asit ve ovaryen boyu için pelvik ultrasonografi, solunumda sıkıntı var ise eğer göğüs için ultrasonografide yapılabilir. Tüp bebek tedavisinde OHSS’den korunmak için ne yapmalıyım? OHSS’den korunmak ve riski azaltmak için ilaçların dozları hastaya özel olarak organize edilmelidir. Her hastanın kullanacağı ilaç dozu aynı değildir. Tersi ise OHSS’ye davetiye çıkarmaktır. Ultasonografiler sık sık yapılmalı ve hormon seviyesi de bununla doğru orantılı olarak kontrol edilmelidir. Embriyo transferi ertelenebilir. Dondurulmuş embriyo transferi planlanabilir. Tedavi seçenekleri nelerdir? OHSS meydana gelmiş ise hasta da sıkı takip gerçekleştirilmelidir. Tedavisi kontrol altında tutularak albümin değerlerinin tekrar düzelmesi için sıvı yüklemesi yapılır, heparin damar içi trombozu önlemek amacı ile başlanır. Hasta ayaktan veya yatarak takip yapılabilir. Hekim OHSS derecesine göre karar vermektedir. Nefes darlığı ve bulantı meydana geldiğinde özellikle sıvı elektrolit dengesini sağlamak amacı ile sıvı vererek hastanın rahatlaması sağlanmaktadır.
#### Over Kistleri Tüp Bebek Tedavisini Engeller mi?
Over kistleri tüp bebek tedavisini engeller mi? Ankara tüp bebek merkezlerinde gerçekleştiren tüp bebek gittikçe geniş bir kitleye hitap etmektedir, belli bir zaman geçmesine rağmen bebek sahibi olamayan çiftlerde sperm ve yumurtanın dışarıda bir ortamda döllenmesi işlemine denilmektedir.
Kist ise; vücudun herhangi bir yerinde organda veya derinin içerisinde meydana gelebilen içi sıvı ve yağ dolu olan şişkinliklere verilen genel isimdir.
Aslında pek çok kişide sıklıkla kist görülebilirken, kist kelimesi halk arasında bir telaşa yol açmaktadır. Kistlerin çoğu iyi huylu iken küçük bir kısmı kötü huylu olup kansere veya çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir.
Over ise; kadınlarda yumurtalıklara verilen isimdir.
Over kisti; Yumurtalıklarda bulunan içi sıvı dolu şişlikler.
Over kistleri genellikle rastlanabilen sıradan bir durumdur ve çoğunlukla iyi huylu olarak izlenmektedir. Bazı hastalarda çok şiddetli olmayan ağrılara yol açabilmektedir. Fakat genellikle belirti vermemekle birlikte bazen de adet düzensizliği, şişlik, ağrı gibi etkilerle jinekoloğa başvurmayı gerektirebilir. Çoğu hastada da ancak rutin jinekolojik kontrollerde jinekolojik ultrasonografide meydana gelmektedir.
Over Kistlerinin Belirtileri Nelerdir?
Adetlerde düzensizlik,Kasıklarda ağrı,Karnın alt bölgesinde hassasiyet,Memelerde dolgunluk,İdrar sorunları,Cinsle ilişki sırasında ağrı,Sancılı adet.
Over Kistinde Tedavi Nedir?
Ultrasonda over kisti görülmesi tüp bebek tedavisine engel midir? Ultrasonografide over kisti izlenmesinin arkasından kistin çapına bağlı olarak hekim tarafından bir ay tedavi ertelenebilmektedir oral yolla alınan ilaçlarla çapı uygun olduğu sürece tedavisi mümkündür.
Ancak, kistlerin çapı büyük olduğu sürece ve oral olarak alınan ilaçlara direnç gösterdiği durumlarda kist aspirasyonu uygulanabilir. Kist aspirasyonunun arkasından Ankara tüp bebek merkezi kapsamında tüp bebek tedavisine başlanabilir.
Kist Aspirasyonu Nasıl Uygulanır?
Mümkün olan kistler Ankara Tüp bebek merkezi ile over kistleri aspire edilerek tedavi süreci hızlandırılabilir. Böylelikle bir ay hastanın tedavisi aksamamış olur. Sedasyon altında olan kist aspirasyonu işlem süresi yaklaşık olarak 15-20 dakika arasında sürmekte olup, günü birlik olarak hasta hastaneden çıkış yapabilir.
#### Over Kistleri Tüp Bebek Tedavisini Etkiler mi?
Over kistleri tüp bebek tedavisini etkiler mi? Belli bir zaman geçmesine rağmen bebek sahibi olamayan çiftlerde sperm ve yumurtanın dışarıda bir ortamda döllenmesi işlemine denilmektedir.Kist ise; vücudun herhangi bir yerinde organda veya derinin içerisinde meydana gelebilen içi sıvı ve yağ dolu olan şişkinliklere verilen genel isimdir.
Aslında pek çok kişide sıklıkla kist görülebilirken, kist kelimesi halk arasında bir telaşa yol açmaktadır. Kistlerin çoğu iyi huylu iken küçük bir kısmı kötü huylu olup kansere veya çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Over kistleri tüp bebek tedavisini etkiler mi? Sorusunu Detaylandıracak olursak;
Over ise; kadınlarda yumurtalıklara verilen isimdir.
Over kisti; Yumurtalıklarda bulunan içi sıvı dolu şişlikler.
Over kistleri genellikle rastlanabilen sıradan bir durumdur ve çoğunlukla iyi huylu olarak izlenmektedir. Bazı hastalarda çok şiddetli olmayan ağrılara yol açabilmektedir ama genellikle belirti vermemekle birlikte bazen de adet düzensizliği, şişlik, ağrı gibi etkilerle jinekoloğa başvurmayı gerektirmesi mümkün.
Bu nedenle bu gibi etilere sahipseniz sizler de danışma ihtiyacı duymanız mümkün.
Çoğu hastada da ancak rutin jinekolojik kontrollerde jinekolojik ultrasonografide meydana gelmektedir.
Over Kistlerinin Belirtileri Nelerdir?
Over kistlerinin belirtileri nelerdir? Sorusunun cevabını maddeler halinde listeyecek olursak;
Adetlerde düzensizlik,Kasıklarda ağrı,Karnın alt bölgesinde hassasiyet,Memelerde dolgunluk,İdrar sorunları,Cinsle ilişki sırasında ağrı,Sancılı adet.
Over Kistinde Tedavi Nedir?
Ultrasonda over kisti görülmesi tüp bebek tedavisine engel midir?Ultrasonografide over kisti izlenmesinin arkasından kistin çapına bağlı olarak hekim tarafından bir ay tedavi ertelenebilmektedir oral yolla alınan ilaçlarla çapı uygun olduğu sürece tedavisi mümkündür. Ancak, kistlerin çapı büyük olduğu sürece ve oral olarak alınan ilaçlara direnç gösterdiği durumlardakist aspirasyonu uygulanabilir. Kist aspirasyonunun arkasından Ankara tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisine başlamak mümkün. Bu nedenle tüp bebek hakkında detaylık bilgiyi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Kist Aspirasyonu Nasıl Uygulanır?
Mümkün olan kistler over kistleri aspire edilerek tedavi süreci hızlandırmak mümkün. Böylelikle bir ay hastanın tedavisi aksamamış olur. Sedasyon altında olan kist aspirasyonu işlem süresi yaklaşık olarak 15-20 dakika arasında sürmekte. Bu nedenle günü birlik olarak hasta hastaneden çıkış yapması mümkün.
#### PCOS HASTALARININ YEMEMESİ GEREKEN 7 GIDA
PCOS Nedir?
Polikistik over sendromu (PCOS), kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biridir. Yumurtalıklarda küçük kistler oluşmasına neden olabilen bu durum, adet düzensizlikleri, aşırı tüylenme, kilo alımı ve insülin direnci gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
PCOS'un Nedenleri
PCOS'un kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. İnsülin direnci, yüksek androjen seviyeleri ve iltihaplanma, PCOS'un gelişimine katkıda bulunan ana faktörlerdir.
PCOS'un Belirtileri
Adet düzensizlikleri: Uzun süren veya düzensiz adet döngüleri
Aşırı tüylenme: Yüz, göğüs, sırt gibi bölgelerde artan kıllanma
Akne ve cilt problemleri: Hormonal dengesizliklere bağlı olarak yağlı cilt ve sivilceler
Kilo alımı: Özellikle bel çevresinde yağlanma
Saç dökülmesi: Erkek tipi saç dökülmesi
Doğurganlık sorunları: Yumurtlama düzensizlikleri nedeniyle hamile kalmada zorluk
PCOS'un Tedavisi
PCOS'un kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, belirtileri hafifletmek için yaşam tarzı değişiklikleri ve bazı tıbbi tedaviler uygulanabilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimi, PCOS semptomlarını kontrol altına almada önemli rol oynar.
Doktorlar genellikle doğum kontrol hapları, insülin duyarlılığını artıran ilaçlar veya hormonal tedaviler önerebilir.
PCOS Hastaları Neleri Yememeli? Detaylı Rehber
Polikistik over sendromu (PCOS), hormonal dengesizliklere neden olan yaygın bir sağlık sorunudur. Beslenme alışkanlıkları, PCOS'un belirtilerini hafifletmede büyük rol oynar. Peki, PCOS hastaları hangi gıdalardan kaçınmalıdır?
https://sevtaphamdemir.com.tr/polikistik-over-sendromu-hangi-yaslarda-gorulur/
pcos diyeti
PCOS DİYETİ
1. Rafine Şeker ve Basit Karbonhidratlardan Kaçının
PCOS hastaları için en büyük risklerden biri insülin direncidir. Bu nedenle, kan şekerini hızlı yükselten basit karbonhidratlardan kaçınmak önemlidir.
Kaçınılması gereken yiyecekler:
Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve makarna
Şekerli içecekler (gazlı içecekler, meyve suları, enerji içecekleri)
Pastane ürünleri, kek, kurabiye ve tatlılar
İşlenmiş kahvaltılık gevrekler
2. Trans Yağlar ve İşlenmiş Gıdalar Tüketmeyin
Trans yağlar ve işlenmiş gıdalar, vücutta iltihaplanmaya neden olabilir ve PCOS semptomlarını kötüleştirebilir.
Kaçınılması gereken yiyecekler:
Fast food ürünleri (hamburger, kızarmış patates)
Margarin ve hidrojene yağ içeren gıdalar
Paketli bisküviler, cipsler ve krakerler
İşlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk)
3. Süt ve Süt Ürünlerine Dikkat Edin
Süt ürünleri bazı PCOS hastalarında insülin seviyelerini yükseltebilir. Bu nedenle, süt ve süt ürünleri tüketirken dikkatli olunmalıdır.
Alternatifler:
Badem sütü, Hindistan cevizi sütü veya laktozsuz süt
Yoğurt yerine bitkisel bazlı yoğurtlar
4. Gluteni Sınırlayın veya Bırakın
Bazı PCOS hastalarında gluten tüketimi iltihaplanmayı artırabilir. Gluten içeren gıdaları azaltmak veya bırakmak, belirtileri hafifletebilir.
Kaçınılması gereken yiyecekler:
Buğday içeren tüm ürünler (ekmek, makarna, kek, börek)
Arpa, çavdar ve bunlardan yapılan gıdalar
5. Kafein ve Alkolden Uzak Durun
Kafein, kortizol seviyelerini artırabilir ve hormonal dengesizliği kötüleştirebilir. Aynı şekilde, alkol de karaciğerde detoks sürecini zorlaştırarak hormon dengesini olumsuz etkileyebilir.
Alternatifler:
Bitki çayları (rezene, papatya, nane çayı)
Alkolsüz sağlıklı içecekler (limonlu su, kombucha)
6. Doymuş Yağları ve Kızartılmış Yiyecekleri Sınırlayın
Doymuş yağlar, östrojen seviyelerini artırarak hormonal dengesizlikleri tetikleyebilir. Kızartılmış yiyecekler ise hem kilo alımını artırır hem de insülin direncini kötüleştirir.
Kaçınılması gereken yiyecekler:
Kırmızı etin yağlı kısımları
Kızartılmış yiyecekler
Tereyağı ve krema gibi yüksek yağlı süt ürünleri
7. Yapay Tatlandırıcılar ve İşlenmiş Şekerlerden Kaçının
Yapay tatlandırıcılar bağırsak florasını bozabilir ve insülin seviyelerini olumsuz etkileyebilir. Aynı şekilde, işlenmiş şekerler de kan şekerinin ani yükselmesine neden olabilir.
Kaçınılması gereken yiyecekler:
Diyet içecekler
Yapay tatlandırıcı içeren ürünler (şekersiz sakız, protein barları)
Şeker ilaveli yoğurt ve soslar
pcos diyeti
PCOS Hastalarının Tüketmesi Gereken 10 Gıda
PCOS hastalarının sağlıklı beslenmesi, hormon dengesini sağlamak ve insülin direncini yönetmek için oldukça önemli bir konudur. PCOS hastalarının tüketmesi gereken 10 gıda aşağıda verilmiştir.
Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, lahana,marul ,pırasa gibi sebzeler antioksidan bakımından zengindir.
Somon ve Omega-3 açısından zengin balıklar:Balık iltihaplanmayı azaltır ve hormon dengesini destekler.
Tam tahıllar: Kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur.
Kuruyemişler ve tohumlar: Badem, ceviz, keten tohumu sağlıklı yağlar içerir.
Avokado: Sağlıklı yağlar bakımından zengin olup insülin direncini iyileştirebilir.
Zeytinyağı: İltihap önleyici özelliklere sahiptir.
Baklagiller: Lif açısından zengindir ve sindirimi destekler.
Yaban mersini ve böğürtlen: Düşük glisemik indekse sahip olup antioksidanlar açısından faydalıdır.
Yoğurt ve kefir: Probiyotik içerikleri ile bağırsak sağlığını destekler.
Tarçın: Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir.
PCOS hastalarının sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme alışkanlıklarını düzenlemesi şarttır. İşlenmiş gıdalardan, rafine şekerlerden, trans yağlardan ve süt ürünlerinden kaçınmak, belirtileri kontrol altında tutmada etkili olabilir. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile PCOS semptomlarını hafifletmek mümkündür.
http://www.sevtaphamdemir.com
#### Pelvik Taban Anatomisi
Kadınlar pelvik taban anatomisi oldukça kompleksi bir yapıdır. Pelvik taban fonksiyonları pelvik organların destek sağlamak üretra vajina ve rektuma daraltan etki göstermek ve pelvik kemikler arası uyum ve çeşitli pozisyonlarda cinsel etki göstermektedir. Pelvik taban 3 temel yapıda incelenmektedir. Kemik yapı kas yapı ve bağ dokusu. Pelvik kemiğin görünümü leğene benzer mesane rektum ve iç üreme organlarını içinde taşır esas görevi yürüme koşma gibi vücut hareketlerini sağlamaktadır kemik pelvis 4 kemikten oluşur bu kemikler iki ilium koksiks ve sakrumdur. Pelvik taban kasları yüzeysel ve derin kas tabakaları olmak üzere ikiye ayrılır.
Pelvik taban kas yapısında en önemli rolü derin kas (levator anı) kas grubu üstlenmektedir. En önemli görevi idrar yapma gaita yapma ve cinsel fonksiyonlarda rol oynar 3 kasın birleşmesiyle oluşur cinsel fonksiyon üzerinde oldukça etkilidir. Pelviste ilium ismini verdiğimiz pelvik kemiklere bağlanacak olan pelvik tabanı hamak şeklinde bağlanır. Pelvik taban kaslarının pudental siniri uyarır. Levator ani kası da bu sinir ile uyarılır. Bu sınır doğum ve pelvik cerrahi esnasında zedelenebilir.
[lwptoc title="Pelvik Taban Anatomisi"]
Ön Duvar Sarkması (Sistosel)
İdrar torbası yıllık karşılanma olasılığı 9-3/100 kadın yılıdır. Kadınlar da en sık görülen on duvar cerrahilerin %80 on duvar onarımıdır aynı zaman da on duvar hasarı, en yüksek zarar görme riski taşır ve onarımı %41lere kadardır.
Endo Pelvik Fasya
Pelvik ağızı vajinayı pelvik ismini verdiğimiz kemik fasya bağlar. Bu fasya pubis p.rekto vajinaya kordirol ve ütero sekral ligamentlerin bir bölümüdür.
Arkus Fasya
Uzunluğu yaklaşık 7.50-9 cm arasında olan pelvik diyagframın üst yaprağı olarak tanımlanır. Arkus fasyanın her iki yana yapışarak mesanenin (idrar torbası) yerinde kalmasını sağlar. Eğer bu bozulursa oluşan purovajinal de defekt idrar torbasının sarkmasını sağlayabilir. Altında kalınarak yapılan cerrahi perinial cerrahidir. Tercih edilen cerrahi tipi budur.
Pelvik Destek Yapılar
Pelvik organların vajinal desteğinin kaybolması sıklıkla genitouriner prolapsusla karşımıza çıkar. Vajene bağ dokusu destekleri üç seviye de gerçekleşir. Seviye bir uterosakral kardinal ligaman kompleksi bağlar. Bu yapı rahim ve üst vajeni normal pozisyonunda tutar. Seviye iki on vajen duvarının orta kısmını asar. Böylece ön veya vajenal olukları oluşur. Bu seviye de akan yan desteklerde vardır. Bu yan desteklerin zayıflaması durumunda paravajınal defekt ve ön vajen duvarının prolapsusu ortaya çıkar. Seviye üç normal anatomi pozisyonda olmasını sağlar. Bu seviye kaybı durumunda üretral hipermobilite ve stres idrar kaçırma, arkada kaybı durumunda, ise distal rektosel veya perinal düşüş ortaya çıkar.
İdrar Kaçırma (Uriner Inkontinans)
İdrar kaçırma kontrol edilmeye ve istemsiz idrar tutama halidir. Tıbbi adı üriner inkontınasıdır. Her yaşta olabilsede ileri yaşlarda daha sık görülür. Sürekli olarak tekrarlarsa hastalık kabul edilir. İdrar kaçırma kişinin yaşam konforunu bozarak sosyal ve psikolojik sorunlara yol açar.
İdrar Kaçırma Tipleri;
Stres İdrar Kaçırma
Kadınlarda ki idrar kaçırmanın en sık görülen tipi oluşturur. Öksürme ve egzersiz gibi çeşitli hareketler sırasında idrar kaçırılır.
Sıkışma Tipi İdrar Kaçırma (ÜRGE)
Güçlü ve acılı bir tuvalete gitme ihtiyacı hissedildiği anda tuvalete yetişmeden idrar kaçırma olayıdır.
Miks İdrar Kaçırma
Stres ve sıkışma tipi idrar kaçırma bir arada olmasıdır.
Taşma İdrar Kaçırma
Mesanede kapasitesinin üzerinde idrar depolandığında idrar yapma zorunluluğu hissetmede küçük, miktarlarda idrar kaçırma olmaktadır.
İdrar Kaçırmanın Nedenleri
Hormon eksikliği,
Pelvik taban kaslarını zayıflığı,
Nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma,
İdrar yolu enfeksiyonu.
Yaygın Risk Faktörleri
Geçirilmiş pelvik ameliyatlar,
Doğum,
Menopoz.
Olgunlarla Gözlenen Semptomlar
Ani işeme hissi,
Ani işeme hisli kaçırma,
Stres uriner kaçırma,
Yeterince mesaneyi boşaltmama hissi,
Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyon,
Pelvik ağrı,
Cinsel ilişki de ağrı,
Vajinalde dışarı sarkan şişlik.
İdrar Kaçırma Tanı
Tanıda tıbbi hikayeyi ve fizik muayene önemlidir. Ayrıca idrar torbasının görüntüsünü ve işlevini gösteren (ürodinami testleri) çeşitli testler ve görüntü yöntemleriyle tanı koyulmaktadır.
İdrar Kaçırma Tedavileri
Diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri,
Mesane eğitimi,
Pelvik taban kas egzersizleri,
Cerrahi tedaviler (askı yöntemleri).
Askı Yöntemleri
Transobturator Askı Yönetimi
Hasta bacakları her iki yana açılacak şekilde yatırılır. Bisturi kullanarak mesaneyi 0.5cm uzaklıktan başlayarak tam kalınlıkta 1.5 cm boyunda kesi yapılır. Makas kullanarak iki yanda kesi oluşur. Oluşan bu yolda cerrah işaret veya serçe parmağının ucunu dokunmak için sokabilir. Sağ ve sol hayali çizilerek küçük bir bistüri ile delinir. Önce bir tarafa kanca bu deliğe dik olacak şekilde derine doğru güç uygulanır. Kanca ucu işaret parmak ucunda hissedilir hissedilmez kanca yaklaşık 90 derece içe doğru döndürülüp, subüretral insizyonda çıkarılır. Aynı işlem karşı tarafta tekrarlandığında pubislerin arkasından ilerletilmiş ve üretra altında yerleştirilmiştir. Uygun gerim sağlandıktan sonra insizyonlar kapatılarak işleme son verilir. Kontrole sıklıkla gerek yoktur, ancak şüphe varsa yapılmalıdır. Gerimin kontrolünü sağlamak için ayarlı askı kullanılabilir.
Paraüretral Askı Yerleştirme (TUT)
Hasta bacaklarını iki yana açacak şekilde yatırılır. Uygun sedasyon takiben mesaneye 16 fr foley numaralı sondası yerleştirilir. İdrar torbası boşaltılır. Bistüri ile üretrada 0.5cm uzaktan başlayan tam kalınlıkta 1.5 cm boyunda kesi yapılır. Kanca ucu hastanın omzuna işaret etmektedir. Kanca çıkışı kolaylaştırmak için kancanın yükseldiği kısım bistüri ile 0.5cm uzunluğunda insize edilir. Kanca taşıyıcı kısmına yerleştiren meş karın duvarda çıkmış olur. Aynı işlem diğer tarafta da tekrarlanır. Hastaya sistoskopi yapılır. Mesanenin içinde olup olmadığı kontrol edilir. Askı geçiş alanı idrar torbasının yakın olması nedeniyle meşi buradan geçip geçmediği sistoskopiyle kontrol edilir.
Paraüretral Askı Yerleştirme
Hasta bacakları iki yana açılacak pozisyonda yatırılır. Uygun sedasyon(anestezi) takiben, mesaneye sonda yerleştirilir. İdrar torbası boşaltılır. 0.5cm uzaktan başlayarak tam kalınlıkta 1.5cmlik kesi yapılır. Yukardan aşağı askı yerleştirilmesi için özel dizayn edilmiş kanca kesiye yerleştirilir. Aynı işlem diğer tarafta da tekrarlanır. Hastaya sistoskopi yapılır. Meş kolları mesanede olup olmadığına bakılır.
Retropubik Askı
Askı mutlaka fasyal planının altına yerleştirilir. Bunun içinde tam kat kesi yapılmalıdır. Kesi yapıldıktan sonra her iki taraf makas ile açılır. Kanca çok yönlendirilirse aksesuar damarların yaralanması olasıdır.
Tek İnsizyonlu Mini Askılar
16 Nol’u silikon katater’e uygulanır ve üretranın uzunluğu ölçülür vajende üretranın hemen altında doğru tam kalınlıkta bir orta hat kesi yapılır. Oluşturulan boşluk uygulayıcının sığabileceği kadar olmalıdır. Uygulanan alet diseksiyon yapılan boşluğun içine doğru yerleştirilir. Çapanın yeterince yapıştığının test etmek için bandın serbest uçları çekilir. Aynı işlem karşı tarafta da uygulanır. Bandın serbest uçları kesilir, sisteskopiye gerek yoktur. Ortalama operasyon süresi 5 dakikadır. Hastalar en geç 24 saat içinde taburcu edilir.
PRE - Pubik Askı (DTS ASKI)
Strese bağlı idrar kaçırma nedeniyle mid-üretral askı uygulaması sonrası idrar kaçıranlar bu olgularda gevşekliğe bağlı olarak üretrada yapışmama vardır. Hasta ani hareketlerle idrar kaçırmada şikayetçidir. Genellikle stres inkontinans yoktur. Ölçülen idrar kaçağının tampon uygulanarak %50-70 azaltılabilmesi bu durum için bir testtir. Operasyon diğer, askılara benzememesine rağmen farklı olarak pubik kemiğinin ön yüzeyi ile kas tabanları arasında yer alır.
#### Perinatolog Kimdir? Perinatoloji Nedir?
Perinatoloji, yüksek riskin bulunduğu ya da problemli gebeliklerin teşhisi gerçekleştirilerek henüz anne karnında bulunan bebekte olan ya da olabilecek problemlerin teşhisi ve tedavisini yapan bilim dalı olarak adlandırılır. Perinatologlar, fetal ekokardiyografi, ayrıntılı ultrason, Koryon Villus Biyopsisi (koryon villus örneklemesi), amniyosentez, kordosentez, fetal redüksiyon, anne karnında kan değişim işlemi ve kordon kapanması operasyonu gibi sorunları teşhis ve tedavi edici işlemler ile uğraşırlar.
Gebelik döneminde ya da gebelik döneminden önce anne de var olan sistemik hastalıklar sonucunda örneğin kalp anomalileri, hipertansif seyreden vakalar, diyabet, sinir sistemi hastalıkları, fizik tedavi gerektiren durumlar, tiroid bozukluğu, karaciğer ve bağırsak ile ilgili rahatsızlıklar, enfeksiyonel hastalıklar, geçirmiş enfeksiyonel hastalığı bulunanlar, daha önce düşük ağırlıklı doğumlar yapmış, erken doğum yaşamış, düşük ve küretaj yapılmıış gebeliklere sahip kadınlar da perinatologları tercih etmelidir.Gebelik sürecinde de gebeliğe bağlı yüksek tansiyon (preeklempsi), gebelik şekeri, ikili test, üçlü test ve dörtlü testin problemli sonuç vermesi ve bunun sonucunda da bebek için amniyosentez yapılması, alfafetaproteinin yüksek olması, gebeliğin çoğul olması (ikiz ya da üçüz gibi), bebekte gelişme geriliği, bebekte fiziksel bozukluklar (anomaliler), plasenta previa denilen bebeğin eşinin yerleşim yerinin bozuk olması gibi durumlar ile de perinatologlar ilgilenmektedir.
Ayrıntılı Ultrasonografi (Anomali Taraması) : Gebeliğin 19. Haftasından itibaren 22. Haftasına kadar yapılan bebekteki kalp ve damar hastalıkları beyin anomalileri eklem anomalileri büyüme ve gelişme geriliği vs saptanmasında yardımcı bir USG çeşididir.- Doppler Ultrasonografi : Doppler USG anneden bebeğe geçen kan akımını ölçer. Bebeğin yaşamı bu USG ile net bir şekilde ölçülür. Dalgalar önemlidir.- Amniyosentez : İkili ve dörtlü tarama sonuçlarında pozitiflik ve risk görülmüş gebelere annenin karnından bebeğin amniyon sıvısından sıvı alınarak laboratuvarlarca down sendromu açısından incelenmesi durumudur. 16.haftadan itibaren yapılabilir.- CVS : Koryonik villus biyopsisi, gebelik sırasında genetik test yapabilmek için küçük miktarlarda koryonik villus alma işlemidir. Bazı özgün genetik hastalıklar için bebeğin gen ya da kromozomlarını test etmek için sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.- Kordosentez : Bebeğin kordonundan alınan kan ile down sendromu saptanması açısından önemlidir.- Fetusa anne karnında cerrahi müdahaleler ve tıbbi tedaviler- Yüksek Riskli Gebeliklerin Takibi : Yüksek risk grubu altındaki tüm gebelerin takibini perinatolog üstlenmektedir.PERİNATOLOJİNİN İLGİ ALANINA GİREN KONULAR NELERDİR- Tekrarlayan düşükler- Erken doğum- Şeker hastalığı- Hipertansiyon- Gebelik zehirlenmesi- Bebek kayıpları- Annenin tüm sistemik hastalıkları- Anormal bebek doğurma öyküsü- Aile öyküsündeki genetik sorunlar- Kromozom ya da gen hastalıkları riski- Gelişme geriliği- Organ anomalileri- Rh uyuşmazlığı- Çoğul gebelikler- Plasenta anomalileri- Amniyon sıvısı anomalileri- Kalp ve damar gelişimi geriliği- Down sendromu riski- Kemik gelişim problemleri- Akciğer gelişimi geriliği- Fetal enfeksiyonlar- Anne de görülmüş ciddi enfeksiyonlar- Fetal tümörler- Böbrek gelişimi problemi- İdrar yolları sorunu
#### Polihidramnios Nedir?
Polihidramnios veya hidramnios rahim içerisinde bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısının normalden fazla olmasıdır. Bütün gebeliklerin yaklaşık %1-2'sinde polihidramnios izlenir.
Tanısı amniyon sıvısının ultrasonda fazla izlenmesi ile konur. Amniyotik sıvı indeksi (ASİ) yöntemi 4 kadran ölçüm toplamı 250 mm'den büyükse veya en derin vertikal cep ölçümü 80 mm'den büyükse polihidramnios tanısı konur.
Amniyotik Sıvı Nedir? Ne İşe Yarar?
Amniyon kesesi,bebeğinin içinde yüzdüğü ve gelişimini tamamlaması için yaşaması gereken yerdir. Amniyon ise bu kesenin içini dolduran sıvının adıdır.
Amniyon sıvısı bebeğinin simetrik büyümesine yardım ederek bazı organların gelişmemesini önler.
Bebeğinin motor ve beyin gelişimine katkıda bulunur.
Ses, ışık, basınç, darbe gibi dışarıdan gelen uyarılara karşı bebeğini korur.
Bebeğinin vücut içindeki ısısını düzenler.
İçeriğindeki maddelerin farklı kokuları ve tatları ile bebeğinin duyu organlarının gelişimini destekler.
Polihidramniyos Nedenleri Nelerdir?
Polihidramniyos anne ya da bebeğe bağlı nedenler ile ortaya çıkabilir. Anneden kaynaklanan en önemli neden şeker hastalığı yani diabettir.
Bebekten kaynaklanan nedenler ise:
Sıvı geçişini kısıtlayan sindirim sistemi tıkanıklıkları
Merkezi sinir sistemi kaynaklı yutma bozuklukları
Yutma bozukluğuna neden olabilen kromozom anomalileri
İkizden ikize transfüzyon sendromu
Bebekte kalp yetmezliği
Konjenital enfeksiyonlar
Çoğu durumda altta yatan bir neden bulunamaz.
Komplikasyonlar:
İdiyopatik olanların gidişatı oldukça iyidir. İleri düzeyde değildir, genelde polihidramnios hafif dercededir ve sıvı miktarı sabit seyreder, bu gebeliklerde iri bebek daha fazla görüldüğü için sezaryen oranları artmıştır. Fakat ani gelişen ve ciddi polihidramnioslarda erken doğum ve suların erken gelmesi riskleri artmaktadır. Ani su gelmesiyle bebeğin eşinin erken ayrılması olabilmektedir.
Polihidroamniyons Hangi Sorunlara Neden Olabilir?
Erken doğum: Hamileliğin 37. Haftasından önce
Erken membran rüptürü(PROM): Doğum başlamadan önce hamileliğin 37. Haftasında amniyotik kesenin yırtılması durumu
Plesental abruptiyon: Plesentanın doğumdan önce rahim duvarından kısmen veya tamamen ayrılması durumu
Ölü doğum: Bir bebeğin gebeliğin 20, haftasından sonra rahimde ölmesi durumu
Doğum sonu kanaması: Doğum sonrası şiddetli kanama
Fetal malpozisyon: Bir bebeğin baş aşağı konumda olmaması durumu. Bu durumda sezeryanla doğum gerekebilir.
Tanısı Nasıl Konur?
Polihidramniyos tanısı ultrason incelemesi ile konur. Ultrason aynı zamanda polihidramniyos nedeni olabilecek anomalilerin tanısında da önemlidir.
Tedavisi Nedir?
Polihidramniyosun tedavisi doktorunuzun genel sağlık durumunuz, bebeğinizin durumu, olayın şiddeti ve sizin görüşünüzü bir arada değerlendirmesinden sonra belirlenir. Tedavide:
Yakın takip ve sık ultrason incelemeleri
Bebeğinizin idrar miktarını azaltmaya yönelik ilaç tedavileri
Amniyon sıvısını azaltmak için amniyosentez
Doğum yani hamileliğinizin sonlandırılması olabilir.
Tedavinin amacı anne adayını rahatlatmak ve gebeliği devam ettirmektir.
Evde Tedbir Zamanı adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Servikal Yetmezlik ve Serklaj adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Psikolojisi adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Polikistik Over Nedir?
Polikistik over yumurtalıklarda birden fazla kistin oluşmasıdır. Yumurtaların tam olarak gelişmemesi ve yumurtaların kist oluşturmasına polikistik over adı verilir.
Polikistik overın olmasının sebebi ise yumurtlamayı sağlayan hormonların çeşitli nedenlerden dolayı salgılanmaması ve yumurtanın tam olmasına ve yumurtaların gelişmemesine bağlı kistleri ortaya çıkarır.
Polikistik over nedenleri
-Tiroid hormon salgı bozuklukları
-Şişmanlık
-Şeker hastalığı
-Stres
-Böbrek üstü bezlerde fazla erkeklik hormonu salgılanması
Polikistik over belirtileri; polikistik overın en belirgin belirtisi aşırı tüylenmedir. Yüzde,boyunda, göğüs aralarında, göbek çevresinde, bacak iç kısımlarında çok fazla tüylenme görülür. Bir diğer belirti ise sivilcelerdir. Saç dökülmesi de bu hastalığın diğer belirtisidir. Bu hastalığın diğer belirtileri ise adet gecikmesi ve düzensizliğidir. Polikistik hastalarında yumurtlama olmadığından dolayı kısırlığa yol açabilir. Bu bayanlarda hormon düzensizliğinden dolayı kilo alımı da olacaktır.
Polikistik overın 2 tedavi yöntemi vardır. Bunlardan biri medikal tedavi, diğeri ise cerrahi tedavidir.
Yukarıdaki belirtilenlerden kendinizde gözlemliyorsanız mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.Toparlayacak olursak polikistik over yumurtalıklarda birden fazla kistin olmasıdır. Bu hastalığın asıl sebebi ise yumurtlama düzenin tam olmamasıdır. Polikistik over şöyle meydana gelir; yumurtlamalarda olan yumurtaların tam olarak gelişememesi ve yumurtaların kiste dönmesiyle polikistik over ortaya çıkıyor. Bu yumurtaların tam olarak büyütemediniz sebebi ise yumurtlamayı sağlayan hormonların tam çalışmamasıdır.
Polikistik overin birçok nedeni vardır. Bu hastalıklar genetikte olabilir. Troid hormon salgı bozuklukları, prolaktin salgı artışı, şişmanlık,şeker hastalığına, stres,böbrek üstü bezlerden fazlaca erkeklik hormonu salınması. Bu gibi nedenlerden dolayı polikistik over olmaktadır. Kadınlar bu hastalığı gittikleri jinekolojik muayenelerden, ultrasonlardan ortaya çıkmaktadır. Polikistik overin birçok belirtisi vardır. Kadınların bu aralarda gittikçe artan polikistik overe dikkat etmeleri gerekir. Kendilerinde bir belirtisini ve/veya bulgusunu hisseden her kadın doktoruna danışmalıdır. Bu hastalığın en belirgin özelliği ise aşırı tüylenmedir. Sivilce, adet gecikmesi ,adet düzensizliği, saç dökülmesi gibi belirtileri vardır. Bu belirtileri gözlemlediğiniz Zaman mutlaka doktorunuza başvurun ve gerekli tetkikleri yaptırın. Polikistik overin iki türlü tedavi yöntemi vardır. Birincisi medikal tedavi yani ilaç tedavisi, diğeri ise cerrahi tedavi yani ameliyat ile tedavidir.
#### Polikistik Over Sendromu
Polikistik Over Sendromu, bir tüp bebek tedavisi nedeni olan PCOS’u Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor;
Kadınlarda en sık rastlanan ve izlenen Polikistik over sendromu hormonal bozuklukların başında yer alan bir sendromdur.
Polikistik over, her on kadından birisinde görülebilen polikistik over sendromu; her on kadından birisinde görülebilen genetik kökenli olduğu da düşünülen önemli bir yumurtlama sorunudur.
Sağlıklı bir kadının vücudunda her ay bir tane yumurta geliştirirken polikistik overli hastalar da çoğunda döllenme yeteneği kazanamayan yumurtalıklar ultrason görüntüsünde birden fazla kesecik yani birden fazla kist olarak izlenmektedir.
Polikistik over sendromu, belirtileri her hastadan her hastaya göre farlı olarak gösterip, şiddeti de farklı şekilde belirti verirken hafif belirtiler yaşayan hastalar gözden kaçabilir. Kadınların her yıl düzenli olarak jinekolojik muayenelerini yaptırmaları bu açıdan da önemlidir.
Polikistik over sendromu kadınlarda en sık rastlanan ve izlenen hormonal bozuklukların başında yer alan bir sendromdur. Polikistik over sendromunda tanı, tüp bebek uzmanları veya kadın doğum uzmanları tarafınca klinik bulgular, radyolojik görüntüler ve hastanın öyküsü detaylı bir şekilde dinlenerek ve incelenerek konulur. Hasta normalden erken veya geç adet görme gibi adet düzensizlikleri, ses tonunda kalınlaşma, vücutta bazı bölgelerde tüylenme artışı, normalden daha yüksek düzeyde bir saç dökülmesi gibi problemlerle başvurur hekime genellikle. Hepsi görülmese bile bir veya bir kaçı muhakkak görülmektedir polikistik over hastalarında.
Hasta kontrole geldikten sonra adetin ikinci veya üçüncü günü tekrar çağırılır hekim tarafından.Adetin ikinci veya üçüncü gününde bakılması gereken bazı hormon düzeyleri vardır. Tüm bu kan testlerinin sonucu ile polikistik overin kesin tanısı konulabilmektedir. Yumurtlama döngüsünün düzenlenmesini sağlayan FSH LH E2 PRL Serbest Testesteron ve Total Testesteron hormonlarında yumurtalık hormonuna sahip olan değeri düşük olduğu görülürken erkeklik hormonunun normalin üstünde olduğu görülmektedir. Hormonların yanı sıra polikistik overin tanısında ve takibinde vaginalultrasonografi ve abdominal ultrasonografi büyük önem taşır.
PKOS hastalığında yumurtlama olmaz, bunun temel nedeni gelişemeyerek yumurtalık çeperinde birikmesi ve kistleşmesidir. Aynı zamanda gelişemeyerek çatlaması için yumurtalar kendini seçemez ve bundan dolayı da hem adet düzensizliği meydana gelir hem de çatlama olmadığı için gebelik sağlanamaz. Ultrasonografide kontrollerde genellikle bir yumurtanın veya iki yumurtanın kistik bir görünüm de olduğu izlenmektedir. PCOS hastalarında tedavi sürecine girilmesi için acele edilerek hızlı bir şekilde kilo kaybının sağlanması, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve hormon seviyelerinin hekim tarafından kontrol altına alınması sağlanır.
Polikistik over sendromunda tanı, tüp bebek uzmanları veya kadın doğum uzmanları tarafınca klinik bulgular, radyolojik görüntüler ve hastanın öyküsü detaylı bir şekilde dinlenerek ve incelenerek konulur. Hasta normalden erken veya geç adet görme gibi adet düzensizlikleri, ses tonunda kalınlaşma, vücutta bazı bölgelerde tüylenme artışı, normalden daha yüksek düzeyde bir saç dökülmesi gibi problemlerle başvurur hekime genellikle. Hepsi görülmese bile bir veya bir kaçı muhakkak görülmektedir polikistik over hastalarında. Hasta kontrole geldikten sonra adetin ikinci veya üçüncü günü tekrar çağırılır hekim tarafından.
Adetin ikinci veya üçüncü gününde bakılması gereken bazı hormon düzeyleri vardır. Tüm bu kan testlerinin sonucu ile polikistik overin kesin tanısı konulabilmektedir. Yumurtlama döngüsünün düzenlenmesini sağlayan FSH LH E2 PRL Serbest Testesteron ve Total Testesteron hormonlarında yumurtalık hormonuna sahip olan değeri düşük olduğu görülürken erkeklik hormonunun normalin üstünde olduğu görülmektedir.
Hormonların yanı sıra polikistik overin tanısında ve takibinde vaginalultrasonografi ve abdominal ultrasonografi büyük önem taşır.
PKOS hastalığında yumurtlama olmaz, bunun temel nedeni gelişemeyerek yumurtalık çeperinde birikmesi ve kistleşmesidir. Aynı zamanda gelişemeyerek çatlaması için yumurtalar kendini seçemez ve bundan dolayı da hem adet düzensizliği meydana gelir hem de çatlama olmadığı için gebelik sağlanamaz. Ultrasonografide kontrollerde genellikle bir yumurtanın veya iki yumurtanın kistik bir görünüm de olduğu izlenmektedir.
PCOS hastalarında tedavi sürecine girilmesi için acele edilerek hızlı bir şekilde kilo kaybının sağlanması, beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve hormon seviyelerinin hekim tarafından kontrol altına alınması sağlanır.
PCOS Belirtileri Nelerdir?
Tüylenme de artış,Saç dökülmesi,Kilo artışı,Adet düzensizliği,Yumurtlama bozukluğuna bağlı olarak infertilite,Cildin kararması,Baş ağrısı,Akne problemleri,Sivilcelenme,İnsülin direnci,Depresyon.
Belirtlilerini maddeler halinde listeledik.
PCOS hastalarında bebek sahibi olma isteği oluştuğunda mutlaka hekimini bilgilendirmeli ve destek veya tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olması için hastaya yardımcı olunmalıdır. PCOS hastaları çatlaması için yumurtasını seçemediğinden dolayı destek tedavi yöntemlerinden tüp bebek merkezlerinde tüp bebek uzmanları tarafından yararlanabilmektedir.
Polikistik Over Sendromunun Nedenleri Nelerdir?
Polikistik over sendromunda klinik ve deneysel araştırmalara rağmen polikistik overe neyin sebep olduğu aslında tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte de metabolizmanın düzenlenmesini sağlayan insülin hormonunun neden olduğu da düşünülebilir. Bu nedenle hatta polikistik overdan şüphelenilen hastadan insülin direnci testi de istenebilir.
Aşırı kilonun insülin direncine neden olduğu ve insülin direncinin de polikistik over sendromunu tetiklediği düşünülmektedir. Vücuttaki ana besin kaynağı şekerdir. Enerji sağlamak için kas, yağ ve karaciğer hücreleri içine girmesini sağlayan temel hormon ise insülindir. Pankreastaki beta hücrelerinden salgılanmaktadır. İnsülin direnci ile birlikte vücutta ortaya çıkan yüksek insülin, yumurtalıklarda erkeklik hormonundaki artışı tetiklemektedir. Erkeklik hormonlarına ise androjenler olarak da karşınıza çıkabilir.
Polikistik Overin Tedavisi Nedir?
Polikistik overin tedavisi yaşa ve hastanın isteğine göre değişiklik gösterebilir. Hastaların tedavilerinin planı yapılırken öncelikle diyetisyen desteği önerilmektedir. Diyetisyen desteği eşliğinde takip sonrasında, polikistik over olan kadınlarda diğerlerine göre daha fazla görülen obezite durumu daha da kötüleşebilir ve tedaviye yanıt zor bir hal alabilir. Kilo kontrolü aslında hastanın düzenli adet görmesine de destek olacaktır.
Tıbbi olarak tedavi ve kilonun kontrol altına alınabilmesi ile adet düzeninde önemli oranda düzelme meydana gelebilir. Yumurtlama probleminin son bulması bazen de gebeliğin oluşulmasında pozitif etkiyi kendiliğinden sağlayacaktır. Adet düzensizliğinin devam ettiği durumlarda yumurtlamayı uyaran ilaçlar ve destek olarak hormon bulunan hormon iğneleri de kullanılabilir. Takipler ile birlikte en sonunda gelişen ve büyüyen yumurtalardan normal ilişki önerilir ve aşılama yöntemi ile gebelik şansı denenebilir. Ovulasyon takibinin arkasından yapılan aşılama tedavilerinin sonuçlarının da negatifliği izlenmişse o zaman hastaya tüp bebek tedavisi önerilmektedir.
Bebek sahibi olmak istemeyen çiftlerde de yinede ovulasyonu düzenleyerek düzenli adet görmeyi sağlamaktadır. Bunun için doğum kontrol hapları veya progesteron içeren hormonal tedavi destekleri verilebilir.
Tıbbi duruma göre hastaya uygun bir diyet önerisinde bulunulabilir. Aynı zamanda polikistik over hastaları düzensiz egzersiz programı da kişiye önerilebilir. Bununla birlikte insülin direncini kıran bloke eden ilaçlar da önerilebilir. Egzersiz ve diyet desteği için uzman kişilere yönlendirmesi yapılarak daha doğru yanıt alınması beklenmektedir.
Polikistik Over Sendromu Tedavisinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Polikistik over sendromunda, tedavilerinden sonra ya da gebelik isteyen çiftler içinde bebeklerine kavuştuktan sonra jinekolojik takiplerini bırakmamaları ve yıllık muayenelerine düzenli olarak devam etmeleri kesinlikle büyük önem taşımaktadır. Bu hastalarda ileri yaşlarda şeker hastalığı başta olmak üzere bazı hastalıkların görülmesi söz konusu olması olası. Bunu önlemek için ise aşır kilo alımı engellenmeli, düzenli egzersiz önerilmeli ve gerekirse ilaçlarla da adet döngülerinin düzenli olması sağlanmaktadır.
PCOS’lu Hastada Doğurganlık
PCOS yumurta kendisini seçemeyerek çatlayamadığı için PCOS’lu hasta gebe kalamaz. Eğer gebe kalmamanın tek bir nedeni olarak PCOS teşhis gördü ise. Yumurtlamanın tekrar sağlanması hedeflenmektedir. Bu amaçla hasta da kilo fazlalığı bulunuyor ise hastanın düzenli hareketi sağlanmalı ve yiyeceklerine özen göstermesi istenerek kilo vermesi sağlanmalıdır. Kendiliğinden yumurtlamanın başlamasını sağlayabilmektedir. Hasta yeterince kilo vermiş ve hala düzenli yumurtlama sağlanamıyor ya da hasta yeterli kiloyu bir türlü veremiyor ise;
Yumurtlamayı uyarmak amacı ile bazı tablet ilaçlar denenmektedir. Letrozol ilaçların kullanımında takip edilerek hastaların %80 kadar oranında yumurtlama elde edilirken yaklaşık %40’ında ise gebelik elde edilebilmektedir.
Letrozol kullanan hasta da sonuç alınamıyorsa iğne tedavisine geçilmesi gerekildiği hastaya anlatılmalıdır. Yumurtlama uyarımları yapılmaktadır. Amaçlanan PCOS hastalarında tek yumurta gelişimini sağlamaktır. İğne tedavisi ile %90ın üzerinde yumurtlama sağlanırken %20-23 kadarında ise gebelik elde edilmektedir. Gebe kalma ihtimalini biraz daha artırmak adına tedavi sonuna eğer olgular normal gider ise aşılama tedavisi de eklemek mümkün.
İğneli tedavi ile de hasta cevap vermiyorsa son çare tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisidir. PCOS’a ilaveten bir gebe kalamama durumu var ise hasta yine mutlaka hekimi ile paylaşmalıdır. PCOS’lu hastada tüp bebek tedavisinde çok fazla yumurta büyüyerek gelişir çatlama zamanından sonra da yumurtalar toplanırken 10’dan daha fazla yumurta çıkması olası. Böylelikle kendiliğinden seçemeyerek çatlatma yapamayan PCOS lu hastanın vücudu tüp bebek merkezinde çatlaması sağlanmaktadır. Daha sonrasında ise sperm ile döllenmesi beklenmektedir.
Polikistik sendroma sahip olan hasta da aynı zaman da en az ilaç uygulaması tercih edilmelidir.
Polikistik Over Sendromu Hangi Hastalıklarda Tetikleyebilir?
Ürene çağındaki hastalardan her on kadından birisinde görülebilen, polikistik over sendromu ihmal edilmemelidir. Kalp hastalıkları, şeker hastalığını vs. tetiklemesi mümkün.
Polikistik Over Sendromuna Hangi Besinler İyi Gelir mi?
Yumurta, ceviz, deniz ürünleri gibi Omega-3 yağ asitlerinden fazlaca zengin olduğu besinlerin tüketilmesi polikistik overli hastalar için önerilmektedir. Düzensiz hormon üretiminin normale dönmesine yardımcı olması mümkün. Ancak elbette kesinliği vermek mümkün değildir.
Polikistik Over Sendromundaki Hastalar Gebe Kalabilir mi?
Doğurganlık döneminde görülen bir hastalık olmakla birlikte bu tür hastalarda yumurtlama olamadığı için adet düzensizliği meydana gelmesi mümkün. Adet düzensizliğinin neden olduğu yumurtlama bozuklukları da beraberinde gelen sorunlardandır. Kişi yumurtasını seçemediği için yumurta çatlamaz ve hasta adet göremez. Bu nedenle gebelik şansının düşmesi olası.
Ancak hastanın hastalığının durumuna göre değişiklik göstermesi olası. Bir kısmı gebe kalmakta sorun yaşamazken bazen de bir kısmı yumurtlama sorunlarından kaynaklı takip sonrasında ancak gebelik mümkün. Ancak sonunda eğer başka bir problem yoksa polikistik over hastalarının bebeği olur.
Polikistik Over Sendromunun Şeker Hastalığı ile İlişkisi Nedir?
Aşırı insülin direncine neden olan polikistik over, insülin direnci arttıkça şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış olmaktadır. Bu durum insülinin vücutta gereğinden daha fazla salgılanmasına yol açması mümkün. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, lipid yüksekliği, hipertansiyon da polikistik overe eşlik etmesi mümkün.
#### POLİKİSTİK OVER SENDROMU HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR ?
Polikistik Over Sendromu (PCOS), kadınlarda üreme çağında sıkça görülen hormonal bir bozukluktur. Adını, yumurtalıklarda oluşan çok sayıda küçük kistten alır, ancak her PCOS’lu kadında kist oluşmaz. PCOS’un temel nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
PCOS, hormon dengesizliklerine neden olur. Özellikle erkeklik hormonu olan androjenlerin artışı ve insülin direnci ile ilişkilidir. Bu durum, kadınlarda yumurtlama sorunlarına, adet düzensizliklerine ve çeşitli metabolik problemlere yol açabilir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMU HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR ?
Polikistik Over Sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınlarda yaygın olarak görülen hormonal bir bozukluktur. Genellikle adet düzensizlikleri, aşırı tüylenme, kilo alımı ve yumurtlama sorunları gibi belirtilerle kendini gösterir.
PCOS’un ortaya çıkma yaşı ve semptomlarının şiddeti kişiden kişiye değişebilmekle birlikte, genellikle ilk olarak ergenlik döneminde fark edilir. Bu yazıda, PCOS’un hangi yaş gruplarında daha sık görüldüğünü ve yaşa bağlı olarak belirtilerin nasıl değişiklik gösterebileceğini ele alacağız.
PCOS, çoğunlukla ergenlik çağının başlangıcında, adet döngüsünün oluşmaya başladığı yıllarda gelişir. Bu, yumurtlamayla ilişkili hormonların ilk defa aktif hale geldiği, hormonal değişikliklerin yoğun yaşandığı bir dönemdir.
PCOS’un başlangıcı genel olarak 15-25 yaşları arasında gerçekleşir, ancak bazı kadınlarda bu belirtiler daha geç fark edilebilir. PCOS, kadınların üreme çağları boyunca devam eden bir durum olup, 44 yaşına kadar veya menopoz dönemine kadar semptom göstermeye devam edebilir.
ERGENLİK DÖNEMİ VE PCOS
PCOS genellikle ilk olarak ergenlik çağında ortaya çıkar. Ergenlik döneminde vücudun hormon dengesi değişirken PCOS semptomları da kendini göstermeye başlar.
Bu dönemde adet düzensizlikleri, sivilce artışı, kilo alımı, aşırı tüylenme (özellikle yüz, göğüs ve sırt bölgelerinde) gibi belirtiler görülebilir. Ancak, bu belirtiler ergenlik dönemine özgü bazı değişimlerle karışabileceği için, PCOS’un fark edilmesi ve doğru teşhis edilmesi zaman alabilir.
TEŞHİS ORANININ EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM
PCOS’un teşhisi en sık olarak kadınların 20’li yaşlarında konur. Bu yaşlarda PCOS, düzensiz adet döngüleri, aşırı tüylenme, kilo artışı, ve saç dökülmesi gibi belirgin semptomlarla kendini gösterebilir. Ayrıca, PCOS’un neden olduğu hormon düzensizlikleri, hamile kalmada zorluklara yol açabilir.
Bu nedenle, özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlar bu yaşlarda daha fazla doktora başvurma eğiliminde olabilirler.
Bu yaş grubunda PCOS’un belirtilerini kontrol altına almak için doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri sıklıkla kullanılır.
PCOS SEMPTOMLARI VE DOĞURGANLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Kadınlar 30’lu yaşlarına geldiğinde, PCOS semptomlarının devam ettiği veya daha belirgin hale geldiği gözlemlenebilir. Bu yaş grubunda kadınlar genellikle çocuk sahibi olmaya daha fazla odaklanırlar ve PCOS nedeniyle hamile kalmakta zorluk yaşayabilirler.
Bu dönemde doğurganlığı artırmak için yumurtlama düzenleyici ilaçlar kullanılabilir ve sağlıklı bir yaşam tarzı, düzenli egzersiz ile belirtiler hafifletilebilir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMUNUN UZUN VADEDE ETKİLERİ VE RİSKLERİ NELERDİR ?
PCOS, 40’lı yaşlarda da belirtiler göstermeye devam edebilir ve hatta uzun vadeli sağlık risklerine yol açabilir. Bu yaş grubunda PCOS, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları gibi metabolik sendrom riskini artırabilir.
Yaş ilerledikçe, PCOS belirtileri hormon seviyelerindeki doğal değişimlerle birlikte azalabilir; ancak bu dönemde tedavi edilmeyen PCOS, sağlık üzerinde kalıcı etkilere neden olabilir. Bu nedenle, düzenli tıbbi kontrol ve sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri önemlidir.
POLİKİSTİK OVER SENDROMUNUN YAŞLARA GÖRE BELİRTİLERİ
Polikistik over sendromu belirtileri ve şiddeti yaşa göre değişiklik gösterebilir:
- Ergenlik: Adet düzensizlikleri, kilo artışı, sivilce ve tüylenme.
- 20’li Yaşlar: Yumurtlama sorunları, adet düzensizlikleri, kilo alımı, tüylenme artışı.
- 30’lu Yaşlar: Doğurganlık sorunları, hormonal dengesizlikler.
- 40’lı Yaşlar: Uzun vadeli sağlık riskleri, metabolik sendrom belirtileri (yüksek kan şekeri, kolesterol vb.).
Polikistik Over Sendromu (PCOS), ergenlikten itibaren başlayarak üreme çağındaki kadınlarda görülebilir ve çeşitli yaş gruplarında farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Bu nedenle, PCOS’lu kadınların yaşlarına uygun tedavi planları ve düzenli doktor kontrolleriyle semptomları yönetmeleri önemlidir.
*Örnek PCOS (POLİKİSTİK OVER SENDROMU ) Dostu Günlük Menü
Kahvaltı: Tam buğday ekmeği, haşlanmış yumurta, avokado dilimleri, söğüş sebzeler
Ara öğün: Ceviz, badem veya bir porsiyon taze meyve
Öğle yemeği: Izgara tavuk veya balık, kinoa veya bulgur, bol yeşil salata (zeytinyağı ve limon sosu ile)
Ara öğün: Yoğurt veya kefir ve birkaç dilim salatalık
Akşam yemeği: Zeytinyağlı sebze yemeği (brokoli, karnabahar gibi sebzelerle), mercimek çorbası
Akşam atıştırmalığı: Bitki çayı ve birkaç tane çiğ fındık veya ceviz
PCOS tedavisinde, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir yaşam tarzı da önemlidir. Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, PCOS semptomlarının azalmasına ve genel sağlığın iyileşmesine katkıda bulunabilir.
#### Polikistik Over Sendromunda Beslenme
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]Polikistik Over Sendromunda Beslenme: Doğru Besinlerle Hormonal Dengeyi Sağlayın
Polikistik Over Sendromu (PCOS) Nedir?
Polikistik Over Sendromu (PCOS), kadınlarda üreme çağında en sık görülen hormonal bozukluklardan biridir. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist oluşumu, düzensiz adet döngüsü, aşırı tüylenme, sivilcelenme ve kilo artışı gibi belirtilerle kendini gösterir. PCOS'un en önemli nedenlerinden biri insülin direncidir. Bu nedenle beslenme, hastalığın yönetiminde kilit bir rol oynar.
PCOS’da Beslenmenin Önemi
Beslenme, PCOS semptomlarını hafifletmede ve hormonal dengeyi sağlamada en etkili doğal araçlardan biridir.
Doğru beslenme ile:
İnsülin direnci azaltılabilir,
Adet düzeni sağlanabilir,
Kilo kontrolü sağlanabilir,
Doğurganlık artırılabilir,
Cilt problemleri (akne, yağlanma) hafifletilebilir.
PCOS’da Uygulanması Gereken Temel Beslenme Prensipleri
Düşük Glisemik İndeksli (GI) Besinleri Tercih Edin
PCOS’lu kadınların çoğunda insülin direnci görülür. Bu nedenle kan şekerini ani yükselten yüksek glisemik indeksli gıdalardan kaçınılmalıdır.
Önerilenler:
Tam buğday, yulaf, karabuğday
Kinoa, bulgur
Baklagiller (mercimek, nohut, fasulye)
Tatlı patates
Elma, armut, çilek, yaban mersini
Kaçınılması gerekenler:
Beyaz ekmek, pirinç, makarna
Şekerli kahvaltılık gevrekler
Hazır tatlılar, hamur işleri
Gazlı içecekler ve meyve suları
Protein Alımını Artırın
Protein, hem kan şekerini dengelemeye yardımcı olur hem de uzun süre tokluk sağlar.
Her öğünde kaliteli protein tüketimi PCOS yönetiminde faydalıdır.
Sağlıklı protein kaynakları:
Yumurta
Balık (özellikle somon, uskumru)
Tavuk, hindi
Baklagiller
Yoğurt, kefir
Tofu, tempeh
Sağlıklı Yağlar Tüketin
PCOS'da omega-3 yağ asitleri hormonal dengeyi destekler. Trans yağlardan kaçınmalı, sağlıklı yağ kaynaklarına yönelmelidir.
Tüketilmesi gereken yağlar:
Zeytinyağı
Avokado
Ceviz, badem, fındık
Chia tohumu, keten tohumu
Yağlı balıklar
Lifli Besinlere Ağırlık Verin
Lifli gıdalar sindirimi yavaşlatır, tokluk süresini uzatır ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.
Yüksek lifli besinler:
Sebzeler (brokoli, karnabahar, ıspanak)
Meyveler (özellikle kabuklu tüketilenler)
Tam tahıllar
Chia ve keten tohumu
Kurubaklagiller
Şeker ve İşlenmiş Gıdalardan Uzak Durun
Basit şekerler ve işlenmiş gıdalar insülin direncini artırır ve PCOS semptomlarını şiddetlendirir.
Kaçınılması gerekenler:
Şekerli içecekler
Pastane ürünleri
Paketli atıştırmalıklar
Cips, kraker
İşlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis)
PCOS Dostu Günlük Örnek Menü
Kahvaltı:
Yulaf ezmesi + süt/kefir + 1 tatlı kaşığı chia tohumu + mevsim meyvesi
Ara Öğün:
1 adet haşlanmış yumurta + 5-6 adet çiğ badem
Öğle:
Izgara tavuk + bol yeşillikli zeytinyağlı salata + 4-5 yemek kaşığı bulgur pilavı
Ara Öğün:
Yoğurt + tarçın + ceviz
Akşam:
Zeytinyağlı sebze yemeği + tam buğday ekmeği + cacık
Gece:
1 bardak kefir veya bitki çayı
Besin Takviyeleri PCOS’da Etkili Olabilir mi?
Bazı besin destekleri PCOS tedavisini destekleyebilir. Ancak mutlaka uzman kontrolünde alınmalıdır.
Bilimsel olarak önerilen bazı destekler:
İnositol: Yumurtlamayı destekler, insülin direncini azaltabilir.
D vitamini: Eksikliği sık görülür; takviye ile hormonal denge sağlanabilir.
Omega-3: İltihabı azaltır ve hormonları destekler.
Çinko ve magnezyum: Adet düzeni ve cilt sağlığına katkı sağlar.
PCOS’da Kilo Kontrolü Neden Önemli?
PCOS’lu kadınların çoğunda kilo alımı kolay, kilo kaybı ise zor olabilir. Ancak %5-10 oranında bir kilo kaybı bile adet düzeni, yumurtlama ve insülin duyarlılığı üzerinde çok olumlu etkilere sahiptir.
Sağlıklı kilo kaybı hedefi:
Haftada 0.5–1 kg
Günlük 30 dakikalık tempolu yürüyüş
Kalıcı alışkanlık değişiklikleri
Sık Yapılan Hatalar
Tek tip diyet uygulamak (ketojenik, detoks, vs.)
→ PCOS’da sürdürülebilir ve dengeli beslenme esas alınmalıdır.
Öğün atlamak
→ Kan şekeri dalgalanır, ani açlık krizleri tetiklenir.
Karbonhidratı tamamen kesmek
→ Doğru karbonhidratları seçmek daha sağlıklıdır.
Sonuç: PCOS’da Beslenme Bir Yaşam Tarzıdır
Polikistik Over Sendromu’nda beslenme; sadece kilo vermek için değil, vücudu dengelemek, semptomları hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak için gereklidir. Her bireyin ihtiyacı farklıdır; bu yüzden kişiye özel bir diyet planı uzman bir diyetisyen tarafından oluşturulmalıdır.
Beslenmenizi düzenleyerek hormonlarınıza yeniden söz hakkı verebilir, bedeninizle yeniden uyum yakalayabilirsiniz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Polikistik Over Sendromunda Üreme
Polikistik over sendromunda üreme, polikistik over sendromu, kadınlar da en sık görülen hormonal bozukluklardan birisidir. Günümüz de çoğunlukla rastlanan bu hastalık, gittikçe artmaya başlamış bekar veya evli fark etmeksizin karşımıza çıkabilmektedir. Bu sendromun nedeni ve oluş mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlıkların ve çevresel faktörlerin de rol oynadığı aslında düşünülmektedir. Sendrom genellikle ergenlik çağı dönemindeki kızlar da kendini göstermektedir.
PCOS hasta Kadın Sağlığı Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanlarınca takip edilmelidir.
Özellikleri arasında ilk adet tarihinden itibaren seyrek adet gözlenir. Örneğin yılda dokuz kez adet görme, erkeklik hormonlarının fazlalığı, sivilcelenme, ciltteki yağ oranının artması, tüylenmede artış, saç dökülmesi gibi belirtiler verirken ultrasonografik görüntüsünde ise birden fazla bir sürü hastanın dahi ayırt edebileceği şekilde yumurta görülmesi durumudur.
İsminde polikistik derken kistik kelimesi geçtiği için halk arasında kist olarak nitelendirilse de aslında kist değil sendromdur. Kistlerin çözümleri cerrahi iken bunun çözümü cerrahi değildir.
PCOS'lu Hastada
Metabolik olarak korunma sağlanmalıdır. Kilo fazlalığından hasta kurtulmalıdır. PCOS hastaları genellikle kiloludur ve göbekte yağlanma, kalçalarda yağlanma oluşur. İnsülin direnci, artmış şeker hastalıklarını beraberinde getirmektedir.
PCOS’lu Hastada Doğurganlık
PCOS yumurta kendisini seçemeyerek çatlayamadığı için PCOS’lu hasta gebe kalamaz. Eğer gebe kalmamanın tek bir nedeni olarak PCOS teşhis edildi ise yumurtlamanın tekrar sağlanması hedeflenmektedir. Bu amaçla hasta da kilo fazlalığı bulunuyor ise hastanın düzenli hareketi sağlanmalı ve yiyeceklerine özen göstermesi istenerek kilo vermesi sağlanmalıdır. Kendiliğinden yumurtlamanın başlamasını sağlayabilmektedir.
Hasta yeterince kilo verd ve hala düzenli yumurtlama sağlanamıyor ya da hasta yeterli kiloyu bir türlü veremiyor ise;
Yumurtlamayı uyarmak amacı ile bazı tablet ilaçlar denenmektedir. Letrozol ilaçların kullanımında takip edilerek hastaların %80 kadar oranında yumurtlama elde edilirken yaklaşık %40’ında ise gebelik elde edilebilmektedir.
Letrozol kullanan hasta da sonuç alınamıyorsa iğne tedavisine geçilmesi gerekildiği hastaya anlatılmalıdır. Yumurtlama uyarımları yapılmaktadır. Amaçlanan PCOS hastalarında tek yumurta gelişimini sağlamaktır. İğne tedavisi ile %90ın üzerinde yumurtlama sağlanırken %20-23 kadarında ise gebelik elde edilmektedir. Gebe kalma ihtimalini biraz daha arttırabilmek adına tedavi sonuna eğer olgular normal gider ise aşılama tedavisi de eklenebilmektedir.
İğneli tedavi ile de hasta cevap vermiyorsa son çare tüp bebek merkezlerinde tüp bebek tedavisidir. PCOS'a ilaveten bir gebe kalamama durumu var ise hasta yine mutlaka hekimi ile paylaşmalıdır. PCOS'lu hastada tüp bebek tedavisinde çok fazla yumurta büyüyerek gelişir çatlama zamanından sonra da yumurtalar toplanırken 10’dan daha fazla yumurta çıkması beklenilebilir. Böylelikle kendiliğinden seçemeyerek çatlatma yapamayan PCOS'lu hastanın vücudu tüp bebek merkezinde çatlaması sağlanmaktadır. Daha sonrasında ise sperm ile döllenmesi beklenmektedir.
Polikistik sendroma sahip olan hasta da aynı zaman da en az ilaç uygulaması tercih edilmelidir.
#### Posta: Tüp Bebek Tedavisinde Bu Durumlarda Embriyonun Detaylı İncelenmesi Gerekiyor!
Uzmanlar, yaşam koşullarının değişmesiyle birlikte, anne-baba olma yaşının da arttığını söyledi. Uzmanlar buna paralel olarak, ileri yaş bebek istekleri arttıkça tüp bebek tedavilerinin de artış gösterdiğini kaydetti. Ancak tüp bebek tedavisinde bazı durumlarda embriyonun detaylı incelenmesi gerekiyor! Buna "preimplantasyon genetik tanı" adı veriliyor. İlerleyen yaşta tüp bebek tedavilerinde yumurta ve spermin varlıkları konusunda sorun olmasa bile 5. günde embriyodan biyopsi alınarak kromozomlar yönünden değerlendirilmesi sağlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi açısından büyük önem taşıyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklerin ileri yaş gebelik sınıfında değerlendirildiğini belirtti. Gebe kalma olasılığının, 40'lı yaşlarla birlikte yüzde 50 oranında azaldığına dikkat çeken Kılıç, bu yaş grubunda sıklıkla başvurulan tüp bebek tedavisi hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, ilerleyen yaş ile birlikte “infertilite” yani kısırlık problemlerinin arttığını, gebelik sürecinin biraz daha zorlaştığını, doğuma yakın komplikasyonların artış gösterdiğini söyledi. 30 yaş altındayken, her yumurtlama döneminde gebe kalabilme şansının yüzde 20 olduğunu, bu oranın 40 yaş itibarıyla yüzde 5’e kadar gerilediğini belirten Kılıç, “Yaş ilerledikçe her sene biraz daha yumurta kalitesi düşer, sperm tarafından döllenme oranı azalır. Ayrıca embriyolarda genetik problemler görülebilir” ifadelerini kullandı.
Bu koşullarla karşılaşan çiftlerin tüp bebek tedavisine başvuru yaptığını belirten Kılıç şu bilgileri verdi: “Ultrasonografik ve hormonal açıdan anne adayı tüp bebek tedavisi için başvuru yaptığında, adetin ikinci günü zorunlu olmakla beraber ultrasonografisi yapılarak hormon tetkikleri tamamlanır. Ultrasonu ile hormon tetkikleri değerlendirilen hastada yumurta rezervi ile ilgili herhangi bir soruna rastlanmazsa tüp bebek tedavisine başlanabilir. Baba adayı için de yaş oldukça önemlidir. Eğer sperm ile ilgili de herhangi bir sorun saptanmazsa, tüp bebek tedavisi için yola çıkabiliriz.”
Kaynak: https://www.posta.com.tr/anne-cocuk/dogum-oncesi/tup-bebek-tedavisinde-bu-durumlarda-embriyonun-detayli-incelenmesi-gerekiyor-2528330/2
#### Preterm Doğum (Erken Doğum Eylemi)
Preterm doğum dediğimiz erken doğum eylemi nedir?
Son adet tarihine göre 24 hafta ile 36 hafta arasında,
36.haftası tamamlanmadan önce doğum eyleminin başlamasına bebeğin kendi gelmek
istemesine ve doğum sancılarının belirti göstermesine erken doğum tehdidi, eylemin bebeğin dünyaya
gelmesi ile sonuçlanmasına preterm doğum ya da bir başka deyişle erken doğum
adı verilir. Bahsettiğimiz kriterler altında doğan bebekler ise prematüre
olarak isimlendirilir.
Erken Doğum Riski Ne Zaman Başlar?
Gebeliğin ilk haftalarıyla devam eden aylarında muayene eşliğinde bir gebelikte erken doğum riski kesin olarak yoktur demek imkansızdır. O yüzden her gebelikte potansiyel olarak bunun olabileceği gerçektir ancak bazı gebelikler erken doğum riski taşıyıp perinatolog tarafından takipte olunması gerekirken bazı gebeliklerin risk taşımadığı görülmektedir. 20 haftadan önceki gebelik kayıplarına düşük (abortus) denilmektedir, 20-36 hafta arasında olan doğumlara erken doğum denir; bu nedenle erken doğum riski teorik olarak 20. haftada başlar, 36.haftada biter. Örneğin, gebelik boyunca kanama riski yaşayan gebelerimiz riskli gebelik grubuna girip perinatolog eşliğinde gebeliğini devam ettirip erken doğum riski taşıyan gruptan sayılmaktadırlar.
Erken Doğum Riski Taşıyan Bir Anne Nelere Dikkat Etmelidir?
Normal bir gebeliğe sahip olan anne adaylarımızda egzersiz serbesttir ancak daha önce preterm doğum eylemi gerçekleştirmiş olup risk taşıyan anne adaylarımızda egzersiz, spor çok fazla efor sarf etmesi yasaklanabilir. Yürüyüş hafif tempoda yapılabilir. Ancak aşırı yorgunluktan kaçınılmalıdır.
Bol su içmelidirler.
Aşırı terlemekten kaçınılmalıdır.
Çok yorucu, fazla efor sarf etmeye gerek olan işlerden kaçınılmalıdır.
Stresten uzak durulmalıdır.
Sigara kesinlikle en uzağında kalmalıdır.
Tam kan düzeyi takipte olup, kan ilacı desteği ile gebeliği devam ettirilmelidir.
Rahim ağzı açık olan yada meyilli olan gebelerde cinsel ilişki yasaklanmalıdır.
Erken Doğum Eylemi İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Geçmişte erken doğum öyküsü bulunan anneler
Daha önce ex fetüs öyküsü olanlar
Rahim ile ilgili anomaliler, şekil bozuklukları
Sigara, alkol
Annede kansızlık (anemi)
Stres
Gebelik sırasında yoğun idrar yolu enfeksiyonları
Su gelmesi, zarların erken açılması
Gebelikte kanama
Gebelikte hipertansiyon
Çoğul gebelikler
Aşırı fiziksel aktivite
Doğum aralıklarının yakın olması
Anne yaşının 18’den küçük 38’den yukarı olması
Kilo fazlalığı ya da aşırı kaşeksi durumları
Oligohidroamniyos, polihidroamniyos ( amniyon mayi dediğimiz bebeğin suyunun az ya da fazla olması )
IVF (tüp bebek)
Erken Doğum Tehlikesi Nasıl Önlenir?
Erken doğum
riski tespit edildiği andan itibaren anne ara ara nst takibinde bebeğin kap
atımları ve sancı takibi altında olmalıdırlar. Gerekirse hastane yatışı
verilerek hidrasyon sağlanır. Evde istirahatinde ise uygun tedavi yöntemi yanı
sıra istirahat şart olarak görülmektedir. Stresten uzak, istirahat anne adayı
için bu süreçte en önemli basamak olacaktır.
Erken Doğum Eylemi Gerçekleşmiş Anne Doğum Sonrasında Nelere Dikkat Etmelidir?
Doğum eylemi gerçekleşmiş anne için özellikle dikkat etmesi gereken hiçbir şey bulunmamakla beraber yalnızca daha sonrasında ki tekrarlayacak olan gebeliklerinde bir erken doğumu mevcut olması nedeniyle risk artmaktadır. Bu riski önlemek veya en aza indirmek için ise tekrar bir gebelik düşündüğünde bir jinekolog tarafından kontrol altında gebeliği sağlanabilir ya da gebelik öncesi gerekli tetkikler yapılarak ilaçlarla desteklenmelidir. Bir başka madde ise gebelikler arasında en az iki yıl kadar bir zaman olmalıdır. Aile planlaması yapılarak tekrar bir gebelik elde etmesi anneye verilebilecek en önemli tavsiyelerdendir.
#### Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Cevaplıyor
Bugün sizlere mesleğindeki başarıları kadar mesleğine olan tutkusu ve sevgisiyle tanıdığım Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç'ı tanıtmak istiyorum. Kılıç, 1970 yılında Kayseri’nin Gezi beldesi doğumlu, ilköğrenimi Ankara Malazgirt İlköğretim ilkokulunda, orta ve lise eğitimini Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı.
1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı. Kendisi kadın doğum, riskli gebelik takibi ve kısırlık tedavisi ile yüzlerce anne baba adayının ebeveyn olmalarına katkıda bulunmaya devam ediyor. Kadın doğum ile gebelik döneminin her aşamasında, doğum anı ve doğum sonrasında hastalarının her zaman yanında olan Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç'a kadın sağlığı ve tüp bebek tedavisi ile ilgili merak edilenleri sordum.
Tüp Bebek Tedavisi Sıkça Sorulan Sorular
- Yıllarca bebek hayali olan ailelerin bebek özlemini sonlandırıyorsunuz. Tüp bebek yöntemiyle yüzlerce kadının anne olmasını sağlayan tüp bebek ve riskli gebelik uzmanısınız.
Öncelikle bu konudaki duygularınızı öğrenmek istiyorum. Yaptığınız çalışmaların olumlu sonuçlarını görmek, o mutluluklara şahit olmak nasıl bir his?
İnfertilite ve tüp bebek tedavilerinde hastaya baştan aşağı dokunmak tarif edilemeyecek kadar mucizevi bir his. Hastanın tüm duygu yoğunluğuyla, bebek isteğiyle hayatlarına dokunmak… İlk baştan, yumurtadan embriyoya diyoruz. Hastalarımızla doğum anında hep en başı yad ederiz.
Yumurta toplama ameliyathanesinden yani tüp bebek ünitesinden yollarımız doğumhaneye sezaryen ya da normal doğum odasına gider. Hep bir gözler dolar, tüp bebek tedavisi döneminde çiftler genellikle heyecandan stresten uyuyamazken şimdi de bebekleriyle uykusuz gecelere merhaba der.
- İnstagram sayfanızdaki paylaşımlar, hastalarınızdan gelen yorumlar size olan sevgiyi gösteriyor. Yorumları okuyunca mesleğinizi ilk günkü gibi aşkla yaptığınızı hissettim.
İşinizi yaparken bu heyecanı ve coşkuyu hep canlı tutmayı nasıl başarıyorsunuz?
Kadın doğum ve tüp bebek ne kadar zor ve meşakkatli bir branşsa aslında bir o kadar da keyifli. hastalarımın mutluluklarıyla, aldığımız pozitif gebelik haberleri ve onlara şifa olmak aslında sanırım bizleri hep dinamik tutuyor. Enerjimi hastalarımdan ve bebeklerimden aldığım doğrudur.
- Uzmanlık alanlarınızla ilgili sorulara geçmek istiyorum. Tüp bebek tedavisi ile başlayalım. Çiftler tüp bebek tedavisi için ne zaman başvurmalıdır ve tüp bebek tedavisi kimler İçin uygundur?
Tüp bebek tedavisine başlamadan bilinmesi gerekenler nelerdir?
İnfertilite; korumasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen, bir yıl içerisinde gebeliğin oluşmaması olarak tanımlanır.
İnfertilite, bir çift sorunu olup, popülasyonda %15 oranında görülür. Erkeğin infertilitedeki sorumluluğu ; %30 olguda tek başına, %20 olguda kadın faktörü ile birlikte olmak üzere en az %50 oranındadır.
Son yıllar da infertilite tanısı ve özellikle tedavisindeki gelişmeler baş döndürücü düzeyde olmuş ve infertilite konusuna yeni boyutlar getirmiştir.
Fertil çiftlerde korunmasız ve düzenli cinsel ilişki sürecinde; 6 ay sonra %50’sinde, 1 yıl sonra %90ında gebelik olduğu bildirilmektedir. Bu nedenle çiftlerin infertilite açısından değerlendirilmesi için bir yıl beklenmesi kabul edilen görüştür.
Ancak; bilinen bir erkek infertilitesi riski mevcut ise, kadın yaş faktörü göz önünde bulundurulduğunda (ileri yaş) infertilite riskini arttıracaksa ve fertilite potansiyelleri hakkında bilgi sahibi olamamak çiftte sıkıntı yaratacaksa, çiftler bir yıl beklenmeksizin de değerlendirmeye alınabilirler.
- Çiftler tüp bebek tedavisine nasıl hazırlanmalıdır? Sizce bu süreçte psikolojik destek ne kadar önemli? Bu yola çıkacak çiftlere neler tavsiye edersiniz?
Vücudumuzda bedenimiz ve ruhsal yapımız arasında güçlü bir bağ söz konusudur. Tüp bebek tedavisi de hem maddi ama en çok manevi olarak çifti yoran ve çiftin arasındaki duygusal gücü ne yazık ki bazen o yorgunluğun verdiği anksiyete artışı ile zedeleyen bir tedavi türüdür.
Eğer çift kendisini tedaviye hazır hissetmiyor ve beklemek için de yeterli vakti yoksa şayet o zaman bir destek alması önerilebilir. Ya da kendisinin bunun altıdan kalkamayacağını düşündüğü zamanlarda da bir psikolog desteği önerilebilir. Çiftler tedavi süresinde yoğun bir anksiyete yaşamaktadır.
Özellikle de bu durum ilk tüp bebek tedavisi denemesinde daha da fazla olmaktadır. Çift ne olduğunu ne ile karşılaştığını ya da kendilerini nelerin beklediğini bilemez belki de en çok negatiflik ihtimali de hem anne adayını hem de baba adayını korkutur.
Aynı zaman da suçluluk duygusu da cabası. Artı bir de anne adayının duygu durum değişikliğinde kullandıkları ilaçlar ve artan östrojen seviyesi de buna eklenmektedir.
Tüp bebek tedavisinde çiftler infertilite konusunda deneyimli bir psikologdan tedaviye başlamadan önce destek alabilirler öncesinde başladıkları desteğe aynı zamanda tedavi boyunca ve sonrasında da devam etmeleri sağlıklı olacaktır.
Tedavi süresinde karşılaştıkları yoğun anksiyete ile baş edebilmelerinde kolaylık sağlayacaktır. Ancak eğer çift kendini hazır hissediyorsa da tedavinin sonucunu öğrendiğinde de aynı şekilde destek talep edebilir.
Lütfen psikolojik destek almaktan kaçınmayın. İhtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız eğer rahatlıkla bunu talep edebilirsiniz.
- Tedavi sürecinden de biraz bahseder misiniz? Ortalama süresi nedir?
Tedaviye anne adayının adetinin ikinci günü şartların uygunluğuna göre başlanarak yaklaşık 10 gün kadar iğneli ilaç tedavisi ile var olan yumurtaların büyümesi sağlanır. Var olan yumurtalar geliştiğinde ve yaklaşık 16-18 mm ‘ ye ulaştığında çatlatma iğnesi verilerek 36 saat sonra yumurta toplanır.
Yumurta toplama işlemi sedasyon anestezi altında tercih edilir. Yumurta toplama günü de baba adayından sperm istenir. Yumurtaların toplandığı gün sıfır kabul ederek ertesi günü birinci gün sayıp embriyoların gelişmesi ve hücre sayılarına göre üçüncü ya da beşinci günü embriyo transferi gerçekleşecektir.
Tedavinin yumurtaların büyümesinden transfer dahil geçen süresi yaklaşık ve ortalama 17 gün kadar sürecek diyebiliriz. İl dışından gelen hastalarımız için de tedavi süresi oldukça kıymetlidir. Anne adayına süreç boyunca ihtiyacımız olurken eğer baba adayı için her şey yolunda ise sadece yumurta toplama günü sperm vermesi yeterli olacaktır.
- Hocam kalıtsal hastalığı olan anne ve baba adaylarıyla tüp bebek tedavisinde durum nasıl?
Kalıtsal hastalığı olan anne ve baba adaylarında genetik danışmanlık alması önerilerek genetiğine bakılmış embriyo transferi tercih edilmelidir.
Gen, Hücrenin çekirdeğinde yer alan DNA yapısı üzerinde bulunurken DNA ise ipliksi bir yapıya sahip olup yarısı anneden, yarısı babadan gelen 23 çift DNA bulunur. Zigotun mitoz bölünmesi ile çoğalıp birbiri ile aynı insan vücut hücreleri oluşur. İnsan vücudu 46 kromozoma sahiptir.
DNA yapısında ailede var olan bozukluklar yeni nesillere aktarılabilirken, genetik aktarımda aile de soy geçmişinde var olmayan yeni değişikliklerde oluşabilmektedir.
DNA gözle görülemez ve ancak genetik yöntemlerle incelenebilir. Genetik bilimi de pek çok hastalığın erken teşhisini sağlar, tedavi imkanı ve tedavi imkanlarının gelişmesinde yardımcı olur.
Farklı yöntemler ile yapılmaktadır ;
PGD işlemi 3 farklı gelişim evresinde uygulanabilir. Ankara tüp bebek merkezlerinde başta olmak üzere,
- Polar hücre analizi: polar hücre, yumurta oluşurken meydana gelen asimetrik hücre bölünmesi sonucu atılan yan ürünlerdir.
Polar hücrelerin kromozom olarak incelenmesi ileri yaşta normalin altında yumurtası olan anne adaylarımızda anneden kaynaklanan kromozom sorunlarının tanısında önemli bir role sahiptir.
- Blastomer analizi: Anne ve baba geçişli otomozal baskın tek gen hastalıklarında, HLA doku tiplendirme, translokasyon taşıyıcılığı, ileri anne yaşı, tekrarlayan abort, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları, şiddetli erkek faktörü gibi geniş bir endikasyon grubuna uygulanabilmektedir.
- Blastosist embiyoda trofektoderm analizi: hücre analizinin yapılmasını ve gebelik oranlarında artış gösterdiği görülmektedir. Yüksek rahme tutunma potansiyeli olan daha az sayıdaki embriyoların transferiyle çoğul gebelik istemeyen ailelerde de şans olmuştur.
- Tek gen hastalıkları ve HLA doku tiplendirme :
- Tek hücre PCRi
- HLA doku tayini
- FISH
- Anöploidi
- Translokasyon taşıyıcılığı
- Mikroarray
Kimlere Yapılır ?
- Otozomal dominant
- Otozomal resesif
- İleri yaş grubu
- Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları
- Tekrarlayan düşükler
Tekrarlayan düşükler ile ilgili de ayrı bir başlığa geçmek gerekir ise:
1.Etken kromozom analizi değerlendirilmeli; krozomlar yapı taşlarımız olan genleri taşıyarak
sürekli olarak anneden babalara çocuklara genlerin aktarılmasını sağlayan yapılardır.
Kromozomlar insanda 22 çift bulunur ve bunlardan 2 tanesi cinsiyet kromozomudur. Toplam 46
tane kromozom bulunmaktadır. Genel sağlığı etkilemese bile üretilen üreme hücrelerinde
kromozom diziliminde kopma, yer değiştirme, gibi yapısal ya da sayışa anomaliler varlığında
gebelik kayıplarında artma meydana gelebilir. Tekrarlayan gebelik kayıpları ile başvurmuş ve
kromozom analizlerinde problem saptanmış olan hastalarda genetik tarama (PGT) yapılması
planlanabilir. Bu grup hastalarda genetiğine bakılmış embriyo transferi yapılarak tüp bebek
tedavisinde canlı doğum oranını yükseltecektir.
2. Genetik hastalık öyküsü; ailede ve soy geçmişinde tek gen üzerinden geçiş yapan herhangi bir
hastalığın varlığı durumunda birinci maddedeki gibi tüp bebek tedavilerinde PGT ile genetiğine
bakılmış embriyo transferi planlanabilmektedir. Genetiğine bakılmış embriyo transferi ile canlı
doğum oranı mümkün olabilir hale gelir.
3. Düşük materyalinde genetik inceleme
4. Trombofili Paneli testi; Trombofili paneli kalıtsal ya da sonradan kazanılmakta olan bir
pıhtılaşma bozukluğudur.
- Pandemi dönemi tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarını nasıl etkiledi?
Pandemide ilk başlarda en çok korkulan bu virüsün doğurganlığı doğrudan etkileyip etkilemediği sorusuydu. Ancak covid virüsünün bir yandan sperm kalitesini bozduğu ve yumurta kalitesini etkilediği söylese de direkt olarak bir şey olmaması da bizleri mutlu etti.
Biraz ertelendi tedaviler. Biraz beklendi. Umut içerisinde bekleyen insanları daha çok tedirgin ettiği doğru.
- Hamilelik dileyen/isteyen/bekleyen anne adayları için harika bir süreç olduğu kadar pek çok bilinmezi barındırdığı için bir yandan da streslidir. Şimdi pandemi döneminde de yeni stres sebepleri ortaya çıktı diyebiliriz. Siz gebelik sürecinde hem genel olarak hem de Covid-19 olan anne adaylarına neler tavsiye edersiniz?
Covid-19 döneminde ilk vakadan beri beni en çok kaygılandıran anne adaylarımdı aslında. Anne adaylarım ve bebeklerim. Gebelikte sürecin yönetilmesi.
En çok kaygılandıran durumdu diyebilirim. Ancak maske ve hijyen kurallarına dikkat ederek, sosyal mesafe de aynı özeni göstermenin anne adaylarım başta olmak üzere tüm toplumu koruyacağını düşünüyorum. Bu nedenle tüm gebelerimden ricam, su tüketimine özen göstererek düzenli ve dengeli beslenmeyi birinci kural olarak benimseyip vitaminden bol beslenip topluluktan uzak bir süreç geçirmenizi öneriyorum.
Tabi destek olarak da bazen soruyor anne adaylarım. Destek olarak c vitamini ve d vitamininden destekli beslenip destek prepatlardan kullanabilirsiniz.
- Genital estetik operasyonu ile ilgilide sormak istiyorum. Öncelikle genital estetik nedir ve genital estetiğe niçin başvurulmaktadır?
Estetik cerrahinin temelinde sağlıklı ve işlevini koruyan bir organın tamamen görsel amaçla eski görünümünden daha iyi hale getirilmesi ve bu sayede kişinin kendisinde beğenmediği bir bölgeyi beğenmesi amacı yatar.
Bu sebeplerle bir çok insan artık estetik cerrahiden korkmamakta ve son yıllarda estetik operasyonlarda artış sağlanmaktadır. Görüntü itibariyle daha iyi hale getirilmek istenen organlar çoğunlukla yüzümüz ya da gövdemiz gibi sık görülen yerler olsa da genital estetik de tıpkı diğerleri gibi istenmesi çok normal bir bölgedir.
Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz genital estetiğin doğru bilgisine sahip olmanız halinde siz de aklınızdaki sorulara cevap bulacak ve belki de genital estetik yaptırma konusunda cesaretinizi toplayabileceksiniz.
Kimi kadınların doğuştan itibaren yani genetik yapılar nedeniyle kimilerinin ise cinsel ilişki, doğum sonrası gibi durumlar sonucu genital bölgelerinde deformasyon, sarkma sorunları ya da genetik yapının da etkisiyle görüntüde estetik olarak sizi memnun etmeyecek sorunlar olabiliyor.
Bu durum çoğu kadını günden güne mutsuz ederken özgüven anlamında da birtakım problemlerle karşılaşılabiliyor ve psikolojimiz bundan olumsuz etkileniyor.
Ya da tam tersi fizyolojik sıkıntılar nedeniyle de genital estetiğe ihtiyaç duyulabiliyor. Örneğin cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrı gibi sorunlar da kadınları genital estetik olma ihtiyacına yönlendirebiliyor.
- Günümüzde genital estetik çalışmaları alanında neler yapılmaktadır?
Labioplasti dediğimiz iç dudakların cerrahisi. Labio majör plasti, dış dudakların cerrahisi. Vajinoplasti, sistosel ve rektosel ise vajinal darlık için sağlanan ön ve arka onarımdır.
Genital beyazlatma ve genital dolgu da işlemlere eklenirken aynı zaman dag point dediğimiz cinsel ilişki de ıslaklık artışına çözüm sağlayan vajinal botoks işlemide listeye eklenebilir.
Aynı zaman da idrar kaçırma da tekrarlayan doğumlardan sonra karşımıza çıkabilecek önemli bir sorundur ve tüm bu cerrahiler esnasında idrar kaçırma sorununuzuda çözmek mümkün!
- İsteyen her kadın genital estetik yaptırabilir mi?
Evet evli ya da bekar fark etmeden isteyen her kadın genital estetik yaptırma özgürlüğüne sahiptir.
- Genital estetik nasıl yapılır, hangi cerrahi işlemler kullanılır?
Genital estetik operasyonları genellikle yapılan tedavi çeşidine göre değişir minimum 25 dakika ile maximum 45 dakika kadar sürmektedir.
Bu süre sonunda hasta birkaç saat içinde taburcu edilerek evine gönderilebilir. Çoğunlukla genital estetik operasyonlarında bölgesel yani lokal anestezi uygulanmaktadır.
Ancak bazı durumlarda az miktarda genel anestezi de tercih sebebi olabilmektedir. Hastaların estetik operasyon sonrası taburcu olduktan sonra cinsel ilişkiye girmeleri için 3 ila 5 gün kadar beklemeleri gerekebilir. Bu süre iç ve dış dokuların iyileşmesi ve kendine gelmesi açısından uyulması gereken önemli bir süredir.
Ancak hastalar tarafından uzun bir süre olarak algılanmaması gerekir. En doğru bilgiyi doktorunuzdan almakla beraber genital estetik sonrası bu süreye uymak gereklidir. Dolayısıyla genital estetik cerrahisine başvuran kişiler maksimum bir hafta sonunda eski yaşamlarına dönebilirler.
Yalnızca genital estetik olunduğu gün kişiye duşa girmemesi önerilir. Operasyon sonrası bir iki gün için ped ile dolaşmak kişiye konfor sağlar. Ayrıca bu sürecin rahat atlatılması için kişiye antibiyotik veya ağrı kesici ilaçlar verilebilir. Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de genital bölgeyi fazla suyla temas ettirmekten kaçınmak örneğin su dolu bir küvette beklemek, havuza girmek iyi olmayacaktır.
Bunun dışında kişinin ağır işler yapmaması, tempolu egzersizlerden bir süreliğine uzak durması da önerilir. Bu hususlara dikkat edilir ise ameliyat sonrası dönem rahatlıkla atlatılabilir.
- İşlem sonrası kişi sosyal ve iş hayatına hemen dönebilir mi?
İşleme göre değişmekle birlikte her işlemin bir tanesi bir saat kadar sürmekle birlikte hastanın iyilik haline göre hasta aynı gün içerisinde taburcu edilebilir.
Bir ya da iki günlük istirahat sonrasında rutin yaşamına devam edebilir. İşlem sonrasında havuz, hamam, sauna ve cinsel ilişki hastaya önerilmez. Devamında kullanacağı ilaç destekleri için de hastalarımızı bilgilendiriyoruz.
Bu güzel sohbet ve kıymetli bilgiler için çok teşekkür ederim.
Bu harika sohbetten ötürü ben size teşekkür ederim. Mutlu ve sağlıklı günler dilerim.
Tek Gen Hastalıkları Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Adet Gecikmesi Neden Olur? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Rahim - Uterus Anomalileri
Uterus anomalileri hastalarda görülebilen bir tüp bebek tedavisi endikasyonudur. Uterus anomalileri izlenen hastalarda tüp bebek yapılabilmektedir.Ancak hastanın kendiliğinden gebe kalması bazen güçolabilmektedir. Uterus anomalilerinin bazıları herhangi bir sorun yaratmazken bazıları ise tekrarlayan düşüklerin, tekrarlayan gebelik kayıplarının, tekrarlayan erken doğumlarda, bebeklerde gelişim geriliği gibi ciddi problemlere yol açmaktadır. Bu nedenle sıkı bir takip altında olmasını öneriyoruz.
Uterus Anomalilerinin Tanısı Nasıl Koyulabilmektedir?
- Transvaginal ultrason- Histereskopi- Mr- HSG (Rahim Filmi)
Uterus ;- Normal Uterus: Armut şeklindedir, her iki köşesinde fallop tüpleri rahmin içerisine doğru açılır.- Uterus hipoplazisi: rahim ve rahim ağzı gelişmememiştir. Rahim ve rahim ağzı yoktur. Bu nedenle hasta adet göremez. Ancak yumurtalıklar normal bulunduğu için adet görememe dışında fonksiyonlar normaldir. Rahim var olmadığı için gebeliğin devamını sağlamaları da mümkün değildir. Vajenin üst kısmıda olmadığı için cinsel ilişki içinde vajinoplasti yapılabilir. Vajen oluşturması gereklidir.- Unikornuate uterus : müller kanalının tek taraflı gelişmemesi ile birlikte rahmin yarısı da buna bağlı olarak gelişmemektedir. Endometrium bulunabilir veya bulunmayabilir. Rahim ağzı yetmezliği, ikinci trimester gebelik kayıpları artış göstermektedir.- Arkuat uterus : rahmin tepesinde bir baskı izlenir, normal olarak kabul edilir, tedavi önerilmez, komplikasyon beklenmez.- Septat uterus : rahmin dış görünüşü normaldir ancak ortada bir septum vardır. Histereskopi ile septum ortadan kaldırılabilir. Herhangi bir komplikasyon yaşamamış olsa bile septum izlendiği zaman mutlaka histereskopi gibi kolay bir işlem ile septum ortadan kaldırılmalıdır.Aksi takdirde çok yüksek komplikasyonlara yol açabilir. Gebelik kayıpları kaçınılmaz olabilir.- Uterus didelfis : müller kanalının birleşmemesi sonucunda oluşur çift rahim gelişmektedir. Bu durumda çift rahim ağzı bulunur ve septum gelişebilir. İki uterusun birleştirilmesine yönelik ameliyatlar yapılabilmektedir.- T şeklinde uterus : uterus genellikle T şeklindedir armut şeklinde değildir. Ayrıca rahim ağzında darlık mevcuttur. Vajende adenozis görülebilir.
Ne yazık ki en ciddisi rahim olmamasıdır. Rahim, rahim ağzı ve üst vajen bulunmaz. Yumurtalıklar sağlıklıdır ancak adet göremez. Genellikle ergenlik döneminde adet görememe şikayeti ile kliniğe başvuran hastalarda tanısı konulmaktadır. Bu anomalide tek şans taşıyıcı anneliktir.
Ancak bebeği taşıabilecek kadar büyüklükte bir rahmi olmasıda doğum yapmasına yetecektir.
Üremeyi Nasıl Koruyabilirim? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
Mikroenjeksiyon Nedir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### RAHİM ALDIRMA VE ADET DÖNGÜSÜ
https://sevtaphamdemir.com.tr/
Rahim, kadın üreme sisteminin temel organlarından biridir. Gebelik sürecinde embriyonun gelişimine ev sahipliği yapan bu organ, aynı zamanda adet döngüsünde de kritik bir rol oynar.
Ancak, bazı tıbbi durumlarda rahmin alınması gerekebilir. Bu durum, kadının yaşamında fiziksel ve psikolojik birçok değişikliğe yol açabilir. En sık sorulan sorulardan biri ise "Rahim alındığında adet görülür mü?" sorusudur.
Rahim ve Adet Döngüsü
Adet döngüsü, kadın üreme sisteminde her ay düzenli olarak meydana gelen doğal bir süreçtir. Bu süreçte rahmin iç tabakası (endometrium) kalınlaşır ve döllenme olmadığında adet kanamasıyla birlikte vücuttan atılır. Adet döngüsünün temel unsurları şunlardır:
Beyin (Hipotalamus ve Hipofiz Bezi): Hormonal sinyalleri başlatır ve düzenler.
Yumurtalıklar: Östrojen ve progesteron hormonlarını salgılar, yumurta üretir.
Rahim (Uterus): Endometriumu oluşturur ve döllenme olmazsa bu tabaka adet kanamasıyla atılır.
Rahmin alınması (histerektomi), bu süreci doğrudan etkileyen bir durumdur.
Rahim Aldırmanın En Büyük Avantajları
Rahim aldırma (histerektomi), genellikle ciddi sağlık sorunlarını çözmek için uygulanan bir cerrahi müdahaledir. Bu operasyon, kadınların yaşam kalitesini artırabilecek önemli avantajlar sunar.
Öncelikle, rahimde meydana gelen sorunlar nedeniyle yaşanan ağrı ve rahatsızlıklar ortadan kalkar. Örneğin, miyomlar, endometriozis veya aşırı adet kanamaları, günlük hayatı olumsuz etkileyebilir. Rahim aldırma, bu sorunları tamamen ortadan kaldırarak ağrısız ve daha konforlu bir yaşam sağlar.
İkinci olarak, rahim kanseri veya ileri evredeki rahim ağzı kanseri gibi ciddi durumlarda histerektomi, hayat kurtarıcı bir rol oynar. Kanserin yayılmasını önlemek için uygulanan bu işlem, hastanın uzun vadede sağlıklı bir yaşam sürmesine katkıda bulunur.
Üçüncü avantaj, doğum kontrol yöntemine olan ihtiyacın ortadan kalkmasıdır. Çocuk sahibi olmayı tamamlamış veya istemeyen kadınlar için bu, güvenli bir çözüm sunar.
Son olarak, rahim aldırma işlemi sonrası adet kanaması sona erdiği için bu durumla ilgili rahatsızlıklar ve hormonal dalgalanmalara bağlı semptomlar azalabilir. Bu da hem fiziksel hem de duygusal rahatlama sağlar.
Rahim aldırma, doğru nedenlerle yapıldığında kadın sağlığı üzerinde önemli olumlu etkiler yaratabilir.
Rahim Alınmasının Nedenleri
rahmin alınması, genellikle ciddi tıbbi nedenlerle yapılır ve cerrahi bir müdahaledir. Bu nedenler arasında şunlar bulunur:
Myomlar: Rahimde gelişen iyi huylu tümörler.
Endometriozis: Rahim iç tabakasının rahim dışında büyümesi.
Kanser: Rahim, serviks (rahim ağzı) veya yumurtalık kanseri.
Aşırı Kanamalar: Kontrol altına alınamayan adet kanamaları.
Prolapsus: Rahmin vajinaya doğru sarkması.
HİSTEREKTOMİ (RAHİM ALMA ) AMELİYATI HANGİ DURUMLARDA YAPILIR?
Rahim Alındığında Adet Görülür mü?
Rahmin alınması durumunda adet kanamasının devam edip etmeyeceği, cerrahinin türüne ve yumurtalıkların durumuna bağlıdır:
Sadece Rahmin Alınması (Total Histerektomi):
Eğer sadece rahim alınır ve yumurtalıklar bırakılırsa, hormonal döngü devam eder. Ancak rahim olmadığı için adet kanaması gerçekleşmez. Yumurtalıklar hormon üretmeye devam ettiği için menopoza girilmez ve adet dışında hormonal belirtiler (örneğin, yumurtlama dönemindeki hassasiyet) yaşanabilir.
Rahim ve Yumurtalıkların Alınması (Total Histerektomi ve Ooferektomi):
Eğer rahimle birlikte yumurtalıklar da alınırsa, vücut östrojen ve progesteron üretimini durdurur. Bu durumda cerrahi menopoz meydana gelir. Cerrahi menopoz, doğal menopozdan daha ani ve yoğun belirtilerle kendini gösterir.
Rahim Alma Yöntemleri
1. Abdominal Histerektomi (Açık Cerrahi)
Bu yöntemde, cerrah karın bölgesine bir kesik açarak rahmi çıkarır. Genellikle büyük miyomlar, kanser ya da ciddi endometriozis durumlarında tercih edilir. Açık cerrahi yöntemi, diğer yöntemlere kıyasla daha uzun bir iyileşme süresi gerektirir.
2. Vajinal Histerektomi
Vajinal histerektomi, rahmin vajina yoluyla çıkarıldığı bir yöntemdir. Bu yöntem, genellikle rahmin küçültülmesi gerekmediği ve komplikasyonların az olduğu durumlarda tercih edilir. Vajinal histerektomi, daha az invazivdir ve iyileşme süresi abdominal histerektomiye göre daha kısadır.
3. Laparoskopik Histerektomi
Laparoskopik histerektomi, minimal invaziv cerrahi yöntemlerinden biridir. Cerrah, karın bölgesinde küçük kesikler açarak bir kamera ve cerrahi aletler yardımıyla rahmi çıkarır. Bu yöntem, daha az ağrı, daha küçük yara izleri ve daha hızlı bir iyileşme süresi sağlar. Laparoskopik histerektomi, genellikle miyomlar, hafif endometriozis veya rahim sarkması durumlarında tercih edilir.
4. Robotik Histerektomi
Robotik cerrahi, laparoskopik yönteme benzer ancak cerrah, robotik bir sistem aracılığıyla işlemi gerçekleştirir. Robotik histerektomi, cerraha daha fazla hassasiyet ve kontrol sağlar. Bu yöntem, özellikle karmaşık cerrahilerde tercih edilir.
5. Supraserival Histerektomi
Bu yöntemde, rahmin üst kısmı alınır ancak rahim ağzı yerinde bırakılır. Supraserival histerektomi, daha az invaziv bir seçenek olarak kabul edilir ve pelvik taban desteğini korumak isteyen hastalar için uygundur.
Rahim Alma Nedenleri
Rahim alma işlemi, aşağıdaki durumlar nedeniyle yapılabilir:
Myomlar: Rahimdeki iyi huylu tümörler.
Endometriozis: Rahim iç tabakasının rahim dışında büyümesi.
Rahim Kanseri veya Serviks Kanseri: Hayati risk taşıyan durumlar.
Aşırı Kanamalar: Diğer tedavilere yanıt vermeyen kronik adet kanamaları.
Rahim Sarkması: Rahmin vajinaya doğru düşmesi.
İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Rahim alma yöntemine bağlı olarak iyileşme süreci değişiklik gösterir. Abdominal histerektomi sonrası iyileşme 6-8 hafta sürebilirken, laparoskopik veya vajinal histerektomilerde bu süre genellikle 2-4 haftadır. İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
Ağır kaldırmaktan kaçınılmalı.
Fiziksel aktiviteler yavaşça artırılmalı.
Doktorun önerdiği ilaçlar düzenli kullanılmalı.
Düzenli kontroller ihmal edilmemeli.
Rahim alma yöntemleri, hastanın ihtiyaçlarına ve durumuna göre çeşitlilik gösterir. Hangi yöntemin kullanılacağına karar verirken hastanın sağlık durumu, cerrahi riskler ve kişisel tercihleri dikkate alınır.
Doğru seçilen bir yöntem, hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir ve sağlık sorunlarını çözmede etkili bir rol oynar.
Rahim Alınmasının Hormonal Etkileri
Rahim alınması, kadın vücudunda farklı hormonal değişikliklere yol açabilir. Özellikle yumurtalıkların da alındığı durumlarda şu belirtiler ortaya çıkabilir:
Sıcak Basmaları: Ani terleme ve sıcaklık hissi.
Vajinal Kuruluk: Östrojen eksikliğine bağlı olarak vajinal dokularda incelme ve kuruluk.
Duygusal Dalgalanmalar: Depresyon, anksiyete ve irritabilite.
Uyku Problemleri: Hormonal dengesizlikler nedeniyle uykusuzluk.
Eğer sadece rahim alınmışsa, bu belirtiler genellikle ortaya çıkmaz çünkü yumurtalıklar hormon üretmeye devam eder.
Psikolojik ve Sosyal Etkiler
Rahim alınması, kadınların fiziksel sağlığının yanı sıra psikolojik durumunu da etkileyebilir. Bu cerrahi müdahale sonrası bazı kadınlar kendilerini eksik veya kadınlık özelliklerini kaybetmiş hissedebilir. Bu duygusal etkiler, özellikle çocuk sahibi olma planı olan kadınlarda daha yoğun hissedilebilir. Bu nedenle, ameliyat öncesinde ve sonrasında psikolojik destek almak oldukça önemlidir.
Rahim Alınmasından Sonra Yaşam Kalitesini Artırma
Rahim aldırma ameliyatı sonrası yaşam kalitesini artırmak için aşağıdaki adımlar atılabilir:
Düzenli Doktor Kontrolleri: Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde doktor kontrolleri ihmal edilmemelidir.
Hormon Tedavisi: Özellikle yumurtalıkların alındığı durumlarda hormon replasman tedavisi (HRT) düşünülebilir.
Psikolojik Destek: Ameliyatın duygusal etkilerini yönetmek için terapi veya destek gruplarına katılmak faydalı olabilir.
Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları: Dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku genel sağlık için önemlidir.
http://www.sevtaphamdemir.com
Sonuç
Rahim alındığında adet görülmez çünkü adet kanamasının kaynağı olan rahim artık vücutta bulunmaz. Ancak yumurtalıklar yerinde bırakıldıysa, hormonal döngü devam eder ve menopoz belirtileri ortaya çıkmaz. Yumurtalıkların da alındığı durumlarda ise cerrahi menopoz yaşanır.
Bu süreçte fiziksel destek almak, yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynar.Rahim alınması sonrası yaşam, doğru bir şekilde yönetildiğinde sağlıklı ve tatmin edici olabilir. Bu konuda daha fazla bilgi almak için sitemizi ziyaret edebilirsiniz .https://sevtaphamdemir.com.tr/histerektomi-rahim-alma-ameliyati/
#### Rahim Dinlendirme
Günümüz de gittikçe artan infertilite sorunundan kaynaklı üremeye yardımcı teknikler, özellikle tüp bebek tedavileri artış göstermiştir. Artan tüp bebek tedavilerinden kaynaklı gelişmeler de buna bağlı hızla devam etmektedir. Tüp bebek tedavisinde başarı şansını değiştiren en önemli şeylerden birisi embriyo kalitesi olmakla birlikte ikinci faktör ise rahim duvarı kalınlığıdır. Tüp bebek tedavisinde bazen tedavi sürecinde rahmin duvarı transfere hazır olmayabiliyor. Rahim dokusu yorulabiliyor tabiri caizse. Bu durumda da tüp bebek tedavisin de embriyo ne kadar kaliteli olursa olsun eğer rahim duvarının kalınlığı uygun değil ise tüp bebek tedavisinde başarı şansımızı otomatik düşürmeyi göze almış oluruz. Bu sorunu yaşamamak adına büyüyen yumurtaları bu ay toplayarak embriyo haline getirip dondurma işlemi gerçekleştirerek bir sonraki ay ise embriyonun transferine hazırlanmak için rahim duvarının hazırlanması sağlanır. Bu ay donan embriyolar bir sonraki ay anne adayına transfer edilir.
Rahim Dinlendirme Kimler İçin Uygundur?
Rahim dinlendirme olarak belki de halk arasında isimlendirilen yöntem de aslında bu ay transfer etmeyip bir sonraki ay sadece rahim duvarını hazırlayıp daha sonra transfer yapılmasıdır. Eskiden çok fazla uygulanmıyordu tüp bebek tedavisinde ancak artık günümüzde oldukça fazla uygulanıyor. İlk başlarda tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara ve hormonlara karşı aşırı hassasiyet gösterilen hastalara uygulanmaktaydı. Ancak artık rahmin her uygunsuz durumunda herkes için tercih edilebilir bir hal almıştır. Rahim dinlendirme yöntemi artık tüp bebek tedavisinde hatta sadece embriyo dondurup iki sene sonra transfer isteyen aileler için bile yapılır hale gelmektedir. Önemli olan dondurma ve çözmenin sağlıklı yapılmasıdır.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Dondurma Sonrası Embriyo Transferi Nasıl Yapılır?
Rahim dinlendirme yaklaşık 1-2 ay kadar sürmektedir. Tüp bebek tedavilerinde gebelik şansı %5-10 arasında artış göstermektedir. Dinlenme süreci bittikten sonra, adetin ikinci ya da üçüncü günü anne adayına ultrason ile muayene yapılarak eğer transfere engel veya gebeliğe engel bir durum yok ise rahim duvarı hazırlanmaya başlanır ilaçlar ile. Rahim duvarı hazırlığı yaklaşık 15 gün kadar sürebilir. Rahim duvarı uygun hale getirildikten sonra donmuş olan embriyoların çözünmesi sağlanarak anne adayına transfer edilir. Ancak dondurma ve çözme önemlidir. Doğru embriyoloji laboratuvarı tüp bebek tedavisinde altın değerdir.
#### Rahim Filmi
Rahim filmi, HSG bir başka açılım ile de histerosalpingografi kadının infertilitesin de yani bebek sahibi olmak isteyen kadınlarda kullanılan hatta yaklaşık 1911’den beri tercih edilen ve kullanılmaya alışılmış tanısal bir görüntüleme yöntemidir. Rahim filmi sayesinde rahim ile ilgili herhangi bir anomali var mı, tüpler açık mı, endoemtrial polipler, submüköz myomlar, adenomiyozis gibi pek çok sorunun da tanısını koymakta yardımcı olabilir.
HSG çekimi, infertilite problemi yaşayan çiftlerimizde önereceğimiz tanısal amaçlı yapılan bir işlemdir.
Düzenli ve korunmasız olarak altı ayı tamamlamış olan çiftlerimiz genellikle hekime başvururlar. Korunmasız süreyi tamamladıktan sonra hala bebek sahibi olamamış çifte bazı tetkikler yapılması planlanır. Bu tetkikler sırası ile,
Öncelikle hormon analizi,Ultrasonografi ile yumurtalık rezervi kontrolü,Rahim filmi,Spermiyogram testi.
Olmak üzere sınıflandırılabilir.
Doktorunuz Sizden Neden HSG Çekilmesini İstemiş Olabilir?
Bebek sahibi olmayı deniyor ancak gerçekleşmiyor ise,Rahim ya da tüplerde herhangi bir ameliyat geçirdiyseniz,Tekrarlayan düşüklerde,Adet düzensizliğiniz varsa rahim filmi çekimine ihtiyaç duyabilmeniz beklenmektedir. Bu nedenlerden kaynaklı olarak da hekiminiz sizden rahim filmi çektirmenizi istemiş olabilir.
HSG çekimi, kadın üreme organlarından rahim ve tüplerin durumunun kontrolü için uygulanmaktadır. Günümüzde de artık sağlıktaki teknolojiden kaynaklı ağrısız ve kısa süre içerisinde rahim filmini planlayıp çekmek mümkün hale gelmiştir. Hastanın rahim filmi sonrasında günlük rutin hayatına devam ettiği gözlenmiş ve herhangi bir refakatçıya dahi ihtiyacı olmamaktadır. Ancak HSG çekimi, kişiden kişiye göre ağrı eşiği değişebildiği için yine de hekiminiz size anestezi ister misiniz? Diye bir soru sorulması olası. Anestezi kararını siz bırakabilir ancak zorunlu kılmayacaktır.
Rahim Filmi Çektirecek Olan Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?
Genellikle infertilite nedeni ile başvuran çiftte kadına uygulanan HSG çekimi öncesinde, çekim sırasında ya da çekimden sonra dikkat edilmesi gereken noktalar olması olası. Her işlemin öncesi ya da sonrasında dikkat etmeniz gereken uyarılar da bulunulabileceği gibi…
Hastanın herhangi bir enfeksiyonu olmadığından emin olmak gereklidir. Özellikle vajinal enfeksiyon bu konuda önemli bir husustur.Hastanın adet dönemi nedeni ile vajinal kanamasının yoğun olmaması gerekmektedir. Vajinal kanama olması istemiyoruz.Hastanın gebelik şüphesi olmaması gerekmektedir.Adetin 7-11. günleri arasında çekilmelidir.
HSG Yani Rahim Filmi Nasıl Çekilmektedir?
HSG çekimi, rahmin anomalisi olup olmadığına dair ve tüplerin durumu hakkında bilgi alınması hedeflenerek yapılmaktadır. Bu rahim filmi çekiminde genellikle, gebelik isteyen ancak gebelik elde edememiş, korunmasız ve düzenli ilişki süresi altı ayı geçmesine rağmen bebek sahibi olamamış anne adayları başvurabilirler. İnfertilite tedavisine başlamadan önce neden bebek sahibi olamadığı konusunda yapılması gereken tetkikler arasında gelmektedir.
HSG çekimi, uygulamayı yaptıracak olan kadınların merak ettiği bir uygulamadır. Rahim filmi çekilmesi gereken zaman dilimi, rahim filmi çekilirken kullanılacak olan materyaller, rahim filmi çekimi sonrasında dikkat edilmesi gereken durumların her biri oldukça önemlidir.
Gebelik şüphesi bulunmayan hastada, farklı maddelerden oluşturulan kontrast bir ilaç rahim içerisine gönderiyoruz. Bu ilaç tıkanmış tüpleri bazen açarken bazen de tüplerden geçişinde görüntülemeye yardımcı olmaktadır.
İşlem sonrasında anne adayı günlük hayatına devam etmesi mümkün. Duş almak mümkün. Cinsel ilişki yasağı dahi olmamaktadır.
HSG, Rahim Filmi Ne Zaman Çekilmelidir?
Rahim filmi çektirecek olan kadınların dikkat etmeleri gereken bir konudur zaman dilimi. Rahim filmi çekiminin en uygun yapılacağı zaman adetin 7 ila 11. günleri arasındadır 7. ve 11. günler dahil olmak üzere bu günler arasında rahim filmi çekilmesi önerilmektedir. Böylelikle kişinin rahim filmi çekilirken herhangi bir gebelik şüphesi olması söz konusu değildir. Yumurtlama dönemine de denk gelmeyeceği için olası bir gebeliğe de zarar vermesi mümkün dahi değildir. Bu nedenle bu günler arasında HSG çektirmeye özen göstermelisiniz. Zaten yedinci günden önce vajinal kanamalar yoğun devam ederken on birinci günden sonra da gebelik şüphesi olacağı için bu günler dışındaki zamanları biz önermiyoruz.
HSG Riskli midir?
Rahim filmi çekiminde özelikle son zamanlarda gelişen sağlık teknolojisi ile kadın sağlığını korumak amacı ile bir takım yenilikler uygulanmaktadır. Kullandığımız kollu röntgen sayesinde işlemin birkaç dk sayesinde tamamlanması sağlanmasını sağlar. İşlem sırasında ve sonrasında da ağrı veya acı hissetmesi beklenmez. Günümüzde de farklı merkezlerde, farklı hastanelerde ya da farklı tıp merkezlerinde sağlık kurumlarında farklı yöntemler ile rahim filmi çektirmek mümkün. Bu nedenle risk faktörleri açısından doktor seçiminiz oldukça önemlidir. Her ne işlem olursa olsun uzman bir hekimin ellerinde daha kolay olacaktır.
Rahim Filmi Çekilmesinin Olası Riskleri Nelerdir?
Kanama olması olası,Yoğun ağrı,Enfeksiyon,Tüplerde meydana gelmesi beklenen hasarlar,Rahim duvarının tahrişi,İlaç alerjisi.
Gibi yan etkiler görülebilmektedir. Ancak daha fazlası beklenen bir durum değildir.
Rahim Filminin Avantajları Nelerdir?
Sadece rahim ağzından kontrast madde verilen girişimsel olmayan bir müdahaledir,Laporoskopiye göre çok daha az riski vardır,Daha ucuzdur,İşlem sonrasında ilk iki ay da hastanın gebe kalma ihtimali ortalama %25 civarındadır.
Avantajlarını maddeler halinde listeledik. Şimdi bir de dikkat edilmesi gereken noktalara değinelim.
Rahim Filmi Sonrasında Nelere Dikkat Etmeliyim?
Rahim filmi, HSG sonrasında ciddi problemler meydana gelmez. Bazen kötü kokulu akıntı olması olası. Bulantı, kusma meydana gelmesi mümkün. İşlem sonrasında sanki yeni adet olmuşçasına bir adet ağrısı gibi tariflenen kasık ağrısı meydana gelmesi olası. Ancak ateş durumunda mutlaka hekiminize bildirmelisiniz. Kötü kokulu akıntı, ateş gibi durumlarda hekiminiz ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Ancak rahim filminin korktuğumuz bir yan etkisi söz konusu değildir.
#### Rahim Filmi (Histerosalpingografi) Nedir, Ne Zaman Çekilir?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Kadın doğum ve infertilite (kısırlık) alanında sık duyulan yöntemlerden biri rahim filmi, yani tıbbi adıyla Histerosalpingografi (HSG)’dir. Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin değerlendirilmesinde önemli bir yere sahiptir.
Rahim filmi sayesinde hem rahim içi yapısı hem de tüplerin açıklığı görüntülenebilir. Bu nedenle hem tanı koymada hem de tedavi planlamasında sıkça başvurulan bir yöntemdir.
Rahim Filmi (HSG) Nedir?
Rahim filmi, rahim ve fallop tüplerinin röntgen altında görüntülenmesini sağlayan bir tanı yöntemidir. İşlem sırasında rahim içerisine özel bir sıvı (opak madde) verilir ve bu sıvının tüplerden geçişi röntgen cihazı ile izlenir.
Böylece;
•Rahim iç tabakasındaki yapısal bozukluklar (polip, miyom, yapışıklıklar)
•Doğuştan gelen rahim anomalileri (çift rahim, perde gibi)
•Tüplerin açık olup olmadığı net bir şekilde ortaya konur.
Rahim Filmi Neden Çekilir?
Rahim filmi genellikle şu durumlarda uygulanır:
1.Kısırlık araştırması (infertilite):
Çocuk sahibi olamayan çiftlerde tüplerin açık olup olmadığını görmek için yapılır.
2.Tekrarlayan düşükler:
Rahim içi yapısal sorunları belirlemek için tercih edilir.
3.Tüp bebek veya aşılama öncesi değerlendirme:
Yardımcı üreme teknikleri öncesinde rahim ve tüplerin kontrol edilmesi gerekir.
4.Rahim anomalilerinden şüphelenildiğinde:
Ultrasonla görülemeyen yapısal bozuklukları tespit etmek amacıyla uygulanır.
Rahim Filmi Ne Zaman Çekilir?
Hastaların en çok merak ettiği konulardan biri “Rahim filmi ne zaman çekilir?” sorusudur.
Rahim filmi adet bitiminden sonraki 6–10. günler arasında çekilmelidir. Bunun nedeni şudur:
•Adet sonrası rahim içi tabaka (endometrium) çok incedir, görüntüleme daha net olur.
•Henüz yumurtlama gerçekleşmediği için olası gebeliğe zarar verme riski yoktur.
•Enfeksiyon riski bu dönemde daha düşüktür.
Bu nedenle, rahim filmi için en uygun zaman adet kanaması bittikten sonraki ilk haftadır.
Rahim Filmi Nasıl Çekilir?
Rahim filmi çekim süreci genellikle şu şekilde ilerler:
1.Hasta jinekolojik masaya alınır.
2.Vajina steril şekilde temizlenir.
3.Rahim ağzına ince bir kateter (tüp) yerleştirilir.
4.Kateterden rahim içine özel opak madde verilir.
5.Verilen madde röntgen cihazında görünür hale gelir ve görüntüler kaydedilir.
Tüm işlem ortalama 10–15 dakika sürer.
Rahim Filmi Ağrılı mıdır?
Birçok kadının endişesi rahim filmi sırasında ağrı olup olmadığıdır.
•Çoğu kadın işlem sırasında adet sancısına benzer hafif kramplar hisseder.
•Ağrı eşiği düşük olanlarda daha belirgin olabilir.
•İşlem öncesi doktor önerisiyle basit ağrı kesiciler alınabilir.
•Bazı merkezlerde işlem, sedasyon (hafif uyutma) ile daha konforlu şekilde yapılmaktadır.
Kısacası rahim filmi korkulduğu kadar ağrılı bir işlem değildir.
Rahim Filmi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Rahim filmi sonrası hafif şikayetler görülebilir. Bunlar genellikle birkaç saat içinde kaybolur.
•Hafif karın ağrısı veya kramp
•Vajinal lekelenme tarzı kanama
•Rahimden sıvının dışarı akmasına bağlı hafif akıntı
Dikkat edilmesi gerekenler:
•İlk 24 saat ağır egzersiz ve cinsel ilişki önerilmez.
•Şiddetli ağrı, ateş veya kötü kokulu akıntı olursa mutlaka doktora başvurulmalıdır.
•İşlem sonrası genellikle antibiyotik ve ağrı kesici verilebilir.
Rahim Filmi Çekilmesinin Faydaları
Rahim filmi sadece tanı koydurmaz, aynı zamanda tedavi edici etkisi de olabilir.
•Tüplerin içine verilen sıvı, küçük yapışıklıkları açabilir.
•Bu sayede işlem sonrası kendiliğinden gebelik oranları artabilir.
•Çoğu hasta, rahim filmi sonrasında birkaç ay içinde doğal yolla hamile kalabilmektedir.
Rahim Filmi ve Tüp Bebek İlişkisi
Tüp bebek veya aşılama gibi yardımcı üreme tekniklerine başlamadan önce rahim filmi mutlaka yapılmalıdır. Çünkü:
•Tüpler kapalıysa aşılama yöntemi uygulanmaz, doğrudan tüp bebeğe geçilir.
•Rahim içinde polip veya miyom varsa, bunlar önceden düzeltilmelidir.
•Rahim anomalileri erken fark edilirse tedavi şansı artar.
Kısacası rahim filmi, tüp bebek sürecinde yol haritası belirleyen önemli bir adımdır.
Rahim Filmi Riskleri Var mı?
Rahim filmi güvenli bir yöntemdir ancak nadiren bazı komplikasyonlar görülebilir:
•Enfeksiyon
•Rahim içinde yapışıklık
•Alerjik reaksiyon (kullanılan maddeye bağlı)
•Şiddetli ağrı veya kanama
Bu riskler oldukça düşük orandadır ve işlem deneyimli merkezlerde yapıldığında güvenle uygulanabilir.
Sık Sorulan Sorular
1. Rahim filmi adetliyken çekilir mi?
Hayır, adet kanaması varken rahim filmi çekilmez. Adet bitiminden sonra yapılmalıdır.
2. Rahim filmi sonrası hemen hamile kalabilir miyim?
Evet, özellikle tüpler açıksa rahim filmi sonrası gebelik şansı artar.
3. Rahim filmi çektirmek için anestezi gerekir mi?
Genelde gerekmez. Ancak ağrı eşiği düşük hastalarda hafif sedasyon yapılabilir.
4. Rahim filmi çektirmek zararlı mı?
Hayır, düşük dozda röntgen ışını kullanılır ve sağlığa zarar vermez.
⸻
Sonuç
Rahim filmi (HSG), rahim ve tüplerin yapısal durumunu ortaya koyan, kısırlık araştırmalarında temel öneme sahip bir yöntemdir. Hem tanı koydurucu hem de bazı durumlarda tedavi edici etkisi vardır.
En doğru sonuca ulaşmak için rahim filmi adet sonrası ilk hafta içinde yapılmalıdır. Korkulduğu kadar ağrılı olmayan bu işlem, doğru merkezlerde güvenle uygulanır ve çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için yol gösterici bir adımdır
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Rahim İçi Yapışıklıklar
İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ile veya düşük sonrasında yapılan küretaj rahim içi yapışıklıkların temelini oluşturur. Rahim içerisinde oluşan bir travma rahim içi yapışıklıklara neden olur. Elbette her küretaj sonrasında rahim içi yapışıklık olacağı anlamına gelmese de küretajdan başka sebeplerde rahim içi yapışıklığa neden olabilmektedir.
Örneğin, bebeğin plesantasının doğumdan sonra tam olarak çıkmaması, histereskopik ya da batından açık ameliyatlarda faktör olabilmektedir. Cerrahi bir travma olmaksızın enfeksiyonlarda bazen neden olsa da çok fazla neden olması beklenemez.
Yapışıklıklar rahim içine ve tipine göre sınıflandırılabilir. Öncelikle histereskopik olarak açılması denendikten sonra tekrar oluşabilir. Birden fazla kez işlem gerektirebilir elbette hasta.
Rahim içi yapışıklıklar ne gibi belirtiler verir. Rahim içi yapışıklıklarının tüp bebek tedavisinde yeri nedir merak ediyoruz elbette. Bu yüzden Sevtap Hamdemir Kılıç ‘a sorduk o da bize rahim içi yapışıklıklar hakkında bilgi verdi..
Adet kanama süresinin ve miktarında değişiklik,
Adet görememe,
Kısırlık,
Artmış düşükler,
Erken doğum tehdidi,
Erken su gelmesine bağlı erken doğum tehdidi,
En sık olarak da adet kanamalarının küretaj sonrasında kesilmesi veya belirgi şekilde çok çok fazla azalması söz konusu olabilmektedir. Normalde küretajdan sonra düzenli adet görebilen bir kadında yine düzenli bir adet görmesi beklenir..
Adet kanamasının ağrılı olması da bir diğer belirtiler arasındadır.
Tanı; histereskopi ile konulabilir.
Rahim İçi Yapışıklıklar Nasıl Tedavi Edilebilir?
Rahim içi yapışıklıkların açılması histereskopi veya laparoskopi ile sağlanabilir.
Şiddetli yapışıklıkları olan hastalarda birden fazla işlem gerekebilir. Rahim boşluğu normal ölçülerde veya tam olarak açılmış olan hastalarda eğer tüplerin geçişinde herhangi bir sorun yoksa başarı oranı gebelik elde edilme oranı yüksektir.
Hafif yapışıklıklarda rahim içerisine spiral yerleştirilmesi rahim iç duvarının yenilenmesini sağlamak için belli bir süre hormon tedavi edilmesi gerekebilir tedavi için;
Rahim içi yapışıklığı olan kadınlarda gebelik riskli gebelik olarak kabul edilip, bu hastaların gebeliklerinde daha sıkı bir gebelik takibine girmeleri hakkında öneriler verilmektedir. Çünkü erken doğum veya düşük tehdidi var olacaktır.
.
#### Rahim İçindeki Polipler Hamileliğe Engel Olur Mu?
Polip; vücutta bir çok organda oluşabilen boyutları genellikle birkaç mm ile birkaç cm arasında değişen iyi huylu oluşumlardır. Rahim içerisinde oluşan poliplere endometriyal polip adı verilir. Her hastanın merak edebileceği gibi endometriyal polipi olan hastalarda bu hastalığın doğurabileceği sonuçları merak ediyor. Bazı endomeyriyal polipler kısırlığa neden olabiliyor. Bazıları ise hiç etkilemiyor gebeliği. Endomeyriyal poliplerin neden kısırlığa sebep olduğu tam olarak bilinmiyor. Küçük endometriyal kistler gebeliğe engel olmazlar.
Küçük endometriyal kistler 2 cm den küçük poliplerdir. Bu polipler hem kısırlığa hemde düşüğe neden olmazlar. İyi huylu poliplerdir. Bundan dolayı gebelik öncesinde çıkartılması şart değildir. Fakat tüp bebek uygulaması yapılacak ise bu kistlerin histerektomi yöntemi ile çıkartılması gerekmektedir. Büyük endometriyal kistler gebeliğe engel olabilirler. Büyük endometriyal kistler 4-5 cm die. Rahim içinde enfeksiyona neden okurlar. Bu enfeksiyonlar ise gebelik materyallerine engel olabilir ve gebelik şansını azaltabilir. Gebelik oluşsa bile, gebelik oluştuktan sonra düşüğe neden olabilirler. Bu kistlerin ameliyatla çıkartılması gerekmektedir.
Rahimdeki Polipler Zararlı Mı?
Bu gibi kistlerinizin olduğunu ve gebe kalmanıza engel olucak hastalıkları gebelik düşünmeye karar verdiğinizde gittiğiniz doktor kontrolünde öğrenebilirsiniz. Kistinizin ölçüsü belli olduktan sonra doktorunuza bu konuyu mutlaka danışınız.Toparlayacak olursak rahim içindeki poliplerdir gebeliğe engel olup olmadığı merak konusudur. Polip oluşumları kötü huylu değildir. Polipler iyi huyludurlar. Her organda ve yapıda polip oluşabilir. Poliplerin boyutları mm ile cm arasında değişir. Rahimdede polip olur. Bu poliplere endometriyal polip denir. Bu poliplerin hamileliğe engel olup olmadığı merak konusudur. Bazı endometriyal polipler kısırlığa neden olabiliyor. Bazı endometriyal polipler ise hamile kalmaya zararı yoktur.
Poliplerin gebeliğe engel olup olmadığı büyüklükleriyle alakalıdır. Küçük endometriyal polipler gebe kalmaya engel olmazlar. Büyük polipler ise gebe kalmaya engel olurlar. Küçük endometriyal kistler 2cm den küçük poliplerdir. Bu polipler ne düşüğe neden olurlar, nede gebe kalmaya. Bu küçük endometriyal poliplerin gebelik öncesi çıkartılmasına gerek yoktur. Fakat tüp bebek yöntemiyle gebe kalınacaksa bu poliplerin histereskopi yöntemi ile çıkartılması gerekir. Büyük endometriyal polipler ise gebeliğe engel olurlar. Bu poliplerin büyüklüğü ise 4-5 cm dir. Bu poliplerin zararları vardır. Rahim içinde enfeksiyona sebep olurlar. Gebeliğin olmasına engel olurlar. Gebelik olsa bile tutunmayı engelleyerek düşüğe neden olur. Bu kistlerin gebelikten önce ameliyatla çıkartılması gerekir. Bunun için gebe kalmaya karar verdiğiniz zaman bir doktor kontrolünden geçmeniz gerekiyor.
#### Rahim Sarkması Ameliyatı Nasıl Olur?
Rahim Sarkması Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
- Derecesi hafif olarak sınıflandırabileceğimiz rahim sarkmalarında çoğunlukla tedavi gerekmez. Ancak jinekolog takibi zorunludur. Bu tip vakalarda pelvik kasların güçlenmesinin sağlanması için kegel egzersizleri önerilebilir. Bunların yanı sıra kronik hastalıklar açısından hastaya önlemler konusunda uyarılarda bulunulabilir.
- Şiddetli rahim sarkmalarında ise farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Kişi eğer gebelik düşünüyor ise pesser adını verdiğimiz vajinal halkalar rahmi destekleyerek aşağı doğru sarkmasını engelleyen bir yöntemdir. Rahim zarar görmez. Önce doktor tarafından takılır ancak hastaya da anlatılabilir. Cinsel birliktelikte de halka kullanılabilir, herhangi bir zararı söz konusu değildir. Bir diğer seçenek histerektomi yani rahmin alınmasıdır. Eğer hasta bebek düşünmüyorsa rahmin tamımı alınabilir.
Rahim sarkması ile ilgili bir şikayetiniz var ise bize ulaşabilirsiniz. En çok kendinizi sevin ve lütfen ihmal etmeyin.
Rahim sarkmasının boyutuna göre karar verilen tedavi şeklinde idrar kaçırma şikayeti de eklenince, ona göre bir tedavi şekli belirlenir. Az ise yine rahim sarkması egzersizlerle desteklenirken idrar kaçırma da egzersiz ve lazer ile desteklenebilir. Ancak şiddetli ise cerrahi hem rahim hem de idrar kaçırma için kaçınılmaz bir tedavi metodu olarak karşımıza çıkar.
Cerrahide Yöntemler Nelerdir?
Cerrahi rahim sarkması ve idrar kaçırma ameliyatlarında :
Birincil olarak eğer sarkma çok fazla ise alttan yani vajinal olarak rahmi yerinde tutan bağlara ulaşılarak yukarı asılabilir. Mesane için ise idrar kaçırma tedavisinde tvt,tot gibi seçenekler ile idrar kaçırması önlenebilir. Ya da vajinal histerektomiye ekstra olarak yine idrar kaçırma için mesane desteklenebilir.
Diğeri ise laporoskopik cerrahi, yani karından yapılan operasyon ile de rahmi yerinde tutan bağlara ulaşılarak yukarı asılabilir. Vajen dokuları cerrahi ile aynı seansta toparlanarak yine aynı seansda idrar kaçırma için işlem yapılabilir.
Cerrahi tedavi sonrasında tekrar aynı sorunu yaşayabilir miyiz?
Sarkma tekrar elbette görülebilir. Bunu etkileyen en önemli faktörlerin başında iyi bir cerrahidir. Hastanın dokularının iyİleşmesi, hastanın ameliyat sonrasında önerilere uyup uymadığı, dikkat etmesi gereken noktalara ne denli dikkat ettiği ise aynı sorunu tekrar yaşayıp yaşamayacağı konusunda hastaya yanıt verir aslında. İdrar kaçırma tedavilerinde ise devamlılığında yapılan egzersizler ile pelvik kaslar desteklenerek tekrar bir normal doğum düşünmediği sürece sorun çözülmüş olur.
Rahim Sarkması Belirtileri Nelerdir? Adlı Yazımızı İncelemek için Tıklayınız..
#### Rahim Sarkması Belirtileri Nelerdir?
Rahim sarkması durumu genellikle üreme çağını tamamlamış olan ileri yaşlı denilebilecek kadınlar da görülse de az da olsa üreme çağını tamamlamamış olan kadınlarda da meydana gelebilmektedir. İdrar kaçırma, dışkılama sırasında zorlanma özellikle vajinal bölge de ele gelen kitle ile de kendini gösteren pelvik taban ya da rahmin sarkması, cinsel fonksiyon bozukluklarına da neden olabiliyor. Cerrahi müdahale ile tedavisi mümkün olan jinekolojik bir durumdur.
Tıpta rahim yani uterus doğum yapmamış bir kadında 5-6 cm. Doğum yapan kadınlar da ise 6-7 cm büyüklüğünde olan bir organdır. Leğen kemiğinin iç kısmında idrar torbasının arkasında barsakların ise ön tarafında bulunan ve vagene açılan uterus vücutta sınırlı harekete sahip olan organlardan birisidir. Bir üreme organıdır.
Normal doğum, çoğul gebelik, östrojen hormonunun yetersiz olması ve yaşlılık gibi nedenlerden dolayı pelvik kaslar ve bağ dokuları gevşer. Bu gevşemeye bağlı olarak yer çekiminin de etkisi ile rahim; aşağı, yani vajenin içine doğru sarkma meydana gelir. Bu gevşemeye bağlı olarak da yer çekiminin de var olan etkisi ile rahim aşağı yani vajenin içerisine doğru ne yazık ki sarkar. Bu sarkma vajenin dışından görünecek kadar ileri boyutta olabilir. Rahim sarkması, her vaka da tedavi gerektirmese de kişinin günlük aktivitelerini engelleyebilir ve kısıtlayabilir. Bu durumlar da ise cerrahi tedavisi mümkündür.
Rahim sarkmasının belirtileri nelerdir? Rahim sarkması olduğunu nereden anlayabiliriz?
Rahim, yani üreme organımız olan uterus sarkmanın şiddetine bağlı olarak şikayetler, hafif ağrı şeklinde olabileceği gibi kişinin günlük rutinini etkileyebilecek düzeyde de meydana gelebilir. Rahmin az miktarda sarkmış olması genellikle hiçbir belirtiye yol açma ama genel olarak belirtileri maddeleyecek olur isek :
- İdrar yapamama,
- İdrar kaçırma,
- Barsak hareketlerinde sorunlar,
- Belin alt kısmında ağrı,
- Vaginal kanamalar sürtünmekle birlikte tahrişten kaynaklı,
- Vaginal akıntılarda artış,
- Cinsle birliktelikte ağrı ve acı hissi,
- Vaginadan bir şey dışarıya çıkacakmış hissi,baskı,
- Vagenden dışarıya doku çıkmasıdır.
Rahim sarkması ile vajinal bolluğu birbiri ile karıştırmamak gereklidir. Bunu ayırt etmek içinde yukarıdaki şikayetler ile birlikte mutlaka bir jinekoloji muayenesi olmalısınız. Özellikle tekrarlayan normal doğumlar bu noktada önem taşır.
Rahim Sarkması Ameliyatı Nasıl Olur? Adlı Yazımızı İncelemek için Tıklayınız..
#### Rahim Sarkması İlişkiyi Etkiler Mi?
Kadınlarda pelvik tabanda oluşan bu sarkmalar cinsel fonksiyonu olumsuz etkileyip cinselliğin önüne geçmek ile birlikte idrar kaçırma şikayetleri ile de hayat kalitesini neredeyse sıfırlamıştır. Tedavisi zorunludur. Ertelemek yalnızca hastanın yaşam kalitesini düşürmeye devam etmektir. Yaşı ileri olan ya da farklı sebeplerden ötürü cinselliğin korunması ya da düzeltilmesi hasta için herhangi bir önem arz etmeyebilir ve hasta yalnızca diğer rutin idrar kaçırma gibi şikayetlerinin düzeltilmesini isteyebilir. Bu hastalarda da sarkmayı düzeltmek için hasta yaşı çok ileri ise cinsel herhangi bir beklenti söz konusu değil ise yine de hastanın vajeninde de kısmi toparlanma yapılmalıdır. Sarkma engellenir. Normal doğum rahim sarkmalarını etkileyen ve tetikleyen en büyük nedenlerden birisidir. Bazen kozmetik olarak da vajinal gençleştirme yapsakta rahim sarkması ameliyatı kozmetik jinekolojinin dışında zorunlu bir ameliyat sınıfına girebilir.
Rahim sarkması birkaç farklı şekilde derecelendirilebilir.
Birinci derece : Hafif sarkmadır. Vajenin duvarında tam bir zayıflık söz konusu değildir. Bu tarz sarkmalar genellikle hasta tarafından da fark edilmez ve hastayı rahatsız etmez. Ancak durumuna göre egzersiz veya tedavi verilebilir. İkinci derece : vajenin yarısında sarkma vardır. İşlem gerekecektir. Cinsel ilişkide ağrı, isteksizlik gibi cinsel fonksiyonda da azalma görülebilir. Üçüncü derece : İleri derece sarkma olarak nitelendirilir. Sarkma vajen dışına doğru taşmıştır ve dışarıdan belli olmaktadır. Hayat standartları gittikçe düşmüştür hem cinsel anlamda hem sosyal anlamda hasta artık zorluk çekmektedir. Ameliyat gerektirir. Ele gelen kitledir. Dördüncü derece : İleri derece sarkmadır. Aşırı sarkmadır hatta. Tamamen dışardadır. İdrar kaçırma vardır. İlişi kabus haline gelir. Çoğu zaman sarkmadan kaynaklı hatta içeriye dahi girmez.
Özellikle üçüncü ve dördüncü derecede sarkma yaşayan hastalarda mutlaka cerrahi tedavi şarttır. Cinsellik kaybı meydana gelmektedir. Bu boyutta sarkmalar kadınlarda yalnızca cinsellik ile ilgili görüşünü bakışını bitirmeyip aynı zamanda utanma, sosyal hayattan kaçma, ikili ilişkilerden uzaklaşma, karşı cinse ilgi duymama, kendini sevememe, cinsel ve sosyal özgüven eksikliği gibi durumları da beraberinde getirir.
Enfeksiyona da açık olan rahim sarkmalarında vakit kaybetmekten ameliyat önerilmektedir.
#### Rahim Sarkması Nedir?
Rahim sarkması durumu genellikle üreme çağını tamamlamış olan ileri yaşlı denilebilecek kadınlar da görülse de az da olsa üreme çağını tamamlamamış olan kadınlarda da meydana gelebilmektedir. İdrar kaçırma, dışkılama sırasında zorlanma özellikle vajinal bölge de ele gelen kitle ile de kendini gösteren pelvik taban ya da rahmin sarkması, cinsel fonksiyon bozukluklarına da neden olabiliyor. Cerrahi müdahale ile tedavisi mümkün olan jinekolojik bir durumdur.
Tıpta rahim yani uterus doğum yapmamış bir kadında 5-6 cm. Doğum yapan kadınlar da ise 6-7 cm büyüklüğünde olan bir organdır. Leğen kemiğinin iç kısmında idrar torbasının arkasında barsakların ise ön tarafında bulunan ve vagene açılan uterus vücutta sınırlı harekete sahip olan organlardan birisidir. Bir üreme organıdır. Normal doğum, çoğul gebelik, östrojen hormonunun yetersiz olması ve yaşlılık gibi nedenlerden dolayı pelvik kaslar ve bağ dokuları gevşer. Bu gevşemeye bağlı olarak yer çekiminin de etkisi ile rahim; aşağı, yani vajenin içine doğru sarkma meydana gelir. Bu gevşemeye bağlı olarak da yer çekiminin de var olan etkisi ile rahim aşağı yani vagenin içerisine doğru ne yazıkki sarkar. Bu sarkma vagenin dışından görünecek kadar ileri boyutta olabilir. Rahim sarkması, her vaka da tedavi gerektirmese de kişinin günlük aktivitelerini engelleyebilir ve kısıtlayabilir. Bu durumlar da ise cerrahi tedavisi mümkündür.
Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?
Rahim sarkması olduğunu nereden anlayabiliriz? Rahim, yani üreme organımız olan uterus sarkmanın şiddetine bağlı olarak şikayetler, hafif ağrı şeklinde olabileceği gibi kişinin günlük rutinini etkileyebilecek düzeyde de meydana gelebilir. Rahmin az miktarda sarkmış olması genellikle hiçbir belirtiye yol açma ama genel olarak rahim sarkmasının belirtileri
maddeleyecek olur isek:
İdrar yapamama,
İdrar kaçırma,
Barsak hareketlerinde sorunlar,
Belin alt kısmında ağrı,
Vaginal kanamalar,
Vaginal akıntılarda artış,
Cinsle birliktelikte ağrı ve acı hissi,
Vaginadan bir şey dışarıya çıkacakmış hissi, baskı,
Vagenden dışarıya doku çıkmasıdır.
Rahim Sarkması Daha Çok Kimlerde Görülür?
İleri yaş,
Menopoz sonrasında östrojenin ani düşüşe geçmesi ve azalarak devam etmesi,
Yaşanmış çoğul gebelikler,
İri bebek doğurmak vaginal yol ile,
Normal doğum ve tekrarlayan normal doğumlar,
Doğumsal travmalar,
Geçirilmiş pelvis operasyonları,
Aşırı kilolu olmak,
Obezite kadınlar,
Kronik şiddetli öksürükler- Ağır kaldırmak,
Kronik kabızlık.
Rahim Sarkması Önlenebilir mi?
Net olarak rahim sarkmasını kesin olarak önlemek mümkün olmasa da, risk faktörlerini azaltmak sağlanabilir.
Örneğin obeziteden korunmak ve kaçınmak, zayıflamak, egzersiz yapmak, kasların güçlü olmasına özen göstermek, uzun süren kabızlık şikayetlerinin kontrol altına alınması. Kronik öksürüğe sebep olan hastalığın tedavi edilmesi de rahim sarkmasını önlemeye yardımcı olabilir.
Rahim Sarkması Tedavi Edilmesi Zorunlu Bir Durum mudur?
Hafif derece de rahim sarkmaları tedavi gerektirmez. Ancak rahmin vajenin dışına çıkacak şekilde sarkması, rahmin ele gelmesi bazı sağlık problemlerine yol açabilir bu gibi durumlarda mutlaka cerrahi tedavi gerekir. Örneğin; rahmin vajen dışına çıkması ile rahim iç çamaşırına temas edebilir. Ülsere neden olabilir. Rahmin sarkmış olması, diğer pelvik organlarının da sarkmış olma ihtmalini taşıdığını gösterebilir. Mesanenin sarkması durumunda idrara çıkmak zorlaşır ve sürekli idrar yolu enfeksiyonu olunur. Rektum üzerindeki bulunan bağ dokusu zayıflar ise, barsak hareketlerinin bozulmasına dışkılama alışkanlığının değişikliğine yol açabilir. Bu yüzden rahim sarkması durumunda dereceye göretedavi yolu izlemek her zaman daha doğru olur. Özellikle ele gelen kitle durumunda vakit kaybetmeden bir hekime başvurmanızı öneririm.
Rahim Sarkması Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
- Derecesi hafif olarak sınıflandırabileceğimiz rahim sarkmalarında çoğunlukla tedavi gerekmez.
Ancak jinekolog takibi zorunludur. Bu tip vakalarda pelvik kasların güçlenmesinin sağlanması
için kegel egzersizleri önerilebilir. Bunların yanı sıra kronik hastalıklar açısından hastaya önlemler konusunda uyarılarda bulunulabilir.
- Şiddetli rahim sarkmalarında ise farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Kişi eğer gebelik düşünüor ise pesser adını verdiğimiz vajinal halkalar rahmi destekleyerek aşağı doğru sarkmasını engelleyen bir yöntemdir. Rahim zarar görmez. Önce doktor tarafından takılır ancak hastaya da anlatılabilir. Cinsel birliktelikte de halka kullanılabilir, herhangi bir zararı söz konusu değildir. Bir diğer seçenek histerektomi yani rahmin alınmasıdır. Eğer hasta bebek düşünmüyorsa rahmin tamımı alınabilir.
Rahim sarkması ile ilgili bir şikayetiniz var ise bize ulaşabilirsiniz. En çok kendinizi sevin ve lütfen ihmal etmeyin.
Rahim Sarkması ile Doktora Başvurduktan Sonra Tanı Nasıl Konulur?
Rutin bir jinekolojik muayenesi esnasında tanı koymak mümkündür. Eğer dışarıya gelen br doku söz konusu değil ise jinekolojik muayene esnasında kaslarını sıkması istenebilir ya da bir test ile bile hastanın bulgularına göre rahim sarkması derecelendirilebilir.
#### Rahim Sarkmasına Bağlı İdrar Kaçırma
Rahim sarkmasına bağlı idrar kaçırma, iri bebekler, tekrarlayan normal doğumlar, zorlu normal doğumlar, yaşlanma ve genetik yatkınlık kadınlarda belli bir zaman içerisinde rahmin sarkmasına neden olması olası. Ancak rahim sarkması, sadece ileri yaş kadınlar da değil elbette fizyolojik olarak genç kadınlarda da meydana gelmesi mümkün. Şiddetli rahim sarkmalarında, rahim ile beraberinde mesane ve kalın barsağında son kısmı sarkmaktadır. Özellikle menopoz dönemindeki kadınların düzenli olarak jinekolojik muayene olmaları tavsiye ediyoruz. Rahim sarkmalarında enfeksiyona yatkınlıkta söz konusudur. Yaşam konforonu ne yazık ki derinden etkilemesi mümkün. Üzerine bir de idrar kaçırma eklenince, evden çıkabilmek, kapının önünde yürüyebilmek kabusa dönüşmesi olası. Rahim sarkmasına bağlı idrar kaçırma konusunu detaylandıracak olursak;
Rahim Sarkmasının Belirtileri Nelerdir?
Sırt ve alt karın bölgesinde ağrı meydana gelmesi olası. Bu nedenle cinsel ilişki esnasında ağrı olması mümkün. Kitleyi elle hissetmek mümkün. İdrar kaçırma, idrar yolu enfeksiyonları meydana gelmesi olası.
Sarkma ile Birlikte İdrar Kaçırma Meydana Gelir mi?
Sarkmanın ileri derecelerinde öksürürken, hapşırırken, gülerken ya da yürürken idrar kaçırma meydana gelmesi mümkün. Ayrıca idrar kaçırmanın yanı sıra idrar yaparken ya da büyük tuvalete çıkarken de zorlanmalar meydana gelmesi olası.
Tedavi
Rahim sarkmasının boyutuna göre karar verilen tedavi şeklinde idrar kaçırma şikayeti de eklenince, ona göre bir tedavi şeklini belirliyoruz. Az ise yine rahim sarkması egzersizlerle desteklenirken idrar kaçırma da egzersiz ve lazer ile desteklemek mümkün. Ancak şiddetli ise cerrahi hem rahim hem de idrar kaçırma için kaçınılmaz bir tedavi metodu olarak karşımıza çıkar.
Cerrahide yöntemler nelerdir?
Cerrahi rahim sarkması ve idrar kaçırma ameliyatlarında:
Birincil olarak eğer sarkma çok fazla ise alttan yani vajinal olarak rahmi yerinde tutan bağlara ulaşılarak yukarı asmak mümkün. Mesane için ise idrar kaçırma tedavisinde TVT, TOT gibi seçenekler ile idrar kaçırmasını önlemek mümkün. Ya da vajinal histerektomiye ekstra olarak yine idrar kaçırma için mesane desteklemek mümkün.
Diğeri ise laporoskopik cerrahi, yani karından yapılan operasyon. Rahmi yerinde tutan bağlara ulaşarak yukarı asmak mümkün. Vajen dokuları cerrahi ile aynı seansta toparlanarak yine aynı seansta idrar kaçırma için işlem yapmak mümkün.
Cerrahi Tedavi Sonrasında Tekrar Aynı Sorunu Yaşayabilir miyiz?
Sarkmayı tekrar elbette mümkün. Bunu etkileyen en önemli faktörlerin başında iyi bir cerrahidir. Hastanın dokularının iyileşmesi, hastanın ameliyat sonrasında önerilere uyup uymadığı. Dikkat etmesi gereken noktalara ne denli dikkat ettiği ise. Aynı sorunu tekrar yaşayıp yaşamayacağı konusunda hastaya yanıt verir aslında. İdrar kaçırma tedavilerinde ise devamlılığında yapılan egzersizler. Pelvik kaslar desteklenerek tekrar bir normal doğum düşünmediği sürece sorun çözülmüş olur.
Genital Dolgu ile ilgili makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Rahmin Değerlendirilmesi
Rahmin Değerlendirilmesi Histereskopi Nedir?
Tüp bebek tedavisinden önce bir ışık kaynağı kullanılarak bir optik kamera ile rahimden girilerek rahim iç tabakasının gözlenmesi rahim içerisine girişimsel olarak müdahale edilmesi histereskopi olarak adlandırılmaktadır. Rahim içerisindeki perde, myom, endometriumda polip durumunda teşhis ve tanı amaçlı yapılırken aynı seansda operatif histereskopi dediğimiz histereskopiye geçiş yaparsak eğer bu durumda rastlanan tüm sorunları da çözebilmek mümkündür. Perdeden kurtulmak, myom, ve endometriumdaki polipi temizlemek mümkündür. Böylelikle hasta için daha konforlu olacaktır. Herhangi bir kesi alanı vs olmaması da hastanın günübirlik yatış ile işlemi olup evine gidebilmesi hastaya büyük kolaylık sağlamaktadır. Üstelik işlem süresinde 20-25 dakika kadar sürmektedir. Bu nedenle ameliyathane şartları altında anestezi alarak yapılması hastayı korkutmamalıdır. Rahmin değerlendirilmesi Tüp bebek tedavisi öncesi hem tanı hem de tedavi olarak yapılabilen histereskopi işlemi Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde ve Ankara Kadın Doğum hekimi bulunan her hastanede hemen hemen işlem gerçekleşebilmektedir. Ankara da Tüp Bebek Uzmanı olarak görev yapan Prof.Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ‘da hastalarına histereskopi işlemini hastane ortamında uygulayarak hastalarını gün içerisinde taburcu etmektedir.
Tanısal Histereskopi ve Operatif Histereskopi Arasındaki Farklar Nelerdir?
Tanısal histereskopi kamera ile rahim içinin, rahim duvarının izlenmesine verilen isimdir. Diyagnostik histereskopi olarak da duyabilmeniz mümkündür. Spiral çıkarılmasında, rahimde perde gözlenmesinde, başarısız tüp bebeklerde, tekrarlayan düşüklerde, rahim duvarının kalınlaşmasında, kesilmeyen yoğun ve uzun süreli kanamalarda ultrasonda ve kan tetkiklerinde herhangi bir şeye rastlanılmadığı durumlarda tanı koymak amaçlı tanısal histereskopi uygulanmaktadır.
Operatif histereskopi de ise yukarıda bahsettiğimiz tüm tanıların konulmasının arkasından tedavi etmek amaçlı yapılan histereskopi şeklidir. Aynı anda tanı konulmasının arkasından operatif histereskopiye geçilerek aynı seansta rahim içerisinde görülen polipler, yapışıklıklar, rahimdeki perde, rahim içi myomlar tedavi edilebilir. Ayrıca rahim içerisinde kayıp spirallerin çıkarılmasında da önemli bir tedavi şeklidir.
Kısacası hangi durumlarda histereskopi yaptırmalıyım sorusunun cevabını özetleyecek olur isek:
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından söylenen maddeler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
Aşırı kanamalara yol açan polip veya myomlar,Anormal HSG bulguları,Rahim içi kayıp spiral,Endometriumda izlenen polip,Rahim içi izlenen myom,Rahim içi yapışıklıkları,Aşırı kanama ve uzun süren kanama,Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları,Tekrarlayan gebelik kayıpları,Rahimde izlenen septum,İnfertilite,Düzensiz kanama.
#### Ramazan ve Gebelik – Hamileler Oruç Tutabilir mi?
Ramazan ve gebelik – hamileler oruç tutabilir mi? Gebelik süresince önem verdiğimiz konulardan biri de beslenme ve sıvı tüketimidir. Az az sık sık yemek ve günde en az 3 lt su tüketimi gebeler için önemi göz ardı edilemez. Beslenmeye önem veriyoruz çünkü gebelerin gıda ve sıvıdan yoksun kalması erken doğuma neden olabilmektedir. Beslenme bozukluğuna bağlı karşılaşılabilecek bir diğer sıkıntı da kan şekerinin hızla düşme riskidir. Oruç tutarken gıda ve su alamama süresinin fazla olması bulantı, kusma, mide yanması, kabızlık gibi şikayetleri de beraberinde getirmesi olası. Hamileler oruç tutabilir mi? Sorusu için detaylı bilgiler vermek gerekir ise;
Riskli gebe kategorisinde olan gebelerin oruç tutması diğer gebelere göre daha sakıncalıdır. Gebelik döneminde oruç tutmak isteyen gebeler mutlaka doktorlarının önerilerini dikkate almalı. Bu nedenle doktor onay veriyorsa oruç tutmalıdırlar.
Gebelik Döneminde Oruç Tutmak
Ramazan ayı eğer lohusalık dönemine denk geldi ise oruç tutmamalı ki dinimize göre de haramdır. Emzirme döneminde ise oruç tutmak anne sütü miktarını azalttığı ve kalitesini düşürdüğü için. Bebeğin beslenme ihtiyacını karşılayamadığınızı düşünüyorsanız. Doktorunuzun tavsiyesini de alarak oruç tutup tutmama kararı size aittir. Bu nedenle nasıl hissettiğiniz ve doktor tavsiyeleri bu dönem için oldukça önemli.
Gebelikte oruç tutuyor iseniz. Dikkat etmeniz gereken durumlardan bahsedecek olursak. Sahura kalkmalı ve dengeli beslenmelisiniz. Şekerli ve yağlı yiyeceklerden uzak durmalı. Protein almalı ve mevsime uygun olan meyve ve sebze tüketimine özen göstermelisiniz. Emzirme dönemi kalori kaybının yüksek olduğu bir dönem. Bu nedenle hazır meyve suyu tüketmek yerine meyve, esmer ve tam tahıllı ekmekleri tüketebilirsiniz. Bu nedenle Özellikle emzirme döneminde iseniz 3 lt su tüketimini unutmamalısınız.
Gebelik ya da emzirme dönemi için ise. Ramazanda oruç tutamamak için mazeretli durumlar arasına girmektedir. Çocuğuna zarar gelmesinden tedirgin olan anne adayları oruç tutmaması olası. Gebeler hasta kategorisinde olduklarından onlara oruç tutmama hakkı tanınmaktadır. Eğer anne ve bebek huzurlu ve rahat ise doktorunuz da izin veriyorsa oruç tutmanızda bir sakınca yoktur. Bu nedenle tutulamayan oruçlar ise daha sonradan kaza etmeleri mümkün. Bu nedenle konu daha çok beslenme şekli ile birlikte uyku dengeniz ile ilgili.
#### Ramazanda Gebelik
Ramazan ayı ve oruç, maddi manevi arınma vesilesidir. Bedenin ve zihnin arınmasına yardımcı olan orucun bu anlamda değil zarar getirmek, faydalı bile olacağını söyleyebiliriz. Ancak yinede bu bilinçle birlikte anne adayları kendi yaşam şekilleri ve fiziksel durumlarına göre bu ayın hikmetlerinden faydalanmalıdırlar.
Öncelikle şu bilinmelidir ki tamamen sağlıklı bir anne adayı, sahur ve iftar arasında günlük ihtiyaçlarını karşıladığı sürece oruç tutmasının bebeğine bir zararı olmaz. Ancak uzun ve sıcak yaz günlerinde aşırı ter kaybına yol açan çalışma temposu annenin dengesini bozacağından oruç tutmayı engelleyebilir. Bunun dışında herhangi bir fiziksel rahatsızlık, bebekte gelişme geriliği, aşırı bulantı- kusmalar, şeker hastalığı, böbrek rahatsızlığı gibi durumlarda oruç tavsiye edilmez
Oruç tutan gebelerin özellikle dikkat etmesi gereken bir durumda, iftar yemeklerini üçe bölerek yemeleridir. Tavsiyemiz ekmeksiz çorba ve salata ile orucu açıp, 1-2 saat sonra yemeği yarım porsiyon olarak tüketmektir.
Oruç Tutan Anne Adayları Nelere Dikkat Etmeli, Hangi Gıdaları Almalı ?
Oruç tutan anneler yeterli sıvı almalıdırlar. Ortalama 2 litre sıvı alınması gerekir. Bu sıvının tamamına yakını mutlaka su olmalı ve buna ilaveten soda alınarak kaybolan elektrolitler yerine konulabilir.
Kafeinden uzak durulmalıdır
Yemeklerdeki yağ miktarı düşük olmalıdır. Kızartmalardan uzak durmak gerekir.
özellikle taze sebze ve meyvelerin tüketilmesine önem verilmelidir
Günlük kalori ihtiyacı mutlaka alınmalı ve gün içinde alınması gereken kalori ihtiyacı iftar ve sahur arasında dağıtılmalıdır.
Ramazan süresince mutlaka istirahata önem verilmeli, aşırı egzersizden kaçınılmalıdır.
özellikle son aylarda eğer bebek hareketlerinde azalma olursa mutlaka kadın doğum uzmanı bilgilendirilmeli ve gerekirse bebeğin sağlığı kontrol edilmelidir
Son aylarda oruç tutan anne adaylarının hamilelik kontrolleri daha sık aralıklarda yapılmalıdır.
Şu sıralar bebek bekleyen pek çok anne adayı, Ramazan dolayısıyla “Acaba oruç tutabilir miyim?” “Oruç tutarsam bebeğim etkilenir mi?” diye soruyor.
Gebeliğin her evresinin hem anne hem bebek için aynı derecede önem taşıdığını belirten uzmanlar, bu dönemde uygun beslenmenin sağlıklı bir gebelik sürecinin olmazsa olmazlarından olduğunu söylüyor.
DİNEN HAMİLELER İÇİ ORUÇ ZORUNLU DEĞİL!
ORUÇ TUTAN ANNELERDE DÜŞÜK RİSKİ
Gebeliklerinin ilk üç ayı içinde oruç tutanlarda düşük doğum ağırlığı sıklığı %10 oranında daha fazla. Erken doğum olasılığı da oruç tutmayanlara göre daha yüksek.
Yine bazı araştırmacılar düşük doğum tartısı ve erken doğum yanında, bu çocuklarda öğrenme güçlüğünün sıkça gözükmesinden dolayı, okul başarısının da olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor.
HAMİLELER ORUÇ TUTARSA SORUNLAR NELER?
Bebekle ilgili potansiyel risklerin yanında, özellikle bu uzun ve sıcak yaz günlerinde sıvı alımındaki yetersizliğe bağlı tansiyon düşmesi, çarpıntı ve halsizlik, uzun açlık sürecinden sonra iftarla beraber kan şekerindeki ani yükselme de orucun gebelerde üzerindeki olumsuz etkilerinden bazılarıdır.
EMZİREN ANNELER ORUÇ TUTABİLİR Mİ?
Kur'an-ı Kerim'de yer alan ayetlere göre, Ramazan ayında eğer bir kişi hasta ise, orucunun tutması sağlık açısından tavsiye edilmez. Ancak o kişi iyileştiğinde Ramazan ayında tutamadığı orucu kaza etmesi gerekmektedir.
LOHUSALAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ?
Doğum sonrası ilk 5 hafta lohusalık olarak adlandırılmaktadır. Doğuma bağlı kanama ve normal doğum veya sezeryanın getirdiği travma sonucu anneler genellikle bu dönemde yorgun ve bitkin olurlar. Az az kanamanında devam edebileceği bu dönemde demir ihtiyacı da önemlidir. Süt veren annelerin lohusalık döneminde oruç tutmaları genel olarak zor olmakta ve önerilmemektedir.
#### Riskli Gebelik Durumları Nelerdir?
Riskli gebelik durumları nelerdir? sorusunu cevaplayacak olursak; Kanama, çoğul gebelik, erken suyun gelmesi, erken doğum tehdidi, düşük tehlikesi, rahim ağzı kısalması, pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi), gebe iken kontrolsüz ilaç kullanımı, radyasyona maruz kalma, gebelikte diyabet bebeğin eşinin aşağı yerleşimli olması bunlardan birkaçıdır.
Gebelik Zehirlenmesi (Preeklampsi) Nedir?
Karaciğerde hasar, böbrek yetmezliği, vücutta yaygın nedeni bilinemeyen kanamalar ve beyin kanaması sonucu yaşam kaybına neden olabilir. Hastalık beyni etkilediğinde, anne de sara krizi gibi baş ağrısı ile görülür (ki buna eklampsi denir) daha sonrada beyin kanaması meydana gelir.
Hamile Kadın İlaç Kullanırsa Ne Olur?
Hamilelikte kontrolsüz, bilinçsizce kullanılan ilaçlar, rahim kasılmalarına neden olabilir ve erken doğumu tetikleyebilir. Annenin kan basıncını düşüren ilaç, plasentadaki kan akışını azaltabilir ve böylece anneden fetüse geçen oksijen ve besin kaynağı azaltır. Buda bebek gelişimini etkiler.
Preeklemsi Nedir Gebelikte Preeklemsi Nedir?
Halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi 20'nci haftada sonra görülen tansiyon yüksekliğine, idrarda protein olmasına bağlı oluşan bir hastalıktır.
Dekolman Nedir Gebelikte Dekolman?
Gebeliğin 20. Haftasında yerleşmiş olan bir plasentanın anne karnında önceden yapışık olduğu yerden kısmen ya da tamamen ayrılmasıdır.
Plasenta Previa Nedir?
Plasenta previa, bebeğin eşinin rahim ağzını ve rahmi kapatması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle normal doğumu imkansız kılar kanama riskini arttırır.
Gebelikte Su Fazlalığı?
Tam nedeni bilinememekle beraber sıvının az olmasıyla aynı riski taşımaktadır. Bu bebekle plasentadan kaynaklı bir problemdir.
Gebelikte Diyabet?
Gebeliğin 20. haftasından sonra plasentadan salgılanan insülin hormonlarının artmasıyla ortaya çıkar. Kişinin diyeti düzenlenir. Sakıncası yok ise yürüyüş veya yüzme gibi egzersizler önerilir. Belli aralıklarla şeker takibi yapılmalıdır.
Gebelikte Erken Doğum?
Sağlıklı bir gebelik 40 hafta sürer. Gebelikte erken doğum sayılma aralığı 20 ila 37 haftadır. Bu bebeklere prematüre bebek de denir.
Gebelikte Servikal Yetmezlik Nedir?
Gebeliğin ikinci üç aylık dönemin de ağrı bile olmadan rahim ağzının açılması bebeğin erken doğmasıdır.
Anne Karnında Bebeğin Suyu Az Olursa Ne Olur?
Riskli gebelik durumları nelerdir? sorusunun bir başka cevaplarından biri ise, bebeğin anne karnında suyu azaldığında bebek yeteri kadar idrar yapmıyor olabilir bu da bebekte oksijenlenmede sıkıntı olduğu ve rahim içinde streste olduğunu gösterir. Plasentanın yeterli düzeyde olmaması durumlarında gebelik tansiyonu, rahim içi gelişme geriliği olduğunu işaret etmektedir.
Hamilelikte ilk 3 Ay Neden Tehlikeli?
Riskli gebelik durumları nelerdir? sorusunun bir başka önemli noktalarından biri ise, gebelikte 3 ay bebeğin bir hücreden fetüse geçtiği kısa ama bir o kadar da bebeğin gelişiminin en hızlı olduğu süreçtir. Gebelikte düşük tehlikesinin en yaygın olduğu dönem 0-3 ay gebeliktir. Bu dönemde bebeğin gelişimi için çok dikkat edilmeli beslenme yönünden iyi beslenilmeli alkol, sigara vs uzak durulmalıdır.
Gebelikte Bebek Hareketleri Ne Zaman Hissedilir?
Anne karnında bebek 7. haftadan itibaren hareket etmeye başlar. 7 haftalık bir gebelikte ortalama 2-3 cm arasındadır anne adaylarının bu hareketlenmeyi hissetmeleri mümkün değildir. Bebek hareketlerini genellikle 16 ile 20. hamilelik haftalarında bebeğinizin hareketlerini hissedebilirsiniz.
Gebelikte Anemi de Ne Yemeliyim?
Her gün en az 1,5 litre su tüketilmelidir. Gebelikte anemi (kansızlık) daha sık görülür. Anemiden korunmak için; yumurta, kırmızı et, kuru baklagiller, pekmez tüketilmelidir. Taze meyve-sebze gibi yiyeceklerin daha fazla tüketilmesi gerekmektedir. Çay ve kahve tüketimi azaltılmalıdır.
Gebelikte Neler Serbesttir?
Cinsel İlişki korunmalı olarak.Uçak yolculuğu yapılabilir ancak belli haftalardan sonra kısıtlama gelebilir.Yürüyüş: çok abartılı olmadığı sürece.Egzersiz uzun ve çok yorucu olmadan.Cep telefonu radyasyon içerdiği için fazla zaman geçirmenizi önermiyoruz.Saç boyatma bitkisel boyalar hariç boyatılması önerilmez.Ağda.Çay, kahve, bitkisel çaylar. Bir küçük fincan olabilir.Balık.Akupunktur. Yüzme belirli bir saat diliminde.Metal arama detektörleri.Omega 3 kullanmak kontrolü bir şekilde.Kedi, köpek, kuş beslemek.Vajinal muayene ve ultrasonla bakılması.Bebeğe müzik dinletmek.Çok uzun olmamak kaydı ile araba kullanmak. Emniyet kemeri takılabilir aksi düşünülemez.Manyetik güvenlik kapılarından geçişte korkmayınız bir sorun teşkil etmez.
#### Riskli Gebelik ve Preeklampsi
Gebeliğin 24. Haftasından sonra yüksek kan basıncı, idrarda protein ve ödem görülmesidir. Bu üç belirti bir arada görülebileceği gibi yalnızca bir tanesi bile preeklampsiyi düşündürmektedir. Preeklampsi hafif ve ağır preeklampsi olarak ayrılır.
Hafif preeklampsi : Ödem, proteinürü, hipertansiyon belirtileri vardır. Ödem bir veya iki pozitiftir. Tansiyon 140/90 mm/Hg ile en fazla 160/ 110 mm/Hg’ye ulaşır. Proteinüri ise 24 saatlik idrarda 2 gr kadar olup, kilo artışı haftalık 600-1000 gr dır. Ağır preeklampsi : Ödem üç pozitiftir. Tansiyon yatak istirahatiyle bile 160/110 mm/ Hg’nin üzerindedir. Proteinüri 24 saatlik idrarda 5 gr ve üzerindedir. Oligüri vardır. Tüm bu bulgulara görme ve diğer sistem bozuklukları da eklenebilir.
Ailevi yatkınlıklardaHadroamnios veya çoğul gebeliği olanlardaYaşı 35’ten fazla olan multiparlarda Daha önceki gebeliklerde toksemi geçirenlerde Kronik böbrek, kalp, şeker hastalığı olanlardaDaha önceden hipertansiyon olanlarda Stresli gebelerde daha sık görülmektedir.
Preeklampsi sonucu annede eklampsi krizi gelişebilir. Buna bağlı olarak ölüm olur. İntrauterin dolaşım bozukluğundan intrauterin ölüm olabilir veya düşük doğum ağırlıklı doğar. Ayrıca ilk yedi gün içerisinde bu bebeklerde ölüm daha sıktır.
Gebelik Sürecinde Alınması Gereken Vitaminler Nelerdir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Robotik Cerrahi İle Tüplerin Açılması
Doğum kontrolü amacıyla ülkemizde ve dünyada kullanılan yöntemlerden birtanesi de tüp ligasyonu ismini verdiğimiz tüplerin bağlanma ameliyatıdır. Bu ameliyatın avantajı oldukça kolay bir cerrahi olmasıdır. Sıklıkla da sezaryen yada başka bir cerrahi işlem esnasında uygulanabilmesidir. Dezavantajları arasında belki de en önemlisi çiftin yada kadının yeniden çocuk istemesi durumunda hastaya sıklıkla sunulan seçeneğin ise tüp bebek uygulaması olamasıdır. Oysaki tüp bebek uygulaması hem uygulandığı zaman başarı anlamında ilk denemede % 100 lük bir şansı bize sunmadığı için işlem defalarca tekrarlanmak zorunda kalmaktadır.
Tüp bebek uygulaması ise her bir deneme için hem maliyet hemde psikolojik anlamda yıpranmaya neden olmaktadır. Tüpligasyonu sonrasında eğer çift var olan çocuklarını herhangi bir nedenden dolayı kaybederse yada evlilik müessesi bozulup çiftler ayrılırsa kadın yeni bir başlangıç için çocuk sahibi olmak isterse bu durumda iki tedavi yolu oluşmaktadır. Az evvel bahsettiğimiz gibi sık kullanılan ancak maliyet,ruhsal yük gibi nedenlerle hastaya yük oluşturan tüp bebek tedavisi günümüzde yerini tüplerin robotik cerrahi ile açılmasına bırakmıştır.
Daha evvel pek çok makalemde robotik cerrahinin avantajlarından bahsetmiştim. Kısaca hatırlayacak olursak robotik cerrahi uygulanması oldukça rahat ve hastaya cerrahi kesi yükü getirmeyen bir yöntemdir. Kısaca kozmetik olarak hasta dostu bir uygulamadır. Kesin olmaması sebebiyle ameliyat sonrası ağrıda uyandırmamaktadır.Diğer kapalı cerrahi yöntemimiz olan lapaoroskopiden üstünlüğü elin hareket alanını ve bilek hareketini 560 derece gibi bir sirkulasyon yaratması nedeniyle hekime devasa bir hareket açısı sağlayarak daha iyi bir cerrahi avantaj sağlamaktadır. Aynı zamanda kameranın büyütebilme ve netlik avantajı sayesinde 1-2 mm olan tubal kanalın karşı karşıya anostomozunu kolaylaştırmaktadır.
İşlem sonrası kendi ve tıbbi verilerimize göre yaklaşık 10 hastanın 7-8 sinin doğurganlığı yeniden dönmektedir. Gebelik elde edildiğinde ise kişinin diğer gebelikleri gibi seyredebilmektedir. Sonrasında kaç gebelik planlıyorsa ulaşma şansı tüp bebekten daha kolay bir yolla sağlayabilmektedir.
Başarıyı etkileyen faktörler arasında tüplerin ilk cerrahide nereden bağlandığı, hasarlı kısım uzunluğu,kadının yaşı ki 40 yaş üstü olmak dezavantaj olarak düşünülebilir ve son olarak sperm kalitesi sayılabilir.
Robotik Cerrahi ile tüp açma ameliyatı ise yatışsız yada 1 gece yatışlı iş gücü kaybına neden olmayan bir uygulama olması nedeniyle hem mikro cerrahi ile yapılan uygulamalara hem de tüp bebek uygulamalarına göre avantaj sunmaktadır.
#### Rosi Yöntemi
Rosi yöntemi yeni bir tedavi şekli midir? Peki ROSİ tekniğinin amacı nedir? ROSİ tekniği hastaya ne getirir? Hangi hasta grubuna uygulanır?
1995’lerden bu yana ROSİ tedavisi tüp bebek tedavisin de bir tedavi seçeneği olarak sunulmaktadır. Bu denemeler sonrasında az sayı da gebelik ve doğum bilimsel dergiler de yayınlanmıştır. Ancak bunun nedeni her klinik tarafından benimsenmemiş olması ve tekrarlarının yapılmamış olmasıdır.
2009 yılında Japon bir araştırmacı Japonya da başlatmış ve sonrasında 2015 yılında ise bunu makale olarak bilimsel bir yayın haline getirmiştir. ROSİ tekrar gündeme gelmiş ve yaygınlaştırılıp tartışılmaya başlanmıştır. Tüp bebek tedavisinde bir kategori bir seçenek halini oluşturmuştur.
Tedavinin ana mekanizması normal de yumurtayı dölleme yeteneği zayıf olan ancak mayoz bölünmeyi geçirerek genetik olarak yarı yarıya düşürmüştür genç hücrelerin piezo dediğimiz uygulama yardımı ile ICSI yani mikroenjeksiyon işleminde kullanılmasıdır. Bu yeni uygulama ve teknik sonucunda tüp bebek tedavisine göre başarı şansı oldukça düşük olmak ile birlikte gebeliklerin ortaya çıkmasının arkasından ROSİ de bir umut vadederek tüm infertil çiftlerde de bu fırsat bir heyecan ve merak uyandırmıştır.
ROSİ Tekniği Kimlere Yapılmaktadır?
Mikro TESE işlemi ile sperm elde edilemeyen ancak genç hücrelerin bulunduğu hasta grubuna uygulanabilir ROSİ.
Üroloji incelemesinin arkasından buna karar verilebilir. Hormonal testler, daha önce yapılan TESE işlemi veya işlemlerinin patolojileri ve sonuçları dikkatli bir şekilde incelenmelidir.
ROSİ Öncesi Bir İlaç Hazırlığına Gerek Duyulur mu?
ROSİ işlemi öncesi ilaç kullanımı her hasta için uygulanmayabilir. Hasta detaylı bir inceleme sonrasında destek tedaviler önerilebilir.
ROSİ Yöntemi Nasıl Yapılır?
Normal standart bir tüp bebek tedavisinde çiftler, Kadın Doğum, Üroloji uzmanları tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenir. Hem kadın hem de erkek tüp bebek tedavisine uygun olarak düşünülür tedavi devam eder. Yumurta toplama günü kadına yumurta toplama işlemi uygulanırken, erkek hastadan da TESE veya TESA yapılabilir. Bu aşamadan sonra işin mutfağı devreye girer yani laboratuvarı. Bu aşamadan sonra başlayan laboratuvar kısmı ise ROSİ nin en önemli ve kritik kısmıdır.
ROSİ tekniği uygulanacak tüp bebek tedavisi hastalar sırasında mikro TESE işlemi sonrasında hücre seçme, arama aşaması oldukça uzun sürer. Normal bir tüp bebek tedavisinden daha uzun sürelerce vakit geçirmek zorunda kalabilirler.
Bu aşamada normalde çok çok az sayıda olduğu için daha önce yapılan mikro TESE işlemlerinde bulunamayan olgun sperm hücreleri, bu itinalı inceleme sırasında bulunabilir.
ROSİ Tekniği Başarı Oranı Nedir?
ROSİ tekniği başarı oranların da elimizdeki tüm veriler Japonya grubuna aittir. Bu tedavilerdeki başarı şansının ortalama %8 civarında olduğu söylenebilir.
Ülkemizde de son yıllar da gerekli hazırlıklar sonrasında uygulanan bu tedavi ile beraber oldukça da başarılı sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Her geçen yıl tedavideki tecrübenin artması başarı şansının da gittikçe yükseleceğinin göstermektedir.
#### Sabah: 25 yılın birikimi bir arada
Tüp bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, 25. yıla özel kutlama partisi düzenledi
YILLARCA bebek hayali olan ailelerin bebek özlemini sonlandıran, 25 yılda yüzlerce tüp bebek ile doğumları gerçekleştiren Ankara'nın ünlü tüp bebek ve riskli gebelik Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, 1992'den bu yana doğumunu yaptırmış olduğum 0-25 yaş arası çocukların buluştuğu güzel organizasyonda oldukça duygulu anlar yaşadı. Kılıç, yaşadığı tarifsiz mutluğu doğum yaptırdığı çocuk ve aileleriyle paylaştı. 23 Aralık'ta İncek Mirador'da düzenlenen yaklaşık 700 kişinin katıldığı etkinlikte katılımcılar eğlendi. Davetlilerin doyasıya eğlendiği partide yaptığı başarılı işlerin karşılığını görmekten mutluluk duyan Kılıç, "Bir insanın en mutlu anı ektiği tohumların büyüdüğünü görmektir. 1992'den bu yana doğumunu yaptırmış olduğum 25 ile 0 yas arası çocukların buluştuğu bu güzel organizasyonda çalışmalarımın meyvesini vermesi beni mutlu etti. Doğurttuğum bebekler evlendiler kendileri gebe kaldılar. Doğurttum yeni bebekte ordaydı. Doğurttuğum çocuklar büyüdü. Tüp bebek yaptım ve gebe kaldılar. Onlarda ordaydı. Bir emek oluşmuş bir birikim" dedi.
Kaynak: https://www.sabah.com.tr/ankara-baskent/2018/12/25/25-yilin-birikimi-bir-arada
#### Sabah: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr.Sevtap Hamdemir Kılıç açıkladı: Bebek sahibi olma hayallerinizi ertelemeyin!
Sabah: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr.Sevtap Hamdemir Kılıç açıkladı. Bebek sahibi olma hayallerinizi ertelemeyin! Belli bir yaştan sonra çocuk sahibi olmak zor gibi gözüksede, tıpta birçok çözümü bulunmaktadır. İlk seçenek olarak tüp bebek tedavisine başvuran aileler mutlu sonuçlarla karşılaşıyor. Fakat 40'lı yaşlardan sonra gebe kalma olasılığının yüzde 50 oranla azaldığı görmek mümkün. İşte Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanının gebe kalmaya dair önemli açıklamaları...
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç 40'lı yaşlarla birlikte gebe kalma olasılığının yüzde 50 azaldığını belirterek, "Geçmişe dönmek mümkün değil, zararın neresinden dönerseniz kardır. Vakit kaybetmeden bir tüp bebek uzmanına başvurarak süreci bir an evvel başlatmalısınız. Bebek sahibi olma hayallerinizi ertelemek zorunda değilsiniz." ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamada, gebelik dönemlerine ve yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulunuldu. Açıklamada görüşlerine yer verilen, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktoru Kılıç, yaşam koşullarının değişmesiyle anne-baba olma yaşının da arttığına işaret ederek, kariyer planları, hayaller derken bebek isteklerinin ertelendiğini bildirdi.
Kaynak: https://www.sabah.com.tr/roza/hamilelik/uzmanlar-acikladi-bebek-sahibi-olma-hayallerinizi-ertelemeyin
#### Sağlıklı Sperm Seçimi Nasıl Olmalı?
Biliyorsunuz tüm çalışmalar göstermiştir ki yumurta ve sperm bir araya gelerek embriyoyu oluşturmaktır. Bu nedenle sperm faktörü oldukça önemlidir.
Haberin devamı için lütfen linke tıklayınız.
http://www.internethaber.com/saglikli-sperm-secimi-nasil-olmali-video-galerisi-1481615.htm
#### Sancılı Adet Görme Nedenleri
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor: Sancılı adet görme oldukça sık rastlanan bir nedendir. Rahmin kasılması sancılı adet görmenin bir nedeni olarak kabul edilir....
Haberin devamı için linke tıklayınız.
http://mahmure.hurriyet.com.tr/saglik/kadin-sagligi/sancili-adet-donemlerinden-kurtulun_1092372
#### Sekonder İnfertilite Nedir?
Sekonder infertilite nedir? Primer infertilite ve sekonder infertilite olarak, infertilite iki farklı başlık altında incelenebilir. Primer infertilite, çiftin hiç çocuk sahibi olmamasını ifade eder. Sekonder infertilite, ise daha önce yaşayan çocuğu olup tekrarlayan düşünülen durumlarda gebelik elde edememesi olarak nitelendirilebilir. Bazı araştırmalar sekonder infertilitenin, bazı araştırmalar ise primer infertilitenin daha yaygın olduğunu savunuyor.
Primer infertiliteye göre sekonder infertil hastalar da bir nebze daha psikolojik rahatlık söz konusudur. Çünkü zaten bir yaşayan çocuğu vardır ve bu durum hakkında da belki özlem duyguları daha azdır ya da hep sarılacak teselli olacak bir nedenleri var gibi görebilir çevre. Ancak ne fark eder? Evet, özlem duyguları daha az olabilir ama yine de ortada istenen bir bebek ve elde edilemeyen bir gebelik söz konusu değil midir? Bu nedenle sekonder infertil çiftlerinde vakit kaybetmemelerini ve bir tüp bebek uzmanına başvurarak destek almaları konusunda ısrarcı olduğumuzu belirtmek isteriz.
Hatta sekonder infertil çiftlerinde sekonder infertilitenin verdiği zorluk ile başa çıkmanın kendine özgü bazı zorlukları söz konusu olabilir. Örneğin birinci bebek tarafından anne ve babaya bir kardeş baskısı var olabilir hatta sekonder infertilitede belki de yaş daha ön planda olacağı için tedavi açısından primer infertilite kadar zor da olabilmektedir.
Sekonder İnfertilite de Sebepler Neler Olabilir?
Sperm sayısının az olması ya da hiç sperme rastlanılmaması, spermde şekil bozuklukları meydana gelebilir. Sperm hareketliliği ile ilgili sorunlara bağlı olan erkek infertilitesi yaratan durumlar olabilir. Kadına dair düzensiz adet görme görememe ve buna bağlı olarak meydana gelen yumurtlama bozuklukları veya yumurtlamama olabilir. Fallop tüplerinde tıkanıklık meydana gelmiş olabilir. Endometriozis yani çikolata kistinin varlığı infertiliteye neden olabilir. Bebek sahibi olmayı zorlaştırıyor olabilir. İmmünolojik sorunlar, yaş sebepler arasında sayılabilir.
Tüp Bebek Tedavisine Gerek Duyulan Sebepler Neler Olabilir?
Yaşın ilerlemesi sekonder infertilitenin en önemli nedenlerinde birinci sırada yer almaktadır. Zamanla azalan yumurta rezervinz zamanla azalan sperm sayınız da bunlar arasında yer alabilir. Kilo doğurganlığı etkileyebilir. Eğer kilo artışınız var ise ve obez derecesinde iseniz yumurtlama ile ilgili sorunlara yol açmış olabilirsiniz veya erkeklerde sperm sağlığını etkileyebilmektedir. Yeni ebeveyn olmuş kişiler genellikle kilo alırlar. Alınan kilolar belki de neden oluyor olabilir. Zayıflayarak ya da diyetisyen desteği alarak da deneyebilirsiniz. Ancak yine de tek başınıza denemenizdense öncelikle bir tüp bebek uzmanı tarafından muayene olarak tüp bebek uzmanının izninden sonra kendiliğinizden denemeye devam etmek en doğrusu olacaktır. Kullanılan ilaçlar da doğurganlığınızı etkilemiş olabilir belki de. Tüpleriniz tıkanmış olabilir. Bazen de sebepsiz infertilite neden olabilir yeniden bebek sahibi olamamanıza. 35 yaş ve üzerinde iseniz vakit kaybetmeden tüp bebek uzmanına danışmalısınız.
Sekonder ve primer infertilitenin karşılıkları farklı olabilir ancak tedavileri ikisinde de aynıdır. Ya da ne yapılacağı ikisinde de aynıdır. Tüm testleriniz yapıldıktan sonra bir tüp bebek tedavisinde yolculuğumuza başlayabiliriz.
#### Self-discipline and taking action is key to a happy, balanced mind
[vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371577868{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new.
When you're a carpenter making a beautiful chest of drawers, you're not going to use a piece of plywood on the back, even though it faces the wall and nobody will ever see it. You'll know it's there, so you're going to use a beautiful piece of wood on the back.Steve Jobs
Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1537371552022{padding-top: 50px !important;padding-bottom: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1537371538610{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1535988337298{margin-right: -30px !important;padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371583186{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]
Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called. Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Servikal Yetmezlik Nedir?
Servikal yetmezlik nedir? Rahim ağzı ya da tıbbi adıyla serviks rahimin dış dünya ile bağlantısını sağlayan ve vajinaya açılan en alt noktasıdır. Normal bir hamilelikte serviks kapalıdır.
Serviksin ilerleyen bir gebeliği taşıyamayacak kadar güçsüz olması ve doğum sancıları başlamadan açılması ise servikal yetmezlik olarak adlandırıyoruz. Servikal yetmezlik nedir? Sorusunu başlıklar halinde incelersek;
Servikal Yetmezlik (Rahim Ağzı Yetmezliği) Neden Olur?
Rahim ağzı yetmezliği genellikle rahim ağzına yönelik yapılan cerrahi müdahaleler sonucu ve travmatik olgularda ortaya çıkmaktadır. Bu faktörler doğrultusunda en sık karşılaşılan servikal yetmezlik nedenleri aşağıdaki gibi olmaktadır:
Rahim içindeki mevcut miyom ve poliplerin çıkartılmasına başvurulan histeroskopi yöntemi ile rahim ağzı genişleyebilmektedir.
Normal ve zorlu geçen doğumlarda rahim ağzının yırtılması.
Forseps ya da vakumla yapılan doğumlarda karşılaşılabilmektedir.
Çok sayıda doğum yapmak.
İleri gebelik haftalarında yapılan küretaj operasyonları rahim ağzı yetmezliğine neden olabilmektedir.
Servikal Yetmezlik Tanısı Nasıl Konur?
Servikal yetezlik tanısı genelde geriye yönelik olarak konan bir tanıdır. Altta yatan herhangi bir neden bulunmaksızın gebeliğin 2. trimesterda (genelde 18-22 haftalar arası) sonlanması genelde servikal yetmezlik tanısı koydurur. Tipik olarak su kesesinin aniden açılmasını takiben bebek ve diğer gebelik ürünleri ağrısız bir şekilde rahim dışına atılır. Fonkisyonel olarak yetersiz bir serviks varlığında ise anatomik olarak bir anormallik saptanmazken gebelik varlığında yukarıdaki durum ortaya çıkar. Anatomik yetersizlik varlığında ise var olan şekil bozukluğu söz konusudur.
Geç düşük ya da erken doğuma göre servikal yetmezlik tanısı koymak zor bir olaydır. Çünkü olayın gerçekten rahim ağzında bir yetmezliğe mi yoksa başka bir nedenle doğum sancılarının başlamasına mı bağlı olduğunu ayırdetmek son derece güçtür.Genelde yetmezliğe bağlı doğumlar 18-22 haftada olurken erken doğumlar 26. haftadan sonra görülür.
Tanıda bir başka kriter ise kramp ve ağrı varlığıdır. Ağrı olmaması servikal yetmezlik için tanı koydurucu olmasına karşın özellikle rahim ağzının iyice açıldığı durumlarda hafif hatta bazen şiddetli ağrılar olması olası. Bu nedenle benzer şekilde ağrı eşiği yüksek kişilerde erken doğumlarda ağrı hissedilemeyebilir.
Geçmişte tanıda gebelik olmayan dönemde rahim ağzındaki açıklığın ölçülmesi ile tanı konabileceği düşünülürken günümüzde bu yaklaşım yerini ultrason incelemesine bırakmıştır. Gebelik seyri sırasında belirli dönemlerde yapılan vajinal ultrason incelemelerinde serviks uzunluğunun ölçülmesi ve amniyon kesesinin serviks içindeki kanalda oluşturduğu hunileşme ile tanı konmaktadır.
Serklaj Nasıl ve Ne zaman Yapılır?
Tedavi serklaj denilen bir cerrahi müdahaledir. Bu girişimde rahim ağzı (serviks) bir torba ağzını büzer gibi dikiyoruz. Bu şekilde rahim ağzı genişleyemeyecektir. Genelde girişim 12. haftadan sonra uygulanır. Çeşitli teknikleri vardır. Bunlardan en sık kullanılanları;
Vaginal yolla uygulanan yöntemler
McDonald tekniği
Schirodkar tekniği
Karından (abdominal yolla) uygulanan teknikler
En sık uygulanan McDonald tekniğinde rahim ağzına, erimeyen bant şeklinde bir materyalle (mersilen) dikiş atıyoruz. Bu materyal vücutta bir reaksiyona neden olmaz. Ve bu dikiş 37-38 gebelik haftasında kolayca çıkarıyoruz. Bu nedenle dikiş alımı ağrısız bir işlemdir.
Abdominal serklaj sezaryen kesisine benzer bir kesi ile karın bölgesine girilerek yine mersilen bant ile rahim boynuna çepeçevre dikiş atma işlemi. Gebelik sezaryenle sonlandırılırken bu sırada isteniyorsa serklaj dikişini de alıyoruz.
Komplikasyonları çok ender de olsa kanama, enfeksiyon ve işlem sırasında amniyon kesesinin açılıp suların erken gelmesidir.
Kullanılan teknik ve zamanlama hastanın bulgularına göre değişiklik göstermesi mümkün.
Uygun zamanda dikkatli seçilmiş hastalarda serklaj, yüz güldürücü sonuçlar veren bir yöntemdir.
Serklaj İşleminin Risk Faktörleri Nelerdir?
Amniyos kesesinin yırtılması ve amniyos suyunun gelmesi
Doğum sancılarının başlaması
Rahim ağzında enfeksiyon gelişimi
Genel anestezi altında yapılmış ise, buna bağlı olarak bulantı, kusma ve diğer komplikasyonlar.
Dikişler alınmadan önce doğum eylemi başlar ise, rahim ağzı yaralanmaları ortaya çıkması mümkün.
Acil durumlar;
İşlem sonrası düzenli kasılmalarınız olursa
Vajinal kanamanız doktorunuzun belirttiğinden daha fazla ise
Ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa
Kötü kokulu bir vajinal akıntı olursa
Suyunuz gelirse
Mutlaka zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız!
Laparoskopik Kist Eksizyonu Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Servikal Yetmezlik ve Serklaj
Servikal yetmezlik nedir?
Rahim ağzı ya da tıbbi adıyla serviks rahimin dış dünya ile bağlantısını sağlayan ve vajinaya açılan en alt noktasıdır. Normal bir hamilelikte serviks kapalıdır.
Serviksin ilerleyen bir gebeliği taşıyamayacak kadar güçsüz olması ve doğum sancıları başlamadan açılması ise servikal yetmezlik olarak adlandırılır.
Servikal Yetmezlik (Rahim Ağzı Yetmezliği) Neden Olur?
Rahim ağzı yetmezliği genellikle rahim ağzına yönelik yapılan cerrahi müdahaleler sonucu ve travmatik olgularda ortaya çıkmaktadır. Bu faktörler doğrultusunda en sık karşılaşılan servikal yetmezlik nedenleri aşağıdaki gibi olmaktadır:
Rahim içindeki mevcut miyom ve poliplerin çıkartılmasına başvurulan histeroskopi yöntemi ile rahim ağzı genişleyebilmektedir.
Normal ve zorlu geçen doğumlarda rahim ağzının yırtılması.
Forseps ya da vakumla yapılan doğumlarda karşılaşılabilmektedir.
Çok sayıda doğum yapmak
İleri gebelik haftalarında yapılan küretaj operasyonları rahim ağzı yetmezliğine neden olabilmektedir.
Servikal Yetmezlik Tanısı Nasıl Konur?
Servikal yetmezlik tanısı genelde geriye yönelik olarak konan bir tanıdır. Altta yatan herhangi bir neden bulunmaksızın gebeliğin 2. trimesterda (genelde 18-22 haftalar arası) sonlanması genelde servikal yetmezlik tanısı koydurur. Tipik olarak su kesesinin aniden açılmasını takiben bebek ve diğer gebelik ürünleri ağrısız bir şekilde rahim dışına atılır. Fonkisyonel olarak yetersiz bir serviks varlığında ise anatomik olarak bir anormallik saptanmazken gebelik varlığında yukarıdaki durum ortaya çıkar. Anatomik yetersizlik varlığında ise var olan şekil bozukluğu söz konusudur.
Geç düşük ya da erken doğuma göre servikal yetmezlik tanısı koymak zor bir olaydır. Çünkü olayın gerçekten rahim ağzında bir yetmezliğe mi yoksa başka bir nedenle doğum sancılarının başlamasına mı bağlı olduğunu ayırtetmek son derece güçtür.Genelde yetmezliğe bağlı doğumlar 18-22 haftada olurken erken doğumlar 26. haftadan sonra görülür.
Tanıda bir başka kriter ise kramp ve ağrı varlığıdır. Ağrı olmaması servikal yetmezlik için tanı koydurucu olmasına karşın özellikle rahim ağzının iyice açıldığı durumlarda hafif hatta bazen şiddetli ağrılar olabilir. Benzer şekilde ağrı eşiği yüksek kişilerde erken doğumlarda ağrı hissedilemeyebilir.
Geçmişte tanıda gebelik olmayan dönemde rahim ağzındaki açıklığın ölçülmesi ile tanı konabileceği düşünülürken günümüzde bu yaklaşım yerini ultrason incelemesine bırakmıştır. Gebelik seyri sırasında belirli dönemlerde yapılan vajinal ultrason incelemelerinde serviks uzunluğunun ölçülmesi ve amniyon kesesinin serviks içindeki kanalda oluşturduğu hunileşme ile tanı konmaktadır.
Serklaj Nasıl ve Ne zaman Yapılır?
Tedavi serklaj denilen bir cerrahi müdahaledir. Bu girişimde rahim ağzı (serviks) bir torba ağzını büzer gibi dikilir. Bu şekilde rahim ağzı genişleyemeyecektir. Genelde girişim 12. haftadan sonra uygulanır. Çeşitli teknikleri vardır. Bunlardan en sık kullanılanları;
Vaginal yolla uygulanan yöntemler
McDonald tekniği
Schirodkar tekniği
Karından (abdominal yolla) uygulanan teknikler
En sık uygulanan McDonald tekniğinde rahim ağzına, erimeyen bant şeklinde bir materyalle (mersilen) dikiş atılır. Bu materyal vücutta bir reaksiyona neden olmaz. Ve bu dikiş 37-38 gebelik haftasında kolayca çıkartılır. Dikiş alımı ağrısız bir işlemdir.
Abdominal serklaj sezaryen kesisine benzer bir kesi ile karın bölgesine girilerek yine mersilen bant ile rahim boynuna çepeçevre dikiş atılmasıdır. Gebelik sezaryenle sonlandırılırken bu sırada isteniyorsa serklaj dikişi de alınır.
Komplikasyonları çok ender de olsa kanama, enfeksiyon ve işlem sırasında amniyon kesesinin açılıp suların erken gelmesidir.
Kullanılan teknik ve zamanlama hastanın bulgularına göre değişiklik gösterebilir.
Uygun zamanda dikkatli seçilmiş hastalarda serklaj, yüz güldürücü sonuçlar veren bir yöntemdir.
Serklaj İşleminin Risk Faktörleri Nelerdir?
Amniyos kesesinin yırtılması ve amniyos suyunun gelmesi.
Doğum sancılarının başlaması.
Rahim ağzında enfeksiyon gelişimi.
Genel anestezi altında yapılmış ise, buna bağlı olarak bulantı, kusma ve diğer komplikasyonlar.
Dikişler alınmadan önce doğum eylemi başlar ise, rahim ağzı yaralanmaları ortaya çıkabilir.
Acil durumlar
İşlem sonrası düzenli kasılmalarınız olursa.
Vajinal kanamanız doktorunuzun belirttiğinden daha fazla ise.
Ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkarsa.
Kötü kokulu bir vajinal akıntı olursa.
Suyunuz gelirse.
Mutlaka zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalısınız!
#### Sezeryan mı? Normal Doğum Mu?
Anne adayları gebelik boyunca kuşkusuz en çok düşündükleri konu budur. Bu konuda çiftler genelde yakın çevrelerinden etkilenirler. Ve yanlış bilgiler elde ederler. Normal doğumda sezaryen doğumda bir doğum şeklidir. Hiçbirisi birinden üstün değildir. Her iki doğum şeklinin de iyi yönleri ve kötü yönleri vardır. Doğuma karar verirken bu avantajlar ve dezavantajlar düşünülerek çiftlerin karar vermesi istenir. Doktorunuz bu konuda size yardımcı olacaktır.
Doktorunuz doğum şekline karar verebilmesi için 36-37 haftanın tamamlanması gerekir. Bebek ve annenin doğum yolları uygunsa ve annede normal doğum yapmak istiyorsa, normal doğum yapabilir.
Eğer sezaryen doğum isteniyorsa yani anne planlı bir doğum istiyor ise doğum tarihinden 10-15 gün önce gebelik sona erdirilir ve sezaryen yaptırılır. Eğer son haftaya kalırsa normal doğum eylemi başlayacaktır. Bunun için 10-15 gün öncesinden sezaryen doğum yaptırabilir.
Normal doğumun da, sezaryen doğumun da avantajları ve dezavantajları vardır. Eğer doğum şekli mecburi değil ise bu seçimi çiftler yapar. Anne normal yollarda doğumu gerçekleştirmek istemiyor ise sezaryen seçilir. Eğer anne kendisini normal doğuma hazırladıysa ve istiyorsa normal doğum yaptırılır. Bu iki yöntemde doğum şeklidir. Ve ikisi de aynı kapıya çıkar. İkisinden biri için daha iyi yada daha kötü demek mümkün değildir.Toparlayacak olursak anne adaylarının gebe kaldıktan sonra en çok da bu konuyu merak ederler. Anne doğum şeklini bazen kendisi seçer. İki doğum şeklininde birbirinden farkı yoktur.
Doktorunuz size doğum çeşitleriyle ilgili bilgiyi verecektir. Doktorunuzun size hangi doğumu kullanacağınızı söylemesi için gebeliğin 36-37.gebelik haftasına gelmesi gerekmektedir. Bebek,annenin doğum yolları uygunsa ve anne kendisini normal doğum yapmaya hazır görüyorsa normal doğum yapabilir. Buda 37. haftaya kadar belli olmaz. Eğer sezaryen doğuma karar verildi ise yani anne adayı sezaryen doğum yapacak ise,normal doğum tarihinden 10-15 gün önce annenin gebeliği sona erdirilir. Ve anne sezaryana alınır. Bunun nedeni ise gebelik sona ereceği zaman normal doğum eylemi başlar o zaman da anne adayı sezaryen doğuma alınamaz.
#### Sigara Tüketimi Gebelik Oluşumunu Etkiler mi?
Sigara tüketimi gebelik oluşumunu etkiler mi? Sigara kullanmanın birçok şeye zararı olduğu gibi gebelik oluşmasında da zararı vardır. Fetüsün anne rahimime tutunmasını sigaranın zorlaştırması olası. Sigara anne ile fetüs arasındaki bağı kopararak Rahime tutunma olasılığını azaltmaktadır. Kullanmayı tercih eden bayanların istedikleri süreden daha geç gebe kalmaları veya gebeliğin sonlanmasına yani düşük gibi nedenlere de sebep olmaktadır.
Sigara kullanımının infertiliteye yani kısırlığa sebep olduğuna bilinen bir gerçektir. Günlük tüketilen sigara sayısı da doğurganlığı ve üreme yeteneğine de doğrudan etkilemektedir. Sigara içen kadınlarda kısırlık görülme ihtimali, sigara içmeyen kadınlara oranla çok daha yüksektir. Bu nedenle sigara içen kadınların gebe kalmakta problem yaşadıkları bilinmektedir.
Sigara tüketimi kadınların üreme fonksiyonlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Sigara içmek kadınların hormonu olan östrojen hormonunun azalmasına ve yumurtalıkların fonksiyonların da azalmaya sebep olmaktadır. Yumurta hücresinin gelişmesini sağlayan FSH hormonu da sigaradan etkilenmektedir. Bu hormonlar sigaradan dolayı görevlerini tam yapamaz ve gebelik olmasına engel olurlar. Bu nedenle bir kadın sigara içiyor ise gebe kalması güçleşir. Bu nedenle Kısırlık olması olası.
Menapoza daha erken girebilir, düşük riskini artırır, erken doğuma neden olur. Düşük doğum ağırlıklı bir bebek olmasını, adet bozukluğu ve mesane, rahim ağzı kanserlerine de kapı açmaktadır. Bu nedenle sigarayı bırakmanız gerekmektedir.
Sigara kullanımı anne olma olasılığı oluşturmaktadır. Sigara tüketimi gebeliği doğrudan etkiler. Toparlayacak olursak sigaranın birçok şeye zararı olduğu gibi hamile kalmaya da zararı vardır. Sigara bir nevi fetüs ile annenin arasına girer. Gebe kalmayı zorlaştırır. Bu nedenle fetüsün rahime tutunmasını zorlaştırır.
Sigaranın Kısırlığa Etkisi
Sigara içmek erkekte de kadında da kısırlığa neden olmaktadır. Sigara içmeyen kadınlarda kısırlık, sigara içenlere göre daha az görülmektedir. Kadınlarda östrojen hormonunun azalmasını sağlayan etkenlerden biri de sigara. Yumurtalıkların fonksiyonlarının bozulmasını da sağlamaktadır. Bu nedenle günlük tüketilen sigara sayısı da doğurganlığı etkilemektedir. Buda doğrudan gebe kalmayı etkilemektedir. Bir kadın sigara kullanıyorsa gebe kalması güçleştiği gibi menapoza da erken girer. Bu nedenle bu durum da istenen bir durum değildir.
Sigaranın birçok kötü yanı vardır. Mesane kanseri, kısırlık, düşük doğum ağırlıklı bebek, erken doğum, rahim ağzı kanseri gibi birçok kötü sorunlarda açar. Bu nedenle sigara kullananların bayan erken fark etmez sigarayı bırakmaları gerekmektedir. Kadınlarda kısırlık yapan sigara aynı etkiyi erkekte de göstermektedir. Bunun için sigara tüketiminin bırakılması gerekmektedir. Bu nedenle kişiler sigarayı yardım almadan, kendi iradeleriyle bırakamıyorsa yardım alarak bırakabilirler.
#### Sigara ve Alkol Tüketimi Hamileliğe Zarar Verir mi?
Sigara ve alkol tüketimi hamileliğe zarar verir mi? Sigara ve alkol tüketimi sizinde tahmin ettiğiniz hatta birçoğunuzun bildiği gibi gebeliğe zarar verir. Alkol ve sigara normal bir insana bile zarar verebilirken bir gebeye hatta anne karnındaki bir bebeğe zarar vermemesine neredeyse olanaksız bir durum diyebiliriz.
Sigara ve alkol tüketimi fazla olan bir anne adayı veya çocuk sahibi olmak isteyen bayanlar, kendilerini önceden bu olaya hazırlamaları gerekmektedir. Çünkü daha sonraki dönemlerde bu sorunu aşmak daha zor olacaktır. Kimse bebeğinin sağlıksız olmasını istemez değil mi? Bunun için gebelik öncesinde ya bir doktor tedavisinde ya da kendi iradesiyle sigarayı ve alkolü bırakması gerekir. Sigara ve alkol tüketimi hamileliğe zarar verir mi? Sorusunu detaylandıracak olursak;
Annenin, yani bir gebenin; sigara içmesi her yönden olumsuzluk ifade edecektir.
Annenin beslenmesi bir bebeği nasıl etkiliyorsa kötü alışkanlıklar da aynı şekilde etkiler. Sigara içtiğiniz zaman dolaşıma karışacak olan nikotin, karbonmonoksit ve siyanür bebeğinize gidecek olan oksijenin kalitesini ve miktarını azaltacaktır. Bir diğer deyişle bebek daha az oksijen alacaktır. Bu nedenle bebeğinizin eşi yani plesanta erken yaşlanacak belki de ilerleyen dönemlerde bebeğinizin beslenmesine yetmeyecektir. Buda fetüs yani bebeğin kaybına, gelişme bozukluğuna maalesef ki yol açmaktadır. Daha bunun gibi birçok soruna zemin hazırlayacaktır. Sıklıkla rastlanan sorunlar erken doğum, ölü doğum, anne rahminde ölüm, düşük ağırlıklı doğum, fetal stres nedeniyle sezaryen doğum gibi sorunlara yol açması mümkün.
Hamilelik ve Alkol
Alkol; Alkol sağlıklı bir bireye etki ederde anne karnındaki fetüse etki etmez mi? Belli bir düzeyde alkol alımının zararı yoktur. Fakat yinede tavsiye etmiyoruz. Uzun süreli ve kronik alkol alımı fetal alkol sendromuna yol açar. Her gün fazla miktarda alkole maruz kalan bebeklerde doz bağımlı olarak düşük ağırlıklı doğum, zihinsel fonksiyonlarda zayıflık, şekilsel deformasyonlar, nörolojik gelişimsel problemler ve hatta fetüs alkol sendromu gibi sorunlar gözlemek mümkün. Bundan dolayı hiçbir gebenin alkol alması hoş bir durum değildir. Anne alkol bağımlısı ve bırakamıyor ise haftada 15 ünite tüketiminin zararı yoktur. 1 ünite ise 10 gr. alkole denk gelmektedir. Ancak neden masum bir canı yani bebeğinizi riske maruz bırakalım, bebeği sağlıklı dünyaya gelmesi için. Alkol ve sigara gibi tüm kötü alışkanlıkları bırakmak gerekir.
Ancak bir kadeh alkol 3 tane sigara gibi küçük sınırlamalar ile gebeliği geçirmeye çalışmak istenmese de kabul edilesi bir ölçek halindedir. İdeal olan ise ona temiz ve kaliteli bir ortam yaratmak. Sorumluluk bilincine sahip olmak önemli. Anne baba olmak sorumluluk isteyen ve bir o kadarda dikkatli yapılması gereken bir ödevdir. Maalesef henüz bir sınavı yoktur. Oysa ki keşke hak sahibi olanlar anne baba olabilse idi. Cinsellikle yani içgüdüsel bir yolla tesadüfen gebe kalan bir ebeveyn. Bu bebeği hak edip etmediğini kendine sorgulamalı ve cevabı evet ise gereğini yerine getirmelidir. Doğadaki diğer canlılar bile gebeliği esnasında alkol ya da sigara tüketimi yapmıyor.
#### Sık İlişkiye Girmek Sperm Kalitesini Düşürür Mü?
Sık ilişkiye girmek sperm kalitesini düşürür mü? Öncelikle sık ilişkiye girme nedeni açıklanmalıdır. Eğer cinsel istek ise bu konuda sperm sayı ve kalitesinin bir önemi yoktur. Ancak bebek isteği için ise sık ilişkiye girmek sperm kalitesini bir miktar etkiler. Ancak çocuk sahibi olma şansını değiştirmez. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere 2 adet dönemi arasındaki yumurtlama döneminde. Doğru zamanlama ile girilen cinsel ilişki gebe kalma olasılığını arttırır. İdeal olarak önerilen her ilişkinin arasında 2-3 gün olması hem sperm kalitesini hem de cinsel yaşam arttırır. Çok sık ilişkiye girmek sperm sayısını bir miktar düşürecektir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin sık ilişkide bulunması istenmez.
Sperm kalitesini düşüren günlük yaşam şeklinden kaynaklı istenmeyen durumlarda vardır. Örnekleme yapmak gerekirse uzun süre oturarak çalışmak, sigara ve alkol kullanmak, sağlıksız beslenme, aşırı kilolu olmak, testislere alınan dış darbeler, hipertansiyon, kullanılan bazı ilaçlar, aşırı sıcak ortamda görev yapılan meslekler de örneğin dökümcülük gibi sperm sayı ve kalitesini olumsuz etkiler. Çevresel bazlı etkenlerde radyasyon mazhariyeti ve çeşitli kimyasallara maruz kalmak da sperm kalitesini düşürür.
Tam tersi de geçerlidir sigarasız ve alkolsüz yaşam. Doğru beslenme, kilolu olmamak Sperm kalitesi artınca da çocuk sahibi olma ihtimali de artmaktadır. Sık ilişkiye girmek sperm kalitesini düşürür mü? Sorsunu yazımız ile sizlere özetledik. Bu konular ile ilgili bilmediğiniz ve aklınıza takılan soru ve sorunları doktorunuzla paylaşabilirsiniz.
#### Sık İlişkiye Girmeme Rağmen Hamile Kalamıyorum Neden?
Gebe kalmak isteyen çiftlerden gelen en çok sorulan sorulardan birisi olan sık ilişkiye girmeme rağmen hamile kalamıyorum sorusudur. Sık ilişkiye girmek hamile kalacaksınız anlamına gelmemektedir. Çok sık ilişkiye girmek sperm kalitesini de düşürecektir. Bunun için sık ilişkiye girmek daha çabuk hamile olacağınızın anlamına gelmez. Anne ve baba adaylarının 9-12 ay düzenli aralıklarla ilişkiye girdikten sonra gebelik elde edilemiyor ise kısırlıktan şüphelenebilirsiniz.
Sonuç olarak çok sık ilişkiye girmek çiftin çabuk hamile kalması anlamına gelmemektedir. Bunun için düzenli aralıklarla ve yumurtlama günlerinde ilişkiye girilerek hamile kalmak denenmelidir. Bir diğer neden ise hamileliğin gecikmesine çok sık ilişkiye girmek sperm kalitesini bozarak sebep olabilir.
Yaklaşık 20-50 yaş aralığında haftada 2 kez cinsellik önerilmekle beraber kişilerin sosyal durumu, yaptığı iş, sosyal ve psikolojik durumu bu sıklığı etkileyecektir.İlişki sıklığı planlanırken yumurtlama gününe dikkat edilmelidir. Bu günler dışında gebelik gerçekleşmeyecektir. Yine eğer bebek isteniyor ise ilişki pozisyonu olarak kadının alt olabileceği ve poposunun altına bir yastık yerleştirmesi önerilir. Aynı zamanda erkek sigara içiyorsa sigarayı bırakmak sperm kalite ve sayısını artırarak gebelik ihtimalini artıracaktır.
#### Sperm Azalmasına Neden Olan Faktörler Nelerdir?
Aslında geçmişte çokta rastlanmayan sperm kalitesinde ve sayısında problem yediklerimiz, alkol, sigara gibi pek çok dış etmenle birlikte sperm sayısında azalmaya neden olabiliyor. Sperm sayısı eğer düşükse genellikle döllenme olmaz, döllenme olsa bile gebelik devam etmeyebilir.
Bazı kalıtsal hastalıklar Cerrahi operasyonlarKemoterapiHodgin lenfomaTestis tümörleriAkut lenfosittik lösemiAlkolSigaraPh değeri düşük olan sıvılar Şampuan duş jeli gibi maddelerde olan klorlarPlastik kaplardan sıcak şeyler yiyip, içmekStresİleri yaşKullanılan ilaçlarErgenlik dönemi itibari ile ateşli hastalık geçirmiş olmakVarikosel, testislerin etrafındaki damarların çok fazla genişlemesi durumuKanal tıkanıklığı geçirdiği enfeksiyonlar bu kanalları tıkayabilirFazla ısıya maruz kalmakFazla mastürbasyon yapmak 2-3 gün ara ile boşalmak üroloji hekimleri tarafından tavsiye edilirD vitamini eksikliği birincil sebep olmasa da etki edebilir
#### Sperm DNA Hasarını Belirleyen Testler Nelerdir?
Sperm DNA hasarını belirleyen testler nelerdir? Adlı yazımızın alt başlıkları;
Tüp bebek tedavilerinde erkek kısırlığı tanısı konulmuş baba adaylarında sperm hücresinin genetik yapısı ile erkek kısırlığının erkek infertilitesinin yakından bir ilişkisi vardır. Yumurtalıklarda azlık olduğu gibi spermde de sayı olarak azlığa rastlanabiliyor mu? Ya da yumurtanın kalitesi olduğu gibi erkeklerde de sperm kalitesi diye bir şey var mı? Sorularımızı Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor;
Kadında herhangi bir probleme rastlanmadı, erkekte sperm sayısı yeterli, sperm hareketliliği yeterli. Peki neden hala gebelik sağlanamıyor? Ya da tüp bebek başarısızlığının nedeni ne olabilir? Evet, spermde DNA hasarı olabilir. Normal spermiyogram testlerinde sperm hareketliliği, sayısı normal olarak izlense ve değerlendirilse bile gebelik elde edilemeyebilir. Bu noktada özel değerlendirme yöntemi olarak sperm hücresinin DNA yapısını değerlendirmemiz gerekebilir. Sperm DNA hasarı karşımıza çıkması ile normal gebelik şansını engellediği gibi tüp bebek tedavilerinde yumurta ve spermin döllenmesini engelleyerek embriyo haline gelmesini de engellemektedir.
Yapılan çalışmalara ve araştırmalara göre spermde DNA hasarı rastlanan çiftlerde tüp bebek tedavilerinde döllenme aşamasında neredeyse %30 düşüş görülmekte olup ayrıca ICSI uygulamalarında da tekrarlayan başarısızlıklar görülmektedir.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=iytK5cnQY-0&width=300 &height=350[/embedyt]
Spermde DNA hasarının ortaya çıkmasında ki nedenler tam olarak netleştirilememiştir. Ancak çalışmalar, anormal hücre metabolizması, idrar yolu enfeksiyonları, çevresel faktörler, radyasyon, varikosel, hipertiroidi, obezite, sigra, yaş, alkol, stres, hava kirliliği gibi nedenlerin spermde DNA hasarı yaratabileceğini düşündürmektedir. Nedenleri arasında sayılmaktadır. Sperm DNA hasarını belirleyen testler nelerdir? Adlı yazımızın bir diğer başlığı ise;
Sperm DNA Hasarını Netleştirmek için Yapılan Testler Nelerdir?
SCSA yani Sperm Kromatin Yapısı Tayini
Özel bir boya ile renk değiştirme özelliğinden faydalanan bir uygulamadır tüp bebek tedavilerinde. Asit ortamda hasar görmüş olan sperm DNA’sının daha kolay boyanması ile ortaya çıkacaktır. Normalde hangi renktir diye soracak olur isek normalde turuncu boyanması gereken hücre DNA hasarı varsa yeşil ve kırmızıya dönüşmektedir. Buradan spermin DNA hasarının olup olmadığı izlenebilmektedir.
COMET
Tüp bebek tedavilerinde, Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde spermler özel bir ortama konulur ve elektriksel bir uyarı verilir spermlere. Sağlıklı DNA’ya sahip olan hücreler hareket etmez. Hasarlı DNA ‘ya sahip olan spermler hareket eder. Hareket eden hücrelerin yani hasarlı DNA ya sahip spermlerin arkasında kuyruk gibi bir görüntü oluşur. Kuyruğun görüntüsü ise hasar boyutunu değerlendirmek için yardımcı olmaktadır.
TUNEL
Tüp bebek tedavilerinde karşımıza çıkan TUNEL Özel olarak boyama yöntemi ile DNA kırıkları işaretlenerek yapıyoruz. Normal DNA sahibi olan hücreler mavi renkte iken hasarlı DNA hücreleri ise yeşil renkte, az hasarlı DNA hücreleri mavi ve yeşil renkte görülmektedir.
Anilin Blue
Anilin mavisi sperm bütünlüğünü değerlendirmek amacı ile kullanılan bir boyadır. Hasarlı DNA ya sahip olan spermler koyu mavi renkte boyanırken, DNA hasarına sahip olmayan spermler hücre yapılarının sağlam olmasından kaynaklı olarak boyanmazlar.
Tüp bebek tedavilerinde Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde uygulanmakta olan bu yöntemler spermde DNA hasarı olup olmadığını açık bir şekilde raporlayabilmektedir der Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
Spermde DNA Hasarı Sıkça Sorulan Sorular
Spermde DNA Hasarı Nedir?
Sperm hücresinin her bir kromozomunda DNA zincirleri bulunmaktadır. DNA zincirlerinde birçok farklı nedenlerden kaynaklı hasarlar doğurabilmektedir. Sperm DNA hasarı belirli bir düzeyin üzerinde izlendiğinde çıktığında spermin kalitesi azalır. Döllenme problemleri sperm nedenli olması olası. Spermden kaynaklı döllenme olumsuz etkilenmesi mümkün.
Spermde DNA hasarının yüksek olması nelere sebep olur?
İnfertilite, kısırlık
Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları
Tekrarlayan düşükler
Tüp bebek tedavisinde embriyo gelişiminde meydana gelen problemler
Spermde DNA hasarının nedenleri nelerdir?
Çevresel faktörler
Sigara
Alkol
Obezite
Beslenme alışkanlığının düzensiz olması
İlerleyen erkek yaşı
Sıcak ortamlarda uzun süre kalması
Varikosel
Geçirilmiş genital bölge enfeksiyonları
Nedenler arasında sayılmaktadır.
Spermde DNA hasarının belirtileri nelerdir?
Spermde DNA hasarı belirtileri arasında özel bir bulgu ne yazık ki söz konusu değildir. Ancak sperm testi sonuçlarına göre sperm sayısı ile ilgili, hareketlerinde ve şekil bozukluğunda da saptanan erkek hastalarımızda spermde DNA hasarı bulunması oldukça muhtemeldir. Risk çok yüksektir. İnfertilite yani kısırlık; tekrarlayan düşükler, döllenme problemleri buna neden olabilirler. Bu nedenle spermde DNA hasarı olan çiftlerde tüp bebek tedavilerinden sonra ya da spontane gebeliklerden sonra düşük ihtimalinde artış izlemek mümkün.
Spermde DNA hasarı nasıl tespit edilebilir?
Spermde DNA hasarı şüphesi olan hastalarda bazı özel testler kullanmak mümkün. Kullanılan testler, TUNEL, SCSA ve Sperm comet testleri olarak isimlendiriyoruz. En sık kullanılan sperm DNA hasarı testi TUNEL testidir. DNA hasarı olan spermlerde özel boyama teknikleri kullanmak mümkün. Sperm DNA hasarı testi sonucu değerlendirildiğinde, sperm DNA hasarını %30 ‘un üzerinde olması durumunda anormal kabul ediyoruz.
Spermde DNA hasarı tedavisi nedir?
Antioksidan tedavisi
Yaşam tarzı değişiklikleri
Beslenme şekli ile ilgili değişiklikler
Spermin direkt testisten alınması
Antioksidan içerikli ilaçlar ile desteklemek mümkün.
Sperm DNA hasarı yüksek olan baba adaylarımızda sperm DNA hasarının azaltılması için antioksidan içerikli ilaç destekleri önerilmektedir. Antioksidan ile birlikte ilaçlarda serbest oksijen radikallerinin sperm DNA’sını olumsuz olarak etkilerini azalttığı bilinmektedir. Antioksidan içerikli destek ilaçların etkisini göstermesi için ise kişiye biraz zaman tanımak gerekir. Bu zaman dilimi ne kadar olmalı diye soracak olursanız en az iki ila üç ay kadar bir süre gerekli olmaktadır.
#### Sperm Morfolojisi Nedir? Erkek Faktörü Testleri Nelerdir?
Sperm Morfolojisi Nedir? Erkek Faktörü Testleri Nelerdir? Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Anlatıyor;
Embriyonun var oluşu için yumurta hücreleri ve sperm hücreleri birleşmesi sağlanması için şekilleri normal boyutlarda olan bir tane kalitesi yüksek sperm yeterlidir. Tüp bebek tedavilerinde erkekte spermin şekli, büyüklüğü tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyulan erkek nedenini açıklamada birincil olmamakla beraber önemli faktörlerden birisidir.
Spermde şekil ve boyut olarak değerlendirilmesine ve nitelendirilmesine ise Spermde morfoloji testi denilir.
Bir erkekte var olan spermlerinin hepsi aynı kaliteye ve hücreye sahip değildir. Sperm hücrelerinin tamamının boyut ve şekilleri değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinde, sperm hücrelerinin her birisi üç farklı kısımda incelenmektedir. Bunlar;
Baş,
Gövde,
Kuyruk.
Sperm morfolojisinde anomaliler, sperm hücrelerinin hareketlerini ve yumurtaların hücrelerindeki ile karşı karşıya gelirse dölleyebilme yeteneğini de etkilemektedir. Erkekler de, etkileyen faktör tüp bebek tedavisine başlamadan hemen önce tüm infertil çiftlere önerilmeli. Bu nedenle spermlerin morfolojisi mutlaka her çiftte değerlendirilmelidir.
Düşük sperm morfolojisi ise her zaman tüp bebek tedavisine neden olan kısırlıkta erkek kısırlığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle spermlerin detaylandırılması ve incelenmesinde;
Morfoloji,
Hareketlilik,
Sayı değerlendirilmesi yapılmalıdır.
Bu maddeler olmadan tam olarak bir sperm incelemesi olmamaktadır. Bu nedenle yeterli kalmamaktadır.
Sperm Morfolojisi Testi Nasıl Yapılmaktadır?
Tüp bebek tedavisi kararı alınmadan önce, tüp bebek merkezlerinde alınan spermiyogram testleri ile sperm morfolojisi testinde, sperm örnekleri mikroskop altında incelenmesi gerçekleştirilirken normal formlara sahip spermlerin ise yüzdesi hesaplanmaktadır.
Sperm Morfolojisinin Normali İçin Olması Gereken Kriterler Nelerdir?
Normali için olması gerekenleri listeliyoruz;
Düzgün kenarlıdır,Oval şekildedir.Baş kısmı 2,5-3,5 mikrometre genişlikte ve 5-6 mikrometre uzunluğa sahiptir.
Sperm Morfolojisindeki Testlerin Sonuçları Neyi Anlatmaktadır?
Sperm morfolojisinin normalliği için genel olarak %4 ile %14 arasında kabul edilmektedir. Test sonucunun %4’den daha küçük ise gebeliğin oluşması için daha da fazla zamana hastanın ihtiyacı olduğunu gösterebilir. %1’den daha da az test sonucu ise direkt olarak tüp bebek tedavisi yapılmasını göstermektedir. Bu nedenle spermlerin değerlendirme kriterleri yeni çalışmalarla yön bulmaktadır.
Spermin seçilebilmesi önemli bir husustur.
Sperm Morfolojisi Dışındaki Maddeler Nelerdir?
Toplam sperm sayısı ve spermlerin canlılık oranları,Spermlerin hareketlerindeki kabiliyetler,Semenin konsantrasyonu,Semendeki toplam hacim,Semendeki sıvılaşma hızı,Semenin pH ‘ı ve rengi,Semen de sperm haricinde görülen başka hücrelerin varlığı,Testesteron, FSH, E2.
#### SPERMDE GENETİK TESTİ
Spermlerin genetik yapısındaki hasarı tespit eden teste sperm DNA hasar testi adı verilmektedir. Erkeklerde sperm değerlendirilmesi yapılırken spermiogram testi ile sperm sayısı ve sperm hareketleri değerlendirilir.
Spermde Genetik Test
Spermiogram testi sperm hakkındaki genetik bilgiyi vermemektedir.Bu nedenle spermde genetik testi baktırmak için sperm dna hasarı testi yapılmalıdır.Sperm dna hasarının araştırılması ve tedavi edilmesi tüp bebek tedavisi açısından büyük ölçüde önem taşımaktadır.
SPERMDE DNA HASARI NEDİR ?
Spermin baş kısmının içerisinde DNA adı verilen genetik materyal vardır.Bu baş kısmındaki koruyucu zar hasara uğradığında hücre içine zararlı maddeler girebilmektedir ve bununla birlikte hücreye zarar verebilmektedir.
SPERM DNA HASARININ YÜKSEK OLMASI ÖRNEK OLARAK ;
KISIRLIĞA YOL AÇABİLİR
TÜP BEBEK BAŞARISIZLIKLARINA YOL AÇAR
TEKRARLAYAN DÜŞÜKLERE YOL AÇABİLİR.
TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE EMBİRİYONUN GELİŞİMİNİ ETKİLEMEKTEDİR.
DNA HASARI NEDEN OLUR ?
ALKOL
SİGARA
OBEZİTE
ÇEVRESEL FAKTÖRLER
GENİTAL BÖLGE ENFEKSİYONLARI
VARİKOSEL
ERKEK YAŞININ İLERİ OLMASI
ÇOK FAZLA SICAK OLMASI
KÖTÜ BESLENME ALIŞKANLIKLARI
SPERMDE DNA HASARI TEDAVİSİ NASIL OLUR ?
Spermde dna hasarı tespiti konulan hastalarda öncelikle problemin ana nedeni tespit edilir. Bir başka önemli nokta Problemin kaynağı sigara ve alkol gibi kimyasal nedenler ise soruna yol açan maddelerin kullanımına son verilmelidir.
Bununla birlikte problemin kaynağı varikosel ise varikosel ameliyatı ile sper mde dna hasarı tedavisi uygulanabilmektedir. Sonrasında genital bölge enfeksiyonları spermde dna hasarına yol açabilmektedir.Hasarın nedeni enfeksiyondan kaynaklı ise çeşitli antibiyotikler ile enfeksiyonlara son verilebilmektedir. Sonuç olarak antioksidan tedavileri ile spermde dna hasar tedavisi yapılabilir.
PodcastProf. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç PodcastSiz değerli hastalarıma meslek hayatımda edindiğim 30 yıllık bilgi ve tecrübemi aktarmak için bir podcast serisi yapmaya başladım. Özellikle “Genital Estetik” alanında ki önemli tecrübelerimi ve önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Sizinde merak ettikleriniz varsa sorularınızı bize iletin. Yeni bölümlerimizde bu konuları konuşalım.
https://open.spotify.com/episode/1q8szzYLgCQNCIrCvdGc8m?si=6cbe549c754542de&nd=1&dlsi=5df55e221ddc4127
#### Spermiyogram Testi Semen Analizi
Korunmasız ilişkiye ve düzenli cinsel birlikteliğe rağmen bir yıl içerisinde gebelik elde edemeyerek başvuran çiftte erkekte ilk yapılması gereken testler arasında yer alan spermiyogram testi :Sperm yapımı, hormonal bütünlük ve erkek üreme sisteminin mikroskop altında değerlendirilmesidir. Sperm testini, Ankara Tüp Bebek Ünitelerinde yaptırabilirsiniz. Sperm testi yapan merkezlerin konusunda uzman oluşları ise size büyük avantaj sağlar böylelikle sizi en doğru şekilde yönlendirir vetestinizin sağlıklı bir sonuca ulaşmasını sağlar.
Erkek hasta, baba adayımız merkeze minimum 3 maksimum 5 günlük cinsel perhiz ile başvurmalıdır. Üç ila beş gün arasında cinsel ilişkide bulunmayarak cinsel perhiz uygulayıp merkez içerisinde sperm verme odalarında verebilir. Böylelikle hiç beklememiş sperm direk olarak merkezde işleme alınarakdaha doğru bir sonuç vermesi sağlanır. Mastürbasyon ile örnek veremeyen hastalar, eşleri ile birlikte odaya alınabilir ve sperm vermesi sağlanabilir. Alınan örneğin de androloji laboratuarında en fazla bir saat içerisinde işleme alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sperm Testi Verirken Herhangi Bir Şeye Dikkat Etmeli Miyim?
Eğer mastürbasyon ile sperm veremiyorsanız mutlaka merkezdeki embriyologlarımıza veya hasta danışanlarımıza bu probleminizi iletiniz.
Sperm testi verirken kayganlaştırıcı kullanmayınız.
Gelen meninin tamamının kaba aktarımına dikkat ediniz. Tamamının kaba gelmediği durumlarda veya kap dışına çıkması durumunda mutlaka yetkili arkadaşlarımıza bilgi veriniz.
Sperm Sonucu Değerlendirmesi
En düşük olması gereken değerler;
Semen volümü 1.5ml
Total sperm sayısı 39 milyon
Sperm konsantrasyonu 15 milyon
Totalhareketlilik %40
İleri hareketlilik %32
Canlılık %58
Sperm morfolojisi (normal şekil) %4
Ph 7.2
Lökosit ≤ 1 milyon
Sperm Testinizi ise aynı gün içerisinde veya en geç ertesi gün rapor halinde teslim alabilirsiniz.
#### Superior coding and programming practices are hallmarks
https://www.youtube.com/watch?v=OtucEWLEoDI
[vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371577868{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new.
When you're a carpenter making a beautiful chest of drawers, you're not going to use a piece of plywood on the back, even though it faces the wall and nobody will ever see it. You'll know it's there, so you're going to use a beautiful piece of wood on the back.Steve Jobs
Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1537371552022{padding-top: 50px !important;padding-bottom: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1537371538610{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1535988337298{margin-right: -30px !important;padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column css=".vc_custom_1537371583186{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text]
Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called. Prepared do an dissuade be so whatever steepest. Yet her beyond looked either day wished nay. By doubtful disposed do juvenile an. Now curiosity you explained immediate why behaviour. An dispatched impossible of of melancholy favourable. Our quiet not heart along scale sense timed. Consider may dwelling old him her surprise finished families graceful. Gave led past poor met fine was new. Whether article spirits new her covered hastily sitting her. Money witty books nor son add. Chicken age had evening believe but proceed pretend mrs. At missed advice my it no sister. Miss told ham dull knew see she spot near can. Spirit her entire her called.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Suyun Erken Gelmesine Nasıl Müdahale Edilir?
Erken doğan bebeklerde yaklaşık %30-40’ında suların erken gelmesi sorumludur. Membran rüptürü suların doğum eylemi başlamadan önce gelmesidir. 37 haftadan önce olursa erken membran rüptürü olarak tanımlanır. Doğum eylemi başlamadan suların gelmesi doğumların % 10’unda rastlanır ve sevindirici olarakta %80 kadarı miadında gebelerdir. Ancak % 20’si miada gelmemiş olan küçük haftalardaki gebeliklerdir. Erken doğan bebeklerde yaklaşık %30 -40’ında suların erken gelmesi sorumludur.
Yazının tamamı: https://www.hurriyetaile.com/hamilelik/hamilelikte-saglik/suyun-erken-gelmesine-nasil-mudahale-edilir_20361.html?utm_source=copy-paste&utm_medium=copy-paste&utm_campaign=copy-paste-with-url
#### Tarama ve Genetik Tetkikler
İKİLİ TEST NEDİR? NE AMAÇLA YAPILMAKTADIR ?
Down sendromunun erken gebelik haftalarında saptanması amaçlanır. İkili tarama testi 12.haftadan itibaren 14.haftaya kadar gerçekleşebilmektedir. Anneden alınan kan ve bebeğin usg ölçümleri notu ile laboratuvara gönderilir.
Kimlerde anomalili (doğuştan sakat) bebek doğurma riski artar?35 yaşından sonra gebe kalan bayanlarda, genetik hastalık problemi olanlarda, akraba evliliklerinde, ailelerinde doğuştan sakatlık öyküsü olanlarda, daha önce anomalili (sakat) bebek doğuranlarda, üremeye yardımcı yöntemlerle gebe kalanlarda (tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemleri gibi), düşük (abortus) veya rahim içinde bebek ölümü yaşamış olan kişilerde anomalili bebek doğurma riskleri artmaktadır. Down sendromu riski de özellikle ileri yaşlı gebelerde ve ailesinde down sendromu olan kişilerde oldukça artmaktadır.
Down sendromu riskini belirlemek için gebeliğin 11-14. haftaları arasında ikili tarama testi (double test), 16-18. haftalarında üçlü tarama testi (triple test) yapılmaktadır. Her ikisi de down sendromu olasılığını belirleyen "tarama (screening) testleri" olup kesin tanı koydurucu değildir.
İkili testte nelere bakılır?
Son adet tarihine göre 11-14. gebelik haftaları arasında uygulanan testte anne adayından kan alınarak serbest β-HCG ve PAPP-A biyokimyasal değerlerine bakılır.
İkili test taramasında, kandaki biokimyasal değerler ile birlikte ense kalınlığı ölçümleri kombine değerlendirilir.
İkili test için ultrasonda fetüsün ense Kalınlığı (NT, ense pilisi kalınlığı, nuchal translucency) haricinde CRL (crown rump lenght, baş-popo arası mesafe) ölçümleri de yapılır.
Yüksek Riskli Gebelikler Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Tek Gen Hastalıkları
Tek gen hastalıkları, tek bir gen de meydana gelen insanın sahip olduğu DNA zincirindeki yapısal bozulmalar veya malformasyon yani organlarda veya dokulardaki yapısal bozukluklar sonucu meydana gelen hastalıklar grubudur. Hemen hemen bugüne kadar yaklaşık olarak 4000’e yakın tek gen hastalığı tanımlanmıştır.
Ailesel genetik geçişli tek gen ile aktarılan hastalıkların bulunduğu çiftlerin embriyolarına PGT-M işlemi ile genetik rahatsızlığa yol açan mutasyonu taşımayan sağlıklı embriyoların anneye transferi gerçekleştirilmesi için genetiğine bakılmış embriyo transferi yapıyoruz.
Ailesel tek gen ile ileri çağa aktarılan hastalıkların bulunduğu çiftlerde toplanan yumurta ile alınan spermden elde edilen embriyolarda PGT-M işlemi ile genetik hastalığa yol açan mutasyonu taşımayan sağlıklı embriyoların seçimleri yapmak mümkün. Mutasyon bölgesi ve çevresi tanımlanarak testin ilk basamağında IVF tedavisi ile elde edilen embriyolardan alınan biopsi örneklerinde DNA çoğaltma işlemi gerçekleştirmek mümkün. Bu nedenle daha sonra sağlıklı embriyolar seçilerek, daha sonra sağlıklı embriyoların kromozom sayılarının tespiti PGT-A işlemi gerçekleştirilir. Tek gen defektlerinin yanı sıra doğru sayıda kromozom taşıyan embriyolar da seçmek mümkün. Bu nedenle tek gen hastalıkları konusunu başlıklar halinde incelersek.
Otoimmün hastalıklar, tek gen defekti ismini verdiğimiz hastalıklardan gruplar:
Otozomal Resessif
Kistik fibrozsis (various mutations),
Tay Sachs hastalığı -talassaemi,
Orak hüreli anemi,
Rh grubu tayini,
Spinal müsküler atrofi,
Adrenogenital sendrom,
Konjential adrenal hiperplazi,
Epidermolizis bülloza,
Gaucher hastalığı,
Fanconi anemisi,
HLA uyumu,
Üçlü tekrar hastalıkları,
Frajile X Miyotonik distrofi Huntington hastalığı.
Maddeleri halinde listelemek mümkün.
Otozomal Dominant
Marfan sendromu,
Charcot-Marie Tooth hastalığı (type 1A),
Crouzons sendromu,
NF2,
Osteogenesis impeerfekta I and IV,
Stickler sendromu,
Tuberoz skleroz,
Familyal adenomatöz polypozis koli,
Li Fraumeni sendromu,
Retinoblastoma.
Maddeleri halinde listelemek mümkün.
X’e Bağlı
Lesch Nyhan sendromu
Duchenne kas distrofisi
Charcot-Marie Tooth hastalığı
Retinitis pigmentoza
Ornitin Transkarbamilaz
Hemofili Agammaglobulinemi
Alport sendromu
Hunter sendromu
MPSII Oro-facial-digital sendrom tip I
Dünya da ilk PGT bebeği 2000 yılının Ekim Ayında ABD ‘de dünyaya gelmiştir. Bu nedenle gebelikte PGT kullanılarak sağlıklı olan embriyo anne rahmine transfer edilerek sağlıklı bir bebek dünyaya gelmiştir.
PGT’nin Genel Amacı
Genetik hastalıkların gebelik öncesi dönemde embriyo aşamasında anne rahmine düşmeden, tutunmadan tanısının konulmasıdır.
Muhtemel genetik bozukluk oluşumunun engellenmesidir.
Tek Gen Hastalıklarında PGT
Bugüne kadar oldukça fazla tek gen hastalıklarıyla ilişkilendirilmiş mutasyon tanımlanmıştır. Vücudumuzdaki tüm hücreler özel bir şifre içermektedir aslında ve tüm bu şifreler birbirinden farklıdır. Bu nedenle hücrelerimiz de kendisini ve görevlerini bu şifrelerin doğrultusunda planlamaktadır. Genetik şifrelerde ise eksikliklere veya hasarlara yol açan genetik hastalıklar oluşabilirler. Bu nedenle son yıllara kadar bu tip geneitk hastalıkların tanıları sadece klinik muayenesi bireyde tanımlanabilmekteydi. Ancak artık laboratuarlar da genetik şifrelerin çözülmesine yönelik tüm araştırmalar bebek henüz embriyo iken ve dış ortamda iken tanısı konulabilmektedir. Bu nedenle tek gen hastalığına sahip anne-baba adayının da sağlıklı bebeği böylelikle dünyaya gelebilir.
Prof.Dr.Sevtap Hamdemir Kılıç Cevaplıyor Adlı makalemizi inceleyerek soru cevapları görebilirisiniz..
#### Tekrarlayan Bebek Kayıpları ve Genetik Faktörler İlişkisi
Tekrarlayan bebek kayıpları ve genetik faktörler ilişkisi. Tekrarlayan gebelik kayıpları olan hastada tüp bebek için yola çıkarken genetik faktörler ile ilgisi nedir diye hastayı sorgulamalıyız diyen, Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç
Etken Kromozom Analizi Değerlendirilmeli
Kromozomlar yapı taşlarımız olan genleri taşıyarak sürekli olarak anneden babalara çocuklara genlerin aktarılmasını sağlayan yapılardır. Kromozomlar insanda 22 çift bulunur ve bunlardan 2 tanesi cinsiyet kromozomudur. Toplam 46 tane kromozom bulunmaktadır. Genel sağlığı etkilemese bile üretilen üreme hücrelerinde kromozom diziliminde kopma, yer değiştirme, gibi yapısal ya da sayışa anomaliler varlığında gebelik kayıplarında artma meydana gelebilir.
Tekrarlayan gebelik kayıpları ile başvurmuş. Kromozom analizlerinde problem saptanmış olan hastalarda genetik tarama (PGT) yapmayı planlıyoruz. Bu grup hastalarda genetiğine bakılmış embriyo transferi yaparak. Tüp bebek tedavisinde canlı doğum oranını yükseltecektir.
Genetik Hastalık Öyküsü
Ailede ve soy geçmişinde tek gen üzerinden geçiş yapan herhangi bir hastalığın varlığı durumunda birinci maddedeki gibi tüp bebek tedavilerinde PGT ile genetiğine bakılmış embriyo transferi planlıyoruz. Genetiğine bakılmış embriyo transferi ile canlı doğum oranı mümkün oluyor. Bu nedenle değerlendirmesi mümkün hale gelir. Bu nedenle düşük materyalinde genetik inceleme
Trombofili Paneli Testi
Trombofili paneli kalıtsal ya da sonradan kazanılmakta olan bir pıhtılaşma bozukluğudur.
Kalıtsal trombofili etkenlerinden Faktör V Leiden mutasyon, Protein C, Protein S, Trombin 3 düşüklüğü ile MTHFR mutasyonunun tekrarlayan gebelik kaybı üzerine neden sorumuzun cevabını almak için cevaplıyoruz.
Kazanmış olduğumuz trombofili etkenlerinde sıkıntı olması durumunda problem varlığı. Gebelik komplikasyonları ile ilşkilidir. Bu kapsamda yapılması tavsiye edilen testler antikardiolipin IGG, IGM, Lupus antikoagülan IGG, IGM ve B2 mikroglobulindir. Bu testler sonucunda antifosfolipid sendrom varlığı saptanan hastalarda düşük molekül ağırlıklı kan sulandırıcı başlamalı. Ancak steroid ya da immünglobulin kullanılmasının bir faydası olmamaktadır. Bu nedenle de tavsiye etmiyoruz.
Tekrarlayan bebek kayıpları ve genetik faktörler ilişkisi. Tekrarlayan gebelik kayıpları olan hastada ekstra olarak psikolojik destek almasını da sağlıyoruz. Hastayı detaylı olarak değerlendiriyoruz. Ona göre bir planlama yapılarak bir yol çiziyoruz. Bu nedenle mutlak olarak değerlendirilen hasta da çift onayı. Genetiğine bakmış olduğumuz tüp bebek tedavisinde embriyo transferi öneriyoruz.
#### Tekrarlayan Gebelik Kayıpları
Tekrarlayan gebelik kayıpları gebelik kaybı, var olan gebeliğin bebeğin yaşamsal fonksiyonlarını kazanmadan küçük bir insan boyutuna ulaşmadan kaybedilmesidir. İki ya da bundan daha fazla gebelik kaybı olması durumunda hasta kendi öyküsünü anlatırken tekrarlayan düşükleri olduğundan bahsedebilir.
Pek çok kadın ve eşleri için düşük yapmak, bebeğini kaybetmesi gibi algılanmasına yol açarak psikolojik olarak da çifti yoran bir süreç olacaktır. Hatta kadınlarda yetersizlik hissi yaratabilir. Erkek sürekli çabaladığını ve olmadığını düşünerek bunu aile büyüklerine nasıl açıklayacağını bilmemektedir. Aslında çiftin psikolojik olarak destek alması kendileri için karar verebilecekleri en mantıklı durum olabilir.
Günlük Yaşam ile Yaşam Alışkanlıkları
Kadın Yaşı
Kadın yaşı, gebe kalmakta sıkıntı, gebelik kaybı ve bebekte anomali gelişmesi açısından en belirleyici faktörlerden birisidir. Özellikle 20-35 yaş aralığında gebelik kaybı riski en düşüktür.
Sigara
Sigaranın, dış gebelik, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bebeğin eşinin yerleşim problemleri gibi gebelik komplikasyonları ile kanıtlanmış bir ilişkisi vardır. Bu nedenle gebelik planı varlığında sigara kullanımının bırakılması önerilmelidir.
Vücut Ağırlığı
Vücut kitle indeksi, kişinin kilosunun, boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile hesap edilir.. Anne adayının normal vücut kitle indeksinden daha fazla ya da daha az olması, canlı doğum üzerine olumsuz etkide bulunabilmektedir. Bu nedenle hastalara eğer normal sınırların dışında bir kiloya sahip iseler, kilolarını normal sınırlar içine çekmeleri yönünde tavsiyede bulunulmalıdır.
Stres
Stresin gebelik kaybına birincil yoldan yol açtığına dair yeterli kanıt yoktur.
Kafein Kullanımı
Bazı çalışmalarda yoğun kafein kullanımı ile geç dönem gebelik kayıplarının arttığı raporlanmıştır. Ancak çok güçlü bir kanıt yoktur. Günde 1-2 fincan kahve ya da çayın düşük riskini arttırıcı etkisi bulunmamaktadır.
Egzersiz
Egzersizin gebelik kaybına neden olduğuna dair yeterli bir kanıt yoktur. Ancak gebelik varlığında yoğun egzersizden kaçınılmalıdır.
Alkol Kullanımı
Alkolün gebelik sonuçları üzerine olumsuz etkisi olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Alkol dozu arttıkça gebelik kaybı riski de artmaktadır. Bu nedenle olası bir gebelik durumunda alkol kullanılmamalıdır.
Cinsel ilişki
Gebelik sırasında cinsel ilişkide bulunulmasının gebelik kaybı riskini arttırdığına dair bir kanıt yoktur. Vajinal kanama, bebeğin eşi yani plasenta ile ilgili yerleşim anomalileri ya da erken doğum tehlikesi yok ise gebelikte cinsel birliktelik açısından bir kısıtlama bulunmamaktadır.
#### Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları
Bir kez denedim negatif sonuçlandı, ikinci kez, üçüncü kez, dördüncü kez… Sürekli umutlanıyor ve sürekli negatif değerler mi görüyorsunuz. O halde tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarını, tekrarlayan tüp bebek negatifliklerini Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’a sorduk ;
Tekrarlayan tüp bebek tedavisinin başarısızlıklarla sonuçlanması demek geçmişte üç veya üçten daha fazla embriyo transferi yapılmış olup negatiflikle sonuçlanması ya da ondan daha fazla güzel embriyo kalitesine rağmen A sınıfı embriyolara rağmen gebelik elde edilememesi durumu olarak tanımlanmaktadır.
Tekrarlayan başarısızlıklarda yeniden tüp bebek tedavisine başlamadan önce Ankara tüp bebek merkezleri ve diğer tüp bebek merkezleri tarafından hastanın başvurması üzerine çeşitli araştırmalar yapılmalıdır.
Kadınla İlgili Olan Araştırmalar Arasında Neler Yer Alır?
Rahmin değerlendirilmesi gerekmektedir. Transvajinal ultrasonografi ile endometriumun rahim duvarının iç tabakasının detaylı olarak incelenmesi gerekir. Gerekirse histereskopi denen işlem ile vaginal olarak rahme kamera ile girerek içeriye daha yakından bakılarak temizliği yapılabilir. Ancak endometriumda polipoid bir görüntü gibi bir şey rastlanılmadığı sürece durduk yere hastaya histereskopi yapılması da çok mantıklı olmayacaktır.Myomlar tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında tedavi edilebilir. Histereskopik veya laporoskopik olarak çıkartılabilir. Rahmin içerisinde septum yani perde olup olmadığı incelenir.HSG çekilerek, hidrosalpenks varlığı teşhis edilebilir. Tüpün yumurtalık tarafındaki uçlarında tıkanıklığa hidrosalpenks denilirken, hidrosalpenks tüp bebek tedavilerinde gebeliklerin oranlarını azaltmaktadır. Düşükleri arttırarak dış gebeliğe de fırsat yaratmaktadır. Cerrahi olarak tüp alınabilir. Açık cerrahi değil, laporoskopik olarak alınabilmesi mümkün olabilir. Bağışıklık sistemlerinin değerlendirilmesi gerekebilir. Her ne kadar birincil faktör olarak nitelendirilmese de değerleri gözden geçirilebilir. Kadından alınan pıhtılaşma testleri her iki çiftten de alınan kromozom testleri değerlendirilebilir. ERA testi; embriyo transferlerinde endometrial biyopsi sonrası transfer zamanını optimizasyonunu sağlamaktadır. Çok fazla kullanılmayan bir yöntemdir. Yaygın bir kullanım alanı bulmuştur elbette yine de.Gen dizilimleri.
Erkeğe Bağlı Olabilecek Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlıkları Neler Yapılabilir, Hangi Testlere Yer Verilmelidir?
Spermde DNA analizi bakılabilir,Spermde 23 kromozom testi bakılabilir,
#### TIKANIKLIĞA BAĞLI AZOSPERMİ (Obstrüktif) NEDİR ?
Sperm kanallarındaki tıkanıklığa ya da kanalların gelişememesine bağlı olarak ortaya çıkan azospermi durumuna abstküktif azospermi (tıkanıklığa bağlı azosperm) adı verilmektedir.Bu durum testiste üretilen spermlerin kanallardaki herhangi bir tıkanıklığa bağlı olarak dışarı atılamama durumudur.
Bu durumda testislerde sperm üretilmeye devam eder ama spermi meniye taşıyan kanallarda tıkanıklık olduğu için sperm hücreleri meniye ulaşamaz .Bu tıkanıklıklar epididim ,vaz deferans ya da ejakülatuar bölgelerde olabiliyor.
Azospermi
ABSTRÜKTİF AZOSPERMİ NEDENLERİ ?
Doğuştan olabildiği gibi ya da sonradan gelişmesi de mümkün olan bir azospermi tablosudur.
DOĞUMSAL ABSTRÜKTİF AZOSPERMİ NEDENLERİ :
YOUNG SENDROMU
EJAKÜLATOAR KANAL VEYA PROSTAT KİSTLERİ
DOĞUŞTAN VAZ DEFERANS YOLUĞU
SONRADAN GELİŞEN ABSTRÜKTİF AZOSPERMİ NEDENLERİ :
GEÇİRİLMİŞ TRAVMA
TESTİS YARALANMALARI
GEÇİRİLMİŞ AMELİYATLAR
VAZEKTOMİ AMELİYATI
ERKEK ÜREME SİSTEMİNDEKİ ENFEKSİYONLAR
Azospermi
ABSTRÜKTİF AZOSPERMİDE TANI NASIL KONUR ?
Hastaya tanı koymak için üç farklı yönteme başvuruyor.
Başvuran hastanın öncelikle daha önce geçirdiği ameliyatlar soulur ve hastanın öyküsü alınır.Daha sonra hasta ürolojik muayeneye alınır. Hastanın Ürolojik muayene esnasında testis boyutlarına bakılabiliyor.
Ürolojik muayene sonrası hastadan bazı tetkikler istenebiliyor. (fsh-lh-testesteron-semen analizi )
Ultrason değerlendirmeleri tanı ve tedavi açsısından çok önemli bir yer tutmaktadır.Ultrason tıkanıklıklar veya kistlerin teşhisinde önemli bir rol oynamaktadır.
TIKANIKLIĞA BAĞLI AZOSPERMİ TEDAVİSİ
Tıkanıklığa neden olan kanal ejakulatuar kanal ise transüretral rezeksiyon uygulaması uygulanabilir.Tıkanıklık epididim veya vas deferans kaynaklı işe mikro cerrahi işlemler (tese ,pesa,tesa )uygulanmaktadır.Podcast
https://open.spotify.com/show/1uZ2CNO7by8sbNAAmA3XA2?si=31e0c802039649fa
Podcast
Podcast serimin tüm bölümlerini YouTube kanalımdan izleyebilirsiniz ya da Spotify podcast’imden de dinleyebilirisiniz.
🗣️Youtube : Prof. Dr Sevtap Hamdemir Kılıçhttps://www.youtube.com/@sevtaphamdemir🎙️Spotify: Sevtap Hamdemir Kılıçhttps://open.spotify.com/episode/1kohU7PSfzHNjU3jRLokjq?si=1eaca1b9b54e4f83
Kliğinimizi arayarak merak ettiğiniz konular hakkında bilgi alabilirsiniz ya da bize sorularınızı sosyal medya hesaplarımızdan sorabilirsiniz.🚼🚼🚼
📞☎️0532 476 1198Sonuç olarak merak ettiğiniz her şey için kliniğimizi arayabilirsiniz.
#### Tonsilektomi (Bademcik Ameliyatı) ve Apendektomi Operasyonu
Tüp bebek tedavilerinden önce tonsilektomi veya apendektomi geçiren hasta grubu ile merak edilenleri Prof. Dr. Sevtap Hamdemir cevapladı;
Tonsilektomi Nedir?
Tonsiller ismini verdiğimiz bademciklerimiz dilin hemen arka tarafında boğazında iki yanlarında yer alan yapılandırmalardır. Bademciklerimizin vücudumuzdaki görevleri ise ; bakteri ve virüs gibi mikroorganizmalara karşı vücudun savunmasını sağlayarak, kişiyi bakterilerden ve enfeksiyonlardan korur.
Ancak tonsillerin normal büyüklüklerinden büyük olması sıklıkla enfekte olmasına yol açarken sık sık nüks eden bademciklerin enfenksiyon durumu kısacası tonsillit, çocuklar da ise büyüme geriliine, kalp romatizmasına, böbreklerin enfeksiyonuna, eklemleri etkileyen çeşitli hastalıklar gibi sağlık problemlerine de sebep olabilmektedir.
Bunun yanı sıra normalden büyük olan tonsiller ise uyku apsesiyle zincirleme gerçekleşen horlama, ağızda koku, dikkatte dağınıklık ve bozukluk, depresyon, gündüz de uyku hali gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Apendektomi Nedir?
Vücudun içerisinde yer alan ve görevleri henüz netleştirilmemiş olsa da apendisit, bademciklere yani tonsillere benzetilebilmektedir. Sindirim sisteminin en başında yer alan ağız, mikropların en yoğun geçtiği ve barındığı bölgedir. Tonsiller arasında ağızın içerisinde mikroplara karşı dur diyen bir görevli de vardır. Kalın bağırsak da enfeksiyon açısından bakteri ve mikroplar açısından zenginken apendisit barsakları uyarır.
Şiddetli ağrı ile genellikle belirti vermektedir ve ciddi bir enfeksiyon olarak nitelendirilebilir. İltihaplanan bölgedeki enfeskiyon kana karışır ise enfeksiyonun taşınması yayılabilir. Apendisitlerde apendektomi sırasında patlamadan alınması oldukça önemlidir.
İngiltere’ de yapılan bir kliniksel araştırmalarda çeşitli sebeplerden ötürü tonsillektomiler yani bademcik ameliyatları yapılmış olan hasralar da ise gebe kalma oranlarında farklılık yaratıp yaratmadığını araştırılmıştır.
Bademciklerin alınması ameliyatına yukarıda da anlattığımız gibi tonsillektomi denilir iken enfekte olan apendix’in enfeksiyonu genellikle ameliyat ile alınır.
Bu ameliyatlar sıklıkla tercih edilir hale gelmiştr.
Genel olarak özetleyecek olur isek, tüp bebek tedavisine başlamak isteyip veya tüp bebek tedavisinden önce karın içi yapılan ameliyatlarda kadınların batının içerisinden yapışıklıklar gözlenebileceğinden dolayı bu tarz ameliyatların gebe kalmayı çok çok zorlaştırabileceği söylenmektedir.
Elbette bu makalenin sonunda istediğiniz zaman apendektomi ve ya tonsillektomi yapılmasını önerirken gebelik için ise birincil faktör olmadığını söylemek isteriz.
Deprem bölgesinde Hijyen Nasıl Sağlanır Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### TRANSFERDEN KAÇ GÜN SONRA GEBELİK TESTİ YAPILIR ?
Tüp bebek tedavisinin son aşaması olan embiriyo transferinden sonra anne ve baba adayı test vermek için belirli bir süre bekler.
3.günde transfer edilen embiriyoların ürettiği B-HCG adı verilen hormonun anne kanına karışması için 12 gün süre gerekir.5.gün embiriyosu ile yapılan transferlerden sonra bu süre 10 gündür. Transferden sonraki yapılan 8.gün testleri anne adayına yanlış sonuç vermektedir. Süre dolmadan yapılan testler doğru sonuç vermez .
VERİLEN KAN TESTİNDE B-HCG HORMONUNUN DEĞERİ KAÇ OLMALIDIR ?
Gebelik durumunun pozitif olabilmesi için kan ile verilen gebelik testi değerinde B-HCG oranı 50 ve üzeri olmalıdır. Kan değerinde B-HCG değerinin yüksek çıkması dış gebelik olarak da tanımlanabileceği için kan da pozitif görülse bile mutlaka ultrason yapılmalıdır. B –HCG değeri sıfır ve sıfıra yakın bi değer ise gebelik durumu negatif olarak değerlendiriliyor.
Kanda çıkan pozitif gebelik değerinden ortalama 10-14 gün sonra anne adayı ultrason muayenesine çağırılıyor.Bu muayene esnasında gebeliğin sağlıklı olup olmadığı,varsa çoğul gebelikler ve kese durumu tespit edili
GEBELİK TESPİTİ İÇİN HANGİ YÖNTEM UYGULANMALI ?
Hamilelik durumunun negatif veya pozitif olarak değerlendirilmesi için iki farklı test uygulaması mevcuttur.Bu testler doğal yolla ve tüp bebek tedavisi ile gebe kalmak isteyen bireylere uygulanabilmektedir.
Bu testlerden birincisi idrar testidir. Yapılan idrar testleri kan gebelik hakkında kesin bilgi verememek ile beraber güvenilir bir gebelik testi yöntemi değildir.
Bir diğer gebelik değerlendirilmesi kanda B –HCG hormonunun referans değeri ile gözlemlenebilmektedir.Kanda gebelik testi değerlendirimesi idrar testine oranla daha kesin ve daha güvenilir sonuçlar verir.Gebelik şüphelerinde idrar testi yerine mutlaka öncelikle kanda gebelik testi yapılmalıdır.
#### TÜP BEBEK ÇİFT EMBRİYO TRANSFERİ
2010 tarihinde yayınlanan yönetmelikte tüp bebek tedavisinde birden fazla embiriyo transferinin gerçekleştirilmesi ile alakalı tüp bebek tedavisi için başvuran anne adayına transfer edilecek embiriyo sayısı belirlenirken bazı şartlar ortaya koyuluyor.
Bu yönetmeliğe bağlı olarak ;anne adayının yaşı 35 yaş altında ise, birinci ve ikinci tüp bebek tedavilerinde anne adayına yalnızca ancak bir adet embriyo transferi yapılabilmektedir.
Tüp Bebek Çift Embiryo Transferi
Üçüncü ve diğer tüp bebek denemelerinde embiriyo transfer sayısı maksimum iki ile sınırlıdır.Yani tüp bebek tedavisi gören anne adayı 3.ve sonraki denemelerde 35 yaş altı olsa bile çift embiriyo transferi yapılabilmektedir.
35 yaş üstü anne adayına ise en fazla 2 embiriyo transferi yapılmaktadır. 35 yaş üstü tüp bebek tedavisi gören anne adayına gebelik oranını arttırmak amacıyla çift embiriyo transferi yapılabilmektedir.
Tüp bebek tedavisi gören hastaların başarı oranı hastaların yaşı ,yumurta ve sperm sayısına göre değişiklik göstermektedir.
Sonuç olarak Tüp bebek tedavisi ile gerçekleşen çoğul gebeliklerde anne ve bebekleri etkileyen komplikasyonların artmasıyla beraber çoğul gebelikler tüp bebek tedavisinde komplikasyon olarak kabul edilmiştir.
ÇOĞUL GEBELİKLERDE ANNE VE BEBEĞİ ETKİLEYEN KOMPLİKASYONLAR :
ANNE ÖLÜM RİSKİ ARTABİLİR
ÇOĞUL GEBELİĞE BAĞLI BEBEKTE OLIŞABİLECEK ANOMALİLER
ERKEN DOĞUM RİSKİ
DÜŞÜK RİSKİ
DOĞUM ESNASINDA OLUŞABİLECEK BAZI ANOMALİLER
Bununla birlikte komplikasyonlar göz önünde bulundurulduğundan tüp bebek tedavisinde 35 yaş üstü ve 3. deneme olmadığı sürece sadece bir embriyo transferi yapılmaktadır.
PodcastProf. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç PodcastSiz değerli hastalarıma meslek hayatımda edindiğim 30 yıllık bilgi ve tecrübemi aktarmak için bir podcast serisi yapmaya başladım. Özellikle “Genital Estetik” alanında ki önemli tecrübelerimi ve önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Sizinde merak ettikleriniz varsa sorularınızı bize iletin. Yeni bölümlerimizde bu konuları konuşalım.
https://open.spotify.com/episode/1kohU7PSfzHNjU3jRLokjq?si=7ab0841762cf43b2
#### TÜP BEBEK İLE CİNSİYET BELİRLENEBİLİR Mİ ?
Tüp bebek tedavisine başvuran hastalarımızın en çok sorduğu soru cinsiyet sorusudur. Anne ve baba adayı merakla bu soruya cevap bulmak ister .Tüp bebek tedavisinde PGT (preimplantasyon genetik tanı ) yöntemi ile cinsiyet belirlemek mümkündür.Hastalarımız bu yöntemle doğacak olan bebeklerinin cinsiyetini önceden öğrenmiş oluyor.
Fakat unutulmaması gereken bişey vardır ;tüp bebek tedavisinde PGT yöntemiyle genetik anormalliklerin belirlenmesi asıl hedefimizdir ama bu yöntemde bebeğin cinsiyetin öğrenmek mümkündür.PGT yöntemi içinde yeterli şartların olması gerekmektedir.
cinsiyet belirleme
PGT YÖNTEMİ NEDİR ?
Tüp bebek tedavisi sadece infertilite (kısırlık) nedeniyle değil ayrıca sağlıklı bebek isteği için de yapılabilen bir tedavidir.PGT yöntemi anne adayından yumurtaların toplanması ve laboratuarda döllenmesinin ardından 4 veya 5. Güne ulaşmış kaliteli embriyolardan alınan biyopsilere genetik test yapılması işlemidir.
PGT yöntemi bir genetik ayrıştırma tekniğidir .Bu yöntemle tüp bebek tedavisinde anne ve baba adayı PGT yöntemi ile bebeklerin cinsiyetini öğrenebiliyor.Bu yöntemle anne ve baba adayı bebeklerin cinsiyetini seçebilme hakkı kazanıyor .
PGT yçntemi genellikle tüp bebek tedavi sürecinde embriyoların genetik anormalliklerini tespit etmek amacıyla kullanılan bir tekniktir. Bu sayede anne ve baba adaylarımız doğacak olan çocuklarının genetik anormalliklerinin yanı sıra cinsiyetini de öğrenmiş oluyorlar.Bununla beraber genetik hastalıklar da tespit edilmiş olmaktadır.
PGT YÖNTEMİNİN AŞAMALARI NELERDİR ?
IVF (TÜP BEBEK) SÜRECİ : Anne adayından alınan yumurta baba adayından alınan sperm ile laboratuvar ortamında döllendirilir.Döllenmelere bağlı embriyolar oluşur .
BİYOPSİ AŞAMASI : Oluşanembriyolardan 4 veya 5. günde biyopsi örneği için birkaç adet hücre alınır.
GENETİK ANALİZ SÜRECİ: Alınan biyopsiden sonra genetik anormalliklerin tespiti yapılıyor.Bu aşamada bebeğin cinsiyeti de öğreniyorlar.
EMBRİYO TRANSFER AŞAMASI: Sağlıklı olduğu tespit edilen ve cinsiyeti belirlenen embriyolar anne rahmine transfer ediliyor.
Pgt yöntemi asıl olarak doğacak olan çocuğun genetik anormalliklerini belirlemeyi hedef eder bununla beraber cinsiyeti de öğrenmek mümkündür. Ama Türkiyede tüp bebek tedavisi ile cinsiyet seçimi yasaktır.
#### Tüp Bebek ile Gebe Kalanlar Nelere Dikkat Etmelidir?
Tüp bebek ile gebe kalanlar nelere dikkat etmelidir? Her gebelik dönemi oldukça özel ve kıymetlidir elbette. Ancak uzun senelerce beklenen, elde edilmek için çok çaba sarf edilen, yolları gözlenen bebekler belki bir parça daha kıymetli olabilirler aileleri için :) Tüp bebek tedavisi ile birlikte elde edilmiş gebeliklerde, oldukça uzun ve zorlu bir sürecin arkasından gelen güzel gebelik haberleri çok özel bir mutluluğa sahip olur bazen de heyecan verirken kaygıyı da beraberinde getirir. Hem anne hem baba adayı sürece biraz daha temkinli yaklaşırlar. Biraz daha dikkat etmek isterler. Daha seçici olurlar.
Beslenmelerinden yaşamının her anına kadar oldukça özen gösterirler. Kaygı düzeyleri de yüksektir. Bu da çok normal. Senelerce beklemenin sonunda elde edilen gebeliklerde normal karşılanmalıdır. Bu mutlu haberleri verirken heyecanlara eşlik etmeyi çok seviyoruz. Merkezimizde de oldukça fazla tanık oluyoruz bu kıymetli bebeklere. Belki de en en kıymetli demek lazım. Tüp bebek ile gebe kalanlar nelere dikkat etmelidir? yazımızın diğer başlıkları ise;
Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Tüp bebek tedavisi ortalama on ila on iki gün kadar sürmekle birlikte, arkasından yumurta toplama ve transfer olarak da ilerlemektedir. Total de on yedi gün kadar sürüyor demek mümkün. Yumurtaların olgunlaştırılma sürecinde üç ila dört gün aralıklarla anne adayımızın ultrasonunu yaparak hormonlarını değerlendirmekteyiz. Hormon kontrolü ile doğru orantılı olarak ilaç dozlarını belirleyerek follukül çapları 16-18 mm ‘ de çatlatma iğnesi ile birlikte devam eden sürecinde yumurta toplama işlemi yapmaktayız.
Yumurta toplama işleminin olduğu gün ise erkek hastadan sperm örneği alınarak fertilizasyon için mikroenjeksiyon ICSI uygulaması yapılmaktadır. Embriyoların hücre sayılarını takiben üç ila beş gün arasında embriyoların transferleri mümkündür. Transferden on gün sonra gebelik testinizi kan testi ile yapabilirsiniz.
Şimdi sırada gebelik döneminde bir tüp bebek gebesi nelere dikkat etmelidir? Sorusunun cevabında.
Tüp Bebek Tedavisi ile Elde Edilen Gebeliklerde İlk 8-12 Hafta Arasında Nelere Dikkat Etmelisiniz?
Tüp bebek tedavisi ile birlikte pek çok ilaç ve medikal tedavi de beraberinde gelmektedir. Pek çok iğne ve ilaçlar ile birlikte süreç ilerler. Anne adayının ilaç süreci yumurtaların büyümesini sağlamak için kullanılan enjeksiyon ilaçları ilk adımdır. Yumurta toplama sonrasında ise progesteron ve östrojen ile desteklenen ve rahmi hazırlanan anne adayına transfer günü farklı ilaçlar da eklemekteyiz. Tüm bu ilaçları özellikle gebelik testi sonucunu öğrenene kadar kesinlikle bırakmaması konusunda uyarıyoruz. Tüp bebek tedavi ile elde edilen gebeliklerde de hormonal ilaçlar kullanılmaktadır. Hormonal ilaçların, genellikle tablet, vajinal yol ile kullanılan fitiller ya da jeller bazen de iğne formları söz konusudur.
Bu ilaçlarında baş ağrısı, mide bulantısı, hormonal sorunlar gibi vücutta belirteçleri olması olası. Yorgunluk ve halsizlikte beraberinde yaşanan problemlerden bir kaçıdır. İlk üç ay özellikle çok önemlidir. Aslında her gebelik 12. Haftaya kadar düşük riski taşıyabilirler ve dikkat etmek oldukça önemlidir. Ancak tüp bebek ile gebelik elde etmiş hastalarımızda da ilaçların kullanım süresinin yoğun olduğu dönem ilk 12 haftadır. Bu sürede hekim desteğiniz ile ilaçlarınız yavaş yavaş kesilmesi mümkün.
Tüp bebek tedavisi ile elde edilen gebeliklerde 14-26. Gebelik haftalarında nelere dikkat edilmelidir?
Tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etmiş anne adaylarımızın diğer gebeler gibi en rahat yaşadığı dönem bu haftalardır. Hatta tabiri caizse balayı dönemi olarak bile isimlendirilebilmeyi hak eden bir periyottur. Genellikle düşüklerde, gebelik kayıplarında en riskli dönem olarak adlandırılan ilk üç ay geride kaldı. Kendinize ve bebeğinize artık güveniniz artabilir. Hareketleriniz rahatladı. Bulantılarınız azaldı. İlaçlardan da kurtuldunuz. Bence şimdi her şey yolunda! tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etmiş hastalarımız ilk haftalarda genellikle kimseye söylemek istemezler. Ancak artık bu haftalardan sonra gebelik haberinizi sevdikleriniz ile paylaşabilirsiniz. Her kontrolde endişe duymaktan ziyade gebelerimiz bu haftalarda keyif almaya başlarlar. Bu haftalarda tarama testleri ve kan tetkikleri konusunda hastalarımızı bilgilendirmekteyiz.
Tüp bebek tedavisi ile elde ettiğimiz gebeliklerde de tarama testleri normal bir gebeye uygulanan testler yapılmaktadır. 35 yaş üstü gebelerimizde ise ekstra tanı amaçlı tetkikler sunmaktayız. Örneğin fetal DNA gibi. 20. Haftada ise detaylı ultrasonografi ile bebeğin iç organları ve dış organlarının değerlendirmesini yapmaktayız. Yine her gebe için aynı şekilde önerilmektedir. Tekrarlayan gebelik kaybı olan hastalarımızda ise sadece farklı olarak serklaj işlemi uygulamak mümkün. Rahim ağzı yetmezliği durumlarında yapılan serklaj hastanede yapılan bir operasyondur.
Tüp Bebek Tedavisi ile Elde Edilen Gebeliklerde 27-40. Gebelik Haftalarında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Çok uzun zamandır beklenen bebeğimize gittikçe yaklaşıyoruz. Bebekteki hızla gelişen büyüme ve fiziksel değişiklikler anne adayımız için artık zor bir hal alabiliyor. Fiziksel değişiklikler aslında doğal olarak meydana gelir ancak anne adayımızın günlük hayatında zorlama yaşamasına neden olması mümkün. Uyuma pozisyonlarında güçlük hissedebilirler. Reflü gibi şikayetler meydana gelebilir. Nefes darlığı, çarpıntı hissi olması olası. Sırt ve bel ağrıları gittikçe artış göstermesi mümkün. Elbette çoğul gebeliklerde bu yakınmalar daha kendini göstermeye devam etmek olası. Gebeliğin takibinde anne adayının yaşı, öyküsü, gebeliğine eşlik eden sorunları, hipertansiyonları, diyabetik durumları ile ilgili de izlem sıklığı önemli olacaktır. Sadece tüp bebek tedavisi gebelerimize özel olarak değil bu durumlar diğer hastalarımızda da oldukça önemlidir elbette.
Tüp Bebek Tedavisi ile Elde Edilmiş Gebeliklerde Genetik Anomali Olma İhtimali Var mıdır?
Tüp bebek tedavisi ile elde edilmiş gebeliklerin genetik açıdan ve gebeliğin takibi açısından normal bir gebeden ayırıcı herhangi bir durumu söz konusu değildir. Gebelik takiplerinde yapılan bazı kromozom anomalisi tarama testleri mevcuttur. İkili tarama testi, üçlü ve dörtlü tarama testleri olarak isimlendirmek mümkün. Her gebeye olduğu gibi tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etmiş gebelerimizde de bu tarama testlerini uygulamaktayız.
Tüp bebek tedavisinde anomalili bebek dünyaya gelme ihtimali her gebe kadardır. Tüp bebek tedavisinde elde edilen embriyoda her tedavi için genetik araştırma yapılmamaktadır. Bu nedenle ihtimal herkes kadardır. Ancak eğer ki tüp bebek tedavilerinde, genetiğine bakılmış embriyo transferi yapıldı ise; genetik araştırma sonrasında sağlıklı gelen embriyoların transferi gerçekleşti ise ancak o zaman anomalili bebek şansı sıfırlanmıştır. Yukarıda bahsettiğimiz hiçbir genetik tarama testinin yapılmasına da gerek kalmayacaktır. Genetiğine bakılmış embriyo transferi dışındaki tüm hastalarımızda genetik araştırma yapılması zorunludur. Bu yazımızda sizlere tüp bebek ile gebe kalanlar nelere dikkat etmelidir? sorusunu cevaplamaya çalıştık. Merak ettiğiniz diğer sorular için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### Tüp Bebek İle İlgili Tüm Merak Edilenler
Tüp bebek ile ilgili tüm merak edilenler. Sıklıkla sorulan soruların cevaplarını başlıklar ile listeliyoruz. Özellikle merak ettiğiniz sorular için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Tüp Bebek Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Tüp bebek tedavisinin süresi, hekimin çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösterir. Tedavi süreci genelde ilaçların kullanılmaya başlamasından embriyo transferine kadar geçen süre dahil olmak üzere 15-25 gün arasındadır.
Kaç Kez Tüp Bebek Denenebilir?
Hastalar sabır gösterdiklerinde, 4 deneme sonrası %80 oranında gebelik elde etmek mümkün. 6. denemeden sonra başarı şansı daha azdır.
Tüp Bebek Tedavisi Önce HSG (Rahim Filmi) Çektirmek Gerekiyor mu?
HSG, rahim iç duvarındaki patolojiler ile tüplerde olası tıkanıklık veya yapışıklıkları gösteren bir tetkiktir. Özellikle üç boyutlu ileri USG cihazları ile olası problemlerin çok önemli bir kısmı anlıyoruz. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında, yaşamış cerrahi öyküsü olan hastalarda. Endometriozis veya çikolata kisti varlığında, yaşanan pelvik enfeksiyonlar. Tubo-ovaryen apse gibi durumlarda da HSG istenmektedir. Çünkü gerekli bir durumdur.
Embriyolara Genetik Tarama Yapılması Tüp Bebekte Başarı Şansınızı Artırır mı?
Yeni versiyon genetik tarama yöntemleri ile birlikte embriyoların 24 kromozom taranma şansı mümkün olmaktadır ancak kullanımı tüm hastalar için uygun görünmemektedir. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında, tekrarlayan gebelik kayıplarında, ileri yaş tedavilerde kullanımı daha çok önerilmektedir.
D3 (3. gün) veya D5 (5. gün) Embriyo Transferinden Hangisi Tercih Edilmeli?
Son yıllarda özellikle beşinci gün embriyo transferi çok daha popüler olmak ile birlikte hastanın özelliklerine ve önceki tedavilerindeki sonuçlarına göre karar vermek daha doğru olacaktır. Beşinci güne ulaşabilen embriyoların tutunma potansiyellerinin daha iyi olduğu düşünülmektedir.
Yaş Gebe Kalma Şansını Etkiler mi?
Tüp bebek uygulamalarında gebe kalma şansını belirleyen birçok nokta bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, tedavi görmekte olan kadının yaşıdır. Gebe kalma şansı 35 yaşından genç kadınlarda en yüksek, 35-38 yaş arasında kabul ediyoruz. 38-40 yaş arasında azalan, 40-42 yaş arasında yine de ümidimizi koruduğumuz, 42-44 yaş arasında ise gittikçe düşmüş durumdadır.
Tüp Bebek Gebeliklerinde Düşük Riski Normal Gebeliklere Göre Daha mı Fazladır?
Hayır. Doğal yolla oluşan gebelikler ne kadar düşük riski taşıyor ise tüp bebek gebeliklerindeki risk de aynıdır.
Sperm Morfoloji (Şekil) Bozukluğu Başarı Şansını Etkiler mi?
Sperm morfoloji bozukluğu tek başına bir anlam ifade etmemek. Bu bozukluğa eşlik eden sayı ve hareket bozukluğu da mevcut ise morfoloji bozukluğunun tipine ve derecesine bağlı olarak embriyo kalitesini ve dolaylı olarak da başarı şansını etkilemesi mümkün. Unutulmamalıdır ki, morfoloji bozukluğuna rağmen birçok çift doğal yollarla gebelik elde etmek mümkün.
Transfer Edilen Embriyo Sayısı Gebelik Şansını Belirleyen Bir Faktör müdür?
Tüm yas gruplarına bakıldığında tek embriyo transferi ile gebelik beklentisi % 28 dolaylarında iken, çift embriyo transferi ile bu oran % 45’e çıkmaktadır. Tek embriyo transferi yapılan vakalarda geriye dondurulabilecek birçok embriyo kalmaktadır. Bunların kullanımı ile de ciddi oranda ilave gebeliklere ulaşıyor. Ciddi derecede erkek faktörüne bağlı infertilitede, spermin ciddi sekil bozukluğu gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetmezlik nedeniyle bozulduğu “azospermik” vakalarda yine gebelik şansı tüp bebek tedavisinde düşmektedir.
Tüp Bebek Tedavisi Öncesi Kilo Vermek Gerekli mi?
Kilolu bayanlarda tüp bebek tedavisi öncesi kilo verilmesinin tedavi sonuçlarına olumlu etkisinin olabileceği yönünde net bilgi bulunmamaktadır. Fakat kilonun ideal düzeylere getirilmesi, tedavi süresinin kısalmasına, ihtiyaç duyulan ilaç miktarının azalmasına ve tüp bebek ile gebe kalınırsa düşük yapma riskinde azalmaya neden olmaktadır. O nedenle ideal kilolara gelmenin tedavinin sonuç dışındaki özelliklerine ve gebelik oluştuğunda da düşük ya da gebelik sekeri gibi problemlere karşı faydası bulunmaktadır.
Tedavide Kullanılan İlaçlar Yani Hormonlar Kanser Riskini Artırır mı?
Bugüne kadar bu ilaçların kanser riskini artırdığı gösterilmedi. Ailesinde başta meme kanseri olmak üzere kadınlık hormonlarına duyarlı kanser öyküsü olanlar. İlaçları düşük dozda hekim kontrolünde kullanmaları ve düzenli kontrollerini yaptırmaları öneriyoruz.
Tüp Bebekte Başarı Oranı %100 müdür ?
Tüp bebek tedavisinde başarı oranı yaş, yumurtalık rezervi ve üreme hücreleri kalitesine bağlı olarak değişir. Genç ve iyi rezervli olgularda yüzde 65-70’lere kadar çıkarken, ileri yaş ve düşük over rezervli olgularda şans azalır.
Dondurulmuş Embriyolar ile Şans Nedir?
Çeşitli tüp bebek tedavilerinde, transfer edilen embriyoların dışında geride çok iyi kalitede olan embriyolar kalabilmektedir. Kalan bu embriyoların dondurulmuş bir şekilde saklanması, çifte daha sonra ki zamanlarda tekrar bir hamilelik şansı doğurmaktadır. Bu nedenden dolayı, embriyo dondurma tedavisi, anne ve baba adayları için, fazlası ile faydalı bir uygulamadır. Dondurulan embriyoların, çözülmesinin sonrasında %70 ile % 80 civarında canlı kalmaktadır. Bu durum sayesinde, %50 ile %70 civarında hamilelik sağlanmaktadır. Lde edilebilmektedir. Dondurulmuş olan embriyolar ile elde edilen bebeklerin sağlık durumu, doğal yol ile elde edilen hamileliklerden hiçbir farkı bulunmamaktadır. Tüp bebek ile ilgili tüm merak edilenler başlıklı makalemizi tamamladık. Bu sorular dışında merak ettiğiniz diğer sorularınız için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
Polihidramnios Nedir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Onkoloji Hastaları da Tedavi Sonrası Bebek Sahibi Olabilir! Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Erken Doğum ile İlgili Bilmediklerimiz adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebek Kaç Gün Sürer? Ne Zaman Başlanması Gerekir?
Bir yıl içerisinde düzenli birlikteliğe rağmen bebek sahibi olamayan çiftlerde tanı konulan infertilite kadının yaşı, kilosu, azalmış yumurtalık rezervi, sperm sayısında azalma, yumurta ve spermlere zarar verebilecek bir bağışıklık sistemi ile ilgili problemler sonucu vs ile ilgili ortaya çıkan infertilite için tüp bebek uygulaması kaç gün sürer, tüp bebek tedavisine ne zaman başlamak gerekir? Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor:
Adetin ikinci ya da üçüncü günü transvaginal ultrason ile hasta değerlendirilerek aynı zamanda bazı kan testleri hormonları yani FSH değeri, TSH, E2 ve TSH değerlerini gösteren kanlar alınarak ilaç tedavisine başlanmaktadır.
Tüp bebek tedavisi süresinde 3 ya da 4 günde bir hasta ile görüşme sağlanarak yumurtalarının boyutları değerlendirilir. 3-4 günde bir hasta aynı zamanda tüp bebek merkezinde E2 ve Progesteron değerlerine de baktırarak tedavisi ilerler.
Ortalama 10 ya da 12 gün kadar süren ilaç tedavisi sonunda yumurtalar 16-18 mm ye ulaşınca HCG verilerek yumurtaların çatlaması için size söylenen saatte göbekten hekiminizin dediği adet kadar çatlatma iğnesini enjeksiyon yapmanız gerekmektedir. Çatlatma iğnesinden yaklaşık 35- 36 saat sonra yumurtalar toplanarak takibi için embriyologlarımıza emanet edilir.
Yumurta toplama işleminden sonra tüp bebek tedavisindeki süreç her gün embriyologların sizi araması ile devam etmektedir. En sonunda transfer günü belirlenerek yumurta toplamadan üç ya da beş gün sonra embriyo transferi gerçekleşir.
Tüp bebek tedavisinin son aşaması olan transfer işlemi yaklaşık 10 dakikalık bir işlemdir. İşlem sonrası tüp bebek ünitemizde 2 saat kadar dinlendikten sonra çiftimiz evine gidebilir. Gebelik testine kadar geçen sürede merkeze gidilmesine doktor kontrolüne gerek yoktur. Tüp bebek tedavilerinde transfer işleminden 12 gün sonra gebelik testi verilebilir. Gebelik testini idrarda değil kan testi olarak verilmesi istenir. Bu süre zarfında kullanılan ilaçların hepsi devam edilir. Hiç bir ilaç bırakılmaz. Eğer testimiz pozitif çıkar ise yaklaşık iki hafta sonra bebeğimizin kesesini görebiliriz transvaginal ultrason ile.
Ancak eğer negatif bir sonuç ile karşılaşırsak ilaçlarımızı keserek adet görmeyi beklememiz gerekir. Bu aşama da ise hekiminizle görüşüp, geleceği planlamak adına Tüp Bebek Merkezinizi ziyaret etmenizde fayda var.
#### Tüp Bebek Neden Tutmaz?
Tüp bebek neden tutmaz? Tüp bebek tedavileri üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinden olup başarılı sonuçların alındığı bir tedavi metodudur. En yüksek gebelik başarılarının elde edildiği tüp bebek tedavilerinde, her zaman da pozitif sonuçlar almamak olası. Negatif haberler almak da elbette ki mümkün. Tedaviden önce ya da tedavi sırasında veya sonrasında hiçbir negatiflik olmasa dahi olumsuz gebelik sonuçları her zaman karşımıza çıkması olası. Minimum üç kez tüp bebek tedavisi uygulaması ile birlikte iyi kalite embriyo transferi yapılması halinde buna rağmen gebelik yine negatif sonuçlanıyor ise tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları olarak kabul edilebilir bir durum haline gelmektedir.
Ancak, embriyo kalitesi ve transfer edilen embriyonun sayısına göre de tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının kategorize edilmesinde durum değişiklik göstermesi olası.
Negatif gebelik haberlerinin arkasından neden negatif olduğuna dair anne ve baba adayı neden olmadı sorusu ile görüşmek isterler. Elbette en doğal haklarıdır. Bu nedenle negatifliğin arkasında bir sebep bulmak isterler. Ancak ne yazık ki tüp bebek tedavisindeki; follukül takip sürecinde, laboratuvar sürecinde ya da laboratuvar sürecini takip eden embriyo transfer sürecinde herhangi bir sorun yaşanmadığı takdirde negatifliği açıklamak güç olması olası. Tüp bebek tedavisinde negatifliğe neden olabilecek pek çok sebep söz konusu. Bununla ilgili araştırmalar yapmak mümkündür. Tüp bebek neden tutmaz? Sorusunun diğer başlıkları ile devam edelim.
Tüp Bebek Tedavisinde Negatifliğe Neden Olabilecek Faktörler Nelerdir?
Anne adayının yaşı,Yumurta rezervi,Genetik hastalıklar,İlaçlara yeterince cevap verilememesi,Morfolojik bozukluklar,Baba adayında kötü sperm,Rahim duvar kalınlığı,Kişinin ilaçlarını doğru kullanmaması,
Gibi nedenler tüp bebek tedavisinde negatif sonuçların nedenleri arasında saymak mümkün.
Endometrium (Rahim duvarı): ortalama 8-10 mm olması gerekirken endometrium kalınlığı bazen buna ulaşmayabilir. Daha önce yaşanan enfeksiyonel hastalıklar, cerrahi müdahaleler gibi bunların sonucunda ise rahim duvarı zarar görmüş olması olası. Bu nedenle oldukça önemlidir.
Yapısal hastalıklar: ultrason ile fark edilebilecek myom polip gibi sorunlar ya da embriyonun beslenmesini ve gelişimini negatif etkilemesi mümkün. Hatta perde gibi ya da yapışıklık gibi sorunlar da gebeliğin sonucunda oldukça büyük önem taşımaktadır.
Tüp Bebek Tedavisinin Tutmamasındaki Birincil Sebepler Nelerdir?
Embriyonun genetik yapısı ile ilgili anomali olması durumunda negatif bir sonuç gelmesi olası. Yumurtaların gelişiminde ilaç protokollerinin uygun olmaması durumunda negatif sonuç olası. Bu nedenle embriyoya bağlı etkilenler tüp bebek tedavisinin sonucunu etkileyen en önemli faktörlerden birisidir.
Tüp Bebek Tedavisinin Tutmamasındaki İkincil Sebepler Nelerdir?
Rahim anomalileri, endometriumdaki polipler, myomlar, geçirilmiş enfeksiyonlar, tekrarlayan küretajlara bağlı olan yapışıklıklar. Embriyonun rahim içinde tutunmasını engelleyen bozukluklar. Genetik anomaliller tüp bebek tedavisinin sonucunun negatif olmasına neden olması olası.
Tüp Bebek Tedavisinin Tutmamasındaki Üçüncül Sebepler Nelerdir?
Endometriozis yani çikolata kisti varlığında, tüplerin tıkanması durumunda, daha öcne geçirilmiş enfeksionlardan kaynaklı ve geçirilmiş karın içi cerrahi operasyonlarından kaynaklı olarak da tüp bebek tedavisinin gebelik sonuçları negatif olabilmektedir.
Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenebilir?
Tüp bebek tedavilerinde açıkçası tekrarlayan denemeler konusunda herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Ancak tüp bebek tedavilerinde, deneme sayısı ne kadar fazla olur ise gebelik ile ilgili umutların azalması da doğru orantılı olarak azalacaktır. Bu nedenle tekrarlayan tüp bebek tedavilerinde elbette hastanın gebe kalması mümkündür.
Tüp Bebek Tedavisinin Başarısızlığından Sonrasında Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Çift sigara kullanıyor ise sigarayı bırakmalısınız.Kilo vermelisiniz.Stresten uzak kalmaya özen göstermelidir.Histereskopi uygulamak mümkün.Taze transferden sonra dondurulmuş embriyo transferi yapmak mümkün.PGD yani genetik test yapmak mümkün.Annenin hastalıkları tarama mümkün.Kan sulandırıcı tedavileri uygulamak mümkün.Pıhtılaşma tetkikleri yapmak mümkün.Negatif olan tedaviye göre tüp bebek tedavisinin ilaç protokolü değiştirmek mümkün.İlaçlar da değişiklik yapmak mümkün.Embriyo transferi değerlendirmek mümkün.Sperm seçimi yapmak mümkün.Histereskopi ile eğer rastlanır ise rahim temizliyoruz.
Tüp Bebek Tedavisinde Negatif Sonuç Sonrası Hangi Tetkikler Yapılabilir?
HSG uygulamak mümkün. Bu nedenle rahim anomalisi konusunda değerlendirmek mümkün.Trombofili testleri açısından anne adayı değerlendirmek mümkün.Ultrasonografi kontrolleri.Histereskopi ile rahim değerlendirmesi yapılarak tedavi yapmak mümkün.Anne adayı ve baba adayından kromozom analizi araştırması yapıyoruz.Baba adayının değerlendirmesinde DNA da bakılması için spermde DNA hasarı testi yapmak mümkün.
Negatif sonuç sonrası hangi tetkikler yapılabilir? sorusunu maddeler halinde açıkladık. Bu nedenle şimdi de Embriyonun vücuttan nasıl atıldığını açıklayacağız.
Tüp Bebek Tedavisinde Negatif Gelen Gebelikte Embriyo Vücuttan Nasıl Atılmaktadır?
Transfer edilen embriyonun tutunamaması sonucunda adet kanaması ile birlikte vücuttan atıyoruz. Embriyo gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Ancak mikroskop altında görüyoruz. Tüp bebek tedavisinde eğer negatif sonuç gelir ise embriyo kendiliğinden yok olur ve atıyoruz vücuttan. Bu nedenle bu bir düşük değildir. Kişinin bunu görmesi ise mümkün değildir. Bu yazımızda tüp bebek neden tutmaz? ile ilgili soruları cevapladık.
Tüp Bebek Tedavisi Maliyetleri ile ilgili yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebek Tedavi Ücretleri 2023 Ankara
Tüp bebek tedavi ücretleri arasında fiyat farklılıkları görmek çok olasıdır.Tüp bebek tedavisi ücretindeki bu farklılıklar birçok unsura bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Bu unsurlar tüp bebek merkezlerini birbirinden ayıran ve bireyin karar vermesinde en etkili olan unsurlardır. Çünkü Tüp bebek tedavi ücretlerini belirleyen unsur merkezin tüm alanlardaki donanımının iyi olmasıyla ilişkilidir.
Tüp Bebek Tedavi Ücretlerini Belirleyen Faktörlerden biri de iyi bir laboratuvardır.
Tüp Bebek Tedavi Fiyatlarını Belirleyen Faktörler
Tüp bebek tedavisini gerçekleştirecek olan hekimin ve ekibin verimliliği ve rütbesi
Totalde çalışan insan sayısı
Hekimin akademik donanımı ve tecrübeleri
Laboratuvarın teknik donanımı ve kullanılan cihazlar
Laboratuvarın kalite standartları ,sarf malzeme kullanımı
Merkezin bulunduğu konum
https://www.youtube.com/watch?v=wkAclQFEWXw
Profesör Doktor Hamdemir Kılıç Kliniğinde Tedavi Süreci
Hastalarımızla yaptığımız detaylı görüşmede hastanın öyküsü dinliyoruz.Daha sonra hasta muayene ediyoruz. Ve hasta için en uygun seçeneği belirliyoruz. Her hastaya aynı tedavi metotları uygulanmamakla beraber hastanın problemine yönelik tedavi seçenekleri Profesör Doktor Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından hastaya sunulur.
Tüp bebek tedavisine genellikle adet döneminin 2. veya 3. günü başlayarak hastaya son teknoloji ultrason cihazlarımızla ultrason yapıyoruz. Sonrasında ultrason ve kan sonucuna göre ilaç dozu ayarlaması yapıyoruz.
Verilen ilaç dozlamalarıyla yumurta çapları büyür. Ve büyüyen yumurtalar, yumurta toplama işlemi ile toplanır.
Topladığımız yumurta ve spermleri son kalite cihazların kullanıldığı laboratuvar ortamında bir araya getiriyoruz.
Oluşan embriyoların durumu gün gün hastaya rapor ediyoruz.
Kaliteli embriyoları anne rahmine transfer ediyoruz.
Genellikle transferden 10-12 gün sonra kanda gebelik durumu değerlendirlir.
https://www.youtube.com/watch?v=TFiBIRDrdVQ
Neden Profesör Doktor Hamdemir Kılıç Kliniği ?
Profesör Doktor Sevtap Hamdemir Kılıç kliniğinde tüm tedavi sürecini Sevtap Hamdemir Kılıç yönetir. Hastalarımızla sürekli iletişim halinde kalarak tüm embriyo gelişim basamakları aktarılır. Çünkü doğru bir iletişimin başarı oranını arttırdığına inanıyoruz. Yüksek donanıma sahip laboratuvarlar ve son teknoloji cihazlarla çalışmaktayız .Çünkü yüksek teknoloji, bireylerin gebelik şansının artmasında önemli bir rol almaktadır.Bizler tüp bebek tedavi ücretlerini belirlerken bu unsurları göz önünde bulundurmaktayız.1997 yılından itibaren kesintisiz hizmet vererek siz değerli anne ve baba adaylarının Ankara Tüp Bebek Merkezi alanında ilk tercihi olmaktan gurur duymaktayız.
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Podcast
Siz değerli hastalarıma meslek hayatımda edindiğim 30 yıllık bilgi ve tecrübemi aktarmak için bir podcast serisi yapmaya başladım. Özellikle tüp bebek tedavisi ve kadın doğum alanında ki önemli tecrübelerimi ve önerilerimi sizlerle paylaşıyorum. Sizinde merak ettikleriniz varsa sorularınızı bize iletin. Yeni bölümlerimizde bu konuları konuşalım.
https://www.youtube.com/watch?v=F2eMs1YP-K8
#### Tüp Bebek Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tüp bebek tedavi yöntemleri nelerdir? Tüp bebek tedavisinde kullanılan yöntemler olarak tüp bebek tedavisini görecek olan çiftin merak ettiği ve süreci etkileyip etkilemeyeceği konusunda endişe duyduğu bir konudur. Nedeni açıklanabilir ya da nedeni açıklanamayan durumlarda tercih edilen tüp bebek tedavisinde kişiden kişiye göre değişiklik gösteren tüp bebek tedavisi yöntemleri tercih edilmektedir. Ancak bu süreyi ve tüp bebek tedavisi yöntemini belirlemek için hekimin tecrübesi, gelişmiş tedavi metotları, güncel teknikler ile birlikte tamamlanan merkezin donanımından yararlanarak kullanılan malzemeler dahil önem taşımaktadır. Tedavi yöntemlerini belirlerken; hastanın geçmiş tedavileri, hastanın yaşı, yumurta rezervi, sperm parametreleri oldukça önemlidir. Tüp bebek tedavi yöntemleri nelerdir? Sorusunu başlıklar ile detaylandırıyoruz.
Mikroenjeksiyon Yöntemi
Bebek sahibi olamama sorunu yaşayan çiftlerde bebek isteği çoğu zaman hatta neredeyse tamamını tedavi etmek mümkün. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin infertilite nedenlerinden bazıları kadın nedenli iken birçoğu da erkek nedenlidir. Mikroenjeksiyon yöntemi, erkek infertilitesinin sık görüldüğü durumlarda özellikle en sık tercih edilen ve başarıyı arttıran tedavi yöntemlerinden birisidir. Tüp bebek tedavisinde uygulanan mikroenjeksiyon yöntemi, spermin doğrudan yumurtanın içerisine enjekte edilmesine denilmektedir. Sperm sayısı, kalitesi ile sorunu olan infertilite hastalarımız tüp bebek tedavisinden önce mutlaka tüp bebek uzmanı tarafından üroloji uzmanına yönlendirilebilir.
Mikroenjeksiyon Nedir?
ICSI olarak bilinen mikroenjeksiyon yöntemi, tek bir spermin ince bir cam iğnede toplandığı ve her bir yumurtanın içerisine direkt olarak enjekte edildiği laboratuvar tüp bebek tedavi yöntemlerinden birisidir. Mikroenjeksiyon yöntemi, laboratuvarda uzman ekip tarafından, embriyologlar tarafından yapılmaktadır. İlk kez 1992 yılında mikroenjeksiyon yöntemi yapılmıştır. Günümüzde de şuanda neredeyse tüm tüp bebek merkezlerinde, tüp laboratuvarlarda mikroenjeksiyon uygulanmaktadır. Tedavide başarı şansını arttıran bir metottur.
Kimlere Mikroenjeksiyon Uygulanmaktadır?
Öncelerde tüp bebek tedavisindeki klasik yöntemin yetersiz geldiği durumlarda tercih edilirdi. Ancak neredeyse her laboratuvarda şimdilerde mikroenjeksiyon yöntemi tercih edilmektedir. Düşük kaliteli bir yumurta hücresinin döllendiği izlenmiştir. Sağlıklı yumurtalar, yetersiz bir sperm hücresi ile döllenebilmesinde oldukça etkili olan yöntem mikroenjeksiyondur. Özellikle sperm faktörü bazlı infertilite problemi yaşayan hastalarda tercih edilmesi gerekmektedir.
Mikroenjeksiyon Uygulanması Gereken Durumlar Nelerdir?
Düşük sperm sayısında mikroenjeksiyon yöntemi uygulanmaktadır.Sperm hareketliliği düşük ise mikroenjeksiyon yöntemi uygulanmaktadır.Spermde morfolojik bozukluklar var ise, mikroenjeksiyon yöntemi uygulanmaktadır.Erkekte anormal derecede yüksek antisperm antikorları mevcut ise eğer bu durum infertilite nedenidir. Erkeğin sperm üretiyor halde olmasına rağmen ejakulat ile sperm elde edememe durumlarında testis içerisindeki bölgeden cerrahi olarak çıkarılarak mikroenjeksiyon uygulanmaktadır.
Mikroenjeksiyon Yönteminin Aşamaları Nelerdir?
Yumurtalıkların uyarılması; normal bir yumurtlama döngüsünde, her ay bir yumurta olgunlaşmaktadır. Mikroenjeksiyon ile tüp bebek tedavisi için birden fazla yumurta büyütmek hedeflenmektedir. Birden fazla yumurta içinde yumurtalıkları uyaran destekleyici ilaçlar kullanılmalıdır. Ortalama 8-12 gün kadar iğneli ilaç tedavisi desteği ile FSH ve LH içeren ilaçlar tercih ediyoruz. En son adım ise hCG ile sonlanıyor. Yumurtaların olgunluğunu tamamlamayı destekler.Yumurtaların toplanması; yumurta toplama işlemi ortalama 15-20 dk. kadar sürmekle birlikte sedasyon anestezisi altında yapılan bir işlemdir. Ulrasonografi eşliğinde her bir yumurtanın içerisine iğne iğne ile girilerek yumurta hücresi toplanır.Sperm alınması; erkeklerde ejakülasyon ile sperm alınmaktadır. Laboratuvarda yıkanan ve hazırlanan spermler sağlıklı olanları seçilir.Döllenme; mikroenjeksiyonun olduğu bölümdür. İşlem sırasında her bir yumurtaya mikro bir iğne yardımı ile sperm enjekte edilmektedir. Ertesi gün döllenmenin gerçekleştiğİni izlemek ve doğrulamak içinse gözlem yaparak teyit ediyoruz. Mikroenjeksiyon yöntemi sadece yumurta hücresine uygulanmaktadır. Yumurtalar toplandıktan 3-6 saat sonrasında mikroenjeksiyon yöntemi uygulamak mümkün. Eğer olgunlaşmamışsa, biraz daha inkübatörde bekletilebilmektedir. Mikroenjeksiyon oldukça hassas bir yöntemdir. Hassasiyet ve dikkat ister.Embriyo transferi; embriyonun gelişiminden sonraki süreçtir. Yumurta toplamadan üç gün ya da beş gün sonra embriyo transferinin gerçekleşmesi mümkün. Hedef, en kaliteli embriyoları transfer etmektir. Abdominal ultrason yardımı ile gösterilerek bir plastik katater yardımı ile enjekte ediyoruz. Yavaşça çıkarıyoruz katater. Anestezi gerektirmez.Gebelik testi; transferden 10 gün sonra yapılmaktadır. Kan testi ile sonuca ulaşılmaktadır.
Blastokist Transferi
Blastokist embriyo transferi süreci, embriyolar laboratuvar ortamında döllendikten sonra gelişiminin 5. veya 6. gün bitiminde tamamlanmaktadır. Bu süreçte embriyoların anne rahmine aktarılması gerekmektedir. Embriyo rahmine naklinden daha sonra koruyucu tabakası ayrılıyor. Rahmin dokusuna yapışmasını sağlıyoruz. Blastokist embriyo transferinde, bebeği ve plasentayı oluşturan çok hücreli bir yapıya sahiptir. Her ikisinin de kaliteli olduğu durumlarda embriyoların aktarımı ile daha yüksek gebelik oranları görmek mümkün. Ek olarak blastokist sürecine varmış embriyolar çok hızlı bir yöntem olan vitrfikasyon dondurma işlemi uygulanmıştır. Laboratuvar şartları oldukça önemlidir. Isı, nem, gaz oranları açısından ortam koşulları havalandırılması, hijyen ve tüm bunların kontrolleri oldukça önemlidir.
Tüm cihazların kalibrasyonları da sık ve düzenli yapmak önemli.
Preimplantasyon (Genetik Tarama) ile Tüp Bebek Tedavisi
PGT yöntemi genetiğine bakılmış embriyo transferi olarak adlandırıyoruz. Blastokist embriyodan biopsi alınarak tüm kromozomların taranmasına olanak sağlar ve bu sayede sağlıklı embriyolar gebelik oranını yükseltirken, sağlıklı bebek dünyaya getirmeye yardımcı olur. Bir ay içinde raporlanan genetik tarama raporlarına göre hastanın dondurulmuş embriyo transferine başlamaktayız. PGT yöntemi özellikle anne adayının yaşının ileri olduğu dönemlerde önermekteyiz. Çünkü kadın yaşının ilerlemesi ile birlikte kromozom olarak eksik ya da fazla içeriğe sahip olma riski artması olası. Bu nedenle sağlıksız embriyoya dönüşme olasılığı nedeni ile gebelik şansının düşmesi olası.
#### Tüp Bebek Tedavilerinde Başarı Oranları Nasıl Arttırılır?
Tüp bebek tedavilerinde başarı oranları nasıl arttırılır? Tüp bebek tedavilerinde tekrarlayan başarısızlıklar da çiftin maneviyatı gittikçe düşmüş ve stres altına girmiştir. Hiç bebek sahibi olamama düşüncesi ve korkusu çifti sarmıştır. Burada doğru olan yeni denemelere kalkışmadan ve yeni denemelere aynı tedavi yöntemleri ile başlamadan önce başarısız denemelerin sebepleri hakkında araştırma yaparak yeni bir tedavi şekli ile başlanması öneriyoruz. Bu nedenle sebepler tespit edilip düzeltildikten sonra tüp bebek tedavisi uygulanmalıdır.
Başarısızlığın sebebi saptanmadığı sürece yeni bir deneme yapılmaması doğru olacaktır. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinde başarı oranları nasıl arttırılır? Maddeler halinde listeliyoruz.
Peki hangi maddeler incelenmelidir?
Kadınlarda rahim içi yapışıklıklar.
Rahim içerisinde myom ve polip gibi embriyonun tutunmasını engelleyecek anomaliler.
Histereskopi yapmak mümkün.
Tüplerde tıkanmaya bağlı olarak sıvı birikimi, hidrosalpenks.
TSH, tiroid bezi hastalıkları.
PRL süt hormonu artışı gibi hormonal bozukluklar.
Polikisitk over hastalığı insülin hormonu artışı da gebe kalmayı zorlaşması mümkün.
Bağışıklık ve pıhtılaşma sistemine ait doğuştan veya sonradan gelişebilen sorunların olup olmadığı.
Erkeklerde spemriyogram kruger ve DNA hasarı araştırması yapmak mümkün. Bu nedenle sperm sayısında düşüklük, sperm hareketsizliği, eşkil bozukluğu var ise genetik testler yapıyoruz.
Genetik araştırmalar, ileri yöntem testler yapıyoruz.
Hastaya yapılan genetik araştırmanın da ötesinde embriyoya genetik araştırma yapmak mümkün.
Tüp bebek tedavilerinde bazen tekrarlayan denemeler gerekliliği mümkün. Önemli olan başarıya engel olacak tüm problemlerin tedaviye başlamadan tespit ederek maddi ve manevi yorgunluğu yıpranmışlığı minimalize ederek bebeğimizi kucağımıza almaktır. Bu nedenle yeni teknoloji sisteminden fayda almak mümkün. Tedavi yöntemleri değerlendirilmelidir.
Erkek İnfertil Bir Hasta Nasıl Beslenmelidir? Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebek Tedavilerinde Laboratuvar ve Tedavi Süreci
Tüp bebek tedavileri aşama aşama ilerlemektedir. Aşamalar yaklaşık olarak beş farklı maddede ibarettir. Toplamda haftalık bir süreçte tüp bebek tedavisinin aşamalarının tamamı tamamlanmış olmaktadır. İlk aşamada infertilite şüphesi ile çift tüp bebek merkezine başvurur. Tüp bebek uzmanı tarafından hastanın anemnezi değerlendirilerek tüp bebek tedavisindeki riskler konuşulur hamilelik şansını arttıracak ilaçlar da konuşulmaktadır. İkinci aşamada ise adetin ikinci ya da üçüncü gününde hasta tekrar tüp bebek merkezine davet edilerek yumurta elde edilmesi için var olan yumurtaların büyümesi sağlanması için ilaç tedavisi başlanmaktadır.
İlaçlar uygulandıktan sonra hastanın verdiği cevap, ultrasonuna ve kan testlerine de bakılır. İstenilen boyutlaa ulaşan follikuller, yaklaşık 16-18 mm ‘ye ulaştığında yumurtalar toplanması için HCG ile yumurtalar çatlatılılarak yaklaşık 35,5 ila 36.saatinde yumurtalar OPU işlemi ile toplanır.
Toplanan yumurtalar ve erkekten alınan sperm birleşmesi sağlanarak transfer işlemine kadar geçen süre de embriyolar laboratuvar ortamında takip edilir, bekletilir. Yumurtalar tüp bebek merkezinde toplandı, yumurtaların toplanmasının ardından 3. Veya 5.gün de ise 1 veya 2 embriyo hastanın yaşına uygun olarak anne adayının rahmine yerleştirilmektedir.
Tüp bebek tedavisinin aşamaları nedir? Diye sorduk Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’a ;Yumurta gelişimi birinci aşamadır. Yumurta gelişimi nedir, yumurtaların gelişimleri follikullerin belirli bir büyüklüğe gelmesi ve kan östrojen seviyesinin ise belirli bir değere ulaşması yumurtalarınolgunlukları hakkında bize bilgi vermektedir. Ayrıca follikul büyüklüklerinin gidişatı işlemin gerçekleşme zamanı hakkında da biz hekimlere bilgi vermektedir.
Yaklaşık 10-12 gün kadar süren tedaviden sonra çatlatma iğnesi verilerek yumurtalar toplanır. Bu 10-12 günlük süre elbette de kişiden kişiye göre değişmektedir. Farklılık gösterebilir. Yumurtalar büyüdü, çatlatma iğnesi verildi o halde artık yumurtaları toplayabiliriz. Tüp bebek tedavisinde yumurta toplama işlemi, hastanın ağrı ve acı duymaması için hastaya konfor sağlamak amacı ile sedasyon anestezisi altında transvaginal ultrason ile gerçekleştirilmektedir. Yumurtaların içerisindeki sıvılar toplanır, birkaç defa da yumurtaların içerisi özel bir sıvı ile yıkanarak tekrar toplanması sağlanır.
Tüp bebek tedavisinde yumurta toplama işlemi yaklaşık olarak 15-20 dakika kadar sürmektedir. Yumurtalar toplandı, şimdi sıra döllenme işleminde; Döllenme, olgun ve döllenmesi mümkün olan yumurtaların seçilmesinin arkasından yumurtaların toplanma günü hastanın eşinden alınan sperm örneği ile laboratuvar ortamında döllenme gerçekleştirilmektedir.
Döllenme boyunca embriyoların gelişimi laboratuvar ortamında izlenmektedir. Transfer edilecek duruma geldiğinde, beşinci veya üçüncü gün transferi yapılarak embriyo transferi zamanı gelmiştir. Embriyo transferinde ise, anestezi gerektirmeyen bir spekulum muayenesi gibi düşünerek ince bir katater ile karından ultrason eşliğinde gerçekleştirilir. Transferden yaklaşık 1 ila 2 saat sonrasında hasta evine gidebilir. Ancak bir ila iki saat hastanın istirahati önerilmektedir, tüp bebek merkezinde yatarak dinlenen hasta ilaçları hakkında bilgilendirilir.
Transfer işlemimizde bitti belki de şimdi en zor zaman geldi. Bekleme süreci; embriyo transferinin ertesi günü birinci gün sayarak yaklaşık 10 gün sonra hasta gebelik testi yaptırabilir. Bu 10 günlük süreç hasta açısından biraz uzun gelebilir ve zorlu geçebilir. Ancak kendinizi meşgul edecek birşeyler bularak daha erken gebelik testi yaptırmamanızda fayda olduğunu söyleyebiliriz. Stresten kesinlikle uzak durmalısınız.
#### Tüp Bebek Tedavisi
Tüp Bebek Tedavisi (IVF) Nedir?
Tüp bebek IVF yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftler üzerinde uygulanan ve uzun süredir. Kullanılan yardımcı bir üreme yöntemidir. Günümüzde kısırlık tedavisinde en sık tercih edilen tedavilerinde başında “tüp bebek” geliyor. Nedeni açıklanamayan kısırlık, enfeksiyon, tüplerde tıkanma. Erkeğin sperm kalitesinin düşük olması, kilo ve ileri yaşta olma. Sorunlardan kaynaklanan durumlarda tüp bebek yöntemine başvurulduğunda bu yöntemle çiftler bebek sahibi olabiliyor.
Tüp bebek tedavisi, kadın üreme hücreleri olan yumurtaların toplanması. Erkek üreme hücresi olan spermlerin toplanıp vücut dışına alınması. Laboratuvar ortamında kavuşturularak döllenmenin elde edilmesiyle beraber tedavi sürecini kapsar.
İlk olarak döllenmiş yumurtalar bölünmeye başlayıp embriyo adını alan bu gelişim aşamalarını laboratuvar ortamında geçirdikten sonra anne adayının rahmine yerleştirilir. Bu aşamadan sonra elde edilen gebeliğin doğal yöntemlerle oluşmuş olan gebelikten hiçbir farkı bulunmaz.
Doğal gebelikten tek farkı dölleme işlemin laboratuvar ortamında gerçekleştirilmesidir. Döllenen yumurtanın anne rahmine tekrardan geri yerleştirilmesidir. Çoğunlukla erkeğe bağlı olan kısırlıkta tüp bebek tedavisinden önce aşılama tedavisi de tercih ediliyor. Bu yöntemde ise toplanan spermler rahmin içine transfer işlemi gerçekleştiriliyor.
Doğal yollarla gerçekleşen hamileliklerde erkek spermi. Bir kadının yumurtasına ulaşır. Yumurtalıklardan olgunlaşmış bir yumurta salındığında yumurtlamadan sonra onu vücudunda döller. Döllenmiş olan bu yumurta daha sonrasında rahim duvarına yuvalanır. Öyle ki cinsel ilişki beraberliğinin ardından sperm. Oositin (henüz olgunlaşmamış yumurta hücresi) bir araya gelmesiyle oluşan zigot (yeni hücre). Anne adayının rahmine yerleşir. Burada bölünerek çoğalan zigot gelişerek fetüsün oluşmasını gerçekleştirir. Doğal yollarla hamileliğin gerçekleşmediği ancak çocuk sahibi olmanın istendiği koşullarda. Tüp bebek IVF yöntemiyle çözüm bulunmaktadır. Tüp bebek yöntemi genellikle 1 yıldan fazla olan bir süre zarfında korunmasız birlikteliğe rağmen gebe kalamama durumu. Gelişmemesinden kaynaklı başvurulan bir tedavi yöntemidir.
Tüp bebek tedavisi yumurtalıkların döllenmesine bağlı olarak klasik tüp bebek (IVF) yöntemi ve mikroenjeksiyon (ICSI) olmak üzere iki yöntemlerle uygulanmaktadır.
İlk olarak çiftlerin 1 yıl süreyle düzenli ve korumasız olarak cinsel beraberlik gerçekleştirdikten sonra gebelik sağlanamadı ise sağlık kontrollerini yaptırmaları önerilir.
Anne adayının 35 yaşından büyük olması durumunda bekleme süresi maksimum 6 aydır. Doğal yollar ile gebelik sağlanabilmesi. Kadının üreme sisteminin beraberinde hormonal düzeni. Çok farklı organın beraber olarak uyum içinde olması beklenir. İlk olarak beyinde yer alan hipotalamus bölgesi ve beyinde yer alan hipofiz bezine uyarı verir. Hipofiz bezi LH ve FSH hormonlarını salgılamaktadır.
Dolaşım sisteminin vasıtasıyla overlere yani yumurtalıklara ulaşan bu hormonlar, yumurtalık rezervindeki yumurta foliküllerinin uyarılmasını gerçekleştirir. Bunun sonucunda yumurtaların bir kısmı olgunlaşma sürecine girmiş olur. Olgunlaşmış olan en sağlıklı olan bu yumurta çatlayarak yumurtalık ve rahim arasında bulunan bir tür kanal olan fallop tüplerine atılarak burada döllenmesi gereken yumurtanın ömrü 24 saat kadardır.
Fakat erkek üreme hücresi olan sperm, kadın vücudunda yaklaşık 4-5 gün boyunca hayatta kalabilmektedir. Bununla birlikte yumurtlamadan önce veya yumurtlamanın gerçekleştiği gün itibari ile cinsel beraberlikte bulunulduğu zamanda döllenme gerçekleşebilir. Bu zaman zarfında yumurtanın içinde bulunduğu folikül, östrojen salgılayarak rahim duvarında kalınlaşma meydana getirir. Yumurta döllenmesi gerçekleştikten sonra rahme ulaşır ve embriyonun kalınlaşmış olan bu rahim duvarına tutunmasıyla gebelik gerçekleşmiş olur.
Tamamıyla bu süreç zarfında erkek ya da kadında üreme ile beraber farklı sorunlar oluşabilir. Bu pozisyonda ise çift yapılan muayene. Tetkiklerin ardından üremeye yardımcı olan tedavi yöntemlerinden biri olan bu tüp bebek tedavisi yöntemini değerlendirmek isteyebilir. Tüp bebek tedavisinde anne adayından toplanmış olan yumurtalar ile baba adayından alınan bu sperm hücreleri laboratuvar ortamında döllenir. Daha sonrasında embriyo meydana gelir.
Bu embriyo, embriyo transferi yöntemi ile anne adayının rahmine yerleştirilir. Yaklaşık olarak 2 hafta sonra kan testi yapılır. Bu kan testi anne adayının Beta HCG düzeyine bakılır. Sonuç istenen düzeyde ise hamilelik süreci başlamış olur. Tüp bebek yöntemiyle yapılan bu tedavinin doğal yollarla edilmiş olunan gebeliklerden hiçbir farkı bulunmamaktadır. Hamilelik süreci stabil olarak devam eder.
Tüp Bebek Tedavisi İçin Gerekli Koşullar Nelerdir?
Tüp bebek tedavisi kısırlık tanısı konmuş olan ve doğal yollarla gebe kalamayan kişilerde uygulanan bir yöntemdir. Yöntemine başvurmadan önce tüp bebek tedavisi, 35 yaş altındaki çiftlerin 1 yıl süresince korunmadan ve düzenli bir şekilde cinsel beraberlik gerçekleştirmeleri gerekir. Yumurta rezervi 35 yaşını geçen kadınlarda azalmasından dolayı ilişkiye girme sürelerini 6 ay olarak sınırlanır. 40 yaş ve üzeri kadınlarda ise bu sınırlama 3 aydır ve düzenli ve korunmasız olarak ilişkiye girip, sonrasında olumlu bir gebelik sonucu alamamış ise tüp bebek tedavisi yöntemine başvurmaları gerekir
Kadınlar İçin Tüp Bebek Tedavisine Başvuru Şartlarını Açıklarsak:
Adet gecikmesi ve düzensizliği yaşayan kadınlar,Yumurta rezervinde azalma gerçekleşmiş kadınlar,Öncesinde dış gebelik geçirmiş olan kadınlar,Tüpleri kapalı veya abdomen ameliyatına bağlı rahim yapışıklığı olan kadınlar,Yumurtalık iltihabı geçirmiş olan kadınlar,Endometriozis bulgularında,Açıklanamayan infertilite,Düşük over rezervi,Tüpleri işlem görüp alınmış kadınlar,Cinsel yolla bulaşan hastalığı bulunan kadınlar.
Erkekler için Tüp Bebek Tedavisine Başvuru Gereklilik Şartları ise:
Cinsel yolla bulaşan hastalığı bulunan erkekler,Testis problemi olan erkekler,Erken boşalma problemi olan erkekler,Radyasyon ortamında çalışanlar,Düşük sperm sayısı olanlar,Aile fertlerinde kısırlık sorunu olan erkekler.
Tüp bebek tedavisi için tamamen uygun bulunan hastalar ise:
Eşlerde herhangi bir genetik rahatsızlığı bulananlar,Eşlerden birinde hepatit ve HIV hastalığı olanlar,Kanser tedavisi görenler.
Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanmaz?
Sürecin kabul görmediği tüp bebek tedavisi kişilerini açıklanmak istenirse:
Menopoza giren kadınlar,Cerrahi işlem ile rahmi alınmış kadınlar,Sperm üretimi olmayan erkeklerde ve TESE yöntemi ile bile sperm çıkmayan hastalar da uygulanmaz.
Tüp Bebek Kaç Kez Denenebilir?
Tüp bebek denemesinin genel olarak 3 kez yapılması önerilmektedir. Bu sayıdan sonraki denemelerde gebelik oluşumu ihtimali söz konusu olabilir ancak şans oldukça düşüktür.
Uzmanlar tüp bebek denemesinin 4. veya 5. Denemelerde gerçekleştirilen başarının ilk 3 denemeye nazaran biraz daha düştüğü kanısındalardır. Bu tedavi sürecindeki başarı oranı yapılacak olan çok denemeye bağlı olan bir şey değildir. Kaliteli olan embriyo ve çiftlerin yaşı gibi birden çok etmenler tüp bebek tedavisinde elde edilmiş olan başarı oranını ciddi bir noktada etkilemektedir.
Tüp bebek tedavisinde elde edilen bu başarı öncelikli olarak kadının yaşı ile alakalı bir durumdur. Normal yollarla gebe kalamayan bu kadınlar için tedaviye başlama yaşı 20-30 yaş arasında olması gerekmektedir.
Tüp Bebek Tedavi Aşamaları Nelerdir?
İlk Muayene
İlk bebek sahibi olmak isteyen çiftler değerlendirilerek ilk muayene yapılır. Bu değerlendirme çiftin geçmişte gördüğü tedaviler, doğum, düşük, gebelik hikayeleri eski tahlilleri kapsar. Çiftlerin yapılmış olan bu detaylı değerlendirme sonrasında tüp bebek tedavisi planlanır.
Yumurtalıkların Uyarılması ve Yumurta Oluşumu
Tüp bebek tedavisine uygun görülmüş olan anne adaylarından adet dönemlerinin 2. Gününde yumurta geliştirici ilaç kullanılmasına başlanması istenir. Bunun nedeni de çok fazla sayıda yumurta elde etmektir. Yumurta gelişimi için 12 gün boyunca ilaç kullanılması gerekmektedir. Bu süreç tamamınca yumurtaların gelişimini izlemek için düzenli olarak kontrole gitmesi gerekmektedir.
Yumurtaların Toplanması
İstenilen büyüklüğe erişmiş olan bu yumurtalar, yumurta olgunlaştırma iğnesi yapılarak olgunlaştırılır ve olgunlaşan bu yumurtalar tercih edildiği şekilde genel anestezi altında yaklaşık olarak 15-20 dakika süre zarfında yapılan işlemle toplanır. Yumurta toplama işleminin yapıldığı aynı gün içerisinde baba adayından sperm örnekleri alınır. Spermler mastürbasyon yöntemi ile toplanır.
Sperm örneği alınan baba adayından işlemden 2-5 gün öncesinde cinsel ilişkiye girmemiş olması istenir. Eğer baba adayından sperm alınamaz ise, Mikro TESE yöntemi kullanarak spermler alınabilir. Bu yöntem testisinde sperm bulunmayan erkeklerde uygulanmakta olup yaklaşık olarak 30 dakika civarında süren oldukça basit bir işlemdir.
Döllenme
Anne adayından alınan bu yumurta ve baba adayından alınan spermler arasından en kaliteli olanlar seçilerek laboratuvar ortamında spermin doğrudan yumurtanın içerisine yerleştirilmesi ile döllendirilir. Yapılan bu işlem sonrasında döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği 16-18 saat sonra kontrol edilir. Döllenmiş olan bu embriyolar, transfer işlemi gerçekleşecek olan güne kadar laboratuvar ortamında bekletilerek saklanır.
Embriyo Transferi
Döllenmenin gerçekleştiği sağlıklı bir ya da daha fazla olan Laboratuvar ortamında döllendirilip en iyi kaliteye ulaşmış olan bu embriyolar döllenme işleminden 3. Veya 5. Gününde anne rahmine ince bir kateter yardımıyla kadının rahmine aşağı yukarı 10 dakika sürecek olan bu kolay işlemle transferi gerçekleştirilir. Ağrısız işlem olduğundan anesteziye gerek duyulmaz. Transfer işleminin gerçekleşmesiyle beraber tüp bebek tedavisi de tamamlanmış sayılmaktadır.
Embriyo transferinden sonra ilk 45 dakika anne adaylarının dinlenmesi önerilir. 45 dakika sonrasında hastaneden ayrılmasına izin verilen anne adayının dinlenmesine de gerek yoktur. Günlük hayatına ve iş yaşamına normal seyrinde devam etmesinde herhangi bir sakınca bulunmaz.
Transferden sonra anne adayının ağır egzersiz, tempolu yürüyüş ve spor aktivitelerine ve cinsel ilişkiye girmek dışındaki tüm yaşam aktivitelerine dönüş yapmasında da bir sakınca yoktur.
Gebelik Testi
Transfer işleminin gerçekleştirilmesinden sonra yapılan işlemin başarılı olup olmadığını anlamak için embriyo transferinin 12. Gününde idrar ya da kan testi üzerinden anne adayına gebelik testi yapılır. Sonuç pozitifse iki gün sonra tekrardan tekrarlanır. Transfer işlemi gerçekleştikten sonra, gebelik testi yapılacak güne kadar anne ve baba adayının cinsel beraberliğe girmesi önerilmez. Hamilelik gerçekleşmişse eğer 14 gün sonra ultrason aracılığı ile transfer edilen bu embriyoların kaçının tuttuğu tespit edilir.
Bu embriyo transferinden sonra kalan bu kaliteli embriyolar dondurulabilmektedir. Bunun yapılma amacı ise ilk tedavide olumlu gebelik sonucu alınmaz ise kalan embriyo ile yeniden tedavi ve transfer işlemi gerçekleştirilmektir.
Hangi Durumlarda Tüp Bebek Tedavisi İptal Olur ve Yanıt Vermez?
Genetik test yapılan durumlarda normal bir embriyo bulunmamış olabilir. Bu durumlarda embriyo transferi gerçekleştirilemez ve böylelikle tüp bebek tedavisi iptal olur.
Toplanan bu yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon uygulamasında çok az görülür. Fakat az da olsa anormal yumurta ve spermlere bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir.
Bazı durumlarda ise yumurtalıklardan alınan cevap yetersiz kalır ve tedaviden olumlu sonuç alınamayacağı kanaatinde bulunan uzman tedaviyi yarıda kesebilir.
Erkekte de ameliyat ile TESE veya TESA spermine ulaşılamayabilir. Böyle bir durumda da tedavi OPU (yumurta toplama) işleminden hemen öncesinde iptal edilebilir.
Ek olarak yumurtalıkların içerisinde folikül bulunuyor ise yumurta toplama günü içlerinden yumurta da elde edilemeyebilir. Yumurta rezervi azalmış olup ileri ki yaşta olan bir kadında yumurtanın zamansız çatlaması da beraberinde görülebilir.
Laboratuarda döllenen bu yumurtaların da hiçbirinde bölünme gerçekleşmeyebilir. Bu durum da çok nadirdir. Genelde az sayıda olan ve iyi kalitede olmayan yumurtanın varlığı gözlenir.
Tüp Bebek Öncesi Yapılması Gerekenler
Tüp bebek tedavisine başlamadan önce çiftlerin dikkat etmesi gereken durumlar vardır.
Kadınların yapması gerekenler şunlardır:
Tedaviye başlamadan en az 3 ay önce sigara ve alkol kullanıyorsa bırakmak.
Karın bölgesini hedefleyen egzersizlerden ve zayıflamaya yönelik yapılan diyetlerden uzak durmak.
3 ay süresi boyunca sauna, hamam vb. sıcaklığı yüksek olan ortamlara girmemek.
Beslenme düzeyine dikkat edip sağlıklı gıdalar sebze ve meyve tüketimi arttırmak. Asitli içecekleri tüketmemek.
Tedaviye başladığı doktorunu geçirdiği veya devam eden rahatsızlığı varsa (öncelikli olarak kadın hastalıkları) ve kullandığı ilaçlar varsa bu konu hakkında bilgilendirmek.
Doktorun gerekli bulmadığı ilaçları kullanmamak kullanıyorsa da bırakmak.
Erkeklerin yapması gerekenler ise şunlardır:
Kadınlara yöneltildiği gibi kullanıyor ise tedaviye başlamadan en az 3 ay öncesinde alkol ve sigara tüketimini, yapıyorsa sporu bırakmak.
Sperm kalitesini etkileyeceğinden dolayı son 3 ay boyunca çok sıcak ortamlarda bulunmamak.
Dar pantolon ve iç çamaşırlarını tercih etmemek.
Tedavinin başlayacağı süre zarfından önce 3 gün boyunca cinsel beraberlik yaşamaktan kaçınmak.
Tüp bebek tedavisini yapacak olan doktoruna tedavinin başarı oranına etkide bulunacağından rahatsızlığı ve kullandığı ilaç varsa, üreme organında iltihap vb. hastalıkları söz konusuysa vücutta herpes (uçuk) gibi rahatsızları için kullanmakta olduğu ilaçlar varsa bu konu hakkında bilgilendirme yapması istenir.
Tüp Bebek Tedavisi Süresince Hangi İlaçlar Kullanılır?
Tedaviye başlarken ilacın dozları kişinin vücut kitle indeksine ve yumurta rezervine daha öncesinde ise IVF yapılmışsa önceki tedavilerde kullanılan ilaç dozlarına ve toplanan yumurta sayılarına göre belirlenmektedir. İlaç dozları ve tedavi protokolleri her hasta için özel olarak belirlenmekte olmakla beraber bireyselleştirilmiş tedavi protokolleriyle uygulanmaktadır.
Yumurtalık Uyarımı İçin Kullanılan İlaçlar
Yumurtalıkları uyarmak için, bir folikül uyarıcı hormon olan FSH, bir luteinize edici hormon olan LH veya her ikisinin birleşimini içeren enjekte edilebilir ilaç alınabilir. Bu ilaçların amacı bir defasında birden fazla yumurtanın gelişmesini sağlamaktır.
Oosit olgunlaşması için kullanılan ilaçlar: Foliküler yumurta alımı için yumurtaların olgunlaşmasına hazır olduğunda yardımcı olması amacıyla HCG veya diğer ilaçlar alınır.
Erken yumurtlamayı önlemek için kullanılan ilaçlar: Vücudun gelişen yumurtaları çok erken bırakmasını engelleyen ilaçlardır.
Rahmin İç Yüzeyini Hazırlamak için Kullanılan İlaçlar
Yumurtanın alındığı gün veya embriyo transferinin gerçekleştiği esnada doktor rahmin iç düzeyini implantasyona yani yerleşmeye daha açık bir hale getirmek için progesteron ilaveleri almaya başlanması önerilir.
Yumurtalıkların uyarılması işlem kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte yaklaşık olarak 10-12 gün sürmektedir. Bu süre zarfında 2-3 gün aralıklarla vajinal ultrasonografi yapılarak yumurtalıklardaki foliküllerin gelişim takibi yapılır.
Ayrıca ilaçlara yanıtı ölçmek içinde kanda hormon düzeylerine bakılır. Yumurtalıklardaki foliküller belli bir boyuta ulaşınca yumurtaların olgunlaşmasını sağlayan rhCG veya GnRH kıyaslaması yapılır. Bu iğnenin kesinlikle doğru şekilde ve doğru zamanda yapılmadığı söz konusu olursa yumurta yeterli olgunluğa ulaşamaz ve işlem başarısızlıkla sonuçlanabilir. Yapılan bu son iğneden yaklaşık olarak 36 saat sonra yumurta toplama işlemine geçilmelidir.
Embriyo Transferi Sonrasında Görülebilecek Yan Etkiler
Başlıca Şunlardır;
Yapılan işlemden kısa bir süre sonra az miktarda berrak veya kanlı sıvı gelmesi bunun nedeni ise embriyo transferinden önce serviksin sürüntülenmesidir.Yüksek östrojen seviyesine bağlı meme hassasiyeti oluşabilir,Hafif şişkinlik hissi,Hafif şiddette kramp girmesi,Kabızlık sorunu,Adet sancısına benzeyen bel ve kasık ağrıları,
Söz konusu olabilir.
Tüp Bebek IVF Tedavisinde Başarı Hangi Faktörlere Bağlı Gerçekleşir?
Anne adayının yaşına bağlı olarak ne kadar genç ise tüp bebek yönteminde hamile kalma şansı ve kendi yumurtalarını kullanarak sağlıklı bir bebek doğurma şansı da bir hayli o kadar artar.
Tüm embriyolar gelişim sürecinde hayatta kalamaz. Embriyo kalitesinde belirtilen değişkenlikler yönünden erken zamanda gözlenen düşüş ve ileriki zamanda gelişimin duraksamasına veya gelişimin kötü şekilde ilerlemesine sebep olmaktadır.
Anne adayı daha önceden doğum yapması, hiç doğum yapmamış anne adaylarına göre IVF kullanarak hamile kalma olasılığı daha yüksek olur.
Şiddetli endometriozisi olan kadınların, açıklanamayan kısırlığı olan kadınlara göre IVF kullanarak hamile kalma şansı da oldukça düşüktür.
Sigara içen anne adayları, tüp bebek tedavisi IVF sırasında daha az yumurta alımı yapar ve daha sık düşük gerçekleştirebilir. Tüketilen sigara, yumurta rezerve sayısını en aza indirir. Sigara kullanmak gebe kalma olasılığını yarıya düşürebilir.
Aynı zamanda obezite de hamile kalma ve bebek sahibi olma şansını en aza indirir. Tüm bunlarla beraber alkolü aşırı kullanımı ve tüketimi ve bazı ilaçların kullanımı da tüp bebek tedavisi IVF için tedavide olumsuz etki yaratabilir.
Tüp Bebek Tedavisinde En Uygun Yaş Aralığı Nedir?
Yaşı ilerlemiş ve yumurtalıklarında sorun olan bir kadın için tüp bebek tedavisinde gebeliğin gerçekleşmesine yönelik bir yöntem mevcut değildir. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen ve düşük yumurta rezervine sahip olan kadınlar yumurta toplama işlemiyle ileri yaşta hamile kalabilmektedir. 35 yaş üstü kadın gebelikleri yüksek riskli gebelik sınıfına dahil olur.
Erkekte ise sperm üretimi her yaşta devam etmektedir. Fakat yaşın ilerlemesiyle beraber sperm kalitesinde düşüşler meydana gelir. 55 yaşın üzerindeki erkeklerde sperm hareketliliği %54 oranında azalabilir ve bunda etken olarak ileri yaş spermin DNA sını bozduğu düşünülmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde AMH Değeri Nedir?
MH (Anti Mülleran Hormon) testi kadınlarda yumurta rezervini gösteren, uygulanan en kolay, kanda bakılan testtir. Bazı kadınlarda yumurta rezervi yaşına göre beklenenden çok daha düşük olur. Bu durumun erkenden belirlenmesi son derece önemlidir. Belirlenmediği zamanda üretken yaşlar henüz daha bitmeden doğurganlık tamamen kaybedilebilir. AMH yumurtaların etrafını saran hücreler tarafından salgılandığı için yumurta rezervinin belirlenmesindeki en önemli faktördür.
AMH düzeyi yumurta rezervini gösteren ve doğurganlığı göstermektedir. Doktordan özel olarak istenerek ve kan testi alınarak bakılan bu AMH düzeyi hastanın yaşına göre bir referans değeriyle karşılaştırılır. Normal değerlerde olması yumurta rezervinde her hangi bir sıkıntı olmadığını gösterirken referans değerinin altında olması da yumurta rezervinin düşüklüğüne ve erken menopoza işaret ettiğinin gösteriyor olabilir. Aynı zamanda AMH düzeyi bir kadın vücudunun tüp bebek tedavisi IVF yöntemine nasıl tepki verdiğinin anlaşılmasına yönelikte kullanılabilmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Tüp bebek tedavisi IVF süreci kararı alındığı esnada aslında tedavi tamamıyla başlamış anlamına geliyor demektir. Hastanın mutlaka tedavi sürecine kendini psikolojik olarak hazırlaması gerektedir. Stresi azaltmaya yönelik aktivitelerde bulunup, düzenli egzersiz ve yürüyüşler yaparak, doğru beslenerek, zihinsel ve fiziksel olarak hazır olmak tedavide başarı oranını en yüksek kaliteye de çıkarmak demektir. Bu süreçte anne adayına kıyasla baba adayına da büyük görev düşmektedir. Anne adayı ile olan iletişimini her zamankinden daha sıkı tutmalı ve ona her konuda destek olduğunu göstermelidir. Tedavi sürecinin olumsuz sonuçlanacağı düşüncesinden vazgeçmelidir.
Eğer ki belirlenmiş olan nedenlerle olumsuz sonuçlanırsa 3 ay sonrasında tekrardan denenebileceğini de göz önünde bulundurmalıdır. Her zaman pozitif düşünmelidir. Tüp bebek tedavi IVF yöntemini doğal bir gebelik süreci olarak görmeleri gerekmektedir. Çünkü bu yöntemle gebe kalanlar da normal yollarla gebe kalanlarla aynı normal bir hamilelik dönemi geçireceklerdir. Çiftin kendi sperm ve yumurtalarıyla gerçekleştirilmekte olup dünyaya gelen diğer bebeklerle hiçbir farkları bulunmamaktadır.
Başvurduğu doktorun beslenme konusunda verdiği önerileri de dikkate almalıdır. Bunun yanı sıra uzman diyetisyen ile görüşüp detaylı beslenme programı da yapabilir. Olabildiğince fastfood ve abur cubur besinlerin yanı sıra taze, organik olan besinler tüketmelidir. Ayrıca tüp bebek tedavisi ve birçok hastalıkta da sıvı tüketimi çok önemlidir. Günde en az 2 lt su tüketimi yapılmalıdır. Ek olarak balık, bakla tarzı besinlerin tüketimi de tedavi süresince fayda sağlayacağı bilinmelidir.
Aşılama Tedavisinin Tüp Bebekten Farkı Nedir? Ne Zaman Uygulanır?
Özel olarak erkeğe bağlı ve nedeni açıklanmamış olan kısırlık belirtilerinde tüp bebek tedavisinden önce tercih edilen tedavilerin başında Aşılama tedavisi gelmektedir. Aşılamada, tüp bebek tedavisi IVF olduğu gibi kadının yumurtalıkları uyarılır, yumurtalar çatlatıldıktan sonra da erkekten alınan spermler rahim içine ince bir kanul ile transfer edilir. Aşılamanın uygulanabilmesi için kadının tüplerinden en az birinin açık olması gerekmektedir. Erkeğin sperm analiz sonuçları normal ya da normale yakın olması gerekmektedir. Ayrıca kadında da gebeliğin tutunmasını engelleyecek bir patoloji (endometriozis hastalığı gibi) olmamalıdır.
#### Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?
Tüp bebek tedavisi aşamaları nelerdir? gelin birlikte madde madde tüp bebek tedavisin de bizi neler bekliyor bir bakalım, birlikte inceleyelim.
İlk Görüşme
Tedavi planı yapılır, hastanın evlilik süresi öğrenilir, daha önce yapılmış tedavileri hakkında bilgi edinilir. Tüp bebek yapılmasının gerekliliği hasta ile tartışılır. Hasta üremeye yardımcı teknikler konusun da sıralama açısından bilgilendirilir. Kendisinin hangi aşama da olduğu hastaya anlatılır. Gebelikte ortaya çıkabilecek olan riskler anlatılır belirlenir önlemler alınır. Gebelik öncesi danışmanlık verilebilir. Tedavi oranlarının başarı şansı hastaya açıklanır.
Yumurtalıkların Uyarılması
Adetinin ikinci ya da üçüncü günü ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıkların normal olup olmadığına bakılır. Tedaviye başlamak için uygun gün adetin ikinci ya da üçüncü günüdür. Eğer yumurtalıklar da kist ve rahim duvarında kalınlaşma var ise tüp bebek tedavisinin ertelenmesi istenebilir. Ancak yapılan ultrasonografi normal ise herhangi bir anomali yok ise var olan yumurtaların büyümesini sağlayan yumurta geliştirici iğne tedavisine başlanır. Yaklaşık 10-12 gün kadar iğneli ilaç tedavisi ile yumurtalıkların büyümesi sağlanarak çatlama boyutuna getirilir. Bu süre zarfında 3-4 gün aralıklar ile hasta takip edilir. Östrojen düzeyleri düzenli olarak kontrol edilir. Ötrojen düzeyi ve elde edilen yumurtalar istenilen boyutlara yani yaklaşık 16-18 mm ‘ ye ulaşınca yumurta çatlatma iğnesi verilir. Çatlatma iğnesinden yaklaşık 36 saat sonra yumurtalar toplanır.
Yumurta Toplama İşlemi
Yumurta toplama biraz ağrılı olduğu için sedasyon anestezisi altında yumurta toplanır. Bu nedenle hastaya mutlaka aç olması gerektiği söylenir. Aç olması istenir. Su dahil herhangi bir şey yiyip içmeden gelir hasta hastaneye. Vaginal usg eşliğinde yumurta toplama işlemi yapılır. Ultrason da görülen follüküllerin içine ince bir iğne ile girilerek negatif basınçla bu follüküllerdeki sıvı aspire edilir. Alınan sıvı ise laboratuvara gönderilir. Eğer o follükülden yumurta çıkar ise diğer follüküle geçilir. Yoksa özel bir sıvı ile içi yıkanır. İşlem süresi yaklaşık olarak 20 dk civarındadır.
Yumurtaların Fertilizasyonu (Döllenmesi)
Laboratuvara gelen yumurtalardan olgun M2 olanlar seçilir. Sperm ile döllenmesi lab ortamında sağlanır. Son yıllar da yumurta içerisine sperm enjekte edilerek yapılan ICSI yani mikroenjeksiyon oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Döllenen yumurtalar ise embriyoloji tarafından takip edilir. Kaliteli embriyolar ise seçilerek genel de 3. Veya 5. gün embriyo transfer işlemi gerçekleştirilir. Kaçıncı gün de transfer yapılacağı ise embriyonun kalitesine göre hastanın özelliklerine göre değişir.
Embriyo Transferi
Ağrısız bir işlemdir. Anesteziye hastanın uyumasına gerek yoktur. Transferden önce rahim ağzı özel bir solüsyon ile temizlenir. İnce plastik bir katater ile de rahim ağzından girilerek rahmin içine yerleştirilir. Bu işlemi yaparken abdomen ultrason da doktora eşlik eder. Ultrasonda görüntünün net olması için de hasta embriyo transferine idrara sıkışık olarak gelmesi istenir.
Gebeliği Bekliyorum!
Gebelik testinizi ise embriyo transferinden 10-12 gün sonra yapabilirsiniz. Ancak kan da gebelik testi yapması istenir. Sonuç doğruluğu ve güvenirliliği her zaman daha yüksektir.
#### Tüp Bebek Tedavisi ile Başarısız Olanlar
Tüp bebek tedavisi ile başarısız olanlar, tüp bebek tedavisi denemeleri sonrasında elde edilen beta HCG yani gebelik testi negatif sonuçların, başarısızlık nedenlerini anlamak için genellikle farklı ek testler ile tanı konulmasını hedefliyoruz. Tüp bebek tedavisi biyolojik olarak laboratuvar ortamında anneden toplanan yumurtalar ile baba adayından alınan spermin döllenmesi ile birlikte embriyo elde ederek anne rahmine tekrar transferini kapsayan bir süreçtir.
Bu blog yazımızda tüp bebek tedavisi denemelerinde karşımıza çıkan başarısızlık öykülerinin nedenlerini konuşmayı planlıyoruz.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarısızlık Neden Olur?
Tüp bebek tedavisinde elde edilen beta HCG negatif sonuçlardan nedenlerinin arasında en önemli problemlerden sağlıklı bir yumurta ile fonksiyonel bir spermdir. Ve en önemli bir diğer etken ise rahimdir. Tüm bunların dışında kalan durumlar da elbette ki mevcuttur. Pek çok faktör arasında yer alan; laboratuvar kalitesi, embriyolog, laboratuvarda kullanılan cihazlar, yumurta toplama ve embriyonun transferi gibi durumlarda oldukça önemlidir. Tüp bebek uzmanının tecrübesi denilebilir. Bu da önemli faktörlerden birisidir.
Tüp bebek tedavisinde başarısızlık nedenlerini sayacak olur isek;
Tüp Bebek Tedavisinde Gebelik Elde Edememe Nedenleri Nelerdir?
Maddeler halinde listelemek gerekirse;
Artan anne adayı yaşı,
Hem anne adayının hem de baba dayının sigara kullanımı,
Obezite,
Kontrolsüz kilo artışı,
Artan ve kontrolsüz stres,
İmmünolojik faktörler,
Kronik endometrit yani enfeksiyonel durumlar,
Rahimde izlenen polip,
Rahimde izlenen myom,
Doğuştan gelen rahim anomalileri,
Sperm ile ilgili anomaliler,
Genetik tarama ile embriyolardaki genetik bozukluklar,
Endometrial duyarlılk
Tüp bebek tedavisi protokolleri
Yumurta kalitesi
Embriyo kalitesi
Sperm kalitesi
Tüp Bebek Tedavisinde Anne Adayının Yaşı Ne Kadar Etkilidir?
Tüp bebek tedavisinde anne adayının yaşı doğrudan yumurta kalitesini ve doğrudan embriyo kalitesini etkilemektedir. Anne adayının yaşının ilerlemesi ile birlikte genetik sorunlar da meydana gelir. Genetik problemleri de beraberinde getiren anne adayının ilerleyen yaşı ile birlikte sık görülmektedir hatta. İlerleyen anne yaşı ile birlikte biyokimyasal gebeliklerin oranlarında artış izlenmektedir. Sağlıklı doğum soranları da yine anne yaşı ile doğru orantılı izlemek olası. Endometrium sorunları yaşanabilir. Artan anne yaşı ile birlikte embriyonun tutunması zorlaşması olası. Embriyo kalitesi de düşen yumurta kalitesi birlikte çok istediğimiz kadar kaliteli olmayabilir. Gebelik oranlarını düşüren faktörlerden birisidir. Yumurta ne kadar genç olur ise embriyo o kadar kaliteli olur ve gebelik oranları da o kadar yüksek izlenmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde Negatif Sonuçlarda Kilonun Etkisi Nedir?
Tüp bebek tedavisi ile başarısız izlenen sonuçlarda vücut kitle endekslerine göre yüksek olduğu durumlarında embriyonun tutunma oranları da negatif izlenmektedir. Bazen de düşük riskinin de arttığını görmekteyiz. Kilolu kadınlarda yumurta büyütme süresinde daha fazla büyüme için kullanılan ilaçlardan yani gonadotropinlerden kullanmak gerekir. İlaç maliyeti arttığı halde, kullanılan doz daha fazla olduğu halde daha az yumurta elde edilmektedir. Yumurtaların kalitesi de kontrolsüz kilo ve obezite de olumsuz etkilenen faktörlerden birisidir.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarısızlık Elde Edilen Sigara Nedir?
Sigaranın tüketiminde yumurta ve sperm kalitesini olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Sigara tüketimi olan kadınlarda yumurta rezervinde azalma olabileceği gibi aynı zaman da düşük riskinde de artış görünür. Tüp bebek tedavisi gören ve sigara tüketiminin fazla olduğu anne adaylarında yumurtlama zamanında hormonları da olumsuz etkilemektedir. Sigaradaki toksik ajanlar döllenmeyi ve tutunmayı olumsuz etkilemektedir. Tüp bebek tedavisinde ve normal gebelik süresince sigara kullanan canlı doğum oranlarında azalma meydana gelmesi olası. Bu nedenle anne karnında da gelişim geriliği izlemek mümkün.
Tüp Bebek Tedavisinde Olumsuz Gelen Sonuçlarda Stresin Yeri Nedir?
Tüp bebek tedavisi ile elde edilen başarısızlıklarda stres hormonu ilk haftalarda gebelik kayıplarına neden olması olası. Neredeyse üç katı kadar arttırdığı da izlenmektedir. Psikolojik olarak VFE immünolojik olarak da negatif bir etkiye sahiptir. Bu nedenle anne adayını stres yaratan faktörlerden uzak tutmak gereklidir.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarısızlık Durumlarında Bağışıklık Sisteminin Önemi Nedir?
Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan tedavi başarısızlıklarında kanda bazen NK yani natural killer hücrelerinin arttığı izlenebilmektedir. Bağışıklık sistemi hücreleri artışı embriyoların tutunmasında engel çıkarırken, th2 hücrelerinin artımının gebelik sonuçları ile de bir bağlantısı olduğu savunmak mümkün.
Otoimmün antikorlar açısından da bağışıklık sisteminin gebeliği negatif etkilediği savunulmaktadır. Bu antikorlar nelerdir diye soracak olur isek; bu antikorlar, anti-nükleer antikor, anti-kardiyolipin antikor, antifosfolipid antikor gibi testler ile değerlendiriyoruz. Kalıtsak trombofililerin tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında da etki ihtimali mevcut. Örneğin MTHFR eksikliği gibi durumlarda, faktör C leiden, antithrombin açısından da eksiklikler oldukça önemli bir rol oynaması olası. Negatiflikler sonrasında çiftin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve tüm açıdan testlerin analizlerin yapılması bir sonraki negatifliğin önüne geçmesi olası.
Tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında çiftimizi bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu yazımızda sizlere tüp bebek tedavisi ile başarısız olanlar ve başarısızlık sebepleri hakkında bilgiler verdik. Diğer sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### Tüp Bebek Tedavisi ile Yumurtalıkların Uyarılması
Yaş fark etmeksizin, 20 veya 35 yaşında olması ya da 40 yaşında olması erken veya geç mutlaka her çift çocuk sahibi olma hayali kurar. Hatta birlikte hayaller kurarak, bebeklerinin isimlerini bile belirlerler. İkisine ait bir bebek birbirini seven her çifti mutlu etmeye yeter. Bazı çiftler evlenir evlenmez bebek sahibi olmak isterken ve korunmadan evliliklerini bebek üzerine kurarken, bazı çiftler ise ilk senelerde biraz gezmek, biraz yeni yerler keşfetmek isteyip bebek sahibi olma planlarını ileriye taşırlar.
Günler, aylar ve yıllar geçer. Ancak çift bebek sahibi olmayı erteledikçe geçen senelerin farkına asla varamazlar. 25 yaşında ertelemeye başladıkları hayatlarını ve bebeklerini belki on sene sonra istediklerinde ve korunmayarak ilişkiye girdiklerinde her yaptıkları gebelik testinde fark ederler.
Bazıları evliliklerinin hemen arkasından gebe kalır, birinci senelerinde bebeklerini kucaklarına alırlar. Ancak erteleyen çiftler bazen bebek sahibi olmakta zorlanabilirler. Böyle bir durumda ise çift için biraz zorlu ve stresli bir süreç başlar.
İnfertil çift: Korunmadan bir sene boyunca düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çifttir.
Tüp bebek tedavisinin gerekliliği ve herhangi bir desteğin zorunluluğu hakkında ise hekim muayenesinden sonra, pek çok tahlil yaptırmak, bazı tedavi yöntemlerini uyguladığı halde gebelik yine de elde edilememesi durumunda denilebilir.
Tüp Bebek Tedavisinde Yumurtalıkların Uyarılması, Ovulasyon İndüksiyonu Nedir?
Bu işlem anne adayının yumurtalıklarının yani overlerin uyarılmasıdır. Bu işlemle yumurta sayısını arttırmak amaçlanmaktadır. Çok sayıda yumurta elde etmek, bu sayede embriyo sayısı ile ilgili şansı arttırmak ve transfere uygun embriyo bulma şansını arttırır. İlaç tedavisi ile yumurtalıkları uyarılan anne adayı ise yumurtalıkların büyüdüğünü görmek için takip edilerek olgunlaşması ultrasongorafi yardım ile 3-4 gün aralıklarla kontrol edilir.
Ovulasyon indüksiyonu süresinde adetin ikinci ya da üçüncü günü iğneli ilaç tedavisi ile başlanarak utrason takipleri ile ilaca verdikleri cevap esas alınır ve takip edilir. Takip sonucunda 16-18 mm’ye ulaşan yumurtalar çatlatma iğnesi yapılarak iğneden yaklaşık 35,5-36 saat sonra toplanır. Ultrason eşliğinde rahmin içerisinde aspirasyon ile follukullerdeki yumurtalar toplanarak laboratuvarda mikroskop tarafından izlenir ve embriyolog tarafından olgun olan yumurtalar seçilir.
Bu arada baba adayından alınan semen örneği androloji laboratuvarında hazırlanır ve embriyoloji laboratuvarında ICSI ile olgunlaşmış yumurtalara enjekte edilir.
#### Tüp Bebek Tedavisi Kaç Günde Belli Olur?
Tüp bebek tedavisi kaç günde belli olur? Adlı yazımızın alt başlıkları ise;
Tüp bebek tedavisine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak yumurta takibinin arkasından, yumurta toplama ve embriyo transferi olarak süreç ilerlemektedir. En son adım olan embriyo transferinin arkasından ortalama 10-12 sonrasında kan testi ile sonucu öğrenebiliriz.
Kanda yapılan Beta Hcg testi sonucu gösterecektir. Embriyo transferinden sonraki 10-12 gün sonrasında eğer kanda yapılan gebelik testinde pozitif sonuç vermez ise anne adayının ne yazık ki gebeliğinin olmadığı anlamına gelir. İlaçlarını kesmesi istenirken ilk adetinde kontrole davet ediyoruz. Eğer 10-12 gün sonrasında kan testi pozitif olur ise anne adayının gebeliği söz konusudur.
İlaçlara devamlılık oldukça önemlidir. Bu süre zarfında net bir belirti hissedilmese de tariflemesi mümkün bazı belirtiler söz konusu olması mümkün. Anne adayının, tüp bebek tedavisi süresince sonuçları öğrenmeden bazı belirtiler vermesi mümkün. Ancak bu belirtiler kesinliği belirtmez.
Anne adayları, tüp bebek tedavisinde genellikle karın ağrısı, sancı tarifleyebilirler. Bazen pozitifliğe bazen de negatifliğe yormak mümkündür. Ancak kan testi sonucunu görmeden belirtiler ile net konuşmak ise mümkün değildir. Bazı anne adaylarında da hiçbir belirti olamaması da mümkün. Bu da muhtemel bir ihtimaldir.
İlk belirtiler arasında doğal spontane gebelik ile tüp bebek gebeliklerinin belirtileri hemen hemen benzer belirtilerdir. Süreç farklı olsa bile gebelik dönemi aynıdır. Bu nedenle tüp bebek tedavisinde embriyonun rahmine yerleşmesi ile birlikte genellikle kişilerde meydana gelebilen bazı belirtileri maddeleyecek olur isek:
Pelvik rahatsızlıklar meydana gelmesi olası.
Hafif kramplar izlemek mümkün.
Mide bulantısı olası, ancak görmemekte mümkün.
Göğüslerde gerginlik olası.
Göğüslerde hassasiyet olası.
Psikolojik ve ruhsal değişimler söz konusu olması mümkün.
Belli bir haftadan sonra sabah bulantıları izlemek olası.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferinden Sonra Belirtiler Hemen Hemen Ne Zaman Başlar?
Tüp bebek tedavisinde bebek sahibi olmak isteyen anne adaylarımızın rahmine, tüp bebek tedavisi ile elde edilen embriyolar transfer edilmektedir. Bu transferin arkasından ise, embriyonun rahimde tutunma ihtimalini yükselmesi için ise çeşitli hormonal destekler yapmak mümkün.
Embriyonun tutunması ile ilgili belirtiler kesin değildir. Çünkü bir yandan da aslında hormonal destekte söz konusu olduğu için, hormonlarında yarattığı belirtiler olası. Gebelik testi gününü beklemek ve sadece gebelik testinin doğruluğuna inanmak ve kabul etmek en sağlıklısı olacaktır.
Peki Oldu Ki Yukarıda Bahsettiğimiz Belirtiler Ne Zaman Başlayabilir?
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden sonra gebelik belirtileri tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olmak isteyen hastalarımızın en çok merak ettiği ve vücudundaki değişimleri en çok tariflemek istedikleri zamandır aslında.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinin yapılmasının arkasından gebeliğin başlaması ile birlikte ilk dördüncü haftada belirtiler daha net izliyoruz. Çeşitli hormonlar ile zaman geçtikçe daha net anlıyoruz. Ve kendisini göstermesi olası. Erken gebelik belirtileri olarak da ifade edilen bu belirtiler bazı kadınlarda hiç görmemek olası. Bazı kadınlar da tamamı görülmemesi olası.
İlk bir aylık süreçte hiçbir şekilde gebelik belirtisi olmadığı halde gebelik elde etme ihtimalimizde elbette olası. Tüp bebek tedavisinin tutma belirtileri çoğu zaman fark etmemek olası. Belirti gözlemlememek mümkün.
Bu nedenle bunları yaşayarak pozitife yormak da doğru değil, hiçbir belirti yaşamadığınız durum da ise gebe olmadığınızı düşünerek kendinizi üzmeniz de anlamlı değildir. En doğru ve kesin yöntem gebelik testi gününüzde verdiğiniz kanda gebelik testidir.
Tüp Bebek Tedavisi Sonrasında Tutunma Belirtileri Nelerdir?
Tedavi sonrasında tüp bebeğin tutma belirtileri için bu maddeler size yardımcı olacaktır.
Leke şeklinde kanama olası.
Kasık ağrısı olası.
Yorgunluk olası.
Hafif şişkinlik olası.
Minik kramplar izlemek mümkün.
Meme de hassasiyet izlemek mümkün.
Adet gecikmesi görüyoruz. Ancak ilaç kullandığınız için yoğun progesterondan kaynaklı adet görmeyebilirsiniz.
Mide bulantısı ve kusma olası.
Artan idrara çıkma hissi olası.
Yorgunluk olası.
Uyku hali izlemek mümkün.
Ruh hali değişiklikleri olası.
Tüp Bebek Tedavisi Sonrasında Gebe Olup Olmadığı Ne Zaman ve Nasıl Anlaşılır?
Tüp bebek tedavisi sürecinin arkasından embriyo transferi ile birlikte yaşanan belirtileri gebeliğe yormak konusunda değerlendirmek gerekir ise,
Belirtileri lütfen çok dikkate almayarak gebelik testi gününüzü beklemelisiniz.
Arada idrar da gebelik testi yapmak yerine hekiminizin size söylediği gün kanda beta hcg testi vererek gebelik testinizi doğrulamalısınız.
Belirtileri her bireyde farklı izlemek mümkün. Lütfen unutmayın.
Kendi sürecinizi başkaları ile kıyaslamayın.
Beklemek ve sabırlı olmak en önemli kriterlerden birisidir.
İlaç kullanımınıza özen göstermelisiniz.
En önemli süreç bu noktada embriyo transferinin arkasından takip eden süreçte, 10. Gün ile 11. Gün arasında kanda yapılan Beta Hcg testidir. Güzel haberler almanız ve güzel haberler vermeniz dileğimiz ile bol şanslar dilerim.
#### Tüp Bebek Tedavisi Kimler İçin Gereklidir? Tüp Bebek Süreci
Bir yıl boyunca korunmasız ancak düzenli cinsel birliktelikte bulunulmasına rağmen bir yıl içerisinde gebelik elde edilememesi durumunda çift bir kadın doğum uzmanı veya direkt olarak bir tüp bebek uzmanına başvurmalıdır. Tüp bebek uzmanı tarafından değerlendirilen çift gerekli tetkikler sonrasında tedavi basamakları konusunda detaylıca bilgilendirilerek, Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç tarafından bir yol çizilmektedir. Peki hangi durumlarda tüp bebek tedavisini hayatımızda ön plana almalıyız? Hangi durumlar da merkeze başvurmalıyız?
Düzensiz regl takiplerinizde,Ağrılı regl takiplerinde,Tekrarlayan düşüklerde, Endometriozis bulgularında,Düşük over rezervi,Düşük sperm sayısı,Testis ve prostat hastalıkları geçirmiş olan erkek infertil hasta gruplarında,Fallop tüplerinin tıkalı ve hasar görmüş olması durumunda,Yapışıklıkların varlığında,,Polikistik over hastalarda,Sperm hareketliliği ve sperm morfolojisinin bozukluğunda,Açıklanamayan infertilite gibi durumlarda,İleri yaş kadın da, 35 yaş üstünde tüp bebek tedavisi gerekebilmektedir.
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç muayene eder hastayı ve ilaç dozu belirlenerek ilaç bilgilendirilmesi yapılır ve eğitimi verilir. Bu süreçte tüp bebek tedavisinde ortalama 3-4 gün aralıklar ile Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç hastayı muayene eder ve ilaçlara verdiği cevabı yani yumurta rezervini, follikul sayısını kontrol ederek ilaçların takibi konusunda bilgi verir. Uygun boyuta ulaşan yumurtaların çatlaması sağlanarak yumurta toplama işlemi gerçekleştirilir. Yumurta toplamadan ise 3-5 gün sonrasında ise embriyo transferi gerçekleştirilir.
#### Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanır?
Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır? Sorumuzun cevabına tüp bebek tanımı ile başlayalım.
Tüp Bebek Nedir?
Tüp bebek tedavisine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanmaktadır. Ortalama on ila on iki gün kadar kullanılan iğneli ilaç tedavisinin arkasından 16-18mm’ye ulaşan follukül çaplarına çatlatma iğnesi uygulanarak, çatlatma iğnesinden otuz altı saat sonra yumurta toplama işlemi uygulamaktayız. Yumurta toplama işlemini sedasyon anestezisi ile uygulamaktayız. Sedasyon anestezi ile uygulanan yumurta toplamada ağrı ve acı hissetmeyeceksiniz. Tamamen uyuyacağınız için, uyandığınız da işlem bitmiş olacak. Ortalama işlem süresi yirmi dakikadır. Bu nedenle yirmi dakika sonra işlem biterek devamında istirahat etmeniz için odaya almaktayız sizi. Hemen hemen bir ila iki saat arasında hastaneden taburculuğunuz mümkündür.
Yumurtalarınızın toplandığı gün ise baba adayından sperm alınmaktadır. Alınan sperm ile birlikte toplanan yumurtaların fertilizasyonu yani döllenmesi için mikroenjeksiyon ICSI yapılarak işlem uygulanmaktadır. Mikroenjeksiyonun arkasından ise embriyoların hücre bölünmesini takiben 3 ila 5 gün embriyo transferi önerilmektedir. Embriyoların transferi için ise anestezi gerektirmez. Anestezi gerektirmeyen bir operasyon olmakla birlikte, plastik bir katater ile yapılarak işlem süresi ortalama beş dakikadır. Embriyo transferinden on gün sonra ise kişinin gebelik testi gebe olup olmadığını öğrenebiliriz. Embriyo transferinden sonraki ilk kan testinde sonucu öğrenebiliyoruz ancak ultrasonda görmemiz mümkün olmuyor. Gebelik testi değeri bin beş yüz ve üzerinde olduğu zaman ise ultrasonografi ile bebeğimizin ilk anına, kesesine transvaginal ultrasonografi ile merhaba diyoruz. :) Yazımıza tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır ve aşamaları nelerdir ile devam ediyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?
Bebek isteği ile kendisinde bir infertilite durumu olduğunu çift korunmasız ilişkiye rağmen altı ay ila on iki ay da gebelik elde edemediği durumda fark etmektedir. Bu nedenle tüp bebek merkezine başvuran çiftimizde önceliğimiz ön görüşmedir. Çifte ait öyküleri almak ile ilk adım başlamaktadır. Dinlenen öykü oldukça büyük bir önem taşır. Çiftin geçmişi, aile öyküsü, daha önce geçirdiği gebelikler ya da hastalıkları eksiksiz hekiminize bildirmelisiniz. Daha sonrasında ultrasonografik muayene ile birlikte yumurta rezervini değerlendiriyoruz. Yumurtalık rezervi ile birlikte ekstra hormon analizleri ve gerekli durumda AMH testi de kan tetkikleri arasında yer alır. Rahim anomalisi var mı ya da tüplerde herhangi bir problem var mıdır diye rahim filmi de anne adayından istediğimiz bir diğer tetkikten birisidir.
Baba adayından ise sperm analizi istemekteyiz. Değerlendirme sonrasında üroloji hekimi değerlendirilmesi ya da yönlendirilmesine gerek duyulur ise baba adayımızı da üroloji desteği için bir ürolog desteği için yönlendirmekteyiz. Tüm bu tetkikler uygulayacağımız tedavi için bize ışık olmaktadır. Yapılan muayeneler, tetkikler, sperm analizi sonrasında tüp bebek tedavisi uygun görülür ise süreç hakkında bilgilendirme sağlamanın arkasından ilk adette kliniğimizde tekrar bekliyoruz hastamızı.
İkinci Adım: Yumurtaların Uyarılması
Yumurtaların uyarılmasına adetin ikinci ya da üçüncü günü başlıyoruz. Yumurtalık rezervi ile yumurtaların olgunlaşması için iğneli ilaç desteği sağlamaktayız. Bu işlemler için ise öncelikle kişinin kan tetkikleri ve ultrasonografisi ile değerlendirildikten sonra kişiye ilaç başlanır. İlk ilaç eğitimini kliniğimizde hemşire arkadaşlarımız tarafından verildikten hemen sonra bir sonraki kontrol günü için sizleri bilgilendiriyoruz. Ortalama 8 – 10 gün kadar iğneli ilaç takibi ile üç ila dört gün aralıklarla anne adayının kontrolünü sağlamaktayız. Ön görüşme sonrasındaki ilk görüşmemiz adetliyken olmaktadır. Bu nedenle yaklaşık 16-18 mm ye ulaştığı zaman ise çatlatma iğnesi yapılarak yumurta toplama işlemi planlanmaktadır.
Üçüncü Adım: Yumurtaların Toplanması
Çatlatma iğnesinin uygulamasından daha sonrasındaki otuz altı saat sonrasında OPU olarak adlandırdığımız, yumurta toplama işlemi uygulamaktayız. Yumurta toplama işlemi, sedasyon anestezisi altında uygulanarak anne adayı işlem esnasında herhangi bir ağrı ve acı hissetmez. Bu nedenle ortalama işlem süresi 15-20 dk’dır. Vajinal muayene pozisyonunda uygulanmaktadır.
Dördüncü Adım: Spermlerin Alınması
Baba adayından sperm odasında mastürbasyon ile sperm örneği alınmaktadır. Alınan örnek embriyoloji laboratuvarda değerlendiriyoruz. Meni içeriğindeki sperm izlenmeyen baba adayından ise yumurtalıklardan cerrahi biopsi yöntemi ile sperm alınmaktadır.
Beşinci Adım: Döllenme
Klasik tüp bebek tedavisi ile birlikte alınan yumurtalar ve spermler laboratuvar ortamında hazırlanarak döllenmeleri için ICSI yani mikroenjeksiyon yöntemi uygulanmaktadır. Sperm yumurtanın içine enjekte edilir özellikle erkek infertilitesi yoğun hastalarda mikroenjeksiyon yöntemi oldukça büyük başarı taşımaktadır.
Altıncı Adım: Embriyo Transferi
Tüp bebek tedavisi ile birlikte son aşamadır embriyo transferi. Gelişen embriyonun transferi gerçekleştirmek mümkün. Herhangi bir anestezi gerektirmez. Ultrasonografi eşliğinde uygulanır. Hastanın yani anne adayının idrara sıkışık olması istenmektedir. Bu nedenle plastik bir katater yardımı ile rahme enjekte ediyoruz. Daha sonra da gebelik testi beklenmektedir.
Yukarıda bahsettiğimiz tüp bebek tedavisi nedir? Tüp bebek tedavisinin aşamaları nelerdir? bunları öğrendik. Peki tüp bebek tedavisini kimlere uyguluyoruz? Tüp bebek tedavisi için aday mısınız bunu biliyor musunuz? Şimdi bu sorunun cevabı hemen aşağıdaki paragrafta yer alıyor. Tüp bebek tedavisi için diğer yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.
Tüp Bebek Tedavisi Kimlere Uygulanmaktadır?
Yumurtalık kisti olan çiftlerimize uygulayabiliriz.
Endometrioma yani çikolata kisti olan çiftlerimize tüp bebek tedavisi uygulayabiliriz.
Yumurta rezervi düşük olan anne adaylarımızda tüp bebek tedavisi uygulayabiliriz.
Tüpleri tıkalı olan anne adaylarımız da tüp bebek tedavisi tercih edebiliriz.
Dış gebelik geçirdiği için tüpleri zarar görmüş anne adaylarımızda,
Enfeksiyondan kaynaklı tüpleri zarar görmüş anne adaylarımızda,
Yumurtlama sorunu olan polikistik overli hastalarımızda,
İleri yaş anne adaylarımızda da tüp bebek tedavisi uygulamak mümkün.
Yapılan tetkikler sonucunda değerlendirilme yapmak mümkün.
Yapılan tahlil ve tetkiklere göre gebelik elde edemeyen çifte herhangi bir sorun olmamasına rağmen gebelik hala negatif ise, bu durum ise açıklanamayan infertilite grubunda yer almaktadır.
Vajinismus hastaları da tüp bebek tedavisi için başvurmaları mümkün. Ancak vajinismus hastalarında tüp bebek tedavisinden önce sorunun çözülmesine yönelik tedaviler tercihimizdir. Direkt tüp bebek tedavisi yapmak vajinismus probleminin üzerini kapatacaktır.
Karın içi yapışıklıklar
Tüpler ve yumurtalıklar arasındaki ilişkinin bozulmuş olması
Yumurtlama problemi olan polikistik overli hastalar
Over rezervinin azalmış olması
Yumurtlama problemleri
Polikistik overin yumurtlamaya engel olduğu durumlar
Sperm analizinde sorun tespit ettiğimiz hasta grupları
En az bir iki kez tekrarlanmış ancak her defasında sperm sayısının beş milyonun altında kaldığı durumlarda
Spermde çok ciddi derecede düşüklük
Spermde ciddi şekil bozukluğu olan hastalarda
Sperm analizinde hiç sperm bulunmayan baba adaylarında azospermi olarak isimlendiriyoruz. Azospermi olan erkek hastalar tüp bebek tedavisine adaydır. Bu nedenle cerrahi olarak testislerden spermin alınması ile birlikte tedavisi mümkündür.
Testis tümörü nedeni ile cerrahi müdahale geçirmiş olan baba adayları tüp bebek tedavisine aday olmaları mümkün.
İnmemiş testis sorunu olan baba adayları da tüp bebek tedavisine adaydır.
Doğuştan sperm kanallarında gelişmemiş izlenmesi veya sonradan geçirilmiş iltihaplı hastalıklar durumunda da tüp bebek tedavisi önümüze çıkmaktadır. Bu grup hastaların testislerinden enjektör ile aspire edilerek sperm elde edilir ve tüp bebek tedavisi için uygun şartlar sağlamak mümkün.
Ailesinde genetik sorunu olan çiftlerde genetiğine bakılmış embriyo transferi için tüp bebek tedavisi uygulamak mümkün.
Ailesinde genetik bir sorun olmasa da tekrarlayan düşükleri ya da tekrarlayan bebek kayıpları olan hastalarda da genetiğine bakılmış embriyo transferi yapılabilir. Bunun içinde tüp bebek tedavisi zorunludur. Ancak çift sağlıklı bebek dünyaya getirmesi mümkün.
Bu yazımızda sizlere Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır? sorusunun cevabını vermeye çalıştık. Bu nedenle diğer sorularınız için bizlere ulaşabilirsiniz.
#### Tüp Bebek Tedavisi Maliyetleri
Tüp bebek tedavisi maliyetleri, tüp bebek tedavisi; doğurganlıkla ilgili problem yaşayan bireylerin bebek sahibi olması için 1970’li yıllardan bu yana var olan tüp bebek tedavisi yardımcı üreme tekniklerinden birisidir. Hatta yardımcı üreme tekniklerini değerlendirdiğimiz zaman var olan teknolojinin en etkili şekli tüp bebek tedavisidir.
On iki ay boyunca korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen herhangi bir gebelik elde edememiş çiftin artık tüp bebek uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeler için öncelikle anne adayının hormon analizi, anne adayının rahim filmi ve baba adayının sperm analizi ile birlikte incelenmesi oldukça önemlidir. Bir bütün olarak değerlendirilmesini tavsiye etmekteyiz. Ultrason bulgusunun arkasından istenen tetkik sonuçları ile birlikte çifti yeniden değerlendirmek isteriz. Tüm bu sonuçlara göre; öncelikle yumurtlama tedavisi, daha sonra aşılama tedavisi ve en son tüp bebek tedavisi olarak ilerlemek mümkündür. Ancak bu konuda da yaş ve tetkikler sonucunda saptanan sorunlar oldukça önemlidir.
Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Uygulanmaktadır?
Tüp bebek tedavisine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanmaktadır. Adetin ikinci ya da üçüncü günü; hormon analizi yaparak ultrasonografi kontrolünün arkasından kişiye uygun tedavi seçenekleri ile tedavinize ilk adımı atmaktayız. Ilaçlar; kişinin yaşına, kişinin yumurta rezervine göre planlanmaktadır. Ortalama on ile on iki gün kadar iğneli ilaç tedavisinin arkasından yumurta toplama yapılmaktadır. On ile on iki boyunca ortalama üç ile dört gün aralıklarla anne adayının ultrasonu zorunludur.
Vajinal ultrasonografi ile follukül büyüklükleri ve rahim duvarı ölçülür. İlaca uygunluk durumuna göre, ilaçlara devam edilmektedir. Ultrasonografiler sonrasında folluküller ölçüldükten sonra ortalama 16-18 mm’ye ulaştığında çatlatma iğnesi uygulanmaktadır. Çatlatma iğnesinden otuz altı saat sonrasında ise yumurta toplama işlemi uygulanmaktayız. Çatlatma iğnesini takiben yapılan yumurta toplama operasyonu sedasyon anestezisi altında uygulanmaktadır.
Damar yolu ile verilen hafif bir anestezi şeklidir. Yumurtaların toplanacağı gün; baba adayından da sperm örneği alınmaktadır. Sperm ile toplanan yumurtalara mikroenjeksiyon yani ICSI tekniği uygulanabilir. Baba adayından ise alınan sperm hücresi ile anne adayının yumurta toplama işlemi ile toplanan yumurtaları mikroskop altında ince bir iğne yardımı ile yerleştirilmesi sağlanarak döllenme gerçekleştirilir. Bu işlem embriyolog tarafından embriyoloji laboratuvarında uygulanmaktadır.
Özellikle erkek kaynaklı infertil hastalar da mikroenjeksiyon yöntemi uygulanması önceliktir. Başarı şansını arttıran etkenlerden birisidir. Mikroenjeksiyon sonrasında ise embriyo transferi sıradaki işlemdir. Embriyo transferini bizler yani tüp bebek uzmanları uygulamaktayız. Embriyonun gelişimini takip eden sürede, üç ila beş gün sonrasında embriyonun transferi yine tüp bebek merkezinde; embriyoloji laboratuvarında gerçekleştirilmektedir.
Hangi Durumlarda Tüp Bebek Tedavisine Başvurulmalıdır?
Tüplerin tıkanması durumunda ya da tüplerin hasarlı olması durumunda tüp bebek tedavisi gerekmektedir. Yumurtanın döllenmesine engel olarak aynı zamanda embriyonun tutunmasına da engel olur.
Yumurtlama bozuklukları yine tüp bebek tedavisi nedenlerinden birisidir. Anovulasyon dediğimiz yumurtlayamama durumlarında da infertilite tanısı ile tüp bebek tedavisi çifte öneriyoruz. Progesteron hormonuna bakarak adetin on dokuzuncu, yirmi birinci ve yirmi üçüncü günlerinde yumurtlamanın varlığı kan testi ile tespit etmek mümkün.
Endometriozis, çikolata kisti yumurtalıkların işlevini, rahmi ve tüpleri etkilemesi olası. Bununla ilgili çikolata kisti de infertilite sebebi olası.
Myomlar, rahim duvarına yerleşen iyi huylu tümörlerdir. Kadınlarda yaygın izliyoruz. Myomlar döllenmeye engel olması olası. Bu nedenle bir infertilite sebebidir.
Bozuk sperm üretimi ve işlevleri, sperm analizinde; spermin zayıf görülmesi, hareketsizliği, sperm boyutundaki ve şeklindeki anormallikler durumunda da tüp bebek tedavisi nedenidir.
Açıklanamayan infertilite de tüp bebek tedavisini getirmektedir. Yapılan tektiklere rağmen herhangi bir sorun izlenmemesi durumunda, açıklanamayan infertilite tanısı konulmaktadır. Açıklanamayan infertilite de bir tüp bebek sebebidir.
Genetik bozukluklar, anne ve baba adayında var olan genetik sorunların bebeklerine geçme riski elbette her zaman vardır. Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden önce embriyoya genetik tarama yapmak mümkün. Böylelikle genetik tarama ile sağlıklı embriyo transferi anne adayına transfer edilerek şans artmaktadır. Tüp bebek tedavisinde şans arttığı gibi anne ve baba adayında var olan kromozom bozukluklarından da korunması sağlanmaktadır bebeğin. Ancak bunun için embriyonun beşinci güne sağlıklı bir şekilde ulaşması gerekmektedir. Sağlıklı bir şekilde beşinci güne ulaşan embriyodan biopsi alarak genetik merkezine gönderiyoruz. Genetik merkezde değerlendirme sonrasında sonuçlara göre sağlıklı embriyoların anne adayının rahmine transferini gerçekleştirmek mümkün. Anne adayının rahmine transfer için ise yine ortalama on dört gün kadar anne adayının rahim duvar kalınlığının hazırlık aşaması mevcuttur.
Kanser tedavilerinde yumurta ve sperm dondurma; kanser olan hastalarda kemoterapi ve radyoterapi olan hastalarda tedavi öncesinde sperm ve yumurta dondurma yapmak mümkün. Yumurta dondurma veya sperm dondurma tedavileri, tüp bebek tedavisinde yapmak mümkün.
Yukarıdaki bahsettiğimiz durumlar tüp bebek tedavisi gerektiren durumlardır. Bunlar tüp bebek tedavisine neden olabilirken peki tüp bebek tedavisine başladıktan sonra ya da başlamadan önce tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?
Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Hangi Faktörler Etkiler?
Anne adayının yaşı, tüp bebek tedavisinde gebe kalmayı etkileyen önemli faktörlerden birisidir. Ayrıca kendi yumurtalarından gebe kalabilme şansı da oldukça yüksektir.
Embriyonun durumu, tüm embriyolar transfer gününe kadar gitmeyebilir. Embriyo kalitesi ile birlikte parametreler oldukça önemlidir.
Daha önce doğum yapma, daha önce doğum yapmış kadınlarda hiç doğum yapmamış olan kadınlara göre tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansı elbette ki daha yüksektir.
İnfertilite nedeni, tüp bebek tedavisi ile birlikte gebe kalma şansını etkileyen en büyük faktörlerden birisidir. Tüp bebek tedavisinde endometriozis, açıklanamayan infertilite gibi nedenler oldukça önemlidir.
Yaşam tarzı, sigara kullanımı, stresli hayat, obezite, alkol tüketimi ve bazı ilaçların kullanımının da tüp bebek tedavisine olumsuz etkisi olabilmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde Maliyet Nedir?
Tüp bebek tedavisi maliyetleri, yukarıda tüp bebek tedavisi ile ilgili süreçler hakkında bilgilendirmeler yaptım. Ancak manevi boyutu kadar önemli olan maddi süreçte oldukça önemlidir.
Tüp bebek tedavisinin fiyatları her sene değişiklik göstermesi olası. Tüp bebek tedavisi fiyatları 2023 yılı için; follukül takibi olarak adlandırdığımız ultrason takip süreci, alınan östrojen progesteron kan tetkikleri, yumurta toplama, ICSI yani mikroenjeksiyon olarak adlandırdığımız laboratuvar süreci, embriyo transferi dahil olarak fiyatlandırma yapılmaktadır. Fiyatlar kombine olarak olmakla birlikte, ilaçlar bunun dışında kalmaktadır. Tüp bebek tedavisi maliyetleri hakkında detaylı bilgi almak için kliniğimize 0532 476 11 98 ve 0532 476 11 39 numaralardan bize ulaşabilirsiniz. Kişiye özel tedavi metotları esas alınması gereken bir tedavi şeklidir.
Sık Sorulanlar Sorular
Tüp Bebek Tedavisi Ortalama Kaç Gün Sürmektedir?
Cevap olarak, tüp bebek tedavisinin süresi folukül takibi ile başlamakla birlikte, follukül takipleri 10-12 gün kadar sürerken, yumurta toplama ve embriyo transfer süresi de toplamda 17 gün kadar sürmektedir.
Tüp Bebek Tedavisine Ne Zaman Başlanabilir?
Tüp bebek tedavisine adetin ikinci günü ya da üçüncü günü başlanmaktadır. Tedavinin başlangıxı oldukça önemlidir.
Yumurta Toplama İşlemi Ağrılı Mıdır?
Tüp bebek tedavisinde yumurta toplama işlemi sedasyon anestezisi altında yapılmakla birlikte. Kişi ağrı ve sızı hissetmez. Anestezi altında yapılmaktadır. Ortalama 20 dk kadar sürmektedir işlem süresi.
Tüp Bebek Tedavisinin Tutunma Belirtileri Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde tutunmanın belirtileri arasında tek kesin yolu kanda gebelik testidir. Gebelik testi beta HCG hormonu ile ölçülmektedir. Beta HCG hormonunun yükselmesi ile izlenmektedir. Kasıklarda adet ağrısına benzeyen ağrılar olması olası. Göğüslerde hassasiyet meydana gelmesi mümkün. Vajinal lekelenmeler de olması olası. Ancak bunların hiç birisi garanti yöntemler değildir. Garanti olarak süreci göstermez. Kesin ve tek yolu kanda gebelik testidir.
Tüp Bebek Neden Tutmaz? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebek Tedavisi Öncesi Hazırlık
Tüp bebek tedavisi öncesi hazırlık ve tüp bebek tedavisi. İnfertil hastaya uygulanan bebek isteğine yardımcı bir tedavi yöntemidir. Tüp bebek tedavisinde; anne adayından alınan yumurtalar ile babadan alınan spermin laboratuvar ortamında döllenmesini sağlayarak daha sonrasında embriyonun gelişimini takiben anne adayının rahmine yerleştirilmesi ile son bulan bir tedavidir. Transferden ortalama on gün sonra yapılan kanda gebelik testi ile anne adayının gebelik haberini olumlu ya da olumsuz alabiliriz.
Tüp bebek tedavisi öncesi hazırlık, yardımcı üreme yöntemleri içerisinde aşılama tedavisine vs. oran ile en başarılı yöntemlerden birisi tüp bebek tedavisidir. Bir sene boyunca düzenli ve korunmasız olarak ilişkiye rağmen herhangi bir gebelik elde edemeyen çifte tüp bebek tedavisini seçenek olarak önermekteyiz. Tüp bebek tedavisine karar verilirken özellikle anne adayının yaşı, yumurta rezervi ve baba adayının sperm parametreleri oldukça önemlidir. Önce diğer yardımcı üreme teknikleri değerlendirilmeli mi yoksa direkt tüp bebek tedavisinden mi yardım alınmalı bu sorunun cevabı kişiden kişiye göre değişiklik gösterecektir.
Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Uygulanmaktadır?
Tüp bebek tedavisi öncesi hazırlık ve aşamaları nasıl ilerliyor? Adım adım tüp bebek tedavisi sıralamasını yapmak gerekirse ilk adım;
Tüp Bebek Birinci Adım
Tüp bebek tedavisi öncesi hazırlık için öncelik ilk görüşmedir. Bu noktada çiftlerin değerlendirilmesi hedeflenir. İlk görüşmede detaylı öykünüzü sormaktayız. Yaşınız, daha önce denenmiş bebek tedavileriniz, akraba evliliği olup olmadığı, daha önce elde edilmiş gebelikler ya da bebek kayıpları da bu anemnez de önemli rol oynayan sorulardan bir kaçıdır. Görüşme sonrasında ilk muayeneyi yapmaktayız.
Öncelikle anne adayının yumurta rezervini transvaginal ultrasonografi ile değerlendirmek, hormon analizleri için kanlarını almak. Baba adayında ise spermiyogram yapmak ilk baştaki tetkiklerin tamamlanmasında bize destek olmaktadır. Sperm analizi de değerlendirilerek, yumurta rezervi ile birlikte bir tedavi seçeneğini size sunabiliriz. Tetkikler sonuçlandıktan sonra belli olan tedavi durumu hakkında tekrar değerlendirme yaparak çiftimizi bir sonraki adet döneminde tedaviye başlamak için davet etmekteyiz.
Tüp Bebek İkinci Adım
Tüp bebek tedavisi öncesi hazırlık sonrası, adetin ikinci ya da üçüncü günü ultrasonografi ile değerlendirip, hormon analizini yaparak; hormon içeren iğneli ilaç tedavileri ile yumurtalıkların uyarılmasını sağlamak ise ikinci adımdır. Yine transvaginal ultrasonografi ile anne adayının muayenesini yaparak; kiloya, yaşa ve yumurtalık rezervine göre ilaçların dozları ve ilaç desteklerini belirlemekteyiz. İlk doz ilaç eğitimi anne adayına verilerek bir sonraki kontrol hakkında anne adayımızı bilgilendirilir.
Tüp Bebek Üçüncü Adım
Yumurtalıkların uyarılmasındaki takip süreci. Yumurtalıkları uyaran ilaçların ortalama kullanım süresi 10-12 gün kadar sürmekle birlikte bu süre zarfında 3-4 gün aralıklarla hekim muayenesi önermekteyiz. Aynı zamanda estradiol ve progesteron değerlerini de takip ederek yumurtalar olgunlaşana kadar, 16-18 mm‘ye ulaşana kadar takibini gerçekleştirmekteyiz.
Tüp Bebek Dördüncü Adım
Olgunlaşan yumurtalar çatlatma iğnesi ile birlikte çatlatma yapılarak 34-36 saat sonra yumurta toplama işlemini yapmaktayız. Çatlatma iğneleri soğuk zincir zorunlu ilaçlardır. Kişinin ilaçları soğukta muhafaza ederek, iğne saatinde yapması oldukça önemlidir.
Tüp Bebek Beşinci Adım
Yumurta toplama işlemi. Yumurta toplama işlemi, transvaginal ultrasonografi yardımı ile anne adayına hafif sedasyon anestezisi verilerek yumurtaları toplamaktayız. Ortalama 20 dk işlem süresi olmakla birlikte hasta uyuyacağı için herhangi bir ağrı veya acı hissetmez. İşlem bittikten sonra minik kasık ağrıları adetin birinci ikinci günü gibi eşlik edebilir. Normal karşılanır. İşlem sonrasında lekelenmeler meydana gelebilir. Yoğun kanamalar olmadığı sürece endişelenmenize gerek yoktur. İşlem bittikten sonra kullanacağınız ilaçlarınız hakkında hemşireniz tarafından bilgi verilecek ve kullanımına uymanız gerekecek. Yumurta toplama sonrasında yüksek ateş, karında sertlik, nefes darlığı gibi durumlarda hekiminize başvurunuz.
Tüp Bebek Altıncı Adım
Mikroenjeksiyon ICSI. Anne adayından alınan yumurtalar ile baba adayından alınan sperm fertilizasyonu yani döllenmesi sağlanarak embriyo elde edilmektedir. Devam eden günlerde ise embriyolar hücrelerine bölünerek, takibi sağlanır.
Tüp Bebek Yedinci Adım
Embriyo transferi. Takibi yapılan embriyoların 3. Günde ya da 5. Günde anne adayına transferi sağlanmaktadır. Embriyo transferine anne adayının idrara sıkışık bir şekilde gitmesi istenmektedir. Plastik bir katater yardımı ile tüp bebek merkezinde embriyonun transferi gerçekleştirilir.
Tüp Bebek Sekizinci Adım
Mutlu son! embriyo transferinden 10 gün sonra kanda gebelik testi ile gebeliğin pozitif ya da negatif olduğunu öğrenebiliriz.
Tüp Bebek Tedavisinden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Tedaviden önce dikkat etmeniz gereken detayları maddeler halinde listeliyoruz.
Tüp bebek tedavisine başlamadan önce ilk adımda anne adayının geçirdiği tüm hastalıklar hakkında hekim bildirilmelidir. Eksiksiz anemnez oldukça önem taşır.Vajinal ya da enfeksiyonlar var mıdır bu konuda değerlendirilmelidir.Anne adayı kronik rahatsızlıkları var ise hekimi bilgilendirmelidir.Tüp bebek tedavisi öncesinde sigara ve alkol tüketiminin kullanımının bırakılması istenmektedir.Taze sebzelerden oluşan sağlıklı beslenme rejimi uygulanmalıdır. Doğal meyve ve sebzeler tercih edilmelidir.Anne adayının düzenli kullandığı ilaçlar konusunda hekimine bildirmesini önermekteyiz.İdeal kiloda kalmak ve olmak tedavi başarısını etkileyen en önemli unsurlardandır.Tüp bebek tedavisinden önce baba adayının çok ciddi sıcaklardan kaçınmasını önermekteyiz. Fazla sıcak havalar sperm üretimini ve sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir.Tüp bebek tedavisinden önce eğer baba adayının geçirdiği bir ateşli hastalık var ise hekimini bildirmesi gerektiği konusunda uyarılmalıdır.Anne adayının olduğu gibi baba adayının da düzenli kullandığı ilaçları mutlaka hekimine bildirmesi gerekmektedir.Baba adayının da sperm kalitesi açısından 3 ay önce sigara ve alkol kullanımını bırakmalıdır.
Tüp Bebek Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmesi Gerekmektedir?
Tedavi sürecinde dikkat etmeniz gerekenleri maddeler halinde listeliyoruz.
Tüp bebek tedavisinden önce bırakılan sigara ve alkole tüp bebek tedavisi süresince ve sonrasında da kullanmamalıdır.Her gün rahatlatıcı sporlar yapabilir. Meditasyon desteği almak anne adayını ve baba adayını süreç boyunca rahatlatabilir.Tüp bebek tedavisi boyunca annenin yapması gereken net bir diyet olmamakla birlikte antioksidan ağırlıklı beslenerek ya da kilosu fazla ise ya da kilosunu koruması gerekir ise diyetisyen desteği alabilir. Vitamin ve minerallerden zengin, taze sebze ve meyve içeren diyetlerden destek alınması gerekmektedir.Uzun süreli açlık önerilmemektedir.Stres organizmayı olumsuz etkileyeceği için anne adaylarının ve baba adaylarının stresten uzak kalması gerekmektedir.Baba adayının sperm örneği vermeden önce üç gün öncesine kadar cinsel ilişkiye girmemesi gerekmektedir. Sperm vermek için üç gün ya da maximum beş gün önce cinsel perhiz olması gerekmektedir.Süreç boyunca belki de en önemli olan nokta ilaçların düzenli kullanılmasıdır. Enjeksiyonlarına ve ilaçlarını düzenli uygulaması gerekmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden sonra anne adayının ortalama en az 30 dk. uzanır yatarak dinlenmesi önerilmektedir.Embriyo transferinden sonra yolculuk yapılacak olur ise eğer dinlenerek yolculuk yapması önerilmektedir.Ertesi gün itibari ile duş alabilirsiniz.Embriyo transferi sonrasında 2-3 gün sonra anne adayının evde istirahati önerilmektedir. Ancak yatağa bağımlı olmasına gerek yoktur.Ağırlık kaldırması gereken aktivitelerden uzak kalmalıdır.Basit ev işlerini yapmasında herhangi bir sakınca söz konusu değildir.Gribal durumlarda hekiminize bildirmelisiniz.İlaç kullanımlarında hekiminize danışmalısınız.Sigara ve alkol kesinlikte tüketilmemelidir.Göğüslerde şişkinlik, hafif kasık ağrısı, göğüslerde dolgunluk ve hassasiyet ya da hafif kahverengi lekelenmeler olabilir. Kahverengi lekelenmelerde hekiminize bildiriniz ancak süreç normal kabul edilebilir. Lütfen korkmayınız.Günde bir fincan Türk kahvesi tüketebilirsiniz.Plastik ürünlerde sıcak tüketiminde lütfen uzak kalınız.Hamam ve kaplıcaya gidilmesi önerilmez.Gebelik testinizin sonucunu öğrenene kadar cinsel ilişki önerilmemektedir. Gebelik testinizin sonucuna göre hekiminizin onayı ile ilişkiye girebilirsiniz.Tedaviden önce, tedavi sırasında ya da sonrasında olabildiğince stresten uzak kalmalısınız.
Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme Nasıl Olmalıdır?
Beslenme süreci ve bu süreç içerisinde dikkat etmeniz gerekenler.
Tüp bebek tedavisinden önce beslenme tedavinin başarı açısından oldukça önem taşımaktadır. Tedaviye başlamadan önce ideal kiloda olmak gerekmektedir. Kilosunu korumak gerekmektedir. Kilo oldukça önemlidir.Diyetisyen desteği alabilirsiniz.Bol sıvı almak oldukça önemlidir. Günlük su tüketimi 2,5 litre civarında kalmalıdır.Protein, mineral ve omega 3 yönünden zengin bir beslenme listesi yapılması gerekmektedir. Mevsim balıklarından haftada bir tüketebilirsiniz.Yiyeceklerin hazırlama türlerinde kızartmadan uzak kalıp, haşlama, buğulama tarzında ya da fırında pişirerek hazırlayabilirsiniz. Kızartmadan olabildiğince uzak kalmanızı önermekteyiz.Folik asitten zengin beslenebilirsiniz.Yeşil yapraklı sebze tüketiminizi arttırabilirsiniz.Fındık badem vs. tüketebilirsiniz.Sigara ve alkolden uzak kalmalısınız.
Tüp Bebek Tedavisinde Sağlıklı Yumurta Rezervi için Öneriler
Arı sütüBrokoliBöğürtlenYeşil yapraklı sebzelerKabak çekirdeğiZerdeçalSusamTaze mevsim balıklarıTarçın vb. gibi…
Tüp Bebek Tedavisinde Uzak Durmanız Gerekenler
SigaraAlkolŞeker veya unYoğun kafeinİşlenmiş gıdalarDondurulmuş gıdalarGenetiği değiştirilmiş gıdalarTrans yağ bulunan gıdalar vb. gibi…
#### Tüp Bebek Tedavisi ve Myom
Myomlar kadın rahminde oluşan, iyi huylu tümörlerdir. Bunlara fibroid de denilebilir. Myomları olan kadınlarda çoğu zaman küçük myomlar belirti vermez ve rutin doktor kontrolü olmayan bir kadın bunu anlayamayabilir. Küçük olan myomlar anlaşılmadığı gibi bazı büyük myomlarda, şekli ve yeri gibi değişikliklerinde belirti vererek hastayı rahatsız edebilir ve kendilerini gösterebilirler. Rahmin içerisinde veya dışarısında olabilir.Nedenleri nelerdir? Myomlar neden oluşur?30-40yaşlarında izlenme olasılığı daha yüksek olmak ile birlikte tam olarak myomun oluşmasının nedeni bilinmemektedir. Ancak kadınlardan salgılanan östrojen hormonunun var olan myomların büyümesinde yardımcı olduğu söylenmektedir. Bu durumda gebelik döneminde salgılanan yüksek düzey östrojen seviyesi de var olan myomları bebekle birlikte aynı anda büyütmektedir.
Ne gibi belirtiler verir ve myom oluştuğunu nasıl anlayabiliriz? Adet sancısı ve adet sancılarının daha şiddetli geçmesi Daha uzun ve sık adet döngüleri Fazla kanamaya bağlı kansızlık ve halsizlik Ara kanamalar Sık idrara çıkma Ağrılı cinsel ilişki Kabızlık Makatta ağrı Sürekli mesaneye baskı yapıp idrar varlığı hissi Tekrarlayan düşüklerde neden olabilir Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında neden olabilir
Tanı ve Tedavi Nedir ?Var olan myomlar jinekolojik ultrasonografi ile ya da batın ultrasonografi ile görülebilmektedir. Tedavi yöntemi ise ; cerrahi yöntem veya laporoskopik ( kapalı ) myomektomidir. Bulunduğu bölgeye, boyutuna göre karar verildikten sonra açık veya laporoskopik olarak rahimi almadan sadece myomların alınması işlemidir.Myomlar Gebeliği Nasıl ve Neden Engeller ?Myomların yerleşimleri tüplere yakın bir alanda olması nedeni ile tüplere baskı yaparak tüplerden yumurta sperm geçişini engelleyebilir. Böylelikle sperm ve yumurtanın döllenmesini engelleyerek gebelik oluşmamasına yol açar. Döllenme olsa bile endometriuma embriyonun tutunmasını engelleyerek gebelik elde edilemez. Gebeliğe ve tüp bebek merkezlerinde yapılan tüp bebek tedavilerine engel olup olmadığı ancak myomun yeri şekli ve boyutuna adetine göre değişebilmektedir. Myomlar gebeliklerde düşüğe sebep olabilir, bebeğin gelişmesine engel olabilir, bebeğin plesantasının zamanından önce ayrılarak dekole olmasına bebeğin oksijensiz kalmasına neden olabilir. Doğum sonrası kanama olması bile myomu olan hastalarda olası bir risktir.
Peki Myomu olan hasta tüp bebek tedavilerinden önce, gebelik durumunda ne yapmalıdır?Eğer jinekolog tarafından kontrol edilerek kontrollü gebelik sağlanıyorsa mutlaka gebelikten önce myomektomi işlemi ile myomunuzdan ayrılmanızı tavsiye ediyoruz. Ancak elbette yerleşimine ve boyutuna göre bu karar ertelenebilir veya hızlandırılabilir. Tüp bebek tedavilerinden önce embriyonun tutunmasını kolaylaştırmak ve gebeliğin devamını sağlamak için myomektomi kararı alınmalıdır.Gebelik eğer plansız elde edilmiş ise perinatolog tarafından gebelik takibi yapılmalıdır. Sıkı takip gerekebilir.Doğum sezaryen ile doğum olursa şayet doğum sırasında myomlar uygunluğa göre alınabilmektedir.
#### Tüp Bebek Tedavisi ve Uterus Anomalileri
Tüp bebek tedavisi ve uterus anomalileri, uterus anomalileri hastalarda görülebilen bir tüp bebek endikasyonudur. Uterus anomalileri izlenen hastalarda tüp bebek yapmak mümkün. Uterus anomalilerinin bazıları herhangi bir sorun yaratmazken bazıları ise tekrarlayan düşükler. Tekrarlayan gebelik kayıplarının, tekrarlayan erken doğumlarda, bebeklerde gelişim geriliği gibi ciddi problemlere yol açmaktadır. Tüp bebek tedavisi ve uterus anomalileri tanı noktasında incelersek;
Uterus Anomalilerinin Tanısı Nasıl Koyulabilmektedir?
Transvaginal ultrasonHistereskopiMrHSG (Rahim Filmi)
Uterus
Uterus anomalilerinden bahsedeceğimiz alt başlıklar şu şekilde. Normal uterus, uterus hipoplazisi, unikornuate uterus başlıklarından sonra. Arkuat uterus, septat uterus, uterus didelfis ve T şeklinde uterus.
Normal Uterus
Armut şeklindedir, her iki köşesinde fallop tüpleri rahmin içerisine doğru açılıyor.
Uterus Hipoplazisi
Rahim ve rahim ağzı gelişmemiştir. Rahim ve rahim ağzı yoktur. Bu nedenle hasta adet göremez. Ancak yumurtalıklar normal bulunduğu için adet görememe dışında fonksiyonlar normaldir. Rahim var olmadığı için gebeliğin devamını sağlamaları da mümkün değildir. Vajenin üst kısmıda olmadığı için cinsel ilişki içinde vajinoplasti yapmak mümkün. Vajen oluşturması gereklidir.
Unikornuate Uterus
Müller kanalının tek taraflı gelişmemesi ile birlikte rahmin yarısı da buna bağlı olarak gelişmemektedir. Endometrium bulunabilir veya bulunmayabilir. Rahim ağzı yetmezliği, ikinci trimester gebelik kayıpları artış göstermektedir.
Arkuat Uterus
Rahmin tepesinde bir baskı izlenir, normal olarak kabul edilir, tedavi önerilmez, komplikasyon beklenmez.
Septat Uterus
Rahmin dış görünüşü normaldir. Ancak ortada bir septum vardır. Histereskopi ile septum ortadan kaldırılabilir. Herhangi bir komplikasyon yaşamamış olsa bile septum izlendiği zaman mutlaka histereskopi gibi kolay bir işlem ile septum ortadan kaldırılmalıdır. Aksi takdirde çok yüksek komplikasyonlara yol açması mümkün. Bu nedenle de gebelik kayıplarının çıkmaza girmesi olası.
Uterus Didelfis
Müller kanalının birleşmemesi sonucunda oluşur çift rahim gelişmektedir. Bu durumda çift rahim ağzı bulunur ve septumun gelişmesi mümkün. İki uterusun birleştirilmesine yönelik ameliyatlar yapmak mümkün.
T Şeklinde Uterus
Uterus genellikle T şeklindedir armut şeklinde değildir. Ayrıca rahim ağzında darlık mevcuttur. Bu nedenle vajende adenozis görmek mümkün.
Ne yazık ki en ciddisi rahim olmamasıdır. Rahim, rahim ağzı ve üst vajen bulunmaz. Yumurtalıklar sağlıklıdır ancak adet göremez. Genellikle ergenlik döneminde adet görememe şikayeti ile kliniğe başvuran hastalarda tanısı konulmaktadır. Bu nedenle bu tip anomalide tek şans taşıyıcı anneliktir.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Artırıcı Yöntemler
Tüp bebek tedavisinde başarı artırıcı yöntemler, tüp bebek tedavisinde başarı = tüp bebek merkezi ekibi. Başta doktorunuzun yer aldığı tüp bebek tedavisi ekibinizin ikinci en önemli faktörü embriyoloğunuzdur. Başarı aslında hazırlanma sürecinden sonra devam eden laboratuvar olarak da nitelendiriyoruz.
Tüp bebek tedavisinde başarı elde etmek için uzmanlığın gerektiği kadar laboratuvarın donanımının da en üst düzey de olması zorunlu bir şarttır. Tüp bebek tedavisinde, tüp bebek merkezi embriyoloji laboratuvarı önemli bir faktördür. Elbette hastaya uygun bir tedavi izlenmesi de ilk adım için önemli. İyi yönetilen ve iyi düzenlenen bir tedavi şekli. Canlı bir doğum ile sonuçlanan mutlu bir sonu sunmakta.
Ancak her ne kadar düzgün, hastaya özgü planlanan bir tedavi şekli uygulanıyor olsa da. Şartları uygun olmayan bir embriyoloji laboratuvarında gerçekleşen embriyo takibinde şansı azaltacaktır.
Tüp bebek tedavisinde başarı artırıcı yöntemler hakkında, Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ve ekibi bu bağlamda bilgisini sürekli olarak güncellerken, teknolojik olarak merkezdeki donanımı da eş zamanlı olarak yenilemekte ve güncellemektedir. En güncel ve çağdaş klinik bilgilere dayalı uygulamaların yapıldığı tüp bebek merkezimizin tüp bebek laboratuvarı oldukça yüksek gebelik oranları ile hizmet vermektedir. En güncel bilgileri barındırmaktadır.
Kişiye Özel Tüp Bebek Tedavisi
Kan tetkikleri doğru ve zamanında alınmalı.Her görüşüldüğünde ultrasonografiyi destekleyen e2 ve progesteron istiyoruz.Çatlatma iğnesi saatine özen gösterilmeli ve önemi hastaya anlatıyoruz.Yumurtalıkların uyarılması için doğru tedavi önemli. Yumurtaların toplanması ve embriyonun transferinden sonra hastaya kullanacağı ilaçlar anlatmalı ve önemi üstüne basarak vurgulamak gerek.
Tüp bebek tedavisinde, transfer aşamasında 5. gün embriyo transferi taze transferlerin önemli bir alt başlığı olmaktadır. 5. gün transferi ağırlıklı olarak tercih edilmesi de gebeliğin pozitifliğini artırıyor.
Hastaya ilaçlar anlatılırken önemi tekrarlanarak anlatılmaktadır. Başarıyı etkileyen faktörler arasında elbette beslenme de yer alıyor.
Diyetisyen desteği almak mümkün. Bunun yanı sıra tüp bebek merkeziniden bir beslenme örneği alabilirsiniz.
Bunun yanı sıra tüp bebek tedavilerinde embriyo dondurmadan da faydalanarak tüp bebekte başarıyı arttırmak mümkündür. Peki embriyo dondurmanın başarıyı arttırmakla ne gibi bir bağlantısı vardır?
Az sayıda yumurta toplanıp az sayıda embriyo elde edilen hastalarda embriyolar havuz sistemi ile biriktiriliyor. En son kalitesi en yüksek embriyoların transfer edilmesi de tüp bebek tedavisinde başarıyı etkilemektedir.
Baba Olmayı Ertelemeyin Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Arttıran Faktörler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde başarıyı arttıran faktörler nelerdir? sorusunun cevabı ise, tüp bebek tedavisi meşakkatli maddi ve manevi olarak biraz anne ve baba adayında stres yaratan bir süreç olsa da kişilerin oldukça özverili, inançlı, olumlu düşüncelere sahip olması gerekir. Bu süreçte yapılan sporlardan, yedikleri besinlere ve kullandıkları ilaçlara kadar dikkatli olmaları gerekmektedir.
Daha önce tüp bebek tedavisi başarısızlıklarıyla sonuçlanan tüp bebek tedavilerinde çift tekrar tedaviye alınırken detaylı olarak değerlendirilmesi gerekir, nedenleri incelenmelidir.
Üç ve daha fazla tekrarlayan başarısızlıklarda incelemeler zorunlu hale gelmektedir diyor Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç.
Çiftin her ikisinde de araştırma yapmalıyız. Öncelikle kadına ait faktörleri ele alıyoruz. Rahim içinde oluşan yapışıklıklar, rahimde oluşmuş olan myom, endometriumda oluşan polip gibi embriyonun tutunmasını engelleyebilecek faktörler birincil olarak ele alınmaktadır. Tekrar bir tüp bebek tedavisine başlamadan önce tedavisi sağlanmalıdır.
HSG de tüpleri değerlendirmek ve rahim anomalilerini saptamak için kullanılabilecek altın bir tanı yöntemidir. Veya histereskopi de tanı konulmasının arkasından aynı seansta tedavi uygulanabilecek bir yöntem olduğundan dolayı histereskopide tercih edilebilir.
Adetin ikinci ya da üçüncü günü tedavi için gelen hastadan mutlaka FSH TSH E2 ve PRL değerleri alınmalıdır. FSH değerinin önemli olduğu kadar TSH değeri de tiroid bezi hastalıkları açısından önemlidir ve tedaviyi etkileyebilmektedir. Kanda bakılan bu değerler ile anne adayında hormonal bir bozukluğun olup olmadığı da netleştirilebilir. Bağışıklık ve pıhtılaşma sistemine ait olarak doğuştan veya sonradan gelişebilen sorunların olup olmadığını öğrenmek amacı ile ileri kan tetkikleri ile yapılarak araştırılmalı ve gerektiğinde de uygun ilaçlarla desteklenerek tedavi için tekrar yola çıkılabilir.
Ayrıca daha iyi embriyo geliştirip daha iyi bir embriyo transferi yapmak için, spermler içinde mikroçip gibi yöntemlere başvurularak spermleri büyüterek inceleyip döllenmesi sağlanabilmektedir. Son yıllarda, bu amaçla geliştirilmiş olan özel mikroskop büyütme sistemleri kullanılmaktadır. IMSI adı verilen bu yöntemde büyük büyütmeli objektifler ve özel optik sistemler aracılığı ile spermleri 200 kat yerine 6000 kez büyüterek incelenmektedir.
Anomaliler taranarak bu bölgedeki anomaliler, döllenmede başarısızlık, embriyo gelişiminin yavaşlaması, duraksaması gibi durumlara yol açarken, IMSI sistemi bu bozuklukları taşımayan spermlerin seçimini sağlıyor, bu durum gebelik şansını arttırıyor.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Faktörler
- Birinci ana neden yaş faktörü. En önemli neden yaştır. Artan yaş ile var olan yumurtalık sayısı düşmekte ve buna bağlı olarak kullanılan ilaç dozu yükselmesine rağmen yumurtalıkların ilaçlara olan cevabı azalmaktadır. Bunun akabinde toplanan yumurta sayısı düşmekle birlikte embriyo sayısı da azalmaktadır. Toplanan yumurtaların yanı sıra embriyo naklinde rahme tutunma olasılığı endometirum kalınlığından dolayı düşmektedir. Gebelik pozitif olsa da tüp bebek tedavisinden sonra sağlanan gebelikte düşük riski ileri yaş grubunda daha yüksektir.
- Tedavinin başında adetin 2. veya 3. Günü alınan hormon değerlerimizde FSH, E2 düzeyi tüp bebek tedavisinde başarıyı etkileyen başlıca faktörlendendir. FSH değerinin yüksek ya da düşük olması mı diye soracak olur isek; Yüksek düzeyleri olumsuz tüp bebek tedavileriyle doğrudan ilişkilidir.
Ancak tek bir FSH ya da E2 düzeyi ile değerlendirmek kesinlikle doğru değildir. Her ay her adet başlangıcında değerlerin değişiklik göstermesi mümkün. Bu nedenle mutlaka her ay yeniden anne adayının hormonlarını değerlendirmek doğru olan yöntemdir.
- AMH testi (Antimüllerian hormon)- Fallop tüplerinde, hidrosalpenks varlığı olumsuz tüp bebek tedavileriyle doğrudan ilişkilidir.Hidrosalpenks gözlenen fallop tüplerinde, tüplerin alınması izlenecek en doğru tedavi biçimidir. Laporoskopik olarak yapılan tüplerin alınması tüp bebek başarısını arttırmaktadır. Günübirlik olarak işlem uygulamak mümkün. Aksi takdirde tüplerin içerisindeki sıvı embriyonun endometriuma tutunmasına engel olmaktadır.
- Myomlar da boyutlarına ve yerleşim yerlerine göre tüp bebek tedavisini etkilemektedir. Myom submuzokal rahim boşluğunda ise ya da rahim duvarına gömülü ise. Bu nedenle gebelik oranlarını düşer. Tüp bebek tedavisine başlanmasında engel değildir. Ancak sonucu etkilemesi mümkün.
- Endometrioma- Sigara ve alkol kullanımı tüp bebek tedavisinde yumurta kalitesini, sperm kalitesini ve hareketliliğini düşürür.- Geçirilmiş gebelik ve doğum tüp bebek tedavisinde şansı arttıran faktörlerden birisidir.- Kilo- Trombofili antikardiopilin yada lupus antikoagülan antikorlarının tüp bebek başarısında faktör olarak görülmekle birlikte, bu gibi sorunları hekimin bilmesinde fayda vardır.
- Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının bir sonrakine herhangi bir negatifliği olmamakla birlikte negatif sonuçları genetik faktörlerini açıklamakta her zaman fayda vardır.
Tüp Bebekte İlaç Protokolleri Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebek Tedavisinde Beslenme
Tüp bebek tedavisi ile birlikte öncesinde herkesin merak ettiği bir soru; tedavi sırasında ve sonrasında tüketilen besinlerle ilgilidir. İnfertilite üzerinde beslenmenin önemi oldukça fazladır. Tüp bebek tedavisinde beslenme de zamanla oldukça fazla önem kazanmaya başlamıştır. Tedaviye başvuran çiftimiz, şansı arttırmak için beslenme düzenini; tedaviden öncesi, tedavi sırası ve tedaviden sonrası olmak üzere üç farklı şekilde değerlendirme yapılabilir. Tüp bebek tedavisinde hayat standartlarınıza, yemenize, beslenmenize dikkat etmenizi tavsiye etmekteyiz. Bu nedenle olabildiğince kimyasallardan uzak bir hayata geçmenizi önermekteyim.
Tüp bebek tedavisinde beslenme konusunda gerekli hassasiyeti göstermelisiniz. Kaliteli yumurta için beslenme konusunda tüp bebek tedavisinde diyet uygulanabilir. Sağlıklı beslenme, yumurta ve sperm kalitesini arttırmak için daha iyi kalitede embriyoların elde edilmesini sağlamaktadır. Ayrıca bazı besinler rahim duvarını da etkileyerek, embriyonun tutunmasını kolaylaştırmaktadır.
Tüketilmesi Gereken Karbonhidratların Türleri Nelerdir?
Kaliteli karbonhidratlar tercihimizdir. Bunlara örnek olarak;
Pirinç yerine bulgurun tüketimi önerilmektedir.
Ekmek olarak tam tahıllı ekmek tercih edilmesi önerilmektedir.
Tam buğday unundan yapılmış makarnalar tercih edilmesi önerilmektedir.
Meyvelerin tüketiminde kabuğu soyulmadan tüketilmesi önerilmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde Tüketilmesi Gereken Yağların Sağlıklısı Nedir?
Tüp bebek tedavisinden önce, sırasında ya da sonrasında tüketilmesi gereken yağlar konusunda; yemeklerde zeytinyağı kullanımı önerilmektedir. Margarin ya da hayvansal yağlar veya tereyağının tüketimi en aza indirilmelidir. Yağlar oldukça önemlidir. Neredeyse yediğimiz her besinde her yemekte olan yağlardan zeytinyağı daha sık tercih edilmesi gereken gruptadır. Bu nedenle sağlığı olumlu yönde etkileyen yağlar tercih edilmelidir.
Tüp Bebek Tedavisinde Omega 3’ün Önemi Nedir?
Tüp bebek tedavisi ile birlikte beslenme düzenini oldukça önem gösterilmesi sağlanmalıdır. Kadınların dikkat etmesi gereken besin gruplarından bir diğeri de omega 3lerdir. Omega 3’ün rahme iyi gelen besinler arasındadır. Embriyonun tutunmasını kolaylaştıran ve şansı arttıran desteklerden birisidir. Buna dair de çalışmalar mevcuttur. Omega 3 için balıklar en değerli besinlerden birisidir. Balık tüketiminde ise civa olarak tehlikeli olmayan balıkların tüketimi konusunda diyetisyenlerimiz önerilerde bulunmaktadır. Balık dışındaki omega3 ler arasında ise cevizler, chia tohumları, semizotu, soya fasulyesi olarak da bu besinler de omega 3 içeren besinler arasında yer almaktadır.
Tüp Bebek Tedavisi ile Birlikte Protein Alımı Nasıl Olmalıdır?
Üreme sisteminde hücrelerin gelişimi ile birlikte olgunlaşması ile birlikte protein oldukça büyük rol oynar. Protein alımının yetersiz olması, yumurta ve sperm kalitesinde de düşüklüğe neden olması olası. Yumurtalıkların kalitesinde oldukça büyük rol oynayan proteinler günlük alım dozu altmış gram olarak tercih edilmelidir. Bununla ilgili bilimsel çalışmalar da mevcuttur.
Tüp Bebek Tedavisinde Vitamin Mineral İçeren Besinler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde vitamin ve minerallerden zengin beslenmek oldukça önemlidir. Bu nedenle vitamin ve mineraller açısından zengin bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Bu nedenle vitamin ve mineraller açısından yumurta kalitesini yükselttiği bilinmektedir. Yumurta kalitesini arttıran vitaminler arasında özellikle; A vitamini, E vitamini, folik asit ve D vitaminidir.
A vitamini açısından besin önerileri arasında; yeşil biber, havuç, domates, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, kabak, yumurta ve kırmızı ette zengin olarak bulunmaktadır.
Folik asit açısından besin önerileri arasında; balık, brokoli, ıspanak, yumurta, kuşkonmaz, baklagiller, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, nohut, fasulye, barbunya, bezelye, greyfurt, kabak çekirdeği, ceviz, bademde de folik asit açısından zengindir. Bu nedenle tüketimini önermek mümkün.
E vitamini açısından besin önerileri arasında ise; fındık, avokado, zeytin, zeytinyağı, badem ve koyu yeşil yapraklı sebzeler yer almaktadır. E vitamini antioksidandır. Yumurta kalitesini arttırır. Günlük beslenme alışkanlıkları ile E vitamini de eklenince yumurta rezervi ile embriyo kalitesinde artış olduğu izlenmektedir. Bu nedenle günlük beslenmenize E vitamini de eklemenizi öneririm.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferinden Önce Beslenme ile İlgili Nelere Dikkat Edilmelidir?
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi öncesinde merak edilenlerden belki de en çok sorulanlardan birisi tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden önce nasıl beslenmeliyim? Bu dönemde ananas içindeki bromelain madde kanının daha akışkan olmasını sağlamakla birlikte anti-inflamatuar olarak da etki oluşturması nedeni ile gebelik oranlarının arttığı söylenmektedir. Bu nedenle tüp bebek tedavisinde kabızlığa neden olan besinlerden uzak kalınmalıdır. Daha az tüketilmelidir. Karbonhidratlı hamur işlerinden, makarna, pilav, patates, muz gibi besinlerden kabızlık yapan yiyeceklerden uzak kalmalı, tüketimini azaltmalısınız. Tüp bebek tedavisi sonrasında beslenme açısından kafein, yüksek besinlerden de uzak kalınmalıdır. Bu nedenle günde bir fincan Türk kahvesinden alabilirsiniz kafein ihtiyacınızı.
Tüp Bebek Tedavisinde Neleri Tüketmemeliyim?
Neleri tüketmemeliyim konunda tüp bebek tedavisinde neler yemeliyimin yanı sıra bir de neler yememeliyimin cevabı oldukça önemli elbette. Tüp bebek tedavisinde yenmemesi gereken besinlerin arasında yer alan maddeleri sıralayacak olur isek;
Çiğ ve az pişmiş etlerden uzak kalmalısınız.
Kızartmadan olabildiğince uzak kalmalısınız.
Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş gıdalardan uzak kalmalısınız.
Yoğun kahve tüketiminden uzak kalmalısınız.
Çiğ sebzelerden uzak kalmalısınız.
Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinden uzak kalmalısınız.
Sizlere bu yazımızda tüp bebek tedavisinde beslenme sürecini açıkladık. Diğer sorularınız için ankara tüp bebek merkezi ile iletişime geçebilirsiniz. Ankara tüp bebek tedavisi hakkında tüm merak ettiğiniz sorular için bizi arayabilirsiniz.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Kalitesi
Tüp bebek tedavisinde embriyo kalitesi Yumurta toplamadan sonra fresh transferlerin önemli bir kısmını yani yaklaşık %75 civarında bir oranla 5 gün sonra yani 5.gün embriyo transferi olarak yapsak da, embriyo dondurma ve embriyo çözme işlemlerini ise yine neredeyse blastokist embriyo evresinde yapmaktayız. Tüp bebek tedavisinde Blastokist embriyo transferi her zaman tercihimizdir.
Embriyo kalitesi, Ancak hastanın embriyolarının beşinci güne kadar gitme ihtimali yok ise az yumurta toplanmış veya döllenmiş embriyo sayısı az ise embriyo kalitesinin düşük olması sebebi ile hastaya gerektiğinde bir embriyo transferi yapılabilir ve bir embriyo transferini de üçüncü gün yapabilmekteyiz.
Tüp bebek tedavisinde Embriyo değerlendirmesi ve evrelendirme ; tüp bebek tedavisinde yumurta toplama ve sperm alımından beş gün sonra oluşan blastokist embiyo oluşumu izlenmeye ve gözlemlenmeye başlar. Dördüncü gün de ise morula aşamasında bulunan embriyolar, beşinci gün embriyo itibari ile farklılaşma gösterir ve embriyoların içerisi sıvı dolu bir boşluk ile açılmaya başlar. Bu boşluk blastosel olarak nitelendirilir.
Blastokist embriyo aşamasında olan embriyolar yaklaşık olarak 300 hücreden oluşmaktadır, bu sebepten dolayı hücrelerin sayısından bahsetmek çok mümkün değildir. Yumurtalar toplandıktan sonra beş veya altıncı günde blastokist embriyoların evrelendirilmesi için sınıflandırılma yapılır. Bunun için de üç tane madde şekilsek olarak değerlendirilir. Blastokist embriyo içinde sıvı dolu olan boşlu genişlemesi ve blastokistin en dışında bulunan çeperin embriyo tarafından yarılarak embriyonun kısmen çeper dışaısına çıkması, buna göre 1,2,3,4,5,,6 şeklinde skorlama yapmaktadır. En iyi 5 ila 6 iken en düşük 3 ila 6 olarak iyi değerlendirilir.
İç hücrenin kütlelerinin sınıflandırılması ise, embriyoları yapacak iç hücrelerin yoğunlukları ve sıkı sıkı birbirleri ile ilişkide olmasına göre a,b,c olarak da skorlama yapılmaktadır. E iyi a en düşük ise c dir. Döllenme sonrasında ikinci ve üçüncü gün embriyoların değerlendirilmesi Tüp bebek tedavilerinde ikinci gün embriyosu değerlendirmesi mikroenjeksiyon işleminden 44+1 saat sonra iken 3.gün embriyosunun değerlendirilmesi ile mikroenjeksiyondan 68+1 saat sonr yapılmaktadır. Tüp bebek tedavisinde embriyoların değerlendirmesi yapılırken, blastomer sayısı 2.günde embriyoların hücre sayılarının ideal olarak 3. Veya 4. Günde olması beklenmektedir. 3günde ise hücre sayısı yaklaşık 7-8dir. Fragmantasyon oranı ise hücrelerin içerisinde bulunmakta olan çekirdek gözlemlenmeyen, hücre çeperi bulunan yapılardır. Embriyonun hacmine göre kapladığı alan yüzde ile belirlenir. Blastomerler arası çapların uyumluluğu ; eşit olmayan hücrelerin bölünmesi in-vitro kültüf koşullarında gelişmekte olan insan embriyolarında sıkça gözlenen ve izlenen bir durumdur. Bunun sonucunda ise blastomerler arasında çap uyumsuzluğu çıkmaktadır.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferi
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi, embriyo transferini planlamak için döllenmiş yumurta sayısı ve oluşan embriyonun kalitesi değerlendirilir. Yumurta toplama işleminden sonra 3 ve 5. günlerde embriyo transferi yapılabilir. Herkes için başarı şansının yüksek olduğu embriyo transfer günü farklıdır. Hastaya göre bu gün değişir. Bazı kadınlarda 3’üncü gün gebelik şansı yüksekken bazı kadınlarda 5’inci gün transferde başarı şansı yüksektir.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi öncesi kaç embriyo transfer edileceği ve transfer edilecek embriyoların kalitesi hakkında aileye bilgi verilir. Yasal olarak 35 yaşına kadar tek embriyo transferi yapılabilirken 35 yaşından sonra 2 embriyo transfer edilebilir.
Transfer İşlemi Sonrasında
Transfer işleminden sonra 1-2 saat yatak istirahati takiben klinikten ayrılabilirsiniz.
Ankara dışından gelen hastalarımız için bir gecelik dinlenmeyi takiben ertesi gün evlerine dönmesinde bir sakınca yoktur.
Gebelik testinizin sonucunu alana kadar spor, ağır iş, ağır kaldırma gibi aktivitelerde bulunmayınız. Sizi yormayacak aktivitelerde bulunabilirsiniz. Rutin işlerinizi yapabilirsiniz.
Transfer işleminden sonra kabız kalmamak için posalı gıdalar yemenizde yarar vardır. ciddi bir kabızlık probleminde doktorunuz Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç‘ı arayınız.
Sigara kullanmayınız.
Size vermiş olduğumuz ilaç listesi dışında herhangi bir ilaç kullanmayınız. Kullanmanız gerektiği durumlar da da mutlaka danışınız.
Kullandığınız ilaçlara bağlı olarak yumurtalıkların aşırı uyarılması bazı hastalarda görülebilir. Merkezimizden ayrıldıktan sonra ciddi düzeyde nefes almada zorluk, karında şişlik, bulantı ve kusmada tekrar bizi arayabilirsiniz.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Merak Edilen Sorular ve Cevapları
Tüp bebek tedavisinde merak edilen sorular ve cevapları başlıklar halinde açıklıyoruz.
Tüp Bebek Nedir?
Çeşitli infertil sebeplerle ilaç tedavisi başlanarak ultrasonografi ve kan tetkikleri ile takip edilen anne adayının yumurtalarının belirli bir boyuta geldiklerinde HCG verilerek yumurtalarının, yumurta toplama işlemi ile dış ortama, laboratuvar ortamına alınıp aynı gün baba adayından da sperm alınıp laboratuvar ortamında döllenmesinin sağlanmasına verilen tedavi yöntemidir. Kısacası, yumurta ve spermin dış ortamda döllenip gelişmesini sağlıyor ve takip ediyoruz. Uygun günde ise dış ortamda döllenen embriyo anne adayının rahmine transfer etmek mümkün. Bu işlem bütünü tüp bebek olarak adlandırıyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Tüp bebek tedavisi adetin ikinci ya da üçüncü günü var olan yumurtaların büyümesi sağlayarak ara kontroller ile anne adayından kan alınıp vajinal ultrasonografi yardımıyla yumurtaların çapları kontrol altına alınıp, 16-18 mm’ye ulaştığında çatlatma iğnesi ile yumurtaların çatlanması sağlanıp yaklaşık olarak 35-36. Saatte sedasyon anestezi altında toplanması, aynı gün baba adayından da alınan sperm örneği ile yumurtanın döllenmesi sağlanıp embriyoların gelişimi laboratuvar ortamında takip edilerek 3 veya 5 gün sonra anne adayının rahmine transferi sağlanır.
Tüp Bebek Tedavisi Aşamaları Nelerdir?
Hekim ile görüşme,
İstenilen test sonuçları, tedavi planı,
Adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanan ilaç tedavisi,
İstenilen boyuta gelen yumurtaların çatlaması,
Yumurta toplama,
Embriyo transferi,
Gebelik testi J (Mutlu Son!).
Tüp bebek tedavisinde merak edilen sorular ve cevapları için diğer sorular ile devam ediyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Kimler İçin Uygundur?
Yaş riskiniz var ise, 35-40 yaş arası bebek sahibi olmak isteyen çiftler 6 ay geçmesine rağmen gebelik elde edemiyorlarsa mutlaka bir tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Tüpleri tıkalı veya enfeksiyon ya da dış gebelik geçirmiş olup tüpleri alınmış olan hastalar tüp bebek uzmanına başvurmak önemli.
Endometriozisi olan anne olmak isteyen hasta grubu tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Yumurtalarının çatlamasını seçmekte problem yaşayan hastalar, polikistik hasta grubu bebek sahibi olmak istediklerinde tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Evlilikleri itibari ile korunmasız 6 ay- 1 sene geçmesine rağmen gebelik elde edemeyen çiftler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Erkekte yapılan spermiyogram sonucunda sperm sayısı, ileri hareketli sperm sayısı azlığı ve şekil bozukluğu olan hastalar tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Vajinismus nedeni ile cinsel aktivitede bulunmakta zorlanan tedavi görmesine rağmen tam bir cinsel birliktelik yaşayamadığını düşünen ancak bebek isteği olan çiftler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Erkekte azospermi bulunması durumunda çift tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Geçirmiş olduğu hastalıklar nedeni ile sperm üretiminde sıkıntı yaşayan erkek hastalar tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
İnmemiş testise sahip olan erkekler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Sperm kanalları tıkalı olan erkekler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Çiftlerden kanser tedavisi görmek zorunda olan kemoterapi veya radyoterapi görecek olan birisi olduğunda bebek isteklerine göre tedavi öncesi sperm veya yumurta dondurma işlemleri için tedavi sonrası bebek sahibi olabilmek adına tüp bebek uzmanına başvurmak mümkün.
Çiftlerden birinde genetik problem rastlanması durumunda tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Tekrarlayan gebelik kayıpları olan hastalarda genetik embriyo araştırması ve genetik embriyo transferi için tüp bebek uzmanına başvurmalıdırlar.
Bağışıklık sistemini ilgilendiren problemleri olan çiftler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır
Follukul takibi veya aşılama ile gebelik elde edemeyen çiftler tüp bebek uzmanına başvurmalıdır.
Menopoz kadınlara tüp bebek uygulanamaz.
Testislerde dahi sperm bulunamayan tesa tese yapılıp sperm çıkmadığı kanıtlanan hastalarda tüp bebek uygulanamaz.
Kadınlarda yumurtalık yetersizliği gibi durumlarda var olan yumurta sayısının uygun olmaması durumunda tüp bebek uygulanamaz.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarılı Sonuçlar İçin Anne Adayları Nelere Dikkat Etmeli?
İnfertiliteyi destekleyecek düzenli beslenmeye özen göstermelidir.
Kullanılan her ilaçtan hekim bilgi sahibi olmalıdır.
Hekimi tarafından verilen tüm ilaçları, hekim tarafından söylenen zaman boyunca kesinlikle ihmal etmeden düzenli olarak kullanmalıdır. En önemli budur. Altın maddedir.
Transfer sonrasında kabız olmamaya özen göstererek, posalı gıdalar tüketmelidir.
Sıvı tüketimine özen göstermek önemli.
Tüp Bebek Tedavisine Başlamadan Önce Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Tüp bebek tedavisine başlamadan önce hastanın en önemli yapması gereken altın madde hekimine tüm geçmişini olduğu gibi, detayları ile anlatmasıdır. Ayrıca folik asit desteğine de başlamak mümkün.
Tüp Bebek İşleminde Başarılı Olma Şansı Nedir?
Tüp bebek tedavilerinde gebelik oranı 30 yaşın altındaki hastalar için şansımız yüzde 60’a çıkarken, 35 yaş civarında yüzde 40’a , 40’lı yaşlarda ise yüzde 15’e düşüyor. Ancak bu oranlar her yaşta ilk tüp bebek tedavisi olan hasta grubu için geçerlidir.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Çiftin her ikisinde de araştırma yapmalıyız. Öncelikle kadına ait faktörleri ele alıyoruz. Rahim içinde oluşan yapışıklıklar, rahimde oluşmuş olan myom, endometriumda oluşan polip gibi embriyonun tutunmasını engelleyecek faktörler birincil olarak ele almak mümkün. Tekrar bir tüp bebek tedavisine başlamadan önce tedavisi sağlamak mümkün.
HSG'de tüpleri değerlendirmek ve rahim anomalilerini saptamak için kullandığımız altın bir tanı yöntemidir. Veya histereskopi de tanı konulmasının arkasından aynı seansda tedavi uygulanabilecek bir yöntem olduğundan dolayı histereskopide tercih etmek mümkün.
Adetin ikinci ya da üçüncü günü tedavi için gelen hastadan mutlaka FSH TSH E2 ve PRL değerleri alınmalıdır. FSH değerinin önemli olduğu kadar TSH değeri de tiroid bezi hastalıkları açısından önemlidir ve tedaviyi etkileyebilmektedir. Kanda bakılan bu değerler ile anne adayında hormonal bir bozukluğun olup olmadığı da netleşmesi mümkün. Bağışıklık ve pıhtılaşma sistemine ait olarak doğuştan veya sonradan gelişebilen sorunların olup olmadığını öğrenmek amacı ile ileri kan tetkikleri ile yaparak araştırmak ve gerektiğinde de uygun ilaçlarla desteklenerek tedavi için tekrar yola çıkmak mümkün.
Ayrıca daha iyi embriyo geliştirip daha iyi bir embriyo transferi yapmak için, spermler içinde mikroçip gibi yöntemlere başvurularak spermleri büyüterek inceleyip döllenmesi sağlanabilmektedir. Son yıllarda, bu amaçla gelişmiş olan özel mikroskop büyütme sistemleri kullanmak mümkün. IMSI adı verilen bu yöntemde büyük büyütmeli objektifler ve özel optik sistemler aracılığı ile spermleri 200 kat yerine 6000 kez büyüterek incelenmektedir. Anomaliler taranarak bu bölgedeki anomaliler, döllenmede başarısızlık, embriyo gelişiminin yavaşlaması, duraksaması gibi durumlara yol açarken, IMSI sistemi bu bozuklukları taşımayan spermlerin seçimini sağlıyor, bu durum gebelik şansını arttırıyor.
Tekrarlayan Başarısız Tüp Bebek Denemelerinin Nedenleri Nedir? Başarıyı Arttırmak İçin Neler Yapılabilir?
Bebek sahibi olmak isteyen, ancak bir yıl içerisinde korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerde yollarında karşılaştıkları tüp bebek tedavilerinde ilk tedavi her zaman pozitif sonuç vermesi mümkün. Peki ikinci denemede de negatif olması durumunda tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hasta olarak nitelendiriyor muyuz? Hayır. Üç deneme ve daha fazlasında negatif sonuç elde etmiş hastalarda tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı demek mümkündür.
Başarısızlık Nedenleri Neler Olabilir?
- Rahim
iç duvarı
- Rahim
içerisinde myom ve polip
- Enfeksiyon
kaynaklı yapışıklıklar
- Pıhtılaşma
bozuklukları
- Çikolata
kistleri
- Fallop
tüplerinin yapışmış olması
- Daha
önce geçirilen cerrahi operasyonlarda tüplerin zarar görmesi
- Baba
adayının spermlerinin kalitesi
Tüp Bebekte Başarısızlıklarda İki Farklı Maddeye Ayrılmaktadır
- Her
denemede embriyo kalitesinin kötü olması
- İyi kaliteli embriyo transferi yapılmasına rağmen gebelik elde edilememesi
Başarısız Tüp Bebek Tedavisi Sonrası Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Başarısızlık nedenleri araştırılarak başarısızlık sebebini çözmek için çabalamak tekrar bir tedaviye başlamadan önce en mantıklı yol olacaktır.
Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenebilir?
Tedavi uygulanan çiftler arasında desteklenen ve yapılan bir ön görü çalışmasında, eşlerde gebeliğin gerçekleşmesi için %95 kadarında tedavinin en az üç kez tekrarlanmasının uygun olduğu tespit edilmiştir. Bunun haricinde kalan grupta tedavinin sayısı hakkında herhangi bir sayı belirlenmemiştir. Bunu göz önüne alarak uzmanların önerisine göre, tüp bebek tedavilerinde yapılacak denemelerde eşlerin hekimle görüşme yaparak karar almak yararlı olacaktır. Çiftin nedeni araştırılarak hekim ile tartışıp karar vermesini destekliyoruz.
Tüp Bebek Kaç Yaşına Kadar Uygulanabilir? İleri Yaştaki Hastalar Ne Kadar Beklemeli?
Yumurtası hala var olan her kadın tüp bebek tedavisine başlama hakkına sahiptir. 40 yaşından sonra ihtimaller azalmaya başlasa da 45 yaşından sonra ise yumurta olsa bile gebelik oranları %1 - %5 civarındadır. Yaş ilerledikçe gebelik şansı azalmaktadır. Menopoz dönemine girene kadar ve yumurtası var olana kadar, hormon testleri ve ultrasonografi görüntüsü el verdiği sürece tüp bebek tedavisinde yolculuğa çıkmak mümkün.
Mikroenjeksiyon Nedir? Nasıl Uygulanır?
Tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon, normal bir tüp bebek tedavisinden farklı olarak her yumurtanın içerisine bir tane spermin enjekte edilmesidir. Enjekte edildikten sonra embriyoların gelişimi için beklenmektedir. Gelişmesi takip edilen embriyolar gelişmesini tamamladıktan sonra transfere uygun olan embriyo seçilmektedir. Mikroenjeksiyon yöntemi genel olarak sperm sayısında düşüklük ile ya da elde edilen meni de hiç sperm bulunamamasına karşın. Yine de testislerden sperm elde edilerek tüp bebek tedavisinde kullanılması mümkün. Ve mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştiriyoruz. Mikroenjeksiyon yönteminde döllenmenin gerçekleşmesi ihtimali daha yüksektir. Bunun yanı sıra sperm de sayı ve kalitesi çok az olan baba adaylarında normal tüp bebek tedavisi yöntemi kullanılarak döllenme gerçekleştirilmesi çok zor bir ihtimaldir. Azospermi olan hastalar da ise neredeyse imkansızdır çünkü menide sperme ne yazık ki rastlanılamamaktadır.
Mikroenjeksiyonun Tüp Bebek Yönteminden Farkı Nedir?
Normal bir tüp bebek tedavisinden farklı olarak her yumurtanın içerisine bir tane spermin enjekte edilmesidir
Tüp bebek veya Mikroenjeksiyon Yöntemi Kimlere Uygulanır? Nasıl uygulanır?
- Sperm
sayısında azlık olan,
- Azospermi
olup ancak TESE ile sperme rastlanılabilen,
- İnfertilite
nedenlerinden birisi olan sperm antikorları düşük kişilerde,
- Sperm
şekil bozukluğu olan,
- Tekrarlayan klasik tüp bebek başarısızlıkları olan çiftler,
- Döllenme sorunu yaşayan infertil çiftlerde,
- Sebebi açıklanamayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında,
- PGD uygulanacak olan hastalarda da mikroenjeksiyon tercih etmek mümkün.
Yumurta Nasıl Toplanır? Ağrılı Bir İşlem midir?
Verilen ilaç uyarıları ile belli bir büyüklüğe gelen foliküller ultrasonografide izlenerek HCG ile çatlatma sağlıyoruz. HCG saatinden 35-36 saat sonra yumurtaları topluyoruz. Yumurta toplama işlemi, vaginal ultrasonografi ile yapmak mümkün. Hasta jinekolojik muayene masasına alınarak, spekulum yardımı ile vajen temizliği yapmak olası. Steril örtülerle örtülerek ince bir iğne yardımı ile ultrason eşliğinde her yumurtaya ultrasonda görülen her foliküle tek tek girilip aspire etmek mümkün. Tüplere aspire edilen yumurtalar hemen embriyoloji laboratuvarına gönderilerek yumurta çıkıp çıkmadığı söylüyoruz. Bazen ilk aspirasyonda yumurta çıkmaması olası. Folikülden, bunun arkasından folikül özel bir sıvı verilerek birkaç defa yıkamak mümkün. Çevresine yapışmış yumurtaları almak amaçlıyoruz. Toplama işlemi 15-20 dakika kadar sürer, işlem bitince hasta sedasyondan uyanır. Böylelikle işlem boyunca herhangi bir acı duymaz ve bir şey hatırlamaz.
Yumurta Toplama İşlemi Sonrasında Kişi Kendini Nasıl Hisseder?
Yumurta toplama işleminden sonra hafif bir regl ağrısı tarzında kasık ağrısı muhtemeldir ve beklenen bir ağrıdır. İşlem sonrası hastaya 1 saat istirahat veriyoruz. Daha sonra merkezden taburculuğu gerçekleştiriyoruz.
Bu Tedaviler Sonucu Yumurtalık Rezervi Tükeniyor mu?
Hayır, örneğin ocak ayında toplanan yumurtalar ocak ayına ait yumurtalardır. Şubat ayında yeniden yumurta oluşacak ve gelişecektir. Yumurtaları toplamak hastanın yumurta rezervini tüketen bir yöntem değildir.
Her Yumurta Döllenir mi?
Hayır, adetin ikinci günün de başladığımız ilaç tedavisine yumurtaların cevap vermesi nasıl bir değil ise her yumurta aynı ölçü de yanıt vermiyor ise yumurtalar toplandıktan sonra da döllenmeleri ve bölünmelerinin garantisi yoktur. Bazıları çok güzel ilerlemesi mümkün. Bazıları hiç döllenmemesi mümkün. Döllenen kısımın ise bi yerde gelişimleri durması mümkün.
Yumurtalar Döllendikten Sonra Embriyolar Rahim İçine Nasıl Yerleştirilir?
Embriyo transferini planlamak için döllenmiş yumurta sayısı ve oluşan embriyonun kalitesini değerlendiriyoruz. Yumurta toplama işleminden sonra 2, 3, 4, 5 ve 6’ıncı günlerde embriyo transferi yapmak mümkün. Herkes için başarı şansının yüksek olduğu embriyo transfer günü farklıdır. Hastaya göre bu gün değişir. Bazı kadınlarda 2’inci gün ya da 3’üncü gün gebelik şansı yüksekken bazı kadınlarda 5’inci gün transferde başarı şansı yüksektir.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi öncesi kaç embriyo transfer edeceğimizi ve transfer edilecek embriyoların kalitesi hakkında aileye bilgi veriyoruz. Yasal olarak 35 yaşına kadar tek embriyo transferi yapmak mümkünken 35 yaşından sonra 2 embriyo transfer ediyoruz. Transfer ise hastanın idrara sıkışık bir şekilde merkeze gelmesi istenerek abdominal ultrasonografi eşliğinde görerek ince bir katater ile rahme embriyonun enjekte edilmesidir.
Transfer Sonrası Arta Kalan Embriyo Olur mu? Olursa Bunlara Ne Yapılır?
Kalan embriyolar olması mümkün elbette. Kalitesi değerlendirilerek hasta onayına göre embriyo dondurma işlemi yapmak mümkün. Daha sonraki zaman diliminde yumurta toplama işlemi yapılmadan yalnızca embriyo transferi gerçekleştirilmesi muhtemel olacaktır.
Embriyo Seçimi Nasıl Yapılır? Çoğul Gebelik Nasıl Önlenebiliyor?
Yasal olarak 35 yaşına kadar tek embriyo transferi yapmak mümkünken. 35 yaşından sonra 2 embriyo transfer ediyoruz. Hastanın onayına göre embriyo transferi gerçekleştiriyoruz mutlaka.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transferi Sonrası İstirahat Etmeli mi?
Tüp bebek tedavisinde ilk 24 saatlik istirahatin arkasından günlük rutinin dışında ağır bir şey kaldırmaktan sakınarak ya da spor vs uzak durarak istirahati istiyoruz. Ancak hiç bir hastaya hiç bir şekilde yataktan kalkmaması konusunda öneri de bulunulmamaktadır. Rutin hayatınıza dikkat ederek ve sakınarak devam edebilirsiniz. Transfer sonrası süreçte en önemlisi ilaçlarınızı düzenli olarak kullanmaktır.
Tüp Bebekte Transferden Sonra Kişi Normal Aktivitelerine Ne Zaman Döner?
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden sonra kişi normal hayatına 24 saat sonra dönmesi mümkün. Ancak kendini sakınması ve kendine özen göstermesi hastadan muhakkak istenmelidir. Ağır işlerden kaçınmak, ağırlık içeren sporlardan uzak durmak gibi...
Tüp Bebek Tedavisi Sırasında ve Sonrasında Kişinin Cinsel Yaşamını Etkiler mi?
Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki ile ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Yalnızca yumurta çatlatma iğnesi yapıldıktan sonra aradaki geçen 36 saatlik sürede ilişki önermiyoruz. Spermde de 3 gün perhiz istenmektedir.
Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan Hormon İlaçları Kanser Riskini Artırır mı? Bu İlaçların Yan Etkileri Var mı?
Hayır, bu konu da pek çok araştırılma sürdürülmüş olup tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların kanser riskini arttırdığına dair herhangi bir veriye rastlanmamıştır.Tüp bebek tedavisinde merak edilen sorular ve cevapları için diğer sorular ile devam ediyoruz.
Tüp Bebek Tedavisi Sonucu Dış Gebelik Olur mu?
Tüp bebek tedavisinde sperm ile yumurtanın laboratuvar ortamında döllenerek elde edilen embriyonun anne rahmine yerleştirilmesi ile gerçekleştirilmektedir. Çoğunlukla başarılı sonuçlar alınabilmekte ve sağlıklı bir gebelik gerçekleşebilmektedir. Ancak bazı işlerin yolunda gitmediği vakalarda tüp bebek tedavisinde birtakım risklerin, dış gebelik sorununun ortaya çıkması da olasıdır.
Dondurulmuş Embriyodan Elde Edilen Gebelik Sonuçları Nasıldır?
Embriyoların çözülmesi sonrasında %90 oranında canlılık sağlamak mümkün. Yalnızca alınan ilaçlardan dolayı vücudun fizyolojisinin değişmesi nedeniyle dondurulmuş embriyoların transferinde vücudun daha fizyolojik bir yapıda olduğu savunulsa da her ne kadar dondurulmuş embriyo. Taze embriyo da sağlık açısından herhangi bir fark gözlenmemektedir.
Dondurulmuş Embriyo ile Normal Tüp Bebek Yöntemiyle Doğmuş Bebekler Arasında Sakatlık Riski Farkı Var mı?
Hayır, zaten %90 oranında canlılık sağlayan embriyonun kalitesi aynıdır. Bu nedenle embriyonun anomalili bebek olarak dünyaya gelmesine embriyonun donmuş embriyo ya da taze embriyo olması ile ilgisi yoktur. Tüp bebek tedavisinde merak edilen sorular ve cevapları için diğer sorular ile devam ediyoruz.
Çiftlerin Her İkisinde de Tıbbi Bir Sorun Olmadığı Halde Gebelik Elde Edilemiyorsa Nasıl Bir Yol İzlenir?
Böyle bir durumda çiftlerin yaşı müsait ise kendi haline bir iki yıl bırakmak mümkün. Şayet aşırı bebek özlemi ve ileri yaş durumu varsa rahim içerisi kamera ile incelemek mümkün. Ancak iki yıl beklemelerine rağmen gebelik elde edemiyor ise sebepsiz infertilite grubuna alınarak ovulasyon indüksiyonunun arkasından çifte aşılama ve daha sonra ise tüp bebek tedavisi denemeleri önerilmektedir. Ancak bunlara karar verirken sperm anne ve baba adayının yaşı anne adayının yumurtalık rezervi göz önüne alınmalıdır.
Tüp Bebek Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Tüp bebek tedavisinin ilaç kullanım süresi yaklaşık 10-12 gün olmakla birlikte bir gün sonrasında toplama işlemi gerçekleştirilerek toplamadan 3-5 gün sonra embriyo transfer işlemi gerçekleşir. Transferden sonra ise 10. gün gebeliğiniz öğrenebilirsiniz.
Tüp Bebek Gebeliklerinde Düşük Riski Daha mı Yüksektir?
Tüp bebek tedavisi ile gebe kalmış bir çift artık herkes kadar düşük riskine sahiptir. Ancak normal yolla sahip olunan gebeliklerde de geçerli olmak üzere çoğul ise eğer gebelik tekil gebeliklere göre düşük riski daha yüksektir.
Kullanılan Sperm ve Yumurtalar Eşlerin Kendisine mi Aittir?
Elbette, Türkiye de yapılan tüp bebek tedavilerinde muhakkak ve asla aksi mümkün dahi olmayarak kullanılan sperm baba adayına, yumurta ise anne adayına aittir. Aksi zaten ülkemizde kesinlikle yasal değildir.
Tüp Bebek Tedavisinde Cinsiyet Belirleyebilir miyiz?
Tüp bebek tedavisinde ülkemizde cinsiyet belirlemek yasal değildir. Bu nedenle tüp bebek tedavilerimizde mümkün değildir.
Gebelik Oluşmadan Önce Genetik Problemler Konusunda Alınabilecek Önlemler Var mı?
Tekrarlayan düşükler ile başvuran hastamız da genetik testler yapıyoruz. Gerek duyduğumuz takdirde tüp bebek tedavisine ekstra olarak genetiğine bakılmış embriyo transferi öneriyoruz. Böylelikle hastanın bir sonraki elde ettiği gebeliğinde kromozomu ve genetiği normal embriyo enjekte edildiğinden dolayı düşük ile karşılaşma olasılığı otomatik olarak düşecektir.
Embriyolarda Genetik İnceleme Kimlere Önerilmektedir?
Otozomal dominant,
Otozomal resesif,
İleri yaş grubu,
Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları,
Tekrarlayan düşüklerde genetiğine bakılmış embriyo transferi hastaya önermek mümkün.
Tüp Bebek İşlemi Sırasında Oluşacak Riskler Nelerdir?
Çoğul gebelik ve buna bağlı olarak erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma,
OHSS (ovarian hiperstimülasyon sendromu),
Düşük; normal yolla gebe kanlardan oran olarak farklı değil ancak ileri yaşlı tedavi hastalarında yaşa bağlı düşüklerde artış olması mümkün.
Tüp Bebek Tedavisi Süresince Hastanede Yatmak Gerekli midir?
Hayır yumurta toplama işleminden sonra bir saat transfer işleminden sonra ise maksimum iki saat hasta istirahati sonrasında hastaneden çıkış yapmaları mümkün.
Tüp Bebek Uygulamaları ile Elde Edilen Gebeliklerden Doğan Bebeklerde Normal Doğan Bebekler Arasında Fark Var mı?
Tüp bebek tedavisi ile gebelik elde edildikten sonra normal yolla bebek sahibi olan çiftin tüp bebek çiftinden herhangi bir farkı kalmamaktadır.
Doğru Tüp Bebek Merkezinin Seçimi İçin Neler Önemli?
Tüp bebek tedavisinde uzman hekim seçimine özen göstermelidir. Ayrıca kendini huzurlu ve iyi hissedeceği bir ekip ile devam etmelidir. Bu nedenle ön görüşme yapmalı. Fikir alış verişinde bulunmalıdırlar.
Tüp Bebek Merkezi Seçimi Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinde bir yola çıkarken araştırmalarımızda şu soruları yanıtlarını arayabiliriz.
Dünya standartlarında kabullenilmiș tedavi biçimlerini
uygulayabiliyor mu?
En son bilimsel ve teknolojik gelișmeler doğrultusunda
üretilmiș ekipmanlara sahip mi?
Tüp bebek tedavisi için gerekli tüm tedavileri seçenek
olarak sunabiliyor mu?
Gebelik bașarı oranları dünya standartlarında mı?
Hasta memnuniyeti için gerekli ekip çalıșmasına ve sinerjisine sahip mi?
Bu yazımızda sizlere tüp bebek tedavisinde merak edilen sorular ve cevapları aktardık. Merak ettiğiniz diğer sorular için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE PRP (YUMURTALIK GENÇLEŞTİRME ) İŞLEMİ
Prp yani trombositten zenginleşen plazma bireyin kendi kanından elde edilir.Prp işlemi günümüzde bir çok alanda kullanıldığı gibi tüp bebek tedavisinde anne adayında yumurta gençleştirme amacıyla kullanılan bir yöntemdir.Prp işlemi enjekte edildiği doku üzerinde yenilenme ve iyileşme sağlamaktadır.Bu nedenle tıp alanında bir çok alanda etkili bir işlemdir.
Photo by Amornthep Srina on Pexels.com
PRP (YUMURTA GENÇLEŞTİRME ) İŞLEMİ NASIL YAPILIR ?
Prp (yumurta gençleştirme)işleminin yapılacağı bireyden içinde pıhtılaşma önleyici madde bulunan kan tüplerine uygun miktarda kan alınır.
Alınan kan santrifüj cihazında uygun miktarda santrifüj edilir.Santrifüj cihazı kanın bileşenlerini ayırmak amacıyla kullanılan bir cihazdır.
Kan,santrifüj edildikten sonra beyaz kan hücreleri ve trombositler ,kırmızı kan hücrelerinden ve serumdan ayrışmış ve hazır hale gelmiş olacaktır.
Kan bileşenlerine ayrışır.Daha sonra tüpte kalan üst ve orta kısımlar boş bir tüpe alınır. Böylece prp işlemi için hazır hale gelir.
Hazır hale gelen prp materyali ultrason eşliğinde yumurtalıklara enjekte edilir.Hasta bir müddet dinlenir ve taburcu olur.
PRP(YUMURTA GENÇLEŞTİRME ) İŞLEMİ KİMLERE YAPILMALIDIR ?
PRP İŞLEMİ YUMURTA GENÇLEŞTİRME DIŞINDA ENDOMETRİUM YANİ RAHİM İÇİ ZARININ İNCE OLDUĞU DURUMLARDA ENDOMETRİUM TABAKASINA PRP İŞLEMİ YAPILABİLMEKTEDİR.
İNFERTİLİTE PROBLEMİ YAŞAYAN BİREYLERE UYGULANABİLMEKTEDİR.
ERKEN YUMURTALIK YETMEZLİĞİ OLAN KADIN BİREYLERE PRP İŞLEMİ YAPILMAKTADIR.
AMH HORMONUNUN DÜŞÜK OLDUĞU YANİ YUMURTA REZERVİNİN AZ OLDUĞU DURUMLARDA PRP İŞLEMİ YAPILABİLMEKTEDİR.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Sperm
Tüp bebek tedavisine başlayan çiftlerimizde kadından nasıl kan testleri ve transvaginal ultrason ile yumurtalık değerlendirmesi yapıyor isek erkekten de sperm sayısı ve hareketliliğini gözlemlemek amacı ile sperm testi diğer bir ismi ile spermiyogram testi alınmaktadır.
Düşük sperm sayısını,
Spermin kanallarda düzgün ilerleyip ilerlemediğini,
Sperm şeklini,
Tespit etmek amacı ile yapılmaktadır.
Spermiyogram testi tüp bebek merkezleri yada tüp bebek ünitesi bulunan hastanelerde erkek için özel hazırlanmış sperm verme odalarında özel bir kap içerisinde verilmektedir. Erkekten mastürbasyon ile meninin o kaba alnması istenir. Alınan örnek androloji laboratuarında kullanılan çeşitli yöntemler ile menide sıvılaşmanın gerçekleşmesinin spermlerin diğer hücre atıklarından ve sıvılarından ayrıştırılması sağlanmaktadır, en kaliteli spermler ise kullanılmak üzere seçilir. Yumurta toplama ile aynı gün içerisinde üç günlük perhiz ile örnek alınabilir. Elde edilen spermler inkübatör adı verilen özel dolaplarda işlem saatine kadar bekletilebilir. Bu nedenle erkeklerden spermi evde değil hastane koşullarında vermesi istenmektedir.Bazı hastalarda ise menide hiç sperm görülemeyebilir bu durum azospermi olarak adlandırılır. Bu hasta gurubuna ise ameliyathane ortamında, TESE, TESA, MESA, PESA gibi cerrahi teknikler uygulanarak sperm elde edilir. Testislerden elde edilmeye çalışan hasta gurubunda %65 hastada canlısperm hücresi bulunur.- Tese : Testislerden küçük bir kesi ile farklı bölgelerinden küçük doku parçaları alınarak sperm aranır.- Mikro Tese : testislerden tese gibi küçük bir doku açılır mikroskop altında dokular büyütülerek sperm üretimi olması muhtemel olan bölgelerden doku örnekleri alınarak sperm bulma işlemidir.- Pesa veya tesa : Sperm kanallarında tıkanıklık tanısı konulmuş hasta gurubunda kanallara veya testise ince bir aspirasyon iğnesi ile girilerek sperm aranır.
Sperm Dondurulması
Ancak aşağıdaki maddeler de tıbbı zorunluluk gerektiren haller dışında üreme hücrelerinin saklanması yasal değildir.
Cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmesinde,
Kemoterapi radyoterapi gibi hücrelere zarar veren hallerde,
Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlardan önce,
Kriptozoospermi durumlarında (çok az sayıda sperm bulunması).
#### Tüp Bebek Tedavisinde Tekrarlayan Başarısızlıkların Nedeni
Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan başarısızlıkların nedeni. Çocuk sahibi olmak isteyen ancak 1 yıl boyunca korunmasız cinsel birlikteliğe rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerin umut bağladığı tüp bebek tedavisi, ilk tedavide her zaman olumlu sonuç vermemesi mümkün.
Her Hastaya Özgü Tüp Bebek Tedavisi Uygulanmalı
Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı, art arda 3 tüp bebek tedavisi sonrasında gebeliğe ulaşılamaması durumudur. Gebeliğin elde edilememesinde karşılaşılan en sık sorun, çiftlerde herhangi bir sorun yokken iyi bir embriyo gelişememesidir. İlaç değişiklikleri ya da destek tedaviler ile yumurta kalitesini artırmaya yönelik yaklaşımlar daha iyi embriyo elde edilmesini sağlamak mümkün.
Tüp Bebekteki Başarısızlıklar
Her denemede embriyo kalitesinin kötü olması,
İyi kaliteli embriyo (döllenmiş yumurta) transfer edilmesine rağmen gebe kalınamaması.
Başarısızlık Nedenleri
Rahim iç duvarındaki bozukluklar,
Miyom ve polipler,
Enfeksiyon kaynaklı yapışıklıklar,
Pıhtılaşma bozuklukları,
Bağışıklık sistemi bozuklukları,
Çikolata kistleri,
Fallop tüplerinin yapışmış olması veya daha önce geçirilen cerrahi operasyonlarda tüplerin zarar görmesi,
Baba adayının spermlerinin kaliteli olmaması ve az sayıda olması,
Genetik Analiz Önemli!
Erkek faktörü değerlendirilirken temel analizin sperm örneğinin incelenmesi, sperm sayısının, hareket kabiliyetinin, spermin dölleme yeteneği. Bu nedenle genetik analizinin önemli olduğudur.
Mikroenjeksiyon tekniğinde her bir yumurta içerisine bir sperm enjekte ediliyor. Bu nedenle seçilen sperm kalitesi direkt olarak tedavi sonucunu etkiliyor.
Kaliteli Sperm Seçiminde Son Teknoloji IMSI
Mikroenjeksiyon işleminde her bir olgun kadın yumurtası bir adet sperm ile dölleniyor. Embriyo kalitesini yumurta ve spermin kalite derecesi etkiliyor. Döllemede kullanılacak spermin seçimi. Bu nedenle hayati önem taşıyor. Eğer sperm dölleme, kapasitesi en iyi olan ve genetik olarak en kaliteli sperm seçilirse işlemde döllenme oranı yüksek, embriyo kalitesi yüksek, gebelik oranı yüksek. Bu nedenle gebelik kaybı oranı düşük oluyor.
35 yaşın üzerindeki anne adaylarında tüp bebek tedavisini ertelememeli çünkü her geçen yaşla birlikte yumurtalıklardaki rezervler doğal yollardan azalmaktadır. Bu nedenle 35 yaş üzeri baba adaylarının da sperm kalitesi düştüğü için ertelememelidirler.
Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan başarısızlıkların nedeni adlı makalemizi tamamladık. Bu nedenle bu aklınıza takılan diğer noktalar için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#### Tüp Bebek Tedavisinde Yumurta Dondurma
Klasik kitabi bilgi 40 yaş altı menepoz görülme sıklığının yaklaşık % 1 civarında olduğudur. Ancak maalesef günümüzde 30 yaş ve civarında bu sıklık % 1 lere kadar ulaştığını görüyoruz. Bu probleme neden olan pek çok sebebden bahsetmek mümkün ileri yaş evlilikler, geçirilmiş kemoterapi hikayeleri buna neden olabilir. Bu gurup hastalara umut ışığı olarak yumurta yada oosit dondurma tekniklerinin günümüzde ileri teknolojik imkanlar sayesinde artması ile erken menapoz tanısı olan, kemoterapi hikayesi olan yada pek çok nedenle ileri yaşta evlilik planlayan kırklı yaşlardaki pek çok kadına umut ışığı olmuştur .
Yumurta dondurma işlemi yumurtalıklardan toplanan olgun veya Metafaz 2 yumurtaların çeşitli kimysal frezeezing metodları sonrasında dondurulup saklanmasıdır.
Ülkemizdede yapılan son yasal düzenlemelerle çeşitli nedenlerle kemoterapi yada radyoterapi alack kadınlara ve düşük over rezervi nedeniyle erken menapoza girecek kadınlara sağlık kurul raporu ile durumlarını belgledikleri durumda dondurma izni yasal olarak verimektedir.
YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ KİMLERE, NE ZAMAN UYGULANIR ? YASAL MIDIR?
Bu işlemde yaş aranmaz her yaştaki kadına yapılabilir.
Kanser tedavisi alarak yumurta hücrelerine zarar verecek ancak kanser tedavisinde zorunlu uygulanacak ilaç kullanımlarında
Ailesinde genetik olarak erken menapoz tanısı olan hiç evlenmemiş,yumurtalıkları zayıf ve tembel kadınlar
Geçirilmiş yumurtalık cerrahisi nedeniyle üreme fonksiyonlarını kaybedecek olan kadınlar
Gebelikleri evlenmemiş olmak nedeniyle ertelenmiş kadınlar
#### Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Tutma Belirtileri
Tüp bebek tedavisinden sonra tutma belirtileri nasıl olur? Tüp bebek tedavisinin sürecinden sonra, en son aşama olan embriyo transferinin arkasından en çok beklenen gebelik testi günüdür. Tutunma işleminin belirtileri herkes tarafından oldukça merak edilmektedir. Tüm hastalar belirti ve bulguları tariflemek ve olumlu ya da olumsuz haberlere yormak isterler.
Yumurtaların büyümesi iğneli ilaç tedavisi ile sağlandıktan sonra, yumurta toplama işlemi yapılmaktadır. Yumurta toplama işlemi hafif bir sedasyon anestezisi altında yapılmakta olup, ağrısız ve acısız bir yöntemdir. Yumurtaların toplandığı gün baba adayından da sperm örneği alınmaktadır. Alınan sperm örneği ve toplanan yumurtaların döllenmesi sağlanır. Mikroenjeksiyon yöntemi uygulanmaktadır. Mikroenjeksiyondan üç ya da beş gün sonra ise embriyo transferi uygulanır. Embriyo transferi sonrasındaki bekleyiş belki de sürecin en zor kısmı olabilir. :)
Embriyo transferi, anne adayının rahmine transfer edilmektedir. Tüp bebek tedavisinde son aşama olan embriyo transferi; anestezi olmadan, jinekolojik masada uygulanır. Anne adayının rahmine embriyo transferi ince plastik bir katater yardımı ile gerçekleştirilmektedir.
Embriyo transferi sonrasında gebelik elde edememe durumunda, embriyo transferinden on iki gün sonra kan testi ile Beta HCG testi yapılmalıdır. Gebelik kontrol edilmektedir. Bu süre içerisinde anne adayının vücudunda kullandığı ilaçlarında etkisi ile hormonal sorunlar olması olası. Ancak değişiklik olmaması da mümkün. Bu durum herhangi bir belirti ifade etmez. Ancak kan testi ile öğrenmemiz mümkündür. Gebelik testinin pozitif olacağı ise gebelik sürecinin başarılı olacağını da gösteren bir durum değildir.
Doğal yollar ile elde edilen gebeliklerde de. Tüp bebek tedavisi ile elde edilen gebeliklerde de 12. haftaya kadar düşük riski olması mümkün. Normal bir durumdur. Herkeste olması olası. İmplantasyon döneminde minik lekelenmeler meydana gelmesi mümkün. Herhangi bir kanama ya da lekelenmede olmaması da mümkün. Kanama ve lekelenme durumlarında yine de mutlaka hekiminize başvurmanızı öneririz.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi sonrasında lekelenmeler, bebeğin düştüğü ya da kesinlikle gebe kaldığınız anlamına gelmez. Ancak ilaçların kullanımına devam edilmelidir. Kanama ve lekelenme gibi durumlarda umutsuzluğa kapılıp ilaç kullanımlarının bırakılması önerilmemektedir. Hekiminize haber vermelisiniz. Belki destek ilaç tedavileri eklemek isteyebiliriz. Tüp bebek tedavisinden sonra tutma belirtileri konusunu başlıklar ile incelersek;
Tüp Bebek Tedavisinde Tutunma Nedir?
Tutma nedir? Tüp bebek tedavisinde yumurtalar toplandıktan sonra. Laboratuvar ortamında sperm ile yumurtanın döllenmesi sağlanarak meydana gelen embriyoda hassas cihazlar altında gözlemliyor ve tutuyoruz. Anne rahminin ortamını sağlayan kültür vasatları, uygun ısıda, teknolojik cihazlarda embriyolar 3-5 gün bekletilerek, 3 ya da 5 gün sonra anne rahmine transferini sağlamak mümkün. Embriyo transferinde embriyo kalitesi oldukça önemlidir.
Büyüme oranlarını değerlendirerek en iyi durumda olan embriyo ya da embriyolar yaş sınırı göz önüne alıyoruz. Bu nedenle anne rahmine katater yardımı ile transferi sağlamak mümkün.
Rahim duvarına tutunan embriyolar, endometriumda yani rahim duvarında gelişimine devam eder.
Bu durum tutunma aşamasıdır. Tüp bebek tedavisinde sigara ve alkolden uzak kalmalısınız. Ancak en önemlisi, hekiminiz tarafından reçete edilen tüm ilaçları; progestan içerikli ya da östrojen içerikli ilaçların düzenli olarak kullanılmasıdır. Böylece tutunmanın gerçekleşme ve embriyonun sağlıklı olarak gelişmesinde oldukça önemli bir rol oynayacaktır.
Tüp Bebek Tedavisinde Transfer Sonrası Kahverengi Lekelenmeler Neden Olur?
Tüp bebek tedavileri sonrasında embriyo transferine kadar geçen sürede lekelenmeler ve kırmızı kanama olması elbette beklemiyoruz. Ancak bazen transfer embriyo transfer yapıldığı zaman yumurta toplama işlemi gerçekleşti ise. Vajinal olarak iğne giriş yerlerinden kahverengi lekelenmeler olması olası. Bu lekelenmeler de birkaç gün devam etmesi mümkün. Ancak bunun sağlık açısından herhangi bir sorunu ifade etmez ve önemi yoktur.
Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Kanama Olmaması Normal midir?
Embriyo transferinden sonra ilaç kullanma durumuna rağmen herhangi bir kanama beklenmez. Kanama olmaması ise normal değerlendirilir.
Tüp Bebek Tedavisinde Embriyo Transfer Sonrasında Beslenme Nasıl Olmalıdır?
Tüp bebek tedavisinden sonra, yumurtaların büyüme evresinde, yumurta toplamadan sonra ya da embriyo transferinden sonra özel bir beslenme programı söz konusu değildir. Ancak proteinden zengin, taze mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi. Çiğ et ile yapılmış gıdalardan uzak kalınması. İlaç kullanımının düzeni. Plastik paketlerden uzak kalınması. Bir de olabildiğince kaliteli kozmetik kullanımı oldukça önemlidir. Dondurulmuş gıdalardan da kaçınmak gerekir. Aslında sağlıklı beslenmek ana temel maddesidir.
Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Yatmak mı Gerekir? Pozisyon Önemli midir?
Tüp bebek tedavisinden sonra istenilen şekilde yatması mümkün hastanın. Ancak yüz üstü ya da yan yatmak veya sırt üstü yatmak konusunda zorunlu bir kural söz konusu değildir.
Tüp Bebek Tedavisinden Sonra İğne Kullanımı Zorunlu mudur?
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferi aşamasından sonra uygulanan tedavi protokolüne göre bazı ilaçlar kullanılması elbette zorunludur. Yumurta toplama sonrasında başlanan östrojen ve progestan desteğinin yanı sıra, embriyo transferi günü de destek olarak iğne eklenmesi gerekmektedir. Bazen cilt altı, bazen kalçadan iğne türleri ile desteklemek oldukça önemlidir.
Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Kabızlık Olması Beklenir mi?
Bazen stres nedenli bazen de yoğun hormon desteğinden dolayı kabızlık olması mümkün. Bu gibi durumlarda sıvıdan bol beslenmenizi önermenin yanı sıra posalı diyet uygulamanızı öneririz eğer çok ısrarlı olur ve beslenme ile de düzene binmeyeceği durumlar da ise ilaç desteği vermekteyiz. Mutlaka iletişime geçmenizi öneririz.
#### Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisinden sonra yapılması gerekenler nelerdir? Adlı yazımızda sizlere genellikle sorulan sorular ve cevaplarını iletiyoruz. Başlıklar halinde incelediğimiz bu sorular dışında merak ettiğiniz sorular için bizlere ulaşmanız mümkün. Embriyo transferi nedir? Embriyo transferi işlemine nasıl karar verilir? Bu nedenle embriyo transferi işlemi anestezi gerektirir mi? Embriyo transferi nasıl yapılmaktadır? Embriyo transferi sonrası yapılması gerekenler nelerdir? Başlık sorulanı sizlere ilettikten sonra soruların başlıklar halinde cevaplarına geçebiliriz. Tüp bebek tedavisinden sonra yapılması gerekenler nelerdir? yazımızı başlıklar halinde inceliyoruz.
[embedyt] https://www.youtube.com/watch?v=RGFU0rl8m_Q&width=300 &height=350[/embedyt]
Embriyo Transferi Nedir?
Embriyo transferi, tüp bebek tedavisinin gebelik testinden önceki son aşamasıdır. Yumurta büyütmeleri takip eden yumurta toplama işleminden sonra gelmektedir. Embriyo transferi günü, embriyoların gelişimine göre karar verilmektedir. Kısa bir işlemdir. Ancak tedavinin en önemli kısımlarından birisi de son adım olan embriyo transferidir.
Embriyo Transferi İşlemine Nasıl Karar Verilir?
Embriyo transferi işlemine, embriyonun gelişimine, embriyonun hücre sayısına, sağlıklı embriyo sayısına, hastanın yaşına, daha önceki denemeler de göz önünde bulundurularak karar verilmektedir. Yumurta toplama işleminden sonra 3-5 gün sonrasında anne adayının rahmine enjekte edilmektedir.
Embriyo Transferi İşlemi Anestezi Gerektirir mi?
Hastanın eğer özellikli bir durumu yok ise eğer anestezi gerektirmeden uygulanabilen bir operasyondur. Karından ultrason yardımı ile net bir görüntü sağlanarak hasta idrara sıkışık olması durumunda ultrason eşliğinde transferi gerçekleştirilir.
Embriyo Transferi Nasıl Yapılmaktadır?
Embriyo transferi tüp bebek merkezinde, embriyoloji laboratuvarının ameliyathanesinde anne adayı jinekolojik pozisyon verilerek uzanması sağlanır. Spekulum ile birlikte rahim ağzı özel steril bir solüsyon ile birlikte temizliği sağlanmaktadır. Embriyolar ise mikroskop altında çok az miktardaki özel bir sıvı ile birlikte özel bir enjektöre yüklenerek embriyoların transferi sağlanır. Embriyoların transferi, rahim içerisine ultrason eşliğinde görerek enjeksiyonu sağlanmaktadır.
Embriyo Transferi Sonrası Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Tüp bebek tedavisi sonrasında embriyo transferi sonrasında yapılması gerekli olan herhangi bir özellikli durum aslında söz konusu değildir. Her çift embriyo transferinden sonra; merkezde yaklaşık yarım saat kadar anne adayının istirahati sağlanmaktadır. En az yarım saat istirahat sonrasında kişi evine dönebilir.
İl dışından gelen hastalarımız da ise eğer mesafeleri yakın ise çıkar çıkmaz yolculuk yapabilirler ancak uzak mesafe ise bir gün daha ilde kalıp ertesi gün yolculuk yapabilirler.
Embriyo transferinden sonra anne adayının merkezdeki zorunlu istirahati sonrasında takip eden günlerde rutin hayatlarına dönebilirler. Çalışan anne adayları çalışabilirler. Ev hanımı olan anne adayları evlerinde rutin işlerini yapabilirler. Kısıtlama söz konusu değildir.
Hapşırmak, öksürmek, uyurken istemsiz meydana gelen sağa ve sola olan dönüşlerin herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Ayrıca merdiven de inip çıkması mümkün. Gebelik elde edilene kadar ağır işlerden uzak kalmalısınız. Ağırlık sporlarından, ağır eşyalardan uzak kalmalısınız. Ani hareketlerden kaçınmalısınız.
Göğüslerde hassasiyet meydana gelmesi olası.
Adet görecekmiş gibi kasıklarda ağrılar olması mümkün. Karında ağrı tarifleyebilirsiniz.
Belki minik lekelenmeler meydana gelmesi olası. Ancak bu minik lekelenmelerde de dahi olsa doktorunuzu bilgilendirmeniz faydalı olacaktır.
Minik lekelenmelerden korkmamalısınız ancak yoğun kırmızı kanamalar ya da adet kanamasına dönük kanamalar da mutlaka doktorunuza bildirmelisiniz ve paylaşmalısınız. Olası tavsiyeleri dikkate almalısınız.
Tüp bebek tedavisinde embriyo transferinden sonra duş alabilirsiniz. Duş almanızda herhangi bir sakınca söz konusu olamaz.
Embriyo transferi sonrasında ya da embriyo transferinden sonra elde edilen gebelik durumlarında asitli içeceklerden, yoğun kafein tüketiminden, bitki çaylarından uzak kalmanız önerilmektedir. Bitki çayları konusunda belki her gün bir fincan gibi ıhlamur gibi içebilirsiniz. Ancak karışık bitki çayları ya da güvenilir olmayan bitki çayları önerilmemektedir. Kahve için ise günde bir fincan Türk kahvesi içebilirsiniz. Çaylarınızı ise açık sarışın çay olarak tüketmeye özen göstermenizi rica ederiz.
Embriyo Transferi Sonrası Dikkat Etmeniz Gerekenler
Sigara ve alkol kullanımı tüp bebek tedavisine atılan adım ile birlikte son bulmalıdır. Tüp bebek tedavisinden önce ya da sonrasında, yumurta ve spermin gelişimine engel olması olası. Hücreleri bozması mümkün. Yumurta rezervi azlığına neden olurken sperm faktöründe de hem sigara hem de alkol oldukça önemlidir. Her iki hücreye de zarar vermesi mümkün.
Aşırı baharatlı yiyecekler, yağlı gıdalardan uzak kalmalısınız. Taze sebze meyve hatta mevsim meyve ve sebzelerinden yararlanmanızı öneririz. Protein ağırlıklı besinleri tüketme konusunda hassasiyet göstererek, bol bol sıvı tüketmenizi tavsiye ederiz.
Embriyo transferinden sonra da su tüketimi oldukça önemlidir. Kabız olmamaya dikkat etmelisiniz. Olası kabızlık durumunda ise ilaç desteği için hekiminiz ile iletişime geçmelisiniz.
Tüp bebek tedavisinde yumurta toplamadan sonra başlanan ilaçların kullanımı tedavinin sonucunu etkileyen hayati bir faktördür. Progesteron ve östrojen desteklerini kesmeden düzenli olarak kullanmanızı önermekteyiz. İlaçlarınızın düzenli kullanımı test sonucunuzu dahi etkilemesi mümkün. Bunun bilincinde olmalısınız.
Tüp bebek tedavisi süresince kullandığınız farklı branşların dahi olsa her ilaçta hekiminize bilgi vermelisiniz. Hekiminizin bilgisi olmadan parol tb dışında ağrı kesici dahi kullanmanız önerilmemektedir.
İlk birkaç gün spor ve egzersizlerden uzak kalmalısınız.
Havuz, hamam ve deniz sonucu öğrenene kadar yasak olarak kabul edebilirsiniz. Enfeksiyondan kaçınmalısınız.
Saç boyası vs. gibi kimyasallardan uzak kalmalısınız.
Ağır kaldırmamalı, ağırlıklardan uzak kalmalısınız.
Test sonucunuzu öğrenene kadar cinsel birliktelikten uzak kalmalısınız.
#### Tüp Bebek Uygulamalarında Son Durum
Tüp bebek tedavisinde son zamanlarda gelinen noktayı embriyonların büyük bir kısmı doldurularak dondurulmuş sikruslara çevrilmesi olarak açıklayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı- Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, bu yöntemin dünyada pek çok merkezde uygulanmaya başladığını belirtiyor.
Haberin devamı için linki tıklayınız.
http://webtv.hurriyet.com.tr/saglik-gundemi/kadin-sagligi/tup-bebek-uygulamalarinda-son-durum_115258
#### Tüp Bebek Uzmanı
Tüp bebek uzmanı, tüp bebek tedavisine tedavinin ikinci ya da üçüncü günü başlanmaktadır. Tedaviye başlarken öncelikle hormon analizi değerlendirmesi ve takibinde yapılan ultrasonografi ile ortalama on ila on iki gün kadar süren bir tedavi yöntemidir. Süreç boyunca 3-4 gün aralıklar ile kişiyi kontrole çağırmaktayız. Tüp bebek tedavisi yumurta büyütme sürecinde gelişen folluküllere çatlatma iğnesi uygulayarak olgun yumurtalar yumurtalıklardan toplamak mümkün.
Yumurta toplama işlemi, tüp bebek merkezinde transvaginal ultrasonografi ile follüküllerin aspire edilmesidir. Aynı gün baba adayından alınan sperm ile embriyoloji laboratuvarında sperm tarafından döllenme işlemi sağlanır. Döllenen embriyolar gelişimi izlendikten sonra rahme tekrar transferi gerçekleştirilir. Tüp bebek tedavisi ilaç başlandığı gün itibari ile embriyo transferine kadar geçen süresi ortalama on yedi gündür.
Doğurganlık sorunu yaşayan, kendiliğinden gebelik elde edemeyen çiftlerde bebek sahibi olmak isteyen çiftlere umut ışığı olan tüp bebek tedavisi, 1970’li yılların sonlarından bu yana uygulanmaktadır. Tüp bebek tedavisi yardımcı üreme tekniğidir. Bu tedaviyi uygulayan kadın doğum hekimine ise tüp bebek uzmanı olarak adlandırıyoruz. Tüp bebek tedavisinde ilk adım;
Hormon Tedavisi ile Yumurtaların Uyarılması
Normalde her sağlıklı kadında her ay bir tane yumurta büyür, çatlar ve adet olur. Ya da gebelik elde edebilir. Tüp bebek tedavilerinde tek yumurta büyür ise ve tek yumurta hücresi toplanır ise, döllenme şansı elbette ki çok az olacaktır. Döllense dahi gelişme şansı da bir o kadar düşüktür. Sağlıklı embriyo gelişimi olmayabilir. Neden budur ki, tüp bebek tedavisinde yumurtalık uyarıcı ilaçları kullanarak çok daha fazla sayıda yumurta elde etmeyi hedeflemekteyiz. İlaç kullanımlarının amacı da budur.
İlaç kullanımı ile birlikte çok sayıda yumurta elde edilerek tüp bebekte gebelik şansı da artış göstermektedir. Adetin ikinci ya da üçüncü günü hormon analizi ve ultrasonografi ile başlanan tedavi yönteminde bu bulgulara ve analizlere göre ilaç dozu belirlenmektedir. Kullanılan ilaç miktarı, ilaç dozları, uygulama şekilleri her hasta için özeldir. Kişiye özgü tedavi protokolleri esas alınmaktadır. Herkes için aynı durumun söz konusu olması mümkün değildir. Bu nedenle ilk hormon analizi ve ultrason ilaç dozlarını belirlemede önemlidir.
İlaç kullanımlarınızda, follukül uyarıcı hormonlara FSH’a, luteinize edici hormonlara LH’a ihtiyaç duyulacaktır. Tek başına ya da kombine olarak uygulanan ilaç gruplarıdır. Bu ilaçlar ile tek yumurta değil birden fazla yumurta gelişimini hedeflemekteyiz. Yumurta sayısı ve ilaca cevap veren folukül sayısı elbette bizim için çok önemli. İlaç kullanımlarından bir diğeri ise, oositlerin olgunlaşması için kullanılan HCG olarak adlandırdığımız ilaç grubudur.
Yumurtalıkların uyarılması olarak adlandırdığımız süreçte ise, hastanın 3-4 gün aralıklarla takibi öneriyoruz. Takibi ile birlikte ilaca devamlılığı sağlanarak vajinal ultrasonografi ile kontrol ediyoruz. Bu sürede kandaki hormon düzeyine de bakıyoruz. Follukül çapları ortalama 16-18 mm’ye ulaşınca yumurta çatlatma iğnesi yapılarak yumurta toplama için hasta hazır hale getirilmektedir. İğneden 36 saat sonra yumurta toplama için hasta uygundur. Tüp bebek tedavisinde ikinci adım;
Yumurta Toplama İşlemi
Anne adayının, yumurta toplama esnasında aspirasyon iğnesini hissetmemesi, ağrı ve acı duymaması için sedasyon anestezisi ile desteklemekteyiz. Transvaginal USG ile bir iğne aspirasyonu sayesinde yumurtalıkların yumurtaları aspire etmekteyiz. Bu işlem ise ortalama 20 dk. sürmesi olası. Folluküllerin içi aspire edilen sıvılar embriyoloji laboratuvarında incelenmektedir. Sıvılar zaman kaybedilmeden embriyoloji laboratuvarında değerlendirilmelidir. Tüp bebek tedavisinde üçüncü adım;
Sperm Alınması
Yumurtaların toplanacağı gün, baba adayından sperm örneği istenmektedir. Masturbasyon ile ejakulatta elde edilen sperm embriyoloji laboratuvarı tarafından teslim alınır. Bu nedenle sperm olan baba adayları için mastürbasyon yeterlidir. Ancak bazen ejakulatta sperm bulunmadığı durumlarda cerrahi yollar ile testislerden sperm almak mümkün. Sperm, laboratuvar ortamında ayrıştırılarak mikroenjeksiyon için hazır hale gelir. Tüp bebek tedavisinde dördüncü adım;
Mikroenjeksiyon Yöntemi
Tüp bebek tedavisinde, mikroenjeksiyon yöntemi artık sık tercih edilmektedir. Mikroenjeksiyonda spermin yumurtanın içerisine enjekte edilmesi sağlanır. ICSI artık tercih edilen ve sık uygulanan yöntemdir. Fertilizasyonu sağlamak için sık uygulanan bir yöntemdir. Tüp bebek tedavisinde beşinci adım;
Embriyoların Anne Rahmine Yerleştirilmesi
Fertilizasyon sonrasında; embriyo gelişimi takip edilmektedir. Embriyoların gelişimi sonrasında üç ya da beş gün sonra embriyoların gelişimine göre sağlıklı olan embriyoların transferi gerçekleştirilir. Transfer edilecek olan embriyonun sayısı, kadının yaşına göre, daha önce denenmiş tedavilere göre değişim gösterebilir. Embriyo transferinde hastanın idrara sıkışık olarak merkeze gitmesi, ince bir katater yardımı ile kadının rahmine embriyo transferi gerçekleştirilmektedir.
Transfer sonrasında yarım saat kadar istirahat önermekteyiz. Yarım saatlik hastane istirahatinin arkasından eve taburculuk mümkündür. Yarım saatten daha uzun istirahatlerin bilimsel olarak gebeliği arttıran bir kanıtı saptanmamıştır. Evdeki hastanın bakımında ise, hasta günlük hayatına devam edebilir. Ancak ağır kaldırmaktan kaçınmalıdır. İşlemden sonra berrak bir sıvı gelmesi mümkün. Ya da minik lekelenmeler olması olası. Yüksek östrojen seviyesinin seviyesine bağlı olarak meme hassasiyeti meydana gelmesi mümkün. Bu nedenle hafif şişkinlik hissi olması olası. Minik kramplar meydana gelmesi mümkün. Bu nedenle de adet ağrılarına benzer minik bel ve kasık ağrıları meydana gelmesi olası.
Tüp bebek tedavisi sonrasında, anne adayları gebelik testi verene kadar cinsel ilişkiden kaçınmalısınız. Sigara kullanmaktan uzak durmalısınız. Sigara dumanı bulunan ortamdan uzak durmalısınız. Reçete edilen ilaçlardan hariç, herhangi bir ilaç kullanımında bizlere bildirmeden kullanmanızı önermemekteyiz. Bu nedenle banyo yapabilirsiniz. Bu nedenle vajen içini yıkama önermemekteyiz. Normal fizyolojisini bozmanızı tavsiye etmiyoruz flora açısından.
Embriyo transferinden sonra şiddetli dayanılmayacak ağrı gibi durumlarda, yoğun kanamalarda, yüksek ateşte yine kliniğimizi aramanızı öneririz. Tüp bebek tedavisinde altıncı adım;
Gebelik Testi
Embriyo transferi son aşama olan tüp bebek tedavisinde, embriyo transferinin üstünden 10 gün ila 12 gün sonra kanda gebelik testi ile sonucu öğrenmek mümkündür. Sonuç belli olana kadar ilaçlara aynı şekilde devam etmek mümkün. Gebelik testi sonucu pozitif çıkması halinde, sonuçtan bir hafta sonra; gebelik testi sonucunun negatif çıkması arkasından da ilaçların kesilmesi istenerek hastanın adeti beklenmektedir.
Hangi Durumlarda Tüp Bebek Tedavisi Yapılmalıdır?
Tüplerin tıkalı olması durumunda, hasar görmüş olması ve tıkanması,Yumurtlama bozukluklarında,Endometriozis (çikolata kisti) varlığında,Rahme bası yapan myomlarda,Tüplerin alınmış olması durumunda,Bozulmuş sperm faktörlerinde,Açıklanamayan infertilitede,Genetik bozukluk ya da taşıyıcılık durumunda,Kanser ya da diğer sağlık koşullarının doğurganlığa engel olması durumunda.
Tüp Bebek Tedavisi Hangi Faktörlerde Başarı Artabilir?
Anne adayının yaşı önemlidir, anne adayının yaşı ne kadar genç ise yumurtalıkları o kadar gençtir. Bu nedenle gebelik şansı yüksektir.Embriyo durumu önemlidir.Daha önce doğurganlığının olması önemlidir.İnfertilite nedeni önemlidir.Yaşam tarzı önemlidir.
Bu gibi maddeler başarıyı etkileyen faktörlerdir.
Tüp bebek tedavisi hakkında bilgi almak için, Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç için ön görüşme yapmak üzerine bize ulaşabilirsiniz. İletişim numarası; 0 532 476 11 98
#### Tüp Bebek Uzmanları
Tüp bebek uzmanları hakkında bilgiler verdiğimiz yazımızın içeriği şu şekilde.
35 yaşın altında on iki ay, 35 yaş ve üzerinde ise altı ay korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen herhangi bir gebelik elde edememe durumunda; artık bir hekim desteği almalısınız. Doğal yöntemler ile bebek sahibi olamayan çiftlerde yardımı üreme tekniklerinden yararlanmamız mümkündür.
Uzun yıllardır başarı ile uygulanan ve gebelik oranları yüksek olan tüp bebek tedavileri ya da bebek tedavileri başarı ile uygulanmaya da devam etmektedir. Üreme tekniklerinden olan tüp bebek tedavisi; nedeni açıklanamayan infertilite durumlarında, ileri yaş nedeni ile, kadınlarda var olan enfeksiyonlar, tüplerdeki tıkanıklıklar nedeni ile, erkeklerde ise sperm faktörleri ile ilgili problemlerde, sperm sayısının kalitesinin düşüklüğünde, hormonal sorunlarda, metabolik rahatsızlıklarda, genetik problemlerde tüp bebek tedavisi uygulamak mümkündür.
Başarı şansı daha yüksek olan tüp bebek tedavisi, günümüzde en sık tercih edilen infertilite tedavilerinden birisidir. Kadından alınan yumurta hücreleri ile sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında bir araya getirilmesi ile birlikte embriyo oluşturulması ve devamında oluşan embriyonun takibi ile hücre bölünmesinin arkasından anne rahmine yerleştirilmesi ile oluşan bir tekniktir. Kadınların üreme hücresi ile birlikte yumurta ve erkek üreme hücresi sperm alınarak, yumurtalar da önce olgunlaştırılarak daha sonra uygun ortam altında toplanarak işlem gerçekleştiriyoruz. Anne rahmine transferi ile birlikte ortalama on gün sonrasında gebelik testi ile devam eden süreçte; gebelik pozitif haberi ile birlikte normal bir gebeden tüp bebek gebesinin bir farkı kalmaz.
Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Tüp bebek tedavisinde anne adayından alınan yumurtaların babadan alınan sperm hücreleri ile birlikte laboratuvar ortamında döllenmesi sağlanır. Mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır. Mikroenjeksiyon yönteminde alınan sperm hücreleri ile birlikte yumurtanın içine enjeksiyonu embriyolog tarafından yapılarak döllenmesi sağlanır. Embriyo elde ediyoruz. Elde edilen embriyonun gelişimi tamamlandıktan sonra hücre bölünmelerini takiben üç ila beş gün arasında anne adayına transferi gerçekleştiriyoruz.
Yumurta takibi ile başlayan süreç embriyo transferi ile tamamlanır. İlaçlı takip süreci; ortalama on ila on iki gün kadar sürerken, yumurta toplama ve embriyo transferi ile birlikte total süreç 17 gün kadar sürmektedir. Tüp bebek uzmanları adlı yazımızın bir diğer başlığı ise;
Ne Zaman Tüp Bebek Tedavisine Yönelmelidir?
Tüp bebek tedavisinde yönelmeden önce herhangi bir sorun olmamasına rağmen veya 35 yaşının altında on iki ay düzenli ve korunmasız ilişki, 35 yaşın üzerinde ise altı ay korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerimizde artık bir hekim desteği almasını önermekteyiz. Mutlaka inceleme yapılmalıdır. İncelemeler öncelikle testlerle başlanır. Baba adayının ayrı anne adayının da ayrı tetkikleri tamamlıyor ve bir yol çiziyoruz.
Anne adayından yapılması gereken tetkikler;
Ultrasonografi ile yumurta rezervi ve rahmin değerlendirilmesi,
Hormon analizi,
AMH testi,
Rahim filmi,
Baba adayından yapılması gereken tetkikler ise;
Öncelikle sperm analizi,
Sperm analizi sonucuna göre gerek duyuyor ise ultrasonografi,
Sperm analizi sonucuna göre gerek duyuyor ise hormon analizi,
Bu kontrollerin arkasından çiftimizi yeniden değerlendirerek geçmiş öyküsünü, geçmiş tedavilerini, analizlerinin doğrultusunda bir yol çizmekteyiz.
Tüp Bebek Tedavisi Kaç Kez Denenebilir?
En çok sorulan sorulardan biri ise. Tüp bebek tedavisinde genel olarak hastanın durumuna göre değişiklik gösteriyor. Bu nedenle deneme sayısının kişiye herhangi bir zararı söz konusu değildir.
Tüp Bebek Tedavisi Kaç Yaşına Kadar Uygulanması Mümkündür?
Diğer bir sıklıkla sorulan soru ise. Tüp bebek tedavilerinde eğer şartlar izin veriyorsa, anne adaylarında kırk beş yaşına kadar tüp bebek tedavisi uygulamak mümkün. Tabi ki kadın hastanın şartları el verdiği sürece. Gebelik şansı düşüktür ancak şartlar el verdiği sürece tüp bebek tedavisini deneyebiliriz. Bu nedenle ileri yaştaki anne adaylarının genç hasta grubuna göre şansı daha düşüktür diyebiliriz. Bu nedenle deneme sayısının daha fazla olması beklemek mümkün.
Tüp Bebek Tedavisi Yapan Doktorlar
Ankara tüp bebek merkezlerinde, Ankara tüp bebek tedavilerinde ve sağlık hizmetleri yönünden. Önde gelen başta gelen şehirlerimizdendir. Gerek çevre illerden gerek il dışı hastalarımız oldukça fazladır. Tüp bebek tedavisi kadın doğumun diğer alanlarında da ameliyat vs. açısından da il dışı misafirlerimizin sayısı fazladır. Gittikçe de artış göstermektedir. Tüp bebek tedavisi manevi olarak çok hassas bir süreçtir. Tüp bebek tedavisi için kliniklerimizde oldukça yoğun mesailer harcamaktayız. Doğru ve sağlıklı bir şekilde sürecin kontrolü ve yönetilmesi oldukça önemlidir. Tedavi süresince başarı oranlarımız yüksektir. Ancak bu nedenle kişiden kişiye göre elbette değişiklik göstermesi olası.
Ankara tüp bebek doktorları açısından da oldukça çeşitliliği fazla olan bir il olarak kabul edebiliriz. Özellikle bebek sahibi olmayan çiftler açısından tüp bebek tedavisinde farklı fırsatlar da ortaya çıkması olası. Ankara tüp bebek tedavilerinde etkili bir tedavi için Ankara tüp bebek uzmanlarına başvurabilirsiniz. Kliniğimizde ön görüşmelerimiz ücretsizdir. Bu nedenle ön görüşme randevusu için bize ulaşabilirsiniz.
Ankara Tüp Bebek Tedavisi Doktorları ve En İyi Tüp Bebek Doktorları
Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte sağlık alanında oldukça başarılıdır tüp bebek tedavileri. Günümüzde çok sık rastlanan infertilite ve gittikçe sayısı artan tüp bebek tedavilerinde. Başarı şansını yükselten seçenekler. Ve tedavi yöntemleri de yine karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Ankara tüp bebek tedavisi yapan doktorlar açısından isabetli bir il olarak kabul etmek mümkün. Tüp bebek tedavisinde tüm anne ve baba adaylarımıza bu yolculukta şans diliyoruz. Bu yazımızda Tüp bebek uzmanları hakkında bilgiler aktardık. Diğer sorularınız ve merak ettikleriniz için. Ankara da yer alan kliniğimizde ücretsiz tüp bebek tedavisi ön görüşmelerimizden yararlanmak için bize ulaşabilirsiniz.
#### Tüp Bebekte Aşılama
Korunmasız olarak düzenli cinsel ilişkiye rağmen bir sene içerisinde bebek sahibi olamayan çiftler infertil çift olarak isimlendirilebilir. İnfertil çift, çift olarak araştırılır. Kadında muayene, ultrasonografi, rahim filmi erkekte ise spermiyogram testi ile tanı konulabilir.
Birinci basamak tetkikler yapıldıktan sonra menide spermin çok az ya da hiç bulunmaması durumunda veya fallop tüplerinin her ikisinin de kapalı olması durumunda doğrudan direkt olarak tüp bebek tedavisine geçirmelidir vakit kaybetmeden.
Diğer durumlar da birinci basamak tetkikler yapıldıktan sonra eğer sperm ile ilgili bir problem yok ve kadının fallop tüpleri rahim filminde açık olduğu izlenir ise evlilik süresine bebek isteme süresine ve çiftin yaşına bağlı olarak yumurta takibi, ovulasyon takibi ile başlanıp aşılama tedavisine geçilebilir.
Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi bebek sahibi olamayan çiftler de uygulanan sık olarak da tercih edilen bir başlangıç tedavi şeklidir. Aşılama tedavisinde elbette bazı unsurlar oldukça önemlidir. Aşılama tedavisinde öncelikle alınan meni örneğindeki sayı, hareket, spermdeki yapı ve antisperm antikorları açısından sperm detaylı olarak incelenir.
Aşılama doğal bir yöntemdir, sadece sperm laboratuvar ortamında hazırlanır ve yaklaşık iki saatlik bir hazırlık sonrasında 0,5-1 cc’lik sperm plastik ince bir katater yardımı ile rahime ağrısız ve acısız bir şekilde enjekte edilir. Daha öncesinde çatlatma iğnesi yapılmıştır, çatlaması sağlanan yumurta ile aşılama sırasında enjekte edilen sperm tüplerde buluşur ve sperm yumurtayı döller ise embriyoyu oluşturur. Rahime doğru yol alır. Rahim duvarında eğer embriyo tutunur ise gebelik oluşur. Aşılama tedavisi için tüplerle ilgili herhangi bir sorun olmaması en azından tüplerin mutlaka açık olması gerekmektedir. Tüplerin açık olması ve rahim şekli oldukça önemlidir. Sperm sayısının da 5 milyonun üstünde olması olumlu sonuçlarda artış göstermesini sağlayacaktır.
Aşılama Tedavisinde Süreç Nasıl İlerlemektedir?
Aşılama tedavisi, adetin ikinci ya da üçüncü günü anne adayının var olan yumurtalarının büyümesini sağlamak amacı ile yumurta seçmek amacı ile iğneler ile başlamaktadır. Yaklaşık 1-3 follükülün büyümesi beklenir ve istenir. İstenilen boyutlara geldiğinde yani yaklaşık 17-20 mm olduğunda çatlatma iğnesi ile olgunlaşmış yumurtaların çatlatması sağlanılır.
Aşılama Tedavisi Kaç Gün Sürer? Tüp Bebek Tedavisi ile İkisi Arasında Zaman Farkı Var mıdır?
Tüp bebek tedavisindeki ilaç kullanım süresi yaklaşık 10-12 kadar ise aşılama tedavisinde de ilaç kullanma süresi yaklaşık 10-12 gün kadardır. Daha sonra çatlatma iğnesi ve aşılamayı da sayacak olur isek yaklaşık 15 gün kadar sürer.
Aşılama Tedavisi ve Tüp Bebek Tedavisinin Farkı Nedir?
Her ikisinde de ilaç tedavisine aynı zaman da başlanır. İlaç kullanılan gün sayısı aynı da olsa tedavi sürecindeki farklılık aşılama da sadece sperm alınarak anne adayına enjekte edilirken, tüp bebek tedavisinde anne adayından da yumurtalar toplanarak döllenme laboratuvar ortamında sağlanıp anne rahmine enjekte edilmesi sağlanır.
Anne Bebek Bağlanması: Bebeğinizle Bağ Kurmak Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebekte Beslenme
Tüp bebek tedavisinde ve sonrası için bünyenin ve bağışıklık sisteminin yüksek düzeyde tutunması gerekir. Özellikle transfer işlemleri öncesi ve sonrası kaliteli yumurta ve embryo için bireysel anlamda dikkatli olunmalıdır.Karbonhidrat; tüp bebek tedavisinin öncesi ve sonrası karbonhidrat ile alakalı olan beslenme azaltılmaya başlanmalı ve protein destekli yiyeceklerin oranının oranının artırılmaya başlanması gerekir. Tüp bebek tedavisi süreci ve gebelikte bu beslenme şekli ile devam etmek gerekir.Yağ; tüp bebek tedavisi sürecinde kızartmalar bir kenara bırakılmalı haşlama, ızgara ve fırında yapılan yiyecekler tercih edilmelidir. Bu şekilde beslenme sağlık açısından da fayda sunacaktır. Yağlı gıdalardan ,sanayi tipi yağ ve besinlerden kaçınılmalıdır.Vitamin ve mineral; embriyo transferi aşamasında C vitamini, balık, badem ve fındık tarzındaki ürünler başarı oranını arttırmaktadır. Özellikle C vitamini embriyo transferi tedavisi öncesi başlamak bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi konusunda yardımcı olacaktır. B vitamini de embriyo transferi tedavisi öncesi tüketilmeye başlanmalıdır. Yumurta, kuru baklagiller, brokoli, havuç, bezelye, balık ve kırmızı et tüketimi yapılmalıdır. Tüp bebek tedavisi gören çiftlerin bu sebze ve meyveleri düzenli ve haftalara yayarak beslenme listesine eklenilmesi gerekir.Kilo; Tüp bebek tedavisi yaptıracak olan çiftlerin beslenmenin yanı sıra gebe kalmak için ideal kilo da olması gerekir. Bundan kaynaklı olarak da kilo vermenin önemi çok büyüktür. Kilo vermek adına un, şeker ve tatlandırıcılardan uzak durarak beslenmesi, dondurulmuş gıdalardan uzak durulmalı, taze sebze ve meyve tüketilmelidir. Beslenme şekli ile ilgili olan örnek yemek listemiz aşağıdadır.Çay, kahve, sigara ve alkol kullanımı; infertilite tedavisinde başarı elde etmek isteyen kişilerin öncesi ve sonrasında kahve ile çay tüketimini en aza indirmesi gerekir. Hatta transfer tedavisi boyunca özellikle kahve tüketimi ve dondurulmuş olan gıdalardan tamamen uzak durmak gerekir. Sigara ve alkol de tüp bebek tedavisinin yanı sıra genel sağlık açısından bırakılması gerekir. Nasıl bırakılacağı konusunda pek çok merkezlerden yardım alınabilir. Gebeliğimiz boyunca da sigara ve alkolden uzak duracağız. Çünkü sigara ve alkol gebelikte büyük risk teşkil etmektedir.Folik Asit, Uyku ve Balık TüketimiFolik asit; tüp bebek tedavisi öncesinde anne adayının folik aside başlaması ve devam ettirmesi gerekir. Özellikle folik asit açısından zengin olan yiyecekler tüketilmelidir. Hafta 3 kez kuru baklagiller, haftada 60 gr. Badem ya da fındık tüketmek gerekirUyku; kaliteli ve dinlenmiş şekilde kalkılacak olan uyku bu süreçte önemlidir. Uykunun yanında düzenli şekilde yürüyüş yapmak gerekir. Her gün yarım saat yürümek yeterli olacaktır.Balık ile nasıl beslenmeli; omega 3 açısından zengin olan balık tüketimi hafta 2 gün yapılmalıdır. Balık kızartma olarak değil fırında ya da buğulama şeklinde yapılmalıdır.Tüp bebekte hasta dostu yiyecekler.
Alkali besinler:
Buğday çimi
Salatalık
Zencefil
Zerdeçal
Hindibağ
Ispanak
Kırmızı ve kara turp
Soya filizi
Brokoli
Pazı
Kuşkonmaz
Soya filizi
Isırgan otu
Çörek otu
Nane
Hurma
Zeytinyağı
İşlenmiş doğal tuz
Doğum Korkularınızı Birlikte Yeniyoruz adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Psikolojisi adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Egzersizleri adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebekte Embriyo Dondurma İşlemi Nedir?
Tüp bebekte embriyo dondurma işlemi nedir? Tüp Bebek ve Ankara Tüp Bebek laboratuvarlarında 20-25 yıldır uygulanmakta olan embriyo dondurma ve embriyo çözme işlemi son senelerde geliştirilen yeni tetkikler ile dondurulmuş embriyo ve çözme transferlerinde gebelik oranları artış göstermektedir.
Aslında dondurulmuş embriyonun böylelikle pozitif yönleri de hastaya manevi açıdan da destek sağlamaktadır. Hasta bir kez yumurta toplama sonrasında yeniden yumurta büyütme ve yumurta toplama işlemine gerek kalmadan yalnızca bir kez toplanan yumurtalardan bir kaç defa embriyo transferi sağlanmaktadır.
Embriyo Dondurma İşlemi İki Şekilde Yapılmaktadır
Taze transferi gerçekleşen embriyolar dışında kaliteli denebilecek düzeyde kalan embriyolar dondurulabilir,
Polikistik over, 15den fazla yumurta toplanan hastalarda OHSS riskine karşı transfer ertelenmektedir. Böylelikle bu hastalarda embriyo dondurma altın bir seçenektir.
Ya da az sayıda yumurta toplanan hastalarda birden fazla yumurta toplama işlemi yapıyoruz. Elde edilen embriyo sayısını arttırıp gebelik şansını yükseltmek için. Embriyo dondurma işlemi uygulamak mümkün.
Embriyolar tüm gelişim evrelerinde dondurmak mümkün. Embriyolar koruyucu bir sıvı ile karıştırılarak cam tüplere konulur ve sıvı nitrojen içerisinde -196 derecede dondurularak saklanır. Dondurulan embriyolar çözülecekleri zaman sıvı nitrojenden çıkarıyoruz. Oda ısısında çözülmesi mümkün. Koruyucu sıvıdan ayrılarak özel bir kültür ortamına alıyoruz. İnkübatore koyuyoruz. Aynı gün iyi görünen embriyolar transfer etmek mümkün. Ankara tüp bebek laboratuvarımızda 3. gün embriyolarını çözdükten sonra bazen aynı gün transfer ederken bazen ise çözdükten sonra 2 gün bekleyip, 5.güne giden embriyoları transfer ediyoruz. Bu süreç tamamen hastaya ve hastanın özelliğine göre değişmektedir.
Hangi Durumlarda Embriyo Dondurma/Çözme Yöntemini Kullanıyoruz?
Hastanın endometriumunun transfere uygun kalınlıkta olmadığı durumlarda,
15‘ den fazla yumurta toplandığı zaman OHSS’ye karşı, özellikle polikistik hastalarda,
Kemoterapi veya radyoterapi gibi kanser tedavisi görecek hastalarda tedavi öncesi,
Taze embriyo transferinden sonra kalan kaliteli embriyolar durumunda hasta isteğine bağlı olarak,
Rahim içinde ameliyat gerektiren durumlarda örneğin; endometrial polip, myom gibi,
Ülkemizde sağlık bakanlığının ilgili yönetmeliği gereğince dondurulmuş embriyolar en fazla beş sene saklamak mümkün. Yasal olarak her yıl embriyoların saklanmasına devam edilmesi için eşlerin dilekçe ile başvuru yapması gerekmektedir. Bir yıl sonunda başvuru yapılmadığı takdirde bir ay bekliyor. Bu nedenle embriyolar yasal olarak imha etmek mümkün.
Sağladığı avantajları göz önüne aldığımızda, yukarıdaki durumları sağladığı taktirde her çifte Sevtap Hamdemir olarak ekibimiz ile embriyo dondurma hakkında bilgilendirme yapıyor ve hastanın isteğine onayına uygun olarak embriyo dondurma işlemini açıklıyoruz. Tüp bebekte embriyo dondurma işlemi nedir? Sorusunu yazımızda cevapladık. Merak ettiğiniz diğer sorularınız için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.
#### Tüp Bebekte Engelli Olma İhtimali Nedir?
Tüp bebekte engelli olma ihtimali nedir? Bebek sahibi olmak isteyen ve tüp bebek tedavisi uygulanan anne ve baba adaylarımızda infertilite nedenleri; tedavi sonucu elde edilecek olan sonucu olumlu ya da olumsuz olarak etkilemesi mümkün. Sadece anne adayının yumurtalık rezervi ve hormon değerleri ile ilgili değil baba adaylarının da sperm parametreleri, sperm sayısının az olması gibi durumlar da döllenmeyi oldukça önemli derecede etkileyen faktörlerdendir. Embriyonun kalitesini etkileyen infertilite sorunları gebelik şansını da olumsuz olarak etkilemesi olası.
Hücre sayısı uygun olmayan embriyoların transferi mümkün değildir. Ancak embriyoların hücre sayısı iyi ya da kötü olması bebeğin genetik faktörlerini bize göstermez. Her tüp bebek hastasının engelli bebeğe sahip olma ihtimalleri vardır gibi bir cümle kurmak mümkün değildir. Şans herkes kadardır. Spontane oluşan gebeliklerde de şans aynıdır. Embriyonun görüntüsü bize bebeğin genetiği ile ilgili yol gösteremez.
Ancak tüp bebek tedavilerinde genetiğine bakılmış embriyo ile gebelik elde etmek mümkündür. Tüp bebekte engelli olma ihtimali nedir? Sorusuna kalıtsal açıdan bakacak olursak.
Kalıtsal genetik hastalıklar, anne adayının ya da baba adayının genetik bir sorunu olması durumunda ya da taşıyıcı olmaları durumunda bebeklerine de genler aracılığı ile aktarmak mümkün. Bazen miraslar böyle de oluyor. Bu gibi durumlar da tüp bebek tedavisinde genetik taramalar ile. Genetiğine bakılmış embriyo transferi ile sağlıklı embriyo elde etmek mümkün. Ayrıca taşıyıcı olan anne ve baba adayları ise kendileri hasta olmasalar bile taşıyıcı oldukları için genleri çocuklarına aktarması olası. Bu nedenle bebeklerinin hasta olmasına neden olması olası. Bu anlamda bilinçli olarak tüp bebek tedavisinde genetiğine bakılmış embriyo transferinden yararlanmanızı öneriyoruz. Tüp bebekte engelli olma ihtimali nedir? Sorusunun ardından diğer detayları inceleyelim.
Tüp Bebekte Genetik Tarama Nedir?
Genetik durum, anne adayının yumurtasından, baba adayının da sperminden aktarılan; yumurta ve spermin birleşmesi ile döllenen embriyoya aktarılmaktadır. Aile öyküsünde genetik rahatsızlıkları olan, kalıtsal hastalıklara sahip olan kişilerde, çocuk sahibi olmayı düşünen tüp bebek tedavisi ile genetik tarama testlerine başvuran çiftlerimiz bu yöntemler ile tüp bebek tedavisi uygulanarak, embriyodan biopsi alınarak laboratuvar koşullarında incelenmektedir. Genetik sorunlar çıplak gözle görülemez ancak çeşitli genetik tarama testleri ile genetik laboratuvarlarında inceliyoruz. Genetik taramalar sayesinde hastalık taşıyan embriyolar ya da sağlıklı olan embriyoların tanısı konmaktadır. Sağlıklı olan embriyoların transferleri anne adayına transfer hazırlığı sonrasında enjekte etmek mümkün. Genetik araştırmalar ile birlikte tüp bebek tedavileri hastalıklı anne ve babaların ya da taşıyıcı olan anne ve babalarında sağlıklı bebeklerinin olmasını kesinleştirmektedir.
Genetiğine Bakılmış Embriyo Transferinin Faydaları Nelerdir?
Tüp bebek tedavileri, bebek sahibi olmayan anne ve baba adaylarının korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edememiş artık hekime başvurmuş çifte uygulanan bir tedavi şeklidir tüp bebek tedavisi. Geçmişten günümüze gelen ve gelişen teknoloji ile birlikte tüp bebek tedavisinde genetik tanı yöntemleri ile sağlıklı bebekleri dünyaya getirmek mümkündür. Genetik tanının faydaları nelerdir?
Tedavide pozitif gebelik ihtimali artırmak mümkün.Anne karnında bebek kayıplarının önüne geçmek mümkündür.Kalıtsal hastalıkları olmasına rağmen sağlıklı bebekleri olması mümkün.Doğumdan sonra tedavisi çokta mümkün olmayan genetik hastalıkların önüne geçmek bu yöntem ile mümkün.
Tüp Bebek Tedavisinde Genetik Tarama Testi Kimlere Yapılmaktadır?
Tüp bebek tedavisinde genetik tarama testleri. Muayene sonrasında tekrarlayan tüp bebek tedavisi başarısızlıklarında. Genetik problemleri olan çiftlerde, genetik taşıyıcı olan çiftlerde. Tüp bebek tedavilerinde genetiğine bakılmış embriyo transferi yapmak mümkündür.
Peki kimlere yapılmaktadır?
İleri yaştaki kadınlara uygulamak mümkün.Çiftlerden bir veya ikisinin aile öyküsünde genetik sorunlar var ise,Kalıtsal hastalık taşıyıcılarına,Başarısız tüp bebek tedavisi denemelerinde,Önceki gebeliklerden dünyaya gelmiş genetik hastalığı olan çocukların anne ve babalarında,İlik nakli gibi durumlarda doku uyumlu olan kardeşlerde,Tek gen defekti olan hastalık riski yüksek çiftlerde,Akraba evliliklerinde.
Tüp Bebekte Genetik Tarama Kaç Günde Sonuçlanmaktadır?
Tüp bebek tedavilerinde genetik tarama testleri, elde edilen embriyoların beşinci gününde biopsi alınarak genetik laboratuvarına gönderilmesi ile gerçekleştiriyoruz. Tabii ki bu evrede embriyo dondurulması sonrasında biopsi alıyoruz. Laboratuvar ortamında inceleme yapıyoruz. Analiz ediyoruz. Bu nedenle Genetik anomaliler saptıyoruz. Embriyo genetiğinin testi, bazen gecikme olsa bile 20 günü bulması olası. Bu nedenle hatta bazen 30 güne kadar uzaması mümkün. Laboratuvardan gelen habere göre çifte bir yol çizmekteyiz. Normal gelen embriyoların transferi için rahim duvarı hazırlayarak, transferi gerçekleştirmek mümkün. Bu nedenle özellikli durumlarda ise sürenin uzaması çifte endişe vermemelidir.
Genetik Tarama da Embriyo Dondurma Nedir?
Genetik tarama yapılan tüp bebek tedavilerinde elde edilen embriyolar dondurularak biopsileri alıyoruz. Alınan biopsiler genetik merkezine gönderiyoruz. Gelen sonuçlar ile birlikte çözülerek transfer ediyoruz. Eğer transfer edilen embriyo sayısının dışında da normal genetiğe sahip embriyo gelir ise o zaman embriyolar saklanmaya devam ediyoruz. Beş sene boyunca saklamak mümkün. Bu nedenle tekrar bir gebelik için yine embriyolar kullanmak mümkün. Bu nedenle beş sene sonrasında ise bakanlık izni ile embriyo saklama süresini uzatmak mümkün.
Kimlerde Özellikle Embriyo Dondurma Tercih Edilmeli ve Öncelik Verilmelidir?
Fazladan sağlıklı embriyo var ise,Anne adayı ileri yaşta ise,Düşük yumurta rezervi var ise,Yumurta sayısını azaltabilecek yumurtalıklar ve rahim ile ilgili cerrahi müdahale yapılacak ise,
Genetik Muayene Nasıl Yapılmaktadır?
Tüp bebek tedavilerinde genetik araştırma tanı veya tarama testlerinde anne ve baba adaylarında genetik muayene yapmayı öneriyoruz. Bu nedenle genetik danışmanlık için genetik uzmanlarına yönlendirme yapılabilmektedir.
Embriyoya Uygulanan Genetik Testlerde Nelere Bakılmaktadır?
Ailesel Akdeniz ateşi gibi hastalıklaraKromozom bozukluklarınaKalıtsal hastalıklaraTaşıyıcı hastalıklara
Bakılmaktadır. Kromozom ve genlerin sayı, yapı, şekil gibi özelliklerine bakılabilmektedir. Genlerde meydana gelen sorunlar tespit ediyor ve embriyoyu inceliyoruz. Tedavisi mümkün değildir. Ancak sağlıklı gelen embriyoların transferi yaparak sağlıklı bebek elde etmeyi hedefliyoruz.
Özetle, normal klasik tüp bebek tedavilerinde anomalili bir bebeğe sahip olma oranı normal bir gebe kadardır. Ancak genetiğine bakılmış embriyo transferi ile. Bu nedenle sağlıklı bebek dünyaya getirip anomalili bir bebek dünyaya getirme durumuna engel olması mümkün. Tüp bebek tedavisi ve genetiğine bakılmış embriyo transferi için bizlere 0 532 476 11 98 bize ulaşabilirsiniz.
#### Tüp Bebekte Genetik Danışma
Genetik danışma ; kalıtsal bir hastalık taşımakta olan veya taşıma riski içerisinde bulunan kişilere ve bu kişilerin soyunda olan akrabalarına ; hastalıkların seyri , tedavi yöntemleri, çözüm yolları, izleyeceği yollar, hangi dönemde ne yapması gerektiği hakkında bilgi vermesi, yol göstermesidir.
Kalıtsal bir hastalık taşımakta olan veya risk içerisinde bulunan dedik ancak peki kalıtsal hastalıklar nelerdir?
Kalıtsal Hastalıkları Maddeleyecek Olursak
Hemofili
Down sendromu
Albinoluk
Renk körlüğü
Orak hücreli anemi
Meme CA
Lösemi
Guatr
Otizm
Akciğer CA
Kistik fibrozis
Fenil ketonüri
Lenfoma
Kolon kanseri ve diğer kanser türleri
Genetik Danışma Kimlere Gerekebilir?
35 yaş üzeri ve ileri yaş
Daha önceki yaşayan çocuklarında kromozom bozukluğu yaşayan
Daha önceki gebeliklerinde kromozom bozukluğu zorundan gebeliğini sonlandırmak zorunda kalan
Kromozom değişiklik taşıyan aileler
Daha önceki gebeliklerinde nedeni bilinmeyen düşüklerde
Daha önceki gebeliklerinde nedeni bilinmeyen ölümlerde
Çocuklarında bedensel, zihinsel özüre omurilik ya da sinir sistemi kapanma defektine sahip olanlar
Akraba evliliği yapan çiflerde
Soy ağacında genetik bir rahatsızlığa sahip olan eşlerde
Mitokondrial hastalıklarda
Tek gen hastalıkları
Multifaktöriyel hastalıklarda (kan, böbrek, kalp…)
Kromozomal bozukluklar
Gelişme geriliği ve boy kısalığı
Zihinsel gerilik
Cinsiyet gelişim kusurları
İnfertilite
Teratojen bir ajan ile karşılama
Yukarıdaki tüm maddelere sahip olan kalıtsal hastalıkları var olan hastalarda bu kişilere ve bu kişilerin akrabalarına yönelik, hastalıkların seyirleri, ilerleyişleri, tedavi yöntemleri, çözüm yolları, hangi dönemde ne yapılması gerektiği ile ilgili, tekrarlama riskleri ve ne yapmaları gerektiği hakkında yönlendirmeler yapılmasına genetik danışmanlık denilmektedir.
Ankara tüp bebek tedavilerinde de öncelikli olarak genetik kalıtsal hastalıkların arkasından çift mutlaka genetik danışmanlık alması için tüp bebek merkezi genetik danışmanlığına yönlendirilmelidir. Genetik danışmanın izlediği yol ile paralel gitmekte her zaman fayda vardır.
Genetik danışmanlık veren kişi, bu konuda eğitim almış genetik uzmanlarımızdır. Bu kişilerin öncelikli olarak görevi; genetik danışmanlık için başvuran aileye hastalıkla iligili bilgileri doğru ve net bir şekilde aktarmaktır ve çözüm yolları bulmaktır.
Doğum Sonrası Depresyon Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Gebelik Belirtileri Nelerdir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebekte İlaç Protokolleri
Tüp Bebek Tedavisinde Direkt olarak yumurtalıkların uyarıldığı yöntemlerOvulasyon İndüksiyonu :Adetin 2. Veya 3. Günü vaginal ultrasonografiden sonra var olan yumurtaların gelişimini sağlamak amacıyla yumurtalıkları uyaran ilaçlarla tedaviye başlanır.Bu tedavi var olan yumurtaların eş zamanlı olarak gelişimini sağlamamakla birlikte antagonist kullanılmamaktadır. Genellikle yumurtlama tedavilerinde, ilişkiye bırakılacak ovulasyon indüksiyonlarında ya da aşılama tedavilerinde uygulanmaktadır.Tüp Bebek Tedavisinde Antagonist+Ovulasyon İndüksiyonu :Adetin 2. Veya 3. Gününde vaginal ultrasonografinin arkasından FSH ve E2 düzeyine bakılarak kan değerleri ve ultrason değerlendirmesinin arkasından gonadotropin tedavisine başlanır. Belirli aralıklarla vaginal ultrasonografinin yanı sıra E2 ve Progesteron düzeyleride takip edilerek folliküller belli büyüklüğe ulaştığında antagonist tedavisine başlanmaktadır. Antagonist başlandığı gün itibari ile tedavi sonuna kadar gonadotropin + antagonist olarak devam edilmektedir. Hekim uygun gördüğü takdirde HCG günü de antagonist yapılmasını isteyebilir.- Tüp Bebek Tedavisinde Öncelikle Yumurtalıkların Baskılanıp Sonra Uyarıldığı YöntemlerErken olgunlaşma problemini ortadan kaldırmaya yönelik ve yumurtaların birbirine uyumlu gelişimlerini sağlayan tedavi yöntemleridir.Tüp Bebek Tedavisinde Kısa Protokol :Adetin 2. Veya 3. Günü vaginal ultrasonografi ve FSH , E2 düzeyiyle birlikte değerlendirilmesinin arkasından, GnRHa tedavisine başlanmaktadır. Ultrasonografi ve progesteron, E2 takiplerine göre ilaçlar ve kullandıkları doz miktarları hastaya özel olarak ayarlanarak takip edilir. Hekim tarafındandoz düşürülür veya arttırılır. Foliküller 16-18 mm ye ulaştığı zaman HCG verilen doz da ve saatte yapılarak HCG yapılan 36 saat sonrasında yumurtalar toplanır. Yumurta toplamanın yapıldığı gün rahme tutunmasına yardımcı olabilecek ilaçlar hekim isteğine bağlı olarak söylenen dozda başlanır.Tüp Bebek Tedavisinde Uzun Protokol :Adetin 21.gününde yapılacak olan vaginal ultrasonografi sonrasında GnRH gonisti başlanır. Angonisti kullanırken görülen adetin 2. Veya 3. Günü vaginal ultrasonografi ile E2, FSH değerlerinin değerlendirilmesinin arkasından var olan yumurtaların gelişimini sağlamak için gonadotropin tedavisine başlanır. Gonodotropin enjeksiyonlarının başlandığı gün GnRH analoğu yarı yarıya azaltılır. Yine aynı şekilde follikul çapları 16-18 mm ye ulaştığında HCG verilerek HCG saatinden 36 saat sonra yumurtalar toplanır. Yumurta toplamanın olduğu gün embriyonun tutunmasını kolaylaştırmakamacıyla belirli destek ilaçlar başlanır.Tüp Bebek Tedavisinde Doğum Kontrol Hapı + Uzun Protokol :Adetin 2. Veya 3. Günü doğum kontrol hapına başlanır. Doğum kontrol hapı her gün bir tane kullanılarak 21.gün tamamlanır. GnRHa tedavisine başlanır. Başarılı bir yumurtalık baskılanması sağlanmışsa eğer gonadotropin enjeksiyonlarına başlanır. Her iki ilaç yumurtalıklar belli çaplara ulaşana kadar, HCG uygun görülene kadar devam edilir. Bu protokolde de HCG saatinden 36 saat sonra yumurtalar toplanır. Yumurta toplamanın olduğu gün embriyonun tutunmasını kolaylaştırmakamacı ile belirli destek ilaçlara vaginal ve oral olmak üzere iki ayrı yol ile başlanır.
Tüp Bebek Tedavisinde Başarıyı Etkileyen Faktörler Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Tüp Bebekte Ultrasonografi Nasıl Olmalıdır?
Tüp bebekte ultrasonografi nasıl olmalıdır sorusunu yazımızda cevaplıyoruz. Tüp bebek uygulamalarında transvaginal probe yoluyla yapılan görüntülemede amacımız rahim ve yumurtalıkların doğru şekilde görüntülenmesidir. Yumurtalıkların boyutları, içerisindeki aday yumurta sayısı, yumurtalık içerisinde kistik durum olup olmadığı değerlendirilmektedir. Tüp bebekte ultrasonografi nasıl olmalıdır sorusunu alt başlıkları ile inceliyoruz.
Tüp Bebekte Ultrasonda Nelere Bakılır?
Örneklendirmek gerekirse yumurtalık içerisinde bulunan ve endometriozis adını verdiğimiz yumurtalık kistleri gebeliğimizi ve tedavi başarımızı mutlak etkileyen ek bir hastalık olup öncesinde tanı alması bizim için tedavi planını oluştururken avantaj oluşturmaktadır. Benzer olarak diğer yumurtalık kistleride teratom ..v.b tedavi planlarımızda önemlilik sağlamaktadır.
Yine uterusun yani anne rahminin ultrasonoğrafi ile değerlendirilmeside bize rahmin içerisinde myom, adenomyozis olup olmadığı yada rahim iç duvarında polip olup olmadığı konusunda fikir verecektir.
Tüp Bebekte Detaylı Ultrasonografi Nasıl Yapılır?
Tüp bebek uygulamalarında detaylı ultrasonografi demek rahim ve yumurtalıkların ayrı ayrı ayrıntılı olarak değerlendirilmesi anlamındadır. Rahim olası gebeliği taşıyacak en onun tutunmasını sağlayacak en önemli organdır. Bu nedenle rahim iç duvarındaki yani endometriumda ki kalınlaşmalar sebebi ne olursa olsun önemli bir tedavi gerektirmektedir. Beraberinde rahim kas tabakasındaki myom, adenomyozis gibi hastalıklarda tedavi şemasını oldukça etkileyen lezyonlardır. Bu nedenle öncesinde tanı alması oldukça değerlidir.
Tüp Bebekte Detaylı Ultrasonografi Ne Şekilde Yapılır?
Tüp bebek uygulamalarında detaylı ultrasonoğrafi işlemi transvajinal prob kullanılarak yapmak mümkün. Dolayısıyla ek bir cihaz gereksinimi duymadan yapmak mümkün. Ancak değerlendiren kişinin konu ile ilgili olarak tecrübesi önemlidir.
Tüp Bebekte Ultrasonografik İncelemelerin Zararı Var mıdır?
Hayır herhangi bir zarar taşımamaktadır. Ultrasonoğrafi ses dalgaları temeline dayanan oldukça zararsız masum bir tanı seçeneğidir.
#### Tüp Bebekte Yumurta Büyütme Süreci Nasıldır?
[vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Tüp bebek tedavisi (IVF), çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftler için günümüzde en etkili yardımcı üreme tekniklerinden biridir. Tüp bebek sürecinin temel taşlarından biri ise yumurta büyütme (over stimulasyon) sürecidir. Bu aşamada amaç, kadının yumurtalıklarında birden fazla yumurtanın olgunlaştırılması ve toplanmaya hazır hale getirilmesidir.
Yumurta Büyütme Süreci Nedir?
Doğal döngüde her ay sadece bir yumurta gelişip olgunlaşır. Ancak tüp bebek tedavisinde, birden fazla kaliteli yumurta elde etmek başarı şansını artırır. Bunun için yumurtalıklar, kontrollü şekilde hormon ilaçlarıyla uyarılır. Bu sürece “kontrollü overyan hiperstimülasyon” adı verilir.
⸻
Tüp Bebekte Yumurta Geliştirme Ne Zaman Başlar?
Tedavi genellikle kadının adet döngüsünün 2. veya 3. günü başlar. Başlangıçta ultrasonografi ile yumurtalık rezervi kontrol edilir ve gerekli hormon testleri yapılır. Ardından kişiye özel olarak planlanan ilaç protokolüyle yumurtalıklar uyarılmaya başlanır.
Tedavi protokolleri kişiden kişiye değişir ve şu faktörlere göre şekillenir:
•Kadının yaşı
•AMH ve FSH değerleri (yumurtalık rezervi)
•Daha önceki tedavi geçmişi
•Kilo, vücut kitle indeksi
•Altta yatan hastalıklar (örneğin PCOS)
⸻
Hangi İlaçlar Kullanılır?
Yumurta büyütme sürecinde genellikle aşağıdaki üç grup ilaç birlikte ya da sıralı şekilde kullanılır:
1. Gonadotropinler (FSH ve LH hormonları)
Yumurtalıkları uyarmak ve birden fazla yumurta hücresinin büyümesini sağlamak için kullanılır.
Sık kullanılanlar:
•Gonal-F
•Puregon
•Menopur
•Pergoveris
Bu ilaçlar genellikle karın bölgesinden enjeksiyon yoluyla uygulanır ve dozları kişiye özeldir.
2. GnRH Antagonistleri veya Agonistleri
Yumurtaların erken çatlamasını (yumurtlamayı) önlemek için kullanılır. Genellikle 5. veya 6. günden sonra tedaviye eklenir.
Örnekler:
•Cetrotide
•Orgalutran
•Lucrin
3. Çatlatma İğnesi (hCG veya GnRH agonisti)
Yumurtalar yeterli büyüklüğe (genellikle 17-22 mm) ulaştığında yapılır. Bu iğne, yumurtaların son olgunlaşmasını sağlar. Uygulamadan 36 saat sonra yumurta toplama işlemi (OPU) gerçekleştirilir.
Kullanılan ilaçlar:
•Ovitrelle
•Pregnyl
•Lucrin (bazı protokollerde)
⸻
Süreç Nasıl Takip Edilir?
Yumurta büyütme süreci boyunca düzenli aralıklarla ultrasonografi kontrolleri yapılır. Amaç, gelişen foliküllerin (yumurta içeren kesecikler) sayısını ve boyutunu takip etmektir. Ayrıca, gerekirse kanda östradiol (E2) düzeyi de ölçülerek yumurta gelişimi hakkında daha net bilgi elde edilir.
Tipik olarak 2-3 günde bir kontrole çağrılan hastalarda süreç boyunca yaklaşık 3-4 kez ultrason yapılır.
⸻
Yumurta Geliştirme Süreci Kaç Gün Sürer?
Bu süreç kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 8 ila 12 gün sürer. Bazı kadınlarda yanıt daha erken olurken, bazılarında tedavi süresi uzayabilir. Vücudun ilaçlara verdiği yanıt süreyi doğrudan etkiler.
⸻
Süreçte Dikkat Edilmesi Gerekenler
✅ İlaçlar Doğru Saatte Uygulanmalı
Doktorun önerdiği saatte ve dozda ilaçların uygulanması büyük önem taşır. En ufak bir gecikme bile tüm protokolü olumsuz etkileyebilir.
✅ Ultrason Randevularına Aksatılmadan Gidilmeli
Gelişen yumurtaların zamanında takip edilmesi, ideal çatlatma zamanının belirlenmesi için şarttır.
✅ Aşırı Egzersizden Kaçınılmalı
Büyüyen yumurtalıklar nedeniyle vücut hassas hale gelir. Özellikle over torsiyonu riski (yumurtalık dönmesi) nedeniyle ağır fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.
✅ Bol Su İçilmeli
Yumurtalıklar büyüdükçe karın bölgesinde gerginlik, şişlik ve rahatsızlık hissedilebilir. Günde 2,5-3 litre su içmek, bu etkileri azaltmaya yardımcı olur.
✅ Dengeli Beslenme Önemli
Protein ağırlıklı ve dengeli bir diyet hem vücut direncini artırır hem de olası yumurtalık hiperstimülasyon sendromu (OHSS) riskini azaltır.
⸻
OHSS (Yumurtalık Hiperstimülasyon Sendromu) Nedir?
Yumurtalıkların aşırı uyarılması durumunda, karında sıvı birikimi, şişlik, nefes darlığı gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Bu tabloya OHSS denir. Hafif vakalar dinlenme ve sıvı desteği ile geçerken, şiddetli durumlarda hastane yatışı gerekebilir.
OHSS riski genellikle:
•Polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlarda
•Genç yaşta
•AMH değeri çok yüksek olanlarda görülür.
Tedavi sırasında hormon değerleri yakından izlenerek bu risk önlenmeye çalışılır.
⸻
Yumurta Gelişmediğinde Ne Yapılır?
Bazen ilaçlara rağmen yumurtalıklar yeterli yanıt vermez ve yeterli büyüklükte yumurta gelişmeyebilir. Bu durumda doktor şu seçenekleri değerlendirebilir:
•İlaç dozu artırılabilir
•Başka bir protokol ile yeni döngü planlanabilir
•Tedavi iptal edilip doğal döngü takip edilebilir
⸻
Yumurta Sayısı Kaç Olursa İyidir?
Kaliteli embriyo elde edebilmek için 8-15 arası yumurta genellikle ideal olarak kabul edilir. Ancak bu sayı kişiye göre değişir. Önemli olan sayı kadar yumurtaların kalitesidir. Az sayıda, ama kaliteli yumurtalarla da başarılı gebelik elde edilebilir.
⸻
Sonuç: Başarı İçin Doğru Planlama Şart
Tüp bebekte yumurta büyütme süreci, tüm tedavi sürecinin temel aşamasıdır. Bu süreçte doğru ilaç protokolü, düzenli takip ve hastanın tedaviye uyumu, başarı şansını artırır.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### Üremeyi Nasıl Koruyabilirim?
Üremeyi Koruyan İşlemlerGüncel zamanda tüp bebek tedavisi yöntemleri ile kadında veya erkek de üremelerini korumak amacı ile oosit dondurma veya sperm dondurma ya da embriyo dondurma şansları var olmaktadır. Böylelikle doğurganlığın korunabileceğini söyleyen Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp bebek uzmanı Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç anlatıyor;Kadın için üremeyi koruyan gelecekte de korunmasını sağlayan işlemler nelerdir?- Ne yazık ki onkoloji açısından tedavi gören kadınlar da kemoterapi veya radyoterapi var olan yumurtalık rezervinin kalıcı veya geçici olarak hasarına yol açmaktadır. Genellikle doğurganlık şansını azalttığı söylenirken aynı zaman da doğurganlığı tamamen yok da edebilmektedir.Bu nedenle bekar olan ve henüz çocuk sahibi olmamış ya da yeni evlenen ancak henüz bebek sahibi olmayan çiftlerimizde normal bir tüp bebek tedavisi gibi ilaç tedavisi sürecinin arkasından yumurtalar çatlatılarak tolanması sağlanır. Toplanan yumurtalar ise etkin bir şekilde dondurulabilir. Tedavisinin arkasından takibini yapan hekiminin uygun görmesine istinaden tekrar eşinin spermi ile döllenmesi sağlanarak bebek sahibi olabilir. Ya da evli bir çift ise embriyolar dondurularak tekrar tedavi btiminde embriyolar çözülür annenin rahmi hazırlanarak embriyo transferi yapılabilmektedir. Böylelikle üreme sağlığı korunmuş olmaktadır. Herhangi bir kanser dahil olmak üzere hastalık kişinin çocuk sahibi olmasına engel olamamaktadır.- Yumurta hücresinin dondurulması,- Yumurta dokusunun dondurulması,- Embriyonun dondurulmasıdır. Bu üç madde kadının üreme sağlığını korunmasında rol oynarken, tercih edilebilecek üç madde de kadının kanser tedavisine herhangi bir engeli bulunmamaktadır.Tüm bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için ise hasta iğne kullanarak var olan yumurtalarının büyümesini sağlar. Normal bir tüp bebek tedavisi süreci gibi gerekli boyuta geldiğinde çatlatma iğnesi verilerek çatlaması sağnaıp zamanında yumurtalar toplanmaktadır. Toplanan yumurtalar dondurulabilirken eğer hasta evli ise ve embriyo dondurması istiyor ise eşinden alınan sperm örneğindeki sperm ve yumurta döllenmesi sağlanarak dondurulma işlemi gerçekleştirilir. 30 eylül 2014 yılında yürürlüğe giren yönetmenlik ile kemoterapi ve radyoterapi gerekliliği olanhastalar da bir kurul raporu çıkarılarak belgelendirilerek yumurtaların dondurulmasına olanak sunulmuştur ve uygun görülmüştür.Kadınlarda üremeyi koruyan yöntemler yukarıdaki gibiler iken, erkeklerde üremeyi koruyan işlemler nelerdir?Kadınlara benzer olarak kanser tanısı ile tüp bebek merkezlerine başvuran erkek hastalarda toksik tedavi planlanması ile sperm dondurabilirler. Erkek hastalarda da aynı şekilde 30 eylül 2014 tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğe göre kurul raporu ile belgelendirmek koşulu ile sperm örneklerinin dondurulmasına olanak sağlanılabilir.Kemoterapi ve radyoterapi gibi spermlere zarar verebilecek tedavilerden önce,Ya da üreme fonksiyonlarını kaybedecek testislerin alınması gibi ameliyatlardan önce cerrahi yöntemlerle sperm elde edilerek dondurulabilir.Ağır şekilde sperm sayısında düşüklük var ise de aynı şekilde hasta da sperm dondurma imkanı sağlanabilmektedir.
Rahim – Uterus Anomalileri adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Vajina Daraltma (Vajinoplasti) Nedir?
Vajinoplasti, vajina daraltma sıkılaştırma operasyonu olarak nitelendirilir. Vajinanın sıkılaşmasını, toplanması ve hatta gençleşmesini sağlar. Fazla doğum yapan özellikle fazla normal doğum yapan bayanlarda ve ilişkiye bağlı olarak genişleyebildiğinden dolayı zamanla cinsel ilişki sırasında hazzı hem bayanda hem erkekte azaltarak cinsel isteksizliğe neden olacağından vajinoplastiye ihtiyaç duyulur.
Uygulama alanımız dış genital alandan vajinal kanala doğru 2-3 cm lik kısıma uygulanır. Ancak elbette bu da bireye göre vajinanın durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Amaç fazla dokunun küçük bir kesiyle çıkarılarak simetrik bir şekilde dokuların birleştirilmesidir. Lazer ile uygulanılan vajinoplasti de ise amaç tüm vajinal kasların sıkılaştırılmasıdır. Amacı cerrahi işlemi destekleyerek daha genç bir vajina oluşturmaktır. Gerek duyulursa lazer işleminde altı hafta sonra ikinci seans uygulanır ancak genelde ikinci seansa gerek kalmadan işlem tamamlanır. İşlem süresi yaklaşık 20 dakikadır.
Cerrahi ve lazer işlemi birbirinden farklı amaçlarla uygulanabilmektedir. Cerrahi işlem bir ameliyat olarak nitelendirilip vajinanın erkek cinsel organını kavramasını amaçlamaktadır dolayısı ile vajina girişine uygulanan bir işlemdir. Vajinal kanala doğru 2-3 cm lik alana uygulanmaktadır. Vajinal bağlar doğum ,tekrarlayan vajinal müdahaleler nedeniyle bozulan anatomi vajina daraltma ameliyatlarını ihtiyaç haline getirmektedir. Vajina estetiği vajinayı anatomiye uygun daraltarak gevşeyen vajinal duvarların daha sıkılaşmasını hedeflemektedir. Vajinoplasti işlemi ile vajina işleminin amacı sıklıkla cinsel yaşamda erkeğin ilişki esnasında vajinal duvarları hissedememesi durumunda oluşan cinsel işlev bozukluğunu sonucu olarak penisin vajinaya girim basıncını artırmak amacıyla yapılan bir işlemdir. En önemli desteği daralmış bir vajina girişinin penis başına vereceği basıncı artırarak cinsel doyumu artırmasıdır. Cinsel isteksizliğe sebebiyet vermemek için sıklıkla tercih edilen kısa süreli basit bir işlemdir.
Vajina Daraltma Ameliyatını Hangi Doktor Yapar? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Daraltma Ameliyatını Hangi Doktor Yapar?
Ülkemizde daha doğrusu dünyada tüm bayanların ciddi bir problemi olarak görülen vajinal bir gevşeklik labia bozuklukları artık rahatlıkla genital estetik diye nitelendirdiğimiz bir estetikle çözüm bulabiliyor. Menapoz, gebelikler sonucu olan doğumlar, yaşa bağlı olarak zamanla vajinal duvar dokusunu destekleyen liflerde hasar, zayıflama görülür. Buna bağlı olarak da vajen kaslarında gevşeme meydana gelir. Bu cinsel yaşamda da iki bireyde de olumsuzluk yaratarak cinsel hayatı da eşler arasında sarsıntıya uğratır.
Buna bağlı olarak da kasların gevşemesiyle karşımıza çıkan bir sorun daha vardır ki, idrar kaçırma. İdrar kaçırma sıkıntısı olan bayanlarda ise sürekli tekrarlayan vajinal enfeksiyonlarda kaçınılmaz bir durum haline gelir. Tedavisi çok kolay ve küçük bir cerrahidir. Genital estetik labioplasti, vajinoplasti gibi işlemlerin genel adıdır.
Bu işlemler sırasında vajinanın anatomik yapısını bilmek oldukça önemlidir. Anatomik yapı hakkında bilgisinden deneyiminden ve hasarları tespit etme konusunda bir jinekoloji uzmanı tarafından yapılması uygun olan bir işlemdir.
Vajina Daraltma (Vajinoplasti) Nedir? Adlı Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Daraltma Sonrası Bakım
ADET DÖNEMİNDE VAJİNOPLASTİ YAPILIR MI?
Vajina daraltma sonrası bakım oldukça önemlidir aslında bakılırsa işlem sırasında bizlere düşen sorumluluk kadar sizlere de büyük bir görev düşmektedir, bu sebeple doktorunuzun tavsiyelerine tam uyunuz. Vajina daraltma sonrası bakım konusunda en önemlilerinden biri enfeksiyon oluşmasını önlemektir. Bunun için işlem için adet bitimi sonrası ile sonraki adete 10 gün kala arasındaki evrede yapılır. Yine enfeksiyonu önlemek için işlem sonrasında koruyucu antibiyotik kullanılır.
Vajina daraltma ameliyatında eriyen dikişler kullanıldığı için dikiş alma problemi olmaz. Ameliyat 45 – 60 dakika arasında sürecektir ve vajina daraltma sonrası kısa bir istirahat sonrası evinize gidebilirsiniz. Ameliyat sonrasında pamuklu iç çamaşırı giyilerek terleme önlenebilir. Ameliyat bölgesinin kuru tutulması için ameliyat gününde sık sık pet değiştirmelisiniz örneğin iki saatte bir.
Vajina daraltma sonrası adet kanamasından daha az birkaç gün sürebilen hafif sızıntı olabilir. Kanama 3-7 gün kadar sürebilir, bu durum normaldir. Vajina daraltma sonrası 2-3 gün kadar istirahat etmeniz faydalı olur. İlk birkaç gün vajina bölgesine steril gazlı bez konur ve her tuvalette değiştirilir. Tuvaletten sonra antiseptikli gazlı bez ile önden arkaya bir defa silinir. Bunu 1 hafta kadar uygulamak yararlı olur. Vajina daraltma sonrası 3 gün duş alınmamalıdır.
Ağrı kesiciyi iki gün kullanıp sonra kesiniz. Bundan sonra ağrı olursa yine ilaç kullanabilirsiniz. Antibiyotiği ise 10 gün düzenli kullanmanız önemli bir noktadır. Vajina daraltma sonrası 4. gün ılık bir banyo yapabilirsiniz. Ameliyatı sonrası 4-6 hafta cinsel ilişki yapılmamalıdır.
Vajina daraltma sonrası doktorunuzun tavsiyelerine tam uyarsanız, sonuç başarılı olacaktır. Ancak bölge itibariyle kirlenebilen bir bölge olması nedeniyle temizlik ve kuru tutulması çok önemlidir.
Vajina Daraltma Sonrası Ne Zaman Normal Yaşantıma Dönebilirim? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Daraltma Sonrası Ne Zaman Normal Yaşantıma Dönebilirim?
Vajinoplasti çok kısa pratik bir işlemdir. İşlem sonrası uzunca bir yatış gerektirmez. Ayrıca bir olumlu yanı da işlem kırk dakika içinde tamamlandıktan sonra anestezi etkisinin geçmesi ile birlikte ayağa kalkarak yürüyebilirsiniz. Bir başkasının bakımını gerektiren sosyal yaşantınızı engelleyen bir müdahale olarak nitelendirmek yanlış olur. Tam tersine bir iki gün dinlendikten sonra günlük aktivitelerinize olduğu gibi devam edebilirsiniz. Bunun yanı sıra cinsel ilişkinin cerrahi vajinoplasti de 6 hafta, lazer vajinoplastide 2 hafta önerilmediği unutulmamalıdır.
Vajina Daraltma Sonrası Bakım Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Daraltma Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Vajina daraltma sonrası nelere dikkat edilmelidir? Sorusunu maddeler halinde cevaplıyoruz.
Cerrahi işlem sonrası 6 hafta, lazer sonrası 2 hafta cinsel ilişki uygun görülmemektedir.
Enfeksiyon riskinden dolayı deniz havuz vs girilmemelidir.
Banyo ise küvet olarak değil ayakta duş alınması tercih edilmelidir.
İşlem sonrası kısa süreli hafif sızlamalar ve lekelenmeler görülür.
Günlük aktivitelerinize devam edebilirsiniz.
Ağrı kesici analjezik grubu ilaçlardan kullanabilirsiniz.
Doktorunuzun verdiği krem vs kullanmayı ihmal etmeyiniz.
Vajina Dudağı Nasıl Olmalı? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Dudağı Nasıl Olmalı?
Ergenlikte gelişimsel bir deformite (şekil bozukluğu) olarak karşımıza çıkan kadın dış genital yapılarındaki problemler, belli bir yaştan itibaren kaçınılmaz olarak kozmetik veya fonksiyonel olarak birtakım sıkıntılar yaratmaktadır. Ayrıca doğada, doğurganlık görevini kadınların yerine getirmesinden ötürü hemen her doğumdan sonra bu bölge etkilenmektedir.
Vajina anatomik olarak labium majus denilen dış dudaklar, klitoris, idrar yolu açıklığı, labium minör (iç dudaklar) ve vajina kanalı girişinden oluşmaktadır. Labium majörler, yukarısı daha kalın, aşağıya doğru gittikçe incelen adeta muz şeklini andıran oluşumlardır.
Bunlar birbirine hafifçe temas etmeli yani arasında ince bir yarık şekli olmalıdır. Dış dudakların içinde klitoris adı verilen erkeklerdeki karşılığı ise penis olan çıkıntılı bir organ vardır. Bu organ duyu sinirleri bakımınca çok zengin erektildir.
Klitorisin Altında İdrar Yollarının Açıldığı Bölge
Onun altında da vajina girişi bulunmaktadır. Vajina girişinin ortalama 1 ila 1.5 cm içerisinde himen dediğimiz kızlık zarı bulunur. Onun arkasında da vajina kanalı başlamaktadır.
Bütün bu sayılan yapıların hepsini içinde barındıran labium minus denilen iç dudaklar bulunur. Yani labium minuslar klitorisi, idrar yolu ağzını ve vajina girişini içerisine alır. Dış dudakların renginin genel vücut rengiyle hemen hemen benzer olması,kendi içinde renk simetrilerinin olmaması gerekir.
Dış dudaklar dolgun ve diri olmalı, üzerini örten deride sarkıklık, gevşeklik ya da buruşukluk gibi bozukluklar olmamalıdır. İlerleyen yaş, menopoz veya kilo alıp vermeler gibi sebepler de bu bölgenin zengin yağ dokusunda erime meydana getirebilir. Hoş olmayan bir görüntüye yol açar. Bu görüntü yaşla beraber yüzdeki sarkma ve erimeye benzer. Bu erime değiştirilmez ve buna müdahale edilmezse vajinada genişleme meydana gelir.
Vajina Daraltma Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Estetiği ile Orgazmı Kolaylaştırmak Mümkün Mü?
Orgazm olamayan kadınlar kendilerini zorunlu hissettikleri için ilişki esnasında orgazm taklidi yapabilirler. Çok sayıda kürtaj, fazla doğum yapmak vajinada deformasyona neden olduğu için orgazmı zorlaştırabilir. Ancak vajina estetiği ile orgazmı kolaylaştırmak mümkün.
Haberin devamı için lütfen linke tıklayınız.
https://www.hurriyet.com.tr/vajina-estetigi-ile-orgazmi-kolaylastirmak-mumkun-mu-40021456
#### Vajina Estetiğinde Risk Var Mıdır?
Genital estetikte risk ne kadar az olsada, ne kadar kolay kısa süreli bir işlem olsa da, ne kadar atlatılması kolay bir müdahale olarak adlandırılsa da bir cerrahi işlem olması sebebiyle bir ameliyatın taşıdığı riskleri taşıması olasıdır.
Elbette yüksek riskler taşımamakla beraber ;
Kanama riskiEnfeksiyon riski Barsak zedelenmeleri Duygusal açıdan ameliyat sonrası memnun kalmamaVajinanın fazla darlığı neticesinde cinsel birliktelikte ağrı
Elbette ki bu işlem ne kadar uzman ellerde yapılırsa endikasyonlar o kadar azalacaktır.
Vajina İç Dudakları Neden Büyük Olur? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajina Estetik Ameliyatı Kaç Günde İyileşir?
İlişki yasağı süresi nedir?
Genital estetik ameliyatları farklı bölümlerde maddelenir.
Vaginoplasti,Lazer ile vaginoplasti,Labioplasti,Hudoplasti,Hymenoplasti,Genital dolgu lipid ile,Genital dolgu hyalünorik asit ile,Mezoterapi ile renk açma,Lazer ile renk açma,
Vajinal estetik olarak nitelendirilen, vajinoplasti vajinal daraltma ameliyatından sonra ise bakım oldukça önemlidir.
Lazer vajinal daraltma operasyonu cerrahiye göre daha az bakım ve özen isteyen bir işlemdir. Lazer vajinal daraltma da herhangi bir kesi, dikiş söz konusu olmadığı için kanama riski ya da enfeksiyon riski yoktur. Yalnızca vajinal krem ile lazerin yaptığı harabiyetin iyileşmesi hedeflenir ve iki hafta cinsel ilişki yasağı yeterlidir. Çıkar çıkmaz dahi hasta yürüyerek evine gidebilir, işine geri dönebilir. Ancak vajinal kanal boyunda yaratılan harabiyet iki hafta içerisinde iyleşecektir.
Tabiki cerrahi vajinal daraltma da operasyon sonrası bakım biraz daha zahmetli ancak yine de oldukça kolaydır. Cerrahi vajinoplastide kesi alanı ve sütur bölgesi olacağından dolayı elbette ki hafif lekelenmeler söz konusu olacaktır. Ağrı ne kadar üst düzeyde hissetmeseniz de minik bir operasyon rahatsızlığı yaşamanız söz konusu olabilir. Ancak tüm bunlar en az derecede olacağından hiç şüpheniz olmasın. Kullanılan ve önerdiğimiz ağrı kesici veya kremlerle en aza indirilecek ve en sonunda hayalinizdeki cinsel hayata kavuşacaksınız.
Cerrahi vajinoplastide parça çıkarılarak içeriye dikiş atıldığından dolayı dikişler iç kısımda kalmakla beraber dışarıdan bir dikiş görünmez. Aynı zamanda dikişlerinizi almayı gerektiren hiçbir durum yoktur kendiliğinden eriyecektir. Estetik sütur kullanılması bu konuda önemlidir. Yaklaşık olarak altı haftada vajina toparlanırken altı hafta ilişki yasağına özen gösterilmelidir. Dikişler kuru tutulmalı olabildiğince, önden arkaya doğru temizliğe özen gösterilmeli, reçete edilen kremler düzenli kullanılmalıdır.
Elbette yüksek riskler taşımamakla beraber;
- Kanama riski
- Enfeksiyon riski
- Duygusal açıdan ameliyat sonrası memnun kalmama
- Vajinanın fazla darlığı neticesinde cinsel birliktelikte ağrı meydana gelebilir. Ancak elbette operasyon ne kadar uzman ellerde yapılırsa endikasyonlar o kadar azalacaktır. Tercih edilen merkez bu konuda oldukça önemlidir.
#### Vajina İç Dudakları Neden Büyük Olur ?
Kadınların vücut yapısı ve anatomisi genetik olarak bazı değişiklikler gösterir. Saç rengi, göz rengi, saçların kıvırcık ya da düz olması gibi farklılarda, genital bölge anatomisinde de farklılıklar olması tamamen olağandır. Bu sebeple vajina iç dudaklar için ideal bir büyüklük ya da anatomik yapıdan söz etmek doğru olmaz.
Vücudun diğer bölgelerinde olduğu gibi, vajinanın iç dudaklarında da asimetrik (simetrik olmayan) bir yapı bulunabilir. Yani vajina dudaklarından biri büyük ve diğerine göre daha sarkık, diğeri daha küçük olabilir. Bazı hastalar için bu durum hem görüntü olarak, hem de fiziksel olarak rahatsızlık verici etkenlere sebep olabilir. Vajina dudaklarının yapısal farklılıkları bazen konjenital (doğuştan) olabilmektedir. Bazı hastalarda ise sonradan ergenlik döneminde hormonların etkisiyle iç dudaklarda büyüme, asimetrik büyüme, sarkma, renk değişikliği gibi farklılıklar oluşabilir.
Kimi hastalarda bu farklılıklar cinsel ilişki sonrası veya doğum sonrası gelişebilir. Ayrıca yılların etkisiyle ve yaşlanmayla da beraber dış dudaklarda sarkma ve doku kaybı yaşanabilir. Aşırı kilo kaybı ve aşırı kilo alımı, dış dudakların içerisindeki yağ dokusunu değiştirerek görüntüsünde sarkma yaratabilir. Bazı hastalarda bu durum doğuştan yapısal olarak iç dudaklar arasında büyüklük farkı ve yapısal farklılıklara neden olabilir. Dudakların biri daha sarkık ve dıştan görünebilir şekilde iken, diğeri çok küçük olabilir. Aynı şekilde dudaklar arasında renk, ton farkı bulunabilir.
Bu durumda genellikle daha sarkık olan dudak daha koyu bir renkte ve dikkat çekici olabilir. Bu durum bazen hiçbir fiziksel rahatsızlığa yol açmaz. Sadece görüntü olarak hastayı rahatsız edebilir. Bazı hastalarda ise fiziksel olarak da rahatsızlık oluşturabilir. Çamaşır içinde kıvrılma sürtünme ve acı verme, tekrarlayan enfeksiyonlara ya da dar giysilerden ve mayodan fark edildiğini düşünme gibi sıkıntılara sebebiyet verebilir. Eğer hastada herhangi bir huzursuzluk yaratmıyorsa, vücudun diğer organları gibi sağ ve sol tarafın her zaman aynı şeklide olmayacağı akılda tutulmalıdır. Bunun normal bir durum olduğu bilinmelidir. Hatta tam tersine simetri sağlandığı sürece hiçbir zaman beş parmak bir değildir ya da ikisi de minimal şekilde daha doğal bir görünüm yakalayacaktır.
Vajina Estetiğinde Risk Var mıdır? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinal Gençleştirme ve Sıkılaşma Nasıl Yapılır?
Vajinal gençleştirme ya da yenileme işlemi için en sık olarak iki yöntem kullanılmaktadır;
1-) Cerrahi vajina daraltma
2-) Lazerle vajinal gençleşme, yenilenme
İlerleyen yıllarla birlikte yaşın da ilerlemesi sebebiyle gerçekleşen vajinal yolla olan doğumlar, menapozla birlikte azalmış östrojen seviyesi ve kollojen dokuda artan ve azalan yapılar vajinada birtakım farklılıklara neden olmaktadır. Vajinanın esnekliğinin zamanla azalması, kuruluklar, vulvada (kadın genital bölgesinin dış yüzeyi) renk değişiklikleri, iç dudakların sarkması ve simetrik olmayan görüntüleri, volümsüz dış dudaklar kadında hem işlevsel hem de estetik bozukluklara yol açabilmektedir. Bu sebeplerle kadınlar, vajina gençleştirme operasyonları yaptırmaktadır. Vajina gençleştirme, sadece anatomik olarak vajina daraltmayı değil fonksiyonel olarak alınan hazzı, isteği ve duyarlılığı da arttırmayı hedefler. Bu işlemler birkaç farklı yöntem kullanılarak yapılır.
Vajina gençleştirme yöntemleri başlıca şunlardır;
1.Vajinanın cerrahi olarak daraltılması (vajinoplasti),
2.Lazerle vajinal daraltma işlemi
3.Labioplasti (iç dudak estetiği)
4. Genital dolgu ile Barbie bebek vajinasını da görüntü olarak yakalamak mümkündür. Tüm işlemler kombine olarak vajinal gençlik sağlamaktadır. İyi görünen bir yüzüne ne kadar genç gösteriyorsunuz iltifatını genital bölgenizde neden almayasınız?
Küçük dudakların estetik operasyon (labioplasti) ve büyük dudaklara yağ veya hyalüronik asit enjeksiyonları ile birlikte vajina eski darlığına ulaşır. Genital bölgenin dışarıdan görüntüsü gençleşir. Büyük dudaklar daha hacimli, dolgun ,genç ve güzel bir görüntüye kavuşurken vajinal darlık ise ilk gün birliktelik esnasında oluşan darlık meydana gelir. Kendine hediye et Cinsel özgüvenini kaybetme !
#### Vajinaya Lazer Uygulaması Başka Ne Gibi Durumlarda Uygulanır?
Cinsel haz ve cinsel tatmin amaçlı : Cinsel yenilik, darlık sağlamak cinsel hazı arttırır. İlişkide vajina içinden çıkan seslerin giderilmesi : Gevşemiş, esnemiş, deforme olmuş vajinadan girişte sesler gelmektedir. Vajinoplasti bu sesleri ortadan kaldırır. İdrar torbası ve barsak sarkmasının düzeltilmesi : İdrar kaçırmaya çözümdür. Doğum izlerinin düzeltilmesi, ağrılı cinsel ilişkinin tedavisi perineoplasti ameliyatı olarak adlandırılır. : Bazı evde yapılmış doğumlarla hasar görmüş perine veya doğum sırasında hasar görmesi sonucu vajinoplasti çözümdür. Vajinal ameliyat izlerinin giderilmesi : Kist vs jinekolojik ameliyatları sonucunda ameliyat izleri giderilir. Özgüven ve cinsel ilişkide orgazm artışı : Estetik açıdan güzel görünümlü bir vajina bayana kendisine özgüven duymasını sağla aynı zamanda özgüvene bağlı olarak cinsel ilişkide orgazm artışı görülür.
#### Vajinismusta Çaresiz Değilsiniz Çare Siz'siniz
Adım Adım Vajinismus
Cinsellik, sadece üremeye yönelik biyolojik bir fonksiyon ya da fiziksel boşalım ve rahatlama sağlayan bir dizi mekanik hareket değildir.
Cinsellik; duygusal, düşünsel ve davranışsal pek çok unsurun karşılıklı etkileşimi ile şekillenen karmaşık bir sosyal, ilişkisel ve kültürel bir süreçtir.
Cinsel ilişkiye girebilmek ve bunu herhangi bir ağrı hissetmeden yapabilmek kadınların çok büyük bir kısmının yerine getirebildiği bir durumdur.
Bu durumun dışında kalan kadınların sorunu olarak vajinismus, ilk günden itibaren evliliğin tamamlanmasına engel olmakta, kadını ve eşiyle olan ilişkilerini yıpratmakta ve toplumsal yapıyı olumsuz yönde etkilemektedir. Cinsel sorunlara karşı daha duyarlı hale gelinmesi, cinsel sorunlar karşısında sorunun giderilmesine çalışan insanların sayısını, geçmiş yıllara göre, muazzam ölçüde arttırmıştır.
Yine de ayıplanma endişesinden, utangaçlıktan, farkında olmamaktan ya da imkanların sınırlı olmasından dolayı vajinismus konusunda pek çok mağdur çift çare arayışında bulunmamakta ya da bulunamamaktadır.
Öncelikle bir kadın doğum uzmanı tarafından vajinismus derecesi değerlendirilir. Jinekoloji uzmanı her zaman bu konu için pskiyatrist ile ortak çalışmaktadır.
Durum değerlendirmesi yapıldıktan sonra özel olarak görüşmeler, seanslar başlayarak sohbetler edilir ve asıl sorunlar saptanır daha sonrasında ise bu sorunlara yönelik bir plan çizilerek hareket edilir. Bunlardan bahsedecek olursak;
Vajinismus sadece kadına ait bir sorun değil, çiftin ortak bir sorunudur, paylaşılan bir rahatsızlıktır. Cinsel terapistten randevu alarak gelmek aslında bu yolda bir adım atmak ve 1-0 öne geçmek demektir.
İlk hedefimizde hastalarımızın hayatlarını ve ilişkilerini berbat ettiklerini düşündükleri için utanması kendilerine ve diğerlerine verdikleri sözü yaşatmayışları, kendilerini ve partnerini hayal kırıklığına uğrattıkları için suçluluk duyması sebebiyle öncelik her zaman utanç ve suçluluk duygularının azalmasını ve hatta yok olmasını hedefliyoruz.
Bu adımlarda sizlere iyi bir dost, iyi bir arkadaş veya iyi bir abla, iyi bir kardeş olarak sizlerin rahatlığını sağlamak ve güvende hissettirmek de bizim en başta gelen önceliklerimizdendir.
Aynı dili konuşabilmek amacıyla da vajinismus hakkında hastalarımızı bilgilendiriyor ve böylelikle hayatlarında sorunlarında düşüncelerinde kullanabilmelerini sağlıyoruz. Bizler bu minik serüvende sadece yol gösterenleriz. Kendinizi iyi hissetmenize kendinizin farkına varmanızı sağlayanlarız.
Bu serüvenin sonundaki başarınında başarısızlığında sorumluluğu sizindir. ‘’ Ben kurtarılmalıyım, biri beni ne olur kurtarsın ‘’demek acizliktir. ‘’ Ben kendimi kurtarmalıyım, inançlıyım ve kararlıyım sadece yol gösteren bir kişiye ihtiyacım var ‘’ derseniz biz bu serüveni en güzel şekilde bitirenler olacağız.
Cinsel terapi kasılan kaslarınız üzerinde kontrol sağlayabilmeniz için derin kas gevşetme egzersizlerini ve aşama aşama cinsel ilişkiye doğru ilerlerken parmakların kullanılmasını içermektedir. Vajinismusta üç terapi türü vardır.
Yoğunlaştırılmış Terapi
Dış genital organlarına, vajinalarına, vajina içine dokunabilen, ağır kasılması olmayan vakalarda kullanılır. Üç günlük yoğunlaştırılmış cinsel terapi ve hipnoz uygulamalarını içerir.
Toplam 12 seanstan oluşur. Seanslar sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez yapılır. Sadece penis vajina birlikteliğinin sağlanması yani cinsel ilişkinin sorunsuz gerçekleştirilmesi hedeflenir. Sadece cinsel ilişkiye girememe durumu ortadan kaldırılmaya çalışılır.
Normal Tempolu Terapi
Ortalama 12 seans vardır. Cinsel terapi uygulamalarını içerir. Seans aralıkları hastaların durumlarına göre ayarlanabilir. Orta ve ağır şiddetteki hastalarda kullanılabilir. En çok tercih edilen tedavi seçeneğidir.
Holistik Terapi
Klasik tedavi yöntemlerine cevap vermeyen ağır vajinismus vakalarında kullanılır. Ya da daha ağır daha derin iç çatışmaları olan hastalar da tercih edilir.
Adım 1: Gevşeme
İlk adım komutlarla ve nefes teknikleriyle gevşemek. Vajinismusta asıl olan istemsiz çalışan aşk kaslarının kontrol altına alınmasıdır. Bu nedenle bu yolda ilk adım, bilinç dışı ve otomatik çalışan solunum sistemini irademizle kontrol etmektir.
Nefesi kontrol etmeyi öğrenmek bedeni kontrol etmeyi öğrenmenin en kolay yollarından birisidir. Nefes almayı kolaylaştırmak içinde sırt üstü yatılarak gözler kapatılıp uyuma taklidi yapılabilir. Adım 1’de kullandığımız yöntem bilişsel yapılandırma. Bilişsel yapılandırmada;
Danışanın kaygılanmasına yol açan, gerçekçi olmayan varsayımları belirlemek ki değerlendirme formlarını bunun için kullanıyoruz.
Düşüncelerin duyguları ortaya çıkardığı varsayımını açıklamak.
Bilişsel çarpıtmalar adını verdiğimiz hatalı ve yanlış inanışları doğruları ile yer değiştirebilmek için bilgilendirme yapmak.
Danışanın durumlara gerçekçi bir bakış açısı getirmesini sağlamak.
Danışanın gerçekçi olmayan varsayımlarını yeniden değerlendirmesinde yardımcı olmak.
Bu adımda rahatlama teknikleri uygulanır ve bu aşamadan sonra cinsel girişim sadece bir süre yasaklanır. Cinsel girişimden kastımız sadece penisi vajene sokma girişiminden uzak duruyoruz.
Onun dışında cinsel temas cinsel birliktelik olması bizim için daha iyi bir durumdur.
Adım 2: Bilişsel Yeniden Yapılandırma
Geldik ikinci adıma, her başarının mimarı sizsiniz, ilişkinizin bozulmasına hiç izin vermeyin. Bu zamanlarda çatışmalardan ve vajinismusu tartışmaktan kaçının.
Bir takım olduğunuzu hatırlayın. Bir gemide yol alaca yolcularsınız. Cinsel organlar denildiğinde sadece sizin aklınıza değil herkesin aklına hemen hemen penis ve vajina gelir.
Oysa ki en büyük cinsel organımız beyindir. Çünkü cinsellikten haz tamamen duygularımız ve düşüncelerimizle bağlantılıdır. Penis ve vajina önemli oyunculardır ancak başrol beyindedir.
Vajina konusunda kaygılarımızı gidermemiz gerekir. Vajinanın cinsel birleşmede dokunmak ve penisi kabul etmek için inşa edilmiş bir organ olduğudur. Vajina esneyebilen bir organdır.
Bilişsel olarak kızlık zarı (himen) vajina konusunda hastamızı bilgilendirerek kendisini keşfetmesi konusunda bilinçlendiriyoruz.
Adım 3: Bedeni Keşfetme ve Mastürbasyon
Vajinismuslu kadınlarında bir özelliği de kendi vücutlarına yabancı olmalarıdır. Bu durum zamanla kadının kendi cinsel organından uzaklaşmasına onu kendisine ihanet ediyor gibi görmesine sebep olmaktadır.
Bu durum eşi itme, yataktan kaçma, ağlama, durması için eşe yalvarma, çığlık atma, terleme, titreme, idrar gelme hissi, huzursuzluk, bulantı, karın ağrısı, bacakları kapama, vücudu kasma gibi durumlara yol açabilir.
Bu adımda tekrarlayan dokunuşlar ve tekrarlayan aktivitelerle genital organlarınızın zihninizde bir haritasını çıkarmaya çalışarak başlayacağız. Buna başlamadan önce rahatlamak amaçlı ılık bir duş alınmasını istiyoruz.
Daha sonra bir boy aynasında çıplak olarak bedeninizi incelemeniz neler hissettiğinizi yada vücudunuzda beğenmediğiniz yerlerinizi keşfetmelisiniz. Daha sonra organlarınızı parmaklarınızla keşfedeceksiniz. Daha sonra hassas bölgeleri keşfetmek için çabalayacaksınız.
Kadınlar klitorisin çok kolay etkilenmesi nedeniyle mastürbasyonu başkalarından öğrenmeseler bile kendileri keşfedebilirler. Fiziksel istek, kasık bölgesine yayılan bir sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise dokunulması ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi ile ortaya çıkar. Mastürbasyonun tek yolu yoktur.
Genelde ya klitoris elle okşanır ya da iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtünür. Bakire olan kadınlar genel olarak böyle mastürbasyon yapabilirler. Bu adımda size düşen ellerinizin bedeninizi keşfetmesine izin vererek cinsel doyumu yaşamaya başlamak.
Adım 4: Aşk Kasları
Vajina girişinin etrafındaki bu çok güçlü aşk kaslarına vajina kasları, pubococcygeal kaslar, pelvik taban kasları ya da aşk kasları da denir. Bu kaslar, üreme, sindirim, idrar yolları için kilit bir rol üstlenmiştir.
İdrar tutmaya, dışkılamaya, cinsel birleşmeye, orgazma, bağırsak hareketlerine ve doğum sırasında bebeğin çıkışına yardımcı olur. Aşk kasları her zaman tetiktedir ve harekete geçmek için beklerler. Bu mesajıda beyinden alır.
Aşk kasları farkında olunmayan beden mesajlarına karşın kasılma tepkisi göstermeyi öğrenmiştir. Cinsellikte olumsuz düşünceye sahip kadınlarda aşk kaslarıyla çevrelenen kasık bölgesi bir mücadele halini alır. Hasta ne kadar bileşmeyi istese de bilinçdışı uyarılar duygular ağrı beklentisi nedeniyle beyin daha önce tepki vererek aşk kasları kasılıp vajinal bölgeyi kapatır.
Bu tabloya da vajinismus denmektedir. Aşk kaslarını kontrol altına almakta bizim elimizdedir. İdrar yaparken de bu aşk kasları diye adlandırdığımız vajina kaslarınızı keşfederek kontrol altına alabilmeniz mümkündür. Bu adımda da bize aşk kaslarını etkin hale getirmek kontrol altına alabilmek için bazı egzersizlerimizi hatta ödevlerimizi yerine getirmek düşüyor.
Adım 5: Uygun Bir Ortam
En önemli adımdır ya da tüm adımların temelinde yatan bir durumdur ‘’ ideal bir ortam ‘’ . İdeal ortamın oluşturulabilmesi için en öneli unsur hoşgörü ve çiftin uzlaşmasıdır.
Bu nedenle uygun ortam hastalığı ön plana çıkarak bir yer değil cinsel aktiviteleri destekleyen ve ego güçlerinin en iyi şekilde kullanımına fırsat tanıyan bir ortam olmalıdır.
Çift olarak sizlerin zevkine bırakıyoruz bunu, kendinize rahat güvenilir bir ortam yaratmanız bu adım için yeterli olacaktır.
Adım 6: Duyusal Odaklanma
Duyusal odaklanma da çiftin gerçekleştirdiği okşama uygulamalarının temel özelliğini kastediyoruz. Aslında bu okşama egzersizleri ütün cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılan en önemli araçlardan birisidir.
Vajinismus tedavisinde de oldukça işimize yarayan bir egzersizdir. Öncelikle başta da olduğu gibi penis-vejen birleşimi hedefi şimdilik ortadan kaldırılır. Dönüşümlü olarak yapılan karşılıklı okşamalarda her iki eş tamamen kendi bedenine yoğunlaşabilmektedir ve kendisi de aynı anda okşamadığı için dikkati dağılmamaktadır.
Bunu bir tür keşif olarak kabul edebiliriz. Bu keşif için de uygun bir ortam hazırlamak yada uygun bir ortam tercihinde bulunmak şarttır. Gördüğünüz gibi her adım bir sonrakine yer hazırlamaktadır. Bu konuda sadece karşı tarafa ne hisettirdiğimize değil ne hissettiğimize de odaklanmak oldukça önemli bir aşamadır.
Yani bir erkeğin bedenine dokunarak haz almak, bir erkeğe dokunarak haz vermek, bir erkeğin haz aldığını görerek daha çok haz almak diyebiliriz. Bu sırada sözlü olarak da belirtmek partnerinizin nelerden hoşlandığını anlamanızda da yardımcı olacaktır.
Adım 7: Zihinde Canlandırma
-mış gibi düşünmek, düşünebilmek bu adımın en önemli basamağıdır. Önce nefes egzersizini devreye sokarak derin bir nefes sonrası kaslarınızı kasarak zihninizde hayal edecek düşünceler kuracak sizi mutlu edecek haz duymanızı sağlayacak her şeyi gözlerinizin önünden yaşıyormuşçasına düşüneceksiniz. Unutmayın karar vermek düşünmek başarmanın yarısıdır.
Adım 8: Vajinal Girişe Hazırlık
Vajina penisi alabilecek kadar geniştir ancak vajinanın açılabilmesi tamamen aşk kaslarıyla alakalıdır. Vajinaya giriş egzersizlerinde amaç ise, vajinanın genişleyebilir bir organ olduğunu kişiye gösterebilmektedir.
Bu aşamada dört önemli tabu çıkıyor karşımıza; vajinaya bir şey girmesi, vajinaya kendi parmaklarınızın girmesi, eşinizi parmaklarının girmesi ve son olarak da penisin girmesi durumudur. Egzersizlerden hemen önce gevşemek mastürbasyon yapmak oldukça önemlidir.
Islaklık açılma ve gevşeme meydana gelerek daha kolay bir hal alır. Bundan önceki adımlarımızı da göz önünde bulundurarak bu adımı gerçekleştirmeliyiz. Önce duş daha sonra rahatlama egzersizleri ve sonrasında da vajinal girişe hazırlık olarak devam eder.
Dokuzuncu adımda bir cisim ve kendi parmağınızla olan egzersizlere devam ediyoruz.
Vajinal Girişe Hazırlıkta Üçüncü Basamak
Vajinal girişe hazırlıkta bir önceki adım da bir başka cisim ve kendi parmağınızla giriş yapmayı başardınız. Şimdi sıra eşinizde.
Adım 9: Cinsel Birleşme
Cinsel birleşmeyi sağlamak için bu adımda da cinsel birleşmeye yönelik egzersizlerle devam ediyoruz. Bu adımda çift olarak artık son hazırlıklarımızı gerçekleştiriyoruz. Esne, gevşe, rahatla tekniğini aklınızdan hiç çıkarmıyorsunuz. Esne, gevşe, rahatla…
Adım 10: Hazza Odaklanma
Evet, hepsi bu kadardı. Cinsel birleşme sağlandıktan sonra size tek düşen hazza odaklanmaktır. Zevk ve haz almaya odaklanmaktan başka hiçbir sorumluluğunuz yok artık.
Vajinismus, her kadın için farklı basamaklarda farklı aşamalarda ve farklı derecelerde değerlendiriyoruz. Beş parmağın beşi de nasıl bir değilse vajinismus hastalarımızın hepsi de aynı derece değildir. Hastamızın durumuna göre tedavi planı hazırlamak esas alıyoruz.
VAJİNİSMUSTA ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ ÇARE SİZ’SİZSİNİZ.
Bu cümle aklınızdan hiç çıkmaması gereken kilit cümle olarak hafızanızda yer etsin. İnsanın hayatı, kaderi mutlulukları, üzüntüleri ve yaşamındaki her güzellik kendi elindedir.
Elinizde fırsatlar varken inanın, başvurmaktan çekinmeyin. Sonunda güzel bir mutluluk sizi bekliyor olacak.
Adet Kanamanızın Şiddetli Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### Vajinoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Vajinoplasti ameliyatlarında bizim tercihimiz genel anestezi sedasyon altında uygulanmasıdır. Ancak lokal anestezi de tercih edilebilir.
Uyguladığımız vajen daraltma ameliyatları ortalama olarak 45 dakika maximum bir saat kadar sürmektedir.
Lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) veya Sedasyon anestezisi ile vajina daraltma ameliyatları uygulanacak olan hastalarımızın tümünün yaklaşık altı saat öncesinden aç olmaları su ve sigara dahil hiçbir şey yiyip içmemeleri uygun olacaktır.
Vajen daraltma ameliyatlarında, vajen girişinden başlayarak 3 cm içeriye kadarki alan daraltılmaktadır. Bu şekilde vajina girişi, kişinin vajinasının genişliğine göre 2-3 cm daraltılmış olur.
Atılan dikişlerin çoğu altta olduğu için görünmemekte, dışarıda ise yalnızca 4-5 dikiş gözükmektedir.
En baş kural ve unsur vajina alt duvarında iki taraflı pelvis tabanını oluşturan levator adlı kasların birbirine dikiş atılarak yaklaştırılmasıdır. Bu şekilde vajinal sıkılık darlık sağlanmış olacaktır.
Vajinoplasti Ameliyatı Neden Yapılır? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Ameliyatı Neden Yapılır?
- Cinsel haz ve cinsel tatmin amaçlı : Cinsel yenilik, darlık sağlamak cinsel hazı arttırır.
- İlişkide vajina içinden çıkan seslerin giderilmesi : Gevşemiş, esnemiş, deforme olmuş vajinadan girişte sesler gelmektedir. Vajinoplasti bu sesleri ortadan kaldırır.
- İdrar torbası ve barsak sarkmasının düzeltilmesi : İdrar kaçırmaya çözümdür.
- Doğum izlerinin düzeltilmesi, ağrılı cinsel ilişkinin tedavisi perineoplasti ameliyatı olarak adlandırılır. : Bazı evde yapılmış doğumlarla hasar görmüş perine veya doğum sırasında hasar görmesi sonucu vajinoplasti çözümdür.
- Vajinal ameliyat izlerinin giderilmesi : Kist vs jinekolojik ameliyatları sonucunda ameliyat izleri giderilir. - Özgüven ve cinsel ilişkide orgazm artışı : Estetik açıdan güzel görünümlü bir vajina bayana kendisine özgüven duymasını sağla aynı zamanda özgüvene bağlı olarak cinsel ilişkide orgazm artışı görülür.
Vajinoplasti Ameliyatı Nasıl Yapılır? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Ameliyatının Faydaları Nelerdir?
Vajinoplasti ameliyatının faydaları nelerdir? Cinsel haz ve cinsel tatmin amaçlı, ilişkide vajina içinden çıkan sesin giderilmesi gibi etkiler. İdrar torbası ve barsak sarkmasının düzeltilmesi ve doğum izlerinin giderilmesi. Ağrılı cinsel ilişki tedavisi, vajinal ameliyat izlerinin giderilmesi, orgazm ve ilişkide özgüven artışı konularını başlıklar halinde açıklıyoruz.
Cinsel Haz ve Cinsel Tatmin Amaçlı
Vajinal estetik ameliyatlar cinsel ilişkide hazzı arttırmak için destek olur. Vajina daraltıcı işlemleri esas itibari ile gevşek ve genişlemiş vajinayı sıkılaştırmak, vajina darlığını sağlamak, gerginliğini arttırmak ve bu şekilde hem kadında hem de erkekte cinsel ilişki sırasında hazzı arttırmak amaçları için uygulamaktayız. Sıkı vajina duyarlılığı arttırmaktadır.
İlişkide Vajina İçinden Çıkan Seslerin Giderilmesi
Gevşemiş, esnemiş, deforme olmuş ve bollaşmış vajina içinden ilişki sırasında seslerin gelmesi bulgularına şikayetlerine rastlanabilir. Vajinoplasti bu sesleri yok etmeye yönelik bir yöntemdir.
İdrar Torbası ve Barsak Sarkmasının Düzeltilmesi
Vajen darlığı için yapılan ameliyatlar sırasında hastada idrar torbası sarkması, idrar kaçırma, barsak sarkması problemleri de varsa aynı seansta bu sorunlar da çözümlenebilir.
Doğum İzlerinin Düzeltilmesi, Ağrılı Cinsel İlişkinin Tedavisi
Ağrılı cinsel ilişkiye çözüm olabileceği gibi aynı zamanda hastada evde yapılmış olan doğumlara bağlı perine hasarları veya genel olarak doğumun getirdiği izlerin düzeltilmesinde çözümdür.
Vajinal Ameliyat İzlerinin Giderilmesi
Daha önce bartholin absesi, vajinal kist gibi vajinal ameliyatları geçirmiş olan kişilerde vajenin görünümü bozulabilir. Bu konularda da yapılan vajinal estetik ameliyatları ve vajen daraltıcı operasyonlar ile çözüm sağlayabilir.
Özgüven ve Cinsel İlişkide Orgazm Artışı
Estetik açıdan güzel görünümlü bir vajina kadınlarda kendilerine olan güvenleri arttırmakta ve cinsel açıdan tatmini, orgazm olmayı kolaylaştırmaktadır. Ayrıca cinsel ilişki sırasında erkek eşin tatmin olmasıyla bayanın özgüveninin en üste çıkması bağdaşır.
#### Vajinoplasti Çeşitleri Nelerdir?
Vajinoplasti, vajina daraltma sıkılaştırma operasyonu olarak nitelendirilir. Vajinanın sıkılaşmasını, toplanması ve hatta gençleşmesini sağlar. Fazla doğum yapan özellikle fazla normal doğum yapan bayanlarda ve ilişkiye bağlı olarak genişleyebildiğinden dolayı zamanla cinsel ilişki sırasında hazzı hem bayanda hem erkekte azaltarak cinsel isteksizliğe neden olacağından vajinoplastiye ihtiyaç duyulur.
Uygulama alanımız dış genital alandan vajinal kanala doğru 2-3 cm lik kısma uygulanır. Ancak elbette bu da bireye göre vajinanın durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Amaç fazla dokunun küçük bir kesiyle çıkarılarak simetrik bir şekilde dokuların birleştirilmesidir. Lazer ile uygulanılan vajinoplasti de ise amaç tüm vajinal kasların sıkılaştırılmasıdır. Amacı cerrahi işlemi destekleyerek daha genç bir vajina oluşturmaktır. Gerek duyulursa lazer işleminde altı hafta sonra ikinci seans uygulanır ancak genelde ikinci seansa gerek kalmadan işlem tamamlanır. İşlem süresi yaklaşık 20 dakikadır.
Cerrahi ve lazer işlemi birbirinden farklı amaçlarla uygulanabilmektedir. Cerrahi işlem bir ameliyat olarak nitelendirilip vajinanın erkek cinsel organını kavramasını amaçlamaktadır dolayısı ile vajina girişine uygulanan bir işlemdir. Vajinal kanala doğru 2-3 cm lik alana uygulanmaktadır. Vajinal bağlar doğum, tekrarlayan vajinal müdahaleler nedeniyle bozulan anatomi vajina daraltma ameliyatlarını ihtiyaç haline getirmektedir. Vajina estetiği vajinayı anatomiye uygun daraltarak gevşeyen vajinal duvarların daha sıkılaşmasını hedeflemektedir. Vajinoplasti işlemi ile vajina işleminin amacı sıklıkla cinsel yaşamda erkeğin ilişki esnasında vajinal duvarları hissedememesi durumunda oluşan cinsel işlev bozukluğunu sonucu olarak penisin vajinaya girim basıncını artırmak amacıyla yapılan bir işlemdir. En önemli desteği daralmış bir vajina girişinin penis başına vereceği basıncı artırarak cinsel doyumu artırmasıdır. Cinsel isteksizliğe sebebiyet vermemek için sıklıkla tercih edilen kısa süreli basit bir işlemdir.
Kısacası vajinoplasti cerrahi ve lazer olmak üzere iki farlı şekilde uygulanabilir.
#### Vajinoplasti İşlemi Sonrasında Kanama ve Ağrı Olur mu?
Cerrahi vajinoplasti de kesi alanı ve sütur bölgesi olacağından dolayı elbette ki hafif lekelenmeler söz konusu olacaktır. Ağrı ne kadar üst düzeyde hissetmeseniz de minik bir operasyon rahatsızlığı yaşamanız söz konusu olabilir. Ancak tüm bunlar en az derecede olacağından hiç şüpheniz olmasın. Kullanılan ve önerdiğimiz ağrı kesici veya kremlerle en aza indirilecek ve en sonunda hayalinizdeki cinsel hayata kavuşacaksınız.
Lazer ile yapılan vajinoplasti de ise hiçbir ağrı kanama söz konusu bile değildir. Bu durum da lazer ile yapılan vajinoplastinin avantajını bize sunarken bazı durumlarda vajinanın çok fazla deforme olması sonucunda cerrahi işlem gerektirebildiğini de atlamamak gerekir.
Vajinoplasti İşleminde Kızlık Zarı Dikimi de Yapılabilir mi? Yazımızı okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti İşleminde Kızlık Zarı Dikimi de Yapılabilir mi?
İlk defa penis ile buluşan vajina ile bir çok kez penisle buluşan vajina farklılık göstermektedir. İlk gece de penisin vajinaya girmesi, penis başının kızlık zarına baskı yapması, vajinaya kolayca girmesini engellemesi, ilk defa penisle buluşan vajinanın daha dar olması gibi durumlar dikkat çekmektedir. Bunun sebebiyetiyle duruma göre değişmekte olup bazı vajinoplasti operasyonlarında kızlık zarı dikimi de gerçekleştirilebilir.
Amaç, ilk kez penisle buluşan vajinanın darlığını yakalamaktır. Kızlık zarı dikimi yaparak artı vajinoplastiyle kızlık zarı dikimi desteklenebilmektedir. Ortalama kırk dakika kadar süren bu işlem kızlık zarı dikimi gerçekleşen hastalar için birbirinin destekçisi olarak adlandırılabilir. Bazı hastalarımız anestezi almış ve jinekolojik masa korkusunu yenmişken bir arada kurtulmak isteyebilir. Böyle durumlar da her zaman hastalarımızın destekçisi olarak buradayız.
Vajinoplasti İşlemi Sonrasında Kanama ve Ağrı Olur mu? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti İşleminden Sonra Cinsel Birliktelik
Cinsel organlarını beğenmeyen kadınlarımız aslında oldukça fazladır. Cinsel organlarını beğenmeme durumları cinsel ilişkileri ve cinsel ilişkiye bağlı olarak evlilikleri ikili ilişkileri de zedelemiştir. Çözümümüz bu noktada genital estetiktir. Cinsel doyumu yakalamak amaçlı yapılan vajinoplasti işlemi cerrahi ve lazer olarak uygulanmaktadır.
Cerrahi işlemde 6 hafta boyunca cinsel ilişki yasak iken lazer ile yapılan işlemde yalnızca yaklaşık iki hafta cinsel ilişkiye ara verilmesi gerekir.
Vajinoplasti Kimlere Uygulanır? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Kimlere Uygulanır?
Vajinoplasti cinsel birlikteliğin mutluluğu için güzel bir çıkar yolu olarak değerlendirilebilir.
Cinsel birliktelikten haz bekleyenlere ve arttırmak isteyenlereİlişki sırasında vajinadan ses çıkmasından şikayetçi olan hastalarımızaİdrar torbası ve barsak sarkmasının düzeltilmesi: İdrar kaçırmaya çözümdür. Doğum izlerinin düzeltilmesi, ağrılı cinsel ilişkinin tedavisi perineoplasti ameliyatı olarak adlandırılır.: Bazı evde yapılmış doğumlarla hasar görmüş perine veya doğum sırasında hasar görmesi sonucu vajinoplasti çözümdür. Vajinal ameliyat izlerinin giderilmesi: Kist vs jinekolojik ameliyatları sonucunda ameliyat izleri giderilir. Özgüven ve cinsel ilişkide orgazm artışı: Estetik açıdan güzel görünümlü bir vajina bayana kendisine özgüven duymasını sağla aynı zamanda özgüvene bağlı olarak cinsel ilişkide orgazm artışı görülür.
Çok fazla doğum yapması sebebiyle vajinası deforme olmuş hastalarımıza uygulanan kısa süreli kolay çözümlü bir yöntemdir.
Vajinoplasti İşleminden Sonra Cinsel Birliktelik Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Sonrası Dikişler Alınır mı?
Vajinoplastide Dikişlerim Dışarıdan Görünür mü?
Cerrahi vajinoplastide üç cm içeriye dikiş atıldığından dolayı dikişler iç kısımda kalmakla beraber dışarıdan bir dikiş görünmez. Aynı zamanda dikişlerinizi almayı gerektiren hiçbir durum yoktur kendiliğinden eriyecektir. Estetik sütur kullanılması bu konuda önemlidir. Yaklaşık olarak altı haftada vajinanın toparlanırken vajina altı hafta sonra böyle bir işlem yapıldığını partnerinizin bu işlemin yapıldığını darlık dışında hiçbir şekilde anlaması mümkün değildir. Dışarıdan görünen dikiş yoktur.
Vajinoplasti Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Doktorunuzun verdiği antibiyotik vs kullanmalısınız. Bölge kuru tutulmalıdır.Vajinoplastiden 3 gün sonra banyo yapılabilir. Banyo sırasında ayakta duş alınması tercih edilmelidir. Lazer de 2 hafta, cerrahi de 5 hafta cinsel ilişkide bulunulmamalıdır. Soğuk uygulama önemli bir noktadır. Cinsel ilişkinin yasak olduğu süreç boyunca deniz havuz vs girilmez.
Vajinoplasti Sonrası Dikişler Alınır mı? Yazımızı Okumak için Tıklayınız..
#### Vajinoplasti Sonrası Tekrar Vajinal Genişlik Olur mu?
Tekrar Doğum Yapabilir miyim?
Vajinoplasti işlemleri cerrahi ve lazer olarak uygulanır. Lazer tek başına yapıldığında kontrol ve tekrarlama gerektirebilirken genel olarak vajinoplasti kendisini kaybetmez. Ta ki normal bir doğum yapıncaya kadar. Normal bir doğum da vajina ve perinenin şeklinin ve darlığının bozulması yine karşımıza çıkan olumsuz etkenlerdendir. Normal doğum sırasında bu darlık korunamaz.
Yanlış anlaşılmasın ki ; vajinoplasti normal doğuma engel değildir. Yalnızca tekrarlanması gereken bir işlem gerektirir. Darlığın kaybolmasını sağlar.
#### Vücudumuz Sağlıklı Bir Gebeliğe Nasıl Hazırlanır?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Perinatolog Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç cevaplıyor: Vücudumuz sağlıklı bir gebeliğe nasıl hazırlanır?
Haberin devamı için linke tıklayınız.
https://www.mynet.com/tv/vucudumuz-saglikli-bir-gebelige-nasil-hazirlanir-vid-3456246/
Emzirme Dönemindeki Annelere Öneriler adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Anne Adayının Cinsel İsteğinde Değişiklik Olur Mu? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
Suyun Erken Gelmesine Nasıl Müdahale Edilir? Adlı yazımızı incelemek için tıklayınız..
#### W-NOTES CERRAHİSİ
W-NOTES CERRAHİSİ NEDİR ?
Günümüzde artan teknoloji ile amacımız hastalara daha az morbidite ile daha çabuk ve daha hızlı iyileşme sağlamaktır.Bu cerrahide bizim kapalı yöntemler ile yani laparoskopi ile yapılan bir çok işlemi karın ön duvarından herhangi bir kesi yapmaksızın kapalı yöntemlerle vücuda ait doğal açıklıklardan yani vajinadan faydalanılarak kesisiz bir şekilde ameliyatı tamamlamaktadır.
W-NOTES NASIL YAPILIR ?
Bu cerrahide işleme vajina ön duvarından yapılan bir kesi ile başlanır.Amaç karın içi boşluğa mesaneyi ve rektumu reddederek ulaşmaktır .Karın içi boşluğa ulaşıldığında W-notes uygulamasına ait olan adaptörler vajinaya yerleştirilir.Böylelikle vajinadan girilerek batın ve karın içi organlar ters yönde kuşbakışı olarak izlenebilmektedir.
W-NOTES İŞLEMİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?
Batın yani karın içi organların net bir hale gelmiş olması ile beraber laparoskopi işleminde ortaya çıkabilecek en sık komplikasyonlardan biri olan üreter yaralanmalarını da ortadan kaldırmaktadır.Ayrıca kesisiz ve estetik bir cerrahi olanağı sağlayan bu işlem hızlı iyileşme süreci ve estetik sonuçlarıyla pek yakında yapılan endoskopik cerrahilerin önüne geçmiş olacaktır.
W-NOTES UYGULAMASI HANGİ İŞLEMLER İÇİN KULLANILMAKTADIR ?
w- notes cerrahisi uygulama alanları aşağıda verilmiştir:
Rahim sarkma ameliyatlarında uygulanabilmektedir.
Rahim alma ameliyatlarında uygulanabilmektedir.
Basit çikolata kistlerinin alımında uygulanabilmektedir.
Bazı tip idrar kaçırma işlemlerinde yapılabilmektedir.
W-NOTES UYGULAMASI KİMLERE YAPILMAKTADIR ?
Ikındığında yada ayakta rahim veya bazı iç organların sarkmış olduğu hasta ve hasta gruplarında uygulanmaktadır.
İdrar torbası sarkmasından dolayı idrar yaparken mesaneyi tam olarak boşaltamayan hasta ve hasta gruplarında uygulanmaktadır.
Urge inkontinans yani idrar gelince tutamayan ve tuvalete yetişemeyen hasta gruplarına uygulanmaktadır
Estetik kaygıları olan hasta gruplarına uygulanmaktadır.
Kilolu hastalara uygulanmaktadır.
Günlük hayata hızlı dönmek isteyen hastalara uygulanmaktadır
#### X-ray Cihazı Bebeğe Zarar Verir mi?
Gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız X- ray cihazları gebelikte merak edilen bir konudur. X-ışını kullanılan cihazların yapılan araştırmalara göre bebeğe herhangi zarar vermesi olasıdır.Ancak alış veriş merkezleri yada toplu kullanılan alanlarda ,hava alanı yada güvenlik gerektiren alanlarda eşyaların taranması amacıyla kullanılan cihazlar X-Ray cihazlarıdır.
X ışınların yani ultrason,manyetik bazı cihazlar,mikrodalga fırın,x-ray cihazı vb.. Tabiki elektromanyetik alanları,yüksek gerilim hatları,röntgen odaları,telsiz odaları gibi riskli odalara gebelerin girmesi zararlıdır. Bu odalar bebeğinize zarar verir. Bu gibi aletler olmadığı sürece bebeğinize X ışınları zarar vermeyecektir. Anne adayları da insanların günlük hayatta birçok yerde karşılaştıkları X-ray cihazlarından endişelenmeleri ve merak etmeleri normaldir. X-ray cihazlarının size ve bebeğinize hiçbir zararı yoktur. Yüksek ışınlara ve radyasyona maruz kalmadığınız sürece bu gibi cihazlardan ve ışınlardan size ve bebeğinize bir zarar gelmeyecektir.
Toparlayacak olursak günlük hayatta sıkça karşılaştığımız x-ray cihazlarının gebeliğe zararının olup olmayacağı merak konusudur. Anne adayları bu dönemde oldukça özenli davranırlar. Gebeliğine zarar gelmesinden oldukça korkarlar. Bunun için x-ray cihazları da oldukça merak konusudur. X ışınlarının gebeliğe zarar verdiği yada verebileceği düşünülmektedir. X ışınları hayatımızın hemen hemen her yerinde vardır. Yanlış bilinene gerçekler Ultrasonografi, manyetik cihazlar X ışını barındırmaz. Mikrodalga fırın, telefon ve çeşitli ev aletleri de az miktarda radyasyon mevcuttur ancak x-ray cihazı gibi x ışınları bulunduran çeşitli güvenlik cihazlarından da insanın direkt maruziyeti günlük yaşamda genellikle direkt olmamaktadır.
Fakat hamilelik döneminde ve gebe şüphesi olanlarda elektromanyetik alanlara,telsiz odalarına ,tıbbi film çekilen radyoloji odaları gibi riskli odalara girmemeleri gereklidir. Bu odalar bebeğinize zarar verir. X-ray cihazları ile karıştırılan ve genellikle metal duyarlı manyetik cihazlar ise gebeliğe hiçbir zararı yoktur. Anne adayları bu konuyu çok merak ederler. Çünkü x ışınlarının zararlı olduğu ve radyasyon yaydığı bilinir ve radyasyon bebeğe zarar verir oysaki çeşitli kurumların girişlerindeki manyetik cihazlar X-ray değildir ve radyasyon içermez. Bunların bebeğinize ve gebeliğinize hiçbir zararı yoktur. Anne adaylarının ve bizlerin de günlük hayatımızda çokça karşılaştığımız cihazlardır. Yüksek ışınlar ve radyasyon içeren ortamlar gebeliğinize ve bebeğinize zarar verir.
#### Yalancı Doğum Sancısı Nedir?
Yalancı doğum sancıları telaşeye ve endişeye sevk eden önemli bir sorundur. Yalancı doğum sancılarının tıp diliyle olan adı ise “braxton hick”kasılmalarıdır.
Bu kasılmaları gerçek doğum kasılmaları zannetmeniz gayet normal bir durumdur. Hamile bayanların 22.gebelik haftasından sonra en çok şikayetçi olduğu ve en çok korkutan sorundur. Bu kasılmalarınız geldiğinde doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Gelen bu sancıların gerçek sancılar olmadığını anlamanız yani gerçek ve yalancı sancılar arasındaki farkı ayırt edebilmeniz için biraz bilgi verelim. Gelen bu yalancı sancılar multiparlarda yani birden fazla doğum yapmış bayanlarda daha erken başlar ve kasılma süreleri daha uzun olur.
Primiparlarda yani ilk gebeliği olanlarda ise bu sancıların süreleri kısadır. Gelen bu yalancı sancılar servikste silinme yapmaz ama gerçek sancılar servikste silinme yapar,bu yalancı ve gerçek doğum sancıları arasındaki en büyük farklardandır. Yalancı doğum sancıları düzenli değildir,ağrıların sıklığı,süresi ve şiddeti farklıdır. Sıklığı 10-20dk kadar düşebilir.
Gerçek doğum sancıları ağrı kesicilerle ve sedasyonlarla durdurulamaz iken,yalancı doğum sancıları ağrı kesicilerle ve sedasyonlarla rahatlıkla durdurulabilir. Yalancı doğum sancıları riskli değildir. Anneyi bir nevi doğuma hazırlar,plesantadaki kan akımını kolaylaştırmak gibi yararlı yönleri vardır. Bu kasılmalar fazla ayakta kalmak,yorgunluk,stres,sinir,karına yapılan bir travma gibi durumlarda artar. Bu kasılmalar geldiğinde,uzanarak ayaklarınızı karnınıza çekip,duş alıp gevşeyin,bol sıvı tüketin ve çok şiddetli olur ise doktorunuza danışın. Toparlayacak olursak yalancı doğum sancıları endişelenilmemesi gereken bir durumdur. Bu sancılar normal sancılardır. Yalancı doğum sancıları genelde 22.gebelik haftasından sonra başlar. Bu kasılmalar birden fazla çocuk yapmış olanlarda daha erken başlar,ilk gebeliği olan gebelerde ise bu kasılmalar daha geç başlamaktadır.
Yalancı doğum sancıları düzenli sancılar değildirler. Bu sancıların sıklığı,süresi,ve şiddeti farklıdır. Yalancı sancılar ağrı kesicilerle durdurabilen,gerçek sancılar durdurulamaz. Yalancı doğum sancıları riskli değildir. Anneyi doğuma hazırlar ve plesantadaki kan akımını hızlandırır. Yorgunluk,fazla ayakta kalma gibi durumlarda ise bu sancılar artar. Bunun için sancılar geldiğinde dinlenmeye çalışın. Karnınıza aldığınız travmalarda bu sancıların artmasına neden olmaktadır. Bu sancılar çok olduğu zaman mutlaka doktorunuza görünün.
#### Yaşım İlerliyor, Bebek Sahibi Olma Hayalimden Uzaklaşıyorum!
KORKMA ! VAZGEÇME ! ERTELEME !
‘’Gençken evlilikten çok uzaktım, pek oralı olmaz çokta düşünmezdim. 30 yaşında evlendim, biraz gezdim, gezmek istedim. Eşim de benimle aynı fikirdeydi biraz yurt içi biraz yurt dışı derken yaşımız 35 oldu. Beş sene nasıl geçti anlamadık, bir senedir de düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemedik. Pek yolunda gitmiyor bir şeyler gibi geldi, e yaş da 36 olunca size geldik. Bebeğim olsun istiyorum artık ancak yaşım için, zamanım için pişmanım. Hayallerimden uzaklaşmak zorunda kalma fikri beni korkutuyor. ‘’ gibi cümlelerle, hikayelerle başlayan çiftlerin başvuruları gittikçe artıyor. İleri evlilik yaşı ile birlikte gelen ileri yaş bebek istekleri de arttıkça tüp bebek tedavileri de artış göstermeye devam ediyor. Ancak tüp bebek tedavisi var olduğu sürece korkmalı mıyız? Ya da ne kadar korkmalıyız ve ne gibi durumlarda endişe duymakta haklıyız;
Son yıllarda tüm dünyada annelik duygusunu ilerleyen yaşlarda yaşayan anne adaylarının sayısında önemli artışlar gözlenmiştir. Tıpta ileri yaş terimi 35 yaşın üstünde ve sonrasında bebek isteği ile başvuran anne adaylarında kabul edilmektedir.
Ancak evet bir gerçek vardır ki ,ilerleyen yaş ile birlikte infertilite problemlerinin arttığı, gebelik sürecinin biraz daha zorlaştığı, doğuma yakın komplikasyonların artış gösterdiği doğrudur.
30 yaş altında herhangi bir ay ve yumurtlama döneminde gebe kalabilme şansı %20 iken, 40 yaş üstünde gebe kalabilme oranı yaklaşık %5 olarak görülmektedir. Yaş ilerledikçe her sene biraz daha yumurta kalitesi düşer, sperm tarafından döllenme oranının azalmasına neden olur ayrıca embriyolarda genetik problemler görülmesine sebep olmaktadır.
Ultrasonografik ve hormonal açıdan anne adayı tüp bebek tedavisi için başvurduğunda adetin ikinci günü zorunlu olmakla beraber incelenir, ultrasonografisi yapılarak hormon tetkikleri tamamlanır. Ultrasonu ile hormon tetkikleri değerlendirilen hasta da yumurta rezervi ile ilgili herhangi bir soruna rastlanmaz ise tüp bebek tedavisi hastaya başlanabilir. Ancak erkek infertilitesinde de yaş oldukça önemlidir. Yumurta rezervinin varlığı ve hormonal değerlerin normalliği %100 pozitif gebelik haberi anlamına gelmez. Eğer sperm ile ilgili de herhangi bir sorun olmadığı konusunda hem fikir olur isek o zaman adetin ikinci günü çift için tüp bebek tedavisinde yola çıkabiliriz. Ancak ileri yaş tüp bebek tedavilerinde kromozom açısından embriyonun ya da embriyoların incelenmesi gereklidir. Preimplantasyon genetik tanı yöntemi işte burada öne çıkmaktadır. İlerleyen yaşta tüp bebek tedavilerinde yumurta ve spermde de sorun olmasa ve her ikisininde varlığı konusunda sorun olmasa bile 5. Günde embriyodan biopsi alınarak kromozomları yönünden değerlendirilmesi sağlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Birlikte biraz genetik araştırmalara değinelim.
Embriyolara Genetik Tanı Uygulaması
Tüp bebek tedavisi ile bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde yardımcı üreme tekniklerinin de gelişmesiyle bebek sahibi olmadan bebeklerinin genetiğini belirlemeleri mümkün hale gelmiştir. Öykülerinde, tekrarlayan gebelik kayıplarını da göz önünde bulundurarak tüp bebek merkezleri tüp bebek laboratuvarlarında PGT yöntemi ile embriyoların genetiğine bakılarak sağlıklı embriyo transferi sağlanabilir.
PGT yöntemi genetik bilimin gelişmesi ile artık tüp bebek tedavilerinde embriyolarda genetik inceleme yapılabiliyor. Bu yöntem ise preimplantasyon genetik tanı olarak isimlendiriliyor.
PGT gebelik elde edilmeden önce elde edilen yumurta ve sperm hücrelerinin embriyoloji laboratuvarında döllenmesi sonucunda gelişen embriyoların alınan hücreleri ile gebelik elde edilecek olan bebekte sayısal ve kromozom bozukluğu ile tek gen hastalıklarının tanısı konulabilmektedir.
FISH Tekniği ile PGT Uygulaması
Sayısal olarak karşımıza çıkan kromozom bozuklukları ve yapısal kromozom bozukluklarının ayini için çoğunlukla FISH tekniği kullanılabilmektedir. Ankara Tüp Bebek Merkezlerinde embriyoloji laboratuvarlarında 8, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, X ve Y kromozomlarından oluşan, düşüklerde en sık rastlanan kromozom anomalilerinin oldukça çok büyük bir kısmını kapsayabilmektedir. Ancak embriyoların transferi aynı siklus içerisinde gerçekleşmemekte bir sonraki siklusa embriyoların dondurulması yapılarak aktarılmaktadır. FISH tekniği ile PGT yapılması günümüzde de hala sayısal ve yapısal olarak anomalilerin tespitinde en sık olarak karşımıza çıkan bir yöntem olarak bilinip gerçekten pratik bir yöntem olma avantajını da korumaktadır.
Sayısal Kromozom Bozukluklarının Taraması
PGT ile genetik tanı yöntemi gebelik kaybı ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarına sebep olan kromozom bozukluklarının saptanmasında tüp bebek başarılarında şansı arttırmak için kullanılmaktadır. Embriyolarda sayısal kromozom bozukluklarının taranması özellikle anne adayının yaşının ileri olduğu durumlarda, tekrarlayan tüp bebek denemerlinde, tekrarlayan düşüklerde yapılan sayısal kromozom bozukluklarının taranma durumunun amacı insan hücrelerinin 22 otozom ve bir gonozomdan oluşan 23 çift kromozon içerir. Kromozomlarda fazla veya eksik sayıda krozomom olması durumunda tüp bebek tedavilerinde saptanması önemli bir husustur.
İleri Yaş Tüp Bebek Tedavisinde Öneriler
Adetin ikinci ya da üçüncü gününde yapılan FSH, E2, AMH testi gibi yumurtaların durumu ile ilgili rakamsal değerler veren önemli bilgilere ulaşmamızı sağlayan testler bizi yönlendirecektir.
Önceden saptanmayan ancak varlığı soru işareti olan ya da aile geçmişinde varlığı ile ilgili veriler olan hipertansiyon, diyabet gibi kardiyolojik, endokrin tabanlı ek hastalıklar tespit edilmelidir. Gebelikten önce kontrolü zorunludur
Gebelik öncesi preimplantasyon testleri gibi genetik araştırmalar hakkında çift genetik danışmanlık alabilir.
Eğer kilo problemi var ise çözüm bulunabilir. Ancak bunun için uzun zamanlar verilemez.
Gebelik kararı ile birlikte folik asit desteği almaya başlanması bebeğin muhtemel sinir sistemi anomalilerinin görülme sıklığını azaltacaktır.
Son olarak ileri yaş tüp bebek tedavilerinden sonra elde edilen ileri yaş gebeliklerde perinatoloji yan dalı olan bir kadın doğum hekimi tarafından takip edilmek sizi daha çok güvende tutacaktır.
Peki ya burda erkekte ileri yaşta bebek isteği olan durumları detaylandıralım mı?
Erkek Yaşının İleri Olması Hamileliği Etkiler mi?
Gebelik ve kısırlık (infertilite) konusu esas olarak anne yaşı ile çok yakından ilgilidir. Anne yaşı ilerledikçe özellikle 35 yaşında sonra hem gebe kalamama yani kısırlık konusunda bazı risk artışları görülür hem de gebe kaldıktan sonra hamilelik boyunca anne ve bebek ile ilgili bazı risklerde artış görülür. 35 yaş ve üzerinde olan gebeliklere ileri yaş gebeliği denir. 40'lı yaşlarla birlikte gebe kalma olasılığı %50 oranında azalmaya başlar. Bu nedenle bu yaşlar itibariyle gebelik planlıyorsanız genel sağlık durumunuzu da göz önüne almanız gerekir. İleri yaşta gebe kalan pek çok kadın sağlıklı bebek dünyaya getirmesine rağmen genç anne adaylarına göre riskleri daha yüksektir. İleri yaş gebeliklerinde en çok korkulan komplikasyon kromozom anomalili bebek doğurmaktır. Bunlardan en sık görüleni zekâ geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri içeren Down Sendromu’dur. Ancak gebelik sırasında yapılan prenatal testler, özellikle amniyosentez ile bu bebekler tanınabilir.
Baba Adayının Yaşı Büyüdükçe Risk Artar mı?
Annenin ileri yaş etkisi kadar olmasa da baba adayının da yaşının ilerlemesi özellikle 40-45 yaşlarından sonra sperm hareketi, hacmi ve normal şekilli sperm sayısını azaltır. Ancak sperm konsantrasyonu yaş ilerledikçe değişmez. Sperm parametrelerindeki bozulmalardan dolayı erkeğin yaşının ileri olması kadınınki kadar etkilemese de gebelik oluşması konusunda başarıyı azaltır.
Gebeliğin oluşma süresi uzar. Gebelik oranını düşürerek etki eder.
Kadınlarda menopozun başlaması ile birlikte yumurta üretimi durur. Erkeklerde her yaşta sperm üretimi devam eder ancak kalitesinde azalma olur. Sperm üretimi sırasında bir genetik hata oluşabilir. Bu da hem düşük riskinin artmasına hemde bebekte anomalilerin doğmasına sebebiyet verir. Özellikle otozomal dominant hastalıkların bebekte görülme riski artar çünkü bu hastalıklar gen çiftlerinden sadece birisinde hata olması neticesinde ortaya çıkabilir, erkeğin sperminde oluşabilecek genetik hata bu hastalıkların meydana gelmesine neden olabilir.
Erkeğe Bağlı İnfertiliteye Değinecek Olursak
Erkeğe bağlı olarak çocuk sahibi olamama durumu çiftlerin yaklaşık %40- %50’sinde görülmektedir. Anne adayında bir şey saptanmamışsa baba adayınında bazı testler yapması gerekir.
Sperm Testi Nasıl Yapılır
3-6 günlük cinsel ilişkisizlik sonrası verilmesi gereklidir. Sperm analizinin yapılacağı laboratuvar tarafından steril bir kap verilir ve mastürbasyon yöntemi ile bu kaba meni verilir. Mastürbasyon sırasında herhangi bir kayganlaştırıcı kullanılmaması gereklidir. Mümkün ise laboratuvar içerisindeki özel odalarda meni verilmesi sağlanmalıdır. Meni verme işlemi erkeği oldukça stresli bir duruma getirebilmektedir. Bu nedenle meni verme işlemi sırasında sertleşme problemleri gibi problemler normal olarak görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda erkeğin eşi yardımcı olabilmekte ya da sertleşme problemi var ise Viagra gibi ilaçlar kullanılabilmektedir. Bazı durumlarda evde de meni verme işlemi yapılabilir. Fakat meni en fazla 1 saat içerisinde uygun sıcaklık aralığında (vücut sıcaklığı) laboratuara getirilmelidir.
Alınan örnek belli işlemlerden geçirilir.
Temel olarak; Sperm sayısı, sperm hücrelerinin yapısı, spermlerin hareket kabiliyeti değerlendirilir.
Hormon Testleri
Örnekte sperm saptanamayan tanısı alan erkeklerde FSH, LH ve testosteron değerleri bakılır.
Sperm örneğinde sperm bulunmamasının 3 nedeni vardır.
a)Tıkayıcı tipte azospermi: Testislerde sperm üretimi vardır Ancak oluşan spermleri dışarı taşıyan kanallarda tıkanıklık vardır. Bu hastalarda FSH normal olarak saptanır
b)Tıkayıcı olmayan azospermi: Testiste sperm üretimi yoktur Bu hastalarda FSH yükselir.
c) Sinir sitemine bağlı azospermi: Beyinden testislere sperm üretimi için uyaran gitmiyordur . Bu hastalarda FSH değeri düşük saptanır.
Ultrasonografi ile inceleme
Varikosel ya da hidrosel olup olmadığının tespit edilmesi için gerekebilir.
Genetik İnceleme
Sperm sayısı ml’de 5 milyonun altında ise genetik inceleme gerekir.
Kromozomlar incelemede;
Otozom ve seks kromozom yapısal ve sayısal anomalileri, Y kromozom da mikrodelesyon araştırılır.
Kistik Fibrozis Araştırması
Yapılan sperm testinde toplam volüm 1.5 ml nin altında ise pH değeri 7 nin altında ise kistik fibrozis denilen hastalık araştırılmalıdır
Sperm FİSH testi
Tekrarlayan gebelik kaybı tekrarlayan implantasyon başarısızlığı olan, kromozomlarda sorun saptanan veya spermlerde şiddetli yapısal bozukluk mevcut hastalarda yapılabilir.
Testis Biyopsisi
Menide sperm olmaması (Azospermi) olan hastalarda testisten cerrahi uygulama ile biyopsi yapılabilir ve sperm üretiminin hangi aşamada sekteye uğradığı tespit edilebilir. Fakat günümüzde tüp bebek sırasında yapılan biyopsi haricinde biyopsi yapılması kesinlikle önerilmemektedir. Azospermili hastalarda yapılan biyopsi ile çok değerli olan testis dokusu çıkarılmakta ve bu dokuda sperm bulunsa dahi bu aşamada kullanılamamaktadır. Bu nedenle azospermili hastalarda biyopsi yapmak yerine bu hastaların eşlerini tüp bebeğe hazırlamak ve azospermili hastaya sperm elde etme yöntemlerinden birisini uygulamak (TESE, TESA), sperm çıkar ise direk olarak mikroenjeksiyon yapmak en uygunudur. Artan dokular inceleme için patolojiye gönderilebilir. Tekrar etmek gerekir ise tüp bebek haricince testis biyopsisi kesinlikle önerilmez.
Unutmayın ki, hiçbir zaman sorun erkekte yada sorun sende diye düşünülmemelidir.
Sorun her zaman ortaktır.
Geçmişe dönmek mümkün değil, zararın neresinden dönerseniz kardır. Evet bebek isteğini erteledik ve şu an 35 yaşın üstündeyiz. O halde vakit kaybetmeden bir tüp bebek uzmanına başvurarak süreci bir an evvel başlatmalısınız. Artık bebek sahibi olma hayallerinizi ertelemek zorunda değilsiniz. İlerleyen tıp ve ilerleyen teknoloji ile herşeyi elde etmek mümkün. Yumurta rezervini kuvvetlendirmek için bile SVF, PRP gibi ek yöntemler tedavi seçenekleri mevcut.
Yalnız değilsiniz… Her gün pek çok 35 yaş üstü hastaya tüp bebek tedavisi başlıyor ve müjdelerini onlarla paylaşıyoruz. Bu sevinçleri paylaşırken mutluyuz, hayallerinize ortak olmak istiyoruz. Belki de yarınlarınıza umut. Gülümsemeniz hiç eksik olmasın, hayal kurmaktan hiç vazgeçmeyin. Biz tedavi seçeneklerimiz ve güçlü kadromuzla yolunuzda yürümeye hazırız.
Gebelik ve Covid-19 Aşıları Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Yeni Haber
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için artık birçok farklı tedavilerin bulunuyor olması ve bunların tamamının ise tüp bebek olarak adlandırılıyor olmasından dolayı, sizlerde bu tedavi ile sorunlarınızı aşabilir ve çocuk sahibi olabilirsiniz. İlk olarak belirtelim ki erkekte ya da kadında olan sorunlarda gerekli tetkiklerin yapılması ve yapılan bu tetkiklere göre tedavi sürecinin belirleniyor olmasından dolayı, sizlerde Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ile görüşebilir ve buna göre nasıl bir yol izleyeceğinizi de detayları ile öğrenebilirsiniz. Erkeğin sperm sayısının yetersiz olması durumunda, ilaç ile spermin güçlendirilmesi yapıldığı gibi, ilaç tedavisinde sorunlarınız çözülmezse eğer, bu durumda farklı tedaviler uygulanmaktadır.
Ankara Tüp Bebek Kliniği
Erkeklerde ki sağlık sorunları genel olarak spermler olmakla birlikte, kadınlarda ise rahim kanalının kapalı olması nedeni ile buraya spermlerin ulaşamıyor olmasından dolayı, döllenme olmamaktadır. Yani kadında ki sorun daha büyük olup, bu durumda direk olarak tüp bebek tedavi süreci hayata geçmektedir. Bu tedavinin uygulanması her geçen gün daha fazla yenilikleri de beraberinde getiriyor olmasından dolayı, öncelikli Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç’ın adlı internet https://sevtaphamdemir.com.tr/ankara-tup-bebek/ adresine girebilir ve tedavi sürecini öğrenerek, sizlerde bu zorlu sürece ilk adımı atabilirsiniz. Kısacası bu tedavi sayesinde hamile kalmanızın mümkün hale geliyor olmasından dolayı, halk arasında kısırlık tedavisi olarak da anılan tüp bebek yöntemi ile sizde hamile kalabilirsiniz.
Tüp Bebek Doktorları
Ankara tüp bebek merkezi sadece belirli bir bölgeye hitap etmediği gibi, Türkiye'nin neredeyse tamamından hastaları bulunuyor olmasından dolayı, en önemli kadın doğum uzmanı olduğunu da söyleyebiliriz. Artık sizlerde Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ile rahat bir şekilde tüp bebek tedavisini yaptırabilir ve buna göre çocuk sahibi olmak için gerekli adımları atmaya başlayabilirsiniz. Her geçen gün uygulamış olan tedaviler sayesinde, çiftlerin başarı oranlarının da artıyor olmasından dolayı, tüp bebek tedavisi ile sizlerde gebe kalabilir ve hatta ilk seferde hamile kalmanın imkanlarına dahi sahip olabilirsiniz. Gerekli tetkiklerin yapılması ile birlikte, artık çiftler için doğal gebelik sürecine geçilmesi ve normal doğum yapmaları tam anlamı ile bir mucize oluyor.
Sevtap Hamdemir Tüp Bebek Uzmanı
Tüp bebek tedavi yönteminde sadece çiftlerden birinin sorunlu olması değil, iki tarafında sorunlu olması durumunda, dahi etkin tedaviler sağlanıyor olmasından dolayı, rahat bir şekilde tedavi olabilir ve sizlerde gebe kalabilirsiniz. Yapılan tedavi dış ortamda döllenmenin oluşması olduğu için, eğer erkekte halen yeterli sayıda sperm yoksa, en iyi şekilde ilaç tedavisi uygulanarak, zaman içerisinde spermlerin güçlenmesi ve sonrasında laboratuvarda döllenmenin yapılması sağlanmaktadır. Dış ortamda oluşan döllenme, sonrasında rahime yerleştirilerek gebeliğin normal sürece geçmesi sağlanmaktadır. Ankara tüp bebek tüp bebek tedavisi ile ilgili aklınıza takılan soruların tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Tüp Bebek Hastaneleri
Halk arasında kulaktan dolma bilgiler ile tüp bebek yönteminin farklı algılandığını da öncelikli olarak belirtelim. Bu durum hakkında gerek cerrahlar ile görüşerek ve gerekse de direk olarakAnkara tüp bebek kliniğinin başhekiminden de bilgiler alarak, tedavinizi yaptırabilirsiniz. Bu sayede sizlerde net olarak tıbbı anlamda nasıl bir tedavi süreci olacağını öğrenebilirsiniz. Erkek ve kadından alınan donasyonlar ile tüp bebek yapılıyor olması ve sonrasında anne rahmine yeniden yerleştirildiği için, burada sadece döllenmenin dışarıda yapıldığını bilmek gerekiyor. Bunu bilenler için bu tedavilerin çok daha keyifli ve stressiz geçeceğini de şimdiden söyleyebiliriz.
Ankara Tüp Bebek Merkezi
Tüp bebek tedavisinin ciddi anlamda gelişiyor olmasından dolayı, her geçen gün daha yenilikçi tedavilerin de yapıldığını belirtelim. Yaşı geçmiş kadınların dahi çocuk sahibi olmalarının günümüzde mümkün hale gelmiş olmasından dolayı, rahimlerinde tutunamayan spermlerin de doğal tedaviler ile tutunduklarını söyleyebiliriz. İleri yaşlarda ki çiftler için dahi uygun olan bu tedavinin her geçen gün çok daha fazla kişi tarafından tercih edildiğini söyleyebiliriz. Zaten medyadan görebileceğimiz gibi, Ankara tüp bebek merkezi gibi, alanında uzman cerrahları bulunduran merkezlerin, sağlamış olduğu tedaviler ile 50 yaşın üstünde ki çiftlerin bile çocukları olabiliyor. Gerekli kontrollerin yapılması sonrasında ve tabi ki klinik testleri ile birlikte çocuk sahibi olmak için, gerekli tedavi sürecinin belirlenmesinin ardından, tüp bebek tedavisi hayata geçmektedir. Neler yapıldığını ve nasıl tedavi sürecinin olduğunu ise detaylı bir şekilde Ankara tüp bebek denilince akla ilk gelen isim olan Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç ve ekibi ile iletişime geçebilirsiniz.
Tüp Bebek İçin Sevtap Hamdemir
Konu ile ilgili sizlere önermiş olduğumuz Ankara tüp bebek merkezi internet sitesine de girerek, en kolay şekilde bilgiler alabilir ve tedavinizi de rahat bir şekilde yaptırmak için, randevu işlemlerinizi de yapabilirsiniz. Alacağınız bilgiler sonrasında detaylı bir şekilde nasıl bir tedavi süreci geçireceğinizi daha detaylı öğrenmiş olacak ve buna göre Türkiye'nin neresinde olursanız olun randevunuzu alarak, ilk adımı atmış olacaksınız. Gebelik için geliştiren tıbbı yöntemlerin tamamı üzerine işlem yapan Ankara tüp bebek kliniği ile çocuk sahibi olmanın mümkün hale gelmiş olmasından dolayı, artık özlemini duyduğunuz çocuğa rahatlıkla kavuşmuş olacaksınız.
http://www.yenihaberden.com/kadin-dogum-uzmani-sevtap-hamdemir-606581h.htm
#### Yüksek Riskli Gebelikler
Yüksek riskli gebelikler, hayatımızın en önemli, en hassas, en riskli dönemlerinden. Ancak belki de en güzel heyecanları yaşadığımız, en güzel mutlulukları paylaştığımız gebelik süreci belli aralıklarla kontrol edilmeyi gerektirir. Bu süreçte tedbiri elden bırakmamak gerektiğini vurgulamamız gerekir. Gebelik süresince bazı belirtilerle ortaya çıkarak veya hiçbir belirti vermeyecek. Gizli bir şekilde seyreden ve ilerleyen, sonunda da anne ve bebeğin hayatını tehdit edecek. Bu gibi durumlara kadar ulaşan hastalıklar görmek olası. Ancak bu noktada annelerimize ve babalarımıza tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Üstüne basarak vurgulayıp erken teşhisin her zaman bir önlem alınmaya yol göstereceğini. Bu nedenle bir çok olumsuz durumdan bizi kurtarabileceğini hatırlatıyoruz. En ufak şikayetlerinizde danışmaları gerektiği hakkında uyarıyoruz.
Yüksek riskli gebelik tanımını kısaca yapacak olursak ya da ne gibi durumlarda yüksek riskli gebelikler hakkında şüphelenmeliyiz diye kendimize soracak olursak. Gebe kalmadan önce olan ve devam eden sistemik hastalıklar. Yada gebelik süresince ortaya çıkan bir hastalık durumunda. Yüksek riskli gebelikler hakkında konuşabiliriz.
Bu durumlardan bahsedersek;
Plasenta Previa
Fetüs ile gebe arasında ilişkiyi sağlayan ve “bebeğin eş kısmı” olan plasentanın, bebek ile doğum kanalının arasında olması yani doğum kanalını kapaması durumudur. Bu durumda tanı 24. haftadan sonra koyulması mümkün. Plasenta previanın yarattığı riskler arasında erken doğum, bebekte gelişme geriliği, ani bebek ölümü, bebeğin başı ile gelmemesi durumları saymak mümkün. Bu durum kendisini genellikle ağrısız kanama ile gösteriyor. Tanı USG ile konur.
Plasenta Dekolman
Gebeliğin 20. haftasından sonra plasentanın bebeğin doğmasından önce rahim duvarına yapışık olduğu yerden kısmen veya tamamen ayrılması durumudur. Doğum öncesinde karılaşabildiği gibi doğum sırasında da karşılaşmak mümkün. Belirtilerde kanamaya yoğun rahim kasılmaları, dayanılmaz ağrılar eşlik eder.
Abortus (Düşük) Riski
Gebeliğin ilk 20 hafta içinde, 500 gramdan az fetüsün intrauterin yani dışarıya atılması durumudur. Kendisini; ağrısız kanama, gebelik dokusunun vajinal yoldan atılması, ağrılı kanama veya gebelik bulgularının kaybolması gibi belirtilerle gösterir.
Erken gebelikteki yoğun kanama asla göz ardı edilmemelidir.
Hipertansiyon
140/90 mmHg ve daha yüksek seyreden tansiyon değerlerini risk olarak görmekteyiz. Bu nedenle gebelerimizde rutin kontrollerinde aynı zamanda tansiyon takibi yapılmasına büyük özen gösteriyoruz.
Diyabet
Bebekte oluşan diyabetin nedeni annedeki kan şekeri yüksekliğine bağlıdır. Gebeliğin son döneminde insülin salınımı artacağından dolayı bebekte fazla kilo alımına, akciğer gelişiminde gecikmeye, bazı kalp hastalıklarına ve sinir sistemi hastalıklarına neden olur. Diyabet olan anne adaylarımız gebelikleri süresince rutin kan şekeri takibi yaptırmaları, insülin tedavisi alanların ilaçlarını düzenli olarak kullanmaları aynı zamanda bir diyetisyen desteği almaları gerekir. Gebelik süresince oluşan diyabet hastalığına ise önlem almak amacı ile 24. haftada şeker yüklemesi ile değerlendirme yapılmasını mutlaka onaylıyoruz ve öneriyoruz.
Erken Doğum
Gebelik ve doğuma bağlı bebek ölüm ve hastalıklarının 37 haftadan, özellikle 32 haftadan önce doğan bebeklerde görüyoruz. Erken doğan çocuklarda serebral palsi gelişme riski, görme ve işitme bozuklukları, akciğer hastalıkları görülmesi muhtemeldir.
Suyun Erken Gelmesi
Su kesesi içindeki fetüsü dış ortamdan koruyan ve bebeğin anne karnında gelişimi için çok önemli olan suyu içinde barındıran bir zardır. Bu zarın doğumun başlamasından önce yırtılıp içindeki suyun boşalmasına suyun erken gelmesi denir. Bu durum enfeksiyon başta olmak üzere kan akımı bozulması ve suyun erken gelmesine bağlı olarak beklenmeyen erken doğum gibi risklere sebep olması olası.
Tiroid Hastalıkları
Gebelikte kısmi olarak iyot yetersizliği mevcuttur. Oluşan aşırı bulantı ve kusma nedenleri arasında tiroid hastalıkları akla gelir. Tiroid hormonu fetal beynin erken döneminde gelişimi açısından önemlidir. Bu nedenle ayırıcı tanılarda dikkatli olunmalıdır.
Enfeksiyon Hastalıkları
Gebelik süresince sık görülen bir durumdur. Gebelikte sık görülmesinin başlıca sebepleri büyüyen rahmin idrar torbası üzerine bası yaparak tam boşalmasını engelliyor olması ve idrar yollarının yapısını değiştirerek idrarın böbreklere geri kaçmasına neden olmasıdır. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma hissi, idrar kaçırma hissi, kasık ve alt karın ağrısı, ateş, titreme, gece idrara çıkma hissi, idrar torbasına baskı hissi gibi belirtiler ile kendini gösteren idrar yolu enfeksiyonları eğer böbreklere sıçramış ise bel ağrısı, titreme, ateş yüksekliği, bulantı ve kusma ile kendisini gösterir. Tanı ise tam idrar ve idrar kültürleri ile konulmaktadır.Tedavi edilmemesi durumunda erken doğum ve düşük ağırlıklı doğumlara neden olmaktadır.
Rh Uyuşmazlığı
Kan uyuşmazlığı gebe anne ile bebeği arasındaki Rh uygunsuzluğuna verilen addır. Rh uygunsuzluğu, gebelikte ya da kan naklinde Rh(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir alerjik reaksiyondur. Anti-D İmmun Globulin uygulanması gerekir.
Genel olarak risk gruplarımız;
Anne adayının yaşı (18 yaş altı ve 35 yaş ve üzeri),Tekrarlayan düşük öyküsü olanlar, Aile ağacında ya da önceki çocuklarında genetik bir hastalık öyküsü olanlar, Rh ya da ABO kan uyuşmazlığı olanlar, Çoğul gebelikler, Gebeliği sırasında zararlı etkenlere maruz kalmış olanlar, Gebelik öncesinde var olan ya da gebelik sırasında ortaya çıkan, anneye ait sistemik hastalıklar (kalp hastalıkları, diabet, troid hastalıkları, hipertansiyon, epilepsi ve bazı kan hastalıkları gibi),Kontrolleri sırasında bebekte herhangi bir anomali ya da problem tespit edilenler,
Sağlıklı mutlu bir gebelik geçirmek aynı zamanda sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için. Bu gibi risk faktörlerinde mutlaka titiz davranmalı en ufak şüphede danışmaktan kaçınmamalıyız. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için sağlıklı bir anne adayı olmamız gerekir. Unutmayınız yüksek riskli gebelikler hakkında diğer sorularınız için bizlere ulaşabilirsiniz.
Tarama ve Genetik Tetkikler Adlı makalemizi incelemek için tıklayınız..
#### Yumurta Dondurma İşleminin Tedavi Aşamaları
Bugün sizlere çok merak edilen bir konu olan yumurta dondurma işleminden bahsedeceğiz.
Hastanın yumurta dondurma işlemine hazırlanması yaklaşık 10-15 gün sürmektedir
Aşama yumurtaların büyütülmesi aşaması bu dönem âdetin 2. Günü başlar ve çeşitli iğneler yoluyla yumurtalar büyütülür.Bu dönemde hasta hekinimi rahat görebileceği bir yerde olmadır.Çünkü 3-4 kezde muayne ve usg ve kan tetkikinden geçmelidir.Bu kontrollerle yumurtalar yaklaşık 16-18 mm büyüklüğe ulaştırılır.
Aşama yumurtaların toplanması veya OPU= oocyte pick up burada belli bir büyüklüğe gelerek çatlatılan yumurtalar anestezi altında hastalar uyuduktan sonra toplanır hasta uyandıktan bir iki saat sonra normal yaşama dönebilir.
Aşama yumurta dondurma burada yumurtalar temizlendikten sonra dondurma solusyonları yani krioprotektanlar ile dondurulur.bu solusyaonların esas hedefi hücre içinde kristal yapı oluşturmadan özel bir teknik yolu ile sağlanabilmektedir.
Aşama hastanın artık hazır olduğu ve bebek iştediği aşamadır. Günümüzde yumurtaların %90 çözilebilmekte ve canlı yumurta elde edilebilmektedir.Canlı olduğu saptanan bu yumurtalara IMSI ve ya ICSI yoluyla seöilen spermler ile döllenme yapılabilmektdir.Ardından elde edilen embryolar hastaya transfer edilmektedir.Son yapılan çalışmalarımızda bu hücrelerden elde edilen embryolarında tıpkı taze embryolar kadar başarılı gebelik oranınsa sahip olduğunu göstermiştir.
#### Yumurta Dondurma Öncesi Ne Yapmalıyım?
Yumurta dondurma öncesi ne yapmalıyım? Günümüz de ileri yaş evlilik artması ile birlikte yumurtalarını dondurmak isteyen ve bu fırsatı değerlendirmek isteyen hasta sayısı da oldukça artış göstermiştir. Üstelik yumurta dondurmanın sunduğu faydalardan birisi de onkoloji hastalarında tedaviler öncesinde yumurta dondurma işlemi yapılarak anne olmalarına fırsat her zaman tanınıyor!
Kadınlar da infertiliteye sebep olan maddelerden birisi yumurta sayısının azlığı, yumurta kalitesinin düşüklüğüdür. Bu nokta da tüp bebek tedavisi veya üremeye yardımcı tekniklere ihtiyaç duyulmaktadır. Neden olan maddeler tespit edilerek o yolda bir çözüme gitmek mümkün. Bu nedenle yumurta dondurma öncesi ne yapmalıyım? Sorusunu detaylandıracak olursak;
Yumurta Dondurma Öncesi Beslenme Nasıl Olmalı?
Hemen hemen herkesin yumurta kalitesini arttırmak için kullandığı bir kür, sentetik ilaç niteliğinde pek çok sentetik ilaç niteliğinde ticari ürünlerden duyduğu isimler vardır. Bunlardan bazıları gerçek ise pek çoğunun da faydalı olmadığı bilinmekte ve kabul ediyoruz. Özellikle de gebe kalmaya çalışan her kadının araştırdığı ve kendince çok faydalı gördüğü ilaç takviyesi olacaktır.
Öncelikle söylenmelidir ki, eğer anne adayının kronik bir
rahatsızlığı, bilindik bir genetik hastalığı, yumurta yetmezliği, sigara alkol
bağımlılığı yoksa yumurta kalitesizliğinden endişe duyulacak herhangi bir
problem yoktur. Ancak bunların tersi bir durum var ise ve internetten okunan
hazırlanan ilaçlar, sentetik ilaç niteliğindeki ticari ürünler aslında pekte
işe yaramayacaktır.
Yumurta Dondurma Kararı Almış Hasta da Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?
Kendinize sağlıklı bir yaşam şekli belirleyin. Hayat tarzınız sağlık olsun mesela. Sağlıklı yaşamı ilke edilenelim kendimize. Her kız bebek zaten milyonlarca yumurta hücresiyle doğuyor. Bu sırada kadının yaşam içerisindeki meydana gelen kronik hastalıkları, beslenme şekli vs üremesini etkileyen faktörler arasında yer alabilir. Yumurtalarının kalitesini etkilemesi mümkün. Sindirim, solunum, boşaltım, üreme sistemini en iyi şekilde çalışmasını sağlamak için de aslında vücut sağlığını iyileştirmek gerekiyor. Bu nedenle tedavilerin öncesinde genellikle zayıflamalarını istiyoruz hastalarımızdan. Sağlıklı kilo almalarını, normal kilolarında kalmaları konusunda uyarıyoruz. Çünkü aşırı olduğu zaman üreme sistemini de etkileyebilmektedir.
Günümüz de hayatımızın büyük bir alanında olan ve kaçmamızın çokta mümkün olmadığı stres!
Özellikle gebe kalmaya çalışan kadınlar için en önemli önerilerden birisi stresten uzak durmasıdır. Evet sağlıklı bir üreme sistemi için biraz stresten uzak kalmamız gerekiyor. Stresli başlı başına bir sebep olmamakla birlikte daha sakin bir yaşamın olumlu etkisi elbette olacaktır. Bu nedenle stressiz bir yaşam alanı oluşturmaya çalışmak. Gün içinde birkaç saat olsa bile kendine korumalı bir alan yaratmak gerekiyor. Gün içerisinde birkaç saat yoga, plates veya ruhunuzu dinlendirecek sporlar yapabilirsiniz. Ya da akşamları tempolu yürüyüşleri tercih edebilirsiniz.
Mutlaka Sigara ve Alkolden Uzak Durun!
Stres tamam şimdi sigara ve alkol de sıra. Özellikle gebelik
isteğiniz ya da ilerideki gebelik isteğiniz için bir yumurta dondurma gibi
girişimde bulunacak iseniz yumurtalarınızın kalitesini arttırmak için
sigaranın, alkolün, kafeinin gebelik elde etme olasılığını ve yumurta
kalitesini düşüren bir etkisi vardır bu nedenle sigara ve alkolden daha sonra
da kafeinden mutlaka uzak duruyoruz. Örneğin günde bir iki fincan türk kahvesi
içebilirsiniz.
Vitamin Takviyelerinizi İhmal Etmeyin!
A, E vitaminleri gibi antioksidanların bebeğin DNA'sının daha sağlıklı olmasını sağladığı ve enerji kaynağı olan yumurtaların mitokondriyal aktivitelerine yardımcı olduklarını söyleyebiliriz. Bu nedenle yumurta dondurma işlemi öncesinde Q10 almak demek bebeğin ileride transfer zamanı daha sağlıklı olacağı anlamına gelmesi mümkün. Yumurtalarınızı donduracağımız için şimdiden özen göstersek daha iyi olacak gibi görünüyor.
Bol bol su için,Egzersiz yapın,Uykunuzu düzene sokun,Demir,B12,folik asit depolarınızı doldurun,Kahve, çay, alkol tüketiminizi sınırlandırın,Sigarayı mutlaka bırakın,Zeytinyağı, omega-3 gibi doymamış yağ tüketimini
arttırın,Bol lifli düşük glisemik indeksli iyi
kabonhidratları tüketinBitkisel proteinler dahil baklagiller,tam
tahıllar ve çiğ kuruyemiş tüketimini arttırın.
İdeal kiloyu yakalamak amacı ile diyetisyen desteği almak mümkün.
Tüp bebek tedavisi boyunca bol bol sıvı alarak beslenmekte fayda vardır.
Tüp bebek tedavilerinde En az 2-3 litre su tüketilmesi önerilmektedir.
Tüp bebek tedavilerinde omegadan zengin olan balık haftada üç kez tüketilmelidir.
Tüp bebek tedavileri boyunca kızartma, ızgara gibi pişirme yöntemlerinden ziyade haşlama gibi yöntemler tercih edilmelidir.
Tüp bebek tedavi süreci boyunca badem gibi folik asit açısından zengin yiyecekler seçilmelidir.
Tüp bebek tedavisine başlamaya karar verdiğinizde sigaradan ve alkolden uzak durmanız gerektiğini kabullenmeniz gerekir.
Tüp bebek tedavisinde D vitamini almaya özen gösteriniz.
C vitamini hem anne hem de baba adayı için olmazsa olmazlardan biri haline gelmelidir.
A vitaminini hayatınızdan eksik etmeyin.
A ve D vitaminleri aynı zamanda cinsel arzunun artmasına destek olan iki vitamindir. Bu nedenle cinsel arzunun artması demek orgazma ulaşmanın artmasını sağlarken gebelik şansınızı arttıracaktır.
Sizinle bazı besinlere örnek verecek olur ise tüp bebek
tedavisinde,
E vitaminini içeren; Buğdaygiller, brokoli, baklagiller, soya, yeşil yapraklı sebzeler.
A vitaminini içeren; Brüksel lahanası, karalahana, karnabahar.
C vitaminini içeren; Limon, portakal, lahana.
D vitamini içeren; Balık, süt ve süt ürünleri.
Kalsiyum içeren; Brokoli, soya, süt ürünleri, somon.
Demir içeren; Yeşil yapraklı sebzeler.
Çinko içeren; Buğday tohumu, istiridye, soya
Folik asit içeren; Turunçgiller, öğütülmemiş tahıllar, soya.
Vitamin ve minerallerden bol suyu oldukça sık tüketmelisiniz.
Bu nedenle yukarıdaki besinleri hayatımıza almamızda fayda olacak gibi görünüyor.
#### Yumurtaların Uyarılması
Yumurtaların uyarılması bir diğer tıbbi deyim ile ovulasyon indüksiyonu, kadın hastanın overlerinin yani yumurtalıklarının uyarılması işlemidir.
Normalde her kadın, her ay bir yumurta geliştirerek; yumurtlar, çatlar ve adet görür. Normal döngüye sahip olan her kadın, bir tane yumurta büyütken seçerken bebek tedavilerinde büyüyen yumurta sayısının artmasını sağlamak ilaçlar ile hedeflenmektedir.
Tüp bebek tedavisinde amaç, çok sayıda follukül elde etmektir. Tüp bebek tedavisinde büyütülen ve elde edilen yumurtaların hepsine mikroenjeksiyon yapılamaz ne yazık ki. Ancak sadece olgun olanlarına mikroenjeksiyon yapılacağı için, mikroenjeksiyon yapılan hastalarda da ancak %80’i döllenebildiği ve her döllenen yumurtaların da iyi kaliteli transfer hakeden embriyoya dönüşememesi nedeni ile ilk başta uyarılan yumurta sayısı ne kadar fazla olur ise ve ne kadar fazla yumurta toplanır ise başarı da o kadar yüksek olacaktır. Yumurtaların uyarılması, süreç boyunca rakam düşecek. Kayıplar olacağı için toplanan yumurta sayısının fazla olması hastanın başarı şansını yükselten değerlerden birisidir.
Ne kadar çok yumurta uyarırsak o kadar çok yumurta topluyoruz. Ne kadar çok yumurta toplanırsa ICSI yapılacak olan yumurta sayısı artış gösteriyor. Yumurtaların uyarılması ile doğru orantılı olarak da embriyo sayımız artar. Böylelikle aslında transfer edilecek olan embriyoların kalitesi arttığı gibi bir de dondurulmaya uygun embriyolarımız da elde edilme ihtimalimiz artar.
Dondurulmuş embriyo transferi. Diğer yıllarda yeniden yumurta büyütmeden dondurulmuş embriyo transferi ile gebelik elde etmek mümkün. Maddi olarak da manevi olarak da daha konforlu bir tedavi şekli. Hasta için dondurulmuş embriyo transferi avantaj olarak kabul etmek mümkün. Tek bir yumurta toplamadan sonra. Diğer ilerleyen senelerde de birden fazla gebelik ve doğum elde etmek mümkün.
Yumurtalıkların Uyarılması Nasıl Olur?
Yumurtaların uyarılması, anne adayının muayene bulguları göz önüne alıyoruz. Beraberinde de yaşına, geçmiş tedavilerine göre kişiye özgü bireyselleştirilmiş tedavi şeklinin seçimi. Yumurtalıkların uyarımı ile birlikte maximum yanıt almayı hedefliyoruz. Bu bulgulara göre ön değerlendirme de eğer farklı metotlar uygulanması gerekir. Bu durumda ise hastaya o zaman tedavi planlamasının seyrin değişmesi mümkün.
Yumurtalıkların uyarılmasında hazırlık ilaçları başlanmış bile olsa yumurtalıkların büyütülmesine. Uyarılmasına adetin ikinci ya da üçüncü günü başlamak mümkün. Daha öncesinde ya da dönem ortasında tedaviye başlamak mümkün değildir. Adetin ikinci ya da üçüncü gününde öncelikle ultrasonografi ile yumurtalıkları değerlendirerek, rahim içerisinde ya da rahim duvarında tedaviye engel bir durum söz konusu mu herhangi bir over kisti vs. var mı diye hastayı değerlendirmekteyiz.
Ultrason bulgularında herhangi bir engel söz konusu değil ise. O zaman kan testleri alınarak FSH TSH E2 PRL değerlerinin kontrolü sağlamak mümkün. Değerlerin normal olduğundan emin olduktan sonra. Kişinin yumurta rezervine, yaşına, hormon değerlerine. Hatta kilosuna göre belirlenen ilaç dozları ile yumurtalıkları uyarıcı ilaçlara başlamaktayız. Yumurtalıkların uyarılmasında bazen tabletler yer alsa da. Tedavi şekline göre değişebileceği gibi genellikle iğne şeklinde ilaçları tercih etmekteyiz.
Yumurtalıkların Uyarılması ve İlaçlar
Yumurtalıkların uyarılması ve ilaçlar; kullanımı kolay. Genellikle cilt altı enjeksiyon ile kendinizin dahi eve yapabileceği enjeksiyon çeşitleridir.
Hastane ortamı gerekmeden ya da herhangi bir sağlık çalışanına gerek olmadan enjeksiyonlarını hastalarımız kendileri yapabilirler. İlk enjeksiyon eğitimlerini kliniğimizde vermekteyiz. İlk ilaç dozlarını anlatarak yapıp daha sonrasında da kendilerine emanet ediyoruz. Elbette bazen tedirgin olan hastalarımızın enjeksiyonlarını da devamında kliniğimizde yapabiliriz.
Bazen iğneli ilaç tedavisinin desteğinin yanı sıra aynı zamanda yumurta rezerv düşüklüğü olan kadınlar için. Bu tedaviye eşlik eden yumurtalıkların büyümesini hassaslaştıran oral tabletler ile de desteklemek mümkün.
Size uygun olan ilaç destekleri ile tedavinizi belirleyerek ilaç dozlarınızı tarif edip ilaç anlatım klavuzunuzu da size teslim etmekteyiz.
Yumurtalıkların uyarımına ilaç desteği ile başlandıktan sonra belirli aralıklar ile hastanın kontrolünü sağlamaktayız. Yapılan tedaviye göre bazen sadece ultrasonografi takibi yeterli olur iken bazen de hem kan hem de ultrasonografi takibi isteyebiliriz. Süreç boyunca ortalama 3-4 gün aralıklar ile kontrole çağırıp, muayenelerinizi yaparak ilaca verdiğiniz cevabı değerlendirip; kan değerleriniz ile karşılaştırarak tedavinin devamlılığı hakkında sizi yönlendirmekteyiz.
Olgun Yumurta Nedir?
Olgun yumurtalar genellikle, çapı 16-18 mm civarında olan folluküllerden elde edilmektedir. Ancak çatlatma iğnesi yapılarak yumurta toplama zamanında da toplanan yumurtalar arasında embriyoloji laboratuvarından da size bilgi verilmektedir olgun yumurtalar hakkında. Yumurta sayısı ve olgun yumurta sayısı oldukça önemlidir. Çatlatma iğnesi yapılacak zaman oldukça önemli. Geç olması ya da erken yapılması elde edilecek yumurta sayısını ya da olgun yumurta sayısında değişikliğe neden olması mümkün. Çatlatma iğnesine kadar geçen zaman dilimi ortalama 8-12 günlük bir zamanı kapsar. 8-12 günlük follukül takiplerinin arkasından ancak çatlatma iğnesi önermek mümkün. Eğer tüp bebek tedavisi görüyor ise çift, çatlatma iğnesinden 36 saat sonra yumurtalar toplanır. Aşılama tedavisi görüyor ise 36 saat sonra sperm yıkanır. Enjekte edilirken sadece ovulasyon indüksiyonu tedavisi görüyor ise. Çifte o zaman da çatlatma iğnesini takiben ilişki önerilerinde bulunmaktayız.
Çatlatma Nasıl Yapılır?
Çatlatma iğne şeklinde yapılan bir enjeksiyondur. Uygulama saati son derece önemlidir. Uygulama saati hemşirenizin söylediği saatte yapmanız tedaviniz açısından belki de en önemli noktalardan birisidir. İlacın bozulmaması ve etkinliğinin azalmasına engel olmak için oda sıcaklığında bekletmekten kaçınarak soğuk zincirini bozmamak gerekir. Dolapta yumurtalık kısmında ilacınızı saklayabilirsiniz.
Yumurtalıkların Uyarılması İlaçlarının Yan Etkileri
Yumurtalıkların uyarılmasında kullanılan ilaç tedavilerinde kullanılan destek iğnelerinin ya da destek tabletlerinin yan etkileri bulunmamaktadır. Tek yan etkisi, rezerv yüksek olan hastalarda bazen kontrolsüz yumurta gelişmesine bağlı olarak aşırı uyarılması OHSS olarak adlandırıyoruz.
Yumurtalıkların Uyarılmasında Kullanılan İlaçlar Nasıl Saklanmalıdır?
Bu ilaçların bazıları soğuk zincir gerektirse de bazıları da oda sıcaklığında kalması mümkün. Soğuk zincir olan ilaçları buzluk kısmında değil. Yumurtalık veya raf kısmında +4 derecede saklanması önerilmektedir. Soğuk zincir gerektirmeyen ilaçların ise oda sıcaklığında da uzun süre muhafaza edilmesi mümkündür. Oda sıcaklığında kalan ilaçların da özellikle yaz günlerinde 25 derecenin altında olmak kaydı ile saklayabilirsiniz.
Yumurtalıklar Aşırı Uyarıldığını Nasıl Anlayabilirim?
Yumurtalıkların aşırı uyarılmasını; nefes darlığı, karında şişkinlik, karın çevresinde artma, idrar miktarında azalma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor. Bu gibi belirtiler de hekiminize başvurmanızı önermekteyiz. İlk bulgu karın ve göğüs boşluğunda sıvı toplanmasıdır. OHSS’nin dereceleri mevcuttur. Kendinizde hissettiğiniz herhangi bir farklı bulgu da hekiminize başvurmalısınız.
Yumurtalıklarda Aşırı Uyarılma Olmaması için Hangi Önlemler Alınması Gerekmektedir?
Yumurtalık rezervi iyi olarak değerlendirilen hastalarda antagonist protokol uygulamak mümkün.Kilo, yaş ve yumurtalık rezervine göre uygun dozlar belirlemek mümkün.Çatlatma iğnesini uygun bir şekilde seçmek.Fazla toplanan yumurta durumunda transfer yapmıyoruz. Embriyoların dondurulması ve transferin ertelenmesi de öneriyoruz.
Toplanan Yumurta Sayısı Neye Göre Değişebilir?
Kadının genetik yapısına göre değişmesi olası.Kilosuna göre değişiklik göstermesi olası.Endometriozis varlığında değişiklik olası.İnsülin direnci olan hastada değişiklik olası.Kullanılan ilaç protokolüne göre değişiklik olası.
Yumurtlama Tedavilerinden Sonra Yumurtalık Rezervi Tamamen Tükeniyor mu?
Tüp bebek tedavisinden sonra ya da diğer destek tedavilerdeki uygulanan yumurtaların uyarılma tedavilerinde kullanılan dozlar hiç fark etmeksizin yumurtalık rezervinde azalma meydana gelmez. Yumurtalıkların uyarımı sadece o ay için geçerlidir. Yumurtalıklar uyarıldığında, sadece o ay toplanır ancak bir sonraki ay yeniden yumurta hücreleri canlanır ve büyür. Bir sonraki ayı etkileyen bir süreç değildir.
#### YUMURTALIK KİSTLERİNİN ÇEŞİTLERİ ,BELİRTİLERİ VE TEDAVİLERİ
Yumurtalık kistleri, kadın üreme sisteminin bir parçası olan yumurtalıklarda gelişen sıvı dolu keselerdir. Nispeten yaygındırlar ve yaşamın herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilirler. Çoğu yumurtalık kisti iyi huylu ve asemptomatiktir, ancak farklı türlerin anlaşılması, bunların etkili bir şekilde yönetilmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olabilir. Burada yumurtalık kistlerinin ana türlerine, semptomlarına ve tedavi seçenekleri yer almaktadır.
YUMURTALIK KİSTLERİNİN TÜRLERİ
Fonksiyonel kistler en sık görülen kist tipidir ve genellikle adet döngüsü sırasında oluşur. Genellikle zararsızdırlar ve sıklıkla kendi başlarına çözülürler. İki ana alt tip vardır:
Foliküler Kistler: Bunlar, folikül (yumurtayı tutan kese) yumurtayı bırakmadığında ve büyümeye devam ettiğinde ortaya çıkar. Tipik olarak foliküler kistler birkaç adet döngüsü içinde kaybolur.
Korpus Luteum Kistleri: Yumurta salındıktan sonra folikül, hamileliği destekleyen hormonlar üreten korpus luteuma dönüşür. Hamilelik oluşmazsa korpus luteum küçülmelidir. Ancak içi sıvı veya kanla dolarsa kist oluşturabilir. Corpus luteum kistleri genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden çözülür.
Endometriomalar :Endometriomalar normalde uterusun içini kaplayan endometriyal dokudan oluşan kistlerdir. Bu doku rahim dışında büyüdüğünde yumurtalıklarda kist oluşturabilir. Bunlar ağrıya, düzensiz kanamaya ve doğurganlık sorunlarına neden olabilen bir durum olan endometriozis ile ilişkilidir. Endometriomalar sıklıkla semptomları yönetmek ve doğurganlığı artırmak için cerrahi müdahaler gerektirir.
Kistadenomlar :Kistadenomlar yumurtalığın dış yüzeyindeki hücrelerden gelişen iyi huylu tümörlerdir. Sulu veya mukoza sıvısıyla doldurulabilirler ve oldukça büyüyebilirler. Kistadenomların semptomları karın rahatsızlığını veya dolgunluk hissini içerebilir. Belirtilere neden olmaları veya özellikle büyük olmaları durumunda genellikle cerrahi olarak tedavi edilirler.
Polikistik Over Sendromu (PKOS) :PKOS, yumurtalıklarda çok sayıda küçük kistin varlığı ile birlikte düzensiz adet döngüsü, aşırı androjen seviyeleri ve potansiyel doğurganlık sorunları gibi diğer semptomlarla karakterize edilen bir durumdur. PKOS, diğer kistlerden farklı olarak tek bir kistten ziyade hormonal bir dengesizliktir ve yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve bazen de doğurganlık tedavilerini içeren çok yönlü bir tedavi yaklaşımı gerektirir.
KİST ALMA AMELİYATLARI
Kist alma ameliyatları, çeşitli türdeki kistlerin cerrahi olarak çıkarılması amacıyla gerçekleştirilen operasyonlardır. Kistler, genellikle içi sıvı dolu, zararsız ve iyi huylu oluşumlardır, ancak bazı durumlarda büyüyebilir, ağrıya neden olabilir veya diğer sağlık sorunlarına yol açabilirler. Bu makalede, kist alma ameliyatlarının süreçleri, yöntemleri ve iyileşme süreci hakkında detaylı bilgiler sunulacaktır.
Kist alma ameliyatları genellikle aşağıdaki durumlarda gereklidir:
- Ağrı ve Rahatsızlık: Büyük veya ağrıya neden olan kistler.
- Büyüme ve Değişiklikler: Hızla büyüyen veya özellikleri endişe verici olan kistler.
- Teşhis Belirsizliği: Kistin kanserli olup olmadığından emin olamama durumu.
- İşlev Bozuklukları: Kistlerin çevre dokulara baskı yaparak işlev bozukluğuna yol açması.
KİST ALMA AMELİYATLARININ ÇEŞİTLERİ :
Laparoskopik Cerrahi
Laparoskopik cerrahi, "kapalı" veya "minimal invaziv" cerrahi olarak da bilinir. Bu yöntem, karın bölgesine küçük kesiler açılarak ve bir laparoskop (bir kamera ve ışık kaynağı içeren ince bir tüp) kullanılarak gerçekleştirilir. Laparoskopik cerrahinin avantajları şunlardır:
- Daha hızlı iyileşme süreci.
- Daha az ağrı ve yara izi.
- Kısa hastanede kalış süresi.
Açık Cerrahi
Açık cerrahi, kisti çıkarmak için karın bölgesinde daha büyük bir kesi yapılmasını içerir. Bu yöntem genellikle kistin büyük olduğu veya laparoskopik yaklaşımın yeterli olmadığı durumlarda tercih edilir. Açık cerrahinin avantajları ve dezavantajları:
- Büyük kistler ve karmaşık durumlar için uygun olabilir.
- Daha uzun iyileşme süresi ve daha büyük yara izi.
Transvajinal Cerrahi
Özellikle yumurtalık kistleri ve rahimle ilgili kistlerde kullanılan bir yöntemdir. Vajinal yolla yapılan bu tür ameliyatlarda, kistlere doğrudan ulaşmak mümkün olabilir, bu da iyileşme sürecini kısaltabilir ve yara izlerini azaltabilir.
Kist alma ameliyatı öncesinde hastaların şu hazırlıkları yapması gerekebilir:
- Medikal Değerlendirme: Ameliyat öncesi genel sağlık değerlendirmesi, kan testleri ve bazen görüntüleme testleri yapılır.
- Açık Bilgilendirme: Ameliyatın riskleri, faydaları ve alternatif tedavi seçenekleri hakkında hastaya bilgi verilir.
- Fasting (Açlık):Ameliyat öncesinde belirli bir süre yemek yememek gerekebilir.
Ameliyat Sonrası İyileşme
Ameliyat sonrası iyileşme süreci, ameliyatın türüne ve bireysel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir:
**Ağrı Yönetimi:** Ameliyat sonrası hafif ila orta derecede ağrı olabilir. Doktorunuz tarafından reçete edilen ağrı kesicilerle bu durum yönetilebilir.
**Fiziksel Aktivite:** Laparoskopik cerrahi sonrası iyileşme genellikle hızlıdır, ancak ağır kaldırma ve yoğun egzersizlerden kaçınılması önerilir. Açık cerrahiden sonra iyileşme süreci daha uzun olabilir.
**Kontroller:** Ameliyat sonrası belirli aralıklarla kontrol randevuları gerekebilir.
Riskler ve Komplikasyonlar
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, kist alma ameliyatlarının da bazı riskleri ve potansiyel komplikasyonları vardır. Bunlar şunları içerebilir:
- **Enfeksiyon:** Ameliyat bölgesinde enfeksiyon riski.
- **Kanama:** Özellikle büyük ameliyatlarda kanama riski
Kist alma ameliyatları, kistlerin etkili bir şekilde yönetilmesi ve sağlık sorunlarının çözülmesi için önemli bir yöntemdir. Cerrahi yöntemin seçimi, kistin türüne, boyutuna ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.
Ameliyat öncesinde ve sonrasında doktorunuzun talimatlarına dikkat etmek, iyileşme sürecini hızlandırmak ve komplikasyon risklerini azaltmak açısından önemlidir. Her zaman doktorunuz profesyoneli ile görüşerek, sizin için en uygun tedavi ve iyileşme planını oluşturabilirsiniz.
#### Yumurtalık Kisti Nedir?
Vücudumuzun herhangi bir bölgesinde oluşması muhtemel olan içi sıvı, yarı katı veya boş/ hava dolu olan keselere kist denmektedir. Bu kistin yumurtalıkta olması kişide bel ağrısı, ele gelen belirgin bir sertlik, karında şişlik gibi rahatsızlıklar uyandırmaktadır. Tedavisi cerrahidir ilaçla sadece kontrol altında tutulabilir.
Yumurtalık Kisti Sebepleri Nelerdir? Yumurtalık Kisti Nasıl oluşur?
Genetik faktörler,
Hücre deformasyonu,
Enfeksiyonlar,
Travmalar,
Cerrahi operasyonlar.
Yumurtalık Kistlerinde Belirtileri Nelerdir?
Karında veya kasık da şiddetli ağrı,
Ele gelen kist veya ultrasonda görüntülenen,
Bel ağrısı,
Karında şişlik.
Yumurtalık Kisti Çeşitleri Nelerdir?
Basit kistler
Çikolata kistleri/ Endometriozis
Dermoid kistler
Fibromlar.
Yumurtalık Kistinde Tanı Yöntemleri
Ultrasonografi
Hormonal testler
Kistte Tedavi Yöntemleri
İlaçla tedavi
Genellikle doğum kontrol hapları ile kontrol altında tutmak kistlerin büyümesi engellemek amacıyla önerilen tedavi yöntemidir.
Cerrahi Tedavi
Kist büyüklüğüne göre açık ya da kapalı ameliyat yapılır.
Endometrioma/ Endometriozis (Çikolata Kisti) Nedir?
Rahim içini saran endometrium tabakasının rahmin dışında başka bir bölgede büyümesi ile gelişen ve ağrılı seyreden bir hastalıktır. Kadınların ortalama yüzde 5-10’unda görülmektedir. Endometriozis, kısırlığın en önemli sebepleri arasında yer almaktadır.
Yumurtalıklarda Dermoid Kistler Nedir?
Dermoid kistler yumurtalıklarda görülmesi üremeye yardımcı olan hücrelerin tetiklemesi ile meydana gelir. Dermoid kisti teşhisi konulan hastalarda tek tip tedavi yöntemi vardır oda cerrahidir. Dermoid kistlerde yağ, kıl tabakaları görülmektedir. İyi huylu ve kötü huylu olanları vardır. Çok nadiren de olsa kansere sebep olabilir.
Dermoid Kist Doğuştan Olur mu?
Genellikle doğuştan var olan bir kisttir ilerleyen dönemlerde yumurtaların aktifleşmesi gibi durumlarda baş gösterebilir. Sonradan da ortaya çıkabilir.
Dermoid Kist Kaç cm Olması Tehlike Arz Eder?
Dermoid kistin ortalaması 9 mm de seyrederken daha fazla büyüyen kistleride vardır. Bunların boyutu yaklaşık olarak 40 cm kadar ulaşabilir. Bu durum istenilmeyen bir büyüme şeklidir.
Dermoid Kist Sonrası Hamile Kalınır mı?
Dermoid kisti bulunduğu yerden dolayı bebek oluşumuna engel teşkil edebilir bu yüzden alınması gerekir. Küçük bir kist dahi olsa olmayı tercih ederiz gebelik sürecine girecek isek eğer. Kisti aldıktan sonra kişi gebe kalabilir bir sıkıntı yaşanmaz.
Kistlerin İlaçla Küçülmesi Mümkün mü?
Hayır, böyle bir durum söz konusu değildir. Sadece kontrol altında tutabiliriz. Kistlerin cerrahi işlemle alınması gerekmektedir.
Kist Patlarsa Nasıl Anlaşılır?
Kanama, ağrı, yüksek ateş tarzında belirtiler göstermektedir. Kanda yüksek seyreden bir enfeksiyon vardır. Karın da geçmeyen bir ağrı vardır.
Fibromlar Nedir? Nasıl Anlaşılır?
Fibromlar, küçük yağ dokularıdır. Genellikle iyi huylulardır çok nadir kanser görülebilir. Yetersiz beslenme ve enfeksiyonlarla daha sık görülen durumlardır. Fibromlarda belirtiler ise diğer kistlerde olduğu gibi ağrılar gelişir kişide boyun ve bel bölgesinde daha belirgin bir ağrı vardır. Sağlıklı beslenmeli bol egzersiz yapmalısınız.
#### Yumurtalık ve Tüpleri Alınanlarda Gebelik Mümkün Müdür?
Yumurtalık ve tüpleri alınanlarda gebelik mümkün müdür? Sorusunu cevaplamak gerekirse; Özellikle tek yumurtalık veya tek tüp ile gebe kalmak mümkün mü? İki yumurtalık veya tüp alınırsa gebeliğin oluşması mümkün mü? Rahmin alınması durumunda gebelik mümkün mü? gibi soruların cevaplarını başlıklar halinde açıklayacağız. Sorular arasında merak ettiğiniz başlığa içindekiler kısmından tıklayarak direkt gidebilirsiniz. Ya da yazının tamamını inceleyerek konu hakkında bilgi sahibi olmanız mümkün. Yumurtalık ve tüpleri alınanlarda gebelik mümkün müdür? Genel başlığının yanı sıra Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç'ın diğer sıkça sorulan soruların cevapları ile alt başlıklar halinde cevaplamaya başlayalım.
Tek Yumurtalık veya Tek Tüp ile Gebe Kalınabilir mi?
Bazı sebeplerden dolayı sağ veya sol yumurtalık ya da tüplerden birisinin herhangi bir cerrahi işlemle alınması gerekebilir. Tek taraflı cerrahi operasyon sonrasında bizimle kalan tek taraflı yumurtalık veya tüplerden gebe kalınabilmesi muhtemeldir. Ancak yaş önemli bir madde olarak karşımıza çıkabilmektedir. Eğer ki tek tarafı yumurtalığımız sağlıklı bir yumurtalık ise ve yaşımız üreme yaşının altında kalmıyorsa gebelik şansımızın yüzdelik oranı elbette ki daha yüksek bir hal almaktadır.
İki Yumurtalık veya Tüp Alınırsa Gebelik Oluşabilir mi?
Nadiren de olsa bazı jinekolojik rahatsızlıklar nedeni ile iki taraftaki yumurtalık ve tüpler cerrahi operasyonlar eşliğinde almak gerekliliği mümkün. İki taraflı cerrahi operasyon yapıldığı takdir de normal şartlar altında doğal yollarla gebelik imkansızlaşır. Doğal yolları imkansızlaştırdığımız da aklımıza gelen ilk yöntem tüp bebek oluyor. Fakat iki yumurtalık alınmış anemnez ile karşımıza gelen hasta da tüp bebek (IVF) ile de gebelik sağlama ihtimalimiz kalmıyor. Ancak yumurta bağışı ile gebelik sağlamak mümkün. Bu yöntem de ülkemizde yasal değildir.
İki taraflı tüpler alınmış ise tüp bebek yöntemi ile gebe kalması mümkündür, tüp bebek için engel olacak başka bir problem karşımıza çıkmadığı takdirde.
Rahim Alınırsa Gebelik Olabilir mi?
Rahim alınması ameliyatına tıbbi açıdan histerektomi olarak adlandırıyoruz. Histerektomi yumurtalık ve tüplerin alınmasını içermez. Ancak alınmasını gerektiren sağlıksal durumlar altında histerektomi ile birlikte salpingo- ooferoktomi işlemleri de yapılabilmektedir.
Histerektomi yaptığımız bir hasta da doğal yollardan gebelik elde edilemez. Tüp bebek de mümkün değildir. Bu durumda tek yöntem taşıyıcı annelik ile yumurtanın başka kadının rahmine yerleştirilmesidir.
#### Yumurtalıkların Yaşlanması Diye Bir Şey Var mı?
Yumurtalıkların yaşlanması, kadının kendi yaşına göre daha düşük yumurta rezervine sahip olması anlamına gelir. İnfertilitenin en büyük nedenlerinden birisi de kadının yaşına göre yumurtalıklarının daha az olmasıdır. Ya da erken yumurtalık yaşlanması da denilebilir.
Yumurtalıkların Yaşlanması Neyi İfade Eder?
Yumurtalık yaşlanması olan kadınlarda adet döngüleri düzenli olabilir adet döngüleri normal olduğu halde yumurta rezervi az görülebilir.
Yumurta rezervi diyoruz ama peki yumurta rezervinin açıklaması nedir?
Yumurta rezervi, oosit olarak adlandırılan yumurtaların var olan sayısını ifade eder. Ultrasonografi sonrasında hastanın yumurta rezervi hakkında tüp bebek uzmanı yorum yapabilir. Düşük yumurta rezervinin olması durumunda yaşa oranla değerlendirilir ve yaşına göre daha az olduğu zaman tüp bebek uzmanı hastaya yumurtalarının yaşlandığını ifade edebilir.
Yumurtalar aslında ilk anne karnındayken oluşur. Yani hayatınız boyunca sahip olacağınız yumurtalar ile birlikte dünyaya gelirsiniz. Doğduktan sonra ise zamanla seneler geçtikçe yumurtaların sayısı azalmaya başlar.
Yumurtalık rezervinde bulunması gereken ortalama yumurta sayısı, kadının yaşına göre farklılık göstermektedir. Yumurtalar, kadın henüz annesinin rahmindeyken oluşur. Yani hayatınız boyunca sahip olacağınız yumurtalar ile birlikte doğarsınız. Doğduktan sonra zamanla yumurtaların sayısı azalmaya başlar.
Yumurtalık rezervini saptamak asla zor değildir bu arada. Ultrason bulgularının arkasından kadın hastadan alınan AMH testi ile de yumurtalık rezervinin rakamsal karşılığını bulmak mümkündür.
Yumurtaların yaşlanması ve erken yumurtalık yetmezliği arasındaki fark, erken yumurtalık yaşlanması olması durumunda FSH seviyesi 40mIU/mL seviyesinden yüksek çıkmaktadır. FSH adetin ikinci ya da üçüncü günü alınması gereken bir hormon testidir. Erken menopoz olduğu düşünülmektedir. FSH değeri, 40 mIU/mL ‘ den daha az ise yumurtalıklarda yaşlanma olduğunu düşünülebilir.
Yumurtalıkların yaşlanması doğal olarak yaş ile birlikte doğru orantılı olabilir dense de, bazı faktörler erken yumurtalık yetmezliği üzerinde etkili olduğu düşünülebilir. Peki bunları maddeleyelim mi birlikte?
Fallop tüpleri ile ilgili olabilir, kemoterapi görmüş hasta olabilir, radyoterapi aynı şekilde. Önceden geçirilmiş yumurtalık ile ilgili ameliyatlar olabilir. Endometriozis veya endometriozis ile ilgili cerrahi operasyon olabilir. Sigara alışkanlığı ve sigaranın yumurta rezervi üzerindeki etkisi söz konusu olabilir. Pelvik enfeksiyon, geçirilen enfeksiyonlar neden olabilir. Genetik anomaliler sebep olabilir. Bazen de sadece yaş ile ilişkilendirilebilir bazen de nedensiz erken menopoza kadar yükselen FSH hormonu söz konusu ne yazık ki olabilir.
#### Yumurtlama Dönemi Önemi
Ovülasyon yumurtlama anlamına gelmektedir. Ovülasyon yani yumurtlama dönemi bebek sahibi olmak isteyenler için önemli konuların başında gelmektedir. Birçok kadının bu hesaplama ile hamile kalmaya çalışır. Pek çok kadın yumurtlama günü hesaplaması konusunda farklı yöntemler kullanır. Genellikle ovülasyon dönemini tahmin etme veya takvim hesabı ile veya bazal vücut ısısı ölçümünden faydalanır. Bazen regl döneminin ortasında yumurtlama olmasına rağmen gerçek yumurtlama günü değişmektedir. Bu tahminlerde yakın günlerde gebelik elde edilme ihtimali yüksektir. Adet döngüsü normal olan kadınlarda yumurtlama adet kanaması başlamadan yaklaşık 14 gün önce gerçekleştirmektedir. Bu yumurtlama gününü tespit etmenin en pratik yoludur. Bu hesaplama adet dönemi 28 gün süren bir kadınla yumurtlama kabaca adetin 12-14.günü olur. Adet kanamasının başladığı ilk günden sayarak 12-14.güne denk gelir. Bu günden 2-3 gün sonra başlayarak 1 hafta boyunca 2-3 günde bir cinsel ilişkide bulunmak hamile kalma şansını arttırır.
Birçok çift bu şekilde çocuk sahibi olmuş ve olmayı denemektedir. Çok etkili bir yöntem olmasa da iyi hesaplamalar ile sonucunda doğru çıkmaktadır. Kadınlar yumurtlama günü hesaplamasında birçok farklı yöntem kullanırlar. Genellikle ovülasyon günü tahmin etmeleri ve bazal vücut ısısı ölçümünden faydalanırlar. Adet dönemleri tipik olarak 28 gün süren bir kadında ovülasyon yani yumurtlama yaklaşık adet ortasına rastlar. Yumurtlama kandaki LH düzeyinin aşırı yükselmesi,olgunlaşmış durumdaki yumurtanın over follikülünden serbest kalmasını sağlamakta ve bu şekilde gerçekleşmektedir. Karına düşen yumurta ,ardında fallop tüplerine girer ve erkeğin spermiyle döllenmeye hazır duruma gelir ve döllenme tüpte gerçekleşir. Döllenen embriyo anne rahimine doğru ilerler. Rahimde eğer tutunma gerçekleşir ise gebelik gerçekleşmiş olur. Bu yumurtlama dönemi hesaplamaları a tutmuş olmaktadır. Adet döngüsü normal olan kadınlarda bu yöntem işe yaramaktadır Fakat adet döngüsü düzensiz olanlarda bu yöntem pek tutmamaktadır.
Ovülasyon takibi veya takvim yöntemi kullanarak gebe kalmış ve çocuk sahibi olmuş olan çift sayısı fazladır. Özellikle eski dönemlerde daha çok kullanımı olan bir yöntemdir.Bu yöntemi eğer çift bebek istemiyor ise korunma amaçlıda kullanabilir.
### Sayfalar
#### Alpha Lipoic Acid (ALA)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Alpha Lipoic Acid (ALA)[vc_column_text css=""]Kadın Sağlığı ve İnfertilite Sürecinde Güçlü Hücresel Antioksidan Destek
Kadın sağlığında hormonal denge, hücresel enerji üretimi ve oksidatif stres kontrolü; yalnızca günlük yaşam kalitesi için değil, aynı zamanda doğurganlık potansiyeli açısından da belirleyici faktörlerdir. Günümüzde çevresel toksinler, kronik stres ve metabolik düzensizlikler; hücrelerde serbest radikal yükünü artırarak üreme fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Alpha Lipoic Acid (ALA), hem suda hem yağda çözünebilen nadir antioksidanlardan biri olarak; kadın sağlığında ve infertilite süreçlerinde giderek daha fazla ilgi gören, güçlü bir hücresel destek molekülüdür.
Alpha Lipoic Acid Nedir?
Alpha Lipoic Acid, mitokondride enerji üretiminde görev alan, vücutta doğal olarak sentezlenen bir antioksidan ve koenzimdir. En önemli özelliklerinden biri; hem hücre içi hem de hücre zarında etkili olabilmesidir.
ALA’nın öne çıkan özellikleri:
* Serbest radikalleri nötralize eder
* Mitokondri fonksiyonunu destekler
* Diğer antioksidanları (C vitamini, E vitamini, glutatyon) yeniden aktive edebilir
* Hücresel enerji metabolizmasını güçlendirir
Bu özellikleri sayesinde ALA, fonksiyonel tıp ve üreme sağlığı alanında değerli bir destek olarak değerlendirilir.
Kadın Sağlığı Açısından Alpha Lipoic Acid’in Önemi
Oksidatif Stresin Azaltılması
Oksidatif stres, kadınlarda yumurta kalitesini, hormonal dengeyi ve embriyo gelişimini olumsuz etkileyen temel faktörlerden biridir. ALA, güçlü antioksidan etkisiyle hücresel hasarın azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Hücresel Enerji ve Mitokondri Desteği
Yumurta hücreleri, yüksek enerji ihtiyacı olan hücrelerdir. ALA’nın mitokondri fonksiyonunu desteklemesi, hücresel enerji üretiminin artmasına yardımcı olabilir.
Metabolik ve Hormonal Denge
ALA, insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkileriyle bilinir. Bu durum özellikle polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlarda metabolik denge açısından önemlidir.
İnfertilite Süreci ile Alpha Lipoic Acid Arasındaki Bağlantı
Fonksiyonel tıp yaklaşımında infertilite; genetik, hormonal ve yapısal faktörlerin yanı sıra hücresel enerji kapasitesi ve oksidatif stres yükü ile birlikte değerlendirilir.
ALA’nın İnfertilite Sürecindeki Olası Katkıları:
* Yumurta hücresinde oksidatif hasarın azaltılması**
* Mitokondri fonksiyonunun desteklenmesi**
* Embriyo gelişimi için daha sağlıklı hücresel ortam oluşturulması**
* PCOS’lu hastalarda metabolik ve hormonal dengeye katkı**
* Tüp bebek (IVF) sürecinde destekleyici yaklaşım olarak kullanımı**
Alpha Lipoic Acid, infertilite tedavisinin yerine geçmez. Ancak uygun hasta grubunda, hekim değerlendirmesiyle destekleyici ve tamamlayıcı bir yaklaşım olarak planlanabilir.
Alpha Lipoic Acid Nasıl Uygulanabilir?
ALA;
* Oral takviye formunda
* İntravenöz (IV) destek tedavisi olarak
kullanılabilir. IV uygulamalar, özellikle emilim sorunu yaşayan veya hızlı etki beklenen durumlarda tercih edilebilir.
Kimler İçin Uygundur?
* Oksidatif stresin yüksek olduğu düşünülen kadınlar
* PCOS ve insülin direnci olan hastalar
* İnfertilite veya tüp bebek sürecine hazırlanan bireyler
* Kronik yorgunluk ve hücresel enerji düşüklüğü yaşayanlar
Alpha Lipoic Acid (ALA); güçlü antioksidan etkisi, mitokondri destekleyici özellikleri ve metabolik dengeye katkısıyla; kadın sağlığı ve infertilite süreçlerinde bütüncül yaklaşımın önemli bir parçası olabilir. Doğru hasta seçimi ve hekim kontrolüyle uygulandığında, vücudun hücresel savunma kapasitesini güçlendirerek üreme sağlığına destek sunar.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767779969600-7ecf9d60-056e-9"][/vc_column][/vc_row]
#### Ameliyatsız Genital Estetik
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Ameliyatsız Genital Estetik[vc_column_text css=""]Ameliyatsız genital estetik, cerrahi kesi olmadan, iyileşme süresi olmadan, dikişsiz işlem uygulamasıdır. Genital bölgesinde değişiklik isteyen kadınlarda son yıllarda en çok tercih ettiği tedavi metotlarından birisidir. Zamanla meydana gelen vajinal genişlemeler, genital kararma gibi durumları ameliyatsız olarak tedavi etmek mümkündür. Ancak tedavinin başarısı tabiki kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir. Kişiye özel tercih edilmelidir.
Bağ dokusu gevşemesi ile kırışıklıklar sarkmalar meydana gelebilir. Bağ dokunun gevşemesi genital bölgesinde de yüzde ve karında olduğu gibi gevşemeler ve sarkmalar meydana getirebilir.
Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile birlikte vajinal bolluklarda, vajinal gevşekliklerde ameliyatsız olarak kliniğimizded Fotona lazer ile vajinal sıkılık ve gençleşme sağlanmaktadır.
Lazer ile vajinal gençleşme de yapılacak olan tedavinin ağrısız, anestezisiz olması hastaya büyük bir konfor sağlar. Fotona lazer ile hiçbir kesi olmadan, cerrahi gerektirmeden vajinal dikiş olmadan, istirahat dahi gerektirmeden vajinal gençleşme sağlamak mümkün. Doku onarımı sağlayarak, hücre yenilenmesi sağlar. Lazerin oluşturduğu ısı dokuların etrafına zarar vermeden vajinal mukozanın altına ulaşır. Kollajen dokudaki lifler kısalır ve kalınlaşmalar meydana gelir. lazer tedavisinde oluşturulan ısı vajinal mukozada damarlanma artışı göstererek vajinal kuruluk tedavisinde de rol oynar. Hormonal destek tedaviden çok daha etkindir. Vajinal duvarda yeni kollajen üretimi sağlayarak vajinal daralma ve yenilenme sağlar.
Fotona vajinal lazer kimlere uygulanabilir?
İdrar kaçırma hastalarında
Vajinal gevşeklikte
Cinsel haz alamama durumunda
Kadında hissizlikte
Orgazm olamama durumunda
Vajinada büzüşmelerde ve sarkmalarda
Vajinal kuruluk tedavilerinde
Mantar enfeksiyonlarında
Genital renk açma
Fotona lazerin özellikleri nelerdir?
Ağrısızdır
Uygulaması kolaydır
Klinikte uygulanabilir
Ameliyat gerektirmez
Fotona vajinal lazer sonrasında bizi neler bekliyor?
Kadında genital bölgede oldukça yenilenme ve gençleşme hissi oluşur. Sadece fiziksel olarak değil vajinal fonksiyonların iyileşmesi sağlanır. Operasyon sonrası yoğun ilaç kullanımına ihtiyaç duymuyoruz. Antibiyotik tedavisi vermiyoruz. Kesi olmadığı için enfeksiyon riskinz yoktur. Kanama meydana gelmez. Günlük hayatınıza olduğu gibi kaldığı yerden devam edebilirsiniz. İşlem sonrasında bir hafta cinsel perhiz yeterlidir. Vajinal lazer sonrasında 3-4 gün kadar şeffaf kokusuz ve kaşıntısız akıntı olabilir. Normal olarak kabul edilmektedir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724607565471-20fd1eab-6d91-2"][/vc_column][/vc_row]
#### Anasayfa
[vc_row full_width="stretch_row"][vc_column css=".vc_custom_1769016910667{margin-bottom: -60px !important;}"][rev_slider_vc alias="beauty-salon-slider"][/vc_column][/vc_row][vc_row kd_fixed_background="true" css=".vc_custom_1725392564330{padding-top: 60px !important;padding-bottom: 60px !important;}"][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808836415{margin-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner]Prof. Dr. SEVTAP HAMDEMİR KILIÇJİNEKOLOJİ TÜP BEBEK UZMANI[vc_column_text css=""]
Tüp Bebek, Laporoskopik Cerrahi, Menopoz Tedavisi
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Türkiye’de embriyoloji alanında doktora yapan sayılı kadın doğum uzmanları arasına ismini yazdırmıştır.
Tüp bebek uzun yıllardır uygulanan bir tedavi yöntemidir. Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de uzun yıllardır uygulanıyor ve başarılı sonuçlar ile binlerce ailenin bebek sahibi olmasını bir o kadarının da umut sahibi olmasını sağlıyor.
Türkiye’de Ankara tüp bebek tedavisi hizmeti veren pek çok merkez var. Ancak bunlar arasında en güvenilir olanı bulunmalı. Doğal yollardan bebek sahibi olamayan çiftler tüp bebek tedavisinden maksimum verimi almak için alanında yetkin bir tüp bebek merkezi ile çalışmalı.
Bir tüp bebek merkezinin kalitesini anlamak için referanslarını, hasta yorumlarını dikkate almalı ve tüm bunlar doğrultusunda karar vermelisiniz.[/vc_column_text][vc_empty_space height="20px"]Detaylı Bilgi[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808821389{margin-right: -15px !important;padding-right: 0px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1722808829444{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1770286336060{margin-top: -50px !important;padding-top: 280px !important;padding-bottom: 50px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/bg.webp?id=8665) !important;}"][vc_column][vc_row_inner css=".vc_custom_1770286435558{margin-top: 300px !important;margin-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2" css=".vc_custom_1770285852097{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_empty_space height="50"]TÜM VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1722888055780{padding-top: 60px !important;padding-bottom: 50px !important;}"][vc_column]Tedavi ve UygulamalarımızKadın Doğum ve Kadın Hastalıklarını alanında uzman kadromuz ile sizlere en iyi hizmeti sunuyoruz.[vc_row_inner css=".vc_custom_1713551372617{padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column_inner width="1/3"]
Tüp Bebek Tedavisi ve İnfertiliteTüp Bebek Tedavisi (IVF) Nedir? Çiftlerin, 1 yıl boyunca düzenli ve ...
[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"]
Endometriozis TedavisiEndometriozis Tedavisi, çikolata kisti tipik olarak koyu kahverengi ...
[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"]
Miyom TedavisiDoğurganlık dönemlerinde düz kaslarda meydana gelen iyi huylu tümörlerdir.
[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1713551372617{padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column_inner width="1/3"]
vNOTES Laparoskopi AmeliyatıJinekolojik ameliyatlarda ilk tercih edilmesi gereken ameliyat türlerinden...
[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"]
Yüksek Riskli Gebelik TakibiGebelik ve yüksek riskli gebelik takibi, hayatımızın en önemli, en hassas...
[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"]
Genital EstetikGenital estetik, günümüz çağında çok büyük bir yer kaplıyor...
[/vc_column_inner][/vc_row_inner]Tüm Tedavilerimiz[/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" parallax="content-moving-fade" css=".vc_custom_1722892315240{padding-top: 100px !important;padding-bottom: 100px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;}"][vc_column width="2/3" css=".vc_custom_1516095225433{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Sorularınıza Uzman Cevaplar AlınSize kaliteli ve profesyonel hizmet vermek için aklınızdaki soruların hepsini çözmeye çalışacağız.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1722973336228{padding-top: 15px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"] Hemen Arayın0542 290 24 90[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"] Konum BilgisiHarita için Tıklayın[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/3"]İletişim Formu
Δ
[/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1722888497341{padding-top: 80px !important;padding-bottom: 80px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1551792223694{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1551792199716{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Uzman KadromuzAlanında deneyimli ve profesyonel bir ekip oluşturduk. Uzman kadromuz, yılların birikimiyle sizlere en kaliteli hizmeti sunmak için burada.[/vc_column_inner][/vc_row_inner]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir
Jinekoloji Tüp Bebek Uzmanı
Büşra Gençoğlan Özdemir
Koordinatör
Hilal Yabani
Hasta Danışmanı
Sibel Öztopçu
Hemşire
[/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1722971470767{padding-top: 50px !important;background-color: #faf3ed !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1515677064675{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Güncel YazılarımızTüm güncel yazılarımıza ulaşmak için blog sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1722971487086{padding-bottom: 50px !important;}"][vc_column_inner][vc_basic_grid post_type="post" max_items="6" css="" grid_id="vc_gid:1772208583538-d79c7049c7cf35f2de62febe6ba4d90d-10"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" disable_element="yes" css=".vc_custom_1726663251640{padding-top: 30px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516029502203{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Sizden Gelen YorumlarYorumlarınız bizler için çok değerli, sizleri dinliyor, görüşlerinize önem veriyoruz.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1551793518292{padding-bottom: 115px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1516029494833{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]
Hande
Tüp Bebek
10 senedir bebek istiyoruz. Daha önce yurt dışında da denemelerimiz oldu toplam 8 deneme sonrasında sevtap hocam ile yaptığımız ilk tüp bebek tedavisinde gebelik pozitif. İkizlerim ile en yakın zamanda ziyaretinize geleceğim. Sizi çok seviyorum. Buğlem ve Boradan çok sevgilerle...
Betül
Kadın Hastalıkları
Sevtap Hamdemir hocamız gerçektan bir anne şevkatiyle yaklaşıyor. Rahatsızlığımın her aşamasında gece ya da gündüz demeden yanımızda oldu. Kadın hastalıkları konusundaki uzmanlığı sizen kendinizi emin ellere teslim ettiğiniz hissini veriyor.
Şeyma
Tüp Bebek
Yaklaşık 12 yıl süren bir bebek isteğimiz vardı. Farklı merkezlerde deneyip bir başarı elde edemedik. Ve tekrar bir bebek isteğiyle Doktor Sevtap hanıma geldik. İyi ki de gelmişiz..
Sevtap hocamla başladığım bu güzel yolculugun sonunda şimdi ikizlerimi büyütüyorum.. İyi ki varsınız hocam..Mucizeler sizinle var..
Gülistan E.
Tüp Bebek
Sevtap Hamdemir Kılıç ismi bir marka olmalı. Tüp bebek uzmanı olarak üzerine tanımıyorum. Başarılı bir anne ve doktor. Hastalara karşı saygısı ve sevgisi herkese örnek niteliğinde. Sağolun Sevtap hocam.
Mensura S.
Genital Siğil Tedavisi
Sevtap hocanın sevgisi ilgisi bambaşka. Onu bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Genital siğil tedavisi konusunda oldukça yardımcı oldu. Kendisine nekadar dua etsem azdır.
Naime Ç.
Menopoz
Sevtap hocanın muayenesine gelmek şimdiye kadar yaptığım en iyi şeylerden birisi. Geçirmiş olduğum uzun ve zorlu menopoz sürecinde şefkatli yaklaşımıyla atlamamda inanılmaz yardımcı oldu. Uzmanlığına diyecek söz yok zaten. Ankara da kendisini bulduğum için mutluyum. Çok teşekkürler.
Naime Ç.
Menopoz
Sevtap hocanın muayenesine gelmek şimdiye kadar yaptığım en iyi şeylerden birisi. Geçirmiş olduğum uzun ve zorlu menopoz sürecinde şefkatli yaklaşımıyla atlamamda inanılmaz yardımcı oldu. Uzmanlığına diyecek söz yok zaten. Ankara da kendisini bulduğum için mutluyum. Çok teşekkürler.
[vc_separator color="custom" border_width="3" css=".vc_custom_1722971584738{padding-top: 20px !important;}"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" parallax="content-moving" parallax_image="6535" css=".vc_custom_1725391628905{background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/Background-1.webp?id=8648) !important;}"][vc_column][vc_row_inner css=".vc_custom_1540375922073{margin-bottom: 0px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1722971710691{margin-top: 80px !important;margin-left: 0px !important;padding-left: 0px !important;}" offset="vc_col-lg-5"][vc_single_image image="7706" img_size="100x100" css=""]Femince - Adet & Gebelik Takvimi[vc_column_text css=""]Femince, regl dönemini ve gebeliği en yakından takip etmene yardımcı olan ve sorularının cevaplarının uzmanı tarafından cevaplanmasını sağlayan bir App Store ve Play Store uygulamasıdır.
Hemen İndirin ve ücretsiz kullanmaya başlayın.[/vc_column_text]AppStorePlayStore[/vc_column_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1541510512851{padding-right: 50px !important;padding-left: 50px !important;}" offset="vc_col-lg-2 vc_hidden-sm vc_hidden-xs"][/vc_column_inner][vc_column_inner offset="vc_col-lg-5"][vc_single_image image="7700" img_size="400x600" alignment="right" css_animation="fadeIn" css=""][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row]
#### Ankara Aşılama Tedavisi ve Fiyatları
[vc_row full_width="stretch_row"][vc_column css=".vc_custom_1769013989536{margin-bottom: -60px !important;}"][rev_slider_vc alias="asilama"][/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1770158159699{padding-top: 5px !important;padding-bottom: 5px !important;}"][vc_column width="1/6"][/vc_column][vc_column width="2/3"][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcyJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcxJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjczJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/6" css=".vc_custom_1770158404377{padding-top: 5px !important;padding-right: 10px !important;padding-bottom: 5px !important;padding-left: 10px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row kd_fixed_background="true" css=".vc_custom_1770159251903{padding-top: 30px !important;padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808836415{margin-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner]Prof. Dr. Sevtap HAMDEMİR KILIÇ ile Aşılama Tedavisi (IUI)30+ Yıllık Tecrübe[vc_column_text css=""]
Aşılama Tedavisi – Ankara
Aşılama tedavisi, tıptaki adıyla Intrauterin İnseminasyon (IUI); gebelik şansını artırmak amacıyla, laboratuvar ortamında özel işlemlerden geçirilmiş spermlerin yumurtlama döneminde doğrudan rahim içine yerleştirilmesi işlemidir.
Ancak bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: Aşılama tedavisi her çift için uygun değildir ve başarısı doğru hasta seçimine bağlıdır.
Bu nedenle aşılama (IUI), rastgele değil; doğru tanı ve doğru zamanlama ile planlanmalıdır.
“Aşılama bana uygun mu?”
“Tüp bebeğe geçmeden önce denenmeli mi?”
“Gerçekten tutma ihtimali var mı?”
Aşılama tedavisi düşünen çiftlerin aklındaki sorular genellikle aynıdır. Doğru değerlendirme ile bu süreci belirsizlikten çıkarıp
mantıklı ve kontrollü bir adıma dönüştürmek mümkündür.[/vc_column_text][vc_empty_space height="20px"]Randevu Al[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808821389{margin-right: -15px !important;padding-right: 0px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1722808829444{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_single_image image="8999" img_size="full" css=""][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Türkiye’de embriyoloji alanında doktora yapan sayılı kadın doğum uzmanları arasına ismini yazdırmıştır.
[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769013951706{padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768855176740{padding-top: 30px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516008777154{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner css=".vc_custom_1685480750611{padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column_inner width="1/3"] 30+ Yıllık Klinik TecrübeAşılama (IUI) tedavisi, kadın ve erkek infertilitesi alanında uzun yıllara dayanan klinik deneyimle planlanır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Gelişmiş Laboratuvar ve TeknolojiSperm hazırlama ve aşılama süreci, güncel tıbbi standartlara uygun laboratuvar altyapısı ile desteklenir.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Kişiye Özel Tedavi PlanlamasıHer çiftin yaşı, yumurta rezervi ve sperm kalitesi farklıdır. Aşılama kararı buna göre verilir[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner][vc_column_inner][vc_column_text css=""]
Ankara Aşılama Tedavisi (IUI) – Doğru Tanı ile Güvenli Bir Süreç
Aşılama tedavisi, genellikle tüp bebek öncesinde değerlendirilen, daha basit ve daha az invaziv bir yardımcı üreme yöntemidir.
Ankara’daki kliniğimizde aşılama (IUI) tedavisi;
Kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilmesiyle başlar.
Rahim filmi,
Sperm analizi,
Hormon testleri
Yumurtalık rezervi gibi faktörler netleştirilmeden aşılama kararı verilmez.
Amaç, gereksiz zaman kaybetmeden bu tedavinin gerçekten uygun olup olmadığını doğru şekilde belirlemektir.
Aşılama Tedavisi Başarı Oranları (IUI)
Aşılama tedavisinde başarı oranı; kadının yaşı, kısırlık süresi, sperm kalitesi ve tüplerin durumuna bağlı olarak değişir.
Tek bir aşılama denemesinde gebelik oranı ortalama %10–15 arasındadır.
Uygun hastalarda ve ilk 2–3 denemede başarı şansı daha yüksektir.
35 yaş altı, tüpleri açık ve sperm parametreleri iyi olan çiftlerde başarı oranı artar.
Bu nedenle aşılama, doğru hastada anlamlı bir şans sunan bir tedavidir; ancak her durumda yüksek başarı beklemek gerçekçi değildir.[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769711508930{margin-bottom: 20px !important;padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1770286336060{margin-top: -50px !important;padding-top: 280px !important;padding-bottom: 50px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/bg.webp?id=8665) !important;}"][vc_column][vc_row_inner css=".vc_custom_1770286435558{margin-top: 300px !important;margin-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2" css=".vc_custom_1770285852097{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_empty_space height="50"]Hakkımızda[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768859768686{padding-top: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516009024901{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Aşılama Tedavisi Hakkında Bilmeniz GerekenlerAşılama (IUI) tedavisine karar vermeden önce kimler için uygun olduğu, başarı oranları ve sürecin sınırları hakkında bilmeniz gereken temel noktaları bu bölümde bulabilirsiniz.[vc_row_inner css=".vc_custom_1768859738438{padding-top: 20px !important;padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009006170{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Aşılama Tedavisinin Avantajları- Tüp bebeğe göre daha basit ve daha az invaziv bir yöntemdir.
- Anestezi ve cerrahi işlem gerektirmez.
- Doğal döllenme sürecini destekler.
- Daha düşük maliyetli bir tedavi seçeneğidir.
Uygun çiftlerde tüp bebek öncesi mantıklı bir basamaktır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009012538{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Kimler İçin Uygundur?Aşılama tedavisi (IUI);
- Açıklanamayan infertilitesi olan çiftler
- Hafif sperm sayısı veya hareket problemi olan erkekler
- Yumurtlama sorunu yaşayan kadınlar
- En az bir tüpü açık olan hastalar
- Vajinismus veya ilişkiye girememe gibi durumlar için uygun bir seçenek olabilir.
Uygunluk mutlaka muayene ve tetkikler sonrası belirlenir.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009018730{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Ankara Aşılama Tedavisi FiyatlarıAşılama tedavisi fiyatları;
- Uygulanan ilaç protokolü, laboratuvar süreçleri ve takip sayısına göre değişiklik gösterir.
Bu nedenle net bir fiyat bilgisi kişisel değerlendirme sonrası belirlenir.
Size uygun tedavi planı ve fiyat bilgisi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" content_placement="middle" css=".vc_custom_1768862432736{padding-top: 180px !important;padding-bottom: 170px !important;background: #000000 url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;background-position: center !important;background-repeat: no-repeat !important;background-size: cover !important;}"][vc_column width="1/4" css=".vc_custom_1511789287331{padding-top: 0px !important;}"][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner][vc_column_inner]``BEBEĞİM OLMUYOR NEDEN ``? DİYEN ÇİFTLER TÜP BEBEĞE Mİ BAŞVURMALI ! /PODCAST[vc_empty_space height="30px"]
×
[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/4"][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768862549271{padding-top: 40px !important;padding-bottom: 40px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1551792223694{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text css=".vc_custom_1770669358048{border-bottom-width: 20px !important;}"]
Aşılama Tedavisinde Doğru Planlama Neden Önemlidir?
Aşılama, düşük riskli bir işlem olsa da yanlış hastada denendiğinde zaman kaybına neden olabilir.
Bu nedenle önemli olan herkese aşılama yapmak değil, kime gerçekten fayda sağlayacağını doğru belirlemektir.
[/vc_column_text][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1551792199716{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Ankara Aşılama Tedavisinde Uzman KadromuzAlanında deneyimli ve profesyonel bir ekip oluşturduk. Uzman kadromuz, yılların birikimiyle sizlere en kaliteli hizmeti sunmak için burada.[/vc_column_inner][/vc_row_inner]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir
Jinekoloji Tüp Bebek Uzmanı
Büşra Gençoğlan Özdemir
Koordinatör
Hilal Yabani
Hasta Danışmanı
Sibel Öztopçu
Hemşire
[/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Aşılama Tedavisinde Sık Sorulanlar
[/vc_column_text][vc_toggle title="Aşılama tutmazsa ne olur?" css=""]Sonuçlar değerlendirilir ve gerekirse bir üst basamak olan tüp bebek tedavisi planlanır.[/vc_toggle][vc_toggle title="Aşılama ile tüp bebek arasındaki fark nedir?" css=""]Aşılamada döllenme vücut içinde gerçekleşir, tüp bebekte laboratuvar ortamında olur.[/vc_toggle][vc_toggle title="Aşılama (IUI) ağrılı bir işlem midir?" css=""]Hayır. İşlem genellikle ağrısızdır ve anestezi gerektirmez.[/vc_toggle][vc_toggle title="Aşılama sonrası normal hayata dönülebilir mi?" css=""]Evet. İşlem sonrası kısa bir dinlenme yeterlidir, günlük hayata dönülebilir.[/vc_toggle][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" parallax="content-moving-fade" css=".vc_custom_1722892315240{padding-top: 100px !important;padding-bottom: 100px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;}"][vc_column width="2/3" css=".vc_custom_1516095225433{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Sorularınıza Uzman Cevaplar AlınSize kaliteli ve profesyonel hizmet vermek için aklınızdaki soruların hepsini çözmeye çalışacağız.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1722973336228{padding-top: 15px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"] Hemen Arayın0542 290 24 90[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"] Konum BilgisiHarita için Tıklayın[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/3"]İletişim Formu
Δ
[/vc_column][/vc_row]
#### Ankara Kısırlık Tedavisi ve Fiyatları
[vc_row full_width="stretch_row"][vc_column css=".vc_custom_1769013989536{margin-bottom: -60px !important;}"][rev_slider_vc alias="kisirlik"][/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1770158159699{padding-top: 5px !important;padding-bottom: 5px !important;}"][vc_column width="1/6"][/vc_column][vc_column width="2/3"][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcyJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcxJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjczJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/6" css=".vc_custom_1770158404377{padding-top: 5px !important;padding-right: 10px !important;padding-bottom: 5px !important;padding-left: 10px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row kd_fixed_background="true" css=".vc_custom_1770159251903{padding-top: 30px !important;padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808836415{margin-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner]Prof. Dr. Sevtap HAMDEMİR KILIÇ ile Tüp Bebek Tedavisi30+ Yıllık Tecrübe[vc_column_text css=""]
Kısırlık Tedavisi – Ankara
Kısırlık (infertilite), düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesi durumudur. Ancak kısırlık, tek başına bir hastalık değil; altta yatan bir ya da birden fazla nedenin sonucudur.
Bilinmesi gereken en önemli gerçek şudur:
"Kısırlık tedavisinde başarı, doğru nedeni bulmakla başlar."
Bu nedenle kısırlık tedavisi, tek bir yöntemle değil; kişiye özel, aşamalı ve planlı bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
“Sorun bende mi?”
“Eşimde mi problem var?”
“Hiç çocuk sahibi olamayacak mıyız?”
Bu sorular kısırlık şüphesi yaşayan çiftlerin aklından geçer. Doğru tanı ve gerçekçi bir planlama ile bu süreci belirsizlikten çıkarıp kontrol altına almak mümkündür.[/vc_column_text][vc_empty_space height="20px"]Randevu Al[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808821389{margin-right: -15px !important;padding-right: 0px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1722808829444{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_single_image image="8999" img_size="full" css=""][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Türkiye’de embriyoloji alanında doktora yapan sayılı kadın doğum uzmanları arasına ismini yazdırmıştır.
[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769013951706{padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768855176740{padding-top: 30px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516008777154{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner css=".vc_custom_1685480750611{padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column_inner width="1/3"] 30+ Yıllık Klinik TecrübeKısırlık tedavisi, kadın ve erkek üreme sağlığı alanında uzun yıllara dayanan klinik deneyim ile planlanır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Güncel Tanı ve Tedavi YöntemleriKısırlığın nedenini belirlemek için modern tanı yöntemleri ve güncel tedavi yaklaşımları kullanılır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Kişiye Özel Tedavi PlanlamasıHer çiftin yaşı, tıbbi öyküsü ve beklentisi farklıdır. Tedavi süreci buna göre şekillendirilir.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner][vc_column_inner][vc_column_text css=""]
Ankara Kısırlık Tedavisi – Doğru Tanı ile Güvenli Bir Süreç
Çocuk sahibi olma sürecinde yaşanan gecikmeler, çiftler için hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Ankara’daki kliniğimizde kısırlık tedavisi, kadın ve erkek birlikte değerlendirilerek ele alınır.
Tedavi süreci;
Detaylı muayene,
Hormon testleri,
Sperm analizi,
Yumurtalık rezervi değerlendirmesi
Gerekli görüntüleme yöntemleri ile başlar.
Amacımız, gereksiz zaman kaybı yaşamadan, en doğru tedavi yolunu belirlemektir.[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769711508930{margin-bottom: 20px !important;padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1770286336060{margin-top: -50px !important;padding-top: 280px !important;padding-bottom: 50px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/bg.webp?id=8665) !important;}"][vc_column][vc_row_inner css=".vc_custom_1770286435558{margin-top: 300px !important;margin-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2" css=".vc_custom_1770285852097{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_empty_space height="50"]Hakkımızda[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768859768686{padding-top: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516009024901{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Kısırlık Tedavisi Hakkında Bilmeniz GerekenlerKısırlık tedavisine karar vermeden önce nedenler, tedavi seçenekleri ve süreçle ilgili bilmeniz gereken temel noktaları bu bölümde bulabilirsiniz.[vc_row_inner css=".vc_custom_1768859738438{padding-top: 20px !important;padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009006170{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Kısırlık Tedavisinde Öne Çıkan NoktalarKısırlık yalnızca kadına ya da erkeğe bağlı değildir. Çift olarak değerlendirilmelidir.
Her kısırlık vakasında tüp bebek gerekmez. Bazı durumlarda daha basit yöntemlerle sonuç alınabilir.
Doğru tanı konulmadan başlanan tedaviler zaman kaybına yol açabilir.
Özellikle kadın yaşı ilerledikçe zaman faktörü daha kritik hale gelir.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009012538{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Kimler Kısırlık Tedavisi İçin Değerlendirilmelidir?1 yıl korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edemeyen çiftler
35 yaş üstü olup 6 ay içinde gebelik oluşmayan kadınlar
Adet düzensizliği veya yumurtlama problemi yaşayanlar
Erkek faktörüne bağlı sperm sorunları olanlar
Daha önce düşük ya da başarısız gebelik öyküsü bulunanlar
Değerlendirme mutlaka çift olarak yapılmalıdır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009018730{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Ankara Kısırlık Tedavisi FiyatlarıAnkara kısırlık tedavisi fiyatları;
- Uygulanan tedavi protokolü, ilaç kullanımı ve laboratuvar süreçlerine göre değişiklik gösterir.
- Bu nedenle net bir fiyat, kişisel değerlendirme sonrası belirlenir.
- Aynı zamanda kısırlık tedavisi fiyatlarına lokasyon da etki etmektedir. Ankara'da kısırlık tedavisi fiyatları daha farklı iken İstanbul kısırlık tedavisi fiyatları daha farklı olabilmektedir.
Size uygun tedavi planı ve fiyat bilgisi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" content_placement="middle" css=".vc_custom_1768862432736{padding-top: 180px !important;padding-bottom: 170px !important;background: #000000 url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;background-position: center !important;background-repeat: no-repeat !important;background-size: cover !important;}"][vc_column width="1/4" css=".vc_custom_1511789287331{padding-top: 0px !important;}"][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner][vc_column_inner]``BEBEĞİM OLMUYOR NEDEN ``? DİYEN ÇİFTLER TÜP BEBEĞE Mİ BAŞVURMALI ! /PODCAST[vc_empty_space height="30px"]
×
[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/4"][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768862549271{padding-top: 40px !important;padding-bottom: 40px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1551792223694{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text css=".vc_custom_1770653365767{border-bottom-width: 20px !important;}"]
Kısırlık Tedavisinde Doğru Planlama Neden Bu Kadar Önemlidir?
Kısırlık tedavisi bir yarış değildir. Her adımın doğru sırayla ve doğru gerekçeyle atılması gerekir.
Yanlış ya da eksik değerlendirmeler; zaman, motivasyon ve umut kaybına neden olabilir.
Bu nedenle önemli olan en hızlı çözüm değil, en doğru yaklaşımdır.
[/vc_column_text][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1551792199716{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Ankara Kısırlık Tedavisinde Uzman KadromuzAlanında deneyimli ve profesyonel bir ekip oluşturduk. Uzman kadromuz, yılların birikimiyle sizlere en kaliteli hizmeti sunmak için burada.[/vc_column_inner][/vc_row_inner]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir
Jinekoloji Tüp Bebek Uzmanı
Büşra Gençoğlan Özdemir
Koordinatör
Hilal Yabani
Hasta Danışmanı
Sibel Öztopçu
Hemşire
[/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Kısırlık Tedavisinde Sık Sorulanlar
[/vc_column_text][vc_toggle title="Kısırlık tamamen tedavi edilebilir mi?" css=""]Kısırlık, altta yatan nedene bağlıdır. Bazı durumlarda tamamen tedavi edilebilirken, bazı durumlarda yardımcı üreme teknikleri gerekebilir.[/vc_toggle][vc_toggle title="Kısırlık sadece kadına mı bağlıdır?" css=""]Hayır. Vakaların önemli bir kısmında erkek faktörü ya da her iki tarafa ait nedenler söz konusudur.[/vc_toggle][vc_toggle title="Ne zaman doktora başvurmalıyız?" css=""]35 yaş altı kadınlarda 1 yıl, 35 yaş üstünde 6 ay korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmadığında değerlendirme önerilir.[/vc_toggle][vc_toggle title="Kısırlık tedavisi uzun sürer mi?" css=""]Tedavi süresi, sorunun nedenine göre değişir. Bazı durumlarda kısa sürede sonuç alınabilir.[/vc_toggle][vc_toggle title="Kısırlık tedavisi mutlaka tüp bebekle mi olur?" css=""]Hayır. Her kısırlık vakasında tüp bebek gerekmez. Daha basit yöntemlerle de gebelik elde edilebilir.[/vc_toggle][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" parallax="content-moving-fade" css=".vc_custom_1722892315240{padding-top: 100px !important;padding-bottom: 100px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;}"][vc_column width="2/3" css=".vc_custom_1516095225433{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Sorularınıza Uzman Cevaplar AlınSize kaliteli ve profesyonel hizmet vermek için aklınızdaki soruların hepsini çözmeye çalışacağız.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1722973336228{padding-top: 15px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"] Hemen Arayın0542 290 24 90[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"] Konum BilgisiHarita için Tıklayın[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/3"]İletişim Formu
Δ
[/vc_column][/vc_row]
#### Ankara Tüp Bebek Tedavisi
[vc_row full_width="stretch_row"][vc_column css=".vc_custom_1769013989536{margin-bottom: -60px !important;}"][rev_slider_vc alias="beauty-salon-slider-1"][/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1770158159699{padding-top: 5px !important;padding-bottom: 5px !important;}"][vc_column width="1/6"][/vc_column][vc_column width="2/3"][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcyJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjcxJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"][vc_raw_html css=""]JTVCQnV0dG9uJTIwaWQlM0QlMjczJTI3JTVE[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/6" css=".vc_custom_1770158404377{padding-top: 5px !important;padding-right: 10px !important;padding-bottom: 5px !important;padding-left: 10px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row kd_fixed_background="true" css=".vc_custom_1770159251903{padding-top: 30px !important;padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808836415{margin-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner]Prof. Dr. Sevtap HAMDEMİR KILIÇ ile Tüp Bebek Tedavisi30+ Yıllık Tecrübe[vc_column_text css=""]
Tüp Bebek Tedavisi – Ankara
Tüp bebek tedavisi, doğal yollarla gebelik elde edilemeyen durumlarda uygulanan, bilimsel olarak planlanan ve kişiye özel ilerleyen bir yardımcı üreme yöntemidir.
Ancak bilinmesi gereken en önemli gerçek şudur:
Tüp bebekte başarı; yaş, doğru zamanlama ve doktorun tecrübesiyle doğrudan ilişkilidir.
Bu nedenle tüp bebek, tek bir protokolle değil kişiye özel bir yol haritası ile planlanmalıdır.
“Tutar mı?”
“Yaşım geçti mi?”
“Kaç deneme gerekir?”
Bu sorular tüp bebek düşünen herkesin aklından geçer. Doğru bilgi ve gerçekçi bir planlama ile bu süreci belirsizlikten çıkarıp kontrol altına almak mümkündür.[/vc_column_text][vc_empty_space height="20px"]Randevu Al[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner css=".vc_custom_1722808821389{margin-right: -15px !important;padding-right: 0px !important;}"][vc_column_inner css=".vc_custom_1722808829444{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_single_image image="8999" img_size="full" css=""][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Türkiye’de embriyoloji alanında doktora yapan sayılı kadın doğum uzmanları arasına ismini yazdırmıştır.
[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769013951706{padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768855176740{padding-top: 30px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516008777154{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner css=".vc_custom_1685480750611{padding-bottom: 30px !important;}"][vc_column_inner width="1/3"] 30+ Yıllık Klinik TecrübeTüp bebek tedavisi, kadın doğum ve üreme sağlığı alanında uzun yıllara dayanan klinik deneyim ile planlanır.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Gelişmiş Laboratuvar ve TeknolojiEmbriyo gelişimi ve transfer süreçleri, güncel tıbbi standartlara uygun laboratuvar altyapısı ile desteklenir.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3"] Kişiye Özel Tedavi ProtokolleriHer çiftin yaşı, yumurta rezervi ve geçmiş denemeleri farklıdır. Tedavi süreci buna göre şekillendirilir.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner][vc_column_inner][vc_column_text css=""]
Ankara Tüp Bebek Doktoru – Uzman Ellerde Güvenli Bir Yolculuk
Çocuk sahibi olma hayalini erteleyen çiftler için tüp bebek (IVF) tedavisi, modern tıbbın sunduğu en etkili çözümlerden biridir. Ankara’daki kliniğimizde, alanında deneyimli tüp bebek doktorumuz eşliğinde, çiftlere özel bireyselleştirilmiş tedavi planları sunuyoruz.
Her çiftin yaşadığı infertilite (kısırlık) süreci kendine özgüdür. Bu nedenle tüp bebek tedavimiz, detaylı muayene, hormon testleri, yumurtalık rezervi değerlendirmesi ve sperm analizi gibi kapsamlı bir değerlendirme süreciyle başlar.
Amacımız, en yüksek başarı oranına ulaşmak için süreci titizlikle yönetmektir.
[/vc_column_text][vc_raw_html css=".vc_custom_1769711508930{margin-bottom: 20px !important;padding-top: 20px !important;}"]JTVCdHJ1c3RpbmRleCUyMG5vLXJlZ2lzdHJhdGlvbiUzRGdvb2dsZSU1RA==[/vc_raw_html][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1770286336060{margin-top: -50px !important;padding-top: 280px !important;padding-bottom: 50px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/bg.webp?id=8665) !important;}"][vc_column][vc_row_inner css=".vc_custom_1770286435558{margin-top: 300px !important;margin-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2" css=".vc_custom_1770285852097{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_empty_space height="50"]Hakkımızda[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/4"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768859768686{padding-top: 50px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1516009024901{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Tüp Bebek Hakkında Bilmeniz GerekenlerTüp bebek tedavisine karar vermeden önce sürece dair merak edilen temel başlıkları, kafanız karışmadan bu bölümde bulabilirsiniz.[vc_row_inner css=".vc_custom_1768859738438{padding-top: 20px !important;padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009006170{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Tüp Bebek Tedavisinin Avantajları- Bilimsel olarak planlanan bir gebelik süreci sunar. Yumurta, sperm ve embriyo gelişimi yakından takip edilir.
- Kişiye özel ilerler. Standart protokoller yerine, çiftin özelliklerine göre tedavi planlanır.
- Tekrarlayan başarısızlıklarda alternatif çözümler sunar. Önceki denemelerde elde edilen sonuçlar dikkate alınarak süreç yeniden düzenlenir.
Gebelik şansını artırmaya yönelik en etkili yöntemlerden biridir Özellikle belirli infertilite nedenlerinde doğal yollara göre daha yüksek başarı sağlar.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009012538{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Kimler İçin Uygundur?- Uzun süredir gebelik elde edemeyen çiftler
- Yumurtlama problemi olan kadınlar
-Tüplerinde tıkanıklık bulunan hastalar
- Erkek faktörüne bağlı infertilite durumları
-Daha önce başarısız aşılama veya tüp bebek denemesi olanlar için uygun bir seçenek olabilir.
Uygunluk mutlaka muayene ve tetkikler sonrası değerlendirilir.[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/3" css=".vc_custom_1516009018730{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Tüp Bebek Tedavisi FiyatlarıTüp bebek tedavisi fiyatları;
- Uygulanan tedavi protokolü, ilaç kullanımı ve laboratuvar süreçlerine göre değişiklik gösterir.
- Bu nedenle net bir fiyat, kişisel değerlendirme sonrası belirlenir.
- Aynı zamanda tüp bebek fiyatlarına lokasyon da etki etmektedir. Ankara'da tüp bebek fiyatları daha farklı iken İstanbul tüo bebek fiyatları daha farklı olabilmektedir.
Size uygun tedavi planı ve fiyat bilgisi için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" content_placement="middle" css=".vc_custom_1768862432736{padding-top: 180px !important;padding-bottom: 170px !important;background: #000000 url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;background-position: center !important;background-repeat: no-repeat !important;background-size: cover !important;}"][vc_column width="1/4" css=".vc_custom_1511789287331{padding-top: 0px !important;}"][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_row_inner][vc_column_inner]``BEBEĞİM OLMUYOR NEDEN ``? DİYEN ÇİFTLER TÜP BEBEĞE Mİ BAŞVURMALI ! /PODCAST[vc_empty_space height="30px"]
×
[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/4"][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" css=".vc_custom_1768862549271{padding-top: 40px !important;padding-bottom: 40px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1551792223694{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_column_text css=""]
Tüp Bebek Tedavisinde Doğru Planlama Neden Bu Kadar Önemlidir?
Tüp bebek tedavisi tek başına bir işlem değildir. Bu süreç; doğru zamanda başlamak, doğru protokolü seçmek ve her adımı kişiye göre planlamakla anlam kazanır.
Her çiftin;
Yaşı
Yumurtalık rezervi
Geçmiş denemeleri
Tıbbi öyküsü birbirinden farklıdır. Bu nedenle tüp bebekte standart bir yol haritası yoktur.
Tüp Bebekte Başarılı Sonuçlar;
Gereksiz ilaç yükünden kaçınılan
Sürecin her aşamasının yakından takip edildiği
Gerekli durumlarda tedavinin yeniden şekillendirildiği
kişiye özel planlamalarla elde edilir. Bu noktada önemli olan yalnızca tedaviye başlamak değil, doğru şekilde ve doğru yerde başlamaktır.[/vc_column_text][vc_row_inner][vc_column_inner css=".vc_custom_1551792199716{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"]Tüp Bebek Tedavisinde Uzman KadromuzAlanında deneyimli ve profesyonel bir ekip oluşturduk. Uzman kadromuz, yılların birikimiyle sizlere en kaliteli hizmeti sunmak için burada.[/vc_column_inner][/vc_row_inner]
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir
Jinekoloji Tüp Bebek Uzmanı
Büşra Gençoğlan Özdemir
Koordinatör
Hilal Yabani
Hasta Danışmanı
Sibel Öztopçu
Hemşire
[/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text css=""]
Tüp Bebek Tedavisinde Sık Sorulanlar
[/vc_column_text][vc_toggle title="Tüp bebek tedavisi ağrılı mıdır?" css=""]Tedavi sürecinde ağrı genellikle minimaldir. Yumurta toplama işlemi sedasyon altında yapılır.[/vc_toggle][vc_toggle title="Tüp bebekte başarı oranı nedir?" css=""]Başarı oranı; yaş, yumurta rezervi ve infertilite nedenine göre değişir. Bu nedenle kişiye özel değerlendirme gerekir.[/vc_toggle][vc_toggle title="Tüp bebekte kaç deneme yapılabilir?" css=""]Tıbbi olarak belirli bir sınır yoktur. Ancak her deneme, önceki sonuçlara göre yeniden planlanmalıdır.[/vc_toggle][vc_toggle title="Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?" css=""]Ortalama bir tüp bebek süreci, adet başlangıcından gebelik testine kadar yaklaşık 2–3 haftadır.[/vc_toggle][vc_toggle title="Tüp bebek ilk denemede tutmazsa ne olur?" css=""]İlk deneme başarısız olduğunda süreç analiz edilir ve sonraki adımlar buna göre planlanır.[/vc_toggle][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row" parallax="content-moving-fade" css=".vc_custom_1722892315240{padding-top: 100px !important;padding-bottom: 100px !important;background-image: url(https://sevtaphamdemir.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/hamile-banner-1.jpg?id=7648) !important;}"][vc_column width="2/3" css=".vc_custom_1516095225433{padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][vc_row_inner][vc_column_inner]Sorularınıza Uzman Cevaplar AlınSize kaliteli ve profesyonel hizmet vermek için aklınızdaki soruların hepsini çözmeye çalışacağız.[/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1722973336228{padding-top: 15px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"] Hemen Arayın0542 290 24 90[/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"] Konum BilgisiHarita için Tıklayın[/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/3"]İletişim Formu
Δ
[/vc_column][/vc_row]
#### Anlaşmalı Kurumlar
[vc_row][vc_column][/vc_column][/vc_row]
#### B Complex Vitamin Shot
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]B Complex Vitamin Shot (Vitamin Kompleksi Serumu)[vc_column_text css=""]Kadın Sağlığı ve İnfertilite Sürecinde Hücresel Enerjiye Fonksiyonel Destek
Günümüz kadınları; yoğun iş temposu, kronik stres, düzensiz beslenme ve hormonal dalgalanmalar nedeniyle çoğu zaman vitamin eksiklikleriyle farkında olmadan yaşamaktadır. Özellikle B grubu vitaminler; enerji üretimi, sinir sistemi, hormon metabolizması ve üreme sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.
B Complex Vitamin Shot (Vitamin Kompleksi Serumu), B grubu vitaminlerin damar yolu ile uygulanmasını sağlayarak, hızlı emilim ve yüksek biyoyararlanım sunan modern bir destek tedavisidir. Kadın sağlığına bütüncül yaklaşımın önemli bir parçası olarak; infertilite sürecinde de tamamlayıcı bir rol üstlenebilir.
B Grubu Vitaminler Neden Bu Kadar Önemlidir?
B kompleks vitaminleri; suda çözünen, vücutta depolanamayan ve düzenli olarak alınması gereken mikro besinlerdir. Hücresel metabolizmanın merkezinde yer alırlar.
Başlıca görevleri:
Mitokondride enerji (ATP) üretimi
Sinir sistemi ve ruh hali regülasyonu
Hormon metabolizması
DNA sentezi ve hücre bölünmesi
Kırmızı kan hücresi yapımı
Kadınlarda özellikle adet düzensizlikleri, kronik yorgunluk, stres, PMS, PCOS ve infertilite süreçlerinde B vitamini ihtiyacı artar.
B Complex Vitamin Shot Nedir?
B Complex Vitamin Shot; B grubu vitaminlerin belirli oranlarda bir araya getirildiği, intravenöz (IV) veya intramüsküler olarak uygulanabilen vitamin kompleksidir. Ağızdan alınan takviyelere kıyasla:
Emilim problemi yaşanmaz
Sindirim sistemi devre dışı bırakılır
Daha hızlı ve etkili biyoyararlanım sağlanır
İçerik genellikle şu vitaminleri kapsar (kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenebilir):
B1 (Tiamin): Enerji metabolizması, sinir iletimi
B2 (Riboflavin): Antioksidan savunma, hücresel enerji
B3 (Niasin): Dolaşım, hücre yenilenmesi
B5 (Pantotenik Asit): Steroid hormon sentezi
B6 (Piridoksin): Progesteron metabolizması, PMS kontrolü
B7 (Biotin): Hücresel büyüme, cilt–saç sağlığı
B9 (Folik Asit): DNA sentezi, embriyo gelişimi
B12 (Kobalamin): Sinir sistemi, yumurta kalitesi, kansızlık önlenmesi
Kadın Sağlığı Açısından Faydaları
Enerji ve Zindelik Artışı
B vitaminleri mitokondride enerji üretimini destekleyerek kronik yorgunluk ve halsizlik şikâyetlerinin azalmasına katkı sağlar.
Hormonal Dengenin Desteklenmesi
Özellikle B6, B9 ve B12, kadınlarda östrojen–progesteron dengesinin sağlanmasında ve adet döngüsünün düzenlenmesinde önemli rol oynar.
Stres, Anksiyete ve Ruh Hali
Sinir sistemi üzerinde etkili olan B vitaminleri, stres toleransını artırabilir, mental odaklanmayı destekleyebilir.
İnfertilite Süreci ile B Complex Vitamin Shot İlişkisi
Fonksiyonel tıp yaklaşımında infertilite; yalnızca yumurtalık rezervi ya da rahim faktörleriyle sınırlı değildir. Hücresel enerji, DNA sentezi, oksidatif stres ve mikronutrient yeterliliği temel belirleyicilerdir.
İnfertilite Sürecinde Olası Katkılar:
Folik asit (B9) ile sağlıklı embriyo gelişiminin desteklenmesi
B12 ile yumurta hücresinde mitokondri fonksiyonunun güçlendirilmesi
Homocysteine seviyelerinin dengelenmesi
Tüp bebek (IVF) öncesi metabolik hazırlık sürecine destek
⚠️ Önemli Bilgilendirme:
B Complex Vitamin Shot, infertilite tedavilerinin yerine geçmez. Ancak uygun hastalarda, hekim kontrolünde uygulandığında destekleyici ve tamamlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Kimler İçin Uygundur?
Kronik yorgunluk ve enerji düşüklüğü yaşayan kadınlar
Yoğun stres altında çalışan bireyler
Adet düzensizliği, PMS veya hormonal dalgalanma yaşayanlar
İnfertilite veya tüp bebek sürecine hazırlanan hastalar
Emilim bozukluğu olan veya oral takviyelerden fayda göremeyenler
Uygulama Süreci
Klinik ortamda, uzman hekim gözetiminde uygulanır
Uygulama süresi kısa ve konforludur
İçerik ve seans sıklığı kişisel ihtiyaçlara göre planlanır
B Complex Vitamin Shot,
Kadın sağlığını hücresel düzeyde destekleyen; enerji, hormon dengesi ve üreme fonksiyonlarını bir bütün olarak ele alan modern bir vitamin destek yaklaşımıdır. Özellikle infertilite sürecinde, vücudun metabolik ve biyokimyasal ihtiyaçlarını destekleyerek tedavi sürecine katkı sağlayabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767779516794-aecdd4e6-45d3-7"][/vc_column][/vc_row]
#### Basın
[vc_row][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1724794440804{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][vc_column width="1/2"]
[/vc_column][/vc_row]
#### Beauty Cocktail (Güzellik Serumu)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Beauty Cocktail (Güzellik Serumu)[vc_column_text css=""]Ciltte matlaşma, elastikiyet kaybı, saçlarda zayıflama ve genel yorgun görünüm; çoğu zaman yalnızca estetik sorunlar değil, hücresel beslenme yetersizliği, oksidatif stres ve hormonal dalgalanmaların dışa yansımasıdır. Özellikle yoğun stres, kilo değişimleri ve infertilite süreci yaşayan kadınlarda bu belirtiler daha belirgin hale gelebilir.
Beauty Cocktail (Güzellik Serumu), cilt, saç ve tırnak sağlığını desteklerken; aynı zamanda kadın sağlığını bütüncül olarak ele alan, intravenöz (IV) vitamin–mineral ve amino asit kombinasyonudur.
Güzellik Neden İçten Başlar?
Cilt ve bağ dokusu, vücuttaki mikronutrient dengesine ve oksidatif stres düzeyine son derece duyarlıdır. Kolajen sentezi, hücre yenilenmesi ve doku elastikiyeti; yeterli vitamin, mineral ve amino asit varlığında sağlıklı şekilde gerçekleşir.
Kadınlarda özellikle:
* Hormonal değişimler
* Adet düzensizlikleri
* Gebelik planlaması
* Tüp bebek süreci
* Kronik stres
cilt sağlığını ve genel görünümü doğrudan etkiler.
Beauty Cocktail Nedir?
Beauty Cocktail; estetik görünümü desteklemek amacıyla geliştirilen, ancak kadın sağlığını da merkeze alan özel bir IV serumdur. Oral takviyelere kıyasla hızlı emilim ve yüksek biyoyararlanım sağlar.
İçerik kişisel ihtiyaca göre planlanabilir; genellikle şu bileşenleri içerir:
* Vitamin C: Kolajen sentezi, antioksidan etki
* B Kompleks Vitaminleri: Hücresel enerji, cilt yenilenmesi
* Biotin (B7): Saç, tırnak ve cilt sağlığı
* Çinko: Hücre onarımı, cilt bariyeri
* Glutatyon (gerektiğinde): Detoksifikasyon ve antioksidan destek
* Amino Asitler: Kolajen ve elastin sentezi
Kadın Sağlığı Açısından Olası Faydalar
Cilt Kalitesinin Desteklenmesi
Kolajen üretiminin artmasıyla ciltte daha canlı, parlak ve elastik bir görünüm desteklenebilir.
Oksidatif Stresin Azaltılması
Antioksidan içerikler, çevresel faktörlerin ve stresin cilt üzerindeki yıpratıcı etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.
Enerji ve Canlılık
B vitaminleri sayesinde hücresel enerji üretimi desteklenerek **genel iyilik hali** artırılabilir.
İnfertilite Süreci ile Beauty Cocktail Arasındaki Bağlantı
Fonksiyonel tıp yaklaşımında cilt, saç ve tırnak bulguları; vücudun hormonal ve metabolik durumunun bir aynası olarak değerlendirilir.
İnfertilite Sürecinde Olası Katkılar:
* Hücresel enerji ve antioksidan kapasitenin artırılması**
* Hormonal dalgalanmaların hücresel düzeyde dengelenmesine destek**
* Tüp bebek (IVF) öncesi vücudun biyokimyasal olarak güçlendirilmesi**
* Stres ve yorgunluğun azaltılmasına katkı**
Beauty Cocktail, estetik ya da infertilite tedavisinin yerine geçmez. Ancak uygun hasta grubunda, hekim kontrolünde destekleyici ve tamamlayıcı bir yaklaşım olarak planlanabilir.
Kimler İçin Uygundur?
* Ciltte matlaşma, saç ve tırnaklarda zayıflama yaşayan kadınlar
* Yoğun stres ve yorgunluk altında olan bireyler
* Gebelik planlayan veya infertilite sürecinde olan hastalar
* Oral takviyelerden yeterli fayda göremeyenler
Uygulama Nasıl Yapılır?
* Klinik ortamda, uzman hekim kontrolünde uygulanır
* Ortalama uygulama süresi 30–45 dakikadır
* İçerik ve seans sıklığı kişisel ihtiyaçlara göre belirlenir
Beauty Cocktail (Güzellik Serumu), güzelliği yalnızca dış görünümle sınırlamayan; kadın sağlığı, hormonal denge ve infertilite süreçlerini bütüncül olarak destekleyen modern bir IV terapi yaklaşımıdır. Doğru hasta seçimiyle uygulandığında, içten dışa sağlıklı ve canlı bir görünüm sunabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780124283-a0be0919-07c2-10"][/vc_column][/vc_row]
#### Blog
[vc_row][vc_column][vc_basic_grid post_type="post" max_items="-1" style="load-more" items_per_page="21" item="3729" css="" grid_id="vc_gid:1724967424747-ab9f680c-7f80-3"][/vc_column][/vc_row]
#### Cinsel Geçişli Hastalıklar
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Cinsel Geçişli Hastalıklar[vc_column_text css=""]Cinsel geçiş yolu ile neredeyse 30 bakteriden daha fazlası bulaşabilir. Bu etkenlerden bazıları daha sık görülür. Bazıları tedavi edilebilirken bazılarının da tedavisi yoktur maalesef. En sık görülen cinsel geçişli hastalıklar ; hepatit B, Herpes sımplex, HIV, HPV dir. Cinsel yol ile bulaşan hastalıklar genellikle vajinal, anal ve oral dahil olmak üzere cinsel olarak temasla bulaşması mümkündür.
Bazıları da cinsel geçiş olmasa da kan yolu ile de yayılması mümkündür. Bazıları yani aktif olanlar ise normal doğum sırasında anneden bebeğe kadar geçebilir.
Kadın hastalarda cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?
Hpv, bel soğukluğu, klamidya, genital herpes, frengi, molloscum, hepatit B, HIV dir.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda kadında izlenen belirtiler nelerdir?
Vajinal kaşıntılar
Anormal akıntılar
Cinsel ilişkide meydana gelen geçmeyen ağrılar
Vajinada izlenen lezyonlar
Hpv nedir? : cinsel ilişki ile bulaşan, bulaştığı bölgede siğillere lezyonlara neden olabilen bir hastalıktır. Her zaman belirti vermeyebilir. Rahim ağzı kanserine neden olabilir. Ancak aşısı mevcuttur. Aşı ve düzenli smear takibi önermekteyiz.
Bel soğukluğu nedir? : Bel soğukluğunun bir diğer adı gonoredir. Hastalık hiçbir belirti vermeden seyredebilir. İdrar yaparken ağrı olabilir. Vajinal akıntı olabilir. Daha sık idrara çıkma ihtiyacında bulunabilir. Vajina da akıntı olabilir. Cinsel ilişkide ağrı alt karın bölgesinde ağrı görülebilir. Ateş yükselebilir. Tedavide antibiyotiklerden destek alınır.
Klamidya nedir? : yaygın bir enfeksiyondur. Cilt teması hastalığın bulaşmasına yeter. Ağrılı cinsel ilişki, rahim ağzı enfeksiyonu, adet dönemi aralarında kanamalar, alt karında ağrı izlenebilir. Antibiyotiklerden destek alarak tedavi edilir.
Genital herpes nedir? : Genital bölgede ağrılı içi su dolu kabarcıkların meydana gelme durumudur. Tükürük, meni ve vajinal olarak bulaşabilir. Ateş olabilir. Antiviral ilaçlardan destek alınır. Lezyonlar aktif iken normal doğum sırasında bebeğe de bulaşabilir.
Frengi nedir? : ciddi bir hastalıktır. Rahim ağzı çevresinde ya da anüste ciddi sert bir yara hissedilir. Ağrı olmayabilir. El ayaklarda döküntü meydana gelebilir. Şişmiş lenf düğümleri, saç dökülmeleri, baş ağrısı, kas ağrıları, ateş gibi belirtiler de hastalığa eşlik edebilir. Antibiyotik tedavisi mümkündür.
DİRENÇLİ VAJİNİTTE TEDAVİ NEDİR?
Vajinit nedir?
Vajinada enfeksiyonun genel olarak ismi vajinittir. Vajinadaki doğal denge zararlı bakteriler ile bozulabilir. Ksıır bir döngü haline gelebilir. İlaç tedavilerine direnç gösterebilir.
Vajinit kendisini nasıl gösterir?
Vajende yanma
Vajende acıma
Vajende kaşıntılar
Cinsel ilişkide kötü koku
Kasık ağrısı
Kötü kokulu akıntı
Akıntıda renk değişiklikleri
Bunlar vajinitin belirtileridir. Bu gibi durumlarda muayene olmanızı önermekteyiz.
Önce ilaç tedavisi verilen ve eşli tedavi uygulanan hastanın şikayetleri geçmemesi durumunda hastalarımıza farklı tedavi seçenekleri sunuyoruz.
Bunlar nelerdir?
Vajinal lazer : sık tekrarlayan enfeksiyonlarda kliniğimizde Fotona lazer ile 2-3 seansta tedavi etmekteyiz. Vajina da koruyucu bariyer oluşturur. Hücre yenilenmesi sağlar. Enfeksiyonlarda tedavi edicidir. Tüm vajen kanal boyuna anestezi gerektirmeden atış yapılarak tedavi edilir. Ortalama her bir seans süresi yaklaşık 20dk’dır. İkişer hafta aralıklarla uygulanırken aynı zamanda 2-3 seans olarak uygulama yapılır. İşlem sonrasında hasta günlük hayatına dönebilir. Kullanılan antibiyotiklerle florada yeniden bozukluk yaratmak yerine vajinal lazer ile tedavi mümkündür.
Caressflow : Oksijen ve hyalüronik asidin beraber çalıştığı bir sistemdir. Ağrısız, lokal anestezi dahi gerektirmeyen bir yöntemdir. Seanslar sonrasında herhangi bir istirahat gerektirmez. Tedaviye yönelik protokol ile ilerlenir. Vajina içerisine ve vulvaya oksijen ile hyalüronik asid vererek hasta desteklenir. En az beş seans birer hafta aralıklarla hastaya önerilir.
Ozon tedavisi : ozon tedavisi bakteri ve enfeksiyonlarda oldukça etkilidir. Kadın hastalıklarında hızlı şekilde yanıt alınabilir. Bir katater yardımı ile vajene ya da vulvaya uygulama yapılabilir. Anti enfektif savunma makenizması sağlar. Bağışıklık sistemini de güçlendirir.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724571453560-09202723-2642-6"][/vc_column][/vc_row]
#### Cinsel İşlev Bozuklukları
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Cinsel İşlev Bozuklukları[vc_column_text css=""]Cinsel Problemler Nasıl Başlar?
Çiftler genellikle kendi yetersizlik duygularıyla uğraşıyor olurlar. Neden benimle sevişmiyor? Beni çekici bulmuyor mu? Özellikle cinsel terapide eşlerin bu ve benzeri olumsuz duygularını dile getirmelerini sağlamak kendini sürekli geriye çeken bu kısır döngülerden çıkmalarını ve fiziksel yakınlığı engelleyen endişelerini öğrenerek sürece başlamalarını sağlar. Cinsel problemler çeşitli fiziksel psikolojik ve ilişki faktörlerinin bir araya gelmesi de ortaya çıkabilir işte cinsel problemlerin başlama nedenlerinden bazıları:
Fiziksel Nedenler
Kronik hastalıklar
Hormonal dengesizlikler
Alkol ve uyuşturucu kullanımı
Cerrahi müdahaleler
Psikolojik Nedenler
Stres ve anksiyete
Depresyon
Travma tik nedenler
Cinsel kimlik ve yönelimle ilgili kafa karışıklıkları
Düşük özgüven
İlişki Faktörleri
İletişim sorunları
Duygusal uzaklık
Partnerler arası uyumsuzluk
Güven sorunları
Önceki ilişki deneyimlerinin olumsuz etkileri
Bununla beraber birçok sebep olabilir bunların bir araya gelmesiyle cinsel problemler başlar aile ve çift terapisi en etkili çözüm olacaktır.
Kadınlarda Cinsel İsteksizlik Nedenleri
Kadınlarda cinsel isteksizlik çeşitli fiziksel psikolojik ve sosyal faktörlerden kaynaklanabilir bu duruma yol açabilecek bazı yaygın nedenler
Fiziksel Nedenler
Hormonel dengesizlikler
Tıbbi durumlar
İlaçlar
Yorgunluk ve stres
Ağrı
Tedavi ve Yönetim
Cinsel isteksizlik tedavisi tıbbi tedavi psikoterapi aile ve çift terapisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle çözümlenebilir.
Orgazm Bozuklukları
Cinsel ilişki sırasında kadının cinsel tatmine ulaşamamasıdır. İster doğrudan ister dolaylı olsun kadında orgazmın klitoristen kaynaklandığına inanılmaktadır. Daha çok psikolojik etkenlerin rol oynadığı orgazm bozukluğu çiftler arasındaki cinsel uyumu olumsuz etkilemektedir. Bu durumun tespit edilmesi çeşitli değerlendirme yöntemleriyle mümkündür.
Tıbbi geçmiş ve cinsel geçmiş
Fiziksel muayene
Psikolojik değerlendirme
İlişki değerlendirmesi
Laboratuvar testleri
Orgazm Tedavisi
Orgazm bozukluğunun teşhisi genellikle kapsamlı değerlendirme sürecini gerektirir ve multidisipliner bir yaklaşım benimseme bilir tedavi planı bozukluğun nedenlerine göre belirlenir tedavi seçenekleri arasından cinsel terapi psikoterapi ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri yer alır.
Cinsel Ağrı Bozukluğu
Cinsel ilişki sırasında acı duyma ve ilişkinin ağrılı olması durumudur. Disparoni fizyolojik sebeplerle beraber karmaşık psikososyal nedenlere bağlı. Değişen bir çok nedene bağlı olabilir. Burada kadının tedavi uyumu çok önemlidir. Cinsel ağrı bozukluğu türleri:
Disparoni: Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında genital bölgede ağrı hissedilmesi bu ağrı yüzeysel veya derin olabilir.
Vajinusmus: Vajinal kasların istemsiz bir şekilde kasılması cinsel ilişkiyi veya vajinal penetrasyonu zorlaştırır veya imkânsız hale getirir.
Genital pelvik bozukluğu: Hem disparoni hem de vajinismusu içeren geniş bir tanımdır.
Cinsel Ağrı Nedenleri
Enfeksiyon
Hormonal değişiklikler
Cerrahi veya tıbbi durumlar
Cilt Durumları
Stres, Depresyon, Travma
İletişim sorunları
Cinsel uyumsuzluk
Duygusal yönden bağlanamama
Cinsel Ağrı Bozukluğunun Tedavisi
Cinsel ağrı bozukluğunun tedavisi altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Aşağıda bu tedavilerden bazıları verilmiştir.
Tıbbi tedavi
Cinsel Terapi
Psikoterapi
Fizik tedavi
İlaç tedavisi
Eğitim ve danışmanlık
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724571259581-5c9f043f-af1f-10"][/vc_column][/vc_row]
#### Damar İçi Biotin (IV Biotin)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Damar İçi Biotin (IV Biotin) Tedavisi Nedir? Kimler İçin Uygundur?[vc_column_text css=""]Biotin (B7 vitamini), saç, cilt, tırnak sağlığı ve enerji metabolizması için vazgeçilmez bir vitamindir. Son yıllarda damar içi (intravenöz – IV) biotin uygulamaları, özellikle emilim sorunları yaşayan veya hızlı ve etkili destek arayan kişilerde öne çıkmaktadır. Fonksiyonel ve bütüncül tıp yaklaşımında IV biotin, yalnızca estetik amaçlarla değil, hücresel düzeyde destekleyici bir tedavi olarak da değerlendirilmektedir.
Bu yazıda damar içi biotin tedavisinin ne olduğu, nasıl etki ettiği, kimler için uygun olduğu ve kadın sağlığındaki yeri detaylı şekilde ele alınmıştır.
Biotin Nedir ve Vücutta Ne İşe Yarar?
Biotin, suda çözünen bir B vitamini olup vücutta depolanmaz ve düzenli olarak alınması gerekir. Temel görevleri şunlardır:
* Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında rol almak
* Hücresel enerji üretimini desteklemek
* Saç, cilt ve tırnak yapısının korunmasına katkı sağlamak
* Sinir sistemi fonksiyonlarını desteklemek
* Hücre yenilenmesi ve doku onarımında görev almak
Biotin eksikliğinde saç dökülmesi, tırnak kırılması, cilt problemleri, halsizlik ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir.
Damar İçi Biotin (IV Biotin) Nedir?
Damar içi biotin, biotinin doğrudan damar yoluyla verilmesi işlemidir. Ağızdan alınan takviyelerin aksine, IV uygulamada vitamin doğrudan dolaşıma katılır ve %100’e yakın biyoyararlanım sağlar.
Bu yöntem özellikle:
* Emilim bozukluğu olan kişilerde
* Hızlı etki hedeflenen durumlarda
* Kombine intravenöz vitamin-mineral tedavilerinde
tercih edilmektedir.
Oral Biotin ile IV Biotin Arasındaki Fark
| Oral Biotin | IV Biotin |
| ------------------------------ | ------------------------------ |
| Emilim bağırsaklardan geçer | Doğrudan kana verilir |
| Emilim kişiye göre değişkendir | Emilim kaybı yoktur |
| Etki süresi daha uzundur | Daha hızlı ve belirgindir |
| Günlük kullanım gerekir | Kontrollü seanslarla uygulanır |
Bu nedenle IV biotin, özellikle kronik yorgunluk, yoğun saç dökülmesi veya sistemik destek ihtiyacında tercih edilir.
Damar İçi Biotin Tedavisinin Olası Faydaları
Saç Sağlığının Desteklenmesi
* Saç dökülmesinde azalma
* Saç tellerinde kalınlaşma ve güçlenme
* Saç uzama döngüsünün desteklenmesi
Özellikle doğum sonrası, stres, hormonal dalgalanmalar ve mevsimsel saç dökülmelerinde destekleyici olarak kullanılabilir.
Cilt ve Tırnak Sağlığı
* Tırnak kırılmalarında azalma
* Cilt bariyerinin güçlenmesi
* Daha canlı ve sağlıklı bir cilt görünümü
Enerji Metabolizması ve Yorgunluk
* Hücresel enerji üretimini destekler
* Kronik yorgunluk hissinin azalmasına katkı sağlar
* Günlük yaşam kalitesini artırabilir
Kadın Sağlığında Destekleyici Rol
* Hormonal dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde (doğum sonrası, perimenopoz, menopoz) destekleyici olabilir
* Polikistik over sendromu (PCOS) olan kadınlarda metabolik dengeyi destekleyici bir yaklaşımın parçası olarak değerlendirilebilir
* Tüp bebek (IVF) ve fertilite sürecinde, genel hücresel destek amacıyla kombine tedaviler içinde yer alabilir
IV Biotin Kimler İçin Uygun Olabilir?
* Yoğun saç dökülmesi yaşayanlar
* Tırnak kırılması ve cilt problemleri olanlar
* Emilim bozukluğu bulunan kişiler
* Kronik yorgunluk ve halsizlik şikâyeti olanlar
* Stresli yaşam tarzına sahip bireyler
* Kadın sağlığına yönelik bütüncül destek arayanlar
Uygulama öncesinde mutlaka hekim değerlendirmesi yapılmalıdır.
Uygulama Nasıl Yapılır?
* IV biotin, steril koşullarda damar yoluyla uygulanır
* Genellikle seans şeklinde planlanır
* Tek başına ya da C vitamini, B kompleks, çinko gibi desteklerle kombine edilebilir
* Seans süresi kısa olup günlük yaşama dönüş hızlıdır
Uygulama protokolü, kişinin ihtiyacına göre bireysel olarak belirlenmelidir.
Güvenlik ve Yan Etkiler
Biotin, suda çözünen bir vitamin olduğu için genellikle iyi tolere edilir. Ancak:
* Uygulama mutlaka sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalıdır
* Laboratuvar testlerini (özellikle tiroid ve bazı hormon testlerini) etkileyebileceği unutulmamalıdır
Damar İçi Biotin Bütüncül Sağlığın Bir Parçasıdır
Damar içi biotin tedavisi; saç, cilt ve tırnak sağlığının ötesinde, enerji metabolizması ve hücresel destek açısından önemli bir yere sahiptir. Özellikle kadın sağlığında, hormonal değişim dönemlerinde ve yoğun yaşam temposunda, doğru endikasyonla uygulandığında etkili ve güvenli bir destekleyici yaklaşımdır.
Unutulmamalıdır ki IV biotin, kişiye özel planlanmalı ve bütüncül tıbbi değerlendirme ile uygulanmalıdı
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780536059-620cddcb-c55a-0"][/vc_column][/vc_row]
#### Damar İçi Çinko (IV Zinc)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Damar İçi Çinko (IV Zinc) Tedavisi Nedir? Kadın Sağlığındaki Önemi ve Kullanım Alanları[vc_column_text css=""]Çinko (Zinc), insan vücudunda 300’den fazla enzimin yapısında yer alan, bağışıklık sistemi, hormonal denge ve hücresel yenilenme için hayati öneme sahip bir eser elementtir. Günümüzde beslenme yetersizlikleri, stres, bağırsak emilim sorunları ve hormonal değişimler nedeniyle çinko eksikliği oldukça sık görülmektedir. Bu noktada damar içi çinko (IV Zinc) tedavisi, hızlı, etkili ve hedefe yönelik bir destek yöntemi olarak öne çıkmaktadır.
Çinko Nedir ve Vücutta Ne İşe Yarar?
Çinko, vücutta depolanmayan ve düzenli olarak alınması gereken bir mineraldir. Temel görevleri şunlardır:
* Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi
* Hücresel büyüme ve doku onarımı
* DNA sentezi ve hücre bölünmesi
* Hormon sentezi ve hormonal denge
* Antioksidan savunma mekanizmalarının desteklenmesi
* Cilt, saç ve tırnak sağlığının korunması
Çinko eksikliğinde; sık enfeksiyon geçirme, saç dökülmesi, cilt problemleri, adet düzensizlikleri, kısırlık ve kronik yorgunluk görülebilir.
Damar İçi Çinko (IV Zinc) Tedavisi Nedir?
IV çinko tedavisi, çinkonun doğrudan damar yoluyla vücuda verilmesidir. Bu yöntem sayesinde çinko sindirim sistemini bypass eder ve doğrudan dolaşıma katılarak yüksek biyoyararlanım sağlar.
Ağızdan alınan çinko takviyeleri; mide-bağırsak sorunları, emilim bozuklukları veya eşlik eden besin etkileşimleri nedeniyle yeterli etki göstermeyebilir. IV çinko uygulaması ise hızlı ve etkili bir destek sunar.
Oral Çinko ile IV Çinko Arasındaki Fark
| Oral Çinko | IV Çinko |
| ----------------------------- | ------------------------------- |
| Emilim bağırsaklardan geçer | Doğrudan kana verilir |
| Emilim kişiden kişiye değişir | Emilim kaybı yoktur |
| Uzun süreli kullanım gerekir | Daha hızlı etki sağlar |
| Mide bulantısı yapabilir | Mide-bağırsak yan etkisi yoktur |
---
Damar İçi Çinkonun Kadın Sağlığındaki Rolü
Hormonal Denge ve Adet Düzeni
Çinko; östrojen, progesteron ve insülin metabolizmasında önemli rol oynar. Eksikliği durumunda:
* Adet düzensizlikleri
* PMS semptomlarında artış
* Hormonal dalgalanmalar
görülebilir. IV çinko, hormonal dengeyi destekleyici bütüncül tedavi planlarının bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Polikistik Over Sendromu (PCOS)
PCOS’l kadınlarda sık görülen:
* İnsülin direnci
* Kronik inflamasyon
* Artmış androjen düzeyleri
çinko eksikliği ile ilişkili olabilir. IV çinko, metabolik dengeyi ve inflamasyon kontrolünü destekleyici bir yaklaşım sunar.
Fertilite ve Tüp Bebek Süreci (IVF)
Çinko;
* Yumurta hücresinin olgunlaşması
* Embriyo gelişimi
* Oksidatif stresin azaltılması
açısından kritik öneme sahiptir. IVF ve yardımcı üreme teknikleri sürecinde, hücresel destek ve antioksidan koruma amacıyla IV çinko, kombine vitamin-mineral protokollerinde yer alabilir.
Önemli not: IV çinko doğrudan bir infertilite tedavisi değildir; destekleyici ve tamamlayıcı bir uygulamadır.
Gebelik Öncesi ve Doğum Sonrası Dönem
* Gebelik öncesi dönemde sağlıklı hormonal hazırlık
* Doğum sonrası bağışıklık desteği
* Saç dökülmesi ve cilt problemlerinin azaltılması
amacıyla çinko önemli bir mikrobesindir. IV uygulama, özellikle emilim sorunu yaşayan kadınlarda etkili bir alternatif sunar.
Bağışıklık Sistemi ve Enfeksiyonlara Karşı Koruma
Çinko, bağışıklık hücrelerinin aktivasyonu için gereklidir. IV çinko:
* Sık enfeksiyon geçiren bireylerde
* Yoğun stres altında olan kadınlarda
* Mevsim geçişlerinde bağışıklık desteği amacıyla
tercih edilebilir.
IV Çinko Kimler İçin Uygun Olabilir?
* Sık enfeksiyon geçirenler
* Adet düzensizliği yaşayan kadınlar
* PCOS tanısı olan hastalar
* IVF / fertilite sürecinde olanlar
* Kronik yorgunluk ve halsizlik şikâyeti olanlar
* Saç dökülmesi ve cilt problemleri yaşayanlar
Uygulama öncesinde mutlaka hekim değerlendirmesi yapılmalıdır.
Uygulama Nasıl Yapılır?
* Steril koşullarda damar yolu açılarak uygulanır
* Seans süresi kısa ve kontrollüdür
* Tek başına veya C vitamini, B kompleks, magnezyum gibi desteklerle kombine edilebilir
* Kişiye özel protokol planlanmalıdır
Güvenlik ve Yan Etkiler
IV çinko, doğru doz ve uygun endikasyonla uygulandığında genellikle güvenlidir. Ancak:
* Doz aşımı bakır emilimini etkileyebilir
* Uygulama mutlaka sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalıdır
* Düzenli takip ve laboratuvar değerlendirmesi önemlidir
Damar İçi Çinko Kadın Sağlığında Güçlü Bir Destektir
Damar içi çinko tedavisi; bağışıklık, hormonal denge, fertilite ve hücresel sağlık açısından kadın sağlığında önemli bir destekleyici uygulamadır. Özellikle modern yaşamın getirdiği stres, beslenme yetersizlikleri ve emilim problemleri göz önüne alındığında, IV çinko **bütüncül ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının** değerli bir parçası olabilir.
Sağlıklı bir hormon dengesi ve güçlü bir bağışıklık sistemi için, mikrobesinlerin doğru şekilde yerine konması büyük önem taşır.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780573957-88536275-012d-3"][/vc_column][/vc_row]
#### Damar İçi Glutatyon (IV Glutatyon)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Damar İçi Glutatyon (IV Glutatyon)[vc_column_text css=""]Kadın vücudu; hormonal döngüler, gebelikler, doğumlar ve çevresel faktörler nedeniyle oksidatif stres ve toksik yüke karşı daha hassas bir biyolojik yapıya sahiptir. Günümüzde artan çevresel toksinler, ağır metaller, endokrin bozucular, kronik stres ve yoğun ilaç kullanımı; hücresel savunma mekanizmalarını zorlayarak kadın sağlığını ve doğurganlık potansiyelini olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu noktada damar içi glutatyon, hücresel detoksifikasyonun merkezinde yer alan, kadın sağlığına bütüncül yaklaşımın önemli desteklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Glutatyon Nedir?
Glutatyon; glutamat, sistein ve glisinden oluşan, vücutta doğal olarak sentezlenen en güçlü hücresel antioksidanlardan biridir. Özellikle karaciğer hücrelerinde yüksek oranda bulunur ve hücre içi savunma sisteminin temelini oluşturur.
Glutatyonun kadın sağlığı açısından temel görevleri:
* Serbest radikalleri nötralize etmek
* Hücresel hasarı ve erken yaşlanmayı önlemek
* Karaciğer detoksifikasyon yollarını desteklemek
* Bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlamak
* Mitokondri fonksiyonunu korumak
Kadın Sağlığında Glutatyonun Önemi
Hormonal Denge ve Karaciğer İlişkisi
Östrojen metabolizması büyük ölçüde karaciğerde gerçekleşir. Karaciğer detoks kapasitesi zayıfladığında;
* Östrojen baskınlığı
* Adet düzensizlikleri
* PMS ve hormonal akne
* Meme hassasiyeti
gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Glutatyon, **östrojen metabolizmasının sağlıklı şekilde ilerlemesine** katkı sağlayarak hormonal dengeyi dolaylı olarak destekler.
Oksidatif Stres ve Üreme Hücreleri
Yumurta hücreleri, vücuttaki en hassas hücrelerden biridir. Oksidatif stres;
* Yumurta kalitesini düşürebilir
* Embriyo gelişimini olumsuz etkileyebilir
* Düşük riskini artırabilir
Glutatyon, yumurta hücresini oksidatif hasardan koruyarak üreme hücrelerinin biyolojik bütünlüğünü destekler.
Bağışıklık Dengesi ve Endometrial Sağlık
Rahim iç tabakasının (endometrium) sağlıklı olması; embriyonun tutunması açısından kritik öneme sahiptir. Glutatyon;
* Düşük düzeyli inflamasyonun azaltılmasına
* Bağışıklık hücrelerinin dengeli çalışmasına
katkı sağlayarak implantasyon için daha uygun bir ortam oluşturulmasına yardımcı olabilir.
Neden Damar İçi Glutatyon?
Oral glutatyon takviyeleri, sindirim sistemi ve emilim sorunları nedeniyle istenilen hücresel düzeylere her zaman ulaşamayabilir. Damar içi (IV) uygulama, glutatyonun doğrudan dolaşıma verilmesini sağlar.
IV glutatyonun avantajları:
* Hızlı ve yüksek biyoyararlanım
* Hücre içine doğrudan etki
* Detoksifikasyon süreçlerinde güçlü destek
* Klinik etkiyi daha kısa sürede gözlemleme imkânı
İnfertilite Süreci ile Damar İçi Glutatyonun İlişkisi
Fonksiyonel tıp ve üreme sağlığı bakış açısında infertilite; yalnızca anatomik ya da hormonal bir problem olarak değil, hücresel çevrenin bozulması olarak da değerlendirilir.
İnfertilite Sürecinde Olası Katkıları:
* Yumurta hücresinde oksidatif hasarın azaltılması
* Embriyo kalitesinin desteklenmesi
* Endometrial inflamasyonun dengelenmesi
* Tüp bebek (IVF) sürecinde hücresel dayanıklılığın artırılması
* IVF öncesi vücudun detoksifikasyon kapasitesinin güçlendirilmesi
Damar içi glutatyon, infertilite tedavisinin yerine geçmez. Ancak uygun hasta grubunda, IVF öncesi hazırlık ve destek protokollerinde tamamlayıcı bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Kimler İçin Özellikle Düşünülmelidir?
* PCOS, endometriozis veya açıklanamayan infertilite tanısı olan kadınlar
* Yoğun stres, sigara, çevresel toksin maruziyeti olan bireyler
* Tüp bebek tedavisine hazırlanan hastalar
* Hormonal dengesizlik ve adet problemleri yaşayan kadınlar
* Kronik yorgunluk ve cilt problemleri olan bireyler
Uygulama Süreci
* Klinik ortamda, uzman hekim kontrolünde uygulanır
* Ortalama uygulama süresi 20–30 dakikadır
* Doz ve seans sıklığı kişisel klinik değerlendirmeye göre belirlenir
* Gerektiğinde Vitamin C, ALA veya B kompleksleri ile kombine edilebilir
Damar İçi Glutatyon, kadın sağlığını yalnızca semptomlar üzerinden değil; hücresel detoks, hormonal denge ve üreme potansiyeli üzerinden ele alan bütüncül bir destek yaklaşımıdır. Özellikle infertilite süreçlerinde, doğru hasta seçimiyle uygulandığında; tedavi sürecini destekleyici önemli bir tamamlayıcı olabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780228622-a3c844d3-e17e-4"][/vc_column][/vc_row]
#### Damar İçi Selenyum (IV Selenium)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Damar İçi Selenyum (IV Selenium)[vc_column_text css=""]Kadın sağlığı; hormonal denge, bağışıklık sistemi, tiroid fonksiyonları ve hücresel oksidatif stresle yakından ilişkilidir. Günümüzde artan çevresel toksinler, kronik stres, otoimmün hastalıklar ve beslenme yetersizlikleri; mikrobesin eksikliklerini daha görünür hale getirmiştir.
Bu mikrobesinlerden biri olan selenyum, özellikle kadın üreme sağlığı ve fertilite açısından kritik rol oynayan bir eser elementtir.
Damar içi selenyum uygulaması, selenyum eksikliği olan veya artmış oksidatif stres altındaki kadınlarda, hücresel düzeyde daha hızlı ve etkili destek sunmayı amaçlayan tamamlayıcı bir yaklaşımdır.
Selenyum Nedir?
Selenyum; vücutta çok sayıda biyolojik süreçte görev alan, antioksidan enzimlerin yapısına katılan temel bir iz elementtir. En önemli görevlerinden biri, glutatyon peroksidaz gibi antioksidan enzimlerin çalışmasını sağlamasıdır.
Selenyumun başlıca görevleri:
* Oksidatif stresin azaltılması
* Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi
* Tiroid hormon metabolizmasının desteklenmesi
* Hücresel yaşlanmanın yavaşlatılması
* Üreme hücrelerinin korunması
Kadın Sağlığında Selenyumun Önemi
1️⃣ Antioksidan Savunma ve Hücresel Koruma
Kadın vücudu; adet döngüsü, gebelik ve doğum gibi süreçler nedeniyle oksidatif stres dalgalanmalarına daha açıktır. Selenyum;
* Serbest radikallerin nötralizasyonuna
* Hücre zarının ve DNA’nın korunmasına
katkı sağlayarak kadınlarda kronik yorgunluk, inflamasyon ve erken yaşlanma süreçlerini dengelemeye yardımcı olur.
2️⃣ Tiroid Sağlığı ile Yakın İlişki
Tiroid fonksiyon bozuklukları, infertilite ile en sık ilişkilendirilen endokrin sorunlardan biridir. Selenyum:
* T4 → T3 dönüşümünde rol oynar
* Otoimmün tiroidit (Hashimoto) süreçlerinde inflamasyonu dengeleyebilir
* Tiroid antikor düzeylerinin kontrolüne destek olabilir
Tiroid hormonlarının sağlıklı çalışması; ovülasyon, adet düzeni ve gebelik devamlılığı için kritik öneme sahiptir.
3️⃣ Hormonal Denge ve Adet Döngüsü
Selenyum, hormonal sinyal yollarında dolaylı rol oynayarak:
* Adet düzensizliklerinin dengelenmesine
* PMS semptomlarının hafiflemesine
* Hormon metabolizmasının daha sağlıklı ilerlemesine
katkı sağlayabilir.
Damar İçi Selenyum Neden Tercih Edilir?
Oral selenyum takviyeleri bazı bireylerde:
* Emilim sorunları
* Gastrointestinal intolerans
* Yetersiz hücresel düzeylere ulaşma
gibi nedenlerle istenilen etkiyi göstermeyebilir.
IV selenyum uygulaması:
* Doğrudan dolaşıma verilir
* Hücresel biyoyararlanımı artırır
* Daha hızlı ve kontrollü etki sağlar
Bu nedenle özellikle artmış oksidatif stres, infertilite hazırlık süreci veya tiroid destek protokollerinde tercih edilebilir.
İnfertilite Sürecinde Damar İçi Selenyumun Yeri
İnfertilite, yalnızca hormonal veya anatomik bir problem değil; çoğu zaman hücresel stres ve inflamasyonun bir sonucudur.
Olası Katkıları:
* Yumurta hücresinin oksidatif hasardan korunması
* Embriyo gelişimi için uygun hücresel ortamın desteklenmesi
* Endometrial mikroçevrede inflamasyonun azaltılması
* Tiroid kaynaklı fertilite sorunlarının dengelenmesi
* IVF öncesi antioksidan rezervlerin güçlendirilmesi
Selenyum, özellikle glutatyon, vitamin C ve ALA gibi antioksidanlarla birlikte kullanıldığında sinerjik etki gösterebilir.
Kimler İçin Uygun Olabilir?
* Tiroid hastalığı veya otoimmün tiroidit öyküsü olan kadınlar
* Açıklanamayan infertilite tanısı alanlar
* Tüp bebek tedavisine hazırlanan hastalar
* Kronik stres ve inflamasyon bulguları olan bireyler
* Selenyum eksikliği saptanan hastalar
Selenyum, dar terapötik aralığı olan bir mineraldir. Bu nedenle uygulama mutlaka hekim değerlendirmesi ve uygun doz planlamasıyla yapılmalıdır.
Uygulama Süreci
* Klinik ortamda, damar içi (IV) olarak uygulanır
* Seans süresi genellikle 20–30 dakikadır
* Doz ve seans sayısı kişisel ihtiyaçlara göre belirlenir
* Gerekirse diğer IV desteklerle kombine edilebilir
Damar İçi Selenyum, kadın sağlığını yalnızca semptomlara odaklanmadan; hücresel savunma, tiroid dengesi ve üreme fonksiyonları üzerinden destekleyen bütüncül bir yaklaşımdır. Özellikle infertilite süreçlerinde, doğru hasta grubunda ve uygun protokollerle uygulandığında; tedavi sürecine değerli bir destek sunabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780269101-a84aa389-abb7-0"][/vc_column][/vc_row]
#### Damar İçi Yüksek Doz Vitamin C
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Damar İçi Yüksek Doz Vitamin C[vc_column_text css=""]Kadın Sağlığı ve İnfertilite Sürecinde Güçlü Antioksidan Destek
Vitamin C, bağışıklık sisteminin temel taşlarından biri olmasının ötesinde; hücresel korunma, hormon metabolizması ve üreme sağlığı açısından da kritik bir role sahiptir. Günlük beslenme ya da ağızdan alınan takviyelerle yeterli düzeylere ulaşmak her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle yoğun stres, kronik inflamasyon ve infertilite süreçlerinde damar içi yüksek doz vitamin C uygulamaları ön plana çıkmaktadır.
Damar içi (IV) Yüksek Doz Vitamin C, hızlı emilim ve yüksek biyoyararlanım sağlayarak hücrelere doğrudan destek sunan modern bir tamamlayıcı yaklaşımdır.
Vitamin C Nedir ve Neden Damar İçi Uygulanır?
Vitamin C (askorbik asit), suda çözünen güçlü bir antioksidandır ve insan vücudu tarafından üretilemez. Ağızdan alındığında bağırsak emilimi sınırlıdır; yüksek dozlarda emilim oranı düşer.
Damar içi uygulamanın avantajları:
* Sindirim sistemi bypass edilir
* Kanda çok daha yüksek konsantrasyonlara ulaşılır
* Hücre içine hızlı geçiş sağlanır
* Antioksidan kapasite belirgin şekilde artar
Bu nedenle IV vitamin C, klasik oral takviyelere göre daha güçlü bir etki potansiyeline sahiptir.
Kadın Sağlığı Açısından Olası Faydaları
Oksidatif Stresin Azaltılması
Oksidatif stres, kadınlarda yumurta kalitesi, hormonal denge ve embriyo gelişimini olumsuz etkileyen temel faktörlerden biridir. Damar içi yüksek doz vitamin C, serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı azaltmaya yardımcı olabilir.
Bağışıklık ve Enflamasyon Kontrolü
Kronik düşük düzeyli inflamasyon; adet düzensizlikleri, endometrial sorunlar ve infertilite ile ilişkilendirilmektedir. Vitamin C, bağışıklık hücrelerinin fonksiyonunu destekleyerek enflamatuvar yükün azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Kolajen ve Damar Sağlığı
Vitamin C, kolajen sentezinde anahtar rol oynar. Bu etki; rahim iç tabakasının (endometrium) doku kalitesi ve kanlanması açısından önemlidir.
İnfertilite Süreci ile Damar İçi Vitamin C Arasındaki Bağlantı
Fonksiyonel tıp yaklaşımında infertilite; yalnızca üreme organlarıyla değil, hücresel çevre, bağışıklık dengesi ve oksidatif stres yükü ile birlikte değerlendirilir.
İnfertilite Sürecinde Olası Katkılar:
* Yumurta hücresinin oksidatif hasardan korunması
* Embriyo gelişimi için daha sağlıklı bir hücresel ortam oluşturulması
* Endometriumun doku ve dolaşım kalitesinin desteklenmesi
* Tüp bebek (IVF) sürecinde bağışıklık sisteminin dengelenmesi
Damar içi yüksek doz vitamin C, infertilite tedavisinin yerine geçmez. Ancak uygun hasta grubunda, hekim kontrolünde destekleyici ve tamamlayıcı bir uygulama olarak değerlendirilebilir.
Kimler İçin Uygundur?
* Oksidatif stresin yüksek olduğu düşünülen kadınlar
* Sık enfeksiyon geçiren veya bağışıklığı zayıf bireyler
* İnfertilite veya tüp bebek sürecine hazırlanan hastalar
* Kronik yorgunluk ve stres altında olanlar
Uygulama Nasıl Yapılır?
* Klinik ortamda, uzman hekim kontrolünde uygulanır
* Uygulama süresi genellikle 30–60 dakikadır
* Doz ve seans sayısı kişisel ihtiyaçlara göre planlanır
* Uygulama öncesi gerekli değerlendirmeler yapılır
Damar İçi Yüksek Doz Vitamin C, güçlü antioksidan ve bağışıklık destekleyici özellikleriyle; kadın sağlığı ve infertilite süreçlerinde bütüncül yaklaşımın önemli bir parçası olabilir. Doğru hasta seçimi ve kişiye özel planlama ile uygulandığında, hücresel düzeyde koruma ve destek sunar.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780186595-79af4329-d63a-6"][/vc_column][/vc_row]
#### Diyetisyen Desteği
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Özgür Müge ÖzturnaUzman Diyetisyen[vc_single_image image="8842" img_size="full" css=".vc_custom_1750060422459{padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_text css=""]1996’ yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünü bitirdi.1997-1999 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde Besin üretiminde HACCP sistemi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlayarak uzm. diyetisyen oldu ( 1999 ). 1997-2006 yılları arasında Başkent Üniversitesi Ayaş Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde Kurum ve klinik diyetisyenliği görevini yaptı.
2006-2008 yılları arasında Bayındır Hastanesi EUREST bünyesinde Proje müdürü olarak görev yaptı. 2008-2013 yılları arasında Medicana İnternational Ankara Hastanesinde Beslenme ve Diyetetik Bölümünü kurdu , Bölüm Şefi ve Yiyecek-İçecek Hizmetleri Müdürü olarak çalıştı.
2013-2018 yılları arasında NSC klinik de çalışdı ve aynı zamanda Liv Hospital Ankara hastanesinin Beslenme ve Diyetetik Bölümünü kurdu. 2018 Yılının Ekim ayında Usta 1071 plazada kendi merkezini kurdu. Şuan Beştepe Moment Ofis Plaza’da kendi kliniğinde hizmet vermeye devam etmektedir ve Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesidir.
Müge Özturna uzun yıllar boyunca biriktirdiği deneyimlerinden bir parça olan ‘Bağışıklık Mucizesi: Virüslere Karşı Yaşam Klavuzu Diyet Sırları – Özel Tarifler‘ Kitabı’nın yazarıdır.[/vc_column_text]Uzmanlıklar[vc_row_inner css=".vc_custom_1750060684387{padding-top: 20px !important;padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Bireysel beslenme danışmanlığı
Bireysel beslenme danışmanlığı
Ağırlık Denetimi/ Kilo Kontrolü
Kurumsal beslenme danışmanlığı
Menü planlama/ Kurumsal takip
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Hastalıklarda beslenme tedavisi
Gebelik ve Emziklilik beslenmesi
Çocukluk çağı obezitesi
Sporcu beslenmesi
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Kliğimizde verdiğimiz infertilite tedavilerinin yanı sıra var olan gebelik takiplerinde de, aşırı kilo alımı ya da gebelik şekeri saptanması gibi durumlarda diyetisyen ile kombine takip önermekteyiz. Bunun yanı sıra infertilitede veya tüp bebek tedavisi süreçlerinden önce PCOS ile kliniğimize başvuran hastalarda da insülin direnci, bel çevresi için de oldukça önemlidir takip. Kombine destekler ile tedavi çok daha kolay olacaktır.
Sürdürülebilir beslenme
Beslenme veya diyet kavramları duyulduğunda belki birçoğunuzun aklınıza ilk yasaklarla dolu olan bir süreç geliyor. Çünkü beslenme çoğu kişi tarafından sadece karın doyurmak veya insanın canının çektiği şeyleri yeme- içme ile alakalı olduğu düşünülüyor. Bir yandan böyle düşününce sabahtan akşama kadar sadece simit çay veya başka sevdiğiniz tek besinle açlık duygunuzu bastırabilirsiniz. Fakat bilimsel açıdan bu davranışlar beslenmeyi tanımlamaz. Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin ögelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli olarak yapılması gereken bir davranıştır. Kişilerin sağlıklı olarak yaşamlarını devam ettirebilmeleri için her gün 50 besin ögesine belirli miktarlarda ihtiyacı olduğu yapılan araştırmalarda saptanmıştır.
Sürdürülebilir ve sağlıklı beslenme çok yönlü bir kavramdır. Ekolojik davranışlarla ilgili olarak gıda israfından kaçınma, yerel ve mevsimsel gıdaların tüketilmesi ya da dikkat edilmesi gibi unsurları kapsar. Bu unsurlarla beraber sürdürülebilir ve sağlıklı beslenme kapsamında hayvan refahı, sağlıklı ve dengeli beslenme, yağ oranı düşük besinlerin tüketilmesi, et tüketiminin azaltılması şeklinde sağlıklı beslenme ile ilişkili diğer konularda yer almaktadır.
Her yerde geçen “sürdürülebilir beslenme” kavramı ne demek? Gezegenimize olan yardımı nedir?
Günümüzdeki iklim değişikliği, çevresel bozulmalar, biyoçeşitliliğin azalması ve kirlilik gibi mevcut beslenme sistemiyle alakalı sorunlar ülkeleri daha sürdürülebilir bir beslenme sistemi oluşturmaya zorlamaktadır. Sürdürülebilir ve sağlıklı beslenme çok yönlü bir kavramdır. Ekolojik davranışlarla ilgili olarak gıda israfından kaçınma, yerel ve mevsimsel gıdaların tüketilmesi ya da dikkat edilmesi gibi unsurları kapsamaktadır. Bu unsurlarla beraber sürdürülebilir ve sağlıklı beslenme kapsamında hayvan refahı, sağlıklı ve dengeli beslenme, yağ oranı düşük besinlerin tüketilmesi, et tüketiminin azaltılması şeklinde sağlıklı beslenme ile ilişkili diğer konularda yer almaktadır. Sürdürülebilir diyetler, biyolojik çeşitliliğe ve ekosisteme karşı koruyucu, saygılı, kültürel olarak kabul edilebilir, ulaşılabilir, ekonomik açıdan uygun ve satın alınabilir; beslenme açısından yeterli, güvenli ve sağlıklı; doğal ve insan kaynaklarını en uygun şekilde kullanan diyetlerdir. Bu tanım insan sağlığının, yaşanılan ekosistemin sağlığından ayrılamayacağının çok net bir göstergesidir. Çevresel olarak sürdürülebilir beslenmede, toprak kullanımı, atıkların yönetimi, emisyonlar ve biyolojik çeşitlilik gibi kriterlerle tanımlanabilir.
Peki sürdürülebilir beslenme neden bu kadar önemli?
Gıdalardaki karbon ayak izlerinin yaşam döngüsünün değerlendirilmesi artık besin üretimindeki çevresel etkinin bir ölçüsü olarak kabul edilmektedir. Kentleşen ve gelir oranı artan nüfusların beslenme şekilleri de değişmeye başlamıştır. Varlıklı, şehirli nüfus daha kalorili, et, tavuk, süt gibi hayvansal gıda odaklı beslenme şekillerini tercih ediyor bu da gerekli olan protein ihtiyacından daha fazlasının alınmasına sebep oluyor. 2009 yılı itibariyle sağlıklı bir yetişkinin tüketmesi gereken günlük 56 gram protein sınırı aşılmıştır ve dünya ortalaması 68 grama ulaşmıştır. Bu miktar dünyanın zengin bölgelerinde ise çok daha yüksek bulunmuştur. Sığır üretimi, yenilebilir birim başına, bezelye, fasulye gibi yaygın bitkisel gıdalara göre 20 kat daha fazla toprak kullanımını gerektirmektedir ve bu da 20 kat daha fazla sera gazı emisyonuna neden olmaktadır. Mesela; etin uygun miktarı her ne kadar besin içeriği açısından faydalı olsa da belirli tüketim miktarları aşıldığında veya et ağırlıklı beslenme tipinde sera gazı etkisi arttırmaktadır. Yani et ürünlerinin az olduğu beslenme türlerinin sürdürülebilir beslenme doğrultusunda daha az çevresel etkilere neden olduğu ve daha sağlıklı olabileceği araştırmalar tarafından doğrulanmıştır. Bunlarla birlikte birçok hayvansal gıda üretim öncesinde tahıl bazlı beslenmeye ihtiyaç duyduğu için, hayvansal gıdalardaki artan talep bitkisel gıdalardaki artan talebe nazaran gıda açığını daha da arttırmaktadır.
Sebze, meyve ve tahıllar gibi farklı gruplardaki besinlerin et ve süt grubundaki besinlere göre çevresel etkilerinin az olmasının nedeni üretimlerinin daha verimli olmasıdır.
Geleceğe yönelik sürdürülebilir beslenme kalıplarının, sağlığı teşvik etmek ve biyoçeşitliliği sağlamak için çeşitli bitkisel ve hayvansal besinleri içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Yani kendi tercihiniz dışında bunun için vegan veya vejetaryen olmanıza gerek yok.
Beslenme şeklinizde yapacağınız küçük değişikliklerin küresel etkisi oldukça yüksek olabilir. Sürdürülebilir beslenme için neler yapılabilir?
“Sürdürülebilir Gıda Geleceği İçin Beslenme Biçimini Değiştirme” raporunun temelini oluşturan araştırmalarda değişik beslenme senaryoları oluşturulmuş ve etkileri değerlendirilmiştir.
Yeterli ve dengeli beslenme tipiyle besin çeşitliliği arttırılmalıdır.
Kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi azaltılmalıdır. Haftanın bazı günleri etsiz gün olarak belirlenebilir.
Mevsimine göre, avlanma yöntemine göre, sürdürülebilir balıkçılık yoluyla sağlanmış balıkları tercih edin.
Zengin protein kaynağı olan kuru baklagillere, ceviz, fındık gibi yağlı tohumların tüketimine özen gösterin.
Mevsimine göre meyve ve sebze tüketimini arttırın.
Çevre dostu besinler seçin.
Dışardan aldığınız besinlerin paketlenme şekline dikkat edin.
Alışveriş listesi yapıp, ihtiyacınızı belirleyip ona göre alışveriş yapın.
Yiyecekleri uygun depolayın.
Artan yemekleri değerlendirin.
Geleceğimiz için gıda israfını azaltmayı hedefleyin.
İsrafı azaltmak, sağlığımızı ve çevremizi korumak, doğanın kıymetini bilmek, geleceği beslemek hepimizin ortak sorumluluğu. Dilerim herkes elini taşın altına koyar…
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1750060617925-3f9a0c23-999e-3"][/vc_column][/vc_row]
#### Endometriozis (Çikolata Kisti) Tedavisi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Endometriozis (Çikolata Kisti) Tedavisi [vc_column_text css=""]Endometriozis diğer bir adı da çikolata kistidir. Rahmi kaplayan doku tabakasının rahmin dışında, yumurtalıklar ve diğer pelvik organlar ile büyüdüğü izlenen kist oluşumu ile karakterize bir kadınsal hastalıktır. En belirgin bulgusu ise adet döneminde meydana gelen şiddetli ağrılardır. Adet döneminde, cinsel ilişkide, barsak hareketlerinde, idrar yaparken rahatsız edici bir ağrı ile birlikte var olan bir hastalıktır. Aynı zamanda düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde de var olabilir. Bir infertilite sebebidir.
Endometriozis neden olur?
Endometriomanın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak endoemtriozise neden olabilecek faktörler ;
Retrograd adet
Genetik nedenler
Östrojen hormonu
Sezaryen
Histerektomi ( rahim alma )
Bağışıklık sistemi
Endometrozis belirtileri nelerdir?
Adet döneminde artan ağrı
Karnın alt bölgesinde şiddetli ağrı
Cinsel ilişki sırasında ağrı
Her zaman olmamakla birlikte ishal veya kabızlık
İnfertilite
Sırt ağrıları
Endometriozisin tedavisi nedir?
Ağrıları öne çıkan hastalarda medikal tedavi yapılabilir. Ancak bazılarında da ilerlemiş vakalarda özellikle infertiliteye neden olduğunda yani gebeliğe neden olduğunda cerrahi tedavi de uygulanabilir. Eğer hasta bir sene korunmadan düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edemediyse ilk aşamada tüp bebek tedavisi gibi destek tedavilerden fayda görebilir. Tüp bebek tedavisinde gebe kalabilen hasta sayısının yanı sıra gebelik elde edemeyen tüp bebek tedavilerinde de tekrarlayan başarısızlıkları olan hastada cerrahiye gidilebilir. Cerrahi tedavilerde çikolata kistlerinin eksize edilmesi, yapışıklıkların açılması hedeflenir. Laporoskopik olarak kapalı cerrahi ise mümkündür.
Endometriozis ve infertilite yani kısırlık arasında bağlantı nedir?
Gebelik elde edemeyen kadınlarda gebe kalamama nedenlerinden birisi çikolata kisti olabilir. Bu hastalarda bir kısmında endometriozisin neden olduğu doku kadının tüplerinde tıkanıklığa yol açabilir.
Over rezervi dediğimiz yumurtalıklardaki var olan yumurta sayısını azaltabilir.
Yumurtlamayı bozabilir.
Tüplerde tıkanıklığa neden olarak sperm ve yumurtanın döllenmesini engelleyebilir.
Spermleri öldüren doğal toksinler var olabilir.
Embriyonun gelişiminde negatif rol oynayabilir.
Embriyonun rahme tutunmasını engelleyebilir.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724521029457-c5380aa8-2e13-8"][/vc_column][/vc_row]
#### Fat Burning Slim Boost (Yağ Yakıcı Serum)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Fat Burning Slim Boost (Yağ Yakıcı Serum)[vc_column_text css=""]Kilo yönetimi, kadın sağlığında yalnızca estetik bir hedef değil; hormonal denge, metabolik sağlık ve doğurganlık potansiyelini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür. Özellikle insülin direnci, polikistik over sendromu (PCOS) ve kronik stres varlığında yağ yakımı zorlaşabilir; bu durum infertilite riskini artırabilir.
Fat Burning Slim Boost (Yağ Yakıcı Serum), metabolizmayı desteklemek, yağ yakım süreçlerini optimize etmek ve vücudun enerji kullanımını düzenlemek amacıyla geliştirilen intravenöz (IV) destekleyici bir serumdur. Fonksiyonel tıp yaklaşımıyla ele alındığında, kadın sağlığı ve infertilite süreçlerinde tamamlayıcı bir rol üstlenebilir.
Yağ Yakımı ve Kadın Metabolizması Arasındaki İlişki
Kadın metabolizması; hormonal dalgalanmalar, adet döngüsü, gebelik planlaması ve stres düzeyi gibi birçok faktörden etkilenir. Özellikle:
* İnsülin direnci
* Tiroid fonksiyon bozuklukları
* Östrojen-progesteron dengesizliği
* Kortizol yüksekliği
yağ depolanmasını artırabilir ve yumurtlama fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle kilo yönetimi, infertilite sürecinde tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Fat Burning Slim Boost Nedir?
Fat Burning Slim Boost; yağ metabolizmasını destekleyen vitamin, amino asit ve metabolik kofaktörlerin damar yolu ile uygulanmasını sağlayan özel bir serumdur. Oral takviyelere göre daha hızlı etki ve yüksek biyoyararlanım hedefler.
Serum içeriği kişisel ihtiyaca göre planlanabilir; genellikle şu bileşenleri içerir:
* L-Carnitine: Yağ asitlerinin mitokondriye taşınması
* B Kompleks Vitaminleri: Enerji metabolizması
* Alpha Lipoic Acid: İnsülin duyarlılığı ve antioksidan destek
* Magnezyum: Kas fonksiyonu ve stres yönetimi
* Krom (gerektiğinde): Kan şekeri dengesi
Kadın Sağlığı Açısından Olası Faydalar
Metabolik Dengenin Desteklenmesi
Yağ yakıcı serum, metabolik süreçleri destekleyerek enerji kullanımının daha verimli hale gelmesine katkı sağlayabilir.
İnsülin Direnci ve PCOS Yönetimi
İnsülin direnci, PCOS’lu kadınlarda en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. İçerikte yer alan bileşenler, kan şekeri regülasyonu üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir.
Enerji ve Motivasyon Artışı
Metabolizmanın desteklenmesi, yorgunluk hissini azaltarak sağlıklı yaşam alışkanlıklarına uyumu artırabilir.
İnfertilite Süreci ile Nasıl Bağdaştırılır?
Fonksiyonel tıp yaklaşımında infertilite; yalnızca yumurtalık veya rahim faktörleriyle değil, vücudun metabolik ve hormonal ortamıyla birlikte değerlendirilir.
Fat Burning Slim Boost’un İnfertilite Sürecindeki Olası Katkıları:
* Sağlıklı vücut kitle indeksinin desteklenmesi
* İnsülin direncinin kontrol altına alınmasına katkı
* Yumurtlama fonksiyonlarının dolaylı desteklenmesi
* Tüp bebek (IVF) öncesi metabolik hazırlık süreci
Fat Burning Slim Boost, zayıflama tedavisi ya da infertilite tedavisinin yerine geçmez. Ancak hekim değerlendirmesiyle, beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerine ek olarak tamamlayıcı bir destek olarak planlanabilir.
Kimler İçin Uygundur?
* Kilo vermekte zorlanan kadınlar
* PCOS ve insülin direnci olan hastalar
* Gebelik planlayan ve metabolik hazırlık yapmak isteyenler
* Yoğun stres ve kronik yorgunluk yaşayan bireyler
Uygulama Süreci
* Klinik ortamda, uzman hekim kontrolünde uygulanır
* Uygulama süresi ortalama 30–45 dakikadır
* Seans sıklığı ve içerik kişiye özel planlanır
Fat Burning Slim Boost (Yağ Yakıcı Serum), kilo yönetimini estetik bir hedefin ötesinde ele alarak; kadın sağlığı, metabolik denge ve infertilite süreçlerini destekleyen bütüncül bir yaklaşım sunar. Doğru hasta seçimi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulandığında, üreme sağlığına olumlu katkılar sağlayabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780058679-b5b5c9ca-b658-9"][/vc_column][/vc_row]
#### Gebelik ve Yüksek Riskli Gebelik Takibi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Gebelik ve Yüksek Riskli Gebelik Takibi[vc_column_text css=""]Perinatoloji nedir? Perinatolog kimdir?
Perinatoloji, riskleri olan doğum öncesi dönemde ve doğumdan sonraki ilk dört haftayı kapsayan süreçte anne ve bebeğin sağlığını takip eden, tedavi sunan dal perinatoloji olarak isimlendirilirken, bununla ilgilenen kadın doğum hekimi ise perinatolog olarak isimlendirilir. Bazen anne adayının gebeliği ile ilgili bir problem ortaya çıkarken bazen de sağlık problemleri bebeğin sağlığını da etkileyebilir. Tanı ve tedavi sürecinde süreci doğru yönetmek oldukça önemlidir.
Anne adayının özgeçmişi göz önünde bulundurularak beklenen bir sorun ya da beklenmeyen bir sorunda muhakkak bir uzmana başvurmak, ayrıntılı olarak tanının konulması ve tanıya yönelik doğru tedavi için önemlidir. Doğum öncesi gebelik döneminde hastalıkların tanılarında ve tedavilerinde son yıllarda oldukça önemli gelişmeler ile birlikte ileri tarama testleri ve tanı testleri mevcuttur.
Down sendromu trizomi 21, Edward sendromu, trizomi 18, patau sendromu, trizomi 13, cinsiyet kromozomları, triploidi, kaybolan ikiz sendromu gibi durumlarda çeşitli tarama testleri ile tanı konulabiir. Üç ya da dört boyutlu ultrasonografilerde tanı için kullanılabilir. Gelişmiş teknoloji sayesinde normal gebeliklerin düşük ile sonuçlanması anlamlı ölçüde azalmıştır. Kromozomlara ait sorunları içeren delesyon sendromları için de artık fetal DNA testi ile tanı konulabilir.
Gebelik öncesinde anne adayında en sık karşılaşılan sorunlar nelerdir?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Kalp hastalıkları
Tansiyon yükseklikleri
Şeker hastalıkları
Tiroid hastalıkları
Karaciğer hastalıkları
Böbrek hastalıkları
Enfeksiyon hastalıkları
Kollajen hastalıkları örneğin lupus gibi
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Gen hastalıkları
Kromozom hastalıkları
Kan uyuşmazlıkları
Annede epileptik öykü
Sigara kullanımı
Alkol kullanımı
Gebenin 18 yaşından küçük olması
Gebenin 35 yaşından büyük olması
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Gebelik sürecinde izlenen problemler nelerdir?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510652217{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Gebelik diyabeti
Preeklampsi, gebelik zehirlenmesi
Gebelik döneminde meydana gelen kanamalar
Çoğul gebelikler
Prematüre bebek doğum geçmişi
Tarama testlerinde bozukluk
Erken su gelmesi
Daha önce de meydana gelen gebelik kayıpları
Bebeğin gelişiminde meydana gelen gerilikler
Bebeğin plasentasının yerleşkesinin anormalliği
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Bebekte meydana gelen izlenen kalp anomalileri
Bebekte izlenen akciğer anomalileri
Bebekte izlenen beyin anomalileri
Bebekte izlenen yüz anomalileri
Bebekte izlenen böbrek anomalileri
Anneden bebeğe geçince sakatlık yaratabilcek enfeksiyonel hastalıklar
Bebeğin kilosunun fazla olması
Çoğul gebelikler
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Riskli gebelik takiplerinde yapılan testler nelerdir?
Tekrarlayan düşükler ile kliniğimize başvurmuş yeni gebe anne adaylarında ya da gebelik öncesi döneminde kromozom analizi, trombofili paneli ya da lupus profili gibi tetkikler istenebilir. Genel olarak tüm gebelerde tarama testlerinde bir problem olması durumunda fetal dna, cvs ya da amniosentez yapılabilir. Servikal yetmezlik durumları için erken dönemde gebelik sorunlarının önüne geçilebilir. 20. Hastasında muhakkak her gebede detaylı ultrasonografi bakılır. Her kontrolde anne adayının kilosu ve tansiyonunun takibi yapılarak amniyon mayi miktarı, plasentadan kan akımı ölçülerek taraması yapılmalıdır. Her gebelik dönemi her hastaya özgüdür ve özeldir. Ancak yüksek riskli gebelik adı altında takip edilen anne adaylarının çok daha sıkı, kontrollü takipleri oldukça önemlidir.
Amniosentez nedir?
Amniosentez, 16 ila 18. Haftalar arasında özel amniosentez iğneler ile gebenin karnından girilerek bebeğin bulunduğu amniyondan örnek alınması işlemidir. Kültür ortamında bebeğe ait hücrelerin üremesi ve incelenmesi istenir. Hücrelerin kromozomları incelenir, kromozomların sayısal ve yapısal olarak anomalileri tespit edilir. Kromozom anomalisinin tespiti sonrasında aileye rapor verilir. Herhangi bir anomali durumunda tahliye kararı aileye bırakılır.
Detaylı ultrasonografi nedir?
Ayrıntılı ultrasonografi; anne karnındaki bebeğin gözleri, burnu, beyni, dudakları, yüzü, kalbi, akciğerleri, elleri,parmakları, sırtı, bacakları, ayakları, karın içi organlarının tamamı yani tüm dış ve iç organlarının gelişiminin değerlendirilmesi sağlayan ultrasonografi şekli detaylı ultrasonografi olarak isimlendirilir.
Kliniğimiz de gebelik takibi, NST, tarama tetkikleri, laboratuvar tetkikleri, sezaryen doğum, normal doğum, amniosentez, CVS, fetal dna testi, detaylı ultrasonografi gibi gebeye ait tüm tetkikler, tedaviler uygulanmaktadır. Detaylar için bize ulaşabilirsiniz.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724569264228-9e2678bd-681c-4"][/vc_column][/vc_row]
#### Genital Estetik
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Genital Estetik[vc_column_text css=""]Genital estetik, günümüz çağında çok büyük bir yer kaplıyor. İnsanlar dile getirmekte, arkadaşları arasında konuşmakta belki zorlansa da artık bir burun estetiği kadar, bir göz kapağı estetiği kadar ya da bir meme protez kadar çok tercih ediliyor. Aslında genital estetik oldukça geniş bir başlık. Güzel bir görünüm için, cinsel özgüven için hem kadın açısından hem de partneri açısından önem taşıyor.
Genital estetikten sonra cinsel özgüveninin artması ile cinsel hayatında daha mutlu olduğunu söyleyen kadın sayısı da çok fazla. Tabi tamamen görsel dışında tıbbi zorunluluk gerektiren durumlarda var. Peki genital estetik için, genital yapıyı oluşturan bölümler hangileridir?
Vajina
Büyük dudaklar ( labio majör )
Küçük dudaklar ( labio minör )
Kızlık zarı ( hymen )
Dudakların üst kısmı/ tepe bölgesi ( venüs tepesi/ pubis )
Klitoris
Yukarıdaki maddelerden herhangi birisinde belki doğum sonrası belki gün geçtikçe meydana gelen görsel ve estetik açısından rahatsızlık sonucunda yapılan estetik operasyonlara verilen isim genital estetiktir.
Peki genital estetikte hangi işlemleri yapıyoruz?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Vajinoplasti ( Vajinal daraltma )
Labioplasti ( İç dudak estetiği )
Labiomajör plasti ( Dış dudak estetiği )
Hudoplasti ( Klitoris estetiği )
Genital dolgu
Genital renk açma
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Venüs tepesi estetiği
Hymenoplasti ( Kızlık zarı dikimi )
Genital gençleşme
Ameliyatsız genital estetik operasyonları
Orgazm aşısı
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Vajinoplasti nedir?
Vajinoplasti vajina daraltma anlamına gelir. Tekrarlayan doğumlar sonrasında vajinadaki bağ dokudaki zayıflıklarına bağlı olarak meydana gelen vajinal sarkmalarda tedavi edicidir. Lazer ile ameliyatsız vajinoplasti ve cerrahi olmak üzere iki farklı şekilde uygulanır. Lazer olur ise kliniğimizde uyguladığımız Fotona Lazer ile 20’şer dakika seans süreleri ile iki ya da üç seans uyguladığımız; anestezi gerektirmeyen, rutin hayatınıza devam etmenize engel olmayan bir işlemdir. Vajina daraltma ameliyat genellikle arka vajinal duvardan bazen de ön duvar ile yan duvarlardan yapılabilir. Ameliyathanede uyguladığımız, anestezi eşliğinde yapılan işlem sonrası bir hafta istirahat gerektiren bir durumdur.
Labioplasti nedir?
Labioplasti minör ve majör olarak ikiye ayrılabilir. Minör dediğimiz küçük dudaklarda, majör ise dış dudaklarda yapılan küçük cerrahi işlemdir. Hafif bir sedasyon anestezisi eşliğinde uygulanır. Amaç simetriyi ve estetik bir görüntüyü sağlamaktır. İşlem sonrasında en az üç gün istirahat önermekteyiz. Dikişler estetik dikişlerdir ve kendiliğinden eriyen absorbe dikişlerdir. İşlem detayları ile ilgili diğer blog yazılarımızı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca ücretsiz ön muayene için de bize ulaşabilirsiniz.
Genital dolgu nedir?
Genital dolgu iki farklı şekilde uygulanır. Labia majör olarak adlandırdığımız dış dudaklara enjekte edilir. Bunlardan birisi hyalüronik asid dolgusu bir diğeri ise lipid yağ enjeksiyonu. Genital dolgulardan hyalüronik asid dolgusu; yapay bir dolgudur kişinin isteğine göre ve muayenesindeki ihtiyaç durumuna göre kanül yardımı ile enjekte edilir. Lipid yağ enjeksiyonu ise; karından yağ alınıp ayrıştırılarak enjekte edilmektedir. Her ikisini de kliniğimizde sedasyon anestezi eşliğinde uygulamaktayız.
Venüs tepesi estetiği nedir?
Pubis bir diğer adı ile venüs tepesi estetiği bazen liposuction bazen cerrahi bazen de yağ yakımını arttırarak yağları eriterek estetiği sağlanmaktadır. Kişiden kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte ön muayene sonrasında işlem tercihine hekim karar vermektedir.
Genital renk açma nedir?
Genital renk açma labia majörlerdeki yani dış dudaklardaki zamanla hormonal olarak ya da ağdalar, epilasyon şekilleri kaynaklı kararma meydana gelmiş bölgede renk açılmasını hedeflemek için fotona lazer, peeling, mezoterapi ile uygulanmaktadır. İşlem türüne hastaya özgü olarak karar vermek daha doğru olmaktadır. Rutin hayatınıza devam edebileceğiniz bir minik girişimdir.
Orgazm aşısı nedir?
Orgazm aşısı kişinin anemnezine göre şekil değiştirebilir. Menopoz döneminde ya da menopozal döneme girmeden hiç orgazm olmamış kadınlar da bu şikayet ve istekle başvurabilir. Bu gibi durumlarda ; PRP, Fotona lazer ya da hyalüronik asid dolgusu ile tedavi mümkündür.
Hymenoplasti nedir?
Hymenoplasti kızlık zarı dikimi anlamına gelir. İsteğe bağlı olarak yapılabilir. Küçük bir cerrahi operasyondur. Rutin hayatınıza devam etmenize engel değildir.
Vajinal gençleşme nedir?
Kliniğimizde Fotona lazer ile uyguladığımız hem vajina içi hem de dış genital bölgeye gençleşme anti aging için uyguladığımız işlemlerdir. Kişinin istirahate ihtiyacı olmaz. Aynı gün içinde rutin hayatına çok rahatllıkla devam edebilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724521094480-021399bd-b470-0"][/vc_column][/vc_row]
#### Gizlilik Politikası
Kişisel Verilerin Korunma Kanunu
KİŞİSEL VERİ ve ÖZEL KİŞİSEL VERİ SAKLAMA ve İMHA POLİTİKASI
1.GİRİŞ
1.1 Amaç
Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası (“Politika”),“ Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç” (“Kurum”) gerçekleştirilmekte olan saklama ve imha faaliyetlerine ilişkin iş ve işlemler konusunda usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.
Kurum;Kurum çalışanları, çalışan adayları, hastalar, tedarikçiler, hizmet sağlayıcıları, ziyaretçiler ve diğer üçüncü kişilere ait kişisel verilerin T.C. Anayasası, uluslararası sözleşmeler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve diğer ilgili mevzuata uygun olarak işlenmesini ve ilgili kişilerin haklarını etkin bir şekilde kullanmasının sağlanmasını öncelik olarak belirlemiştir. Kişisel verilerin saklanması ve imhasına ilişkin iş ve işlemler, Kurum tarafından bu doğrultuda hazırlanmış olan Politikaya uygun olarak gerçekleştirilir.
1.2 Kapsam
Kurum çalışanları, çalışan adayları, hastalar, tedarikçiler, hizmet sağlayıcıları, ziyaretçiler ve diğer üçüncü kişilere ait kişisel veriler bu Politika kapsamında olup Kurumun sahip olduğu ya da Kurumca yönetilen kişisel verilerin işlendiği tüm kayıt ortamları ve kişisel veri işlenmesine yönelik faaliyetlerde bu Politika uygulanır.
1.3 Kısaltmalar ve Tanımlar
Alıcı Grubu : Veri sorumlusu tarafından kişisel verilerin aktarıldığı gerçek veya tüzel kişi kategorisi.
Açık Rıza : Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza.
Anonim Hale Getirme : Kişisel verilerin, başka verilerle eşleştirilerek dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hale getirilmesi.
Çalışan : “Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç” Kurumu personeli.
Hasta : “Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Muayenehane” den sağlık, tıbbi tedavi hizmeti alan kişi.
Elektronik Ortam : Kişisel verilerin elektronik aygıtlar ile oluşturulabildiği, okunabildiği, değiştirilebildiği ve yazılabildiği ortamlar.
Elektronik Olmayan Ortam : Elektronik ortamların dışında kalan tüm yazılı, basılı, görsel vb. diğer ortamlar.
Hizmet Sağlayıcı : Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile belirli bir sözleşme çerçevesinde hizmet sağlayan gerçek veya tüzel kişi.
İlgili Kişi : Kişisel verisi işlenen gerçek kişi.
İlgili Kullanıcı : Verilerin teknik olarak depolanması, korunması ve yedeklenmesinden sorumlu olan kişi ya da birim hariç olmak üzere veri sorumlusu organizasyonu içerisinde veya veri sorumlusundan aldığı yetki ve talimat doğrultusunda kişisel verileri işleyen kişiler.
İmha : Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi.
Kanun : 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu.
Kayıt Ortamı : Tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işlenen kişisel verilerin bulunduğu her türlü ortam.
Kişisel Veri : Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi.
Kişisel Veri İşleme Envanteri : Veri sorumlularının iş süreçlerine bağlı olarak gerçekleştirmekte oldukları kişisel verileri işleme faaliyetlerini; kişisel verileri işleme amaçları ve hukuki sebebi, veri kategorisi, aktarılan alıcı grubu ve veri konusu kişi grubuyla ilişkilendirerek oluşturdukları ve kişisel verilerin işlendikleri amaçlar için gerekli olan azami muhafaza edilme süresini, yabancı ülkelere aktarımı öngörülen kişisel verileri ve veri güvenliğine ilişkin alınan tedbirleri açıklayarak detaylandırdıkları envanter.
Kişisel Verilerin İşlenmesi : Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, saklanması, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem.
Özel Nitelikli Kişisel Veri : Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri.
Periyodik İmha : Kanunda yer alan kişisel verilerin işlenme şartlarının tamamının ortadan kalkması durumunda kişisel verileri saklama ve imha politikasında belirtilen ve tekrar eden aralıklarla re’sen gerçekleştirilecek silme, yok etme veya anonim hale getirme işlemi.
Politika : Kişisel Verileri Saklama ve İmha Politikası
Veri İşleyen : Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak veri sorumlusu adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi.
Veri Kayıt Sistemi : Kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemi.
Veri Sorumlusu : Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasında ve yönetilmesinden sorumlu gerçek veya tüzel kişi.
Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi : Veri sorumlularının Sicile başvuruda ve Sicile ilişkin ilgili diğer işlemlerde kullanacakları, internet üzerinden erişilebilen, Başkanlık tarafından oluşturulan ve yönetilen bilişim sistemi.
VERBİS : Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi
Yönetmelik : 28 Ekim 2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik.
2.SORUMLULUK VE GÖREV DAĞILIMLARI
Kurumun tüm birimleri ve çalışanları, sorumlu birimlerce Politika kapsamında alınmakta olan teknik ve idari tedbirlerin gereği gibi uygulanması, birim çalışanlarının eğitimi ve farkındalığının arttırılması, izlenmesi ve sürekli denetimi ile kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesinin önlenmesi, kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesinin önlenmesi ve kişisel verilerin hukuka uygun saklanmasının sağlanması amacıyla kişisel veri işlenen tüm ortamlarda veri güvenliğini sağlamaya yönelik teknik ve idari tedbirlerin alınması konularında sorumlu birimlere aktif olarak destek verir. Kişisel verilerin saklama ve imha süreçlerinde görev alanların unvanları, birimleri ve görev tanımlarına ait dağılım Tablo 1’de verilmiştir.
Tablo 1: Saklama ve imha süreçleri görev dağılımı
ÜNVANI
GÖREVİ
Veri Yöneticisi
Çalışanların politikaya uygun hareket etmesinden sorumludur.
Veri Yöneticisi
Politika’nın hazırlanması, geliştirilmesi, yürütülmesi, ilgili ortamlarda yayınlanması ve güncellenmesinden ve Kurum kararı ile iptal edilmesinde ve saklanmasından sorumludur.
Veri Güvenliği Sorumlusu
Politika’nın uygulanmasında ihtiyaç duyulan teknik çözümlerin sunulmasından sorumludur.
Diğer Birimler
Görevlerine uygun olarak Politikanın yürütülmesinden ve iç yönerge ile tanımlanan görevlerden sorumludur
3.KAYIT ORTAMLARI
Kişisel veriler, Kurum tarafından aşağıda listelenen ortamlarda hukuka uygun olarak güvenli bir şekilde saklanır.
Tablo 2: Kişisel veri saklama ortamları
Elektronik Ortamlar
Elektronik Olmayan Ortamlar
Sunucular (Etki alanı, yedekleme, e-posta, veritabanı, web, dosya paylaşım, vb.)Yazılımlar (ofis yazılımları, portal, EBYS, VERBİS.)Bilgi güvenliği cihazları (güvenlik duvarı, saldırı tespit ve engelleme, günlük kayıt dosyası, antivirüs vb. )Kişisel bilgisayarlar (Masaüstü, dizüstü)Mobil cihazlar (telefon, tablet vb.)Optik diskler (CD, DVD vb.)Çıkartılabilir bellekler (USB, Hafıza Kart vb.)Yazıcı, tarayıcı, fotokopi makinesi
KağıtManuel veri kayıt sistemleri (anket formları, ziyaretçi giriş defteri)Yazılı, basılı, görsel ortamlar
4.SAKLAMA VE İMHAYA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
Kurum tarafından; çalışanlar, çalışan adayları, hastalar, tedarikçiler, ziyaretçiler ve hizmet sağlayıcı olarak ilişkide bulunulan üçüncü kişilerin, kurumların veya kuruluşların çalışanlarına ait kişisel veriler Kanuna uygun olarak saklanır ve imha edilir. Bu kapsamda saklama ve imhaya ilişkin detaylı açıklamalara aşağıda sırasıyla yer verilmiştir.
4.1 Saklamaya İlişkin Açıklamalar
Kanunun 3 üncü maddesinde kişisel verilerin işlenmesi kavramı tanımlanmış, 4 üncü maddesinde işlenen kişisel verinin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli süre kadar muhafaza edilmesi gerektiği belirtilmiş, 5 ve 6 ncı maddelerde ise kişisel verilerin işleme şartları sayılmıştır. Buna göre, Kurumumuz faaliyetleri çerçevesinde kişisel veriler, ilgili mevzuatta öngörülen veya işleme amaçlarımıza uygun süre kadar saklanır.
4.1.1 Saklamayı Gerektiren Hukuki Sebepler
Kurumda, faaliyetleri çerçevesinde işlenen kişisel veriler, ilgili mevzuatta öngörülen süre kadar muhafaza edilir. Bu kapsamda kişisel veriler;
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu,
5651 Sayılı Kanun,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu,
4721 Sayılı Türk Ticaret Kanunu,
6563 Sayılı Kanun
Özel Sağlık Sigortaları yönetmeliği ve ilgili mevzuat
Hasta Hakları Yönetmeliği ve ilgili mevzuat
Deontoloji Tüzüğü,
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, sigorta mevzuatı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu,
4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu,
3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun,
4857 sayılı İş Kanunu,
5434 sayılı Emekli Sağlığı Kanunu,
2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu
İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik,
Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik
Bu kanunlar uyarınca yürürlükte olan diğer ikincil düzenlemeler çerçevesinde öngörülen saklama süreleri kadar saklanmaktadır.
4.1.2 Saklamayı Gerektiren İşleme Amaçları
Kurum, faaliyetleri çerçevesinde işlemekte olduğu kişisel verileri aşağıdaki amaçlar doğrultusunda saklar.
Sağlık hizmetinin ifası
Faturalandırma işlemleri
İnsan kaynakları süreçlerini yürütmek.
Kurumsal iletişimi sağlamak.
Kurum güvenliğini ve denetimini,
Veri güvenliğini sağlamak,
Kurum iç mekan fiziki güvenliği sağlamak,
Personel eğitimi,
İmzalanan sözleşmeler ve protokoller neticesinde iş ve işlemleri ifa edebilmek.
VERBİS kapsamında, çalışanlar, veri sorumluları, irtibat kişileri, veri sorumlusu temsilcileri ve veri işleyenlerin tercih ve ihtiyaçlarını tespit etmek, verilen hizmetleri buna göre düzenlemek ve gerekmesi halinde güncellemek.
Yasal düzenlemelerin gerektirdiği veya zorunlu kıldığı şekilde, hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak.
Kurum ile iş ilişkisinde bulunan gerçek / tüzel kişilerle irtibat sağlamak.
Sosyal Medya hesaplarında bilgilendirme amaçlı
Sms, elektronik ileti gönderebilmek, sağlık hizmetleri dahilinde soru ve şikayetlere cevap verebilme
Mali müşavirlik, hukuki müşavirlik hizmeti alımı
İleride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda delil olarak ispat yükümlülüğü.
4.2 İmhayı Gerektiren Sebepler
Kişisel veriler;
İşlenmesine esas teşkil eden ilgili mevzuat hükümlerinin değiştirilmesi veya ilgası,
İşlenmesini veya saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması,
Kişisel verileri işlemenin sadece açık rıza şartına istinaden gerçekleştiği hallerde, ilgili kişinin açık rızasını geri alması,
Kanunun 11 inci maddesi gereği ilgili kişinin hakları çerçevesinde kişisel verilerinin silinmesi ve yok edilmesine ilişkin yaptığı başvurunun Kurum tarafından kabul edilmesi,
Kurumun, ilgili kişi tarafından kişisel verilerinin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi talebi ile kendisine yapılan başvuruyu reddetmesi, verdiği cevabı yetersiz bulması veya Kanunda öngörülen süre içinde cevap vermemesi hallerinde; ilgili kişinin Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na şikâyette bulunması ve bu talebin Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından uygun bulunması,
Kişisel verilerin saklanmasını gerektiren azami sürenin geçmiş olması ve kişisel verileri daha uzun süre saklamayı haklı kılacak herhangi bir şartın mevcut olmaması, durumlarında, Kurum tarafından ilgili kişinin talebi üzerine silinir, yok edilir ya da re’sen silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.
5.TEKNİK VE İDARİ TEDBİRLER
Kişisel verilerin güvenli bir şekilde saklanması, hukuka aykırı olarak işlenmesi ve erişilmesinin önlenmesi ile kişisel verilerin hukuka uygun olarak imha edilmesi için Kanunun 12 nci maddesiyle Kanunun 6 ncı maddesi dördüncü fıkrası gereği özel nitelikli kişisel veriler için Kurul tarafından belirlenerek ilan edilen yeterli önlemler çerçevesinde Kurum tarafından teknik ve idari tedbirler alınır.
5.1 Teknik Tedbirler
Kurum tarafından, işlediği kişisel verilerle ilgili olarak alınan teknik tedbirler aşağıda sayılmıştır:
Sızma (Penetrasyon) testleri ile Kurumumuz bilişim sistemlerine yönelik risk, tehdit, zafiyet ve varsa açıklıklar ortaya çıkarılarak gerekli önlemler alınmaktadır.
Bilgi güvenliği olay yönetimi ile gerçek zamanlı yapılan analizler sonucunda bilişim sistemlerinin sürekliliğini etkileyecek riskler ve tehditler sürekli olarak izlenmektedir.
Kurumun bilişim sistemleri teçhizatı, yazılım ve verilerin fiziksel güvenliği için gerekli önlemler alınmaktadır.
Çevresel tehditlere karşı bilişim sistemleri güvenliğinin sağlanması için, donanımsal (sistem odasına sadece yetkili personelin girişini sağlayan erişim kontrol sistemi, 7/24 çalışan izleme sistemi, , yerel alan ağını oluşturan kenar anahtarların fiziksel güvenliğinin sağlanması, yangın söndürme sistemi, iklimlendirme sistemi, verilerin bulunduğu fiziki ortamların (arşiv , muhasebe, hasta dosyaları vb) anahtarlarının yalnızca yetkili kılınan kişide bulunması vb.) ve yazılımsal (güvenlik duvarları, atak önleme sistemleri, anti virüs yazılımları, log kayıt takip sistemi, ağ erişim kontrolü, zararlı yazılımları engelleyen sistemler vb.) önlemler alınmaktadır.
Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini önlemeye yönelik riskler belirlenmekte, bu risklere uygun teknik tedbirlerin alınması sağlanmakta ve alınan tedbirlere yönelik teknik kontroller yapılmakta ve düzenli olarak bilgi işlem desteği alınmaktadır.
Kurum içerisinde erişim prosedürleri oluşturularak kişisel verilere erişim ile ilgili raporlama ve analiz çalışmaları yapılmaktadır.
Kişisel verilerin bulunduğu saklama alanlarına erişimler kayıt altına alınarak uygunsuz erişimler veya erişim denemeleri kontrol altında tutulmaktadır.
Kurum, silinen kişisel verilerin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz olması için gerekli tedbirleri almaktadır.
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkaları tarafından elde edilmesi halinde bu durumu ilgili kişiye ve Kurula bildirmek için Kurum tarafından buna uygun bir sistem ve altyapı oluşturulmuştur.
Güvenlik açıkları takip edilerek uygun güvenlik yamaları yüklenmekte ve bilgi sistemleri güncel halde tutulmaktadır.
Kişisel verilerin işlendiği elektronik ortamlarda güçlü parolalar kullanılmaktadır.
Kişisel verilerin işlendiği elektronik ortamlarda güvenli kayıt tutma (loglama) sistemleri kullanılmaktadır.
Kişisel verilerin güvenli olarak saklanmasını sağlayan veri yedekleme programları kullanılmaktadır.
Elektronik olan veya olmayan ortamlarda saklanan kişisel verilere erişim, erişim prensiplerine göre sınırlandırılmaktadır.
Özel nitelikli kişisel veriler için gerekli aydınlatmalar yapılmış, kanunen gerekli görülen hallerde açık rızalar alınmıştır.
Özel nitelikli kişisel veri işleme süreçlerinde yer alan çalışanlara yönelik özel nitelikli kişisel veri güvenliği konusunda eğitimler verilmiş, gizlilik sözleşmeleri yapılmış, verilere erişim yetkisine sahip kullanıcıların yetkileri tanımlanmıştır.
Özel nitelikli kişisel verilerin işlendiği, muhafaza edildiği ve/veya erişildiği fiziksel ortamların yeterli güvenlik önlemleri alınmakta, fiziksel güvenliği sağlanarak yetkisiz giriş çıkışlar engellenmektedir.
Özel nitelikli kişisel veriler e-posta yoluyla aktarılması gerekiyorsa şifreli olarak kurumsal e-posta adresiyle veya KEP hesabı kullanılarak aktarılmaktadır. Taşınabilir bellek, CD, DVD gibi ortamlar yoluyla aktarılması gerekiyorsa kriptografik yöntemlerle şifrelenmekte ve kriptografik anahtar farklı ortamda tutulmaktadır. Farklı fiziksel ortamlardaki sunucular arasında aktarma gerçekleştiriliyorsa, sunucular arasında VPN kurularak veya FTP yöntemiyle veri aktarımı gerçekleştirilmektedir. Kağıt ortamı yoluyla aktarımı gerekiyorsa evrakın çalınması, kaybolması ya da yetkisiz kişiler tarafından görülmesi gibi risklere karşı gerekli önlemler alınmakta ve evrak “gizli” formatta gönderilmektedir.
5.2 İdari Tedbirler
Kurum tarafından, işlediği kişisel verilerle ilgili olarak alınan idari tedbirler aşağıda sayılmıştır:
Çalışanların niteliğinin geliştirilmesine yönelik, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmenin önlenmesi, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak erişilmesinin önlenmesi, kişisel verilerin muhafazasının sağlanmasına yönelik Kurum içi eğitimler verilmektedir.
Kurum tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin çalışanlara ve hizmet alımı yapılan tedarikçi vb. özel ve tüzel kişilere gizlilik sözleşmeleri imzalatılmaktadır.
Güvenlik politika ve prosedürlerine uymayan çalışanlar hakkında yasal işlem uygulanır.
KVKK Disiplin Politikası hazırlanmıştır.
KVKK Kurum İç Yönerge hazırlanmıştır.
KVKK Çerez Politikası hazırlanmıştır.
KVKK Başvuru Formu hazırlanmıştır.
Kişisel veri işlemeye başlamadan önce Kurum tarafından, ilgili kişileri aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmektedir, kanunun gerekli gördüğü hallerde ilgili kişilerin rızaları alınmaktadır.
Aydınlatma ve Rıza Formları hazırlanmıştır.
Muayenehane içi/Fiziki mekan KVK bilgilendirmeleri mevcuttur.
Personel Sözleşmeleri KVK’na uyumludur.
Kişisel veri işleme envanteri hazırlanmıştır.
Kurum içi periyodik ve rastgele denetimler yapılmaktadır.
Çalışanlara yönelik bilgi güvenliği eğitimleri verilmektedir.
Kişisel veri içeren fiziksel ortamların dış risklere (yangın, sel vb.) karşı güvenliği sağlanmaktadır.
Kişisel veriler mümkün olduğunca azaltılmaktadır.
Özel nitelikli kişisel veri güvenliğine yönelik protokol ve prosedürler belirlenmiş ve uygulanmaktadır.
Pandemi sürecinin gerektirdiği KVKK önlemleri alınmış olup, hastalarımıza ve personelimize gerekli aydınlatma ve bilgilendirmeler yapılmaktadır.
6.KİŞİSEL VERİLERİ İMHA TEKNİKLERİ
İlgili mevzuatta öngörülen süre ya da işlendikleri amaç için gerekli olan saklama süresinin sonunda kişisel veriler, Kurum tarafından re’sen veya ilgili kişinin başvurusu üzerine yine ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak aşağıda belirtilen tekniklerle imha edilir.
6.1 Kişisel Verilerin Silinmesi
Kişisel veriler Tablo-3’te verilen yöntemlerle silinir.
Tablo 3: Kişisel Verilerin Silinmesi
Veri Kayıt Ortamı
Açıklama
Sunucularda Yer Alan Kişisel Veriler
Sunucularda yer alan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenler için sistem yöneticisi tarafından ilgili kullanıcıların erişim yetkisi kaldırılarak silme işlemi yapılır.
Elektronik Ortamda Yer Alan Kişisel Veriler
Elektronik ortamda yer alan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenler, veritabanı yöneticisi hariç diğer çalışanlar (ilgili kullanıcılar) için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilir.
Fiziksel Ortamda Yer Alan Kişisel Veriler
Fiziksel ortamda tutulan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenler için evrak arşivinden sorumlu birim yöneticisi hariç diğer çalışanlar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilir. Ayrıca, üzeri okunamayacak şekilde çizilerek/boyanarak/silinerek karartma işlemi de uygulanır.
Taşınabilir Medyada Bulunan Kişisel Veriler
Flash tabanlı saklama ortamlarında tutulan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenler, sistem yöneticisi tarafından şifrelenerek ve erişim yetkisi sadece sistem yöneticisine verilerek şifreleme anahtarlarıyla güvenli ortamlarda saklanır.
6.2 Kişisel Verilerin Yok Edilmesi
Kişisel veriler, Kurum tarafından Tablo-4’te verilen yöntemlerle yok edilir.
Tablo 4: Kişisel Verilerin Yok Edilmesi
Fiziksel Ortamda Yer Alan Kişisel Veriler
Kâğıt ortamında yer alan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenler geri döndürülemeyecek şekilde yok edilir.
Optik / Manyetik Medyada Yer Alan Kişisel Veriler
Optik medya ve manyetik medyada yer alan kişisel verilerden saklanmasını gerektiren süre sona erenlerin eritilmesi, yakılması veya toz haline getirilmesi gibi fiziksel olarak yok edilmesi işlemi uygulanır. Ayrıca, manyetik medya özel bir cihazdan geçirilerek yüksek değerde manyetik alana maruz bırakılması suretiyle üzerindeki veriler okunamaz hale getirilir.
6.3 Kişisel Verilerin Anonim Hale Getirilmesi
Kişisel verilerin anonim hale getirilmesi, kişisel verilerin başka verilerle eşleştirilse dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hale getirilmesidir.
Kişisel verilerin anonim hale getirilmiş olması için; kişisel verilerin, veri sorumlusu veya üçüncü kişiler tarafından geri döndürülmesi ve/veya verilerin başka verilerle eşleştirilmesi gibi kayıt ortamı ve ilgili faaliyet alanı açısından uygun tekniklerin kullanılması yoluyla dahi kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemez hale getirilmesi gerekir.
7.SAKLAMA VE İMHA SÜRELERİ
Kurum tarafından, faaliyetleri kapsamında işlenmekte olan kişisel verilerle ilgili olarak;
Süreçlere bağlı olarak gerçekleştirilen faaliyetler kapsamındaki tüm kişisel verilerle ilgili kişisel veri bazında saklama süreleri Kişisel Veri İşleme Envanterinde;
Veri kategorileri bazında saklama süreleri VERBİS’e kayıtta;
Süreç bazında saklama süreleri ise Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikasında yer alır.
Söz konusu saklama süreleri üzerinde, gerekmesi halinde Kurum Yöneticisi tarafından güncellemeler yapılır. Saklama süreleri sona eren kişisel veriler için re’sen silme, yok etme veya anonim hale getirme işlemi Veri Güvenliği Sorumlusu tarafından yerine getirilir.
Tablo 5: Süreç bazında saklama ve imha süreleri tablosu
Sözleşmelerin Hazırlanması ve İfa Faaliyeti Sözleşmenin sona ermesini takiben 10 yıl Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
Kurumsal İletişim Faaliyetlerinin Yürütülmesi Faaliyetin sona ermesini takiben 10 yıl Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
SÜREÇ
SAKLAMA SÜRESİ
İMHA SÜRESİ
Hasta kayıt ve tanı ve tedavi süreçlerinin yürütülmesi
Sürecin tamamlanmasından itibaren 20 yıl
Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
Kurum tedavi süreçleri dışındaki hizmetlerin (iletişim vb) faaliyetlerinin İcrası Sözleşmelerin hazırlanması
Sürecin tamamlanmasından itibaren 10 yılSürecin tamamlanmasından itibaren 10 yıl
Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
Muhasebe Süreçleri
Sürecin tamamlanmasından itibaren 10 yıl
Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
İnsan Kaynakları Süreçlerinin Yürütülmesi İşten ayrılan personele ait kıdem tazminatı , ihbar tazminatı ödemeleri, belgeler, bordro bilgileri
Sürecin tamamlanmasından itibaren 10 yılİş akdinin sona erme tarihinden itibaren 5 yıl
Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
Log Kayıt Takip SistemleriDonanım ve Yazılıma Erişim Süreçlerinin Yürütülmesi Kamera Kayıtları Müşterilere ve Potansiyel Müşterilere İlişkin Veriler (cookies, çerezler)IYS Kayıtları
Sürecin tamamlanmasından itibaren 2 yıl2 yılKaydın tamamlanmasını takiben 1 ay13 AyKayıt tarihinden itibaren 3 yıl süreyle
Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde Saklama süresinin bitimini takip eden ilk periyodik imha süresinde
8. PERİYODİK İMHA SÜRESİ
Yönetmeliğin 11 inci maddesi gereğince Kurum, periyodik imha süresini 6 ay olarak belirlemiştir. Buna göre, Kurumda her yıl Haziran ve Aralık aylarında periyodik imha işlemi gerçekleştirilir.
9.ÖZEL NİTELİKLİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ
9.1 Veri Sahibi açısından korunmasının çeşitli açılardan daha kritik önem teşkil ettiğine inanılan Özel Nitelikli Kişisel Veriler’in işlenmesinde, özel hassasiyet gösterilmektedir.
Özel Nitelikli Kişisel Veriler, Kanun’a uygun bir şekilde, Kurul’ca belirlenecek yeterli önlemlerin alınması kaydıyla, aşağıdaki şartların varlığı halinde işlenmektedir:
Veri Sahibi’nin açık rızası var ise veya
Veri Sahibi’nin açık rızası yok ise; Veri Sahibi’nin sağlığı ve cinsel hayatı dışındaki özel nitelikli kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hallerde, Veri Sahibi’nin sağlığına ve cinsel hayatına ilişkin özel nitelikli kişisel verileri ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından işlenmektedir.
ÖZEL NİTELİKLİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE İLİŞKİN ÖNLEMLER
Kanun’un 6. Maddesinde yer alan, Özel Nitelikli Kişisel Veriler’in işlenmesinde, Kurul’un 31.01.2018 Tarihli ve 2018/10 Numaralı kararı uyarınca, veri sorumlusu sıfatıyla, aşağıda belirtilen önlemleri alınmaktadır:
Özel nitelikli kişisel verilerin güvenliğine yönelik sistemli, kuralları net bir şekilde belli, yönetilebilir ve sürdürülebilir işbu Politika belirlenmiştir. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi süreçlerinde yer alan çalışanlara yönelik,
Gizlilik sözleşmelerinin yapılmaktadır,
Verilere erişim yetkisine sahip kullanıcıların, yetki kapsamları ve süreleri net olarak tanımlanmaktadır,
Periyodik olarak yetki kontrolleri gerçekleştirilmektedir.
Özel nitelikli kişisel veri güvenliğine yönelik protokol ve prosedürler belirlenmiş ve uygulanmaktadır.
Görev değişikliği olan ya da işten ayrılan çalışanların bu alandaki yetkileri derhal kaldırılmaktadır. Bu kapsamda, Veri Sorumlusu tarafından kendisine tahsis edilen envanteri iade almaktadır.
Özel Nitelikli Kişisel Verilerin işlendiği, muhafaza edildiği ve/veya erişildiği ortamlar, fiziksel ortam ise;
* Özel Nitelikli Kişisel Veriler’in bulunduğu ortamın niteliğine göre yeterli güvenlik önlemleri (elektrik kaçağı, yangın, su baskını, hırsızlık vb. durumlara karşı) alınmaktadır,
* Bu ortamların fiziksel güvenliğinin sağlanarak yetkisiz erişim engellenmektedir.
10.ÖZEL NİTELİKLİ KİŞİSEL VERİLERİN AKTARILMASI
Hukuka uygun olarak elde etmiş olunan Özel Nitelikli Kişisel Verileri, veri işleme amaçları doğrultusunda, Veri Sahibinin Özel Nitelikli Kişisel Verilerini üçüncü kişilere aktarılmamaktadır.
11. POLİTİKA’NIN YAYINLANMASI VE SAKLANMASI
Politika, ıslak imzalı (basılı kâğıt) ve elektronik ortamda olmak üzere iki farklı ortamda yayımlanır, internet sayfasında kamuya açıklanır. Basılı kâğıt nüshası da veri yöneticisi tarafından dosyasında saklanır.
12.POLİTİKA’NIN GÜNCELLENME PERİYODU
Politika, ihtiyaç duyuldukça gözden geçirilir ve gerekli olan bölümler güncellenir.
13.POLİTİKANIN YÜRÜRLÜĞÜ VE YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI
Politika, aşağıda yazılı bulunan tarihte yürürlüğe girmiş kabul edilir. Yürürlükten kaldırılmasına karar verilmesi halinde, Politika’nın ıslak imzalı eski nüshaları veri yöneticisi tarafından verilecek karar ile iptal edilerek (iptal kaşesi vurularak veya iptal yazılarak) imzalanır ve en az 5 yıl süre ile veri yöneticisi tarafından saklanır. 12.04.2025
#### Hair and Nail Cocktail
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Hair and Nail Cocktail[vc_column_text css=""]Kadın Sağlığı ve İnfertilite Sürecinde Hücresel Beslenmeye Bütüncül Yaklaşım
Saç dökülmesi, tırnak kırılması ve ciltte cansızlık; çoğu zaman yalnızca estetik bir problem olarak görülse de, kadın sağlığında hormonal dengesizlikler, vitamin–mineral eksiklikleri ve artan oksidatif stresin önemli sinyalleri olabilir. Özellikle yoğun stres, doğum sonrası dönem, adet düzensizlikleri ve infertilite süreci yaşayan kadınlarda bu belirtiler daha sık gözlenir.
Hair and Nail Cocktail (Saç ve Tırnak Serumu), saç ve tırnak sağlığını desteklemek amacıyla geliştirilen, ancak aynı zamanda kadının metabolik ve hormonal ihtiyaçlarını da gözeten intravenöz (IV) vitamin–mineral ve amino asit kombinasyonudur.
Saç ve Tırnak Sağlığı Neden Genel Sağlığın Aynasıdır?
Saç folikülleri ve tırnak matriksi, vücutta hızlı hücre bölünmesi gösteren dokulardır. Bu nedenle;
* Demir eksikliği
* B grubu vitamin yetersizliği
* Çinko ve biyotin eksikliği
* Tiroid ve üreme hormonlarındaki dalgalanmalar
ilk olarak saç ve tırnaklarda belirti verir.
Kadınlarda özellikle PCOS, stres, gebelik planlaması ve tüp bebek süreçleri, saç ve tırnak sağlığını doğrudan etkileyen biyokimyasal değişimlere yol açabilir.
Hair and Nail Cocktail Nedir?
Hair and Nail Cocktail; saç ve tırnak sağlığını destekleyen vitamin, mineral ve amino asitlerin damar yolu ile uygulanmasını sağlayan özel bir serumdur. Ağızdan alınan takviyelere göre daha hızlı ve etkin emilim sunar.
İçerik genellikle şu bileşenleri kapsar (kişiye özel düzenlenebilir):
* Biotin (B7): Saç ve tırnak keratin yapısının güçlenmesi
* Çinko: Hücre yenilenmesi, saç döngüsünün düzenlenmesi
* B Kompleks Vitaminleri: Hücresel enerji, saç kökü beslenmesi
* Amino Asitler (L-sistein, L-metiyonin): Keratin sentezi
* Vitamin C: Kolajen üretimi ve antioksidan koruma
*Demir (gerektiğinde): Saç dökülmesiyle ilişkili eksikliklerin giderilmesi
Kadın Sağlığı Açısından Faydaları
Hormonal Dengenin Dolaylı Desteklenmesi
Saç dökülmesi çoğu zaman östrojen–androjen dengesindeki değişikliklerin erken bir göstergesidir. Hair and Nail Cocktail, hormonal tedavilerin yerine geçmez; ancak hücresel beslenmeyi destekleyerek denge sürecine katkı sağlayabilir.
Stres ve Oksidatif Yükün Azaltılması
Antioksidan içerikler, stresin saç folikülleri üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmaya yardımcı olabilir.
Doğum Öncesi ve Sonrası Dönemde Destek
Gebelik planlayan veya doğum sonrası saç dökülmesi yaşayan kadınlarda, uygun hasta grubunda destekleyici olarak değerlendirilebilir.
İnfertilite Süreci ile Nasıl Bağlantı Kurulur?
Fonksiyonel tıp yaklaşımında saç, cilt ve tırnak bulguları; **vücudun mikronutrient yeterliliği ve hücresel enerji kapasitesinin bir yansıması** olarak değerlendirilir.
İnfertilite Sürecinde Hair and Nail Cocktail’in Olası Katkıları:
* B vitaminleri ve amino asitlerle hücresel enerji metabolizmasının desteklenmesi
* Çinko ve biotin ile yumurta hücresi bölünme süreçlerine dolaylı katkı
* Stres ve beslenme yetersizliklerinin azaltılması
* Tüp bebek öncesi vücudun biyokimyasal olarak güçlendirilmesi
Önemli Bilgilendirme:
Hair and Nail Cocktail, infertilite tedavisi değildir. Ancak hekim değerlendirmesiyle, destekleyici ve tamamlayıcı bir uygulama olarak planlanabilir.
Kimler İçin Uygundur?
* Saç dökülmesi ve tırnak kırılması yaşayan kadınlar
* Yoğun stres, yorgunluk ve vitamin eksikliği olan bireyler
* Gebelik planlayan veya infertilite sürecinde olan hastalar
* Oral takviyelerden yeterli fayda göremeyenler
Uygulama Nasıl Yapılır?
* Klinik ortamda, uzman hekim kontrolünde uygulanır
* Ortalama uygulama süresi 30–45 dakikadır
* Seans sayısı ve içerik kişisel ihtiyaca göre belirlenir
Hair and Nail Cocktail (Saç ve Tırnak Serumu), saç ve tırnak sağlığını estetik bir bakışın ötesinde ele alarak; kadın sağlığı, hormonal denge ve infertilite süreçlerini bütüncül olarak destekleyen modern bir intravenöz yaklaşım sunar. Doğru hasta seçimiyle, vücudun içten dışa güçlenmesine katkı sağlayabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780019410-d01936e2-5f46-4"][/vc_column][/vc_row]
#### Hakkımızda
[vc_row][vc_column width="1/2"]Prof. Dr. SEVTAP HAMDEMİR KILIÇ[vc_column_text css=""]Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç, ilk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladı. 1986-1992 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimi tamamladı. Hemen ardından 1997 yılında Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlık Eğitimini tamamlayarak uzman hekim olarak göreve başladı.
2004 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji Embriyoloji Anabilim Dalında Embriyoloji alanında doktora eğitimini tamamladı. Böylece ikinci bir ihtisasla üreme alanında yetkinliğini daha geliştirdi. Bu yolla tüp bebek uygulamaları ve gelişimi konusunda binlerce hastaya faydalı olabilme şansı oldu.
Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç Türkiye'de embriyoloji alanında doktora yapan sayılı kadın doğum uzmanları arasına ismini yazdırmıştır.
Sağlık Bakanlığı Yardımcı Üreme Teknikleri Sertifikasyon Programlarını hem kadın hastalıkları ve doğum hem de tüp bebek laboratuvar (Embriyoloji-Androloji) uygulamalarında her iki eğitim programını da tamamladı ve bu nedenle ZTB tüp bebek laboratuvarı eğitim sorumluluğu görevinde bulundu.
Ardından Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesinde infertilite/tüp bebek kliniklerinde çeşitli görevlerde çalıştı. 2010 yılında Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Doçent ünvanını kazandım. 2011 yılında perinatoloji alanında yapmış olduğum çalışmalar nedeniyle yüksek riskli gebelikler uzmanı olarak atandı.
2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında Profesör olarak akademik kadroya katıldı. Çalıştığı her kurumda sayısız hastaya tüp bebek uygulamaları ve riskli gebelikler alanında fayda sağlamaya çalıştı.
Meslek hayatı boyunca sayısız gebe takibi, binlerce tüp bebek uygulaması, aşılama, amniosentez, jinekolojik ameliyatlar yaptı. Günümüzde teknolojik imkanlardaki artışlar nedeniyle robotik ve laparoskopik cerrahi teknikleri hastaları ile buluşturdu. İnfertilite ve perinatoloji alanında yurt içi ve yurtdışı yüzlerce bildiri ve sözlü sunumlarda bulundu beraberinde pek çok toplantıda görev aldı.
Çeşitli yurtdışı dergilerde yayınlanmış ve kabul görmüş 100 den fazla uluslararası makalesi mevcuttur. Ayrıca şu anda Atılım Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeliği yapmakta olup, Medicana International Ankara Hastanesi’nde ise Tüp Bebek Ünite Sorumlu Hekimi olarakta görev yaptı. Halen kendi kliniğinde 1997’den beri hizmet vermekte.[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/2"][vc_single_image image="8544" img_size="full" alignment="center" css_animation="fadeIn" css=".vc_custom_1724937881381{padding-top: 20px !important;}"][vc_video link="https://youtu.be/soI_vAXMAfQ?si=6hMpHvmZz8o0t503" css=".vc_custom_1724937920423{padding-top: 100px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row_content_no_spaces" css=".vc_custom_1724615912994{padding-top: 25px !important;}"][vc_column][vc_tta_tabs alignment="center" active_section="1" css=".vc_custom_1724615877165{padding-top: 10px !important;}"][vc_tta_section i_type="linecons" i_icon_linecons="vc_li vc_li-study" add_icon="true" title="EĞİTİM" tab_id="1536152671517-ce5ff440-3bb308be-a7f8"][vc_empty_space][vc_column_text css=""]Öğrenim Durumu:
Derece
Bölüm/Program
Üniversite
Yıl
Lisans
Y. Lisans
TIP FAKÜLTESİ
ANKARA Üniversitesi
1992
Tıpta Uzmanlık
KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
1997
Doktora Programı
Histoloji ve Embriyoloji
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
2004
Doçent
Kadın Hast ve Dogum
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
2010
Yan dal uzmanlığı
Perinatoloji
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
2011
[/vc_column_text][/vc_tta_section][vc_tta_section i_type="linecons" i_icon_linecons="vc_li vc_li-star" add_icon="true" title="ÖDÜLLER" tab_id="1536152671844-c6ce8ddf-9b0a08be-a7f8"][vc_empty_space][vc_column_text css=""]Neşe Lortlar, Sevtap Kılıç, Tuncay Peker, Suna Ömeroğlu, Deniz Erbaş, H.Hamdi Çelik, Ayhan Korkmaz, İlhan Tatar, Yalnızca Progesteron içeren kontraseptiflerin Rat uterus ve overindeki uzun süreli etkilerinin değerlendirilmesi. 6. Ulusal Üreme Sağlığı ve Aile Planması Kongresi, 2009
Sözlü Bildiri ile İkincilik Ödülü
2.Özlem Moraloğlu,Hatice Işık, Sevtap Kılıç,Uğurkan Erkayıran,Muzaffer Çaydere,Hüseyin Üstün,Sertaç Batıoğlu Bevacizumab “ın rat uterın adhezyon modelınde postoperatif adezyon oluşumunu engellemedeki rolü ve bu etkinin vasculer endothelial büyüme faktörü ve Ki-67 expresyonu ile ilişkilendirilmesi 10 .Ulusal Uludağ Jinekoloji ve Obstetri Kış Kongresi
Sözlü Bildiri ile Birincilik Ödülü
[/vc_column_text][/vc_tta_section][vc_tta_section i_type="linecons" i_icon_linecons="vc_li vc_li-like" add_icon="true" title="GÖREVLER" tab_id="1536152672162-7276dc90-284208be-a7f8"][vc_empty_space][vc_column_text css=""]
Görev Unvanı
Görev Yeri
Yıl
Ast.Dr.
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
1992-1997
Uzm Dr
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
1997-2001
Uzm Dr
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
2001-2009
Doc.Dr
Dr.Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Araştırma Hastanesi
2010-11
Doc.Dr.
Hacettepe Kastomonu Tip Fakultesi Kadin Dogum A.B.D
2013-2015
Prof.Dr.
Bahçeşehir Üniversitesi
2015-2018
Prof.Dr.
Atılım Üniversitesi
2018-
İdari Görevler : Üremeye yardımcı Yöntemleri egitim sertifikaları (KDU;000211-2005 036 ve EMB-000124-2005-004) nedeniyle ÜYTE sözlü sınav jüri üyeliği ve embriyoloji labratuvar sorumluluğu
Bilimsel Kuruluşlara Üyelikler :
Türk jinekoloji Derneği
TSRM Üreme Sağlığı ve infertilite derneği
Histoloji Embryoloji Derneği
Üreme Tıbbı Derneği[/vc_column_text][/vc_tta_section][vc_tta_section i_type="linecons" i_icon_linecons="vc_li vc_li-diamond" add_icon="true" title="ESERLERİ" tab_id="1724615729841-6cd42b83-070a"][vc_empty_space][vc_btn title="Tüm Eserler için Tıklayınız" color="danger" align="center" css="" link="url:https%3A%2F%2Fsevtaphamdemir.com.tr%2Fwp-content%2Fuploads%2F2024%2F08%2FEserler-1.pdf|title:Eserler|target:_blank"][/vc_tta_section][/vc_tta_tabs][/vc_column][/vc_row]
#### İdrar Kaçırma ve Pelvik Taban Tedavisi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]İdrar Kaçırma ve Pelvik Taban Tedavisi[vc_column_text css=""]Mesane idrarın biriktiği kese anlamına gelir. Halk arasında idrar torbası olarak da bilinmektedir. Mesanenin kaslarının kasılma ve gevşemesi ise o bölgedeki sinirler tarafından ve beyin tarafından kontol edilir. İdrar kaçırma, kontrol edilemeyen ve istemsiz olarak idrarı tutamama hali olarak isimlendirilir. Tıbbi olarak ismi ise üriner inkontinansdır. Her yaşta olabilirken ileri yaşlarda daha da sık izlenebilir. İdrar kaçırma kişinin sosyal hayatında konforunu bozar.
Neden idrar kaçırma meydana gelir?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Obezite kaynaklı olabilir
İlerleyen yaş nedenli olabilir
Genetik nedenli olabilir
Kabızlık
Vajinal enfeksiyon
İdrar yolu enfeksiyonları
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Böbreklerde taş
İdrar yollarında taş
Diyabet
Menopoz
Tekrarlayan normal doğumlar
Zor normal doğumlar
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Gibi nedenler ile idrar kaçırmalar meydana gelebilir.
Özellikle birden fazla normal doğum yapmış kadınlarda, doğumlardan sonra kadınlarda idrar kaçırma meydana gelebilir. Bazen hiç doğumu olmayan kadınlarda bile izlenebilirken normal doğumu olanlarda hatta zor doğumu olanlarda görülmesi daha sıktır. Ağır yük kaldırma ile birlikte öksürme ile birlikte gülerken, hapşururken ya da çok sıkıştığında idrarlarını kaçırırlar.
İdrar kaçırma tanısı nasıl konulmaktadır?
İdrar kaçırmalarda tanı konulurken öncelikle doğru anemnez hedeflenir. En sık sorulan sorular ;
Öksürme ve hapşurma gibi durumlarda idrar kaçırma var mı?
Gebelikten sonra mı idrar kaçırmaya başladınız?
Normal doğumlar sonrasında mı idrar kaçırmaya başladınız?
Çok sıkıştığınız da mı tuvalete yetişemiyorsunuz?
Hangi aralıklarla idrar kaçırıyorsunuz?
Mesane pedi takacak kadar idrar kaçırıyor musunuz? Kaç kez ped değiştiriyorsunuz?
Jinekolojik masada hasta değerlendirilmesi ile birlikte gerek görülür ise ürodinami testine de ihtiyaç olabilir.
İdrar kaçırmalarda tedavi nasıl olmalıdır?
Sıkışma ile idrar kaçırma hastalarında pelvik taban rehabilitasyonu ya da ilaçlı tedavi faydalı olabilir. Ancak stres tip ya da ciddi idrar kaçırmalarda tedavi ancak cerrahi olabilir. Sistorektosel dediğimiz ameliyat sırasında mesane boynuna takılan Mesh, TVT, TOT gibi cerrahi işlemlerle, askılarla idrar kaçırma hastalarda tedavi edilebilir.
İdrar kaçırmalarda uygulanan ameliyatlar nelerdir?
Kolporafi anterior, üretranın plikasyonudur. Başarı oranı hastaya göre değişiklik gösterir.
Laporoskopik burch; karından yapılan kapalı ameliyat ile mesane boyu asılmasıdır.
TVT/TOT
Vajina içerisinden sabitleme ameliyatları
Periüretral enjeksiyonlar
Pelvik Taban Nedir?
Leğen kemiğinin (pelvis) iç kısmını örten ve leğen kemiği içinde bulunan idrar torbası(mesane), rahim, yumurtalık ve kalın bağırsağın son kısmı olan rektumun normal görevlerini yapabilmesi için destek oluşturan kas tabakasına pelvik taban denir.
Pelvik Tabanın Görevi Nedir?
Pelvik taban kasları, işeme, dışkılama ve cinsel fonksiyonlardan direkt olarak sorumludurlar. Üstlendiği fonksiyona göre kapanma ve açılma özelliğine sahiptir.
Uygulamaları Nelerdir?
Pelvik Taban Hasta Eğitimi
Pelvik Taban Ölçme ve Değerlendirme
Postür ve Diyafram Nefesi Eğitimi
Pelvik Taban Rehabilitasyonu
Manuel ve Cihaz Eşliğinde Biyofeedback ve Elektrik Stimülasyon ile Pelvik Taban Çalışmaları
Mesane Günlükleri
Davranışsal Düzenlemeler
Postür ve Core Stabilizasyon Egzersizleri
Hasta Takibi
Pre/Post Operastif Pelvik Taban Kas Eğitimi ve Rehabilitasyonu
Kliniğimizde bulunan pelvik taban rehabilitasyon ünitemiz ile birlikte tüm jinekolojik ameliyatlarda da hizmet vermekteyiz. Kişiye göre doğru tedaviyi uygulamak için muayene, tetkik ve tedavi çeşitliliğimiz ile kliniğimizde sizleri ön muayeneye bekliyoruz.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724568060659-e13011e3-2225-0"][/vc_column][/vc_row]
#### İletişim
[vc_row css=".vc_custom_1695290351904{padding-top: 20px !important;}"][vc_column width="1/2"]İletişim Bilgileri[vc_row_inner][vc_column_inner offset="vc_hidden-sm vc_hidden-xs"][vc_column_text css=""]
İletişim numaralarımız veya iletişim formu aracılığıyla sorularınızı, önerilerinizi veya randevu taleplerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner css=".vc_custom_1724577351579{padding-top: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/4"][vc_icon icon_fontawesome="fas fa-map-marker-alt" color="custom" size="lg"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="3/4"][vc_column_text css=""]
Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi
No 2/80 Söğütözü / ANKARA
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/4"][vc_icon icon_fontawesome="fas fa-phone-volume" color="custom" size="lg"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="3/4"][vc_column_text css=".vc_custom_1731569749050{padding-top: 7px !important;}"]0542 290 24 90[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/4"][vc_icon icon_fontawesome="fas fa-envelope" color="custom" size="lg"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="3/4"][vc_column_text css=".vc_custom_1724577271747{padding-top: 7px !important;}"]
sevtaphamdemirkilic@gmail.com
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width="1/2"]İletişim Formu
Δ
[/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row_content"][vc_column][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
#### IV Tedaviler ve Ozon Tedevileri
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]IV Tedaviler ve Ozon Tedevileri[vc_column_text css=""]Şifa ozon Alman kimyası tarafından keşfedilmiştir. Neredeyse 1839’lardan bu yana ozon kullanılmaktadır. Ozon gazı okside edicidir. İlk başlarda dezenfeksiyon hedefken şimdi pek çok alanda etkisi mevcuttur ve kanıtlanmıştır. Uygun doz ile kullanıldığı takdirde bir çok hastalığın önüne geçebilir. Uluslararası pek çok çalışma mevcuttur. Daha genç daha aktif ve dinç hücrelerin savunma sistemlerini aktive ettiği de bilinir.
Ozon tedavisi sayesinde hangi hastalıklardan fayda görebiliyoruz?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Mide hastalıkları
Barsak hastalıkları
Eklem hastalıkları
Kanser destek tedavisi
Şeker hastalıkları
Karaciğer hastalıkları
Kronik yorgunluklar
Baş ve boyun ağrıları
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Cilt sağlığı
Tansiyon hastalığı
Kalp ritim bozuklukları
Depresyon
Romatizmal hastalıklarda
Deri hastalıklarında
Zayıflamada
Konsantrasyon bozukluklarında gibi pek çok hastalıkta ozon tedavisi günümüzde yer etmiştir.
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Barsak hastalıklarında ozon tedavisi nasıl kullanılmaktadır?
Barsakta bulunan bakterilerde parazitler bir flora içerisinde yaşar. Barsak sisteminde düzeltmeye çalışırken pek çok antibiyotik pek çok ilaç hastaya verilmiştir ve farklı problemlerin asıl sorun ile birlikte ortaya çıktığı izlenmiştir. Barsakta uygulama yapılan ozon tedavisi zararlı bakterilerin, virüslerin, mantarların yok edilmesi hedeftir. Barsak sisteminin düzenlenmesinde de önemli rol oynar.
Mide rahatsızlıklarında ozon tedavisi nasıl kullanılmaktadır?
Stresle etkilenen ve tükettiğimiz besinler ile de en sık karşılaştığımız problem mide hastalıklarıdır. Mide de ülserler, gastritler ciddi ağrı yapabilmektedir. Helikopter pilori adı ile isimlendirilen bakteri özellikle mide de bozulmalar ayol açarak yaralar yaratabilmektedir. Yoğun ilaç tedavisine rağmen herhangi bir yanıt alınamayan mide rahatsızlıkları ozon tedavisinin bakteri üstünde toksik etksisi ile bakterilerin ortadan kaldırılması sağlanmıştır. Kısa sürede bu sorunlardan kurtulduğu defalarca kez izlenmiştir.
Zayıflarken ozon tedavisi nasıl kullanılır?
Çağımızın en önemli problemlerinden birisi olan obezite aslında en tehlikeli ve diğer hastalıklara da davetiye çıkaran en önemli hastalıktır. Hücrelerdeki oksijen miktarında artış gösterdiği için yağ yakımı arttırıyor. Yağ depolarına direkt etki ediyor yine yağ yakımına destek oluyor. Kan akımını arttırıyor ve hücrelerin daha iyi oksijenlenmesini sağlıyor. Yeme bozukluklarını kontrol ediyor. Diyete uyumu arttırıyor. Yağ yapımında da azalma sağlıyor. Obezitede yeri oldukça büyüktür.
Cilt sağlığında ozon tedavisinin yeri nedir?
Kollajen miktarı yıllar ile birlikte gevşeme yaşar. Kollajen de azalma olur. Ciltte kırışıklıklara yol açar. Bağ dokunun doğru olması için bölgesel ve sistemik bazı gereklilikler vardır onlar ise oksijen, c vitamini ve proteinlerdir. Bağ doku yapılması için gerekli olan oksijenin hücrelere taşınması kolaylaşır. Baş dokunun oluşumunu destekler. Ozon tedavisi ; kollajen yapımını arttırır. Doğru kollajen yapımı için gerekli olan etkenleri sağlar. Ciltte yenilenme, anti-aging sağlar. Pürüzsüz ve genç bir ilt sizi bekliyor.
Beyin hastalıklarında ozon tedavisinin yeri nedir?
Beyin en önemli organımızdır. Ozon tedavisi sayesinde beyine ulaşan oksijenlenme de artış izlenir. Kan akışını arttırır. Oksijen miktarında artma sağlar. Ozon tedavisi sonrasında hasta ; artık yorgun hissetmiyorum der. Kendimi iyi hissediyorum der. Sabah iyi uyanıyorum der. Bu cümeleler duymaya alışık olduğumuz ve mutluluk duyduğumuz cümlelerdir. Ozon tedavisi beyin hücreleri daha aktif çalışırken aynı zamanda konsantrasyon da uykusuzuk ve huzursuzluk gibi sorunlarında önüne geçer.
İV TEDAVİLER
İntravenöz tedaviler bir sıvının doğrudan damar yolundan vücuda verilmesi şeklidir. İntravenöz damar içi anlamına gelir. vücuda direk vererek emilimini hızlandıran bir tedavi şeklidir. Genel olarak vitaminler, mineral takviyeleri, ilaçlar ya da diğer besleyici maddeler ile hızlı bir şekilde vücuda alınmasını sağlar.
İntravenöz tedavilerde glutatyon, myers coctayl, beuaty coctayl, immun plus, c vitamini gibi pek çok destek vardır. Beş seans en az olmakla birlikte her hafta bir doz şeklinde damar yolu açılarak serum uygulaması yapılır. Kişiye özel protokoller hazırlanır. Şikayetine yönelik farklı içerikler elbette mevcuttur.
Bunlardan en çok tercih edilen Glutatyon Nedir?
Glutatyon aslında doğal olarak üretilen ve bağışıklık hücreleri dahil olmak üzere insan vücudunda bulunan bir peptittir. Antioksidandır. Cilt sağlıüını, vücut sağlığını desteklerken stresten uzaklaştırma da önemli rol oynar. Detoksdur.
Faydaları nelerdir?
Melanin üretimini engeller cildi aydınlatır. Parlatır.
Enfeksiyonu azaltır.
Vücudun ilaçlara direncini önler.
Yüksek enerji sağlar.
Anti agingdir.
Uyku kalitesini arttırır.
Detoksifikasyonu sağlar.
Stresle mücadele eder.
Kliniğimizde kombine tedaviler ile size hizmet vermekteyiz. Tüm detaylar için kliniğimize ulaşabilirsiniz.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724570155999-66f8636c-18db-6"][/vc_column][/vc_row]
#### Kadın Doğum Doktoru
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Kadın Doğum Doktoru - Prof. Dr. Sevtap Hamdemir Kılıç[vc_single_image image="8544" img_size="800x400" css=".vc_custom_1745603458295{padding-bottom: 20px !important;}"][vc_column_text css=""]
Kadın doğum doktoru, kadınların üreme sağlığını, gebelik sürecini, doğumu ve kadın hastalıklarını takip eden, teşhis ve tedavi süreçlerini yöneten tıp uzmanıdır. Ankara'da hizmet veren kliniğimizde, kadın sağlığına dair tüm ihtiyaçlarınızı karşılayacak deneyimli bir kadın doğum doktoru ile çalışıyoruz.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""]
Hizmetlerimiz
Kadın Hastalıkları ve Jinekolojik Muayeneler
Adet düzensizlikleri, miyom, polikistik over sendromu (PCOS), çikolata kisti (endometriozis), rahim ağzı taramaları (Smear, HPV testi) gibi tüm jinekolojik sorunlar için kapsamlı tanı ve tedavi hizmeti sunuyoruz. Erken teşhis ve düzenli kontroller, sağlıklı bir yaşamın temelidir.
Gebelik Takibi ve Doğum
Gebeliğin her evresinde anne adaylarının yanında olarak detaylı kontroller, ultrason incelemeleri, gebelik testleri ve doğuma hazırlık süreçlerini büyük bir titizlikle yürütüyoruz. Normal doğum ya da sezaryen konusunda kişiye özel doğum planlamasıyla, güvenli ve konforlu bir doğum süreci sağlıyoruz.
Riskli Gebelik Takibi
Çoğul gebelikler, diyabet, yüksek tansiyon, erken doğum riski gibi özel durumları içeren riskli gebelikler titizlikle takip edilmek zorundadır. Kliniğimizde, ileri seviye gebelik izleme yöntemleri ve uzman desteğiyle anne ve bebeğin sağlığı en üst düzeyde korunur.
Tüp Bebek (IVF) Tedavisi
Çocuk sahibi olma hayalini gerçekleştirmek isteyen çiftler için en güncel tüp bebek (IVF), aşılama (IUI), yumurta takibi ve hormon tedavileri gibi yardımcı üreme yöntemlerini uyguluyoruz. Her çiftin ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş tedavi protokolleri ile başarı oranını artırıyoruz.
Neden Bizi Tercih Etmelisiniz?
Uzman ve deneyimli hekim kadrosu
Modern donanımlı muayenehane ve laboratuvar altyapısı
Hasta odaklı, güler yüzlü yaklaşım
Bilimsel, etik ve güncel tedavi yöntemleri
Gizlilik ve hasta mahremiyetine tam saygı
📍 İletişim ve Randevu
Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız için bizimle iletişime geçebilir, detaylı bilgi alabilir veya randevu oluşturabilirsiniz.
📞 Telefon: 0542 290 24 90📱 WhatsApp: 0542 290 24 90📧 E-posta: sevtaphamdemirkilic@gmail.com📍 Adres: Ufuk Üniversitesi Cad. The Paragon Tower İş Merkezi
No 2/80 Söğütözü / ANKARA
Bizimle Sağlığınızı Güvence Altına Alın
Ankara’da güvenilir ve samimi bir kadın doğum kliniği arıyorsanız, sizi kliniğimize bekliyoruz. Sağlığınız bizim için sadece bir iş değil; bir ömürlük sorumluluktur.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1745603407956-917e27f4-a736-10"][/vc_column][/vc_row]
#### Menopoz ve Cinsel İsteksizlik
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Menopoz Dönemi Cinsel Atrofi ve Cinsel İsteksizlik[vc_column_text css=""]Dünya Sağlık Örgütüne göre menopoz over aktivite kaybından dolayı menstrüasyon döneminin sona ermesi olarak tanımlanır. Menopoz yaşı aslında topluma göre, bireye göre değişiklik gösterebilir. Ancak genellikle menopoz 45-55 yaşları arasında izlenmektedir.
Menopoz ile birlikte sıklığı artan cinsel problemler oldukça önemli bir halk sorunudur. Sağlık fiziksel ve ruhsal olarak tam iyilik hali iken cinsel problemler ise bir sağlık sorunu olarak nitelendirilebilir. Özellikle de bizim toplumumuz gibi cinselliğin konuşulmadığı toplumlarda da kadınlar sorunlarını dile getirmeye çekinirler.
Hatta yüzde olarak söylemek gerekirse neredeyse menopozal dönemdeki kadınların sadece %30’u cinsel sorunları için bir sağlık kuruşuluna başvurur. Tedaviyi kabul eden kadınlar ise sadece %7’sini kapsar ne yazık ki. Ancak yapılan araştırmalara göre aynı zamanda sağlık kontrolü için başvuran kadınlarda menopoz ve sonrası ile ilgili durumlar sorgulandığında %75’i problemlerini kendisi anlatmaktadır.
Bu nedenle menopoz döneminde sağlık kuruluşuna başvuran her kadından ayrıntılı anemnez oldukça önemlidir. Sizlerinde jinekolojik muayenelerinizde rahatlıkla süreç hakkında detaylı bilgi vermenizi rica ediyoruz.
Perimenopozal Türk kadınlarından elde edilen verilerde, cinsel disfonksiyon oldukça yüksek oranda izlenmiştir. Cinsel disfonksiyon ile birlikte yaşam kalitesi de negatif etkilenmektedir. Yapılan çalışmalara göre 40 yaşın üstündeki kadınlarda orgazm problemleri Asyalı kadınlarda, Avrupalı kadınlara göre daha yüksek izlenmiştir.
Cinsel sorunlar, orta yaşlardaki kadınların yaşamları boyunca sık izlenmektedir. Menopozda hormonal değişiklikler, cinsel işlev bozukluğu, psikolojik ve fiziksel sorunlar da beraberinde görülebilir. Menopozal kadınlarda fiziksel etkenler izlendiği kadar bu dönemde psikolojik olarak negatif etkenlerde sık izlenebilir.
Menopoz Döneminde Beni Neler Bekliyor?
[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Ateş basmaları
Kilo almaya meyil
Uyku hali
Eklemlerde kemiklerde ağrı
Kemik yoğunluğunun azalması
Terlemeler
Ciltte incelme
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Ciltte kuruluk
Cinsel ilişkide ağrı ve yanma
Depresyon
Cinsel isteksizlik
Konsantrasyon bozuklukları
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]
Kadının cinsel yaşamını etkileyen değişiklikler nelerdir?
Hormonal Değişiklikler
Menopoza geçiş döneminde östrojen seviyelerinde dalgalanmalar meydana gelir. Adet döngüsünde değişiklikler izlenir. Adet düzensizlikleri, yoğun kanama, uyku bozuklukları gibi problemler yaşanır. Kadın menopoz sürecinde vajinal kuruluk, orgazm ya da uyarılma sorunları da yaşamaya başlar.
Cinsel Fonksiyon Değişiklikleri
Meme ve vajinal hassasiyet azalır, mukoza atrofisi sonucu vajinal kuruluk oluşur. Koku, tat ve dokunma gibi duyu organlarında yaşlanmaya bağlı olarak duyu kaybı olabilir. Östrojen eksikliğine bağlı olarak vajen epitelinde atrofi oluşumu ve kuruluk direkt cinsel birleşmeyi etkilemektedir. Cinsel yaşlanma ile birlikte vajende kan akımı azalır. Cinsel uyarılmada azalma olur. İlişki sıklığında azalma meydana gelir. Düzenli cinsellik hayatı olanlarda bu değişiklikler daha az görülebilir ama hormonlara bağlı olarak cinsel fonksiyon değişiklikleri ne yazık ki kaçınılmazdır.
Psikolojik Değişiklikler
Menopoz döneminde hormonlarda görülen değişikliklere bağlı olarak menopoz döneminde özellikle depresyon ve anksiyeteye sık rastlanmaktadır. Depresyon ise cinsel doyumu olumsuz etkileyen en önemli etkenlerden birisidir.
Sağlık İle İlgili Değişiklikler
Menopoz ilerleyen yaş ile birlikte karşımıza çıkan döngünün bir parçasıdır. Yaşlanma ile birlikte tıbbi hastalıklarda artar. Kronik rahatsızlıklar, endokrinel problemler, diyabet, renal, hepatik, vasküler, nörolojik, musküler, immünolojik hastalıklar, cerrahi operasyonlar, kanser, üriner inkontinans, disparoni cinsel isteksizliği arttırır. Menopozdan sonra yaşam kalitesinde düşme meydana gelir. Düzenli hekim kontrolleri gereklidir.
Menopoz dönemi yaşlanmanın başlangıcı olmadığı gibi kadınlığın sonu kesinlikle değildir. Cinsel hayatımız devam edebilir, sosyal hayatımız devam edebilir. Sadece destek gerekebilir. Bunlarda günümüz sağlık teknolojisi ile mümkün.
Menopoz Döneminde Vajinal Atrofiler ve Cinsel İsteksizlik için Destek Tedavileri Mümkün
Vajinal atrofi nedir? Vajinal atrofi bir diğer deyiş ile atrofik vajinit vücudunuzda daha az östrojen olduğunda meydana gelebilir. Vajinal duvarlarda incelme, kuruluk ve enfeksiyon olabilir. Vajinal atrofi genellikle menopozdan sonra ortaya çıkabilir. Vajinal atrofi genellikle cinsel ilişkide ağrı, beraberinde üriner problemlere de yol açabilir.
Vajinal Atrofinin Belirtileri
[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510652217{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Vajinal kuruluk
Vajinal yanma
Vajinal akıntı
Genital kaşıntı
İdrar yaparken yanma
İdrara çıkma ile aciliyet
Sık idrara çıkma
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları
İdrarını tutamamak
İlişkiden sonra hafif kanama
İlişkide rahatsızlık
Cinsel aktivite sırasında azalan vajinal yağlanma
Vajinal kanalın kısaltılması ve daraltılması
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]
Vajinal Atrofide Lazer Tedavisi
Bazı hastalar vajinal östrojen tedavilerini istemeyebilirler. Meme kontrollerinden ya da jinekolojik problemlerinden dolayı kullanmakta önerilmeyebilir. Bu durumda fraksiyonel lazer tedavileri bir seçenektir. Hatta bu hastalarda özellikle lazer ve PRP ile de kombine seanslar tercih edilebilir. Kollajen bağ dokusunun sentezini arttırmak hedeflenir. Vajinal lazer veya radyofrekans uıygulanabilir.
Vajinal lazerde kullanılan enerji miktarı genç hastalara göre daha düşük olabilir. Uygulanan enerjinin daha düşük tutulması hem mukoza kalınlığının hem de dokunun hyalüronik asid miktarının azalması nedenlidir. Lazer tedavileri hem vajinaya uygulanır. Hem de dış genital bölgeye aynı seansta uygulanabilir.
Seans süresi yaklaşık 20 dakikadır. İkişer hafta aralıklar ile seanslar uygulanabilir. Aldıkları östrojen tedavilerine rağmen semptomlar devam ediyorsa ya da hasta da meme ile ilgili veya östrojen alması yasaklı hasta ise vajinal lazer ve PRP seansları oldukça rahatlatır.
Bu hastaların özellikle vajinal kuruluk şikayetlerinin giderilmesi için hylüronik asid enjeksiyonları, stromal vasküler fraktür olarak adlandırdığımız SVF enjeksiyonları ve bazı mezoterapi ürünleri de lazer ve PRP ye ek olarak tercih edilebilir.
Tedavi süresi ise, yaklaşık 20 dakikadır. İkişer hafta aralıklar ile seanslar tekrarlanabilir. Aynı seans da PRP ya da hyalüronik asid dolgusu da enjekte edilebilir. Hafif bir sedasyon anestezi eşliğinde uygulanabilir. Vajinal lazer tedavisi oldukça güvenlidir. Herhangi bir komplikasyonu söz konusu değildir.
Vajinal Atrofide ve Cinsel İsteksizlikte PRP Tedavisi
Artık günümüzde pek çok sağlık alanında tercih edilen ; güvenilir, yan etkisi olmayan ve başarı oranları oldukça yüksek bir tedavidir. Yüz, saç işlemlerinde uygulandığı gibi yumurtalık gençleştirme ve menopozal dönemde cinsel isteksizlik ve vajinal atrofi içinde sık bir şekilde uygulanır.
Vajinal Atrofide ve Cinsel İsteksizlikte Ozon Tedavisi
Ozon tedavilerinde amaç yenilenmektir. Anti-aging sağlar. Enfeksiyonları tedavi ederken aynı zamanda jinekolojide kullanılmasının amacı vajinal kan akımını arttırmasıdır. Beraberinde vajinal florayıda korur.
Vajinal Atrofide ve Cinsel İsteksizlikte Hyalüronik Asid Desteği
Genital bölgeye nem vermeyi amaçlayarak aynı zamanda gençlikte sağlar. Nemlendirme ve su moleküllerinin etkili bir şekilde tutulmasını sağlar. Genital alanda kollajen üretimini aktive eder. Hyalüronik asid enjeksiyonu sonrasında kişi rutin hayatına çok rahatlıkla dönebilir. Uygulamaya bağlı olarak bir iz kesinlikle izlenmez. Vajinal kuruluk ve cinsel isteksizliği tedavi ederken aynı zamanda genital yüzeyde yer alan derin çizgileri gidererek gençleşme sağlar. Nem kazandırır. Yeni kan damarlarının oluşumunu tetiklemektedir. Cilde elastikiyet kazandırır. Endotel hücrelerde ise uyarma sağlar. Kollajen hücrelerin ve bazal hücrelerin üretimini aktive etmekte rol oynarken aynı zamanda nemi kazandırırken etkili şekilde de korur.
Yukarıda bahsettiğimiz işlemler tedavi seçenekleridir. Birisi veya birden fazlası aynı anda hastaya uygulanabilir. Kişiye özgü uygulanmalıdır ve hekim karar vermelidir.
Detaylı bilgi için kliniğimize ulaşabilirsiniz.
PROF.DR.SEVTAP HAMDEMİR KILIÇ[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1771501032335-b03b34982a43381e186240f52516335d-6"][/vc_column][/vc_row]
#### Miyom Tedavisi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Miyom Tedavisi[vc_column_text css=""]Miyom, doğurganlık dönemlerinde düz kaslarda meydana gelen iyi huylu tümörlerdir. Kanser hücresi değillerdir. Myoma uteri ve myom olarak adlandırılabilir. Rahim duvarının kas ve bağ dokusunda meydana gelir. Çapları, ölçüleri değişebilir. Değişiklik gösterebilir. Bir tane olabilirken birden fazla da olabilir. Miyomun nedenleri net olarak söylenemese de hormonal değişiklikler, genetik, obezite ve ergenlik ile ilişkili de olabilir. Genellikle hasta adet süresinin uzaması ile, şiddetli kanamalar ile ya da ağrı şikayeti ile başvurabilir. Cinsel ilişki esnasında da ağrı meydana gelebilir.
Myoma neden olan faktörler nelerdir?
Hormonal değişiklikler : kandaki yüksek düzeydeki östrojen, progesteron hormonları rahimdeki miyomların oluşumunu tetikleyen faktörlerin en başında yer alabilir. Menopoz sonrasında ise hormonlar azaldığı için miyomlarda küçülmeler olabilir.
Genetik faktörler : soy geçmişinde miyom hikayesi olan kişilerde miyom görülmesi artabilir.
Yaş : miyomlar genellikle 30 yaş ve sonrasında daha hızlı izlenirken, menopoz ile birlikte küçülmeler olabilir.
Ergenliğin erken başlaması
Kilo, obezite boyutundaki kilo
Yoğun kırmızı et tüketimi : Yapılan klinik çalışmalara göre kırmızı et tüketimi ile doğru orantılı artış olduğu izlenmiştir. Miyom oluşma riskini azaltmak için dengeli beslenmeye de özen göstermeliyiz.
Alkol ve kafein tüketimi
Miyomların belirtileri nelerdir?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Uzun süren adet kanamaları
Şiddetli ağrılı adet kanamaları
Adet düzensizlikleri
Pelvik ağrılarda artış
Ağrılı cinsel ilişki
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Bel ağrısı
Kasık ağrıları
Karında büyüme
Sık idrara çıkma mesaneye baskısı nedeni ile
Kabızlık da meydana gelebilir.
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Hastalarımız genellikle yukarıdaki maddelerdeki şikayetler ile başvurmaktadır.
Miyomların Teşhisi Nasıl Yapılmaktır?
Senelik yapılması gereken rutin muayenelerde jinekolojik muayene esnasındaki ultrasonografilerde tespit edilebilir. Bazen radyolojik olarak MR da gerekebiliyor. Bu gibi durumlarda ise yönlendirme yaparak öncelikle tetkikleri tamamlamak istiyoruz.
Miyomlar için ultrasonografi görüntüleme yöntemi ile rahatlıkla tanı konulabilir. Ayrıca görüntüleme yöntemleri miyom sayılarını gösterirken, rahim içerisindeki konumlarını da gösterir.
MR miyom içerisindeki kistik alanları da gösterebilir. Ultrasonografi sonrasında ihtiyaç halinde MR çekilebilir.
Miyom kimlerde görülebilir?
Miyom menopoz dönemi hariç kadınların doğurganlığı olan dönemde miyom tanısı konulabilir. Obezite, yaş, ergenliğin erken başlaması gibi durumlarda ya da aşırı kırmızı et tüketiminin olduğu durumlarda görülebilir.
Miyom tedavisi nasıl yapılmaktadır?
Miyomların cerrahi yolla alınarak tedavisi mümkündür. Kapalı yani laporoskopik olarak yapılabilirken aynı zamanda açık ameliyat ile de myomları eksize etmek mümkündür.
Kapalı miyom ameliyatı nasıl yapılır?
Kapalı miyom ameliyatında 0,5cm’lik 3-4 adet abdominal karın kesisi ile girilir. Karın içerisine girilerek daha sonra monitörden izleyerek ameliyat yapılabilir. Göbek deliğinden girilerek optik kamera ile izlenir. Co2 gazı ile şişirilir karın boşluğu. Rahimdeki miyomlar izlenerek rahimden ayrılması sağlanır. Kapalı miyom ameliyatlarında kesinin küçük olması miyom ameliyatı sonrasında ve ameliyat sürecinde de konforlu bir yaşam sağlar.
Kapalı miyom ameliyatının avantajları nelerdir?
Hızlı yara iyileşmesi
Kesi yeri fıtığının daha seyrek görülmesi
Karın içi yapışıklığın az olması
Barsak hareketlerinin hızlı normale dönüşü
Taburculuk süresinde konfor
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724567289579-ddb11452-098f-4"][/vc_column][/vc_row]
#### Mood & Sleep Kokteyl
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Mood & Sleep Kokteyl (Damar İçi) Nedir? Kadın Sağlığında Uyku ve Duygudurum Dengesine Bütüncül Yaklaşım[vc_column_text css=""]Günümüzün yoğun temposu, artan stres düzeyi ve hormonal dalgalanmalar; özellikle kadınlarda uyku bozuklukları, anksiyete, duygudurum değişiklikleri ve kronik yorgunluk şikâyetlerini giderek daha yaygın hale getirmektedir. Bu noktada fonksiyonel ve bütüncül tıp uygulamaları arasında yer alan Mood & Sleep damar içi (IV) kokteyl, sinir sistemi ve hormonal dengeyi destekleyen etkili bir tamamlayıcı yaklaşım sunmaktadır.
Bu yazıda Mood & Sleep IV kokteylinin içeriği, etki mekanizması ve kadın sağlığındaki önemi detaylı şekilde ele alınmaktadır.
Mood & Sleep Kokteyl (IV) Nedir?
Mood & Sleep IV kokteyl, sinir sistemi, nörotransmitter dengesi ve hormonal regülasyonu desteklemeyi amaçlayan vitamin, mineral ve aminoasitlerin damar yoluyla uygulanmasıdır. Oral takviyelere kıyasla damar içi uygulama; sindirim sistemini bypass ederek hızlı, güçlü ve etkili emilim sağlar.
Bu kokteyl; özellikle uyku kalitesini artırmak, stres toleransını yükseltmek ve zihinsel berraklığı desteklemek amacıyla planlanır.
Mood & Sleep IV Kokteyl İçeriğinde Neler Bulunabilir?
Kokteyl içeriği kişiye özel planlanmakla birlikte genellikle aşağıdaki bileşenleri içerir:
Magnezyum
* Sinir sistemi gevşemesini destekler
* Kas gerginliğini azaltır
* Uykuya geçişi kolaylaştırır
B Kompleks Vitaminleri (özellikle B6, B12)
* Serotonin ve melatonin sentezinde rol alır
* Enerji metabolizmasını destekler
* Duygudurum dalgalanmalarının dengelenmesine yardımcı olur
Amino Asitler (ör. L-triptofan, taurine)
* Serotonin ve melatonin öncülleridir
* Anksiyete ve huzursuzluk hissini azaltmaya katkı sağlar
Çinko
* Nörotransmitter dengesi ve bağışıklık desteği
* Hormonal regülasyon üzerinde olumlu etki
C Vitamini
* Antioksidan etki
* Stres hormonlarının (kortizol) dengelenmesine destek
İçerik; yaş, semptomlar, hormonal durum ve laboratuvar sonuçlarına göre bireyselleştirilmelidir.
Mood & Sleep IV Kokteyl Nasıl Etki Eder?
Damar içi uygulama sayesinde aktif bileşenler doğrudan dolaşıma katılır ve:
* Sinir sistemi üzerindeki baskıyı azaltır
* Parasempatik sistemi (gevşeme modu) destekler
* Melatonin ve serotonin üretimini optimize eder
* Uykuya dalma süresini kısaltır
* Uyku bölünmelerini azaltabilir
Bu etki mekanizması, özellikle stres kaynaklı uykusuzluk yaşayan kadınlar için önemlidir.
Kadın Sağlığında Mood & Sleep Kokteylinin Önemi
Hormonal Dalgalanmalar ve Uyku
Kadınlarda adet döngüsü, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz süreci; uyku düzenini doğrudan etkiler. Mood & Sleep IV kokteyl:
* PMS ve PMDD dönemlerinde uyku kalitesini destekler
* Perimenopoz ve menopozda gece uyanmalarını azaltmaya yardımcı olabilir
Anksiyete, Stres ve Duygudurum Değişiklikleri
Kadınlar, stres hormonlarındaki dalgalanmalara daha duyarlıdır. Bu kokteyl:
* Sinir sistemini yatıştırır
* Anksiyete belirtilerinin hafiflemesine katkı sağlar
* Gün içi zihinsel dengeyi destekler
Fertilite ve Tüp Bebek Sürecinde Destek
Uyku bozukluğu ve kronik stres; yumurtlama, hormon salınımı ve embriyo tutunması üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Mood & Sleep IV:
* Kortizol düzeylerinin dengelenmesine destek olur
* Fertilite sürecinde bütüncül tedavilerin tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir
Doğum Sonrası Dönem
Doğum sonrası uykusuzluk, lohusalık hüznü ve zihinsel yorgunluk oldukça yaygındır. Damar içi Mood & Sleep desteği:
* Sinir sistemini toparlamaya yardımcı olabilir
* Anne adayının genel yaşam kalitesini destekler
Mood & Sleep IV Kokteyl Kimler İçin Uygun Olabilir
* Uykuya dalmakta zorlananlar
* Gece sık uyananlar
* Kronik stres ve zihinsel yorgunluk yaşayanlar
* PMS, perimenopoz veya menopoz dönemindeki kadınlar
* Fertilite ve IVF sürecinde olanlar
* Duygudurum dalgalanmaları yaşayan bireyler
Uygulama Nasıl Yapılır?
* Steril koşullarda damar yoluyla uygulanır
* Seans süresi genellikle 30–45 dakikadır
* Haftalık veya ihtiyaca göre kür şeklinde planlanabilir
* Uygulama sonrası günlük yaşama hızlı dönüş sağlanır
Güvenlik ve Yan Etkiler
Mood & Sleep IV kokteyl, uygun doz ve hekim kontrolüyle uygulandığında genellikle güvenlidir. Ancak:
* Hamilelik ve emzirme döneminde mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir
* Kullanılan ilaçlar mutlaka bildirilmelidir
* Tedavi kişiye özel planlanmalıdır
Kaliteli Uyku, Dengeli Ruh Hali ve Sağlıklı Kadın Bedeni
Mood & Sleep damar içi kokteyl; uyku kalitesini artırmayı, stres düzeyini azaltmayı ve duygudurum dengesini desteklemeyi amaçlayan bütüncül ve fonksiyonel bir yaklaşımdır. Özellikle kadınların yaşam döngüsü boyunca maruz kaldığı hormonal ve psikolojik yük göz önüne alındığında, bu uygulama yaşam kalitesini artıran güçlü bir destek seçeneği sunar. Sağlıklı bir uyku; dengeli hormonlar, güçlü bağışıklık ve sağlıklı bir zihin için vazgeçilmezdir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="ivtedaviler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1767780691228-bf943c26-573d-4"][/vc_column][/vc_row]
#### Pelvik Taban Ünitesi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Pelvik Taban Ünitesi[vc_column_text css=""]Pelvik Taban Nedir?
Pelvisin iç kısmını örten ve leğen kemiğinin içerisinde bulunan mesanenin, rahmin, yumurtalıkları ve protat ile kalın barsak da son kısmı olan rektumun görevlerini yerine getirilmesi için var olan kas tabakası pelvik taban olarak isimlendirilir.
Pelvik taban kaslarında; işeme, dışkılama, cinsel fonksiyonlarda da oldukça önemli rol oynar. Aynı zamanda pelvik organlarda aşağıdan desteklenmesi sağlanarak kaldıraç görevi görmektedir.
Pelvik tabanın problemleri nelerdir?
Pelvik taban bozukluklarında kaslardan kaynaklı zayıflık durumlarında, gerginliklere bağlı ortaya çıkabilir. Kas güçsüzlüklerinde kas spazmı ile birlikte fonksiyonel kayıplar meydana gelebilir. Pelvik taban problemleri olan kadınlarda ise günlük hayatın gidişatında problem yaşayabilirler.
İdrar kaçırma
Stres tipi idrar kaçırmalarda en yaygın idrar kaçırma eşklidir. Öksürme ile,gülme, hapşurma, hareket halinde ortaya çıkabilir. Stres tipi idrar kaçırmalarda ani sıkışma hissi gelir ve hasta tuvalete yetişemez. Sıkışma tipi idrar kaçırmalarda tuvalete yetişememe olarak tariflenir. Miks tip idrar kaçırmalar ise stres ve sıkışma tipi ile birlikte meydana gelen durumdur. Pelvin organların sarkması durumu prolapsus olarak isimlendiriliken, pelvik organlarda dokuların zayıfığı nedeni ile sarkabilir.
Pelvik ağrı
Çikolata kistlri ve postatitis ile pelvik inflamatuar hastalıklarda, enfeskiyonlarda, cerrahi operasyonlarda meydana gelen yapışıklıklar ile pelvik tabandaki damaların dolaşım sorunları alt karında ağrılara neden olabilir. Spazma girerek fonksiyonlarını gerçekleştirmekte sorun yaşayabilirler.
Dışkı ve gaz kaçırma
Pelvik tabandaki işlev bozuklukları istemsiz olarak dışkılama ve istemsiz gaz kaçırmalara neden olabilir.
Kabızlık
Pelvik taban kaslarında kasların gevşemesine ve sağlıklı dışkılamaya engel bir durumdur.
İnterstisyel sistit
Mesane ile ilgili bir problem gibi olsa da pelvik taban ile ilgili de ortaya çıkabilir. Bu durumda pelvik taban seansları da rahatlatacaktır.
Cinsel işlev problemleri
Pelvik taban kaslarındaki fonksiyon bozuklukları orgazm olamamayı beraberinde getirebilirken aynı zamanda orgazmı zor elde etmeyi de beraberinde getirir. Vajinismus, sertleşme bozuklukları, erken boşalma, geç boşalma gibi sorunlar meydana gelebilir.
Pelvik taban problemlerine kimler adaydır?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Menopoz döneminde olan kadınlar
Diyabetik kadınlar
Kronik kabızlık durumları
Obezite
Ani kilo alımı yaşayanar
Kronik öksürük
Duruş bozuklukları
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Gebeler
Doğum yapan kadınlar
Yaşlılar
Prostat hastaları
Mesane fonksiyon bozukluğu olanlar
Barsak fonksiyon bozukluğu olanlar
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Pelvik taban tedavisi nedir?
Pelvik taban bozukluklarında her ne olursa olsun zamanla çevresindeki organları ya da başka problemlere yol açabilir. Bu durumlar kişilerin bedensel sağlığını etkiler. Kombine protokoller oluşturarak, kliniğimizde hem kadın doğum kliniğiniğinden hem de pelvik taban ünitemizden faydalanabilirsiniz. Alanında uzman ekibimizle ; alanında uzman doktor ve alananda uzman pelvik taban fizyoterapistler pelvik taban kas fonksiyonlarının değerlendirilmesi arkasından ekip kombine tedavi ile başlayacaktır.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724570446979-73efdf07-061a-7"][/vc_column][/vc_row]
#### Polikistik Over Sendromu (PCOS)
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Polikistik Over Sendromu (PCOS)[vc_column_text css=""]Polikistik Over Sendromu (PCOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biridir. Adet düzensizlikleri, tüylenme, kilo problemleri ve kısırlığa yol açabilen PCOS, sadece üreme sağlığını değil; metabolik ve psikolojik sağlığı da yakından etkiler. Yapılan bilimsel araştırmalara göre dünyada kadınların yaklaşık %5 ila %15’i bu sendromdan etkilenmektedir. PCOS, erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen kronik bir durumdur.
PCOS Nedir?
Polikistik Over Sendromu, yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist oluşumu ve hormonal dengesizlikle seyreden bir endokrin hastalıktır. “Polikistik” kelimesi, yumurtalıklarda görülen çok sayıda küçük folikülü ifade eder. Ancak PCOS yalnızca yumurtalıklarda kist oluşumundan ibaret değildir; aynı zamanda vücudun insüline yanıtını, hormon dengesini ve hatta ruh sağlığını etkileyen sistemik bir bozukluktur.
PCOS’un En Temel Özellikleri:
Adet düzensizlikleri
Erkeklik hormonu (androjen) fazlalığı belirtileri
Yumurtalıklarda polikistik görünüm
PCOS’un Görülme Sıklığı ve Önemi
PCOS, üreme çağındaki kadınların yaklaşık her 10 kadından 1’ini etkiler. Ergenlik döneminde adet görmeye başlanmasından itibaren ortaya çıkabilir. Sadece doğurganlık sorunlarına değil, aynı zamanda tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve obezite gibi ciddi sağlık sorunlarına da zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle PCOS, kadın sağlığı açısından yalnızca jinekolojik bir sorun değil, aynı zamanda metabolik ve kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir.
PCOS’un Nedenleri ve Risk Faktörleri
PCOS’un kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Başlıca Risk Faktörleri
Genetik yatkınlık: Ailede PCOS, tip 2 diyabet veya insülin direnci öyküsü olması
İnsülin direnci: Kandaki insülin seviyesinin yüksek olması yumurtalıkların normal çalışmasını bozar
Hormonal dengesizlik: Androjen fazlalığı
Obezite: Fazla kilo PCOS’un şiddetini artırır
Yaşam tarzı: Düzensiz beslenme, hareketsizlik
PCOS’un Belirtileri
PCOS her kadında farklı belirtilerle ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda çok belirgin semptomlar olurken, bazılarında hafif seyreder.
En sık görülen belirtiler:
Adet düzensizlikleri: Seyrek adet görme, hiç adet görmeme (amenore)
Tüylenme (Hirsutizm): Yüz, çene, göğüs ve karın bölgesinde erkek tipi kıllanma
Akne ve yağlı cilt
Kilo artışı ve kilo verememe
Saç dökülmesi (erkek tipi kellik)
Doğurganlık sorunları: Yumurtlamanın düzensiz olması nedeniyle gebe kalmakta güçlük
PCOS Tipleri
Klasik PCOS (Tip A)
Belirtiler:
Adet düzensizlikleri
Androjen fazlalığı (tüylenme, akne, saç dökülmesi)
Ultrasonla görülen polikistik over görünümü
Özellikler:
En sık görülen ve en ağır seyreden tiptir.
Hem hormonal hem de yumurtalık kaynaklı bulgular mevcuttur.
İnsülin direnci ve obezite riski bu grupta daha yüksektir.
Tedavi:
Kilo kontrolü, insülin duyarlılığını artıran tedaviler, hormonal düzenleyiciler.
Ovulatuvar PCOS (Tip B)
Belirtiler:
Androjen fazlalığı vardır.
Adetler genellikle düzenlidir.
Yumurtalıklarda polikistik görünüm olabilir veya olmayabilir.
Özellikler:
Yumurtlama devam ettiği için doğurganlık sorunları daha azdır.
Ancak tüylenme, akne gibi kozmetik problemler ön plandadır.
Tedavi:
Anti-androjen ilaçlar, kozmetik çözümler, yaşam tarzı düzenlemeleri.
Non-Klasik PCOS (Tip C)
Belirtiler:
Adet düzensizlikleri vardır.
Yumurtalıklarda polikistik görünüm vardır.
Ancak androjen fazlalığı klinik olarak belirgin değildir.
Özellikler:
Androjen fazlalığı biyokimyasal olarak ölçülse bile dış görünüşte çok fazla bulgu olmayabilir.
Genellikle “sessiz” seyreden bir alt tiptir.
Tedavi:
Adet düzenleyici tedaviler, gerekirse ovulasyon indüksiyonu.
Sadece Ultrasonik PCOS (Tip D)
Belirtiler:
Yumurtalıklarda polikistik görünüm vardır.
Ancak ne adet düzensizliği ne de androjen fazlalığı mevcuttur.
Özellikler:
Genellikle tesadüfen ultrason sırasında tanı alır.
Klinik açıdan en hafif formdur.
Bu kadınlarda PCOS’un uzun vadeli metabolik etkileri daha düşüktür.
Tedavi:
Belirti olmadığı sürece tedaviye gerek olmayabilir, düzenli takip yeterlidir.
PCOS Tiplerinin Klinik Önemi
Her PCOS tipi farklı riskler taşır:
Tip A: Kısırlık, obezite, insülin direnci ve metabolik sendrom riski yüksektir.
Tip B: Kozmetik sorunlar ön plandadır.
Tip C: Adet düzensizlikleri ve doğurganlık sorunları görülebilir.
Tip D: Daha hafif seyirlidir, genellikle düzenli takip gerekir.
PCOS Tanısı Nasıl Konur?
PCOS tanısında en çok kullanılan kriter Rotterdam Kriterleri’dir. Buna göre aşağıdaki üç bulgudan en az ikisi mevcutsa PCOS tanısı konur:
Yumurtlama düzensizliği (oligo/anovulasyon)
Androjen fazlalığı bulguları (tüylenme, akne, saç dökülmesi)
Ultrason ile yumurtalıklarda polikistik görünüm
Tanıda Kullanılan Testler
Hormon testleri: LH, FSH, testosteron, prolaktin, tiroit hormonları
Kan şekeri ve insülin testi
Ultrason incelemesi
PCOS ve Metabolik Sağlık
PCOS sadece üreme sağlığını değil, metabolik sistemi de etkiler.
İnsülin direnci PCOS’lu kadınların %50-70’inde görülür.
Tip 2 diyabet riski normal kadınlara göre 3-4 kat fazladır.
Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları daha sık görülür.
Obezite, PCOS belirtilerini ağırlaştırır.
PCOS ve Ruhsal Sağlık
Araştırmalar, PCOS’lu kadınlarda ruhsal sorunların daha sık olduğunu göstermektedir.
Depresyon ve kaygı bozuklukları
Vücut algısında bozulma
Yaşam kalitesinde düşme
Bu nedenle PCOS tedavisinde psikolojik destek de önemlidir.
PCOS Tedavisi ve Yönetimi
PCOS tedavisi kişiye özel planlanmalıdır. Her kadında belirtiler farklı olduğu için tedavi yaklaşımı da değişir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Dengeli beslenme: Rafine şekerden uzak, düşük glisemik indeksli beslenme
Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika
Kilo kontrolü: Vücut ağırlığının %5-10’unu kaybetmek bile adet düzenini sağlayabilir
İlaç Tedavisi
Doğum kontrol hapları: Adet düzenleyici, tüylenme ve akne azaltıcı
Metformin: İnsülin direncini azaltır
Tüylenme ilaçları (anti-androjenler)
Gebelik İsteyen Kadınlarda Tedavi
Yumurtlama ilaçları (klomifen, letrozol)
Tüp bebek (IVF) yöntemleri
Kozmetik Çözümler
Lazer epilasyon
Akne tedavileri
PCOS ve Gebelik
PCOS’lu kadınlarda yumurtlama düzensizliği nedeniyle gebelik şansı azalabilir. Ancak doğru tedaviyle gebelik elde etme oranı yüksektir.
Gebelikte PCOS şu riskleri artırabilir:
Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet)
Preeklampsi
Düşük riski
Bu nedenle PCOS’lu kadınların gebelik süreci yakın takip edilmelidir.
PCOS Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar
❌ “PCOS sadece kilolu kadınlarda görülür.”
➡️ Yanlış. Zayıf kadınlarda da PCOS olabilir.
❌ “PCOS tamamen kısır yapar.”
➡️ Yanlış. Tedavi ile pek çok kadın sağlıklı bir şekilde gebe kalabilir.
❌ “PCOS geçici bir durumdur.”
➡️ Yanlış. Kronik bir durumdur, ancak yönetilebilir.
PCOS’lu Kadınlar İçin Yaşam Tarzı Önerileri
Düzenli uyku
Stres yönetimi (yoga, meditasyon)
Akdeniz tipi beslenme
Fast-food ve işlenmiş gıdalardan uzak durma
Polikistik Over Sendromu, kadın sağlığını pek çok yönden etkileyen karmaşık bir durumdur. Ancak erken tanı, düzenli takip, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedavi yöntemleriyle PCOS yönetilebilir. PCOS ile yaşayan kadınlar doğru destekle hem sağlıklı bir yaşam sürebilir hem de anne olabilir.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1757964655626-f4319297-2172-8"][/vc_column][/vc_row]
#### Tüp Bebek ve Aşılama Tedavisi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Tüp Bebek Doktoru - Prof. Dr. Sevtap Hamdemir KılıçAnkara Tüp Bebek Merkezi[vc_single_image image="8853" img_size="full" css=""][vc_column_text css=""]Bir sene boyunca düzenli ilişkiye girmesine rağmen bir senenin sonunda hala gebelik elde edilememiş çift infertil çift olarak kabul edilmektedir. On iki ay sonrasında değerlendirme için kliniğimize aldığımız hastalarımızda süreç ise, öncelikle hormonal değerlendirme, yaşlarının değerlendirilmesi, spermiyogram değerlendirmesi, rahim filmi ile birikte herşey göz önünde bulundurularak bir planlama yapılabilir. Bazen süreç ovulasyon indüksiyonu, aşılama ve tüp bebek tedavisi olarak ilerlerken ; bazen de süreç direkt olarak tüp bebek tedavisi olarak da başlayabilir. Bu gibi durumlarda hasta tetkikleri ile birlikte ön değerlendirmesi oldukça büyük önem taşımaktadır.
Aşılama ve tüp bebek tedavisi alanında uzman hekimler tarafından uygulanmalıdır.
İnfertilite nedenleri nelerdir?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510669135{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Yumurtalıkların sağlıklı olmaması,
Sigara ve alkol kullanımı,
Birden fazla düşük,
Tüplerin tıkalı olması,
Yoğun stres,
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Kötü yaşam kalitesi,
Testislerde ısı artışı,
Testis damarlarında genişleme,
Enfeksiyon,
Sperm sayısı,
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Aşılama tedavisi kimler için uygundur ve kimler için uygun değildir?
Aşılama tedavisi doğal yumurta gelişimi takibi veya iğne ile yumurta büyüterek daha sonrasında çatlatma iğnesini takiben aşılama tedavisi yapılabilir. Peki kimler için uygun değildir sorunun cevabı ise; aşılama tedavisi, kadın 35 yaşından büyükse, azalmış yumurta rezervi var ise ya da erken menopoz riski var ise, ileri derecede endometrioma olan hastalarda, her iki tüp kapalı ise ve düşük sperm sayısı problemi var ise aşılama tedavisi önerilmez.
Aşılama Tedavisinde Süreç Nedir?
Aşılama tedavisine adetin ikinci ya da üçüncü günü başlanarak, follüküllerin büyümesi için iğneli ilaç tedavisi ya da oral olarak ilaç tedavisi desteği verilmektedir. İlaç takibi sürecinde ultrasonografi kontrolleri için üç ila dört gün aralıklarla kliniğimizde muayene etmekteyiz. Süreç boyunca yumurtaları takip ederek yaklaşık 16-18 mm ye ulaşan follüküllere çatlatma iğnesi ve çatlatma iğnesini takiben ise sperm yıkama ve aşılama uygulanmaktadır. Sperm yıkama embriyoloji laboratuvarında yapılırken, aşılama tedavisi ise anestezi gerektirmeden kliniğimizde uyguladığımız ince bir katater yardımı ile yapılan bir işlemdir.
Tüp bebek tedavisi kimler için uygundur?[/vc_column_text][vc_row_inner css=".vc_custom_1724510652217{padding-bottom: 10px !important;}"][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Kadına ait yumurta rezervi problemlerinde,
Myomlarda,
Endometriozislerde,
Tüplerin tıkalı oldupu durumlarda,
Tüplerin bağlı olması durumunda,
Tekrarlayan düşüklerde,
Tekrarlayan gebelik kayıplarında,
İleri yaşta,
[/vc_column_text][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/2"][vc_column_text css=""]
Açıklanamayan infertilitede,
Tekrarlayan yumurtlama tedavileri ve tekrarlayan aşılama tedavilerinde,
Erkeğe ait faktörlerde,
Azospermi olan erkek hastalarda çifte ovulasyon indüskiyonu ve aşılama tedavisini artık geçerek tüp bebek tedavisi önerilmektedir. Yukarıdaki maddeler tüp bebek tedavisi için uygundur.
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][vc_column_text css=""]Tüp Bebek Tedavisine Ne Zaman Başlanır?
Tüp bebek tedavisine, öncelikle var olan yumurtalarda uyarılma sağlamak için adetin ikinci ya da adetin üçüncü günü ilaç tedavisine başlanmaktadır. Birinci günü çiftin ekibimiz ile iletişime geçmesini isteyerek ikinci ya da üçüncü günü yolumuza ilk adımımızı birlikte atıyoruz. Peki adetin ikinci günü ne yapıyoruz? Hormon analizi ile başlayan süreçte yumurtaları değerlendirmek için transvaginal ultrason ile hem rahmi, rahim duvarını ve yumurta rezervini değerlendirerek iğneli ilaç tedavisine doğru dozda başlamayı hedefliyoruz.
Tüp Bebek Tedavisinde Süreç Nedir?
Tüp bebek tedavisinde süreç ;
1. Adım : Yumurtaların uyarılmasını sağlamak : Var olan yumurtalarda uyarılma sağlamak için doğru doz da iğneli ilaç tedavisi ile follüküllerin büyümesi sağlanır. Yaklaşık 10-12 günlük yumurta takip sürecinde üç ila dört gün aralıklarla hastalarımızın ultrason kontrollerini ve hormon kontrollerini takiben yumurta büyüdüğünde çatlatma iğnesi uygulanmaktadır.
2. Adım : Yumurta Toplama : Olgunlaşan ve büyüyen yumurtalara çatlatma iğnesinin uygulanmasından yaklaşık 36 saat sonra tüp bebek merkezinde yumurta toplama işlemi yapılır. Oosit pick up yani OPU sedasyon anestezi eşliğinde yapılan hemen hemen on beş dakika kadar süren bir işlemdir. Aspire edilerek embriyoloji tarafından incelenir.
3. Adım : Mikroenjeksiyon : Mikroenjeksiyon yani ICSI de ise yumurtalar yeterli olgunluğa ve kaliteye ulaşmış ise sperm ile mikroenjeksiyon yapılır. Yani döllenme gerçekleştirilir.
4. Adım : Embriyo Transferi : Sağlıklı bir şekilde döllenen ve hücre bölünmeleri sonrasında sağlıklı hücre sayısına ulaşan embriyolarda yumurta toplama işleminden üç ila beş gün sonra embriyo transferi gerçekleştirilir. Anestezi gerektirmeyen bir katater yardımı ile yapılan bir küçük işlemdir. Devamında ise transfer edilen embriyoların tutunmasındaki şansı arttırmak için ilaç desteği verilmektedir.
5. Adım : Gebelik Testi : embriyo transferinden sonra 12 gün luteal faz dönemi sürer. Süreç sonunda kanda gebelik testi ile sonuç alabiliriz.
Tüp bebek tedavisinde daha pek çok destek tedavi bulunmaktadır. Yumurta rezervi için kök hücre, PRP, eksozom gibi tedavilerin yanı sıra tüp bebek tedavisi sürecinde embriyo genetiğini araştırması, embriyo dondurma ve dondurulmuş embriyo transferi ile ilgili de tüm bilgilendirmeler için blog yazılarımızı ziyaret edebilirsiniz.[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][vc_column_text css=""]Tüp Bebek Nedir?
Tüp bebek, bilimsel adıyla "in vitro fertilizasyon" (IVF), infertilite (kısırlık) tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemde kadının yumurtalıklarından alınan yumurtalar laboratuvar ortamında döllenerek embriyo oluşturulur. Daha sonra oluşan embriyolar rahme yerleştirilerek gebelik elde edilmesi amaçlanır. Tüp bebek, çeşitli nedenlerle hamile kalamayan çiftler için bir umut kapısı olarak değerlendirilir.
Ankara Tüp Bebek Doktoru – Uzman Ellerde Güvenli Bir Yolculuk
Çocuk sahibi olma hayalini erteleyen çiftler için tüp bebek (IVF) tedavisi, modern tıbbın sunduğu en etkili çözümlerden biridir. Ankara’daki kliniğimizde, alanında deneyimli tüp bebek doktorumuz eşliğinde, çiftlere özel bireyselleştirilmiş tedavi planları sunuyoruz.
Her çiftin yaşadığı infertilite (kısırlık) süreci kendine özgüdür. Bu nedenle tüp bebek tedavimiz, detaylı muayene, hormon testleri, yumurtalık rezervi değerlendirmesi ve sperm analizi gibi kapsamlı bir değerlendirme süreciyle başlar. Amacımız, en yüksek başarı oranına ulaşmak için süreci titizlikle yönetmektir.
Kliniğimizde uyguladığımız başlıca tüp bebek hizmetleri şunlardır:
Yumurtalık uyarımı ve takip
Yumurta toplama işlemi (OPU)
Laboratuvar ortamında döllenme
Embriyo transferi
Donmuş embriyo transferi (FET)
Mikroenjeksiyon (ICSI)
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)
Yüksek başarı oranlarımız, etik yaklaşımımız ve psikolojik destekle tamamladığımız tedavi sürecimizle Ankara’da tüp bebek alanında güvenle tercih edilebilecek bir adresiz.
Siz de anne-baba olma hayalinize bir adım daha yaklaşmak istiyorsanız, Ankara’daki tüp bebek doktorumuza danışarak sürecinize emin ellerde başlayabilirsiniz.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""]
Tüp bebek (IVF) tedavisi, belirli aşamalardan oluşan planlı ve kontrollü bir süreçtir. Her aşama, gebelik şansını artırmak amacıyla dikkatle uygulanır. İşte tüp bebek tedavisinin temel aşamaları:
1. Ön Görüşme ve Tetkikler
İlk adım, çiftin detaylı olarak değerlendirilmesidir. Kadının yumurtalık rezervi, rahim yapısı ve hormon düzeyleri incelenir. Erkekten sperm örneği alınarak sperm analizi yapılır. Bu aşama, kişiye özel tedavi planının oluşturulmasını sağlar.
2. Yumurtalıkların Uyarılması (Over Stimülasyonu)
Kadına hormon içeren iğneler (gonadotropinler) verilerek yumurtalıkların birden fazla yumurta üretmesi sağlanır. Bu süreç genellikle 8-12 gün sürer ve düzenli ultrason takipleri ile yumurtaların gelişimi izlenir.
3. Yumurta Toplama (OPU - Ovum Pick-Up)
Yumurtalar yeterli olgunluğa ulaştığında, hafif anestezi altında vajinal ultrason eşliğinde yumurta toplama işlemi yapılır. Aynı gün erkekten sperm örneği alınır.
4. Dölleme (Fertilizasyon) ve Embriyo Gelişimi
Toplanan yumurtalar, laboratuvarda eşin spermi ile döllenir. Döllenen yumurtalar embriyoya dönüşür. Embriyolar genellikle 3 ila 5 gün laboratuvar ortamında izlenir ve gelişim kalitesine göre değerlendirilir.
5. Embriyo Transferi
Gelişen kaliteli embriyolardan 1 ya da 2 tanesi, ince bir kateter yardımıyla rahme yerleştirilir. Bu işlem ağrısızdır ve anestezi gerektirmez. Transfer sonrası kısa bir dinlenme süresi verilir.
6. Destekleyici İlaç Tedavisi ve Bekleme Süreci
Embriyonun rahme tutunmasını desteklemek amacıyla progesteron içeren ilaçlar kullanılır. Transferden yaklaşık 10-12 gün sonra kanda gebelik testi (Beta hCG) yapılır.
7. Gebelik Takibi
Test sonucu pozitifse, belirli aralıklarla ultrasonla gebelik gelişimi takip edilir. Gebelik oluşmazsa nedenler değerlendirilir ve yeni tedavi planlaması yapılır.
[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1751355238643-d619a5e9-64c4-5"][/vc_column][/vc_row]
#### Vajinismus Tedavisi
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]Vajinismus Tedavisi[vc_column_text css=""]Vajinismus Nedir?
Psikolojik, bazen de fizyolojik nedenlerden dolayı, vajinadaki kasların cinsel ilişki sırasında olması gereken esnekliğe izin vermeyecek şekilde kasılması ve vajinaya girişin engellenmesi durumu vajinismus hastalığı olarak tanımlanır. Kadınlarda görülen bu bozukluk cinsel yaşamı oldukça kötü etkilemektedir.
Vajinismus Belirtileri
Penetrasyon
Ağrı veya rahatsızlık
Fazla kasılma
Cinsel ilişkiden kaçınma
Vajinismus Nedenleri
Fiziksel nedenler: enfeksiyonlar hormonal değişiklikler, cerrahi ve tıbbi durumlar ,cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar
Psikolojik nedenler: anksiyete ve stres depresyon travma kültürel ve dini inançlar
İlişki faktörlere iletişim sorunları cinsel uyum duygusal bağlanma
Vajinismus Tedavisi
Cinsel terapi
Psikoterapi
Fizik tedavi
Desensitizasyon teknikleri
Psikoeğitim ve danışmanlık
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724571162632-8d9b06ef-cb23-1"][/vc_column][/vc_row]
#### Video
Kolik mi, Süt Alerjisi mi? Bebeğime Sütüm Yetiyor mu?
Genital Estetik Yatakta Mutluluğu Arttır mı? Cinsel Terapist Cem Keçe ile Konuştuk.
Polikistik Over mi, Yoksa Sadece Hormon Dengesizliği mi? | Endokrin Uzmanı ile Konuştuk
Sperm Neden Yıkanır? | Tüp Bebek Tedavisi
Lousalık Depresyonuna Çözüm
hidrosalphenx tanısı hidrosonografi ile dogrulanmaktadir #üremesağlığı #kadınsağlığı #doğurganlık
Anne Yaşı ve Düşük Over Rezervi: Doğurganlığı Nasıl Etkiler?
PCOS’u Konuşuyoruz: Kadın Doğum ve Diyetisyen Gözüyle
Merak ettiklerinizi bize sorabilirsiniz.#viral
Daha fazla yükle...
Abone Ol
#### vNOTES (Vajinal) Laparoskopi Ameliyatı
[vc_row css_animation="fadeIn"][vc_column width="2/3"]vNOTES (Vajinal) Laparoskopi Ameliyatı[vc_column_text css=""]Jinekolojik ameliyatlarda ilk tercih edilmesi gereken ameliyat türlerinden birisidir. vNotes vajinal olarak endoskopik cerrahi anlamına gelir. Vajinal yolla; kamera ve cerrahi aletlerin ulaşarak karın içerisinde yerleştirdiği minimal bir cerrahi prosedürdür. Laporoskopik cerrahi de karından küçük girişimler olurken, vNotes da bir karın kesisi söz konusu değildir. Daha az ağrı ve daha az kanama ile birlikte hasta konforu fazladır ve günlük hayata dönüş oldukça hızlıdır.
Elbette tüm ameliyatlarda olduğu gibi hasta konforu çok önemlidir. Hasta ne kadar az ağrı hisseder günlük hayata ne kadar hızlı dönerse bunların hepsi avantajdır. Son zamanlarda artık ameliyatın türü el verdiği sürece nasıl açık ameliyatlardan uzaklaşıp laporoskopik ameliyatlar tercih edilebilir oldu ise; artık vajinal olarak uygulanan vNotes da oldukça konforludur. Artık günümüzde en güncel tedavi şeklidir.
vNotes yönteminde karından değil vajinal yolla jinekolojik olarak ameliyatları gerçekleştirmekteyiz. vNotes ; vajinal natural orifice transluminal endoscopic surgery anlamına gelir.
vNOTES Avantajları Nelerdir?
Obezitede daha güvenlidir.
Direkt görüş sağlar.
Hastalar daha az ağrı duyar.
Rutin hayata dönüş daha hızlıdır.
Hastaların karnında iz yoktur. Kozmetik açıdan daha iyidir.
vNOTES Hangi Ameliyatlar ile Yapılabilir?
Rahim almada kullanılabilir.
Rahim sarkmalarında kullanılabilir.
Tüp almalarda,
Tüp bağlamalarda,
Tüpleri kontrol etmede,
Ektopik gebeliklerde,
Over kistlerinde,
Myom alma ameliyatlarında vNOTES tercih edilebilir. Tabiki hastanın muayene sonrasında karar vermek daha sağlıklı olacaktır.
[/vc_column_text][vc_column_text css=""][/vc_column_text][/vc_column][vc_column width="1/3"][vc_widget_sidebar sidebar_id="hizmetler"][vc_empty_space height="30px"][vc_basic_grid post_type="post" max_items="5" element_width="12" gap="10" item="4339" css="" grid_id="vc_gid:1724569070098-55cf83be-be05-10"][/vc_column][/vc_row]